Yazılar

2017 yılı istatistikleri incelendiğinde,Türkiye genelindeki müze sayısının 2016 yılına oranla yüzde 5 artarak, 438’e ulaştığı görüldü.

Medya takip ve raporlama ajansı PRNet, Türkiye genelindeki müze sayılarını ele alan raporu inceledi. PRNet’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre,2017 yılına bakıldığında Türkiye genelindeki müze sayısının 2016 yılına oranla yüzde 5 artarak, 438’e ulaştığı görüldü.Bu müzelerin 199 tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 239 tanesi ise özel müze kategorisinde yer aldığı saptandı. Bununla birlikte, Bakanlığa bağlı müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı yüzde 18,9 artarken, yine Bakanlığa bağlı olup ücretli olan müze ve ören yerlerinin ziyaretçi sayısının da yüzde 28,3 arttığı kaydedildi.

ESER SAYILARI DA ARTTI
PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. Gerçekleştirilen incelemede, müze ve ören yerleriyle ilgili 34 bin 110 haber yansıması tespit edildi.Medyaya yansıyan haber başlıkları incelendiğinde, özellikle son zamanlarda müze ve ören yerlerine yapılan zamların medyada geniş yansıma bulduğu görüldü.Raporda, özel müze ziyaretçi sayısında da artış yaşandığı görülürken, bu artışın yüzde 26,3 olduğu tespit edildi. Özel müzelerdeki mevcut eser sayısı da 2016 yılına oranla yüzde 3,4 artış gösterirken, rakamsal olarak 386 bin 842’ye ulaştığı belirlendi. Bununla birlikte müzelerin sorumluluğunda yer alan taşınmaz kültür varlıklarının sayısının da geçen yıl yüzde 2,7 artarak 106 bin 356 olduğu görüldü. Müzelerin sorumluluğu altında yer alan taşınmaz kültür varlıklarının en çok olduğu il 31 bin 191 adet ile İstanbul oldu. İstanbul’u bu bağlamda takip eden iller ise İzmir, Muğla ve Bursa olarak kaydedildi. Elde edilen veriler neticesinde tabiat park alanlarının ve tabiat anıtı alanlarının da artış gösterdiği tespit edildi.

Brezilya’nın en büyük ve en tarihi müzelerinden biri olan Rio De Janerio’daki 200 yıllık ”Ulusal müze”de yangın meydana geldi.  Kentin hemen hemen her bölgesinden gelen itfaiye ekipleri yangını söndürmek için uğraştı.

Müzenin  ziyaretçilere kapalı olan pazar günü çıkan yangının nedeni hala belirlenemedi.

Önceden Portekiz Kraliyet Ailesi’nin de konutu olarak kullanılan 200 yıllık binadaki müzenin koleksiyonunda 20 milyondan fazla parça bulunuyor.

Başkandan açıklama geldi

Brezilya Devlet Başkanı Michel Temer, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Brezilyalılar için çok üzücü bir gün. Ulusal tarihimizin değeri, binada meydana gelen hasar ile ölçülemez” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Kültür AŞ yönetimindeki müzeler, Kurban Bayramı tatilinde kentte kalanlar için kapılarını açık tutacak.

İBB Kültür AŞ’ye bağlı Yerebatan Sarnıcı, Şerefiye Sarnıcı, Miniatürk, Panorama 1453 Tarih Müzesi ve Topkapı Türk Dünyası Kültür Mahallesi Kurban Bayramı’nda da ziyarete olacak.

Yerebatan Sarnıcı bayramın birinci günü 13.00-18.30, diğer günler ise 09.00-18.30 saatleri arasında, Şerefiye Sarnıcı bayramın birinci günü 13.00-19.00, diğer günler ise 10.00- 19.00 saatleri arası, Miniatürk bayram boyunca 09.00-19.00 saatleri arasında her gün, Panorama 1453 Tarih Müzesi birinci günü 13.00 – 18.00 diğer günler 09.00 – 18.00 saatleri arası, Türk Dünyası Kültür Mahallesi sadece bayramın birinci günü kapalı, diğer günleri ise 09.00-17.00 saatleri arasında açık olacak.

Yerebatan Sarnıcı
Tarihî Yarımada’nın ortasında bulunan Yerebatan Sarnıcı, 542 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmıştır. Suyun içinden yükselen mermer sütunlar arasındaki ihtişamından dolayı halk tarafından “Yerebatan Sarayı” olarak da anılıyor. Bilgi için: www.yerebatan.com

Şerefiye Sarnıcı
428 ve 443 tarihleri arasında İmparator II. Theodosius tarafından, Bozdoğan Kemeri (Valens Su Kemeri) vasıtasıyla su depolamasını sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. Sudan çatıya doğru 32 adet mermer sütunla yükselen sarnıç etkileyici bir güzellik sunmaktadır. Adres: Binbirdirek Mh.Piyer Loti Cd. No:2334122Fatih/İstanbul

Miniatürk
Türkiye’nin geçmişten bugüne uzanan kültür ve medeniyet birikimini yansıtan mimari eserlerini, sergilenen maketlerle bir araya getiren Miniatürk, “zamanın durduğu yer” olarak da nitelendiriliyor. Miniatürk’te, Türkiye ve dünyadan seçilmiş 134 mimari eserin 1/25 oranında küçültülerek yapılmış maketleri sergileniyor. Toplam 60 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olan ‘Büyük Ülkenin Küçük Modeli’ Miniatürk, restoran, kafeterya, alışveriş merkezi, açık hava gösteri alanı, çocuk oyun parkı ile dev bir kompleks durumunda. Bilgi için: www.miniaturk.com.tr

Panorama 1453 Tarih Müzesi
Dünyadaki 30 kadar panoramik müze içerisinde “tam panoramik” özelliği taşıyan tek müze unvanını taşıyan Panorama 1453 Tarih Müzesi, 3 boyutlu panoramik görüntüsü ve ses efektleriyle gerçekçi bir etki uyandırarak, İstanbul’un fethini adeta yeniden yaşatıyor. Ziyaretçiler, müzenin alt katındaki panoramik kısma girdiklerinde, kapalı bir mekâna girdikleri değil de, adeta açık bir alana çıktıkları duygusuna kapılıyorlar.

Bilgi için: www.panoramikmuze.com

Topkapı Türk Dünyası Kültür Mahallesi
Topkapı Kültür Parkı’nda kurulan Türk Dünyası Kültür Mahallesi Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), R.F. Tataristan, ve Başkortostan’a ait kültür evlerinden oluşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Türk Cumhuriyetleri’ne tahsis ettiği evlerde ülkelere özgü kültürel ögeleri görebilmek mümkün. Mahallede ayrıca Orta Asya kültürüne ait üç çadır bulunuyor. Alan içerisinde ayrıca, Moğolistan’daki Orhun kitabelerinin, Kazakistan’daki Hoca Ahmet Yesevî Türbesi’nin, Azerbaycan’daki Kız Kalesi’nin ve Kırgızistan’daki Burana Kulesi’nin maketleri, Kırgız ve Kazak çadırları, Hoca Ahmet Yesevi Otağı, Turkuaz Hediyelik Eşya ve Türk Dünyası Restoranı bulunmaktadır.

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, ailemize katılacak dalında iddialı eğitmenler arıyoruz. Bu ilanı görür görmez heyecanlandıysanız ve tamda sizin anlattığımızı düşünüyorsanız neden hala bekliyorsunuz ki?

Kapitalist ve sömürgeci kolejlerde çalışarak hayatınızı kazanmayı hedefliyorsanız kendinize yazık ediyorsunuz. Bunu bizimle çalışmaya başladığınızda daha net anlayacaksınız.

Gelelim merakla beklediğiniz asıl önemli noktaya! 🙂 Peki ama Nar Sanat ailesine hangi nitelikleri taşıyan öğretmen/eğitmenler arıyoruz?

Öncelikle ailemize 2018-2019 eğitim dönemi için yeni (kullanılmamış veya az kullanılmış ya da en azından az yıpratılmış) öğretmenler/eğitmenler arıyoruz.

TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN (“Hoppala!” diyor olabilirsiniz ama son yıllarda herkes İngilizce bilen eleman arıyor. Bizde o yüzden bu başlığı koyduk.)

Fakat “bir dil bir insandır.” sözünden yola çıkacak olursak bir yabancı dile sahip olmanız sizin adınıza sevindirici bir nokta olacaktır. Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi literatürü takip dışında yapacağınız işle net bir bağı yok İngilizce bilmenizin. Diğer sanat evlerinin de bir bildiği vardır diyerek İngilizce Bilen özelliğini eklemeye karar verdik 🙂

ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK (Mümkün müdür ki?)
2018-2019 eğitim dönemi koşuşturmacasına içerisinde ne yazık ki ne sizi eğitecek paramız ne de zamanımız olacak. Mesleğinizle ilgili yenilikleri iş saatleriniz dışında araştırıp arkadaşlarınızla paylaşırsanız o kadar mutlu oluruz ki anlatamayız…

İNİSİYATİF SAHİBİ ve SORUMLULUK ALABİLEN ( Bu başlık altında üstlerinden habersiz iş yapacak, ancak başarısız olduğunda canına okunmasına katlanabilecek kişileri kastettiğimizi altını çizmekte fayda görüyoruz.)

SİSTEM OLUŞTURABİLEN 
Eğitim verirken kendi sistemini oluşturup geliştirebilen yeteneklere ihtiyacımız var. Sizi kağıtlara, formaliteye boğacağız. Çıldıracaksınız. (Yok yok sakın korkmayın. Aman korkup kapatırsınız ilanı çok şey kaçırırsınız…)

ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI (Asker selamı veremiyorsanız sanat yapamaz, eğitmen olamazsınız)
Kadınsanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yani.

BİLGİSAYAR KULLANABİLEN 
En azından çıktı almayı, nota araştırmayı bilecek kadar bilgisayar kullanma yeteneği olan bir kişi arıyoruz. 🙂 Bu kesin bilgi… Gündelik yoğunluk içerisinde Öğrenci İşleri çalışanlarımızı da yormayalım değil mi 🙂

SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN 
Bu başlığı görünce “hımmmmmm” demiş olabilirsiniz, hele de evliyseniz… “O şehir senin, bu kasaba benim dolaşacaksınız” dersek inanır mısınız? Bizce inanmayın… Gerçi sanat evimize gelen telefonları ve talepleri bir bilseniz… Gecenin 3’ünde arayıp İzmir’e gitar eğitmeni isteyenlerle bile karşılaşıyoruz. Yani tüm ihtimali düşünerek seyahat engeli falan olmasın havası var dedik. Kötü mü yaptık yani?

İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI 
Sanat evimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Herkes bir birinin kuyusunu kazıyor. Şimdi yeni geliyorsunuz bu kişilere sizde eklenmeyin! Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. Dedikodunun dibine vuran kişilere acayip ihtiyacımız var.

İKNA KABİLİYETİ OLAN 
Öğrenci ve velilerimiz kalitesiz ve seviyesiz sanat eğitimini daha pahalıya almaya razı ettikten sonra derslikte hiçbir şey yapmayıp yayılacak ve sosyal medyanın dibine vuracak hatta dersteyken yaptığı skorları veli ile paylaşacak onu bunu beğenecek, dersten çıkınca veli ve müdürü bu konuda ne kadar iyi eğitim verdiğine ikna edebilecek kadar ikna kabiliyeti şart.

ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN 
Ne bütçeyi tutturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Her şey arap saçına döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. Bu da olsa olsa sanat eğitmenleridir zaten hadi şimdi analitik düşünelim.

TERCİHEN YÜKSEK LİSANS MEZUNU, İNGİLİZCEYİ ANA DİLİ GİBİ KONUŞABİLEN, KONUSUNDA EN AZ ON YIL DENEYİMLİ, ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ, 30 YAŞINI AŞMAMIŞ.”  (Süperman neredesin?)
Oha demeyin! Aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilir miyiz onu da bilmiyoruz. Ama müdürümüz yazın havası olur “dedi. Ama bak vallahi  ilan havalı oluyor. Yalan mı ha yalan mı?

B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP (neyi nerenize süreceksiniz vallahi bizde bilmiyoruz!) 

Size araba vereceğiz ama şoför veremeyeceğiz en kötü ihtimalle araba lastiği veririz (Yani bunu da hatırınız için veririz sanat eğitimiyle araba isteğiniz yan yana şık durmaz mı?). Uzun yola alışıksınızdır umarız. Malum kurum dışında önümüze gelene sanat eğitimi veriyoruz, bakkala falan gönderiyoruz. Olur mu olur!

Şimdi bunları niye istiyoruz diye bir sorun hele! Çekinmeyin sorun yaa! Sizi tam olarak nerede kullanacağımızı veya bunları neden istiyoruz muhasebe ne alaka bizde bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi… Hele bir siz işe başlayın. Gerisini sonra düşünürüz. Ha unutmadan büro makinelerini ve inşaat makinelerini da kullanırsa bi dalda biz alırız yani! 🙂

Daha yazardık ama yer kalmadı şimdilik bunlarla idare edelim.

 

Haydi bakalım bu şartlar dahilinde

  • Sahne sanatları
  • Görsel sanatlar
  • Müzik dallarında

Öğretmen/Eğitmenlik için hemen başvurun ama sadece lütfen e-mail ile. 

Mail adresimiz: [email protected]

2018 yılı Sanat açısından oldukça hareketli geçecek. 2018 yılı içerisinde Avrupa’da kaçırılmaması gereken bir çok bienal, müze, sanat festivali ve sergi var. Konuyla ilgili HT Pazar’dan Deniz Çağlar güzel bir yazıya imza attı:

2018’de sanat dünyasını takipte kalabilmek için sanatseverleri epey geniş bir rota bekliyor. Sanat takvimi şubatta Dhaka Sanat Zirvesi’yle başlayacak, aralıkta Art Basel Miami Fuarı ve Kochi-Muziris Bienali ile sona erecek. Yıl boyunca Sydney, Sao Paulo, New York ve Baltık ülkelerinde önemli sergiler var. Dahası, bir dizi yeni bienal ve trienal geliyor: Riga ve Bangkok’da ilk kez bienal gerçekleşecek. Ohio, yeni bir trienal olan Front’un lansmanını yapacak. Seyahat planlarınızı şimdiden yapın derim.

VICTORIA AND ALBERT MÜZESİ İSKOÇYA’DA

2018 yılı için pek çok yeni müze projesi olsa da beni en heyecanlandıranlardan biri Londra’daki Victoria & Albert Müzesi’nin yeni açılacak İskoçya şubesi! Dundee kentinde, ülkenin zengin tasarım mirasını yansıtacak yapı, 2020 Tokyo Olimpiyat Stadyumu’nu tasarlayan mimar Kengo Kuma’ya ait. Öngörülenin yaklaşık iki katına çıkan müze maliyeti 100 milyon doların üzerinde… Tay Nehri’nin kıyısında yer alan proje İskoç şehrinin 1.3 milyar dolarlık sahil dönüşümünün merkezi bileşenlerinden biri. V&A Londra ise müzenin fotoğraf sanatına adanan ek binasının hazırlıklarında… 500 bin fotoğrafa ev sahipliği yapacak binanın yaz sonu açılması bekleniyor.

BİENAL/TRİENAL

ŞUBAT

➡ New Museum Trienniali

13 Şubat- 27 Mayıs

New York, ABD

MART

➡ Biennale of Sydney

16 Mart- 11 Haziran

Avustralya

MAYIS

➡ 13. Baltık Trienniali

mayıs, haziran, eylülde Litvanya, Estonya ve Letonya’da.

HAZİRAN

➡ 1. Riga Uluslararası Çağdaş Sanat Bienali

2 Haziran- 28 Ekim Letonya

➡ 10. Berlin Bienali

9 Haziran-9 Eylül

➡ Manifesta 12

16 Haziran- 4 Kasım Palermo, İtalya Bienal/Trienal

TEMMUZ

➡ Front Triennial

14 Temmuz-30 Eylül

Ohio, ABD

➡ Liverpool Bienali

14 Temmuz-28 Ekim

Liverpool, Ingiltere

EYLÜL

➡ Gwangju Biennale

7 Eylül-11 Kasım

Gwangju, Güney Kore

➡ The Bienal de São Paulo 7 Eylül-9 Aralık

Sao Paulo, Brezilya

EKİM

➡ Bangkok Art Biennale

19 Ekim-3 Şubat 2019

Bangkok, Tayland

ARALIK

➡ Kochi-Muziris Biennale

12 Aralık- 29 Mart 2019

Kochi, Hindistan

—————————————

TOP SANAT FUARLARI 

ŞUBAT

➡ ARCO, Madrid

21- 25 Şubat

MART

➡ The Armory Show, New York

8-11 Mart

➡ TEFAF, Maastricht

9-18 Mart

➡ Art Basel Hong Kong

29-31 Mart

NİSAN

➡ Art Cologne, Köln

19-22 Nisan

MAYIS

➡ Frieze New York

4-6 Mayıs

➡ Photo London, Londra

17-20 Mayıs

HAZİRAN

➡ Art Basel

14-17 Haziran

EYLÜL

➡ Contemporary Istanbul

20-23 Eylül

➡ Art Berlin 27-30 Eylül

EKİM

➡ Frieze Londra

4-7 Ekim

➡ FIAC Paris

18-21 Ekim

ARALIK

➡ Art Basel Miami

6-9 Aralık

—————————————–

SERGİ

Tate Modern’in ilk Picasso sergisinden Ettore Sottsass’ın Hollanda’daki ilk retrospektifine kadar bu yıl Avrupa’da kaçırılmaması gereken sergiler var. Sizin için seçtiklerim…

ŞUBAT

➡ Henri Michaux: Diğer Taraf 2 Şubat-13 Mayıs Guggenheim Müzesi, Bilbao

MART

➡ Picasso 1932 Love, Fame, Tragedy 8 Mart-9 Eylül 2018 Tate Modern, Londra

➡ Tacita Dean 15 Mart-28 Mayıs National Portrait Gallery, Londra

➡ Beatriz González: Retrospective 1965-2017 22 Mart-2 Eylül Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofía, Madrid

NİSAN

➡ Ettore Sottsass: Retrospective 1 Nisan-31 Ağustos Stedelijk Museum, Amsterdam

➡ Subodh Gupta 13 Nisan-26 Ağustos La Monnaie de Paris

MAYIS

➡ Azzedine Alaïa: The Couturier 10 Mayıs-7 Ekim Design Museum Londra

HAZİRAN

➡ Luke Willis Thompson 8 Haziran-19 Ağustos Kunsthalle, Basel

➡ Sanguine/ Bloedrood 1 Haziran-16 Eylül The Museum of Contemporary Art, Antwerp

2017 yılının sonuna geldik. Bu gece 2018 yılına giriyoruz. Peki 2017 yılında kültür sanat dünyasında neler yaşandı? HT Pazar’dan Deniz Çağlar 2017 yılında kültür sanat dünyasında neler yaşandığını tek tek yazdı. Bizde 2017 yılındaki Kültür Sanat dünyasındaki bu önemli gelişmeleri sizlerle paylaşmak istedik.

KÜLTÜREL YAPI PATLAMASI 
Dünyada 101’den fazla önemli sanat merkezi açıldı. Müzeler, performans sanatları ve kültür merkezlerinin toplam inşaat maliyeti: 8.45 milyar dolar

TATE MODERN’DE İLK TÜRK
Tate Modern’de ilk kez bir Türk sanatçının retrospektifi sergilendi: Fahrelnissa Zeid

DÜNYANIN EN PAHALI ESERİ
Leonardo da Vinci’ye ait Salvator Mundi tablosu, Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından Christie’s New York’ta 450 milyon dolara satın alındı. Hz. İsa’yı betimleyen ‘dünyanın en pahalı eseri’, Louvre Abu Dhabi Müzesi’nde sergileniyor.
Sanat piyasası ‘2017’yi şüphesiz bu yarım milyar dolarlık satışla hatırlayacak.

