Şunun için etiket arşivi: İstanbul

Nar Sanat Eğitim Kursumuzun Bateri Eğitmeni Hüseyin Man’ın da dahil olduğu ‘Grup 4 Göz’ün, Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde, öğrencilere, velilerine ve mesai arkadaşlarına verdiği konser büyük beğeni topladı.

Grup 4 Göz’ün gösterdiği performans izleyicilerden yoğun alkış aldı. Öğrencileriyle ders dışında sosyal açıdan yakınlık sağlayan öğretmen grubunu izleyen gençler derste dikkatle dinledikleri öğretmenlerinin çalıp söylediği şarkılarla yerlerinde duramadı.

Avcılar İlçe Milli Eğitim Müdürü Emin Engin ve Avcılar Saide Zorlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdürü Dursun Yıldırım’ın da onay vermesiyle derslerin dışında müzik çalışmalarını sürdüren Barış Beşir, müzik eğitmenleri Hüseyin Man, Bertal Saltik, Yasin Aydın ve eski öğrencisi Mustafa Aydoğdu ile birlikte ‘Grup 4 Göz’ü oluşturarak, Barış Manço Kültür Merkezi’nde izleyiciden tam puan alan bir konsere imza atmış oldu.

Konser sonunda Grup 4 Göz’ün konser vermesi için salonu açan Avcılar Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Onur Gülin, izleyicilerin önünde “Kent Orkestrası kurmak istiyoruz. Bizimle çalışmak ister misiniz? En kısa sürede sizinle görüşelim” teklifte bulundu.

     

 

 

Ünlü ressam Devrim Erbil’in, F Sanat Galeri’de düzenlenen “İstanbul’a Bakış” isimli resim sergisinin açılışına sanatçılar, koleksiyonerler ve çok sayıda davetli katıldı.

Sergide daha çok son dönemde yaptığı resimlerin bulunduğunu belirten Devrim Erbil, serginin kendisi için özel bir yeri olduğunun altını çizdi.

5 Ocak’a kadar ziyaretçileri ağırlayacak olan Devrim Erbil’in “İstanbul’a Bakış” isimli resim sergisinde 14 tuval üzeri yağlı boya, 5 tane de gravür ve sanatçı baskısı eser yer alıyor.

Devrim Erbil konuşmasının devamında; “Benim çizgimi, çizgisel ritmi, hareketi, titreşimi ve o titreşimlerin büyüsünü içeren bir sergi. Bu sergide, bir mekânın hem yukarıdan hem içten bakışının yer aldığı, plan ve görüntü ilişkilerinden doğan ‘ikili bakış’ dediğim yeni bir perspektifi gözler önüne seriyorum. Sergi biraz küçük ama sanatımı en iyi anlatan ve en güzel resimlerim bulunuyor” dedi.

Geçtiğimiz yıllarda İstanbul ve Ankara’da düzenlenen, Berlin’in en yenilikçi müzik festivallerinden sayılan XJAZZ Türkiye ayağında yeniliklere imza atmaya hazırlanıyor.

11-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan XJAZZ, İstanbul ve Ankara’nın yanı sıra bu kez İzmir’de de dinleyiciyle buluşacak.

Festivalin bu seneki odak noktalarından birisi her üç şehirde düzenlenecek XJAZZ Lab çatısı altındaki atölye çalışmaları ve paneller olacak.

Festival, Kabak & Lin tarafından İstanbul’da, peoplexpeople tarafından Ankara’da ve Tribe Music ekibi tarafından da İzmir’de düzenleniyor. Bu sene sahne alacak sanatçılar arasında Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, Peter Broderick ve Federico Albenese gibi farklı türleri harmanlayan birçok müzisyen var.

Ünlü İspanyol Kemancı Leticia Moreno ile dünyanın en iyi akordeon virtüözlerinden biri olan Richard Galliano, dünyaca ünlü Zürih Oda Orkestrası eşliğinde İstanbul’da İş Sanat sahnesinde klasik müzik dinleyicisiyle buluşacak.

