Memet Ali Alabora yönetti kadınlar oynadı

Yaklaşık beş yıldır İngiltere’de yaşamını sürdüren oyuncu Memet Ali Alabora, yeni bir tiyatro oyunu sahneye koydu.

Tiyatro sahnesinde 4 kadın, çevrelerindeki kadınların maruz kaldığı taciz ve şiddeti müzikle haykırarak anlatıyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, Enough is Enough (Yetti Artık!) bir süredir Galler’de yaşayan Meltem Arıkan tarafından yazıldı, Memet Ali Alabora tarafından yönetiliyor.

Geçen yıl Galler’de yaptıkları turne sonrası oyun Londra’da sergileniyor ve 3 Haziran’da Türkiye kökenliler için özel bir gösterim yapılacak.

Arıkan ve Alabora, Britanya’da yaşanmış gerçek olaylardan yola çıkan tiyatro oyununu anlatıyor.

Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Ulusal Beste Yarışması başladı

Müzik ve sahne sanatları alanında yaratıcılığı teşvik etmeyi önemli bir sorumluluk kabul eden Kadıköy Belediyesi, bu anlayış çerçevesinde Türk Bestecileri yeni eserler yaratmaya özendirmek amacıyla; 2019 Şubat ayında sonuçlanması planlanan “Piyanolu Dörtlü” (keman, viyola, viyolonsel, piyano) için “Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Ulusal Beste Yarışması” düzenliyor.

50 yaş altı kompozitörlere açık olan bu yarışma ile çok sesli evrensel müzik dilinde yerli, özgün telif eserler yaratılmasına, böylelikle yerli müzik eserleri repertuvarının zenginleşmesine katkıda bulunabilmek hedefleniyor. Seçici kurulun eserlerde keman, viyola, viyolonsel ve piyano dörtlüsü için bestelenmesi şartını aradığı yarışmada ülkenin geleneksel ses duyarlılığından esinlenmeler, işlemeler veya yansımalarla oluşan özgün kompozisyonların olması beklenmekte.

Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, yarışmaya ilişkin: “Türk bestecilerinin, geçen yarışmalarda olduğu gibi ülkemizin ses ve ezgi duyarlılığından da yararlanarak müzik sanatının evrensel ve teknik diliyle bu müzik türünde de özgün eserler meydana getireceklerine inanıyorum. Bu beklenti ve umutla Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası Ulusal Beste Yarışması 2019’u sanatseverlerin ve müzisyenlerin ilgisine sunuyoruz.” dedi

Seçici Kurul’u değerli müzik insanları Cihat Aşkın, Turgay Erdener, Suna Kan, Özkan Manav, Gülsin Onay, Ayşegül Sarıca ve Yalçın Tura’dan oluşan beste yarışması; kazananlara para ödüllerinin yanı sıra CD kaydı imkanı da vadediyor.

Bestecilerin eserlerini 3 Aralık 2018 tarihine kadar gönderebilecekleri yarışmanın final konseri halka açık olarak 25 Şubat 2019 Pazartesi akşamı Süreyya Operası’nda yapılacak ve ödül töreni konserin ardından aynı gece gerçekleştirilecek.

Bağlama Enstrümanının Gelişimine Genel Bir Bakış ve Müzik Eğitiminin Zeka Alanlarına Etkisi

Bağlama Eğitmenimiz Murat Hasgün, “Bağlamanın Gelişimi ve Müzik Eğitiminin Zeka Alanlarına Etkisi” konulu bir yazı kaleme aldı.

Türk Halk Müziği, Yurttan Sesler Korosu,  kültürel farkındalık, sanat ve müzik eğitimi ile bu eğitimlerin zeka alanlarına etkisi konularına değindiği yazıyı sizlerle paylaşıyoruz;

*****

Bağlama enstrümanını incelemek için öncelikle Türk Halk Müziğinin tanımını bilmekte fayda var. Türk Halk Müziği, halk kültürü içinde gelişmiş, zaman içinde derin, mekân içinde yaygın, babadan oğula, ustadan çırağa, kulaktan kulağa intikal ederek günümüze kadar gelmiş halk ezgilerinden oluşmaktadır.

Geleneksel Türk Halk Müziği özellikle Cumhuriyet dönemine kadar, oluşum aşamasındaki gibi yine herhangi bir sanat kaygısı gözetilmeden usta-çırak ilişkisi ile aktarılmış ve öğretiminde yazılı vesikalar yerine ustadan çırağa, kulaktan kulağa/kuşağa anlayışı benimsenmiştir. Geleneksel Türk Halk Müziğinin en önemli enstrümanlarından biri olan bağlama da Geleneksel Türk Halk Müziği ile aynı paralelde usta-çırak ilişkisi ile aktarılmış, icrası ve öğretiminde herhangi bir sanat kaygısı gözetilmemiştir. “…Usta-çırak ilişkisiyle günümüze kadar gelen bu kültürün önemli sazı olan bağlamanın, Cumhuriyet dönemine kadar geleneksel öğrenim yönteminin dışında bilimsel ve metodik çalışmaları yapılmamıştır.” (Akçalı, 2012:19,21). Fakat Cumhuriyet dönemiyle birlikte ülkemizde her alanda başlatılan gelişme hareketleri Geleneksel Türk Halk Müziğinde de kendini göstermiş, Geleneksel Türk Halk Müziği eserleri derlenmeye ve kayıt altına alınmaya başlanmıştır. Kayıt altına alınan Geleneksel Türk Halk Müziği eserleri, kitle iletişim araçlarının da yaygınlaşmasıyla birlikte daha geniş kitlelere ulaşmaya başlamıştır. “Bu yapılanmanın paralelinde, 1940’lı yıllarda Muzaffer Sarısözen’in ‘Yurttan Sesler Topluluğu’ nu kurması, tek kişilik çalış ve söyleyiş yerine toplulukların ve kurumsallığın benimsenmesine ilişkin bir gelişmedir.” (Pelikoğlu, 2012:18). “Yurttan Sesler Topluluğu’nun kurulmasıyla birlikte, Türküler ve paralelinde bağlama enstrümanının icrasında, tek kişilik çalıp söyleme geleneğinin yanı sıra, toplu icradan da söz edilir olmuştur.

