ANKARA

ANKARA konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. ANKARA konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. ANKARA konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri ANKARA konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Gökyay Vakfı Satranç Müzesi ve ODTÜ MD Koleksiyon Kulübü birlikte “Koleksiyonerlerle Buluşma – Bir Tutkunun Hikayesi” etkinliğine imza atıyor. Satranç Müzesi’nde kültür sanat buluşmaları kapsamında yepyeni bir etkinlik serisi başlıyor. Müze ziyaretçilerini koleksiyonerlerle bir araya getirecek ”Bir Tutkunun Hikayesi” ile; birbirinden ilginç kültürel birikimler paylaşılacak. 2019 Nisan ayına kadar sürecek etkinliklerin ilki Prof. Dr. Cemal Göncüoğlu’nun ”Gravür Sanatı ve İstanbul Gravürleri” başlıklı konuşmasıyla 17 Kasım Cumartesi günü saat 18.00’da başlayacak.

“Dünyanın en büyük satranç Koleksiyonu”nu içinde barındıran Guinness rekorlu Gökyay Vakfı Satranç Müzesi önemli koleksiyonerlere ev sahipliği yapacak. Koleksiyonerlerle Buluşma – Bir Tutkunun Hikayesi” başlıklı etkinlik ile, tutkularını biriktiren önemli isimler ziyaretçilere hikayelerini anlatacak. Ücretsiz olan bu etkinliğe katılmak için Müze giriş bileti almak yeterli olacak.

Prof. Dr. Cemal Göncüoğlu’nun ‘Gravür Sanatı ve İstanbul Gravürleri’ 17 Kasım, Haldun Özgümüş’ün ‘Cumhuriyet Banknotları’ 1 Aralık, Gencer Atlagan’ın ‘Kalemin Yolculuğu’ 19 Ocak 2019, Şaner Alap’ın “Matematik Tarihi ve Hesap Aletleri” 16 Şubat 2019, Arif Kunar’ın ‘Don Kişot’un Dünyası’ 16 Mart 2019, Bülent Yılmazer’in ‘Kanatlı Bir Gençlik Yaratmak’ 13 Nisan 2019 tarihlerinde Müze ziyaretçileri ile buluşacak.

“ANKARA’YA VE TÜRKİYE’YE DEĞER KATAN İSİMLERİ DİNLEMEYE HERKESİ DAVET EDİYORUM”
Müzede bir ilk gerçekleştirerek önemli koleksiyonerleri ağırlayacaklarını belirten Gökyay Vakfı Satranç Müzesi’nin kurucusu Akın Gökyay, şunları söyledi:

“Hobi olarak başladığım satranç biriktirme tutkumu bir Müze’ye dönüştürmek ve gelecek nesillere önemli bir kültür birikimi bırakmak beni ziyadesi ile mutlu ediyor. Dünyanın 110 ülkesini ziyaret etmiş ve satranç taşlarının peşinden koşmuş bir seyyah olarak, bir şeye tutkulu olarak bağlanmak, ona değer kazandırmak, elde ettiğiniz birikimi ise aktarmak bir koleksiyoner için tarif edilemez bir duygu. Benimle benzer duygular ile hareket eden Türkiye’nin önemli kolleksiyonerlerini müzemizde ziyaretçilerimiz ile buluşturacağız. Aynı dili paylaştığımız isimleri müzemizde ağırlamak bizim için çok önemli. Ankara’ya ve ülkemize değer katan bu isimleri dinlemeye herkesi davet ediyorum.”

Hollanda Rijksmuseum’dan ödünç alınan ve 18’inci yüzyıla ait olan ‘Ankara Manzarası’ tablosu iki yıl daha Ankara’daki Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergilenecek.

Koç Üniversitesi VEKAM ve Rahmi M. Koç Müzesi Ankara işbirliği ile düzenlenen ‘Tarihi Dokumak: Bir Kentin Gizemi, Sof’ sergisi 16 Eylül’de sona ermişti. Sergi kapsamında sergilenen, Ankara’nın 18’inci yüzyıla tarihlenen, en önemli temsillerinden biri olan Hollanda Rijksmuseum’daki “Ankara Manzarası” adlı tablonun orijinali ilk kez Türkiye’de sanatseverlerle bir araya gelmişti.