Bu özel konser İstanbul’da İş Sanat sahnesinde 9 Ocak akşamı gerçekleşecek. İstanbullu müzik severlere keyifli bir akşam yaşatacak olan konser’de dünyaca ünlü isimler sahne alacak. Dünyaca tanınan Kemancı Leticia Moreno ve dünyanın en iyi akordeon virtüözlerinden olan Richard Galliano aynı sahneyi paylaşacak. Bu dev buluşmaya yine dünyaca ünlü olan Zürih Oda Orkestrası eşlik edecek.

Arjantin tangolarından caz standartlarına ustası olduğu akordeonuyla dinleyicileri büyüleyen Richard Galliano ile kemanın yükselen yıldızı Leticia Moreno, unutulmayacak bir konser için İş Sanat sahnesinde bir araya gelecek.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından 1945’te Edmond de Stoutz tarafından kurulan Zürih Oda Orkestrası; Edmond de Stoutz’un ardından Howard Griffiths, Muhai Tang gibi başarılı isimlerin yönetiminde yoluna devam etti. 2011-2016 yılları arasında Sir Roger Norrington ile dünya çapındaki ününü artırırken geçen sene itibarıyla topluluk keman sanatçısı Daniel Hope’un yönetimine geçti…

Zürih Oda Orkestrası’nın repertuvarı dünyanın dört bir yanından klasik müzik dinleyicileri tarafından yakın takibe alınmış durumda. Zira Zürih Oda Orkestrası barok, klasik, romantik dönem eserlerin yanı sıra caz, folk, pop gibi farklı türleri de kapsayan konser programlarıyla farklı janrları ustalıkla bir araya getirmesiyle öne çıkıyor.

Avrupa’nın önemli müzik merkezlerindeki uluslararası festivallere düzenli davet alan topluluk sadece Avrupa’da değil Amerika ve Çin’e kadar uzanan global bir üne sahip… Cazdan folka farklı türlerde üretim yapan müzisyenlerle yaptığı iş birlikleriyle tanınan orkestranın öne çıkan bir diğer özelliğiyse genç nesillere klasik müziği sevdirmek. Bu amaçla 7’den 70’e farklı yaş gruplarına hitap eden konser programları da sunan topluluk, genç ve yetenekli sanatçılara verdiği destekle takdirleri kazanıyor. Topluluğun üyesi sanatçılar, birbirinden farklı projelerde yer alırken orkestra da çocukların klasik müzikle buluşmasına destek veren organizasyonlara katılıyor.

Klasik müziği genç yaştaki dinleyicilere sevdirmekten bahsetmişken; Zürih Oda Orkestrası’nın İş Sanat sahnesinde vereceği konserin solistlerinden akordeon sanatçısı Richard Galliano’dan bahsetmenin vakti! Zira o da müzikle çok erken yaşta tanışanlardan… Dört yaşındayken akordeon sanatçısı ve öğretmeni olan babası Lucien Galliano ile müzik çalışan Galliano, uzun ve yoğun bir müzik eğitim sürecinin ardından farklı müzik türlerini keşfedip ilgi duymaya başladı. Kişisel ilgi alanı caz müzik ve etrafında şekillenen Galliano, dünyadan etkilenerek akordeonu bu müzikal serüvenin bir parçası haline getirmeyi arzu etti. Bu vesileyle de Chet Baker’dan Charlie Haden’a, Charles Aznavour’dan Serge Gainsbourg’a birçok ünlü isimle çaldı. Kariyerindeki dönüm noktalarından birini, Arjantin tango müzikleriyle tanışması ve akıl hocası olarak gördüğü Astor Piazzolla ile karşılaşması olarak gösteren sanatçı, kariyerini dünyanın en usta akordeon sanatçısı olmak çerçevesinde değil de kendi yeteneklerini en üst sınırda paylaşma fikri etrafında kurmuş. Sanatını “Ben bir gezginim, müziğimle insanlar arasında bağ ve sevgi köprüsü kurmak istiyorum. Çaldığım eserler ve enstrümanım aracılığıyla bu içten duyguları yaygınlaştırıp bir hikâye anlatıyorum” cümleleriyle özetliyor. Müzik eleştirmenlerinin Fransız asıllı akordeon ustası söz konusu olduğunda hem fikir olduğu nokta ise sanatçının ilgi duyup beslendiği müzik türüne dair kalıpları yıkmayı başarıp bir yaklaşım sunabilmesi. Klasik müzik söz konusu olduğunda da kendini güvenli sularda hisseden sanatçının tekniğine canlı tanıklık edecek olmak kaçırılmaz bir fırsat.

