oyun

oyun konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. oyun konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. oyun konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri oyun konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Bu yılın yaz aylarında kurulan bağımsız sanat topluluğu ‘gestus’ ilk yapımlarıyla tiyatroseverlerin karşısına çıkmaya başladı. Yazar ve yönetmen Gökhan Erarslan’ın yazıp yönettiği oyunda, Devlet Tiyatrosu sanatçılarından, oyuncu ve yönetmen Tolga Çiftçi rol alıyor. Bir akademisyenin son dersine odaklanan oyun, gündelik hayattan aile kurumuna, açılıyor.

Bir akademisyenin son dersine odaklanan oyunda, gündelik hayattan aile kurumuna, politikadan kadın-erkek ilişkilerine kadar pek çok konu ‘etik’ kavramı üzerinden tartışmaya açılıyor. Bu bir hesaplaşma oyunu; “Etik Nedir?”çok konuşulan ama neredeyse hiç görülmeyen bir kavram olan etik kavramının üzerinden toplumsal hayatta görmezden geldiğimiz pek çok hadisenin izini sürerek, sert bir eleştiriyi sahneye taşıyor.

Oyunun en çok dikkat çeken yanı ise finaline seyircinin karar veriyor olması. Oyunla ilgili yazarı ve yönetmeni Gökhan Erarslan “Sanat kaygıdan doğar. Ben de kaygılıyım. Çünkü bu ülkede birileri konuşmaya başlarken susturuldu, birileri sessizliğe itildi, birileri işinden edildi, birileri işinden edilirken başka birileri sustu ve olan biteni seyretti. Peki, bu olanlar etik miydi sizce? İşte biz bu oyunda bunu, bunları sorguluyoruz, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’, diyen bir adama yılan bir gün dokunursa ne olur, bunu tartışmaya açıyoruz. Bu tartışmaya seyirciyi de dâhil ediyoruz ve finalde kararı izleyiciye bırakıyoruz. Yani seyirci kendi vicdanında ya da aklında neyin etik olup neyin olmadığını düşünüyor, tartıyor ve karakter adına bir yargıda bulunuyor. Bu bir sosyal deneydir aynı zamanda” diyerek oyunun çarpıcılığıyla alakalı seyirciye bir davette bulundu.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, çocuklarının hem hayatı hem de kendilerini tanımasını isteyen anne babalara mutlaka Yaratıcı Drama derslerimizi denemelerini tavsiye ediyoruz.

Pek çok okul ve eğitimci tarafından yanlış tanımlanan ve yanlış bir içerikle sunulan Yaratıcı Drama konusunda yıllara dayanan tecrübemiz ile siz değerli ebeveynleri bilgilendirmek istedik.

Yaratıcı Drama, çocukların vazgeçilmezi oyun ile sanatı birleştiren, tiyatrodan yararlanan ancak tiyatro olmayan özel bir branştır. Özellikle altını çizmekte fayda görüyoruz ki; Yaratıcı Drama, tiyatro, dramatizasyon veya oyun oynamak değildir.

Peki ama eğlenirken öğrenmesini hedefleyen yaratıcı drama çocuklarımıza neler kazandırır?

1 – Empatiyi öğrenir
Yaratıcı Drama derslerinde her hafta ele alınan farklı konular, canlandırılan kişi, nesne ve hayvanlar çocukların hayatı ve kendilerini tanımasını, onların yerine kendini koymasını sağlar. Bu sayede çocukların empati yetenekleri gelişir.

2- Çocuklar problem çözebilir, insiyatif alabilir
Yine derslerde yer alan konular sayesinde olayları değerlendirme ve problem çözme yeteneği de gelişen çocuklar, mutlu ve insiyatif alabilen bir bireyin yetişmesi için önemli bir adım atmış olur.

3- Özgüven sahibi çocuklar Yaratıcı Drama ile mümkün

Yaratıcı Drama çocuğun kendisini tanıyıp, özgüven kazanmasını sağlar. Ayrıca derslerde yer alan oyunlar, çocuğun fiziksel olarak da aktif olma alışkanlığı kazanmasını sağlar.

4- Yaratıcı Drama takım çalışması kavramını öğretir
Okulda çocuklara edindirilmek istenen becerilerden biri takım çalışmasıdır. Ancak günlük ders programları, çocuğun öğrenmesi gereken diğer bilgiler takım çalışmasını edinmesini geciktirebilir. Burada Yaratıcı Drama derslerinin bir kez daha önemi ortaya çıkmaktadır. Farklı insanlarla uzlaşmayı ve işbirliği yapmayı hedefleyen takım çalışması yaratıcı drama dersleriyle çocuklara hızlı bir şekilde kazandırılabilir.

5- Yaratıcı Drama çocukların sanat anlayışlarını geliştirir
Tüm sanat dallarını eğitim sürecinde kullanan Yaratıcı Drama, çocukların yaratıcılıklarının ve sanat anlayışlarının gelişmesini sağlar.

Yaratıcı Drama derslerimiz hakkında bilgi sahibi olmak ve ücretsiz tanışma derslerimizden yararlanmak için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Yaklaşık beş yıldır İngiltere’de yaşamını sürdüren oyuncu Memet Ali Alabora, yeni bir tiyatro oyunu sahneye koydu.

Tiyatro sahnesinde 4 kadın, çevrelerindeki kadınların maruz kaldığı taciz ve şiddeti müzikle haykırarak anlatıyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Enough is Enough (Yetti Artık!) bir süredir Galler’de yaşayan Meltem Arıkan tarafından yazıldı, Memet Ali Alabora tarafından yönetiliyor.

Geçen yıl Galler’de yaptıkları turne sonrası oyun Londra’da sergileniyor ve 3 Haziran’da Türkiye kökenliler için özel bir gösterim yapılacak.

Arıkan ve Alabora, Britanya’da yaşanmış gerçek olaylardan yola çıkan tiyatro oyununu anlatıyor.

Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın yer aldığı ‘Adalet Sizsiniz’ isimli tiyatro oyunu, 3 ilde valilikler tarafından yasaklandı.

Yazarlığını Ümit Denizer’in yaptığı, Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın oyunculuk yaptığı ‘Adalet Sizsiniz’ tiyatrosuna Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin valileri tarafından sansür uygulandı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Rutkay Aziz, oyunun neden yasaklandığı ile ilgili açıklamadan yapılmadan, oyuna yasak getirilmesine tepki göstererek; “Yaklaşık 175 oyuna ulaştık, oynamadığımız yer kalmadı. İskenderun, Adana ve Antakya’da oynadığımız oyunu; Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’de oynayamadık. Bu aslında bize verilmiş bir ceza değil, oranın insanına verilmiş bir ceza. Hemen ardından oyunu Van’da oynamaya başladık” dedi.

ÖDÜLLÜ BİR OYUN

Bu sansürün sadece kendilerine yapılmadığını söyleyen Rutkay Aziz, “Birçok arkadaşa da aynı şey oldu. Herhangi bir neden de belirtilmiyor, OHAL dolayısıyla hep söylenen, ‘Güvenlik gerekçesi’ oluyor” diye konuştu. Tek perdelik oyun “Adalet, Sizsiniz”; yargının siyasallaştığı üç tarihi olayı, Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın yorumlarıyla tiyatroya aktarıyor. Oyunda; MÖ 5. yüzyılda Atina’da, ölüme mahkûm edilen Sokrates, 1633 yılında Roma’da, Engizisyon’un müebbet hapse mahkûm ettiği bilim adamı Galileo ve 1927 yılında Boston’da, adaletin ölüme mahkûm ettiği iki İtalyan göçmen işçi Sacco ile Vanzetti’nin hikâyeleri anlatılıyor. Oyun, ayrıca 2012 yılı Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştü. Öte yandan, “Adalet, Sizsiniz” hâlâ sahnelenmeye devam ediyor.

Metin Karaman yönetimindeki tiyatro oyunu ile uyuşturucuyla mücadeleye dikkat çektiler.

Tiyatro yönetmeni Metin Karaman, ‘Pembe Aslında Siyahtır’ oyunuyla gençleri uyuşturucunun kötü yanlarına yönelik uyarıyor.

Kırklareli Kültür Merkezi Gösteri Salonu’nda sergilenen ‘Pembe Aslında Siyahtır’ tiyatro oyunu ile uyuşturucunun kötü yönleri anlatıldı.

Uyuşturucunun kötü yönüne dikkat çekilen tiyatro oyununun yönetmeni Metin Karaman, “Bazen devlet büyüklerimiz, ‘Arkadaş, siz böyle bir oyun oynuyorsunuz, zararlı maddeler, uyuşturucu maddelerle mücadele diyorsunuz ama ya aklına çocuğun karpuz kabuğu düşürürseniz’ diyorlar. Bizim oyunumuz ünlülerin barkovizyon görüntüleri ile başlıyor. Fakir bir ailenin oğlu ve zengin bir ailenin kızı, yani bu illetin erkeği, kızı, zengini, fakiri yok. Bu illete bulaşırsan ölürsün. Bu illete bulaşırsan öldürürsün diyor, alt metninde oyun. Herhangi bir maddeyi kullanırken göstermiyoruz, kullandıktan sonra göstermiyoruz. Kullandıktan sonraki keyif anını vermiyoruz, yerde sürünme anını veriyoruz, oyunda. Zehir diyoruz oyunda, çünkü o maddeyi alırsa zehirlenecek o çocuk, o yüzden zehir diyoruz” diye konuştu.

“İsim vererek reklamını yapıyorlar”

Oyunu sergilemelerinin sebebi üzerine yönetmen Karaman, “Ben dönem dönem televizyon kanallarında, ulusal kanallarda, bu işin uzmanı olduğunu gördüğüm insanların, o maddelerin tek tek isimlerini vererek ‘efendim şurada şu kadar şu yaygın, burada bu kadar bu yaygın’ gibi isimler vererek program yaptıklarını görüyordum. Programa katılmak istedim, engellemek istedim, çünkü orada o maddenin adını vererek zaten reklamını yapmış oluyorsun. Biz burada hiçbir reklam yapmıyoruz, inadına uzak dursun gençlik, annesine sıkı sıkı sarılsın, babasına sıkı sıkı sarılsın, öğretmenleriyle iletişim kursun, büyükleriyle iletişim kursun diye bu oyunu çıkardık” şeklinde konuştu.

Tiyatroyu yakından takip eden 10 kişiden oluşan Jüri, 2017 yılının en iyi 10 tiyatro oyununu belirledi. Seçimi yaparken Ekim 2016 ile Ekim 2017 tarihleri arasında prömiyer yapan oyunları dikkate alan jüri üyeleri, yaptıkları seçimler ile 2017 yılının en iyi 10 tiyatro oyununu seçti.

Jüri üyelerinin oylarıyla ‘Mülteci meselesini’ ele alan ‘İstila’ isimli oyun 2017’nin en iyi oyunu seçildi.
‘Godot’yu Beklerken’ oyunu ikinci olurken, ‘Yen’ isimli oyun üçüncü oldu.

TİYATRO JÜRİSİ
Milliyet’ten Asu Maro, Cumhuriyet’ten Ayşegül Yüksel ve Bahar Çuhadar, Şalom’dan Erdoğan Mitrani, Açık radyo ve Time Out’dan Gülin Dede Tekin, Hürriyet Gösteri’den Hami Çağdaş, İstanbul Tiyatro Festivali Direktörü Leman Yılmaz, Afife Ödülleri Jüri Başkanı Merih Tangün, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Ragıp Ertuğrul ve T24’den Zeynep Aksoy.