18 Ekim 2018 tarihinde ‘Ankara Manzarası’ ile ilgili gerçekleştirilen konferansta açıklamada bulunan Hollanda Büyükelçi Yardımcısı Erik Weststrate, tablonun Rijksmuseum’un onayı ve destekleri ile 2 yıl daha Ankara Rahmi M. Koç Müzesi’nde sanatseverlerle buluşmaya devam edeceğinin müjdesini verdi.

Hollanda Rijksmuseum envanterine kayıtlı olan 18’inci yüzyıla ait Ankara Manzarası tablosu, uzun yıllar Halep manzarası tablosu olduğu düşünülmüş. Prof. Dr. Semavi Eyice’nin 1972’de yayınlanan ‘Ankara’nın Eski bir Resmi’ adlı eserinde resmin Ankara’ya ait olduğunu ortaya koymasıyla eser, Ankara kent çalışmalarına katkı sağlayabilecek çok önemli bir belge olarak akademik alanda kabul görmüş.

Kullanılan Ankara Keçisi ipucu oldu

Resmin Ankara’ya ait olduğunun belirlenmesindeki en büyük etkenlerden biri, tablonun sağ alt kenarında yer alan, belli bir işlemden geçmekte olduğu anlaşılan çok sayıda Ankara keçisidir. Alt ve üst olmak üzere iki ayrı kompozisyonda ele alınan resimde, üst kısımda Ankara dönemin yapıları ve mekanlarıyla birlikte tasvir edilirken alt kısımda Ankara’nın çarşısından ve şehir hayatından çeşitli sahneler yer almaktadır. Sof feraceli kadınlar, dokuma tezgahında dokunan yünlüler, tüccarlar ve Ankara’dan mal götüren bir kervanın görüntüsüyle, Ankara’nın tarihinde tiftik ticaretinin ve sof dokumacılığının önemini gözler önüne seren bu tablo, ressamı bilinmese de bir Avrupalının bakışıyla Ankara’yı topografik özellikleriyle olduğu kadar, tiftiğe dayalı sanayi ve ticari hayatıyla da canlı bir şekilde yansıtmaktadır.

Erman Tamur’un (2008) tablo üzerine yaptığı çalışmaya göre eser Rijksmuseum envanterine 20’nci yüzyılın başında Osmanlı Devleti ile Hollanda arasında ticaret yapan Levantsche Handel adlı bir şirket tarafından dahil edilmiş. Eserin bulunduğu seriye ‘Vanmour Serisi’ adı verilmiş. Tablo, müze envanterine dahil edilmeden önce söz konusu şirketin Amsterdam’daki merkezinde asılıymış.

50’ye yakın yayınevinin katılımıyla düzenlenen Bilkent Kitap Günleri, Ankaralılarla buluştu. Bilkent Center açık otoparkında organize edilen etkinlik sürpriz yazar katılımları, söyleşi ve imza günleriyle renkleniyor.

26 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında düzenlenen Bilkent Kitap Günleri kapılarını açtı. Bilkent Center’ın açık otoparkında kurulan kapalı çadırda 50’ye yakın yayınevi okuyucularıyla buluştu. Sürpriz yazarların ve sahafların katılımlarıyla renklenen etkinlikte okuyucular hem büyük indirimlerle buluşuyor hem de imza günleriyle sevdikleri yazarlarla tanışabilme şansına sahip oluyor. Kitaba dair her şeyin Ankaralılarla buluştuğu Bilkent Kitap Günleri bu yıl ilk kez organize ediliyor.

ÜCRETSİZ ZİYARET EDİLİYOR
Aralarında Alfa, Koridor, Tudem, Beyaz Balina, Martı, Indigo, Hece yayınevlerinin yer aldığı ve Yunus Günçe gibi ünlü isimlerin de bulunacağı 100’ün üzerinde yazar, imza günü ve söyleşilerle okuyucularla bir araya geliyor. Okumayı seven herkesin ilgi duyacağı dev etkinlik, 4 Kasım’a kadar 10.00-20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

Evrensel Değerler Çocuk Müzesi’, çocukların ilgi odağı oldu. Ankara’daki müzeyi 7 ayda 23 bin çocuk gezdi.

Ankara’daki Evrensel Değerler Çocuk Müzesi, çocukların akınına uğruyor. 23 Nisan 2017’de faaliyete geçen müzeyi bugüne kadar 23 bin 788 çocuk ziyaret etti. Türkiye’nin ilk çocuk müzesi olan Evrensel Değerler Çocuk Müzesi’nde çocuklar interaktif eğitimler de alabiliyor.

Toplumlarda var olması gereken temel değerlerin farkına varması için özel programların hazırlandığı Evrensel Değerler Çocuk Müzesi’nde çocukların olaylara ve çevresine karşı sağduyulu çözümler üretebilen, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerisi gelişmiş nesillerin yetiştirilmesi yönünde çalışmalar yürütülüyor.

600 metrekare kapalı alana sahip müze içerisinde ‘Vahşi Yaşam ve ‘Yardımseverlik’, ‘Çevre ve Saygı’, ‘Doğruluk ve Pinokyo’, ‘Entolomoji ve Birlik’, ‘Sevgi ve Veterinerlik’, bilim merkezi bölümleri, deney atölyeleriyle Planetaryum alanı bulunuyor. Ayrıca uzay deneyimi yaşamak isteyen çocuklar, 360 derece görüntü sistemleriyle özel yapım filmleri izleyip uzay bilimleri hakkında bilgi sahibi oluyor.

AGO, yeni sezona Ankara MEB Şura Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek konserle başlamayı planlıyor.

Ankara’da bulunan konservatuvar ve benzeri yüksek sanat eğitimi veren okulların genç müzisyenleri geçtiğimiz yıl bir araya gelerek AGO adında kolektif bir senfoni orkestrası kurdu. Yalnızca konserler veren bir topluluk olmak istemeyen AGO, bu bağlamda Gülsin Onay, Ozan Tunca ve Orhun Orhon gibi sanatçılarla gençleri buluşturuyor. Çeşitli seminerler ve çalıştaylar düzenleyerek oluşumun bir orkestra akademisi olarak algılanmasını istiyor. Ayrıca orkestra, kendi içinden çıkmış iki tane de oda müziği grubuna sahip.

AGO, 30 Ekim’de Ankara MEB Şura Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek konserle birlikte yeni sanat sezonuna da merhaba demiş olacak. Yeni sezonun açılış konserinde sıra dışı genç vitüöz Elvin Hoxha Ganiev de yer alacak. Şimdiye dek dünyanın en prestijli salonlarında, Zubin Mehta, Maxim Vengerov, Vladimir Spivakov, Placido Domingo, Yuri Bashmet, Vladimir Fedoyesev, Zakhar Bron Gürer Aykal ve Fazıl Say gibi usta sanatçılarla birlikte konserler veren Ganiev, aralarında papadan bir nişan da olmak üzere pek çok Uluslararası ödülün de sahibi. Elvin Hoxha Ganiev, genç besteci Murat Ömür Tuncer şefliğinde Mozart’ın 4 numaralı keman konçertosunu seslendirecek.

AGO konserde, 10’uncu Yıl Marşı ve Lüküs Hayat Opereti’yle geniş kitlelerce tanınan, Cemal Reşit Rey’ in Türkiye Senfonik Şiiri’nden bir bölüm seslendirecek. Konserin ikinci yarısıysa film müziklerine ayrıldı. Film müzikleri yine Tuncer ve Yağız Oral şefliğinde seslendirilecek.

30 ülke ve 90 şehirde aynı anda gerçekleştirilen Çok Kısa Filmler Festivali’ne başvurular başladı.

Bu yıl 20’nci kez düzenlenecek Fransa merkezli yarışma Çok Kısa Filmler Festivali, Türkiye’de 5 ayrı şehirde gerçekleştirilecek.

Bu yıl Ankara, İstanbul, Antalya, Denizli ve Bursa’yı da kapsayan festivalin son başvuru tarihi 2 Mayıs 2018.

