Yazılar

Amasya Müzesi’nde sergilenen İlhanlı dönemine ait 2’si çocuk 6 mumyanın hayattayken nasıl göründükleri uzman ekip tarafından resmedildi.

Amasya Müzesi’nde 2’si çocuk 6 kişiye ait mumyaların gerçek hayattaki görünümleri uzman ekip tarafından resmedildi.

İlhanlılar döneminde Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar, Amasya Emiri İşbuğa Noyan, İzzettin Mehmet Pervane Bey, eşi ve çocuklarına ait mumyalar, Amasya Müzesi’nde nem ve ısı ayarı yapılan özel bölümde muhafaza ediliyor.

Ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken bölümde mumyaların gerçek hayatta nasıl göründüklerine ilişkin resimler de yer alıyor.

Vali Osman Varol, AA muhabirine, mumyaların yaşarken nasıl göründüklerine ilişkin çalışma yapıldığını, uzmanların tarihi kitaplar, belgeler ve bilimsel tekniklerden yararlanarak gerçeğine en yakın şekilde çalışma yürüttüğünü anlattı.

Varol, 23 bin eserin sergilendiği Amasya Müzesi’nde mumyaların yerinin çok özel olduğuna işaret ederek, “Mumyaların gerçek hayatta görünümleriyle, kıyafetleriyle nasıl olabilecekleriyle ilgili sanatçıları çalıştırarak oluşturduğumuz çizimleri mumyaların olduğu salonda her birinin başucuna yapıştırdık. Hem kim olduklarını hem de hayattayken muhtemelen nasıl göründüklerini, kıyafetleriyle, görünümleriyle ortaya koyacak bir çalışma yaptık. Bu çalışma da vatandaşlarımızdan çok ciddi ilgi görüyor.” diye konuştu.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılığın hazırladığı “Bir Zamanlar Toroslar’da: Sagalassos” sergisi sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Belçika KU Leuven Üniversitesinin desteği ile Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi kapsamında hazırlanan sergi, basın toplantısını ve ön gösterimini gerçekleştirildi.

Toplantıda konuşan Tülay Güngen, eserlerin kurulumu için özenle çalışıldığına dikkati çekerek, “Tırnak büyüklüğündeki eserlerden anıtsal imparator heykellerine, hassas cam, kemik ve pişmiş toprak gibi pek çok farklı materyal, uzman bir nakliye ekibi restoratör ve arkeologlar gözetiminde özel malzemelerle ambalajlandı ve taşındı.” dedi.

Kazı Başkanı Jeroen Poblome ise antik çağın önemli yerlerinden olan “Sagalassos”un bir parçasını İstiklal Caddesi’nde görmenin heyecan verici olduğunu belirterek, serginin Burdur Arkeoloji Müzesi’nden getirilen 368 eserden oluştuğunu söyledi.

Akdeniz’in en iyi korunmuş antik kentlerinden Sagalassos, Türkiye’de son yıllarda hazırlanan en kapsamlı arkeoloji projelerinden biri.

Sagalassos ve Pisidia Bölgesi’nin geçmişine aydınlatan bu sergi, Antik Sagalassos halkının gündelik ve sosyal yaşamlarını etkileyici bir biçimde gözler önüne seriyor.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Sagalassos kentinden kalıntıların yer aldığı sergi, 28 Mayıs 2020’ye kadar ziyaret edilebilecek.

Eskişehir’e gelen yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’nde tatil yoğunluğu yaşandı. Geçtiğimiz yıla oranla bu dönemde ziyaretçi sayısı 2 katına çıktı. Müzeyi son 10 günlük süreçte 25 bin misafir ziyaret etti.

