fantastik

fantastik konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. fantastik konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. fantastik konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri fantastik konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Gizemi hâlâ çözülememiş olan kitaplar ve şifreleri yıllarca kafaları meşgul eden esrarengiz metinler.

Smithfield ya da Gregory Külliyatı

Bu kitabın esas gizemi metinlerinde değil de görsellerinde. Papa 9. Gregory tarafından dini hükümleri açıklamak için bastırılan bu kitapta, o zamanın modasına uygun olarak metinlere eşlik eden kaligrafiler ve illüstrasyonlar bulunuyor. İşte ilginçlik de burada başlıyor. Normalde Meryem Ana, İsa ve Azizlerin süslediği dini külliyat sayfalarının tersine bu külliyatta kılıçla kafa kesen dev tavşanlar, bir kurdu idam eden kazlar ve tek boynuzlu atlar gibi Hristiyan öğretileriyle (görselden de anlaşılacağı gibi) açıkça çelişen tasvirler bulunuyor. Bu metinleri inceleyen din adamları ve tarihçiler, Smithfield külliyatının gizemini hâlâ çözebilmiş değiller.1

Ripley Metinleri, 15. yüzyıl

Isaac Newton’ın bile bir dönem simyaya ve gizli bilimlere ilgi duyarak yakından takip ettiği büyük simyacı George Ripley, konusundaki en yetkin isimlerden biriydi. Yazdığı metinlerde gizemli felsefe taşının nasıl yapılacağını tarif ediyor, sıradan metalleri altına çevirmenin yollarını anlatıyordu. Belirsiz, şifreli bir yazı dili kullanan Ripley’in metinlerinde ölümsüzlüğün sırrını verdiği dahi söyleniyor. Ripley’in en gizemli metniyse, 6 metre uzunluğundaki parşömen tomarı. İlginç illüstrasyonlar barındıran bu metnin ne anlatıyor olabileceğine dair gizem hâlâ çözülebilmiş değil.

2

 

Voynich El Yazması, 15. yüzyıl

Yale Üniversitesi’nin bir parçası olan Beinecke Nadir Kitaplar ve El yazmaları Kütüphanesi’nde, şimdiye kadar hiç kimsenin okumayı başaramadığı bir kitap bulunuyor. Adını kitabı 1912’de bir şekilde eline geçiren Polonyalı sahaf Wilifrid Voynich’den alan, daha önce görülmemiş bir dilde kaleme alınmış bu el yazması yıllar süren çabalara rağmen bir türlü çözülemiyor.

Karbon 14 testi sonucunda 15. yüzyılda yazıldığı anlaşılan kitap, bulunmasının üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen hâlâ gizemini koruyor.

İçinde, astronomi ve botanik bilimleriyle ilgili bir şeyler anlatıyormuş gibi görünen garip illüstrasyonlar bulunan kitap, kimi akademisyenlere göre bir aldatmacadan ibaretken, kimilerine göre dünya ve evrenle ilgili hâlâ çözülmeyi bekleyen büyük sırlar taşıyor.3

 

Prodigiorum Ac Ostentorum Chronicon, 1557

Latince’den Alametler ve Kehanetler Kronolojisi olarak çevrilebilecek olan bu kitap Adem ve Havva’dan beri yaşanan bütün doğa üstü olayları anlatan bir ansiklopedi. Fransız hümanist Conrad Lycosthenes tarafından kaleme alınan kitapta, meteor yağmurlarından (Halley kuyruklu yıldızının belirişi de de dâhil), sellere ve depremlere kadar kehanet olarak görülmüş tüm doğa olaylarından kronolojik olarak bahsediliyor.

Bazı sayfalarında UFO benzeri çizimlere ve deniz canavarı tasvirlerine de rastlanan bu garip kitap, gizem avcılarını hâlâ hayrete düşürmeyi başaran nadir el yazmalarından biri.

4

 

 

Soyga Kitabı, 16. yüzyıl

6. yüzyılda yaşamış olan matematikçi, astrolog, simyacı ve okültist olan John Dee’ye atfedilen bu kitabın büyü tarifleri içerdiğine inanılıyor. İçindeki çizimlerin ve yazıların sırrı hâlâ çözülememiş olan kitap, bir dönem Kraliçe Elizabeth’e de danışmanlık yapmış olan Dee’nin geniş kütüphanesinin bir dönem en önemli parçasıydı.
Kitap, Dee’nin ölümünden sonra ortadan kaybolmuş, ardından şaşırtıcı bir biçimde 1994’de Deborah Harkness adlı bir akademisyen tarafından Britanya Ulusal Kitaplığı’nda bulunmuştu. Bazı din bilimcileri Soyga Kitabı’nın, Eski Ahit’ten önce şeytan tarafından indirilmiş olduğunu iddia ediyor. ‘Soyga’ antik Yunanca’da ‘kutsal’ anlamına geliyor.

5

 

Popol Vuh, 1701

Guatemala’da misyonerlik yapan Dominikan rahip Francisco Ximénez’in bulduğu bu metinler, Maya uygarlığının kullandığı Kiçe alfabesiyle yazılmış bir el yazmasıydı. “İnsanların Kitabı” anlamına gelen Popol Vuh yazması, rahip Ximénez tarafından İspanyolca’ya aktarıldı.

Mayaların binlerce yıllık sözlü geleneğinin yazıya aktarılmış hali olan bu el yazması dünyanın yaratılış hikâyesini ve diğer Orta Amerika mitolojilerinden örnekleri içeriyordu. Ximénez’in bu kitabı nasıl bulduğunu tam olarak açıklamaması kitabı daha da gizemli kılıyordu. Üstelik kitabı İspanyolca’ya çevirmek için kimden yardım aldığı da bilinmiyordu. Altın değerindeki bu yazıtlar, bugün Maya kültürüne ışık tutan en önemli belgeler olarak kabul ediliyor.

6

 

Rohonc Metinleri, 19. yüzyıl

Tartışmasız gelmiş geçmiş en gizemli el yazmalarından biri olan Rohonc Metinleri’nin ne anlattığı ya da nereden geldiği bilinmiyor. 19. yüzyılda kimliği belirsiz biri tarafından Macar Bilim Akademi’sine bağışlanan bu kitabın izi de sürülemiyor.

Birçok dilbilimci tarafından incelenen ve bir türlü çözülemeyen metin, alışılmışın çok dışında olan 200 farklı sembolden oluşan alfabesiyle günümüz dillerinden hiçbirine uymuyor. Ayrıca kitaptaki çizimlerden kitabın yazıldığı coğrafyaya dair de bir ip ucu yakalanamıyor. Sonunda çoğu dilbilimci ve tarihçi tarafından bir aldatmacadan ibaret olduğuna karar verilen kitabın tüm sayfalarına şuradan ulaşabilirsiniz. Olur da çözerseniz bize de haber verin.

7

 

Zodyak Katili’nin Mektupları, 1960-1970

1960 ve 1970 yılları arasında 20 ila 28 kişiyi öldürdüğü düşünülen seri katil Zodyak, cinayetlerden sonra gazetelere garip mektuplar gönderiyordu. Şifreli olan bu mektuplardan yalnızca bir tanesi çözülebildi. Mektuplarda katilin kurbanlarından bahsettiği ve kendi kimliği hakkında ipuçları verdiği düşünülüyor.

8

 

Vivian Kızlarının Hikâyesi, 1973

Henry Darger adında münzevi bir hastane hademesinin evinde bulunan bu kitap, benim gördüğüm en ürkütücü işlerden biri. Vivian Kızlarının Hikâyesi adlı bu eser, 40 yıl boyunca tek odalı bir apartman dairesinde yaşayan ve hiç kimseyle konuşmayan Henry Darger öldükten sonra, ev sahibi tarafından bulundu. Kitap, çoğu gazete ve dergilerden kesilen resimlerden yapılan kolajlardan oluşuyor. Sulu boyayla renklendirilen bu kolajların üzerine eklenen metinlerde anlatılan hikâyelerin fazlasıyla fantastik olduğu söyleniyor.

Tamamı 15.000 sayfa olan eserin çocuk köleliğini sona erdirmek için mücadele veren yedi küçük kızın hikâyesini anlattığı düşünülüyor. Bazı sayfalarda kırlarda koşuşan mutlu çocuklar tasvir edilirken, bazı sayfalarda işkence ve şiddet betimlemeleri yapılıyor. Çoğu hâlâ çözülemeyen metinler ve illüstrasyonlar kimilerine göre Art Brut (ham sanat) akımının en iyi örneklerinden biriyken, kimilerine göre düpedüz akıl hastalığının nişanesi.

9

 

Codex Seraphinianus, 1981

Hiç kimsenin çözemediği bir dilde yazılan bu kitap, gerçek dışı figürler ve garip illüstrasyonlarla dolu. Bir ansiklopedi formatında yazılmış olan kitabın yazarı İtalyan mimar Luigi Serafini, kitabın verilere dayalı, bilimsel bir çalışma olduğunu iddia ediyordu.

Çizimler de dâhil tamamı el yazması olan bu kitabı inceleyen akademisyenler ve bilim insanları fantezi ürünü olduğu çok aşikar bir işle karşılaşmışlardı. Yine de bazı dilbilimciler, şifreli yazılmış olduğunu düşünerek kitabın anlamını çözmeye gayret gösterdi. Sonunda çoğu eve eli boş dönmüş, ne yazılar, ne de garip illüstrasyonlardan bir anlam çıkarılabilmişti. Yine de bazı şifreciler, kitabın ve çizimlerin şifreli bir anlamı olduğu konusunda ısrarcı.

10

 

 

ant-man-gala

Karınca Adam (Orijinali: Ant-Man) aynı adlı Marvel Comics çizgi roman serisinden uyarlanmış, Peyton Reed tarafından yönetilecek,17 Temmuz 2015 tarihinde vizyona giren film. Başrollerinde Paul Rudd , Evangeline Lilly, Michael Douglas ve Patrick Wilson gibi oyuncuların yer aldığı filmde boyunu küçültüp büyültme özelliğine sahip Karınca Adam, ilk kez beyaz perde buluşuyor.

 

Konusu

ant-man-suit

Biyokimyacı Dr. Hank Pym (Michael Douglas) yaptığı son deneylerde, maddelerin boyutlarını değiştirmeyi keşfeder. Bu keşfi ilk önce üzerinde test eder ve yarattığı araçlarla birlikte böceklerle iletişime geçmeyi başarır. Yarattığı özel kıyafeti giyerek kötü güçlere karşı mücadele etmesi için Scott Lang’i (Paul Rudd) seçer, bu kıyafetin olağanüstü güçlerini kullanarak dünyayı kurtarmaya girişirler.

 

Oyuncular

Oyuncu Rolü
Paul Rudd Scott Lang / Ant Man
Evangeline Lilly Hope Van Dyne
Michael Douglas Hank Pym
Corey Stoll Darren Cross / Yellowjacket
Bobby Cannavale Paxton
Michael Peña Luis
Anthony Mackie Sam Wilson / Falcon
Tip “T.I.” Harris Dave
Hayley Atwell Peggy Carter

 

Karınca Adam
Ant Man
Yönetmen Peyton Reed
Yapımcı Victoria Alonso
Louis D’Esposito
Kevin Feige
Alan Fine
Michael Grillo
Stan Lee
Nira Park
Leo Thompson
Brad Winderbaum
Edgar Wright
Senarist Andrew Barrer
Gabriel Ferrari
Jack Kirby
Stan Lee
Larry Lieber
Adam McKay
Oyuncular Paul Rudd
Evangeline Lilly
Michael Douglas
Patrick Wilson
Corey Stoll
Michael Peña
Kevin Weisman
Matt Gerald
Müzik Steven Price
Sanat yönetmeni Justin O’Neal Miller
Stüdyo Marvel Stüdyosu
Dağıtıcı The Walt Disney Company
Türü Fantastik,bilim kurgu,macera,aksiyon
Renk Renkli
Yapım yılı 2015
Çıkış tarih(ler)i 17 Temmuz 2015
Süre 117 dakika
Ülke ABD
Dil İngilizce
Diğer adları Ant-Man

Japon asıllı İngiliz yazar, distopik bir gelecekte geçen son romanı ‘Beni Asla Bırakma’dan on yıl sonra bu kez fantastik edebiyat türündeki ‘The Buried Giant’ı çıkardı. Roman Kral Arthur sonrası dönemde Britanya’da geçiyor

Kazuo Ishiguro

Çağdaş dünya edebiyatının etkili yazarlarından Kazuo Ishiguro, on yıl aradan sonra yeni romanı ‘The Buried Giant’ ile okurun karşısına çıkacak. Ishiguro’nun 3 Mart’ta Faber etiketiyle yayımlanan ‘The Buried Giant’ bir tür fantastik edebiyat eseri. Daha önceki romanlarında çoğunlukla geçmişe giden, bir önceki romanında ise bilimkurguya göz kırpan Ishiguro şimdi de fantastik bir hikaye kaleme aldı. Roman, Roma İmparatorluğu askerlerinin Britanya’yı terk ettiği günlerde geçiyor. Yerel halktan bir çift, korkunç savaşların sona ermesi üzerine, yıllardır görmedikleri oğullarını görmek üzere mahvolmuş ülkede uzun bir yolculuğa çıkıyor. Bu mistik yolculuk sırasında kendilerine Saksonyalı bir savaşçı da eşlik ediyor. Kitabın İngiliz Guardian gazetesinde çıkan eleştirisi, ‘The Buried Giant’ı ‘Game of Thrones’un vicdanlı versiyonu’ olarak niteliyor.
Kaynak : milliyetsanat.com

Her zaman olduğu gibi internette dolaşıp kitap, makale, yazı, tarih, haber gibi sizlerinde ilgisini çekeceği konuları araştırırken bir yazar dikkatimi çekti ve araştırmaya başladım. Öykü kitapları dikkat çekici fakat bir öyküye nedense takılıp kaldım. Özetini sizlerle paylaşmak istedim. Daha fazlası için elbette kitabı almalısınız.. İyi okumalar. Not: Öykünün sonunda yazarın özgeçmişini okuyabilirsiniz.

kitlesel hırsızlık

Bir zamanlar herkesin hırsız olduğu bir ülke vardı. Geceleri herkes bir fener ve levye ile silahlanıp komşularının evine girerdi. Tan ağarırken çuvalını doldurmuş geri döndüğünde kendi evinin de soyulmuş olduğunu görürdü.

Böylece herkes uyum içinde yaşardı, kimsenin durumu çok kötü değildi. Biri birini, o öbürünü soyar, böylece son insana kadar gelinir, sonuncu da o birinciyi soyardı. Bu ülkede ister sat, ister al sahtekarlık demekti.

Hükümet insanlardan çalmak için kurulmuş bir suç örgütüydü, insanlar da bütün zamanlarını hükümeti aldatarak geçirirlerdi. Yaşam hiçbir sorun çıkmadan sürüyordu; orada yaşayanlar ne zengindiler ne de yoksul. Sonra bir gün – nasıl olduğunu kimse bilmiyor – dürüst bir adam çıkageldi.

Geceleri çuvalını alıp hırsızlık etmek için dışarıya çıkmak yerine evde oturuyor, piposunu tüttürüp roman okuyordu. Hırsızlar oraya gelip de ışık görünce geriye dönüyorlardı. Ama bu böyle gitmedi. Dürüst adama böyle rahat bir hayat yaşamakla havanın ona göre hoş olabileceğini , ama kimseyi çalışmaktan alıkoymaya hakkı olmadığını söylediler. Evde oturduğu her gece bir aile aç kalıyordu. Dürüst adam verecek yanıt bulamadı. O da tuttu tan yeri ağarana kadar geceyi dışarıda geçirmeye başladı, ama hırsızlık etmeye eli varmadı.

Dürüsttü işte o kadar. Köprüye kadar yürüyor, altından suyun akışını izliyordu. Sonra evine geliyor evini soyulmuş buluyordu. Bir hafta geçmeden dürüst adamın beş parası kalmadı, yiyeceği tükendi; ev soyulup soğana çevrilmişti. Ama kendinden başka kimseyi suçlayamazdı. Sorun dürüstlüğüydü; düzeni alt üst etmişti. Karşılığında kimseyi soymadan kendini soymalarına izin vermişti. Böylece her sabah birisi geri döndüğünde evini soyulmamış buluyordu – dürüst adamın bir gece önce soyması gereken ev-. Çok geçmeden evleri soyulmayanlar kendilerinin öbürlerinden daha zengin olduklarını gördüler elbette, onun için çalmak istemediler, öte yandan dürüst adamın evini soymaya gelenler elleri boş döndüler, yoksullaştılar. Zenginleşenler köprünün üzerinde dürüst adama katılmaya, onunla birlikte akan suyu seyretmeye başladılar.

Bu karışıklığı daha da arttırdı. Zenginleşenlerin de, yoksullaşanların da sayısı arttı. Bu kez zenginler geceleri köprünün üzerinde geçirirlerse yoksullaşacaklarını gördüler.

“Neden yoksullara biraz para verip bizim için çalmalarını sağlamıyoruz” diye düşündüler. Sözleşmeler imzalandı. Maaşlar, yüzdeler belirlendi. Her iki taraf da pek çok sahtekarlıklar yaptı elbette; insanlar hâlâ hırsızdılar. Ama sonuçta zenginler daha zengin, yoksullar daha yoksul oldular.

Zenginlerin bir kısmı öylesine zenginleştiler ki, artık çalmaları ya da kendileri için çaldırmaları gerekmiyordu. Ama çalmayı bırakırlarsa çok geçmeden yoksullaşacaklardı; yoksullar bunu sağlardı. Onun için yoksulların en yoksullarına mallarını öbür yoksullardan korumak için para verdiler.

Böylece polis kuvvetleri kuruldu, hapishaneler açıldı. Dürüst adamın oraya gelişinden birkaç yıl sonra kimse çalmaktan, soyulmaktan söz etmez oldu, artık yalnızca ne kadar zengin ya da yoksul olduklarını konuşuyorlardı. Gene de bir miktar hırsız kalmıştı. Bir de dürüst olan o bir tek adam vardı, o da zaten çok geçmeden açlıktan öldü.

Yazar:  Italo Calvino kimdir?

02/01/1981. Italo Calvino, Italian writer.

(d. 15 Ekim 1923 – ö. 19 Eylül 1985) İtalyan yazar ve romancı.

talo Calvino, 15 Ekim 1923’de Küba’nin Santiago de las Vegas kentinde dogdu. Genç yasta Küba’dan italya’ya göç eden Calvino, kurmaca yazarliginin yanisira, Komünist Parti Üyeligi, Einaudi Yayinevindeki görevi, gazetelerle çesitli dergilerdeki yazilari araciligiyla, II. Dünya Savasi sonrasi Italyan kültürünün en önemli adlarindan biri oldu. Ilk yapitlarindan baslayarak Italya’nin en önemli yazarlari arasina giren Calvino, Italya’da birçok edebiyat ödülü kazanmis ve 1960 yilinda yayimlanan I nostri antenati (Atalarimiz) adli kitabinda yer alan fantastik öyküleriyle uluslararasi bir ün kazanmistir. 1950’lerde fantezi ve alegoriye yönelen Calvino, yazdigi üç anlatiyla dünya çapinda adini duyurdu: Ikiye Bölünen Vikont, Agaca Tüneyen Baron ve Varolmayan Sövalye. Calvino’nun, bilinç akisi yöntemiyle yazdigi ve evrenle insanlarin yaratilisini konu alan Kozmokomik Öyküler’den, Marco Polo-Kubilay Han iliskisi çerçevesinde arzu, bellek, yasam, ölüm gibi temalari büyük bir incelik ve siirsellikle isledigi Görünmez Kentler’e; yazma ve okuma etkinligini, okurun anlati sanatiyla karmasik iliskisini ele aldigi Bir Kis Gecesi Eger Bir Yolcu’dan, Italyan masallarini derledigi ve kendisi açisindan bir tür anlatida ekonomiklik alistirmasi olan Fi-abe Italiane’ye (Italyan Masallari) birçok yapiti içeren yazarlik yasaminin son ürünü Amerika Dersleri’dir. Calvino, 19 Eylül 1985’de, geçirdigi beyin kanamasi sonucu Siena’da ölmüstür.

Tüm Eserleri;
Ağaca Tüneyen Baron
Amerika Dersleri
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
Gözlemci
İkiye Bölünen Vikont
Jaguar Güneş Altında
Kesişen Yazgılar Şatosu
Kozmokomik Öyküler
Palomar
Savaşa Giriş
Var Olmayan Şövalye
Zor Sevdalar
Karga Sona Kaldı
Sıfır Zaman
Marcovaldo Ya Da Kentte Mevsimler
Sen “Alo” Demeden Önce

Sanatçıların hepsi elbette kedi sever diye bir kural yok. Fakat ilginç bir şekilde sanat dünyasında belkide ençok işlenen hayvan kedidir diyebiliriz. Hal böyle olunca da sanatçı ve kedi ilişkisini gözler önüne serecek aşağıdaki derlemeyi yapmaya çalıştık. Kimbilir belkide iyi bir sanatçı olmak için; iyi bir gözlemci olmak gerek ve kedilerinde gözlem yeteneğini gör ardı edemeyiz. Bu durum bir anlamda ortak özellik olmuyor mu? Ortak özellikleri olanlar arasında bir dostluğun gelişmesinden daha doğal ne olabilir? Sadece bu mu, elbette değil.? Herkes için farklı bir anlam ifade etse de kedi bakmak, sıcaklığını hissetmek, ayaklarının altında dolanması veya gelip kucağında yatması huzurda verir. Ne kadar oyuncu , dikkafalı, hareketli olsa da bir okadar da miskindir ve huzur verdiği de bir gerçek. Mark Twain şöyle der: “Tanrı’nın yarattıkları arasında kırbaçla dize gelmeyecek tek bir mahluk vardır. O da kedidir.”ermiş kedi

Elbette Kedi seven sanatçılar aşağıdakilerle sınırlı değil. Daha buraya alamadığımız eski, yeni pek çok sanatçı var. Bir kısmını biz size gösteriyoruz diğerlerini siz bulun…

 

Edgar Allan Poe 1 Edgar Allan Poe

(d. 19 Ocak 1809 – ö. 7 Ekim 1849), ABD’li şair, kısa öykü yazarı, editör ve edebiyat eleştirmeni.

Amerikan Gotik edebiyatın öncülerinden biridir. ABD’nin ilk kısa hikâye yazarlarından olan Poe modern anlamda korku, gerilim ve polisiye türlerinin de öncüsüdür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Edgar Allan Poe 

Mark Twain

2 Mark Twain

Samuel Langhorne Clemens (30 Kasım 1835 – 21 Nisan 1910), daha çok takma adı Mark Twain olarak bilinir, Amerikalı mizahçı,satirist, roman yazarı, yazar ve öğretmen. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Mark Twain 

George Bernard Shaw

3 George Bernard Shaw

(d. 26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950, Hertfordshire, İngiltere), İrlandalı yazar. Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, altmıştan fazla oyuna imza atmıştır. Hem 1925’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü hem de 1938’de Pygmalion ileOscar’ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur. Shaw,vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır. Ayrıca resmi eğitime de karşı çıkmıştır. Shaw, 94 yaşına geldiği 1950’de, ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucunda olaydan birkaç gün sonra ölmüştür.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : George Bernard Shaw

 

Hermann Hesse4 Hermann Hesse

(takma adı: Emil Sinclair); 2 Temmuz 1877, Calw; 9 Ağustos 1962, Montagnola, İsviçre. Almanya’da doğmuş İsviçreli yazar ve ressam.[1]

20. yüzyılın en önemli yazarlarından biridir. İlk şiirini yirmi beş yaşında yazmıştır. 1904’te serbest yazarlığa başlamış olup romanları, öyküleri, denemeleri, şiirleri, politik makaleleri ve kültür alanındaki eleştirel yazılarıyla tüm dünyada 100 milyonu aşkın okura ulaşmıştır. Kendini kanıtlama, kendi olma, yazarın kendini yansıtması, bireyin kendini aşması gibi temaları içeren Bozkırkurdu, Siddharta, Peter Camenzind, Demian, Narziss ve Goldmund, Çarklar Arasında ve Boncuk Oyunu romanları yazarın en tanınan edebi eserleridir.

1946’da Nobel Edebiyat Ödülü olmak üzere 1954’te de bilim ve sanat alanında Pour le Mérite Ödülü’nü almıştır.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Hermann Hesse

 

Pablo Picasso5 Pablo Picasso

 

tam adı ile Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso (25 Ekim 1881 – 8 Nisan 1973), İspanyol ressam ve heykeltıraş. 20. yüzyıl sanatının en iyi bilinen isimlerindendir. Georges Braque ile birlikte kübizm akımının temelini atmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Pablo Picasso

Ezra Pound6 Ezra Pound

Ezra Weston Loomis Pound (30 Ekim 1885 – 1 Kasım 1972), ABD’li şair, çevirmen, deneme yazarı. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Ezra Pound

Aldous Huxley7 Aldous Huxley

Aldous Leonard Huxley, (d. 26 Temmuz 1894, Surrey-İngiltere – ö. 22 Kasım 1963, Los Angeles). İngiliz yazar.

İngiltere’nin Sussex bölgesindeki Godalming’de doğdu. Birçok ünlü bilim adamı ve sanatçı yetiştirmiş olan Huxley ailesinden geliyordu. Eton College’da okuduğu sıralar gözlerindeki bir rahatsızlık yüzünden kör olma tehlikesiyle karşılaşınca, öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. Sonradan Oxford Üniversitesi’ndeki Balliol College’da okudu.

Romanları ve denemeleriyle tanınmış olmasına karşın kısa hikâyeler, şiir, gezi yazıları, film hikâyeleri ve senaryolar ile de uğraşmıştır. Roman ve denemelerinde sosyal norm ve idealleri, bilimin insan yaşamında yanlış kullanılımını eleştirmiştir.Parapsikoloji ve mistik temelli felsefelerle ilgilenmiş ve bu konularda yazılar kaleme almıştır. Özellikle Türkçeye “Kalıcı Felsefe” adıyla tercüme edilen “Perennial Philosophy” adlı eseri Perennial Felsefeyi çeşitli çevrelerde yeniden gündeme taşımıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Aldous Huxley

 William Faulkner 

8 William Faulkner

William Cuthbert Faulkner (d. 25 Eylül 1897 – ö. 6 Temmuz 1962) Nobel ödüllü, ABD’li yazar. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :William Faulkner

Jorge Luis Borges9 Jorge Luis Borges

Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 – ö. 14 Haziran 1986),Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.

Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Jorge Luis Borges

Zelda Fitzgerald10 Zelda Fitzgerald

Zelda Sayre Fitzgerald (24 Temmuz 1900 – 10 Mart 1948),  Montgomery, Alabama doğumlu, bir Amerikalı romancı ve yazardır. Eşinin gölgesinde kalan yazarlığının yanı sıra Zelda’nın  yazar olan eşi F. Scott Fitzgerald ile olan aşkı ile bilinir.

1930 yılında Zelda Fitzgerald şizofreni teşhisiyle hastaneye kaldırıldı. bu dönem sürekli yazdı. kocası da onun kaldığı kliniğe yakın ev kiraladı ve görüşmeye devam ettiler. 1940 yılında Scott Fitzgerald kalp krizi geçirerek öldü. 8 sene sonra akıl hastanesinde yangın çıktı ve Zelda Fitzgerald yanarak öldü. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : (İngilizcedir) Zelda Fitzgerald

Ahmet Hamdi Tanpınar11 Ahmet Hamdi Tanpınar 

(d. 23 Haziran 1901; İstanbul) – (ö. 24 Ocak 1962, İstanbul), Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçi.

Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; “Bursa’da Zaman” şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi bir çok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir.

Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir.

TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Ahmet Hamdi Tanpınar

Salvador Dalí12 Salvador Dalí

Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí i Domènech, kısaca Salvador Dalí (d. 11 Mayıs 1904 – ö. 23 Ocak 1989), Katalansürrealist ressam. Gerçeküstü eserlerindeki tuhaf ve çarpıcı imgelerle ünlenmiştir. En iyi bilinen eseri olan Belleğin Azmi,ni 1931’de bitirmiştir.

Dalí, ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiş, Amerikan animasyoncu Walt Disney ile beraber yaptığıDestino adlı kısa çizgi film, 2003’te “en iyi kısa animasyon filmi” dalında Oscar adayı olmuştur.

Katalonya doğumlu olan Dalí, 711 yılında İspanya’yı fethetmiş olan Mağribiler’in soyundan geldiğini iddia etmiş, “süslü ve cafcaflı olan her şeye, lüks hayata ve doğu kıyafetlerine olan düşkünlüğünü” de “Arap kökeni”ne bağlamıştır.[1]

Dalí hayatı boyunca, sanatıyla olduğu kadar eksantrik giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekmiş, bu durum kimi zaman, onun sanatını takdir edenleri de etmeyenler kadar usandırmıştır.[2] Bu davranışların getirdiği kötü şöhret, Dalí’nin geniş kesimlerce tanınmasını sağlamış ve eserlerine duyulan ilgiyi arttırmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Salvador Dalí

 Jean-Paul Sartre13 Jean-Paul Sartre

Tam adı: Jean-Paul Charles Aymard Sartre (21 Haziran 1905, Paris – 15 Nisan 1980, Paris), ünlü Fransız yazarve düşünür. Felsefi içerikli romanlarının yanı sıra her yönüyle kendine özgü olarak geliştirdiği Varoluşçu felsefesiyle de yer etmiş; bunların yanında varoluşçu Marksizm şekillendirmesi ve siyasetteki etkinlikleriyle 20. yüzyıl’a damgasını vuran düşünürlerden biri olmuştur. O, her şeyden önce bir anlatıcı, denemeci, romancı, filozof ve eylemci olarak yalnızca Fransız aydınlarının temsilcisi olmakla kalmamış, özgün bir entelektüel tanımlamasının da temsilcisi olmuştur.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Jean-Paul Sartre

Samuel Beckett

14 Samuel Beckett

13 Nisan 1906; Foxrock, Dublin – 22 Aralık 1989, Paris, İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair.20. yüzyıl deneysel edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. James Joyce’un takipçisi olduğu için “son modernistlerden”, daha sonraki pek çok yazarı etkilemiş olduğu için de “ilk postmodernistlerden” biri olarak değerlendirilir. Beckett ayrıca, Martin Esslin’in “Absürt Tiyatro” olarak adlandırdığı akımın en önemli yazarı sayılmaktadır. Eserlerinin çoğunu Fransızca ya da İngilizce yazıp, diğer dile kendisi çevirmiştir. En bilinen eseri Godot’yu Beklerken’dir.

Beckett’in eserleri sade ve temel olarak minimalisttir. Bazı yorumlara göre, çağdaş insanın durumu hakkında oldukça kötümser, hattahiççi eserler vermiştir. Gittikçe daha kısa ve özlü eserler veren Beckett, bu kötümserliği kara mizah yoluyla anlatır. “Roman ve drama türlerinde yeni formlarda oluşturduğu eserlerini, modern insanın yoksunluğu üzerine kurguladığı” için, 1969’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Beckett, ayrıca 1984’te Aosdána’da Saoi seçilmiştir.

Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Samuel Beckett

Frida Kahlo15  Frida Kahlo

Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon (6 Temmuz 1907 – 13 Temmuz 1954), Meksikalı ressam.  Bir yirminci yüzyıl popüler kültür ikonu haline gelen ressam, resimlerinin yanı sıra inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile tanınır. Sanatı, sürrealist olarak tanımlanmışsa da kendisi bu tanımı reddetmiştir.

Ressam Diego Rivera’nın eşidir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Frida Kahlo

John Fante16 John Fante

John Fante (d. 8 Nisan 1909 – ö. 8 Mayıs 1983) İtalyan asıllı ABD’li romancı, kısa hikâye yazarı, senarist. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : John Fante 

Albert Camus17 Albert Camus 

(7 Kasım 1913 – 4 Ocak 1960), Fransız bir yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir “varoluşçu” ya da “absürdist” olarak tanımlamaz.[kaynak belirtilmeli] 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, Rudyard Kipling’den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur.[kaynak belirtilmeli] Ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Albert Camus

Julio Cortázar18 Julio Cortázar

Arjantin’in en büyük yazarlarından biri olan Cortázar, 1914’te Ixelles, Brüksel Bölgesi’nde doğdu. Arjantin’de eğitim gördü. 1938’dePresencia adlı şiir kitabı yayınlandı. Üniversitede öğretim görevlisiyken Peron yönetimine karşı girişilen eyleme katılınca hapse girdi, daha sonra üniversiteden ayrıldı. İlk kısa öykü kitabı Bestiario 1951’de yayımlandı. UNESCO’da çevirmen olarak çalışmak üzereParis’e yerleşti, en ünlü kitaplarını da bu kentte yazdı. Öykülerinde fantastik öğelere yer veren, gerçek dünyayla olağandışı yaşantıları iç içe geçiren Cortázar’ın edebiyat dışında ilgilendiği şeyler arasında mitoloji, antropoloji, psikoloji, boks, sinema ve fotoğrafçılık da vardır. Julio Cortázar 1984 yılında Paris’te öldü.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Julio Cortázar

William S. Burroughs

19 William S. Burroughs

William Seward Burroughs II (5 Şubat 1914 – 2 Ağustos 1997), ABD’li roman ve deneme yazarı. Jack Kerouac ve Allen Ginsberg ile birlikte beat akımını başlatan yazarlardan biri olarak tanınır. Yazılarının çoğu yarı otobiyografikolarak tanımlanabilir. Beat kuşağının en renkli yazarlarından biri olan William S. Burroughs, oldukça ilginç bir yaşam sürmüştür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : William S. Burroughs

Doris Lessing.20 Doris Lessing

Doris Lessing, (doğum adıyla Doris May Tayler; d. 22 Ekim 1919, Kermanşah, İran – 17 Kasım 2013, Londra, İngiltere), Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Britanyalı yazar. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Doris Lessing.

Boris Vian21 Boris Vian 

( d. 10 Mart 1920 – ö.23 Haziran 1959) Fransız yazar, şair, müzisyen, şarkıcı, gazeteci, senarist, oyuncu, eleştirmen,çevirmen ve maden mühendisi. Vernon Sullivan takma adıyla da yazdı. Daha çok yazdığı roman ve tiyatro oyunları ile tanınır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Boris Vian

Charles Bukowski22 Charles Bukowski 

Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 – 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD’nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir.

Eserlerinde genellikle toplum dışı insanları ve depresyonu konu alması ve alkolizme yakın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski’nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır.   Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Charles Bukowski

Jean-Louis “Jack” Kerouac23 Jack Kerouac 

Jean-Louis “Jack” Kerouac (12 Mart 1922 – 21 Ekim 1969) Kanadalı-ABD’li romancı ve şairdir. Yakın arkadaşları Allen Ginsbergve William S. Burroughs ile birlikte Beat Kuşağı akımının kurucusu ve Yolda (On The Road) adlı romanıyla bu akımın simgesi olarak kabul edilir.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Jean-Louis “Jack” Kerouac

 Marlon Brando 24 Marlon Brando 

(d. 3 Nisan 1924, ö. 1 Temmuz 2004) 20. yüzyılın en önemli sinema oyuncusu olarak gösterilen,Oscar ödüllü Amerikalı aktör.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Marlon Brando

Truman Capote   25 Truman Capote

Truman Capote (d. 30 Eylül 1924 – ö. 25 Ağustos 1984), ABD’li yazar. Truman Streckfus Persons olarak New Orleans’ta dünyaya gelen Capote’nin kısa öyküleri, romanları, romanları ve kurgusal olmayan yazıları arasında sinemaya da uyarlanmış Tiffany’de Kahvaltı ve Soğukkanlılıkla da yer alır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Truman Capote

Allen Ginsberg26 Allen Ginsberg

(1926–1997) ABD’li şair ve savaş karşıtı.   Allen’ın yazdığı Howl/Uluma şiiri, Beat kuşağı’nın manifestosu olarak bilinir. Şiirinde birçok konuya değinen Allen, şiirin birkaç dizesini yazar Carl Solomon’a adamıştır. 90’lı yılların başından itibaren, birçok ödül alan Allen, 5 Nisan 1997 günü, East Village, Manhattan’da aramızdan ayrılmıştır. Ölüm sebebi, hepatit ve son yıllarda başına bela olan tümördür. Ölümünden önce, 30 Mart 1997’de “Yapmayacağım Şeyler (Nostalji)” adlı şiirini yazmıştır.   Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Allen Ginsberg

 

Marilyn Monroe27 Marilyn Monroe (1 Haziran 1926 – 5 Ağustos 1962; asıl adı Norma Jeane Mortenson), ABD’li sinema oyuncusu, şarkıcı ve model. 20. yüzyılın en ünlü sinema yıldızlarından, seks sembollerinden ve pop ikonlarından biriydi. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Marilyn Monroe

Jacques Derrida 28 Jacques Derrida

(d:15 Temmuz 1930-El-Biar,Cezayir; ö: 8 Ekim 2004-Paris) Fransız bir filozof, edebiyat eleştirmeni veYapısökümcülük olarak bilinen eleştirel düşünce yönteminin kurucusudur. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Jacques Derrida

Bilge Karasu29 Bilge Karasu

(1930, İstanbul – 13 Temmuz, 1995), Türk öykü, roman, deneme yazarıdır. Aynı zamanda felsefeci yanı olan Karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olarak görülmüştür.Postmodern romanınTürkiye’deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Bilge Karasu

 Elvis Presley

30 Elvis Presley

Elvis Aaron Presley[1][2](8 Ocak 1935, Tupelo, Mississippi – 16 Ağustos 1977, Memphis, Tennessee), ABD’li şarkıcı, müzisyen,aktör. Dünya çapında Rock’n Roll’un kralı ya da kısaca kral olarak tanınır. Diğer lakabı olan Elvis The Pelvis ise 1950’li yıllarda kendisine takılmıştır.[3] Böyle söylenmesinin nedeni ise ilginç dansı olduğu kadar argo bir ifade ile o zamanların tutucu toplumunda yakışıklı ve seksi olduğunu ifade etmek amaçlı uygun bir argo söylem daha doğrusu modern bir deyim olmasıdır.[4] Presley’in sahip olduğu en büyük avantajlardan biri ise sesiydi. Zenci ve beyaz tonlarını rahatlıkla kullanabiliyordu. Kilise müziğinden, popüler müziğe;Rock’n Roll’dan Blues tarzına kadar çok çeşitli türlerde eserler verdi. It’s Now or Never gibi opera tarzında yakın parçalar seslendirdi.My Way gibi bazı cover çalışmalarının şöhreti asıllarını dahi geride bıraktı.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :      Elvis Presley

Georges Perec

31 Georges Perec

(d. 7 Mart 1936, Paris, Fransa– ö. 3 Mart 1982, Ivry, Fransa), Fransız sosyolog ve edebiyatçıdır. Tüm yaşamıParis’te geçti. II. Dünya Savaşı’nda henüz 3 yaşındayken babasını kaybetti. Annesi 1942’de Paris’te ortadan kayboldu. SonradanAuschwitz kampında öldüğü öğrenildi. Akrabaları tarafından büyütüldü. İlk romanı Les Choses 1965’de yayınlandı ve Renaudot Ödülü aldı. Bu tarihten sonra yirmiye yakın kitap yazdı. 1969’da yayınlanan La Disparition (Kayboluş) adlı romanını hiç E harfi kullanmadan yazdı. 1978’de yayınlanan La vie mode d’emploi en önemli yapıtlarındandır ve Médicis Ödülüne değer görülmüştür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Georges Perec

Stephen King

32 Stephen King

(d. 21 Eylül 1947; Portland, Maine), ABD’li hikâye ve roman yazarı.  Genellikle gerilim ve korku türünde eserler vermiştir. Kitaplarının çoğu Türkçe’ye de çevrilmiştir. İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayınlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp, 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (Rita Hayworth and Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Stephen King

Haruki Murakami

33 Haruki Murakami

Haruki Murakami (Japonca: 村上春樹)(d. 12 Ocak 1949, Kyoto ) Japonya’nın 20. yüzyıldaki en önemli ve popüler yazarlarından birisidir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Haruki Murakami

Neil Gaiman

34 Neil Gaiman

Neil Richard Gaiman (d. 10 Kasım 1960) birçok çizgi romanı da kapsayan bilim kurgu ve fantezi yazarıdır. İngiliz olmasına karşın 2005 itibariyle Minneapolis, Minnesota yakınlarında oturmaktadır. 1985-2007 yılları arasında Mary T. McGrath’le evli olup Holly, Maddy ve Michael isimlerinde üç çocuğu doğdu. Daha sonra 2011’de Amanda Palmer’la evlendi. Kendisi aynı zamanda Sandmanisimli çizgi roman serisinin de yaratıcısıdır. Anansi Boys, Amerikan Tanrıları, Yıldız Tozu, Koralin, Mezarlık Kitabı isimli kitapları da bulunmaktadır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Neil Gaiman

Kurt Cobain

35 Kurt CobainKurt Donald Cobain (20 Şubat 1967 – 5 Nisan 1994), ABD’li şarkıcı-söz yazarı, müzisyen ve sanatçı, Nirvana grubunun vokali, ritim ve solo gitaristidir.

Cobain, 1985 yılında Krist Novoselic ile birlikte Nirvana’yı kurmuş, ‘Bleach’ isimli ilk albümlerini bağımsız olan plak şirketi Sub Pop’dan1989 yılında çıkartmışlardır. DGC Records ile imzalanan anlaşma sonrasında, grubun ikinci albümü ‘Nevermind’ 1991 senesinde yayınlandı ve “Smells Like Teen Spirit” ile çığır açan bir başarı yakaladılar. ‘Nevermind’ın başarısının ardından Nirvana, X Kuşağı’nın ‘bayrağı önde götüren grubu’ olarak etiketlendi ve Cobain ‘bir neslin sözcüsü’ olarak nitelendirildi. Ancak Cobain’in kendi kişisel sorunlarının sık sık medyanın ilgisini çekmesi ve onun mesajının kamuoyu tarafından yanlış yorumlanması yüzünden sık sık rahatsızlandı ve sinirlendi. Nirvana, son stüdyo albümü ‘In Utero’ (1993) ile dinleyicilere meydan okudu.

Hayatının son yıllarında Cobain eroin bağımlılığı, ünü ve imajının yanı sıra kendisi ve eşi Courtney Love’ı çevreleyen baskılar ile mücadele etti. Ayrıca hastalığı ve mide ağrıları da son yıllarında mücadele ettiği diğer faktörlerdi. 8 Nisan 1994 tarihinde Cobain,Seattle’daki evinde ölü bulundu. Resmî açıklamada kendisini av tüfeğiyle kafasından vurduğu açıklandı. Öldüğü zaman içinde bulunduğu koşullar halk tarafından sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir. Nirvana, sadece ABD sınırları içinde 25 milyon albüm sattı, dünya çapında ise bu rakam 50 milyonu geçti. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Kurt Cobain

ve Bonus

Niyazi TOPTOPRAK

niyazi totoprak

1950 yılında İstanbul’da doğdu. İlki 1969 yılında olmak üzere şimdiye değin 150 den fazla kişisel resim sergisi açtı. Sayısız karma sergiye eser verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitiren sanatçı bazı ödüller ve mansiyonlar kazandı. Niyazi Toptoprak’ın özel, resmi ve yurtdışı koleksiyonlarda birçok eseri bulunmaktadır.

Ressam Niyazi, kendi üslubunu oluşturmuş sanatçılardandır. Öyle ki O’nun resmini imzasına bakmadan da tanıyabilirsiniz. Yağlı boya ve pastel malzemelerini büyük bir ustalıkla kullanır. Doğayı kendi üslubuna uydurur. Hayvan resimleri de yapar ama bunların arasında kediye özel bir yer vermiştir. Bir serginin davetiyesinde şöyle demektedir.

“Kedi resmi yapmamış ressam yoktur denebilir. Çünkü kedi, biçimi, devinimi, yetenekleri ve yetkinlikleri ile resim yapan birinin ilgisinden ve hayranlığından uzak kalamaz. Günlük yaşamını güzelliğin coşkusu ile zenginleştirebilen iyi insanlar için de bu böyledir.

Kedi kraldır. Kedi her zaman güzeldir; kristal bir kadehteki kırmızı şarabı bembeyaz masa örtüsüne devirirken de, ipek bir halıya işerken de, yalnız bir bilge gibi soyluca ölürken de. Görkem ve incelik bir arada olmayı en çok bir kedinin yanındayken sever. Kedi, güzelliğini tartışmaya kalkan sevimsizlerle alay bile etmez.”

Ressam Niyazi Toptoprak çalışmalarına devam etmektedir.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sinemanın ustalarına emek ödülü

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından 21’incisi düzenlenen Altın Koza Film Festivali’nin açılışında Türk sinemasının 100. yılı coşkuyla kutlandı. Sinemanın 39 emekçisine ‘100’üncü Yılı Emek Ödülü’ verildi.

altin-koza_2014

Açılışa Fatma Girik, Filiz Akın, Ferdi Tayfur, Nuri Alço, Yusuf Sezgin, Mine Soley gibi yaklaşık 80 sinemacı katıldı. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, festivalin köklü bir geçmişinin bulunmasının rastlantı olmadığını belirterek, “Bereketli toprakların sahibi hemşerimiz Orhan Kemal’in de sinemamız gibi 100. yaşı” dedi. Festivallerin genelde yapıldığı yerlerle anıldığını ifade eden Sözlü, önümüzdeki yıl festivali ‘Adana Film Festivali’ ismiyle yapmayı düşündüklerini söyledi. Sanatçılar adına konuşan Fatma Girik, Türk sinemasının 100’üncü yılını kutladıklarını ve bunun 57 senesinde kendisinin de olduğunu söyledi. Sinemaya gönül vermiş meslektaşlarına duyduğu sevgiyi esprilerle anlattı. Nuri Alço ile şakalaşıp, “Ama bu gazozcu var ya, bir tek filminde bana gazoz içirmedi” dedi. Yeni sinemacıların birbirinden güzel işler çıkardığını belirterek “Ama istiyorum ki genç arkadaşlarımız sinema ve dizi yaparken bu kadar emek vermiş insanları da görsün. Biz bir işin temelini atıyoruz. Arkadaşlarımız bizim emek verdiğimiz inşaata ‘Bir tuğla daha koyun’ demiyorlar. Bu arkadaşlarımız o gençlerden bu teklifi bekliyorlar” dedi.

Festivalde usta müzisyen Cahit Berkay’ın sunduğu ‘Film Müzikleri’ dinletisi ayakta alkışlandı.

Adana burması sürprizi

Mischa-Barton-adana

Festivalin konuğu olan ABD’li oyuncu Mischa Barton’a Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’nün eşi Zeynep Sözlü, Adana burması altın bilezik hediye etti. Türkiye’de de uzun yıllar gösterimde kalan, dünyaca ünlü The O.C dizisinde ‘Marissa Copper’ karakterini canlandıran Barton, kutlamaya katılan Adanalılardan yoğun ilgi gördü. Barton, Altın Koza Film Festivali’ni fantastik bulduğunu ve çok sayıda sinema yıldızının yer aldığı bir etkinlikte, Türk Sineması’yla ilgili bilgi sahibi olmaktan dolayı da çok memnun olduğunu söyledi.

Haber: Neşet KARADAĞ

Edebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder.

Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır.

kitaplar ve kitaplar

1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair

İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu.

2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka

kitap ve kitapDönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar.

3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce

Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır.

4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse

Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur.

5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald

Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır.

6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner

Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır.

7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck

Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır.

8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf

Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder.

9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck

Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir.

10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston

Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker.

11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis

Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır.

12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood

Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır.

13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers

Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor.

14. Yabancı (1942) – Albert Camus

Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır.

15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote

Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur.

16. 1984 (1949) – George Orwell

1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır.

1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır.

18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison

Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir.

19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding

Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır.

20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov

Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler.

21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima

İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir.

22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac

Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir.

23. Gece (1958) – Elie Wiesel

Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir.

24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe

Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir.

25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee

Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır.

26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller

Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir.

27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess

Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir.

28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey

Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır.

29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut

Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler.

30. Herzog (1964) – Saul Bellow

Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar.

31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway

Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir.

32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe

Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır.

33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman

Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir.

34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon

II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır.

35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy

Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir.

36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole

Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer.

37. The Color Purple (1982) – Alice Walker

Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor.

38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo

Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar.

39. Watchmen (1986) – Alan Moore

Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır.

40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto

Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır.

41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin

1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır.

42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler

Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır.

43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson

Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür.

44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson

Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir.

45. Life After God (1994) – Douglas Coupland

Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır.

46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk

Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar.

47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee

Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır

48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky

Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır.

49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos

Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir.

50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami

Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır.

Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır.

Kaynak :[-]

TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi, 1925- 2013 yılları arasında Türkiye’de çekilen veya hikayesi Türkiye’de geçen gerçek ya da kurgusal olayları anlatan yabancı filmlerin afişlerinden oluşan bir seçkiyi, 15 Ocak – 28 Şubat 2014 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturuyor.

icinden-turkiye_gecen_yabanci_filmler

“İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” Afiş Sergisi, ABD, Avrupa, Avustralya, Hong Kong ve İskandinav sinemasından toplam 54 filmi ve Erler Film-Türker İnanoğlu’nun 4 ortakyapımının farklı dillerdeki görsel hafızasını bir araya getiriyor.

Sergide, XII. Karl’dan (Karl XII, 1925) İstanbul’un Gizi’ne (Secret of Stamboul, 1936), Korkuya Yolculuk’tan (Journey into Fear, 1943) Ankara Casusu’na (Five Fingers, 1952), Rusya’dan Sevgilerle’den (From Russia with Love, 1963) Topkapı’ya (Topkapi, 1964), Hafif Süvari Alayının Hücumu’ndan (The Charge of the Light Brigade, 1968) Paralı Askerler’e (You Can’t Win ‘Em All, 1970), Şark Ekspresinde Cinayet’den (Murder on the Orient Express, 1974) Gözde (Intimate Power/The Favorite, 1989) ve Skyfall’a (2012) kadar dünya sinemasından farklı türlerdeki yapımların afişleri yer alıyor.

“İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” Afiş Sergisi, müzenin ikinci katında bulunan TÜRVAK SERGİ SALONU’nda, Pazartesi günleri hariç her gün, 10:00-18:00 arasında gezilebilir.

 

“İÇİNDEN TÜRKİYE GEÇEN YABANCI FİLMLER” AFİŞ SERGİSİ, 15 Ocak – 28 Şubat 2014

james_bondTÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi, 1925-2013 yılları arasında Türkiye’de çekilen veya hikayesi Türkiye’de geçen gerçek ya da kurgusal olayları anlatan ABD, Avrupa, Avustralya, Hong Kong ve İskandinav sinemasından toplam 54 filmin ve Erler Film-Türker İnanoğlu’nun 4 ortakyapımının farklı dillerdeki afişlerini “İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” sergisiyle bir araya getiriyor.

88 yıllık bu süreçte, Türkiye’nin birçok şehrinin, tarihinin, kültürünün, Doğu-Batı arasındaki karmaşık dokusunun ve Batı sinemasına ‘egzotik’ gelen atmosferinin beyazperdede canlandırıldığı bu yapımların çoğunu, İstanbul’da geçen casusluk ve macera filmleri oluşturuyor: Yönetmen Andrew Marton, İstanbul’un Gizi’nde (Secret of Stamboul, 1936) bir İngiliz ajanını İstanbul’a getiriyor. Orson Welles, Eric Ambler’in bir romanından uyarladığı Korkuya Yolculuk’ta (Journey into Fear, 1943), İstanbul’un yasadışı örgütleri arasında garip bir serüvene atılan silah satıcısının öyküsünü anlatıyor. Kimi sahnelerinin İstanbul’da çekildiği, Romen kökenli yönetmen Jean Negulesco’nun Dimitrios’un Maskesi (The Mask of Dimitrios, 1944) ise, İzmirli Dimitrios’un serüvenini beyazperdeye taşıyor. Ankara’daki çekimlerin yanı sıra Eminönü, Beyoğlu, Galata Kulesi ve Haliç görüntülerinin bulunduğu Ankara Casusu (Five Fingers, 1952), İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçen ve casusluk tarihinin ünlü bir bölümünü oluşturan Çiçero olayını konu ediyor. Errol Flynn ve Cornell Borchers’in başrollerini paylaştığı, Nat King Cole’un piyano ile renklendirdiği bir başka casusluk filmi İstanbul (Istanbul, 1957) için, Hollywood kameraları yine ülkemize geliyor.

Carl Möhner’in yönettiği, Alman yapımı İstanbul Macerası (1962), diğer isimleriyle Boğaziçi’nde Macera (Abenteurer am Bosphorus) ya da İnşallah, Boğaziçi’nde Talan (Inshalla, Razzia am Bosphorus), Batılı polis-Doğulu kaçakçı hikayesini anlatırken, İstanbul’un da Batılı-Doğulu atmosferini kullanıyor. Filmde Carl Möhner ve Eva Palmer’le birlikte Sadri Alışık, Bianca Berni ve Orhan Günşiray da rol alıyor. Rusya’dan Sevgilerle (From Russia with Love) filminde Sean Connery ile 1963’te başlayan James Bond’un İstanbul maceraları ise Dünya Yetmez’de (The World is not Enough, 1999) Pierce Brosnan ve Skyfall’da (2012) Daniel Craig ile günümüze kadar devam ediyor.

Elia Kazan’ın, çekimleri Yunanistan ve Türkiye’de yapılan Amerika, Amerika’sının (America, America, 1963); Peter Ustinov, Maximilian Schell ve Yunanistan’da bir dönem Kültür Bakanı olarak da görev yapan bol ödüllü aktris Melina Mercouri’nin başrollerini paylaştığı, Erler Film-Türker İnanoğlu’nun da yürütücü prodüktör olarak katkı sağladığı Jules Dassin’in Topkapı’sının (Topkapi, 1964); Kapadokya’nın fantastik dekorunda geçen, dünyaca ünlü opera sanatçısı Maria Callas’ın başrol oynadığı Pasolini’nin Medea’sının (1969) afişleri de, TÜRVAK Sinema Müzesi’ndeki bu seçkide yerini alıyor.

“İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” Afiş Sergisi, yabancı yapımcıların tarihin belirli dönem ve olaylarını beyazperdeye aktardığı filmlerin görsel hafızasına da yer veriyor. İngiliz yönetmen Tony Richardson’ın Kırım Savaşı’nı canlandırdığı ve bazı sahnelerinin Anadolu’da çekildiği Hafif Süvari Alayının Hücumu (The Charge of the Light Brigade, 1968) ve bir başka İngiliz yönetmen Peter Collinson’ın Kurtuluş Savaşı fonunda geçen, İstanbul ve Kuşadası’nda çekilen Paralı Askerler’i (You Can’t Win ‘Em All, 1970) bu türün örnekleri olarak öne çıkıyor. Başrollerini Tony Curtis, Charles Bronson, Michèle Mercier’in paylaştığı Paralı Askerler filminde Fikret Hakan, Salih Güney, Erol Keskin, Yüksel Gözen, Bülent Gültekin, Mümtaz Alpaslan, Suna Keskin ve Kayhan Yıldızoğlu da rol alıyor. Gelibolu Savaşı ise Avustralya yapımı Gelibolu (Gallipoli, 1981) filminde anlatılıyor. Avustralya sinemasının ülkemizi mekan olarak seçtiği Peter Weir yönetmenliğindeki bu filmde Mel Gibson ve Mark Lee başrolü paylaşıyor. Daha eski bir yapım, Lambalı Kadın (The Lady with a Lamp, 1951) ise, Türk-Rus savaşı dönemini ele alıyor ve İngiliz sineması doğal olarak Londra’da yetiştirdiği gönüllü hemşireleri Üsküdar’a kadar getiren ve askeri hastaneyi düzene sokabilmek için mücadele veren Florence Nightingale’in öyküsüne odaklanıyor. İsviçre-ABD ortak yapımı olan Gözde (Intimate Power/The Favorite, 1989), adından da anlaşıldığı üzere Osmanlı döneminde tahtın gerisinde bir güç oluşturan, hırslı bir kadının, Nakşıdil Sultan’ın haremdeki yaşantısını anlatıyor. Filmin çekimleri için Topkapı Sarayı kullanılıyor.

Sinema tarihinin kimi romantik, kimi kent polisiyesi, kimi büyük tartışmalar yaratan meşhur ekspreslerinin afişleri de TÜRVAK Müzesi’nde sergileniyor: Şark Ekspresi (Orient Express, 1954), İstanbul Ekspresi (Istanbul Express, 1968), Şark Ekspresinde Cinayet (Murder on the Orient Express, 1974) ve Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express, 1978)… Helsinki’de başlayıp İstanbul’da biten bir yolculuğu anlatan, Finli yönetmen Mika Kaurismäki’nin kara-komedi türündeki Zombi ve Hayalet Tren’i de (Zombie and the Ghost Train/ Zombie ja Kummitusjuna, 1991) sergideki yerini alıyor.

Yapımcılığını Erler Film-Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, Fransız yapımcı-yönetmen Jean Marie Pallardy’nin Jess Hahn, Gordon Mitchell, İlker İnanoğlu, Filiz Akın ve Jean Luisi gibi yıldızlarla çalıştığı Belalı Tatil’i (La Ricain, 1974); yine Erler Film-Türker İnanoğlu’nun İtalyanlarla ortakyapımlarından Üç Kağıtçılar (Che Carambole.. Ragazzi!, 1976), Guido Zurli’nin yönettiği Cani (Polizia Selvaggia, 1976) ve çekimleri için Avrupa’nın en büyük yelkenli gemisinin kullanıldığı Kara Murat Denizler Hakimi (Il Malesiano, 1977) filmlerinin Fransızca ve İtalyanca afişleri de sergi kapsamında sinemaseverlerle buluşuyor.

“İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler” Afiş Sergisi, 15 Ocak – 28 Şubat 2014 tarihlerinde müzenin ikinci katında bulunan TÜRVAK Sergi Salonu’nda, Pazartesi günleri hariç her gün,10:00-18:00 arasında gezilebilir.

 

Adres ve diğer bilgiler için lütfen TIKLAYINIZ

Sürrealist akımın öncü sanatçılarından Joan MIRÓ, Mourlot ve Maeght koleksiyonlarında yer alan 60 eseriyle 20 Kasım – 19 Ocak tarihleri arasında Mimar Sinan Üniversitesi Tophane-i Amire’de.

Joan_Miro2012 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen ve büyük ilgi görenSalvador Dali Sergisi ’nden sonra yine Kült işbirliğiyle 20. yüzyılın en ilham verici isimlerinden Joan MIRÓ , dünyaca tanınmış Mourlot ve Maeght koleksiyonlarında yer alan 60 eseriyle 20 Kasım 2013 / 19 Ocak 2014 tarihleri arasında Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde olacak.

1924 yılında Sürrealist Manifesto ’yu yayınlayan Andre Breton’un “içimizdeki en Sürrealist” diye tanımladığıJoan MIRÓ canlı renklerin, biomorfik yaratıkların, arabesklerin, kadınların, kuşların, güneşin ve yıldızların göksel bir mekana serpiştirildiği çocuksu ve nükteli resimleriyle izleyiciye fantastik bir dünya sunacak.

Büyük çağdaş ustalar arasında Joan MIRÓ eserlerine hakim olan hayat dolu şiirsel, ince zeka ürünü ve doğaçlama atmosferle ön plana çıkar.

İlk dönemlerinde Fovizm ve Kübizm etkisinde yaptığı Katalan manzaraları 1920’lerin başlarında sürrealizm etkisiyle “rüya resimlere” doğru yönelir. 1930’larda ise İspanya’daki iç savaşa dönüşen siyaset nedeniyleMIRÓ ’nun Katalan kimliği ve yaşadığı çelişkiler bu dönemde ürettiği eserlerde baskın hale gelir. Şiddetin ve ruhsal ıstırabın baskın olduğu bu yıllarda eski düşsel ortamın yerini vahşet, eğilip bükülmüş, biçimi bozulmuş figürler ve siyah renkler alır.

Bu ruh hali yine de MIRÓ ’nun sanatındaki en büyük özelliklerinden biri olan materyallerin alışılmadık kombinasyonları üzerinde deneme yapma ve birbiriyle bağlantısı olmayan imajları şaşırtıcı biçimde yan yana getirme arzusuna engel olmaz. Bu keşifler sonucu da MIRÓ ’nun sanata yaptığı en büyük katkılardan biri olan yeni bir işaret dili vücut bulur. “Resim mağara adamlarının çizimlerinden beri çöküş içerisindedir” diyen MIRÓ , işaret ve sembollerden oluşan evrenini hep ilkel bir ressamın doğallığıyla oluşturur ve ulaşmaya çalıştığı bu “saflık” onu çağdaşlarından ayıran en belirgin özelliği olur.

ÇOCUKLAR İÇİN MIRÓ

Çocuk Sanat Atölyesi

Sanatsal aktivitelere önem vererek bilinçli ve yetenekli nesiller yetiştirmeyi hedefleyen Doğa Koleji, MIRÓSergisi’nde çocuklar için özel bir “çocuk alanı” oluşturuyor.

Çocuk alanı, serginin geniş bir bölümünde yer alarak birçok çocuğa sanatla iç içe zaman geçirmelerini sağlayacak. Çocuklar bu özel alanda MIRÓ ’nun eserlerini boyama, duvar resimleri yapma ve eserlerini projeksiyonla sergileme imkânı yakalayacak. Böylece çocukların çalışmaları saflığın, ilk resmin, çocuksuluğun peşinden giden MIRÓ’nun eserleriyle ortak bir paydada buluşacak.

Birçok başarılı sergiye imza atan, sanatsal etkinliklerde yer alan deneyimli sanat ekibi, etkinlik alanında çocukları yalnız bırakmayacak. Çocukların yorum ve yaratıcılıklarını geliştirme imkânı yakalayacağı bu alanda, farklı yaş grupları, kendi renkli dünyalarını MIRÓ ’nun bir o kadar canlı evreniyle buluşturma şansı bulacaklar.

20. YÜZYILIN EN OLAĞANDIŞI SANATÇI-ŞAİRİ

dutchintJOAN MIRÓ

1893 yılında Katalonya’nın kalbi Barcelona’da doğan Joan MIRÓ özellikle kamusal alanlarında bulunan eserleriyle aynı Gaudi gibi şehre mimari kimliğini kazandırmış bir isimdir.

Joan MIRÓ uzun kariyeri boyunca yalnızca yağlıboya, baskı resim ve kitap resimleri üretmekle yetinmemiş; eskiz, kolaj, seramik, heykel, sahne tasarımı, duvar resmi ve dokuma alanlarında da çalışma yapmıştır.

“Kırsalda geçen ömrümün özeti ve peşinden gideceğim şeyin başlangıç noktası” dediği ilk önemli eseri “Çiftlik” ünlü yazar Ernest Hemingway tarafından satın alınır. Hemingway içinse bu eser şunu ifade etmektedir: “ Çiftlik ‘i dünyadaki hiçbir tabloya değişmem.”

1924 yılında Andre Breton Sürrealist Manifesto’yu yayınladığında, Andre Masson, Max Ernst, Louis Aragon ve Paul Elouard ile birlikte akıma ilk katılanlar arasındadır.

Paris’te geçen yıllarında en yakın dostlarından birisi İspanya’dan sürgündeki bir başka isim Pablo Picasso’dur.

İspanya İç Savaşı esnasında General Franco’ya tepkisini bu dönemde yaptığı, yumruğunu hiddetle sıkmış bir Katalan ırgatın faşizme başkaldırısını gösteren Aidez L’Espagne (İspanya’ya Yardım Edin) isimli çalışmasıyla gösterir.

1954 yılındaki Venedik Bienali’nde Grafik Sanat Büyük Ödülü’nü kazanır. Paris UNESCO binasındaki çalışmaları Uluslararası Guggenheim Ödülü’ne layık görülmüştür.

1974 yılında Dünya Ticaret Merkezi için yaptığı duvar çalışması 11 Eylül saldırılarında yok olan en değerli sanat eserlerinden biridir.

Katalan kimliğinin sembolü Barcelona futbol takımının 75. yılı adına bir afişe imza atmıştır.

1982’de İspanya’da düzenlenen Dünya Kupası’nın afişini tasarlamıştır.

MIRÓ denildiğinde akla gelen ilk çalışmalardan birisi de General Franco sonrasında dünyadaki imajını değiştirmeye çalışan İspanya için yaptığı ve hala kullanılan turizm logosudur

Uğur Yücel’in yönettiği ve başrolünü Beren Saat’le paylaştığı ‘Benim Dünyam’ ve Bosna’da yaşanan katliam sonrası yakınlarını arayan insanların dramatik öyküsünü konu alan ‘Üç Yol’la birlikte bu hafta 7 yeni film gösterime girdi.

İSTANBUL –

‘BENİM DÜNYAM’

benim-dunyam-filmiSenaryosunu Can Yücel ve Uğraş Güneş’in kaleme aldığı, Uğur Yücel’in yönettiği “Benim Dünyam” filminde, Beren Saat, Uğur Yücel, Ayça Bingöl, Hazar Ergüçlü ve Turgay Kantürk izleyici karşısına çıkacak.

Dram türündeki filmde, 2 yaşındayken geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hem kör hem de sağır olan, bu nedenle hiçbir kavramı “bilmeyen”, çevresiyle tamamen uyumsuz bir çocuk olan Ela ve onu iyileştirebilmeye hayatını adayan Mahir Hoca’nın hikayesi izlenebilecek.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ÜÇ YOL’

uc-yolBosna’da yaşanan katliam sonrası yakınlarını arayan insanların dramatik öyküsünü konu alan “Üç Yol” filmi, izleyicilerle buluşacak.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Faysal Soysal’ın üstlendiği filmde, Rıza Akın, Nik Xhelilaj, Turgay Aydın, Kristina Krepela, Alma Terzic rol alıyor.

Türkiye-Bosna ortak yapımı filmin konusu şöyle:

“Bünyamin çocukluğunda kıskançlığı nedeniyle kardeşinin ölümüne sebep olmuş ve bu travmadan yıllarca kurtulamamıştır. Ailesinden kaçma ve insanlara iyilik yapma üzerine kurulu bir hayat yaşayan Bünyamin, bir süredir Bosna’da toplu mezarlardan ceset çıkaran bir kuruluşta çalışmaktadır. Türkiye’ye dönmesine günler kala Mostar Köprüsü’nde intihar etmeye çalışan Zrinka ile tanışır. Genç kadın savaş sırasında tüm yakınları kaybetmiş bir psikologtur. Bünyamin onu hayata geri döndürür ve Zrinka da onun psikolojik travmalarını çözmeye yardımcı olmaya başlar. İkisi arasında başlayan ve birbirlerine açıklamadıkları aşk, Bünyamin’i Hasankeyf’e dönüp ailesiyle yüzleşmeye iter. Bünyamin’den haber alamayan Zrinka da onu bulabilmek için Hasankeyf’e gittiğinde kendilerini ilginç gelişmeler içerisinde bulurlar.”

ask-aglatir‘AŞK AĞLATIR’
Romantik-dram türündeki ”Aşk Ağlatır” filminin senaristliğini ve yönetmenliğini Mehmet Taşdiken yaptı.

Hüzünlü bir aşk hikayesini, hastalık, ihanet ve acı ekseninde ele alan filmin başrollerini Melih Selçuk ve Ceyda Ateş paylaşıyor.

‘ŞEVKAT YERİMDAR’
Komedi türündeki ”Şevkat Yerimdar” filminin yönetmen koltuğunda Bülent İşbilen oturuyor.

Başak Parlak, Özgürcan Çevik, Tarık Papuçcuoğlu, Cezmi Baskın’ın oyuncu kadrosunda bulunduğu filmde, Balat’taki yumurtacı dükkanına arabasıyla giren Şevkat Yerimdar’ın yaşadıkları ve değişen hayatı anlatılıyor.

‘ARADA KALAN’
Yönetmenliğini Scott Mcgehee ve David Siegel’in yaptığı ABD yapımı “Arada Kalan” filminin senaryosunu Carroll Cartwright, Nancy Doyne kaleme aldı.

Julianne Moore, Alexander Skarsgard, Steve Coogan, Emma Holzer ve Samantha Buck’ın rol aldığı dram türündeki filmde, New York’ta yaşayan boşanmış bir ailenin küçük kızı olan Margo’nun hayatındaki değişiklikler işleniyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘KAPTAN PHILLIPS’
captain-phillps
Hikayesini 2009’da yaşanan gerçek bir olaydan alan “Kaptan Phillips” filminin yönetmenliğini Paul Greengrass üstlendi.

ABD yapımı dram türündeki filmde, Tom Hanks, Catherine Keener, Corey Johnson, Max Martini ve John Magaro izleyici karşısına çıkacak.

Filmde, “Maersk Alabama” adlı yük gemisinin Somalili korsanlar tarafından rehin alınması anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘BAŞKA SÖZE GEREK YOK’
Yönetmen koltuğunda Nicole Holofcener’ın oturduğu “Başka Söze Gerek Yok” filmi, komedi severleri salonlara çekmeyi hedefliyor.

Catherine Keener, Toni Collette, James Gandolfini, Julia Louis-Dreyfus ve Ben Falcone’ın oynadığı ABD yapımı filmin konusu şöyle:

“Kızına düşkün Albert, eşinden yeni boşanmıştır, tıpkı masöz Eva gibi. Bir partide tanışan Eva ve Albert, yakınlaşmaya ve sonunda görüşmeye başlarlar. Ne var ki, Eva’nın arkadaş olduğu bir kadın müşterisi, bu tatlı denklemi altüst edecektir: Albert hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri anlatacak olan bu kadın, Albert’ın eski eşidir…”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

GÖSTERİMDEKİ FİLMLER

PARANOYA
paronaya-Gary-Oldman-Josh-Holloway
Hollywood’un tanınan oyuncuları Gary Oldman ve Josh Holloway’in başrollerde yer aldığı ‘Paranoya’, haftanın merakla beklenen filmlerinden biri olarak dikkati çekiyor. Amerika-Fransa ortak yapımı filmin yönetmen koltuğunda, Robert Luketic oturuyor. Amber Heard, Harrison Ford ve Liam Hemsworth’un da oyunculuklarıyla katkı verdiği filmin senaryosunda Jason Dean Hall, Barry Levy ve Joseph Finder’in imzası bulunuyor. Filmin özeti şöyle: Adam Cassidy (Liam Hemsworth) haberleşme devi Wyatt Corporation’da yükselmeye çalışan hırslı bir teknoloji uzmanıdır. Adam, yaptığı büyük bir hatadan sonra CEO Nicholas Wyatt’ın (Gary Oldman) şantajına maruz kalır. Adam’dan Firmanın en büyük rakibi olan ve Wyatt’ın eski akıl hocası Jock Goddard (Harrison Ford) tarafından yönetilen başka bir firmaya giderek casusluk yapması istenmektedir. Adam, kendisini kısa süre sonra hayalindeki hayatı yaşarken bulur. Ancak bu görüntünün arkasında Wyatt’ın güç oyununda sadece bir piyondur ve milyar dolarlık avantajını koruyabilmek için asla durmayacak olan patronundan kurtulmanın bir yolunu bulmak zorundadır.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

BURAYA KADAR
Haftanın komedi türündeki filmi ‘Buraya Kadar’ın yönetmenliğini Seth Rogen ve Evan Goldberg üstlenirken, başrollerinde ünlü aktrit Emma Watson, James Franco, Rihanna, Jason Segel, Seth Rogen bulunuyor.

Yaşanan garip felaket olaylarıyla yıkılan Los Angeles kentinde, altı arkadaşın bir evde mahsur kalmalarını ve yaşadıklarını konu alan filmde, kaderleriyle arkadaşlıkları kesişen 6 kişi, esaretten kurtulmanın gerçek anlamıyla yüzleşmek zorunda kalacak.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

SON AŞK
Sandra Nettelbeck’in yönetttiği ‘Son Aşk’ın oyuncu kadrosu Michael Caine, Clemence Poesy, Gillian Anderson, Jane Alexander ve Justin Kirk’ten oluşuyor.

Filmin senaryosunu ise yönetmen Nettelbeck ve Françoise Dorner yazdı. Paris’te yaşayan ve yalnız bir adam olan Matthew Morgan’ın hikayesini konu alan filmin hikayesi özetle şöyle: Matthew Morgan, bir tesadüf sonucu Pauline ile tanışır ve yaşama gücünü yeniden kazanır. Birlikte gerçek dostluk ve içten bir ilişkiye adım atan ikili, bu süreçte aile olmanın değerini de anımsar. Pauline bir araba kazasında ailesini kaybetmiş ve bu acı olayın sonrasında asla başka biriyle birlikte kendini güvende hissedememiştir. Matthew ise karısının ölümünden sonra çocuklarıyla sarsıcı sorunlar yaşamıştır. Pauline, Matthew’un bu sorunlarının neden olduğu son derece trajik bir olaya tanık olur ve Matthew ve oğlu Miles’ın arasındaki problemleri çözmeye karar verir.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

ONUR SAVAŞI
Bir Danimarka yapımı olan ‘Onur Savaşı’ adlı filmin yönetmenliğini Thomas Vinterberg üstlendi. Ağırlıklı olarak Danimarkalı oyunculardan oluşan kadroda Mads Mikkelsen, Thomas Bo Larsen, Annika Wedderkopp, Troels Thorsen ve Soren Ronholt bulunuyor. Lucas’ın geçirdiği zor boşanma süreci ve ardından yaşadıklarını konu alan filmde Lucas’ın hayatını düzene koyabilme çabaları yer alıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

kesisen-hayatlarKESİŞEN HAYATLAR 
Hırvatistan, Sırbistan, Slovenya, Almanya ve Fransa ortak yapımı filmin yönetmenliğini Srdan Golubovic yaptı. Leon Lucev, Boris Isakovic, Nebojsa Glogovac, Emir Hadzihafizbegovic ve Jasna Djuricic’in başrollerinde yer aldığı filmin konusu özetle şöyle: Bosna Savaşı sırasında Sırp askeri Marko, silah arkadaşlarının Müslüman bir sivile yaptığı kötü muameleyi durdurmaya çalışırken kendi hayatını tehlikeye atar. Aradan 12 yıl geçer, savaş biter fakat Marko’nun kötü sonuçlanan bu kahramanca hareketinin, babası, nişanlısı, en yakın arkadaşı ve yardım ettiği adamda açtığı derin duygusal yaralar kapanmaz. Aksine bu kadar zaman sonra hepsi bir kez daha bu acı olayla yüzleşmek zorunda kalacak ve bunun onlarda bıraktığı derin izlerle başa çıkmaya çalışacaklardır.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

SEV BENİ
Filmin yönetmenlik koltuğunu Mehmet Bahadır Er ve Maryna Er Gorbach paylaşıyor. Ushan Çakır, Viktoria Spesivtseva, Güven Kıraç, Yavuz Bingöl ve Murat Şeker’in başrollerinde yer aldığı filme mekan olarak Kiev ev sahipliği yaptı. Filmin hikayesi şöyle: Cemal çıktığı yurt dışı seyahatinde genç ve güzel Sasha’yla tanışır, geceyi beraber geçirmek için gece kulübünden ayrılan ikilinin beraberlikleri alışılmışın dışında devam eder. Beyaz Şehir Kiev’in eşsiz güzelliğinde Sasha ve Cemal başlarına gelen zorluklarla mücadele ederken birbirlerini tanır, etkilenirler. Aşk onları beklemedikleri bir zamanda yakalar, her şeye sıfırdan başlamak için ellerine bir şans geçiren ikili birbirlerine söyleyemedikleri gerçekleri aşma konusunda çaba harcayacak.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

GÖZÜMÜN NURU
Melik Saraçoglu ve Hakki Kurtuluş yönetmenlik becerilerini konuştururken, Ahmet Saraçoğlu ile Melik Saraçoglu da oyunculuklarıyla sinemaseverlerin beğenisini bekleyecek. Genç bir sinema sevdalısının film yapma hevesini konu alan filmde üst üste iki retina dekolmanı geçiren ve kör olmanın kıyısından dönen yönetmen adayının 40 günde yaşadıkları anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘YERÇEKİMİ’
Alfonso Cuaron’un yönetmen koltuğunda oturduğu “Yerçekimi” filminde, Sandra Bullock ve George Clooney izleyici karşısına çıkıyor.

Bilim-kurgu türündeki ABD yapımı filmin konusu şöyle:

“Önceleri normal görünen görevde felaketle birlikte uzay gemisi harap olmuş, ilk uzay görevindeki zeki tıp mühendisi Stone ile son görevine çıkan tecrübeli astronat Kowalsky yalnız kalmışlardır. Birbirlerinden başka dayanakları kalmayan ikili uzayın derinliklerinde kaybolmuşlardır. Derin sessizlik onlara dünyayla bütün ilişkilerinin kesildiğini ve kurtulma şanlarının kalmadığını söylerken, eve dönmenin tek yolu uzayın daha da derinliklerine inmektir.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘USTURA DÖNÜYOR’
Ustura-Donuyor
Robert Rodriguez’in yönettiği “Ustura Dönüyor” filmi, sinemaseverlerle buluşacak.

ABD yapımı aksiyon-gerilim türündeki filmde, Danny Trejo, Mel Gibson, Jessica Alba, Alexa Vega, Charlie Sheen rol alıyor.

Filmde, ABD’nin onur listesinde yer alan eski ajan Machete Cortez’in yeni görevi için Meksika’ya gönderilmesi sonucu yaşanan gelişmeler anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘KELEBEĞİN RÜYASI’
Türkiye’nin Oscar aday adayı olan “Kelebeğin Rüyası” filmi, yeniden sinemaseverlerle buluşuyor.

Yönetmenliğini ve senaristliğini Yılmaz Erdoğan’ın yaptığı filmde, Erdoğan’ın yanı sıra Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat, Belçim Bilgin ile Farah Zeynep Abdullah rol alıyor.

Çekimleri Zonguldak ve İstanbul’da gerçekleştirilen dram türündeki filmin konusu şöyle:

”Zonguldak’ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadır. Belediye Başkanının kızı Suzan’ın Zonguldak’a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer’in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940’lı yılların vebası olan verem, iki genci ve insanlığı git gide tehdit etmektedir.”

‘KALBİM SENDE’
“Kalbim Sende” filmi, komedi severleri salonlara çekmeyi hedefliyor.

ABD yapımı filmin yönetmenliğini ve senaristliğini Joseph Gordon-Levitt üstlendi.

Joseph Gordon-Levitt, Scarlett Johansson, Julianne Moore, Tony Danza, Brie Larson’ın oynadığı filmde, bir adamın bir gece kulübünde tanıştığı kadını elde etmek için verdiği mücadele izlenebilecek.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘SON DURAK’
Yönetmenliğini ve senaristliğini Ryan Coogler’ın yaptığı “Son Durak” filmin oyuncu kadrosunda Chad Michael Murray, Kevin Durand, Octavia Spencer, Melonie Diaz, Michael B. Jordan yer alıyor.

Dünya prömiyeri 2013 Sundance Film Festivali’nde gerçekleştirilen filmde, birkaç genç siyahi adamın San Francisco kentinin Oakland bölgesinde yer alan “Fruitvale” adlı geçiş istasyonunda protesto eylemi yapması ve sonrasında yaşanan olaylar konu ediliyor.

‘MOEBIUS’
Ki-duk Kim’ın yönettiği “Moebius” filminde, bir kadının, kendisini aldatan kocasından intikam almak için yaptıkları izlenebilecek.

Güney Kore yapımı dram-gerilim türündeki filmde, Jo, Jae-hyeong, Eun-woo Lee, Young-ju Seo rol alıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘İKİ KAFADAR: CHINESE CONNECTION’

Haftanın yerli yapıtları arasında “İki Kafadar: Chinese Connection” filmi yer alıyor.

Komedi türündeki filmin yönetmen koltuğunda Ömer Gökhan Erkut oturuyor. Filmin oyuncuları arasında İlker Aksum, Murat Akkoyunlu, Settar Tanrıöğen, Gökçe Özyol ve Öykü Çelik bulunuyor.

Senaryosunu Kaan Ertem’in kaleme aldığı filmin konusu şöyle:

“Mahmutpaşa Pasajı’nda girdikleri her işi batıran iki kafadar son çare olarak tefeciden borç alırlar ve tablet işine girerler. Fakat bu tabletler büyük dolandırıcıların GDO’lu mal sevkiyatlarında kullanılmaktadır. İki kafadar bu gerçeği öğrendiklerinde her şey için çok geç olacaktır. Gerçek bir kovalamacanın içine düşen ikilinin komik ve sürekli aksiyon dolu hikayesi, aşk, dostluk ve mafya üçgeninde birçok isimle kesişecektir.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘RIDDICK’
Bilim kurgu, aksiyon ve fantastik türündeki “Riddick” filminin yönetmenliğini  David Twohy üstlendi.

Senaryosunu Jim Wheat ve Ken Wheat’in kaleme aldığı filmde, güneşin kavurduğu bir gezegende ölüme terk edilen Riddick’in, kendini yırtıcı bir uzaylı türüyle karşı karşıya bulması ve başından geçenler konu edilliyor.

Filmde, Vin Diesel, Karl Urban, Katee Sackhoff, Nolan Gerard Funk ve Jordi Molla rol alıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ÇILGIN HIRSIZ 2’
Animasyon ve komedi türündeki “Çılgın Hırsız 2” filminin yönetmenliğini, Pierre Coffin ve Chris Renaud birlikte yaptı.

Orijinal seslendirme kadrosunda Al Pacino, Jason Segel’in yer aldığı filmde, Steve Carell, Kristen Wiig, Russell Brand rol alıyor.

Sinemaseverlerle 2010’da buluşan “Çılgın Hırsız”ın devamı olan filmin konusu şöyle:

“Eski süper kötü Gru, suç dolu geçmişini bir kenara bırakır ve evlatlık edindiği kızları Margo, Edith ve Agnes ile birlikte sakin bir hayata adım atar. Gru, kurduğu işiyle ve ailesiyle vaktini geçirirken, bazı gizemli olaylar yaşanmaya başlar. Anti-Villain League isimli son derece gizli bir örgüt, Gru’yu tehlikeli bir olayı araştırması için göreve çağırır ve ona bu görevde Minyonlar’ın yanı sıra bu organizasyonun en iyi ajanı olan Lucy de yardım edecektir. Gru artık iyi adamlarla anlaşma imzalamış ve dünyanın kurtuluşu için mücadele eden birine dönüşmüştür. Lucy ile birlikte kötücül bir süper gücün peşine düştükleri bu avda, çeşitli suçlularla da mücadele etmek zorunda kalacaklardır.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ZAMANDA AŞK’
Yönetmen koltuğunda Richard Curtis’in oturduğu “Zamanda Aşk” filminde ailesiyle birlikte sıra dışı bir yeteneğe sahip olan genç yaştaki Tim Lake’in, başından geçenler anlatılıyor.

Bilim kurgu, dram ve komedi türündeki filmin oyuncuları arasında Rachel McAdams, Bill Nighy, Lee Asquith-Coe, Domhnall Gleeson, Catherine Steadman bulunuyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘AŞKIN YOLU’
Amerikalı aktör Sam Jaeger’ın yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı “Aşkın Yolu” filmi, komedi ve romantizm tutkunlarıyla buluşacak.

Bree Turner, Victor Garber, Michelle Krusiec, Cristine Rose, Lin Shaye’in rol aldığı filmin konusu ise şöyle:

“Thom işsiz ve beş parasız kaldıktan sonra kirasını bile ödemeyecek duruma gelir ve kısa süreli çözüm olarak illegal yollardan taksicilik yapmaya başlar. Başarılı ve hali vakti yerinde bir iş kadını olan Claire ile tanışması da bu sayede gelişir. Sorunlu bir evlilik dönemini atlatmaya çalışan Claire, babasının hastaneye kaldırıldığı haberini aldıktan sonra kendisini Thom’un taksisinde bulur. Hastaneye yetişmeye çalışan Claire taksiye binip Thom’a sadece sürmesini söyler ve içi geçer. Uyandığında bambaşka bir rotada ilerlerlediklerini fark eden kadın çılgına döner ve aralarında bir tartışma başlar. Zamanla bu gergin atmosfer, iki yetişkinin birbirini tanımaya ve anlamaya çalıştıkları sade bir yol hikayesine dönüşür.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘GÜNCE’
Hüseyin Namık Üstünel’in kaleme aldığı, Mete Şener ve Kemal Uzun’un birlikte yönettiği “Günce” filminin çekimlerinde İstanbul’un farklı semtleri kullanıldı.

Bir baba ile kızı arasındaki ilişkinin üzerinden hayata dair önemsenmeyen ya da fark edilmeyen detayları irdeleyen filmin oyuncu kadrosunda Cemal Hünal, Nisa Melis Telli, Ayça Varlıer ve Haluk Levent  bulunuyor.

