Hepimiz biliyoruz ki pandemi süreci biz yetişkinler ve ebeveynlerden ziyade çocuklarımızı çok daha fazla etkiledi. Arkadaşlarından okulundan ve sosyal hayatının bir an da değişip adeta evelere hapis olan çocuklarımız psikolojik ve sosyal açıdan huzursuz endişeli ve pek çok anksiyete ile karşı karşıya kalmış durumdalar.

 

Yaratıcı drama ile pozitif düşünen sağlıklı iletişim kurabilen kendini tanıyan ne istediğini bilen problemlerini anlayıp çözümler üretebilen empati kurabilen kendine güvenen bireyler olmasına büyük katkı sağlayacaktır.

Birlikte Başarmak

Çocuklarımız normalleşme sürecini yaratıcı drama ile daha rahat ve bir o kadar da eğlenceli geçirmelerine katkı sağlayacaktır. Hafta sonu yasakların kalması ve kademeli şekilde okulların açılması ile beraber yaratıcı drama derslerimizi yeniden programladık.

İletişim detaylı bilgi ön kayıt için öğrenci işlerini arayınız

Not: Elbette ki dersliklerimizde sınırlı sayıda öğrenci bulunacaktır.

0212 570 80 68

12.00-13.00 3-4 yaş

13.30- 14.30 5-6 yaş

15.00-16.00 7-9 yaş

16.30-17.30 10-12 yaş

18.00-19.00 13-15 yaş

Peki ama Yaratıcı Drama nedir?

Pek çok okul ve eğitimci tarafından yanlış tanımlanan ve yanlış bir içerikle sunulan Yaratıcı Drama konusunda yıllara dayanan tecrübemiz ile siz değerli ebeveynleri bilgilendirmek istedik.

Yaratıcı Drama, çocukların vazgeçilmezi oyun ile sanatı birleştiren, tiyatrodan yararlanan ancak tiyatro olmayan özel bir branştır. Özellikle altını çizmekte fayda görüyoruz ki; Yaratıcı Drama, tiyatro, dramatizasyon veya oyun oynamak değildir.

Peki ama eğlenirken öğrenmesini hedefleyen yaratıcı drama çocuklarımıza neler kazandırır?

1 – Empatiyi öğrenir
Yaratıcı Drama derslerinde her hafta ele alınan farklı konular, canlandırılan kişi, nesne ve hayvanlar çocukların hayatı ve kendilerini tanımasını, onların yerine kendini koymasını sağlar. Bu sayede çocukların empati yetenekleri gelişir.

2- Çocuklar problem çözebilir, insiyatif alabilir
Yine derslerde yer alan konular sayesinde olayları değerlendirme ve problem çözme yeteneği de gelişen çocuklar, mutlu ve insiyatif alabilen bir bireyin yetişmesi için önemli bir adım atmış olur.

3- Özgüven sahibi çocuklar Yaratıcı Drama ile mümkün

Yaratıcı Drama çocuğun kendisini tanıyıp, özgüven kazanmasını sağlar. Ayrıca derslerde yer alan oyunlar, çocuğun fiziksel olarak da aktif olma alışkanlığı kazanmasını sağlar.

4- Yaratıcı Drama takım çalışması kavramını öğretir
Okulda çocuklara edindirilmek istenen becerilerden biri takım çalışmasıdır. Ancak günlük ders programları, çocuğun öğrenmesi gereken diğer bilgiler takım çalışmasını edinmesini geciktirebilir. Burada Yaratıcı Drama derslerinin bir kez daha önemi ortaya çıkmaktadır. Farklı insanlarla uzlaşmayı ve işbirliği yapmayı hedefleyen takım çalışması yaratıcı drama dersleriyle çocuklara hızlı bir şekilde kazandırılabilir.

5- Yaratıcı Drama çocukların sanat anlayışlarını geliştirir
Tüm sanat dallarını eğitim sürecinde kullanan Yaratıcı Drama, çocukların yaratıcılıklarının ve sanat anlayışlarının gelişmesini sağlar.

Yaratıcı Drama derslerimiz hakkında bilgi sahibi olmak ve ücretsiz tanışma derslerimizden yararlanmak için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Atölyemizi size anlatmadan önce Müziğin çocuk üzerindeki etkilerine göz atmak konuyu daha netleştirecektir. Drama Nedir sorusunun cevabını ise LİNKE tıklayarak okuyabilirsiniz.

Bazen çocuğu en iyi anlama yolu sanattır! Çocuğumuzun gelişiminin her safhasında sanatı kullanmak mümkündür.

Şöyle ki; Hamilelikte başlayan süreçte anne karnında çocuğun, annenin kalp sesi ve ritmine olan aşinalığını o veya bu şekilde duymuşuzdur. Çoğumuz yetişkin olduğumuzda dahi belirli müzik ve seslerde daha sakin olduğumuzu, bazı müzik veya seslerde daha hareketli, bazılarında ise daha enerjik veya hüzün dolu hissettiğimizi fark etmişizdir. İşte tüm bunlar anne karından başlayan ve çocuğun dünyaya gelip, gelişim sürecinde maruz kaldığı ritmik ses ile duyguların arasındaki ilgidir.

Okulöncesi ve okul döneminde verilen müzik eğitimi, çocuklara bazı kavramların ve değerlerin kazandırılmasında oldukça etken bir yoldur.

Bunları sırasıyla kısaca ifade edecek olursak;

1.Ruhsal Bakımdan: Müzik/resim eğitimi, çocuğun psikolojik gelişiminde olumlu rol oynar. Sanat eğitimi yoluyla çocuklara, iyiyi, doğruyu ve güzeli kavratarak toplumsallaşması yolunda küçümsenmeyecek mesafeler alınabilir. Sanat eğitimi yoluyla ruhsal bakımdan doyum sağlayan çocuk, hem sağlıklı bir ruhsal gelişim hem de sağlıklı bir kişilik yapısı kazanma şansına kavuşmaktadır.

 2.Kültürel Bakımdan: Sanat dalları bir anlatım yoludur, anlatım ise dil ile gerçekleştirilir. Örneğin; Müziksel anlatım, ancak müzik diliyle ifade edilebilir. Resim de çizimler ile. Sanatın, insanın ortak dili olması özelliğinden dolayı çocuğun kendi ülkesi ve başka ülkelerde yaşayan insan topluluklarını ve onların kültürlerini anlayarak evrensel kültürün temelleri oluşturulur. Kitle iletişim araçları yoluyla, insanların duygularını ifade etmede ve farklı toplumların kültürel özelliklerini yansıtan başta müzik

olmak üzere sanatın tüm dallarıyla dinlenmekte, izlenmekte ve paylaşılmaktadır. Bu açıdan, müziğe /resme kısaca sanatların tümü bir kültür aktarması olarak da bakılabilir. Çocuk kendi kültür ve geleneklerini müziği ve danslarıyla tanır, diğer sanat dallarıyla birleşerek milli duyguları gelişir.

Bir kültür ürünü olarak örneğin müzik, içinde filizlendiği toplumun tüm kültür öğelerini taşır ve bunları sürekli biçimde geleceğe iletir. Bu yönüyle müzik geçmişle gelecek arasında bir bağ kurar ve kuşakları birbirine bağlar. İnsanın yapısı ve yaradılışı gereği müzik, hoşlanma, keyif alma, neşelenme aracı olmanın çok ötesinde, insan için çok daha derin, köklü, kapsamlı ve anlamlı ilişkiler ifade eden bir yaşam biçimi, bir kültür ürünüdür. Eğitimin diğer safhalarında olduğu gibi, okulöncesi ve sonrası müzik kısaca sanat eğitimi, çocuğa o ülkenin kültür değerlerini kavratarak toplumsallaşma sürecinde önemli bir rol oynar.

3.Sosyal Bakımdan: Okulöncesi ve okul döneminde sanat eğitimi, çocuğa diğer çocuklarla beraberce mutlu yaşama alışkanlığını kazanmada yardımcı olur. Her çocuk çeşitli sanat etkinliklerinde yer aldığında, gerek şahsen ve gerek sorumlu bir üye olarak yaptığı bireysel ve grup çalışmalarında, bu amaca doğru yönelecektir. Bunun neticesi olarak da çocuk sosyalleşecektir. Çocukların toplumsal etkinliklere katılma deneyleri oldukça azdır. Müzikal ve sanatsal etkinlikler, çocuğa toplumsal ve sosyal bir ortama sokarak ferdi, grup ve toplu iş yapmalarını sağlayacağından, toplumsal etkinliklere katılma deneyleri artacaktır. Grup ve toplu çalışmalar çocuğa, toplu çalışma, düzenli ve disiplinli olma, çevresine uyum sağlama ve birlik içinde mutlu yaşama alışkanlıklarını kazandıracağından, çocuklar sosyalleşme sürecine gireceklerdir.

4.Zekâ Gelişimi ve Anlayışı Bakımından: Okulöncesinde ve okul döneminde yapılacak sanat eğitimi, çocuğa yaşamı algılama, yorumlama, yaratıcılık ve düşünme sistemini geliştirme ve eğitme konularında etkili olacaktır. Okulöncesinde ve okul döneminde verilecek zengin bir sanat eğitimi, çocukların sanat anlayışlarının ve yeteneklerin gelişmesine yardım edeceği gibi, karşılaşacakları problemlerin ve olayların nedenini anlamada kolaylık sağlayacağı kabul edilebilir bir varsayımdır. Ayrıca yaşantıları da kademeli olarak geliştirilecek şekilde düzenlenirse daha iyi bir sanat anlayışı kazanacakları düşünülebilir. Müzik, resim,  sanat eğitiminin temel öğelerinden ikisi olup, zihinsel süreçlerin de bir ifadesidir.

Müziğin bu bağlamda etkisini kısaca şu şekilde aktarabiliriz: Çocuklar, iç dünyalarında yaşadıklarını zaman zaman sözcüklerle anlatmada güçlük çektiklerinde müziği araç olarak kullanırlar. Müzik dinleyen çocuk, sessiz olmayı, dikkatini yoğunlaştırmayı ve müzik dinleyenlere sessiz kalarak saygı göstermeyi, sesleri tanımayı ve ayırt etmeyi öğrenmektedir. Farklı zamanlarda dinlediği müzikleri hatırlaması, dinlediği müzikte konu anlatıldığında konu ile müzik arasında neden-sonuç ilişkileri kurması, böylelikle bilişsel süreçlerin desteklenmesi sağlanmaktadır.

Buradan hareketle müzik i resim ve dramayı aynı çatı altında bir atölyede ilişkilendirerek çocuğumuzun iç sesinin,  görsele dönüşüp oradan bedene yansımasını hedefliyoruz.  Bu sayede neler elde edeceğimizi aşağıda bulabilirsiniz.

NELER YAPACAĞIZ!

1.      Çocuklarımıza;  Klasik Müzik dinleterek, onlarda oluşan duyguları resim ile önce kağıda yansıtmalarını ve bu sayede duyguların aslında her iki sanat türü ile nasıl iç içe geçtiğini göstermek. Aynı zamanda notaları her bir rengi nasıl yansıttığını kendi duyguları ile ifade edilebileceğini kavramış olacak.

2.      Dinletilen Klasik Müziğin çocuğumuzda ne hissettirdiğini ve bu duygunun vücudunu kullanarak nasıl ifade edebileceğini drama yolu ile aktarmak ve gözlemlemek.

Çocuğumuza bir eser dinletilir ve bu eserin onda uyandırdığı hisleri belirli bir süre doğrultusunda, grup içersinde nasıl bir oyuna dönüşebileceğini, kendi yaklaşımı ile ifade edilmesi sağlanır.

 

3.      Tabi sadece bu değil bunun yanı sıra kısa kısa bilgiler şeklinde gerek resim gerekse müzikle ilgili belirli dönemlerden (Barok dönem, Rönesans dönem vs) belirli Klasik müzik bestecileri hakkında bilgiler verilir aynı dönemler için resim sanatı hakkında da küçük aydınlatıcı anlatımlar ile desteklenir. Kim bilir, bu bilgilerin daha da akılda kalıcılığını artırmak için bekli de çocuklarımızın ilgisini çekebilecek ufak dedikodularla eğlenceli hale getirilir? Elbette bu uygulamalar ve anlatımlar slaytlar ile desteklenerek çocuklarımıza aktarılır.

 

Yazan : G.B. Su ÖZCAN

Kaynakça

 

-Akkaş Salih, Türkiye’de Cumhuriyet dönemi kültür ve müzik politikaları (1923-2000)- Yayın Yılı : 2015-Yayınevi : Sonçağ Yayınları

-Uçan, Ali, İnsan ve Müzik-İnsan ve Sanat Eğitimi, Müzik Ansk. Yay., Alf Matb., Ankara, 1996,

– Canbay, Murat Can, Okul öncesi Müzik Kurumlarında Müzik Eğitimi, 1.Ulusal Müzik Bilimleri Sempozyumu Bildirileri, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları No:23, İzmir, 1984,

Pandemiden sıkıldınız mı ? O zaman Oryantal Dans Kursuna gelmek için neden zaman kaybediyorsunuz?

Pandemi sürecinde evde hapsolmak ve sürekli sosyal mesafe, hastalık kaygıları, kilo derken stres topuna dönen beden ve ruhumuzu rahatlatmanın en güzel yöntemlerinden biri Oryantal/Göbek dansıdır. Hadi buyurun derse!

Gün geçtikçe oryantal dans pek çok yerde daha fazla talep görmektedir. Size de oryantal dans yapmak istiyor ve aklınızda sorular varsa buyurun kısaca nedir ne değildir birlikte göz atalım.

Oryantal dans, her ne kadar spor kategorisinde sayılmasa da zihin ve vücut için var olan en iyi egzersizlerden biridir dememiz pek de yanlış olmayacaktır. Birçok insan bu kadınsı ve dişiliğin simgesi sayılabilecek dansın zihinsel ve fiziksel, muazzam faydalarından bihaber. Oryantal dansın kökeni 5. yüzyıl Mısırına dayanır diye genel bir kanı olsa da pek çok kültürün özelliklerini taşıyan oryantal dans temel olarak Hint, Arap ve Türk kültür öğelerinin birleşmesi sonucu günümüzdeki şekline ulaşmıştır. Günümüzde Mısır, Lübnan ve  Türk çeşitlemeleriyle yoluna devam etmektedir.

Görsel İletişimin yaygınlaştığı bugünlerde artık onlarca farklı varyasyonu olan Oryantal dansın özünde; vücudun bölgelerini ayrı ayrı oynatarak, bu bölgelerin arasındaki bağı önce bağımsız olarak çalıştırmak ve daha sonra hareketler arasındaki geçişlere uygun şekilde tekrar birleştirip figürleri ortaya koymak şeklinde anlatılabilir.

Oryantal dansın genelde yalnızca leğen kemiği ve çevresini çalıştırdığı gibi yanlış bir inanış vardır, oysa oryantal dansta  vücudun tamamında bulunan kaslar çalıştırılmaktadır dolaysıyla pek çok spora göre hem kalori yakmada hem de vücudun çalışmasında ne oranda faydalı olduğu da anlaşılacaktır. Karın, sırt ve omuz kaslarını özellikle çalıştırdığını da belirtmek gerekir.

ORYANTAL DANS: HİSLERİ AKTARMANIN BİR YOLUDUR

Oryantal dans aynı zamanda içinizdeki hisleri yansıtmanın yollarından biridir.  Modern dansta olduğu gibi içselleştirilmiş duyguların erotize edilerek dışa aktarılması şeklinde içinde hüzün, neşe ve benzeri tüm duyguları taşıyan dans oryantal dansta da şeklini çok farklı figürlerle ifadesini bulmaktadır. Elbette sağlık açısından da pek çok faydası da vardır.

Bazı hareketler sırt bölgesinde yüksek oranda esneklik gerektirirken, asıl kritik nokta kas kasılmalarıdır. Bu dansın en büyük avantajlarından biriyse, her yaştan insanın kendine uyan bir hızda bu dansı öğrenebilmesidir.

Oryantal dans aynı zamanda kalori yakmanın da muhteşem bir yoludur. Kalori yakmanın yanında, istenmeyen fazlalıklarınızdan kurtulmanıza, vücudunuzu zinde tutmanıza ve esnekliğinizi arttırmanıza yardımcı olur.

Oryantal dansın faydalarını daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki yazıyı okumanız yeterli olacaktır.

1. Vücudunuza Şekil Verir

Eğer şekle girmek istiyorsanız, yapabileceğiniz belki de en iyi başlangıç egzersizi oryantal dans öğrenmektir. Oryantal dansı dengeli bir diyetle birleştirirseniz, çok kolay bir şekilde kilo verip kolayca şekle girebilirsiniz. Ağırlık içermeyen fakat zorlu bir egzersiz olduğundan dolayı kaslarınız kısa sürede dayanıklılık kazanır ve bu da günlük hayatınızı olumlu yönde etkiler.

Oryantal dans hareketlerinin birçoğu, hangi kas gruplarınızı (karın, sırt, kalça kasları) hareket ettirdiğinizi gözetmeksizin egzersizinizden en iyi sonucu almanızı sağlar. Bu teknik vücudunuzun bölgelerini birbirinden önce izole ederek çalıştırır ardından bütüne doğru sevk ederek çok hassas hareketlere olanak tanır.

2. Koordinasyonunuzu arttırır


Vücudunuzun yaptığınız hareketlerle senkronize olabilmesi için koordinasyona ihtiyacı vardır. Oryantal dansı hakkını vererek yapabilmek için vücudunuzun tüm bölgelerini çalıştırabilmeniz gerekir. Oryantal dansın en zor kısmı, vücudun tüm bu bölgelerini birbirleriyle uyumlu bir şekilde hareket ettirip koordine edebilmektir.

İlk anda bu yazılanlar gözünüzü korkutmasın biraz gayret ve çalışınca neden yapılamasın? Kolay değil biliyoruz, ama pes etmeyin. Maalesef, çok azımız zarif ve koordine bir vücudun lütfüyle doğuyoruz fakat unutmayın ki koordinasyonu geliştirmenin tek ve en önemli yolu pratik yapmaktır.

3. Stresten kurtulmak ve stres baskısını eğlence ile enaza indirmenin yollarından biri

Diğer sporlarda olduğu gibi, oryantal dansta da stresinizi kontrol edebilmeniz için iyi bir yoldur. Oryantal dans da günlük problemlerinizi bir an olsun unutup, keyif almanızı sağlayacak olan bir aktivitedir.

Oryantal dans dersleri çoğunlukla akılda kalıcı şarkılar eşliğinde yapılır. Bu da vücudunuz şekle girerken aynı zamanda harika vakit geçirmenize olanak sağlar.

4. Kendinize duyduğunuz saygıyı arttırır

Son olarak, oryantal dans kendinize olan saygınızı ve ruh sağlığınızı güçlendirmenizi sağlayan harika bir terapidir. Onun sayesinde vücudunuzun her kasını hisseder ve çalışmanın getireceği yapabilme becerisine olan inancınızı arttırırsınız. Öğrenmenin doğal bir sonucu olarak da kendinize olan güveniniz yükselir.

O zaman haydi buyurun oryantal dans derslerimize.

Derslerimiz haftada bir gün iki ders saati şeklinde talepler doğrultusunda belirlenen gün ve saatlerde açılmaktadır. Daha detaylı bilgi için bizi ziyaret edebilir (İLETİŞİM İÇİN tıklayınız) veya telefon ederek tanışma dersi için randevu olabilirsiniz.

Özellikle Evhanımları için hafta içi gruplarda açılacaktır. Grupları mümkün olan enaz sayı ile gerçekleştirilecektir.

Not: tanışma dersleri ücretli değildir. Kayıt olmak zorunda değilsiniz tanışır daha detaylı bilgi alır, yerimizi görür ve kararınızı verirseniz kayıt olursunuz.

Sınırlı sayıda öğrenci ile “Beden Ritim atölyesi açılıyor…

 

 

Ritim Atölyesi nedir? cevabına geçmeden önce Sizlere ses nedir? Konusunda bilgi vermek isteriz.

Ses sadece konuşma değil aynı zamanda tüm cisimlerin, duyularımız, duysun duymasın oluşturduğu sürtünme, vurma, çarpma ile meydana getirdiği titreşimlerle (Dalga boyu)  iletilen oluşumdur. Sesin kuvvetine gürlük denir. Desibel (db) ile ölçülür. Bu genel bilgilerden sonra diyebiliriz ki; Vücudun aslında ses çıkarabilecek her bir bölümünü bir enstrüman olarak kullanabilir.

“Beden Ritim nedir?” sorusuna gelince: “Beden ritim” adından da anlaşıldığı üzere; eller, ayaklar, ağız gibi organlarımızı, bedenimizde ses çıkaracak şekilde kullanıp, belirli ritim kalıplarını peş peşe uygulamaya dökme işidir.

Tüm bu eylemlerin belirli bir müzikaliteye dayanarak çalışılması ve uygulanması ne gibi faydalar sağlayacaktır sorusu ensık karşılaştığımız sorulardandır diyebiliriz.

İnsanoğlunun doğmadan önce tanıştığı ve maruz kaldığı, ilk ses ve ritim annesinin kalp atışıdır. Dolaysıyla bu sesin ritmik yapısı anne karnındaki çocuğun dingin ve sakin olmasını sağlayacağı gibi aynı zamanda ileriki yaşamında da bu ritme karşı daime olarak ilgili oluşacaktır. Belki de insanlığın var olmasından buyan insan neredeyse muhakkak bir ritim arayışı da o veya bu şekilde devam etmiştir.

Ritim duygusunun açığa çıkarılması da ancak eğitim ve birlikte çalışma ile mümkün olabilir. Yukarıda yazdığımız gibi çocuğun doğuştan getirmiş olduğu bu ritim duygusunu geliştirmek. Duyduğu ritimleri mümkün olduğunca aynı şekilde aktarabilme, zamanlama, tempoyu yakalayabilme, müzikle hareket edip durabilme, dinlemeyi öğrenme, bir enstrüman çalabilmeyi öğrenme ritim eğitiminin temel taşlarını oluşturmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda çocuk üzerinde zamanlama, konsantrasyon süresinin artması, hafızanın gelişmesi, duyulan ritmin ya da müziğin beyin, kulak ve ellerle koordinasyonunun sağlanması, dinlemeyi öğrenme öğrendiklerini grup içerisinde uygulama ile birlikte öğrenme gibi çok önemli gelişimler gözlemlenir.

Böylece çocuğun bir grup içerisinde birey olarak tatmin olurken aynı zamanda gruba  uyum sağlaması; özgüveninin gelişmesinde, sosyalleşmesinde, kendi yeteneklerini keşfetmesinde, birlikte hareket etmeyi öğrenmesinde, kendini kontrol edebilmeyi, durabilmeyi öğrenmesinde büyük önem taşımaktadır. Çocukların ritmik yetenekleri, dinlemeleri, yaratıcılıklarını geliştirmeleri için doğru yönlendirilmeleri gerekmektedir. Ritim eğitimi verilirken öğretilen enstrümanın doğru tutulması, doğru sesleri çıkarabilmek için yapılması gerekenler, oturuş pozisyonu, ellerin doğru kullanılması, temiz seslerin çıkarılması konusunda eğitimcilerin doğru yaklaşımları çok önemlidir. Oyunlarla yapılan eğitimde eğlenerek öğrenme uygulanmasından dolayı uygulamaları daha çabuk öğrenecekler, hem de kalıcı ve etkili bir öğrenme sağlanacaklardır.

Bu uygulama çocuklarda ve yetişkinlerde aslında vücudun bir enstrüman olduğunu ve çok basit bir şekilde ortaya müziğin temel bir faktörü olan ritmi performansa dökmek için keyifli bir müzik yapma şeklidir.

Müziğin temelinden olan ritmin çocuklar ve yetişkinlerdeki takip kabiliyeti, eşzamanlı hareket etme, uyum sağlama, grup içi ortak hareket etme, hafıza güçlendirme (çünkü belirli ritim kalıplarını aklında tutacağından) gibi bir çok gelişime fayda sağlayan bir müzik yapma biçimidir.

Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yetişkin fark etmeksizin dünyanın her yerinde uygulanan bir müzik yapma biçimidir.

Hatta bunun dünya üzerinde profesyonel grupların bir çok beden ritim konseri de verdiği çok görülmektedir.

Tüm bunlar düşünüldüğünde tüm bireylerin yaş fark etmeksizin hem stresten kurtulmak hem de yukarıda sayılan faydalara maksimum düzeyde ulaşabilmeleri için sizleri veya çocuklarınızı da “Ritim Atölyesi çalışmalarımıza” bekliyoruz.

Yazan: Ritim Atölyesi/Piyano/Klarnet/ Eğitmeni Ahmet Baki FİGENGİL

Detaylar için : 0212 570 80 68 / 0530 880 71 81

 

 

Kaynakça :

  • Dergi park : https://dergipark.org.tr/en/pub/ered/article/525694

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuklarda Beden Perküsyonu Eğitiminin Benlik Algısına Etkisi Yayınlanma Tarihi : Kasım 18, 2019 / Rukiye Begüm KOCA  Onur ALTUNTAŞ

  • MÜZİKSEL ALGI VE BİLGİLENME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME, B DEMİRCİ – Milli Eğitim Dergisi, 2011 – dergipark.org.tr

Kurslar hijyen koşullarına uyma koşuluyla bireysel eğitimlere dönüyor.

Milli eğitim bakanlığının gönderdiği 16915068-410,99E.17106687 NOLU  Bireysel Uygulama Eğitimi hakkındaki yazı ile Kurslarda Bireysel eğitimler Açıklanan önlemler ve tedbirler ile dışarı çıkma yasağına uymak koşulu ile eğitime devam edilmesine karar verilmiştir.

İlgili genelde aşağıdaki gibidir.

 

 

 

 

Gerek Dünya ve gerekse ülke olarak hepimizi yoran ve üzen kovid salgınına uyum sürecinde çevrimiçi (online) derslerimiz hakkında bilgilendirmedir.

 

 

 

 

 

Kovid salgınından dolayı Bakanlığın aldığı karar doğrultusunda Kurumumuz Nar Sanat hergün Sabah :10:30 -19:30  aralığında kurum sekreteryası açık olacak olup  kurumda ders yapılmayacaktır.

Drama dersleri dışındaki (Dramanın doğasına aykırı olmasından dolayı) diğer tüm dersler Aralık sonuna kadar çevrimiçi (Online) yapılacaktır.

 

Bu gelişmeler doğrultusunda Siz öğrenci ve velilerimize gelişmeler ile ilgili mesaj atılmış olup Öğretmenlerimiz sizlerle iletişime geçecektir.

Aksi bir durum olmadıkça, tüm gelişmeleri hem sitemizde, hem de mesaj yoluyla sizlere iletip heran irtibat halinde olacağımızı bilmenizi isteriz.

Tüm öğrenci veli ve dostlarımıza sağlıklarının kendi sağlığımız kadar önemli olduğunu hatırlatır sağlık ve mutluluk dolu günler dileriz.

Nar Sanat Yönetim Kurulu

 

ÇAĞRI !

Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Tüm Sanat Kurslarına Çağrıdır.

 

Bugüne kadar; Birleşme, Dernek, Topluluk, Grup, Birlik oluşturma çabalarımıza siz sanat eğitimi veren hiç bir kurum, kuruluş ve işletmeden olumlu cevap alamadık.

Gerek korona günlerinde, gerekse korona öncesi fiili olarak kurumlarda çalışan ve/veya kurum olan işletmelerin bir araya gelerek haklarının aranması, hükumetler nezdinde çalışmaların daha bilinçli yapılması adına birlik olmaya çağıyoruz.

Özel sanat Kurslarının sorun ve problemlerini pandemi sırasında veya pandemisiz bir başka kişinin, kurumun sanat kursu çalışanları veya yöneticileri dışında çözmesi veya çözüm üretmesi mümkün değildir.

Sanat Eğitiminin nasıl verildiğinden bihaber olanların düzenlediği yönetmelikle sanat kursları , ehliyet kursu veya üniversiteye hazırlık kursu mantığı ile yürütülmektedir. Oysa uygulamadaki farklılıkların bilincinde olmayan anlayışla sorunlarımızın çözüleceğini ummak ancak “Godot’yu beklemektir”

Daha ne bekliyorsunuz?

Ehliyet kursu, İş Makinası Kursu, Üniversite Kursu, KPSS kursu, ALES Kursu, mantığıyla yönetmelik çıkartılan ve aynı mantıkla yön verilmeye çalışılan örneğin; Piyano Kursu için 15 Metre kareye 10 öğrenci kapasitesi veren ve bunun nedenini sorgulamayan bir yönetmelikten mi medet umuyorsunuz, yoksa yok sayılan sanat kursları ve çalışanların haklarının korunacağını mı düşünüyorsunuz? Eskiden dershanelerin öğretmenleri indirim kartlarından faydalanırken siz Kurs çalışanlarının (kadrolular dâhil) hiçbir hakkı olmaması sizlere garip gelmiyor mu? Sizlerin, bizlerin hakkını kim savunacak? Artık Birlik olma vakti değil mi?

Benzer yönetmeliği sahip olmamıza rağmen MEB’e bağlı okullar tüm hak ve desteklerden faydalanırken, küçük imkanlarla ayakta kalmaya çalışan Kurslar ve çalışanları pandemi sırasında veya sonrasında ne yapacaktır.? Devletin bizleri yok sayması ve açlığa mahkum etmesine daha ne kadar göz yumacağız?

Cezalandırmada aynı kriterlere sahip olduğumuz fakat iş yapma konusunda yok sayılmamıza karşı, siz hakkınızı, biz hakkımızı savunmazsak kim savunacak? Godot’yu daha nekadar bekleyeceğiz?

Devasa bütçelere sahip kolejlerle rekabet etmemize rağmen devleti yanında hissedemeyen kurs sahipleri ve çalışanları birlik olma vakti değil mi?

Pek çok kez çağrıda bulunmamıza rağmen, hiç birinizin hakkını aramak için bizlerle iletişime geçme girişiminde bulunmaması ilginç değil mi?

Daha kaç sanat eğitimcisi, Müzisyen veya resim, dans, drama, bale eğitmeni açlığa mahkum edilsin istiyorsunuz? Hakkımızı kendimiz savunmalıyız, bunun için de birlik olmak zorundayız. Görünmez ve yokmuşçasına bakılıp sadece denetim ve cezalandırılacağınız zaman mı fark edileceksiniz?

“Kurs işte ne olacak”algısını yıkmadığımız sürece, ne hak ettiğimiz saygıyı, ne de yaptığımız işin saygınlığını, karşılığını alamayız ve koruyamayız. Siz sanat kurslarında çalışanlar veya sanat kurs sahipleri Godot gelmeyecek bilin istedik.

Pek çok işletme ve kuruma destekler verilirken Anayasada açıkça yazmasına rağmen gerek üniversite kursları, gerek kolej kursları ve gerekse Belediyelerin sözde sanat kursları ile rekabet eden küçük kurumlar olan bizlerin hiçbir desteğe layık görülmediğimizin farkında mısınız? Oysa ki Anayasanın ilgili Maddeleri olan ;

—“64. Madde
XII. Sanatın ve Sanatçının Korunması
Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.
—-173. maddesi ise” Devlet, esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.”

demektedir. Bizler, sizler bu camiada ki çalışan, okuyan, işveren ve sözüm ona sanatçıların; Anayasal haklarımız için parmaklarını dahi kıpırdatmadığının ve yok sayıldığımızın farkında mısınız.

Milyonlarca lira paralarla konser veren sanatçıların(!) konserlerine sanata yakın olanlar gider ve işte tamda onları biz eğitmeye çalışıyoruz. Parası olsa dahi sanatla ilgisi olmayan kişi konsere gitmez, sergiye gitmez, daha ister misiniz anlatmamızı yoksa halden anlar mısınız?

Milletvekillerimizi saymayacağız, belki bu yazımız için soruşturmaya uğrayacağız fakat artık konuşma ve birlik olma vakti değil mi?

Yeter demek, hakkınız, hakkımız ve elbette HALKIMIZ için Birleşin!

 

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği

Yönetim Kurlu Adına

Naci ÖZCAN

 

İrtibat : [email protected] / [email protected]

Tel : 0212 570 80 68 / 0530 880 71 80

 

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk anısına Nar Sanat eğitmenleri canlı olarak sosyal medya hesaplarımızdan dinleti yapacaktır. Davetlisiniz.

10 Kasım Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü Anma Gecesi Programı ve Katılan Eğitmenlerimiz.

Bengisu Özcan – Ender Erciyes: Sarı Gelin (Enstrümantal)
Alara Elmas: Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme
Ahmet Baki Figengil – Ender Erciyes Sevda (Enstrümantal)
Hividar Gökçe : Yemen Türküsü
Ahmet Baki Figengil: Maya Dağdan Kalkan Kazlar
Murat Hasgün: Bir Fırtına Tuttu Bizi
Murat Hasgün: Çalın Davulları

 

 

 

 

Sazendeler
Ahmet Baki Figengil       : Klarnet
Ender Erciyes                   : Gitar
Bengisu Özcan                  : Keman
Alara Elmas                      : Piyano
Murat Hasgün                  : Bağlama
Hividar Gökçe                  : Flüt

Mustafa  Akkaya               : Kajon

 

Hobilerinizi gerçekleştirmenin vakti gelmedi mi? Nar Sanat olarak pandemi döneminde evlerimizde bunalmış, sıkılmış ve stres yüklenmiş heran parlamaya hazır, tedirgin, korkan bir yapı içinde yaşamanızı değil kendinizi gerçekleştirmenizi, rahatlamanızı ve tüm bu sorunlardan birkaç saat dahi olsa uzak kalmanızı sağlamak  için “Hafta içinde tüm önlemlerin alındığı ve azaltılmış kursiyerlerle Hobi resim kursunu açtık” Kimler mi gelebilir? Yukarıda saydığım bu duygu yoğunluğunun içerisinde kayıp olmak istemeyen tüm yetişkinler… Ev hanımlarından meslek sahibine ,emekliye kısaca her yaş gurubundan olan ve “resim ile kendimi bulmalıyım”, “çizerek rahatlamalıyım”, “resimle kendimi ifade etmeliyim” diyen ve daha da önemlisi bir hobim olsun diyen herkese kapımız açık.

 

 HOBİ KAVRAMI VE KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME!

 

Bir kişiyi tanımanın en iyi yollarından biri de o kişinin kendi iradesi ile yapmış olduğu işleri öğrenmektir. Yani bir sohbet esnasında genellikle kişiyi tanımak için yaşı,işi ve rutin olarak yaptıklarını kısaca kendi iradesi dışında verdiği uğraşları öğrenmek belirli bir oranda sizlere o kişi hakkında bir fikir elbette verir fakat daha derinlere inmek ve tam bir tahlil için kişinin boş vakitlerinde neler yaptığını neler öğrendiğini sorguladığınızda o kişinin asıl yüzünü görürsünüz. Çünkü kişi kendini gerçekleştirmek için kendi iradesi ile bir şey yapıyorsa farklılık başlıyor demektir.

Boş zamanı olan ve kendini gerçekleştirme adına kendi iradesi ile bir şeylerle uğraşan kısaca hobilerini ciddiye alıp uğraşan kişileri gözlemlediğinizde boş vakitlerinde hiçbir şeyle ilgilenmeyen kişilerle arasındaki bariz kişilik farkını da anlamak çok zor olmayacaktır.

Her ne kadar ülkemizde göz ardı edilse de iş başvurularında sorulan veya özgeçmiş yazımlarında belirtilen iş dışındaki hobiler bölümü bunun için vardır.

Yeni tanışan ve hangi yaşta olursa olsun kişi ve kişileri bir birine enhızlı kaynaştıran şeylerden biride edindikleri hobileri konuşmaktır adeta görünmez bir bağ oluşturur hobiler.

Belki duymuşsunuzdur; 1981’de Fransa’da Mitterand iktidarı sırasında “Boş Zamanları Değerlendirme Bakanlığı” kuruldu. Aslında bakanlığın görevleri arasında turizm ve spor da vardı ama isminin “Boş Zamanlar Bakanlığı” olması, kamuoyunun dikkatini bu alana çekmek için kasten düşünülmüştü. 2005 yılında ise Kanada’da “Boş Zamanları Değerlendirme, Eğitim ve Spor Bakanlığı’ kurulmuştur.

Boş zamanlarında boş oturan insanlara, boş zamanlarında ne yaptıkları sorulduğunda “Aslında son günlerde pek zamanım olmadı‘.” ya da “Son okuduğum kitabın, izlediğim filmin adını hatırlayamadım, neydi dilimin ucunda.” gibi kaçamak cevaplar verirler genellikle. Belirli bir kesin arasında ne yazık ki “boş zamanlarda bir şey yapmamak” hoş karşılanmaz.

Kendi işini kurup başarılı olan ya da profesyonel hayatta çok yükseklere çıkanlar arasında kendilerine neredeyse hiç boş zaman ayıramayan insanlara çok sık rastlanıyor. “Benim hobim işimdir.” diyenler bunlar arasından çıkıyor.

Sıkça rastladığımız bir durumdur “benim hobim işimdir” cümlesini. Birden çok hayat yaşamıyoruz, yaşayamayız da. Bir tek hayatımız vardır ve bunu da en iyi şekilde değerlendirmek durumundayız. Çünkü hayat tek ve tekrarı olmayan bir gerçekliktir.

Herkes işinde en iyi olmak, yükselmek, daha çok kazanmak, daha iyi bir yaşamak ister kuşkusuz. Rekabet koşullarının düne göre daha ağır olduğu günümüzde bunu sağlamak çok kolay değil. Çok çalışmak gerekiyor ama başarılı olmak için sadece çalışmak yetmiyor.

HAYAT TERAZİSİNDE BİR KEFE OLMAK

Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

 

Hayatı bir terazi gibi düşünürsek bu “tek” olan hayatımızı sürekli dengede tutmalıyız kendine ayrılmış zaman yaratamayınca tek olan hayatın bir kefesi yukarıdayken diğeri daima aşağıda kalır ki buda hayatın dengesizliği demektir.

Elbette maddi olanak ve sosyal /ailevi zorunluluklardan bahsederek hayat zorluklarından dem vurarak hobi veya kendini gerçekleştirmenin imkânsızlıklarından bahsedebilirsiniz fakat hobi edinmek için genel anlamda para değil daha çok “irade” gerekmektedir çünkü bu zorunluluk değil istenilerek gerçekleştirilebilecek bir eylemdir.

Dengeli bir hayat için çalışmak kadar kaliteli boş zaman geçirmeye de ihtiyacımız var. Tıpkı tek kişinin bir tahterevalliyi dengede tutmaya çalışması gibi, insanın ağırlığını her iki tarafa da verebilmesi gerekir. Sadece işten ya da sadece hobiden ibaret bir hayat, dengesini yitirmiştir. Akıl ve ruh sağlığımızı korumak, yaratıcılığımızı canlı tutmak ve mücadele edebilmek için çalışmayla kaliteli boş zamanı dengeleyeceğimiz bir hayat yaşamalıyız.

Hayatı sadece fiziksel ve görünen yüzüyle algıladığınızda içinizde tatmin edilemeyen boşluğun nasıl doldurulacağını elbette bilemezsiniz oysa insanın bir fiziki birde psikolojik boyutu vardır. İstediğiniz kadar çalışan çabalayın veya bir aile düzeniniz olsun fiziksel hayata dalarak asla hayatın “tatmin/psikolojik” yönünü dolduramazsınız. Bunu dolduracak tek şey hobilerinizdir, kendinizi gerçekleştirmek için hobilerinizle olmak zorundasınız.

HOBİ SADECE  EMEKLİLER İÇİNDİR !

Hobi denilen eylem sadece parası olan veya emekli olan kişilerin eylemi değildir. Çalışma yaşamının da ihtiyaç duyduğu çok yönlü düşünebilen, farkındalıkları olan insana olmaya giden yol boş vakitlerinizde kendi iradenizle yaptığınız hobilerdir. Hobilerimiz bizleri dengede tutmaya hayatımıza farkındalıklar katan kendimizi bulmamıza yardımcı olan bir eylemdir. Çünkü iş yaşamından özel yaşama kadar her alanımızı beslediği gibi bizi farklı kılanda eylemlerden biridir hobilerimiz.

Hobilerin insanların boş zamanları doldurmaktan çok daha ötede işlevleri var. Hobiler kişinin görsel, işitsel ve sözel yeteneklerini, karar alma ve iletişim becerilerini, takım çalışmasına yatkınlığını artırıyor. Ayrıca hobiler insanların yeni tanıştığı kişilerle kolay iletişim kurmasını kolaylaştırıp çevre edinmelerine yardım ediyor. İşte tüm bu eylemler açısından bakacak olursak bir de bunların üzerine

NEREDE VE HANGİ HOBİ?

Buyurun gelin. Sanatın pek çok dalını bir arada görüp deneyimleyebileceğiniz kursumuzda sosyalleşme adına resim, belki tiyatro veya müzik dallarında yada dans  biri sizin kendinizi gerçekleştirmenize yol açacaksa biz buradayız. Tüm önlem ve ilgimizle sizleri bekliyoruz.

Tanışma dersinden sonra kayıt olmak zorunluluğunuz yok. Tanışma dersleri için herhangi bir ücret talep etmiyoruz ya bir kalemin çizdiği yerde ya bir notanın içinde bulabilirsiniz kendinizi. Denemeden kim bilebilir neyi yapıp yapamayacağınızı? İlla bizimle yürümek zorunda değilsiniz fakat biz sizlerin kendinize, derinliklerinize içinizdeki size yürümenizi istiyoruz.

Sevgiyle kalın.

Cumhuriyetimizin; Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Önderliğinde kurulduğu ve ilan edildiği 29 Ekim 1923 Tarihinden buyana 97. yıl geçti.

Her an ve her an daha bir özlemle andığımız; Atamız ve kuruluşta görev alan arkadaşlarını minnetle anarken Nar Sanat Eğitim ve Kültür Sanat Derneği olarak bulaştan uzak kalmanız , sizleri bir nebze de olsa mutlu etmek ve bizleri var edenleri anma adına Eğitmenlerimizin müzik dinletisine ONLINE olarak davet ediyoruz. Facebook ve Instagramda canlı olarak yayınlanacak etkinliğimize davetlisiniz.

Tarih ve Saat: 28 Ekim 2020 Cumhuriyet Bayramı

Saat 19:00

Program Akışı

Ahmet Baki FİGENGİL                                                       Altın kafeste

Hivİdar GÖKÇE                                                                   Çalın Davulları

Mini Konuşma

Aida  Pulake ALTINBÜKEN / Gül Bengisu ÖZCAN –  Düet Keman Performansı

Ahmet Baki Figengil                                                             İzmir’in Kavakları

Hividar Gökçe                                                                        Bir Fırtına Tuttu Bizi

Murat HASGÜN                                                                     Sabah Seherinde ötüyor kuşlar   / Neredesin sen

 

SAZENDELER :

Ahmet Baki FİGENGİL                      Klarnet

Mazlum ARDIÇ                                   Kanun

Ender ERCİYES                                   Gitar

Aida  Pulake ALTINBÜKEN             Keman

Hividar Gökçe                                     Flüt

Gül Bengisu ÖZCAN                           Keman

 

 

 

Derneğimiz çatısı altında faaliyet ve hizmetlerimiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pandemiden sıkıldınız mı ? O zaman Oryantal Dans Kursuna gelmek için neden zaman kaybediyorsunuz?

Pandemi sürecinde evde hapsolmak ve sürekli sosyal mesafe, hastalık kaygıları, kilo derken stres topuna dönen beden ve ruhumuzu rahatlatmanın en güzel yöntemlerinden biri Oryantal/Göbek dansıdır. Hadi buyurun derse!

Gün geçtikçe oryantal dans pek çok yerde daha fazla talep görmektedir. Size de oryantal dans yapmak istiyor ve aklınızda sorular varsa buyurun kısaca nedir ne değildir birlikte göz atalım.

Oryantal dans, her ne kadar spor kategorisinde sayılmasa da zihin ve vücut için var olan en iyi egzersizlerden biridir dememiz pek de yanlış olmayacaktır. Birçok insan bu kadınsı ve dişiliğin simgesi sayılabilecek dansın zihinsel ve fiziksel, muazzam faydalarından bihaber. Oryantal dansın kökeni 5. yüzyıl Mısırına dayanır diye genel bir kanı olsa da pek çok kültürün özelliklerini taşıyan oryantal dans temel olarak Hint, Arap ve Türk kültür öğelerinin birleşmesi sonucu günümüzdeki şekline ulaşmıştır. Günümüzde Mısır, Lübnan ve  Türk çeşitlemeleriyle yoluna devam etmektedir.

Görsel İletişimin yaygınlaştığı bugünlerde artık onlarca farklı varyasyonu olan Oryantal dansın özünde; vücudun bölgelerini ayrı ayrı oynatarak, bu bölgelerin arasındaki bağı önce bağımsız olarak çalıştırmak ve daha sonra hareketler arasındaki geçişlere uygun şekilde tekrar birleştirip figürleri ortaya koymak şeklinde anlatılabilir.

Oryantal dansın genelde yalnızca leğen kemiği ve çevresini çalıştırdığı gibi yanlış bir inanış vardır, oysa oryantal dansta  vücudun tamamında bulunan kaslar çalıştırılmaktadır dolaysıyla pek çok spora göre hem kalori yakmada hem de vücudun çalışmasında ne oranda faydalı olduğu da anlaşılacaktır. Karın, sırt ve omuz kaslarını özellikle çalıştırdığını da belirtmek gerekir.

ORYANTAL DANS: HİSLERİ AKTARMANIN BİR YOLUDUR

Oryantal dans aynı zamanda içinizdeki hisleri yansıtmanın yollarından biridir.  Modern dansta olduğu gibi içselleştirilmiş duyguların erotize edilerek dışa aktarılması şeklinde içinde hüzün, neşe ve benzeri tüm duyguları taşıyan dans oryantal dansta da şeklini çok farklı figürlerle ifadesini bulmaktadır. Elbette sağlık açısından da pek çok faydası da vardır.

Bazı hareketler sırt bölgesinde yüksek oranda esneklik gerektirirken, asıl kritik nokta kas kasılmalarıdır. Bu dansın en büyük avantajlarından biriyse, her yaştan insanın kendine uyan bir hızda bu dansı öğrenebilmesidir.

Oryantal dans aynı zamanda kalori yakmanın da muhteşem bir yoludur. Kalori yakmanın yanında, istenmeyen fazlalıklarınızdan kurtulmanıza, vücudunuzu zinde tutmanıza ve esnekliğinizi arttırmanıza yardımcı olur.

Oryantal dansın faydalarını daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki yazıyı okumanız yeterli olacaktır.

1. Vücudunuza Şekil Verir

Eğer şekle girmek istiyorsanız, yapabileceğiniz belki de en iyi başlangıç egzersizi oryantal dans öğrenmektir. Oryantal dansı dengeli bir diyetle birleştirirseniz, çok kolay bir şekilde kilo verip kolayca şekle girebilirsiniz. Ağırlık içermeyen fakat zorlu bir egzersiz olduğundan dolayı kaslarınız kısa sürede dayanıklılık kazanır ve bu da günlük hayatınızı olumlu yönde etkiler.

Oryantal dans hareketlerinin birçoğu, hangi kas gruplarınızı (karın, sırt, kalça kasları) hareket ettirdiğinizi gözetmeksizin egzersizinizden en iyi sonucu almanızı sağlar. Bu teknik vücudunuzun bölgelerini birbirinden önce izole ederek çalıştırır ardından bütüne doğru sevk ederek çok hassas hareketlere olanak tanır.

2. Koordinasyonunuzu arttırır


Vücudunuzun yaptığınız hareketlerle senkronize olabilmesi için koordinasyona ihtiyacı vardır. Oryantal dansı hakkını vererek yapabilmek için vücudunuzun tüm bölgelerini çalıştırabilmeniz gerekir. Oryantal dansın en zor kısmı, vücudun tüm bu bölgelerini birbirleriyle uyumlu bir şekilde hareket ettirip koordine edebilmektir.

İlk anda bu yazılanlar gözünüzü korkutmasın biraz gayret ve çalışınca neden yapılamasın? Kolay değil biliyoruz, ama pes etmeyin. Maalesef, çok azımız zarif ve koordine bir vücudun lütfüyle doğuyoruz fakat unutmayın ki koordinasyonu geliştirmenin tek ve en önemli yolu pratik yapmaktır.

3. Stresten kurtulmak ve stres baskısını eğlence ile enaza indirmenin yollarından biri

Diğer sporlarda olduğu gibi, oryantal dansta da stresinizi kontrol edebilmeniz için iyi bir yoldur. Oryantal dans da günlük problemlerinizi bir an olsun unutup, keyif almanızı sağlayacak olan bir aktivitedir.

Oryantal dans dersleri çoğunlukla akılda kalıcı şarkılar eşliğinde yapılır. Bu da vücudunuz şekle girerken aynı zamanda harika vakit geçirmenize olanak sağlar.

4. Kendinize duyduğunuz saygıyı arttırır

Son olarak, oryantal dans kendinize olan saygınızı ve ruh sağlığınızı güçlendirmenizi sağlayan harika bir terapidir. Onun sayesinde vücudunuzun her kasını hisseder ve çalışmanın getireceği yapabilme becerisine olan inancınızı arttırırsınız. Öğrenmenin doğal bir sonucu olarak da kendinize olan güveniniz yükselir.

O zaman haydi buyurun oryantal dans derslerimize.

Derslerimiz haftada bir gün iki ders saati şeklinde talepler doğrultusunda belirlenen gün ve saatlerde açılmaktadır. Daha detaylı bilgi için bizi ziyaret edebilir (İLETİŞİM İÇİN tıklayınız) veya telefon ederek tanışma dersi için randevu olabilirsiniz.

Özellikle Ev hanımları için hafta içi gruplarda açılacaktır. Grupları mümkün olan enaz sayı ile gerçekleştirilecektir.

Not: tanışma dersleri ücretli değildir. Kayıt olmak zorunda değilsiniz tanışır daha detaylı bilgi alır, yerimizi görür ve kararınızı verirseniz kayıt olursunuz.