müze

müze konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. müze konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. müze konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri müze konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Kazakistan’da inşaat çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan, üzerindeki 3 binden fazla el işlemesi altın plaka sebebiyle bir hakana ya da oğlu tegine ait olduğu düşünülen Altın Elbiseli Adam zırhı Türkiye’ye getirildi.

Kazakistan’ın “Altın Elbiseli Adam Dünya Müzeleri’nde” projesi çerçevesinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi‘nde sergilenmeye başlanan zırh, Türk kültürünün ve medeniyetinin tarih içindeki derinliğini ortaya koyan önemli argümanlar arasında yer alıyor.

Kazakistan’ın Yedisu bölgesinde, 1969’daki bir inşaat çalışması öncesinde, arazide 6 metre boyunda, 60 metre çapında bir kurgan (Orta Asya ve Doğu Avrupa’da yığma tepe ve höyük şeklinde yapılmış mezarlar) görülmesi üzerine kazı yapılarak çıkarılan ve “Altın Elbiseli Adam” olarak anılan zırhta leopar, pars, kartal koç, geyik, dağ keçisi, at ve kuş motifleri işlenmiş 3 bini aşkın altın üçgen plaka bulunuyor.

Sağdan sola doğru kapanan V yakalı kısa kaftan, dar süvari pantolonu, diz altında kalan kısa yumuşak çizmeden oluşan zırh, 65 santimlik kalpağıyla dikkati çekiyor. Ucunda dağ keçisi motifi bulunan kalpakta, dünya hakimiyetini simgeleyen 4 okla güneş tanrısını sembolize eden 2 kanatlı at motifi dikkati çekiyor.

Altın iplikle dikilmiş kaftan ve kalpağın yanı sıra zırhta, silah olarak 150 farklı büyüklükte altın plaka işlenmiş kakmalı uzun demir kılıç, yarısı deri yarısı ahşap hançer, altın işlemeli kamçı bulunuyor. Altın Elbiseli Adam’ın mühür olarak da kullandığı bir yüzüğü bulunuyor.

Altın Adam’ın, Isık Kurganı’nda bir yol çalışması sırasında bulunduğunu anlatan Saparbekuly, “Hikayesi çok ilginç. Yol çalışması sırasında makineler büyük bir tepenin yanından geçerken bazı altın bulgularıyla karşılayor. Daha sonra kazılar başlıyor. Tamamıyla altınla işlenmiş bu eser bulunuyor. Altın işlemeciliği ve o dönemin manevi değerleri açısından çok önemli bir bulgu.” diye konuştu.
Saparbekuly, Isık Kurganı’ndaki kazılardan 4 bini aşkın arkeolojik eserin çıkarıldığını anlatarak, “Kazakistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, bu buluşla ilgili ‘Büyük Bozkır’ın Tutankhamunu’dur’ diyor. Tarihi açıdan önemli bir eser. Tutankhamun’un mezar odasından çıkarılanlardan sonra en çok eşya Altın Adam’ın kargısında yer alıyor.” ifadelerini kullandı.
Isık Kurganı’ndan sonra Kazakistan’ın çeşitli yerlerinde “5 altın adam ve altın hanım” bulunduğunu dile getiren Saparbekuly, eserlerin İskitler dönemi mirası olduğuna dikkati çekti. Saparbekuly, “Altın Adam, tarihimizin sadece Göktürkler’den değil, Hunlar ve Sakalar devrinden başladığını gösteriyor.” dedi.
Sergideki değerli eşyaların dönemin ruhunu, yaşamını ziyaretçilere hissettireceğini ifade eden Saparbekuly, “Türk kardeşlerimizi, sanatseverleri, tarihseverleri, tüm Ankaralıları 12 Ekim’e kadar sürecek sergiyi gezmeye, kendi topraklarını, tarihlerini tanımaya davet ediyorum.” dedi.

Üniversitelerin bilimin yanında kültür ve sanatın da merkezi haline getirilmesi, öğrencilerin müze ve ören yeri ziyaretlerinin desteklenmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile YÖK arasında işbirliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol çerçevesinde Devlet Tiyatroları ve Güzel Sanatlar Müdürlükleri tarafından düzenlenecek etkinliklerin bir kısmı üniversitelerde gerçekleştirilirken, protokol ile öğrencilere ve öğretim üyelerine farklı fırsatlar da sağlanacak.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, eğitim alanında Bakanlık tarafından yapılan çalışmalara değinerek, “Milli Eğitim Bakanlığı ile küçük öğrencilerimize yönelik bir çalışma başlatmıştık. Bu bağlamda küçük öğrencilerin bize bağlı müzelerde eğitim alması konusunda bir protokol geçen sene hayata geçirdik. Onun kapsamını hızla büyütüyoruz. Şimdi bunun yaş kapsamını da büyütmeye karar verdik” diye açıklama yaptı.
Üniversiteleri de kapsayan kültürel ve sanatsal faaliyetler olsun istediklerini belirten Ersoy, kültürün ve sanatın toplumun çok büyük bir kısmını kaplayacak şekilde genişletilmesinin önemini vurguladı.

Sanat tarihçileri istihdam edecek

Müze ve ören yerlerinin kazı başkanlıklarının kazı sürelerinin 12 aya çıkarılmasıyla ilgili çalışma başlattıklarını hatırlatan Ersoy, “İki amacımız var. Birincisi süre uzatılarak buralardan en iyi ve hızlı şekilde sonuç almak. İkinci nokta, çok fazla arkeoloji ve sanat tarihi mezunumuz oluyor. Bu 12 aylık program dahilinde kazı başkanlıklarında ilave minimum 5 arkeolog ve 2 sanat tarihçisi şartı getiriyoruz. Bu da yaklaşık 600 ile 700 civarında arkeolog ve 200 ile 300 civarı sanat tarihçisinin istihdam edilmesi anlamına geliyor” açıklamasında bulundu.

Aydın’ın Söke ilçesinde yaşamını devam ettirmekte olan, Osmanlı Padişahı 2’inci Abdüldhamid’in iki sadrazamından Şakir Paşa’nın torunu Emel Aksoy, Osmanlı dönemine ait kıyafetlerden oluşan etnografik koleksiyonu ile bundan 4 yıl önce müzeye dönüştürdüğü evi büyük ilgi duyuyor.

Müzeyi gezenlerden alınan giriş ücretiyle masraflar karşılanıp, müzenin bulunduğu Doğanbey Mahallesi’ndeki 60 sokak kedisi için mama alınarak, hayvanların bakımı yapılıyor. Osmanlı Padişahı 2’nci Abdülhamid döneminde görev yapan Şakir Paşa’nın torunu koleksiyoner Emel Aksoy ve eşi emekli Albay Erol Aksoy (85), İstanbul’un gürültülü ortamından kurtularak, tarihi Rum evleriyle ünlü Kuşadası Dilek Yarımadası ile Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sınırları içinde yer alan Doğanbey Mahallesi’nde 10 yıl önce 2 ev satın aldı.

Emel Aksoy, bu evlerden birini ailesinden kalan Osmanlı kıyafetleri ve çocukluk yıllarından beri topladığı eşsiz değerdeki Osmanlı’da haremlerin dağılmasıyla kaybolmaya başlayan saray giysileri, iğne oyaları, dönemin kıyafetlerine özgü başlıklar ve takılar ile 2014 yılında müzeye dönüştürdü. Etnografik 150 eşya ile müzeye dönüştürülen ev, bölgeye gelen yerli- yabancı turistlerin de vazgeçilmezi oldu.

Kırşehir’de yaklaşık 40 yıldır esnaflık yapmakta olan  60 yaşındaki Hüseyin Karaca, Anadolu’nun birçok ilinden ve yaşadığı şehrin hurdacılarından topladığı eski eşyalarla halı yıkama atölyesini adeta müzeye dönüştürdü: “Buradaki eşyaların en eskisi 200 yılın üzerinde. En yeni eşyalar 50-60 yıllık. Daha yenisi yok”

Gazyağı ocağından sabanlara, halı ve kilimlerden tahta eldivenlere, dürbünlerden bakır kaplara kadar binin üzerinde eski eşya bir arada tutan Karaca, halı yıkama işi yaptığı 600 metrekarelik işletmesinin bir bölümünü bu eşyalara ayırarak meraklıları için sergiliyor.

Sadece halk değil zaman zaman üniversite öğrencileri de gelip dersleri için Karaca’nın eski eşyalarını inceliyor. Karaca, Kırşehir’de kahvehane işletmeciliği ve şoförlük yaptıktan sonra halı yıkama işine girdiğini, yaklaşık 30 yıldır da hem eşi ile bu mesleği sürdürdüğünü hem de içindeki merak nedeniyle eski ve tarihi eşyaları biriktirmeye başladığını anlattı.

Kırşehir’den ve Anadolu’nun farklı illerinden topladığı tarihi halı ve kilimlerden sabana, eski tüfeklerden bakır kaplara kadar binin üzerindeki eşyayı 600 metrekarelik iş yerinde sergilediğini belirten Karaca, bu mirası da kendisi gibi tarihe meraklı olan torununa bırakmayı planladığını dile getirdi.

Amacının, geçmişi gelecek nesillere tanıtmak olduğunu vurgulayan Karaca, “Tarihi eserleri, geçmişi, atalarımızın ve dedelerimizin kullandığı eşyaları seviyorum. Şimdi bunları yapan yok. Eski eşyaları hurdaya verenlere üzüldüğüm için ben de biriktirmeye karar verdim. Hobi olarak eski eşyaları biriktiriyorum. Bini geçkin tarihi eşyam vardır.” dedi.

Ankara Eczacı Odasınca, başkentte 1919’da Hüseyin Hüsnü Sarı tarafından kurulan ve geçen yıl kapanan Atatürk’ün Eczanesi olarak da bilinen tarihi İstanbul Eczanesi, müzeye dönüştürüldü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ilaçlarını aldığı tarihi eczanede bir asır boyunca ilaç üretiminde kullanılan teçhizat ve ecza dolapları, odanın Çankaya’daki binasında ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ilaçlarını aldığı tarihi eczanede bir asır boyunca ilaç üretiminde kullanılan teçhizat ve ecza dolapları, odanın Çankaya’daki binasında ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Ankara Eczacı Odası Başkanı Süleyman Güneş, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve o dönemin birçok siyasetçisinin de ilaçlarını temin ettiği İstanbul Eczanesi’nin geçen yıl çeşitli sebeplerden ötürü kapandığını söyledi.

Bir asırlık ömrü bulunan eczaneyi müzeye dönüştürdüklerini dile getiren Güneş, “Atatürk’ün de hatırası bulunan bu eczanenin, eşya ve malzemeleriyle gelecek kuşaklara tarihi bilgi ve belge olarak aktarılmasını sağlayacağız” dedi.

İstanbul Eczanesi’nin son sahibi eczacı Ömer Faruk Erdem, kurucu Hüseyin Hüsnü Sarı ile 1948’de tanıştığını belirterek, 1979’da tıp fakültesindeki baş eczacılık görevini bırakarak teklif üzerine eczanenin işletmeciliğini üstlendiğini söyledi.

Eczanenin devamı için gayretle çalıştığını ifade eden Erdem, “Bazı mesleki sıkıntılardan dolayı 2017’nin son gününde eczanemi kapattım. Bazı antika eşyaları müzayede de değerlendirdim. Geri kalan değerli eşyaları Ankara Eczacı Odasına bağışladım. Eczanemin 100’üncü yılını burada kutlamak istiyorum” diye konuştu.

Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içerisinde yer alan Troya Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girişinin 20’nci yılı olması nedeniyle ilan edilen ‘2018 Troya Yılı’ çalışmaları kaldığı yerden devam ediyor.

Bu alanda  Çanakkale Valiliği, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Çanakkale PTT Başmüdürlüğü işbirliğinde, Troya Yılı ve Troya Müzesi’nin tanıtımına olanak sağlamak amacıyla, ‘Troya Müzesi’ temalı pulların basımı gerçekleştirildi. 1 lira, 2 lira, 4 lira ve 6.5 liralık olmak üzere 4 farklı değerde ilk etap da 10 bin adet ‘Troya Müzesi’ temalı pullar basıldı. Basılan bu pulların, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından postaya verilecek gönderilerin yanı sıra tanıtım amacıyla da kullanılacağı belirtildi.

Troya’ya büyük destek

‘Troya Müzesi’ temalı pulların basımının tanıtımı için, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında basın toplantısı düzenlendi. Pulların tanıtımı İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz ve Çanakkale PTT Başmüdürü Yaşar Öztürk tarafından yapıldı.

PTT Genel Müdürlüğü’nün 2018 Troya Yılı’na verdiği desteği anlatan Çanakkale PTT Başmüdürü Yaşar Öztürk, “2018 Troya Yılı kapsamında yeni bir çalışma yaptık. Bu çalışmamızda da Çanakkale’ye özel, özgün Troya Müzesini pul haline getirdik. Bugün bu pulları Sayın Müdürümüz Kemal Dokuz’a takdim ediyoruz. Troya Müzesi temalı pulların Çanakkale ve Troya Yılı’na katkı sağlayacağını ve çok beğenileceğine inanıyorum” dedi.

MÜZENİN TANITIMINA KATKIDA BULANACAK

Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz ise “Çanakkale PTT Baş Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüz arasında 2018 Troya Yılı kapsamında gerçekleştirilen işbirliği neticesinde, 2018 Troya Yılı’nın ve yapımı tamamlanan Troya Müzemizin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Troya Müzesi temalı pulun basımı gerçekleştirildi.

4 farklı değerde 1 lira, 2 lira, 4 lira ve 6.5 liralık olmak üzere pullar bastırıldı. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüz tarafından postaya verilecek gönderilerde ve tanıtım amacıyla bu pullarımız kullanılacak. İlk etapta 4 farklı değerde 10 bin tane pul bastırdık. Devamı da gelecek. 2018 Troya Yılı’nın ilimize ve ülke turizmine büyük katma değer sağlaması ümidiyle hem pullarımızın, hem Troya Yılı’mızın hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Hasankeyf Müzesi, birinci etap teşhir çalışmalarının tamamlanmasıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. Batman’ın Hasankeyf ilçesinde 2013’den bu yana yapımı devam eden Hasankeyf Müzesi’nin birinci etap teşhir çalışmaları tamamlanırken, müze ziyaretçileriyle buluştu. Müzede paleolitik, neolitik, kalkolitik, tunç, demir ve ortaçağ dönemlerine ait eserler, kronolojik düzende, ait oldukları döneme ilişkin görsel canlandırmalarla ziyaretçilerine o dönemde yaşıyormuş hissi uyandıracak şekilde tasarlandı.

Batman Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet İhsan Aslanlı, Hasankeyf Müzesi’nin açılışında yaptığı konuşmada “Ilısu Barajı HES Projesi Kültürel Varlıkları Koruma Kurtarma çalışmaları kapsamında yürütülen arkeolojik kazılarda çıkarılan tarihi eserler, Hasankeyf Müzesi’ne taşındı. 8 bin 150 metrekare alana sahip olan Hasankeyf Müzesi, bölgemizin arkeolojik değerlerini yansıtmada büyük hizmetler sunacaktır” dedi.

Yerli veya yabancı bütün turistlerin ilgi odağı hep müzeler olmuştur. Müzelerde turistlerine bir güzellik yaparak artık müzik dinletileri ve konserlerle sevenlerini ağırlayacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığının yaptığı açıklamaya göre, Türkiye’nin dünyaca tanınmış müzelerinde senfonik ezgiler dönemi başladı.

Temel amaç ise müzelere olan ilgiyi daha fazla arttırmak.Yeni uygulamayla dünyanın en büyük ve seçkin müzelerinden senfonik ezgiler yükseliyor.

Topkapı Sarayı’nda geçen haftalarda Mehter ile ilk kez ziyaretçilerin beğenisine sunulan ve yoğun ilgi gören uygulamanın ikincisi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirildi.

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde düzenlenecek dinletilerle devam eden etkinlikler ilerleyen dönemlerde, Türkiye genelindeki diğer müzelere de yayılacak. Antalya Müzesi, Adana Arkeoloji Müzesi, İzmir Efes Müzesi ve Bursa Arkeoloji Müzesi ise uygulamada öncelikli olacak.

Topkapı Sarayı Müzesi ikinci avluda perşembe günleri 14.00-16.00 saatlerinde ziyaretçilere sunulacak dinletiler kapsamında, ilki Bab-üs Saade önünde gerçekleştirilen Mehter gösterisi 31 Mayıs 2019’a kadar sürecek.

“Klasik Quaertet dinletisi”

Dünyanın en büyükleri arasında yer alan İstanbul Arkeoloji Müzesi ise ziyaretçilerini “Klasik Quartet” dinletisi ile ağırlarken, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrasının sunumu perşembe günleri 14.00-16.00 saatlerinde konser ve müzik dinletileriyle sürecek.

Dünyanın sayılı müzeleri arasındaki Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi de “Türk Sanat Müziği” ile “Senfoni” dinletilerine ev sahipliği yapacak. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesindeki müzik toplulukları perşembe günleri yine aynı saatlerde “Türk Sanat Müziği”, cuma veya pazartesi günleri ise “Senfoni” dinletilerini ziyaretçilerine sunacak.

2017 yılı istatistikleri incelendiğinde,Türkiye genelindeki müze sayısının 2016 yılına oranla yüzde 5 artarak, 438’e ulaştığı görüldü.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, Türkiye genelindeki müze sayılarını ele alan raporu inceledi. PRNet’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre,2017 yılına bakıldığında Türkiye genelindeki müze sayısının 2016 yılına oranla yüzde 5 artarak, 438’e ulaştığı görüldü.Bu müzelerin 199 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 239 tanesi ise özel müze kategorisinde yer aldığı saptandı. Bununla birlikte, Bakanlığa bağlı müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı yüzde 18,9 artarken, yine Bakanlığa bağlı olup ücretli olan müze ve ören yerlerinin ziyaretçi sayısının da yüzde 28,3 arttığı kaydedildi.

ESER SAYILARI DA ARTTI
PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. Gerçekleştirilen incelemede, müze ve ören yerleriyle ilgili 34 bin 110 haber yansıması tespit edildi.Medyaya yansıyan haber başlıkları incelendiğinde, özellikle son zamanlarda müze ve ören yerlerine yapılan zamların medyada geniş yansıma bulduğu görüldü.Raporda, özel müze ziyaretçi sayısında da artış yaşandığı görülürken, bu artışın yüzde 26,3 olduğu tespit edildi. Özel müzelerdeki mevcut eser sayısı da 2016 yılına oranla yüzde 3,4 artış gösterirken, rakamsal olarak 386 bin 842’ye ulaştığı belirlendi. Bununla birlikte müzelerin sorumluluğunda yer alan taşınmaz kültür varlıklarının sayısının da geçen yıl yüzde 2,7 artarak 106 bin 356 olduğu görüldü. Müzelerin sorumluluğu altında yer alan taşınmaz kültür varlıklarının en çok olduğu il 31 bin 191 adet ile İstanbul oldu. İstanbul’u bu bağlamda takip eden iller ise İzmir, Muğla ve Bursa olarak kaydedildi. Elde edilen veriler neticesinde tabiat park alanlarının ve tabiat anıtı alanlarının da artış gösterdiği tespit edildi.

Brezilya’nın en büyük ve en tarihi müzelerinden biri olan Rio De Janerio’daki 200 yıllık ”Ulusal müze”de yangın meydana geldi.  Kentin hemen hemen her bölgesinden gelen itfaiye ekipleri yangını söndürmek için uğraştı.

Müzenin  ziyaretçilere kapalı olan pazar günü çıkan yangının nedeni hala belirlenemedi.

Önceden Portekiz Kraliyet Ailesi’nin de konutu olarak kullanılan 200 yıllık binadaki müzenin koleksiyonunda 20 milyondan fazla parça bulunuyor.

Başkandan açıklama geldi

Brezilya Devlet Başkanı Michel Temer, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Brezilyalılar için çok üzücü bir gün. Ulusal tarihimizin değeri, binada meydana gelen hasar ile ölçülemez” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Kültür AŞ yönetimindeki müzeler, Kurban Bayramı tatilinde kentte kalanlar için kapılarını açık tutacak.

İBB Kültür AŞ’ye bağlı Yerebatan Sarnıcı, Şerefiye Sarnıcı, Miniatürk, Panorama 1453 Tarih Müzesi ve Topkapı Türk Dünyası Kültür Mahallesi Kurban Bayramı’nda da ziyarete olacak.

Yerebatan Sarnıcı bayramın birinci günü 13.00-18.30, diğer günler ise 09.00-18.30 saatleri arasında, Şerefiye Sarnıcı bayramın birinci günü 13.00-19.00, diğer günler ise 10.00- 19.00 saatleri arası, Miniatürk bayram boyunca 09.00-19.00 saatleri arasında her gün, Panorama 1453 Tarih Müzesi birinci günü 13.00 – 18.00 diğer günler 09.00 – 18.00 saatleri arası, Türk Dünyası Kültür Mahallesi sadece bayramın birinci günü kapalı, diğer günleri ise 09.00-17.00 saatleri arasında açık olacak.

Yerebatan Sarnıcı
Tarihî Yarımada’nın ortasında bulunan Yerebatan Sarnıcı, 542 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmıştır. Suyun içinden yükselen mermer sütunlar arasındaki ihtişamından dolayı halk tarafından “Yerebatan Sarayı” olarak da anılıyor. Bilgi için: www.yerebatan.com

Şerefiye Sarnıcı
428 ve 443 tarihleri arasında İmparator II. Theodosius tarafından, Bozdoğan Kemeri (Valens Su Kemeri) vasıtasıyla su depolamasını sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. Sudan çatıya doğru 32 adet mermer sütunla yükselen sarnıç etkileyici bir güzellik sunmaktadır. Adres: Binbirdirek Mh.Piyer Loti Cd. No:2334122Fatih/İstanbul

Miniatürk
Türkiye’nin geçmişten bugüne uzanan kültür ve medeniyet birikimini yansıtan mimari eserlerini, sergilenen maketlerle bir araya getiren Miniatürk, “zamanın durduğu yer” olarak da nitelendiriliyor. Miniatürk’te, Türkiye ve dünyadan seçilmiş 134 mimari eserin 1/25 oranında küçültülerek yapılmış maketleri sergileniyor. Toplam 60 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olan ‘Büyük Ülkenin Küçük Modeli’ Miniatürk, restoran, kafeterya, alışveriş merkezi, açık hava gösteri alanı, çocuk oyun parkı ile dev bir kompleks durumunda. Bilgi için: www.miniaturk.com.tr

Panorama 1453 Tarih Müzesi
Dünyadaki 30 kadar panoramik müze içerisinde “tam panoramik” özelliği taşıyan tek müze unvanını taşıyan Panorama 1453 Tarih Müzesi, 3 boyutlu panoramik görüntüsü ve ses efektleriyle gerçekçi bir etki uyandırarak, İstanbul’un fethini adeta yeniden yaşatıyor. Ziyaretçiler, müzenin alt katındaki panoramik kısma girdiklerinde, kapalı bir mekâna girdikleri değil de, adeta açık bir alana çıktıkları duygusuna kapılıyorlar.

Bilgi için: www.panoramikmuze.com

Topkapı Türk Dünyası Kültür Mahallesi
Topkapı Kültür Parkı’nda kurulan Türk Dünyası Kültür Mahallesi Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), R.F. Tataristan, ve Başkortostan’a ait kültür evlerinden oluşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Türk Cumhuriyetleri’ne tahsis ettiği evlerde ülkelere özgü kültürel ögeleri görebilmek mümkün. Mahallede ayrıca Orta Asya kültürüne ait üç çadır bulunuyor. Alan içerisinde ayrıca, Moğolistan’daki Orhun kitabelerinin, Kazakistan’daki Hoca Ahmet Yesevî Türbesi’nin, Azerbaycan’daki Kız Kalesi’nin ve Kırgızistan’daki Burana Kulesi’nin maketleri, Kırgız ve Kazak çadırları, Hoca Ahmet Yesevi Otağı, Turkuaz Hediyelik Eşya ve Türk Dünyası Restoranı bulunmaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, ailemize katılacak dalında iddialı eğitmenler arıyoruz. Bu ilanı görür görmez heyecanlandıysanız ve tamda sizin anlattığımızı düşünüyorsanız neden hala bekliyorsunuz ki?

Kapitalist ve sömürgeci kolejlerde çalışarak hayatınızı kazanmayı hedefliyorsanız kendinize yazık ediyorsunuz. Bunu bizimle çalışmaya başladığınızda daha net anlayacaksınız.

Gelelim merakla beklediğiniz asıl önemli noktaya! 🙂 Peki ama Nar Sanat ailesine hangi nitelikleri taşıyan öğretmen/eğitmenler arıyoruz?

Öncelikle ailemize 2018-2019 eğitim dönemi için yeni (kullanılmamış veya az kullanılmış ya da en azından az yıpratılmış) öğretmenler/eğitmenler arıyoruz.

TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN (“Hoppala!” diyor olabilirsiniz ama son yıllarda herkes İngilizce bilen eleman arıyor. Bizde o yüzden bu başlığı koyduk.)

Fakat “bir dil bir insandır.” sözünden yola çıkacak olursak bir yabancı dile sahip olmanız sizin adınıza sevindirici bir nokta olacaktır. Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi literatürü takip dışında yapacağınız işle net bir bağı yok İngilizce bilmenizin. Diğer sanat evlerinin de bir bildiği vardır diyerek İngilizce Bilen özelliğini eklemeye karar verdik 🙂

ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK (Mümkün müdür ki?)
2018-2019 eğitim dönemi koşuşturmacasına içerisinde ne yazık ki ne sizi eğitecek paramız ne de zamanımız olacak. Mesleğinizle ilgili yenilikleri iş saatleriniz dışında araştırıp arkadaşlarınızla paylaşırsanız o kadar mutlu oluruz ki anlatamayız…

İNİSİYATİF SAHİBİ ve SORUMLULUK ALABİLEN ( Bu başlık altında üstlerinden habersiz iş yapacak, ancak başarısız olduğunda canına okunmasına katlanabilecek kişileri kastettiğimizi altını çizmekte fayda görüyoruz.)

SİSTEM OLUŞTURABİLEN 
Eğitim verirken kendi sistemini oluşturup geliştirebilen yeteneklere ihtiyacımız var. Sizi kağıtlara, formaliteye boğacağız. Çıldıracaksınız. (Yok yok sakın korkmayın. Aman korkup kapatırsınız ilanı çok şey kaçırırsınız…)

ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI (Asker selamı veremiyorsanız sanat yapamaz, eğitmen olamazsınız)
Kadınsanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yani.

