Tabloyu andıran su altı fotoğrafları hayran bıraktı

Havaili fotoğrafçı olan Christy Lee Rogers, tabloya benzeyen su altı fotoğraflarıyla adeta kendine hayran bıraktırıyor. Suyun altında ışıklandırılmış ve rengarenk kumaşlarla oluşturduğu konseptlerle dikkatleri üzerine toplayan Rogers’in yaptığı çalışmaların oldukça olağanüstü olduğu gözlemleniyor.

Havaili fotoğrafçı Christy Lee Rogers, su altında çektiği fotoğraflarıyla adeta barok dönemine ait yağlı boya tablolarını andırıyor. Rogers, Muses adını verdiği dinamik fotoğraf serisinde, su altı fotoğrafçılığının biraz çalışma ile oldukça güçlü olabileceğini gösteriyor.

Birbirleriyle bütün olmuş insanlar, iç içe geçmiş kumaşlar ve muhteşem ışıklandırma ile oluşan fotoğraflar, 17. yüzyıl tablolarının canlanmış versiyonları gibi görünüyor.

Rogers, fotoğraf çekmek için gece saatlerini tercih ediyor. Su altı fotoğraflarını ise havuzda çekiyor. Fotoğrafları çıkış kaynağını anlatan Rogers “Her gün benim son günüm olabilir. Eğer bugün yapabileceğim her şeyi yapmadığımı düşünürsem kendimi asla affetmezdim. Bu düşünce Muses serisinin temelini oluşturuyor ve benim için itici bir güç görevi görüyor” diyor.

 

 

Romeo Juliet, çocuklar için sahnelendi

Maltepe Belediyesi’nin Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde çocuklar için hafta sonu sahnelediği tiyatro oyunlarında bugün Makinist Gösteri Sanatları, “Romeo Juliet” isimli müzikli-danslı oyunuyla sahne aldı. İngiliz yazar William Shakespeare’ın dünya klasikleri arasında bulunan oyunu, yepyeni uyarlamasıyla çocukların karşısına çıktı. Gül Arda’nın uyarladığı, Emre Şen’in yönettiği, genel sanat yönetmenliğini Şan Aydemir’in üstlendiği oyunun müziklerini Erdem Taraburs, koreografisini Begüm Gönenç hazırladı.

OYUN MUTLU SONLA BİTTİ
Bir dünya klasiğini çocuklara öğretmek üzere yola çıkan Makinist Gösteri Sanatları, çocuklar için uyarladığı bu trajedide küçük bir değişiklik yaptı ve bu kez oyun mutlu sonla bitti. Oyunda iki ailenin düşmanlığı arasında kalan Romeo ve Juliet’in aşkı üzerinden sevgi ve barış temaları ustalıkla işlendi. Minik tiyatroseverler, Romantik Romeo, güçlü ve akıllı Juliet, Yaşlı Bilge, Bayan Capulet, Bay Montegue, Dadı, Kuzgun’a hayat veren Ali Bahadır Bahar, Erdoğan Soytürk, Duygu Nur Gücenmez, Gül Arda ve Tuba Aydın’ı ilgiyle izledi. Makinist Gösteri Sanatları oyuncuları, “Hayattaki en önemli şeylerden birinin bakış açısı olduğunu düşünüyoruz. Farklı bakış açılarının çocukluktan kazanılacağına inanıyoruz. Bu nedenle Romeo Juliet’i farklı bir bakış açısıyla ele aldık.” diye konuştular.

Pekinel kardeşlerden göz alıcı konser

Uluslararası alanda Türkiye’nin gurur kaynaklarından olan Güher-Süher Pekinel Kardeşler konser verdi. Sevgi Gönül Kültür Merkezi’nde 26 Eylül Çarşamba akşamı sergilenen konserde, ünlü İngiliz Şef Howard Griffiths eşliğinde  ve müzisyen Murat Berk’in yönetiminde  bir araya gelen İstanbul New Chamber Orkestrası ile Güher- Süher Pekinel piyano ikilisi dinleyicilere keyifli saatler yaşattı.

Türkiye’nin uluslararası alanda gurur kaynağı olan Güher-Süher Pekinel ikilisi Koç Üniversitesi 25. yıl etkinlikleri kapsamında sanatseverlere müzik ziyafeti sundu. Sevgi Gönül Kültür Merkezi’nde, ünlü İngiliz orkestra şefi Howard Griffiths yönetiminde gerçekleşen konserde, Güher Süher Pekinel ikilisi sahneyi bu konser için özel olarak bir araya gelen İstanbul New Chamber Orkestrası ile paylaştı.

Konser İstanbul New Chamber Orkestrası’nın Şef Howard Griffiths yönetiminde Edward Elgar’ın Yaylı Çalgılar Seranadı ile başladı. Ardından, ünlü piyano ikilisi Güher-Süher Pekinel, İstanbul New Chamber Oda Orkestrası eşliğinde Wolfgang Amedeus Mozart’ın İkili Piyano Konçertosu’nu seslendirdiler.

Konser sonrası, Güher Süher Pekinel’in 10 yıldır yürüttüğü “Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler“ Projesi kapsamında seçilen en yeni ve en genç bursiyerleri Naz İrem Türkmen sahneye davet edilerek, İstanbul New Chamber Orkestrası ile Antonio Vivaldi’nin Dört Mevsim eserinin Yaz Bölümü’nü çaldı.

İstanbul New Chamber, kariyerine solist ve orkestra sanatçısı olarak devam eden profesyonel senfoni orkestrası sanatçıları ve çeşitli konservatuvarlarda akademisyen ve performans sanatçısı olarak görev yapan tecrübeli bir kadrodan oluşuyor.

Türkiye’nin dünya çapında bilinen piyanist ikilisi Güher-Süher Pekinel’in özel daveti üzerine Türkiye’ye gelen dünyaca ünlü İngilizce orkestra şefi Howard Griffiths yönetimindeki konser, izleyicilerden büyük alkış aldı.

Nar Sanat’ta hem yaşayarak hem eğlenerek öğrenin

Okulda öğrendiğimiz ya da çocuklarımızın okulda öğrendiği şeyleri daha eğlenceli ve yaşayarak öğrenmek ve öğrenmesini  istiyorsanız Özel Bakırköy Nar Sanat Kursları tam size göre!

Yaratıcı drama derslerini yakından tanıyalım

Yaratıcı drama ; bir grubu oluşturan üyelerin yaşama deneyimlerinden yola çıkarak amacın ,düşüncenin,doğaçlama  rol oynama gibi tekniklerden yararlanılarak canlandırılmasıdır.

Oyun ve sanat, bir çocuğun eğitimi, gelişimi ve kendini keşfetmesi için en iyi yöntemdir. “Yaratıcı Drama” oyun ve doğaçlamalara dayanarak çocuğun sosyal  iletişimini  güçlendirirken, özgüvenine, uyum sağlamasına ve kendini ifade edebilmesine katkılar sağlar. Çocukların yaratıcılığını geliştirir.  Kişiliğini güçlendirir ve açık bir kimlik kazandırır.

İletişim ve ön kayıt için 0212 570 80 68’i arayabilirsiniz.

Öğretim yöntemleri ve teknikleri

1.    Eğitimci bireylere birebir rehberlik eder.
2.    Bireyler kendi kendine öğrenmeye teşvik edilir.
3.    Bireylerin aktif olması sağlanır.
4.    Bireyler araştırmaya yönlendirilir.
5.    Bireyler kendi kendilerini değerlendirebilir.
6.    Bireyler toplumsal ilişkilerini güçlendirirler
7.    Bireyler grup içerisindeki etkileşimlerini güçlendirirler.
8.    Bireylerin güven ve özgüven duygularını geliştirmeleri sağlanır.
9.    Bireylerin sorun çözme becerisi güçlendirilir.
10.  Bireylerin bakış açılarını zenginleştirir.
11.   Bireylerin hayal gücü ve yaratıcılıklarının artmasına doğrudan katkı sağlar.
12.   Bireylerin sorumluluk bilincini arttırır.
13.   “Birliktelik” duygusunu güçlendirir.
14.   Eleştirel yaklaşımı sağlar.
15.   Görsel sunumlar ile yorum ve eser okumaya yönelik yöntem ve teknikler uygulanır.

Leyla Gencer Şan yarışmasının kazananı belli oldu

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), Borusan Sanat ve La Scala Tiyatrosu Akademisi bünyesinde bu yıl 9’uncusu düzenlenen  Leyla Gencer Şan Yarışması’nın final galası ve ödül töreni Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda meydana geldi. Yarışmanın sunuculuğunu ise Halit Ergenç üstlendi.

15 ülkeden 42 şancı arasından finale kalan So Young Park (Soprano, Güney Kore), Sara Rossini (Soprano, İtalya), Chiara Tirotta (Mezzo-Soprano, İtalya), Selin Uzun (Soprano, Türkiye), Piotr Buszewski (Tenor, Polonya), Anna-Doris Capitelli (Mezzosoprano, Almanya), Ezgi Karakaya (Mezzosoprano, Türkiye), Faik Mansuroğlu (Bariton, Türkiye) ve Doğukan Özkan (Bas Bariton, Türkiye), Mianiti yönetimindeki orkestra eşliğinde aryalarını seslendirdi.

Leyla Gencer Şan Yarışması’nda dereceye giren finalistler, jüri başkanlığını üstlenen ünlü bariton Renato Bruson tarafından açıklandı. Leyla Gencer Şan Yarışması’nda Ezgi Karakaya (Mezzosoprano, Türkiye) birinci, Anna Doris Capitelli (Mezzosoprano, Almanya) ikinci, Piotr Buszewski (Tenor, Polonya) üçüncü oldu. Yarışmanın birincisi 12 bin 500 Euro, ikincisi 7 bin 500 Euro ve üçüncüsü 3 bin 500 Euro değerindeki ödüllerin sahibi oldu.

İngiliz Kraliyet Operası Jette Parker Genç Sanatçılar Programı Özel Ödülü’ne değer görülen Faik Mansuroğlu (Bariton, Türkiye), Kraliyet Operası’nda dört aylık özel bir eğitimin yanı sıra seçmelere katılmaya hak kazandı. Bu yıl ilk kez verilen Deutsche Oper Berlin Özel Ödülü’nü kazanan Doğukan Özkan (Bas bariton, Türkiye), kurumun bir temsilinde rol alma, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Özel Ödülü’nü kazanan Ezgi Karakaya (Mezzosoprano, Türkiye) ise Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde bir konser verme şansını elde etti. La Scala Tiyatrosu Akademisi’nin verdiği özel ödülü kazanan Piotr Buszewski (Tenor, Polonya), La Scala Tiyatrosu Akademisi tarafından üç aylık bir eğitim bursuna layık görülürken, dinleyicilerin oylarıyla belirlenen Leyla Gencer Halk Ödülü’nün sahibi de Ezgi Karakaya oldu.

Kemal Sunal’ın sergisi sevenleriyle buluşuyor

Türkiye’nin en duayen komedi sanatçılarından biri olan Kemal Sunal’ın sanat hayatından önemli kesitler,özel eşyalar ve film afişleri sevenlerine kavuşuyor. Yapılacak olan sergi 21 Ekim 2018 tarihine kadar açık olacak.

Açılışını Kemal Sunal’ın karsı Gül Sunal’ın 5 Ekim 2018 tarihinde yapacağı serginin  21 Ekim 2018 tarihine kadar sergilenmesi planlanıyor.

Türk sinemasının unutulmaz ismi Kemal Sunal’ın kişisel eşyaları, aksesuarları, film afişleri ve filmlerde kullandığı giysilerinden oluşan sergi bir alışveriş merkezinde sevenleriyle bir araya geliyor.

Toplam 82 filmde oynamış, oynadığı karakterlerle izleyicinin kalbinde yer edinmiş, Yeşilçam’ın gülen yüzü Kemal Sunal’ın hayatına dair sergi nostalji rüzgarı estirecek.

7’den 70’e herkesin sevdiği ve Türk sinemasında önemli yer tutan film afişleri büyük sanatçının sinema yaşamını da yeniden gözler önüne seriyor.

Kemal Sunal’ı tanıyalım

Kemal Sunal, 11 Kasım 1944 tarihinde Türkiye’nin Malatya ilinde doğdu. Ailenin üç çocuğunun en büyüğüydü. Annesi ev hanımı, babası Mustafa Sunal Migros’ta işçiydi.

Fizik olarak babasına çok benziyordu. Sunal, çocukluk yıllarını Küçükpazar’da geçirdi. Çekingen biri olan Sunal, bazen dış düya ile irtibatını kesiyordu.

İlkokula başladığı gün, okula annesi ile beraber gitti. Annesi o gün sınıftaki bütün çocukların ağladığını ancak Kemal Sunal’ın hiçbir şey söylemeden yanında durduğunu söyledi.

Ortaokul yıllarında efendi ve utangaç bir insan olarak tanınınsa da lisede çekingenliğinden kurtuldu. Ortaokulu bitirdikten sonra Vefa Lisesi’ne yazıldı.

Lisede, ortaokul yıllarının aksine neşeli biri olarak tanındı. Arkadaşları ile birlikte haylazlık yapmaktan çekinmedi. Yine de sınıf başkanı olduğu için sorumluluk alan Kemal Sunal, bu sayede arkadaşları gibi zıvanadan çıkmadı.

Öğretmenlerine karşı daha saygılı ve mesafeliydi. Ama muzipliğe karşı olmadı. Tiyatrocu olmak istediği için okulda müsamereler düzenledi.

Tiyatroya olan ilgisi Felsefe öğretmeni Belkıs Bakır’ın dikkatini çekti. Bakır, Kemal Sunal’a onu bu profesyonel oyunculuğa başlamasını sağlayacak kişiler ile tanıştırabileceğini söyledi.

Ancak babası Mustafa Sunal, oğlunun tiyatrocu olma isteğine başlangıçta karşı çıktı. Belkis Bakır bir süre sonra Mustafa Sunal’ı ikna etti.

Neticede babası, Kemal Sunal’a tiyatrocu olması için izin verince, Belkis Bakır onu Kenter Tiyatrosuna götürdü ve Müşfik Kenter ile anlaştı. Sunal’ın yer aldığı ilk tiyatro oyunu Deli İbrahim’di. Bu oyunda cellatın yardımcısını oynadı.

Sunal’ın hiçbir diyaloğu olmamasına rağmen seyirci ona yine de gülüyordu. En başta Kemal Sunal ve Müşfik Kenter bu duruma pek anlam veremedi. Kenter Tiyatrosu’nda fazla kalmadı.

Pendik Tiyatrosu’nun kurulacağını haber alınca oraya gitti. Uzun yıllar arkadaşlık yapacağı Bülent Kayabaş ile burada tanıştı. İkisi de oldukça fakirdi. Bazen pazardan domates çalmak zorunda kalıyorlardı. Pendik Tiyatrosu’ndaki gösteriye de fazla ilgi gösterilmeyince tiyatro kapatıldı.

Ardından Kemal Sunal, Ayfer Feray ve Ulvi Uraz, Devekuşu Kabare Tiyaroları’nda yer almaya başladı. Devekuşu Kabare tarafından sahnelenen Dün Bugün adlı oyunu izleyen Münir Özkul, Kemal Sunal’ın oyunundan etkilenip yanında Ertem Eğilmez’e “Bak Ertem, dikkat bu çocuğa, iş var bunda” dedi.

Özkul’un tavsiyesini dikkatede alıp kendi yöneteceği Tatlı Dillim adlı sinema filminin oyuncu kadrosuna aldı. Acemi birliğini Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu`nda, 1981 yılında Ankara’da KKK Armoni mızıkasında vatani görevini yaptı. Sanat hayatı, “Zoraki Tabip” adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu’nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nda görev aldı.

 

Üsküdar’da kültür-sanat sezonu Özdemir Erdoğan’la başladı

Üsküdar’da yepyeni kültür-sanat sezonu Özdemir Erdoğan’ın verdiği unutulmaz konserle başladı. Sanatçı Erdoğan gecede yaptığı konuşmada, “Türk Musikisini gerek Türk Halk Musikisi gerek Klasik Musikimiz uluslararası çok büyük bir değerdir. Ben şahsen elimden geldiği kadar 50 yıldır savaşıyorum. Genç arkadaşlar da yetişiyorlar onları da yakından takip ediyorum. İyi bir gelişme içerisindeyiz. Ümitliyiz her şey güzel olacak galiba” dedi.

Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği gece kültür sanat etkinlikleri tanıtım videosu gösterimiyle başladı. Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen geceye yüzlerce sanatsever katıldı. Alkışlar eşliğinde sahneye çıkan usta sanatçı Özdemir Erdoğan 2 saat boyunca sevilen şarkılarını söyledi. Özdemir Erdoğan’ın dillerden düşmeyen şarkılarına eşlik eden Üsküdarlılar, unutulmaz bir akşam yaşadı.

Sevenlerine unutulmaz bir müzik ziyafeti sunan sanatçı Özdemir Erdoğan, “Gittiğim her yerde sıralar oluşuyor. İçeri giremiyor insanlar bu bakımdan çok üzülüyorum. Her tarafta böyle. Bütün konserlerimiz böyle geçiyor. Şimdi hükümetimiz silah sanayiye önem veriyor. Yerli milli sloganı devam ediyor. Bunlar muhteşem haberler, çok hoş çok güzel haberler ben de bunu müzikle yapmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.

Fazıl Say’ın müzik hayatı

Herkesin tanıdığı dünyaca ünlü Türk piyanist Fazıl Say, 14 Ocak 1970 tarihinde, Ankara’da doğmuştur. Babası Ahmet Say, yazar ve müzikologtur. Annesi Gürgün Say ise, eczacıdır. Sayın doğuştan gelen dudak damak yırtığı, kendisi henüz bebekken bir operasyon geçirmesine sebep olmuştur. Bu operasyon ile, yarık olan dudağı dikilmiştir. Doktorunun tavsiyesi olan, “üflemeli çalgı çalması” önerisi üzerine, Fazıl Say melodika çalarak müzik ile tanışmıştır.

Fazıl Say, tüm dünyanın Onu tanımasına vesile olan piyanoya, henüz 4 yaşındayken başlamıştır. Say,  Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, özel statü altında, Üstün Yetenekli Çocuklar adına oluşturulan bu statüde eğitim alarak, 1987 yılında bu konservatuvarın piyano ve kompozisyon bölümlerinden mezun olmuştur. Ardından, bu alandaki çalışmalarını, Düsseldorf Müzik Yüksek Okulu’nda devam ettirmiştir. Alman bursu ile gördüğü bu eğitimin ardından, 1991 yılında “konçerto solisti” diplomasını almıştır. Bir sonraki yıl olan 1992’de, Berlin Tasarım Sanatları ve Müzik Akademisi altında, piyano ve oda müziği öğretmenliği ünvanına sahip olmuştur.

Fazıl Say, 1994 yılında, “Genç Konser Solistleri Avrupa Yarışması” organizasyonunda birinci olmuştur. 1995 yılında da, New York’ta gerçekleştirilen yarışmada, kıtalar arası birincilik ödülünü alarak, konser kariyerine adım atmıştır. Bir yandan da, bestecilik yönünde ilerleyen Say, bu dönemde çeşitli oratoryolar, piyano konçertoları, farklı konseptlerde orkestra, oda müziği ve piyano eserleri ile birlikte, şan ve piyano alanlarında da şarkılar bestelemiştir. Bahsedilen çalışmaların içinde, “Nazım ve Metin Altıok Ağıtı” oratoryoları, 4 farklı piyano konçertosu, Albert Einsteinın anısına hazırladığı orkestra eseri (Zürich Üniversitesi istemiştir), Wolfgang Amadeus Mozart’ın 250. doğum yılı anısına bestelenen “Patara” isimli bale müziği de bulunmaktadır. Hatta bu bale müziğini, Viyanada bulunan kutlama komitesi Say’a sipariş vermiştir.

Sarıyer sokakları renklendi

Sarıyer sokaklarının rengarenk duvar resimleriyle süslendiği Mural Festivali sona erdi. Sahil yolundan geçerken birbirinden eğlenceli resimleri gören Sarıyerliler, kendi duvarlarına da yapılsın diye sıraya girdi.

Sarıyer Belediyesi’nin, bu yıl ilk kez organize ettiği Mural Festivali’nde, dünyaca ünlü sanatçılar Sarıyer’e gelip, sanatlarını konuşturdu. Boş bina cephelerinin dev boyutlu resimlerle süslendiği festival, 2 Eylül’de başlayıp, 16 Eylül’de son buldu. Büyükdere Mahallesi’ndeki bina duvarlarının tuvale dönüştüğü festival kapsamında mural sanatçıları Max On Duty, Leo Lunatıc ve Esk Reyn hünerlerini sergiledi. Gri duvarların panda, kedi gibi neşeli resimlerle kaplandığını gören mahalle sakinleri kendi duvarlarına da yapılması konusunda belediyeye başvuruda bulundu. Caddede ilerledikçe birbirinden güzel eserlerle karşılaştıklarını söyleyen vatandaşlar, “Gri duvarlar görmek istemiyoruz” diyerek sanatın her yerde hakim olması gerektiğini vurguladı.

Defne Belediyesi’nden muhteşem konser

Defne Belediyesi’nin bünyesine dâhil ettiği Defne Belediyesi Nâzım Hikmet Gençlik Korosu, usta tiyatrocu-şair Orhan Aydın’ın da katılımı ile muhteşem bir konsere imza attı.

Sümerler Amfi Tiyatro’da gerçekleşen konserde salon hınca hınç doldu; müzikseverler unutulmaz bir müzik şöleni yaşadı.

Yoğun katılımla gerçekleşen konsere Defne Kaymakamı Nevzat Şengök, CHP Defne İlçe Başkanı Ali Kemal Yeşiloğlu, CHP İl ve İlçe Yönetimi, Defne Muhtarlar Derneği Başkanı Muhsin Demirel, Defne Belediye Başkan Yardımcıları, Birim Müdürleri, Meclis Üyeleri ve çok sayıda müziksever katıldı.

Koro Şefi Cansu Daloğlu ve Orkestra Şefi Nejat Daloğlu önderliğinde, birbirinden değerli koristlerin seslendirdikleri şarkılarla kulakların pasını silen Defne Belediyesi Nazım Hikmet Gençlik Korosu, dinleyicilere adeta müzik ziyafeti yaşattı.

Devlet Tiyatrosu 40 yıl sonra yeniden yollarda

Bir diğer adıyla Tır Tiyatrosu 40 yıl aradan sonra Anadolu yollarına gitmeyi planlıyor. 2 Ekim de sezonu açacak olan Devlet tiyatroları yerleşik tiyatroların olmadığı Anadolu’nun en ücra köşelerinde seyircisiyle kavuşmak için hazırlanıyor.

Orhan Kemal’in ‘Üç Kağıtçı’, Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Reis Bey’, Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’ ile Turgut Özakman’ın ‘Fehim Paşa Konağı’ gibi eserlerinin sanatseverlerin beğenisine sunulacağı yeni sezonda yerli ve yabancı 160 eseri tiyatroseverlere sunmayı hedefleyen DT, Ankara’da 8 yeni oyun sahneleyecek. Sezonda ‘Tahtsız Kraliçe’, ‘Kış Masalı’, ‘Misafir’, ‘Divane Ağaç’, ‘Ben Anadolu’, ‘Sevda Dolu Bir Yaz’, Hırçın Kız’ , ‘Radyum Kızları’ , ‘Kendi Gök Kubbemiz’ gibi oyunların seyirciyle buluşacak.

“Nöbetçi tiyatro”

Türk müzikallerinin gösterimiyle ilgili çalışma yürüten DT, gelecek sezon mayıs ayından itibaren Türk müzikallerini antik tiyatrolarda sanatseverlerin beğenisine sunmaya hazırlanıyor. Bunun yanı sıra geçen sezon gerçekleştirilen ‘Nöbetçi Tiyatro’ uygulaması da devam edecek.

Yeni tiyatro sezonunun biletleri, internet üzerinden ve DT gişelerinden satışa sunulacak, perdeler 1 Temmuz 2019 tarihine kadar açık olacak. Tiyatroseverlerin yoğun ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurt, “DT tarihinde ilk kez mayıs – haziran aylarında Ankara, Sivas, Trabzon, Konya ve Bursa’da başlatılacak olan ‘Nöbetçi Tiyatro’ uygulamasını devreye sokuyoruz.

Türkiye’nin en önemli kültürel miraslarından sanatseverleri tüm oyunları izlemesini sağlayacağız. 15 Mayıs 1 Temmuz tarihleri arasında yerleşik yerlerde oyunları kaçıranlara yönelik nöbetçi tiyatroları devreye sokacağız. 12 bölgede yapılacak uygulamadaki amaç, sezon içinde oyunları kaçıranların izlemesini sağlamak” şeklinde konuştu.

Beyoğlu Sahaf Festivali başladı

Beyoğlu Belediyesi bünyesinde bu yıl 12. kez düzenlenen Beyoğlu Sahaf Festivali başladı. Taksim meydanında başlayan festivalde vatandaşlardan ilgi  yağarken 64 sahaf festivalde yerini aldı.

Tarihten,coğrafyaya, dergiden,kitaba onlarca eser sevenlerine kavuştu. Sahaf geleneğini yaşatmak için harekete geçen 64 sahaf festivalde yerini aldı.

“Ara sokaklarda yok olup gitmesinler”

Festivalde sözlerini dile getiren  Başkan Demircan, kültürel değerlerin yaşatılması gerektiğine vurgu yaparak, “Sahaftı, geleneksel el sanatlarımızdı nerede kültürümüzü inşa eden bir değerimiz var. İçerikte değerli ama maddi karşılığı az o halde onları önceleyip madem çok arkaya düştüler, madem öyle hadi Taksim’in orta noktasına onları taşıyalım.

Böylelikle Beyoğlu’nun en önemli değerleri arka sokaklarda yok olup gitmesin. Bu düşünceyle bu etkinliklere 12 yıldır devam ediyoruz. Nerede kültürümüzü geliştirecek, onu daha öteye götürecek bir eylem varsa onu yapmaya gayret ediyoruz” dedi.

Açılışta bulunan yazar İskender Pala ise neden kitap okunması gerektiği üzerine konuştu. Pala, kitap okudukça zihnimizin ve ufkumuzun açıldığını anlattı. 300 kelimeyle yaşayan ve 3 bin 500 kelimeyle yaşayan birinin aynı hayattan aynı tadı alamayacağını dile getirdi. Pala, hayatı dolu dolu yaşamak için kitap okumanın vazgeçilmez bir kaynak olduğunu aktardı.