İşte 2017 yılının en iyi 10 oyununun listesi

1. İstila/ B Planı
Yarı İsveçli yarı Tunuslu Jonas Hassen Khemiri’nin yazdığı ‘İstila’, yerkürenin ‘kimlik’ konusundaki kafa karışıklığını, taze bir dille kurguluyor. Sami Berat Marçalı’nın dinamik rejisi ve Barış Gönenen, Hakan Kurtaş, Efe Tunçer, Seda Türkmen’in iddialı performansları oyunu alıp sürüklüyor.

2. Godot’yu Beklerken/ Studio Oyuncuları
Usta yönetmen Şahika Tekand’ın gözünden, Beckett’ın kült metnine özgün bir yorum. Tekand’ın çarpıcı ışık ve ses tercihleri; Yiğit Sertdemir, Onur Berk Arslanoğlu, Cem Bender, Sedat Kalkavan, Nazlı Deniz Korkmaz, Nilgün Kurtar ve Mehmet Okuroğlu’nun oyunculuklarıyla bütünleşerek, bir klasiği performatif sahneleme yöntemiyle sergiliyor.

3. Yen/ Craft Tiyatro
Anna Jordan imzalı hayli sert bu oyun, Çağ Çalışkur’un başarılı rejisi ve Bora Akkaş, Berker Güven, İdil Sivritepe, Neslihan Yeldan’dan oluşan çok dinamik bir sahne üstü ekibin yorumuyla dramatik, çarpıcı ve duygusal bir ‘başka türlü aile öyküsü’ olarak karşımıza çıkıyor. İçinden özlem, şefkat, kardeşlik, aşk, öfke duyguları geçen etkileyici bir oyun…

4. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin/ BAM
Kadınların ‘içini görme’ konusunda en mahir tiyatro kalemlerinden birinin, Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği, ‘kız-anne-anneanne’ bağı ve hikâyeleriyle bize müthiş bir ‘kadınlık’ ve İstanbul öyküsü aktaran, hüzünle komedi arasında beceriyle giden bir oyun.
“Hep içinden konuşan kadınlar”ı, bu kez duymak için eşsiz bir fırsat…

5. Şatonun Altında/ Fiziksel Tiyatro Araştırmaları
Shakespeare’in asla bitmeyeceğinin ispatı gibi bir oyun… Clown, fiziksel tiyatro anlatıcılığı, buffon gibi teatral imkânları kullanarak, ‘Macbeth’e farklı bir bakış açısı getiren ‘Şatonun Altında’ Güray Dinçol’un yönetiminde, Pınar Akkuzu ve Gülden Arsal’ın hayli etkileyici performanslarıyla sergileniyor.

6. Joko’nun Doğum Günü/ Yolcu Tiyatro

Çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Roland Topor’un oyunu, sistemin insanı kontrol altına alma hırsını, ezen-ezilen ilişkisi üzerinden absürd bir anlatımla ele alıyor. Ersin Umut Güler’in rejisi ve Tolga İskit, Ayşe Tunaboylu, Cenk Dost Verdi, Yasemin Ertorun, Burak Üzen, Serdar Bordanacı, Sercan Dede ve Sıla Kılıç’tan oluşan ekibin iyi performanslarıyla…

7. Nefesinizi Nasıl Tutarsınız? – DOT
Modern insanın hallerini elini korkak alıştırmadan eleştiren İngiliz kalemlerden Zinnie Harris’ten, ‘mülteci kriz’ini Avrupalılar aleyhine tersine çeviren distopik bir öykü. Murat Daltaban’ın yönetiminde Köksal Engür, Gizem Güçlü, Esra Ruşan, Murat Daltaban, Esin Alpogan, İdil Arkut, Mehmetcan Mincinozlu ve Rami Çakır’ın başarılı oyunculuklarıyla akılda kalıcı bir oyun…

8. Hedwig ve Angry Inch/ Kazan Dairesi
Müzikallerin çiçeği burnunda ekibi Kazan Dairesi, trans bir glam rock şarkıcısının hikâyesini anlatan, Barış Arman yönetimindeki Broadway müzikali ‘Hedwig ve Angry Inch’ ile en çok konuşulan işlerden birine imza attı. Eseri hem Türkçeleştiren hem de başrol olarak sahneye çıkan Yılmaz Sütçü’nün performansı ve kendini ispatlamış metni ile sezonun en cesur işlerinden…

9. He-Go/ Altıdan Sonra Tiyatro
Altıdan Sonra Tiyatro’nun Halil Babür imzalı oyunu, popüler oyuncu Çetin ve kenar mahalle delikanlısı Ersin’i başarılı bir hikâyeyle aynı odada buluşturarak onları zıt kutuplardan 40 yıllık dosta evirirken birçok konuya ince ince dokunduruyor. Yiğit Sertdemir’in yönettiği ‘He-Go’, Halil Babür’ün zekice kotarılmış metni kadar Babür’ün, Ayşegül Uraz’ın ve Alican Yücesoy’un oyunculuğuyla da öne çıkıyor.

10. Gayri Resmi Hurrem/ Ankara Devlet Tiyatrosu
Özen Yula’nın yazıp yönettiği; debdebeli bir devrin, görkemli bir sarayın, altın varaklı bir kafesin içine hapsedilmiş iki kadından dinlediğimiz büyüleyici bir masal. Hurrem Sultan’da İpek Atagün Gezener, cariyede Gülin Ersoy, bütün bu masalı -ve masal içinde masalları- müthiş bir şekilde buluşturuyor seyirciyle…

Türk mizahının usta isimlerinden Aziz Nesin’in ‘Tut Elimden Rovni’ isimli oyununun prömiyeri, Londra’daki Camden Town’da yapılacak.

 

Camden High Street üzerindeki Etcetera Theatre salonunda toplam üç gün sahnelenecek olan oyununun ilk iki gösterisi, 18 Kasım Cumartesi ve 19 Kasım Pazar günleri saat 17.00 ve 19.30’da, üçüncüsü ise 20 Kasım Pazartesi günü saat 21.30’da seyirciyle buluşacak.

