Tiyatro

Tiyatro konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Tiyatro konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Tiyatro konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Tiyatro konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Devlet Tiyatroları 1 Ekim’de perdelerini açacak. Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, geçen yıl toplam 1 milyon 770 binin üzerinde bir seyirci sayısına ulaştıklarını belirterek, bu yıl biletlere yüzde 20 zam yaptıklarını açıkladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, 2019-2020 tiyatro sezonunda sahnelenmesi planlanan oyunlar ve sezon içerisinde yapılması planlanan organizasyonlar hakkında Refik Ahmet Sevengil Tiyatro Kütüphanesi’nde basın açıklaması düzenledi. Kurt, sezon boyunca sergilenecek oyunların yanı sıra 2018-2019 sezonunda yapılan faaliyetler hakkında da bilgi verdi. Yeni tiyatro sezonunun ilk turunda geniş bir repertuvarla tiyatro seyircisini selamlamaya hazırlanan Devlet Tiyatroları, 1 Ekim Salı gününden itibaren sanatseverlerin karşısına çıkacak. Yeni oyunların yanı sıra geçtiğimiz sezonlarda kapalı gişe oynayan oyunlar da bu sezon seyircilerin beğenisine sunulmaya devam edecek.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, konuşmasına basın mensuplarına teşekkür ederek başladı. Hem sezon içerisinde hem de özel haftalarda basın sayesinde tiyatro severlerle buluştuklarını belirterek, “Devlet Tiyatrosu 2018-2019 sezonumuzu yeni bitirdik sayılır. 2019-2020 sezonu hazırlıklarımız da başladı” ifadelerini kullandı.

2 MİLYONA YAKIN SEYİRCİ

Kurt, 2018-2019 sezonu içerisinde 150 oyunun tiyatro severlerle buluştuğunu söyleyerek bu oyunların büyük bir kısmının yeni oyun olduğunu belirtti. Kurt, “Geçen yıl toplam; 1 milyon 770 binin üzerinde bir seyirci sayısına ulaştık. Bu senenin; Ekim, Kasım ve Aralık aylarını da dahil edersek, sezon sonuna kadar yaklaşık 2 milyon seyirciye ulaşmış olacağız. 200 bin yeni seyirci Devlet Tiyatromuz için son derece önemli bir rakam. Tabii ki, önümüzdeki dönemde seyirci sayımızı yüzde 50 oranında arttırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

‘NÖBETÇİ TİYATRO’ DEVAM EDECEK

Son 2 yıldır gerçekleştirilen ‘Nöbetçi Tiyatro’ uygulamasına ilginin yoğun olduğunu söyleyen Kurt, projenin 2019-2020 sezonunda Ankara’nın yanı sıra İstanbul’da da uygulanacağını söyledi.

BİLETLERE ZAM GELDİ

Biletler, 15 Eylül itibariyle satışa çıkacak. Bilet fiyatlarının yüzde 20 arttığını ifade eden Kurt, bu durumun 1-2 liralık farklılık yapacağını söyledi. Kurt, “Bilet fiyatlarıyla ilgili küçük bir ayarlamamız oldu. Bilet fiyatlarımız yüzde 20 arttı. Zaten biliyorsunuz Devlet Tiyatrosunun bilet fiyatları küçük rakamlarda seyrediyor. Yüzde 20 artsa bile 1-2 liralık bir fark oldu” dedi.

Dünyaca ünlü Fransız yazar Moliere imzası taşıyan oyun, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluştu.

Gösterime, İBB Şehir Tiyatroları Müdürü Necip Sedat Çakır ile Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Süha Uygur’un yanı sıra çok sayıda tiyatrocu ve sanatsever katıldı.

Yönetmen Tolga Yeter, Moliere’in klasik eserlerinden biri olan oyunu farklı bir şekilde yorumlamaya çalıştıklarını söyledi.

Yeter, oyunun değişik zamanlarda farklı şekillerde sahnelendiğine değinerek, “Ama biz bu sefer zamansız, mekansız ve olabildiğince kişiyi, yani insanı baz alan sosyolojik durumundan daha çok psikolojik durumları irdeleyen ve bunun komedisini çıkarmaya çalıştığımız bir eser ortaya koyduk” değerlendirmesinde bulundu.

Şehir Tiyatrosundaki ilk önemli rollerinden birini 17 sene önce Hastalık Hastası oyununda canlandırdığını aktaran Yeter, bu nedenle de eserin kendisi için çok özel olduğunu kaydetti.

Bir dahaki oyun 4 Mayısta

Dramaturgisini Ergün Özdemir’in yaptığı oyunda Ayşecan Tatari, Barış Çağatay Çakıroğlu, Çağrı Büyüksayar, Çiğdem Gürel, Gün Koper, Hüseyin Tuncel, Orhan Erhan Yıkılmaz, Sevinç Erbulak, Şirin Asutay, Şükrü Türen, Uğurtan Atakan, Yalgın Yeter rol alıyor.

Müziklerinde Selim Can Yalçın ve Emre Malikler’in imzası bulunan oyunun sahne tasarımını Emra Albayrak Şahin, kostüm tasarımını Nihal Kaplangı, ışık tasarımını ise Fatih M. Haroğlu yaptı.

Oyun, 4 Mayıs’ta Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde yeniden izleyiciyle buluşacak.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi(İDOB), Alexandre Dumas’ ın bale sahnesine taşınan ünlü eseri “Üç Silahşor” i 28 Mart Perşembe akşamı Süreyya’nın neredeyse üç katı büyüklükteki sahnesi ve seyirci kapasitesiyle Atatürk Kültür Merkezi’ni hatırlatan Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahne aldı.
Gösteri, sahne sanatçılarının duygularını ifade eden Kübalı sanatçı Carlos Celdrán’ın kaleme aldığı 27 Mart Dünya Tiyatro Günü uluslararası mesajının okunmasıyla başladı.

Üç Silahşörler Balesi’ni, senaryo ve koreografiyi de gerçekleştiren Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB) baş dansçılarından Armağan Davran ve Volkan Ersoy ikilisi sahneye koydu. Orkestrayı, balenin müziğini G.Verdi’nin bestelerinden düzenleyen ADOB daimi şefi Bujor Hoinic yönetti. Balenin Zorlu sahnesine yakışan dekorunu İsmail Dede, kostümlerini Nursun Ünlü, ışık tasarımını Fuat Gök yaptı. ADOB ile Mart 2010’da Türkiye prömiyerini yapan baleyi İDOB İstanbul’da ilk kez 1 Aralık 2018’de sahneye koydu.

Konusu, 16. yüzyıl Fransa’sında geçen, Athos, Porthos, Aramis, d’Artagnan isimli dört gözü pek şövalyenin maceralarını anlatan balenin Zorlu’daki temsilinde dört şövalyeyi Erhan Güzel, Batur Büklü, Oliver Spence, Mehmet N. Arkan canlandırdı. Baş balerinalar; Büşra Ay “Constance”, Melike Koper “Milady”, Özde Eren kraliçe rollerinde dans ettiler.

Birçok koreografiye Davran ile birlikte imza atan Ersoy “Bu sezon İDOB’un genç jenerasyonu ile Üç Silahşör”i sahneledik. Teknik alt yapıları, artistik yönleri çok kuvvetli, neo-klasik baleye çok yatkınlar. Topluluk hem genç, hem yetenekli, hem de kaliteli. Bale İstanbul’da başka bir anlam kazandı. Zorlu’da ise, duygular ve düşünceler, konseptimiz aynı kaldı ama çok daha değişik bir atmosfer içerisine girdik. Bizim görevimiz her sahnede bunu oynayabilmek ama mekân daha geniş olduğu için prodüksiyon daha net gözüktü” diyerek memnuniyetlerini dile getirdi. Baş balerinalardan Melike Koper ise, “Teknikte danscılarda çok rahat ettik. Sahne arkası AKM gibi devasa. Sahnede adımlarımızı büyük büyük atabiliyoruz. Ne mutlu oh diyorum. senede bir kere de olsa gerçekten bale yaptığımızı hissediyoruz.” diyerek duydukları heyecanı ifade etti.

Üç Silahşor 2 ve 4 Nisan günleri saat 20.00’da Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde izlenebilecek.

“Milli Sanat Tiyatrosu” aracılığıyla hazırlanan ve 2. Mahmut döneminde geçen oyununun özel gösterimi yapıldı.

Yazar İskender Pala, oyun öncesinde yaptığı açıklamada, tiyatroseverlerin 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü kutladı.

Pala, “Aşk.. Bir Zamanlar…” oyununun 2. Mahmut döneminde geçtiğini belirterek, “Oyun, yeniçeri ayaklanması ve isyanlarının sonunda kazan devrilmesiyle beraber tarihimize geçen, Vakai Hayriye, diğer ifadesiyle Vakai Şeriye’nin atmosferinde, İstanbul’daki yangınların bir gönül yangınına dönüşmesiyle alakalı. Tabii derin bir zaman diliminin içerisinden bugünün aşkına göndermelerle yol alan bir oyun. Aşkın ne olduğunu, bugün magazin haberleri haline dönen aşkın aslında insan ruhunda neleri değiştirdiğini, aşkın katmanlarının ve o katmanlar içerisindeki ilahi aşka uzanan mecazi ve beşeri aşkın, belki de ‘Leyla’dan geçme faslı’ diyebileceğimiz alanlarına uzanan katmanlarını anlatmaya çalıştığım bir oyun.” ifadelerini kullandı.

Tarih kokan oyunda aşk kavramlarının değerlendirildiğine dikkati çeken Güngör, şunları kaydetti: “Bu tarihsel boyutu çok iyi kavramak gerekiyordu. Tiyatro reji biçemi olarak da farklı bir anlayış sergiledim. Sahnenin önünde bir koridor anlayışıyla öz tiyatromuz olan, köylerden aldığımız, köy seyirlik biçemini kullanarak arka tarafta ise natüralist bir anlayışla reji açığa çıkarttık. Yapmaya çalıştığımız tek şey, o bir zamanlarda geçen aşk hikayelerinin anlaşılması ve seyredenlerin kendisine bir pay çıkarmasıydı. Bu noktada da samimiyeti ön planda tuttuk.”

Oyunun ardından izleyicileri selamlayan ekip, İskender Pala’ya çiçek takdim etti.

İki sezondur sahnelenen oyunda, Mehmet Sabri Arafatoğlu, Fatih Doğan, Hakan Akgün, Muammer Çağatay Keser, Halil İbrahim Zuhri ve Tuğba Begde rol alıyor.

Oyunun ışık tasarımını Kadir Arslan, kostüm tasarımını Tuğba Begde üstlenirken, müziklerinde ise Onur Tanış imzası bulunuyor.

‘Süper İyi Günler’, tiyatroyla dijital teknolojiyi bir araya getiren oyun olarak sahne alıyor. Mark Haddon’un aynı adlı romanından uyarlanan ‘Süper İyi Günler’ 16 yaşındaki Asperger sendromlu ‘Christopher Boone’nin, insanı düşündüren, renkli eğlenceli hikâyesini konu almakta. New York, Londra, Hong Kong gibi kentlerde eş zamanlı oynanan oyun bu sezon Türkiye’de Tiyatrokare bünyesinde sahne alıyor.

Dijital teknolojiyi tiyatroyla bir araya getiren oyun, 80 metrekare ekranlardan oluşan özel bir dekorda, üç boyutlu animasyonlar eşliğinde Chistopher Boone karakterinin geniş hayal dünyasına ve renkli karakterine farklı bir pencereden görmeye olanak sağlıyor.

7507’ye kadar tüm asal sayıları ve dünyanın başkentlerini ezbere bilen matematik dehası ‘Christopher Boone’ye hayat veren  Emir Özden’e Ayça Erturan, Celile Toyon, Didem İnselel, Korel Cezayirli, İbrahim Can Sayan, Şebnem Şeviktürk, Onur Kırat, Uğur Can Arıkan, Cem Arslan, Sevcan Aydın, Beste Koçak eşlik ediyor.

Anadolu’nun en büyük antik kentlerinden biri olan Ladoikya’nın gün yüzüne çıkarılıp dünya kültür mirasına kazandırılması için çaba gösteren Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin tarihi şehirde bulunan 2 bin 200 yıllık Batı Tiyatrosu’nda başlattığı kazı ve restorasyon hala devam etmekte.

Oturma basamakları açığa çıktı

Bu kapsamda geçen yıl Batı Tiyatrosu’nun oturma basamakları tamamen açığa çıkartıldığı, bu yıl yapılacak restorasyon çalışmalarına uygun hale getirildiği ifade edildi.

Denizli Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle Ladoikya Antik Kenti’nin gün yüzüne çıkmaya devam ettiğini vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, 19 antik kenti içinde barındıran Denizli’nin tarihi zenginlikleri ile dünyanın en önemli şehirlerinden biri olduğunu söyledi.

Mersin Devlet Opera ve Balesi (MDOB), Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun hayatından kesitler sunulan iki perdelik ‘Frida’ balesini kapalı gişe sahneledi.

‘Frida’ balesi, Kültür Merkezi Sahnesi’nde sahnelendi. Orkestra şefliğini Burak Şatana’nın yaptığı eserin müziğine A.Maquez, J. P. Moncayo, C.A. Akın imza attı. Koreografisini ve rejisörlüğünü Özgür Adam İnanç’ın yaptığı eseri, dramaturg Füsun Ataman Berke kaleme alırken, dekor tasarımını Aykut Öz, kostüm tasarımını Tülay Şimşek ve ışık tasarımını Tarı Deniz üstlendi.

Eserde, Tutku Barın Tümen, Özlem Şenormanlılar, Meltem Ayar, Ozan Demirbaş – Niyazi Cingöz, Burak Serkan Cebeci, Tugay Ak, Ender Üçdemir, Miray Boyacıoğlu, Selğan Çavdaroğlu, Seda Dereli, Meltem Ayar, Özge Hoşer, Pınar Humar, Risa Ochiai, Ketevan Chkhikvadze, Miray Boyacıoğlu, B. Hasan Akyol, İsmail Şereflioğlu ve Yusuf Afacan rol aldı.

Antalya Devlet Opera ve Balesi (DOB), ilk Türk kadın tiyatro sanatçısı olan Afife Jale’nin hayatı üzerine kurulu “Afife” adlı modern balesini bu sezon ilk kez sahneye taşıyacak.

Antalya DOB’tan yaptığı açıklamaya göre  geçen sezon prömiyeri gerçekleştirilen eser, 16 Şubat Cumartesi günü akşam sanatseverlerle buluşacak. Libretto ve koreografisi Beyhan Murphy’ye ait olan eserin, müzikleri ise Turgay Erdener tarafından düzenlendi.

DOB orkestrasını Hakan Kalkan’ın yöneteceği gecede balenin dekoru Adnan Öngün, kostümü Bahar Korçan, ışığı Beyhan Murphy ve Taner Aydın tarafından hazırlandı.

İki perde olarak sahnelenecek eserde “Afife” rolünü Selin Berkmen, “Altın Afife”yi İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Zuhal Karaca, “Kırmızı Afife”yi Esra Taner, “Mor Afife”yi Öykü Ertürk, “Gümüş Afife”yi Iaroslava Volkova, “Ziya”yı Artur Ivanov, “Nazır”ı Burak Özbek, “Doktor Suat”ı Umut Çaltekin ve “Selahattin Pınar”ı da Tolga Burçak canlandıracak.

Yoğun ve stresli geçen eğitim temposuna sömestr ile kısa bir ara veren 5 bin 600 Sarıyerli öğrenci, ‘8. Karne Şenliği’ kapsamında tatillerini tiyatro oyunlarıyla zenginleştirdi.

Sarıyer Belediyesi, yarıyıl tatili kapsamında düzenlenen ‘8. Karne Şenliği’ ile yüzlerce çocuğa unutulmaz anlar yaşattı. 12 gün boyunca gerçekleşen şenlik kapsamında 8 tiyatro oyunu, toplam 14 seans olarak sahnelendi. Ayrıca şenliğe katılan çocuklara “Küçük Prens” adlı çocuk kitabı hediye edildi. Yoğun ve stresli eğitim temposuna kısa bir mola veren öğrenciler tatillerini hem eğlenerek hem de öğrenerek geçirmenin mutluluğunu yaşadı.

BİRBİRİNDEN EĞLENCELİ OYUNLAR
Sarıyer Belediye Tiyatrosu’nun “Esrarengiz Müzik Kutusu”, “Bıdık Tavşan’ın Benekleri”, “Sözcük Dükkânı” oyunlarının yanı sıra, misafir tiyatro grupları da “Floyd Usta’nın Düşler Atölyesi”, “Soğuktan Korkmayan Tek Kuş”, “Bir Kümes Müzikali”, “Uyuyan Güzel” ve “Güç Kimde” oyunlarıyla şenlikte sahne aldı. Birbirinden eğlenceli oyunlarla sömestr tatilinin keyfini çıkaran çocuklar, tiyatroların sahnelendiği Sarıyer Belediyesi’nin Rauf Denktaş Kültür Merkezi, Nejat Uygur Sahnesi ve Boğaziçi Kültür Merkezi salonlarını 12 gün boyunca boş bırakmadı.

Yücel Erten ustanın sahneye koyduğu, Nurettin Sevin’in çevirisini yaptığı, William Shakespeare’in ölümsüz oyunu olan  “Hırçın Kız”ı bu hafta Cevahir Sahnesi’nde oynuyor.

Erten’in ilk kez 1985 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahneye koymuş olduğu eser, kadının ve evliliğin para ile ölçüldüğü bir toplumda geçmekte. Sinyor Battista’nın biri hırçın ve dik başlı, diğeri uysal ve uyumlu iki kızının evlilik maceraları çevresinde dönen oyun, huysuz büyük kız Katerina’nın erkek egemen çevreye ayak direme çabasının trajik sonuyla biter. Bu son korkulan değil beklenen direnişi simgeler.

İlk reji, “Eğlendirici olduğu kadar düşündürücü, çağdaş ve cesur bir yorum” olarak değerlendirilmişti. Erten dramaturg olarak da imza attığı, erkek egemenliği altında kadının yerinin altını çizdiği bu rejide de aynı başarıyı sağlıyor.
Erten, Cevahir Sahnesi’nin büyük bir yapım için küçücük sahnesinde ışık tasarımında Yakup Çartık, dekor tasarımında Ethem İ. Özbora, kostüm tasarımında Nalan Alaylı, müziklerde Emil Tan Erten’in ve oyunda rol alan sanatçılar; Veda Yurtsever, Hakan Meriçliler, Uğur Hakan Güneri, Turan Günay, İlkay Akdağlı, Fatih Dokgöz, Zülfükar Ali Sinan Demir, Burak Altay, Çiğdem Yıldız, Bilal Ercan, Rezzak Aklar, Ahmet Taşdemir, Mehmet Emrah Hamşioğlu, Seda Özgiş, Tuba Aydın, Başak Ova, Büşra Saraç, Özlem Karataş, Tuğçe Topçu, Ahmet Kurt, Erdem Bilgi, Hakan Sivlim, Muhammed Yıldız’ın birlikteliğiyle görkemli bir oyun çıkarıyor.

İDT’de 11 Ekim 2018 tarihinde prömiyer yapan oyun 3 Şubat Pazar gününe kadar Cevahir Salon 1’de izlenebilir.

Yalova Belediyesi’nin kültür ve sanat takviminde yer alan ‘Süit’ isimli tiyatro gösterisi seyirci ile buluştu. Yalovalılar tarafından beğeniyle takip edilen tiyatro gösterisi dakikalarca alkışlandı.

Yalovalı tiyatro severlerin yoğun katılım sağladığı Süit isimli tiyatro gösterisi büyük beğeni topladı. Kahkahaların eksik olmadığı gösteride; bir otelin süit odası, yeni bir hayata adım atmak üzere evlilik törenine hazırlanan genç bir çift, hazırlıkları takip eden yakın dostları ve hayatlarına bir anda giren beklenmedik misafirler ile gelişen olayları konu aldı.

Raif Dinçkök Kültür Merkezi Özgecan Salonu’nda gerçekleştirilen gösterinin oyuncu kadrosunda ise; Begüm Öner, Ceyhun Fersoy, Ebru Şahin, Melis Kaygılaroğlu ve Ümit Kantarcılar yer aldı. Gösterinin sonunda tiyatro ekibini başarılı performansları için tebrik eden Yalova Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Sinan Çolak, sanatçılara hediyeler armağan etti.

40 yıl aradan sonra yeniden sahnede buluşan Erdal Özyağcılar ve Güzin Özyağcılar’ın başrollerini paylaştığı ‘Kral’ adlı oyunun, gala gösterimi tiyatroseverlerle buluştu.

Usta oyuncular Erdal Özyağcılar ile Güzin Özyağcılar’ın başrollerini paylaştığı ‘Kral’ adlı oyun, gala gösteriminde tiyatroseverlerle buluştu. Mecidiyeköy’deki Artı Sahne’de sergilenen oyuna tiyatro sanatçıları da yoğun ilgi gösterdi.

Dramaturjisi ve metin çalışması Erdal Özyağcılar tarafından yapılan oyun, absürt tiyatronun duayeni Eugene Ionesco’nun ‘Kral Ölüyor’ oyunundan uyarlandı. ‘Kral 1. Beranger’i Erdal Özyağcılar, ‘Kraliçe 1. Margarite’i ise Güzin Özyağcılar’ın canlandırdığı oyun, ölürken bile tahtından ayrılmayan ve yaşlandıkça yalnızlaşan bir kralın ölüm karşısındaki çaresizliğini ele alıyor.