‘VAY BAŞIMA GELENLER’
Semra Dündar’ın yönetmenliğini üstlendiği “Vay Başıma Gelenler” filminin çekimleri, İstanbul ve Bergama’da gerçekleşti.

Klarnet virtözü Hüsnü Şenlendirici ile Metin Keçeci, Merve Altınkaya, Sinan Bengier ve Oya Aydoğan’ın rol aldığı komedi türündeki filmin konusu şöyle:

“Ailesi Bergamalı, kendisi ise doğma büyüme İstanbullu olan Murat, en iyi arkadaşı Meto ile birlikte köşeyi dönüp zengin olmanın hayalini kurar. Bir gün hayatta olduğunu bile bilmediği dedesinin hapisten çıktığını öğrenir ve bu haber onu bir gömü haritasının peşinden Bergama’ya sürükler. Tabii yanına kankası Meto’yu da alır ama başlarına gelecek maceralardan haberleri yoktur.”

BENİMLE OYNAR MISIN   
Haftanın yerli yapımlarından yönetmenliğini Aydın Bulut’un üstlendiği ‘Benimle Oynar mısın’ izleyiciyle buluşacak. Oyuncu kadrosunda Uğur Polat, Eyşan Özhim, Rüzgar Boyle, Ertan Saban, Arif Erkin’in yer aldığı filmin senaryosunu Eyşan Özhim ve Aydın Bulut kaleme aldı.

Talihsiz bir olay sonrasında ceza alarak hapishaneye gönderilen Sibel, sekiz yıllık mahkumiyetin ardından özgürlüğüne kavuşur. İlk işi ise bu süreçte yetimhanede barınan kızı Rüya’ya tekrar kavuşmaktadır. Kızını yanına alıp doğduğu günden bu yana yaşadığı Beşiktaş semtinden, Antalya’ya taşınmayı planlar. Ne var ki Rüya’nın bu güzel semti bırakmaya niyeti yoktur. Zira Rüya annesinin yokluğunda Beşiktaş’a sımsıkı sarılmış ve büyüdüğünde Beşiktaş’ta futbol oynayan bir oyuncu olmanın hayallerini kurar olmuştur. Bu nedenle annesiyle başka bir şehre taşınmayı istemeyen Rüya’nın acil olarak yapması gereken daha önemli bir iş vardır: Annesinin hapse düşmesine neden olan babasını bulmak…. Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı’nın önemli bir yer tuttuğu film, İnönü Stadı’nda çekilen son film olma özelliği de taşıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

MAVİ YASEMİN
Woody Allen’ın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği ‘Mavi Yasemin’ filminde, Cate Blanchett, Alec Baldwin, Peter Sarsgaard, Charlie Tahan, Sally Hawkins gibi isimler rol alıyor.

Dram-komedi türündeki filmin özeti şöyle: New York’lu çekici ve göz alıcı bir ev kadını, son derece gösterişli bir yaşam sürmektedir. Ancak parasını bu denli cömertçe harcaması nedeniyle büyük bir mali krizin içine sürüklenir ve iflas etmenin eşiğine gelir. Tek çıkış yolu ise San Francisco’da tanıştığı ve kendisine finansal anlamda yardım edeceğini düşündüğü adamı bulmak için San Francisco’ya gitmektir.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

MALAVİTA: BELALI TANIK
Yönetmenliğini ve senaristliğini Luc Besson’ın yaptığı ‘Malavita: Belalı Tanık’ filminde Robert De Niro, Michelle Pfeiffer, Tommy Lee Jones, Dianna Agron, David Belle gibi oyuncular izleyici karşısına çıkacak. Amerikan ve Fransız ortak yapımı filmde, The Manzoni ailesinin diğer aileler tarafından ölüm tehditleri aldıktan sonra koruma programına katılmaları ve Fransa’ya yerleştirilmeleri anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

BÜYÜK KUMAR
Haftanın yabancı filmleri arasında yer alan ‘Büyük Kumar’ filmini Brad Furman yönetti. Amerikan yapımı dram-gerilim türündeki filmin oyuncu kadrosunda, Ben Affleck, Justin Timberlake, Gemma Arterton, Anthony Mackie, Dayo Okeniyi yer alıyor. Filmde, Princeton Üniversitesi son sınıf öğrencisi Richie’nin okulu için kullanması gereken tüm parasını online poker oynatan yasadışı bir kumar sitesinde harcaması sonucu gelişen olaylar izlenebilecek.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

KARNAVAL
Yönetmen koltuğunda Can Kılcıoğlu’nun oturduğu ‘Karnaval’ filminde Tülin Özen, Serdar Orçin, Sait Genay, İpek Bilgin ve Vedat Erincin rol alıyor. Can Kılcıoğlu’nun senaristliğini de üstlendiği filmin konusu şöyle: 30’lu yaşlardaki Ali, babasıyla yaşadığı sorunlar nedeniyle evden kovulur ve arabada yaşamaya başlar. Bu süreçte tek derdi hayatını sürdürebileceği düzenli bir işe girebilmektir. Tam da bu sırada halı yıkama makinesi pazarlamacısı olma şansını elde eder. Sonrasında tesadüf eseri karşılaştığı Demet  ile arasında gelişenler sayesinde hayallerini gerçekleştirme fırsatını yakalarlar.
Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

3 KADIN 3 KADER
Faik Ahmet Akıncı’nın yönettiği ‘3 Kadın 3 Kader’ filminde Esma Ünal, Aleyna Eroğlu, Meltem Telli izleyici karşısına çıkacak. Birbirinden farklı üç kadının kaderlerinin hikayesi ekseninde gelişen
filmde, kadına karşı şiddet konu ediliyor.

ÖYLE SEVDİM Kİ SENi
Yönetmenliğini ve senaristliğini Orhan Tekeoğlu’nun yaptığı ‘Öyle Sevdim Ki Seni’, dram severleri salonlara çekmeyi amaçlıyor. Kayhan Yıldızoğlu, Oktay Gürsoy, Duygu Yıldız, Alma Terzic, Tevfik Erman Kutlu’nun izleyici karşısına çıkacağı filmde, 1900’lü yılların başlarında Trabzon-Gümüşhane sınırına yakın bir yerleşim alanı olan Santa’dan Yalta’ya taş ustası olarak giden Yakup Usta’nın torunu Olga’nın, çalışmak için 1997’de Trabzon’a gitmesi ve sonrasında gelişen olaylar ele alınıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

KATLİAM GECESİ
Gerilim ve korku türündeki ‘Katliam Gecesi’ filminin yönetmenliğini Adam Wingard üstlendi. Oyuncuları arasında Sharni Vinson, Barbara Crampton, Wendy Glenn, Margaret Laney, Ti West’in yer aldığı filmde, katillerden oluşan maskeli bir çetenin Davison ailesinin bir toplantılarını basması konu ediliyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘DIANA’
Paris’te 1997 yılındaki trafik kazasında hayatını kaybeden Galler Prensesi Diana’nın yaşamının son iki yılına ışık tuttuğu belirtilen “Diana” filmi, bu hafta izleyiciyle buluşuyor.

Yönetmenliğini Oliver Hirschbiegel’in üstlendiği ABD yapımı filmde, Galler Prensesi Diana’yı Akademi ödüllü Naomi Watts canlandırıyor. Filmde Watts, başrolü Amerikan televizyon dizisi “Lost”taki Sayid Jarrah rolüyle popüler olan Naveen Andrews ile paylaşıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ZAFERE HÜCUM’
Yönetmenliğini Oscar ödüllü Ron Howard’ın, senaristliğini Peter Morgan’ın yaptığı “Zafere Hücum” filmi, Formula 1 yarışçıları James Hunt ve Niki Lauda arasındaki rekabeti anlatıyor.

Filmde, Chris Hemsworth “karizmatik” İngiliz James Hunt, Daniel Brühl ise “disiplinli ve mükemmeliyetçi” Avusturyalı Niki Lauda rolünde izleyici karşısına çıkıyor.

Aksiyon, biyografi ve dram türündeki ABD yapımı film, yarış pistindeki çekişmeleri, bu iki sıra dışı karakter arasındaki farkı seyirciye aktarıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘VAMPİR KIZ KARDEŞLER’
Franziska Gehm’in romanından sinemaya uyarlanan “Vampir Kız Kardeşler” ise haftanın fantastik komedi filmi.

Filmde, Christiane Paul, Marta Martin, Richy Müller, Jonas Holdenrieder, Laura Antonia Roge rol alıyor.

Yönetmenliğini Wolfgang Groos’ın üstlendiği Alman yapımı filmin konusu özetle şöyle:

“12 yaşındaki vampir kız kardeşler Silvania ve Dakaria, evleri Transylvania’dan ayrılıp Almanya’nın bir kasabasına taşındıklarında büyük bir sorunla karşılaşırlar. Öncelikli sorunları insanların arasında yaşamayı öğrenecek olmalarıdır. Sadece geceyarısından sonra uçabilmekte ve süper güçlerini kullanamamaktadırlar. İnsanların arasında yaşamayı istemeyen Dakaria evlerine geri dönmeleri konusunda ısrar ederken, Silvania bu insancıl yaşama ayak uydurmaya çalışmayı tercih etmektedir. Okul yaşamları oldukça zorlu bir şekilde devam ederken, sürekli beklenmedik sorunlarlarla karşılaşmaktadırlar. Özellikle de komşularından birinin Dirk van Kombast isimli bir vampir avcısı olması işleri iyice zorlaştırır.”

‘ALEX CROSS’
Polisiye, macera ve gerilim türündeki ABD yapımı “Alex Cross” filminin yönetmen koltuğunda Rob Cohen oturuyor.

Tyler Perry, Edward Burns, Matthew Fox, Carmen Ejogo, Cicely Tyson’un rol aldığı filmde, psikoloji eğitimi almış cinayet masası dedektifi Dr. Alex Cross’un bir yakınının öldürülmesi üzerine katilin peşine düşmesi sonucu yaşanan olaylar konu ediliyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘MERYEM’
“Mommo-Kız Kardeşim” filmiyle beğeni toplayan yönetmen Atalay Taşdiken’in “Meryem” filmi seyirciyle buluşacak.

Taşdiken’in yapımcılığını ve senaristliğini de üstlendiği filmde, İsmail Hacıoğlu, Zeynep Çamcı, Mustafa Uzunyılmaz, Mehmet Usta ve Zerrin Sümer rol alıyor.

Dram türündeki filmin konusu şöyle:

“17- 18 yaşlarında, güzelliğiyle tüm kasabanın ilgisini çeken Meryem’e aynı kasabada yaşayan ve oğulları İstanbul’da çalışan bir aile talip olmuş ve 10 gün içerisinde nişan, kına gecesi ve düğün yapılmıştır. Meryem’in kocası Mustafa, düğünden ancak birkaç gün önce gelmiş ve 6 gün evli kaldıktan sonra ‘bir düzen kurar, seni de İstanbul’a alırım’ diyerek yaşadığı şehir olan İstanbul’a dönmüştür. Kayınvalidesi ve kayınpederi ile yaşamaya başlayan Meryem, bir yandan hasret çekerken, bir yandan da umudunu korumaktadır. En önemlisi de evin her türlü hizmetini görmeyi görev saymıştır kendine. Çünkü o evde gelin olarak bulunmasının asıl nedeni iyi hizmet etmesi içindir. Meryem bir yandan da çocuk yapamadığı için üstü örtülü bir dille suçlanmaktadır. Bu arada beklenmedik bir gelişme olur. Askere gitmeden önce Meryem’e aşık olan Murat, terhis olup gelir. Ancak gelen Murat, giden Murat değildir. Askerde yaşadıkları ona ağır gelmiş, uzun süre psikolojik tedavi görmüştür. Murat’ın gelişiyle Meryem’in hayatı değişecektir.”

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘MENEKŞE’DEN ÖNCE’
menekseden_once_belgesel_film
Gazeteci-yazar Soner Yalçın’ın yönetmen koltuğunda oturduğu “Menekşe’den Önce” belgesel film, haftanın yerli yapımları arasında yer alıyor.

Belgesel filmde, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan olaylar, Madımak Oteli yangınında hiç görmediği ablası Menekşe ve ağabeyi Koray Kaya’yı yitiren Menekşe’nin gözünden anlatılıyor. Filmde, Menekşe’nin, kendisi doğmadan hayatlarını kaybeden ağabeyi ve ablasının ölümünü araştırırken, tanıklarla bir araya gelmesi izlenebilecek.

Belgesel filmin müzikleri, Fazıl Say imzası taşıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

Kaynak : [-]

Beyoğlu Cinemajestic’te gerçekleştirilen ve ücretsiz olarak izlenebilecek festivalin açılışına yüzlerce kişi katıldı.

“Baskın” filminin yönetmeni Can Evrenol, ilk gösterimin ardından seyircilerin sorularını yanıtlarken, Athena grubundan Gökhan ve Hakan Özoğuz, oyuncu Hatice Arslan ile Ushan Çakır da salondaki yerlerini aldı.
fantasturka-2013-afiş
Evrenol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, korku temalı Baskın filmini çekerken 2000-2010 dönemi Fransız sinemasının etkisi altında kaldığını belirterek, gişeden hiçbir beklentisi olmadan filmin devamını çekebilmeyi temenni ettiğini söyledi.

turist-ömer-uzay-yolundaFilmle ilgili Türkiye’den bir beklenti içine girmediğini dile getiren Evrenol, “Baskın“ın yurtdışında pek çok festivale katıldığını, Londra ve Teksas’ta gösterildiğini, gelecek hafta da Barselona’da izlenebileceğini bildirdi.

Gökhan Özoğuz da Evrenol‘un filmlerine hayran olduğuna değinerek, Türk sinemasında ve kültüründe farklı noktalara dokunan iyi bir örnek oluşturduğunu kaydetti.

2013-Fantasturka-2013Festivalden önce biraz bilgi:

İlki, Ankara Kısa Filmciler Derneği tarafından 2011 yılında Ankara’da düzenlenen “Fantasturka – Türk İşi Fantastik Filmler Festivali” bir yıllık aradan sonra, Fantastik Türk Sineması’ndaki yolculuğuna devam ediyor.

19 – 22 Eylül 2013 tarihleri arasında İstanbul – Beyoğlu’nda Majestic Sineması’nda düzenlenecek olan festival, geleneksel olarak düzenlenmeye devam edecek.

Türk Sineması’nın Kayıp Filmleri İlk Kez İzleyici ile Buluşacak!

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı, Sinema Genel Müdürdüğü tarafından Türk Sineması’nın 100. yılı öncesinde oluşturulması planlanan Türk Sineması Film Arşivi; geçmişte her biri çok büyük maddî ve manevî zorluklar eşliğinde çekilen bilim-kurgu, korku, gerilim, polisiye, western, kahramanlık fantazisi türlerindeki Fantastik Türk Sineması’nın kayıp filmleri de FANTASTURKA ile birlikte hem ilk kez seyirciyle bulaşacak ve hem de Türk Sineması’nın 100 yıllık birikimi festival içerisinde yer alacak. Örneğin; Yönetmen Oksal Pekmezoğlu’nun, Lee Falk’ın çizgi kahramanı sihirbazlar Kralı ile Kiling fotoromanının Türk  uyarlaması 1967 yapımı filmi Sihirbazlar Kralı Mandrake Klink’in Peşinde ilk kez izleyici ile buluşacak.

Fantasturka’dan Atinalı Dosta “Ahde Vefa”

2011 yılında karikatürist ve kısa filmci Metin Demirhan anısına ithaf edilen 1. Türk İşi Fantastik Filmler Festivali’nde, Vassilis Barounis’e ‘Onur Ödülü’ verilmişti. Kanser hastası olan Vassilis Barounis festivale katılamamış, festivale katılan ve kendisi de ödül alan Kunt Tulgar, Vassilis Barounis’i Atina’da ziyaret edip ödülünü ailesine teslim etmişti. Festivalin düzenlemesinin hemen ardından hayata veda eden Vassilis Barounis; Fantastik Türk Sineması’na çok değerli katkılar yapan; 2000’li yılların başlarından bu yana, Türk sinemasının 1950- 1980 arasına dönemine ait bir düzineden fazla “kayıp” filmi kendi imkânlarıyla yok olmaktan kurtarmış ve arşivlere kazandırmış bir Fantastik Türk Sineması aşığı. Bu yıl 2’inci kez düzenlenecek festival, Fantastik Türk Sineması’nın kadim dostu Vassilis Barounis anısına düzenlenecek.

Türk Sineması’nın Değerli İsimleri Fantasturka’da!

3dev_adam_afişBu yıl Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’in ve Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle 2. kez düzenlenecek olan Fantasturka- Türk işi Fantastik Filmler Festivali Danışma ve Onur Kurulu’nda PToT Film’in sahibi yönetmen Şebnem Kitiş, sinema yazarı ve TV programcısı Ege Görgün, görüntü yönetmeni Aras Demiray, araştırmacı gazeteci Ali Murat Güven ve Fanatik Film sahibi Nejdet Arkın yer alacak. Ayrıca festivalde Yeşilçam’a yaklaşık 40 yıl boyunca büyük emekleri geçmiş yapımcı, yönetmen ve senaristlerde festivalin son günü onurlandırılacak. Tüm gösterimlerin ücretsiz yapılacağı festivalde, panel, atölye ve gala gibi tamamlayıcı etkinliklerde yer alacak.

Festival Film Programı Belli Oldu!

3-dev-adamBu yıl festivalde 2 Kısa Film ve 14 Kült Fantastik Türk Filmi yer alacak. Gösterilecek kısa filmler arasında, Can Evrenol– “Baskın” ve Tan Tolga Demirci – “Enterchat” filmleri yer alacak. Festivalin uzun metraj programında ise, 1953- 1994 yılları arasında çekilen 14 Fantastik Türk Filmi yer alacak. Gösterilecek filmler ise alfabetik sıraya göre şöyle:

3 Dev Adam
Aybiçe Kurt Kız
Drakula İstanbul’da
Dünyayı Kurtaran Adam
Korkusuz Kaptan Swing
Karanlık Sular
Klink Süpermen’e Karşı
Sihirbazlar Kralı Mandrake Klink’in Peşinde
Ölüler Konuşmaz ki
Pamuk Prenses ve 7 Cüceler
Süpermen Dönüyor
Tarzan İstanbul’da
Turist Ömer Uzay Yolunda
Yılmayan Şeytan
.

Festivalde film gösterimlerinin yanı sıra film yönetmenleri, yapımcıları ve sinema yazarları ile çeşitli söyleşiler gerçekleştirilecek.

 

18.İzmir Kitap Fuarı bu sene 400 bin ziyaretçi hedefiyle kapılarını açıyor

18.izmir kiatp fuarı

TÜYAP‘ın Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle bu sene on sekizincisini düzenleyeceği İzmir Kitap Fuarı, Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda yarın kitapseverlerle buluşacak.

9 gün açık kalacak ve 350 yayınevinin ve sivil toplum kuruluşunun katılacağı fuara bu yıl 400 bine yakın ziyaretçinin katılımı bekleniyor.

Yetişkinler ve çocuklar için düzenlenen 100’e yakın etkinlik, imza günü ve söyleşinin yapılacağı fuarda, 1 ve 2 numaralı hollerde her yıl olduğu gibi yetişkinler ve çocuklar için çeşitli yayınevlerinin stantları yer alırken, bu yıl ilk kez, 3. holde eğitim ve kaynak kitaplarla sınavlara hazırlık yayınlarının tanıtılıp satılacak.

ONUR KONUĞU AHMET CEMAL

İzmir Fuar Alanı’nda 28 Nisan’a kadar okurlarla buluşacak fuarın onur konuğu ise çevirmen ve yazarAhmet Cemal olacak.

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema ve Televizyon bölümü öğretim görevlisi, 1942 doğumlu Ahmet Cemal, Bertolt Brecht, Elias Canetti, Stefan Zweig, Ingeborg Bachmann, Paul Celan, Rainer Maria Rilke, Georg Trakl, Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, Georg Lukacs, Anna Seghers, Erich M. Remarque, Manes Sperber, Franz Kafka, Walter Benjamin, Robert Musil, Ernst Fischer, Octavio Paz ve E. H. Gombrich gibi birçok ünlü yazarın eserlerini Türkçe’ye kazandırdı.

Fuar etkinlik programını aşağıda bulabilirsiniz.

18. İZMİR KİTAP FUARI ETKİNLİK PROGRAMI

 

 

20 NİSAN 2013 CUMARTESİ

Konferans Salonu I

14.00-15.00
Söyleşi: “Benim Külrengi Zamanlarım”
Konuşmacılar: Ahmet Cemal, Enver Ercan
Düzenleyen: TÜYAP

15.15-16.15
Panel: “Küba’nın Başarısı ”Sosyalist Anayasa ”
Konuşmacı: Eks.Jorge Quesada Concepción
Düzenleyen: José Marti Küba Dostluk Derneği İzmir Şube

16.30-17.30
Söyleşi: “Gerçek Dünya, Sanal Politika”
Konuşmacı: Ercan Karakaş
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “21. Yüzyılda İşçi Sınıfı”
Konuşmacı: Haluk Yurtsever
Düzenleyen:  Yordam Kitap

Konferans Salonu II

14.00-15.00
Söyleşi: “Atatürk ve İslam”
Konuşmacılar: Anıl Çeçen, Ahmet Akgül
Düzenleyen: Togan Yayıncılık

15.15-16.15
Söyleşi: “Türkçe Konuşmak”
Konuşmacı: Gülgûn Feyman
Düzenleyen: İnkılâp Kitabevi

16.30-17.30
Söyleşi: “Zamana Karşı Orhan Kemal”
Konuşmacılar: Işık Öğütçü, Mazlum Vesek
Düzenleyen: Everest Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “Deftera Wenda-Kayıp Defter”
Konuşmalar: Ronî War, Receb Dildar
Düzenleyen: Ava Yayınları

 

Konferans Salonu III

14.00-15.00
Söyleşi: “Nihat Genç’le Söyleşi”
Konuşmacı: Nihat Genç
Düzenleyen: Kırmızı Kedi

15.15-16.15
Söyleşi: “Metristepe Nasıl Metrestepe Oldu?”
Konuşmacı: Üstün Dökmen
Düzenleyen: Remzi Kitabevi

16.30-17.30
Söyleşi: “Faruk Dilaver “Yunus Emre’ye Dair”
Konuşmacı: Faruk Dilaver
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “Göc ve Avrupalı Olmak”
Konuşmacılar: Habib Bektas, Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: TÜYAP

19.00-20.00
Panel: “Başkanlık Sistemi ve Türkiye”
Yöneten: Devrim Barış Çelik
Konuşmacılar: Ercan Karakaş, Bülent Tezcan
Düzenleyen: SODEV

 

21 NİSAN 2013 PAZAR

Konferans Salonu I

 

11.00-11.45
Söyleşi: “Bakalım N’olacak?”
Konuk Yazarlar: Çiğdem Özelsancak Ataş, Fidan Çobanoğlu Kaplan
Yöneten: E. Pınar Ayçiçek
Düzenleyen: Top Yayıncılık, TAKEV Özel İlköğretim Okulu

12.00-13.00
Panel: “Kitapla Değişir Dünya”
Konuşmacılar: Ahmet Cemal, Faruk Duman
Yöneten: Hüseyin Çukur
Düzenleyen: José Marti Küba Dostluk Derneği İzmir Şube -Sol Gazetesi

13.15-14.15
Söyleşi: “Kendi Everest’inize Tırmanın”
Konuşmacı: Nasuh Mahruki
Düzenleyen: Alfa Yayınları

14.30-16.00
Söyleşi: “Sevdiğim Roman Kahramanları”
Konuşmacılar: Nilüfer Kuyaş, Faruk Duman, Mehmet Anıl, Sibel Türker, Cemil Kavukçu
Düzenleyen: Can Yayınları

16.15-17.15
Söyleşi: “Kürt Sorunu, Suriye ve Ortadoğu Denklemi”
Konuşmacı: Haluk Gerger
Düzenleyen: Yordam Kitap

17.30-18.30
Söyleşi: “Ölümünün 40.Yılında Kemal Tahir”
Konuşmacılar: Cengiz Yazoğlu, Sezai Coşkun, Korkut Tuna
Düzenleyen: İthaki Yayınları

18.45-19.30
Söyleşi: Şiir, Tanışmalar, Hatıralar
Konuşmacılar: Nesrin Kültür Kiraz, Sezai Sarıoğlu,  Eşber Yağmurdereli
Düzenleyen:  Kibele Yayınları

 

 

 

Konferans Salonu II

12.00-13.00
Söyleşi: “Hadi Konuşalım”
Konuşmacı: Esra Harmanda
Düzenleyen: Altın Kitaplar

13.15-14.15
Söyleşi: “Korku Çağında Edebiyat”
Konuşmacılar: Onur Behramoğlu, Kadir Aydemir
Düzenleyen: Yitik Ülke Yayınları

14.30-15.30
Söyleşi: “Kemalizm ve Kürt Sorunu
Konuşmacı: Osman Özarslan
Düzenleyen: Ceylan Yayınları

15.45-16.45
Panel:”Savaş Politikaları” Tartışmaları
Yöneten: Serhat Halis
Konuşmacılar: Ahmet Kale, Gülümser Seyitcemaloğlu
Düzenleyen: Sorun Yayınları Kolektifi

17.00-18.00
Söyleşi: “Stefan Zweig’i Çevirmek”
Konuşmacı: Ahmet Cemal
Düzenleyen: İş Kültür Yayınları

18.15-19.15
Söyleşi: “Ulusalcılık, İşçi Sınıfı Enternasyonalizmi ve 1 Mayıs”
Yöneten: Gürsel Köse
Konuşmacılar: Makum Alagöz, Abdullah Varl
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

 

Konferans Salonu III

12.00-13.00
Söyleşi: “Siyasetin Sefaleti”
Konuşmacı: Osman Pamukoğlu
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

 

13.15-14.15

Panel: “Barış Süreci ve Demokrasi”

Yöneten: Hakkı Ülkü

Konuşmacılar: Alaattin Yüksel, Levent Tüzel

Düzenleyen: SODEV

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Tarihin Işığında Günümüz Sorunları”

Konuşmacı: Erdoğan Aydın

Düzenleyen: Literatür

 

15.45-16.45

Söyleşi: “Aykırı Sorular”

Konuşmacı: Enver Aysever

Düzenleyen: Remzi Kitabevi

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Türkiye Nereye Gidiyor?”

Konuşmacı: Merdan Yanardağ

Düzenleyen: Destek Yayınları

 

18.15-19.15

Söyleşi: “Şeyh Bedrettin ve Pirenelilerin Lanetlileri”

Konuşmacı: Esat Korkmaz

Düzenleyen: TÜYAP-E Yayınları

 

22 NİSAN 2013 PAZARTESİ

Konferans Salonu I

12.00-13.00

Ekrem Güneş’le Söyleşi “ Okudukça Neler Değişir?”
Düzenleyen: Tudem Yayınları

13.15-14.15

Söyleşi: “Ergenliğin Zorlu Yollarını Resmeden Gençlik Romanı: Defne’yi Beklerken”

Konuşmacı: Aslı Der
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Kaptan’ın Zekâ Oyunları”

Konuk Yazar: Nevzat Erkmen

Yöneten: E. Pınar Ayçiçek

Düzenleyen: Top Yayıncılık, Özel Ege Lisesi

 

15.45-16.45

Panel: “Edebiyatta Yaratıcılık”

Yönlendirici: Hülya Soyşekerci

Konuşmacılar: Yusuf Alper, Levent Mete, Yılmaz Okyay

Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği

 

17.00-18.00

Panel: “’Kent ve Edebiyat Dili ve İzmir’

Yöneten: Tekin Sönmez

Konuşmacılar: Mehmet Güler, Ahmet Özer, Hasan Kantarcı

Düzenleyen: Nis Medya

 

18.15-19.15

Söyleşi: “Şiirin Adı İzmir”

Katılımcılar: Ahmet Günbaş, Berin Taşan, Hüseyin Yurttaş, Oğuz Tümbaş,

Bilsen Başaran, Hülya Deniz Ünal, Emel Kayın, Hüseyin Peker, Halim Yazıcı,

Sadık Kırımlı, Süreyya Güven Akçay

Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası

 

Konferans Salonu III

12.00-13.00

Söyleşi: “İyi ki Doğdun Palyaço!”

Konuk Şair: Kazım Şahin

Yöneten: Özden Ölmez Ceylan

Düzenleyen: Top Yayıncılık, MEV Özel Güzelbahçe Koleji, Yöneliş Koleji

 

13.15-14.15

Panel: “Modernite ve Muhafazakarlık Arasına Sıkışmış Kadın”

Yöneten: Güzin Oralkan

Konuşmacılar: Ayşe Ertübey, Gülseren Mungan, Oya Uslu

Düzenleyen: Egeli Kadın Yazarlar Platformu

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Çok Şikâyetim Var/ Küçük Şikâyetler Defteri”

Konuk Yazar: Nursel Çetin

Yöneten: Yunus Bekir Yurdakul

Düzenleyen: Top Yayıncılık, İzmir Türk Koleji, Yücel Tonguç Koleji

 

15.45-16.45

Panel: “Şiirde Dilin Gücü”

Yöneten: Celâl Fedai

Konuşmacılar: Yunus Koray, Yusuf Alper, Fergun Özelli, Murat  Acar

Düzenleyen: İzmir Edebiyat Platformu

 

 17.00-18.00

Kutlama: “Dil Derneği 26 Yaşında”

Şiir Saati: “26. Yılımızda 26 Şiirle…”

Açılış Konuşması: Sevgi Özel

Konuklar: Bahri Karaduman, Bedri Karayağmurlar, Berin Taşan, Berrin Nazlı, Erdoğan Aytekin, Ergün Yazıcı, Eşref Karadağ, H. Recai Atalay, Hakan Cem, Halim Yazıcı, Hidayet Karakuş, Hüseyin Yurttaş, İlhan Soytürk, M. Sadık Kırımlı, Mavisel Yener, Mehmet Atilla, Mehmet Genç, Mehmet Rayman, Mehmet Sarsmaz, Mevlüt Kaplan, Mukadder Özakman, Muzaffer Sarıgül, Nevin Konuk, Oğuz Tümbaş, Sıtkı Salih Gör, Şengül Kıran, Tahsin Şimşek, Talat Avcı, Tuğrul Keskin, Veli Başak

Sunan: İffet Diler

Düzenleyen: Cumhuriyet Kitapları-Dil Derneği

 

18.15-19.15

Şiir Dinletisi: “İzmir’de Bir Aşktır Şiir”

Sunum: Bekir Yurdakul

Şairler: Ahmet Günbaş, Azime A. Yazıcı, Atila Er, Aydın Uysal, Emel Kayın, Eşref Karadağ,Hidayet Karakuş, Halim Yazıcı, Mehmet Sadık Kırımlı, Mazhar Alphan, Nesrin İnankul, Neyzar Karahan, Oğuz Tümbaş, Özgen Seçkin, Pelin Onay, Turgut Baygın, Selami Şimşek,Serap Telöz, Şerif Temurtaş, Süreyya Güven Akçay.

Düzenleyen: Kurşun Kalem Ed. dergisi ve Neziher Yayınları

 

23 NİSAN 2013 SALI

Konferans Salonu I

12.00-13.00

Söyleşi: “Ayla Çınaroğlu’yla Söyleşi “Bilgebaş Olmak”
Düzenleyen: Uçanbalık Yayınları

13.15-14.00

Söyleşi: “Büyük Atatürk’ten Küçük Öyküler”

Konuşmacı: Süleyman Bulut

Düzenleyen: Can Çocuk

 

14.15-15.45

Söyleşi : “Diyaloglar: “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”

Konuşmacılar: Ayfer Tunç , Murat Gülsoy

Düzenleyen: Can Yayınları

 

16.00-17.00

Söyleşi: ‘Çocuklar ve Büyük Çocuklar İçin Şiir Yazmak’

Konuşmacı: Haydar Ergülen

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

 

17.15-18.15

Söyleşi: “Kardeşlik ve Gelecek Şiirleri”

Konuşmacılar: Tuğrul Keskin, Aydın Şimşek

Düzenleyen: Everest Yayınları

 

18.30-19.30

Söyleşi: “Gönül Adamı, Bir Çizgi Karakter ve Arkasındaki Müzik”

Konuşmacı: Güneri İçoğlu

Düzenleyen: Leman Dergisi

 

Konferans Salonu II

 

13.15-14.15

Söyleşi: Türkiye’nin Dönüşüm Yılları”

Konuşmacılar: Işın Çelebi

Düzenleyen: AlfaYayınları

 

14.30-15.30

Panel: “Edebiyatımızda Yeni Sesler”

Yöneten: İsmail Gezgin

Konuşmacılar: Sinan Sülün, Deniz Gezgin, Oylum Yılmaz

Düzenleyen: SEL

 

15.45-16.45

Söyleşi: “19 Mayıs’tan 23 Nisan’a-23 Nisan’dan 9 Eylül’e

Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız”

Konuşmacı: Gürdal Çıngı

Yönetici: Tacettin Çolak

Düzenleyen: Derleniş Yayınları

 

17.00-18.00

Şiir Dinletisi: “Aşkın Şiiri-Şiirin Aşkı”

Konuşmacı: Tacim Çiçek, Şevket Karakış

Müzik: Grup Mamiran

Düzenleyen: Ozan Yayıncılık

 

 

Konferans Salonu III

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Ahmet Şerif İzgören ile Söyleşi”

Konuşmacı: Ahmet Şerif İzgören

Düzenleyen: Elma Yayınevi

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Soner Yalçın Büyük Oyunu Anlatıyor”

Konuşmacı: Soner Yalçın

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

 

15.45-16.45

Söyleşi: “AKP’li Yıllarda Türkiye Ekonomisi ve Emekçiler”

Konuşmacılar: Erinç Yeldan, Mustafa Sönmez

Düzenleyen:  Yordam Kitap

 

17.00-17.45

Söyleşi: “İzmir’i Sevme Sanatı”

Konuşmacılar: Yaşar Aksoy, Hakan Tartan, Bijen  Molay

Düzenleyen: İleri Kitabevi

 

24 NİSAN 2013 ÇARŞAMBA

Konferans Salonu I

12.00-13.00

Söyleyişi: “Sınav Stratejileri”

Konuşmacı: Orhan Keskin

Düzenleyen: Körfez Yayinlari

 

13.15-14.15

Hamdullah Köseoğlu’yla Söyleşi “Sözün ve Yazının Gücü”
Düzenleyen: Tudem Yayınları

14.30-15.30

Söyleşi: “Günlük Hayatın Sonsuzluğu ve Şiir”

Konuşmacı: Şükrü Erbaş

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

 

15.45-16.45

Söyleşi: “Futbol ve Milliyetçilik”

Konuşmacılar: Gökhan Daca, Devrim Cem

Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

 

17.00-18.00

Panel: “Kadın Edebiyatçıların Aynasından”

Yöneten: Güzin Oralkan

Konuşmacılar: Lütfiye Aydın, Neriman Ağaoğlu, Birsen Ferahlı

Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği

 

18.15-19.15

Stand-up: “Kitap Doktoru” Yazarından,Tek kişilik Eğitici Mizah Gösterisi

Konuşmacı: Rıfat Batur

Düzenleyen: O2 yayınevi

 

 

Konferans Salonu III

12.00-13.00

Konu: “Ben de Böyle Yaptım”

Konuşmacı: İsmail Yavaş
Düzenleyen: Şule Yayınları

13.15-14.15

Söyleşi: “Yaklaşan Felaket ve Tabiatı Koruma Yasası”

Konuşmacılar: Ahmet Tuncay Karaçorlu, Oktay Ekinci, Yakup Okumuşoğlu

Düzenleyen: Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi – Ayışığı Sanat Merkezi

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Bakalım N’olacak?”

Konuk Yazarlar: İmren Tübcil, Türkay Çakalağaoğlu

Yöneten: Yunus Bekir Yurdakul

Düzenleyen: Top Yayıncılık, Özel Çakabey Okulları

 

15.45-16.45

Ödül Töreni: 16. Mevlüt Kaplan Edebiyat Ödülleri Töreni

Panel: Çocuk Edebiyatı ve İşlev, Ödüllerin Önemi

Yöneten: Özgür Kaplan

Konuşmacılar: Bilsen Başaran, Mevlüt Kaplan, Hüseyin Tuncer, Timuçin Özyürekli

Düzenleyen: Özgür Eğitim Yayınları

 

17.00-18.00

Panel: “Cumhuriyet ve 68’liler”

Yöneten: Abdürrahim Sercan

Konuşmacılar: Mustafa İlker Gürkan, Zihni Çetiner, Hakkı Karadeniz

Düzenleyen: 68’liler Birliği Vakfı

 

18.15-19.15

Şiir Dinletisi: “İmbatın Rüzgarı Barış İçin Esiyor (Barış için Şiirler)”

Katılan Şairler: Aydın Şimşek, Tuğrul Keskin, Namık Kuyumcu, Hayri K.Yetik, Fergun Özelli, Yusuf Alper, Özgen Seçkin, Utkun Büyükaşık,Özer Alptekin, Erhan Söğüt, Aydın Uysal, Burcin İvren

Düzenleyen: Kanguru Yayınları

 

25 NİSAN 2013 PERŞEMBE

Konferans Salonu I

11.15-12.15

Söyleşi: “İzmir Sokaklarında Bir Simitçi Çocuk: Gevrekçiii”

Konuşmacı: Hacer Kılcıoğlu
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Çocuk ve Gençlik Edebiyatında 50 Yılın Ardından”

Konuşmacı: Gülten Dayıoğlu

Düzenleyen: Altın Kitaplar

 

14.30-15.30

Mehmet Atilla’yla Söyleşi “Düşle Gerçeği Buluşturan Edebiyat”
Düzenleyen: Tudem Yayınları

15.45-16.45

Söyleşi:“Öykünün İzmir Bahçesinde”

Konuşmacılar: Aydın Şimşek, Turan Horzum, Hüsamettin Köseoğlu, Seher Kaya, Deniz Moralıgil, Figen Dölek

Düzenleyen: Kanguru Yayınları

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Çevirmen Gözüyle Böyle Dedi Zerdüşt”

Konuşmacı: Gülperi Sert

Düzenleyen: Doğu- Batı Yayınları

 

18.15-19.15

Söyleşi: “Merdivende Üç Şair “Sivas 93”

Sunum: Âba Müslim Çelik

Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası

 

Konferans Salonu III

12.00-13.00

Söyleşi: Arkadaşları Tayfun Gönül’ü Anlatıyor

Konuşmacılar: Abdullah Öztürk, Aytek Özel, Gazi Bertal, Ossi

Yöneten: Engin Ülçay

Düzenleyen: Kaos Yayınları

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Bakalım N’olacak?”

Konuk Şairler: Ahmet Günbaş, Eşref Karadağ, Halim Yazıcı

Yöneten: Yunus Bekir Yurdakul

Düzenleyen: Top Yayıncılık, Özel Ekin Koleji, Özel Rota Koleji

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Türkiye Çocuk Edebiyatında Fantastik Kurgunun Yeri”

Konuşmacılar: Gülşah Elikbank, Mavisel Yener

Düzenleyen: İthaki Yayınları

 

15.45-16.45

Söyleşi:“Basın, Sermaye ve İktidar ilişkisi”

Konuşmacılar: Yeşim Kaptan, Emine Uyar

Düzenleyen: Evrensel Gazetesi

 

18.15-19.15

Panel: “Ölümünün 60. Yılında Neyzen Tevfik”

Konuşmacılar: Mecit Ünal, Seyyit Nezir

Düzenleyen: Broy Yayınevi

 

26 NİSAN 2013 CUMA

Konferans Salonu I

11.00-11.45

Okuma: “Çılgın Dondurma”

Konuşmacı: Tülin Kozikoğlu

Düzenleyen: İletişim yayınları

 

12.00-13.00

Söyleşi: “Göçün ve Mübadelenin Alevi İle Kavrulan Yürekler, Hürriyet: Bir Sevda Masalı”

Konuşmacı: Nur İçözü

Düzenleyen:  Altın Kitaplar

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Gençlik ve Tarihsel Romanlar”

Konuşmacı: İsmet Bertan
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

 

14.30-15.30

Aytül Akal’la Söyleşi “Kırmızı Arabayı Kim İster?”
Düzenleyen: Tudem Yayınları

15.45-16.45

Söyleşi: “Çayırkuşu Çatıya Çıkınca…”

Konuk Yazar: Habib Bektaş

Yöneten: Yunus Bekir Yurdakul

Düzenleyen: Top Yayıncılık, Özel Çamlaraltı Koleji, Tuğsavul İlkokulu

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Derslerle Başım Dertte”

Konuşmacı: Funda Özlem Şeran

Düzenleyen: Final Kültür Sanat Yayınları

 

18.15-19.15

Söyleşi: “35 Yıllık Bir Mizah Yolculuğundan Anılar”

Konuşmacı: Cihan Demirci

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

 

Konferans Salonu II

12.00-13.00

Söyleşi: “Çocuk ve Edebiyat”

Konuşmacılar: İbrahim Dinçer, Yeşim Deniş Sevim

Düzenleyen:  İzmir Yazarevi

 

13.15-14.00

Atölye çalışması: “Kurbağa ve Murbağa ile Arkadaşlık Ne Güzel!”

Düzenleyen: Kelime Yayınları

 

14.30-15.30

Söyleşi: “Eğitim Teknojileri

Konuşmacı: Alaaddin Evren

Düzenleyen: Körfez Yayınları

 

15.45-16.45

Panel: “Örgütlenme ve Kadın Dergileri”

Yöneten: Sevim Korkmaz Dinç

Konuşmacılar: Derya Şaşman Kaylı, İlknur Üstün, Filiz Karakuş

Düzenleyen: Kadın Yazarlar Derneği

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Modern Tıbbın Karanlık Yüzü (Tıp Bu Değil)”

Konuşmacı: Osman Elbek

Düzenleyen İthaki Yayınları

 

18.15-19.15

Söyleşi: Kpss Nedir? Nasıl Memur Olunur? -Ales Nedir?

Konuşmacılar: Hüseyin Mayan, Emre Çoban

Düzenleyen: Yediiklim Akademi

 

Konferans Salonu III

 

12.00-13.00

Ferda İzbudak Akıncı’yla Söyleşi “Büyük Bergama Direnişi, Altın Madenleri ve Bir Roman: Bergamalı Simo”
Düzenleyen: Delidolu Yayınları

13.15-14.15

Söyleşi: “Kaplanla Yan Yana”

Konuşmacılar:  Ayşe Kulin, Inez Baranay

Düzenleyen: Everest Yayınları

 14.30-15.30

Söyleşi: “Mavisel Yener Çocuklarla Buluşuyor, Düşler Konuşuyor”

Konuşmacı: Mavisel Yener

Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

 15.45-16.45

Söyleşi: “Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık”

Konuşmacı: Canan Karatay

Düzenleyen: Hayy Kitap

 17.00-18.00

Söyleşi:  ‘’Nil’den Fırat’a Devlet Oyunları ‘’

Konuşmacı: Erdal Sarızeybek

Düzenleyen: İleri Kitabevi

19.00-19.45

Panel: “Yerel Yönetimler ve Demokrasi”

Yöneten: Hüseyin Çorlu

Konuşmacı: Gökhan Günaydın

Düzenleyen: SODEV

 27 NİSAN 2013 CUMARTESİ

Konferans Salonu I

11.00-11.45

Simla Sunay’la Atölye Çalışması “Sözcüklerin Rengi, Rengin Mutluluğu…”
Düzenleyen: Desen Yayınları

12.00-13.00

Söyleşi: “Gönül Meselesi ve Roman Kahramanları”

Konuşmacı: Tuna Kiremitçi

Düzenleyen: Kırmızı Kedi

13.15-14.15

Söyleşi: “Zamana Söylenmiştir”

Konuşmacılar: Ahmet Telli, Asuman Susam, Didem Gülçin Erdem

Düzenleyen: Everest Yayınları

 14.30-15.30

Söyleşi: “Bölgedeki Gelişmeler ve Türkiye”

Konuşmacı: Onur Öymen

Düzenleyen: Remzi Kitabevi

15.45-16.45

Söyleşi: “Romanımızda İdeolojik ve Politik Yaklaşımlar”

Konuşmacı: Oya Baydar, Turhan Günay, Hayri Kako Yetik

Düzenleyen: Can Yayınları

 17.00-18.00

Söyleşi: “Sosyal Sorumluluk Projeleri ve Kolektif Kitaplar Kapsamında ‘K’ ”

Konuşmacılar: Cüneyt Ayral,  Levent Sevinçok

Düzenleyen: Bence Kitap

 

18.15-19.15

Panel: “İzmir’in Şiir Damarları”
Yöneten: Hülya Soyşekerci
Konuşmacılar: Halim Yazıcı, Hüseyin Peker
Düzenleyen: PEN

  Konferans Salonu II

 12.00-13.00

Söyleşi: “İzmir Sofraları ve Tılsımlı Yemekler”

Konuşmacılar: Ayşe Kilimci, Bülent Usta

Düzenleyen: Oğlak Yayınları

 13.15-14.15

Söyleşi: “Yazarken Büyümek”

Konuşmacı: Müge İplikçi
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

 14.30-15.30

Söyleşi: “Uydurulan Dinden İndirilen Dine..”

Konuşmacı: Eren Erdem

Düzenleyen: Destek  Yayınları

 15.45-16.45

Söyleşi: “İleri Demokrasi”de İleri Sansür”

Konuşmacılar: Nihat Behram, Turhan Keskin

Düzenleyen: Everest Yayınları

 17.00-18.00

Söyleşi: “Alman İdeolojisi”

Konuşmacılar: Aydın Çubukçu, Doğan Göçmen

Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

 18.15-19.15

Söyleşi: “Hiyerarşik Düşünme ve İçkinlik Düzlemi”

Konuşmacı: Cengiz Baysoy

Düzenleyen: Otonom Yayıncılık

 Konferans Salonu III

 12.00-13.00

Söyleşi: “İzmir’in Yüksek Maneviyatı”

Konuşmacı: İhsan Özkes

Düzenleyen: Tekin Yayınevi

 

13.15-14.15

Söyleşi: “Hasret”

Konuşmacı: Canan Tan

Düzenleyen: Doğan Kitap

 14.30-15.30

Söyleşi: “Gün O Gün’dür”

Konuşmacı: Banu Avar

Düzenleyen: Remzi Kitabevi

 15.45-16.45

Söyleşi: “Cumhuriyet Kazanımlarının Günümüzdeki Durumu”

Konuşmacı: Sinan Meydan

Düzenleyen: İnkılâp Kitabevi

 

17.00-18.00

Şiir Dinletisi: “Sanat Cephesi Şairleriyle Söyleşi “Savaş-Barış Politikaları” Şiir Dinletisi”

Yöneten: Asım Gönen

Katılımcılar: Hüseyin Gül, Ragıp Özcan, Birsel Başaran, Sevgi Gül

Müzik- Saz: Hüseyin Gül

Düzenleyen: Sorun Yayınları Kolektifi

 18.15-19.15

Söyleşi: “ İkinci Cumhuriyet’te Yurtseverlik “

Konuşmacı: Kemal Okuyan

Düzenleyen: Yazılama Yayınevi

 

 28 NİSAN 2013 PAZAR

Konferans Salonu I

12.00-13.00

Söyleşi: “Şiirdeki Yaşam, Yaşamdaki Şiir”

Konuşmacı: Ataol Behramoğlu

Düzenleyen:  Tekin Yayınevi

 13.15-14.15

Söyleşi:  “Osmanlının Son Kartalları”

Konuşmacı: Aziz Üstel

Düzenleyen: İnkılâp Kitabevi

 14.30-15.30

Söyleşi:  “Osmanlı’da Aile ve Kültür Hayatı”

Konuşmacı: Yavuz Bahadıroğlu

Düzenleyen: Nesil Yayınları

 15.45-16.45

Söyleşi: “Yazının Cinsiyeti”

Konuşmacılar: Mine Söğüt, Yalçın Tosun, Kerem Işık

Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

 

17.00-18.00

Söyleşi: “Milliyetçilik ve Kürt Sorunu”

Konuşmacılar: Zafer Yörük, Nuray Sancar, Aydın Çubukçu

Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

  

Konferans Salonu II

12.00-13.00

Söyleşi: “Filozof Çocuklar Klübü”

Konuşmacı: Seran Demiral

Düzenleyen: Final Kültür Sanat Yayınları

 13.15-14.15

Söyleşi: “Satılık İmparatorluk – Küller Altında Yakın Tarih”

Konuşmacı: Mustafa Armağan

Düzenleyen: Timaş Yayınları

14.30-15.30

Panel: “Edebiyat Özgürlüğü”

Yöneten: Asuman Susam

Konuşmacılar: Tülin Dursun, Halil İbrahim Özcan, Hülya Soyşekerci, Sabri Kuşkonmaz, Cüneyt Ayral

Düzenleyen: PEN

 15.45-16.45

Söyleşi:  “Gizil Güçlerin Farkındalığı”
Konuşmacı: Bünyamin Çetinkaya
Düzenleyen: Pegem Akademi Yayıncılık

 17.00-18.00

Söyleşi: “Kürt Aydını – Kürt Edebiyatı”

Konuşmacı: Selim Temo

Düzenleyen: Agora Kitaplığı

 Konferans Salonu III

12.00-13.00

Söyleşi: “Kendi Mucizenizi Yaratın”

Konuşmacı: Nuray Sayarı

Düzenleyen: Destek  Yayınları

13.15-14.15

Söyleşi: “Türkiye’de Gazeteci Olmak”

Konuşmacı: İlhan Taşçı

Düzenleyen: Cumhuriyet Kitap

 14.30-15.30

Söyleşi: “Yekta Kopan’la Söyleşi”

Konuşmacı: Yekta Kopan

Düzenleyen: Can Yayınları

 

15.45-16.45

Söyleşi: “Sivil Tuzak”

Konuşmacı: Tansel Çölaşan

Düzenleyen: İleri Kitabevi

 

17.00-18.30

Şiir Dinletisi: “İzmir’den, aşka, barışa, dizelerden ezgilere, imbatla…”

Yönlendirici: Zübeyde Seven Turan

Gökhan Cengizhan, Neyzar Karahan, Güzin Oralkan, M. Sadık Kırımlı, H. Deniz Ünal, Mazhar Alphan, Ayhan Altay, Nevin Konuk, Recai Atalay, Deniz Faruk, Özlem Tezcan Dertsiz, Mustafa Korkmaz Dinçer, Mehmet Sarsmaz, Aslıhan Tüylüoğlu, Bülent Güldal, Halim Yazıcı, Mehmet Genç, Durmuş Taşdemir, Mine Ömer, Oğuz Tümbaş, İbrahim Oluklu, Azime Akbaş Yazıcı, Hüseyin Peker, Mehmet Rayman, Şevki  Özdemir, Aydın Uysal

Müzik: Selçuk Yılmaz, Nesnin İnankul, İlkiz Kucur

Saz: Coşkun Gönültaş

Ney: Mitat Karagenç

Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği