Yazılar

TEGV,9’ncu atölyesini İstanbul’da 8-14 yaş arasındaki çocuklar için ‘Tasarım ve Beceri Atölyesi’ açtı.

Sporcu Ahmet H. Uysal’ın ve eğitim dostlarının desteğiyle açılan yeni Tasarım ve Beceri Atölyesi, Beykoz Öğrenim Birimi’nde çocuklara buluştu.

Açılış töreninde konuşan TEGV Genel Müdürü Sait Tosyalı, “Ahmet Uysal’ın imzasını attığı Tasarım ve Beceri Atölyesi’nin açılışı için toplandık. Bu atölye onun TEGV için sağladığı ilk kazanım değil. Ahmet Uysal, Türkiye’nin 71 noktasında sayıları 200 bini bulan çocuklarımızın ve 9 bine yaklaşan gönüllülerimizin abisi. Kutuplarda Siirt Pervarili çocuklarımızın bir yıllık eğitimi için koştu ve iki yıllık bağışla geri döndü. Yetmedi başka ne yapabilirim dedi ve Anadolu’yu baştan uca koşarak yaklaşık 6 bin çocuğumuza destek sağladı. Kendisine ne kadar teşekkür etsek az. Açılışı yapılan bu atölye, TEGV’in 9’uncu atölyesi olacak. Ahmet Uysal’ın destekleriyle Beykozlu çocuklarımızı 21’inci yüzyılın öğrenme becerileriyle buluşturma fırsatı bulduk. Atölyemizin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, tüm destekçilerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.
TEGV’in 8-14 yaş arasındaki çocukları için kurulan Tasarım ve Beceri Atölyeleri, çocuklara 3D baskı cihazından robot kitlerine, kodlama platformlarından elektronik devre kartlarına uzanan bir yelpazede yeni nesil öğrenme imkânı sunuyor. ‘Yap, Paylaş, Ver, Öğren, Donan, Oyna, Katıl, Destekle ve Değiştir’ sloganıyla çocukları problem çözme, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve teknolojik iletişim konularında geliştiren tasarım ve beceri atölyeleri eğlenceli olduğu kadar multi-disipliner bir öğrenme modeli olarak kabul ediliyor.

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği Karikatür Atölyesi’ne katılan çocuklar, yılın yazarı olarak seçilen Nezihe Meriç’in öykülerini karikatürleştirdi. 60 çocuğun harika karikatürleri Konak Kültürevi’nde sizleri bekliyor.

Atölyede karikatürleri çizen 60 çocuk 8-16 yaş aralığında. İlk olarak çocuklar, Nezihe Meriç ile tanışma etkinliğine katıldı. Çocuklar, Nezihe Meriç’in “Dur Dünya Çocukları Bekle” isimli kitabından öyküler dinledi.

Atölye eğitmeni Mehmet Kahraman da, Nezihe Meriç’in “Bir Kız Tanıyorum” serisindeki çocuk kitaplarından, okumalar yaparak, genç karikatüristlerin çalışmalarının zenginleşmesine destek oldu. Öyküleri dinleyen çocuklar dinlediklerini çizimlerine aktardı.

60 öğrencinin karikatürleri Konak Kültürevi’nde düzenlenen sergide ziyaretçilerini bekliyor. Serginin açılışına Nilüfer Belediye Başkan Vekili Osman Günay ve Beşevler Gençlik Merkezi Karikatür Atölyesi katılımcısı çocuklar ile aileleri de katıldı.

Osman Günay ve Beşevler Gençlik Merkezi Karikatür Atölyesi Eğitmeni Mehmet Kahraman çocuklara, atölyedeki eğitimi tamamladıkları için sertifika verdiler.

Konak Kültürevi’nde açılan sergi 6 Aralık’a kadar izlenime açık kalacak.

Uzmanlar, çocukların gözlem yeteneğinin gelişmesini ve analiz etmesini sağlayan, kelimelerle veya kelimesiz bir şekilde duygularını ifade etmeleri için önemli bir adım olan sanatı mutlaka hayatımızın bir parçası haline getirmemiz gerektiğini işaret ediyor.

Eğer bu metni okuyorsanız sizde çocuğunuz için doğru sanat dalı arayışı içindesiniz. “Çocuğumu hangi sanat dalına yönlendirmeliyim?”, “Çocuğumun hangi sanat dalına yeteneği var?”, “Çocuğum piyano mu çalmalı keman mı?” “Müzik eğitimine mi yönelmeliyiz yoksa resim mi tercih etmeliyiz” gibi sorular şu anda kafanızın içinde dönüyor olmalı.

Çocuğunuzun yeteneğinin hangi yönde olduğunu öğrenmek ve bu yeteneği geliştirmek için hangi adımlar atmanız gerektiği konusunda yardım almak ister misiniz?

Bu eğitim döneminde 11. yılını kutlayacak olan Özel Nar Sanat Eğitim Kursu, deneyimli eğitmen kadrosu ile size yol göstermeye hazır. Kurumumuz bünyesinde ücretsiz gerçekleştirilen yetenek testi sonrasında herhangi bir kayıt zorunluluğumuzun da bulunmadığını belirtmekte fayda görüyoruz. Hedefimiz çocuğunuzun ilgi ve yeteneğini keşfederek geleceğinin doğru planlanmasına yardımcı olup geleceği parlak bireyler yetiştirmektir.

Veli çocuğunu bu bilgiler doğrultusunda kurumumuza veya başka kurumlara götürebilir. Önemli olan kendine yabancılaşmamış sağlıklı gençler yetiştirmektir. Çocuklarınıza ücretsiz kulak ve yetenek testleri uygulamaya devam ediyoruz.

Detaylı bilgi ve kayıt için: 0212 570 80 68 – 0530 880 71 80.

Maltepe Belediyesi’nin Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde çocuklar için hafta sonu sahnelediği tiyatro oyunlarında bugün Makinist Gösteri Sanatları, “Romeo Juliet” isimli müzikli-danslı oyunuyla sahne aldı. İngiliz yazar William Shakespeare’ın dünya klasikleri arasında bulunan oyunu, yepyeni uyarlamasıyla çocukların karşısına çıktı. Gül Arda’nın uyarladığı, Emre Şen’in yönettiği, genel sanat yönetmenliğini Şan Aydemir’in üstlendiği oyunun müziklerini Erdem Taraburs, koreografisini Begüm Gönenç hazırladı.

OYUN MUTLU SONLA BİTTİ
Bir dünya klasiğini çocuklara öğretmek üzere yola çıkan Makinist Gösteri Sanatları, çocuklar için uyarladığı bu trajedide küçük bir değişiklik yaptı ve bu kez oyun mutlu sonla bitti. Oyunda iki ailenin düşmanlığı arasında kalan Romeo ve Juliet’in aşkı üzerinden sevgi ve barış temaları ustalıkla işlendi. Minik tiyatroseverler, Romantik Romeo, güçlü ve akıllı Juliet, Yaşlı Bilge, Bayan Capulet, Bay Montegue, Dadı, Kuzgun’a hayat veren Ali Bahadır Bahar, Erdoğan Soytürk, Duygu Nur Gücenmez, Gül Arda ve Tuba Aydın’ı ilgiyle izledi. Makinist Gösteri Sanatları oyuncuları, “Hayattaki en önemli şeylerden birinin bakış açısı olduğunu düşünüyoruz. Farklı bakış açılarının çocukluktan kazanılacağına inanıyoruz. Bu nedenle Romeo Juliet’i farklı bir bakış açısıyla ele aldık.” diye konuştular.

Küçük yaşta çocuğunuzun yeteneğini keşfedip, çocuğunuzu sanata yönlendirdiğinizde geleceği için önemli bir adım atmış olacağınızı hatırlatmakta fayda var.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak vermiş olduğumuz bale, modern dans, street jazz, hip hop danslarının yanı sıra çocuklara özel Latin Dans derslerini sunuyoruz.

Çocuk latin danslarımızla ilgili detaylı bilgi ve ön kayıt için: 0212 570 80 68 ve 0530 880 71 80.

Dünyanın en ünlü piyanistlerinden biri olan Fazıl Say, Darüşşafaka’nın 155’inci yıldönümü kutlamaları nedeniyle düzenlenecek olan gecede konser verecek.

Fazıl Say, bu konser için ücret talep etmedi. Gecede toplanacak olan paraların tamamı Darüşşafaka’nın eğitimini üstlendiği 1000’e yakın öğrenci için kullanılacak.

06 Nisan 2018 günü İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek olan resitalde Fazıl Say hem kendi eserlerini, hemde çağdaş bestecilerin eserlerini de yorumlayacak.

Biletler Darüşşafaka’nın internet adresi üzerinden temin edilebilecek.

Yapılan araştırmalar çağdaş eğitim çerçevesinde gerçekleşen çalışmalarda okul öncesi eğitimcilerinin, ilköğretim ve müzik öğretmenlerinin, çocuklarla ilgili bazı temel etmenleri mutlaka göz önünde bulundurması gerektiğini ortaya koyuyor.

Bunların arasında oyundan aldıkları keyif, yaratıcılık ve hayal gücü, duygusal dünya, öğrenmeye açık olma ve algılama becerisi, kendi bedenlerinden ve duygularından aldıkları zevk ile diğer çocuklarla ve çevreleriyle ilişkiye geçme isteğinin bulunduğunu işaret eden uzmanlar, bu anlayışın içinde “herkes için müzik” önerisinin bulunduğunu dile getiriyor.

Ayrıca uzmanlar kısa ritimler ile kolay biçimlerden oluşan geniş bir kesimi kucaklayan ve her bireyim yapabileceği sınırlar içerisinde kalan müzik çalışmalarının, çocuklar için tamamlayıcı özellik oluşturduğunu kaydediyor ve mutlaka çocukların erken çocukluk döneminde müzik ile haşır neşir olmasını tavsiye ediyor.

Çocuğun dünyayı keşfetmek ve tanımak için ilk kullandığı aracın bedeni olduğunu belirten uzmanlar, müzik çalışmaları için “temel dans”ın çocukların ilk etkinlik kaynağı olduğunu vurguluyor.

Bizlerde Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak çocuklarımızı Müzik ile buluşturuyoruz. Ayrıca Bakırköy’de bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Özel Nar Sanat Anaokulumuz ile çocuklarımıza okul öncesi eğitiminde mutlaka temel dansın, müziğin ve sanatsal faaliyetlerde yer almasını sağlıyoruz.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun kurucularından olan Oyuncu Cem Cücenoğlu, Psikolog Ayçin Özgür ile Çocuk Tacizleri ve Tecavüzleri ile ilgili çok önemli bir röportaja imza attı.

Bu röportajı çocuk sahibi olan veya çocuk sahibi olacak olan herkesin mutlaka izlemesi gerekiyor. Hatta bu röportajı çocuklara eğitim veren tüm eğitimcilerin izlemesi şart.

Bu röportajın daha fazla izlenmesini sağlamak için sosyal medya sayfalarınızda paylaşmanızı önemle rica ediyoruz. Bu video ne kadar çok kişiye ulaşırsa, belki de çocuklarımızın bir kısmını tacizden, tecavüzden, istismardan ve şiddetten kurtarabiliriz.

Röportajda konuşulan konu başlıkları şöyle;

-Ülkemizde cinsel istismar vakalarındaki patlama günümüzde mi bu kadar çok yaşanıyor yoksa eskiden de vardı ancak şu anda görünürlüğü mü arttı?

-Anne ve babalar çocuklarını istismardan korumak için, çocuklarına neleri öğretmeli?

-Çocukları cinsel istismardan, taciz ve tecavüzden korumaya yönelik tavsiyelerde bulunabilir misiniz?

-Bir çocuğun cinsel istismara, tacize veya tecavüze uğradığı nasıl anlaşılır? İpucu verebilecek davranışlar ve fiziksel belirtiler var mıdır?

-Ebeveynler cinsel istismar durumunu saptayabilmek için çocuklarıyla nasıl iletişim kurmalı?

-Ebeveynler çocuklarına yönelik bir taciz veya tecavüzden şüphelenirse ne yapmalı?

-Uzmanlar çocuk tacizi ve tecavüzlerinin yabancı kişilerden daha çok, yakın çevreden geldiğine işaret ediyor. Buna nasıl engel olunabilir?

-Cinsel istismar nerede başlar, bir çocuk cinsel istismara uğradığını nasıl anlar?

-Cinsel istismara uğramış bir çocuk hayatının geri kalanında nasıl izler taşır? Ve bu durumda çocuğu geleceğe nasıl hazırlamalıyız?

-Çocukların gerçek sevgi ile istismarı ayırabilmeleri için bizim çocuklarla kurduğumuz yakınlık nasıl olmalı?

-Bir babanın kızına, ya da bir annenin oğluna tacizi hakkında neler söyleyebiliriz? Bu durumların önüne nasıl geçebiliriz?

İyi müzik dinleyerek yetişen çocukların doğru bir kişilik geliştireceğini, niteliksiz müzik ile büyütülen çocukların ise dengesiz bir kişiliğe sahip olacağını savunan Aristoteles’e göre, jimnastik bedenin eğitimi ise müzikte ruhun eğitimidir.

Uzmanlara göre sanat dalları arasında müzik eğitimi, erken yaşta başlayan ve eğitim süreci en uzun süren eğitimdir.

Japon eğitmen Schinici Suzuki tarafından bulunan yöntemde iki yaşında minyatür çalgılarla kemana başlayan çocuklarda, notaya bağlı olmaksızın hızlı eğitim ile çok çabuk ilerleme gösterdikleri saptanmıştır.

Suzuki’ye göre her çocuk bir çalgı çalmayı başarabilecek kapasiteye sahiptir.

Önemli olanın yöntem yaklaşımı olduğunun altını çizen Suzuki, öncelikle çocuğun boyuna posuna göre seçilen çalgıların, çocuğun büyümesiyle birlikte daha büyük ölçülere varabileceğini ifade ediyor.

Ünlü müzik ustası Carl Orff tarafından geliştirilen kendi adındaki yöntem, çocuklara müzik eğitimi vermeyi hedeflemektedir. Orff’un halk şarkılarına, 19. Yüzyılın popüler şarkılarına, dans ve tiyatro müziklerine olan ilgisi ve Ortaçağ Barok ve Rönesans müziğinin belli başlı öğeleri Orff’un çok kapsamlı müzik eğitimi kuramına öncü olmuştur.

Orff yönteminde, çocukların doğalarında var olan ve kendileri tarafından uyarlanmış ritimleri temel alır. Söz konusu bu ritimlere örnek vermek gerekirse, sekerek yürümek, sallanarak yürümek, dolanarak yürümek, koşmak ve atlayarak koşmak verilebilir.

Orff’un hayatı boyunca gözlemlediği deneyimler, temel müzik yani konuşma, hareket ve dansın gelişmesiyle oluşmuş müziğin, erken çocukluktaki müzik eğitiminin temeli olabileceğini gösterdi. Çocukların bazı Orff enstrümanlarını kullanarak yaptıkları temel müzik, 1948 yılında bir radyo programında yayınlanınca geniş kitlelerin ilgisini çekmeyi başardı.

1950-1954 yılları arasında Orff, Çocuklar için Müzik kitabını yayımladı.

Orff’un besteleri incelendiğinde, eğitimini verdiği konuların geniş etkilerinin yer aldığını gözlemlemenin mümkün olduğunun altını çizen uzmanlar, Orff’a göre ritmin, müziğin en temel öğesi olmanın ötesinde melodinin temeli olma özelliğini taşıdığını hatırlatıyor.

Carl Orff’un müzik eğitiminin insanoğlunun evrimi göz önünde bulundurularak yapılması gerektiğini savunduğunu belirten uzmanlar, bunun çocukların kendi içlerinde müzik kavramını oluşturabilmeleri için müziğin tarihsel sürecini yeninde yaşamaları anlamına geldiğini işaret ediyor.