Konserde Zürih Oda Orkestrası’na eşlik edecek diğer solistse kemanın yükselen yıldızı Leticia Moreno… Yıldızı her geçen yıl daha da parlayan; bugüne kadar birçok ünlü toplulukla sahneye çıkan Moreno, tekniği ve derin yorumlama gücüyle övgü topluyor.

Dünyanın en bilinen barok flüt yorumcularından olan Nihan Atalay ile İtalyan barok Modo Antiquo orkestrası, 7 Aralık’ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda dinleyicilerle buluşacak.

Türkiye’nin barok müzik alanında önde gelen isimlerinden, dünyaca ünlü barok flüt yorumcusu Nihan Atalay ve barok müzik alanında Grammy Ödüllü Modo Antiquo orkestrası bir araya geliyor.

Nihan Atalay’ın yurtdışında bulunduğu yıllarda birlikte çalıştığı Grammy ödüllü İtalyan barok topluluk Modo Antiquo ile gerçekleştireceği konserde, barok müziğinin tanınmış ve az bilinen eserleri seslendirilecek.

Basel Schola Cantorum ve Cenevre Yüksek Müzik Üniversitesi Barok Müzik Bölümleri’nde devlet bursu ile okuyan Nilay Atalay, Lucerne Festival Orkestrası’nın efsane şefi Pierre Boulez ile birlikte çalışmıştı.

Başta Amerika Flüt Derneği olmak üzere uluslararası yarışmalardan ödül alan Atalay, halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi.

1987 yılında kurulan Modo Antique orkestrası ise barok müziğin güçlü altyapısına sahip müzisyenlerden oluşmaktadır. Modo Antique orkestrası, bugüne kadar dünyanın birçok yerinde sahne aldı ve 40’tan fazla CD çalışmasına imza attı.

Modo Antiquo, Antonio Vivaldi’nin tüm eserlerini günümüze yeni bir anlayışla taşıyan orkestra olarak biliniyor.

Barok müzik alanında Grammy ödüllü İtalyan orkestra Modo Antiquo, kemanda Raffaele Tiseo, Stefano Bruni, Rossella Borsoni, Giorgia Leonida Tosi, viyolada Pasquale Lepore, viyolonselde Bettina Hoffmann, kontrbasta Nicola Domeniconi, klavsende Andrea Coen ile sahnede olacak.

Bu yıl 20.’si düzenlenen Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali 1 Aralık’ta başlarken, 7 Aralık’ta sona erecek.

Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından gerçekleştiriliyor.

Festivalin 4 Aralık akşamı gerçekleşecek olan 20. yaş kutlamasında “Geleneksel Onur Ödülü” ve geçen yıldan bu yana kültür, sanat ve sinemaya katkılarıyla fark yaratanlara sunulan “TÜRSAK Kültüre ve Sanata Yüksek Katkı Ödülleri”, sahiplerini bulacak.

20. Randevu İstanbul’un geleneksel Onur Ödülü Işık Saçan Apollon bu yıl sinemamızın değerli yapımcı ve yönetmeni Necip Sarıcı’ya takdim edilecek. Yeşilçam’ın mutfağında, ses mühendisliğinden yapımcılığa kadar her aşamasında büyük hizmetleri olan, bir sinema emekçisi ve sevdalısı Sarıcı’nın yapımcılığını üstlendiği bir klasik, Metin Erksan’ın filmi “Kuyu” bu vesileyle, filmin yapımcısı Necip Sarıcı ve filmin oyuncularından Demir Karahan’ın da katılımıyla bir kez daha festival kapsamında seyirciyle buluşacak.

Konuk ülke Çin

Her yıl farklı bir ülkenin sinemasını mercek altına alan “Randevu İstanbul” bu yıl Çin Sinemasını konuk ediyor. CRI (China Radio International) işbirliğiyle gerçekleştirilen “Çin’e Bak, Dünyayı Gör” adlı bu bölüm kapsamında festival, günümüz Çin Sineması’ndaki film üretimini tüm çeşitliliğiyle yansıtmayı hedefleyen 10 yeni filmden oluşan bir seçkiyi seyirciyle buluşturacak. Festivale konuk olacak film ekiplerinin katılımıyla gerçekleştirilecek olan gösterimlerden sonra film ekipleri izleyiciyle söyleşecek.

Dünyaca ünlü kamança üstadı Mark Eliyahu, İstanbul’da unutulmaz bir konser verdi.

Ortadoğu ve Balkan ezgilerini müziğine yansıtan kamança üstadı Mark Eliyahu, 150 yıllık kamançası ile dün gece İstanbul’da sahne aldı.

Mark Eliyahu’ya sahnede babası Piris Eliyahu da tar enstrümanı ile eşlik etti. Konserin sonunda seyirciler Mark Eliyahu’yu uzun süre alkışlarken, sanatçı da yoğun istek üzerine iki kez bis yaptı.

Konserin ardından basın mensuplarına açıklama yapan İstanbul’da babasıyla aynı sahneyi paylaşmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ifade ederek; “Bu büyülü atmosferde bulunmak benim için mutluluk verici. Tekrar İstanbul’a geldiğim için çok mutluyum. Üstadım ve öğretmenim olan, benim bugünlere gelmeme en büyük katkıyı sağlayan babamla aynı sahneyi paylaşmak da benim için çok değerli” dedi.

Brezilya’dan Hindistan’a, İran’dan Kırgızistan’a, 39 ülkeden toplam 107 filmin gösterileceği 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali başladı.

Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından düzenlenen “5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali”, ünlü sinemacıların da katıldığı açılış töreni Beyoğlu Atlas Sineması’nda yapıldı.

Sinemaseverlerin keyifle izleyeceği bir içerik hazırladıklarını belirten Festival Başkanı Ogün Şanlıer, “Bu yıl İstanbul’daki bazı belediyelerle yaptığımız protokol sonrasında, isim benzerliğimizden de yola çıkarak Boğaz’a sınırı olan ilçelerdeki belediyelerin kültür merkezlerinde gösterimlerimiz olacak. Film festivalimizi Beyoğlu havzasından çıkarıp İstanbul’un her yerine yaymak istiyoruz.” dedi.

Şanlıer, festivali daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçladıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Festivalin uluslararası boyutu da giderek güçleniyor. Ağırladığımız konukların, uluslararası anlamda etkilerini göz önüne aldığımızda, şu anda yurt dışında da konuşulmaya başlayan bir festival haline geldi. Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı olmasının da etkisi ve katkısı çok fazla. Size de teşekkür ediyorum. İçerik olarak da Amerika’dan İran’a, Japonya’dan Rusya’ya, Macaristan’dan Bosna Hersek’e kadar dünyanın her yerinden çok önemli yönetmenler ve filmler burada.”

Festival Direktörü Bülent Turgut da “Uluslararası Boğaziçi Film Festival”inin genç bir festival olduğunu dile getirdi.