Kısa filmlere yapım yılı sınırı koymayan festivale 30 dakikadan kısa filmler başvurabilecek. Festival, 1-10 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Ankara’nın Çankaya Belediyesi’nde çalışan temizlik işçileri, çöpten topladıkları 4 bin 20 kitap ile bir kütüphane kurdu. Bu durum sosyal medyaya düştü. Kısa sürede binlerce kişinin paylaşması ile sosyal medyanın en çok konuşulan konuları arasındaki yerini aldı.

Temizlik işçilerinin bu duyarlılığı sosyal medya kullanıcılarından tam puan aldı. Vatandaşlar sosyal medya hesaplarından temizlik işçilerini tebrik etti. Bir çok kişi de kurulan bu kütüphaneye kitap bağışı yapmak için yetkililer ile irtibata geçti.

Temizlik işçileri daha önce de çöpten topladıkları meteryallerle konser vererek gündeme gelmişti. O günden sonra “Grup Teneke” diye anılan çöp toplayan işçiler, çöpten topladıkları 4 bin 20 kitap ile eşsiz bir kütüphane kurdu.

HER ŞEY ÇÖPTE BULUNAN KİTAPLARLA BAŞLAMIŞ

Şantiye yöneticisi Emir Ali Urtekin, “Biz Çankaya Belediyesinin çöplerini topluyoruz. Çöpleri topladığımız noktalarda poşetlerin içerisinde kitapların olduğunu fark ettik. Bu kitapları işçi çocuklarımıza nasıl ulaştırabiliriz dedik. Daha sonra bunları toplamaya başladık, kitaplar çoğalmaya başlayınca şantiye alanımızda buranın bir kütüphane alanı olabileceğini düşündük” dedi.

“17 KATEGORİDE 4 BİNİN ÜZERİNDE KİTAP VAR”

Urtekin, “Burayı kütüphaneye çevirdik. Topladığımız kitaplara bir hayat verdik. 4 binin üzerinde yaklaşık 17 kategoride kitap var burada. Bir engelli arkadaşımız burada görevli. İşlemleri yapıyor, kitapların yırtıklarını falan tamir ediyor, daha sonra raflara yerleştiriyor” ifadelerini kullandı.

SOSYAL MEDYA SAYESİNDE BAĞIŞLAR ARTTI

Şantiye yönetici Emir Ali Urtekin, sosyal medya ve yerel basın sayesinde kütüphaneye çok fazla bağış yapılmaya başlandığını belirterek sözlerine şöyle devam etti:

“Biz bağışları gidip evlerden teslim alıyoruz. Şehir dışından da göndermeye başladılar. Kargo ücretlerini bazen bizler, bazen de kendileri karşılıyorlar. Kitapları çöpe atmadan önce bize haber verirlerse biz kendi araçlarımızla gidip evlerinden teslim alırız.”

YENİ PROJELER YOLDA

Urtekin, vatandaşın beğeneceği başka yeni projelerini de yakın zamanda faaliyete koyacaklarını söyledi. Şantiye alanında engelli kadrosunda çalışan Veysel Çakı ise uzun süredir burada çalıştığını belirtti. Çakı, çay saatlerinde kütüphaneye gelip kitap okuduğunu ve bu alanı çok sevdiğini belirtti.

“PAYLAŞMAK DÜNYADAKİ EN GÜZEL ŞEY”

Engelli kadrosunda yer alan kütüphane sorumlusu Eray Yılmaz ise, “Ben buraya ilk başladığım zamanlarda 200 kitap falan vardı burada. Daha sonra her akşam iş bitiminden sonra çöpten çıkan koli koli kitaplar buraya getiriliyordu. Ben burada temizliğini falan yaptıktan sonra kategorilerine ayırıp raflara kaldırıyorum. Bugün 4 bin 20 adet kitabımız var. Bu kitapları yaklaşık 7 ayda topladık. İnsanların artık kullanmayacağı kitaplar varsa onlardan ricamız buraya göndersinler. Çünkü paylaşmak bu dünyadaki en güzel şeylerden bir tanesidir” şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz yıllarda İstanbul ve Ankara’da düzenlenen, Berlin’in en yenilikçi müzik festivallerinden sayılan XJAZZ Türkiye ayağında yeniliklere imza atmaya hazırlanıyor.

