Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
Sanat Haberleri

Kısa kısa sanat haberleri.

MONA HATOUM TÜRKİYE’DE

Emre Baykal küratörlüğünde gerçekleşen sergi, sanatçının 1990’lardan bu yana ürettiği 30’dan fazla işi bir araya getiriyor.

Hatoum ayrıca İstanbul’da bir süre kalıp yerel üreticiler ve atölyelerle işbirliği yaparak, bu sergi için, Vehbi Koç Vakfı desteğiyle yeni işler de üretti. Beyrut’ta doğmuş Filistin kökenli bir İngiliz sanatçı olan Mona Hatoum; yerleştirme, heykel, video, fotoğraf ve kağıt üzerine çalışmalar gibi çeşitli mecralar ve çoğunlukla alışılmışın dışında yöntemler kullanıyor. Günümüz dünyasını kuşatan tedirginlik hissini araştıran şiirsel ve bir o kadar da politik işler üretiyor. Sanatçının Türkiye’deki ilk kişisel sergisi, 27 Mayıs Pazar gününe dek ücretsiz olarak izlenebilir.

Adres: İstiklal Caddesi No. 211, Beyoğlu.

 

 

 

 

İSTANBUL MODERN SİNEMA, EJDERHA YILI’NIÇİN SİNEMASINDAN 7 FİLMLE KUTLUYOR.

İstanbul Modern Sinema, Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği işbirliğiyle ve 2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı kapsamında, Ejderha Yılı’nı Çin sinemasından yedi filmi bir araya getiren bir programla kutluyor. 
Romantik komedi, animasyon, Pekin Operası ve Çin kültürünün önemli isimlerinden Konfüçyüs gibi farklı öğeleri içeren filmler 22 – 29 Mart tarihleri arasında izlenebilecek.

İstanbul Modern Sinema’daki Çin Filmleri Haftası, 22 Mart Perşembe günü saat 19:00’da, nefes kesici gösterileriyle bütün dünyayı hayran bırakan Çinakrobasi topluluğu Çin Masalı’nın gösterisiyle açılacak.

Peng Chen ve Peng Jiahuang kardeşlerin, genç bir yabancının Çin’in taşra geleneklerini modernleştirmesi temasını dile getiren ve gösterildiği birçok çocuk festivalinde ödül kazanan filmleri “Okula Yürümek” (2009) ve Mai Jia’nın kitabından uyarlanan, Tayvan’daki Altın At başta olmak üzere birçok festivalden ödülle dönen Kuo-Fu Chen’in casus filmi “Mesajlar” (2009) festival kapsamında gösterilecek ödüllü filmler arasında yer alıyor.

Li Ke’nin popüler romanından Jinglei Xu’nun yönetiminde sinemaya aktarılan ve ülkesinde büyük bir gişe hasılatı yapan romantik komedi “Du Lala’nın Terfisi”(2010) ve bencil bir okul öğrencisi olan Long’un hayatının, zaman tünelinden geçerek 3.500 yıl öncesindeki muhteşem Jinsha Krallığı’na yaptığı yolculukla nasıl değiştiğini anlatan, Daming Chen’in çok sevilen animasyonu “Jinsha Rüyası” (2010), izleyicilere Çinsinemasından güzel tatlar bırakacak filmler arasında.

Yönetmen Teddy Chan’in Çin’in ilk başbakanını Hong Kong ziyareti sırasında korumak için girişilen operasyonu anlatan aksiyon yüklü tarihi ve politik dramı “Fedailer ve Suikastçiler” (2009), Çin sinemasının ünlü yıldızlarını bir araya getiriyor.

Festivalde 1993’te Elveda Cariyem filmiyle 46. Cannes Uluslararası Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazanan ünlü yönetmen Chen Kaige’nin 2009 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan “Sonsuza Dek Büyülenmiş” adlı filmi bulunuyor. Başrolünde Ziyi Zhang’ın yer aldığı, Pekin Operası’na dair film, sanat yönetimiyle öne çıkıyor.

BOBBY MCFERRİN KONSERİNE SAYILI GÜNLER KALDI

Dünya müziğinde nadir bulunabilecek, müzik stil ve genellemelerin çok ötesine geçmiş efsane bir ses olan Bobby McFerren, mükemmel müziğiyle müzikseverlerle buluşuyor.

On Grammy ödüllü, yenilikçi tarzı, kucaklayıcı yapısı, neşeli ve esprili mizacı, inanılmaz ses ve ses tekniğiyle milyonları binlerce kez coşturmuş, büyülemiş bir sanatçı olarak Bobby McFerrin 27 Mart Salı aksamı  “Congresium Ankara”da başkentliler ile buluşuyor.

Bobby McFerrin’a bu konserde önemli müzisyenlerimizden Kanun üstadı Tahir Aydoğdu ve Neyzen Bilgin Canaz ile Orfeon Oda Korosu eşlik ediyor. Saz üstadlarımız ile eşsiz doğaçlamalara imza atacak olan Sanatçı, Türk Koro Müziğinin başarılı temsilcilerinin başında gelen ve dünyaca ünlü vokal topluluklarından Swingle Singers ve Cantabile ile başarılı konserlere imza atan Orfeon Oda Korosu ile birlikte kendi kompozisyonlarını ve Türk bestelerini yeniden yorumlayacak.

İTALYAN BASINI ”İYİ” NOTU VERDİ

Roma’daki Barberini Sinema Salonu’nda dün akşam galası yapılan, başrollerinde Elio Germano, Margeritha Buy, Cem Yılmaz, Beppe Fiorello’nun yer aldığı ”Şahane Misafir”e İtalyan basını ”iyi” notu verdi.

”La Stampa” gazetesinde yayımlanan makalede, “Roma’ya aşık İstanbullu yönetmenin”, Akdeniz etkilerini kullanarak, belirsizliği, büyüyü, cinselliği, ölümü, hatıraları, nostaljiyi kullanarak, başarılı bir işe imza attığı yorumunda bulunuldu. Gazete, ”Şahane Misafir”e 5 üzerinden 4 yıldızla ”iyi” notu verdi.

”Il Messaggero” gazetesinde çıkan makalede ise Özpetek’in filmlerinin adı gibi olduğu, keskin çizgiler yokmuş gibi göründüğünü, ancak keskinliğin var olduğu belirtildi. Gazete, Türk yönetmenin 9. filmine, 4 üzerinden 3 yıldız verdi.

“Il Giornale” gazetesinde de Özpetek’in yeni filminde, bir yalnızlık hikayesini, bastırılmış duyguları, arzuları ve nostaljiyi anlattığı belirtildi.

”Corriere della Sera” gazetesi de filme 4 üzerinden 3,5 yıldız verdi.

Aktör olma hevesiyle Roma’ya taşınan ve hamur yoğurarak, kruvasan yaparak, geçimini sağlayan Sicilyalı Pietro’nun yeni evinde başına gelenlerin anlatıldığı ”Şahane Misafir”, 6 Nisan’da Türkiye’deki sinemaseverlerle buluşacak.

Shakespeare, Londra’da Türkçe de oynanacak

Dünyaca ünlü İngiliz oyun yazarı ve şair William Shakespeare’in oyunları, İngiltere’nin başkenti Londra’da aralarında Türkçe’nin de bulunduğu 37 farklı dilde sahneye konulacak.

Olimpiyat oyunlarına bu yaz ev sahipliği yapacak Londra’da, çeşitli kültür ve sanat etkinlikleri de düzenlenecek. Bu çerçevede, oyunlar Londra’daki “Shakespeare Globe”da 21 Nisan’da sahneye konulmaya başlanacak.

Türkçe olarak ise, 26-27 Mayıs tarihlerinde Shakespeare’in “Antonius ile Kleopatra” oyunu sahnelenecek. Üç gösterimin yapılacağı oyunda, Antonuius’u Haluk Bilginer, Kleopatra’yı Zerrin Tekindor, Pompeius’u Emre Karayel, Cesar’ı ise Mert Fırat oynayacak.

Shakespeare’in oyunları altı hafta boyunca, 37 farklı dilde, 37 farklı oyunla sahneye konulacak.
DÜNYANIN EN İYİ KEMANCISI 21 MART’TA CRR’DE!

Dünyanın en iyi kemancısı Gidon Kremer İstanbul’da konser vermeye hazırlanıyor

Herbert von Karajan’ın dünyanın en iyi kemancısı olarak nitelendirdiği, Letonyalı ünlü kemancı Gidon Kremer, Baltık ülkelerinin en iyi genç müzisyenlerinden oluşan orkestrası Kremerata Baltica ile 21 Mart’ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sahne alacak. Konserde Astor Piazzolla, Richard Strauss, Nino Rota,  Giya Kancheli ve Mieczyslaw Weinberg’den eserlerin seslendirileceği belirtildi. Kremer konserin “önyargılarını pekiştirmek isteyenler” ya da “sadece eğlenmek isteyenler” için gereksiz bir yorgunluk olacağını söylüyor.

Üç kuşak kemancı

The Guardian gazetesinin “Dünyada Kremer’den daha heyecan verici ve yaratıcı bir kemancı yok…” ifadesiyle tanımladığı sanatçı üç kuşak kemancı yetiştiren bir aileden geliyor. Gidon Kremer’in dedesi ve babası da Latviya’nın ünlü kemancıları arasında yer alıyor.

100’ün üzerinde albümü var

7 yaşında Riga Müzik Okulu’nda başladığı müzik yaşamına Moskova Konservatuvarı’nda kemanın büyük ustası David Oistrakh’la devam eden Kremer, klasik müzik dünyasının “Oscar”ları sayılabilecek Kraliçe Elizabeth, Paganini ve Çaykovski yarışmalarından ödüller kazanarak uluslararası müzik dünyasının dikkatini çekti. Dünyanın neredeyse tüm önemli orkestralarıyla konserler veren Gidon Kremer, Leonard Bernstein, Herbert von Karajan, Christopher Eschenbach, Riccardo Muti, Zubin Mehta, Claudio Abbado gibi pek çok önemli şefle çalıştı. Çağdaş bestecilere son zamanlarda en çok önem veren keman virtüözü olarak da dikkat çeken Kremer’in kaydettiği 100’ü aşkın albüm ve “Grand Prix du Disque”, “Deutsche Schallplattenpreis”, “Ernst von Siemens Musikpreis” ve “Premio dell’Accademia Musicale Chigiana”gibi ödülleri bulunuyor.

50. doğum gününde orkestra kurdu…

Son yirmi yıldır zamanının önemli bölümünü müzik dostlarını buluşturan festivallere ayıran sanatçı, 1981’de Lockenhaus Oda Müziği Festivali’nin kurucusu oldu, 1997-98 yılları arasında ise Gstaad Festivali’nin sanat yönetmenliğini üstlendi. Müzik yaşamında yaptığı en iyi işlerden biri olarak gösterdiği Kremerata Baltica Oda Orkestrası’nı 1997’de, 50. doğum gününde kuran sanatçı, bu oluşumla zengin sanat deneyimlerini Baltık ülkelerindeki genç müzisyenlerle paylaşıyor ve ekonomik zorluklar yaşayan Letonya, Estonya ve Litvanya’daki zengin müzik yaşamına dikkat çekmeyi amaçlıyor.

SANATÇILARDAN ÖRNEK DAYANIŞMA

 Konferans salonları olmadığı için kültür sanat etkinliklerini okulun koridorunda gerçekleştiren Salih Dede Lisesi öğrencileri için İzmirli sanatçı örgütlerinden örnek dayanışma. İzmir de bulunan Liseler arasında en çok kültür sanat etkinliği düzenleyen ve Sanatçılardan Örnek Dayanışma

Konferans salonları olmadığı için kültür sanat etkinliklerini okulun koridorunda gerçekleştiren Salih Dede Lisesi öğrencileri için İzmirli sanatçı örgütlerinden örnek dayanışma. İzmir de bulunan Liseler arasında en çok kültür sanat etkinliği düzenleyen ve

Konferans salonları olmadığı için kültür sanat etkinliklerini okulun koridorunda gerçekleştiren Salih Dede Lisesi öğrencileri için İzmirli sanatçı örgütlerinden örnek dayanışma. İzmir de bulunan Liseler arasında en çok kültür sanat etkinliği düzenleyen ve bu etkinliklerini konferans salonları olmadığı için okulun daracık koridorlarında gerçekleştirmeleri nedeniyle Okul Müdürü Mehmet Öztürk’ ün katkı talebi İzmirli sanatçı örgütlerini harekete geçirdi. İzmirli sanatçı örgütlerinden;Uluslar arası Aktivist Sanatçılar Birliği başkanı Şair – Yazar Ümit Yaşar Işıkhan,Türkiye Yazarlar Sendikası İzmir temsilcisi şair – yazar Namık Kuyumcu ve BESAM İzmir ve Homeros kültür platformu temsilcisi şair – yazar Recai Atalay, Dünya Sanat Olimpiyatları Başkanı Derya Var, Femin & Art İzmir temsilcisi Hülya Sezgin ve Aktivist ressam Zeynep aslı Köstepen’ ın öncülüğünde birçok aydın, Salih Dede Lisesinde yapılacak konferans Salonu için bir araya geldi. Örgüt temsilcileri, Salih Dede Lisesi öğrencileri arasında şiir ve Resim yarışması düzenlenmesine, katılımcı ressamların geliri okula kalacak şekilde bağışlayacağı tablolardan karma sergi açılmasına ve dönem sonunda düzenlenecek şenliklerde konser ve dinleti – imza günleri düzenleyerek gelirinin okul konferans salonu yapımı için kullanılmasına karar verdiler