 

Pan Productions tarafından üstlenilen 90 dakikalık oyunun yapımcılığını Zeynep Dalkıran, yönetmenliğini ise Gökhan Tosun yapıyor.

 

Akrobat bir çiftin evliliğini konu alan oyun Mela ve Rovni’den yola çıkarak tüm ikili ilişkileri ‘denge’ unsuru ile birer cambaza benzetir.

 

Aziz Nesin yorumunda, “Cambazlık nasıl bir denge kurmaksa, iki insanın karşılıklı ilişkilerini sürdürmeleri de aralarındaki dengeyi sağlamalarına bağlıdır. Denge bozulunca yeniden kurulamazsa, o iki kişi birbirini yok edecek, düşeceklerdir” diyor.

 

UNESCO’nun yayınladığı Index Translationum adlı dünya çeviri bibliyografyasına göre, Aziz Nesin, Türkçe eser veren yazarlar arasında eserleri yabancı dillere en çok çevrilen dördüncü yazar.

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

MİLLİ Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin sanat, spor ve kültür etkinliklerine katılan ortaokul öğrencilerine katkı puanı için hazırlıkların tamamlandığını açıkladı. Tekin, ortak sınavlara (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş/TEOG) geçerken sadece akademik başarıya bakılmayacağını, öğrencilerin sosyal faaliyetler için teşvik edileceğini açıkladı. “Önemli olan çocuğun bir etkinliğe katılımı, biz bunu ödüllendirmek istiyoruz” diyen Tekin’in Hürriyet’e yaptığı açıklamalar şöyle:

SANAT, SPOR, MÜZİK DERSLERİ TEŞVİK EDİLECEK
Ortaöğretime geçişte merkezi sınav uygulamasını kaldırıp, okul başarı puanı üzerinden yürüyen ortak sınavlara (TEOG) geçerken sadece çocukların akademik başarıları değil, aynı zamanda veli, eğitimci olarak çocuklarımızdan şikayetçi olduğumuz bireysel yeteneklerini geliştirememe, sosyalleşememe, sanatsal sportif anlamda etkinlik yapamama durumlarını da ortadan kaldıracak bir mekanizma üreteceğimizi söylemiştik. Velilerimize “Çocuklarınızı bu tür etkinliklere yönlendirin” demenin bir karşılığı olmadığını daha önceki tecrübelerimizden gördük. Okullardaki görsel sanatlar, spor, beden eğitimi, müzik sayısını ve saatini artırmamıza rağmen işlevsel kullanılamadı. Veliler, öğretmenler, okul idarecileri bu derslerde yine akademik etkinlikler yapmaya devam etti, matematik, fizik sorusu çözdü. Bunun tek başına bir çözüm olmadığını anladık.

ALTYAPI TAMAM
Bunun için de TEOG’a bu yapılan etkinliklerin katkısı olursa kültür etkinliklerinin, boşa geçmiş zaman olarak görülmeyeceğini düşündük. Çocuklarımızın akademik başarısının yanı sıra etkinliklerin de değerlendirileceği bir altyapı üzerinde çalıştık. 15 Temmuz olmasaydı, geçen yıl bunu hayata geçiriyorduk. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla karşılıklı güçlerimizi birleştirmek üzere protokoller yapmıştık ve geçtiğimiz yıl pilot uygulamaya geçecektik. Ancak 15 Temmuz’da yaşananlarla bu pilot uygulamayı erteledik.

HER İLDE BİR PİLOT OKULDA BAŞLIYORUZ
Bu yıl eylül ayında her ilden belirli pilot okullar seçilerek bununla ilgili altyapı süreci hazırlanmış olacak. Bunun için de kamuoyunda objektif bakış açısını ortadan kaldıran bir yapı oluşmamalı, güven zedelenmemeli. Her çocuğa eşit şekilde bu etkinlikleri yapma imkânı sunulabilmeli. Üzerinde çalışacağımız pilot uygulamayla oluşturduğumuz modelin velilerin, öğrencilerin, kamuoyunun güvenini sarsıcı bir unsur olup olmadığını tespit edeceğiz.
Türkiye’nin her tarafında çocuklarımıza bu tür imkânları sunabilme olanağını analiz edeceğiz. Bizi tatmin edici bir sonuç elde edersek bir sonraki eğitim öğretim yılında puan olarak katkısını bütün öğrenciler nezdinde uygulamaya geçireceğiz.

TEOG a ek puan

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

ETKİ ORANI HENÜZ BELLİ DEĞİL
Teog sınavlarına ek puan da şuanki kurgumuz ortaokul sürecinde yani 5-6-7 ve 8’inci sınıftan itibaren bu tür etkinliklere çocukları yönlendirip, teşvik etmek. Eğer objektif şekilde yapabilirsek puan düzeyine katkısını bu uygulama esnasında göreceğiz. Öngörülerimiz var, ama sahada test edeceğiz. Şu anda oranı kararlaştırmadık, yüzde 20-30 da olabilir. Ancak yüzdelik dilim olarak mutlaka ortaokuldan liseye geçişte TEOG’da baz olarak kullanacağız. TEOG puanının hesaplanmasında akademik başarılarının yanına etkinlikleri de ekleyeceğiz.

HANGİ ETKİNLİKLER KATKI YAPACAK?
Bakanlığımız, okullarımızda öğrencilerimiz tarafından yapılan etkinliklerin toplandığı bir sistem oluşturdu. Verilerin geleceğe yönelik uygulamalara ışık tutması için sosyal etkinliklerle ilgili öğretmen ve akademisyenlerimizin katkısıyla bir sistematik yapı kurgulanarak ‘Sosyal Etkinlikler’ ana başlığında 5 alt tema belirledik. Bilimsel, Kültürel, Sanatsal, Sportif Etkinlikler ve Toplum Hizmeti Çalışmaları’nın alt basamakları şunlar:

KÜLTÜREL ETKİNLİKLER: Temel hedefimiz kültürel miras uygulamalarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için gerekli mekanizmaları oluşturmak. Bunun için sözlü gelenekler ve anlatımlar, somut olmayan kültürel miras uygulamaları, toplumsal uygulama ritüel ve şölenler, doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, el sanatları etkinlikleri, geziler (müze-ören yeri-tarihi mekan gezileri), sözlü gelenekler (aşıklık, mani söyleme, Nasreddin Hoca fıkraları anlatma, Dede Korkut geleneği), yöresel etkinlikler (yaylacılık, zeytin ve zeytinyağı kültürü vs) yapılacak.

SANATSAL ETKİNLİKLER: Amacımız küçük yaştan itibaren çocuklarımızın sanatsal yeteneklerinin tespit edilip, sonraki eğitimlerinin buna göre planlanması, her çocuğumuzun bir sanatsal etkinlikle ilgilenmesini sağlamak. Fonetik sanatlar (şan, solo, koro, orkestra, enstrüman), dramatik ve plastik sanatlar, gösteri sanatları (barak, bozlak havaları yöresel olarak tespit edilmiş meddahlık geleneği, okçuluk), el sanatları (ahşap oymacılığı, kilim dokumacılığı, bakırcılık, çalgı yapımcılığı, çömlekçilik, ebru sanatları, keçecilik, kilim dokuma, lüle taşı işleme).

SPORTİF ETKİNLİKLER: Bu etkinlikleri teşvik ederken iki amacımız var. Bir yandan çocuklarımızın vücut sağlıkları, çocukluklarını yaşayabilmeleri için onlara uygun ortamlar oluşturmak. Diğer yandan da profesyonel sportif altyapıyı hazırlamak için, ülkemizin ihtiyaç duyduğu başarılı sporcuları küçük yaştan itibaren tespit edip gerekli eğitimi alabilmelerini sağlamak. Bu amaçla da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan protokolle 50’nin üzerindeki federasyonlarla işbirliği olacak ve tüm spor branşlarıyla ilgili başlıklar takip edilecek.

BİLİMSEL ETKİNLİKLER: Çocuklarımızın eğitim süreçlerine uygun bilimsel etkinliklere yönlendirilmesini de planladık. Bu amaçla başta TÜBİTAK ve üniversiteler olmak üzere yetkin kurum ve birimlerle işbirliği halinde yapılacak çalışmaları kapsayacak şekilde; Bilim Olimpiyatları, Bilim Şenlikleri, Bilim Fuarları, Bilimsel Proje Yarışmaları, Patent Sahibi Olma, Bilimsel Toplantılar, Bilimsel Araştırma Yarışmaları, Zekâ Oyunları vb. başlıkları içerecek çalışmalar izlenecek.

TOPLUMA HİZMET ÇALIŞMALARI: Temel hedefimiz çevresini tanıyan, etrafının sorunlarıyla ilgilenen, topluma yararlı olmayı önceleyen sosyal bireyler olmalarına yardımcı olmak. Öğrencilerimiz tarafından okul Sosyal Etkinlikler Kurulu’nca belirlenen çalışma başlıkları göz önünde bulundurularak, okul kulüpleri marifetiyle çevreye ve sosyal hayatın ihtiyaçlarına duyarlı ve okulun ihtiyaçlarına göre yapacağı toplum hizmetleri çalışmalarını kapsar.

5 İNCİ SINIFLARA HAZIRLIK
Ortaokul 5’inci sınıflarda yoğunlaştırılmış yabancı dil ağırlıklı programı önümüzdeki eğitim yılında başlamak için çalışmalar sürüyor. 600’ün üzerinde okulda pilot uygulayacağız. Herhangi bir dersten azalma olmaksızın seçimlik dersleri bu yönde çeşitlendireceğiz. Programın planlanması aşamasında çalıştaylar, literatür taraması, mevcut yabancı dil öğretim programına yönelik anketler gibi çeşitli çalışmalar yapıldı. Yabancı dil öğretiminde alanında yetkin kuruluşlarla görüşüldü. Yabancı dil öğretimine 5’inci sınıflarda 16-18 saat ayrılması uygun görüldü ve buna göre taslak öğretim programı hazırlandı. Talim ve Terbiye Kurulu program üzerinde çalışıyor. Uzaktan eğitimden yararlanabiliriz. Yabancı dil düzeyi öğrencilere faydalı olabilecek, yeterince skoru ve düzeyi olan öğretmenlere yaz aylarında hizmetiçi eğitim başlattık. Etkili ve verimli hizmet içi eğitimler, ölçme ve değerlendirme sisteminin düzenlenmesi gibi planlamalar var. Amacımız en iyi olanakları kullanarak yabancı dili öğretim sürecini, işlevsel hale getirmek.

DEVAM AFFI SENEYE YOK
Sınav kazanıp devamsızlık yapan liselilere üniversiteyi kazanınca tolerans tanıdık. Son kez mağduriyet yaşanmasın diye düzenleme yaptık. Bundan sonra devamla ilgili velilerden talep gelmesin, çocuklar yönetmelikte tanımlandığı biçimde mutlaka devam etsin, seneye bu konuda çalışmamız olmayacak.

ÖNEMLİ OLAN KATILIMI ÖDÜLLENDİRMEK
Her çocuk bir etkinliğe gitsin istiyoruz, katılımı ödüllendirmek gerekiyor. Çocuğun etkinliğe katılması bizim için bir değer, bunu mutlaka bir veri olarak alalım. Katıldığında bir ürün ortaya çıkarıp çıkarmaması da önemli. Örneğin bir sergi açıyor ya da müzik resitalı veriyor mu? Uluslararası alanda derece elde ediyor mu? Bu da ödüllendirilmeli. Kamuoyunda objektif değerlendirmeyi ortadan kaldıracak bir düzenleme yapmamalı, ona da hassasiyetle dikkat edeceğiz. Etkinliklerden alınan notlarla akademik başarıları belli oranda birleştirip liseye yerleştirilirken öğrenciyi hem yönlendirmiş olacağız, hem de sanat, spor ya da başka yeteneğine göre liseye yerleştireceğiz. Böylece çocuklarımızın okul dışında zaman geçirmesini, etkinliklere katılmasını teşvik edeceğiz.

