İstanbul

İstanbul konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. İstanbul konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. İstanbul konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri İstanbul konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Anadolu ve Ermeni halk danslarını çok sesli orkestrasıyla bir araya getiren Maral Müzik ve Dans Topluluğu, 40. yılını İstanbul Kongre Merkezinde sahneleyeceği gösterimle kutlayacak.

Benon Kuzubaş ve arkadaşları tarafından 1980 yılında kurulan Anadolu ve Ermeni halk danslarını çok sesli orkestrasıyla bir araya getiren topluluk, İstanbul Kongre Merkezinde 15 Aralık’ta düzenleyeceği etkinliğin Genel Sanat Yönetmenliğini Garbis – İris Çapkan üstlendi.

Gecede, tamamı amatör dansçılardan oluşan ve 6-35 yaş aralığındaki 200’e yakın dansçı, sanatseverlerin karşısına çıkarak topluluğun 40. yılına özel performans sergileyecek.

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde anlattığı Hezarfen Ahmed Çelebi’nin etkileyici hikayesi, İDT tarafından “Uçmak – Hezarfen Ahmed Çelebi” oyunuyla anlatılacak.

 

Okmeydanı’nda uçma denemeleri yaptıktan sonra Galata Kulesi’nden atladığı bilinen Hezarfen Ahmed Çelebi’nin “uçma” tutkusu sahnede.

Ömer F. Oyal’ın kaleme aldığı iki perdelik oyun, ilk kez tiyatroseverlerle buluşuyor.
Dekoru, kostümleri ve kalabalık kadrosuyla dikkati çeken oyunun yönetmeni Hakan Çimenser, yaklaşık 2 aydır hazırlıklarını sürdürdüklerini ve Anadolu insanının sahip olduğu tarihi geçmişe işaret ederek, “Biz onun içinde geçen hikayeleri bu tür dramatik sanatlarla çok daha iyi anlatabiliriz. Bu aslında okumaktan daha hızlı bir süreçtir. Tiyatro da sinema da diziler de bu işlevi yerine getirebilir. Önemli olan orada hassas davranmak, bunun dramatik bir kurgu olduğunu anlamak. Herkes açısından tarihsel gerçekler diye algılanıp farklı farklı yorumlar yapılması söz konusu oluyor ama aslında bunları yapmak ve anlatabilmek önemli.” dedi ve devam etti. “Dünyada herhangi bir festivale gittiğimiz zaman bize en çok sorulan soru bu, ‘Sizin hikayeleriniz nerede?’ diyorlar. Biz, Devlet Tiyatroları Genel Müdürüyle biraz böyle düşünerek işe başladık. Yani hakikaten bizim hikayemiz ne? Biz onu tiyatronun gerçeği ve estetiğiyle, bugünkü haliyle gerçekten dünyaya anlatabiliyor muyuz, onlar bizim hikayelerimizi bu güçte ve estetikte seyredebiliyor mu? Hedefimiz buydu.”

Yeni ve yerli hikayeleri iyi kurgulamanın önemine dikkati çeken Çimenser, “Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde, Hezarfen Ahmed Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar Meydanı’na doğru uçtuğunu anlatması ve orada Lagari diye bir başkasının uzaya çıkmak için bir roketle kendisini göğe fırlatması, 17. yüzyılda böyle orijinal insanların yaşaması bizim ilgimizi çekmişti. Benim çocukluğumdan beri ilgimi çeker zaten. Onların hayatına dair hayal kurmak istedik. Ne yaşadılar o dönemde? İçinde bulundukları ortamda niçin böyle bir şey istediler? Neden böyle bir tutkuya sahiplerdi? Bunu anlatmak istedik.”

Hezarfen’in ilim, fıkıh ve kelamla uğraşan bir medrese hocası olduğunun düşünüldüğünü aktaran Çimenser, etrafındakilerin inanmamasına rağmen, ölümle yüzleşen Hezarfen’in o atlayışı gerçekleştirdiğini ve uçmayı başardığını dile getirdi. Çimenser, “Umarım izleyici de bunu sırtlayıp götürecek. Bunu onlardan istiyorum. Çünkü bu (oyun) bizi anlatıyor.” ”Biz”i anlatan hikayelerin Devlet Tiyatrolarında anlatılmaya devam edeceğinin altını çizerek, “Kafamızda bu projeyi üçleme haline dönüştürecek uzun bir süreç var. O süreç içerisinde kendi insanlarımızdan ve geçmişimizden anlatacağımız hikayeler var.” ifadelerini kullandı.