11-15 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan XJAZZ, İstanbul ve Ankara’nın yanı sıra bu kez İzmir’de de dinleyiciyle buluşacak.

Festivalin bu seneki odak noktalarından birisi her üç şehirde düzenlenecek XJAZZ Lab çatısı altındaki atölye çalışmaları ve paneller olacak.

Festival, Kabak & Lin tarafından İstanbul’da, peoplexpeople tarafından Ankara’da ve Tribe Music ekibi tarafından da İzmir’de düzenleniyor. Bu sene sahne alacak sanatçılar arasında Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, Peter Broderick ve Federico Albenese gibi farklı türleri harmanlayan birçok müzisyen var.

Keçe yününden, iğne tekniği kullanarak yaptığı portreler ile sosyal medyada Keçe İnadı ismi ile fenomen haline gelen Nilay Emek, Panora AVM’de yeteneklerini sergilemek isteyenler ile buluşuyor.

Yılmaz Morgül’den Nur Yerlitaş’a, Derya Baykal’dan Şener Şen’e birçok ünlü ismin portrelerini hazırlayarak kısa sürede ün kazanan Nilay Emek, iğne tekniği ile hazırladığı keçe yünleri ve ilginç hikayeleri ile 27 Ekim saat 17.00’de Panora AVM konukları ile buluşacak.

Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek uygulamalı atölyede, yediden yetmiş yediye herkes eğlenirken yeni bilgiler öğrenme şansına sahip olacak. Çocuklara ve yetişkinlere deneyimleme şansı verecek olan sanatçı, aynı zamanda yünden yapılabilecek çalışmalar hakkında da bilgi verecek.

ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmî bayramıdır. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmıştır ve bugün İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün kabul edilir. Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etmiştir.

Tarihçe

Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adı altında kutlanmıştır. Beşiktaş’ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi’nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk’ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesinden sonra “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.

Kutlamalar

Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye’nin dört bir yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır. Üzerinde “Gençlikten Atatürk Sevgisiyle Cumhurbaşkanına” yazan ve “Sevgi Bayrağı” olarak adlandırılan dev bir bayrak Kurtuluş Yolu’ndaki Tütün İskelesi’nden karaya çıkarılarak Samsun valisine verilir. Daha sonra bayrak, Cumhurbaşkanı’na sunulmak üzere genç atletlere teslim edilir. Samsun’dan yola çıkarılarak Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Kırıkkale’den sonra 19 Mayıs törenlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanına sunulur.

Cumhuriyet’le yaşıt olan bu kutlamalar sadece Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla Ankara’da gerçekleşmekle sınırlı kalmaz, ülke genelinde stadyumlarda kutlanırdı. Ama 2012’de, Mayıs ayında havanın soğuk olacağı ve bu açıdan öğrencilere ve vatandaşlara yük olmaması gerekçesiyle başkent Ankara dışındaki illerde, stadyumlarda kutlanması Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü’nce okullara gönderilen bir yazıyla engellenmiştir. Bu karar cumhuriyetçi kesimin büyük tepkisiyle karşılaşmıştır. Bu konuda Alper Ayhan tarafından bir dava açılmış ve kazanılmıştır.

ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayrami

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 19 Mayıs Atatürk ‘ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla 22 Nisan 2017 Pazartesi günü saat 19:00 ‘da öğrenci & eğitmen etkinliğimiz yapılacaktır. Etkinliğimize herkes davetlidir.

 

Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmî bayramıdır.. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmıştır ve bugün İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün kabul edilir. Atatürk bu bayramı Türk gençliğine armağan etmiştir.

Tarihçe

Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935’te “Atatürk Günü” adı altında kutlanmıştır. Beşiktaş’ın girişimleriyle Fenerbahçe Stadı’nda kutlanan bu ilk 19 Mayıs, Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun da katılımıyla bir spor günü haline gelmiştir. Bu organizasyondan bir süre sonra gerçekleşen Spor Kongresi’nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri Aşeni kutlanan Atatürk Günü’nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için “19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı” adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede oylanan bu öneri kabul edilmiş ve Atatürk’ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesinden sonra “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” adını almıştır.

