Şunun için etiket arşivi: kaynak

Melbourne Üniversitesi’nden Neil McLachlan, müziğin anlaşılması ve beğenilmesiyle ilgili daha önceki kuramların ses, kulak gibi fiziksel özelliklere ve doğuştan gelen armoniyi işitme becerisine dayandırıldığını belirtti.

Bilimadamı, ancak ekibiyle yaptıkları araştırmanın armoninin, beynin “sesleri duymak için eğitilmesiyle” öğrenilebileceğini gösterdiğini vurguladı.

McLachlan, bazı egzotik kültürlerin müziğinin ya da cazın kulağa kötü gelebilmesinin sebebinin, bu müzikleri kurallarına göre dinlemenin öğrenilmemesinden kaynaklandığını ifade etti.

Müzik eğitimi alan 66 gönüllünün katılımıyla yapılan araştırmada, kişilerin aşina oldukları notaların oluşturduğu sesleri uyumlu buldukları veya beğendikleri görüldü.

Araştırmacılar beynin, caz ve rock müzikteki gibi özel varyasyonları sevmek için eğitilebileceğini vurguladı.

McLachlan, bu araştırmayla bazı notaların kulağa “Güzel” veya “Kötü” gelip gelmediği yönünde yıllardır süren tartışmayı, “güzellik beyindedir” cevabını vererek sonlandırdıklarını savundu.

Araştırma, “Journal of Experimental Psychology: General” dergisinde yayımlandı.

Kaynaklar : [-] 

http://www.onedio.com

Her yılın 25 Şubat günü “European Cultural Association-Avrupa Kültür Derneği” aracılığıyla kutlanmakta olan “Dünya Commedia dell’Arte Günü”nün bu yılki ev sahibi İstanbul olarak seçildi.

Navelli/Palazzo Santucci, fotoğraf: Franco Soldani

Kutlamaların merkezi Bologna (İtalya), Torino (İtalya), Malaga (İspanya) kentlerinden sonra bu yıl İstanbul oldu ve 25 Şubat günü, başta İstanbul olmak üzere Avrupa, Amerika, Orta

ve Uzak Doğu dâhil olmak üzere dünyanın ulaşılır her yerinde Commedia dell’Arte ile ilgili gösteriler ve tanıtımlarla kutlandı. Ayrıca 25 Şubat Dünya Commedia dell’Arte Günü kapsamında 22-23-24 Şubat’ta Kumbaracı50′de Mario Gallo ile Commedia dell’Arte Atölyesi gerçekleşecek.

2010 yılında Dario Fo, 2011 yılında Roberto Tessari, 2012 yılında Miguel Romero Esteo tarafından kaleme alınan bildirilere bu yıl Türkiye’den tiyatro eleştirmeni Üstün Akmen’in mesajı eklendi.

Üstün Akmen’in “2013-Dünya Commedia Dell’Arte Günü” üzerine bilgilendirici tanıtımı şöyle:

25 Şubat Uluslararası Commedia dell’Arte Günü’nün 4. yıldönümünü kutlarken İtalyan Kültür ve Sanat Birliği (SAT) bir ileti hazırlamamı isteyerek onurlandırdı beni. Bu vesileyle, İtalya’da doğan, ama günümüzde bütün dünyaya yayılmış olan Commedia dell’Arte geleneğini tanıtmak amacıyla tiyatrocu dostlara, dünyadaki tüm tiyatroseverlere sesleniyorum.

Önce şunu söylemeliyim ki, Commedia dell’Arte, yaklaşık iki yüzyıl kadar Avrupa tiyatrosunu etkisi altına almış, çeşitli ülkelerin tiyatro yaşantılarını derinden etkilemiş İtalyan halk tiyatrosu geleneğinin adıdır.

Diğer taraftan, Commedia dell’Arte, bir kültür geleneği haline gelen, popüler kökenlerden türemiş organik ve güçlü bir gelişimin koruması altına girmezden önce, halkın geçmişteki bilgilerinin parçası olan bir halk olayı olarak tarihe kazınmıştır.

Bu halk olayının, anadili farklı insanların konuştukları teatral dili bulmalarını sağlayan yol olduğunda da ayrı bir gerçek payı vardır.

25 Şubat Uluslararası Dünya Commedia dell’Arte Günü’nün bu yılki ev sahibinin İstanbul olması da bence bir rastlantı sayılmamalıdır. Nedenine gelince, açık alanda halkın ortasında oynanan geleneksel Türkiye halk tiyatrosu olan “ortaoyunu” kökleri de mimuslara ve commedia dell’Arte oyunlarına uzanmaktadır. Commedia dell’Arte ile Ortaoyunu arasındaki kişiler, konular, kurgu benzerlikleri şaşırtıcıdır.

Batılı incelemeciler Commedia dell’Arte’nin geleneksel Türkiye tiyatrosu üzerindeki etkisi üzerinde durmuş; bu etkinin kaynağını Türklerin Venedik ve Cenevizlilerle uzun süren ilişkilerine bağlamışlardır. Arlecchino, Pantalone, Scaramuccia, Colombina’nın sırasıyla Pişekâr, Kavuklu, Sevgili (Çelebi) ve Zenne tiplerine benzemeleri hiç kuşkusuz tesadüf değildir. Gerçekten de iki gelenek arasındaki yakınlığı Pişekâr’ın kullandığı pastav/şakşak ile Arlecchino’nun tahta sopası (battocio) arasındaki benzerlik de desteklemektedir.

Diğer taraftan, Ortaoyunu’ndaki “orta” sözcüğünün Commedia dell’Arte’deki “arte” sözcüğü ile benzerliğinin de etkilenmenin doğrudan kanıtı olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca, benzerlikler elbette bunlarla da sınırlı değildir: Bir ortaoyunu terimi olan “palanga” (meydan) sözcüğü, İtalyancadaki “palanca”yı; ortaoyunu kişilerinden ayyaş’a verilen isim olan “Matiz” sözcüğü “madidus”u (ayyaş) çağrıştırmaktadır.

Commedia dell’Arte’nin doğasında şenlik ruhu olduğundan, Uluslararası Dünya Commedia dell’Arte Günü’nün de şenlik havası içinde kutlanması gerektiğine inanmaktayım. Şenliğin hayatın ve kültürün gizli gücünü ve dinamizmini dışa vurduğunu, toplumda egemen kılınmaya çalışılan güçlerin, ideolojilerin bastırmaya çalıştıkları dinamikleri gün ışığına çıkardığını açık yüreklilikle savunuyorum.

Şenliğin bireyi değil topluluğu eksene aldığını, böylece topluluğun diğer bireyleriyle, samimi ve köklü ilişkiler kurarak varolma ve paylaşma sevincini hayata geçirme imkânı yarattığı kanısındayım.

Şenlik anlayışında olduğu gibi, Commedia dell’Arte dünyasında da her an her şeyin olabileceği, sınırların kalktığı, her türlü aşırılığın, abartının mümkün olduğu, gülünç ve korkunçluk karşıtlığının bir arada olduğu grotesk bir zemin vardır.

2013-Uluslararası Dünya Commedia dell’Arte Günü, şenlik havası içinde tiyatroculara, tiyatroseverlere kutlu olsun.

****

Faction of Fools tiyatro kumpanyası tarafından 2010 yılından bu yana bütün dünyada düzenlenen etkinliklerle ilgili olarak, İtalyan Kültür ve Sanat  Birliği (SAT) tarafından “Dünya Commedia dell’Arte Günü”nün amacı İtalya’da doğan, ama bugün bütün dünyaya yayılan bu geleneği tanıtmak olarak özetlendi. Diğer taraftan, UNESCO’nun önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (I.T.I) tarafından ilan edilen “Dünya Tiyatro Günü’nde olduğu gibi, aynı kurum tarafından kabul edilen “Dünya Commedia dell’Arte Günü”nün de bütün tiyatro topluluklarına ve bireylere açık olduğu açıklandı.

Mario Gallo ile Commedia dell’Arte Atölyesi, 22-23-24 Şubat’ta Kumbaracı50′de…

Bu proje kapsamında yapılacak etkinliklerden birisi de Tiyatro Barbone’nin misafir ettiği Mario Gallo’nun vereceği “Maske Yapımı Atölyesi”.

Tiyatro Barbone’nin uluslararası partneri Teatro Ricerche’nin Sanat Yönetmeni Mario Gallo’nun vereceği atölyede katılımcılar kendi maskelerini yapmayı öğrenmenin yanısıra Commedia dell’Arte hakkında kapsamlı bilgi sahibi de olabilecekler. Atölye sonunda katılımcılar evlerine dönerken yapmış oldukları maskelerini de yanlarında götürecekler.

Mario Gallo ile Commedia dell’Arte Atölyesi
25 Şubat Dünya Commedia dell’Arte Günü kapsamında
22-23-24 Şubat’ta Kumbaracı50′de…
Atölye çalışması İtalyanca olacak, Türkçe ardıl çeviri yapılacaktır.

Atölyede yapılan maskelerden biri 25 Şubat’ta İtalyan Kültür Merkezi’nde yapılacak sergide yer alacak.

Bilgi ve Rezervasyon için:
0 532 684 32 03

Kaynak : (-)


Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan Muradiye Külliyesi restorasyon çalışmalarında, türbelerin kubbesinde yer alan orijinal Osmanlı motiflerinin, 19. yüzyıl sonlarında yapılan bir tadilatla sıva ile kapatıldığı ve üzerine barok desenler işlendiği ortaya çıktı.

Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, restorasyon çalışmaları sırasında, Sultan 2. Murad tarafından 1425-1426 yılları arasında yaptırılan ve Fatih Sultan Mehmed’den itibaren 100 yılı aşkın bir dönem içinde peyderpey yaptırılan 12 adet türbeden oluşan Muradiye Külliyesi’ndeki türbelerin kubbesinde yer alan görüntünün orijinal olmadığı belirlendi.

Çalışmalara II. Bayezid’in eşi Gülruh Hatun Türbesi’nden başlayan restorasyon uzmanları, türbe kubbesinde Barok desenlerle süslü sıvanın hareketli olduğunu fark edince sondaj çalışması yaptı. Bisturi kullanılarak büyük bir titizle yapılan çalışmalarda mevcut sıvanın altında kalan kubbenin aslında Osmanlı motifleriyle süslü olduğu ortaya çıktı.

Bunun ardından II. Bayezid’in oğlu şehzade Mahmud Türbesi’nde yapılan çalışmalarda da aynı görüntüyle karşılaşıldı.

-‘Osmanlı erken dönem tezyinatı sıva ile kapatılmış’-

Tarihi sırrı ortaya çıkaran Restorasyon Uzmanı Sara Özçelik, iskeleyi kurup kubbeye kadar ulaşınca yaptıkları incelemede sıvanın hareketli olduğunu gördüklerini anlattı.

Bu bölgede yaptığımız sondajda sıvanın altında Osmanlı erken dönem tezyinatı (bezekler, süsler) olduğunu gördüklerini belirten Özçelik, özellikle 17. yüzyılda Avrupa’da yaygınlaşan Barok sanatının etkisi altında kalınarak, sadece Bursa’da değil, İstanbul’da da böyle çalışmalar yapıldığını kaydetti.

Bu türbelerde de 1850’li yıllarda barok sanatının etkisiyle Osmanlı erken dönem tezyinatının sıva ile kapatılıp, üzerine barok desenler işlendiğini düşündüklerini vurgulayan Özçelik, ‘Şimdi biz yasa gereği sonradan yapılan düzenlemenin 8’de birini koruma altına alıp sıvanın altındaki orijinal desenleri ortaya çıkarıyoruz. Sıvanın tutması için kubbedeki desenlere zarar verilmesine rağmen, renkler hala canlılığını koruyor. Biz orijinal renklere hiç dokunmayıp hasarlı yerlere müdahale edeceğiz. Bu çalışmanın ardından türbeler ilk günkü orijinal görüntüsüne kavuşacak’ diye konuştu.

-‘Bu çalışma ile gerçek tarih ortaya çıkıyor’-

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe de Genel Sekreter Yardımcısı Bayram Vardar ve Tarihi ve Kültürel Miras Projeler Koordinatörü Aziz Elbas ile restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi.

Restorasyon Uzmanı Sara Özçelik’ten çalışmalar hakkında bilgi alan Altepe, Gülruh Hatun Türbesi’ndeki iskeleye çıkarak kubbede yapılan tahribatı yerinde inceledi.

Bursa’nın tarihi ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkarmak amacıyla yaptıkları çalışmaların önemine vurgu yapan Altepe, bu çalışmalar sayesinde tarihi bir gerçeğin de ortaya çıkarıldığını dile getirdi.

Altepe, bugüne kadar sade bir sıva üzerine barok desenler bulunan türbe kubbelerinin aslında Osmanlı erken dönem tezyinatlarıyla bezenmiş olduğunun ortaya çıktığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

‘Her alanda olduğu gibi restorasyon çalışmalarımızda da alanında uzman ekiplerle çalışıyoruz. Yaklaşık 600 yıllık yorgunluğu bulunan Muradiye Külliyesi’ndeki çalışmalarımızda da tarihi bir gerçek ortaya çıktı. Yaklaşık 550 yılını dolduran türbe kubbesi 19. yüzyılın sonlarında sıva ile kapatılmış ve üzerine batının etkisinde kalınarak barok desenler işlenmiş. Bu çalışma ile gerçek tarih ortaya çıkıyor ve türbeler orijinal kimliğine kavuşuyor.’

-Muradiye Külliyesi-

Sultan 2. Murad tarafından 1425-1426 yılları arasında yaptırılan Muradiye Külliyesi, Fatih Sultan Mehmed’den itibaren 100 yılı aşkın bir dönem içinde peyderpey yaptırılan 12 adet türbeden oluşuyor.

Külliyede Fatih Sultan Mehmed’in annesi Hüma Hatun (Hatuniye) Türbesi, II. Murad’ın oğlu şehzade Alaaddin Türbesi, şehzade Ahmet Türbesi, Fatih’in oğlu şehzade Mustafa (Cem Sultan) Türbesi, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu şehzade Mustafa Türbesi, Sultan II. Bayezid’in eşi Şirin Hatun Türbesi, II. Bayezid’in diğer eşi Gülruh Hatun Türbesi, Fatih Sultan’ın ebesi Ebe Hatun (Gülbahar Hatun) Türbesi, II. Bayezid’in oğlu şehzade Mahmud Türbesi, II. Bayezid’in gelini Mükrime Hatun Türbesi, Fatih Sultan’ın eşlerinden Gülşah Hatun Türbesi ile Saraya mensup kimselerin (Cariyelerin) gömülü olduğu Cariyeler/Saraylılar Türbesi bulunuyor.

 

Kaynak :[-]

Hükümetlerin birçoğu kültür ve sanat hakkındaki fonları azaltıp, kültürün ekonomideki rolünü küçümserken, Brezilya tam ters yöne gidişin başlangıcında duruyor olabilir.

“Editör: Haberi okuyunca birden aklıma ülkemizde sanat ve kültüre sağlanan destekler ve elbette sanata harcanan tükürükler geldi!”

Ekonomik krizleriyle ünlü Brezilya hükümeti, içinde bulunduğu zor şartlara rağmen bütçesinden 3,5 milyar dolarlık bir kısmı “kültür-sanat harçlığı” uygulamasına ayırdı. Yeni başlatılan uygulamayla belirli maaş seviyesinin altındaki çalışanlara“kültür-sanat harçlığı”verilecek.

Hürriyet gazetesinin AFP’den aldığı habere göre; Brezilya Kültür Bakanı Marta Suplicy, bir televizyon kanalına verdiği röportajda, “Bütün gelişmiş ülkelerde kültür, ekonomide kilit rol oynar” diye konuştu.

2011′de yerini şu anki Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff’e bırakan 35. Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva’nın fakir ailelere şartlı nakit para transferini içeren “Bolsa Familia” (Aile Yardımı) projesini hatırlatarak, “İhtiyacı olanlara yemek temin ediyoruz. Neden sanattan uzak kalsınlar?” dedi. Uygulama, “aile yardımı” programının kapsamı genişletilerek gerçekleştirilecek.  Bakan Suplicy, “Şimdi de ruh için gıda sağlıyoruz” sözleriyle anlattığı uygulamanın bu yıl içinde başlayacağını söyledi.

Suplicy, “kültür-sanat harçlığı”nın elektronik bir kart aracılığıyla verileceğini, bu uygulamayla birlikte, “kültür sektörüne yaklaşık 3.5 milyar dolarlık bir destek” yapılmış olacağını da belirtti.

Uygulama ile ülke her ay, çalışanlara, müze, sergi ve kitap gibi kültürel harcamalar için 50 Real (25 Dolar, 44 TL) verecek. Brezilya’da geçerli olan asgari ücretin maksimum 5 katından az geliri olanlara (1700 Dolar) verilecek olan para ile çalışanların sinemaya gitme, kitap, DVD alma, sergi gezme, tiyatroya gitme, müzeye gitme ya da müzik eseri satın alma gibi seçenekleri olacak.

Uygulama sadece kültür tüketimi için yeni bir bütçe olması yanında, muhtemelen aynı zamanda kültür yaratıcılarının faydasına olacağı belirtiliyor. Kaynak, kültür sektörüne 3,5 milyar dolar enjekte edilmesi anlamına da geliyor. Bir vergi kredisi veya para iadesi hane halkı harcamaları nasıl artırıyorsa benzer biçimde ülkenin yeni politikasının kültürel işletmelere yeni enerji vereceğini umuyor.

Hyperallergic.com’un haberinde, uygulamayı değerlendiren yazar Hanri Kunzru, 3,5 milyar Doların İngiltere sanat konseyi bütçesinin yedi katı olduğuna dikkat çekti. Yazara göre her ne kadar tam bir hibe programı olmasa da Brezilyalıları sanat harcamalarında rahatlatacaktır. Öte yandan yazarın tahminine göre, sanatın tanımlanmamış olması uygulamanın kültür sanat galerilerinden çok sinema gişelerini güçlendireceği yönünde.

Kaynak : [-]

Küçükçekmece Gölü Havzası’nda yürütülen Bathonea Kazıları’nda, arkeoloji dünyasında ilgiyle karşılanan ve İstanbul’un tarihinde yeni bir sayfa açacak kalıntılara ulaşıldı.

İstanbul’da yeni bir ‘antik şehir’ heyecanı.Kazılarda antik döneme ait büyük taşlarla oluşturulmuş düzenli bir su yolu ve dev bir sarnıç-havuz bulundu.

Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü, öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün başkanlığında Kocaeli, İstanbul ile yabancı üniversitelerden bilim insanlarının katılımıyla süren Avcılar ve Küçükçekmece ilçeleri sınırları arasında kalan Küçükçekmece Göl Havzası/Bathonea Kazıları’nda ortaya çıkan sonuçlar İl Özel İdaresi’nde düzenlenen bir toplantıyla açıklandı. Kazı sonucunda tespit edilen bulgular bölgede bir antik kentin olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği yanında İstanbul Valiliği İl Özel İdaresince sağlanan geniş bütçeli ödenekle gerçekleşen kazılarda İstanbul’un Roma’nın başkenti olmasının ardından inşa edildiği sanılan yeraltı su kanalları sistemi bulundu. İşçilik ve inşaat tekniği yönünden, bazı bölümleri Geç Roma dönemine ve bazı bölümleri daha da eskiye Roma imparatorluğu dönemine tarihlenen kanallar, hem burada yapılar topluluğundan oluşan büyük bir yerleşimin varlığını ispatlıyor. 7 bin metre küplük su hacmine sahip büyük sarnıç, Yrd. Doç. Aydıngün’ün açıklamalarına göre, 70 metresi kazılarak ortaya çıkarılan orijinal uzunluğunun 120 metreye kadar uzayacağı tahmin edilen, İmparator Konstantin ve dönemin önemli din adamlarının adını taşıyan damgalı tuğladan inşa edilmiş olan dev bir sarnıç-havuz. Kazıldığı ölçüleriyle 7 bin metre küplük su alabileceği hesaplanan sarnıcın yanı sıra yapılan çalışmalarda İstanbul’un Roma’nın Başkenti olmasının ardından inşa edildiği sanılan yeraltı su kanalları sistemi de bulundu. Kazılarda ayrıca 5-6’ncı yy’da yapılmış dini bir yapıya rastlanıldı, 1034 tarihli bir sikke de bulundu.

Haber:  Gülcan Tezcan

Kaynak : [-]

İnternet korsanlığının en büyük adresi olan The Pirate Bay’e darbe İngiltere’den geldi ve sunucuları kapatıldı.

Warner Music Group, Sony Music Entertainment ve Universal Music Group gibi dünyanın önde gelen şirketlerini temsil eden British Phonograpgic Industry (BPI) yasaklı olan Pirate Bay isimli korsan içerikli siteye dolaylı olarak erişim olanağı veren proxy sunucularının kapatılması için Korsan Parti’ye baskı yapmaya başladı.

Son olarak partinin önemli isimlerine gönderilen postalarda adım atılmadığı taktirde olayın mahkemeye taşınacağı hatırlatıldı.

Bunun üzerine korsanların haklarını korumaya çalışan ve İsveç’ten Sonra İngiltere’de de 3 yıl önce faaliyetlerine başlayan Korsan Parti, korsan sitenin sunucularını tamamen kapattı. Böylece korsan içerikleri barındıran portal, Britanya’da ağır bir darbe yemiş oldu.

Korsan Koyu anlamına gelen ve dünyanın en büyük korsan platformu olan The Pirate Bay 2003 yılında ortaya çıktı ve korsan içerik arayan milyonlarca kullanıcının akınına uğradı. Son yıllarda özellikle film ve müzik endüstrisine verdiği zararlar nedeniyle zor günler geçiren site 35 farklı dilde hizmet veriyor.

 Kaynak :[-]

 

İzmir Devlet Opera ve Balesi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini eleştirmesinin ardından, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaşamını ‘Muhteşem Süleyman’ adıyla sahneleme kararı aldı. Eser, 15 Ocak 2013’te dünya prömiyeri yapacak.

İZMİR Devlet Opera ve Balesi’nin 15 Ocak 2013’te dünya prömiyeri yapacak ‘Muhteşem Süleyman’ eseri, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini eleştirmesinin ardından, Kanuni Sultan Süleyman’ın yaşamını anlatacak.

BİZDE ÇIPLAK YOK

Bestesi Tevfik Akbaşlı’ya ait iki perdelik ‘sahne kantantı’ formundaki eseri, Mehmet Balkan sahneye koyuyor. Librettosu Işık Noyan’a ait eserin orkestra şefliğini ise Tulio Gagliardo Varas üstleniyor. Eser, Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar seferinde, otağındaki ölüm döşeğinde başlayacak ve geri dönüşlerle anlatılacak. Şehzade Selim ve Hafza Hatun’un oğulları Süleyman’ın, başarılı saltanat dönemi ve kazandığı başarılar işlenecek.

Muhteşem Süleyman’ın koreografı Balkan, projeye dair şunları söyledi: “Tevfik Akbaşlı altı yıl önce yazmaya başlamış. O zaman dizi yoktu. Diziyle hiçbir bağlantısı yok. Zamanlaması sadece tesadüf. Dizi gündeme gelmeseydi de seyirci mutlaka izlerdi bizi. Çünkü dünyada ilk. Eserde harem sahnesi sadece 3-4 dakika. Harem diye de çıplak kadınların dolaştığı bir yer değil. Tarih kitaplarını okuyarak reel bir eser sahneye koydum.”

Kaynak :[-]

Yönetmen Ferzan Özpetek’e İspanya’nın Barselona kentinde onur ödülü verildi.

Barselona’da birincisi düzenlenen İtalyan Filmleri Festivali için bu kente gelen Özpetek, “Şahane Misafir” adlı son filmiyle festivalin açılışını yaptı.

Verdi sinemasında yapılan festival açılışında Luce Cinecitta Enstitüsü, 2000 yılından bu yana İtalyan filmi olarak İspanya’da en çok sayıda sinemada filmi gösterilen yönetmen olması sebebiyle Özpetek’e İtalyan Sineması Araştırma Merkezi (CSCI) onur ödülü verdi.

Genç bir Katalan heykeltraş olan Jaime Ruiz Tabares tarafından yapılan, ortasında sinema biletinin olduğu halka şeklindeki ödülü alan Özpetek, sinemayı dolduran izleyiciler tarafından uzun süre alkışlandı.

1997 yılında ilk filmi Hamam’ı çektiğinde Roma’da “sinemaya gidip, kaç kişi geliyor, ne diyorlar diye merak ederdim” diyen yönetmen Özpetek, “Artık, burada olduğu gibi, sinema önünde filmimi seyretmek için kuyruklar oluştuğunu görmek beni çok mutlu ediyor” diye ekledi.

53 yaşındaki yönetmen, ödülü aldığı sırada yanında bulunan Şahane Misafir filminin başrol oyuncusu Elio Germano’ya da, başarılı oyunculuk yeteneğinden dolayı övgüler yağdırdı.

Barselona’da 14-18 Aralık tarihlerinde yapılan İtalyan Filmleri Festivali’nde 12 uzun metrajlı ve 8 kısa metrajlı film gösterilecek.

Kaynak : [-]

Tüm dünyada binlerce kişinin oynadığı “Angry Birds” oyununun animasyon filminin 2016’da gösterime gireceği bildirildi.

Akıllı telefonuygulaması olarak 2009’da piyasa sürülen oyunun yapımcısı Rovioşirketi, 3 boyutlu animasyon filmi için, daha önce “Iron Man (Demir Adam)”, “Despicable Me (Çılgın Hırsız)” ve“Ice Age (Buz Devri)”filmlerinin yapımcılığını üstlenen John Cohen ile anlaştıklarını duyurdu.

Piyasa sürüldüğünden bu yana Angry Birds oyunu oynadığını belirten Cohen, oyunun beyaz perdeye aktarılmasına katkıda bulunacağı için çok mutlu olduğunu kaydetti.

Üç yıl önce piyasaya sürüldükten sonra bir milyardan fazla kez yüklenen Angry Birds’in yan ürünleri de satış rekorları kırıyor. En son piyasa sürülen “Angry Birds Star Wars”da, orijinal Star Wars’a paralel olarak kuşlar asiler, domuzlar ise imparatorluk olarak canlandırılıyor.

Kaynak :[-]

Atatürk Kitaplığı’ndaki gazete ve dergi arşivinin görülebileceği ”Havadis Yüz Yıl Önce” sergisi, bugün Taksim Maksem Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde açılacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Atatürk Kitaplığı’nın 530 başlıkta 12 bin 139 cilt gazete ve 4 bin 946 başlıkta 39 bin 981 cilt dergiyi içeren arşivini kültür hayatına kazandırmak için sergi hazırlandı.

Sergi için, Osmanlı Devleti’nin ilk resmi gazetesi olan ”Takvim-i Vekayi”den ilk özel teşebbüs gazetesi olan ”Ceride-i Havadis”e kadar birçok Osmanlıca gazete ve dergi 100 yıl geriye gidilerek tarandı.

Sergiyle, 100 yıl öncesinin denk geldiği 1912 yılında yayınlanan gazete ve dergilerde o dönemde insanların ne konuştuğu, ne düşündüğü, ne ürettiği, ne tükettiği, devrin siyasi ve ilmi olayları, sanat ve modası bugüne taşınmaya çalışıldı.

Proje ekibi tarafından 1912 yılında yayınlanan ve Atatürk Kitaplığı’nın arşivinde bulunan ”İkdam”, ”Tanin”, ”Teminat”, ”Sabah”, ”Vazife”, ”Hikmet”, ”Tasvir-i Efkar”, ”Serbesti”, ”Alemdar” gibi gazetelerden dönemi bütün yönleriyle yansıtabilecek haberler tespit edildi.

Ayrıca bu haberleri desteklemek için o dönemde yayınlanan ”Karagöz”, ”Sebilurreşad”, ”Djem”, ”Eşek”, ”Hilal-i Osmani”, ”Nana”, ”Kadın”, ”Muallimler”, ”Meşrutiyet”, ”Kelniyet” ve ”Faruk” dergileri de elden geçirildi.

Sergide, kişileri, olayları ve yerleri daha iyi görünür kılmak için görsel malzeme sunan ”Şehbal” ve ”Servet-i Fünun” gibi dergilerden ve Atatürk Kitaplığı kartpostal ve fotoğraf arşivinden yararlanıldı.

Proje yürütücülüğünü Kütüphane ve Müzeler Müdürü Ramazan Minder‘in, küratörlüğünü Cavide Pala ve Hanife Öztürk‘ün yaptığı sergi, 31 Aralık‘a kadar ziyaret edilebilecek.

 Kaynak :[-]

Şanlıurfa’dan 1950’lerde kaçırılan Orpheus Mozaiği ABD’de sergilendiği Dallas Müzesi tarafından Türk yetkililere teslim edildi. Bakan Günay’ın ‘Yılbaşı Sürprizi’ diye açıkladığı mozaiğin bugün Türkiye’ye ulaşması bekleniyor.

 Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın yılbaşı sürprizi olarak nitelendirdiği ‘Orpheus Mozaiği’ anavatanı Türkiye’ye iade edilyor.

Şanlıurfa’dan 1950’li yıllarda kaçırılan eser, tarihi kesin en erken Edessa Mozaiği (M.S. 194) olarak biliniyor.  Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü’nün önderliğinde bir bakanlık heyeti mozaiği teslim almak üzere Chicago’ya gitmişti. Yoğun temasların, ve eserin Türkiye’ye ait olduğunu kanıtlayan belgelerin sunulmasının ardından Dallas Sanat Müzesi yöneticileri eseri Türkiye’ye iade etme kararı aldı. Mozaiğin 5 Aralık’ta (bugün) New York’tan, Türk Hava Yolları aracılığında diplomatik kargoyla Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor.

Bugünkü Şanlıurfa’nın Hellenistik Dönem’de Seleukos yönetimi sırasında aldığı ve uzun süre kullandığı isim olan Edessa, Geç Roma döneminde bağımsız olarak bir krallığa dönüşmüştü. Edessa’da Krallık Dönemi hanedanlığı, şehrin kendi özgünlüğü içinde bir yaşayış tarzının önünü açtı. Bu yöresellik sanatta da kendini gösterdi. Özellikle mozaik sanatı da bu çerçevede Edessa’da farklı bir şekilde, özgün bir anlayışla ortaya kondu. Edessa mozaikleri dönemin teknik özellikleri çerçevesinde şehrin mozaik ustaları tarafından yerel bir dille yorumlandı. Edessa şehrine özgü mozaiklerin, yerel kültür öğelerinin ve aile ilişkilerinin anlatıldığı eserler olarak bir başka benzeri yok. 1950’li yıllarda keşfedilmesinin ardından hızla yurt dışına kaçırılan mozaiklerin bir bölümü ele geçirilerek Aya İrini Müzesi’nde koruma altına alındı.

Kaçırılan mozaikler her yerde

Yurtdışındaki örnekler içerisinde en dikkat çekeni ise Dallas müzesinde sergilenen ve Türkiye’ye iadesi sağlanan Orpheus Mozaiğiydi. Şanlıurfa’nın Kalkan Mahallesinde tespit edilen bu mozaik çok kısa bir süre içinde hızla sökülerek yurtdışına çıkarıldı. Yurtdışındaki kolleksiyonerlerin elinde bulunan örnekler de hesaba katıldığında “Edessa Mozaik Müzesi” olarak düşünülebilecek bir alanı dolduracak kadar Edessa Mozaiği etrafa dağılmış durumda.

MOZAİKLERİN HİKAYESİ

1950’li yıllarda J. B. Segal’in Edessa mozaiklerini keşfetmeye başlaması ve bulduğu örneklerin özellikle yazıtlarını çözerek yayınlamasından sonra, Şanlıurfa’nın mezarları adeta talan edilmeye başlandı. Hızla yağmalanan mezarların en nadide eserleri olan mozaikler hırsızlar tarafından göz göre göre sökülerek kısım kısım yurtdışına, kolleksiyonerlere satılmak üzere yollara çıkarıldı. Bu yağmalanma realitesi sonucunda yurtdışındaki müzelerde ve yabancı kolleksiyonerlerin elinde birçok Edessa mozaiği bulunuyor.  Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa gibi ülkelerin kimi seçkin müzelerinde Edessa mozaiklerine ait örnekler görmek mümkün. (Kaynak: Arkeoloji ve Sanat Dergisi)

Dallas Sanat Müzesi’nden Türkiye’ye iadesi sağlanan Orpheus Mozaiği üzerindeki sanatçı imzasıyla ayrıca önem taşıyan bir sanat eseri. Üzerindeki yazıtlarda yer alan tarihine göre de tarihi kesin en erken Edessa Mozaiği. (MS 194).

Tarık Dursun K. Hikâye Ödülleri yapılan törenle kazananlara verildi.

İzmir Karşıyaka Belediyesi’nin, yaşamını Karşıyaka’da sürdüren, ülkemizin en önde gelen yazarlarından Tarık Dursun K. için düzenlediği “Tarık Dursun K. Hikâye Ödülü” töreni 1 Aralık 2012 günü Ziya Gökalp Kültür Merkezi’nde yapıldı.

146 yazarın öyküsüyle katıldığı ödülde, birinciliği Yaratma Gecesi adlı öyküsüyle Ahmet Yıldız aldı. ikincilik Murathan Çarboğa ve Mehmet Fırat Pürselim, üçüncülük ise İbrahim Karaoğlu ve Neslihan Önderoğlu arasında paylaştırıldı.

İzmirli edebiyatseverlerin ve çok sayıda konuğun katıldığı törende konuşma yapan Ödül Birincisi yazar Ahmet Yıldız, “Tarık Dursun K.’nın öykülerini okumadan iyi öykü yazılamayacağını, öyküde kısa tümce kullanma ve sözcük ekonomisini öğrenme açısından bu öykülerin her yazar için örnek oluşturduğunu” söyledi.

Özcan Karabulut, Sezer Ateş Ayvaz, Jale Sancak, Faruk Duman ve Veysel Çolak dan oluşan seçici kurul ayrıca, Seçici Kurul Özel Ödüllerini Hakkı İnanç, Emrah Öztürk, Ayşe Ümran Ersin ve Pelin Temur’a verdi.

Kaynak : [-]