 

Yaklaşık 2 saat süren oyunda “Hezarfen Ahmed Çelebi”yi Tolga Evren, “Lagari Hasan Çelebi”yi Emir Çiçek, “Evliya Çelebi”yi ise Fikret Urucu canlandırıyor.

Eserde, Dizdar Orhan Kurtuldu, Ebru Unurtan Urağ, Erdoğan Aydemir, Zuhal Acar, Efe Erkekli, Onur Ulutaş, Bilal Ercan, Eray Cezayirlioğlu, Kubilay Ünal ve Ömer Faruk Çalışkan’ın aralarında bulunduğu geniş bir oyuncu kadrosu yer alıyor.

Müzikleri Fırat Akarcalı, koreografisi Orçun Okurgan tarafından yapılan oyunun dekor tasarımı Şirin Dağtekin Yenen, kostüm tasarımı Çevren Sarayoğlu, ışık tasarımı da Akın Yılmaz imzası taşıyor.

Video mapping yöntemi uygulanan oyunda ayrıca minyatür sanatçısı Hilal Arpacıoğlu’nun çalışmaları sahneye yansıtılıyor.
Prömiyeri yarın Mecidiyeköy Büyük Sahne’de yapılacak “Uçmak – Hezarfen Ahmed Çelebi”, farklı tarihlerde aynı sahnede tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek.

 

İstanbul bu hafta, geniş bir yelpazede, birbirinden farklı etkinliklere yerli ve yabancı sanatçıların katılacağı konser, sergi ve performanslara sahne olacak.

Festivaller

Karagöz Derneği tarafından “milli kültür seferberliği” anlayışıyla düzenlenen 3. İstanbul Karagöz Festivali, atölye, söyleşi ve çocuk oyunları gibi etkinliklerle 30 Kasım’a kadar devam edecek. Festivalin ekinlik programı hakkında bilgi, “www.karagozfestivali.com” adresinden elde edilebilecek.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinin 22-28 Kasım’da dokuzuncusunu düzenleyeceği “Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali”nin 9. Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması kapsamında “Batmadan”, “Bir Oğul”, “Gerilla”, “Hapishane Müdürü”, “Keskin Bir Bıçak”, “Küçük Şeyler”, “Papicha”, “Verida’nın Düğünü” filmleri gösterilecek.

Sahne sanatları ve konserler

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 20 Kasım’da “Aleko” operasını Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda, Modern Dans Topluluğu İstanbul’un (MDTist) sahneleyeceği “Dans Ana-log”u Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşturacak.Wolfgang Amadeus Mozart’ın “Sihirli Flüt” operasından yola çıkılarak hazırlanan “Sihirli Flüt (Tamino’nun Rüyası)” adlı çocuk oyunu 21 ve 24 Kasım’da, Ludwig van Beethoven konulu “Senfonik Konser” 22 ve 23 Kasım’da Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda izlenebilecek.

İBB kültür etkinlikleri kapsamında 20 Kasım’da Rostislav Krimer’in şefliğini üstlendiği “East-West (Doğu-Batı) Oda Orkestrası”, 22 Kasım’da Can Okan’ın solist olarak yer alacağı İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nun konuğu olacak.
Türkiye’de ilk konserini verecek olan dönemin önemli ve en yaratıcı arpistlerinden biri olarak gösterilen Xavier de Maistre ile kastanyet müzik enstrümanının duayenlerinden Lucero Tena da İspanyol serenatlarını 23 Kasım’da CRR’de müzikseverlerin beğenisine sunacak.
İş Sanat, 20. konser sezonunda 21 Kasım’da Batı Afrika müziğinin ünlü ismi Sona Jobarteh’i ağırlayacak. Türkiye’de ilk kez sahne alacak sanatçı, grubuyla birlikte İş Kuleleri Konser Salonu’nda hayranlarıyla birlikte olacak.

Bu hafta Zorlu PSM’de de “23. İstanbul Tiyatro Festivali” kapsamında Bu gün “Her Yol Kuzeye Çıkar” başlıklı dans gösterisi ve yine Rus tiyatrosundan “The Circus”, 20-24 Kasım’da Johann Wolfgang von Goethe’nin Faust’undan uyarlan “Being Faust – Enter Mephisto”, 21 ve 22 Kasım’da “Bir Rus Masalı: Yevgeni Onegin”, Moskova’nın en iddialı sahnelerinden birinin ününü taşıyan Theatre of Nationsvalde’nin sahneye koyacağı “İran Konferansı” 23 Kasım’da sahnelenecek.