Konu ile ilgili okul Müdürü Mehmet Öztürk ve sanatçı sivil örgütleri adına Uluslar arası Aktivist Sanatçılar Birliği Başkanı şair-yazar Ümit Yaşar Işıkhan, bu örnek girişimin İzmir Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü, Balçova Belediye Başkanlığı, kardeş okul statüsünde bulunan Ekonomi Üniversitesi Dekanlığı ile Balçova da faaliyet gösteren mesleki örgüt kuruluşlarından salonun yapımı için katkıda bulunmaları halinde 2012-2013 öğrenim yılına söz konusu konferans salonunun yetişebileceğini, aydınlık bir gelecek için çocuklarımıza yapılacak olan bu yatırıma bütün duyarlı vatandaşlarımızın katkısını beklediklerini söylediler.

BATMAN’DA YAZAR OKUMALARI ETKİNLİĞİ

 

Batman’da Tandem Projesi kapsamında LesArt ve Batman Kültür Sanat Derneği (BART)’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Yazar Okumaları’ programının konuğu Ralf Thenior oldu. Etkinliğe yoğun ilgi gösteren…

Batman’da Tandem Projesi kapsamında LesArt ve Batman Kültür Sanat Derneği (BART)’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Yazar Okumaları’ programının konuğu Ralf Thenior oldu. Etkinliğe yoğun ilgi gösteren edebiyatseverler, Alman yazara kitaplarını imzalattı.

BART’ın merkezinden yapılan söyleşide şair, yazar, editör, tercüman ve radyo oyunu yazarı, Ralf Thenior, kendisi ve kitapları hakkında bilgi verdi. Thenior, edebiyatseverlerin dünya ve Avrupa yazarları hakkındaki sorularını da cevapladı. Program sonunda Batman’a gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Ralf Thenior, kitaplarını imzaladı.

Etkinliğinin çok güzel, keyifli ve doyurucugeçtiğini belirten Batmanlı yazar Yavuz Ekinci, şunları ifade etti. “Bu projeyi hayata geçirirken şunu düşünmüştük; Almanca yazan bir yazarın gelip Batmanlı okuyucularla, Türkçe ya da Kürtçe yazan bir yazarın Almanya’ya gidip oradaki okuyucularla buluşmasını sağlamak istiyorduk. Böylece hem yazarlar birbirini tanımış olur hem de okuyucular farklı yazarları tanımış olur. Bizim için şöyle bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Almanca çeviri metin çok okuduk ama Almanca yazan bir yazarla söyleşi yapmamıştık. Oradaki bir yazarın ilham kaynağı nedir. Başlangıç noktası nedir. Eseri nasıl ortaya atıyor, nasıl yazıyor. Okuyucuyla nasıl buluşuyor bunları öğrendik ve kendi sesinden şiir okumasını dinledik.” dedi.

RALF THENİOR KİMDİR

Ralf Thenior, 1945’te Silezya da Bad Kudowa’da doğdu. Şair, yazar, editör, tercüman ve radyo oyunu yazarı. Çocuklar ve gençler üzerine birçok kitap yazdı. Şimdiye kadar ‘İblis Aynası’, ‘Sonbahar Arabası’ gibi şiir kitapları yayınlandı. 2009 yılında bir dakikalık hikayeleriyle Salon Kaplanları Ödülü’ne layık görüldü.

 

YENİ BAŞLAYANLAR VE HÂLÂ ANLAMAMIŞ OLANLAR İÇİN ALTIN BAMYA !

Altın Bamya Ödülleri pazartesi akşamı bir kez daha verilecek. Ödüllerin niyetini çözememiş olanlar için rehber niteliğinde 10 soru hazırladık, Altın Bamya Akademisi’nden Alin Taşçıyan yanıtladı

Pazartesi akşamı dördüncü kez dağıtılacak Altın Bamya Ödülleri, başından beri türlü tepkilerle karşılaştı. Manzara o ki, özetle sinemada erkek egemen bakışa mizahi bir dille dikkat çekmek niyetiyle dağıtılan ödüllerin ne demek istediğini anlamamış ya da anlamazdan gelenlerin sayısı az değil. “Ne yani, gerçek hayattaki şiddeti, tecavüzü göstermesin mi sinema? Bu sansürcülük değil de nedir?” diyen köşe yazarı da var, ödülü almaya gelip de “Biz de anlamadık neden ödül aldığımızı” diyen sinemacı da… Doğrusu; Altın Bamya Akademisi’nin bunları dert ettiği yoktu, kafaya takan ben oldum. “Sinemada erkek egemen bakış ne demektir, nasıl anlaşılır, cinsiyetçi dil nedir?” diye başlayıp, basit, net sorular sordum; Akademi adına sinema yazarı üyesi Alin Taşçıyan yanıtladı…

Sinemada ‘erkek egemen bakışa’ karşı ödüller verdiğiniz, hakkınızda en çok yazılan ‘bilgi cümlesi’. Ne demek ‘sinemada erkek egemen bakış?’
Bütün kahramanların erkek, bütün kadınların da onun sevgilisi / karısı, kurtardığı kişi ya da onu ağına düşürmeye çalışan dişi örümcek olduğu filmlerle dolu; bütün filmlerin erkeklerin öykülerini anlattığı bir dünyada ‘erkek egemen bakışın’ ne olduğunu ‘gerçekten’ anlamayan olabilir mi? Kadına biçilen bütün dramatik roller damsel in distress, femme fatale, Kutsal Meryem gibi klişelerden ibaret! İlk ikisi bütün seksapelleriyle nesneleştirilir üçüncüsü bakireymişçesine cinselliği görmezlikten gelinen anne.

Kadına karşı şiddeti, tecavüzü gösteren bir film otomatik olarak ‘kadın düşmanı’ mıdır? Altın Bamya “Şiddeti göstermeyin” mi demektedir?
Hiç ilgisi yok. Zaten Altın Bamya alan filmlerde pek az açık şiddet temsiline rastladık. Derdimiz sinemada cinsiyetçi yaklaşımda bulunan, erkek olmayana ayrımcılık uygulayan, yönetmenin eril tahakkümü bir dil olarak kurduğu, kadını ve LGBTT bireyleri kötülük kaynağı olarak damgalayan filmler. Şiddet bunun içinde yer alabilir de almayabilir de. Mesele şiddetin nasıl gösterildiğidir; olumlanarak mı eleştirilerek mi? Bir tecavüz sahnesi özendirici şekilde çekilir, cezalandırma şekli olarak mazur gösterilir, tecavüzcüyü haklı çıkarırsa AltınBamya’yı hak eder.

Kadın ve erkek karakterlerin gerçek hayattaki gibi temsil edildiği bir film ‘Bamya’lık mıdır? Altın Bamya “Gerçek hayatı göstermeyin” mi der?
Yönetmenin kendini nereye konumladığı, kamerasını nereye koyduğu, bakışını kime ve nasıl yönelttiği, gerçek hayattan bir kesit aktarmakla ne amaçladığı bizi ilgilendirir. Kadını bir kişilik olarak yaratabiliyor, onun kişilik özelliklerinden ya da toplumsal yapının yanlışlığından dolayı ezildiğini söylüyorsa, kadını eleştiriyor ama hakkını teslim ediyorsa sorun yok. Ama “Çektiklerini kadın olduğu için hak ediyor, erkek erkek olduğu için haklı” demeye getiriyorsa bu gerçek hayat kesiti falan değil cinsiyetçiliktir.

Altın Bamya ‘cinsiyetçi dile’ karşı çıkarken sinemanın özgürlüğünü kısıtlamış oluyor mu? “Öyle film yapma” demek sansürcülük müdür?
Böyle bakabilen birine bir sözlük hediye etmek gerek. Sansürün, özgürlüğün ve cinsiyetçiliğin anlamlarına bakıp öğrensin diye. Biz tahakküme karşıyız, yani özgürlükçüyüz. Sansür aklımızın ucundan geçmez, kaldı ki resmi otoritelerin elindeki bir yetkidir. Cinsiyetçilik, nefret suçunun bir parçasıdır. “Erkek olmayanlar ikinci sınıftır, onlarla alay etmek mübahtır” diye düşünen kafaların sinemada nefret suçu işlenmemesini istemek ve cinsiyetçi filmleriyle kadınları ve LGBTT bireyleri rencide edenleri eleştirmek hakkımız. Ki bunu mizahla yapıyoruz.

Altın Bamya Akademisi feminist kadınlardan mı oluşur? Ekipte erkek var mıdır?
Kendimize ‘Bamya Kardeşleri’ diyoruz. Bamya Kardeşliği içinde herkes eşittir. Birbirimizi kadın – erkek, feminist – feminist olmayan diye ayırmıyoruz.

Bir filmdeki cinsiyet eşitsizliğini görmek için illa kadın olmak mı gerekir?
Elbette hayır ama bizim duyularımız biraz daha bilenmiş olabilir… Ama bence en radikalimiz Cüneyt Cebenoyan! Birkaç kadın sinemacının da erkek egemen sisteme entegre olduğunuAltın Bamyalık işler ürettiğini de anımsatayım.

‘Karakter ödülleri’ kime gitmektedir? Kişi, ‘kötü oynadığı’ için mi layık görülür ödüle?
Karakter, senarist ile yönetmenin eseri. Oyuncuyu sorumlu tutmuyoruz, adını anmıyoruz. Magazin basını onları kışkırtıp haber üretmek için olsa gerek oyuncunun adını andığı başlıklar atıyor bazen. Oyuncu karaktere can veriyor, yorumunu katıyor ama onun Altın Bamya’ya değer görülecek bir karakter oluşturmada birinci derecede rolü yok.

Bir eşcinsel karaktere Altın Bamya verilirse bu ‘eşcinselliğe’ karşı olduğunuz manasına mı gelir? Yoksa nedir?
Altın Bamya doğası itibariyle bir karşı–ödül. Dolayısıyla tam tersi anlama gelir. Nitekim homofobik yaklaşıma sahip filmlere ‘Üç Buçuk Bamya Ödülü’ veriyoruz. Eşcinselliğin erkek egemen bakışla hor görülmesi, alay konusu yapılması, hastalık gibi gösterilmesi gibi durumlara tepki gösteriyoruz

Ödülün adı neden ‘Bamya’? Bamya da bir cinsiyetçi argo değil midir?
Cinsiyetçi değil, çocuksu ve masum. Fallik takıntı nedeniyle hemen bu yorumlara saptırıldı. Altın Patlıcan gibi bir simge bulsak asıl cinsiyetçilik bu olmaz mıydı? Bamya en sevilmeyen sebzelerdendir. İtibarı yoktur, misafire yapılmaz. Tek cinsel çağrışımı çocukların falluslarına bazen bamya denmesidir küçük ve sevimli oldukları için! Yani masum bir erkeklik tasviri, iktidardan, tahakkümden, şiddetten âri bir erkeklik simgesi.

Cinsiyetçi film yapılmadığı bir çağ gelirse Altın Bamya kendini fesh mi edecektir?
Hiç tereddütsüz! “İlk ve son olsun” diye başlamıştık, aynı kafada devam ediyoruz.

Kaynaklar :

haberler.com , birincikuvvet.com , cnnturk.com.tr , medya73.com , radikal.com.tr , mynet.com

19 Mart 2012/tarafından admin
Etiketler: altın bamya, Altın Palmiye, animasyon, berlin film, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, film festival, Kleopatra, Mert Fırat, mona hatoum, peng chen
Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/03/mona-hatoum1.jpg 367 430 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-03-19 18:21:562012-03-19 18:23:48Kısa kısa sanat haberleri.
Beğenebilecekleriniz:
33. İstanbul Film Festivali’nde Yarışacak 11 Film
Rus Kızılordu Korosu’ndan İstanbul’da konser
Film yönetmeni Ken Loach onur ödülünü reddetti
40. yılında İKSV programı
68. cannes film festivali 68. Cannes Film Festivali yarın başlıyor
Filmmor Kadın Kooperatifi ‘nden 11.Uluslar arası Gezici Filmmor Kadın filmleri festivali
Avrupa’nın 2013’deki en iyi sanat kentleri arasına İstanbul da girdi
Pera Müzesi film etkinlikleri 28 Şubat – 7 Mart 2014 arasında

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Link to: Nerede Olursanız Olun; 19 Mart –25 Mart arası Sanatla Olun ! Link to: Nerede Olursanız Olun; 19 Mart –25 Mart arası Sanatla Olun ! Nerede Olursanız Olun; 19 Mart –25 Mart arası Sanatla Olun ! Link to: Çukurova Sanat Günlerinde (UÇSG) 8 kentte 94 etkinlik! Link to: Çukurova Sanat Günlerinde (UÇSG) 8 kentte 94 etkinlik! Çukurova Sanat Günlerinde (UÇSG) 8 kentte 94 etkinlik!
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön