Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: kaynak

Sanat Haberleri

İlkbahar Ekinoksu

ilkbahar-ekinoksu

İlkbahar ekinoksu bu kez google doodle oldu.

İlkbahar ekinoksu nedir?

İlkbahar ekinoksu yılda iki kez yaşanan gece-gündüz eşitliğinden biri olarak bize baharın gelişini ve kışın bitişini hatırlatır, yaz mevsiminin de ön habercisidir. Çoğu mevsimsel veya astrolojik döngüde olduğu gibi, ekinoks zamanları da çeşitli toplumlarca tarih boyunca kutlanmış ve bu günler özel kabul edilmiştir. Bu bakımdan sadece göksel hareketle özetlenebilecek bir olay da değildir çünkü etkilerini ve buna verilen sembolik değer üzerinden gelişen gelenek ve yaşantıları bugünkü modern hayatımızın içinde de bulmamız pekala mümkündür. Gerçekten de aslen bu tarihler pek de öyle yaşamımızın dışında veya spiritüel bir çerçeve içerisine hapsolmuş değillerdir, tersine içinde yaşadığımız dünya ve toplumsal düzen içerisinde hayli etkin ve yaşamımızın içindedirler, sadece dikkat atfetmediğimiz sürece farkına varamayacağımız bir şekilde bilincimizde yer alırlar.

Aslen “yıl çarkı” diye de geçen senelik mevsimsel döngü ve aylık “ay döngüsü” insan hayatında bilinçli veya bilinçsiz şekilde etkindir, bunun izlerine en basitinden modern söylem içerisinde “kış depresyonu” veya “bahar krizi” tarzı beylik başlıklardan reklam ve kültürel etkileşim gibi birbiriyle alakasız görünen farklı alanlarda da rastlayabiliriz.

Modern insanın şehir yaşantısının gereklilikleri içerisinde bu gibi doğal işleyişlerin farklındalığından kopmuş olması, bir yerde kişinin kendi birey veya beden bütünlüğü algısına da etki etmektedir zira sembolik düzlemde ve kültürel örüntülerde bu ikisi arasında daima yakın bir ilişki kurulmuş ve bu ilişki üzerinden pek çok olgu hayatımızda yer etmiştir. Bu konudaki görüşleri; eski toplumların tarım veya göçebelik örgütlenmelerine dek götürmek mümkündür, ancak endüstriyel toplumun bir yüzyıl gibi kısa bir sürede -insanın “uygarlık” sürecinde ele alırsak- insan hayatında yaptığı büyük değişiklik bir yerde bunun uyum sorunlarını da beraberinde getirmiştir, şu anda modern hayata dair karşılaşılan sorunlar açısından aşağıda açıklanacak olan mevsimsel bazı değişimlere bağlı olarak gelişen kültürel, sosyolojik veya sadece bireye ait tutumlar bu uyum sorunlarının pek tabii ki tamamına yönelik bir çözüm olamasa bile, belirli düzeyde bir farkındalık sağlayabilir ve kişiye farklı bir bakış açısı sunabilir. Elbette ki paganizm, ezoterizm veya diğer alternatif pratiklerle ilgilenenler de bu konuya kendi bilgi birikimlerinden bakabilir ve faydalanabilirler.

İlkbahar ekinoksu, güneş takviminde gün-tün eşitliği diye de bilinen özel bir zamanı belirtir. Özellikle Akdeniz kuşağı olarak bilinen ve bugünkü batı anlayışının temellerini de oluşturan kültür dairesi içinde ekinokslar tarihsel dönemler boyunca gözlemlenmiş ve çeşitli dini seremoniler bugünlerde gerçekleştirilmiştir. Tarım toplulukları yakıştırmasına karşın, ekinoks kutlamaları eski göçebe Türk toplumunda Orta Asya’dan beri süregelen bir gelenektir ve hepimizin yakından bildiği gibi “Nevruz” adı altında çeşitli törenler ve şenlikler düzenlenir.

“Nevruz” , “yeni gün” anlamına gelir ve eski takvimlerde yılbaşı olarak görülür, ayrıca bugün güneş  zodyak kuşağının ilk burcu olan “koç” burcuna girer. Bazı araştırmacılarca “nevruz” kutlamalarının başlangıcı “Zerdüştlük”e atfedilse de -muhtemelern ateş sembolüne olan yakıştırmadan dolayı- , aslen Orta Asya’nın çok daha eskiye dayanan şamanik ve animistik sisteminde de ekinoks tarihlerinin önemli olduğunu görürüz. Örneğin günümüze değin neredeyse hiç değişmemiş olan Buryat şamanizminde ekinoks ve ay döngüleri ile bunun içerisinde yeralan ekinoks eşitliği büyük önem taşıyan bir gündür. Esasen Asya ve Avrupa farketmeksizin çok büyük bir coğrafyada tarih boyunca değer atfedilen ilkbahar ekinoks günü, ilk nerede ne şekilde ortaya çıktı tarzı köken arayışından çok kültürel ve uygulama zenginliği içerisinde değerlendirilirse bize konu hakkında daha büyük bir kavrayış sunar çünkü her kültürde kendine özgü bir şekilde evrilmiş ve yaşanmıştır.

Kabul edilen eski türk takviminde ilkbahar ekinoksu, yılbaşına denk düşer ve çeşitli Orta Asya türk topluluklarında “Boz Ay” diye de adlandırılan “mart” ayının 4 çarşambası farklı şekillerde kutlanır, zira bu dört günün herbirinde doğanın 4 elementi olan toprak, ateş, hava ve suyun uyandığı kabul edilir. Benzer şekilde, İrlanda kelt geleneğinde de ekinoks öncesi 4 sayısına verilen sembolizm üzerinden şenlikler yapılır ve amaç yine doğanın dört elementinin uyanmasını kutlamaktır. Burada ayrıca “tamamlanma” üzerinden ritüel anlamına odaklanmak da mümkündür.

İlkbahar Ekinoksunun günümüzde de devam eden başlıca özelliği olan ateşin üzerinden atlama veya ateş yakma ritüeli, Asya’dan Ortadoğu’ya ve Avrupa’ya kadar çok geniş bir coğrafyada gözlenen ortak bir temadır. Ateş’in arınma ve yenilenme olarak yorumlanışı, baharın gelişiyle birlikte doğanın canlanışını açıklamaya yönelik olabileceği gibi, bu tarihten sonra günlerin uzamasıyla da ilişkili olarak “güneş” sembolü anlamını da taşır. Ancak, burada tipik monoteist ikilik üzerinden bakmamaya dikkat edilmelidir. Doğanın ve toprağın canlanışı üzerinden ekinoks tarihi ayrıca bir bereket festivalidir ve ateş burada “yaşam özü” olarak da ele alınabilir. Örneğin Anadolu’daki Kibele/”Matar Kubileya” kültünde, -tanrıçanın rahiplerine “Attis” sanı verilir- daha sonra Roma’da yaygınlaşıp “Kibele ve Attis”e dönüşecek şenlik ilkbahar ekinoksunda kutlanır, ateşler tanrıçanın kutsal alanında -bugün Vatikan’ın olduğu yer-  yakılırdı, anlamı da yine bereket ve yaşamın çoğalışı üzerineydi.

Akdeniz ve Avrupa geleneklerine bakıldığında da durumun farklı olmadığını görürüz. Günümüzde, hristiyanlığın kabul ettiği bir yortu olan paskalya (easter) -ekinoks sonrası dolunayın arkasından gelen ilk pazar, ki nedenlerini tartışacağız.- ve katolik kilisesince ayinler arasında sayılarak 25 martta kutlanan “Meryem’e Muştulama” -Meryem’e Cebrail tarafından “kutsal çocuğa” gebe olduğunun bildirilmesi- seremonilerinin ardında ekinoksta kutlanan pagan şenlikler vardır.

Paskalya geleneğine bakıldığına karşımıza iki önemli nokta çıkar. Katolik geleneğinde paskalya İsa’nın dirilişinin kutlanmasıdır. Paskalya haftasında İsa’nın çarmıha gerilişi ve ölümünün yası tutulur  (belirlenen pazar gününden önceki cuma “good friday” İsa’nın çarmıhta öldüğü gündür) , ta ki ölümünden üç gün sonra -Pazar günü- yeniden göğe yükselip cennete gidene dek, bu arada İsa’nın yeraltında “karanlıkla” savaştığına ve ışığın geri  getirilip galip olmasına sebebiyet verdiğine inanılır. (üç gün aralığı ay takviminin geleneksel öğelerindendir ki ay döngüsünü dışlama çabası hiçbir zaman tam olarak başarılamamıştır.)

Bu noktada, eski pagan inançlarına bakar ve mevsimsel döngüyü ve bunun etrafında örülen mitleri hatırlarsak; 21 aralık yani en uzun gecenin yaşandığı günde tanrı yeraltından yeniden doğarak yeryüzüne çıkar, hristiyanlık tarafından 25 martta kutlanan muştumala yortusu ve paskalya bu bakımdan ilginçtir zira eski bereket şenliğini aynen devralmıştır. Pagan  inancın mitlerine göre, 21 mart ekinoks tarihinde tanrıça oğul-sevgili (son-lover) olan ardılı eril tanrıyla birleşir ve doğa canlanır, bereket ve yaşam gelir. Bundan “dokuz ay” sonrasına denk gelen 21 aralıktaysa tanrıçanın rahminden bu oğul ve sevgili olan tanrıyla birleşmesinden oluşan -daha öncesinde ölerek yeraltına inen- yeni tanrı-oğul doğar. Bu miti aynen devralan hristiyanlıkta da; İsa’nın doğumu, Meryem’e bildirilmesinden “dokuz  ay” sonradır. Aynı şekilde, aslında üç gün  sonrasında ayın yükselişiyle ışığı getiren ve yeraltından yaşamı taşıyan da tanrıçanın kendisidir, tektanrılı dinlerin karanlık-aydınlık iyi-kötü ayrımı ve buna eklediği “kahraman” tipi monoteizmin gelişmesiyle ve gerçek mitin çarpıtılmasıyla oluşturulmuştur.

Ekinoks, solar -güneşe ait- bir özellik taşısa da ay takvimiyle de doğrudan ilintilidir. Kuzey Avrupa’da Tötonik bir tanrıça olan Eostre, ilkbahar ekinoksuyla alakalıdır ve paskalya anlamına gelen “easter” kelimesinin kökeni bu tanrıçanın adına dayanır.(Ayrıca hoş bir ayrıntı olarak, Mike Nichols bize dişilik hormonu olan östrojen/estrogen in adının da buradan geldiğini hatırlatır.) Tanrıça Eostre ya da Ostara’nın sembolü tavşan ve yumurtadır. -yine paskalya sembolleri- Tavşan verimliliği ve bereketi temsil eder -belki direk doğayı gözlem yoluyla çok hızlı ürediği için!- ve yumurta da ekinoksa atfedilen eril ve dişil birleşmeden “yaşam” oluşturan, içinde hayatın özünü barındıran “kozmik yumurtadır”. Günümüzde yanlış olarak “bahar tanrıçası” gibi bir adla anılsa da Eostre aslen bir ay tanrıçasıdır ve şenliği de ekinoks civarına denk gelen dolunayda yapılır. Ekinoks ve dolunayın üç gün öncesi ve üç gün sonrasının kutsal oluşu, ayrıca yapılan şenliğin iç gün sürmesi yine ay takvimince ay döngüsünü uyarıca ayarlanır. Tek tanrılı dinin gelmesiyle birlikte ay takvimi yok sayılmış ve sadece güneş odaklı bir anlayış getirilmeye çalışılınmıştır ancak günümüzde farklı adlar taşıda da ay takvimi halen belirleyicidir. (Yukarıda bahsedildiği üzere, takvim gereği paskalya pazarı dolunaya denk gelirse, paskalya bir sonraki pazara ertelenir!)

Günümüz paganizminin devraldığı eski geleneklerde,  kuzey Avrupa’da uygulanan şekliyle tanrıça ve tanrının birleşmesi şenliği, coğrafi özellikler dolayısıyla yani baharın yukarı enlemlere daha geç gelişiyle birlikte daha geç bir tarihe denk gelir ki 30 nisana rast gelen bu şenlik dört ana kelt şenliğinden biri olan “Beltane”dir ve yüce evlilik ritüeli olan “hieros gamos” -ya da “great rite”- bugüne özgü, sembolik veya aktif olarak gerçekleştirilebilen bir ritüeldir. Bu ritüel aslen tanrıçayı temsil eden bir kutsal rahibe ve eril unsuru temsilen seçilen bir erkek arasında gerçekleştirilir, cinselliğin kutsal olduğu ve bir ibadet amacı taşıdığı eski pagan inancının uygulamasını yansıtır.

Yine günümüz paganizminin bir kolu olan Wicca’da ve diğer bazı kuzey Avrupa pagan geleneklerinde, bu coğrafi farklılık ve mevsimsel yaşayış dolayısıyla ekinoks ve solstisler kuzey geleneklerince “lesser”-daha düşük- sabbat’lar olarak adlandırılırlar ki bu Akdeniz kuşağında yaşayan paganlar ve pagan gelenekleri için gereksiz  bir ayrımdır. Esasen ilkbahar ekinoksu, Wicca’daki dört temel “quarter day” den biridir. (Cross quarter day denilen ve “greater” olarak adlandırılan şenliklerse ekinoks ve solstisler arasında kalan şenliklerdir  ve astrolojik olarak kayma gösterirler, coğrafi konumları düşünüldüğünde kuzey geleneklerinin neden bu ayrımı yaptıkları anlaşılabilir ancak bu geneli kapsamaz.) Margaret Murray’i referans alan bazı  gelenekçiler ekinoks ve solstisler kuzeyde hiçbir zaman tam olarak gözlenemediği ve bu gelenek daha sonra göçen “solar” odaklı yerleşimciler tarafından kuzeye getirildiği için aslen kendi uygulamalarında varolmadığını iddia ederler, oysa neolitik çağ yerleşmelerinden bu tarihlerin oldukça başarılı şekilde gözlemlenip hesaplandığını biliyoruz. Bu bazen yoğun tartışmalara neden olabilen bir konu olmakla birlikte -Murray’in referans alınması vs. de keza- , uygulamanın bütünü değişmemektedir.

Sonuç itibariyle ilkbahar ekinoksu, gerek inanan kişilerce kutlanması gerek merak edenlerce araştırılması oldukça kapsamlı bir konudur. Bunların dışında en basitinden doğayla bağlantı kurmak veya doğal döngülerin farkındalığına erişerek benlik ve çevre hakkında fikir edinmek, bu bilgelik hakkında daha fazla fikir sahibi olmak için de oldukça iyi bir başlangıç sayılabilir, ne de olsa bahar ve ekinoks sonsuz başlangıç zamanıdır…

Kaynak : Bakırköy Gazetesi

20 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/ilkbahar-ekinoksu.jpg 400 706 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-20 00:05:362014-03-20 00:06:27İlkbahar Ekinoksu
Sanat Haberleri

Dünyaya ‘mutluluk’ hediyesi

Şarkıcı ve yapımcı Pharrell Williams, tüm dünyaya 20 Mart 2014 ‘Uluslararası Mutluluk Günü’nde bir sürpriz yapacak.

Pharrell-Williams-Happy-2013

Başta 56. Grammy töreninde kazandığı dört ödül olmak üzere son bir yılın tüm müzik olaylarında başkahraman olarak gördüğümüz Pharrell Williams’ın Birleşmiş Milletler kararıyla 2012 yılından bu yana kutlanan ‘Uluslararası Mutluluk Günü’ için gerçekleştirmeyi planladığı projeyi açıkladı. Williams, tam 24 saat sürecek ve dünyanın dört bir yanından gelen ‘mutluluk’ videoları yayınlayacak.

Geçtiğimiz aylarda ‘Happy’ şarkısına çektiği 24 saatlik video klip ile müzik dünyasında bir ilke imza atan Pharrell Williams’ın ‘mutluluk projesi’nin çıkış noktası da bu klip.Sanatçının resmi internet sitesinde başlattığı bir kampanya ile çağrıda bulunması ve sonrasında tüm dünyadan çekilen amatör ‘mutluluk’ videoları bir araya getirildi ve içlerinden Pharrell Williams’ın seçeceği videoların, youtube üzerinden düzenlenecek ve 24 saat sürecek bağış kampanyasında gösterileceği duyuruldu. Türkiye’den Ortadoğu Teknik Üniversitesi öğrencilerinin kaydettiği video da sitede yer alıyor.(Siteden izlemek için lütfen TIKLAYINIZ) Videoların ortak özelliği ise fonda Williams’ın ‘Happy’ şarkısının çalması ve insanların kendi mutluluklarını paylaşması.

Bu güne dek 78 ülkeden gönderilen 545 video ile birlikte Pharrel Williams’ın 24 saatlik ‘Happy’ şarkısı video klibi, www.wearehappyfrom.com adresinde izlenebilir.

Kaynak: Al Jazeera – Ajanslar

12 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/Pharrell-Williams-Happy-2013.png 1200 1200 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-12 19:23:262014-03-12 19:23:26Dünyaya ‘mutluluk’ hediyesi
Sanat Haberleri

Fransız Cesar Sinema Ödülleri açıklandı

Fransa’nın oscarı olarak bilinen Cesar Sinema Ödülleri, törenle sahiplerini buldu.

fransiz-cesar-sinema-odulleri

Başkent Paris’te bu yıl 39’uncusu düzenlenen törende Guillaume Gallienne’nin yönettiği “Les garçons et Guillaume (Guillaume ve Erkek Çocukları)” en iyi film ödülünü aldı.

Bu film ayrıca, en iyi uyarlama ve en iyi montaj ödüllerine de layık görüldü.

Polonyalı Roman Polanski “La Vénus à la fourrure” filmiyle en iyi yönetmen ödülünü aldı.

Belçikalı yönetmen Felix van Groeningen’ın çektiği “Alabama Monroe” en iyi yabancı film ödülünü layık görüldü.

En iyi kadın oyuncu ödülünü Sandrine Kiberlain, “9 mois ferme” filmindeki performansıyla alırken, Guillaume Gallienne, en iyi erkek oyuncu ödülünü “Les Garçons et Guillaume filminde gösterdiği performansla aldı.

“Quai d’Orsay” filminde gösterdiği performansla en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü Niels Arestrup kazandı. Adèle Haenel ise en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında “La Suzanne” filminde gösterdiği performansla bu ödüle layık görüldü.

 

Kaynak :[-]

01 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/fransiz-cesar-sinema-odulleri.jpg 380 690 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-01 14:21:582014-03-09 12:56:41Fransız Cesar Sinema Ödülleri açıklandı
Sanat Haberleri

Keman severler için ‘Dünya’nın kemanları’ CRR’de bir araya geliyor

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu, ünlü kemancı Cihat Aşkın koordinatörlüğünde, ‘Dünyanın Kemanları Festivali’ düzenliyor. Önemli akademisyen ve sanatçıların bir araya geldiği festival, 19-21 Şubat’ta gerçekleşecek.

keman salyangozu

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu, geçtiğimiz günlerde düzenlediği ‘Caz Şubat’nın ardından bu kez de özel bir festivalle ilkbahar sezonunda İstanbulluların karşısına çıkıyor. Dünyaca ünlü sanatçı Cihat Aşkın koordinatörlüğünde 19-21 Şubat’ta düzenlenecek olan ‘Dünyanın Kemanları Festivali’nde kemanın neden çok sevildiği tartışılırken, 400 yıllık kemanlar sergilenecek, ünlü kemancılar genç sanatçılara ders verecek.
Resim Kaynağı : http://www.violindream.com/

Resim Kaynağı : http://www.violindream.com/

 

Festival, 19 Şubat Çarşamba günü saat 17:00’de ‘Dünyanın Kemanları’ sergisi ile açılacak. Dünyanın en iyi yaylı çalgı yapımcısı ve ailelerinden Weinsteinlar’dan Avshalom ve Amnon Weinstein’in katılımıyla gerçekleşecek sergide, keman restoratörü, yapımcısı ve koleksiyonerler Amnon Weinstein’a ait 300-400 yıllık kemanlar sergilenecek. Sergi açılışının ardından Cihat Aşkın’ın 2001’de kurduğu ‘Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları’ (CAKA) grubunun minik kemancıları fuayede bir konser verecek. Saat 20:00’de ise CAKA Yıldızları konseri gerçekleştirilecek.

Festivalin ikinci günü önemli keman eğitmenlerinden Rodney Friend’in masterclass (ustalık sınıfı) eğitimi olacak. Ardından, Rodney Friend, Amnon Weinstein, Şenol Aydın, Cihat Aşkın ve Hakan Şensoy, “Keman neden kitleleri sürükleyici bir çangı” sorusunu yuvarlak masa toplantısında tartışacak. Günün konserini ise ‘Kemençe’den Keman’a Gezgin Kemancılar’ verecek.
Festivalin son günü, yine Friend’in ustalık sınıfı eğitimi ile başlayacak. Daha sonra keman üzerine söyleşilerin gerçekleştirilecek, sonrasında Hakan Şensoy’un yönetiminde Cihat Aşkın ve Aşkın Ensemble sahne alacak ve “İstanbul’da Dört Mevsim ve Dünyanın Kemanları Kapanış Konseri” verilecek.
PROGRAM
19 Şubat 2014 Çarşamba
17:00    Amnon Weinstein, Avshalom Weinstein ve Dünyanın Kemanları Sergisi Açılışı – CAKA Minik Kemancılar Mini Konseri
17:30    Cemal Ünlü imza günü ve açılış sohbeti “Rüzgar Suya yazmıştı” imza töreni
18:00    CAKA minik kemancılar fuaye etkinliği
20:00    Piyano’da Can Okan’ın eşlik edeceği Caka Yıldızları Konseri.Solistler; Alkım Berk Önoğlu, Azra Berfin Eren, Elvin Hoca, Emre Engin, İdil Yünkuş, Katre Bozoğlu, Sancar Sapayef, Veriko Çumburidze
20 Şubat 2014 Perşembe
10:00    Rodney Friend Masterclass-1 / CAKA Yıldızları katılımıyla
14:00    RodneyFrieend Masterclass-2 / Türkiye’den başvuruların katılımıyla
17:00    Yuvarlak Masa: Keman neden kitleleri sürükleyici bir çalgı?
Katılımcılar: Rodney Friend,Amnon Weinstein,  Şenol Aydın, Cihat Aşkın, Hakan Şensoy
18:00    Konser öncesi konuşma: Süleyman Şenel “Anadolu’da yaylı geleneği”
20:00    Kemençe’den Kemana Gezgin Kemancılar Konseri. Solistler; Onur Şentürk (Karadeniz Kemençesi), Derya Turkan, (İstanbul Kemençesi),  Anadolu Gezgin Grubu,  Turay Dinleyen(Keman), Yair Dalal (Keman ve Ud)
21 Şubat 2014 Cuma
10:00    Rodney Friend Masterclass-3 / Rodney Friend’in seçtiği öğrenciler
17:00    Konser öncesi konuşma ve dünya kültüründen örnekler
20:00    İstanbul’da Dört Mevsim ve Dünyanın Kemanları Kapanış Konseri. Şey Hakan Şensoy yönetimindeki konserin solistleri; Cihat Aşkın ve Yair Dalal, Danai Loukidi, Erez Mounk, Turay Dinleyen, Mehmet Emin Bitmez, Göksel Baktagir, Caka’dan oluşan “Aşkın Ensemble”
Kaynak : [-]
18 Şubat 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/02/keman-salyangozu.jpg 291 582 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-02-18 17:16:152014-03-09 18:22:03Keman severler için ‘Dünya’nın kemanları’ CRR’de bir araya geliyor
Sanat Haberleri

Film Festivallerine Sansür mü Geliyor?

sinema-film1988 yılında sansür kurulunun beş filme sansür istemesi üzerine Elia Kazan önderliğinde yapılan protestolarla kaldırılan festivallere bakanlık denetimi uygulaması geri döndü.

Şenay Aydemir’in Radikal’deki haberine göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ulusal film festivallerinde gösterilecek filmlere bakanlık denetiminden geçme zorunluluğu getirdi. Sinema Genel Müdürlüğü başvuruları devam eden İstanbul Film Festivali yöneticilerine bir yazı göndererek festivalde gösterilecek hem yerli hem de yabancı yapımların bakanlıktan onay alması gerektiğini bildirdi.

Sinema Genel Müdürlüğü Vekili Mesut Cem Erkul imzasıyla gönderilen yazıda ülke içinde düzenlenecek, fuar, film festivali ve şenlik gibi sanatsal etkinliklerde gösterilecek yabancı filmlerin ‘Sanatsal Etkinlikler Komisyonu’ndan izin alındıktan sonra gösterilebileceği belirtilirken; yerli yapımlar için kayıt ve tescil belgelerinin tamamlanmış olması zorunluluğu getirildi.

Yerli yapımlar içi kayıt ve tescil belgesi Malatya Kristal Kayısı Film Festivali dışında, büyük festivaller olan İstanbul, Adana ve Antalya’daki festivallerde istenmiyordu.

Sinema Genel Müdürlüğü’nün yazısında 5224 sayılı kanunun ilgili maddesine atıfta bulunularak “Yapılan değerlendirme ve sınıflandırma sonucu belirlenen işaret ve ibarelerin her türlü tanıtım ve gösterim alanında ve tüm taşıyıcı materyaller üzerinde kullanılması ve bu işaret ve ibarelere uygun olarak dağıtılması zorunludur. Bakanlık içerik gösteren ve uyarıcı nitelikteki bu işaret ve ibarelere uyulup uyulmadığını ve bu işaretlerde belirlenen yaş sınırına uygun bir şekilde satış ve dağıtım ve gösterim yapılıp yapılmadığını her zaman denetleyebilir” ifadelerine yer verildi. Yazıda kurallara uymayanların para cezasına çarptırılacağını dikkat çekildi.

Sinema Genel Müdürlüğü, kayıt ve tescil belgesini 2013 Altın Portakal’ına bir hafta kala talep etmiş, yapımcılar yoğun uğraşlar sonucunda kalan sürede bu belgenin yetişmeyeceğine yetkilileri ikna etmişlerdi. Ancak genel müdürlük yine de tescil belgesi için başvurma zorunluluğu getirmişti. Altın Portakal sırasında konuşulan önemli gündem maddelerinden birisi de bu uygulamanın festivaller için zorunlu hale getirileceğiydi.

ELİA KAZAN’IN PROTESTOSU İLE MUAFİYET KAZANILMIŞTI

Dünyaca ünlü yönetmen Elia Kazan’ın Altın Lale jüri başkanı olduğu 1988 yılının İstanbul Film Festivali’nde, bakanlığın beş film birden kesme kararı büyük tepki çekmişti. Türkiyeli sinemacılar, Elia Kazan başkanlığında Taksim Meydanı’na yürüyüş düzenledi. Dönemin Kültür Bakanı da çıkarttığı kararnameyle film festivallerini sansürden muaf tuttu.

Kaynak: Kısa Haber

20 Ocak 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/01/sinema-film.jpg 420 1200 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-01-20 16:05:102014-01-20 16:05:24Film Festivallerine Sansür mü Geliyor?
Sanat Haberleri

Kendi haberlerinizi yayınlamak için iki farklı site önerisi

Gün geçmiyor ki ilginç ve farklı, yeni siteler açılmasın.  İnternetin bilgi almak açısından artık gerekli hatta zorunlu kaynak durumunda olduğu bir gerçek, elbette bunun yanı sıra da  bilgi kirliliği içeren yalan yanlış bilgilerin yığınlar halinde olduğu sitelerin de çokluğunu hepimiz biliyoruz..

kisa-haberBirçok kişisel blog, haber sitesi ve elbette ilgili ilgisiz pek çok internet sitesi var. Ulusal boyuttaki pek çok basın sitesinde yerel veya özel haberlerinizi paylaşmak genel olarak mümkün değil. İnternette dolaşırken gözümüze ilişen http://www.kisahaber.net haber sitesi, olaya farklılık katmasıyla dikkat çekmiş. İsteyen kendi haberini yerel veya ulusal anlamda girip haber haline getirip paylaşabiliyor. Kısaca artık haberci olmanız içten bile değil. İster şirketinizin, ister şahsınıza ait, ister mahalle veya semtiniz ya da ulusal bir haberi, fotoğrafları ile birlikte herkesten önce paylaşmak ve haberci olmak istiyorsanız, buyurun size sunulmuş bu fırsatı kaçırmayın. Sitenin sloganı şöyle; “haberin kısası Kısa haber”

Ya da özellikle sanatla ilgili haberlerin sergi, yarışma, konser gibi konuların ulusal gazetelerde zor yayınlandığını bilmekteyiz. Kim bilir, beklide bu siteler bir fırsattır. Kendi serginizin, konserinizin doğum gününüzün haberini yapın kitlelere ulaşın.

Kendi evlilik, nişan veya benzeri özel haberlerinizde dahil olmak üzere haberlerinizi paylaşabileceğiniz, kategoride sınır tanımayan siteyi incelemenizde fayda var.

diğer bir bahsetmek istediğimiz iste ise http://www.bizeyazin.com

bizeyazinlogoKisahaber.net Benzeri ama daha çok eğlenceye yönelik diğer bir site ise http://www.bizeyazin.com . Bu sitede de benzer özellikler var. Farkı ise soru sorup verilen cevapları da okuyabiliyor olmanız. Slogandan da anlaşılıyor; “Bize Yazın, cevap vermeyelim”. Mantık şu, soru sorabilir veya yazılan sorulara cevap verebilirsiniz. İster bir ansiklopedi olarak, ister gırgır şamata olarak kullanın. Çok işlevli bir site diyebiliriz.

Siteleri inceleyin ve ilk üyelerden olun. Hem sosyal çevreniz ve kültürünüze katkısı olsun, hem başkalarının bilgi dağarcığına katkıda bulunun.

 

Elbette söylemeye gerek yok ama bir kez daha belirtelim, Haber Metni haline getirilmiş sanat duyurularınızı [email protected] adresine görseler ile birlikte destekliyerek ve elbette adınızı da yazarak gönderdiğiniz taktirde sitemizde de de yayınlamaktayız. ( Lütfen yazı metnini word formatında ve enaz bir paragraf uzunluğunda yazınız.)

 

13 Aralık 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/12/bizeyazinlogo.png 90 250 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-12-13 19:28:042013-12-13 19:47:54Kendi haberlerinizi yayınlamak için iki farklı site önerisi
Sanat Haberleri

Kitap kazanmak için soruyu bil

“Hurriyet.com.tr Hediye Kitap Günleri” devam ediyor. Bu yarışma ile 20 şanslı hurriyet.com.tr okuyucusu bizden Arnaldur Indridason’ın kaleme aldığı “Sular Çekildiğinde”yi kazanacak.

sular çekildiğinde

Türkiye’nin en önemli yayınevlerinden Doğan Kitap ile yaptığımız işbirliği sonucu hurriyet.com.tr okurları kitap kazanma şansı yakalıyor. Her hafta birbirinden değerli yazarların, satış rekoru kıran kitaplarından birini kazanmak için tek yapmanız gereken sizlere sorduğumuz soruya doğu yanıt vermek olacak.

“Sula Çekildiğinde”ı kazanmak için tek yapmanız gereken sorduğumuz soruya doğru yanıt vermeniz. Doğru cevaplayanlar arasında 1’inci, 10’uncu, 50’nci, 100’üncü, 200’üncü, 250’nci, 300’üncü, 400’üncü, 450’nci, 500’üncü, 600’üncü, 650’nci, 700’üncü, 800’üncü, 850’nci, 900’üncü, 950’nci, 1000’inci, 1500’üncü, 2000’inci, olan okuyucular bizden Reinhold Hartmann’ın kitabını kazanacak.

“Sular Çekildiğinde” için ödüllü soru:

Aşağıdakilerden hangisi, Avrupa’nın en iyi polisiye yazarlarından biri olarak kabul edilen İzlandalı Arnaldur Indridason’un Doğan Kitap tarafından yayınlanan bir kitabıdır?

a) Buz Prenses
b) Uyuyana Kadar
c) Nemesis
d) Sesler

CEVABI GÖNDER

Geçmişten nereye kadar kaçabilirsin?

Avrupa’nın en iyi polisiye yazarlarından biri olarak kabul edilen İzlandalı Arnaldur Indridason, dedektif Erlendur karakterinin serüvenleriyle bir kez daha dikkatleri üzerine topluyor.

Serinin ikinci kitabı Sular Çekildiğinde, İzlanda’daki Kleifarvatin gölünün suları çekildiğinde açığa çıkan bir cinayet öyküsünü anlatıyor.

İçkiyi fazla kaçırdığı bir gecenin ardından göl kıyısında dolaşmaya çıkan hidrolog Sunna’nın gözüne bir kemik parçası çarpar. Önce bunun bir hayvan iskeleti olduğunu düşünür. Bir deprem sonucu başlayan çekilme nedeniyle daha önce de gölde hayvan iskeletleri bulunmuştur. Dikkatle yaklaşıp incelediğinde, bunun bir insan iskeleti olduğunu anlar. İskeletin kafatasında bir de delik vardır. Sunna, durumu hemen polise bildirir.

bir reykjavik polisiyesiOlayı aydınlatma görevi, Reykjavík Cinayet Masası’ndan dedektif Erlendur’a verilir. Dedektif Erlendur ve yardımcıları Elínborg ile Sigurdur Óli, soruşturmayı derinleştirmeye başlarlar. İskeletin bir erkeğe ait olduğu ve uzun yıllar önce öldüğü ortaya çıkar. Bu arada, iskelete bağlı bir halatın, Rus yapımı bir dinleme cihazına bağlı olduğu tespit edilmiştir.
Dinleme cihazı, Soğuk Savaş yıllarına ait izlenimi vermektedir. Soruşturma ilerledikçe Erlendur ve ekibi olayı ilmek ilmek çözeceklerdir.

Daha önce Doğan Kitap’tan çıkan Sesler adlı romanında olduğu gibi, bu olayda da dedektif Erlendur daha çocukken bir kar fırtınasında kaybolarak ölen ama cesedine bir türlü ulaşılamayan kardeşinin hikâyesini hatırlar. Uyuşturucu bağımlısı olan kızı Eva Lind ve oğlu Sindri ile hiçbir zaman sahip olamadığı yakınlık üzerine düşünme fırsatı bulur.

Olayların Reykjavík’ten Leipzig’e uzandığı romanda Erlendur, bir kez daha kayıp öyküleriyle yüzleştikçe kendi kayıp öyküsüne geri dönecektir.

Kitaptan

Yazdığı sayfaları büyük bir zarfa koydu, üzerine adres yazdı ve masasına bıraktı. Eliyle zarfı okşayarak içinde yatan hikâyeyi düşündü. Olayları anlatıp anlatmayacağına dair kendisiyle mücadeleye girmiş, sonunda kaçışı olmadığına karar vermişti.

Ceset Kleifarvatn’da bulunmuştu. İz sürüp er ya da geç ona ulaşacaklardı. Göldeki cesetle arasında neredeyse hiç bağlantı olmadığını biliyor, polisin o itiraf etmezse hiçbir şey bulamayacağını düşünüyordu. Ama yalan söylemek istemiyordu. Geride bir tek gerçekleri bıraksa bu bile yeterdi.

Yazar hakkında

Arnaldur Indridason 1961’de Reykjavík’te doğdu. Üniversitede tarih okuyan Indridason gazetecilik ve film eleştirmenliği yaptı. Polisiye Yazarları Birliği “Altın Hançer” Ödülü’nün sahibi olan Indridason’un kitapları 21 dile çevrilerek 26 ülkede yayımlandı, 8 milyonun üzerinde sattı. The Guardian gazetesi tarafından 2011 yılında Avrupa’nın en iyi polisiye yazarları listesinde 1 numarada gösterildi. Yazarın Sesler isimli kitabı da Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştı.

KATILIM ŞARTLARI

* Cevap gönderen yarışmacıların adını, soyadını, telefon numarasını, e-posta ve açık adreslerini EKSİKSİZ VE DOĞRU OLARAK CEVABI GÖNDER linkinde çıkan pencereye yazması zorunludur.

* Kazanan yarışmacı ödülünü bir başka kişiye devredemez.

* 18 yaşından küçükler yarışmaya katılamaz.

* Bir kereden fazla cevap yollayan okuyucular, kazanma şanslarını artırmaz. İlk gönderdikleri cevap dikkate alınır.

* Kazananlar 17 Aralık Salı günü http://www.hurriyet.com.tr/kultur-sanat/ sayfasından duyurulacak.

* Hediye kitaplar posta yoluyla adreslerine yollanacak.

* Soru ya da görüşlerinizi [email protected] e-posta adresine iletebilirsiniz.

 

Kaynak : Hürriyet.com.tr

13 Aralık 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/12/bir-reykjavik-polisiyesi.jpg 350 227 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-12-13 18:47:182013-12-13 18:47:18Kitap kazanmak için soruyu bil
Sanat Haberleri

Görmezden gelmek olmuyor anlamına mı geliyor! Sanata “Müdahale”

Bazen görmezlikten gelir yok sayarız bazen görmeyiz, peki “görmezden gelmek” olmadı mı demek?
Kitap Fuarı’yla eş zamanlı olarak Tüyap Beylikdüzü’nde düzenlenen 23. İstanbul Sanat Fuarı’nda açılan ‘Müdahale Var mı?’ sergisinde yer alan bir tablo, Başbakan Erdoğan’a hakaret şikayeti üzerine kaldırıldı.

tüyap kitap-2013Kitap Fuarı’yla eş zamanlı olarak Tüyap Beylikdüzü’nde düzenlenen 23. İstanbul Sanat Fuarı’nda açılan ‘Müdahale Var mı?’ sergisinde yer alan bir tablo, Başbakan Erdoğan’a hakaret şikayeti üzerine kaldırıldı.

– 23. İstanbul Sanat Fuarı Artist 2013’te 66 sanatçının katıldığı, çerçevesi sanat politika kamusallık olarak çizilen, video art, tuval resmi, heykel, fotoğraf gibi farklı alanlarda yapıtların yer aldığı ‘Müdahale Var mı?’ adlı bölüme müdahale edildi.

Nova Kosmikova’nın Başbakan’ın portre bir fotoğrafının üzerinde oynayarak petrol ve duble yollar politikasını eleştiren bir çalışması Başbakan’a hakaret olarak algılayan bir sanatseverin şikayetiyle savcılığa intikal etti.

Serginin küratörü Ali Şimşek ve Tüyap’ın Genel Müdür Yardımcısı bugün ifade vermek üzere karakola çağrıldı. Serginin küratörü kendisine sorulan “Bu yapıtın hakaret içerdiğini kabul ediyor musunuz?” sorusunu “Bu bir sanat yapıtı, küratör olarak sanatsal özgürlükler çerçevesinde sanata müdahale etmeye hiç hakkım yok” diye cevapladığını söylüyor.

Türkiye ’de ilk kez bir sanat fuarında bir yapıt bir vatandaşın ihbarı üzerine savcılık tarafından yargıya taşındı. Hukuki süreç başladığı için yapıt artık sergilenemiyor.

Kaynak:[- ]

09 Kasım 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/11/tüyap-kitap-2013.jpg 326 513 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-11-09 15:41:582013-11-09 16:13:36Görmezden gelmek olmuyor anlamına mı geliyor! Sanata “Müdahale”
Sanat Haberleri

M.E.B. Öğretmenleri yardımcı kitap konusunda uyardı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenleri, ders kitapları dışında yardımcı ders araçlarını kullanmamaları yönünde uyardı

MEBlogoMEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük imzasıyla yayımlanan genelgede, İlköğretimin 4 yıl süreli ve zorunlu ilkokulları ile 4 yıl süreli ve zorunlu ortaokullardan; ortaöğretimin ise 4 yıl süreli ve zorunlu liselerden oluştuğu hatırlatıldı.

2012-2013 eğitim öğretim yılından başlamak üzere okullarda uygulanan haftalık ders çizelgelerinin yeniden düzenlendiğini anımsatan Büyük, öğrenci ve öğretmenlere niteliği daha yüksek ve daha özgün ders kitabıyla eğitim araç-gereçlerinin sunulabilmesi amacıyla ilgili mevzuatın yeniden düzenlendiğini belirtti.

Büyük, yeniden geliştirilen veya güncellenen öğretim programları temelinde hazırlanan ders kitabı, öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitaplarının eğitimde niteliği artırmaya hizmet edecek şekilde hazırlandığını vurguladı.

”Velilere maddi sıkıntı yaratmayın”

Mevzuat, ilgili yazılar ve konuyla ilgili bakanlıkça daha önceden yapılan duyurulara rağmen okullarda yardımcı materyallerin sınıf içerisinde kullanıldığını ifade eden Büyük, şunları kaydetti:

”Materyallerden ödev verildiği ve dolayısıyla velilerin de eğitim materyallerini almaya mecbur kaldıkları Bakanlığımıza ulaşan duyumlardan anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Bakanlığımızca öğretmen ve öğrencilerimize dağıtımı yapılan ders kitaplarının dışındaki diğer yardımcı ders araçlarının öğrencilerimize aldırılmaması, kullanımı konusunda zorlayıcı tutum içerisinde bulunulmaması ve velilere maddi sıkıntı yaratacak uygulamalardan kaçınılması, yönetici ve öğretmenlerimizin bilgilendirilmesi için valiliklerce her türlü tedbir alınacak.”

Kaynak :[-]

02 Kasım 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/11/MEBlogo.jpg 1886 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-11-02 13:47:192013-11-02 13:55:37M.E.B. Öğretmenleri yardımcı kitap konusunda uyardı
Sanat Haberleri

Nobel Ödülü tarihinin gariplikleri

Dünyanın en değerli bilim ödülü kaç kere hayatta olmayan bilim insanlarına verildi? Hangi ulustan bilim insanlarının Nobel alması yasaklanmıştı? En çok Nobel hangi ulusa gitti? Kısa bir geriye bakış…

7 Ekim Pazartesi gününden itibaren yine fizik, kimya ve tıp dallarındaki Nobel ödülleri sahiplerini bulacak. Ödülleri bu yıl kimin alacağı bir yana, Nobel ödüllerinin tam 112 yıllık geçmişinde çok sayıda gariplik yaşanmış olması dolayısıyla Nobel ödülleri kendi alanında bir rekor kırmış bulunuyor. İşte bunlardan bazılarına tarihî kronolojisi içinde göz atıyoruz.

Nobelİlk ödül Alfred Nobel’in ölümünden beş yıl sonra verildi

Dinamiti bulan, kendi adını taşıyan ödüllerin isim babası, İsveçli kimyager ve mucit Alfred Nobel’in, vasiyetinde tüm varlığını bir vakfa bağışladığını duyan akrabaları büyük bir şaşkınlığa uğramışlardı. Hatta şaşkınlığı üzerlerinden attıktan sonra vasiyete mahkeme nezdinde itirazda bulundular. Böylece ilk Alfred Nobel ödülü, mucidin ölümünden tam beş yıl sonra verilebildi.

Ölmüş bilim insanlarına verilen Nobel ödülleri

Nobel ödüllleri aslında sadece yaşayan kişilere veriliyor. Buna rağmen 1961’de Nobel Barış Ödülü’ne lâyık bulunan Dag Hammarskjöld ile 1934 yılında Nobel edebiyat ödülüne lâyık görülen Erik Axel Karlfeldt’e ödülleri hemen verilemedi. Çünkü adaylık süresi ile ödülün kesinleşmesi arasında geçen sürede bu kişiler ölmüştü. Bu yüzden bu kişilere ödülleri, ölümlerinden sonra verilmiş oldu. 1974 yılında ölümden sonra ödül verme uygulaması kaldırıldı.

Çifte Nobel sahipleri

Dört bilim insanı ise çifte Nobel ödülüne sahip oldu. ABD vatandaşı John Bardeen fizik alanında, 1956’da transistörlerin geliştirilmesi ve 1972’de süperiletkenlik teorisiyle iki kez ödül aldı. İngiliz biyokimyager Frederick Sanger ise 1958’de insülin hormonunun yapısını açıklığa kavuşturması sebebiyle 1980’de de DNA araştırmasıyla çifte ödüle lâyık bulunmuştu.

Amerikalı kimyager Linus Pauling’e ise farklı kombinasyonlu Nobel ödülleri verildi. 1954’de kimya dalında Nobel ödülü alan bilim insanına, 1962’de ise Nobel Barış Ödülü verildi. Pauling, ısrarla nükleer denemelere karşı çıkmasından dolayı ödüle lâyık görüldü.

Kadınlara verilen Nobel ödülü sayısı az

Marie Curie

Marie Curie

Çifte nobel ödülü almış en ünlü kadın bilimci ise Marie Curie. 1903’te radyasyon araştırmaları için, 1911’de de kimya elementleri Polonyum ve Radyum’u bulması nedeniyle ödüllendirilmişti.

2012 yılına kadar toplam 44 Nobel ödülü kadınlara verildi. Bunlar arasında ise sadece 16’sı bilim dallarındaki ödüllerdi. Bu sonuçlara göre kadınlara bilim dalında verilen Nobel ödülleri toplamda verilenlerin sadece yüzde üçüne denk geliyor.

Ödülü geri çevirenler ve ödül alma yasağı

Geçmişte Nobel Barış Ödülü’nü reddedenler de çıktı. Vietnamlı ünlü siyasetçi Le Duc Tho, ülkesindeki durumu gerekçe göstererek ödülü almadı. Fransız düşünür ve yazar Jean-Paul Sartre ise her türlü resmî ödüle karşı olduğu için Nobel Barış Ödülü’nü geri çevirdi. Bilimsel dallarda ise ödüllerin reddedilmesi gibi bir olay yaşanmadı.

Hitler Almanyası döneminde ise Alman bilim insanlarının bu ödülü almasına yasak getirilmişti. 1938 ve 39 yıllarında iki kez kimya, bir kez de tıp dalında, toplam üç Alman bilim adamı aday gösterilmesine rağmen ödülü alamadı.

En çok Nobel ödülü alan uluslar

Jean Paul SarteÜç bilimsel dalda en fazla Nobel ödülü alan uluslar arasında ABD başta geliyor. Fizik, kimya ve tıp dallarındaki ödüllerin yüzde 43’ü ABD’den bilim insanlarına verildi. ABD’nin ardından sırayı Almanya, İngiltere ve Fransa alıyor.

Bu yıl adaylar arasında Vladimir Putin de var

Bu yılki Nobel Barış Ödülü’ne Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye krizinde oynadığı “barışçıl” rol nedeniyle kendi ülkesi tarafından aday gösterilmesi ise Nobel ödüllerindeki garipliklerin bir yenisi olarak algılanıyor.

Kaynak : © Deutsche Welle Türkçe

Brigitte Osterath / Çelik Akpınar

Editör: Ercan Coşkun

 

08 Ekim 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/10/Marie-Curie.jpg 394 700 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-10-08 13:02:162013-10-08 13:11:16Nobel Ödülü tarihinin gariplikleri
Sanat Haberleri

2014 yılı Homeros Edebiyat Ödülleri’nin konusu belli oldu

Karşıyaka Belediyesi’nin verdiği Homeros Edebiyat Ödülleri’nin 2014 yılı konusu belli oldu. Ödüller, bu kez “Bir Şairle Söyleşi”ye verilecek.

Edebiyat türleri arasında önemli bir yeri olan söyleşiyi anımsatmak, özelliklerini yitirme noktasına varan bu türün yetkin örneklerini oluşturmak için yapılacak yarışmaya son başvuru tarihi 10 Ocak 2014 olarak belirlendi.

Seçici kurulu Veysel Çolak, Abdülkadir Budak, Mustafa Fırat, Adnan Özer ve Fergun Özelli’de oluşan yarışmanın sonucu, 21 Mart “Dünya Şiir Günü”nde açıklanıp ödüller dağıtılacak.

Homeros Edebiyat Ödülleri’nin katılım koşulları şöyle:

Homeros1. Ödül, herkese açıktır.

2. Söyleşi bir şairle yapılmalı ve zamanla tarihsel bir belge niteliği kazanabilmelidir.

3. Şairle daha önce yapılan söyleşilerde, şairin yazdığı yazılarda, özellikle şiirlerinde yansıttığı şiir anlayışı açığa çıkartılmalı; biçim, biçem, teknik, imge, esin kaynağı, dil anlayışı açılarından şairin şiirleri çözümlemeli; hayat karşısında duruşu ve dünyagörüşü sorulan sorularla irdelenmeli ve yanıtları alınmalıdır.

4. Söyleşiyi yapan kişinin açıklayıcı, betimleyici, tartışmacı, öyküleyici anlatım yollarını deneyebilir ve örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme yoluna gidebilir.

5. Yarışmaya katılacak olanlar, yapacakları söyleşi için diledikleri bir şairi seçebilir.

6. Birden çok kişinin ortaklaşa yapacağı söyleşiler de yarışmaya katılabilir.

7. 06 Eylül 2013 tarihinden sonra yapılmış ve herhangi bir yerde yayımlanmış söyleşiler yarışmaya katılabilir..

8. Yarışmaya katılacak söyleşiler için sayfa sınırlaması yoktur.

9. Yarışmaya katılacak çalışmalar bilgisayarda çift aralıkla yazılmış olmalıdır.

10. Ödül, birinciye 1500 (bin beş yüz), ikinciye 1000 (bin), üçüncüye 750 (yedi yüz elli) TL’dir. Seçici kurul uygun gördüğü takdirde ödülü bölüştürebilir.

11. Dereceye giren çalışmalar kitap olarak basılacak, bunun karşılığında yazarlara yirmişer kitap verilecektir. Ayrıca telif ödenmeyecektir.

12. Ödüle son başvuru tarihi 10 Ocak 2014 günüdür. Ödül, 21 Mart 2014 günü düzenlenecek olan Dünya Şiir Gününü kutlama etkinliği sırasında açıklanacak ve sahiplerine verilecektir.

13. Ödüle katılanların yaptıkları söyleşilerin 6 nüshasını, özgeçmişlerini, adreslerini, e mail ve telefonlarını içeren bir yazı ile

“Karşıyaka Belediyesi Kültür Müdürlüğü”

Bir Şairle Söyleşi Yarışması 2014

Bahriye Üçok Bulvarı No:5

35600 Karşıyaka – İZMİR adresine APS, kargo, taahhütlü posta ile göndermeleri ya da elden teslim etmeleri gerekmektedir.

14. Ödüle katılan çalışmalar iade edilmez.

Homeros Edebiyat Ödülleri hakkında bilgi almak için:

Melih Elhan (Ödül Sekreteryas)

Tel: 0232 3994089 (Hafta içi 08.00 – 17.00)

İnternet sitesi için TIKLAYINIZ

Kaynak : [–]

23 Eylül 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/09/Homeros.jpg 720 1280 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-09-23 18:17:162013-09-23 18:17:162014 yılı Homeros Edebiyat Ödülleri’nin konusu belli oldu
Sanat Haberleri

Moskova’da Osmanlı eserleri sergisi

19 Şubat’ta Moskova’nın merkezindeki Puşkin Müzesi’nde “IX-XIX yüzyıllarda İslam dünyasındaki klasik sanat. Allah’ın 99 ismi” adlı sergi açıldı. Osmanlı tarihine ait olan birçok eserin sergilendiği müzedeki kolleksiyon Marjani Vakfı’na ait bulunuyor.

Sergilenecek eserler için farklı teknik, stil ve sanat türlerinin bulunduğu giyimden yemek kapları, süsleme ve portre minyatürlerine kadar 99 şaheser ürünü seçildi. Tüm eserler Marjani Vakfı tarafından Sotheby’s ve Cchristie’s adlı büyük uluslararası müzayedelerde farklı türdeki açık arttırmalarda satın alındı ve Türkiye dahil farklı ülkelerden uzmanlar tarafından sürekli olarak özgünlük ve tarihsel gerçekliliği incelendi.

Sergi Safevi İranı, Timur, Türkiye’deki Osmanlılar ve Mısır’daki Memlükler dönemlerini içeren Moğol sonrası çağa ait Moğol öncesindeki sanat, Moğol dönemindeki sanat ve Moğol dönemi sonrasındaki dönem olmak üzere üç farklı bölümden oluşuyor.

Marjani Vakfı Müdürü Galina Lasikova’nın sözlerine göre, serginin incisi Osmanlı Sultanı için hediye olarak İran’da yapılan halılardan bir seccadedir. Lasikova konu ile ilgili olarak “Bu halıların bir kısmı İstanbul’da Topkapı Sarayı’nda bulunuyor. Bazıları Avrupa kolleksiyonlarında yer alıyor. Seccademiz ise üzerinde ayetler dışında Esma-ül Hüsna bulunduğundan sergimizin kapağı olarak kabul ediliyor. Eser, 1570-1580 yıllarında yapıldı” dedi.

Sergilenen eserler arasında Osmanlı dönemine ait el yazması da bulunuyor. Lasikova bunun hakkında “’Dünyada sayılı el yazmalarından. Bu eseri aldığımızda, 15.yüzyıldaki İran’a ait olduğunu söylemişlerdi. Ancak incelemeler sonucu 2. Beyazıt dönemine, yani Erken Osmanlı dönemine ait olduğu anlaşıldı” ifadelerini kullandı.

Salı günkü sergi açılışında konuşan müze müdürü İrina Antonova projenin büyük perspektifleri olduğunu söyledi. Ayrıca, İslam sanatının devlet bazında en büyük kolleksiyonunun yer aldığı St.Petersburg’daki Erminaj Müzesi ile de işbirliği yapılma olasılığı olduğunu hatırlattı.

Tatar teoloğu ve tarihçisi Marjani Şihabutdina’nın (1818-1889) adını taşıyan vakıf 2006 yılında kuruldu. Şu anda Marjani Vakfı yayıncılık, müze ve sergi, bilimsel ve kültürel alanlarda bazı projeleri hayata geçiriyor.

Kaynak: [-]

21 Şubat 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/02/osmanlı.jpg 268 460 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-02-21 19:25:432013-02-21 19:25:43Moskova’da Osmanlı eserleri sergisi
Page 10 of 14«‹89101112›»

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön