Yazılar

Elazığ’ın tarihi Harput Mahallesi’nde ‘Ejderha Taşı’ olarak bilinen ve efsaneye konu olan dev kaya bloğu, turizme açılacak.

Elazığ’ın tarihi Harput Mahallesi’ne 2 kilometre uzaklıkta bulunan, görünümüyle bir ejderhaya benzetildiği için Ejderha Taşı olarak adlandırılan 520 metrekarelik alanı kaplayan kaya bloğu, Elazığ Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu (KUDEB) tarafından koruma altına alındı.

Yöre insanı tarafından hakkında anlatılan efsane, kitaplara da konu olan taşın, yapılacak çalışmanın ardından turizme kazandırılması hedefleniyor.

KUDEB sorumlusu ve sanat tarihi uzmanı Kadir Atıcı, yaptığı açıklamada, antik çağlardan itibaren Anadolu’nun önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Harput’un Urartu, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi medeniyetlere ev sahipliği yaptığını belirtti.

Bu yönüyle Harput’un asırlar öncesinden bugüne uzanan tarihi dokusunun yanında çok zengin yazılı ve sözlü kültürel bir mirasa da sahip olduğunu ifade eden Atıcı, tarihi mahalledeki Ejderha Taşı ve buna dair efsanenin bu durumun bir yansıması olduğunu kaydetti.

Yöre halkı tarafından bir efsaneye konu edilen taşın zamanla tahrip olması ve üzerinin toprakla örtülmesi üzerine çevresini temizleyerek koruma altına aldıklarını ifade eden Atıcı, şöyle konuştu:

“Ejderha Taşı doğal kaya olması sebebiyle yıllardır yerinde mevcut duruyordu fakat üzerinde çok ciddi bir şekilde toprağın yığılması ve bugüne kadar koruma altına alınmaması sebebiyle yok olmaya yüz tutmuştu. Elazığ Belediyesi olarak unutulan sözlü kültürümüzden bir nebze de olsa istifade edebilmemiz için hemen çevresinde bir düzenleme çalışması yaptık. Üzerindeki dolgu toprağı tamamen aldık, Ejderha Taşı’nı görünür hale getirdik.”

Çin seramiklerinin tarihi 2000 yıl öncesine dayansa da Çin’de ilk porselen M.S.600 yılında üretilir. Avrupalılar Çinlilerin ürettikleri porselenlere her zaman ayrı bir değer vermiştir. Örnek verecek olursak Venedikli kaşif Marco Polo porselenleri överken onları yarı saydam deniz kabuğuna benzetmiş ve ” porcelino” terimini ortaya atan ilk kişi olmuştur.

8.yüzyılda sarayın memurları sarayda kullanılmak üzere fırınlardan seramik isterler. 1278 yılında Yuan Hanedanlığı’nın başlarında Jingdezhen’in güney şehrine özel bir porselen ofisi kurulur. Ve aynı dönemde Ming Hanedanlığı’nın ilk dönemlerinde aynı yere İmparatorluk porselen fabrikası inşa edilir. Xuande döneminde fabrikaya Pekin’den büyük ilgi yağar ve büyük miktarda siparişler alırlar.

Bahsettiğimiz vazoya gelecek olursak  Ming imparatorluğu dönemine ait bir vazodur. İyi porselenlerin çoğu Batı’dan ithal edilen ve morumsu renge yakın olan kobalt mavisi pigmentleriyle süslenmiştir.  Vazonun daha derinine inecek olursak bulutlar ve bulutların arasında iki ejderha figürünün betimlendiğini görürüz.

Bu sembol imparatorluğunun yüceliğini gösterir ve sadece sarayda kullanılacak vazoların üzerine yapılmasına izin verilir. Ancak Jindezhen’deki fabrikanın dışında, halka seramik temin eden bir çok özel fırında o dönemlerde işletilmiştir. Bu fırınlarda yasak olmasına rağmen imparatorun ejderhası ve imparatoriçenin Anka kuşu simgeleri halkın kullandığı eşyaların üzerine işlenir.

Eserin odak noktaları

1-) Madalyon

Vazonun gövdesinde ve kapağında bulunan bu simge uzun bir ömrü simgeleyen çiçek şeklinde madalyonlar halinde bulunur. Açmış çiçek motifi baharın sonsuza kadar tekrar tekrar ortaya çıkacağını simgeler. Bu motif “shou” denilen Çin sanatında sıkça görülen stilize bir karakterle özdeştirilir.

2-) Dalgalar ve kayalıklar

Uçan ejderhanın altında hemen karşımıza dalga ve kayalıklar çıkar. Denizin kayalıklara vuracak olması yaşamın uzun ömürlü olacağını simgeler. Saray ziyaretçilerinin dikkatini çekmesi için yapılan bu motif hanedanlığının gücü sonsuza kadar elinde tutacağının hatırlatıcı yönündedir.

3-) Uçan ejderha

İmparatorluk ejderhası toplamda 5 pençeye sahiptir ; bunun nedeni Çin sayı sisteminde tek sayılar şanşlılığı gösterir. Beş uğurlu ve güçlü bir sayı olarak anlatılır.