Sinemanın değerli bir şey olduğuna ve toplumun her katmanının sinemaya gitmesi gerektiğe değinen Turgut, “Her sene etkinliğimize hem Türkiye’den hem dünyadan önemli içeriklerle, sektörün problemlerine ışık tutarak katkı sağlamaya çalışıyoruz ama en önemli hedefimiz, festivali marjinal bir kitleye değil, toplumun geneline yayabilmek. Örneğin Cannes Film Festivali var. Cannes Film Festivali’nde gündüz restoranda servis yapan bir garson, akşam prömiyerde benden daha şık bir şekilde katılmıştı ve ben çok mutlu olmuştum.” ifadelerini kullandı.

Turgut, festivalin temel görevlerinden birinin, ilk başta kendi coğrafyasının kültürleriyle ilgili çalışmak olduğunu vurgulayarak, festivalin bu anlamda görevini gayet iyi yaptığını aktardı.

Festivalin, yetenekli sinemacıları desteklediğine işaret eden Turgut, festivale bu yıl 120 ülkeden 360 filmin başvurduğunu bildirdi.

“Boğaziçi Film Festivali konumunu korumalı”

Festivalin açılış konuşmasını yapan Beyoğlu Belediye Başkanı ve İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Misbah Demircan ise İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği’nin, festivalin doğal bir parçası haline geldiğini kaydetti.

Demircan, sanatın insanın iç dünyasına hitap ettiği değerlendirmesini yaparak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Sanat, ifadenin en güçlü, en rafine halidir. Bazen binlerce sözün ifade etmeye yetmediği bir duyguyu, kağıda bulaşan bir damla mürekkep, bir mısrayla ifade eder, bir heykeltıraş, mahir elleriyle ruh katar eserine. Bir tuvale biraz renk buluşur, bambaşka bir dünya açılır gözlerimizin önünde. Sinema, o büyülü dünya, o ihtişamlı beyaz perde, bir çırpıda çok şey söyler ve ifade eder. İzi olmayan yollar bulur kalbimiz ve aklımız. İnanılmaz varış noktalarına erişiriz.”

Sinemanın, görselliği, söylem gücü, müzikleri ve diğer detaylarıyla, üst bir tür olduğunun altını çizen Demircan, şöyle konuştu:

“Türk sineması artık açık denizlere yelken açmış, dünya sahnesinde yer bulma yarışına girmiştir. Bu yarışta elde edilecek başarı, bu toprakların kaderini etkileyecek büyük bir değerdir. Bu yolda festivaller çok önemli. Her bir festival bu yolda bir istasyon, bir durak. Bu duraklarda enerjimizi toplayacak, bu duraklardan yeni duraklara hareket edeceğiz. Boğaziçi Film Festivali bu duraklardan biridir. Bu konumunu korumalı ve geliştirmelidir.”

Açılış etkinliğine ayrıca, sinema dünyasından Aida Begic, Laszlo Rajk, Bobby Roth, Uğur İçbak, Ahmet Sönmez, Reshat Strik, Mehmet Emin Kadıhan, Güneş Emre ve Bülent Öztürk gibi isimlerin yanı sıra ve AA İstanbul Haberleri Editörü Hüseyin Altınalan ve Kültür Sanat Haberleri Editörü Bünyamin Yılmaz da katıldı.

Açılış filmi George Clooney’den

Şanlıer ve Turgut’un da konuşma yaptığı gecede, açılış filmi olarak yönetmenliğini George Clooney’nin üstlendiği “Suburbicon”, sinemaseverlerle buluştu.

Clooney’nin senaryosuna da katkı sağladığı film, huzurlu bir banliyö mahallesinde yaşayan Lodge ailesinin başından geçen sıra dışı olayları konu ediniyor.

