William Shakespeare’in İlk Folyo’sunun birinci kopyası açık artırmada 10 milyon dolara satıldı.

İngiliz yazar William Shakespearein vefatından yedi yıl sonra, 1623’te basılan, oyunlarının ilk toplu basımı Birinci Folyo, New York da Christie’s Müzayede Evi’nde açık artırmaya çıkarıldı.

Shakespeare’in yazdığı ve dünyada altı kopyası bulunan bir kitap açık artırmaya çıktığı ABD’inde  9,97 milyon dolara alıcı buldu.

İlk kopya olma özelliği taşıyan kitap, klasik edebiyat evreninde en yüksek fiyata satılan eser oldu.

Uzmanların eserin değerinin 4 ile 6 milyon dolar olduğu tahmin ediliyordu.

İngiliz dili ve edebiyatının en önemli eseri olarak kabul edilen ve 1623’te basılan kitap Shakespeare’in 36 piyesini bir araya getiriyor.

Ahşap yakma sanatçısı İhsan Gürdal (88), 47 yıldır sürdüğü çalışmalarıyla, ahşabı yakarak sanat eserine dönüştürüyor.

Ordulu İhsan Gürdal, terzilikle başladığı el sanatları işine, 1973 yılından bu güne ahşap yakarak devam ediyor.Yaklaşık 20 metrekarelik bir odanın içerisinde ahşap yakma sanatıyla uğraşan Gürdal, bugüne kadar binden fazla esere imza attı. Gürdal, yaşına rağmen sanattan kopmak istemiyor. Sanatın yaşı olmadığını ortaya koyan Gürdal, gençlere ise internetten ve telefondan uzak durup, el sanatlarıyla uğraşmaları tavsiyesinde bulunuyor.

Konfeksiyon ürünlerinin çıktıktan sonra ahşap yakma sanatına yöneldiğini ifade eden Gürdal, “Ben ilk olarak terzilik yapıyordum. Ancak konfeksiyon ürünleri çıkınca bu mesleğime devam edemedim. Sanata karşı çocukluğumdan beri bir hevesim vardı. Kalbimdeki kıvılcım zamanla aleve dönüştü. 1973 senesinden sonra resim sanatına yöneldim. Ağaç yakma diye anılan bir resim sanatına yöneldim. Osmanlı ve Selçuklu döneminde bu sanatla uğraşan insanlar varmış ancak şu anda Türkiye’de az biliniyor” dedi.’Yaptığım eserlerin bir mesajı var.’ Yaptığı eserlerin bir mesajının olmasına önem gösterdiğini belirten Gürdal, “Yaptığım eserler bir resim değilde bir anlam taşıyacak şekilde, mesajı olan, öğretici, eğitici sanata yöneldim. Mesela insanlar ve insanların tavırları üzerinde durdum. İnanın, insan olarak tavırlar sergilemediğine tanık oldum. Onlara ithaf bazı tablolar yaptım. Gençler el becerilerini ortaya koymalı.” diye konuştu.Gençlere nasihatlerde bulunan Gürdal, “Bu yaşa kadar gelişimde edindiğim tecrübeler şudur ki; insan üretecektir. Güzellikte içerisinde olacaktır. Üretmeyen insanın, tüketmeye de hakkı yoktur. Alın teriyle beraber çalışıp çoluk çocuğunu geçindiren insan, benim için en şerefli insandır. Gelecek nesillere örnek olmaya çalıştım. Çalışmalarımla, tavırlarımla, hareketlerimle, konuşmamla ve yaptığım eserlerle birlikte gelecek kuşaklara örnek olmaya çalıştım. Ölürken bu bildiklerimi mezara götürmeyeyim istedim. Gelecek kuşaklara bunları bırakmayı, öğretmeyi düşündüm. Gelecek nesile tavsiyem; boşuna internetle boşuna vakit geçirmesinler. Sağlıklarını bozuyorlar, beyinlerini meşgul ediyorlar. Başka işlerle meşgul olup üretsinler. Güzellikler yapsınlar. Bir şeyler ortaya koysunlar. Aile bütçelerine katkıları olacak şekilde kadınımız olsun, erkeğimiz olsun çalışıp el becerilerini ortaya koysunlar. İnsan oluşunun esas ana temeli de budur.” dedi.

Diyarbakır’da gençlerden oluşun halk müziği grubu ilk konserini seyirciye sunmak için hazırlıyor.

Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Engelli Şube Müdürlüğü, engelsiz bir hayatın önünü açmak için engelli bireylere yönelik birçok proje üretiyor.

Mesleki edindirme kursların yanında hayata renk katan çalışmalara da imza atan Müdürlük, görme engellileri notalarla aydınlatmak için müzik topluluğu oluşturdu.

Grup kurulurken müzik alt yapısına sahip fiziksel engelli gençlerde destek verdi.

Ritim, nota ve ses eğitimi verilen grup üyeleri yetenekleri doğrultusunda grupta görev aldı.

Yeni tip Corona virüs (Covid-19) salgını sürecinde gerekli tedbirleri alınarak Sümer Park’taki merkezde eğitimlerine devam eden grup üyeleri, ilk konser için gözünü 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne çevirdi.

Diyarbakır’da Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görme ve fiziksel engelli gençlerden oluşturulan halk müziği grubu, 3 Kasım Dünya Engelliler Gününde verecekleri konserle kulakların pasını silmek için prova yapıyor. ( Bestami Bodruk – Anadolu Ajansı )

Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Hayrullah Akyıldız yaptığı açıklamada görme, işitme, ortopedik ve farklı engeli bulunan kişilere ulaşarak kendilerine uygun kurslar açtıklarını ve bünyelerinde 22 kurs bulunduğunu söyledi.

Akyıldız görme ve fiziksel engelli gençlerden oluşan müzik grubunun 12 kişiden oluştuğunu, ilk konsere çıkmak için gün saydıklarını ifade etti.

Müzik eğitmeni ve koro şefi Halil Gümüş, Türk halk müziği dalında koro oluşturduklarını, ekip olarak güzel bir çalışma içerisinde olduklarını belirtti.

Yeteneği ve müziğe yatkınlığı olan gençleri seçerek grubu oluşturduklarını dile getiren Gümüş, “Yolun başındayız. İnşallah güzel projelerimiz var. Projelerimizi sırayla hayata geçiriyoruz. İlk olarak ilimizde ve ilçelerimizde konserler vereceğiz. Sonra da Türkiye turnesi yapmayı düşünüyoruz. İnşallah bunu da gerçekleştireceğiz.” dedi.

Grupta solist olan Serap Demirkabu da müziğin ruhunun gıdası olduğunu ifade ederek, 6 yaşından bu yana müzikle uğraştığını söyledi.

Haftanın 5 günü müzik çalışmalarını sürdürdüklerini dile getiren Demirkabu, “Saz ve şan eğitimi alıyoruz. Çalışmalarımız iyi gidiyor. İlk konserimizi 3 Aralık’ta vereceğiz bunun için heyecanlıyız.” diye konuştu.

Saz ekibinde yer alan Dicle Üniversitesi (DÜ) Türkçe öğretmenliği bölümü 2. sınıf öğrencisi Kadir Tek de çocuk yaşlardan beri müziği çok sevdiğini, 14 yaşında bağlama çalmaya başladığını aktardı.

Müzik eğitmeni Halil Gümüş ile tanışmasının hayatının dönüm noktası olduğu anlatan Tek, “İlk konserimizi 3 Aralık’ta vereceğiz. 12 kişilik ekibimiz var. Büyük umudumuz var.” dedi.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Kuyucaklı Yusuf” oyununu sanatseverlerin beğenisine sunuyor.

Sabahattin Ali’nin yazdığı, Erkan Akçelik’in uyarladığı oyunu Ayşe Berna Konur yönetiyor.

TDT Müdürü Elvan Saliha Karahasan’ın yönetmen yardımcılığını üstlendiği oyunda, Yavuz Topçuoğlu, Efecan Baştürk, Elvan Tibukoğlu, Rümeysa Sağlam, Ogün Kılıç, Mahir Elvan, Durulcan Yaman, Hazar Altıntaş, Göknur Paslı, Sıla Ömeroğlu, Songül Nadir, Aykut Güner ve Aybüke Yılmaz yer alıyor

Dekor tasarımını Cenk Oral, kostüm tasarımını Fulden Korkmaz, ışık tasarımını Nihat Bahar, müziğini Fatih Veli Ölmez ‘in, koreografisini Berkan Görgün’ün yaptığı oyunun konusu şöyle:

“Yatağın kenarından başlayıp odanın ortasına kadar yayılan pıhtılaşan kan odada küçük bir gölcük oluşturdu. Sedirin köşesinde diz çökmüş oturuyordu. Sabit bir şekilde gözlerini ayırmadan onları izliyordu. Soruldu; sen kimsin? ‘Ben Yusuf’ dedi. Yusuf bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya gücü olamayacağını sanıyordu. Kuyucaklı Yusuf taşra hayatının, eşraf çekişmelerinin arasındaki sevgi serüveni ve yenilmeye rağmen baş eğmeyişin hikayesidir.”

Oyun, 15 Ekim, 17 Ekim Cumartesi ve 20 Ekim Salı günü saat 20.00’de Haluk Ongan Sahnesi’nde yer alıcak.

Mayıs ayında yayın hayatına başlayan söyleşi kanalı İstanbulberlin, Frankfurt Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen Uluslararası Kültür Festivali BOOKFEST‘e yedi söyleşi ile katılacak

Canlı söyleşi kanalı istanbulberlin, Frankfurt Kitap Fuarı‘nın Uluslararası Kültür Festivali BOOKFEST‘e yedi tepeli şehirden yedi söyleşi ile katılacak. Margaret Atwood, Slavoj Žižek gibi isimlerin yer aldığı etkinlikte Türkiye’den Ayfer Tunç, Irmak Zileli, Kaya Genç gibi isimler bütün dünyaya edebiyatın ve sanatın cazibe merkezi İstanbul’u anlatacak.

 

İstanbul ve Berlin’den ilham alan Elizabeth Gilbert ve Jamie Oliver gibi dünyanın saygın isimlerinin yer aldığı etkinlikte, İstanbul’dan programda Burhan Sönmez, Jörg Karrenbauer, Şebnem İşigüzel, Ulrich Gutmair ile Sedef İlgiç’in yaptığı istanbulberlin söyleşileri yayınlanacak.

İstanbulberlin’in kurucusu Sedef İlginç söyleşilerde yazar Kaya Genç 1930-1940’larda Alman entelektüellerin Nazizm’den kaçıp sığındıkları şehir olan İstanbul’u anlatacak. Genç, Alman dilbilimci Erich  Auerbach’ın da İstanbul’da yaşadığı dönemi, göçmen krizi sırasındaki günümüz İstanbul’da ele alacak. ‘İstanbul: Görünen ve Yeraltı’ başlıklı söyleşide yazar Burhan Sönmez, romanlarında çok farklı şekillerde anlattığı istanbul’un görünen ve görünmeyen yüzü üzerine yapacağı konuşmada kurmaca İstanbul’dan bugüne gelecek. ‘Kadın Yazarların İzinde’ söyleşisinde Şebnem İşigüzel sistemin en çok ezdiği toplumlarda kadın yazar olmak üzerine konuşacak. Yazar Irmak Zileli de ‘Şehirde Yürüyen Kadınlar’ başlığı altında sokakların kadınlar için güvenli olup olmadığını sorgulayacak. Söyleşide ayrıca bir süre İstanbul’da oyun sahneleyen Alman tiyatro topluluğu Rimini Protokoll’den Jörg Karrenbauer de İstanbul tecrübesini paylaşacak, Berlin’den İstanbul’a bir proje için gelen gazeteci ve yazar Ulrich Gutmair’in Cem Karaca’nın Almanca albümü Die Kanaken’den Nekropsi’ye müziğin izini sürdüğü deneyimini aktaracak. BOOKFEST’te yer alacak istanbulberlin programı Frankfurt Kitap Fuarı Youtube sayfasında, buchmesse.de ve istanbulberlin Facebook sayfalarında eş zamanlı olarak 17 Ekim’de Türkiye saatiyle tam gece yarısında canlı yayınlanacak.

 

Söyleşide, ‘Osman’ romanını geçen ay okuyucuyla buluşturan Ayfer Tunç ile de keyifli bir sohbet yer alıyor. istanbulberlin’in kurucusu İlginç’in Tunç ile Kuzguncuk’taki Nail Kitabevi’nde gerçekleştirdiği söyleşide, yazar dinleyicileri yeni romanının baş karakteri Osman ile tanıştıracak. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne mahalle kültürünün değişimi üzerine devam eden sohbette Berlin’deki izleyici İstanbul’un mahalle kültürü hakkında fikir sahibi olacak.

 

Antalya’nın Kaş ilçesindeki Patara Antik Kenti’nin restorasyonu tamamlanan tiyatrosunda “Kanlı Nigar” oyunu sahnelendi. Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş, tarihi mekanda 1500 yıl sonra bir tiyatro oyununun sahnelenmesinin kendisini heyecanlandırdığını söyledi.

2020’nin “Patara Yılı” ilan edilmesi ve antik kentte  yapılan restorasyonun ardından ilk tiyatro gösterisi gerçekleştirildi. Gösterime sanatseverler ilgi gösterdi.

Yeni tip corona virüs (Covid-19) tedbirleri kapsamında ateş ölçümü yapılarak ve maske takma zorunluluğuyla salona alınan davetliler, Yeşilköy Halk Tiyatrosunun çeşitli meslek grubundan oyuncularının, Kaş Belediyesinin desteğiyle sahnelediği “Kanlı Nigar”ı izledi.Sadık Şendil’in yazdığı ve sinema sanatçısı Müfit Kayacan ile Ahmet Gülhan’ın yönettiği 2 perdelik oyun, 1 saat sürdü.

Kaş Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, yaptığı konuşmada, Yeşilköy Halk Tiyatrosu oyuncularının, Likya’nın başkenti Patara’da, dünyanın ilk demokratik meclisinin bulunduğu alanda başarılı bir oyun sahnelediğini söyledi.Kaş Belediye Başkanı Mutlu Ulutaş ise 1500 yıl sonra tarihi mekanda tiyatro oyununun sahnelenmesinin kendisini heyecanlandırdığını ifade etti.

Biliyoruz tatsız bir yazı başlığı fakat bazen gerçekleri yumuşatmak sadece olayı küçümsemektir ve bazı gerçekleri anlata bilmek için net söylemler gerekir.

Bir süre önce Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Müzik-Sen’in verilerine göre pandemi sürecinde 100’e yakın müzisyenin intihar ettiğini söyledi. Peki bu söylem yeterince ilgi çekti mi? Elbette Hayır!

Taşçıer’in söyledikleri kısaca şunlar; “Müzik-Sen’in verilerine göre pandemi başladığından bu yana intihar eden müzisyenlerin sayısı yüze yaklaşmış. Müzik aletlerini satarak eve ekmek götürmeye çalışan müzisyenler var. Bu insanların sigortaları yapılmadığı için hiçbir güvenceleri de yok” dedi.

Hani her şeye rağmen sizleri eğlendiren, mutlu olmanızı sağlayan, yeri geldi mi hüzünlendiren müzikleri yapan kişilerden bahsediyoruz. Hatırladınız mı? Ve sizlere/çocuklarınıza müzik eğitimi veren kişiler var ya onlardan bahsediyoruz. Hatırladınız mı? Zannetmeyin ki sadece müzisyenlerde durum bu? Tüm sanat dallarında durum aynı. (“Sanat/Müzik/müzisyen” derken milyonlar alıp kimsenin izlemediği ve sonrada aglak açıklamalar yapan şahsiyetlerden bahsetmiyoruz)

Resim, heykel, sahne sanatları v.b. tüm sanat dallarından bahsediyorum. Konunun temelinde ilk an sadece müzisyenler gibi görünmekle beraber konu aynı zamanda sanat eğitmenlerini de kapsıyor. 10 Binlerce kişi sanat eğitimi alıyor bunların pek çoğu sosyal güvenlikten yoksun tüm bunları geçtik sosyal güvenlikleri olsa ne olacak 1600-1100 tl arasında kısa çalışma ödeneği alarak kiralarını mı ödeyecek yoksa geçimlerini mi sağlayacaklar. Kaldı ki kaçak kursların durumu orada!

Bunu da geçtik Müzik ve pek çok sanat dalında eğitim veren yerlerin/Kursların tüm desteklerden mahrum kalmaları sanat kurslarının arasında birlik olmaması ve Yöneticilere ulaşamamaları zaten başlı başına bir sorun. Binlerle ifade edilen kurs olmasına rağmen hükumetler nezdinde girişimlerde bulunacak bir birlik dahi yok.

Birlik kurulması için Nar Sanat olarak pek çok defa girişimde bulunmamıza rağmen diğer kurumların duyarsızlığı bizleri bugüne getirdi.

Devletin sadece ceza ve denetim için Kursların varlığını kabul etmesi ve bunun dışında kursları yok saymaları, görmezden gelmeleri ve özel yasal düzenlemelerde özel sanat kurslarının fikrinin alınmaması zaten büyük sorunlar oluşturmakta. Bir motorlu taşıt kursu veya Üniversiteye hazırlık kursu ile aynı mantık ve statüde görülen sanat kurslarının yığılmış dağ gibi sorunları bulunmakta. Yasa ve yönetmelik çıkartırken Hürmetler bizleri görmezlikten gelmekte oysa anayasanın

64. Maddesinde şöyle der.:  XII. Sanatın ve Sanatçının Korunması
Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.

MADDE 73. — Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.

Der demesine ama neredeyse yok sayılır sanatçılar ve kurslar. Çünkü sanatçı denildiğinde anlaşılan sadece bir avuç icracı, sanat kurumu denilince de organizasyon ve menajerlik firması akla gelir oysa onlar zaten işin kaymak kısmını yemekte diğerleri de alçak sürünmeye devam!

Adı bilindik sanatçılar (!) dışında diğerlerinin ve özellikle sanat eğitimcilerinin durumu nedir diye ne devlet ne hükümet nede halk sormamakta. Nüfus 80 milyondan fazla 100 tanesini kaybetmişiz n’olur mantığı ile bakmak bizleri bitirmez belki ama  üzüntümüzü artırır. Bizlerde bu ülkenin vatandaşı vergi veren yaşayan ülkenin kültür ve sanatını ayakta tutan insanlarız hadi devleti hükümetleri hadi bir yerde haklıda geçtik ya siz sanat yapanlar, sanat eğitimi verenler sizlerde mi ölü toprağı serdiniz üzerinize?

Israrla söylüyoruz sanatçı demek sadece müzisyenler demek değil, tüm sanat dalları için durum benzer vaziyette. Biz hakkımızı savunmazsak kimse savunamaz bunun yolu da BİRLİK OLMAK.
Bu kadar dertten sonra haberimize geçelim.

Tüm bu olaylar yaşanırken BBCTÜRKÇE de Burak Abatay tarafından yapılan habere

Bir göz atalım.

Not: Haber elbette yine bir kesim sanatçıları ilgilendiriyor fakat “hiç yoktan iyidir” mantığıyla bakınca belki birilerinin dikkatini çeker.

“Koronavirüs Türkiye’de müzik sektörünü nasıl etkiledi, sorunlar nasıl çözülür?
Albüm satışları ya da dijital platformlardan elde edilen teliflerden kazançlar olsa da sektörün asıl geçim kaynağı konserler.

Orkestrasından sesçisine, ışıkçısından rodisine, menajerinden ulaşım görevlisine, mekân çalışanlarından mekân etrafındaki seyyar satıcılara kadar müzik sektörü pastasının pek çok dilimi var.

 

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.

 

 

Normalleşme sürecine adım adım gidiliyor. Alan ve dal derslerinin uygulama kazanımları yüz yüze, bilişsel veya teorik kazanımları ise uzaktan eğitim yoluyla verilecek. Yüz yüze eğitimde, öğrenciler gruplara ayrılarak her ders saati 30, teneffüsler 10 ve öğle arası 45 dakika olarak uygulanacak

Mesleki ve teknik Anadolu liseleri, çok programlı Anadolu liseleri, mesleki eğitim merkezleri, güzel sanatlar liseleri ve spor liselerinde alan ve dal derslerin uygulama kazanımları, 5 Ekim‘den itibaren yüz yüze eğitimle verilecek.

Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğünce illere “2020-2021 Eğitim ve Öğretim Yılı Uygulamalı Eğitim”e ilişkin yazı gönderildi.

Yazıda, Anadolu teknik programı öğrencilerinin işletmelerde mesleki eğitim ve staj uygulamalarının 28 Eylül’den itibaren başladığı anımsatıldı.

Yazıya göre, 5 Ekim’den itibaren de mesleki ve teknik Anadolu liseleri, çok programlı Anadolu liseleri, mesleki eğitim merkezleri, güzel sanatlar liseleri ve spor liselerinin “meslek.eba.gov.tr” adresinde yayımlanan alan ve dal derslerine ait uygulama kazanımları, tüm sınıf seviyelerinde yüz yüze eğitimle verilecek.

HER DERS SAATİ 30 DAKİKA

Öğrencilerin okulda geçirdikleri ders içi ve dışı saatlerde maske kullanımı, sosyal mesafe ve temizlik kurallarına uymaları hususunda rehberlik ve yönlendirme yapılacak.

Bu durum okul yöneticileri ve öğretmenlerce de takip edilerek okulda gerçekleştirilecek yüz yüze eğitim faaliyetleri hakkında öğrencilere “Eğitim Kurumlarında Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi ve Enfeksiyon Önleme Kontrol Kılavuzu”na göre bilgilendirme gerçekleştirilecek.

Yüz yüze eğitimde, öğrenciler gruplara ayrılarak her ders saati 30, teneffüsler 10 ve öğle arası 45 dakika olarak uygulanacak. Alan ve dal derslerinin uygulama kazanımları yüz yüze, bilişsel veya teorik kazanımları ise uzaktan eğitim yoluyla verilecek.

Yüz yüze ve uzaktan eğitim ile verilen alan ve dal dersleri süre, kazanım ve içerik açısından bir bütün olarak değerlendirilecek.

Haftalık ders çizelgelerine göre, yüz yüze ve uzaktan eğitime ayrılacak ders süreleri, alan zümre öğretmenlerince belirlenecek.

 

Mart ayları başında başlayan ve tüm toplumu evine hapseden Pandemi sürecinde yetişkinlerin etkilenmesinden öte çocukların ruh halini de göz önünde bulundurmamız gerektiği kaçınılmaz bir gerçek. Gerek okul öncesi gerek yetişkinliğe adıma atamak üzere olan gençlere kadar toplumun tüm kesimlerinde korku ve panik yaratan bu sürecin sadece korona virüsünden değil aynı zamanda çocuk ve gençlerimiz üzerindeki psikolojik etkilerini de düşünmek zorundayız.

Evde istemsizce yaptığımız konuşmalar veya internetdeki paylaşımlar veya da Tv haberleri sürekli olarak bir panik havası estirmekte dolaysıyla ne olduğunu tam kavrayamayan özellikle okul öncesi yaş gruplarında pek çok olası psikolojik sorunun oluşması kaçınılmaz bir durum olduğu da gerçektir.

Özellikle çocuklarımızın eve hapsolması ve sosyal faaliyetlerden uzak olması çocuklarımızda psikolojik rahatsızlıklara yol açabilir öncelikle bu salgınla ilgili onların anlayabileceği bilgilendirmeleri yapmanın yanı sıra bu uzun süreçte sosyal ve psikolojik gelişmelerine de dikkat etmemiz gerekmektedir.

Dışarıda, okulda ve arkadaşlarıyla iletişimi kesilen ve adeta evde mahsur kalan çocuklarımızın normalleşme sürecinde;  neyin, nasıl ve neden olacağı konusunda tüm sorumluluk ne yazık ki ebeveynlerdedir.  Tüm bu sorunlarla başa edemeyen ebeveynlerin çocukları için profesyonel destek alması kadar doğal bir olay yoktur.

Salgının nispeten hafiflediği bu dönemde bizlerde çocuklarımızın sosyal gelişimi ve psikolojik olarak problemlerle karşılaşmasını mümkünse enaz hasar veya hiç hasar atlatmadan okula, sosyal hayata ve okula hazırlanmalarında hertürlü desteği sosyal iletişim becerilerine olanak sağlayan eğitimlerimiz ile destek olmaya çalışmaktayız.

Çocukların tam olarak kavrayamadığı ; sosyal ve psikolojik olarak baskı altında kalan ve pek çok kaygıyı beraberinde taşıyan ev içersinde hapsolma duygusu çocuklamızda kaygı bozukluğu, depresyon, davranış problemleri gibi sorunlara yol açabilmektedir.

Bu süreci daha sağlıklı yönetebilmek için en büyük görevde siz ebeveynler ve profesyonellere düşmektedir.

Özellikle okun öncesi döneminde olan çocuklarımız okul fobisi, anne/babaya bağımlılık, huzursuzlu, endişe gibi pek çok anksiyeteye sahip olma riski ile karşı karşıyadırlar. Çocuklarımızın tekrar okula başladıklarında alışma süreci, arkadaş edinme, kurallara uyabilme ve kaygı çok daha fazla olacaktır.

Bu süreci enaz hasarla atlatabilme adına Tüm bulaş önlemleri alınmış yapısıyla Nar Sanat Eğitim Kursu olarak  bireysel sanat eğitimlerinin yanı sıra azaltılmış gruplarla resim,Tiyatro, bale ve özellikle yaratıcı drama eğitimleri ile çocuklarımıza fayda sağlayacağımıza eminiz.

Sosyal hayattan uzak kalmadan sağlığını tehdit etmeden süreci enaz hasarla geçirebilirsiniz.

Yaratıcı drama eğitimi çocuğunuzun eğlendirirken öğretecek, enpati kurmasını ve içinde bulunduğu pandemi sürecini daha iyi algılamasını, okula gitmeye başladığında da kendine güvenen psikolojik olarak hazır durumda olmasına olanak sağlayacaktır.

Yazan: MEHTAP D. (Drama Eğitmeni)

İLETİŞİM VE DETAYLI BİLGİ İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Kaynakça :

https://www.psikiyatri.org.tr/uploadFiles/2420201236-cocuklarCOVID.pdf

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1196425

Çocuklarımız önemseyen bir anaokulu olarak içinden geçtiğimiz bu zor dönemde siz velilerimizin bu süreci nasıl anlatması gerektiği konusunda zorluklar çektiğinizi biliyoruz. Elbette bizlerde sizlere daha doğru ve iyi bilgi aktarmak isteriz. “Korona virüsünü çocuklarımıza nasıl daha iyi anlatırız” adlı bir çalışma yapalım derken bunu çok başarılı ve görsel olarak anlatan bir kaynağa rastladık.  Öncelikle emeği geçen kişilere gerçekten çok teşekkür ederiz. (Kaynağımızın linki için lütfen Tıklayınız) Aşağıda bulacağınız çizimler gayet net, hoş ve güzel bir anlatıma sahip lütfen çocuklarımızı bilgilendirelim.

Sağlık bakanlığının uygulaması olan “Hayat EveSığar” uygulaması ile artık kendinizi ve çevrenizi daha güvenli hale getirebileceğinizi biliyor muydunuz?

 

Android telefon ve ios uygulaması kullanan telefonlar için çıkartılan uygulamalarla hangi bölgelerin nekadar riskli olduğunu öğrenebildiğiniz gibi bu uygulamayı kullanan kişilerin ve çevrenin risk durumunu da öğrenebiliyorsunuz.

Kurum olarak çıkardığımız Kare kotu okutarak varsa bir risk bunu görmeniz mümkün. Kendini ve diğer kişileri korumak isteyen herkesin bu uygulamayı indirmesinin faydalı olacağına inanmaktayız.

bizim kare kodumuz aşağıdaki gibidir. Aşağıdaki “Hayat Eve Sığar” kodunu tarayarak güvenli olup olmadığımızı görebilirsiniz.

Tüm halkımıza sağlıklı günler diliyoruz.

 

Türkiye’de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde toplam 18 milyon 241 bin 881 öğrenci bulunuyor.

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından “Milli Eğitim İstatistikleri-Örgün Eğitim 2019-2020” verileri açıklandı.

Buna göre, Türkiye’de okul öncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde, 9 milyon 435 bin’i erkek, 8 milyon 806 bin 881’i kız olmak üzere toplam 18 milyon 241 bin 881 öğrenci eğitim alıyor.

Öğrencilerden 15 milyon 189 bin 878’i resmi, 1 milyon 468 bin 198’i özel ve 1 milyon 583 bin 805’i ise açık öğretim kurumlarında okuyor.

Resmi okullarda eğitim görenlerin 7 milyon 781 bin 791’i erkek, 7 milyon 408 bin 87’si kız öğrencilerden oluşuyor. Özel okullarda ise 804 bin 170 erkek, 664 bin 28 kız öğrenci eğitim görüyor.

Açık öğretimde kayıtlı aktif öğrencilerin 849 bin 39’unu erkekler, 734 bin 766’sını kızlar oluşturuyor.

Örgün eğitimdeki öğrencilerin 1 milyon 629 bin 720’si okul öncesi eğitimde, 5 milyon 279 bin 945’i ilkokulda, 5 milyon 701 bin 564’ü ortaokulda, 5 milyon 630 bin 652’si ortaöğretimde bulunuyor.

Ortaöğretimdeki 5 milyon 630 bin 652 öğrencinin 3 milyon 412 bin 564’ü genel liselerde, 1 milyon 608 bin 81’i mesleki ve teknik liselerde, 610 bin 7’si de imam hatip liselerinde eğitim alıyor.

Özel okullardaki öğrenci oranı yüzde 8,8

Özel öğretim kurumlarındaki öğrencilerin toplam örgün eğitim içindeki oranı yüzde 8,8 oldu. Bu oran, okul öncesi eğitim için yüzde 17,7, ilkokul için yüzde 5,2 ortaokul için yüzde 6,3 ortaöğretim için de yüzde 13,1 olarak gerçekleşti.

İstatistiklerde 2019-2020 eğitim öğretim yılı okullaşma oranlarına da yer verildi. Okul öncesi eğitim 5 yaşta net okullaşma oranı ise yüzde 71,22 oldu. Net okullaşma oranları ilkokulda yüzde 93,62 ortaokulda yüzde 95,90, ortaöğretimde yüzde 85,01 olarak kayda geçti.

Öğrencilerin bulundukları eğitim kademesine bakılmadan yaş gruplarına göre hesaplanan net okullaşma oranları 3-5 yaş grubunda yüzde 43,20; 4-5 yaş grubunda yüzde 54,36; 5 yaşta yüzde 75; 10, 6-9 yaş grubunda yüzde 97,96; 10-13 yaş grubunda yüzde 98,64; 14-17 yaş grubu için yüzde 89,19 olarak belirlendi.

Öğretmen sayısı

Örgün eğitim kurumlarında görev yapan öğretmen sayısı 2019-2020 eğitim öğretim yılında 1 milyon 117 bin 686 oldu. Bu öğretmenlerin 942 bin 936’sı resmi okullarda, 174 bin 750’si özel okullarda görev yapıyor.

Öğretmenlerin 56 bin 218’i okul öncesi eğitimde, 309 bin 247’si ilkokulda, 371 bin 590’ı ortaokulda, 380 bin 631’i ortaöğretimde çalışıyor.

Okul ve derslik sayıları

Örgün eğitimde, 54 bin 715’i resmi okul, 13 bin 870’ü özel okul, 4’ü açık öğretim okulu olmak üzere toplam 68 bin 589 okul bulunuyor.

Bu okulların 11 bin 485’i okul öncesi eğitim, 24 bin 790’ı ilkokul, 19 bin 268’i ortaokul ve 13 bin 46’sı da ortaöğretim kademesinde yer alıyor.

Resmi okullarda 588 bin 10, özel okullarda 139 bin 337 olmak üzere örgün eğitimde toplam 727 bin 347 derslik bulunuyor