Orff’un çocukların müziği, yapaylıktan uzak, doğal ve gelişim potansiyeline sahip olarak tanımladığını da ifade eden uzmanlar, Orff’un bu nedenle birbirini takip eden gelişimsel etkinlikleri temel alarak basit ritimler geliştirdiğini de hatırlatmakta fayda görüyor.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun kurucularından Cem Cücenoğlu ile Eğitmen Koordinatörümüz Erkan Başa, çocuk tecavüzlerine tepki göstermek ve dikkat çekmek amacıyla klip hazırladı.

Nar Sanat’ın kurucularından Piyano ve Tiyatro Eğitmenimiz Cem Cücenoğlu (Poyraz Karayel’in taş kafası, Şevkat Yerimdar’ın kahvecisi) ile Nar Sanat’ın Eğitim Koordinatör, Piyano ve Şan Eğitmeni Erkan Başa çocuk tecavüzlerine dikkat çekmek için aynı projede buluştu.

Videonun başlangıcında çocuk tecavüzlerine tepki gösteren Cem Cücenoğlu; “Kelimelerle oynayıp, olayın boyutunu küçültmeye çalışmayın. İstismar değil, TECAVÜZDÜR!” dedi.

Videonun devamında ‘çocuk gelinleri’ konu alan ‘ünzile’ şarkısını söyleyen eğitmenlerimiz çocuk tecavüzlerine dikkat çekmek istedi.

Ünzile şarkısının Piyanosunu Cem Cücenoğlu çalarken, seslendirmesini Erkan Başa yaptı.

İşte o video:

Yapılan araştırmalara göre sanat ile ilgilenen çocukların stres seviyelerinde azalma olduğu görülüyor.

Küçük yaşta dans, müzik veya görsel sanatlar gibi sanatsal aktiviteler ile uğraşan çocukların stres seviyelerinde olumlu yönde değişimler olduğu gözlemlendi.

Sanatın insaların üzerindeki etkileri yıllardır süren bilimsel çalışmalar ile araştırılmaya devam ediyor. Ancak çocuklar üzerinde olumlu yönde etkileri olduğunu kesinleşmiş oldu.

Sanat Karavanı sitesinin Yazarı Saniye Kaya’nın haberine göre; West Chester ve Delaware Üniversitesinden bilim insanları tarafından yürütülen araştırma sonuca ulaştı. Yapılan açıklama da; ‘sanatın, çocukların fizyolojik gelişimi üzerinde yoksulluğun yarattığı güçlü etkiyi yatıştırabilme özelliğini’ ortaya koydu denildi.

Philadelphia’da bir okul öncesi eğitim kurumunda ekonomik durumları iyi olmayan 3 ila 5 yaş arası 310 çocuk üzerinde yapılan bir deneyde de sanatın iyileştirici etkisi kanıtlandı. Sanatla iç içe bir eğitim programı hazırlayan okula giden çocuklar gün içinde birden fazla sanat dalıyla ilgileniyor ve çeşitli becerileri gelişiyor. Araştırmada yer alan ekip, araştırma için rastgele seçilen çocuklardan okuldan önce ve sonra tükürük örnekleri alıyor ve bu örneklerde kortizol seviyesini ölçtüğünde; sanat derslerinden sonra kortizol yani stres seviyesinin düştüğü gözlemleniyor.

Çocuklarda olduğu kadar daha önce yetişkinlerde de benzer araştırma ve deneyler yapılmış yine benzer sonuçlar alınmıştı. Sanatın stres seviyesi üzerindeki olumlu etkisi hem çocuklarda hem de yetişkinlerde oldukça fazla. Sanatın iyileştirici, yatıştırıcı ve dönüştürücü etkisi göz ardı edilemeyecek kadar değerli. Fransız ressam ve heykeltıraş Georges Braque’ın da söylediği gibi:

“Sanat, yaranın ışığa dönüşmüş halidir.”