“Suburbicon”nun müziklerinde Alexandre Desplat imzası bulunurken, Julianne Moore, Matt Damon ve Josh Brolin ise filmin başrollerini paylaşıyor.

Nar Sanat Eğitim Kursu ‘nda Keman derslerimiz Fahri Karaduman, İrem Aydoğdu ve Bengisu Özcan hocalarımız tarafından verilmektedir.

Keman derslerimiz tıpkı öteki enstrüman derslerimizde olduğu gibi bire bir özel ders şeklinde uygulanmaktadır. Kemanın mucizevi dünyasına adım atmak istiyorsanız Nar Sanat Eğitim Kursu’ nda alacağınız keman dersleri size büyük katkı sağlayacaktır.

Bütün yaş grupları için eğitmenlerimiz özel çalışma prensipleri uygulamaktadır. Keman derslerimize devam ettiğiniz sürece Nar Sanat Eğitim Kursu ‘nda solfej yani nota bilgisi derslerinden de yararlanabilirsiniz. Solfej derslerimiz pazartesi günleri saat 18.00’da okul öncesi için, perşembe günleri saat 18.00’da yetişkinler için ve pazar günleri saat 18.00’da ortaokul öğrencileri için gerçekleşmektedir.

Kayıt yaptırmak için lütfen linki tıklayınız.

Blgi için : 0212 570 80 68

26 Kasım tarihine kadar sürecek olan 21. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Türkiye’den 13 oyun ve yurt dışından 5 oyun ile 18 farklı mekanda ‘Tiyatro Bağımsızlık Yapar’ diyen tiyatroseverlerle buluşuyor.

Festivalde 18 oyunun dışında ücretsiz olarak gerçekleşecek olan yan etkinlikler de festivalin önemli parçasını oluşturuyor.

Festivalde Antik Yunan tiyatrosunun efsanevi yönetmeni Theodoros Terzopoulos, Lübnan asıllı Kanadalı oyun yazarı ve yönetmen Wajdi Mouawad, dünya çapında ses getiren Fransız koreograf Angelin Preljocaj, İtalyan katılımcı tiyatro TPO’dan Davide Venturini ile Francesco Gand, Portekizli yönetmen Pedro Penim’in oyunları festival seyirciyle buluşacak.

13 Kasım’da perdelerini açan 21. İstanbul Tiyatro Festivali, 26 Kasım’da perdelerini kapatacak.

10 Aralık Pazar günü Ahmet İhvani & Mareechi Asu’nun “Kızılırmak’tan Şahrut’a” isimli konseri Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek.

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak organize ettiğimiz bu sanat dolu etkinlikte sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.

Konserin biletleri için buraya tıklayınız…

KONSERİN ve SANATÇILARIMIZIN DETAYLARI:

Henüz ilkokul son sınıftayken bağlama çalmaya başlayan Ahmet İhvani, müzisyen bir aileden geliyor.

1989 yılında nota, solfej ve bağlama dersleri almaya başlayan Ahmet İhyani, 1995- 98 yılları arasında müzik evlerinde bağlama kursu vermeye başladı. Yine aynı yıllarda yurt içinde birçok sanatçıya bağlamasıyla eşlik etti.