Her enstrümanda olduğu gibi, bağlama enstrümanının toplu icrasında da belirli teknik kurallar (mızrap birlikteliği, ezgi uyumu vb.) olmasının gerekliliği düşünüldüğünde, bu oluşumun bağlama enstrümanına teknik icra yolunu açan ilk ve en önemli adımlardan biri olduğu sonucuna ulaşılabilir. (Haşhaş, 2013:2).

İnsan yaşamındaki teknolojik gelişmelerin, eğitim ve öğretime yansımasıyla birlikte her alanda yeni yöntem ve yeni tekniklerin ortaya çıktığı gözlenmektedir. Bu durumun kültürel değerleri de her açıdan etkilediği bilinen bir gerçektir. Özellikle bu değerlerin bir kısmı yok olurken bir kısmı ise alanında uzman kişilerin çabalarıyla desteklenerek geliştirilmeye çalışılmıştır. Türk Halk Müziği de bu değerlerin içinde önemli bir yer teşkil etmektedir. Özellikle toplum tarafından kabul görmüş ve yerel unsurları içinde barındıran geleneksel çalgılarla ilgili olarak, usta çırak eğitimi şeklinde bilinen eğitimden akademik eğitime geçilmesiyle birlikte, bu çalgıların öğretimine yönelik çalışmalar da kendini göstermeye başlamıştır. Akademik kurumların içinde çalgı eğitiminin de yer almasıyla birlikte, öğretici ve öğrenci arasında en uygun öğretim yöntemlerinin kullanılmasıyla ilgili arayışlara geçilmesi kaçınılmaz olmuştur.

Cumhuriyet dönemiyle başlatılan ve günümüze kadar süregelen çalışmalar, bağlama enstrümanının özellikle mesleki müzik eğitimi veren kuruluşlarda (konservatuvarlar, müzik bölümleri, özel kurslar vb.) eğitim-öğretimini ve yapımının bilimsel temeller üzerine oturtulmasını ulusal ölçekte mümkün kılmıştır.

Halkın ortak değerlerle var ettiği ve tüm duygularını yalın haliyle içerisinde barındıran ve sunan Türk Halk Müziği ve bu müziğin temel enstrümanı olan bağlama, özellikle çocuk ve gençlerimiz tarafından doğru anlaşılıp aktarılırsa hem ülkemiz müziği korunup yaşatılmış olur, hem de kültürel farkındalık artmış olur.

 

SANATLA UĞRAŞAN ÇOCUKLAR TARİHSEL EMPATİ KURABİLİYOR

Yaratıcı işlerle uğraşanlar muhtemelen sanatın özellikle ilkokul eğitiminde önemli olduğuna katılacaklardır. Education Next ve Educational Researcher’da yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, sanatla ilgilenen öğrenciler sadece sanatla ilişkili derslerde daha yüksek notlar almakla kalmıyor aynı zamanda daha anlayışlı oluyor, tarihsel empati kurabiliyor, eğitsel bellekleri ve eleştirel düşünme becerileri gelişiyor.

Yine 1978′ de Mc Carty, Mc Elfresh, Risce ve Wilson tarafından yapılan bir araştırmaya göre müzikle ilgilenmeye başlayan öğrencilerin okul otobüsündeki davranışlarında olumlu değişmeler gözlenmiştir. Colwell ve Davidson tarafından yapılan bir araştırmada ise sanatsal aktivitelerin olduğu Cuma ve Pazartesi günlerinde okula devamsızlık oranında düşüş vardır.

Dolayısıyla Müzik;

  • Okul ve toplum çevresine nitelikli yaşam için katkıda bulunur.
  • Öğrencilerin kariyer için hazırlanmalarında yardımcı olur ve hobidir.
  • Daha çok çalışmaya yönelterek günü yaşanabilir ve ilginç yapar.
  • Yaşamı zenginleştirir, diğer geçmiş ve şimdiki kültürler gibi kendi kültürel mirasımızı anlamamızı sağlar.
  • Takım çalışmasına teşvik eder.
  • Yaşam başarısının habercisidir.

Sanatın her dalı bireyi bir adım ileri taşır. Bireyin sanatsal ve kültürel anlamda kendisini tanıması, yaşadığı coğrafyaya ait olan müziğin ve bu müziğin icra edildiği enstrümanın farkında olmasıyla mümkündür. Bu bağlamda doğru ve farkındalığı arttıracak eğitim önemlidir.

Tüm bunlardan hareketle çocuk, ailenin ve bilinçli bir eğitim rehberinin önderliğinde sanata yönlenmeli, ilgi ve yeteceği doğrultusunda sanatın birleştirici yönüyle tanıştırılmalıdır.

Özellikle ilköğretim birinci kademedeki çocukların içinde bulunduğu yaş dilimi müzik yeteneğinin geliştirilmesi açısından çok önemlidir.

Unutulmamalı ki müziğin çoklu zekaya, sözel-dil zeka alanına, mantıksal-matematiksel zeka alanına, görsel-uzaysal zeka alanına, bedensel-kinestetik zeka alanına, sosyal zeka alanına ve içsel zeka alanına olumlu etkileri vardır ve Müzik, Tanrının kalabalıkta çaresizce dolaşanlara verdiği en güzel hediyedir.

Müziğin İçindeki Matematik, Matematiğin İçindeki Müzik

Sanat ve bilim genellikle birbirinden ayrı tutulan iki alandır. Matematik ve müzik, bilimin ve sanatın iki elemanıdır. Matematik “doğru” olan, müzik ise “güzel” olandır. Matematikte teoriler değişik yaklaşımlarla ispatlanabilir.  Matematikçiler bu ispatlarda “güzel” i yakalamayı amaçlarlar. Öte yandan müzikte “doğru” yu bulmak daha zordur, “güzel” ise zaten müziğin doğasında vardır. Matematikte “doğru” dan sonra akla gelen “güzel”, müzikte bunun tam tersi olarak karşımıza çıkar.

Her iki disiplini de anlayabilmek için belirli bir bilgi birikimine ihtiyaç vardır. Ancak  müzik bir açıdan daha şanslıdır.  Hemen herkes az veya çok müzikten anlar ve zevk alır.  Ancak matematik böyle midir?

Bu  iki disiplin antik devirlerden itibaren karşılaştırılmış ve ilişkilendirilmiştir.  Her ikisinde de estetik vardır. Her ikisinde de evrensel bir dil vardır. Her ikisinde de bir stil vardır. Bir müzisyen Bach’ı nasıl ilk melodilerinden anlayabiliyorsa, bir matematikçi de Gauss’u  ilk satırlardan fark edebilir.

Tarih boyunca pek çok matematikçi müzikle ilgilenmiştir. Bazılarımızın aklına ‘Acaba pek çok müzisyen de matematikle ilgilenmiş midir?’ gibi bir soru takılabilir. Kuşkusuz ilgilenen müzisyenler vardır ancak bir karşılaştırma yapılırsa matematikçiler çok daha öndedirler.

Eski Yunan’ da müzik, matematiğin 4 ana dalından biri olarak kabul edilmiştir. Pythagoras (M.Ö. 586) okulunun (Quadrivium) programına göre Müzik; Aritmetik, Geometri ve Astronomi ile aynı düzeyde kabul görmüştür.

Bir telin değişik boyları ile değişik sesler elde edildiğini ortaya çıkartan Pyhagoras, M.Ö. 6. yüzyılda yaşamıştır ve bugün kullanılmakta olan müzikal dizinin temelini oluşturması açısından oldukça önemli bir iş yapmıştır.

Pythagoras, 12 birimlik bir teli ikiye bölmüş ve oktavı elde etmiştir.  Elde edilen 6 birimlik uzunluk ( telin ½ si), 12 birimlik uzunluğun bir oktav tizidir. Pythagoras 8 birimlik uzunluk ile (telin 2/3 ü) 5 li aralığı, 9 birimlik uzunluk ile (telin ¾ ü) 4 lü aralığı bulmuştur.

Pythagoras oranlarına göre, 5 li ile 4 lü arasındaki fark tam tonu vermektedir.

2/3:3/4=8/9  (5T-4T=2M ) Yani, tam sesin 8/9 ile çarpımı bize o sesin bir ton tizini vermektedir.

Devam edecek olursak;  8/9.8/9=64/81  (2M+2M=3M)

Esas sesimiz “do” olsun.  Do nun ½ si bize do nun bir oktav tizini, 2/3 ü “sol” sesini, ¾ ü “fa” sesini, 8/9 i ise “re” sesini, 64/81 i ise ” mi” sesini vermektedir.

Bu şekilde gidildiği zaman; Do, re, mi, fa, sol, la, si, do sesleri sırasıyla; 1, 8/9, 64/81, ¾, 2/3, 16/27, 128/243 ve 1/2  oranları ile ifade edilir.

Pythagoras, telin 8/9 u ile 1 tam tonu elde etmiştir, ancak bir notaya 6 kez tam ton ilave edildiğinde neredeyse o notanın oktavı elde edilmiştir ki bu da “Pythagoras koması” olarak adlandırılır. Bu durumda Pythagoras sisteminde bazı değişikliklere gerek duyulmuş ve böylece zaman içinde tampere edilmiş bir şekilde 12 eşit yarım tonluk bir sistem geliştirilmiştir.  1 tam ton 8/9 ile değil iki yarım ton ile gösterilmiştir.

Müzikte önemli olan bir başka isim matematikçi Fibonacci’dir. Onun meşhur tavşan çiftliği problemini hatırlayanlar 1,  1,  2,  3,  5,  8,  13,  21,  34,  55,  89,  144,  233,  377,  610,  987… sayı dizisini bilirler. Seriye bakacak olursak,  son iki sayının toplamı bize bir sonraki sayıyı vermektedir. Dikkat edilecek olursa iki ardışık sayının oranı (küçük sayının büyük sayıya oranı) aynı sayıya yakınsamaktadır. 0, 61803398…

Bu oran resimde, mimaride, ve müzikte çeşitli dönemlerde “altın oran”  veya “mükemmel oran” olarak kullanılmıştır.

Altın oranı geometrik olarak ifade edecek olursak, ikiye bölünmüş bir [AB] doğru parçası düşünelim.   Tüm doğru parçasının  büyük parçaya oranının, büyük parçanın küçük parçaya oranına eşitliği bize altın oranı vermektedir.

Pythagoras aralıklarından bahsederken tetrakordu oluşturan 6,  8,  9,  ve 12 birimlik tellerden bahsetmiştik. Şimdi bu aralıkları altın orana uygulayacak olursak,

(12-8) : (8-6) = 12: 6 oranının altın oran olduğunu görürüz. Bu,  oldukça ilginç bir örtüşmedir.

Müzikte yapılan çeşitli çalışmalarda altın oranın kompozisyonlarda melodik, ritmik veya dinamik olarak belirli bir orana göre oluşturulduğu görülmüştür.

Bella Bartok,  altın oranı kullanan bestecilerdendir. “Bartok, Fibonnacci sayıları ile bir dizi oluşturmuş ve bu dizinin elemanlarını bestelerinde kullanmıştır” (Aktarma Gönen, 1998: 13). “Music for strings,  percussion and celeste”  parçasının ilk bölümünde en önemli kısım, 89 ölçünün 55.  ölçüsünde kullanılmıştır (Rustin, 1998).

Mozart’ında altın oranı kullanıp kullanmadığına dair çeşitli görüşler vardır. John F.Putz’a göre  Mozart’ın eserleri bir dahi işidir ve sayılarla oynamayı seven birisinin işidir. O’na göre Mozart altın oranı biliyordu ve eserlerinde kullanmıştır (May, 1996)

19. yy.  da J. Fourier,  müzikal serinin niteliğini incelemiştir. “Fourier,  müzik aleti ve insandan çıkan bütün müzikal seslerin matematiksel ifadeler ile tanımlanabileceğini ve bununda periyodik sinüs fonksiyonları ile olabileceğini ispatlamıştır.”(Matematik Dünyası, 1995:7)

Ünlü matematikçi Leibniz,  “Müzik ruhun gizli bir matematiksel problemidir” demiştir.

Müzik pek çok insan için bir “eğlence kaynağı”, matematik ise pek çok insan için bir “baş belası” iken, müziğin matematik eğitimi üzerindeki olumlu etkilerini kullanmak oldukça akılcı bir davranış olacaktır. Bir diğer boyut ise nörolojik çalışmalar ile ilgilidir. Son yıllarda teknolojinin de hız kazanması ile birlikte insan beyni çeşitli tekniklerle incelenir duruma gelmiştir. Müziğin insan beyni üzerindeki etkisi bu teknikler sayesinde çok daha açık bir şekilde görülmektedir. Bir diğer  boyut ise yetenek ilişkisi ile ilgilidir. Matematik yeteneği ve müzik yeteneği arasında bulunacak bir ilişki eğitime büyük yenilikler getirebilir.

Prof. Dr. Ece Karşal 

Kaynaklar:

AMC (American Music Conference), Music and the Brain ,Exposure to Music is Instrumental to the Brain, University of Munstar .
http://www.amc-music.com/musicmaking/brain/munster.htm. (10.01.2003)
Archibald. R.C. 
Mathematicians and Music. American Mathematical Monthly. Brown University. September 6, 1923.
Beer.(2003) 
M. How do Mathematics and Music Relate to Each Other. 
http://perso.unifr.ch/michael.beer/mathandmusic.pdf (01.01.2003)
Bilhartz, Terry.D.& Bruhn, Rick A. & Olson, Judith. (2000) 
The Effect of Early Music Training on Child Cognitive Development. Journal of Applied Developmental Psychology 20 (4)
Boyle. J. D. & Radocy. R. E. (1987). 
Measuremet and Evaluation of Musican Experiences. New York: Schirmen Books.
Campbell. D. (2002). 
Mozart Etkisi. Çeviren: Feryal Çubukçu. İstanbul: Kuraldışı Yayınevi. 
Eco. U. (1998). 
Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik. İstanbul: Can Yayınları.
Goeghegan. N.&Mitchlmore. M. (1996). 
“Possible Effects of Early Childhood Music on Mathematical Achievment”. Australian Research in Early Childhood Education. Volume 1, p.9.
Gönen, A. (1998). 
Mathematical Aspects of Harmony in Music. Yayımlanmamış Doktora tezi. İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul. 
Karşal. E. (2004) . 
“lköğretim 1. Kademe 2. Sınıf 8 Yaş Grubu Çocukların Müzik Yetenekleri ile Matematik Yetenekleri ve Soyut Zekaları Arasındaki İlişki.” 1924-2003 Musiki Muallim Mektebinden Günümüze Müzik Öğretmeni Yetiştirme Sempozyumu. Isparta. 
May. M. (1996). 
Did Mozart Use Golden Section?. Science Observer. March-April.
Orhan. C.
 ” Matematik ve Müzik”. Matematik Dünyası. (Şubat 1995) Cilt 5,Salı 1. s:6 Ankara:Türk Hava Kurumu Matbaası.
Reid, Harvey. (1995) 
On Mathematics and Music. http://harveyreid.com/writing/essays/math+music.html (10.10.2003)
Rothstein. E. (1996). 
Emblems of Mind- The Inner Life of Music and Mathematics. New York: Avon Books.
Sertöz. S. (1996). 
Matematiğin Aydınlık Dünyası. Ankara: Tübitak.
Shaw. G. (2000). 
Keeping Mozart in Mind. USA: Academic Press.
Winkel. R.(2000)  
Mathematics and Music. Institut fur Reine und Angewandte Mathematik . November 21th, 2000 http://www.iram.rwth-aachen.de/~winkel/papers/19.pdf (10.12.2002).

Matematiksel

46. İstanbul Müzik Festivali başladı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 46. İstanbul Müzik Festivali, dün akşam gerçekleştirilen açılış töreni ve konseriyle başladı.

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen 46. İstanbul Müzik Festivali açılış töreni, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın konuşmasıyla başladı. İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, İstanbul Müzik Festivali´nin bu yıl da yeni keşif pencereleri açacağına inandıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Sanatçıların özgün yaratıcı güçlerini ortaya koydukları önemli bir uluslararası platform olan festivalimizde yine önde gelen solist ve orkestralar, prömiyerler, disiplinlerarası konserler, söyleşiler, her yaştan müzikseverin katılımına açık ücretsiz etkinlikler yer alıyor. Eser siparişlerimizle kültür-sanat üretiminde etkin bir rol oynamaya da devam ediyoruz. Ayrıca gençlere yönelik çalışmalarımızla, klasik müziğin geleceğine katkıda bulunuyoruz. Festival bu yıl “Aile Bağları” teması çerçevesinde şekillenen bir program sunuyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı olarak, kültür ve sanatın gücüyle birbirine bağlanan geniş ailemizin tüm üyelerine, burada bir kez daha teşekkür ediyoruz. İstanbul Müzik Festivali´nin bu yıl da hayatımızda yeni keşif pencereleri açacağına inanıyor, herkese renkli ve keyifli bir festival dönemi diliyorum.”

Törende, İstanbul Müzik Festivali´ne desteklerinden dolayı TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve festivale mekân desteği veren Kadıköy Belediyesi, Boğaziçi Üniversitesi ve İş Sanat temsilcilerinin yanı sıra sponsorlara teşekkür plaketleri verildi.

FESTİVALİN ONUR ÖDÜLÜ YEKTA KARA’YA
İstanbul Müzik Festivali’nin her yıl, Türkiye’de klasik müziğin gelişimine katkıda bulunmuş sanatçılara verdiği “Onur Ödülü”ne bu yıl 1980’den başlayarak 35 yıl süreyle İstanbul Devlet Opera ve Balesi´nde solist sanatçı, baş dramaturg ve başrejisör olarak kesintisiz çalışan Yekta Kara layık görüldü. Yekta Kara’ya ödülünü İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı verdi.

FESTİVAL AÇILIŞI YİNE GENÇ BİR SOLİSTLE YAPTILDI
Törenin ardından İstanbul Müzik Festivali, Festivalin Yerleşik Orkestrası, Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ile 28 yaşındaki genç piyanist Yekwon Sunwoo´nun konseriyle başladı. Yekwon Sunwoo, 2017 XV. Uluslararası Van Cliburn Piyano Yarışması´nda ona altın madalya kazandıran, Rachmaninov’un 3. Piyano Konçertosu’nu yorumlarken Goetzel yönetimindeki BİFO, konserin ikinci yarısında Çaykovski´nin 49 Opus numaralı 1812 Üvertür´ünü seslendirdi.

BU YILIN TEMASI: AİLE BAĞLARI
46 yıldır farklı kuşakları müzikle buluşturan İstanbul Müzik Festivali, bu yıl “aile bağları” teması etrafında oluşturulan programıyla gerçekleştirilecek. 12 Haziran tarihine kadar, 17 farklı mekânda düzenlenecek 46. İstanbul Müzik Festivali, 25 konserde 500´e yakın sanatçıyı ağırlayacak. Festival kapsamında ücretsiz hafta sonu konserlerinin yanı sıra çocuk atölyeleri de düzenlenecek.

Organ bağışına karikatürlü destek

Organ bağışı konusuna küresel ölçekte dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Türkiye Organ Nakli Vakfı (TONV) ve Karikatürcüler Derneği işbirliğiyle uluslararası platformda ilk kez düzenlenen Karikatür Yarışması’nın kazananları belirlendi.

Jüri Başkanı Mikhail Zlatkovsky’nin önderliğinde, jüri üyeleri Metin Peker, Alessandro Gatto, Angel Boligan Corbo, Eray Özbek, Gürbüz D. Ekşioğlu, Jitet Koestana, Metin Üstündağ, Deniz Zeyrek, Ba Bilig ve Valentin Druzhinin 40 ülkeden 950 karikatürü inceledi. 1.’lik ödülü Polonya’dan Grzegorz Szumowsky, 2.’lik ödülü Polonya’dan Zygmunt Zaradkiewicz, 3.’lük ödülü Rusya’dan Andrei Popov’a verildi. Teşvik ödüllerine ise Türkiye’den Kürşat Zaman, Türkiye’den Satılmış Akın, Hırvatistan’dan Mojmir Mihatov, Brezilya’dan Silvano Mello ve Türkiye’den Musa Gümüş uygun görüldü.

Yarışmada birinci olan karikatür 5.000 Dolar, ikinci olan karikatür 3.000 Dolar, üçüncü olan karikatür 2.000 Dolar ve teşvik ödülü kazanan 5 yarışmacı da 1.000 Dolar ile ödüllendirilecek. Ödüller, Türkiye Organ Nakli Vakfı’nın Uluslararası Organ Nakli Ağı Projesi (International Transplant Network – ITN) kapsamında 17 – 21 Ekim tarihleri arasında Antalya’da ilk kez düzenleyeceği 1. Uluslararası Organ Nakli Ağı Kongresi’nde sahiplerini bulacak. Seçilen eserler kongre süresince Sungate Rixos Hotel Antalya’da sergilenecek.

Joan Miró Litografi ve Gravür Sergisi’ne yoğun talep

Dört yıl aradan sonra İstanbullulara Joan Miró’nun 300’ü aşkın orijinal eserini dünyada ilk kez bir arada görme şansı sunan UNIQ Expo’ya sanatseverler akın etti

Tarihin en önemli sürrealist ressamlarından Joan Miró’nun sulu boyalar, baskı resimler, çizimler, kolajlar, mektuplardan oluşan litografi ve gravür ağırlıklı en büyük grafik sanatı koleksiyonu olarak kabul edilen ve küratörlüğünü Jean Christophe Hubert’in üstlendiği sergi İstanbulluları mest etmeye devam ediyor.

Picasso’nun da 20 eserinin bulunduğu sergi; sürrealizm, çocukluğun rolü, özgürlük, renkler, sanatçının eli, sadelik ve İspanya temalarında kurgulanıyor. Miró’nun eserlerini ürettiği litografi makinesi ve Palma de Mallorca’daki atölyesini içinde barındıran ve ziyaretçilere inceleme şansı sunan sergi, çeşitli atölye çalışmalarına ev sahipliği yaparak Miró’nun dünyasına yolculuk yapılmasına olanak veriyor.

Çocukların sanatla olan bağlarının güçlendirilmesi ve çocukların yaratıcılıklarına katkı sağlanması için 40 eser çocukların göz hizasında sergileniyor. Çocuklara özel olarak organize edilen atölye çalışmalarıyla da çocukların Miró’nun sanatına dokunabilmesi hedefleniyor.

Sokak hayvanları için sanat sergisi

Maltepe Belediyesi’nin sokak hayvanlarına destek için ev sahipliği yaptığı, emekli kimya mühendisi Seba Erdemli’nin, “Beyaz, Zeytin, Toraman…Sevgimiz Kocaman” isimli resim sergisi, Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde açıldı.

Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde yüksek lisans eğitimine devam eden Seba Erdemli, “Sergiye adını veren çocuklarımız; kedim Beyaz, KARDO Başkanı Tolga Akyıldız’ın köpeği Zeytin ve Narcity’den derneğimiz tarafından kurtarılan Toraman…Hepsinin ortak yönü, kısa süre önce gökkuşağı köprüsünün altından geçmiş olmaları. Hala hayatta olan dostları için düzenlediğimiz bu sergiyle onların da isimlerini yaşatmak istedik.Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç’a, hem şahsım, hem derneğim adına bizlere verdiği destek ve duyarlılık için teşekkür ederim” dedi. Sergiden elde edilen gelir, Maltepe’de çalışmalarına devam eden Karabaş Doğal Yaşam Derneği (KARDO) ve Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) yararına kullanılacak. Sergi, 27 Mayıs’a kadar fuaye alanında sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

​İTÜ’de “Sanatkule” etkinlikleri başladı

İstanbul Teknik Üniversitesi, sanatla bütünleşen teknik üniversite kimliğini güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Sanatkule etkinlikleri, dopdolu içeriğiyle sanatseverleri ağırlıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi sanatseverler için bir yeniliğe daha imza attı. İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü tarafından bu yıl ilk kez gerçekleştirilen “Sanatkule”etkinliği kapsamında akademisyenlerin ve öğrencilerin çalışmalarından oluşan sergi, gösterim ve performansları, 1 Haziran 2018 Cuma gününe kadar sanatseverlerle buluşacak. Taşkışla Yerleşkesinde yer alan Güzel Sanatlar Bölümü’nün yer aldığı kulede süren etkinlikler, ziyaretçileri kısa bir sanat yolculuğuna çıkaracak.

Sanatsız olmaz
İTÜ Güzel Sanatlar Bölüm Başkanı Doç. Dr. Oğuz Haşlakoğlu, Sanatkule etkinlikleri hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Haşlakoğlu, Sanatkule etkinliklerini gelenekselleştirmeyi istediklerini belirterek şunları söyledi:

“İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü olarak, öğrencilerimizin ve hocalarımızın yıl içinde yaptıkları çalışmaları her sene gelenekselleştirecek şekilde sanatseverlerle buluşturma düşüncesiyle yola çıktık. Taşkışla binasındaki 4 kuleden birinde bulunan Güzel Sanatlar Bölümü koridorlarında etkinliklerimizi gerçekleştirmek istedik. Fikrimizi paylaştığımız herkes çok heyecanlandı ve etkinlik hazırlıkları kısa süre içinde tamamlandı.”

Sanatla köprüler kuruyoruz

Güzel Sanatlar Bölümü’nün bilim, sanat ve teknolojiyi birlikte düşünebilen ve çağın çok yönlü dinamiklerini kavrayan, yenilikçi, toplumsal hayata katkı sunan öğrenciler yetiştirmeyi hedeflediğini belirten Doç. Dr. Haşlakoğlu, “Sanat,tüm meslekler ve disiplinlerin tamamlayıcısıdır. Sanatsız hiçbir şey olmaz. Hayal gücü sadece sanata mahsus olarak anlaşılmamalı. Öğrencilerimize kendi alan çalışmalarıyla sanat arasında köprü kurmalarını sağlıyoruz. Sanatkule etkinliğimiz de bu çalışmaların somut bir örneğidir. Sanat alanında üreten hocalarla öğrencilerimiz aynı etkinlikte buluştu. Etkinlik kapsamında öğrencilerimizin ve öğretim görevlilerimizin eserlerini, sergi, sunum, gösterim ve performanslarını izleyebilirsiniz.” diye konuştu.

Öğrencilerin yıl içindeki çalışmaları da sergileniyor

İTÜ Güzel Sanatlar Bölüm Başkan Yardımcısı Öğretim Görevlisi Aynur Karakaş Karaağaç,öğrencilerin çalışmaları hakkında bilgi verdi:

“Sanatkule etkinliğinin ilkini gerçekleştirmenin heyecanını yaşıyoruz.Ona yakın derste öğrencilerimizin yıl içinde yaptıkları çalışmaları sanatseverlerin beğenisine sunmak istedik. 100 öğrencimizin çalışması bu sergimizde yer alıyor. Atölye çalışmalarından seçki yaptık. Önümüzdeki yıllarda seçkilerimizi daha da çeşitlendirmek istiyoruz. Etkinlik kapsamında serginin yanı sıra performans ve teorik sunumlar da olacak. Şu anda 12 akademisyen ve 100 öğrencimizin 10’a yakın derste yaptıkları çalışmalardan seçkiler yer alıyor.”

Bütün sanat dalları bir arada

Etkinlik kapsamında moda tasarımından resime, seramikten gravüre, fotoğraftan desene, konserlerden film gösterimine kadar pek çok etkinlik bulunuyor.

Sergide eserleri yer alan isimlerden bazıları şöyle:

Ahmet Keskin (Fotoğraf) / Aylin Akarvardar (Moda Tasarımı), Aynur Karakaş Karaağaç (Seramik) / Başak Avcı (Resim),Desen Halıçınarlı (Gravür) / Ferhan Gözgü Çelik (Resim) / Güngör Güner (Seramik) Hülya Küpçüoğlu (Resim) / Korkut İlhan (Fotoğraf) / Oğuz Haşlakoğlu (Resim), Selçuk Fergökçe (Resim) / Yener Pınarbaş (Resim)

Söyleyişiler

Yüksel Demir, Doç. Dr. “Bir Esin Kaynağı Olarak Antarktika”, Doç. Dr. Ebru Yetişkin“Blok Zinciri ve Günümüz Sanatı”,Öğr. Gör. Dr. Aslıhan Erkmen Birkandan, “Ortaçağ Anadolu Mimarisi’nde Geometrik Bezeme”, Başak Avcı, “Bir Araştırma Olarak Performatif Çizim Pratiği” başlıklı söyleyişi olacak.

Film Gösterimi ve Performanslar

Fatih Hacıosmanoğlu “On Adım” filmi ve“Beden Performansı’

Çocuklarınızla daha iyi bir iletişim için “Ebeveyn Ehliyeti” eğitimi

Geleceği parlak çocuklar yetiştirmenin onlarla sağlıklı iletişim kurmaktan geçtiğini işaret eden Özel Nar Sanat Anaokulu Müdürü Banu Evliyaoğlu, çocuk yetiştirirken her anne babanın bilmesi gereken noktalardan oluşan bir program hazırladı.

İletişim, ben dili ile dinleme, anne baba tutumları ve problemleri nasıl aşabiliriz başlıklarının bulunduğu 4 haftalık programımız ile 0-10 yaş grubu çocuğu olan ebeveynlerin problemlerinin önüne geçebilmeyi hedefliyoruz.

1 – İletişim
İyi bir ebeveyn olabilmenin kişinin kendisini tanımasından geçtiğini hatırlatan Evliyaoğlu, “Ebeveyn ehliyeti” adı altında hazırlanan programdaki rol oyunları sayesinde çocuklarınızla daha iyi iletişim kurabileceğinizin altını çiziyor.

2- Ben dili ile dinleme
Çocuğunuzun size en fazla ihtiyaç duyduğu anlarda onu dikkatli bir şekilde dinlemeniz gerektiğini savunan Evliyaoğlu, ben dili ile yapılan dinlemenin çocuklarınıza hayatlarının her döneminde yardımcı olabilmeniz için en önemli nokta olduğunu vurguluyor.

3- Anne baba tutumları
“Ebeveyn ehliyeti” programımızın üçüncü haftasında ele alınacak olan anne baba tutumları başlıklı konumuzda bizlerde sizlere nasıl bir çocuğun ailesi olmak istediğinizi soruyoruz.

4- Problemleri nasıl aşabiliriz?
Çocuğunuzun sizinle ilişkileri kadar sizin dışındaki ilişkilerinin de gelişiminde önemli olduğunu kaydeden Evliyaoğlu, bu ilişkilerdeki ana problemlerin çoğunlukla çatışmalardan oluştuğunu açıklıyor. Çocuğunuzun bazen kardeşleriyle, bazen arkadaşlarıyla bazen de aile bireyleriyle yaşayabileceği çatışmalarda tansiyonu düşürmenin, arabuluculuk teknikleri uygulamanın şart olduğunu ifade eden Evliyaoğlu, “Ebeveyn ehliyeti” programının son haftasında bu konunun ele alındığını paylaşıyor.

Detaylı bilgi ve ön kayıt: 0212 570 80 68

19 Mayıs Etkinliğimizi Gerçekleştirdik – VİDEOLAR

Tarihin dönüm noktalarından biri olan 19 Mayıs 1919′un 99.yıl dönümünü Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencileriyle birlikte kutladık. Öğrencilerimiz ve Eğitmenlerimizin ortak çalışmaları sonucunda gerçekleşen konserimizde, hem bazı öğrencilerimiz, hem de bazı eğitmenlerimiz sahne aldı.

Türk Milleti’nin bağımsızlık ve özgürlük umutlarının inanca dönüştüğü, kurtuluş ateşinin yakıldığı ve aydınlık bir geleceğe olan inancın kuvvetlendiği gün olan 19 Mayıs 1919’u öğrencilerimiz ve velilerimiz ile birlikte kutlamanın mutluluğunu yaşadığımızı belirtmek istiyoruz.

İşte 19 Mayıs etkinliğimizde sahne alan öğrenci ve eğitmenlerimizin performansları:

Sukhishvili Dans Topluluğu izleyenleri büyüledi

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ile Kafkas Halk Dansları Organizasyonu dev bir organizasyona daha imza attı.

Bugüne kadar 5 kıtada 300 turne, 100 ülkede 10 bin konser ve 65 milyon seyircinin karşısına çıkan Dünyanın en iyi kafkas dans grubu olarak kabul edilen Sukhishivili Dans Topluluğu’nu 12 Mayıs Cumartesi günü İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’ne getiren Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ile Kafkas Halk Dansları Organizasyonu dans severlerin unutulmaz bir dans izlemesini sağladı.

Dünyanın önde gelen gazetelerinden New York Times’in “Kuyumcular değerli taşları birbirinden ayırt edebilir. Bu grup ise dansın en değerli taşı… Tek kelimeyle muhteşem.” yorumuyla tanımladığı Sukhishivili Dans Topluluğu’nun Bostancı Gösteri Merkezi’ndeki dans konserine ilgi oldukça yüksekti.  2350 kişilik oturma kapasitesi olan Bostancı Gösteri Merkezi’nin kapasitesi, koyulan ek koltuklar ile 3114 kişiye yükseltildi.

Gösteriden görüntüler:

SUKHİSHVILI DANS TOPLULUĞUNUN KISA TARİHÇESİ
İlia Sukhishvili ve Nino Ramishvili tarafından 1945 yılında kurulan topluluk Gürcistan’ ın ilk ulusal profesyonel dans grubudur. Tamamen kendilerine has bir Gürcü ulusal dans ve müzik tarzı geliştiren Nino Ramishvili (1910-2000) ve Iliko Sukhishvili (1907-1985), uzun yıllara yayılan sağlam bir ortaklık kurmuş ve kararlılıkla hayallerini gerçekleştirmişlerdir. Onların yaşam tarzlari ve sanatlari, birlikte yarattıkları yeni nesil dansçılar vasıtasıyla bir efsane olan grubun şuanda 3. Nesil olan Genel Sanat yönetmeni Nino ve İliko Sukhishvili kardeşler tarafından başarı ile sürdürülmektedir.

1.Bölüm
1. “Juta” Dansı – Juta ülke sınırında bulunan ve genelde sınır geçişlerinde aktarma yapmak için uğranılan ufak bir kasabanın adıdır. Eski zamanlarda bu kasaba at hırsızlarıyla tanınırdı. Danstaki koreografi geleneksel halk dansı hareketlerinin yenilenmiş halinden oluşmaktadır.

2. “Quartuli” dansı – Son derece geleneksel olan bir dans türüdür. Gürcü dansında erkeklerin kadınlara karşı olan centilmenliğini en iyi betimleyen danstır denilebilir.

3. “Khorumi” dansı – Gürcistan’daki en eski ve bilinen danslardandır. Khorumi dansının tarihçesi eski zamanlarda ülkelerini işgale gelen ordulara karşı verilen kahramanca mücadelelere kadar uzanır.

4. Samani” dansı – “Khorumi” dansı ile içli dışlı olan bu dans kadınların geleneksel savaş dansı olarak bilinir ve hareketler “Khorumi” dansından esinlenilmiştir.

5.”Tsdo” dansı – Dağlık “Kazbeği” bölgesinden gelen bir dans.

6.”Lazuri” Karadenizin kıyılarından gelen bir dans çeşididir. Danstaki adımlar kıyılarda bulunan Gürcü kasabalarına hastır. Eşlerin dansındaki adımlar çok daha hafifmeşreptir. Bu dansın estetikleri modern danslara benzemektedir.

7. “Samaia” dansı – Bu dans 12 yüzyılın duvar resimlerini canlandırıyor. Dans geleneksel orta çağ Gürcü anıtlarında bulunan Kral Tamar’ın desenlerinden esinlenilmiştir.

8. “Khevsuruli” dansı – Bu dans kılıç ve kalkanla sahnelenmektedir ve dağlık bölgelerden çıkmıştır. Gerçek bir savaşa yakın olan bu dans ile dansçıların cesaretlerini ve yiğitliklerini ortaya dökmektedir.

2.Bölüm

1. “Svanuri” dansı – Gürcistan’ın kuzeybatısında bulunan dağlık Svaneti’de -avrupanın en yüksek yerleşim yeri- yaşayan insanlar tarafından parmak uçlarında sergilenen bir dans türüdür.

2. “Nanila” dansı – Bu dansın melodisi Svaneti bölgesinden gelen bir ninninin modern koreografi ile birleşiminden oluşan bir türdür. Gizem dolu ve son derece duygusaldır.

3. “Tsekva-Tamashi” dansı – Eğlenceli şen şakrak hareketli bir dans türüdür.

4. Çeşitli müzikal ritimler – Müzisyenler tarafından çalınan çeşitli geleneksel Gürcü ritimleri ve müziklerinden oluşmaktadır.

5. “Khanjluri” dansı – Çobanların bıçak ve kesici aletlerle yaptığı bir çeşit ritueldir. Yapılan keskin ve hızlı hareketler seyirciye rüya duygusu uyandırmaktadır.

6. “Ornament” dansı – Güney Osetiya’nın müzik ve danslarından etkilenilen bir dans.

7. “İlouri” dansı – Gürcistan Ulusal Bale Topluluğu -Nino Ramishvili ve Iliiko Sukhisvilli- tarafından yazılan ve sahnelenen bu dans “Lekuri” dansının değiştirilmiş halidir. Bu dansta kadınlar erkekler gibi giyinip onların hareketlerini ve adımlarını kullanırlar.

8.”Simdi” Dansı- Kadınların ve erkeklerin birlikte dans ettikleri, kadınların zarafeti, erkelerin asaletini temsil ettiği bir dans türüdür. Sahnede kayarcasına yapılan bir yürüme tarzı ile hareket eden dansçılar bir uyum içerisinde adeta kadınların kuğu gibi süzüldüğü erkeklerin ise asalet duygusunu yansıttığı en güzel dans türlerinden biridir.

9.”Shejibri” Dansı- Rekabet ve beceriyi ve cesareti sembolize eden bir dans türüdür.