oyun

oyun konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. oyun konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. oyun konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri oyun konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Uluslararası Ankara Tiyatro Festivalinin kapanışı usta oyuncuları bir araya getiren ‘Dali’nin Kadınları’ adlı oyunla gerçekleşti.

Bu yıl 24. kez düzenlenen ve 28 oyunun sahnelendiği Uluslararası Ankara Tiyatro Festivalinin son gününde sanatseverleri Dali’nin Kadınları adlı oyunla buluştu.

Belediyenin Yılmaz Güney Sahnesinde usta oyuncuları bir araya getiren oyun, tiyatro severlerden büyük ilgi gördü. Çolpan İlhan-Sadri Alışık Tiyatrosu bünyesinde sahnelenen oyunu Erdi Işık kaleme alırken oyunun yönetmenliğinde Ali Düşenkalkar’ın imzası bulunuyor.
Dünya tarihinde büyük iz bırakmış kadınlar Marilyn Monroe, Virginia Woolf, Edith Piaf ve Frida Kahlo’yu bir araya getiren absürt komedi tarzındaki oyunda izleyiciler bir parça müzikal, biraz trajedi ve bir tutam gerilim unsurunu aynı anda yaşadılar.

Edith Piaf’ı Hatice Aslan’ın, Frida Kahlo’yu Hande Soral’ın, Marilyn Monroe’yu Gülin İyigün’ün ve Virginia Woolf’u da Açelya Devrim Yılhan’ın canlandırdığı oyunda Devrim Nas, Salvador Dali cinayetinde şüpheli konumda bulunan kadınlar üzerinden kendi iç dünyasını ve hayatını sorguluyor.

Her biri ayrı bir renk olan efsaneleri bir araya getiren oyunda usta sanatçılar performanslarıyla Yılmaz Güney Sahnesini dolduran yüzlerce tiyatro severin alkışını aldı.

Pat Atölyenin hazırlamış olduğu oyun 29 Kasım’da sahnelenecek.

Rafiz Mahdizade, Esin Aslan ve Metin Kurt yazdı. Yönetmenliği ise yazanlardan Rafiz Mahdizade yapıyor. Oyunun müziklerini Güler Özince üstlendi. Adem Yıldırım, Defne Uluer, Mehtap Yılmaz, Metin Kurt ve Uğur Aksu rol alıyor. Güler Aşık, oyunun afişini tasarladı. Fotoğrafları ise Volkan Erkan Çekti gibi oyuncular yer almakta.

35 dakikalık bu oyunun galası 29 Kasım 20:00’da Kadıköy’deki Halis Kurtça Kültür Çocuk Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Bir çocuğun ticaret öyküsüdür bir nevi sadece bir kere yapar bu ticareti. Sokakta neşe satar insanlara ve karşılığında bir balon alır. Kırmızı bir balon. Balonu sever, hep yanındadır balon. bir gün kaçırır balonu elinden ve ardısıra gider. İsteği onu mutlu eden balonuna tekrar kavuşabilmektir. Aklınıza kötü bir son hüzünlü bir hikaye gelmesin sakın. Mutlu ve huzurlu bir sona kavuşacağız.

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde anlattığı Hezarfen Ahmed Çelebi’nin etkileyici hikayesi, İDT tarafından “Uçmak – Hezarfen Ahmed Çelebi” oyunuyla anlatılacak.

 

Okmeydanı’nda uçma denemeleri yaptıktan sonra Galata Kulesi’nden atladığı bilinen Hezarfen Ahmed Çelebi’nin “uçma” tutkusu sahnede.

Ömer F. Oyal’ın kaleme aldığı iki perdelik oyun, ilk kez tiyatroseverlerle buluşuyor.
Dekoru, kostümleri ve kalabalık kadrosuyla dikkati çeken oyunun yönetmeni Hakan Çimenser, yaklaşık 2 aydır hazırlıklarını sürdürdüklerini ve Anadolu insanının sahip olduğu tarihi geçmişe işaret ederek, “Biz onun içinde geçen hikayeleri bu tür dramatik sanatlarla çok daha iyi anlatabiliriz. Bu aslında okumaktan daha hızlı bir süreçtir. Tiyatro da sinema da diziler de bu işlevi yerine getirebilir. Önemli olan orada hassas davranmak, bunun dramatik bir kurgu olduğunu anlamak. Herkes açısından tarihsel gerçekler diye algılanıp farklı farklı yorumlar yapılması söz konusu oluyor ama aslında bunları yapmak ve anlatabilmek önemli.” dedi ve devam etti. “Dünyada herhangi bir festivale gittiğimiz zaman bize en çok sorulan soru bu, ‘Sizin hikayeleriniz nerede?’ diyorlar. Biz, Devlet Tiyatroları Genel Müdürüyle biraz böyle düşünerek işe başladık. Yani hakikaten bizim hikayemiz ne? Biz onu tiyatronun gerçeği ve estetiğiyle, bugünkü haliyle gerçekten dünyaya anlatabiliyor muyuz, onlar bizim hikayelerimizi bu güçte ve estetikte seyredebiliyor mu? Hedefimiz buydu.”

Yeni ve yerli hikayeleri iyi kurgulamanın önemine dikkati çeken Çimenser, “Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde, Hezarfen Ahmed Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar Doğancılar Meydanı’na doğru uçtuğunu anlatması ve orada Lagari diye bir başkasının uzaya çıkmak için bir roketle kendisini göğe fırlatması, 17. yüzyılda böyle orijinal insanların yaşaması bizim ilgimizi çekmişti. Benim çocukluğumdan beri ilgimi çeker zaten. Onların hayatına dair hayal kurmak istedik. Ne yaşadılar o dönemde? İçinde bulundukları ortamda niçin böyle bir şey istediler? Neden böyle bir tutkuya sahiplerdi? Bunu anlatmak istedik.”

Hezarfen’in ilim, fıkıh ve kelamla uğraşan bir medrese hocası olduğunun düşünüldüğünü aktaran Çimenser, etrafındakilerin inanmamasına rağmen, ölümle yüzleşen Hezarfen’in o atlayışı gerçekleştirdiğini ve uçmayı başardığını dile getirdi. Çimenser, “Umarım izleyici de bunu sırtlayıp götürecek. Bunu onlardan istiyorum. Çünkü bu (oyun) bizi anlatıyor.” ”Biz”i anlatan hikayelerin Devlet Tiyatrolarında anlatılmaya devam edeceğinin altını çizerek, “Kafamızda bu projeyi üçleme haline dönüştürecek uzun bir süreç var. O süreç içerisinde kendi insanlarımızdan ve geçmişimizden anlatacağımız hikayeler var.” ifadelerini kullandı.

 

Yaklaşık 2 saat süren oyunda “Hezarfen Ahmed Çelebi”yi Tolga Evren, “Lagari Hasan Çelebi”yi Emir Çiçek, “Evliya Çelebi”yi ise Fikret Urucu canlandırıyor.

Eserde, Dizdar Orhan Kurtuldu, Ebru Unurtan Urağ, Erdoğan Aydemir, Zuhal Acar, Efe Erkekli, Onur Ulutaş, Bilal Ercan, Eray Cezayirlioğlu, Kubilay Ünal ve Ömer Faruk Çalışkan’ın aralarında bulunduğu geniş bir oyuncu kadrosu yer alıyor.

Müzikleri Fırat Akarcalı, koreografisi Orçun Okurgan tarafından yapılan oyunun dekor tasarımı Şirin Dağtekin Yenen, kostüm tasarımı Çevren Sarayoğlu, ışık tasarımı da Akın Yılmaz imzası taşıyor.

Video mapping yöntemi uygulanan oyunda ayrıca minyatür sanatçısı Hilal Arpacıoğlu’nun çalışmaları sahneye yansıtılıyor.
Prömiyeri yarın Mecidiyeköy Büyük Sahne’de yapılacak “Uçmak – Hezarfen Ahmed Çelebi”, farklı tarihlerde aynı sahnede tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek.

 

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl “Hayat Ters Yüz” temasıyla düzenlenen ve 13 Kasım’da başlayan “23. İstanbul Tiyatro Festivali”, 1 Aralık’a kadar devam edecek.

Festivalde 28 tiyatro oyunu içerisinde 16’sı yerli, 12’si yabancı olmak üzere dans ve performans topluluğunun 78 gösteriminin haricinde okuma tiyatroları, söyleşiler, atölye çalışmaları ve ustalık sınıfları gibi Öğrenme ve Gelişim Programı kapsamında yan etkinlikler gerçekleştirilecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatrolarının bu haftaki programda 9’u yetişkin olmak üzere, 17 oyun yer alacak.
Tuncer Cücenoğlu’nun kaleme aldığı “Matruşka”, 20, 21, 22 ve 23 Kasım’da Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde
İspanya iç savaşında Franco rejimi tarafından rehin alınan iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino’nun yaşadıklarını ela alan “Ay, Carmela” Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde
Bu hafta tüm gösterimlerinin bileti tükenen “Cibali Karakolu” müzikali Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde
Chloe Lambert’in yazdığı “Uzlaşma” ise Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde tiyatroseverlerle birlikte olacak.

Aynı tarihlerde Mert Turak’ın tek kişilik performansı “Karıncalar- Bir Savaş Vardı” Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde
Nihat Alpteki’nin “Geç Kalanlar” oyunu Ümraniye Sahnesi’nde
Toplumsal kurallar çerçevesinde biçimlenen insan ilişkilerine odaklanan “Kahvede Şenlik Var” Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde
İkinci Dünya Savaşı’nda Yugoslavya’da yaşanan açlık ve yokluk içinde umudun ve sevginin anlatıldığı “Ocak’ta Bahar – Underground” adlı oyun Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde izlenebilecek.

19-24 Kasım tarihleri arasında sahnelenecek diğer oyunlar;

  1. “Vahşi Batı”(Sam Shepard’ın ünlü oyunu) (Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi)
  2. “Karagöz Çiftlik Bekçisi” (Fatih Reşat Nuri Sahnesi)
  3. “Üzgün Ağaçlar Ülkesi” (Gaziosmanpaşa Sahnesi)
  4. “Rüya” (Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi)
  5. “Elma Kurdu Kırtık” (Kadıköy Haldun Taner Sahnesi)
  6. “Yaşasın Barış” (Kağıthane Sadabad Sahnesi)
  7. “Bir Kümes Hikayesi” (Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Sahnesi)
  8. “Pollyanna” (Ümraniye Sahnesi)
  9. “Harikalar Mutfağı” (Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi)
  10. William Shakespeare’in ünlü oyunu “Hamlet” (Cevahir Sahneleri Salon 1’de)
  11. “Bay Z” ( Bülent Usta’nın oyunu) (Mecidiyeköy Stüdyo Sahnesi)
  12. “Alyoşa” (Hayati Çitaklar’ın oyunu )(Üsküdar Stüdyo Sahnesi)
  13. “Uçmak- Hezarfen Ahmed Çelebi” (Mecidiyeköy Büyük Sahnesi)
  14. “80 Günde Devr-i Alem” (Üsküdar Tekel Sahnesi)
  15. “Kendi Gök Kubbemiz (Yahya Kemal)” (Zeytinburnu Sahnesi)

Çocuk oyunları;

  1. “Siz Ne Dersiniz” (Küçükçekmece Cennet Kültür ve Sanat Merkezi Sahnesi)
  2. “Keloğlan Keleşoğlan” (Cevahir Sahneleri Salon 1’de)
  3. “Turta Girmemiş Orman” Üsküdar Stüdyo Sahne’de tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, çocuklarının hem hayatı hem de kendilerini tanımasını isteyen anne babalara mutlaka Yaratıcı Drama derslerimizi denemelerini tavsiye ediyoruz.

Pek çok okul ve eğitimci tarafından yanlış tanımlanan ve yanlış bir içerikle sunulan Yaratıcı Drama konusunda yıllara dayanan tecrübemiz ile siz değerli ebeveynleri bilgilendirmek istedik.

Yaratıcı Drama, çocukların vazgeçilmezi oyun ile sanatı birleştiren, tiyatrodan yararlanan ancak tiyatro olmayan özel bir branştır. Özellikle altını çizmekte fayda görüyoruz ki; Yaratıcı Drama, tiyatro, dramatizasyon veya oyun oynamak değildir.

Peki ama eğlenirken öğrenmesini hedefleyen yaratıcı drama çocuklarımıza neler kazandırır?

1 – Empatiyi öğrenir
Yaratıcı Drama derslerinde her hafta ele alınan farklı konular, canlandırılan kişi, nesne ve hayvanlar çocukların hayatı ve kendilerini tanımasını, onların yerine kendini koymasını sağlar. Bu sayede çocukların empati yetenekleri gelişir.

2- Çocuklar problem çözebilir, insiyatif alabilir
Yine derslerde yer alan konular sayesinde olayları değerlendirme ve problem çözme yeteneği de gelişen çocuklar, mutlu ve insiyatif alabilen bir bireyin yetişmesi için önemli bir adım atmış olur.

3- Özgüven sahibi çocuklar Yaratıcı Drama ile mümkün

Yaratıcı Drama çocuğun kendisini tanıyıp, özgüven kazanmasını sağlar. Ayrıca derslerde yer alan oyunlar, çocuğun fiziksel olarak da aktif olma alışkanlığı kazanmasını sağlar.

4- Yaratıcı Drama takım çalışması kavramını öğretir
Okulda çocuklara edindirilmek istenen becerilerden biri takım çalışmasıdır. Ancak günlük ders programları, çocuğun öğrenmesi gereken diğer bilgiler takım çalışmasını edinmesini geciktirebilir. Burada Yaratıcı Drama derslerinin bir kez daha önemi ortaya çıkmaktadır. Farklı insanlarla uzlaşmayı ve işbirliği yapmayı hedefleyen takım çalışması yaratıcı drama dersleriyle çocuklara hızlı bir şekilde kazandırılabilir.

5- Yaratıcı Drama çocukların sanat anlayışlarını geliştirir
Tüm sanat dallarını eğitim sürecinde kullanan Yaratıcı Drama, çocukların yaratıcılıklarının ve sanat anlayışlarının gelişmesini sağlar.

Yaratıcı Drama derslerimiz hakkında bilgi sahibi olmak ve ücretsiz tanışma derslerimizden yararlanmak için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Bu yılın yaz aylarında kurulan bağımsız sanat topluluğu ‘gestus’ ilk yapımlarıyla tiyatroseverlerin karşısına çıkmaya başladı. Yazar ve yönetmen Gökhan Erarslan’ın yazıp yönettiği oyunda, Devlet Tiyatrosu sanatçılarından, oyuncu ve yönetmen Tolga Çiftçi rol alıyor. Bir akademisyenin son dersine odaklanan oyun, gündelik hayattan aile kurumuna, açılıyor.

Bir akademisyenin son dersine odaklanan oyunda, gündelik hayattan aile kurumuna, politikadan kadın-erkek ilişkilerine kadar pek çok konu ‘etik’ kavramı üzerinden tartışmaya açılıyor. Bu bir hesaplaşma oyunu; “Etik Nedir?”çok konuşulan ama neredeyse hiç görülmeyen bir kavram olan etik kavramının üzerinden toplumsal hayatta görmezden geldiğimiz pek çok hadisenin izini sürerek, sert bir eleştiriyi sahneye taşıyor.

Oyunun en çok dikkat çeken yanı ise finaline seyircinin karar veriyor olması. Oyunla ilgili yazarı ve yönetmeni Gökhan Erarslan “Sanat kaygıdan doğar. Ben de kaygılıyım. Çünkü bu ülkede birileri konuşmaya başlarken susturuldu, birileri sessizliğe itildi, birileri işinden edildi, birileri işinden edilirken başka birileri sustu ve olan biteni seyretti. Peki, bu olanlar etik miydi sizce? İşte biz bu oyunda bunu, bunları sorguluyoruz, ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’, diyen bir adama yılan bir gün dokunursa ne olur, bunu tartışmaya açıyoruz. Bu tartışmaya seyirciyi de dâhil ediyoruz ve finalde kararı izleyiciye bırakıyoruz. Yani seyirci kendi vicdanında ya da aklında neyin etik olup neyin olmadığını düşünüyor, tartıyor ve karakter adına bir yargıda bulunuyor. Bu bir sosyal deneydir aynı zamanda” diyerek oyunun çarpıcılığıyla alakalı seyirciye bir davette bulundu.

Yaklaşık beş yıldır İngiltere’de yaşamını sürdüren oyuncu Memet Ali Alabora, yeni bir tiyatro oyunu sahneye koydu.

Tiyatro sahnesinde 4 kadın, çevrelerindeki kadınların maruz kaldığı taciz ve şiddeti müzikle haykırarak anlatıyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Enough is Enough (Yetti Artık!) bir süredir Galler’de yaşayan Meltem Arıkan tarafından yazıldı, Memet Ali Alabora tarafından yönetiliyor.

Geçen yıl Galler’de yaptıkları turne sonrası oyun Londra’da sergileniyor ve 3 Haziran’da Türkiye kökenliler için özel bir gösterim yapılacak.

Arıkan ve Alabora, Britanya’da yaşanmış gerçek olaylardan yola çıkan tiyatro oyununu anlatıyor.

Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın yer aldığı ‘Adalet Sizsiniz’ isimli tiyatro oyunu, 3 ilde valilikler tarafından yasaklandı.

Yazarlığını Ümit Denizer’in yaptığı, Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın oyunculuk yaptığı ‘Adalet Sizsiniz’ tiyatrosuna Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin valileri tarafından sansür uygulandı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Rutkay Aziz, oyunun neden yasaklandığı ile ilgili açıklamadan yapılmadan, oyuna yasak getirilmesine tepki göstererek; “Yaklaşık 175 oyuna ulaştık, oynamadığımız yer kalmadı. İskenderun, Adana ve Antakya’da oynadığımız oyunu; Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’de oynayamadık. Bu aslında bize verilmiş bir ceza değil, oranın insanına verilmiş bir ceza. Hemen ardından oyunu Van’da oynamaya başladık” dedi.

ÖDÜLLÜ BİR OYUN

Bu sansürün sadece kendilerine yapılmadığını söyleyen Rutkay Aziz, “Birçok arkadaşa da aynı şey oldu. Herhangi bir neden de belirtilmiyor, OHAL dolayısıyla hep söylenen, ‘Güvenlik gerekçesi’ oluyor” diye konuştu. Tek perdelik oyun “Adalet, Sizsiniz”; yargının siyasallaştığı üç tarihi olayı, Rutkay Aziz ve Taner Barlas’ın yorumlarıyla tiyatroya aktarıyor. Oyunda; MÖ 5. yüzyılda Atina’da, ölüme mahkûm edilen Sokrates, 1633 yılında Roma’da, Engizisyon’un müebbet hapse mahkûm ettiği bilim adamı Galileo ve 1927 yılında Boston’da, adaletin ölüme mahkûm ettiği iki İtalyan göçmen işçi Sacco ile Vanzetti’nin hikâyeleri anlatılıyor. Oyun, ayrıca 2012 yılı Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüştü. Öte yandan, “Adalet, Sizsiniz” hâlâ sahnelenmeye devam ediyor.

Metin Karaman yönetimindeki tiyatro oyunu ile uyuşturucuyla mücadeleye dikkat çektiler.

Tiyatro yönetmeni Metin Karaman, ‘Pembe Aslında Siyahtır’ oyunuyla gençleri uyuşturucunun kötü yanlarına yönelik uyarıyor.

Kırklareli Kültür Merkezi Gösteri Salonu’nda sergilenen ‘Pembe Aslında Siyahtır’ tiyatro oyunu ile uyuşturucunun kötü yönleri anlatıldı.

Uyuşturucunun kötü yönüne dikkat çekilen tiyatro oyununun yönetmeni Metin Karaman, “Bazen devlet büyüklerimiz, ‘Arkadaş, siz böyle bir oyun oynuyorsunuz, zararlı maddeler, uyuşturucu maddelerle mücadele diyorsunuz ama ya aklına çocuğun karpuz kabuğu düşürürseniz’ diyorlar. Bizim oyunumuz ünlülerin barkovizyon görüntüleri ile başlıyor. Fakir bir ailenin oğlu ve zengin bir ailenin kızı, yani bu illetin erkeği, kızı, zengini, fakiri yok. Bu illete bulaşırsan ölürsün. Bu illete bulaşırsan öldürürsün diyor, alt metninde oyun. Herhangi bir maddeyi kullanırken göstermiyoruz, kullandıktan sonra göstermiyoruz. Kullandıktan sonraki keyif anını vermiyoruz, yerde sürünme anını veriyoruz, oyunda. Zehir diyoruz oyunda, çünkü o maddeyi alırsa zehirlenecek o çocuk, o yüzden zehir diyoruz” diye konuştu.

“İsim vererek reklamını yapıyorlar”

Oyunu sergilemelerinin sebebi üzerine yönetmen Karaman, “Ben dönem dönem televizyon kanallarında, ulusal kanallarda, bu işin uzmanı olduğunu gördüğüm insanların, o maddelerin tek tek isimlerini vererek ‘efendim şurada şu kadar şu yaygın, burada bu kadar bu yaygın’ gibi isimler vererek program yaptıklarını görüyordum. Programa katılmak istedim, engellemek istedim, çünkü orada o maddenin adını vererek zaten reklamını yapmış oluyorsun. Biz burada hiçbir reklam yapmıyoruz, inadına uzak dursun gençlik, annesine sıkı sıkı sarılsın, babasına sıkı sıkı sarılsın, öğretmenleriyle iletişim kursun, büyükleriyle iletişim kursun diye bu oyunu çıkardık” şeklinde konuştu.

Tiyatroyu yakından takip eden 10 kişiden oluşan Jüri, 2017 yılının en iyi 10 tiyatro oyununu belirledi. Seçimi yaparken Ekim 2016 ile Ekim 2017 tarihleri arasında prömiyer yapan oyunları dikkate alan jüri üyeleri, yaptıkları seçimler ile 2017 yılının en iyi 10 tiyatro oyununu seçti.

Jüri üyelerinin oylarıyla ‘Mülteci meselesini’ ele alan ‘İstila’ isimli oyun 2017’nin en iyi oyunu seçildi.
‘Godot’yu Beklerken’ oyunu ikinci olurken, ‘Yen’ isimli oyun üçüncü oldu.

TİYATRO JÜRİSİ
Milliyet’ten Asu Maro, Cumhuriyet’ten Ayşegül Yüksel ve Bahar Çuhadar, Şalom’dan Erdoğan Mitrani, Açık radyo ve Time Out’dan Gülin Dede Tekin, Hürriyet Gösteri’den Hami Çağdaş, İstanbul Tiyatro Festivali Direktörü Leman Yılmaz, Afife Ödülleri Jüri Başkanı Merih Tangün, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Ragıp Ertuğrul ve T24’den Zeynep Aksoy.

İşte 2017 yılının en iyi 10 oyununun listesi

1. İstila/ B Planı
Yarı İsveçli yarı Tunuslu Jonas Hassen Khemiri’nin yazdığı ‘İstila’, yerkürenin ‘kimlik’ konusundaki kafa karışıklığını, taze bir dille kurguluyor. Sami Berat Marçalı’nın dinamik rejisi ve Barış Gönenen, Hakan Kurtaş, Efe Tunçer, Seda Türkmen’in iddialı performansları oyunu alıp sürüklüyor.

2. Godot’yu Beklerken/ Studio Oyuncuları
Usta yönetmen Şahika Tekand’ın gözünden, Beckett’ın kült metnine özgün bir yorum. Tekand’ın çarpıcı ışık ve ses tercihleri; Yiğit Sertdemir, Onur Berk Arslanoğlu, Cem Bender, Sedat Kalkavan, Nazlı Deniz Korkmaz, Nilgün Kurtar ve Mehmet Okuroğlu’nun oyunculuklarıyla bütünleşerek, bir klasiği performatif sahneleme yöntemiyle sergiliyor.

3. Yen/ Craft Tiyatro
Anna Jordan imzalı hayli sert bu oyun, Çağ Çalışkur’un başarılı rejisi ve Bora Akkaş, Berker Güven, İdil Sivritepe, Neslihan Yeldan’dan oluşan çok dinamik bir sahne üstü ekibin yorumuyla dramatik, çarpıcı ve duygusal bir ‘başka türlü aile öyküsü’ olarak karşımıza çıkıyor. İçinden özlem, şefkat, kardeşlik, aşk, öfke duyguları geçen etkileyici bir oyun…

4. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin/ BAM
Kadınların ‘içini görme’ konusunda en mahir tiyatro kalemlerinden birinin, Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği, ‘kız-anne-anneanne’ bağı ve hikâyeleriyle bize müthiş bir ‘kadınlık’ ve İstanbul öyküsü aktaran, hüzünle komedi arasında beceriyle giden bir oyun.
“Hep içinden konuşan kadınlar”ı, bu kez duymak için eşsiz bir fırsat…

5. Şatonun Altında/ Fiziksel Tiyatro Araştırmaları
Shakespeare’in asla bitmeyeceğinin ispatı gibi bir oyun… Clown, fiziksel tiyatro anlatıcılığı, buffon gibi teatral imkânları kullanarak, ‘Macbeth’e farklı bir bakış açısı getiren ‘Şatonun Altında’ Güray Dinçol’un yönetiminde, Pınar Akkuzu ve Gülden Arsal’ın hayli etkileyici performanslarıyla sergileniyor.

6. Joko’nun Doğum Günü/ Yolcu Tiyatro

Çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Roland Topor’un oyunu, sistemin insanı kontrol altına alma hırsını, ezen-ezilen ilişkisi üzerinden absürd bir anlatımla ele alıyor. Ersin Umut Güler’in rejisi ve Tolga İskit, Ayşe Tunaboylu, Cenk Dost Verdi, Yasemin Ertorun, Burak Üzen, Serdar Bordanacı, Sercan Dede ve Sıla Kılıç’tan oluşan ekibin iyi performanslarıyla…

7. Nefesinizi Nasıl Tutarsınız? – DOT
Modern insanın hallerini elini korkak alıştırmadan eleştiren İngiliz kalemlerden Zinnie Harris’ten, ‘mülteci kriz’ini Avrupalılar aleyhine tersine çeviren distopik bir öykü. Murat Daltaban’ın yönetiminde Köksal Engür, Gizem Güçlü, Esra Ruşan, Murat Daltaban, Esin Alpogan, İdil Arkut, Mehmetcan Mincinozlu ve Rami Çakır’ın başarılı oyunculuklarıyla akılda kalıcı bir oyun…

8. Hedwig ve Angry Inch/ Kazan Dairesi
Müzikallerin çiçeği burnunda ekibi Kazan Dairesi, trans bir glam rock şarkıcısının hikâyesini anlatan, Barış Arman yönetimindeki Broadway müzikali ‘Hedwig ve Angry Inch’ ile en çok konuşulan işlerden birine imza attı. Eseri hem Türkçeleştiren hem de başrol olarak sahneye çıkan Yılmaz Sütçü’nün performansı ve kendini ispatlamış metni ile sezonun en cesur işlerinden…

9. He-Go/ Altıdan Sonra Tiyatro
Altıdan Sonra Tiyatro’nun Halil Babür imzalı oyunu, popüler oyuncu Çetin ve kenar mahalle delikanlısı Ersin’i başarılı bir hikâyeyle aynı odada buluşturarak onları zıt kutuplardan 40 yıllık dosta evirirken birçok konuya ince ince dokunduruyor. Yiğit Sertdemir’in yönettiği ‘He-Go’, Halil Babür’ün zekice kotarılmış metni kadar Babür’ün, Ayşegül Uraz’ın ve Alican Yücesoy’un oyunculuğuyla da öne çıkıyor.

10. Gayri Resmi Hurrem/ Ankara Devlet Tiyatrosu
Özen Yula’nın yazıp yönettiği; debdebeli bir devrin, görkemli bir sarayın, altın varaklı bir kafesin içine hapsedilmiş iki kadından dinlediğimiz büyüleyici bir masal. Hurrem Sultan’da İpek Atagün Gezener, cariyede Gülin Ersoy, bütün bu masalı -ve masal içinde masalları- müthiş bir şekilde buluşturuyor seyirciyle…

Türk mizahının usta isimlerinden Aziz Nesin’in ‘Tut Elimden Rovni’ isimli oyununun prömiyeri, Londra’daki Camden Town’da yapılacak.

 

Camden High Street üzerindeki Etcetera Theatre salonunda toplam üç gün sahnelenecek olan oyununun ilk iki gösterisi, 18 Kasım Cumartesi ve 19 Kasım Pazar günleri saat 17.00 ve 19.30’da, üçüncüsü ise 20 Kasım Pazartesi günü saat 21.30’da seyirciyle buluşacak.

 

Pan Productions tarafından üstlenilen 90 dakikalık oyunun yapımcılığını Zeynep Dalkıran, yönetmenliğini ise Gökhan Tosun yapıyor.

 

Akrobat bir çiftin evliliğini konu alan oyun Mela ve Rovni’den yola çıkarak tüm ikili ilişkileri ‘denge’ unsuru ile birer cambaza benzetir.

 

Aziz Nesin yorumunda, “Cambazlık nasıl bir denge kurmaksa, iki insanın karşılıklı ilişkilerini sürdürmeleri de aralarındaki dengeyi sağlamalarına bağlıdır. Denge bozulunca yeniden kurulamazsa, o iki kişi birbirini yok edecek, düşeceklerdir” diyor.

 

UNESCO’nun yayınladığı Index Translationum adlı dünya çeviri bibliyografyasına göre, Aziz Nesin, Türkçe eser veren yazarlar arasında eserleri yabancı dillere en çok çevrilen dördüncü yazar.

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

MİLLİ Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin sanat, spor ve kültür etkinliklerine katılan ortaokul öğrencilerine katkı puanı için hazırlıkların tamamlandığını açıkladı. Tekin, ortak sınavlara (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş/TEOG) geçerken sadece akademik başarıya bakılmayacağını, öğrencilerin sosyal faaliyetler için teşvik edileceğini açıkladı. “Önemli olan çocuğun bir etkinliğe katılımı, biz bunu ödüllendirmek istiyoruz” diyen Tekin’in Hürriyet’e yaptığı açıklamalar şöyle:

SANAT, SPOR, MÜZİK DERSLERİ TEŞVİK EDİLECEK
Ortaöğretime geçişte merkezi sınav uygulamasını kaldırıp, okul başarı puanı üzerinden yürüyen ortak sınavlara (TEOG) geçerken sadece çocukların akademik başarıları değil, aynı zamanda veli, eğitimci olarak çocuklarımızdan şikayetçi olduğumuz bireysel yeteneklerini geliştirememe, sosyalleşememe, sanatsal sportif anlamda etkinlik yapamama durumlarını da ortadan kaldıracak bir mekanizma üreteceğimizi söylemiştik. Velilerimize “Çocuklarınızı bu tür etkinliklere yönlendirin” demenin bir karşılığı olmadığını daha önceki tecrübelerimizden gördük. Okullardaki görsel sanatlar, spor, beden eğitimi, müzik sayısını ve saatini artırmamıza rağmen işlevsel kullanılamadı. Veliler, öğretmenler, okul idarecileri bu derslerde yine akademik etkinlikler yapmaya devam etti, matematik, fizik sorusu çözdü. Bunun tek başına bir çözüm olmadığını anladık.

ALTYAPI TAMAM
Bunun için de TEOG’a bu yapılan etkinliklerin katkısı olursa kültür etkinliklerinin, boşa geçmiş zaman olarak görülmeyeceğini düşündük. Çocuklarımızın akademik başarısının yanı sıra etkinliklerin de değerlendirileceği bir altyapı üzerinde çalıştık. 15 Temmuz olmasaydı, geçen yıl bunu hayata geçiriyorduk. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla karşılıklı güçlerimizi birleştirmek üzere protokoller yapmıştık ve geçtiğimiz yıl pilot uygulamaya geçecektik. Ancak 15 Temmuz’da yaşananlarla bu pilot uygulamayı erteledik.

HER İLDE BİR PİLOT OKULDA BAŞLIYORUZ
Bu yıl eylül ayında her ilden belirli pilot okullar seçilerek bununla ilgili altyapı süreci hazırlanmış olacak. Bunun için de kamuoyunda objektif bakış açısını ortadan kaldıran bir yapı oluşmamalı, güven zedelenmemeli. Her çocuğa eşit şekilde bu etkinlikleri yapma imkânı sunulabilmeli. Üzerinde çalışacağımız pilot uygulamayla oluşturduğumuz modelin velilerin, öğrencilerin, kamuoyunun güvenini sarsıcı bir unsur olup olmadığını tespit edeceğiz.
Türkiye’nin her tarafında çocuklarımıza bu tür imkânları sunabilme olanağını analiz edeceğiz. Bizi tatmin edici bir sonuç elde edersek bir sonraki eğitim öğretim yılında puan olarak katkısını bütün öğrenciler nezdinde uygulamaya geçireceğiz.

TEOG a ek puan

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

ETKİ ORANI HENÜZ BELLİ DEĞİL
Teog sınavlarına ek puan da şuanki kurgumuz ortaokul sürecinde yani 5-6-7 ve 8’inci sınıftan itibaren bu tür etkinliklere çocukları yönlendirip, teşvik etmek. Eğer objektif şekilde yapabilirsek puan düzeyine katkısını bu uygulama esnasında göreceğiz. Öngörülerimiz var, ama sahada test edeceğiz. Şu anda oranı kararlaştırmadık, yüzde 20-30 da olabilir. Ancak yüzdelik dilim olarak mutlaka ortaokuldan liseye geçişte TEOG’da baz olarak kullanacağız. TEOG puanının hesaplanmasında akademik başarılarının yanına etkinlikleri de ekleyeceğiz.

HANGİ ETKİNLİKLER KATKI YAPACAK?
Bakanlığımız, okullarımızda öğrencilerimiz tarafından yapılan etkinliklerin toplandığı bir sistem oluşturdu. Verilerin geleceğe yönelik uygulamalara ışık tutması için sosyal etkinliklerle ilgili öğretmen ve akademisyenlerimizin katkısıyla bir sistematik yapı kurgulanarak ‘Sosyal Etkinlikler’ ana başlığında 5 alt tema belirledik. Bilimsel, Kültürel, Sanatsal, Sportif Etkinlikler ve Toplum Hizmeti Çalışmaları’nın alt basamakları şunlar:

KÜLTÜREL ETKİNLİKLER: Temel hedefimiz kültürel miras uygulamalarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için gerekli mekanizmaları oluşturmak. Bunun için sözlü gelenekler ve anlatımlar, somut olmayan kültürel miras uygulamaları, toplumsal uygulama ritüel ve şölenler, doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, el sanatları etkinlikleri, geziler (müze-ören yeri-tarihi mekan gezileri), sözlü gelenekler (aşıklık, mani söyleme, Nasreddin Hoca fıkraları anlatma, Dede Korkut geleneği), yöresel etkinlikler (yaylacılık, zeytin ve zeytinyağı kültürü vs) yapılacak.

SANATSAL ETKİNLİKLER: Amacımız küçük yaştan itibaren çocuklarımızın sanatsal yeteneklerinin tespit edilip, sonraki eğitimlerinin buna göre planlanması, her çocuğumuzun bir sanatsal etkinlikle ilgilenmesini sağlamak. Fonetik sanatlar (şan, solo, koro, orkestra, enstrüman), dramatik ve plastik sanatlar, gösteri sanatları (barak, bozlak havaları yöresel olarak tespit edilmiş meddahlık geleneği, okçuluk), el sanatları (ahşap oymacılığı, kilim dokumacılığı, bakırcılık, çalgı yapımcılığı, çömlekçilik, ebru sanatları, keçecilik, kilim dokuma, lüle taşı işleme).

SPORTİF ETKİNLİKLER: Bu etkinlikleri teşvik ederken iki amacımız var. Bir yandan çocuklarımızın vücut sağlıkları, çocukluklarını yaşayabilmeleri için onlara uygun ortamlar oluşturmak. Diğer yandan da profesyonel sportif altyapıyı hazırlamak için, ülkemizin ihtiyaç duyduğu başarılı sporcuları küçük yaştan itibaren tespit edip gerekli eğitimi alabilmelerini sağlamak. Bu amaçla da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan protokolle 50’nin üzerindeki federasyonlarla işbirliği olacak ve tüm spor branşlarıyla ilgili başlıklar takip edilecek.

BİLİMSEL ETKİNLİKLER: Çocuklarımızın eğitim süreçlerine uygun bilimsel etkinliklere yönlendirilmesini de planladık. Bu amaçla başta TÜBİTAK ve üniversiteler olmak üzere yetkin kurum ve birimlerle işbirliği halinde yapılacak çalışmaları kapsayacak şekilde; Bilim Olimpiyatları, Bilim Şenlikleri, Bilim Fuarları, Bilimsel Proje Yarışmaları, Patent Sahibi Olma, Bilimsel Toplantılar, Bilimsel Araştırma Yarışmaları, Zekâ Oyunları vb. başlıkları içerecek çalışmalar izlenecek.

TOPLUMA HİZMET ÇALIŞMALARI: Temel hedefimiz çevresini tanıyan, etrafının sorunlarıyla ilgilenen, topluma yararlı olmayı önceleyen sosyal bireyler olmalarına yardımcı olmak. Öğrencilerimiz tarafından okul Sosyal Etkinlikler Kurulu’nca belirlenen çalışma başlıkları göz önünde bulundurularak, okul kulüpleri marifetiyle çevreye ve sosyal hayatın ihtiyaçlarına duyarlı ve okulun ihtiyaçlarına göre yapacağı toplum hizmetleri çalışmalarını kapsar.

5 İNCİ SINIFLARA HAZIRLIK
Ortaokul 5’inci sınıflarda yoğunlaştırılmış yabancı dil ağırlıklı programı önümüzdeki eğitim yılında başlamak için çalışmalar sürüyor. 600’ün üzerinde okulda pilot uygulayacağız. Herhangi bir dersten azalma olmaksızın seçimlik dersleri bu yönde çeşitlendireceğiz. Programın planlanması aşamasında çalıştaylar, literatür taraması, mevcut yabancı dil öğretim programına yönelik anketler gibi çeşitli çalışmalar yapıldı. Yabancı dil öğretiminde alanında yetkin kuruluşlarla görüşüldü. Yabancı dil öğretimine 5’inci sınıflarda 16-18 saat ayrılması uygun görüldü ve buna göre taslak öğretim programı hazırlandı. Talim ve Terbiye Kurulu program üzerinde çalışıyor. Uzaktan eğitimden yararlanabiliriz. Yabancı dil düzeyi öğrencilere faydalı olabilecek, yeterince skoru ve düzeyi olan öğretmenlere yaz aylarında hizmetiçi eğitim başlattık. Etkili ve verimli hizmet içi eğitimler, ölçme ve değerlendirme sisteminin düzenlenmesi gibi planlamalar var. Amacımız en iyi olanakları kullanarak yabancı dili öğretim sürecini, işlevsel hale getirmek.

DEVAM AFFI SENEYE YOK
Sınav kazanıp devamsızlık yapan liselilere üniversiteyi kazanınca tolerans tanıdık. Son kez mağduriyet yaşanmasın diye düzenleme yaptık. Bundan sonra devamla ilgili velilerden talep gelmesin, çocuklar yönetmelikte tanımlandığı biçimde mutlaka devam etsin, seneye bu konuda çalışmamız olmayacak.

ÖNEMLİ OLAN KATILIMI ÖDÜLLENDİRMEK
Her çocuk bir etkinliğe gitsin istiyoruz, katılımı ödüllendirmek gerekiyor. Çocuğun etkinliğe katılması bizim için bir değer, bunu mutlaka bir veri olarak alalım. Katıldığında bir ürün ortaya çıkarıp çıkarmaması da önemli. Örneğin bir sergi açıyor ya da müzik resitalı veriyor mu? Uluslararası alanda derece elde ediyor mu? Bu da ödüllendirilmeli. Kamuoyunda objektif değerlendirmeyi ortadan kaldıracak bir düzenleme yapmamalı, ona da hassasiyetle dikkat edeceğiz. Etkinliklerden alınan notlarla akademik başarıları belli oranda birleştirip liseye yerleştirilirken öğrenciyi hem yönlendirmiş olacağız, hem de sanat, spor ya da başka yeteneğine göre liseye yerleştireceğiz. Böylece çocuklarımızın okul dışında zaman geçirmesini, etkinliklere katılmasını teşvik edeceğiz.

ÜNİVERSİTE SINAV SİSTEMİ KONUSUNDA YÖK İLE TECRÜBELERİMİZİ PAYLAŞTIK
Üniversite sınav sistemini TEOG benzeri bir sisteme dönüştürme talebimiz yok. Biz sadece TEOG uygulamasının başarılı sonuçlarını paylaşıyoruz. Bu inisiyatif tamamen YÖK’te. YÖK ile de bu konuda tecrübelerimizi paylaştık, gerekli şeyleri anlattık. Bundan sonraki süreçte YÖK’ün atacağı adımlara destek olacağımızı söyledik.

 

Alıntı: mebajans.net