2017’NİN EN PAHALI ESERLERİ 
1. Leonardo da Vinci, Salvator Mundi (c. 1500), 450 milyon dolar.
2. Qi Baishi, Twelve Landscape Screens (1925), 140.8 milyon dolar.
3. Jean-Michel Basquiat, Untitled (1982), 110.4 milyon dolar.
4. Vincent van Gogh, Laboureur dans un champ(1889), 81.3 milyon dolar.
5. Fernand Léger, Contraste de formes (1913), 70 milyon dolar.
6. Andy Warhol, Sixty Last Suppers (1986), 60.8 milyon dolar.
7. Gustav Klimt, Bauerngarten (1907), 59.3 milyon dolar.
8. Constantin Brancusi, La muse endormie (1913), 57.3 milyon dolar.
9. Cy Twombly, Leda and the Swan (1962), 52.8 milyon dolar.
10. Francis Bacon, Three Studies for a Portrait of George Dyer (1963), 51.7 milyon dolar.

2017’NİN EN POPÜLER SERGİSİ (TÜRKİYE)
Ai Weiwei, Porselene Dair, Sabancı Müzesi

2017’NİN EN POPÜLER SERGİSİ(DÜNYA)
Treasures from the Wreck of the Unbelievable ‘İnanılmaz Enkazdan Hazineler’, Damien Hirst, Venedik

2017’NİN YILDIZLI SANAT ETKİNLİĞİ 
İstanbul Bienali

EN ÇOK KONUŞULAN SANATSAL İŞBİRLİĞİ 
Jeff Koons x Louis Vuitton

EN ÇOK KONUŞULAN SANAT OLAYI
450 milyon dolara satılan Salvator Mundi…

BITCOIN SANAT PAZARINA GİRDİ 
Londra’da Dadiani Gallery’de Bitcoin karşılığında ilk sanat eseri alım-satımı gerçekleşti.

BEYAZ SARAY’A YENİ KOLEKSİYON
Beyaz Saray’ın duvarlarını süsleyen tablolar Trump’ın başkanlığıyla beraber kızı Ivanka Trump’ın seçtiği eserlerle değiştirildi. ‘Dear Ivanka’ protestoları aylarca sürdü.

TERÖR MÜZELERİ VURDU 
Ocakta Paris’teki Louvre Müzesi, mayısta Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’nde terör alarmı verilmişti. Neyse ki saldırganlar olaysız etkisiz hale getirildi.

AMERİKA’NIN EN PAHALI SANATÇISI 
Japon koleksiyoner Yusaku Maezawa, JeanMichel Basquiat eserine 110 milyon dolar vererek Andy Warhol’un tahtını elinden aldı. Basquiat 2017 itibarıyla Amerika’nın en pahalı sanatçısı…

LOUVRE’UN BAE MÜZESİ 
Paris Louvre Müzesi’nin yıllardır beklenen Abu Dhabi şubesi nihayet kapılarını açtı.

ORTADOĞU’YA İLGİ
Christie’s Londra’da 2006’dan beri ilk kez, ‘Middle Eastern Modern and Contemporary Art/Modern ve Çağdaş Ortadoğu Sanatı’ müzayedesi gerçekleşti.

MÜSLÜMAN SANATÇILARA DESTEK 
Trump’ın seyahat yasağına karşı, MoMA yasaklanmış 7 Müslüman ülkenin sanatçılarının eserlerini sergiledi.

DALİ DAVASI 
Sürrealizmin öncü ismi Salvador Dali’nin yıllar süren babalık davası sonucu mezarı açıldı.

AFRİKA’NIN İLK ÇAĞDAŞ SANAT MÜZESİ 
Eski Puma CEO’su ve koruma uzmanı Jochen Zeitz, Afrika’nın ilk çağdaş sanat müzesini açtı. Zeitz Çağdaş Sanat Müzesi, Güney Afrika’nın Cape Town kentinde.

GÖRSEL MEDYANIN EN DİKKAT ÇEKEN İSİMLERİ:

Edel Rodriguez: Yılın en güçlü ve iddialı dergi kapaklarını çizdi. Özellikle TIME ve Der Spiegel için resmettiği mevcut ABD başkanı ve yönetiminin politikalarını tasvir eden siyasi karikatürleri çok konuşuldu.
Awol Erizku: Instagram’ın en çok beğenilen fotoğrafının imzası ona ait. Şubat ayında, Beyonce ikizleri beklediğini dünyaya duyurmak için Instagram’da bir portre paylaşmıştı. Fotoğraf, kültürel simgeler ve göbeği Virgin Mary’yi hatırlatacak bir şekilde resmedilmişti. Paylaşım, Beyonce’yi fotoğraflayan Erizku’nun kariyerini şüphesiz bambaşka bir boyuta taşıdı.
Maria Balshaw: Sir Nicholas Serota’nın ayrılmasıyla Tate’in ilk kadın yöneticisi olarak atandı.
Pete Souza: Obama’nın Beyaz Saray fotoğrafçısı Souza, geniş görüntü arşivini Obama’nın Beyaz Saray’dan ayrıldığı gün itibarıyla sosyal medyada yeni açtığı hesapla paylaştı.
Leonardo Da Vinci: 450 milyon dolara satılan eseriyle, sanat piyasasına ve sanatın jeopolitikle kesişim noktasına uluslararası bir boyut kazandırdı.

2017’NİN OLAĞANÜSTÜ SANAT-TARİHSEL KEŞİFLERİ

✔ Auguste Rodin’in başyapıtlarından Napoléon Bonaparte’ın mermer büstü (1908), 75 yıl aradan sonra New Jersey belediye binasında bulundu.

✔ Peter Paul Rubens’in yaklaşık 400 yıldır kayıp bir portresinin, tarihi bir Glasgow evinde asılı olduğu keşfedildi.

✔ René Magritte’in son tablosu The Enchanted Pose (1927), kaybolduktan 85 yıl sonra Belçika’da bulundu.

✔ Mısır’ın Luksor kentinin güneyindeki Thebes’de Draa Abou Naga nekropolünde, 18. Mısır Hanedanlığı’na ait 3 bin 500 yıllık mezarların da içinde olduğu yepyeni bir sit alanı bulundu.

İstanbul’daki bazı müzeler, Kurban Bayramı tatilinde şehir dışına çıkmayan ziyaretçilerini ağırlayacak.İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Topkapı Sarayı Müzesi, 30-31 Ağustos ile 2, 3 ve 4 Eylül’de 9.00-18.45 saatleri arasında ziyarete açık olacak. Müze, Kurban Bayramı’nın birinci günü olan 1 Eylül’de ise 13.00’ten itibaren ziyaretçileri kabul edecek.

Milli Saraylara bağlı Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı, Beykoz Kasrı, Ihlamur Kasrı, Maslak Kasrı, Yıldız Şale Köşkü, Aynalıkavak Kasrı, Florya Atatürk Köşkü, 31 Ağustos arife günü ile Kurban Bayramı’nın ilk günü olan 1 Eylül’de ziyarete kapalı olacak.

Bu mekanlar, 30 Ağustos ile 2, 3 ve 4 Eylül’de 09.00-17.00 saatlerinde misafirlerini ağırlayacak. Sezon içinde pazartesi ve perşembe günü ziyarete kapalı olan müzeler, bayram dolayısıyla pazartesi günü kapılarını açık tutacak.

Yerebatan Sarnıcı, Miniatürk, Panorama 1453 Tarih Müzesi ziyaretçilerini bekliyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. tarafından işletilen Yerebatan Sarnıcı, Miniatürk, Panorama 1453 Tarih Müzesi ve Türk Dünyası Kültür Mahallesi de bayramda ziyaretçilerini bekleyecek.

Büyük Saray’ın su ihtiyacını karşılamak üzere Bizans İmparatoru 1. Jüstinyen tarafından 542 yılında yaptırılan Yerebatan Sarnıcı, bayramın birinci günü 13.00-18.30 saatlerinde, diğer günler ise 9.00-18.30 saatlerinde ziyaret edilebilecek.

Türkiye ve dünyadan seçilmiş 132 mimari eserin 1/25 oranında küçültülerek yapılmış maketlerinin yer aldığı Miniatürk, bayram boyunca 09.00-19.00 saatlerinde görülebilecek.

Dünyadaki 30 kadar panoramik müze içerisinde “tam panoramik” özelliği taşıyan “tek” müze olan Panorama 1453 Tarih Müzesi ile Topkapı Kültür Parkı’ndaki Türk Dünyası Kültür Mahallesi, bayramın birinci günü 12.00-18.00 saatlerinde, diğer günler 10.00-18.00 saatlerinde açık olacak.

Özel müzeler
Farklı coğrafyalardan 109 sanatçı ve 193 çalışmanın sanatseverlerle buluşturulduğu “Sanatçı ve Zamanı” adlı koleksiyon sergisine ev sahipliği yapan İstanbul Modern, Kurban Bayramı’nın ilk günü kapalı olacak. Müze, 31 Ağustos’ta 10.00- 20.00 saatlerinde, diğer günler ise 10.00-18.00 saatlerinde gezilebilecek.

Sanayi, iletişim ve ulaşım tarihindeki gelişmeleri yansıtan Türkiye’nin “ilk ve tek” sanayi müzesi Rahmi M. Koç Müzesi, 14 binin üzerindeki objeden oluşan koleksiyonu, çocuklara yönelik eğitim ve atölyeleriyle bayram tatilinde ziyaretçilerini ağırlayacak.

Yaklaşık 27 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olan ve 3 bölümden oluşan müze, 30 Ağustos ile 2-4 Eylül tarihlerinde 10.00-19.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek. Müze, 31 Ağustos ile 1 Eylül’de kapalı kalacak.

Dünya çapında ünlü isimlerin balmumu heykellerinin görülebildiği ünlü balmumu heykel müzesi Madame Tussauds, 30- 31 Ağustos ile 1-4 Eylül tarihlerinde 10.00-21.00 saatlerinde ziyaretçilerini ağırlayacak.

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

MİLLİ Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin sanat, spor ve kültür etkinliklerine katılan ortaokul öğrencilerine katkı puanı için hazırlıkların tamamlandığını açıkladı. Tekin, ortak sınavlara (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş/TEOG) geçerken sadece akademik başarıya bakılmayacağını, öğrencilerin sosyal faaliyetler için teşvik edileceğini açıkladı. “Önemli olan çocuğun bir etkinliğe katılımı, biz bunu ödüllendirmek istiyoruz” diyen Tekin’in Hürriyet’e yaptığı açıklamalar şöyle:

SANAT, SPOR, MÜZİK DERSLERİ TEŞVİK EDİLECEK
Ortaöğretime geçişte merkezi sınav uygulamasını kaldırıp, okul başarı puanı üzerinden yürüyen ortak sınavlara (TEOG) geçerken sadece çocukların akademik başarıları değil, aynı zamanda veli, eğitimci olarak çocuklarımızdan şikayetçi olduğumuz bireysel yeteneklerini geliştirememe, sosyalleşememe, sanatsal sportif anlamda etkinlik yapamama durumlarını da ortadan kaldıracak bir mekanizma üreteceğimizi söylemiştik. Velilerimize “Çocuklarınızı bu tür etkinliklere yönlendirin” demenin bir karşılığı olmadığını daha önceki tecrübelerimizden gördük. Okullardaki görsel sanatlar, spor, beden eğitimi, müzik sayısını ve saatini artırmamıza rağmen işlevsel kullanılamadı. Veliler, öğretmenler, okul idarecileri bu derslerde yine akademik etkinlikler yapmaya devam etti, matematik, fizik sorusu çözdü. Bunun tek başına bir çözüm olmadığını anladık.

ALTYAPI TAMAM
Bunun için de TEOG’a bu yapılan etkinliklerin katkısı olursa kültür etkinliklerinin, boşa geçmiş zaman olarak görülmeyeceğini düşündük. Çocuklarımızın akademik başarısının yanı sıra etkinliklerin de değerlendirileceği bir altyapı üzerinde çalıştık. 15 Temmuz olmasaydı, geçen yıl bunu hayata geçiriyorduk. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla karşılıklı güçlerimizi birleştirmek üzere protokoller yapmıştık ve geçtiğimiz yıl pilot uygulamaya geçecektik. Ancak 15 Temmuz’da yaşananlarla bu pilot uygulamayı erteledik.

HER İLDE BİR PİLOT OKULDA BAŞLIYORUZ
Bu yıl eylül ayında her ilden belirli pilot okullar seçilerek bununla ilgili altyapı süreci hazırlanmış olacak. Bunun için de kamuoyunda objektif bakış açısını ortadan kaldıran bir yapı oluşmamalı, güven zedelenmemeli. Her çocuğa eşit şekilde bu etkinlikleri yapma imkânı sunulabilmeli. Üzerinde çalışacağımız pilot uygulamayla oluşturduğumuz modelin velilerin, öğrencilerin, kamuoyunun güvenini sarsıcı bir unsur olup olmadığını tespit edeceğiz.
Türkiye’nin her tarafında çocuklarımıza bu tür imkânları sunabilme olanağını analiz edeceğiz. Bizi tatmin edici bir sonuç elde edersek bir sonraki eğitim öğretim yılında puan olarak katkısını bütün öğrenciler nezdinde uygulamaya geçireceğiz.

TEOG a ek puan

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

ETKİ ORANI HENÜZ BELLİ DEĞİL
Teog sınavlarına ek puan da şuanki kurgumuz ortaokul sürecinde yani 5-6-7 ve 8’inci sınıftan itibaren bu tür etkinliklere çocukları yönlendirip, teşvik etmek. Eğer objektif şekilde yapabilirsek puan düzeyine katkısını bu uygulama esnasında göreceğiz. Öngörülerimiz var, ama sahada test edeceğiz. Şu anda oranı kararlaştırmadık, yüzde 20-30 da olabilir. Ancak yüzdelik dilim olarak mutlaka ortaokuldan liseye geçişte TEOG’da baz olarak kullanacağız. TEOG puanının hesaplanmasında akademik başarılarının yanına etkinlikleri de ekleyeceğiz.

HANGİ ETKİNLİKLER KATKI YAPACAK?
Bakanlığımız, okullarımızda öğrencilerimiz tarafından yapılan etkinliklerin toplandığı bir sistem oluşturdu. Verilerin geleceğe yönelik uygulamalara ışık tutması için sosyal etkinliklerle ilgili öğretmen ve akademisyenlerimizin katkısıyla bir sistematik yapı kurgulanarak ‘Sosyal Etkinlikler’ ana başlığında 5 alt tema belirledik. Bilimsel, Kültürel, Sanatsal, Sportif Etkinlikler ve Toplum Hizmeti Çalışmaları’nın alt basamakları şunlar:

KÜLTÜREL ETKİNLİKLER: Temel hedefimiz kültürel miras uygulamalarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için gerekli mekanizmaları oluşturmak. Bunun için sözlü gelenekler ve anlatımlar, somut olmayan kültürel miras uygulamaları, toplumsal uygulama ritüel ve şölenler, doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, el sanatları etkinlikleri, geziler (müze-ören yeri-tarihi mekan gezileri), sözlü gelenekler (aşıklık, mani söyleme, Nasreddin Hoca fıkraları anlatma, Dede Korkut geleneği), yöresel etkinlikler (yaylacılık, zeytin ve zeytinyağı kültürü vs) yapılacak.

SANATSAL ETKİNLİKLER: Amacımız küçük yaştan itibaren çocuklarımızın sanatsal yeteneklerinin tespit edilip, sonraki eğitimlerinin buna göre planlanması, her çocuğumuzun bir sanatsal etkinlikle ilgilenmesini sağlamak. Fonetik sanatlar (şan, solo, koro, orkestra, enstrüman), dramatik ve plastik sanatlar, gösteri sanatları (barak, bozlak havaları yöresel olarak tespit edilmiş meddahlık geleneği, okçuluk), el sanatları (ahşap oymacılığı, kilim dokumacılığı, bakırcılık, çalgı yapımcılığı, çömlekçilik, ebru sanatları, keçecilik, kilim dokuma, lüle taşı işleme).

SPORTİF ETKİNLİKLER: Bu etkinlikleri teşvik ederken iki amacımız var. Bir yandan çocuklarımızın vücut sağlıkları, çocukluklarını yaşayabilmeleri için onlara uygun ortamlar oluşturmak. Diğer yandan da profesyonel sportif altyapıyı hazırlamak için, ülkemizin ihtiyaç duyduğu başarılı sporcuları küçük yaştan itibaren tespit edip gerekli eğitimi alabilmelerini sağlamak. Bu amaçla da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan protokolle 50’nin üzerindeki federasyonlarla işbirliği olacak ve tüm spor branşlarıyla ilgili başlıklar takip edilecek.

BİLİMSEL ETKİNLİKLER: Çocuklarımızın eğitim süreçlerine uygun bilimsel etkinliklere yönlendirilmesini de planladık. Bu amaçla başta TÜBİTAK ve üniversiteler olmak üzere yetkin kurum ve birimlerle işbirliği halinde yapılacak çalışmaları kapsayacak şekilde; Bilim Olimpiyatları, Bilim Şenlikleri, Bilim Fuarları, Bilimsel Proje Yarışmaları, Patent Sahibi Olma, Bilimsel Toplantılar, Bilimsel Araştırma Yarışmaları, Zekâ Oyunları vb. başlıkları içerecek çalışmalar izlenecek.

TOPLUMA HİZMET ÇALIŞMALARI: Temel hedefimiz çevresini tanıyan, etrafının sorunlarıyla ilgilenen, topluma yararlı olmayı önceleyen sosyal bireyler olmalarına yardımcı olmak. Öğrencilerimiz tarafından okul Sosyal Etkinlikler Kurulu’nca belirlenen çalışma başlıkları göz önünde bulundurularak, okul kulüpleri marifetiyle çevreye ve sosyal hayatın ihtiyaçlarına duyarlı ve okulun ihtiyaçlarına göre yapacağı toplum hizmetleri çalışmalarını kapsar.

5 İNCİ SINIFLARA HAZIRLIK
Ortaokul 5’inci sınıflarda yoğunlaştırılmış yabancı dil ağırlıklı programı önümüzdeki eğitim yılında başlamak için çalışmalar sürüyor. 600’ün üzerinde okulda pilot uygulayacağız. Herhangi bir dersten azalma olmaksızın seçimlik dersleri bu yönde çeşitlendireceğiz. Programın planlanması aşamasında çalıştaylar, literatür taraması, mevcut yabancı dil öğretim programına yönelik anketler gibi çeşitli çalışmalar yapıldı. Yabancı dil öğretiminde alanında yetkin kuruluşlarla görüşüldü. Yabancı dil öğretimine 5’inci sınıflarda 16-18 saat ayrılması uygun görüldü ve buna göre taslak öğretim programı hazırlandı. Talim ve Terbiye Kurulu program üzerinde çalışıyor. Uzaktan eğitimden yararlanabiliriz. Yabancı dil düzeyi öğrencilere faydalı olabilecek, yeterince skoru ve düzeyi olan öğretmenlere yaz aylarında hizmetiçi eğitim başlattık. Etkili ve verimli hizmet içi eğitimler, ölçme ve değerlendirme sisteminin düzenlenmesi gibi planlamalar var. Amacımız en iyi olanakları kullanarak yabancı dili öğretim sürecini, işlevsel hale getirmek.

DEVAM AFFI SENEYE YOK
Sınav kazanıp devamsızlık yapan liselilere üniversiteyi kazanınca tolerans tanıdık. Son kez mağduriyet yaşanmasın diye düzenleme yaptık. Bundan sonra devamla ilgili velilerden talep gelmesin, çocuklar yönetmelikte tanımlandığı biçimde mutlaka devam etsin, seneye bu konuda çalışmamız olmayacak.

ÖNEMLİ OLAN KATILIMI ÖDÜLLENDİRMEK
Her çocuk bir etkinliğe gitsin istiyoruz, katılımı ödüllendirmek gerekiyor. Çocuğun etkinliğe katılması bizim için bir değer, bunu mutlaka bir veri olarak alalım. Katıldığında bir ürün ortaya çıkarıp çıkarmaması da önemli. Örneğin bir sergi açıyor ya da müzik resitalı veriyor mu? Uluslararası alanda derece elde ediyor mu? Bu da ödüllendirilmeli. Kamuoyunda objektif değerlendirmeyi ortadan kaldıracak bir düzenleme yapmamalı, ona da hassasiyetle dikkat edeceğiz. Etkinliklerden alınan notlarla akademik başarıları belli oranda birleştirip liseye yerleştirilirken öğrenciyi hem yönlendirmiş olacağız, hem de sanat, spor ya da başka yeteneğine göre liseye yerleştireceğiz. Böylece çocuklarımızın okul dışında zaman geçirmesini, etkinliklere katılmasını teşvik edeceğiz.

ÜNİVERSİTE SINAV SİSTEMİ KONUSUNDA YÖK İLE TECRÜBELERİMİZİ PAYLAŞTIK
Üniversite sınav sistemini TEOG benzeri bir sisteme dönüştürme talebimiz yok. Biz sadece TEOG uygulamasının başarılı sonuçlarını paylaşıyoruz. Bu inisiyatif tamamen YÖK’te. YÖK ile de bu konuda tecrübelerimizi paylaştık, gerekli şeyleri anlattık. Bundan sonraki süreçte YÖK’ün atacağı adımlara destek olacağımızı söyledik.

 

Alıntı: mebajans.net

Hem iddialısınız, hem işinizi iyi yaptığınızı düşünüyor, hem  enerji dolusunuz, hem de… Siz hala kapitalist kolejlerde mi çalışıyorsunuz? Valla darılırız! İnanın doğru söylüyoruz yani, vallahi bak!

Ailemize 2017-2018 eğitim dönemi için; yeni (doktordan az ve temiz kullanılmış bi nevi sağlığı yerinde olan bile denebilir) sanat ile ilgili dallarda hızla büyüyen nar sanat ailesine öğretmenlere / eğitmenlere ihtiyaç var. Lütfen aşağıdaki nitelikleri taşıyan ve okuduğunu anlayanlar başvursun. (Bu ne yahu!)

Bir bakalım alınacak arkadaşlarda neler arıyormuşuz?

-TERCİHEN GALLER PRENSİ KADAR İNGİLİZCE BİLEN (Demiyoruz, diyemiyoruz demeye çalışsak dahi anlamı yok!)

Ama “bir dil bir insandır.” sözünden yola çıkarak bir dil biliyorsanız sizin adınıza seviniriz bizim için çok önemli değil. Çünkü literatürü takip dışında yapacağınız işle bir ilgisi yok. Fakat son yıllarda irili ufaklı sadece yurt içine çalışan dille ilgisi olmayan tüm firmalar dahi İngilizce bilen eleman arıyor. Bir bildikleri olmalı. Biz onlar kadar bilemeyiz değil mi?

ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK (Mümkün müdür ki? Bizce mümkün.)
“Bilgi; havada uçan kuş olsa, o kuşu avlayan avcının tüfeğinden çıkan mermi gibi acımasız olurum.” cümlesindeki gibi hayat felsefesi olsa bizim için kafi. O kadar işin arasında sizi eğitecek ne paramız, ne de zamanımız var. Mesleğinizle ilgili gelişmeleri iş saatleri dışında kendiniz araştırıp öğrenmek zorundasınız. Yani onca yılda sanatınızı, işinizi öğrenemediyseniz zaten araştırmasanız da olur aslında, hayatı ve şansı fazla zorlamamak lazım değil mi?

İNİSİYATİF SAHİBİ (“Gerektiğinde aksiyon alabilen” tanımı kadar değil tabii ki neticede saha ajanı değilsiniz. Değilsiniz di mi?) 

Üstlerinden habersiz iş yapabilecek, ancak başarısız olursa canına okunmasına katlanabilecek…(Kesin bilgi yayalım) Ha hiç bir şey  sahibi değilseniz ve “özel mülkiyete” karşıysanız zaten “inisiyatif” sahibi de olmayın canım ne var yani!

SİSTEM OLUŞTURABİLEN (kendine ait bir sistem oluştur bize yeter)
ISO çalışmalarına başladık. Yazılacak 88 adet prosedür var. (Kağıda boğacağız sizi)(yok yok şimdilik şaka) yeter ki iş sistematiğiniz olsun. (Var değil mi?)

SORUMLULUK ALABİLEN ()
Vergi, sigorta müfettişleri bir usulsüzlüğü yakaladığında! “Valla üstlerimin bu işlemlerden hiç haberi yoktu, onlara danışmadan kendim yaptım…” diyebilecek, saflıkta olan demiyoruz, diyemiyoruz ama demek istiyoruz ki demeyeceğiz. Sanat ve vergi, sigorta usulsüzlük gibi konulara hakim (!!!)  hımm bu maddeyi kimse yemez ama olsun. (olmaz deme hayatta her şey mümkün) . Zor şartlarda çalıştırdığımız hocalarımız gibi;

sartlar-zor

ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI (Asker selamı veremiyorsanız sanat yapamazsınız!)
Kadınsanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yani.( Ne! İsrailli misin? Olur olur tabi!) Tamam tamam askerlik yapmamışsa da olur ısrar etmiyoruz. Ama 2 ay sonra ben askere gideceğim diye tutturmayın lütfen!!

BİLGİSAYAR KULLANABİLEN
Şimdi size kalkıp Bulut Sistemini anlatacak kadar bilgiye sahip olun demiyoruz. ki bulut sistemini anlatırken acı çektirenler var orası ayrı tabi neyse.. Valla geçen gün müdür dersliklere bilgisayar koysak mı demişti, ya koyarsa. (Tedbirli olmak lazım, hem ders esnasında sosyal medyayı boş bırakmaya gelmez muhakkak bir şeyler paylaşmak lazım. Değil mi?)

KARİYER OLANAKLARI SUNAN ŞİRKETİMİZ

Başlangıç ücreti olarak piyasanın altında veriyoruz(!)-sahi alt neresi , üst neresi?-, ama burada gece yarılarına kadar çalışıp yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz.  ( Mesela gitar telinden sorumlu gitar eğitmeni, Keman yaylarından sorumlu yaylanmayan keman şefi gibi)

SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN 
Altınıza bir araba vereceğiz, o şehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolaşacaksınız. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz eşinize bir danışın.Ya da hiç danışmayın, bu sizin için iyi bir fırsat olabilir. Artık ona siz karar verin. Çünkü şehir, hatta inanın ülke dışından bile arayıp sanat dersleri isteyenler var inanmıyorsanız gelin çalışanların telefon ile yaptıkları konuşmaları dinleyin. Tüm ihtimali düşünerek “seyahat engeli falan olmasın” hem ilana yazınca havası oluyor dedik. Kötü mü yaptık yani?

B SINIFI EHLİYET SAHİBİ–Olmazsa A-Z arası herhangi bir sınıfta olabilir– SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP (neyi nerenize süreceksiniz vallahi bizde bilmiyoruz!) 

Size araba vereceğiz ama şoför veremeyeceğiz en kötü ihtimalle araba lastiği veririz (Yani bunu da hatırınız için veririz, sanat eğitimiyle araba isteğiniz yan yana şık durmaz mı?). Uzun yola alışıksınızdır umarız. Malum kurum dışında önümüze gelene sanat eğitimi veriyoruz(!), bakkala falan gönderiyoruz. Mesela geçenlerde keman eğitmenine el freni telini tamir ettirttik. Sonuçta telden yaydan anlıyor. Olur mu olur!

İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI 
Şirketimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. Dedikodunun dibine vuran kişilere acayip ihtiyacımız var. he vallahi hee! Dens?

IMG_1736

İKNA KABİLİYETİ OLAN 
Öğrenci ve velilerimiz kalitesiz ve seviyesiz sanat eğitimini daha pahalıya almaya razı ettikten sonra, derslikte hiçbir şey yapmayıp yayılacak ve sosyal medyanın dibine vuracak hatta dersteyken yaptığı skorları veli ile paylaşacak onu bunu beğenecek, (burada sosyal medya uzmanlığı devreye giriyor) dersten çıkınca veli ve müdürü bu konuda ne kadar iyi eğitim verdiğine ikna edebilecek kadar ikna kabiliyeti şart. ( Bu madde BİLGİSAYAR KULLANABİLEN maddesiyle de ilişkili galiba)

ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN 
Ne bütçeyi tutturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Her şey Arap saçına (Gerçi burada kastimiz Arapları aşağılamak değil ama geçen yıl trend olmuştu arapa arap demek 10 kusurlu hareketten biriydi) döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. Bu da olsa olsa sanat eğitmenleridir zaten. Hadi şimdi analitik düşünelim fakat önce … unuttum!

TERCİHEN YÜKSEK LİSANS, DOKTORA VE ÜSTÜ, KONUSUNDA EN AZ 20 YIL DENEYİMLİ 30 YAŞINI AŞMAMIŞ. ”  (Süperman neredesin?)
Oha demeyin! Aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilir miyiz onu da bilmiyoruz. Ama müdürümüz yazın havası olur “dedi. Ama bak vallahi  ilan havalı oluyor. Yalan mı ha, yalan mı?

GENEL KONULARI DA EKLEYELİM…

Tercihen muhasebe bilen, finansal analiz, istatistik, CAT, proses, kaynak,demir doğrama,  reanimasyon,MS Project, PMP Sertifikasına sahip, kalıpçı, amuda kalkabilen, CNC Router, Frezeci,  olursa off ki off dadından yenmez !)

Şimdi bunları niye istiyoruz diye bir sorun hele! Çekinmeyin sorun yaa! Sizi tam olarak nerede kullanacağımızı veya bunları neden istiyoruz muhasebe ne alaka pmp nedir CAT n’oluyor biz de bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi… Hele bir siz işe başlayın. Gerisini sonra düşünürüz. Ha unutmadan büro makinelerini ve inşaat makinelerini da kullanırsa bi dalda biz alırız yani!

Daha yazardık ama yer kalmadı şimdilik bunlarla idare edelim.

Haydi bakalım bu şartlar dahilinde

Not: M.E.B.’a  Bağlı olmamızdan  dolayı (biliyorsunuzdur fakat biz yine de yazalım) elbette ilgili okul mezunu olunması gerekmektedir.

  • Sahne sanatları
  • Görsel sanatlar
  • Müzik dallarında

Öğretmen/Eğitmenlik için hemen başvurun ama sadece lütfen e-mail ile. 

Mail adresimiz:  [email protected]

 

burcu-isil-oguz-erkan-basa

Marmara üniversitesinin topluma hizmet etkinliği kapsamında Kazım Karabekir (Erenköy) Kültür Sanat Merkezinde  Doç. Dr. Zuhal Özcengiz önderliğinde gerçekleştirilen “Geçmişten günümüze resim ve müzik alanındaki gelişmeler” adlı konser etkinliğinde piyano ve şan eğitmenimiz Işıl Oğuz ‘da yer almıştır. Kendisini Nar Sanat ailesi adına Etkinlik Koordinatörümüz Erkan Başa ziyaret etmiş ve sürpriz yapmıştır. Mart ve Nisan ayında da konserin tekrarı yapılacaktır. Hocamıza başarılarının ve sosyal projelerinin devamını dileriz..

 

KONSER İÇERİĞİ

İLKEL TOPLULUKLAR (ESAT MERT KOÇ Ortaçağ’ın sonuna kadar sunacak.)

İlkel topluluklarda yaratıcılığın temel ögesi doğaydı. İnsanlar hayvanların benzerlerini mağara duvarlarına ve kayalara resmediyorlardı. Taşlara ve kemik parçalarına vurarak değişik sesler çıkartıyorlardı. İlkel topluluklarda müzik ve resmin başlangıcı bu şekilde olmuştur.

ANTİK MISIR (İ.Ö 4000)

RESİM__Eski Mısır dünyasında resim sanatı edebi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerini, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur.

MÜZİK__ Mısır tarihinde müziğin önemini, kazılarda bulunmuş çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden öğreniyoruz. Mısırlıların gelişmiş bir dans kültürü olduğu,özellikle kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de belgeleniyor.

ANTİK YUNAN

RESİM__ M.Ö. 7. yy sonları ve 6. y.y. da siyah figür tekniği, sonraki dönemlerde ise kırmızı figür tekniği kullanılmıştır. Yunanlıların günlük ihtiyaçları için yapmış oldukları vazolarda, resim ve nakış sanatı için önemli belgelerdir.

MÜZİK__ Antik Yunanlıların müzikleri hakkında son yüzyılda pek çok malzeme ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemde müzik hastalıkların tedavisinde de kullanılıyordu. Hipokrates yaklaşık 2400 yıl önce bazı hastalıkların tedavisi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürüyordu.

ANTİK ROMA (M.Ö 9. yy -1453)

Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte “klasik antikite”ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk,savaş, sanat, edebiyat, mimari, teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

ORTA ÇAĞ (476-1400)

RESİM__ Ortaçağ’ın en belirli resim akımını Bizans sanatıdır. “İkon” adı verilen tablo halindeki aziz resimleri de Ortaçağ Avrupa resmi gelişmesini etkilemiştir.Ortaçağ resmi başlangıçta altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürleri ile Bizans sanatından gelme bir tabiat uzaklığı, dini-mistik hava içindeyken, yavaş yavaş bu resim akımlarında doğaya yaklaşma başlar

MÜZİK__Orta Çağ, Antik Çağ ile Rönesans’ın arasındaki dönemi kapsayan ve müziğin gelişimini etkileyen bir dönemdir. Bu dönem karanlık çağ olarakta adlandırılır.Bunun sebebi kilisenin aşırı baskısıdır.Bu dönemde en önemli çalgı insan sesidir ve şarkı sözleri incilden alınmıştır.

RÖNESANS (Yeniden Doğuş) –  (SEFER TURAN sunucak)

Avrupa’da 1000 yıllık karanlık Ortaçağ sonrası katolik kilisesinin acımasız hakimiyetini kaybettiği ve  insanların hümanizmayla birlikte özgürlüklerini yeniden kazandıkları ve bu özgürlükle birlikte özellikle sanatta baskıcılıktan ve yasaklardan dolayı bin yılın biriktirdiği sanat eserlerinin onlarca yıl içinde ortaya çıktığı bir dönemdir.

RESİM__ Leonardo Da VİNCİ (1452-1519) insanlık tarihinin şahit olduğu tüm çağlara hitap edebilen en önemli tasarım, ressam ve mucitlerindendir. Rönesans döneminde doğadaki altın oran düzenini sanatına yansıtarak insanlığın fikri ve sanatsal gelişiminin belkide en önemli ivmesini gerçekleştirmiştir.

MÜZİK__Guilio CACCİNİ (1550-1618) bu dönemde konusu ilk din dışı şarkılar olan madrigallerin en ünlü bestecilerindendir. Amarilli mia bella en ünlü madrigalidir. ( Sefer Turan AMARİLLİ eserini seslendirecek.)

BAROK  DÖNEM (1600-1750) (AYHAN DOĞAN sunacak)

RESİM__ Barok resimde ışık bütün resim yüzeyine aynı ölçüde dağılmaz ve parçalar halinde yansır. Savrulan uçuşan hareketli figürler , eğri çizgiler oluşturacak biçimde resme yerleştirilmiştir.

MÜZİK__Barok müzik , armoninin açık seçik olmadığı , modülasyonlar ve uyumsuzlukla dolu entonasyon güç ve hareketi zor olan müziktir. Müzikteki başlıca büyük yeniliği “fonksiyonel tonalite” kavramının çok geliştirilmesindedir.

GİOVANNİ PAOLO PANİNİ (1691-1765)

Barok Dönemde yaşamış ve o dönemin özelliklerini eserlerine yansıtarak günümüze kadar ulaştırabilmiş İtalyan ressamdır. Eserlerinde daha çok içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır. Roma Antigua adlı eserini birçok yap-bozun üstünde görmek mümkündür.

JOHANN SEBASTİAN BACH (1685-1750)

Alman barok müzik bestecisi Bach köklü Alman stillerini , özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritm, form, armoni ve kontrpuan birikimleri ile müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir. Eserleri arasında konçertoları , varyasyonları ,si minör missa , 2 çile ve 200 tanesi günümüze kadar ulaşmış 300 den fazla kantatı bulunmaktadır. (AYHAN DOĞAN Bach sol minör menüet çalacaktır.)

MİCHELANGELO CARAVAGGİO  (1573-1610) (MELİKE GÜZEL sunacak)

İtalyan ressam, aşırı gerçekçilikle yarattığı eserler dışında duygusal anlatımlı dinsel resimler de yapmıştır. Işığın kullanımında yenilik getirerek  karanlık alana, tek kaynaktan kuvvetli bir ışık vermeyi yeğlemiştir.

George Frideric Handel (1685-1759)

Alman bestecisidir, Su müziği, Havai Fişekler için müzik ve Mesih gibi eserleriyle Barok dönemin en büyük bestecilerinden biri sayılmıştır. Almira operasıyla  besteci olarak ilk başarılarını kazanmıştır. 40’tan fazla opera  ve oratoryo bestelemiş. Ayrıca orkestra müziği ve solo çalgılar için birçok eser yazmıştır. (Melike Güzel Handel sol minör sonata çalacak.)

 

KLASİK DÖNEM (1750-1827) (BURCU IŞIL OĞUZ sunacak)

RESİM__ Resimde insan, bir mekan içinde gösterilir. Yüzlerin ifadesi heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmaz. Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanır.

MÜZİK__ Barok müziğin süslü anlatımı yerini sadeliğe bırakmıştır. Kontrpuantal yazım yerini homophoneye bırakmıştır. Orkestra müziği gelişmiştir. Piyano icat edilmiş ve piyano için besteler yapılmıştır.

JACQUES-LOUİS DAVİD (1748-1825)

Dönemin önemli ressamlarından biridir. Döneme damgasını vuran rokaka akımının ve Fransız ihtilanin etkileri eserlerinde görülür.

WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756-1791)

Dönemin ünlü bestecilerindendir. Eserlerinde dönemin getirisi olan yalın müziği ve akıcı melodileri işleyişi göze çarpmaktadır. Opera buffa ve opera seria tarzlarında operalar yazmıştır. Senfoni, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Ömrüne 626 eser sığdırmıştır. ( Burcu Işıl Oğuz Mozart – Als Luise seslendirecek.)

ANTOİNE – JEAN GROS (1771-1835) (ESAT MERT KOÇ sunacak.)

Fransız asıllı ressamdır. Minyatür ressamı olan babası tarafından 6 yaşında eğitilmeye başladı. 1785’in sonuna doğru jacques Louis David’in atölyesine katıldı. Yaşadığı dönem ve siyasi durumdan kaynaklı olarak genellikle; devlet liderleri, savaşlar ve meclis üyelerinin portelerini çiziyordu.

LUDWIG VAN BEETHOVEN (1770-1827)

Alman besteci ve müzisyendir. Yaşamı boyunca çeşitli sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 yılında işitme problemleri yaşamaya başlamıştır. Bu süre zarfında çok sayıda piyano sonatı ve konçertolar bestelemiş bir de Fidelio adında opera yazmıştır. 1817’de tamamen sağır olan Beethoven yazdığı 9 senfoninin bir kısmını sağır olduğu zamanlarda yazmıştır. Hayatta çeşitli zorluklar yaşaması onun müzikal karakterini belirlemiştir. Besteleriyle kendinden sonraki dönem olan romantik dönem için önemli temeller atan Beethoven müziği aşırı belirgin duygu geçişleriyle, gerilen ve çözülen akorlarla bilinir.( Esat Mert Koç Beethoven – Pathetique sonat 2. bölüm çalacak.)

ROMANTİK DÖNEM (SEDEN CANALP sunacak.)

Romantizm dönem olarak, 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen süreyi kapsar. 19. yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardır. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpmaktadır.

JEAN AUGUSTE DOMİNİQUE INGRE

29 Ağustos 1780 yılında Toulouse yakınlarında Montauban’da dünyaya geldi. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylece Dominique İngres on yaşlarındayken babasın¬dan ilk resim derslerini aldı. Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bü¬tün çıplaklarını kapsayan  Türk Hamamı adlı tablosu oldu.

FRANZ SCHUBERT

Yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır.600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. (Seden Canalp Schubert – Sarabande çalacak.)

Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan1828) (SELİN ECE KARAAĞAÇ sunacak.)

Romantik dönemin en önemli ressamlarından biri olan Francisco Goya, 30 Mart 1746’da Zaragoza’da doğmuştur. İlk resim denemelerini  Zaragoza’da yapmıştır. Başlangıçta  portre çalışmalarını manzara resimlerine tercih eden Goya, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti. (Selin Ece Karaağaç Schubert – Die Forelle seslendirecek. Not : Seden de schubert çaldığı için ressam hakkında bilgi verip eserine bağlayacaktır. )

HENRİ MATİSSE (31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) (BURAK OTLU sunacak.)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Matisse renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir. Fovist akımın öncülerindendir.

SERGEY RAHMANİNOV (01 Nisan 1873 – 28 Mart 1943)

Sergey Rahmaninov, Sergey Rahmaninov 20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir.İlk önemli eseri 1895-1896’da yazdığı Re Minor 1. Senfoni’dir. (Burak Otlu Rachmaninov – Vocalise çalacak.)

PAUL CEZANNE (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906)  (GÜL SIVACI sunacak.)

30 mart 1746 da  Zaragoza da doğmuştur. İlk resim denemelerini Zaragoza da yapmıştır. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

CAMİLLE SAİNT SEANS (1835-1921)

Fransız bestecidir. Orkestra şefi ve piyanisttir. Saint-Seans’ in opera, senfoniler, konçerto, şarkılar, solo piyano ve oda müziği gibi neredeyse tüm türlerde yazdığı eserler 19. yüzyıl Fransız bestecileri arasında bir anormallikti. (Gül Sıvacı Camille – Kuğu çalacak.)

ÇAĞDAŞ DÖNEM (1900 ve Günümüz) (CEM ONAT TAYLAN sunacak.)

Resim : Birçok sanat akımının bir arada toplandığı dönemdir. Bu dönemde vurgulanan en önemli olgu resimde bulunan disiplinlerin kendine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğu ve bundaki amacın ise o  disiplini geliştirmek ve önemini arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda doğadaki görüntülerin takliti yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Gelinen en son nokta ise; insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylece içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.

Müzik: Bu dönem; teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm kuralların eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başladığı dönemdir. Belli bir stil veya kalıp yoktur. Birçok besteci müziğin kurallarını tekrar değiştirip farklı tekniklerde başarılı örnekler sunmuşlardır. Sadece orkestral müzikte değil, sahne müziklerinde de yenilikler yapılmıştır. Son olarak teknolojideki gelişmeler ile beraber müzik salona gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir.

PABLO PİCASSO (1881-1973)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de bilinmektedir. Picasso nun amacı tutarlılık portresi çıkarmak yerine, his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Kübizmin önemli bir temsilcisidir. Bu yüzden eserlerinde doğa olgusunun olduğu gibi yansıtılmaması gerektiğini öne süren, nesneleri geometrik bir biçimle yansıtan bir anlayışa sahiptir. Eserlerinde metaforlar kullanarak gizlenmiş şekilde hikayelerde anlatmaktadır.

FREDERICK LOEWE   (10 Haziran 1901-14 Şubat 1988)

Viyana müzikal stilini benimsemiştir. ‘Fritz’  15 yaşına geldiğinde popüler bir şarkı olan ‘Katrina’ yı bestelemiştir. Film müzikalin den 9 akademi ödülü kazanmıştır. (Cem Onat Taylan Loewe – Ascot Gavotte çalacak.)

MARC CHAGALL (1887- 1985) (ÖZLEM ASİLTÜRK sunacak.)

Rus asıllı Fransız ressam. 1.Dünya Savaşı öncesinde Paris’teki avangard akımlara dahil oldu, fakat çalışmaları, kübizm ve fovizm gibi akımlara daha yakındır. Eserlerinde ülkesine ait folklorik öğeler göze çarpar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’ te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı.

JUAN JOSE BUSCAGLİA (1893-1958)

Arjantin’ li gitarist ve şarkıcı. Chagall gibi, ülkesi Arjantin’in ulusal müzik türü olan ve folklorik motifler taşıyan milonga ve tango türünde besteler yapmıştır. (Özlem Asiltürk Buscaglia – Milonga çalacak.)

epik-tiyatro

Meydan Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedide epik maddesindeki  tanım şu şekildedir:

EPİK: sıf. (yun. Epos destan > epikos’tan; fr.épique) Destanla  ilgili, destana özgü. Hindistan’ın en eski epik şiirinde şu söz vardır… (Peyami Safa)

  • Ed. Epik tür, bakınız destan
  • Leng. Eppik lehçe. Eşanl. Homedos dili
  • Nazım sanatı. Epik durak. BK.DURAK

Görüldüğü gibi Meydan Larousse,  epik maddesini direk destan maddesine göndermektedir. Lakin bizim bu gün bahsetmek istediğimiz epik tiyatro,  Bertolt Brecht ile sistemli hale getirilmiş epik tiyatro kuramıdır.

Bertolt Brecht, düşünceleri ile 20. asra damga vurmuştur. Hem şair hem yazar hem yönetmen hem kuramcı hem de düşünürdür. 1898 ila 1956 yılları arasında yaşamış ve II. Dünya Savaşı sonrası aşamada genç tiyatroculara ve yazarlara önemli bir kaynaktı. Bu bakımdan onun hakkında az da olsa bilgi sahibi olmadan onun sistemleştirdiği kurama bakamayız.

Bertolt Brecht’in Sanat Dünyası

Prof. Dr. Özdemir Nutku, Bertolt Brecht’i şu şekilde ifade eder: “ Maddeci felsefenin tiyatro anlayışını ilk kez belli bir yönteme ve yönelişe oturtan …”

1. Bertolt Brecht materyalist bir dünya görüşündedir ama bu dünya görüşünü kabul etmeden önce farklı aşamalardan geçen bir düşünce ve fikir dünyası mevcuttur. Bertolt Brecht’e göre insanlar yalnızca çevre yolu ile anlaşılabilir çünkü insanın kişiliğini değişen dış dünya koşulları oluşturur. Ama Bertolt Brecht ilk zamanlar anarşist ve nihilist idi.  Bu zamanlarda “ dünya boş bir evrendi” onun gözünde.  Yazdığı oyunlarda da bu konuya yakın konular işlerdi:

  • 1928 , Üç Kuruşluk Opera : Dünya fakir insan kötüdür
  • 1925, Adamlar Adamdır: Yaşayan en aşağılık varlık en zayıf yaratık insandır. (Özdemir Nutku, Dünya Tiyatrosu Tarihi ( XVII. Yüzyıl Sonundan Günümüze Kadar), Ankara Üniversitesi, Dil ve  Tarih – Coğrafya Fakültesi Yayınları No. 221, 1972, C.II, s. 627)

Sonraki oyunlarda da durum değişmedi.  Sadece duruma göre işleyişi biraz daha farklı bir biçimde ele aldı:

  • 1938, Seçuan’ın İyi İnsanı: “Ne biçim bir dünya ile karşılaştık, bayağılık, pislik. Dağlar, bayırlar bile tanınmaz olmuş. Güzelim ağaçların başlarını tellerle yok etmişler, dağların ardından koyu koyu dumanların yükseldiğini gördük, top seslerini dinledik. Bütün bunlar arasında paçasını kurtaran tek kişiye rastlamadık”

2. Bertolt Brecht için erdemlerin bir önemi yoktu; bu fikrini de ‘Cesaret Ana’ adlı oyununda şu şekilde işler:

1939, Cesaret Ana: “ …. Görüyorsun ya, iyi bir ülkede, iyi bir kral ya da generalin hiçbir erdeme ihtiyacı yoktur. İyi bir ülkede erdem gereksizdir; herkes olağan, orta zekalı ve korkak olsa ne çıkar?”

3. Bertolt Brecht’in fikir ve sanat dünyasında fakirler aşağılık ve zenginler acımasızdı. Zenginler, fakirleri ezen acımasız insanlardır ama bir fakir de bir olanak kazanıp zengin olursa o da kapitalist bir düzenin ürünü olacak ve o da fakirleri ezecektir.

4. Bertolt Brecht nedeni ne olursa olsun savaşa karşı idi ama elbette böyle bir dünya düzeninde savaş kaçınılmazdı. Ama yine böyle bir dünya düzeninde adalet beklemek gereksizdi. Bu yüzden de Bertolt Brecht her oyununa bir yargı sistemi kurdu.

5. Bertolt Brecht’e göre  bu kötü dünya “ resmin ancak bir yüzü” idi. Oyunlarında pek bahsetmese de maddeci felsefe ile  gelen bir de olumlu yanı söz konusu idi.

6. Bertolt Brecht Marksçı yapıdaydı ve bu yüzden de katı Alman rejimi tarafından pek sevilmedi.  Her oyununda bir değişimden bahsederdi ve derdi ki “Dünyayı değiştirin çünkü değiştirmek gerekiyor” ama bu değişimi ne olduğundan pek fazla söz etmiyordu. Belli ki o, Marks anlayışındaki devlet yönetiminden çok Marks eleştiri tarzını alıyordu.

7. Bertolt Brecht, bir Alman olarak halk Almanca’sını çok iyi kullanıyordu. Bu bakımdan da oyunlarında süslü, sanatlı bir dili hiç tercih etmedi.

8. Bertolt Brecht’e göre şaşırmış bir toplumda kötü davranışlar iyi niyetle yapılabildiği gibi iyi davranışların da kötü sonuçları olabilir. Ona göre iyilik ve dostluk derin ve olumlu duygulardır ama yanlış bir düzende her zaman doğru değildir. Bu yüzden de onun oyunlarındaki toplumsal ve ahlaksal öğeler seçilmiş öğelerdir.

*(Özdemir Nutku, Dünya Tiyatrosu Tarihi ( XVII. Yüzyıl Sonundan Günümüze Kadar), Ankara Üniversitesi, Dil ve  Tarih – Coğrafya Fakültesi Yayınları No. 221, 1972, C.II, s. 627 – 636)

Epik Tiyatro

Tüm bu bilgilerden sonra Bertolt Brecht’in geliştirdiği epik tiyatro kuramına göz atalım. Bunu yaparken de soru – cevap yöntemini kullanarak konuyu daha derinden analiz edelim.

1. Tiyatroda üslup nedir?

Bir roman gibi tiyatronun da bir üslubu olmalıdır. Bu fikir Brecht’in Küçük Bilgi Aracı’nda net bir şekilde izah edilmiştir. Burada, eğer sanatın yaşamı yansıtma gibi bir amacı varsa bu amacı özel aynalarla yapmalı. Yine sanat ne olursa olsun gerçek dışı olmamalı ve seyirci tiyatro oyununu gerçek yaşamı ile kıyaslamalı. Buna rağmen tiyatroda üsluplaştırma öyle bir şekilde olmalıdır ki seyirci bunu hissetmemelidir.

2. Epik tiyatro kuramı neyi temel alır?

İfade biraz katı olsa bile epik tiyatro kuramı seyircinin kendisi ile hesaplaşmasını temel alır.  Yani seyirci, sahneden sahnelenen oyunu eleştirmeli, bu oyundan yola çıkarak eleştirel sonuçlar çıkarmalıdır.

3. Epik tiyatroda amaç / erek nedir?

Öncelikli amacı toplum gerçeğini somut bir şekilde sahneye yansıtmaktır. Bu amacıyla birlikte gelen ikinci amaç ise seyredeni, gösterilen gerçekler üzerinde düşünmeye zorlamak. Peki seyirci bu konu hakkında neden düşünmeli? Çünkü yozlaşmış toplum yapısını ancak bu şekilde değiştirebilir.

4. Epik tiyatro bu amaca ulaşmak için neyi kullanır?

Seyircinin hissettiği duygular, onun bu yargı sürecine geçmesini sağlar.

5. Piscator kimdir? Epik kuramda rolü nedir?

1929 yılında Politik Tiyatro adında bir eser yayımladı Piscator ve bu eserinde epik tiyatronun bulucusu olarak kendini göstermiştir. Bu durum bir yere kadar doğrudur ama bu kuramı teknik yönden maddeci felsefe görüşü ile sınırlayan kişi Brecht’tir. Bu  bakımdan kuramın kurucu olan B. Brecht kabul edilir.

6. Epik tiyatroda dram var mıdır?

Epik tiyatronun kuruluşunda  temel  bir öykü vardır ama ayrıntılarda dramatik ve trajik ögeler göze çarpar. Öykünün ana fikri komik gelse de oyunda dramatik ve trajik episodlar zihinde kalır.

Epik türünde ilişkiler, kişilerden üstündür. Oluşturulan dramın yani acı ve gülünç olayların nedeni toplumsal ilkelerdir. Kişisel duygular ise ancak toplumsal bakış sayesinde ortaya çıkar.

7. Dramatik tiyatro ile epik tiyatronun farkı nedir?

Bu konuyu daha net anlatabilmek için maddeler halinde farklarını verelim:

a. Dramatik Tiyatro

  • Eylemler gelişir ve seyirci sahne üzerindeki aksiyona katılır.
  • Etkinliği harcanıp tüketilir.
  • Seyircide bir takım duyguların uyanması sağlanır.
  • Seyirciye yaşamın bir kesiti sunulur.
  • Seyirci bir olay içine sokulur.
  • Aşılama yani telkin yolu ile çalışılır.
  • Seyircinin duyguları olduğu gibi kullanılır.
  • Seyirci olup bitenlerin ortasında, olup bitenlerle bir yaşantı birliği içine sokulur.
  • İnsan, bilinen bir değer olarak önceden kabul edilir.
  • İnsan hiç değişmez.
  • Seyircinin merakı son üzerine toplanır.
  • Her sahne bir ötekisi için vardır: organik büyüme,
  • Olaylar düz bir çizgi üzerinde gelişir
  • Olayların gelişimi evrimsel bir zorunluluk taşır.
  • İnsan belirli bir niceliktir: dünya olduğu gibi yorumlanır yani statiktir.
  • Düşünce var oluşu yönetir.
  • Ön düzeyde duygudur.
  • İdealar ve ideoloji estetik varoluşun temelidir: Felsefî idealizm
  • En yüksek ülkü : Sonsuzluk ( Nirvana) ; soylu bir yolda ölebilmek
  • İdeal Seyirci: yakından tanımadığı şeylere tanıdıkmış gibi bakan kimse çünkü sonsuzluk ilkesine yüzeydeki görünüşleri ile kabul eder.

b. Epik Tiyatro

  • Anlatıma başvurulur ve seyirci bir gözlemci durumunda bırakılır ama etkinliği uyanık duruma getirilir.
  • Seyircinin bir takım kararlar vermesi sağlanır.
  • Seyirciye bir dünya görüşü sunulur.
  • Seyirci bir olayın karşısında tutulur.
  • Deliller ve kanıtlar ile çalışılır.
  • Seyircinin duyguları geliştirilip bilince, tanımaya eriştirilir.
  • Seyirci olup bitenlerin karşısında, olup bitenleri inceler durumda tutulur; insan değişkenliği içinde inceleme konusu yapılır.
  • İnsan değişir ve değiştirir.
  • Seyircinin merakı oyunun gelişimi üzerinde toplanır.
  • Her sahne kendi için vardır: montaj tekniği
  • Olaylar sapmalar ve örnekler ile gelişir.
  • Olayların gelişi atlamalıdır.
  • İnsan oluşum durumundadır: Dünya olasılığı içinde yorumlanır yani dinamiktir.
  • Toplumsal varoluş düşünceyi yönetir.
  • Ön düzeyde akıldır.
  • Tarihsel gerçek, estetik varoluşun temelidir: Felsefî materyalizm
  • En yüksek ülkü : Özgürlük  yani sınıfsız toplum; yararlı bir yolda yaşamak
  • İdeal Seyirci: Bütün tanıdık şeylere tanımazmış gibi bakan kimse, çünkü insan gelişiminin her evresindeki fark edilmemiş potansiyelleri anlamak ister. **

** Özdemir Nutku, Dünya Tiyatrosu Tarihi ( XVII. Yüzyıl Sonundan Günümüze Kadar), Ankara Üniversitesi, Dil ve  Tarih – Coğrafya Fakültesi Yayınları No. 221, 1972, C.II, s. 640

EPİK TİYATRO VE YABANCILAŞTIRMA 

İnsanî ve toplumsal değerlerin yitirilmesi modern toplumlar için yabancılaşmadır. Brecht ise insanî anlamları bulmak için yabancılaşma olgusundan faydalanır. Brecht’in benimsediği dünya görüşünde insan bilinen ve çözülmüş bir kavram değil incelenmesi gereken bir kavramdır. Şöyle ki:

Epik tiyatroda amaç seyircinin oyuna, eleştirel bir gözle bakmasını sağlamaktı, böylelikle kendi hayatı ile ilgili bir öz eleştiri yapacaktır. Eleştirinin en önemli özelliği nedir? Nesnel olması. O halde seyirci oyunu nesnel bir bakış açısı ile incelemelidir. Bu bakımdan da Brecht,  seyircinin olaya kuş bakışı bakmasını ve nesnel bir eleştiri sağlaması için onu oyuna yabancılaştırır. Böylece oyunu nesnel bir şekilde eleştirmek onun için daha kolay olacaktır. Olayı nesnel bir gözle izleyen seyirci tarafsız olacak ve en acımasız eleştiriyi yapacak duygu yoğunluğuna gelecektir. Bu bakımdan da Bretch, yabancılaşma yöntemini epik tiyatronun temel ögeleri arasına koyar.

Kuramcıya göre seyirci oyuna şu yöntemlerle yabancılaştırılır:

  • Seyirci bir gözlemcidir.
  • Oyuncu seyirciye bunun bir oyun olduğunu sık sık hatırlatır.
  • Oyuncu, canlandırdığı karakterin duygularını canlandırmaz, o karakterin eğilimlerini gösterir.
  • Dekorda bütünlük yoktur.  Dekor parça parçadır.

Son söz: Yazımızı bize göre epik tiyatronun en net ve kısa açıklaması olan şu cümle ile kapatıyoruz: “Önemli olan seyirciye karar vermesini öğretmektir. “ B. Bretch

ataturkuanma

Atatürk Haftası, 10 Kasım 1938 günü saat 09:05’te yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına düzenlenen; onun yurtseverliği, inkılap ve ilkelerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda Atatürk’ün konuşmalarının kendi sesinden dinletildiği, Atatürk’le ilgili filmlerin gösterildiği haftadır. 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelir.

10 Kasım günü Anıtkabir ziyaret edilmekte, başkent Ankara’da resmi tören yapılmaktadır. Türkiye’nin genelinde de yas tutulmaktadır. Her yıl 10 Kasım günü, saat 09:05’te trafikteki arabalar durur ve 4 dakika korna çalarak anma etkinliklerine destek verirler. Ayrıca, tüm bayraklar 10 Kasım günü yarıya indirilir.