Kutlamalar

Her yıl 19 Mayıs günü Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Türkiye’nin dört bir yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır. Üzerinde “Gençlikten Atatürk Sevgisiyle Cumhurbaşkanına” yazan ve “Sevgi Bayrağı” olarak adlandırılan dev bir bayrak Kurtuluş Yolu’ndaki Tütün İskelesi’nden karaya çıkarılarak Samsun valisine verilir. Daha sonra bayrak, Cumhurbaşkanı’na sunulmak üzere genç atletlere teslim edilir. Samsun’dan yola çıkarılarak Amasya, Tokat, Sivas, Erzincan, Erzurum, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir ve Kırıkkale’den sonra 19 Mayıs törenlerinde Ankara’da Cumhurbaşkanına sunulur.

Cumhuriyet’le yaşıt olan bu kutlamalar sadece Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla Ankara’da gerçekleşmekle sınırlı kalmaz, ülke genelinde stadyumlarda kutlanırdı. Ama 2012’de, Mayıs ayında havanın soğuk olacağı ve bu açıdan öğrencilere ve vatandaşlara yük olmaması gerekçesiyle başkent Ankara dışındaki illerde, stadyumlarda kutlanması Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü’nce okullara gönderilen bir yazıyla engellenmiştir. Bu karar cumhuriyetçi kesimin büyük tepkisiyle karşılaşmıştır. Bu konuda Alper Ayhan tarafından bir dava açılmış ve kazanılmıştır.

 

ETKİNLİKTE GÖREV ALACAK ÖĞRENCİLERİMİZ

  • İdil Deniz Bakır
  • Burak Akalan
  • Buse Karagöz
  • Burçak Seven
  • Simay Çoban
  • Tuğba Seher Karanfil
  • Aybike Nur Karaoğlu
  • Emine Sarıtaş
  • Dilara Uzuner
  • Ebru Aysoysal
23-nisan-cocuk-bayrami-2017

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şerefine 26 Nisan Çarşamba günü saat 19:00 ‘da Öğrenci Dinleti Programımız yapılacaktır. Bu etkinlikte öğrencilerimiz ve eğitmenlerimiz milli bayramımızı hatırlatmak amacıyla sizler için performans sergileyecektir. Etkinliğimize herkes davetlidir!

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

23-nisan-cocuk-bayrami-2017Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmi bayramlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

Bu bayram, TBMM’nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935’te 23 Nisan Millî Bayramı’yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 1927’de ilan ettiği ve ilki Atatürk’ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı‘nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu. 1980 darbesi döneminde Milli Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını verdi.

Hakimiyet-i Milliye Bayramı (önceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM’nin açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO’nun 1979’u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır. Günümüzde bayrama birçok ülkeden çocuklar katılmakta, çeşitli gösteriler hazırlanmakta, okullarda törenler ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ayrıca 1933’te Atatürk’le başlayan çocukları makama kabul etme geleneği günümüzde çocukların kısa süreliğine devlet kurumlarının başındaki memurların yerine geçmesi şeklinde devam etmektedir.

 

Tarihçe

TBMM’nin açılması

Ana madde: TBMM 1. dönem milletvekilleri listesi

23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmış olmasıdır. Milletvekillerinin belirlenişi ve Ankara’ya gelişi çok kısa bir zamanda gerçekleşmiştir. Milletvekili seçimleri Atatürk’ün Ankara’da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başlamış, yine Atatürk’ün 21 Nisan’daki genelgesiyle de meclisin açılacağı tarih duyurulmuş ve milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi istenmiştir. 23 Nisan1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. O günkü ilk toplantıya daha önce belirlenen 337 milletvekilinden sadece 115’i katılabilmiştir.

Bayram olması

TBMM’nin açılışından 2000’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bu ulusal bayram konusunda eksik bilgilenme ve yanlış tarihlendirmeye çokça rastlanmıştır. Hatta bazı tarihçilerce böyle bir günün tarihinin genişçe araştırılmamış olması büyük bir eksiklikti. Yrd. Doç. Dr. Veysi Akın 1997’de yayımlanan bir makalesiyle bu eksikliği gidermeye çalışmıştır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ortaya çıkışında 3 ayrı bayramın payı vardır. Çocuk Bayramı tamamen ayrı bir kavram olarak gelişirken, Ulusal Egemenlik ve 23 Nisan Bayramları baştan ayrı bayramlarken, birleşmişler; en son da onlara Çocuk Bayramı katılmıştır.

Hâkimiyet-i Milliye

“23 Nisan”, 1921’de çıkarılan 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun ile, Türkiye’nin ilk ulusal bayramı olmuştur. İlk kez ortaya çıkan bu bayramda ne ulusal egemenlikten ne de çocuklardan söz edilmekteydi.Zaten daha o yıllarda Osmanlı saltanatı hala kanunen hüküm sürmekteydi. 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla 1 Kasım, Hakimiyet-i Milliye Bayramı (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kabul edilmiştir.Daha sonraki yıllarda, TBMM’nin açılış tarihi olan 23 Nisan “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kutlamış ve bu durum 1 Kasım’ın uzun vadede bayram olarak unutulmasına neden olmuştur. 1935’te bayramlar ve tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilmiş ve “23 Nisan Millî Bayramı”nın adı “Millî Hakimiyet Bayramı” haline getirilmiş, böylece 1 Kasım Hakimiyet-i Millîye Bayramı ile 23 Nisan Millî Bayramı birleştirilmiştir.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM’nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. Bu Bayram 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır ve hatta çocuklardan da söz edilmiştir. Kurum, 23 Nisan 1923’te millî bayram için pullar bastırmış ve satmıştır. 23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer almış, 23 Nisan 1926’da da yine aynı gazetede “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve bu yazıda cemiyetin bu günü çocuk günü yapmaya çalışarak doğru yolda olduğu ve para kazanan herkesin bu gün cemiyete çocuklar için bağışta bulunması gerektiği vurgulanmıştır.Nihayet 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti o günü Çocuk Bayramı olarak şöyle duyurmuştur:

Millet Meclisimizle millî devletimizin Ankara’da ilk teşkile günü olan Millî bayram Cemiyetimizce çocuk günü olarak tesbii edilmiştir. Bize yeni bir vatan veyeni bir tarih yaratıp bırakan mübarek şehitlerle fedakar gazilerin yavruları fakir ve ıstırabın evladları ve nihayet alelıtlak bütün muhtac-ı himaye-i vatan çocukları namına milletin şevkatli ve alicenab hissiyatına müracaat ediyoruz. Kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta vakti ve hali müsait çocuklardan mini mini vatandaşlar için yardım bekliyoruz. Her sayfası başka bir şan ve muvaffakiyetle temevvüç eden milletimizin, yarın azami derecede muavenet göstermekle beraber, çocuk gününün layıkı veçhiyle neşeli ve parlak geçirilmesi için aynı derecede alaka ve müzaheret göstereceğinden emin olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, şimdiden arz-ı şükran eder.

Bu tarihten itibaren bu üç kavram, aynı gün üzerinde birleşecek ve çocuk bayramı olma konusunda bir kanunla belirlenmişlik olmaksızın kutlanmaya başlanacaktır. Cemiyeti buna iten neden ise cemiyetin yetim çocukları için gelir kaydetme anlayışıdır. Böylece çocuk bayramı ortaya çıkmıştır. Çocuk bayramı adı daha resmiyet kazanmamış olsa da, bundan sonra 23 Nisan “Millî Hâkimiyet Bayramı”nın yanı sıra “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanacaktı.

1927’de ilk kez kez kutlanan çocuk bayramı, başta kaynak oluşturma olmak üzere, çocuklara neşeli bir gün geçirtmeyi hedeflerinde bulunduruyordu. 23 Nisan 1927’deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu’nun konser vermesini sağlamıştır. O yıl cemiyetin Ankara’daki binalarından birine Çocuk Sarayı adı verilmiş ve burada düzenlenen çocuk balosuna İsmet (İnönü) Bey’in çocukları da katılmıştır.

1929’da çocuklara ilgi daha da artmış ve o yıl ve daha sonraki yıllarda 23-30 Nisan haftası “çocuk haftası” olarak kutlanmıştır. Daha sonraları, 70’li yıllara kadar ulusal boyutta ünlenerek ve katılımı artırarak ilerleyen 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına 1975’te Türkiye Radyo Televizyon Kurumu da katılmış ve bir hafta çocuk programları yayımlamıştır. 1978’de Meclis Başkanlığı’nın izniyle meclisteki törenlere çocukların da katılması sağlandı. 1979’da bu uygulama Ankara ilkokullarından gelen çocuklarla düzenli olarak başlatıldı, 1980’de de bütün illerden gelen çocuklarla “Çocuk Parlamentosu” oluşturuldu. 1979 yılının UNESCO tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak duyurulması üzerine, TRT tarafından dünyanın bütün çocuklarını kucaklamayı amaçlayan bir proje hazırlandı ve 1979 yılından itibaren TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği adıyla uygulamaya kondu.

Bayramın en son şeklini alışı ise 1981’de gerçekleşmiştir. Darbe döneminde Milli Güvenlik Konseyi bayramlar ve tatillerle ilgili kanunda yaptığı değişiklikle o güne kadar kanunen adı konmamış bir şekilde kutlanan bayrama “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını vermiştir.

Kutlanışı

23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulur.

Yeni uygulamaya konulan yönetmeliğe göre, önceki yıllarda uygulanan koltuk devri uygulamasına son verildi. Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklara koltuk devretme uygulaması kaldırıldı.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olarak kutlanışı 23 Nisan 1927’de Atatürk’ün himayesinde başlamış, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser vermiş ve Ankara’da çocuk balosu düzenlenmiştir. 1928’de Dr. Fuat (Umay) Bey’in teklifiyle daha geniş içerikli bir program hazırlanmış, ilanlar verilmiş, halk davet edilmiş, çocuk alayları oluşturulmuş, yarışmalar ve geziler düzenlenmiştir. 1929’daki 23 Nisan’dan önce HEC 23-30 Nisan haftasını çocuk haftası olarak duyurmuş, etkinlikler çoğaltılarak bir haftaya yayılmıştır. Asıl bayram yine 23 Nisan’da kutlanmış, çocuk balosu yine Atatürk tarafından himaye edilmiştir. Yine de HEC ve Türk Ocağı’nın bütün çabalarına rağmen ülke çapına yayılmada sorunlar yaşanmıştır. Birkaç yıl böyle gitmesi üzerine, Kırklareli milletvekili Dr. Fuat Umay’ın teklifiyle 20-30 Nisan arasında tüm telgraf ve mektuplara Himaye-i Etfal Şefkat Pulu yapıştırılması mecliste onaylandı. Yasa, 14 Nisan 1932’de yürürlüğe girdi.

1933 23 Nisan’ında Atatürk yeni bir gelenek başlattı. O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti. Aynı yıl stadyumlarda beden hareketi gösterileri yapılmaya başlandı. O bayram, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey’in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okundu. 1933’te artık Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştu. Yine de 1935’teki yasa değişikliğinde çocuk bayramında hiç söz edilmedi. Yalnız resmî ismi konmamış olsa da, Milli Hâkimiyet Bayramı’nın yanında “23 Nisan Çocuk Bayramı”, devlet ve toplum örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı programlarla kutlanmaya devam edildi.

1970’lerde artık 23 Nisan Çocuk Bayramı tüm ulustan katılım alan bir bayram halini almıştı. 1975’ten itibaren TRT de programlarıyla destek vermiş, 1979’da resmî Millî Hakimiyet Bayramı törenlerine çocukların da katılmasına karar verilmiş, 1980’de de “Çocuk Parlamentosu” oluşturulmuştur.Böylece 23 Nisan Çocuk Bayramı, Millî Hakimiyet Bayramı’yla tamamen aynı etkinliklerde kutlanmış oluyordu. Nitekim 1981’de birleştirilecekti.

Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır. Önceden belirlenmiş öğrenciler kısa bir süreliğine kurumlardaki devlet memurlarının makamlarına oturur, onlarla orada sohbet edilir. Ayrıca 23 Nisan günü Türkiye’de resmî tatil günüdür. İlköğretim öğrencilerine 24 Nisan günü de tatildir.