Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
Sanat Haberleri

Bir sanat çınarı; Abidin Dino’nun ardından

Çağdaş Türk resminin büyük ismi Abidin Dino 7 Aralık 1993’te Paris’te öldüğünde 80 yaşındaydı. Hayallerine sığmayan her şeyi şiirleri, heykelleri, filmleri, belgeselleriyle anlatmaya çalışan Dino, “büyük insanlığa” bıraktığı zenginliklerle anılıyor.

1913 İstanbul’unda bir Osmanlı valisinin torunu olarak doğan Abidin Dino, çocukluğunun büyük kısmını Avrupa’da geçirmişti. İstanbul’a döndüğünde Robert Kolej’de öğrenimine başlayan Dino’nun, ne hoş tesadüftür ki sıra arkadaşı yıllar sonra Türkiye Komünist Partisi saflarında yoldaşlık edeceği Mihri Belli olmuştu.

Nazım Hikmet’in Sesini Kaybeden Şehir ve Bir Ölü Evi kitaplarına kapak resmi çizdiğinde henüz 20 yaşında bile olmayan Dino, 1933 yılında “d Grubu”nun kurucuları arasında yer aldığında niyetlerini, Türk resminin düşünsel bağlamını güçlendirip çağcıl bir soluk getirmek olarak tanımlamıştı. Aynı yıl açtıkları bir sergide girişin ücretsiz olması ise bugün bakıldığında mühim olmayan bir ayrıntı gibi görünse de, sanat eserinin toplumla buluşmasına dair 1930’ların Türkiye’sine yeni bir perspektif sunmuştu.

SSCB’nin tanınmış yönetmenlerinden Sergey Yutkeviç’in 1933’te Türkiye’nin Kalbi Ankara belgeselini çekmek için Türkiye’ye gelişi, Abidin Dino için sosyalist coğrafyada görülecek çaplı bir eğitimin aracı oldu. Yönetmen, bir sergide resimlerini gördüğü Dino’ya kendisiyle birlikte SSCB’ye gitmeyi teklif etti. 3 yıl SSCB’de kalan, bu süre boyunca Eisenstein dahil olmak üzere pek çok Sovyet sinemacısıyla Len Film Stüdyosu’nda çalışan Dino, 1937’de II. Dünya Savaşı’nın eşiğinde diğer yabancı öğrencilerle birlikte ülkesine geri döndü. 1937-1939 yılları arasında Fransa’da bir dönem bulunan, İspanya İç Savaşı’nda uluslararası gönüllü tugayında savaşmak için başvuran ressamın başvurusu, cumhuriyetçilerin kaybettiğinin netleşiyor olması nedeniyle reddedildi.

Abidin Dino tarafından çizilen Nazım Hikmet Run resmi

Abidin Dino, Türkiye’ye geldiğinde ressam dostlarıyla Yeniler Grubu’nu kurdu, desenlerinde, çizgilerinde emekçileri, yoksulları çizdi. İstanbullu balıkçıların desenlerine çok konu edilmesinden olsa gerek, bu grup Liman Grubu olarak da bilindi.

1939’da cumhuriyetin genç aydınların emeğiyle ve onlar aracılığıyla toplumsallaşmaya çalıştığı dönemde CHP’nin düzenlediği “yurt gezisi” ile Balıkesir’e giden Dino, o yörede kullanılan dile özgü yaptığı çalışmalarda “imece” sözcüğünü fark etmiş, ve Türkçe’de yaygın kullanıma bu güzel sözcüğü armağan etmişti. Abidin Dino ‘imece’nin hikayesini şöyle anlatıyor:

“Balıkesir taraflarında dolaştığım sıralarda, İMECE sözcüğünü duydum. Çok hoşuma gitti. Ve not ettim. Sonra bir araya geldiğimizde Sabahattin’e (Sabahattin Eyüboğlu) aktardım. O da Bakan’a, Hasan Ali Yücel’e aktardı. Derken Köy Enstitülerinde kullanılmaya başlandı. Ve imece benimsendi.”

“İmece”yi çok seven Abidin Dino, daha sonra pek çok oyununda, yazısında bu sözcüğü kullandı. Belki de en güzel kullanımlarından birine “İş ve Sanat” makalesinde şöyle rastlanıyor: “…sanat ve iş aşkına dayanan, ziraatten endüstriye kadar yayılan yeni bir rasyonel ‘imeceye’ ihtiyaç var.”

Sürgün yılları
1942’de TKP’ye üye olan Abidin Dino, Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından önce Çorum’a ardından da Adana’ya sürgün edildi. Sürgün yılların da pamuk işçilerinin resimlerini yaptı, Sıkıyönetim’in toplattığı oyunlar yazdı. “Türkiye’nin meçhul bir ovasında, rastgele bir köyünde işittiğim şarkılar, sanatın nerede saklandığını bana ifşa etti…Tüm gördüklerim, yaşadıklarım beni resme daha çok bağlıyordu,sanki resmettikçe görüyordum içinde yaşadığım Anadolu insanının gerçeğini…” diyen Dino, 1946’da Adana’dan ayrılmıştı.

Yıllar sonra Yaşar Kemal, henüz 15 yaşındayken Adana’da tanıdığı Abidin Dino ile ilgili; ”O ve ağabeyi Arif Dino olmasaydı Yaşar Kemal de olmazdı. Sürgün de bazen işe yarıyor” demişti.

1952’de eşi Güzin Dino ile birlikte Paris’e yerleşen Abidin Dino, çağının pek çok aydını, sanatçısıyla burada tanışma fırsatı bulsa da bir röportajında “ne işim var benim burada” diyecek kadar memleket özlemi duyuyordu. Paris’te Picasso ve Chagall ile birlikte de çalıştı, 1954’ten itibaren 8 yıl boyunca Paris’te Mayıs Salonu sergilerine katıldı, Atom Korkusu, Savaş ve Barış, İşkence, Çıplaklar eserleri dünyanın pek çok ülkesinde çeşitli galeriler ve müzelerde sergilendi. 1968’de öğrenci olayları sırasında Paris sokaklarında eylemlere katıldı, 68 gençliğinin resimlerini yaptı. Abidin Dino, 1979 yılında Fransız Plastik Sanatlar Birliği”nin Onursal Başkanlığı’na seçildi.

Eserlerinde, köylüleri, işçileri gördüğümüz Abidin Dino’nun en çok tema edindiklerinden biri de belki de emeğin bir sembolü olarak ‘eller’ oldu. Nazım Hikmet, Saman Sarısı şiirinde uzun yıllar dostluk, yoldaşlık ettiği Dino’ya şöyle sesleniyordu; “Sen el resimleri yaparsın Abidin, bizim ırgatların demircilerin ellerini / Kübalı balıkçı Nikolas’ın da elini yap karakalem…”

Mutluluğun Resmi çizildi mi ?

1961 yılında Havana’ya bir ziyaret gerçekleştiren Nazım Hikmet, Prag-Paris-Havana-Moskova-Varşova’da bulunduğu süre boyunca, Saman Sarısı şiirini yazmıştı. Nazım, Abidin Dino’ya şöyle sesleniyordu ;
…
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
işin kolayına kaçmadan ama
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini
değil
ne de ak örtüde elmaların
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı
balığınkini
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin
1961 yazı ortalarında Küba’nın resmini yapabilir misin
çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem de gam yemem
gayrının resmini yapabilir misin üstad…

Bunun üzerine Nazım Hikmet’e Abidin Dino da “Mutluluğun Resmi” şiiri ile yanıt vermişti. Ancak Nazım Hikmet’i vatandaşlıktan çıkaran, Abidin Dino’yu sürgüne gönderen iktidarların halefleri, 2000’li yıllarda “Orta Öğretim Felsefe Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu”na bu iki komünist aydının hikayesini koymaya çalıştıklarında cehaletlerinden ötürü işin içinden çıkamadılar. “Böyle bir şiir varsa, ressam da resmini yapmıştır muhtemelen” basitliğiyle düşünen Milli Eğitim Bakanlığı, Amerikalı ressam Dianne Dengel’e ait bir tabloyu hazırladığı kılavuza koyup, “Abidin Dino’nun bu resmini tahtaya yansıtın ve öğrencilere yorumlatın” diyerek sanattan ne denli anladığını da göstermiş oldu.

Öte yandan, yoldaşı Nazım Hikmet’e yanıtını şiirle veren Abidin Dino’nun dizeleri ise sürgündeki iki aydının memlekette kavuşma hülyasını yansıtıyor ve tarih boyunca okunmaya devam edecek gibi görünüyor.

Mutlulugun Resmi

kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
ayağında varnanın tozu
yüreğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
bağrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutluluğun resmini
başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla düşüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler…
dinerdi tüm acılar seninle
bir düş olurdu ayrılığımız,
anılarda kalan.
ve dolaşsaydık türkiyeyi
bir baştan bir başa.
yattığımız yerler müze olmuş,
sürgün şehirler cennet.

işte o zaman nazım,
yapardım mutluluğun resmini
buna da ne tual yeterdi;
ne boya…

Kaynak : [-], Yazan : Evrim Gökçe 

07 Aralık 2012/tarafından admin
Etiketler: Abidin Dino, ADANA, anadolu, ANKARA, Avrupa, aydın, Belgesel, heykel, Karakalem, Kırmızı, moskova, Nazım Hikmet, ressam, sanatçı, toplum, Yaşar Kemal
Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/12/abidin-dino-cizimi-nazim-hikmet-run.jpg 500 313 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-12-07 17:38:212012-12-07 17:38:54Bir sanat çınarı; Abidin Dino’nun ardından
Beğenebilecekleriniz:
Bitlis Kültür Sanat Derneği’ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Sanat Tiyatrosu destek bekliyor
Yine, yeniden 19 Temmuzda Pink Martini!
Rusya parlamentosu alt kanadı Duma Kültür Komisyonu Başkanı ‘Hollywood Yerine Türk Filmleri Alalım’
Maral Müzik ve Dans Topluluğu 40. yılında sahnede
32. İstanbul Film Festivali (İKSV), Film festivaline başvurular başladı
Ortadoğu ve Doğu Avrupa’nın en büyük fotoğraf festivali
SineMardin Film Festivali 8-15 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek.
LUDUS ENSEMBLE ile DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Link to: Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin jürisi belli oldu! Link to: Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin jürisi belli oldu! Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin jürisi belli oldu! Link to: Türkiye’nin yeni ses yıldızları seçilecek “ Sesiniz ne kadar güzel” Link to: Türkiye’nin yeni ses yıldızları seçilecek “ Sesiniz ne kadar güzel” Türkiye’nin yeni ses yıldızları seçilecek “ Sesiniz ne kadar g...
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön