Sınırlı sayıda öğrenci ile “Beden Ritim atölyesi açılıyor…

 

 

Ritim Atölyesi nedir? cevabına geçmeden önce Sizlere ses nedir? Konusunda bilgi vermek isteriz.

Ses sadece konuşma değil aynı zamanda tüm cisimlerin, duyularımız, duysun duymasın oluşturduğu sürtünme, vurma, çarpma ile meydana getirdiği titreşimlerle (Dalga boyu)  iletilen oluşumdur. Sesin kuvvetine gürlük denir. Desibel (db) ile ölçülür. Bu genel bilgilerden sonra diyebiliriz ki; Vücudun aslında ses çıkarabilecek her bir bölümünü bir enstrüman olarak kullanabilir.

“Beden Ritim nedir?” sorusuna gelince: “Beden ritim” adından da anlaşıldığı üzere; eller, ayaklar, ağız gibi organlarımızı, bedenimizde ses çıkaracak şekilde kullanıp, belirli ritim kalıplarını peş peşe uygulamaya dökme işidir.

Tüm bu eylemlerin belirli bir müzikaliteye dayanarak çalışılması ve uygulanması ne gibi faydalar sağlayacaktır sorusu ensık karşılaştığımız sorulardandır diyebiliriz.

İnsanoğlunun doğmadan önce tanıştığı ve maruz kaldığı, ilk ses ve ritim annesinin kalp atışıdır. Dolaysıyla bu sesin ritmik yapısı anne karnındaki çocuğun dingin ve sakin olmasını sağlayacağı gibi aynı zamanda ileriki yaşamında da bu ritme karşı daime olarak ilgili oluşacaktır. Belki de insanlığın var olmasından buyan insan neredeyse muhakkak bir ritim arayışı da o veya bu şekilde devam etmiştir.

Ritim duygusunun açığa çıkarılması da ancak eğitim ve birlikte çalışma ile mümkün olabilir. Yukarıda yazdığımız gibi çocuğun doğuştan getirmiş olduğu bu ritim duygusunu geliştirmek. Duyduğu ritimleri mümkün olduğunca aynı şekilde aktarabilme, zamanlama, tempoyu yakalayabilme, müzikle hareket edip durabilme, dinlemeyi öğrenme, bir enstrüman çalabilmeyi öğrenme ritim eğitiminin temel taşlarını oluşturmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda çocuk üzerinde zamanlama, konsantrasyon süresinin artması, hafızanın gelişmesi, duyulan ritmin ya da müziğin beyin, kulak ve ellerle koordinasyonunun sağlanması, dinlemeyi öğrenme öğrendiklerini grup içerisinde uygulama ile birlikte öğrenme gibi çok önemli gelişimler gözlemlenir.

Böylece çocuğun bir grup içerisinde birey olarak tatmin olurken aynı zamanda gruba  uyum sağlaması; özgüveninin gelişmesinde, sosyalleşmesinde, kendi yeteneklerini keşfetmesinde, birlikte hareket etmeyi öğrenmesinde, kendini kontrol edebilmeyi, durabilmeyi öğrenmesinde büyük önem taşımaktadır. Çocukların ritmik yetenekleri, dinlemeleri, yaratıcılıklarını geliştirmeleri için doğru yönlendirilmeleri gerekmektedir. Ritim eğitimi verilirken öğretilen enstrümanın doğru tutulması, doğru sesleri çıkarabilmek için yapılması gerekenler, oturuş pozisyonu, ellerin doğru kullanılması, temiz seslerin çıkarılması konusunda eğitimcilerin doğru yaklaşımları çok önemlidir. Oyunlarla yapılan eğitimde eğlenerek öğrenme uygulanmasından dolayı uygulamaları daha çabuk öğrenecekler, hem de kalıcı ve etkili bir öğrenme sağlanacaklardır.

Bu uygulama çocuklarda ve yetişkinlerde aslında vücudun bir enstrüman olduğunu ve çok basit bir şekilde ortaya müziğin temel bir faktörü olan ritmi performansa dökmek için keyifli bir müzik yapma şeklidir.

Müziğin temelinden olan ritmin çocuklar ve yetişkinlerdeki takip kabiliyeti, eşzamanlı hareket etme, uyum sağlama, grup içi ortak hareket etme, hafıza güçlendirme (çünkü belirli ritim kalıplarını aklında tutacağından) gibi bir çok gelişime fayda sağlayan bir müzik yapma biçimidir.

Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yetişkin fark etmeksizin dünyanın her yerinde uygulanan bir müzik yapma biçimidir.

Hatta bunun dünya üzerinde profesyonel grupların bir çok beden ritim konseri de verdiği çok görülmektedir.

Tüm bunlar düşünüldüğünde tüm bireylerin yaş fark etmeksizin hem stresten kurtulmak hem de yukarıda sayılan faydalara maksimum düzeyde ulaşabilmeleri için sizleri veya çocuklarınızı da “Ritim Atölyesi çalışmalarımıza” bekliyoruz.

Yazan: Ritim Atölyesi/Piyano/Klarnet/ Eğitmeni Ahmet Baki FİGENGİL

Detaylar için : 0212 570 80 68 / 0530 880 71 81

 

 

Kaynakça :

  • Dergi park : https://dergipark.org.tr/en/pub/ered/article/525694

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuklarda Beden Perküsyonu Eğitiminin Benlik Algısına Etkisi Yayınlanma Tarihi : Kasım 18, 2019 / Rukiye Begüm KOCA  Onur ALTUNTAŞ

  • MÜZİKSEL ALGI VE BİLGİLENME ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME, B DEMİRCİ – Milli Eğitim Dergisi, 2011 – dergipark.org.tr

Kurslar hijyen koşullarına uyma koşuluyla bireysel eğitimlere dönüyor.

Milli eğitim bakanlığının gönderdiği 16915068-410,99E.17106687 NOLU  Bireysel Uygulama Eğitimi hakkındaki yazı ile Kurslarda Bireysel eğitimler Açıklanan önlemler ve tedbirler ile dışarı çıkma yasağına uymak koşulu ile eğitime devam edilmesine karar verilmiştir.

İlgili genelde aşağıdaki gibidir.

 

 

 

 

Gerek Dünya ve gerekse ülke olarak hepimizi yoran ve üzen kovid salgınına uyum sürecinde çevrimiçi (online) derslerimiz hakkında bilgilendirmedir.

 

 

 

 

 

Kovid salgınından dolayı Bakanlığın aldığı karar doğrultusunda Kurumumuz Nar Sanat hergün Sabah :10:30 -19:30  aralığında kurum sekreteryası açık olacak olup  kurumda ders yapılmayacaktır.

Drama dersleri dışındaki (Dramanın doğasına aykırı olmasından dolayı) diğer tüm dersler Aralık sonuna kadar çevrimiçi (Online) yapılacaktır.

 

Bu gelişmeler doğrultusunda Siz öğrenci ve velilerimize gelişmeler ile ilgili mesaj atılmış olup Öğretmenlerimiz sizlerle iletişime geçecektir.

Aksi bir durum olmadıkça, tüm gelişmeleri hem sitemizde, hem de mesaj yoluyla sizlere iletip heran irtibat halinde olacağımızı bilmenizi isteriz.

Tüm öğrenci veli ve dostlarımıza sağlıklarının kendi sağlığımız kadar önemli olduğunu hatırlatır sağlık ve mutluluk dolu günler dileriz.

Nar Sanat Yönetim Kurulu

 

ÇAĞRI !

Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Tüm Sanat Kurslarına Çağrıdır.

 

Bugüne kadar; Birleşme, Dernek, Topluluk, Grup, Birlik oluşturma çabalarımıza siz sanat eğitimi veren hiç bir kurum, kuruluş ve işletmeden olumlu cevap alamadık.

Gerek korona günlerinde, gerekse korona öncesi fiili olarak kurumlarda çalışan ve/veya kurum olan işletmelerin bir araya gelerek haklarının aranması, hükumetler nezdinde çalışmaların daha bilinçli yapılması adına birlik olmaya çağıyoruz.

Özel sanat Kurslarının sorun ve problemlerini pandemi sırasında veya pandemisiz bir başka kişinin, kurumun sanat kursu çalışanları veya yöneticileri dışında çözmesi veya çözüm üretmesi mümkün değildir.

Sanat Eğitiminin nasıl verildiğinden bihaber olanların düzenlediği yönetmelikle sanat kursları , ehliyet kursu veya üniversiteye hazırlık kursu mantığı ile yürütülmektedir. Oysa uygulamadaki farklılıkların bilincinde olmayan anlayışla sorunlarımızın çözüleceğini ummak ancak “Godot’yu beklemektir”

Daha ne bekliyorsunuz?

Ehliyet kursu, İş Makinası Kursu, Üniversite Kursu, KPSS kursu, ALES Kursu, mantığıyla yönetmelik çıkartılan ve aynı mantıkla yön verilmeye çalışılan örneğin; Piyano Kursu için 15 Metre kareye 10 öğrenci kapasitesi veren ve bunun nedenini sorgulamayan bir yönetmelikten mi medet umuyorsunuz, yoksa yok sayılan sanat kursları ve çalışanların haklarının korunacağını mı düşünüyorsunuz? Eskiden dershanelerin öğretmenleri indirim kartlarından faydalanırken siz Kurs çalışanlarının (kadrolular dâhil) hiçbir hakkı olmaması sizlere garip gelmiyor mu? Sizlerin, bizlerin hakkını kim savunacak? Artık Birlik olma vakti değil mi?

Benzer yönetmeliği sahip olmamıza rağmen MEB’e bağlı okullar tüm hak ve desteklerden faydalanırken, küçük imkanlarla ayakta kalmaya çalışan Kurslar ve çalışanları pandemi sırasında veya sonrasında ne yapacaktır.? Devletin bizleri yok sayması ve açlığa mahkum etmesine daha ne kadar göz yumacağız?

Cezalandırmada aynı kriterlere sahip olduğumuz fakat iş yapma konusunda yok sayılmamıza karşı, siz hakkınızı, biz hakkımızı savunmazsak kim savunacak? Godot’yu daha nekadar bekleyeceğiz?

Devasa bütçelere sahip kolejlerle rekabet etmemize rağmen devleti yanında hissedemeyen kurs sahipleri ve çalışanları birlik olma vakti değil mi?

Pek çok kez çağrıda bulunmamıza rağmen, hiç birinizin hakkını aramak için bizlerle iletişime geçme girişiminde bulunmaması ilginç değil mi?

Daha kaç sanat eğitimcisi, Müzisyen veya resim, dans, drama, bale eğitmeni açlığa mahkum edilsin istiyorsunuz? Hakkımızı kendimiz savunmalıyız, bunun için de birlik olmak zorundayız. Görünmez ve yokmuşçasına bakılıp sadece denetim ve cezalandırılacağınız zaman mı fark edileceksiniz?

“Kurs işte ne olacak”algısını yıkmadığımız sürece, ne hak ettiğimiz saygıyı, ne de yaptığımız işin saygınlığını, karşılığını alamayız ve koruyamayız. Siz sanat kurslarında çalışanlar veya sanat kurs sahipleri Godot gelmeyecek bilin istedik.

Pek çok işletme ve kuruma destekler verilirken Anayasada açıkça yazmasına rağmen gerek üniversite kursları, gerek kolej kursları ve gerekse Belediyelerin sözde sanat kursları ile rekabet eden küçük kurumlar olan bizlerin hiçbir desteğe layık görülmediğimizin farkında mısınız? Oysa ki Anayasanın ilgili Maddeleri olan ;

—“64. Madde
XII. Sanatın ve Sanatçının Korunması
Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.
—-173. maddesi ise” Devlet, esnaf ve sanatkarı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır.”

demektedir. Bizler, sizler bu camiada ki çalışan, okuyan, işveren ve sözüm ona sanatçıların; Anayasal haklarımız için parmaklarını dahi kıpırdatmadığının ve yok sayıldığımızın farkında mısınız.

Milyonlarca lira paralarla konser veren sanatçıların(!) konserlerine sanata yakın olanlar gider ve işte tamda onları biz eğitmeye çalışıyoruz. Parası olsa dahi sanatla ilgisi olmayan kişi konsere gitmez, sergiye gitmez, daha ister misiniz anlatmamızı yoksa halden anlar mısınız?

Milletvekillerimizi saymayacağız, belki bu yazımız için soruşturmaya uğrayacağız fakat artık konuşma ve birlik olma vakti değil mi?

Yeter demek, hakkınız, hakkımız ve elbette HALKIMIZ için Birleşin!

 

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği

Yönetim Kurlu Adına

Naci ÖZCAN

 

İrtibat : [email protected] / [email protected]

Tel : 0212 570 80 68 / 0530 880 71 80

 

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk anısına Nar Sanat eğitmenleri canlı olarak sosyal medya hesaplarımızdan dinleti yapacaktır. Davetlisiniz.

10 Kasım Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü Anma Gecesi Programı ve Katılan Eğitmenlerimiz.

Bengisu Özcan – Ender Erciyes: Sarı Gelin (Enstrümantal)
Alara Elmas: Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme
Ahmet Baki Figengil – Ender Erciyes Sevda (Enstrümantal)
Hividar Gökçe : Yemen Türküsü
Ahmet Baki Figengil: Maya Dağdan Kalkan Kazlar
Murat Hasgün: Bir Fırtına Tuttu Bizi
Murat Hasgün: Çalın Davulları

 

 

 

 

Sazendeler
Ahmet Baki Figengil       : Klarnet
Ender Erciyes                   : Gitar
Bengisu Özcan                  : Keman
Alara Elmas                      : Piyano
Murat Hasgün                  : Bağlama
Hividar Gökçe                  : Flüt

Mustafa  Akkaya               : Kajon

 

Hobilerinizi gerçekleştirmenin vakti gelmedi mi? Nar Sanat olarak pandemi döneminde evlerimizde bunalmış, sıkılmış ve stres yüklenmiş heran parlamaya hazır, tedirgin, korkan bir yapı içinde yaşamanızı değil kendinizi gerçekleştirmenizi, rahatlamanızı ve tüm bu sorunlardan birkaç saat dahi olsa uzak kalmanızı sağlamak  için “Hafta içinde tüm önlemlerin alındığı ve azaltılmış kursiyerlerle Hobi resim kursunu açtık” Kimler mi gelebilir? Yukarıda saydığım bu duygu yoğunluğunun içerisinde kayıp olmak istemeyen tüm yetişkinler… Ev hanımlarından meslek sahibine ,emekliye kısaca her yaş gurubundan olan ve “resim ile kendimi bulmalıyım”, “çizerek rahatlamalıyım”, “resimle kendimi ifade etmeliyim” diyen ve daha da önemlisi bir hobim olsun diyen herkese kapımız açık.

 

 HOBİ KAVRAMI VE KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME!

 

Bir kişiyi tanımanın en iyi yollarından biri de o kişinin kendi iradesi ile yapmış olduğu işleri öğrenmektir. Yani bir sohbet esnasında genellikle kişiyi tanımak için yaşı,işi ve rutin olarak yaptıklarını kısaca kendi iradesi dışında verdiği uğraşları öğrenmek belirli bir oranda sizlere o kişi hakkında bir fikir elbette verir fakat daha derinlere inmek ve tam bir tahlil için kişinin boş vakitlerinde neler yaptığını neler öğrendiğini sorguladığınızda o kişinin asıl yüzünü görürsünüz. Çünkü kişi kendini gerçekleştirmek için kendi iradesi ile bir şey yapıyorsa farklılık başlıyor demektir.

Boş zamanı olan ve kendini gerçekleştirme adına kendi iradesi ile bir şeylerle uğraşan kısaca hobilerini ciddiye alıp uğraşan kişileri gözlemlediğinizde boş vakitlerinde hiçbir şeyle ilgilenmeyen kişilerle arasındaki bariz kişilik farkını da anlamak çok zor olmayacaktır.

Her ne kadar ülkemizde göz ardı edilse de iş başvurularında sorulan veya özgeçmiş yazımlarında belirtilen iş dışındaki hobiler bölümü bunun için vardır.

Yeni tanışan ve hangi yaşta olursa olsun kişi ve kişileri bir birine enhızlı kaynaştıran şeylerden biride edindikleri hobileri konuşmaktır adeta görünmez bir bağ oluşturur hobiler.

Belki duymuşsunuzdur; 1981’de Fransa’da Mitterand iktidarı sırasında “Boş Zamanları Değerlendirme Bakanlığı” kuruldu. Aslında bakanlığın görevleri arasında turizm ve spor da vardı ama isminin “Boş Zamanlar Bakanlığı” olması, kamuoyunun dikkatini bu alana çekmek için kasten düşünülmüştü. 2005 yılında ise Kanada’da “Boş Zamanları Değerlendirme, Eğitim ve Spor Bakanlığı’ kurulmuştur.

Boş zamanlarında boş oturan insanlara, boş zamanlarında ne yaptıkları sorulduğunda “Aslında son günlerde pek zamanım olmadı‘.” ya da “Son okuduğum kitabın, izlediğim filmin adını hatırlayamadım, neydi dilimin ucunda.” gibi kaçamak cevaplar verirler genellikle. Belirli bir kesin arasında ne yazık ki “boş zamanlarda bir şey yapmamak” hoş karşılanmaz.

Kendi işini kurup başarılı olan ya da profesyonel hayatta çok yükseklere çıkanlar arasında kendilerine neredeyse hiç boş zaman ayıramayan insanlara çok sık rastlanıyor. “Benim hobim işimdir.” diyenler bunlar arasından çıkıyor.

Sıkça rastladığımız bir durumdur “benim hobim işimdir” cümlesini. Birden çok hayat yaşamıyoruz, yaşayamayız da. Bir tek hayatımız vardır ve bunu da en iyi şekilde değerlendirmek durumundayız. Çünkü hayat tek ve tekrarı olmayan bir gerçekliktir.

Herkes işinde en iyi olmak, yükselmek, daha çok kazanmak, daha iyi bir yaşamak ister kuşkusuz. Rekabet koşullarının düne göre daha ağır olduğu günümüzde bunu sağlamak çok kolay değil. Çok çalışmak gerekiyor ama başarılı olmak için sadece çalışmak yetmiyor.

HAYAT TERAZİSİNDE BİR KEFE OLMAK

Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

 

Hayatı bir terazi gibi düşünürsek bu “tek” olan hayatımızı sürekli dengede tutmalıyız kendine ayrılmış zaman yaratamayınca tek olan hayatın bir kefesi yukarıdayken diğeri daima aşağıda kalır ki buda hayatın dengesizliği demektir.

Elbette maddi olanak ve sosyal /ailevi zorunluluklardan bahsederek hayat zorluklarından dem vurarak hobi veya kendini gerçekleştirmenin imkânsızlıklarından bahsedebilirsiniz fakat hobi edinmek için genel anlamda para değil daha çok “irade” gerekmektedir çünkü bu zorunluluk değil istenilerek gerçekleştirilebilecek bir eylemdir.

Dengeli bir hayat için çalışmak kadar kaliteli boş zaman geçirmeye de ihtiyacımız var. Tıpkı tek kişinin bir tahterevalliyi dengede tutmaya çalışması gibi, insanın ağırlığını her iki tarafa da verebilmesi gerekir. Sadece işten ya da sadece hobiden ibaret bir hayat, dengesini yitirmiştir. Akıl ve ruh sağlığımızı korumak, yaratıcılığımızı canlı tutmak ve mücadele edebilmek için çalışmayla kaliteli boş zamanı dengeleyeceğimiz bir hayat yaşamalıyız.

Hayatı sadece fiziksel ve görünen yüzüyle algıladığınızda içinizde tatmin edilemeyen boşluğun nasıl doldurulacağını elbette bilemezsiniz oysa insanın bir fiziki birde psikolojik boyutu vardır. İstediğiniz kadar çalışan çabalayın veya bir aile düzeniniz olsun fiziksel hayata dalarak asla hayatın “tatmin/psikolojik” yönünü dolduramazsınız. Bunu dolduracak tek şey hobilerinizdir, kendinizi gerçekleştirmek için hobilerinizle olmak zorundasınız.

HOBİ SADECE  EMEKLİLER İÇİNDİR !

Hobi denilen eylem sadece parası olan veya emekli olan kişilerin eylemi değildir. Çalışma yaşamının da ihtiyaç duyduğu çok yönlü düşünebilen, farkındalıkları olan insana olmaya giden yol boş vakitlerinizde kendi iradenizle yaptığınız hobilerdir. Hobilerimiz bizleri dengede tutmaya hayatımıza farkındalıklar katan kendimizi bulmamıza yardımcı olan bir eylemdir. Çünkü iş yaşamından özel yaşama kadar her alanımızı beslediği gibi bizi farklı kılanda eylemlerden biridir hobilerimiz.

Hobilerin insanların boş zamanları doldurmaktan çok daha ötede işlevleri var. Hobiler kişinin görsel, işitsel ve sözel yeteneklerini, karar alma ve iletişim becerilerini, takım çalışmasına yatkınlığını artırıyor. Ayrıca hobiler insanların yeni tanıştığı kişilerle kolay iletişim kurmasını kolaylaştırıp çevre edinmelerine yardım ediyor. İşte tüm bu eylemler açısından bakacak olursak bir de bunların üzerine

NEREDE VE HANGİ HOBİ?

Buyurun gelin. Sanatın pek çok dalını bir arada görüp deneyimleyebileceğiniz kursumuzda sosyalleşme adına resim, belki tiyatro veya müzik dallarında yada dans  biri sizin kendinizi gerçekleştirmenize yol açacaksa biz buradayız. Tüm önlem ve ilgimizle sizleri bekliyoruz.

Tanışma dersinden sonra kayıt olmak zorunluluğunuz yok. Tanışma dersleri için herhangi bir ücret talep etmiyoruz ya bir kalemin çizdiği yerde ya bir notanın içinde bulabilirsiniz kendinizi. Denemeden kim bilebilir neyi yapıp yapamayacağınızı? İlla bizimle yürümek zorunda değilsiniz fakat biz sizlerin kendinize, derinliklerinize içinizdeki size yürümenizi istiyoruz.

Sevgiyle kalın.

Cumhuriyetimizin; Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Önderliğinde kurulduğu ve ilan edildiği 29 Ekim 1923 Tarihinden buyana 97. yıl geçti.

Her an ve her an daha bir özlemle andığımız; Atamız ve kuruluşta görev alan arkadaşlarını minnetle anarken Nar Sanat Eğitim ve Kültür Sanat Derneği olarak bulaştan uzak kalmanız , sizleri bir nebze de olsa mutlu etmek ve bizleri var edenleri anma adına Eğitmenlerimizin müzik dinletisine ONLINE olarak davet ediyoruz. Facebook ve Instagramda canlı olarak yayınlanacak etkinliğimize davetlisiniz.

Tarih ve Saat: 28 Ekim 2020 Cumhuriyet Bayramı

Saat 19:00

Program Akışı

Ahmet Baki FİGENGİL                                                       Altın kafeste

Hivİdar GÖKÇE                                                                   Çalın Davulları

Mini Konuşma

Aida  Pulake ALTINBÜKEN / Gül Bengisu ÖZCAN –  Düet Keman Performansı

Ahmet Baki Figengil                                                             İzmir’in Kavakları

Hividar Gökçe                                                                        Bir Fırtına Tuttu Bizi

Murat HASGÜN                                                                     Sabah Seherinde ötüyor kuşlar   / Neredesin sen

 

SAZENDELER :

Ahmet Baki FİGENGİL                      Klarnet

Mazlum ARDIÇ                                   Kanun

Ender ERCİYES                                   Gitar

Aida  Pulake ALTINBÜKEN             Keman

Hividar Gökçe                                     Flüt

Gül Bengisu ÖZCAN                           Keman

 

 

 

Derneğimiz çatısı altında faaliyet ve hizmetlerimiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pandemi sürecinde evde hapsolmak ve sürekli sosyal mesafe, hastalık kaygıları, kilo derken stres topuna dönen beden ve ruhumuzu rahatlatmanın en güzel yöntemlerinden biri Oryantal/Göbek dansıdır. Hadi buyurun derse!

Gün geçtikçe oryantal dans pek çok yerde daha fazla talep görmektedir. Size de oryantal dans yapmak istiyor ve aklınızda sorular varsa buyurun kısaca nedir ne değildir birlikte göz atalım.

Oryantal dans, her ne kadar spor kategorisinde sayılmasa da zihin ve vücut için var olan en iyi egzersizlerden biridir dememiz pek de yanlış olmayacaktır. Birçok insan bu kadınsı ve dişiliğin simgesi sayılabilecek dansın zihinsel ve fiziksel, muazzam faydalarından bihaber. Oryantal dansın kökeni 5. yüzyıl Mısırına dayanır diye genel bir kanı olsa da pek çok kültürün özelliklerini taşıyan oryantal dans temel olarak Hint, Arap ve Türk kültür öğelerinin birleşmesi sonucu günümüzdeki şekline ulaşmıştır. Günümüzde Mısır, Lübnan ve  Türk çeşitlemeleriyle yoluna devam etmektedir.

Görsel İletişimin yaygınlaştığı bugünlerde artık onlarca farklı varyasyonu olan Oryantal dansın özünde; vücudun bölgelerini ayrı ayrı oynatarak, bu bölgelerin arasındaki bağı önce bağımsız olarak çalıştırmak ve daha sonra hareketler arasındaki geçişlere uygun şekilde tekrar birleştirip figürleri ortaya koymak şeklinde anlatılabilir.

Oryantal dansın genelde yalnızca leğen kemiği ve çevresini çalıştırdığı gibi yanlış bir inanış vardır, oysa oryantal dansta  vücudun tamamında bulunan kaslar çalıştırılmaktadır dolaysıyla pek çok spora göre hem kalori yakmada hem de vücudun çalışmasında ne oranda faydalı olduğu da anlaşılacaktır. Karın, sırt ve omuz kaslarını özellikle çalıştırdığını da belirtmek gerekir.

ORYANTAL DANS: HİSLERİ AKTARMANIN BİR YOLUDUR

Oryantal dans aynı zamanda içinizdeki hisleri yansıtmanın yollarından biridir.  Modern dansta olduğu gibi içselleştirilmiş duyguların erotize edilerek dışa aktarılması şeklinde içinde hüzün, neşe ve benzeri tüm duyguları taşıyan dans oryantal dansta da şeklini çok farklı figürlerle ifadesini bulmaktadır. Elbette sağlık açısından da pek çok faydası da vardır.

Bazı hareketler sırt bölgesinde yüksek oranda esneklik gerektirirken, asıl kritik nokta kas kasılmalarıdır. Bu dansın en büyük avantajlarından biriyse, her yaştan insanın kendine uyan bir hızda bu dansı öğrenebilmesidir.

Oryantal dans aynı zamanda kalori yakmanın da muhteşem bir yoludur. Kalori yakmanın yanında, istenmeyen fazlalıklarınızdan kurtulmanıza, vücudunuzu zinde tutmanıza ve esnekliğinizi arttırmanıza yardımcı olur.

Oryantal dansın faydalarını daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki yazıyı okumanız yeterli olacaktır.

1. Vücudunuza Şekil Verir

Eğer şekle girmek istiyorsanız, yapabileceğiniz belki de en iyi başlangıç egzersizi oryantal dans öğrenmektir. Oryantal dansı dengeli bir diyetle birleştirirseniz, çok kolay bir şekilde kilo verip kolayca şekle girebilirsiniz. Ağırlık içermeyen fakat zorlu bir egzersiz olduğundan dolayı kaslarınız kısa sürede dayanıklılık kazanır ve bu da günlük hayatınızı olumlu yönde etkiler.

Oryantal dans hareketlerinin birçoğu, hangi kas gruplarınızı (karın, sırt, kalça kasları) hareket ettirdiğinizi gözetmeksizin egzersizinizden en iyi sonucu almanızı sağlar. Bu teknik vücudunuzun bölgelerini birbirinden önce izole ederek çalıştırır ardından bütüne doğru sevk ederek çok hassas hareketlere olanak tanır.

2. Koordinasyonunuzu arttırır


Vücudunuzun yaptığınız hareketlerle senkronize olabilmesi için koordinasyona ihtiyacı vardır. Oryantal dansı hakkını vererek yapabilmek için vücudunuzun tüm bölgelerini çalıştırabilmeniz gerekir. Oryantal dansın en zor kısmı, vücudun tüm bu bölgelerini birbirleriyle uyumlu bir şekilde hareket ettirip koordine edebilmektir.

İlk anda bu yazılanlar gözünüzü korkutmasın biraz gayret ve çalışınca neden yapılamasın? Kolay değil biliyoruz, ama pes etmeyin. Maalesef, çok azımız zarif ve koordine bir vücudun lütfüyle doğuyoruz fakat unutmayın ki koordinasyonu geliştirmenin tek ve en önemli yolu pratik yapmaktır.

3. Stresten kurtulmak ve stres baskısını eğlence ile enaza indirmenin yollarından biri

Diğer sporlarda olduğu gibi, oryantal dansta da stresinizi kontrol edebilmeniz için iyi bir yoldur. Oryantal dans da günlük problemlerinizi bir an olsun unutup, keyif almanızı sağlayacak olan bir aktivitedir.

Oryantal dans dersleri çoğunlukla akılda kalıcı şarkılar eşliğinde yapılır. Bu da vücudunuz şekle girerken aynı zamanda harika vakit geçirmenize olanak sağlar.

4. Kendinize duyduğunuz saygıyı arttırır

Son olarak, oryantal dans kendinize olan saygınızı ve ruh sağlığınızı güçlendirmenizi sağlayan harika bir terapidir. Onun sayesinde vücudunuzun her kasını hisseder ve çalışmanın getireceği yapabilme becerisine olan inancınızı arttırırsınız. Öğrenmenin doğal bir sonucu olarak da kendinize olan güveniniz yükselir.

O zaman haydi buyurun oryantal dans derslerimize.

Derslerimiz haftada bir gün iki ders saati şeklinde talepler doğrultusunda belirlenen gün ve saatlerde açılmaktadır. Daha detaylı bilgi için bizi ziyaret edebilir (İLETİŞİM İÇİN tıklayınız) veya telefon ederek tanışma dersi için randevu olabilirsiniz.

Özellikle Evhanımları için hafta içi gruplarda açılacaktır. Grupları mümkün olan enaz sayı ile gerçekleştirilecektir.

Not: tanışma dersleri ücretli değildir. Kayıt olmak zorunda değilsiniz tanışır daha detaylı bilgi alır, yerimizi görür ve kararınızı verirseniz kayıt olursunuz.

Nazariyat dersinden önce, Mûsiki (müzik) sözcüğünün ne ifade ettiğine bakmakta fayda var. Genel tanım olarak; sesin biçim ve anlamlı titreşimler kazanmış halidir. Başka bir deyiş ile de müzik, sesin ve sessizliğin belirli bir zaman aralığında ifade edildiği sanatsal bir formdur.

Sözcüğün kaynağı hakkında değişik görüşler olmakla birlikte en yaygın kabul edilen şekli, Latince musicaya dayandığını ileri süren görüştür.

Eski Yunanca’daki mousikéden (mousa) geldiği kabul edilen musicanın kökü ise müz (muse) kelimesidir. Yunan mitolojisinde Tanrı Zeus’un Tanrıça Mnemosyne’den doğan dokuz kızının adı olan “müz”lerin her biri ayrı bir ilim ve güzel sanatın ilâhesi sayılmaktaydı. Antikçağ’ların sonlarına doğru “mus” ya da “musiké” dendiğinde sadece bugünkü mûsiki kavramı anlaşılmaya başlamıştır. Terim birçok milletin dilinde Latince’sine benzer kelimelerle karşılanmış, Arapça’da mûsîkā; Farsça ve Türkçe’de mûsikî şeklinde seslendirilmiştir.

Mûsikinin tarih boyunca birçok tanımı yapılmıştır. Pisagor’a (Pythagoras) göre mûsiki “birbirine benzemeyen çeşitli seslerden meydana gelen konser”, İbn Sînâ’ya göre “birbiriyle uyumlu olup olmadığı yönünden sesleri ve bu sesler arasındaki zaman sürelerini araştıran riyâzî bir ilim”dir. Pek çok din musikiyi rutiellerin içerisinde kullanmaktadır. İslam dininde Musikinin durumuna kısaca değinecek olursak, İslâm âlimleri tarafından dini yapılanma ile bir ihtiyaç olup olmaması konusunda tartışmalar olmakla birlikte, amacı ve sonuçları itibariyle tartışılıp değerlendirilen mûsikinin cevazı için dinin temel inanç, amel ve ahlâk ilkelerine aykırı olmaması, haramların işlenmesine yol açmaması, başkalarının hakkını ihlâl etmemesi şart koşulmuş, zamana ve somut olayın özelliklerine bağlı ayrıntılar bakımından ise fıkıh ekolleri arasında farklı kanaatlerin ileri sürüldüğü bir konu olarak İslâm kültür tarihindeki yerini almıştır.

Nazariyat kelimesi de teori veya kuram anlamına gelen, içerisinde makamların usullerin de bulunduğu öğretici bir sistemdir. Türk Musikisi’nin gerek sazende gerekse hanendenin doğru icra etmesi için gerekli Nazariyat bilgisine sahip olmalı. Özellikle günümüzde en yakın tanık olacağımız icralar aslında Müezzinlerdir, çünkü Ezan ve İlahi gibi melodiye sahip icralar belli bir makam bilgisi ve icra bilgisi gerektirmekte ve Nazariyata hâkim olunduğunda çok daha iyi bir şekilde icraya sahip olabiliyor.

Nasıl ki Batı Müziği bir sisteme sahip ise Türk Musikisi’nin de anlaşılır haliyle öğrenildiği sistem Türk Musikisi Nazariyatıdır. Elbetteki tüm icracıların ve özellikle korolara katılanların bilmesi gereken kurallar bir diğer açıdan da din ile de ilişkilidir.

Ülkemizde günde beş defa duyduğumuz Ezanda da dikkat edilmesi gereken konulardan biride Ezanın makamsal okunması gerektiğidir. Hiç bir nazariyat bilgisi olmayan ve ses eğitiminden uzak olan kişilerin okuduğu ezan zaman zaman insanların kulağına hoş gelemeye bilmektedir. Oysa Ezanın İslam açısından bir önemi var ise bu önemin yeterince ön plana çıkartılması için hem makam hem de ses bilgisi anlamında müezzinlerin belirli bir bilgiye sahip olması gerektiği de bir gerçektir.

Normal şartlarda Müezzinlerin Şan ve Nazariyat dersi alması kulağımıza tuhaf gelebilir fakat her şeyden önce müezzinin doğru makam ve vurgu ile okuması  ses ve nefeslerini doğru kullanmaları yolunda işin uhreviyatının yanı sıra Müezzinlerin ses kalitesi ve sağlığı anlamında da önemlidir.

Bildiğiniz üzere; şan eğitimi, ses tellerini ve vücudumuzda ses çıkmasını sağlayan karın, göğüs ve kafa rezonanslarını (boşluklarını) doğru kullanmayı öğretebilir. Ancak bunu sağlayabilmek için de şan eğitimi adı verilen ses eğitiminin alınması gerekir. Bu elbette kişiden kişiye farklılık gösterse de bir kaç derste yapılabilecek bir durum değildir.

Her işte olduğu gibi bu konuda da profesyonel destek alınmasında fayda vardır. Gerek Şan dersleri ve gerekse nazariyat dersleri ile müezzinlere de kurum olarak destek vermekteyiz.

Kuruluşumuzdan bu yana bildiğimiz kadarı ile en çok Müezzinlere ders veren kurum olma özelliğimiz bizleri de mutlu etmekte. Eğer işinizi profesyonel ve zevkli hale getirecekseniz ve daha doğru bir makamla okuyup bilginizi Nazariyat ile pekiştirip Musikisi çerçevesinde kulağa ve gönüllere dokunacaksınız sizleri de bekliyoruz.

Çocukluk hayallerinize her yaşta kavuşabilirsiniz. Elbette kimse sizden Balerin olmanızı beklemiyor fakat Bale yapmak için de hiç geç sayılmaz.Dans etmeyi bilip bilmemeniz veya baleyi bilip bilmemeniz değil öğrenmeye istekli olup olmamanız önemli.

Klasik baleyi artık Nar Sanatta da öğrenebilirsiniz.

NEDEN BÜYÜKLERE BALE

 

Her yaşta olduğu gibi yetişkinler için bale eğitimi her şeyden önce farkındalığınızı artıracak ve beklide yapamadığınız sporun yerini bir nebze dolduracaktır. Bunu yaparken doğru duruş pozisyonunuzu süreç içerİsinde edinerek yürüyüşünüzü dahi değiştirecek ve özgüveninizle birlikte sağlığınızı da nekadar etkilediğini fark edeceksiniz.

Sadece duruş bozukluklarının giderilmesi değil aynı zamanda; hareketsizlikten ileri gelen yorgunluk, kronik baş ve kas ağrıları, sırt ve bel  deformasyonlarının azaltılması ve bunun yaratmış olduğu etkiyi tüm vücudunuzda hissedeceksiniz. Tüm bunları yaparken kilo dengesi ve hareketsizliğin vermiş olduğu sorunları giderecek ve daha esnek ve estetik bir duruş ve yürüyüş şekline de ulaşacaksınız.

Yukarıda sayılan yetişkin bale eğitiminin sizlere olacak katkısını  maddeler halinde sıralayacak olursak şu başlıklar altında toplamak mümkün.

·         Vücudunuzu ve vücudunuzun yapabileceklerine süreç içerİsinde tanık olabilirsiniz

·         Aerobik, veya step veya diğer spor dallarında olduğu gibi tek kas üzerine gidip bölgesel değil tüm vücudunuza              estetik ve değer katacaksınız

·         Sağlıklı ve uyumlu bir bedene kavuşabilirsiniz.

·         Omurilik sisteminizde ilerleyen yaşla beraber oluşabilecek rahatsızlıkların önüne geçmeniz mümkün olacaktır.

·         Vücudunuzda oluşabilecek kas rahatsızlıklarını belili ölçülerde azaltacaktır.

·         Esneklik, estetik ve güçlü bir beden yapısına kavuşabileceksiniz.

·         Kendinize olan güveniniz ve beden ifade yeteneğiniz artacaktır.

·         Müziğin bedende uyumlaşmasını ve rahatlamanın nasıl olacağını görecek ritmi fark edeceksiniz.

·         Takım çalışmasının yaratacağı uyum ve özgüvene sahip olacaksınız

·         Daha yaratıcı ve senkronize olmanızı sağlayacaktır.

·         Daha programlı ve disiplinli bir hayata doğru adım atacaksınız.

·         Müzik, dans arasındaki beden uyumu ile sanata bir adım daha yaklaşacaksınız

·         Tüm bunların yansımasını iş ve özel yaşamınızda da hissedeceksiniz.

 

 

Daha önce bale veya dans dersi almış veya hiç almamış olabilirsiniz sizler içinde artık bale eğitimi bir adım ötenizde.

Elbette küçültülmüş gruplarla ders almanın yanı sıra özel olarakda alabilirsiniz.

Gruplarımız hafta içi ve hafta sonu olarak açılacaktır.

Yetişkinler için bale eğitimimiz 80 dakikadır. Bilgi ve iletişim için lütfen TIKLAYINIZ

 

Sınırlandırılmış sayı ve sosyal mesafeye uyarak kayıtlı öğrencilerimize her eğitim döneminde olduğu gibi yine solfej derslerimiz 2020-2021 eğitim dönemi için önümüzdeki hafta başlayacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, müzik eğitimi alan tüm öğrencilerimize bu eğitimin temelinde bulunması gereken solfeji yani nota bilgisini dersini ücretsiz olarak sunuyoruz.

Bakırköy’de bulunan kursumuzda özel ders olarak piyano, keman, çello, gitar, bağlama, bateri, akordeon, flüt, kanun, saksafon, ud, klarnet ve şan  v.b. eğitimleri verilirken, öğrencilerimizin müzik temellerinin de sağlam olması hedeflenmektedir.

Bu anlamda öğrencilerimizin öğrenme süreçleri daha da kolaylaşıp, hızlanacağına  hem de öğrendiklerini pekiştireceklerine eminiz.

Neden solfej eğitimi bu kadar önemli?

“Solfej” kelimesi İtalyanca bir terim olup kelimenin tam anlamıyla “notalarla şarkı söylemek” anlamına gelir. Bu, bir müzisyen ve vokalist için müzik kulağının geliştirilmesini hedefleyen bir disiplindir. Müziği bestelemek ve gerçekleştirmek için ses sanatından zevk almanızı sağlayan eylemdir..

Herhangi bir şarkıcı ve müzisyen için aktif Solfej dersleri geliştirilebilen, seslerin algılanması zorunlu bir durumdur, Notaların seslerini bilmez ve tanımazsanız herhangi bir müzik çalamaz, çalsanız da doğru ses ile yürüyemeyebilirsiniz. Aktif algı, çalışma ve sesi duyma kısa sürede yeni becerilere hakim olmanın garantisidir. Bu yüzden solfej derslerinin şarkıcılar ve müzisyenler için önemi küçümsenmemelidir.

Konuyu daha da açacak olursak; Müzikal dikteler. Bunların yerine getirilmesinin ilkesi, okuldaki yazım kurallarına benzerdir, nasıl ki yazım dilinde harfler doğru yerlerde olmazsa doğru bir okuma bekleyemezsek müzikte de notalar doğru yerlerde olmadığı taktirde doğru anlama okuma  ve seslendirme mümkün olmayacaktır. Bunun yanı sıra konuşma ve okumada olduğu gibi doğru yerlerde duraksama, uzatma vurgu  gibi sessel ve duyusal gelişimde aynı alfabedeki gibi solfej eğitimiyle daha kavranabilir olmaktadır. Bu anlamda İşitsel analizi öğrenmek Her müzisyen için, duyulan müziğin doğası, uyumu, hızı, ritmik özellikleri ve yapısıyla kulak tarafından belirlenebilmesi çok önemlidir. İşte tüm bunlar solfej eğitimi ile daha somut hale getirilmektedir.

Öğrencilerimizin solfej katılmasını bu yüzden önemsiyoruz.

İşte Özel Nar Sanat Eğitim Kursu solfej gruplarının gün ve saatleri:

·         Okul öncesi grubu Salı günleri saat 18.00 / Cumartesi 18:15

·         Yetişkin grubu Çarşamba saat 19.00 / Cumartesi 19:15

·         İlk-ortaokul grubu salı saat 18.00 / Pazar 18:15

Solfej gruplarında öğrenci sayısı arttıkça yeni gruplar açılacaktır.