Türkiye’de müzecilik alanında önemli çalışmalar ile isminden söz ettiren Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, hizmete sunduğu müzeler ile ilgi odağı olmaya devam ediyor. Sergiden gelen gelirleri engelli ve kız çocukları için harcanan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi de okulların tatil olması sebebiyle 10 günlük süreçte ziyaretçi akınına uğradı. Başkan Büyükerşen, bu durumdan büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. Büyükerşen “Yaz aylarında şehrimize Türkiye’nin dört bir yanından turlar düzenleniyor. Bu yoğunluğa alıştık. Lakin artık kış mevsiminde de bu yoğunluğu görüyoruz. Okulların da tatil olması sebebiyle Balmumu Müzemiz 10 günde 25 bin ziyaretçi ağırladı. Özellikle hafta sonlarında müzemizin önünde uzun kuyruklar oluştu. Şehrimize gelen yerli ve yabancı turistlerin bu kente katma değer kattığına inanıyorum. Otel sahibi dostlarımızdan otellerde özellikle hafta sonlarında yer olmadığını duyuyoruz. Esnaf kazanıyor, şehir kazanıyor. Bu da bizleri mutlu ediyor” dedi.

Oya Eczacıbaşı şunları dile getirdi; İstanbul Modern’in açılışı 2000’li yıllarda sanat yaşamımızdaki değişim sürecinin önemli bir kilometre taşı oldu ise ne mutlu bize… Türkiye’deki müzecilik anlayışına yeni bir soluk getirmeye çalıştık.

Yurtdışından misafir sanatçı programı başlatan İstanbul Modern, 2020’ye kadar İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle 7-15 yaş grubundaki 20 bin çocuğa dijital ortamda sanat deneyimi de kazandıracak. Türkiye’nin modern sanatını tanıtma misyonunu üstlenen İstanbul Modern THY ile de yeni bir işbirliğine imza attı.

İşbirliği ile alakalı olarak Eczacıbaşı, ”Türk Hava Yolları ile birlikte çok önem verdiğimiz bir projeye imza attık. İstanbul Havalimanı Türk Hava Yolları Özel Yolcu Salonu’nda İstanbul Modern’e ayrılan alanda sergi açtık. Yılda üç kez bu alanda sergileri Türkiye’de modern resmin önde gelen kadın sanatçılarından Fahrelnissa Zeid’in yapıtlarından hareketle tasarlanan seyahat çantaları, yolculara bir hatıra olarak sunuluyor.” dedi

Kazakistan’da inşaat çalışmaları sırasında ortaya çıkarılan, üzerindeki 3 binden fazla el işlemesi altın plaka sebebiyle bir hakana ya da oğlu tegine ait olduğu düşünülen Altın Elbiseli Adam zırhı Türkiye’ye getirildi.

Kazakistan’ın “Altın Elbiseli Adam Dünya Müzeleri’nde” projesi çerçevesinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi‘nde sergilenmeye başlanan zırh, Türk kültürünün ve medeniyetinin tarih içindeki derinliğini ortaya koyan önemli argümanlar arasında yer alıyor.

Kazakistan’ın Yedisu bölgesinde, 1969’daki bir inşaat çalışması öncesinde, arazide 6 metre boyunda, 60 metre çapında bir kurgan (Orta Asya ve Doğu Avrupa’da yığma tepe ve höyük şeklinde yapılmış mezarlar) görülmesi üzerine kazı yapılarak çıkarılan ve “Altın Elbiseli Adam” olarak anılan zırhta leopar, pars, kartal koç, geyik, dağ keçisi, at ve kuş motifleri işlenmiş 3 bini aşkın altın üçgen plaka bulunuyor.

Sağdan sola doğru kapanan V yakalı kısa kaftan, dar süvari pantolonu, diz altında kalan kısa yumuşak çizmeden oluşan zırh, 65 santimlik kalpağıyla dikkati çekiyor. Ucunda dağ keçisi motifi bulunan kalpakta, dünya hakimiyetini simgeleyen 4 okla güneş tanrısını sembolize eden 2 kanatlı at motifi dikkati çekiyor.

Altın iplikle dikilmiş kaftan ve kalpağın yanı sıra zırhta, silah olarak 150 farklı büyüklükte altın plaka işlenmiş kakmalı uzun demir kılıç, yarısı deri yarısı ahşap hançer, altın işlemeli kamçı bulunuyor. Altın Elbiseli Adam’ın mühür olarak da kullandığı bir yüzüğü bulunuyor.

Altın Adam’ın, Isık Kurganı’nda bir yol çalışması sırasında bulunduğunu anlatan Saparbekuly, “Hikayesi çok ilginç. Yol çalışması sırasında makineler büyük bir tepenin yanından geçerken bazı altın bulgularıyla karşılayor. Daha sonra kazılar başlıyor. Tamamıyla altınla işlenmiş bu eser bulunuyor. Altın işlemeciliği ve o dönemin manevi değerleri açısından çok önemli bir bulgu.” diye konuştu.
Saparbekuly, Isık Kurganı’ndaki kazılardan 4 bini aşkın arkeolojik eserin çıkarıldığını anlatarak, “Kazakistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, bu buluşla ilgili ‘Büyük Bozkır’ın Tutankhamunu’dur’ diyor. Tarihi açıdan önemli bir eser. Tutankhamun’un mezar odasından çıkarılanlardan sonra en çok eşya Altın Adam’ın kargısında yer alıyor.” ifadelerini kullandı.
Isık Kurganı’ndan sonra Kazakistan’ın çeşitli yerlerinde “5 altın adam ve altın hanım” bulunduğunu dile getiren Saparbekuly, eserlerin İskitler dönemi mirası olduğuna dikkati çekti. Saparbekuly, “Altın Adam, tarihimizin sadece Göktürkler’den değil, Hunlar ve Sakalar devrinden başladığını gösteriyor.” dedi.
Sergideki değerli eşyaların dönemin ruhunu, yaşamını ziyaretçilere hissettireceğini ifade eden Saparbekuly, “Türk kardeşlerimizi, sanatseverleri, tarihseverleri, tüm Ankaralıları 12 Ekim’e kadar sürecek sergiyi gezmeye, kendi topraklarını, tarihlerini tanımaya davet ediyorum.” dedi.

Üniversitelerin bilimin yanında kültür ve sanatın da merkezi haline getirilmesi, öğrencilerin müze ve ören yeri ziyaretlerinin desteklenmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile YÖK arasında işbirliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol çerçevesinde Devlet Tiyatroları ve Güzel Sanatlar Müdürlükleri tarafından düzenlenecek etkinliklerin bir kısmı üniversitelerde gerçekleştirilirken, protokol ile öğrencilere ve öğretim üyelerine farklı fırsatlar da sağlanacak.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, eğitim alanında Bakanlık tarafından yapılan çalışmalara değinerek, “Milli Eğitim Bakanlığı ile küçük öğrencilerimize yönelik bir çalışma başlatmıştık. Bu bağlamda küçük öğrencilerin bize bağlı müzelerde eğitim alması konusunda bir protokol geçen sene hayata geçirdik. Onun kapsamını hızla büyütüyoruz. Şimdi bunun yaş kapsamını da büyütmeye karar verdik” diye açıklama yaptı.
Üniversiteleri de kapsayan kültürel ve sanatsal faaliyetler olsun istediklerini belirten Ersoy, kültürün ve sanatın toplumun çok büyük bir kısmını kaplayacak şekilde genişletilmesinin önemini vurguladı.

Sanat tarihçileri istihdam edecek

Müze ve ören yerlerinin kazı başkanlıklarının kazı sürelerinin 12 aya çıkarılmasıyla ilgili çalışma başlattıklarını hatırlatan Ersoy, “İki amacımız var. Birincisi süre uzatılarak buralardan en iyi ve hızlı şekilde sonuç almak. İkinci nokta, çok fazla arkeoloji ve sanat tarihi mezunumuz oluyor. Bu 12 aylık program dahilinde kazı başkanlıklarında ilave minimum 5 arkeolog ve 2 sanat tarihçisi şartı getiriyoruz. Bu da yaklaşık 600 ile 700 civarında arkeolog ve 200 ile 300 civarı sanat tarihçisinin istihdam edilmesi anlamına geliyor” açıklamasında bulundu.

Aydın’ın Söke ilçesinde yaşamını devam ettirmekte olan, Osmanlı Padişahı 2’inci Abdüldhamid’in iki sadrazamından Şakir Paşa’nın torunu Emel Aksoy, Osmanlı dönemine ait kıyafetlerden oluşan etnografik koleksiyonu ile bundan 4 yıl önce müzeye dönüştürdüğü evi büyük ilgi duyuyor.

Müzeyi gezenlerden alınan giriş ücretiyle masraflar karşılanıp, müzenin bulunduğu Doğanbey Mahallesi’ndeki 60 sokak kedisi için mama alınarak, hayvanların bakımı yapılıyor. Osmanlı Padişahı 2’nci Abdülhamid döneminde görev yapan Şakir Paşa’nın torunu koleksiyoner Emel Aksoy ve eşi emekli Albay Erol Aksoy (85), İstanbul’un gürültülü ortamından kurtularak, tarihi Rum evleriyle ünlü Kuşadası Dilek Yarımadası ile Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sınırları içinde yer alan Doğanbey Mahallesi’nde 10 yıl önce 2 ev satın aldı.

Emel Aksoy, bu evlerden birini ailesinden kalan Osmanlı kıyafetleri ve çocukluk yıllarından beri topladığı eşsiz değerdeki Osmanlı’da haremlerin dağılmasıyla kaybolmaya başlayan saray giysileri, iğne oyaları, dönemin kıyafetlerine özgü başlıklar ve takılar ile 2014 yılında müzeye dönüştürdü. Etnografik 150 eşya ile müzeye dönüştürülen ev, bölgeye gelen yerli- yabancı turistlerin de vazgeçilmezi oldu.

Kırşehir’de yaklaşık 40 yıldır esnaflık yapmakta olan  60 yaşındaki Hüseyin Karaca, Anadolu’nun birçok ilinden ve yaşadığı şehrin hurdacılarından topladığı eski eşyalarla halı yıkama atölyesini adeta müzeye dönüştürdü: “Buradaki eşyaların en eskisi 200 yılın üzerinde. En yeni eşyalar 50-60 yıllık. Daha yenisi yok”

Gazyağı ocağından sabanlara, halı ve kilimlerden tahta eldivenlere, dürbünlerden bakır kaplara kadar binin üzerinde eski eşya bir arada tutan Karaca, halı yıkama işi yaptığı 600 metrekarelik işletmesinin bir bölümünü bu eşyalara ayırarak meraklıları için sergiliyor.

Sadece halk değil zaman zaman üniversite öğrencileri de gelip dersleri için Karaca’nın eski eşyalarını inceliyor. Karaca, Kırşehir’de kahvehane işletmeciliği ve şoförlük yaptıktan sonra halı yıkama işine girdiğini, yaklaşık 30 yıldır da hem eşi ile bu mesleği sürdürdüğünü hem de içindeki merak nedeniyle eski ve tarihi eşyaları biriktirmeye başladığını anlattı.

Kırşehir’den ve Anadolu’nun farklı illerinden topladığı tarihi halı ve kilimlerden sabana, eski tüfeklerden bakır kaplara kadar binin üzerindeki eşyayı 600 metrekarelik iş yerinde sergilediğini belirten Karaca, bu mirası da kendisi gibi tarihe meraklı olan torununa bırakmayı planladığını dile getirdi.

Amacının, geçmişi gelecek nesillere tanıtmak olduğunu vurgulayan Karaca, “Tarihi eserleri, geçmişi, atalarımızın ve dedelerimizin kullandığı eşyaları seviyorum. Şimdi bunları yapan yok. Eski eşyaları hurdaya verenlere üzüldüğüm için ben de biriktirmeye karar verdim. Hobi olarak eski eşyaları biriktiriyorum. Bini geçkin tarihi eşyam vardır.” dedi.

