Yazılar

Kasım Ayında İstanbul Modern zamanı!

İstanbul Modern Sinema, kasım ayında amber’11 Sanat ve Teknoloji Festivali: Öteki Ekoloji ve Pera Fest kapsamındaki filmlerin yanı sıra “No More Brick in the Wall: Berlin Duvarı’nın 50. Yılında Demir Perde Ülkelerinden Kısa Film Seçkisi” ve Hollanda’dan Upload Cinema işbirliğiyle gösterilecek web filmleri ile birlikte dört ayrı program sunuyor.

9 Kasım’da yazar ve festival yönetmeni Tuna Yılmaz’ın hazırladığı “No More Brick in the Wall: Berlin Duvarı’nın 50. Yılında Demir Perde Ülkelerinden Kısa Film Seçkisi” gösterilecek. Saat 16.00’da başlayacak program, bir zamanlar Berlin duvarının, bugünse görünmeyen ama her an duyumsanan hayalet perdelerin ardında ortak bir hisse sahip olan genç sanatçıların işlerini bir araya getirmeyi amaçlıyor.

 

10-13 Kasım tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema, bu yıl beşinci yaşını kutlayan Uluslararası Amber Sanat ve Teknoloji Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Bu yılki teması “Öteki Ekoloji” olan festival, insanın doğal ve yapay çevresiyle kurduğu her türlü ilişkiye, yarattığı yaşam alanları ve biçimlerine yeniden bakmayı öneriyor, bugünden daha iyi bir yaşam için sanat ve teknolojinin kesişiminde “öteki ekoloji”yi sorguluyor.

Bilim, yeni teknolojiler ve sanat üçgeninde bir araştırma ve tartışma zemini olmayı hedefleyen Amber Sanat ve Teknoloji Festivali, 10 Kasım Perşembe günü film gösterimleriyle başlayacak, Cumartesi ve Pazar günleri ise “Öteki Ekoloji” çerçevesinde tema konuşmaları, makale sunumları ve tartışma oturumlarıyla sürecek.

İstanbul Modern Sinema 17 Kasım’da bir ilke imza atıyor: İnterneti beyazperdeye taşıyor. Hollandalı film kulübüUpload Cinema’yı Türkiye’ye davet ederek web filmlerini her ay yeni bir temayla sinemaya getiriyor. Bu ayın konusu “Ben Medyayım”. İnternette dönen en taze videolar sinema salonunda gösterilecek.

Bu yıl 10. yaşına giren Pera Fest kapsamındaki film gösterimleri 24-27 Kasım tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da gösterilecek. Toplam 10 filmi içeren dört günlük program Katalonya, Bask Bölgesi ve Galiçya’dan filmlerle çokkültürlülüğe değinirken, Türk sinemasından benzer örneklere de yer veriyor.

(foto: Öteki Ekoloji kapsamında gösterilecek olan antropolog, filozof, yazar, sistem teorisyeni ve yönetmen Gregory Bateson’un kızı Nora Bateson tarafından yapılmış sinemasal portresi “Bir Zihin Eklojisi”nden)

Kynk.: http://www.cut-online.com

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerinin sahipleri açıklandı

Bu yılki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri açıklandı. Eleştiri dalında Doğan Hızlan, edebiyatta Sezai Karakoç, sanat tarihinde Prof. Dr. Semavi Eyice, geleneksel sanatlar dalında Hasan Çelebi ödüle layık görüldü.

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri’nin sahipleri açıklandı. Eleştiri dalındaki büyük ödül Hürriyet Gazetesi Yayın Danışmanı ve yazarı Doğan Hızlan’a verilecek. Sanat Tarihi dalında Prof. Dr. Semavi Eyice, edebiyat dalında Sezai Karakoç, geleneksel sanatlar dalında Hasan Çelebi ödüle değer görüldü. Ödül töreni daha sonra açıklanacak bir tarihte Çankaya Köşkü’nde yapılacak.

Eleştiri dünyasının duayeni

Eleştiri dünyasının duayenlerinden Doğan Hızlan’ın ilk yazısı, 1954’te yayımlandı. Hızlan, çeşitli edebiyat dergilerini ve aralarında Cumhuriyet’in de olduğu gazetelerin sanat sayfalarını yönetti. Hürriyet Kültür Sanat Servisi Yönetmeni İhsan Yılmaz ile birlikte Celal Sılay’ın Toplu Şiirleri’ni ‘Hüsran Filizleri’ adıyla yayımladı. Hürriyet Pazar’da çıkan kitap yazılarından oluşan ‘Aynadaki Bakışlar’ kitabı yayımlandı.

Ödülleri sevmeyen edebiyatçı

Edebiyat dalında ödül kazanan Sezai Karakoç, İslami düşünceyi modern şiirle birleştiren isim olarak da anılıyor. 1933’te Diyarbakır’da doğan Karakoç, Diriliş Yayınları’nı, Diriliş Partisi’ni kurdu, Diriliş Dergisi’ni çıkardı. 2006’da Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü’ne değer görülen Sezai Karakoç, ödül törenine katılmadığı gibi parayı da almamıştı.

Hat sanatçısı Çelebi

Hasan Çelebi 1937’de Erzurum’da doğdu. Çeşitli camilerde imam hatiplik yaptı. 1964’ten itibaren hattat Halim Özyazıcı, Hamit Aytaç ve Kemal Batanay’dan hat meşk etti. Sultanahmet Camisi’nin restore edilen kubbe yazıları, Hırka-i Şerif Camii kubbe yazısı ve Mescid-i Nebi’nin yeni yapılan kısımlarının bazı yazıları, Kuveyt’te İslam Tıp Merkezi’nin yazılarına imza attı. Birçok koleksiyonda eserleri bulunuyor.

Sanat tarihi profesörü

Sanat tarihi profesörü Semavi Eyice, 1923’te İstanbul’da doğdu. 2’nci Dünya Savaşı’nın en şiddetli günlerinde Almanya’ya gitti. 1945 ortasında yurda dönerek, İstanbul Üniversitesi’nde öğrenimine devam etti. “Zaviyeler” teziyle 1964’te profesörlüğe yükseldi. İlk yazısının yayınlandığı 1946’dan günümüze, 15 kitabı 500’den fazla makalesi basıldı.

Nar Sanat Yasta!

M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu ve Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ‘nin acı günü.

 

 

Nar Sanatın sevilen eğitmenlerinden Zafer TUĞRİÇERİ ’in annesi Oya TEZ Hanım geçirmiş olduğu rahatsızlık dolayısıyla bir süredir yoğun bakımda yatıyordu. Dün sabaha karşı tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybeden Oya TEZ Hanım ‘a Allahtan Rahmet, Sevgili Eğitmenimiz Zafer TUĞRİÇERİ ile sevenlerine başsağlığı ve sabırlar dileriz. Eğitmenimizin Annesi Oya TEZ Hanım Antalya’da defnedilecektir.

Farjad, Diyarbakır’da

”Kemanı ağlatan adam” unvanıyla dünya çapında tanınan İranlı keman sanatçısı Farid Farjad, ”Silahtan nefret ediyorum, çatışmaları da sevmiyorum” dedi.

 

Farjad, Diyarbakır’da vereceği konser öncesi Ninova Park Alışveriş Merkezi’de düzenlediği basın toplantısında, Diyarbakır’a ikinci kez geldiğini ve burada olmaktan gurur duyduğunu söyledi.

Toplantının yapıldığı alışveriş merkezini yeni gördüğünü ve ABD’deki alışveriş merkezleri ile rekabet edebilecek bir alışveriş merkezi olduğunu anlatan Farjad, bu modernleşmenin bundan sonraki gelişlerinde de devam ettiğini ve kentin her yerine yayılmasını istediğini söyledi.

Gelişme ve modernleşmenin önemine dikkati çeken Farjad, ”Aynı zamanda tarihimizi, geçmişimizi ve bizi buraya kadar getiren atalarımızı da unutmamalıyız. Her zaman onları korumamız gerekir, gençlerimize aktarmamız gerekir” diye konuştu.

İnsanların bir araya gelip konuşarak bütün sorunları çözebilmesi gerektiğini kaydeden Farjad, ”Silahsız, insanca bunu yapabilmeleri gerekir. Çocuklarımız, gençlerimiz için daha güzel bir gelecek bırakmamız gerekir, savaşarak değil, konuşarak anlaşarak” dedi.

Farjad, hükümetin bölgede yaşanan sorunların çözümü için çaba harcadığını ve bunun başarıya ulaşmasını temenni ettiğini ifade ederek, ülkesine gidemediğini anlattı.
”Memleketimde kadınlar ve birçok insan konuştuğu zaman kamçılanıyor, siyasi olarak içeri atılıyor. Anneler çocuklarına ninni söylemeye bile korkuyor. Avukatlar birilerini savunmaya kalkarsa onu bile hapishaneye atıyorlar” diyen Farjad, Türkiye’de insanların konuşabildiğini, insanların konuşma hakkının olduğunu söyledi.

Farjad, Diyarbakır’ı, Mersin’i, İstanbul’u çok sevdiğini kaydederek, ”Türkiye’nin kentlerini çok seviyorum. Çünkü insanlarını çok seviyorum. İnsanlar burada bana değer veriyor. Ben burada oturup konuşabiliyorum” dedi.

Gazetecilerin çeşitli sorularını da yanıtlayan Farjad, İran halkını sevindiremediğini, onları etkileyemediğini belirtti.

Türkiye’de yaşamak istediğini ve bölgede yaşanan olayları bildiğini, bunun kendisini kaygılandırmadığını ve kaygılandırmayacağını kaydeden Farjad, ”Buraya seve seve geliyorum. Benim sesim büyüklere gidiyorsa lütfen oturun bir yerde uygarca konuşun ve sorununuzu halledin. Silahtan nefret ediyorum, çatışmaları da sevmiyorum. İnşallah bütün bunlara silahsız bir çözüm bulunacak” diye konuştu.

Ninova Park Alışveriş Merkezi yatırımcı ortaklarından Orhan Erten de dünya çapında bir sanatçıyı Diyarbakır’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade ederek, bunun Diyarbakır’ın tanıtımında büyük rol oynayacağını söyledi.

 

16 Ocak 2011 – 11 Şubat 2011 / Niyazi TOPTOPRAK – Resim Sergisi

Niyazi Toptoprak ve Sanatı Hakkında…

” Niyazi Toptoprak, 1950 yılında İstanbul’da doğdu. İlki 1969 yılında olmak üzere şimdiye değin 150 civarında kişisel resim sergisi açtı. Sayısız karma sergiye eser verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitiren sanatçı bazı ödüller ve mansiyonlar kazandı. Niyazi Toptoprak’ın özel, resmi ve yurtdışı koleksiyonlarda birçok eseri bulunmaktadır.

Ressam Niyazi, kendi üslubunu oluşturmuş sanatçılardandır. Öyle ki O’nun resmini imzasına bakmadan da tanıyabilirsiniz. Yağlı boya ve pastel malzemelerini büyük bir ustalıkla kullanır. Doğayı kendi üslubuna uydurur. Hayvan resimleri de yapar ama bunların arasında kediye özel bir yer vermiştir. Bir serginin davetiyesinde şöyle demektedir.

“Kedi resmi yapmamış ressam yoktur denebilir. Çünkü kedi, biçimi, devinimi, yetenekleri ve yetkinlikleri ile resim yapan birinin ilgisinden ve hayranlığından uzak kalamaz. Günlük yaşamını güzelliğin coşkusu ile zenginleştirebilen iyi insanlar için de bu böyledir.

Kedi kraldır. Kedi her zaman güzeldir; kristal bir kadehteki kırmızı şarabı bembeyaz masa örtüsüne devirirken de, ipek bir halıya işerken de, yalnız bir bilge gibi soyluca ölürken de. Görkem ve incelik bir arada olmayı en çok bir kedinin yanındayken sever. Kedi, güzelliğini tartışmaya kalkan sevimsizlerle alay bile etmez.

Kedi resimlerine ayırdığım bu sergimi, bir kedi aşığı olmanın ayrıcalığında gizli keyif ve kendini beğenmişlikle hazırladım. Biliyorum ki o da kendisini artistik ve majestik bir keyifle beğenmektedir. Ve majesteleri bunda çok haklıdır.”

Niyazi Toptoprak’ın hayvan figürlü resimlerinin dışında, stilize ağaçlar, iki boyutlu evler, yayvan ve hemen hemen simetrik tepelere sıkça rastlarsınız. Minyatüral bir istifleme göze çarpar. Kompozisyonlarında kullandığı tarımsal parselasyonlarda renk coşkusu doruğa çıkar. Toptoprak, geçişli yada kontrast renk ayrımlarıyla adeta gökyüzünü de parsellemektedir. Bu özelliği onun resminde, içinde ışık yanıyormuş gibi bir şeffaflık oluşturur.

Ressam Niyazi, kendi resminin gelişimi ve değişimi içinde hep kendi resmini yapar. Kendi olarak kalmayı istediği için de kimseye benzemez. Bu geleceğe yönelik bir tavırdır. Bu nedenle sanatçı, resmin libido enerjisi ile yapıldığı savındadır. Ona göre gelecekte de var olabilmenin enerjisi bu enerjiden başka bir şey değildir. Libido ortadan kalkarsa sanat eylemi de son bulur.

Gerçekte bu görkemli bir sav olmak yerine yalnızca mütevazı bir yaşam tutkusudur. Belki de ölüm korkusu(?). Rengi görmek, rengi görmeye devam ediyor olmanın heyecanını yaşamak, ama ille de yaşamak. Sanatçının yaşamı bitince de bu heyecanı başkalarına yaşatmayı sürdürmek. Yani kalmak. ”

Kaynak : Niyazi TOPTOPRAK  Facebook grubu

13 Haziran 2010 – BAKIRKÖY NAR ÇİÇEKLERİ FESTİVALİ – 1

Bakırköy’de Faaliyette bulunan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği  Bünyesinde  eğitim alan öğrencilerin sene sonu etkinliği şeklinde gerçekleşen Festival daha sonraki yıllarda da yapılması düşünülen organizasyon olması anlamında öğrenciler ve eğitmenler ile dernek üyelerinin verdiği karar ile adını aldı ve ilki yapıldı. Yapılan Festival Bakırköy ’ün Sinema 74 olarak bilinen yeni adı ile “ Hayal Dünyası – Büyülü Sahne “ adı ile faaliyet gösteren tiyatro salonunda sabah ve akşam olmak üzere iki uzun etkinlikle gerçekleşti.

Etkinlikler boyunca öğrenci ile velileri şarkılar ve türküler eşliğinde hem eğlendiler hem de bir yıllık eğitimleri boyunca almış oldukları eğitimleri halka sundular. Etkinlikler içersinde Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Saracik tarafından yazılan “  Bir Piyano Masalı “adlı Çocuk Oyunu da sahnelendi. Etkinliklerin en çok dikkat çekenlerinden olan öğrenci ve eğitmen orkestrası ise ayakta alkışlandı.

Tüm öğrencileriyle birlikte Nar Sanat ’ın hep beraber eğlendiği festival bundan sonraki yıllarda da devam edecek.

Elbette tüm bu etkinliklerin yanı sıra Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ” Nar Sanat Hale ÜRKMEZGİL  Resim Atölyesi ” hobi ve Çocuk Resim gurubu öğrencilerinin yapmış olduğu sergide izleyenler tarafından çok beğenildi.