Anton Apostolov’un albümünde Etnomüzikolog Prof. Dr. İrene Markoff ile bir düet gerçekleştirdi. “Işk ile… “ adlı ilk solo albümü 2011 başında BBS Müzik etiketiyle yayınlandı. Albümde usta müzisyen Erdal Akkaya ile çalışan sanatçı, Bu albümün tanıtım konserini Kanada’nın Toronto şehrinde gerçekleştirdi. Usta Gitarist Anton Apostolov ile Balkania orkestrası eşliğinde Toronto’da 3 konser yapan sanatçı, Small World Music etkinliğine konuk sanatçı olarak katıldı. İkinci solo albümü “Dem Û Dem” 2015 temmuzunda yayınlandı. Bu albümde yine Ukrayna, Iran, Hindistan, Bulgaristan ve Kanada’dan usta isimlerle çalışan Ahmet İhvanı, aynı albümde, Sanatçı Ahmet Aslan ile de bir düet gerçekleştirdi. 2016 yılı başında Amerika birleşik Devletleri’nin Nashville kentine workshop ve konser icin davet edildi. 2017 yılında New Jercy ve New York’da yine konserler veren sanatçı, Montreal Concordia Üniversitesinin katkılarıyla gerçekleştirilen bir konserde Zazaca, Kürtçe ve Türkçe eserler seslendirdi. Eylül 2017’de Almanya’nın Berlin kentinde bir konser verdi. Toronto’da Üniversitelerde workshop ve konserlere katılan sanatçı, yaşadığı şehirde Türkiye’den ve farklı ülkelerden gelen öğrencilerine Bağlama dersleri vermeye devam ediyor. Sanatçının yeni çalışmaları stütyo aşamasındadır.

Mareechi Asu; İran’da daf öğretmenliği ve Avrupa ve Amerika’nın çeşitli eyaletlerinde konserler vermiştir.Ayrıca meditasyon için ritim müzikleri (Daf için) cd ve kendi adıyla çıkardığı kitapları mevcuttur.

14 Aralık’ta İstanbul’da dünyanın en kapsamlı ve en büyük Leonardo Da Vinci sergisi açılacak.

Belçika’nın Brugge kentinin ardından ilk olarak İstanbul’da ziyaretçiyle buluşacak olan Dünyanın en kapsamlı Leonardo Da Vinci sergisi Maslak’taki UNIQ Müze’de “Dahi İstanbul’da” adıyla 14 Aralık’da açılacak. Da Vinci’nin orijinal eskizlerinden yola çıkılarak oluşturulan 100 replikasıyla birlikte, orijinal el yazması, tablo ve çizimlerin de dahil olduğu 200’e yakın eseri sergilenecek.

14 Aralık’ta ziyaretçiye açılacak olan Leonardo Da Vinci sergisi, 7 Nisan 2018’e kadar ziyaretçilere açık olacak.

Dünyanın en büyük ‘Leonardo Da Vinci Makineleri Koleksiyonu’nun en önemli özelliklerinden biri, sergide yer alan replikaların orijinal tasarımlara bağlı kalınarak ahşap ve metalden yapılmış olması. Replikalar sanayi tipi hiçbir birleştirici kullanılmadan yapıldı. Replikalarda tek bir vida kullanılmazken, Da Vinci’nin orijinal eskizlerinden yola çıkılarak hayata geçirilmiş olan bu çalışmaların bazıları orijinal boyutlarında olup, bazıları ise ebatları 60 cm ile 5 metre arasında değişen replikalardan oluşuyor.

‘Leonardo Da Vinci Expo: Dahi İstanbul’da’ sergisinde Da Vinci’nin Sultan II. Beyazıt döneminde inşa etmek istediği Haliç Köprüsü’nün replikası da yer alıyor. Köprüsü’nün replikası 7 metre boyutuyla en büyük parçası… 1502′de dünyanın en büyük, en güzel köprüsünü inşa etmek isteyen Da Vinci, Sultan II. Beyazıt’a bu talebiyle ilgili bir mektup göndermiş ancak köprü inşa edilememiştir. 2001′de Norveç’te üstgeçit olarak inşa edilen köprü, küresel ısınmaya dikkati çekmek amaçlı buz maketleriyle de dünyanın çeşitli yerlerinde sergilenmektedir.

Sergi Michelangelo, Albrecht Dürer, Giorgio Vasari, Donatello, Verrocchio, Giambologna, Raphael, Francesco Guardi ve Canaletto gibi Rönesans’ın diğer önemli sanatçılarının Da Vinci eserlerinden ilham alarak sunduğu örneklere ve orijinal belgelere de ışık tutuyor.