ÜNİVERSİTE SINAV SİSTEMİ KONUSUNDA YÖK İLE TECRÜBELERİMİZİ PAYLAŞTIK
Üniversite sınav sistemini TEOG benzeri bir sisteme dönüştürme talebimiz yok. Biz sadece TEOG uygulamasının başarılı sonuçlarını paylaşıyoruz. Bu inisiyatif tamamen YÖK’te. YÖK ile de bu konuda tecrübelerimizi paylaştık, gerekli şeyleri anlattık. Bundan sonraki süreçte YÖK’ün atacağı adımlara destek olacağımızı söyledik.

 

Alıntı: mebajans.net

16 haftalık Kamera Önü Oyunculuk Atölyesi  kursumuz Halis Bayraktaroğlu yönetiminde 1 Haziran 2017 tarihinde başlayacaktır. Eğitimlerimiz haftada 1 gün 2 saat şeklinde  yapılacaktır. Bunun yanı sıra 4-10 yaş arası öğrencilerimiz için ayrı gruplar oluşturulacaktır. Bu atölye çalışmamızda kursiyerlerimiz;

  • Temel Oyunculuk
  • Metod Oyunculuk
  • Doğaçlama
  • Konuşma Eğitimi
  • Kamera Karşısında Oyunculuk
  • İmaj Oluşturma

alanlarında profesyonel bir eğitim alacaklardır. 0212-570-8068 numarasından bizlere ulaşarak bilgi alabilir ya da kurumumuza gelip kayıt yaptırabilirsiniz.

burcu-isil-oguz-erkan-basa

Marmara üniversitesinin topluma hizmet etkinliği kapsamında Kazım Karabekir (Erenköy) Kültür Sanat Merkezinde  Doç. Dr. Zuhal Özcengiz önderliğinde gerçekleştirilen “Geçmişten günümüze resim ve müzik alanındaki gelişmeler” adlı konser etkinliğinde piyano ve şan eğitmenimiz Işıl Oğuz ‘da yer almıştır. Kendisini Nar Sanat ailesi adına Etkinlik Koordinatörümüz Erkan Başa ziyaret etmiş ve sürpriz yapmıştır. Mart ve Nisan ayında da konserin tekrarı yapılacaktır. Hocamıza başarılarının ve sosyal projelerinin devamını dileriz..

 

KONSER İÇERİĞİ

İLKEL TOPLULUKLAR (ESAT MERT KOÇ Ortaçağ’ın sonuna kadar sunacak.)

İlkel topluluklarda yaratıcılığın temel ögesi doğaydı. İnsanlar hayvanların benzerlerini mağara duvarlarına ve kayalara resmediyorlardı. Taşlara ve kemik parçalarına vurarak değişik sesler çıkartıyorlardı. İlkel topluluklarda müzik ve resmin başlangıcı bu şekilde olmuştur.

ANTİK MISIR (İ.Ö 4000)

RESİM__Eski Mısır dünyasında resim sanatı edebi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerini, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur.

MÜZİK__ Mısır tarihinde müziğin önemini, kazılarda bulunmuş çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden öğreniyoruz. Mısırlıların gelişmiş bir dans kültürü olduğu,özellikle kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de belgeleniyor.

ANTİK YUNAN

RESİM__ M.Ö. 7. yy sonları ve 6. y.y. da siyah figür tekniği, sonraki dönemlerde ise kırmızı figür tekniği kullanılmıştır. Yunanlıların günlük ihtiyaçları için yapmış oldukları vazolarda, resim ve nakış sanatı için önemli belgelerdir.

MÜZİK__ Antik Yunanlıların müzikleri hakkında son yüzyılda pek çok malzeme ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemde müzik hastalıkların tedavisinde de kullanılıyordu. Hipokrates yaklaşık 2400 yıl önce bazı hastalıkların tedavisi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürüyordu.

ANTİK ROMA (M.Ö 9. yy -1453)

Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte “klasik antikite”ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk,savaş, sanat, edebiyat, mimari, teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

ORTA ÇAĞ (476-1400)

RESİM__ Ortaçağ’ın en belirli resim akımını Bizans sanatıdır. “İkon” adı verilen tablo halindeki aziz resimleri de Ortaçağ Avrupa resmi gelişmesini etkilemiştir.Ortaçağ resmi başlangıçta altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürleri ile Bizans sanatından gelme bir tabiat uzaklığı, dini-mistik hava içindeyken, yavaş yavaş bu resim akımlarında doğaya yaklaşma başlar

MÜZİK__Orta Çağ, Antik Çağ ile Rönesans’ın arasındaki dönemi kapsayan ve müziğin gelişimini etkileyen bir dönemdir. Bu dönem karanlık çağ olarakta adlandırılır.Bunun sebebi kilisenin aşırı baskısıdır.Bu dönemde en önemli çalgı insan sesidir ve şarkı sözleri incilden alınmıştır.

RÖNESANS (Yeniden Doğuş) –  (SEFER TURAN sunucak)

Avrupa’da 1000 yıllık karanlık Ortaçağ sonrası katolik kilisesinin acımasız hakimiyetini kaybettiği ve  insanların hümanizmayla birlikte özgürlüklerini yeniden kazandıkları ve bu özgürlükle birlikte özellikle sanatta baskıcılıktan ve yasaklardan dolayı bin yılın biriktirdiği sanat eserlerinin onlarca yıl içinde ortaya çıktığı bir dönemdir.

RESİM__ Leonardo Da VİNCİ (1452-1519) insanlık tarihinin şahit olduğu tüm çağlara hitap edebilen en önemli tasarım, ressam ve mucitlerindendir. Rönesans döneminde doğadaki altın oran düzenini sanatına yansıtarak insanlığın fikri ve sanatsal gelişiminin belkide en önemli ivmesini gerçekleştirmiştir.

MÜZİK__Guilio CACCİNİ (1550-1618) bu dönemde konusu ilk din dışı şarkılar olan madrigallerin en ünlü bestecilerindendir. Amarilli mia bella en ünlü madrigalidir. ( Sefer Turan AMARİLLİ eserini seslendirecek.)

BAROK  DÖNEM (1600-1750) (AYHAN DOĞAN sunacak)

RESİM__ Barok resimde ışık bütün resim yüzeyine aynı ölçüde dağılmaz ve parçalar halinde yansır. Savrulan uçuşan hareketli figürler , eğri çizgiler oluşturacak biçimde resme yerleştirilmiştir.

MÜZİK__Barok müzik , armoninin açık seçik olmadığı , modülasyonlar ve uyumsuzlukla dolu entonasyon güç ve hareketi zor olan müziktir. Müzikteki başlıca büyük yeniliği “fonksiyonel tonalite” kavramının çok geliştirilmesindedir.

GİOVANNİ PAOLO PANİNİ (1691-1765)

Barok Dönemde yaşamış ve o dönemin özelliklerini eserlerine yansıtarak günümüze kadar ulaştırabilmiş İtalyan ressamdır. Eserlerinde daha çok içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır. Roma Antigua adlı eserini birçok yap-bozun üstünde görmek mümkündür.

JOHANN SEBASTİAN BACH (1685-1750)

Alman barok müzik bestecisi Bach köklü Alman stillerini , özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritm, form, armoni ve kontrpuan birikimleri ile müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir. Eserleri arasında konçertoları , varyasyonları ,si minör missa , 2 çile ve 200 tanesi günümüze kadar ulaşmış 300 den fazla kantatı bulunmaktadır. (AYHAN DOĞAN Bach sol minör menüet çalacaktır.)

MİCHELANGELO CARAVAGGİO  (1573-1610) (MELİKE GÜZEL sunacak)

İtalyan ressam, aşırı gerçekçilikle yarattığı eserler dışında duygusal anlatımlı dinsel resimler de yapmıştır. Işığın kullanımında yenilik getirerek  karanlık alana, tek kaynaktan kuvvetli bir ışık vermeyi yeğlemiştir.

George Frideric Handel (1685-1759)

Alman bestecisidir, Su müziği, Havai Fişekler için müzik ve Mesih gibi eserleriyle Barok dönemin en büyük bestecilerinden biri sayılmıştır. Almira operasıyla  besteci olarak ilk başarılarını kazanmıştır. 40’tan fazla opera  ve oratoryo bestelemiş. Ayrıca orkestra müziği ve solo çalgılar için birçok eser yazmıştır. (Melike Güzel Handel sol minör sonata çalacak.)

 

KLASİK DÖNEM (1750-1827) (BURCU IŞIL OĞUZ sunacak)

RESİM__ Resimde insan, bir mekan içinde gösterilir. Yüzlerin ifadesi heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmaz. Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanır.

MÜZİK__ Barok müziğin süslü anlatımı yerini sadeliğe bırakmıştır. Kontrpuantal yazım yerini homophoneye bırakmıştır. Orkestra müziği gelişmiştir. Piyano icat edilmiş ve piyano için besteler yapılmıştır.

JACQUES-LOUİS DAVİD (1748-1825)

Dönemin önemli ressamlarından biridir. Döneme damgasını vuran rokaka akımının ve Fransız ihtilanin etkileri eserlerinde görülür.

WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756-1791)

Dönemin ünlü bestecilerindendir. Eserlerinde dönemin getirisi olan yalın müziği ve akıcı melodileri işleyişi göze çarpmaktadır. Opera buffa ve opera seria tarzlarında operalar yazmıştır. Senfoni, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Ömrüne 626 eser sığdırmıştır. ( Burcu Işıl Oğuz Mozart – Als Luise seslendirecek.)

ANTOİNE – JEAN GROS (1771-1835) (ESAT MERT KOÇ sunacak.)

Fransız asıllı ressamdır. Minyatür ressamı olan babası tarafından 6 yaşında eğitilmeye başladı. 1785’in sonuna doğru jacques Louis David’in atölyesine katıldı. Yaşadığı dönem ve siyasi durumdan kaynaklı olarak genellikle; devlet liderleri, savaşlar ve meclis üyelerinin portelerini çiziyordu.

LUDWIG VAN BEETHOVEN (1770-1827)

Alman besteci ve müzisyendir. Yaşamı boyunca çeşitli sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 yılında işitme problemleri yaşamaya başlamıştır. Bu süre zarfında çok sayıda piyano sonatı ve konçertolar bestelemiş bir de Fidelio adında opera yazmıştır. 1817’de tamamen sağır olan Beethoven yazdığı 9 senfoninin bir kısmını sağır olduğu zamanlarda yazmıştır. Hayatta çeşitli zorluklar yaşaması onun müzikal karakterini belirlemiştir. Besteleriyle kendinden sonraki dönem olan romantik dönem için önemli temeller atan Beethoven müziği aşırı belirgin duygu geçişleriyle, gerilen ve çözülen akorlarla bilinir.( Esat Mert Koç Beethoven – Pathetique sonat 2. bölüm çalacak.)

ROMANTİK DÖNEM (SEDEN CANALP sunacak.)

Romantizm dönem olarak, 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen süreyi kapsar. 19. yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardır. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpmaktadır.

JEAN AUGUSTE DOMİNİQUE INGRE

29 Ağustos 1780 yılında Toulouse yakınlarında Montauban’da dünyaya geldi. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylece Dominique İngres on yaşlarındayken babasın¬dan ilk resim derslerini aldı. Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bü¬tün çıplaklarını kapsayan  Türk Hamamı adlı tablosu oldu.

FRANZ SCHUBERT

Yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır.600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. (Seden Canalp Schubert – Sarabande çalacak.)

Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan1828) (SELİN ECE KARAAĞAÇ sunacak.)

Romantik dönemin en önemli ressamlarından biri olan Francisco Goya, 30 Mart 1746’da Zaragoza’da doğmuştur. İlk resim denemelerini  Zaragoza’da yapmıştır. Başlangıçta  portre çalışmalarını manzara resimlerine tercih eden Goya, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti. (Selin Ece Karaağaç Schubert – Die Forelle seslendirecek. Not : Seden de schubert çaldığı için ressam hakkında bilgi verip eserine bağlayacaktır. )

HENRİ MATİSSE (31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) (BURAK OTLU sunacak.)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Matisse renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir. Fovist akımın öncülerindendir.

SERGEY RAHMANİNOV (01 Nisan 1873 – 28 Mart 1943)

Sergey Rahmaninov, Sergey Rahmaninov 20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir.İlk önemli eseri 1895-1896’da yazdığı Re Minor 1. Senfoni’dir. (Burak Otlu Rachmaninov – Vocalise çalacak.)

PAUL CEZANNE (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906)  (GÜL SIVACI sunacak.)

30 mart 1746 da  Zaragoza da doğmuştur. İlk resim denemelerini Zaragoza da yapmıştır. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

CAMİLLE SAİNT SEANS (1835-1921)

Fransız bestecidir. Orkestra şefi ve piyanisttir. Saint-Seans’ in opera, senfoniler, konçerto, şarkılar, solo piyano ve oda müziği gibi neredeyse tüm türlerde yazdığı eserler 19. yüzyıl Fransız bestecileri arasında bir anormallikti. (Gül Sıvacı Camille – Kuğu çalacak.)

ÇAĞDAŞ DÖNEM (1900 ve Günümüz) (CEM ONAT TAYLAN sunacak.)

Resim : Birçok sanat akımının bir arada toplandığı dönemdir. Bu dönemde vurgulanan en önemli olgu resimde bulunan disiplinlerin kendine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğu ve bundaki amacın ise o  disiplini geliştirmek ve önemini arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda doğadaki görüntülerin takliti yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Gelinen en son nokta ise; insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylece içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.

Müzik: Bu dönem; teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm kuralların eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başladığı dönemdir. Belli bir stil veya kalıp yoktur. Birçok besteci müziğin kurallarını tekrar değiştirip farklı tekniklerde başarılı örnekler sunmuşlardır. Sadece orkestral müzikte değil, sahne müziklerinde de yenilikler yapılmıştır. Son olarak teknolojideki gelişmeler ile beraber müzik salona gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir.

PABLO PİCASSO (1881-1973)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de bilinmektedir. Picasso nun amacı tutarlılık portresi çıkarmak yerine, his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Kübizmin önemli bir temsilcisidir. Bu yüzden eserlerinde doğa olgusunun olduğu gibi yansıtılmaması gerektiğini öne süren, nesneleri geometrik bir biçimle yansıtan bir anlayışa sahiptir. Eserlerinde metaforlar kullanarak gizlenmiş şekilde hikayelerde anlatmaktadır.

FREDERICK LOEWE   (10 Haziran 1901-14 Şubat 1988)

Viyana müzikal stilini benimsemiştir. ‘Fritz’  15 yaşına geldiğinde popüler bir şarkı olan ‘Katrina’ yı bestelemiştir. Film müzikalin den 9 akademi ödülü kazanmıştır. (Cem Onat Taylan Loewe – Ascot Gavotte çalacak.)

MARC CHAGALL (1887- 1985) (ÖZLEM ASİLTÜRK sunacak.)

Rus asıllı Fransız ressam. 1.Dünya Savaşı öncesinde Paris’teki avangard akımlara dahil oldu, fakat çalışmaları, kübizm ve fovizm gibi akımlara daha yakındır. Eserlerinde ülkesine ait folklorik öğeler göze çarpar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’ te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı.

JUAN JOSE BUSCAGLİA (1893-1958)

Arjantin’ li gitarist ve şarkıcı. Chagall gibi, ülkesi Arjantin’in ulusal müzik türü olan ve folklorik motifler taşıyan milonga ve tango türünde besteler yapmıştır. (Özlem Asiltürk Buscaglia – Milonga çalacak.)

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Nar Sanat Tiyatrosu kapsamında öğrencilerimiz 24.12.2016 tarihinde saat 15:00-19:00 saatleri arasında skeçler sergileyecektir. Bu ara oyunumuzda öğrencilerimiz performanslarını sergileyebilecekleri oyunlarla,farklı karakterlere bürünerek, doğaçlayarak eğlenceli bir oyun ortaya çıkaracaklardır.  Etkinliğimize herkes davetlidir.

 

NOT: İsteyen velilerimiz; kendi hikayelerini info@narsanat.com adresine mail olarak göndererek kendi skeçlerini izleyebilir. 🙂

Tiyatro öğrencilerimizin önceki performansları:

diksiyon

diksiyonÖzel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak Pelin Acar eğitmenliğinde bir sonraki Diksiyon kurlarımızın planlaması yapıldı. Bir sonraki diksiyon kurlarımız 29 Aralık Perşembes başlayacak. Kur günleri ve saatlerinin planlaması şu şekildedir;

Perşembe günleri 14:00 – 17:00 ve yine Perşembe günleri 18:00-21.00 saatleri arasında yapılacaktır. Diksiyon kurslarımız haftada 1 gün 3 saat şeklinde 6 hafta boyunca devam etmektedir. Kur kayıtları 29 Aralık  Perşembe gününe kadar devam etmektedir. Kayıt için iletişim bölümünden bilgilerimize ulaşabilirsiniz.