british museum

british museum konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. british museum konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. british museum konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri british museum konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Dünyanın en büyük ve en tanınmış müzelerinden biri olan British Museum, içinde çok sayıda değerli ve çeşitli sanat eserleri bulundurmaktadır.

İngiliz parlamentosunun aldığı bir karar ile 1753 yılında kurulan British Museum’da ilk olarak fizikçi Hans Sloane’ın farklı uluslardan topladığı parçalar sergilenmiştir.

1759’da Londra Montague House’da halka açılan British Museum, daha sonra başka bir yere taşınmıştır.

11 önemli bölüme ayrılan müzede, Asur, Babil, Mısır, Yunan ve Roma eserlerini kapsayan eserler yer almaktadır. Yunan antikleri bölümünün en önemli özelliklerinden biri Parthenon heykellerinin bu bölümde sergilenmesidir.

Müzede Pasifik adalarından Doğu adalarına, Azteklerden Afrika uygarlığına değin pek çok ırka ait sanat koleksiyonları yer almaktadır.

British Museum, dünyanın dört bir yanından daha fazla insanın koleksiyona erişmesine yardımcı olmak için Google ile birlikte çalışıyor.

İnsanlık tarihinin en büyüleyici nesnelerinden bazılarını içeren interaktif bir deneyimini bizlerde buradan tanıtmak istedik. İstediğiniz zaman dilimini ve kıtayı seçip o döneme ait sanat eserlerini bulabileceğiniz bu özel sayfayı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Britsh Museum’un İnteraktif sayfasına girmek için tıklayın…

Irak ve Suriye’de ardı arkası kesilmeyen terör eylemlerinde  bulunan IŞİD,  geçtiğimiz yaz ayından bu yana birçok arkeolojik bölgeyi
de ortadan kaldırdı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihi  açıdan oldukça önemli yapılar barındıran bölgede devam eden yıkımın ne
yazık ki önüne geçilemiyor.

IŞİD Şubat ayı sonunda, militanların kazma ve balyozlarla binlerce  eseri parçaladığı, Musul Müzesi’ni yerle bir ettiği videoyu
yayınlamıştı. Bunun dışında IŞİD, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan  Roma dönemi metropollerinden Hatra kentini de yıkıma uğratmıştı. IŞİD, ayrıca para kazandıran bir girişim olarak tarihi eser yağmacılığını da teşvik ediyor.

Peki neden yıkımın önüne geçilemiyor? Bölgeden yıkıma ilişkin olarak, arkeologlara raporlar gelse de kapsamlı olarak bir hasar tespiti
yapılabilmiş değil. Musul Müzesi’nden video görüntüsünün dışında hasara ilişkin pek fazla bir bilgi yok. Keza Hatra ve Nimrud metropolleri için de durum bu şekilde. Alman Arkeoloji Enstitüsü Irak saha ofisi direktörü Margarete van Ess de, hasarın büyüklüğüne ilişkin bilgi eksikliğini dile getirmişti.

İşte IŞİD’in, 2014’ün temmuz ayından bu yana Irak ve Suriye’de yıkıma uğrattığı tarihi alanlar;

1-HATRA

1 HATRA

 

1985 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınan bu kent, M.Ö.300  yılında kurulmuş. Kent, Roma İmparatorluğu’nun hakimiyet alanı dışındaki bağımsız krallığın başkentiydi. Hatra’da, Yunan ve Roma’dan etkilenilmiş ve Doğu ile harmanlanmış bir mimari yapı göze çarpıyor. Bu özellik bölgenin İpek Yolu ticaretinde kullanılan bir merkez olduğunu gösteriyor. Kentin, geçtiğimiz yaz aylarında IŞİD tarafından ele  geçirilip cephanelik ve eğitim kampı olarak kullanıldığı söyleniyor. Hatra , Şubat ayının sonlarında buldozerle tahrip edildiği biliniyor.

2- NİNOVA
ninova
Asur, M.Ö.900-600 yılları arasında oldukça yayılmacı bir politika izleyen, Ortadoğu’nun büyük bölümüne yayılan ve antik dönemde imparatorluk olabilme özelliğini tam olarak taşıyabilecek tek devletti. Krallar ülkeyi Kuzey Irak’ta bulunan bir dizi başkentten yürüttü. Ninova da bu başkentlerden birisiydi. Şehir M.Ö.700 yıllarında Sinahheriba döneminde altın çağını yaşadı. Günümüzdeki modern Musul kentinin bir bölümü, bu kalıntıların üzerine kurulmuş.IŞİD bölge de hakimiyeti ele
geçirince Ninova da tehlike altına girdi ve yıkım başladı. Bu kent, ayrıca Musul Müzesi’nde sergilenen birçok eserin kaynağı konumunda.

3- Musul Müzesi ve Kütüphaneler
musul müzesi
IŞİD’in şehri kontrol altına aldığından beri birçok el yazması eseri  ortadan kaldırdığı haberlerde yer bulmuştu. Musul Üniversitesi
kütüphanesi Aralık ayında yakılmıştı. Bunların içinde belki de en önemli yıkım Şubat ayında gerçekleşti. IŞİD, Musul’un simgelerinden olan 1921 yılında inşa edilmiş merkez halk kütüphanesini patlayıcılarla yerle bir etmişti. El yazması birçok eserin yanı sıra Arap bilim insanlarının kullandığı birçok araç gereç de yok olmuştu. Kütüphaneden sonra yıkım sırası Musul Müzesi’ne geldi. Video, oldukça geniş yankı bulmuştu. Militanların, ellerinde çekiçlerle birçok heykel ve tarihi eseri yok ettiği, görüntülerde yer alıyordu. Müze, Bağdat’taki Irak Müzesi’nin ardından ülkenin en büyük ikinci müzesi olma özelliğini taşıyordu. Yıkımdan sonra, yetkililer tarafından yayınlanan demece göre, müzedeki eserlerin çoğunun kopya olduğu, orijinallerinin Irak Müzesi’nde
sergilendiği belirtilmişti.

4- ASUR KENTİ NİMRUD
Asur-kenti-Nimrud
Şehir 3200 yılında kuruldu ve Asur medeniyetine başkentlik yaptı. Kazı  çalışmaları bölgede 1840 yılında İngiliz arkeologlar tarafından başlatıldı. Kazılardan çıkarılan birçok heykel ve antik parça, New York’taki Metropolitan Museum of Art, İngiltere’deki British Museum olmak üzere birçok ülkeye gönderildi. Orijinal parçaların çoğu ise Irak’ta kaldı.

Arkeolojik alan, toprak bir duvarla 3.6 kilometrekarelik bir bölgeyi kapsıyor. Tamamı yeryüzüne çıkarılamayan ve geriye kalan kısımların, yeraltında korunaklı olduğu umulan kente, IŞİD’in tam olarak verdiği zararın boyutu belirlenebilmiş değil.

5- HORSABAD ANTİK KENTİ
HORSABAD
Horsabad kenti, Musul’a birkaç km uzaklıkta bulunuyor.Bu kent de bir  dönem Asur medeniyetine başkentlik yapmış.Kent Asur Kralı Sargon tarafından M.Ö.717-716 yılları arasında yapılmış ve kabartmalar, heykeller çok iyi korunmuş.Asur, kraliyet törenlerini ve zaferlerini anlatan resimler görmek de mümkün. Kabartma ve heykellerin çoğu 1800’lerin ortasında Fransız kazı çalışmaları sırasında Chicago’daki Şark Enstitüsü ekipleri tarafından taşındı.Bazı parçalar da Irak ve Louvre Müzesi’nde bulunuyor.IŞİD’in tarihi kentin tam olarak hangi kısmına zarar verdiği şu an için meçhul. Elde veri olarak sadece, yöre sakinlerinden ve Irak Tarihi Eserler Bakanlığı’ndan gelen bilgiler mevcut.

6- Hz. YUNUS TÜRBESİ
YUNUS TÜRBESİ
Yunus Peygamber Camii hem İncil hem Kur’an’da adı geçen Hz.Yunus adına yapılmış bir camii. İslam’ın oldukça katı yorumunu benimseyen ve Hz. Yunus gibi peygamberlere saygı duymayı günah kabul eden IŞİD, 24 Temmuz’da camiyi boşaltarak patlayıcılarla yerle bir etti. Asur kenti Ninova’yı oluşturan, iki dağdan birinin üzerine yapılmış bir Hristiyan kilisesinin tepesine kurulu olan cami, Irak tarihi açısından oldukça önem taşıyordu.

7- İmam Dur Türbesi
İMAM DUR TÜRBESİ
Samarra kenti yakınlarındaki İmam Dur Türbesi, Ortaçağ İslam mimarisi ve
dekorasyonunun muhteşem bir örneğiydi. Geçtiğimiz Ekim ayında havaya
uçuruldu.

8- APAMEA
apamea
Kent, Roma devrinin zengin ticaret merkeziydi. Bölge aslında IŞİD’ten önce, Suriye iç savaşı sırasında yağmalanmaya başladı. Uydu görüntüleri tarihi alanlarda açılmış çukurların olduğunu gösteriyor. Apamea’da bulunan ve daha önce varlığından haberdar olunmayan Roma dönemine ait mozaiklerin satılmak üzere söküldüğü ve IŞİD’in, satılan parçalardan on milyonlarca dolar elde ettiği söyleniyor.

9- DURA – EUROPOS KENTİ
OLYMPUS DIGITAL CAMERA
Kent Fırat Nehri’nde bir Yunan yerleşimi olan bu kent sonraki yıllarda Roma İmparatorluğu’na bağlı bir karakol olarak kullanılmış. Europos, farklı mimarisiyle, dünyanın en eski Hristiyan kilisesine, çok sayıda tapınağa ve bir sinagoga ev sahipliği yapıyor. Yağmacıların verdiği zararın boyutunu, kentteki kerpiç duvarların içindeki, oyulmuş halde bulunan arazinin uydu görüntüleri ortaya koyuyor.
10- MARİ KENTİ
MARİ KENTİ
Yaklaşık olarak, MÖ. 5000 yılında kurulan kent, MÖ. 3000-1600 yılları arasında, Tunç Çağı’nda, gelişmeye başladı. Bir Sümer ve Amori kenti
olan bölgede, arkeologlar tapınak, saray ve bölgedeki halkların ilk dönemlerine ışık tutacak, kil tabletlere yazılmış arşivler keşfetti. Mari’nin kaderi de diğer yerlere benziyor. Elde edilen uydu görüntüleri ve yerel halkın verdiği bilgilere göre kent, özellikle kraliyet sarayı,
sistemli bir şekilde yağmalanıyor.
Kaynak : onedio.com

British Museum’daki dünyanın yedi harikasından biri olan Mausolleum’un Türkiye’ye iade edilmesi için Ocak’ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açılacak dava öncesinde başlatılan imza kampanyası internet ortamına taşında. www.askinmabedi.com sitesindeki kampanyaya en büyük destek ünlülerden geldi.

Ferhan Şensoy, Ali Poyrazoğlu, Merve İldeniz, Fedon ve Suavi başta olmak üzere birçok sanatçı Türkiye topraklarından götürülen tarihi hazinenin getirilmesi için dijital imza verdiler. Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ercan Karakaş, eski ANAP’lı bakanlardan İmren Aykut’un da katıldığı uluslararası kampanya bütün hızıyla sürüyor. Toplanan imzalar, Avukat Remzi Kazmaz’ın AİHM’de 30 avukat arkadaşıyla açacağı davanın dosyasına konulacak.

BU FİLMİ AİHM YARGIÇLARI DA İZLEYECEK

AİHM’e gidecek dava dosyasında bir de belgesel yer alacak. Yönetmenliğini Kazmaz’ın yaptığı Aşkın Mabedi– Maussolleion isimli filmde antik çağın hazinesi ve Türkiye’den götürülüşünün hüzünlü hikayesi anlatılıyor. 32 dakikalık belgeselin en dramatik sahnelerden birini eserin Anadolu’ya getirilmesi için Halikarnas Balıkçısı’nın (Cevat Şakir) yaptığı girişimin anlatıldığı bölüm oluşturuyor.

Dünyanın yedinci harikasının kendi doğal atmosferleri yerine, Londra’da olmasından büyük üzüntü duyan Şakir, İngiltere’ye Kraliçe’ye bir mektup gönderiyor. Şakir mektubunda “Londra’daki parçalar, Bodrum’un mavisiyle bütünleşmektedir. Londra’da kalmamaları gerekmektedir. Onları bütünleştikleri maviyle buluşturmak gerek” diyor. Türkiye’den gelen mektubu okuyan Kraliçe, daha sonra müze müdürüne havale ediyor. Birkaç ay sonra müze müdüründen Şakir’e şu yanıt geliyor:

“Önerinizi çok ciddiye aldık. Bilim insanlarına taşların yapısını incelettik; gerçekten de eserlerin maviyle bütünleştikleri doğrudur. Bu yüzden eserlerin müzede sergilendiği salonu Bodrum mavisine boyadık. Yakın ilginize teşekkür ederiz!”

SATIŞA SUNULDU

İngilizce versiyonu da bulunan filmde aşkın, acının, sadakatin, sanatın abidesi anlatılırken canlandırılan sahneler ve efektler izleyiciyi antik dönemin atmosferinde bir yolculuğa çıkarıyor. Tüm müzik marketlerde satışa sunulan filmi Ocak’ta AİHM yargıçları da izleyecek.

ROMANIN BASKISI TÜKENDİ

Yine Remzi Kazmaz tarafından kaleme alınan Kral Mausolos tarafından karısı Artemisia’ya duyduğu aşkı ölümsüzleştirmek amacıyla yapılan Mausolos’un Aşkın Mabedi isimli romanın 2’nci baskısı da tükendi. İngilizce ve Türkçe olmak üzere iki dilde yeniden baskıya giren roman, yakında bir kez daha okurlarıyla buluşacak.

 

Kaynak :[-]

Türkiye, Anadolu’dan kaçırılan tarihi eserleri iade etmeyen ünlü İngiliz ve Amerikan müzelerinin geçici sergilerine parça vermeme kararı aldı. Bu kararla zora giren müzeler arasında Metropolitan ve British Museum var.

Yayın şirketi Umberto Allemandi bünyesindeki Londra merkezli kültür sanat dergisi The Art Newspaper, mart sayısında, Türkiye’nin geri istediği eserler iade edilene dek Amerikan ve İngiliz müzelerinin geçici sergilerine eser ödünç vermeyi durdurduğunu yazdı. Derginin haberine göre Londra’daki dünyaca ünlü British Museum, 15 Nisan 2012’ye kadar sürecek “Hac: İslam’ın Kalbine Yolculuk” sergisi için Topkapı Sarayı’ndan, Türbeler Müzesi’yle Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nden toplam 35 adet eseri geçici olarak sergilemek üzere istedi.

Varolan anlaşmalar aracılığıyla Türkiye’den geçici sergiler için ödünç eser alabilen müze, serginin açılmasına az bir zaman kala Türk resmi makamlarından “Hayır” cevabını aldı. Dergi, Kültür Bakanlığı’nın eserlerin gönderilmesini engellediğini öne sürerek “Türkiye’nin Anadolu’dan kaçırılan eserlerin iadesi konusunda giderek genişleyen kampanyasının bir parçası olarak, söz konusu eserleri koleksiyonunda bulunduran müzelere eser verilmesi önleniyor” dedi.
Türkiye, British Museum’un milattan önce birinci yüzyıla ait üzerinde Kral Antiochus’un Herakles-Verenthragna’yı selamlarken tasvir edildiği zeytinyağı üretmede kullanılan mermer silindiri istiyor. Adıyaman Selik beldesi yakınlarında bir tarlada 1882’de bulunan 1 metre 23 santim yüksekliğinde ortası delik silindir, bölgede çalışmasına izin verilen Mezopatamya uzmanı ünlü İngiliz arkeolog Leonard Woolley tarafından 1911’de satın alındı. Woolley, 1. Dünya Savaşı’nın karmaşası içerinde eseri Suriye götürdü. 1927’de Suriye’yi mandacı güç olarak yöneten Fransa’nın izniyle silindir British Museum’a satıldı.

Haberde “2005’te Türkiye eserin iadesini talep etse de bu talepte ısrarcı olunmadı. İki ülke arasında da eser ödünç verme işlemleri devam etti” ifadelerine yer verildi. Dergiye konuşan müzenin sözcüsü, uzun hazırlıkla meydana getirilen serginin başarısı için sorunu çözme yolundaki girişimleri şöyle anlattı: “Silindirin geri verilmesi için müze görüşmeye hazırdı. Fakat mütevelli heyeti mülkiyetin transferini istemedi.”

Sergiyi askıya aldılar
Londra’daki The Victoria and Albert Museum da Türkiye’den gelecek eserlerin kritik önemde olduğu “Osmanlılar” sergisini, anlaşmazlık nedeniyle askıya aldı. 2014’te açılması planlanan ve İstanbul’un fethinden 19. yüzyılın sonlarına dek Osmanlı sanatının gelişimini ele alacak serginin hazırlıklarının durdurulmasının nedeni; Sidamara lahitinden çalınan Eros’un başı… İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen, milattan önce üçüncü yüzyıla ait Sidamara lahitinden 1882’de İngiliz arkeolog Charles Wilson tarafından koparılan aşk tanrısı Eros’un başı, 1933’den beri Londra’daki müzede sergileniyor. Müze sözcüsü, Wilson’ın ailesinin Eros’un başını müzeye bağışladığını anımsatarak “müzenin eserin mülkiyetini devredemeyeceğini” öne sürdü. Sözcü, “iade sorununun halledilmesiyle serginin hazırlıklarının ilerleyeceğini umut ettiğini” belirtti.

Türkiye’nin Londra Kültür ve Turizm Müşaviri Tolga Tüylüoğlu, British Museum ve The Victoria and Albert Museum’dan iki eserin iadesinin istendiğini doğruladı. Tüylüoğlu, İngiliz ve Türk sanat kurumları arasındaki “iyi ilişkileri” vurgularken, Türk hükümetinin “sergilere ödünç eserleri tartışmadan önce” antik iki parçayla ilgili meselenin çözümünü istediğini belirtti.

Yunanistan’a yöneldi
New York’ta bulunan dünyanın en büyük müzelerinden The Metropolitan da 14 Mart’ta açılacak “Bizans ve İslam” sergisi için yaşanan sorunları gözönüne alıp Türkiye’den eser talep etmekten kaçındı. Dergiye konuşan bir müze yetkilisi, Türkiye’nin iadesini istediği antik döneme ait bir düzine eserini varlığını doğrularken parçaların ismini vermedi. Yetkili “Konu Türk makamlarıyla görüşülüyor”demekle yetinirken, müzenin sergi için pek çok parçayı Atina’daki Benaki müzesinden istediği öğrenildi.

Bakanlık: İade etmeyene eser yok
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’den götürülen eserleri,istenmesine rağmen iade etmeyen müzelere, geçici de olsatarihi eser verilmemesi kararı aldı.

Türkiye kaçırılan bu eserleri istiyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü verilerine göre ABD, Almanya, Rusya Federasyonu, Hırvatistan, Danimarka, İtalya, Fransa, İsviçre, Sırbistan-Karadağ, Bulgaristan, Ukrayna ve İngiltere gibi birçok ülkede Türkiye’den kaçırılan tarihi eserler bulunuyor. Kültür ve Turizm ile Dışişleri bakanlıklarının koordineli çalışmalarıyla, müzelerde sergilenen, müzayedelerde satışa çıkarılan veya gümrüklerde ele geçirilen eserlerin takibi yapılıyor, iadesi isteniyor, dava açılıyor ve satışlar durduruluyor.

Türkiye’ye getirilen eserler:
– Avusturya’da 2010’da bir otobüste ele geçirilen Roma ve Bizans dönemine ait 316 parça.
– Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ve Roma dönemine ait heykel, stel ve lahit parçalarından oluşan 23 eser.
– İngiltere’den getirilen, Efes Antik kentinden götürülmüş Roma dönemine ait 1 yüzük.
– Almanya’nın Münih kentinde ele geçirilen 4 adet sikke.
– Almanya Nünberg’de ele geçirilen 2 adet mermer stel parçası.
– İzmir’deki Agora deposundan 2004’te çalınan ve yine Almanya’da bulunan mermer erkek heykel başı.
– Denizli’deki Laodikya antik kentinden çalınan ve İsviçre’de buluhah bronz heykele ait el.
İadesi istenenler:
– Boğazköy Sfenksi: Osmanlı Devleti döneminde onarım için götürülen ve geri getirilmeyen sfenks Berlin Müzesi’nde bulunuyor.
– Bergama Zeus Sunağı: Alman arkeolog Human’ın 1871’de yaptığı izinsiz kazı sonucu Berlin’e götürüldü.
– Truva Hazineleri: Alman arkeolog Schliemann’ın 1869 – 1871 yıllarında yaptığı kazılarda bulunan hazine, Osmanlı makamlarının izni olmadan kaçırıldı. Eserler yaklaşık 20 yıldır Rusya’daki Puşkin Müzesi’nde.
– Lidya eserleri: New York Metropolitan Müzesi’nde sergileniyor. Geri alınması için açılan dava sonuçlanmadı.
– Kuran Sayfaları: Nuruosmaniye Kütüphanesi’nden çalınan 210 sayfa, Princeton Üniversitesi’nde tutuluyor. Ayrıca bir yaprağı Mısır’da, iki yaprağı Yfıskfujf/yfjs David Sampling Müzesi’nde, iki yaprağı İngiltere’de bir şahsın elinde bulunuyor.
– ABD’deki J. Paul Getty Müzesi’nde, Türkiye’den kaçırılmış çok sayıda eser bulunuyor.
– Paris Louvre Müzesi’nde olduğu tespit edilen Ayasofya Cami Haziresi’ndeki Sultan II. Selim Türbesi’nin girişindeki çiniler için dava açıldı.
– Afyonkarahisar’daki Tatarlı Tümülüsü’ne ait M.Ö. 453 tarihli 4 adet boyalı ahşap friz, Almanya’nın Münih şehrindeki Archaologische Staatssammlung Müzesi’nde teşhirde. Parçalarının iadesi için girişimler sürüyor.
– İtalya’da bulunan Lidya yazıtının geri getirilmesi işlemleri sürüyor.
– Rusya’da ele geçen, Türkiye kökenli Bizans dönemine ait gümüş haç ve altın bileziğin iadesi isteniyor.
– Antalya Kumluca’daki kiliseden 1963’te kaçırılan, çoğunluğunu dini amaçlı gümüş kapların oluşturduğu tarihi eserler, Washington’daki Dumbarton Oaks Müzesi’nde sergileniyor.
– Marmara Balıkesir Saraylı beldesindeki açık hava müzesinden çalınan mermer imparator heykel başı ile Kocaeli Müzesi Müdürlüğü fuar alanından çalınan heykel başı aranıyor.
– Almanya’da bir müzayedede satışa çıkarılan Hitit dönemine ait mezar steli parçası, orthostat parçası ve 3 adet minyatür Hitit arabası için dava açıldı.
– İngiltere’deki Bonham Müzayedeevi’ndeki satışı durdurulan Lidya dönemine ait gümüş “kyathosun”un (kepçe) iadesi için çalışmalar sürüyor.

UNESCO sözleşmesi iadeyi öngörüyor
Yurt dışına kaçak kazı ve yasadışı yollarla götürülen tarihi eserlerin iadesi, 1970 UNESCO sözleşmesi ve ikili görüşmelerle yapılıyor. İkili görüşmelerdeki iade talebi kabul edilmediği zaman, Dışişleri Bakanlığı tarafından sağlanan avukatlık firmaları aracılığıyla dava yoluna gidiliyor. Avrupa’da düzenlenen birçok müzayede de bakanlık tarafından takip ediliyor. Ayrıca, müze ve ören yerlerinden çalınan eserlerin yurt dışına çıkışlarının önlenmesi ve kaçakçıların yakalanması için fotoğraflı envanter bilgileri, Başbakanlık, Gümrük, Denizcilik müsteşarlıkları ve İçişleri ile Dışişleri gibi kurumlara gönderiliyor.

 

Kaynak: http://www.sabah.com.tr