Yazılar

İstanbul Fotoğraf Dernekleri Platformunun ANAFOD, BEYFOTODER, BÜFOD FOTOGEN ve İFSAK fotoğraf dernekleri hafızalarda uzun süre yer tutacak bir fotoğraf sergisi ile sanatseverlerin karşısında.

Büyükçekmece Atatürk Kültür Merkezi’nin “İnsana Dair” temalı fotoğraf sergisini usta fotoğrafçıların kadrajlardından yansıyan eserler sanatseverler tarafından yoğun ilgi ile karşılandı.

Odaklarında ”İnsana Dair” fotoğraf karelerinin ve fotoğraf sanatçılarının birbirinden değerli çalışmalarının yer aldığı sergi Büyükçekmece Atatürk Kültür Merkezi’nde sergilenmeye devam ediyor.

Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’ü temsilen sergi açılışını gerçekleştiren Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Kazancı sergide emeği geçen herkesi tebrik ederek, “Kültür ve sanatta öncü bir kentiz. Bu güzel sergiyi bizlerle buluşturan beş derneğe de ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Fotoğrafçılara katkılarından ötürü teşekkür ediyorum. Büyükçekmece kültür ve sanatta örnek bir ilçe olmaya devam edecek” dedi.

Büyükçekmece Fotoğraf Derneği (BÜFOD) Başkanı Hürriyet Akın, İstanbul’un beş önemli fotoğraf derneğinin çok özel bir sergiye imza attığını ifade ederek, fotoğraf sanatına verdiği desteklerden ötürü Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’e teşekkür etti.

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) Başkanı Sefa Ulukan’da konuşmasında serginin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.

Beyoğlu Belediyesi ve Ukrayna İstanbul Başkonsolosluğu’nun ortak çalışması ile düzenlenen etkinliğin açılışı Grand Pera Emek Sahnesi’nde yapıldı.
Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Oleksandr Gaman, yaptığı konuşmada, Türk sinemasının ve izleyicilerinin Ukrayna sinemasını yakından tanıma fırsatı bulacağını söyledi.

Ukrayna Sinema Günleri’nde ödüllü filmler de gösterilecek. “Çok çeşitli ve profesyonel, ayrıca günümüzde çok hızlı gelişen bir sinemamız olduğunu göstermeyi amaçlıyoruz. Eminim ki bütün filmler izleyiciler tarafından sevilecektir. Çünkü modern, fantastik, tarihi, aile ve gerçek klasik olmak üzere film yelpazesi çok geniş.” diyerek Gaman konuşmasını sonlandırdı.

Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız da Beyoğlu’nun kültür ve sanatın merkezi olmaya devam ettiğini ve edeceğini dile getirdi.
Gaman ile görüşme yapan Haydar Ali Yıldız, görüşmenin akabinde şunları söyledi: “Sanat, duygu ve düşüncenin en ahenkli ifade ediliş şeklidir. Duygu ve düşünceleri birbirine yakın olan, aynı coğrafyayı, aynı denizi paylaşan iki ülkenin insanlarıyız. Dolayısıyla burada ortak duyguyla izlenecek filmler var. Bu tip etkinlikler Ukrayna Başkonsolosluğu ile karşılıklı olarak devam edecek. Birlikte yaptığımız bu etkinliklerin iki ülke arasındaki dostlukları artıracağını inanıyorum.”

Konuşmaların ardından Oleksandr Gaman tarafından Haydar Ali Yıldız’a hediye verildi ve açılış için hazırlanan pasta kesildi.
Ukrayna Sinema Günleri’nde ilk olarak, Muhsin Ertuğrul’un Kiev’deki Ukrayna Foto Sinema İdaresi’nde çalıştığı dönemde, 1920’lerin sonunda çektiği “Tamilla” filminin gösterimi yapıldı.

Gösterimlerin ücretsiz olduğu Ukrayna Sinema Günleri, 1 Aralık’a kadar Cinemo Grand Pera’da devam edecek.

Hindistan bağımsızlık hareketinin lideri Mahatma Gandi’nin doğumunun 150. yılı dolayısıyla “150. Yılında Gandhi Nadir Arşiv Fotoğrafları” sergisi açıldı.

Kızılay’da Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonuna ait sanat galerisindeki açılışa Hindistan’ın Ankara Büyükelçisi Sanjay Bhattacharyya katıldı.

Negatifleri Hindistan Fotoğraf Arşivi Vakfından alınan fotoğraflar hakkında misafirleri bilgilendiren Bhattacharyya “Barış ve adaletten yana olan Gandhi, kadın, yaşlı ve çocuk demeden yanına gelenlere gülümserdi.” dedi.
Gandhi’nin yanından ayırmadığı keçisiyle yaptığı tren seyahatleri de fotoğraf sergisinde gösterimde. Sergide modern Hindistan’ın bağımsızlık öncesi ve sonrası dönemlerinde çalışan ilk serbest foto muhabirlerinden biri olan Kulwant Roy’un 1930 ila 1960’lı yıllar arasında çektiği fotoğraflar sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Hint fotoğrafçısı Aditya Arya’nın küratörlüğündeki sergi 29 Kasım’a kadar gezilebilecek.

Mozaik Fotoğraf ve Sinem Platformu’ndan ‘Uzaktaki Yalnız Küba’ Sergisi Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde meraklıları ile beraber.

Nesrin Ateş’in koordinatörlüğünde yapılan sergide Küba’daki yaşama farklı bir bakış fotoğraflar ile anlatılırken, şehrin sokaklarına, evlerine, insanlarına, renkli hayatlarına ve içlerindeki hüzne şahitlik edeceksiniz.

Fotoğrafçıların kendi bakış açılarıyla anlattıkları Küba’daki yaşamı belgeleyen bir sergi olan Uzaktaki Yalnız Küba Sergisi, 22 Kasım tarihine kadar ziyarete açık olacak.
Sergide Arif Kuğu, Hacer Ceylan, Aymy Emel Benbasat, Anıl Tamer Yılmaz, Ergün Karadağ, Fatma Güleç, Fatma Gök Salt, Kevser Büyükeroğlu, Mehtap Kayın, Nesrin Ateş, Osman Dursun ve Sevtap İnal’ın fotoğraflarını görebilirsiniz.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Nar Sanat Eğitim Kursu ve Özel Nar Anaokulu’nun ortaklaşa 29 – 30 Haziran tarihlerinde Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği 10. Nar Çiçekleri Festivali’nin fotoğrafları facebook sayfamız üzerinden yayınlandı.

10. Nar Çiçekleri Festivalimize ait fotoğraflar için TIKLAYINIZ…

Vahşi yaşam fotoğrafçısı Simon Dell, kimi zaman avını izleyen tilkinin, kimi zaman da yanına bile yaklaşamayacağımız aslanların fotoğraflarını çekmekte. Ancak Dell bu sefer sevimli bir işe imza attı ve evinin arka bahçesine yaptığı oyun parkındaki fareleri kaydetti.

Bahçede sebze meyve yetiştirirken ya da salıncakta sallanırken fare görseydiniz ne yapardınız? Yakalamak için kapan mı kurardınız yoksa besler miydiniz? Vahşi yaşam fotoğrafçısı Simon Dell, bahçesindeki fareleri gördüğünde çoğu kişinin aksine tercihini ikinci seçenekten yana kullandı.

Üstelik fareleri beslemekle kalmayarak onlar için arka bahçesine minik bir oyun alanı hazırladı. Oyun parkında farelerin fotoğrafını çeken Dell, yaratıcılığı ve iyilikseverliğiyle sosyal medyada yıldızı haline geldi.

“Fareler çok güvenilir hayvanlar ve onlara zarar vermeyeceğimi biliyorlar. Doğayı çok seviyorum, böylesine sevimli canlılar ile birlikte yaşamaktan çok mutluyum” diyen fotoğrafçı George, Mildred ve Mini isimlerini verdiği fare ailesini fındık ve meyvelerle besliyor.

Belgesel fotoğrafçılığına yeni bir soluk getiren Nick Hedges 1960’lı yılların politik sıkıntılarını fotoğraflarına dahil etmiş, fotoğrafçılığa yeni bir boyut getirerek toplumsal travmaları açığa çıkarmıştır. Hedges’in çalışmaları daha çok şehirden dışarı atılmış yok sayılmış halkın üzerine kuruludur. Sanatçı yoksul yaşamda olan halkı
fotoğraflarına dahil ederek dönemin politik sorunlarına bir nevi eleştiride bulunmuştur.

Nick Hedges, 1968’de Bradford’u fotoğraflayarak endüstri ve yoksul kesim arasındaki ilişkileri yansıtan görüntüleri kaydetmeye başladı. Kaydettiği görüntüler Britanya’da üç milyon kadar insanın karşılaştığı korkunç koşulları açığa çıkarmada önemli bir rol oynadı. Dışlanan kesim aynı zamanda, fabrikada ağır şartlarda çalışan insanlardı. Böylelikle modern yaşamın cüzzamlıları olarak görülen yoksul kesimin,  modern yaşamı ayakta tutan kişiler olduğu gerçeği gün yüzüne çıkmıştı.

ezine insanları yerleştirerek, konut krizini ve yoksul kesimin yaşam kalitesini yansıtması bakımından önemlidir. Fabrikaların arkasında belirlenmiş bir bölgede, küçük-tek odalı hayata tutunmaya çalışan insanların yaşamı, tarihsel bir gerçekliğin utancıdır. 

SHİRLEY BAKER

Shirley Baker, mizahi bir pathos yaratarak hızla yok olan, yıkık bir dünyayı kadrajına alan bir fotoğrafçı. Sanatçının, 1950’ler ve sonrasını anlattığı çalışmaları, özellikle işçi sınıfının günlük hayatını yansıtması bakımından önemlidir.  Nitekim bu fotoğraflar; savaş sonrası birçok Kuzey şehrinin manzara ve topluluklarını, radikal bir şekilde yeniden şekillendirecek olan, uzun vadeli ‘gecekondu’ temizleme programlarının yıkımına tanıklık eder.

Baker kuşatma altındaki toplulukların yoksulluğunu ve direncini belgelerken, bu durumu asla bir taraf olarak yansıtmaz.  Dönemi içinde sokak fotoğrafçılığı yapan nadir kadınlardan biri olan Baker’in fotoğrafları, özenle seçilmiş ve çerçevelenmiş gibi görünse de; içerisindeki özneler hareket halinde ve bağımsızdırlar.  Bu çerçevelemelere eklenen etkin parçalar;  evler, duvarlar ve onları saran kontrasttır.

“Tarih hakkında hiçbir şey bilmiyorum, sadece size neler olduğunu anlatıyorum.” Chris Killip

Chris Killip 1970’lerin sanayileşme sürecinin, İngiltere’nin kuzeyinde yaşayan topluluklar üzerindeki yıkıcı etkisini belgelemiş, sosyo-politik eşitsizlikleri yansıtarak kuşağının önemli fotoğrafçıları arasında yer almayı başarmıştır. Margaret Thatcher dönemini fotoğraflayan Killip,  uygulanan neo-liberal politikalar ve hükumetin kayıtsızlığı sonucunda yoksulluğa sürüklenen bir halkın trajedisini yansıtmıştır.

1964 yılında ticari fotoğrafçılıkta çalışmak için Londra’ya taşınan Killip, New York’ta Paul Strand ve Walker Evans’ın gerçekçi fotoğraflarını görüp etkilendikten sonra, ticari fotoğrafçılığı bırakıp belgesel fotoğrafçılığa yönelmeye karar verdi. İngiltere’nin kuzeyinde, ülkenin üç ana ağır sanayisinin (çelik işleri, tersaneler ve kömür madenleri) düşüşünü fotoğrafladı.  Petrol ve IMF krizleri, Kuzey İngiltere’deki yaşamın belirleyici koşulları haline gelmesiyle Newcastle’a yerleşmeye karar verdi. Kuzeydoğuda çekilen fotoğrafların çoğunda en çok dikkat çeken tema, üretim kasabalarının sekteye uğraması ve ülkenin bazı bölgelerinde ortaya çıkan sosyal dağılmadır.

Chris Killip; Man Adası’ndaki kömür madencilerini, lastik fabrikasında işçileri, günlük hayata sinen atmosferi, siyah-beyaz ve grinin tonlarıyla sanatsal, ancak gerçekçi bir üslupla yansıttı. Kuşkusuz bu görüntüler, tarihsel ya da sosyolojik olgudan çok daha fazla şeyin ifadesidir. Dramatizasyondan uzak olan görüntüler politik bir yıkımın eşiğinde, yaşama tutunmaya çalışan bireylerin;  hüznünü, umutsuzluğunu ve yok-oluşunu gözler önüne seriyor.

“Benim için insanlar fikirlerden önce gelir.” Chris Killip

Sokak fotoğrafçılığının tüm dünyadaki en coşkulu, en neşeli ve en bol ödüllü etkinliği olan Photo Maraton ülkemizde ilk defa 22 Eylül Cumartesi günü gerçekleşti.

Amatör ya da profesyonel bütün sokak fotoğrafçıları sirkeci garında toplandı. Fotoğraf severler Türkiye’nin usta fotoğraf sanatçılarıyla buluşma şansı yakaladı.

Tarihi garda tema ilanıyla beraber fotoğraf severler Eyüp-Tünel-Taksim üçgeninde İstanbul’u fotoğraflamak üzere yola düştü. Saat 12.00 da start alan yarışma saat 24.00’te katılımcıların fotoğraflarını teslimiyle birlikte sona erdi. Ülkemizin ünlü fotoğraf ustalarından oluşan jürinin değerlendirmesi sonucu Photo Maraton ödülleri sahiplerini buldu.

Photo Maraton nedir?

İstanbul’da fotoğraf gruplarının oluşumuyla gerçekleşecek olan Foto Maraton, fotoğraf tutkusunu yaşadığı şehrin tanıtımına katkıda bulunmak için kullanmak ve eğlenceli, ilginç ve fotoğrafa adanmış bir gün geçirmek isteyenlerin kaçırmayacağıbir etkinlik.

Herhangi bir dijital fotoğraf makinesine ve cep telefonuna sahip olan herkese açık olan yarışma; vatandaşları, arkadaşları, sevgilileri, fotoğraf tutkunlarını, turistleri, eğlenceli bir günde, kentteki yaşamın alternatif görüntüleri oluşturmaları için teşvik ediyor.

Photo Maraton 2 bölüm olarak gerçekleşir

Fotoğraf makinesi ile katılacaklar için olan etkinlik; 12 saatlik süre içinde, 3 istasyon dahilinde, her istasyonda 4 tema verilmek suretiyle, toplamda 12 saat 12 tema ve 12 fotoğraftan oluşuyor.

Cep telefonu ve tablet ile katılacaklar ise 4 saat zaman diliminde, 4 fotoğraf ile katılacaklar. Temalar yaratıcılığa açık olduğu yarışmada katılımcılardan İstanbul‘da zamanın ruhunu yansıtacak anların fotoğraflanması isteniyor. Her istasyonda 4 fotoğraf lideri ayrı ayrı temaları açıklayacak, çalışılacak temalar daha önce açıklanmayacak ve her bir fotoğraf lideri bir sonraki temayı bilmeyecek.

 

Havaili fotoğrafçı olan Christy Lee Rogers, tabloya benzeyen su altı fotoğraflarıyla adeta kendine hayran bıraktırıyor. Suyun altında ışıklandırılmış ve rengarenk kumaşlarla oluşturduğu konseptlerle dikkatleri üzerine toplayan Rogers’in yaptığı çalışmaların oldukça olağanüstü olduğu gözlemleniyor.

Havaili fotoğrafçı Christy Lee Rogers, su altında çektiği fotoğraflarıyla adeta barok dönemine ait yağlı boya tablolarını andırıyor. Rogers, Muses adını verdiği dinamik fotoğraf serisinde, su altı fotoğrafçılığının biraz çalışma ile oldukça güçlü olabileceğini gösteriyor.

Birbirleriyle bütün olmuş insanlar, iç içe geçmiş kumaşlar ve muhteşem ışıklandırma ile oluşan fotoğraflar, 17. yüzyıl tablolarının canlanmış versiyonları gibi görünüyor.

Rogers, fotoğraf çekmek için gece saatlerini tercih ediyor. Su altı fotoğraflarını ise havuzda çekiyor. Fotoğrafları çıkış kaynağını anlatan Rogers “Her gün benim son günüm olabilir. Eğer bugün yapabileceğim her şeyi yapmadığımı düşünürsem kendimi asla affetmezdim. Bu düşünce Muses serisinin temelini oluşturuyor ve benim için itici bir güç görevi görüyor” diyor.

 

 

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak bu yaza dikkat çeken atölyelerimizle damgamızı vurmaya hazırız.

Eğer sizde çocuklarınıza sanatla dolu bir yaz yaşatmak istiyorsanız mutlaka atölyelerimizi incelemenizi öneriyoruz.

İşte yeni atölyelerimiz ve detayları:

Hızlandırılmış Tiyatro Atölyesi

Çocuk Kitabı Tasarım Atölyesi

Hikaye Resimleştirme Atölyesi

Oyunlarla Matematik

Anne – Çocuk Resim Atölyesi

Fotoğrafçılık 

Ebeveyn Ehliyeti Eğitimi

Diksiyon

Satranç

İstanbul’a aşık 26 fotoğrafçının katılımıyla 2016 yılında gerçekleşen “İstanbul 365 Gün” Fotoğraf Projesi sergisi, 6 Mart Salı günü İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde açılıyor. Küratörlüğünü, alanında Türkiye’nin en önemli isimlerinden Coşar Kulaksız’ın üstlendiği sergi, 8 Nisan 2018 tarihine kadar 9:00-21:30 saatleri arasında gezilebilecek.

“İstanbul gibi büyülü bir şehir bir yıl boyunca fotoğrafla nasıl anlatılır?”

Fotoğrafçı Niko Guido’nun, Fotoğraf Gezginleri grubundaki arkadaşlarına yönelttiği bu sorudan yola çıkan 26 fotoğrafçı, tam bir yıl boyunca kendilerince İstanbul’u anlattılar.

İstanbul’u anlatabilmek için görünenin ötesine geçerek, milyonlarca insanın her gün, her saat, her an yaşadıklarına tanıklık ettiler ve öncelikle İstanbul’u anlamaya çalıştılar.

Vizörün arkasından İstanbul’u yaşarken doğal olarak kendilerini, kendi dünyalarını, kendi bakış açılarını yansıttılar.

Amaçları aynı olsa da, her bir fotoğrafçı kendi varoluş seçimleri üzerinden İstanbul’u belgeledi.

Bu belgeleri bir araya getiren kitap ortaya çıktığında, kitabın içinde zaman yolculuğuna çıkanlar bu şehrin büyüsünü kendilerince yaşasın istediler.

Ve şimdi, İstanbul için ilk ve tek olan bu önemli proje bir sergi ile karşımıza çıkıyor.

“İstanbul 365 Gün” fotoğraf projesi, kesintisiz olarak 2016 yılı boyunca İstanbul’da günlük, sıradan yaşamın içine girerek değişik kesim ve mekanlardan her gün ayrı bir hikaye anlatıyor.

Her fotoğrafçının kendi tercihiyle siyah-beyaz, renkli, dikdörtgen, kare gibi çeşitli formatlarda çekilen fotoğraflar, projenin yaratıcısı Niko Guido ve proje fotoğrafçıları tarafından değerlendirilerek seçilmiş ve sergide kronolojik sıra ile yer alıyor.

Kaynak: sozcu.com.tr