Ankara Eczacı Odasınca, başkentte 1919’da Hüseyin Hüsnü Sarı tarafından kurulan ve geçen yıl kapanan Atatürk’ün Eczanesi olarak da bilinen tarihi İstanbul Eczanesi, müzeye dönüştürüldü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ilaçlarını aldığı tarihi eczanede bir asır boyunca ilaç üretiminde kullanılan teçhizat ve ecza dolapları, odanın Çankaya’daki binasında ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de ilaçlarını aldığı tarihi eczanede bir asır boyunca ilaç üretiminde kullanılan teçhizat ve ecza dolapları, odanın Çankaya’daki binasında ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Ankara Eczacı Odası Başkanı Süleyman Güneş, açılış töreninde yaptığı konuşmada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve o dönemin birçok siyasetçisinin de ilaçlarını temin ettiği İstanbul Eczanesi’nin geçen yıl çeşitli sebeplerden ötürü kapandığını söyledi.

Bir asırlık ömrü bulunan eczaneyi müzeye dönüştürdüklerini dile getiren Güneş, “Atatürk’ün de hatırası bulunan bu eczanenin, eşya ve malzemeleriyle gelecek kuşaklara tarihi bilgi ve belge olarak aktarılmasını sağlayacağız” dedi.

İstanbul Eczanesi’nin son sahibi eczacı Ömer Faruk Erdem, kurucu Hüseyin Hüsnü Sarı ile 1948’de tanıştığını belirterek, 1979’da tıp fakültesindeki baş eczacılık görevini bırakarak teklif üzerine eczanenin işletmeciliğini üstlendiğini söyledi.

Eczanenin devamı için gayretle çalıştığını ifade eden Erdem, “Bazı mesleki sıkıntılardan dolayı 2017’nin son gününde eczanemi kapattım. Bazı antika eşyaları müzayede de değerlendirdim. Geri kalan değerli eşyaları Ankara Eczacı Odasına bağışladım. Eczanemin 100’üncü yılını burada kutlamak istiyorum” diye konuştu.

Çanakkale merkeze bağlı Tevfikiye köyü sınırları içerisinde yer alan Troya Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girişinin 20’nci yılı olması nedeniyle ilan edilen ‘2018 Troya Yılı’ çalışmaları kaldığı yerden devam ediyor.

Bu alanda  Çanakkale Valiliği, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Çanakkale PTT Başmüdürlüğü işbirliğinde, Troya Yılı ve Troya Müzesi’nin tanıtımına olanak sağlamak amacıyla, ‘Troya Müzesi’ temalı pulların basımı gerçekleştirildi. 1 lira, 2 lira, 4 lira ve 6.5 liralık olmak üzere 4 farklı değerde ilk etap da 10 bin adet ‘Troya Müzesi’ temalı pullar basıldı. Basılan bu pulların, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından postaya verilecek gönderilerin yanı sıra tanıtım amacıyla da kullanılacağı belirtildi.

Troya’ya büyük destek

‘Troya Müzesi’ temalı pulların basımının tanıtımı için, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında basın toplantısı düzenlendi. Pulların tanıtımı İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz ve Çanakkale PTT Başmüdürü Yaşar Öztürk tarafından yapıldı.

PTT Genel Müdürlüğü’nün 2018 Troya Yılı’na verdiği desteği anlatan Çanakkale PTT Başmüdürü Yaşar Öztürk, “2018 Troya Yılı kapsamında yeni bir çalışma yaptık. Bu çalışmamızda da Çanakkale’ye özel, özgün Troya Müzesini pul haline getirdik. Bugün bu pulları Sayın Müdürümüz Kemal Dokuz’a takdim ediyoruz. Troya Müzesi temalı pulların Çanakkale ve Troya Yılı’na katkı sağlayacağını ve çok beğenileceğine inanıyorum” dedi.

MÜZENİN TANITIMINA KATKIDA BULANACAK

Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz ise “Çanakkale PTT Baş Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüz arasında 2018 Troya Yılı kapsamında gerçekleştirilen işbirliği neticesinde, 2018 Troya Yılı’nın ve yapımı tamamlanan Troya Müzemizin tanıtımına katkı sağlamak amacıyla Troya Müzesi temalı pulun basımı gerçekleştirildi.

4 farklı değerde 1 lira, 2 lira, 4 lira ve 6.5 liralık olmak üzere pullar bastırıldı. Kültür ve Turizm İl Müdürlüğümüz tarafından postaya verilecek gönderilerde ve tanıtım amacıyla bu pullarımız kullanılacak. İlk etapta 4 farklı değerde 10 bin tane pul bastırdık. Devamı da gelecek. 2018 Troya Yılı’nın ilimize ve ülke turizmine büyük katma değer sağlaması ümidiyle hem pullarımızın, hem Troya Yılı’mızın hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Hasankeyf Müzesi, birinci etap teşhir çalışmalarının tamamlanmasıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. Batman’ın Hasankeyf ilçesinde 2013’den bu yana yapımı devam eden Hasankeyf Müzesi’nin birinci etap teşhir çalışmaları tamamlanırken, müze ziyaretçileriyle buluştu. Müzede paleolitik, neolitik, kalkolitik, tunç, demir ve ortaçağ dönemlerine ait eserler, kronolojik düzende, ait oldukları döneme ilişkin görsel canlandırmalarla ziyaretçilerine o dönemde yaşıyormuş hissi uyandıracak şekilde tasarlandı.

Batman Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet İhsan Aslanlı, Hasankeyf Müzesi’nin açılışında yaptığı konuşmada “Ilısu Barajı HES Projesi Kültürel Varlıkları Koruma Kurtarma çalışmaları kapsamında yürütülen arkeolojik kazılarda çıkarılan tarihi eserler, Hasankeyf Müzesi’ne taşındı. 8 bin 150 metrekare alana sahip olan Hasankeyf Müzesi, bölgemizin arkeolojik değerlerini yansıtmada büyük hizmetler sunacaktır” dedi.

Yerli veya yabancı bütün turistlerin ilgi odağı hep müzeler olmuştur. Müzelerde turistlerine bir güzellik yaparak artık müzik dinletileri ve konserlerle sevenlerini ağırlayacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığının yaptığı açıklamaya göre, Türkiye’nin dünyaca tanınmış müzelerinde senfonik ezgiler dönemi başladı.

Temel amaç ise müzelere olan ilgiyi daha fazla arttırmak.Yeni uygulamayla dünyanın en büyük ve seçkin müzelerinden senfonik ezgiler yükseliyor.

Topkapı Sarayı’nda geçen haftalarda Mehter ile ilk kez ziyaretçilerin beğenisine sunulan ve yoğun ilgi gören uygulamanın ikincisi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirildi.

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde düzenlenecek dinletilerle devam eden etkinlikler ilerleyen dönemlerde, Türkiye genelindeki diğer müzelere de yayılacak. Antalya Müzesi, Adana Arkeoloji Müzesi, İzmir Efes Müzesi ve Bursa Arkeoloji Müzesi ise uygulamada öncelikli olacak.

Topkapı Sarayı Müzesi ikinci avluda perşembe günleri 14.00-16.00 saatlerinde ziyaretçilere sunulacak dinletiler kapsamında, ilki Bab-üs Saade önünde gerçekleştirilen Mehter gösterisi 31 Mayıs 2019’a kadar sürecek.

“Klasik Quaertet dinletisi”

Dünyanın en büyükleri arasında yer alan İstanbul Arkeoloji Müzesi ise ziyaretçilerini “Klasik Quartet” dinletisi ile ağırlarken, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrasının sunumu perşembe günleri 14.00-16.00 saatlerinde konser ve müzik dinletileriyle sürecek.

Dünyanın sayılı müzeleri arasındaki Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi de “Türk Sanat Müziği” ile “Senfoni” dinletilerine ev sahipliği yapacak. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesindeki müzik toplulukları perşembe günleri yine aynı saatlerde “Türk Sanat Müziği”, cuma veya pazartesi günleri ise “Senfoni” dinletilerini ziyaretçilerine sunacak.