müzik

müzik konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. müzik konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. müzik konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri müzik konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Uluslararası Malatya Film Festivali ödül töreninde en iyi fil ödülünü ”Küçük Şeyler” kazandı.

Malatya Valiliği, Malatya Büyükşehir Belediyesi, Battalgazi ve Yeşilyurt Belediyeleri’nin işbirliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkılarıyla 9’uncu Malatya Uluslararası Film Festivali ödül törenini gerçekleştirdi.

Sinema dünyasının ünlü isimleri ve davetliler, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki tören öncesinde kırmızı halıda yürüyerek, basın mensuplarına poz verdi.

Davetliler daha sonra festivalin kapanış programının düzenlendiği salona geçti. Festivalde yarışan filmlerden kesitler gösterildi.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’ın katıldığı törende ödüller ve sahipleri şöyle oldu:

“En İyi Film ‘Küçük Şeyler‘, ‘En İyi Yönetmen’ Kapan filmini çeken Seyid Çolak, ‘En İyi Kadın Oyuncu’ Başak Özcan, ‘En İyi Erkek Oyuncu’ Alican Yücesoy, ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’ Andreas Sinanos, ‘En İyi Müzik’ Ali Saran, ‘En İyi Senaryo’ Omar ve Biz filmiyle Mehmet Bahadır Er.”

Öte yandan kısa metraj dalında “Taş Stone’ filmiyle Alican Yücesoy birinci olurken, vefa ödülü ise merhum sanatçı Tarık Ünlüoğlu adına eşi Gülanay Kalkan Ünlüoğlu’na verildi.

Malatya Valisi Aydın Baruş ile Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ise festivale desteklerinden dolayı ilgililere teşekkür etti.

Anadolu ve Ermeni halk danslarını çok sesli orkestrasıyla bir araya getiren Maral Müzik ve Dans Topluluğu, 40. yılını İstanbul Kongre Merkezinde sahneleyeceği gösterimle kutlayacak.

Benon Kuzubaş ve arkadaşları tarafından 1980 yılında kurulan Anadolu ve Ermeni halk danslarını çok sesli orkestrasıyla bir araya getiren topluluk, İstanbul Kongre Merkezinde 15 Aralık’ta düzenleyeceği etkinliğin Genel Sanat Yönetmenliğini Garbis – İris Çapkan üstlendi.

Gecede, tamamı amatör dansçılardan oluşan ve 6-35 yaş aralığındaki 200’e yakın dansçı, sanatseverlerin karşısına çıkarak topluluğun 40. yılına özel performans sergileyecek.

Eskişehir Şehir Tiyatroları ve Senfoni Orkestrası’nın Zülfü Livaneli’nin şarkılarından yola çıkarak hazırlandığı Böyledir Bizim Sevdamız adlı müzikal seyirciyle buluştu.

Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde sahnelenen ve yönetmenliğini Eskişehir Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ali Eyidoğan’ın üstlendiği müzikal, seyircilerden tam not aldı.

Türkiye’deki toplumsal olayları ve yakın tarihi konu alan müzikali Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in yanı sıra 500’e yakın tiyatrosever izledi.

Orkestra şefliğini Aytuğ Ülgen’in, oyunun koreografisini ise Deniz Alp’in hazırladığı müzikalin kostüm tasarımını Tülay Kale, ışık tasarımını Soner Erdoğmuş, dekor tasarımını ise Ahmet Ertap gerçekleştirdi.

Eskişehir Şehir Tiyatroları oyuncuları Devrim Özder Akın, Elif Melda Yılmaz, Zafer Ergül, Sinan Demirer, Gamze Demirer, Özlem Akdoğan, Berkay Akın ve Hakkı Kuş’un rol aldığı ve sezon boyunca Şehir Tiyatrolarının sahnelerinde izleyicisiyle buluşacak müzikalin 26 Ekim‘deki gösterimine Zülfü Livaneli de katılacak.

Rus müzisyen, piyanist ve davulcu Evgeny Grinko, Türkiye turnesi kapsamında Bilkent Odeon‘da Başkentli müzikseverlerle buluşacak.

Rus müzisyen, piyanist ve davulcu Evgeny Grinko, Türkiye turnesi kapsamında Ankara’da konser verecek.

Temmuz ayından bu yana Türkiye’nin birçok ilinde hayranlarıyla buluşan ünlü müzisyen Grinko, başkentli hayranlarıyla ise 8 Ekim‘de Bilkent Odeon’da bir araya gelecek.

Ağustos ayında Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde konser veren genç piyaniste müzikseverler yoğun ilgi göstermişti.

Müzik dünyasında Valse adlı şarkısı ile büyük bir çıkış yakalayan, daha önce de Türkiye’de konser veren sanatçı, müzikal çalışmalarını yaklaşık 17 yıldır sürdürüyor.

Kendi kültüründen izleri bestelerine taşıyan Evgeny Grinko, Moskova’nın yakınında Zhukovsky adlı küçük bir kasabadan çıkarak, kısa sürede adını müzik dünyasında duyurmayı başardı.

Genç piyanist konserlerinde, geniş bir keman topluluğu ve akordeoncu 5 müzisyen ile sahne alıyor.

Müzikle ilgili yapılan bir çok araştırma, müziğin çocukların çoklu zeka alanlarına etkisi ve zihin gelişiminde büyük rol oynadığını vurgulamıştır. Müzik aleti çalmanın ise beyin gelişimine ve sinir sistemine faydası yine yapılan araştırmalar sonucu ortaya konmuştur.

North Carlolina Müzik Araştırma Bölümü müzik eğitimi verdiği kişilerle müzik eğitimi almamış olan kişileri karşılaştırmış ve araştırmanın sonucunda müzik yapanların beyinlerinin işitsel ve görsel kısımlarının aktivitesinde artış olduğunu kaydetmiştir. Müzik yapmayan kişilerin beyninde ise sadece işitsel veya sadece görsel kısımda aktivasyon olduğunu belirlemiştir. Araştırma, müzik eğitimi alan veya müzik yapan kişilerin beyinlerinin iki alanında da aktivite olduğunu ortaya koymuştur.

Özellikle küçük yaş gruplarının müzikle ilgilenmelerinin veya herhangi bir enstrüman çalmalarının akademik başarılarını da olumlu yönde etkilediği, bir çok kez yapılan araştırmalar neticesinde kanıtlanmıştır.

Müziğin çocuklar üzerindeki faydalarını şu şekilde sıralamak mümkün;

  • Okuma yeteneğini arttırır.
  • Motor beceriyi geliştirir.
  • Derslerinde daha iyi performans göstermesini sağlar.
  • Dinleme alışkanlığı kazandırır.
  • Sosyalleştirir.
  • Özgüveni ve konsantrasyon becerisini geliştirir.

Bu faydaları çoğatmak mümkün. Çocuklar müziği duyduklarında işitme, dokunma, ritim tutma ve ses takliti gibi birden fazla fonksiyonu aynı anda geliştirir. Dolayısıyla müziğe, bilişsel yetenekleri geliştiren bir faktör olarak bakmak doğru olacaktır. Ayrıca hayatında müzik ve enstrüman olan çocuğun matematik ve dil alanında daha başarılı olduğu da gözlemlenmiştir. Müzik aynı zamanda çocuğun disiplin, adaptasyon, rahatlama, özgüven, sorumluluk duygusu gibi kişisel özelliklerini de geliştirecektir.

Okul öncesi eğitimin oldukça arttığı günümüzde, özellikle bu dönemde verilen müzik eğitiminin çocuğa ruhsal, kültürel, sosyal, zeka gelişimi ve anlayış alanlarında pozitif etkisi olduğu gerçeği de unutulmamalı.

Okul öncesi dönemde olduğu gibi ilköğretim döneminde de müzik eğitimi, belirlenen temel ilkeler doğrultusunda bir arada işlenmesi gereken konulardan oluşmaktadır. Bu konular birbiriyle bağlantılı, birbirini destekleyici ve her biri kendi içinde çocuğun yukarıda da bahsettiğim gibi özellikle matematik ve dil gelişimini etkileyen bir süreci kapsamaktadır. Ses eğitimi, kulak eğitimi, çalgı eğitimi, müziksel beğeni eğitimi, ilköğretim sürecinin iç dinamikleri olan müzik eğitiminin boyutları olarak sıralanabilir.

Müzik eğitimi, çocuğa ses eğitimi, kulak eğitimi, müziksel beğeni eğitimi vermekle birlikte, onu bir müzik aletine yönlendirecek bir eğitim sürecinide kapsamaktadır, kapsamalıdır.

Müzik eğitiminde temel bir başka unsur kültürel farkındalık olmalıdır. “Toprağı bilmeyen betonda yürüyemez” sözü, sanırım bu durumu açıklaması bakımından yeterli olacaktır. Çocuk, hangi enstrümanın eğitimini alırsa alsın veya hangi enstrümana yönelirse yönelsin, öncelikle kendi kültürünü, kendi müzik ve enstrümanlarını tanımalı. Tanımalı ve kendi müzikal kültürünü diğer enstrümanlara bakan bir pencere olarak kullanmalı.

Kültürel farkındalık anlamında geçtiğimiz günlerde Nar Sanat Eğitim Kursu bünyesinde bulunan Nar Sanat Anaokulu’nda güzel bir etkinlik gerçekleştirdik.

Etkinlikte 3-6 yaş grubu çocuklarımızla bağlamamızı tanıdık ve türkülerimizi öğrendik. Hangi yaş grubu olursa olsun çocukların kültürel zenginliğimizin farkında olmalarını, kendi enstrümanlarını bilmelerini, onlara dokunmalarını önemsiyorum. Çünkü çocuğun sanatsal ve kültürel anlamda kendisine ait olanı tanıması, yaşadığı coğrafyaya ait olan müziğin ve bu müziğin icra edildiği enstrümanların farkında olması gerektiğini düşünüyorum. Yaşadığımız coğrafyanın belirleyici ve birleştirici ezgileri, halkın ortak değerlerle var ettiği Türk halk müziğidir. Bu müziğin temel enstrümanı da şüphesiz bağlamadır. Dolayısıyla çocuğun, enstrüman olarak bağlamayı seçmesi işte tam da bahsettiğim kültürel farkındalık alanına hizmet edecek ve diğer bir çok sanat dalına da bakışını şekillendirecektir.

Filozof Konfüçyüs; “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak için o ülkenin müziğine bakınız” diyerek bir ülkenin kendi müziğinin ne kadar belirleyici olduğunu vurgulamıştır.

Enstrüman tercihi önemli bir süreçtir. Enstrüman seçiminde doğru kararlar verilmeli, doğru yönlendirmeler yapılmalı ve tercihler bilinçli şekilde gerçekleşmeli.

Çocuğun ilgisi, aile, öğretmen ve okul/kurs dörtlüsünde ilerleyip şekillenmesi gereken bu süreç, iş birliği içerisinde ve çocuğun algısı, yönelimi doğru okunup tespit edilerek gelişmeli.

Müzik eğitiminin bir ayna, doğru enstrüman seçiminin ise onun en güzel yansıması olduğu unutulmamalı.

 

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni 

 Murat HASGÜN

İlkel insan, salt ezgisel yönü olan telli çalgıları geliştirmekte bir neden bulamamıştır. İlkel insana göre ezgisel anlatım, şarkıcının alanına girmekteydi ve çalgıları bu alana sokmak gereksizdi.

Telli çalgılara ilkel kabilelerde telli çalgılara rastlanmamış olmasında bu önemli bir noktaydı. İlkel insan, müziğin şarkı söylemekten geçtiğini düşünüyor ve çalgıları geliştirirken tel kullanmaktan uzak duruyordu.

Tarihte ilk telli çalgılar Mezopotamya ve Mısır’da kullanıldı. Yapılan araştırmalar arpın ana vatanının Mısır olduğunu ortaya koymaktadır.

Mısır Uygarlığında müzik işçilere motivasyon amacıyla kullanıyordu
Hemen hemen tüm kültürlerde karşılaştığımız gibi Mısırlılarda, havanın kararmasıyla birlikte yapacak işleri olmayan insanlar birlikte oturup şarkı söylüyorlardı. Burada Mısırlıları diğer toplumlardan ayıran şey işçiler çalışırken yapılan müzikti. Bu müzik işçilerin daha istekli çalışmalarını ve verimli olmalarını sağlıyordu.

Eski Yunancadaki musike sözcüğünden gelen müzik, aslında iki milyon yıllık bir geçmişi olduğu kabul edilen insanın, iç içe yaşadığı ve sürekli etkileşim halinde bulunduğu bir terimdir.

Var olduğumuz çağdan beri algıladığı sesleri çözülmeyip değerlendirmiş ve giderek sesleri bir anlatım biçimine dönüştürmüşüz. Müzikte böyle doğmuş. Ses malzemesi ve onun insan tarafından değerlendirilmesi olmak üzere iki temel öğeyi içeren müzik, belli bir amaç ve yöntemle, belli bir güzellik anlayışına göre işlenerek birleştirilmiş seslerden oluşan estetik bir bütündür.”

Müzikte ses zamana bağlıdır. Bunun nedeni, sesin belirli bir süre içinde, bir zaman aralığında var olmasıdır. Sesin süresi, ritim ve ölçü gibi ilkeye dayanan kurallara yol açmıştır.

Müziğin tüm teorik konularını araştıran bilime müzik bilim ismi veriliyor. Müzik bilim, üç genel bölüme ayrılır. Bunlar sırasıyla; Tarihsel müzik bilim, sistematik müzik bilim ve kullanım için müzik bilimdir.

Önümüzdeki yazılarda sizlerle müzik tarihi hakkında önemli paylaşımlarda bulunacağız.

Besteci Bujor Hoinic’in Troya operası, yabancı besteci, tarafından yazılan ilk Türkçe opera oldu. Devlet Opera ve Balesi’nin (DOB) bu yılki en önemli yapımlarından biri olarak gösterilen Troya’nın yaratıcısı, orkestra şefi, besteci Bujor Hoinic, “Troya’ya sıfırdan başladım ve üç buçuk ay gibi rekor bir zamanda, mayıs ayında bitirdim. Ortaya bir epik opera çıktı.” diye belirtti.

Troya’ya oğlu Artun Hoinic ile hayat veren Bujor Hoinic ve eserin Genel Sanat Direktörlüğünü yürüten Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü, tenor Murat Karahan, orkestra provaları sırasında, kendisine yönetilen soruları yanıtladı.

Karahan, Troya’nın çalışmalarında artık sona yaklaştıklarını ve eserin prömiyerinin 9 Kasım’da ATO Congresium’da yapılacağını belirterek, “Biletlerimiz cuma günü satışa çıkmıştı. 3 bin 28 adet koltuğu olan salonun bütün biletleri bitti. İlgi gösteren, 3 gün içerisinde 3 bin kişilik salonun biletlerini tüketen tüm izleyicilerimize çok teşekkür ediyorum.” diye konuştu.

Troya’ya sadece Ankara’dan değil, il dışından da izleyicilerinde geleceğini anlatan Karahan, “Bu bize gelecek için, sanat için, yapmaya çalıştığımız şeyler için çok büyük bir umut veriyor. Çok mutluyuz. Bu talep karşısında ekstra temsiller de koymak durumunda kaldık. Muhtemelen kasımın son haftalarına doğru bir Troya temsili daha gelecek.” ifadesini kullandı.

Yerli veya yabancı bütün turistlerin ilgi odağı hep müzeler olmuştur. Müzelerde turistlerine bir güzellik yaparak artık müzik dinletileri ve konserlerle sevenlerini ağırlayacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığının yaptığı açıklamaya göre, Türkiye’nin dünyaca tanınmış müzelerinde senfonik ezgiler dönemi başladı.

Temel amaç ise müzelere olan ilgiyi daha fazla arttırmak.Yeni uygulamayla dünyanın en büyük ve seçkin müzelerinden senfonik ezgiler yükseliyor.

Topkapı Sarayı’nda geçen haftalarda Mehter ile ilk kez ziyaretçilerin beğenisine sunulan ve yoğun ilgi gören uygulamanın ikincisi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirildi.

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde düzenlenecek dinletilerle devam eden etkinlikler ilerleyen dönemlerde, Türkiye genelindeki diğer müzelere de yayılacak. Antalya Müzesi, Adana Arkeoloji Müzesi, İzmir Efes Müzesi ve Bursa Arkeoloji Müzesi ise uygulamada öncelikli olacak.

Topkapı Sarayı Müzesi ikinci avluda perşembe günleri 14.00-16.00 saatlerinde ziyaretçilere sunulacak dinletiler kapsamında, ilki Bab-üs Saade önünde gerçekleştirilen Mehter gösterisi 31 Mayıs 2019’a kadar sürecek.

“Klasik Quaertet dinletisi”

Dünyanın en büyükleri arasında yer alan İstanbul Arkeoloji Müzesi ise ziyaretçilerini “Klasik Quartet” dinletisi ile ağırlarken, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrasının sunumu perşembe günleri 14.00-16.00 saatlerinde konser ve müzik dinletileriyle sürecek.

Dünyanın sayılı müzeleri arasındaki Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi de “Türk Sanat Müziği” ile “Senfoni” dinletilerine ev sahipliği yapacak. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesindeki müzik toplulukları perşembe günleri yine aynı saatlerde “Türk Sanat Müziği”, cuma veya pazartesi günleri ise “Senfoni” dinletilerini ziyaretçilerine sunacak.

Lübnan ve Meksika asıllı olan Fransız genç piyanist Simon Ghraichy, Türk sanat dünyasının hayranı olduğunu ve Türk sanatçılarını çok sevdiğini belirtti.

Lübnan ve Meksika asıllı Fransız piyanist Simon Ghraichy, Ankara’da Erimtan Müzesi’ndeki konserinden önce verdiği röportajında Türk sanat dünyası için oldukça iyi sözlerde bulundu.

Farklı kökenlerden geldiğini ifade eden Ghraichy, “Birleşmiş Milletler gibiyim, Fransa, Lübnan ve Meksika vatandaşıyım. Babam Lübnanlı, annem Meksikalı, uzun zamandır Fransa’da yaşadık. Paris’te büyüdüm. Kendimi Fransız olarak görüyorum. Ancak yakın hissettiğim Lübnan ve Meksika kökenimden gurur duyuyorum.” dedi.

Köken farklılığının müzik etkisinde önemli bir farklılık yarattığını söyleyen  Fransız piyanist, “Fransa’da ve Avrupa’nın farklı üniversitelerinde klasik müzik eğitimi aldım. Ancak klasik Avrupa müzisyenlerine benzemek istemedim. Kendim yer edinmek ve farklı bir ses yakalayabilmek için çok bağlı olduğum ve saygı duyduğum Lübnan ve Meksika kökenimden esinlenerek müzik yapıyorum.” diyerek sözlerine devam etti.

Lübnan, Meksika ve Fransa müziği arasındaki farklıklara değinen Ghraichy, müziğine bu farklı kültürlerle renk kattığını ve bunun kendisi için bir ayrıcalık olduğunu söyledi.

Ghraichy, daha önce Türkiye’de iki kez tatil yaptığını ancak Fransız Kültür Merkezinin daveti üzerine ilk kez Türkiye’ye konser vermek için geldiğini anlatarak, “İlk defa müziğimi Türk dinleyicilere seslendiriyorum. İstanbul ve Adana’da konser verdim. Çok coşkulu seyirciler vardı, muhteşemdi. Benim için çok önemli bir tecrübe. Çok kısa süreliğine geldiğim için Türkiye’nin sadece bir bölümünü keşfedebildim.” dedi.

Türkiye’de çok iyi karşılandığını belirten Ghraichy, dünyaca ünlü besteleri Türk seyirciler için seslendirmek istediğini ifade etti.

Türk sanatına hayran kaldı

Türk sanatına olan hayranlığını dile getiren piyanist Ghraichy, “Türk müzik dünyasını ve Türk sanatçılarını çok seviyorum. Yorumcu ve besteci Fazıl Say gibi Türk sanatçıları yakından takip ediyorum. İleride, Say ile besteler seslendirmek istiyorum.” dedi.

Genç Türk piyanistlere tavsiyelerde de bulunan 33 yaşındaki Ghraichy, şunları kaydetti:

“Genç Türk piyanistlerin de bu karmaşık dünyada kendi özelliklerini ve kimlikliğini koruyarak yer edinmeleri gerektiğini düşünüyorum. Birçok Türk besteci olduğunu biliyorum. Arkadaşlarımdan biri de klasik Türk besteciler üzerinde tez çalışmalarını sürdürüyor. Çünkü bilinmeyen birçok Türk besteci var. Meksika ve Lübnan’da bilinmeyen bestecilerin eserlerini seslendirerek tanınmasına katkı sağlıyorum. Genç Türk piyanistlerin de benim gibi bilinmeyen Türk bestecilerin eserlerinin tanınmasına katkı sağlayacağından eminim.”

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) Ekim ayında ‘TAKSAV Müzik Söyleşileri’ ile müziği, müziğin türlerini ve bu türlerin dününü, bugününü ve yarınını yani kısacası müziği baştan sona incelemeye alıyor.

6-13-20-27 Ekim tarihlerinde ‘TAKSAV Müzik Söyleşileri’ ile beraber Rap, Indie, Reggae ve Caz türlerinde birbirinden değerli müzisyenler kendi türlerinin gelişimine dair yorumlarını müzikseverlerle paylaşacak.

6 Ekim Cumartesi günü başarılı müzisyenler Kamufle ve Elçin Orçun, Rap müziğin yakaladığı büyük popülarite ve başarıyı ele alacak. ‘Yeraltından Yerüstüne Rap’ başlığıyla yapılacak söyleşinin moderatörlüğünü ise gazeteci Burak Abatay üstlenecek. Etkinlik saat 19.00’da başlayacak.

‘Üçüncü Yeni’

13 Ekim Cumartesi günü saat 19.00’da alternatif/indie müziğin önemli temsilcilerinden Nilipek. ve Cihan Mürtezaoğlu, müzisyen ve akademisyen olan Mahmut Çınar’ın moderatörlüğünde ‘Kime Alternatif, Neye Alternatif?’ başlığıyla ‘Üçüncü Yeni’ olarak adlandırılan akımın ve bağımsız müziğin rotasını çizecek.

‘RAGGAE, EĞLENCE Mİ, TAVIR MI?’

20 Ekim Cumartesi günü Komik Günler grubunun solisti Cihan Çokbilir, Bosphoroots’un solisti Koray Sürücü ve Sudanlı DJ Ahmed El Mahi, Reggae müziğin ruhunu konuşacak. Saat 19.00’da başlayacak söyleşinin moderatörü ise Gencer Arabacı olacak.

‘CAZ’I SEN Mİ KURTARACAKSIN?’

27 Ekim Cumartesi günü gerçekleşecek son söyleşide ise gazeteci-müzik yazarı Eray Aytimur’un moderatörlüğünde Caz müzik masaya yatırılacak. Caz vokalisti ve eğitmen Sibel Köse ve Caz gitaristi ve besteci Önder Focan’ın katılacağı etkinlik ise 15.00’te başlayacak.

ÇEV Sanat’ın QNB Finansbank ana sponsorluğu ile sürdürdüğü ‘Genç Yetenekler’ Projesi kapsamında desteklenen Arya Su Gülenç; Rusya’da 2004 yılından bu yana düzenlenen bale ve müzik alanında yetenekli gençlerin katıldığı ve 40 ülkeden 180 gencin kabul edildiği ‘Moscow Meets Friends International’ Uluslararası Müzik Festivali’nde bu yıl Türkiye’yi temsil edecek.

FESTİVAL, MOSKOVA PUŞKİN MÜZESİ’NDE
9 yaşındaki genç piyano sanatçısı Arya Su Gülenç, Rusya Filarmoni Orkestrası Şefi ve Sanat Yönetmeni Vladimir Spivakov’un başkanlığını yaptığı festival kapsamında 4 Ekim’de Moskova Puşkin Müzesinde ülkemizi temsil edecek.

Fazıl Say’ın ÇEV Sanat Enstrüman Fonu’na bağışladığı piyano, ÇEV Sanat’ın 2018-2019 eğitim öğretim yılı için yaptığı seçmeleri kazanarak ‘Genç Yetenekler ‘Projesine dâhil olan ilkokul ikinci sınıf öğrencisi Arya Su’nun kullanımına verildi.