Yazılar

68. cannes film festivali

cannes-film-festivaliFransa’nın Cannes kentinde yapılan Cannes Film Festivali’nin açılışı 1987 yılından bu yana ilk kez bir kadın yönetmenin filmi ile yapılacak.

Açılışta Emmanuelle Bercot’nun “La Tete Haute” filmi gösterilecek.Dünyanın önemli sinema etkinlikleri arasında yer alan Cannes Film Festivali, 24 Mayıs’ta düzenlenecek Altın Palmiye ödül töreni ile son bulacak.Toplamda 83 filmin yarışacağı festivalin jürisinde Fransız oyuncu Sophie Marceau, Kanadalı sinemacı Xavier Dolan, İngiliz oyuncu Sienna Miller, Meksikalı yönetmen Guillermo del Toro, İspanyol oyuncu Rossy de Palma, Malili şarkıcı Rokia Traore ile Amerikalı aktör Jake Gyllenhaal yer alıyor. Jüriye bu yıl ünlü yönetmen kardeşler Joel ve Ethan Cohen başkanlık edecek.

Festivalde 2 Türk yönetmen var
Altın Palmiye için ana temada 19 filmin yarışacağı Cannes da bu yıl iki de Türk yönetmen yer alıyor. Ziya Demirel kısa metraj dalında “Salı” ile Deniz Gamze Ergüven ise “Yönetmenlerin 15 Günü” adlı paralel seçkide Fransız yapımı “Mustang” isimli filmiyle festivalde ödül arayacak.

Bu yıl Altın Palmiye’ye aday olan filmler ve yönetmenleri ise şöyle :”Sicario : Denis Villeneuve, The Sea of Trees : Gus Van Sant, Louder Than Bombs : Joachim Trier, Youth : Paolo Sorrentino, Saul Fia : Laszlo Nemes, Mia Madre : Nanni Moretti, Mon Roi : Maiwenn, The Lobster : Yorgos Lanthimos, Macbeth : Justin Kurzel, Umimachi Diary : Hirokazu Kore-Eda, Shan He Gu Ren : Jia Zhang-Ke, Nie Yinniang : Hou Hsiao Hsien, Carol : Todd Haynes, Il Racconto Dei Racconti : Matteo Garrone, Margurite et Julien : Valerie Donzelli, La Loi du Marche : Stephane Brize, Dheepan : Jacques Audiard.”

Croisette Bulvarı Türkiye afişleri ile donatıldı
Cannes Film Festivali’yle özdeşleşen ve dünyanın gözde bulvarları arasında yer alan Croisette Bulvarı’nda ise bu yıl Türkiye tanıtım afişleri etkinliğin dikkat çeken unsurları arasında. Festivale gelenlerin gün boyu gelip geçtiği güzergah üzerine yerleştiren Galata Kulesi, Kapadokya, Alanya Kalesi resimleri ile çeşitli Türkiye içerikli afiş ve reklamlar festival süresince gelenlerin dikkatine sunulacak.

altin-palmiyeBu yıl 68’incisi düzenlenecek Cannes Film Festivali’ne Altın Palmiye için yarışacak filmler açıklandı. Aday listesine Fransız filmleri damgasını vurdu.

Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışacak 17 aday film açıklandı. Bunlardan dördünü ise Fransız filmleri oluşturuyor.

Paris’te festivalin programını tanıtan Festival’in Sanat Yönetmeni Thierry Frémaux, “Bu yıl Fransa için güzel bir yıl” diye konuştu.

13-24 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek festivalde Fransız yönetmenler, Jacques Audiard “Dheepan” adlı filmi ile, yönetmen Maïwenn Le Besco ise “Mon Roi” adlı filmi ile büyük ödül için yarışacak. Maïwenn Le Besco, 2012 yılında “Polis” adlı filmi ile Büyük Jüri Ödülü’nü kazanmıştı.