BİLGİSAYAR KULLANABİLEN 
En azından çıktı almayı, nota araştırmayı bilecek kadar bilgisayar kullanma yeteneği olan bir kişi arıyoruz. 🙂 Bu kesin bilgi… Gündelik yoğunluk içerisinde Öğrenci İşleri çalışanlarımızı da yormayalım değil mi 🙂

SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN 
Bu başlığı görünce “hımmmmmm” demiş olabilirsiniz, hele de evliyseniz… “O şehir senin, bu kasaba benim dolaşacaksınız” dersek inanır mısınız? Bizce inanmayın… Gerçi sanat evimize gelen telefonları ve talepleri bir bilseniz… Gecenin 3’ünde arayıp İzmir’e gitar eğitmeni isteyenlerle bile karşılaşıyoruz. Yani tüm ihtimali düşünerek seyahat engeli falan olmasın havası var dedik. Kötü mü yaptık yani?

İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI 
Sanat evimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Herkes bir birinin kuyusunu kazıyor. Şimdi yeni geliyorsunuz bu kişilere sizde eklenmeyin! Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. Dedikodunun dibine vuran kişilere acayip ihtiyacımız var.

İKNA KABİLİYETİ OLAN 
Öğrenci ve velilerimiz kalitesiz ve seviyesiz sanat eğitimini daha pahalıya almaya razı ettikten sonra derslikte hiçbir şey yapmayıp yayılacak ve sosyal medyanın dibine vuracak hatta dersteyken yaptığı skorları veli ile paylaşacak onu bunu beğenecek, dersten çıkınca veli ve müdürü bu konuda ne kadar iyi eğitim verdiğine ikna edebilecek kadar ikna kabiliyeti şart.

ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN 
Ne bütçeyi tutturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Her şey arap saçına döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. Bu da olsa olsa sanat eğitmenleridir zaten hadi şimdi analitik düşünelim.

TERCİHEN YÜKSEK LİSANS MEZUNU, İNGİLİZCEYİ ANA DİLİ GİBİ KONUŞABİLEN, KONUSUNDA EN AZ ON YIL DENEYİMLİ, ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ, 30 YAŞINI AŞMAMIŞ.”  (Süperman neredesin?)
Oha demeyin! Aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilir miyiz onu da bilmiyoruz. Ama müdürümüz yazın havası olur “dedi. Ama bak vallahi  ilan havalı oluyor. Yalan mı ha yalan mı?

B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP (neyi nerenize süreceksiniz vallahi bizde bilmiyoruz!) 

Size araba vereceğiz ama şoför veremeyeceğiz en kötü ihtimalle araba lastiği veririz (Yani bunu da hatırınız için veririz sanat eğitimiyle araba isteğiniz yan yana şık durmaz mı?). Uzun yola alışıksınızdır umarız. Malum kurum dışında önümüze gelene sanat eğitimi veriyoruz, bakkala falan gönderiyoruz. Olur mu olur!

Şimdi bunları niye istiyoruz diye bir sorun hele! Çekinmeyin sorun yaa! Sizi tam olarak nerede kullanacağımızı veya bunları neden istiyoruz muhasebe ne alaka bizde bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi… Hele bir siz işe başlayın. Gerisini sonra düşünürüz. Ha unutmadan büro makinelerini ve inşaat makinelerini da kullanırsa bi dalda biz alırız yani! 🙂

Daha yazardık ama yer kalmadı şimdilik bunlarla idare edelim.

 

Haydi bakalım bu şartlar dahilinde

  • Sahne sanatları
  • Görsel sanatlar
  • Müzik dallarında

Öğretmen/Eğitmenlik için hemen başvurun ama sadece lütfen e-mail ile. 

Mail adresimiz: narsanatistanbul@gmail.com