Zorlu PSM’de ayrıca 20 Kasım’da “Bir Delinin Hatıra Defteri”, 20 ve 21 Kasım’da Türkiye’de caz davulunun öncülerinden Ferit Odman, 21 Kasım’da Erdal Beşikçioğlu, Elvin Beşikçioğlu ve Ünsal Coşar’ın rol aldığı “Nina – İçi Doldurulmuş Martıların Hassasiyeti”, pop caz vokallerinden Melis Sökmen 22 Kasım’da, Tango Lovers’ın yeni prodüksiyonu “I am Tango” 23 ve 24 Kasım’da yer alacak.

Sergiler ve paneller

Anadolu Ajansı’nın (AA) düzenlediği uluslararası haber fotoğrafı yarışması Istanbul Photo Awards 2019’da ödül alan fotoğraflardan oluşan, Beyoğlu Belediyesi Başkanlık Binası Sergi Salonu’nda yer alan sergi 25 Kasım’a kadar, İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nda yer alan sergi de 30 Kasım’a kadar izlenebilecek.

Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi (ZKSM), sanat hayatının 41. yılında çizgi dünyasının usta isimlerinden Hasan Aycın’ın sanatsal birikimi ve sanatına yön veren yaşam tecrübelerini sanatseverlerle buluşturacak. Usta sanatçının eserlerinden oluşan özel bir sergi “Çizginin Ötesinde” ismiyle 20 Kasım’da ZKSM’de açılacak.

“Doğu’ya Açılmak” sergisi 21 Kasım’da Macar Kültür Merkezi’nde açılırken, Fethi Gemuhluoğlu da vefatının 42’nci yılında “Dostluğun Mimarı: Fethi Gemuhluoğlu” başlıklı etkinlikle 23 Kasım’da Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde anılacak.

Ressam, karikatürist ve besteci kimliğiyle çok yönlü bir sanatçı olarak bilinen Abdülbaki Kömür’ün 40. sanat yılı 23 Kasım’da bir sergiyle kutlanacak. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi’ndeki sergi açılışının ardından aralarında Taner Yüncüoğlu, Aykut Kuşkaya ve Eşref Ziya’nın bulunduğu birçok sanatçı birlikte konser verecek.

Kartal Belediyesi tarafından açılaran, ilçede yaşayan çocuk ve gençlerin; resim, müzik ve sahne sanatları alanında eğitim görmesini amaçlayan Kartal Belediyesi Sanat Akademisi, aldığı ödüller ve elde ettiği başarılara bir yenisini daha ekledi.

Kartallı çocuk ve gençlerin eğitim gördüğü Sanat Akademisi öğrencileri, İstanbul Uluslararası Perküsyon Yarışması’nda 2 birincilik ve 1 de ikincilik elde ederek akademinin başarı tablosuna isimlerini yazdırdı. Sanat Akademisi’nin ödüllü müzisyenleri, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel ile mutluluklarını paylaştı.

Farklı ülkelerden gelen öğrencilerin de aralarında yer aldığı toplam 125 öğrenci; Türkiye, ABD, İngiltere, Rusya ve Yunanistan’dan sanatçıların oluşturduğu jürinin önünde performanslarını sergiledi. Yarışmada Kartal Belediyesi Sanat Akademisi öğrencileri, 2 birincilik ve 1 de ikincilik ile ödüllendirildi.

Bu yıl 2.’si yapılan İstanbul Uluslararası Perküsyon Yarışması’nda, Kartal Belediyesi Sanat Akademisi öğrencilerinden Yaren Çakaloğlu, “8-12 Yaş Arası Solo Metalofon” dalında birinci olurken, Hakan Yılmazlar ise “Türk Perküsyon Solo Genç” kategorisinde ikinci oldu. Kartal Belediyesi Sanat Akademisi Perküsyon Topluluğu ise “Genç” kategorisinde topluluk olarak birinci olmayı başardı.

Yarışmada büyük başarı elde eden öğrencileri makamında ağırlayan ve başarılarından dolayı tebrik eden Başkan Gökhan Yüksel, “Sizleri bekleyen çok güzel günler, çok güzel bir gelecek var. Sakın umutsuz olmayın ve ufkunuzu daraltmayın. Sizler yeteneklerinizi adım adım ötelere taşıyın diye Sanat Akademisi’ni ve hayal dünyanız için de Masal Müzesi’ni kurduk. Sizler bizim için çok önemlisiniz. Kartal Belediyesi olarak genç yetenekleri her zaman destekleyeceğiz. Biz yerel yöneticilerin görevi, sizlere daha iyi bir gelecek hazırlamak. Bunun için hiç durmadan ve yılmadan çalışacağız.” diye konuştu.

Bu yıl 6. kez düzenlenen Engelsiz Filmler Festivali’nin İstanbul ayağı, Boğaziçi Üniversitesi Sinema Salonu’nda (SineBu) gerçekleşen gösterimler ve film ekiplerinin katılımıyla sona erdi.

Festival’in İstanbul’daki son gününde Uzun Lafın Kısası seçkisinin Sinebu’daki gösteriminin ardından, “Hayvan”, “Kamyon”, “Kaset”, “Toprak” filmlerinin yönetmenleri ile “Engelsiz Yarışma” bölümünde yer alan “Kar” filminin yönetmeni ve oyuncusu izleyicilerle bir araya geldi.

Filmlerini ilk kez sesli betimleme ile izleme fırsatı bulan yönetmenler bu deneyimle ilgili izlenimlerini paylaşırken, Festival’in program koordinatörü Ezgi Yalınalp’in moderatörlüğünde gerçekleşen söyleşilerde seyircilerin sorularını yanıtladılar.

“Filmleri Sesli Betimle İle İzlemek İlginç Bir Deneyim!”
“Filmi bu kadar hayal ettirebileceğini düşünmüyordum, iki ses dalgası dinlemek zorlayıcı bir deneyimdi ama çok keyifliydi.” diyen “Kamyon” filminin yönetmeniCanbert Yerguz, sözlerine şöyle devam etti; “Van depremi zamanı doğuya giden kamyonların yağmalanması haberlerini okumuştum. Tabii ki çok üzücü bir hikayeydi. Acaba kamyon şoförü ne yaptı diye merak ettim. ‘Buradan bir kara komedi çıkarabilir miyim?’ diye düşündüm. Bu fikir üzerine toprağımızın genel sorunu olan iletişimsizlik, birbirimizle konuşamamamız ve konulara önyargıyla yaklaşmamız üzerine bir hikaye inşa ettim.”

“Toprak”filminin yönetmeni Alican Durbaş ise sesli betimle ilgili şunları dile getirdi; “Filmde dokuz farklı kare olmasına rağmen lineer bir kurgu vardı, bu nedenle sesli betimleme ile takip etmek tahmin ettiğim kadar zorlayıcı olmadı, güzel bir deneyimdi.”

“Filmde nerede doğru yapmışım, nerede yanlış yapmışım, bunu görmek açısından çok faydalıydı, bunları doğrulama şansım oldu. Bu yöntem kullanıldığında kendi anlatımınızı destekleyecek bir açılım olduğunu gördüm.” diyen “Hayvan” filminin yönetmeni Atasay Koç ise sözlerine film ile ilgili olarak şöyle devam etti;”Yaşadığım bir andan kaynaklı bir hikaye. Karşılaştığım benzer bir durumda kendimi sorguladım ve o an filmdeki soruyla yüzleştim. Daha sonra buradaki vicdan azabıyla birleştirdiğim hikaye farklı konuların birleşmesiyle süregiden bir hikaye ortaya çıkardı.”

“Kaset”filminin yönetmeni Serkan Fakılı iseduygularını şu şekilde ifade etti; “İki tane duyuya hitap etmeye çalışıyorsunuz; biri işitsel biri görsel. Bu duyular zaman zaman yer değiştiriyor, bu şekilde dinleyince izleyen nasıl hayal ediyor diye merak ettim, ilginç bir deneyimdi.”

“Bir yönetmen kendisine otosansür uyguluyorsa o yönetmeni tartışırım!”
Son olarak; Engelsiz Yarışma bölümünde yarışan “Kar”filminin yönetmeniEmre Erdoğduve filmin oyuncusu Doğaç Yıldızgösterim sonrası soruları yanıtladı.

“Oyuncu Hazar Ergüçlü’nün başrol oynamasına nasıl karar verdiniz?” sorusuna yönetmen Erdoğdu; “Ben Müzeyyen karakterini yazdıktan sonra o rolü kimseye konduramadım. Bir aşk ilişkim vardı açıkçası Müzeyyen ile. Kimseyi o rolde hayal edemedim. Hazar için Hilal’i hayal etmiştim hep, bir de Mahir için Serhat’ı hayal ettim. Kast direktörü arkadaşım Rabia’ya Müzeyyen karakterini anlattım. Sonra o da dedi ki; “Hazar!” olmalı. Ben Hazar’ı zaten beğeniyordum. Çok ilginç bir oyuncu, dizilerde çok güçlü bir oyunculuğu vardı. O da beni ikna etti. Hemen provalara girdik. Provalarda düşündüğümden de iyi diyordum. Ama monitörün başına geçinceher şeyi unuttum. İnanılmazdı.” diye cevap verdi.

Genç ve dinamik bir ekiple çalıştığını dile getiren yönetmen Erdoğdu, herşeyi belli olan filmlerden nefret ettiğini ve meydan okuyan herşeyi ve insanları sevdiğini anlattı.

“Bir yönetmen henüz filmini yazarken otosansür uyguluyorsa, o zaman ben ülkenin durumunu tartışmıyorum, yönetmeni tartışıyorum.” diyen Emre Erdoğdu, sözlerini şöyle bitirdi; “Bizim işimiz ikna etmek. Seyirciyi ikna etmek. Kültür Bakanlığı’nı ikna etmek. Birşeylerden korkuyorsanız ve canınızı yakacaklar diye korkuyorsanız; o zaman zaten basiretsizliğiniz başlamış demektir.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle Halkbank ana sponsorluğunda yapılacak etkinliğin sanat yönetmenliğini üstlenen klarnet virtüözü Serkan Çağrı, çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yapacak festivalin, yurt içi ve dışından önemli sanatçıları ağırlayacağını söyledi.

İstanbul’un 10 gün boyunca nefes alacağını dile getiren Çağrı, “14 Eylül’de de klarnet sevenleri ve klarnetçileri bekleyen çok özel bir etkinlik olan ‘klarnet yarışması’ var. Ülke çapında ve yurt dışından gelen klarnetçilerin nefes nefese mücadele ettiği ödüllü bir yarışma olacak. O gün yine Türk müziğine özel bir klarnet dinletisi de olacak. Caddebostan’da nefes terapi etkinliği olacak. Sporun yanı sıra genç müzisyenlerin konserleri olacak” diye konuştu.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 46. İstanbul Müzik Festivali, dün akşam gerçekleştirilen açılış töreni ve konseriyle başladı.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen 46. İstanbul Müzik Festivali açılış töreni, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın konuşmasıyla başladı. İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, İstanbul Müzik Festivali´nin bu yıl da yeni keşif pencereleri açacağına inandıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Sanatçıların özgün yaratıcı güçlerini ortaya koydukları önemli bir uluslararası platform olan festivalimizde yine önde gelen solist ve orkestralar, prömiyerler, disiplinlerarası konserler, söyleşiler, her yaştan müzikseverin katılımına açık ücretsiz etkinlikler yer alıyor. Eser siparişlerimizle kültür-sanat üretiminde etkin bir rol oynamaya da devam ediyoruz. Ayrıca gençlere yönelik çalışmalarımızla, klasik müziğin geleceğine katkıda bulunuyoruz. Festival bu yıl “Aile Bağları” teması çerçevesinde şekillenen bir program sunuyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı olarak, kültür ve sanatın gücüyle birbirine bağlanan geniş ailemizin tüm üyelerine, burada bir kez daha teşekkür ediyoruz. İstanbul Müzik Festivali´nin bu yıl da hayatımızda yeni keşif pencereleri açacağına inanıyor, herkese renkli ve keyifli bir festival dönemi diliyorum.”

Törende, İstanbul Müzik Festivali´ne desteklerinden dolayı TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve festivale mekân desteği veren Kadıköy Belediyesi, Boğaziçi Üniversitesi ve İş Sanat temsilcilerinin yanı sıra sponsorlara teşekkür plaketleri verildi.

FESTİVALİN ONUR ÖDÜLÜ YEKTA KARA’YA
İstanbul Müzik Festivali’nin her yıl, Türkiye’de klasik müziğin gelişimine katkıda bulunmuş sanatçılara verdiği “Onur Ödülü”ne bu yıl 1980’den başlayarak 35 yıl süreyle İstanbul Devlet Opera ve Balesi´nde solist sanatçı, baş dramaturg ve başrejisör olarak kesintisiz çalışan Yekta Kara layık görüldü. Yekta Kara’ya ödülünü İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı verdi.

FESTİVAL AÇILIŞI YİNE GENÇ BİR SOLİSTLE YAPTILDI
Törenin ardından İstanbul Müzik Festivali, Festivalin Yerleşik Orkestrası, Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ile 28 yaşındaki genç piyanist Yekwon Sunwoo´nun konseriyle başladı. Yekwon Sunwoo, 2017 XV. Uluslararası Van Cliburn Piyano Yarışması´nda ona altın madalya kazandıran, Rachmaninov’un 3. Piyano Konçertosu’nu yorumlarken Goetzel yönetimindeki BİFO, konserin ikinci yarısında Çaykovski´nin 49 Opus numaralı 1812 Üvertür´ünü seslendirdi.

BU YILIN TEMASI: AİLE BAĞLARI
46 yıldır farklı kuşakları müzikle buluşturan İstanbul Müzik Festivali, bu yıl “aile bağları” teması etrafında oluşturulan programıyla gerçekleştirilecek. 12 Haziran tarihine kadar, 17 farklı mekânda düzenlenecek 46. İstanbul Müzik Festivali, 25 konserde 500´e yakın sanatçıyı ağırlayacak. Festival kapsamında ücretsiz hafta sonu konserlerinin yanı sıra çocuk atölyeleri de düzenlenecek.

Küçük yaşta çocuğunuzun yeteneğini keşfedip, çocuğunuzu sanata yönlendirdiğinizde geleceği için önemli bir adım atmış olacağınızı hatırlatmakta fayda var.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak vermiş olduğumuz bale, modern dans, street jazz, hip hop danslarının yanı sıra çocuklara özel Latin Dans derslerini sunuyoruz.

Çocuk latin danslarımızla ilgili detaylı bilgi ve ön kayıt için: 0212 570 80 68 ve 0530 880 71 80.

Dünyaca ünlü İspanyol Yllana Tiyatrosu’nun ‘Brokers’ komedisi Türkiye’de izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

Türkiye’deki turnesine ekim ayında başlayacak olan Yllana Tiyatrosu, ilk olarak İstanbul’da izleyici ile buluşacak.

Mart ayında ise İspanyol topluluğun sanat yönetmeni Joseph O’Curneen, oyuncu seçmeleri ve master class çalışmaları için İstanbul’a gelecek.

Türkiye’de sahnelenecek olan bu oyunun en büyük özelliği, oyun boyunca hiç söz olmaması. Yani tiyatro oyunu boyunca hiç konuşmadan izleyici güldürmeyi başaracak olan bu tiyatroya katılımın yüksek olması bekleniyor.

Türkiye’nin çok sayıda ilinde sahnelenmesi planlan Yllana Tiyatrosu’nn ‘Brokers’ komedisi oyunu ile ilgili ayrıntılı bilgilerin ise daha sonra açıklanacağı duyuruldu.

Konuşma, duygu ve düşüncelerimizi dile getirirken sözcüklerin ses özelliklerine uygun olarak, vurgu ve tonlama kriterleri içinde doğru bir üslupla anlatılması sanatıdır.

Konuşmanın unsurlarını ve tekniklerini inceleyen diksiyonun temeli, ses dediğimiz iletişim aracını doğru kullanmak ve sözleri söylerken düzgün telaffuz etmek üzerine kuruludur.

Diksiyon jest ve mimikleri de kapsayarak özellikle tiyatro ve diğer sahne sanatları ile sinema ve televizyonda metinlerin yanlışsız okunmasını hedefler.

Ayrıca topluluk önünde konuşma gibi durumlarda ve yöneticilik gibi pozisyonlarda bulunan kişilerin başvurduğu bir eğitimdir. Elbette sadece bu meslek grupları için değil aynı zamanda toplumsal iletişim halinde olan tüm meslek grupları için doğru zamanda doğru telaffuz ve doğru iletişim için diksiyon eğitimi önemlidir. Öğrencilikten tutunda yöneticiliğe, hizmet sektörü işveren veya çalışan kişilerin veya yöresel ağızlarla konuşan tüm kişilerin diksiyon eğitimine ihtiyacı vardır.

Diksiyon eğitimlerimizde katılımcılara; soluma, fonetik (söyleyiş), artikülasyon (boğumlama), vurgu, İletme gücü temelinde eğitimler verilir.

Amaç öncelikle kişilerin diyaframlarını kontrol etmelerini sağlamak, ses çıkış kaynaklarını ve nasıl kullanmaları gerektiğini öğretmektir. Sonrasında ses tonu ayarlama ve vurgulama konuları incelenir.

Öğrencilerin kelimeleri jest ve mimiklerle anlamlandırmaları sağlanır. Konuşurken akıcılık, doğru bir üslup kazandırmak amaçtır.

Eğitimlerimiz iki aylık bir program dahilinde ilerlemektedir. Sizde geç kalmadan diksiyon derslerimiz hakkında bilgi sahibi olmak için bize ulaşın…

Bu sene 46’ıncısı düzenlenecek olan İstanbul Müzik Festivali’niin programı açıklandı. Festival kapsamında mezzosoprano Joyce DiDonato, La Scala Filarmoni Orkestrası ve Mischa Maisky gibi yıldız isimleri ağırlanacak.

İstanbul Müzik Festivali 23 Mayıs-12 Haziran tarihleri arasın gerçekleşecek. Bu sene festivalin teması ‘aile Bağları’ olarak belirlendi. Festivalin temasına uygun olarak festivalde kardeş olan müzisyenler, baba-çocuk olan müzisyenler ve eş olan müzisyenler sahne alacak.

Sanatçıları, dinleyicileri, destekçileri ve çalışanlarıyla kendisi de büyük bir aile olan İstanbul Müzik Festivali, bu yıl müzikseverleri aile ilişkileri arasındaki müziğin izini sürmeye, müziğe dair anılarını yeniden hatırlamaya ve keşfetmeye davet ediyor.

Festival bu tema kapsamında müzikseverleri, kardeş müzisyenler Lauma & Baiba Skride, Güher & Süher Pekinel ve Ferhan & Ferzan Önder, baba ve çocuklar Selman & Kudsi Ergüner, Mischa, Lily & Sascha Maisky ile eş müzisyenler Diana Damrau & Nicolas Tesle’nin de aralarında olduğu zengin bir programla buluşturacak.

46. İstanbul Müzik Festivali kapsamında bu sene “aile bağları” temasını merkezine alan bir sosyal medya kampanyası da gerçekleştirilecek. Festival takipçilerinin enstrüman çalarken çekilmiş ve #ailebağları etiketiyle paylaşacağı çocukluk fotoğrafları festivalin sosyal medya hesaplarından paylaşılacak.

İstanbul Müzik Festivali’nin en son 2009 yılında ağırladığı dünyanın en önde gelen orkestralarından La Scala Filarmoni Orkestrası, şef Daniel Harding yönetiminde ve Grammy ödüllü piyanist Daniil Trifonov eşliğinde müzikseverlerle buluşacak. La Scala konseri 27 Mayıs Pazar akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek.

BBC Türkçe, Türkiye’nin 60 yıllık televizyon arşivlerini izleyici ile paylaşma kararı almıştı. Alınan kararın ardından ‘Atatürk: Türklerin Babası’ isimli 1970 yapımı olan belgeseli izleyici ile buluşturmuştu.

Oldukça ilgi gören bu belgeselin ardından bir başka tarihi ve sanatsal değere sahip, 1961 yapımı olan ‘Ticket to Turkey (Türkiye Bileti)’ belgeselinin ilk bölümünü yayınladı.

Tamamı iki bölümden oluşan belgeselin ilk bölümü izleyici ile buluşurken, ikinci bölümü de yakında yayınlanacak.

57 yıl aradan sonra ilk defa yayınlanan sanatsal ve tarihi değere sahip olan ‘Ticket to Turkey’ belgeseli Türkçe alt yazı ile izleyici karşısına çıkıyor.

1961 yılında ‘Ticket to Turkey’ (Türkiye Bileti) adlı belgeseli hazırlayan TV sunucusu Johnny Moris, beş bölümlük belgesel boyunca çeşitli Avrupa kentlerini gezdi. Londra’dan yola çıkan Moris İstanbul’a, ardından da farklı kentlere seyahat etti.

Belgeselin ilk bölümünü izlemek için burayı tıklayınız.