Fransız yönetmenlerin yanı sıra yarışma bölümünde büyük isimler de bulunuyor. ABD’li yönetmen Gus Van Sant’ın “The Sea of Trees” adlı filmi, Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve’ün “Sicario” adlı filmi ve İtalyan usta yönetmen Nanni Moretti’nin “Mia Madre” adlı filmi bu yılın en iddialı filmleri arasında sayılıyor.

Woody Allen’ın “Irrational Man” adlı filmi de yarışma dışı bölümde izleyici ile buluşacak.

Bu yıl 68’incisi düzenlenecek festivalin jüri başkanlığını ise “The Big Lebowski”, “Fargo”, “No Country for Old Men” adlı filmleri ile sinema tarihine adını kazıyan Coen Kardeşler yapacak.

Cannes Film Festivali’nde geçen yıl Altın Palmiye Ödülü’ne Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” adlı filmi layık görülmüştü.

Kaynak: Deutsche Welle

47siyad-odulleriBerkin Elvan’ın anılmasıyla başlayan SİYAD Ödülleri sahiplerini buldu. En iyi film Nuri Bilge Ceylan’ın yönettiği Kış Uykusu 6 dalda ödül alarak geceye damga vurdu.

47. Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Ödülleri, dün gece Cemal Reşit Rey’de gerçekleşen törenle sahiplerini buldu. Özge Özberk’in sunduğu törende bu yılın ödüllerine Nuri Bilge Ceylan’ın Altın Palmiyeli filmi ‘Kış Uykusu’ damga vurdu. ‘Kış Uykusu’ geceden En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu (Melisa Sözen) ve En İyi Erkek Oyuncu’nun (Haluk Bilginer) da aralarında olduğu altı ödül kazandı. Nuri Bilge Ceylan, ödülünü alırken “Sinema üzerine çok fazla yazı yazılan bir sanat dalı. Fotoğrafçılık yaptığım günlerden hatırlıyorum çok büyük bir sessizlik vardı. Özellikle yazılar için sinema yazarlarına teşekkür etmek isterim. İster olumlu ister olumsuz olsun hepsinden çok şey öğreniyorum,” diye konuştu.

Açılış konuşmasını yapan SİYAD Yönetim Kurulu Başkanı Melis Behlil, birinci ölüm yıldönümünde Berkin Elvan’ı andığı konuşmasında sansür ve ifade özgürlüğünden bahsederek derneğin sansürün her türüne karşı olduğunun altını çizdi.

100 YILIN EN İYİ 10 FİLMİ SEÇİLDİ

Sinema Yazarları Derneği, Türkiye Sineması’nın 100. Yılı kutlamaları vesilesiyle bu yıl özel bir seçim daha gerçekleştirdi. SİYAD üyelerinin oylarıyla belirlenen ‘Yüzyılın 100 Filmi’ listesinin zirvesinde bulunun on film de törende ilan edildi. Sinema Yazarlarının seçimiyle Yılmaz Güney‘in filmi ‘Umut’ birinci sıraya yerleşti. ‘Umut’u sırasıyla şu filmler takip etti: Yol, Sevmek Zamanı, Anayurt Oteli, Vesikalı Yârim, Muhsin Bey, Sürü, Selvi Boylum Al Yazmalım, Masumiyet, Bir Zamanlar Anadolu ’da.

47. SİYAD ÖDÜLLERİ ŞÖYLE

En iyi film
Kış Uykusu – Zeyno Film, Memento Films, Bredok Films

En iyi yönetim
Nuri Bilge Ceylan – Kış Uykusu

Mahmut Tali Öngören En iyi senaryo
Deniz Akçay – Köksüz

Cahide Sonku En iyi kadın oyuncu performansı
Melisa Sözen – Kış Uykusu

En iyi erkek oyuncu performansı
Haluk Bilginer – Kış Uykusu

En iyi yardımcı kadın oyuncu performansı
Lale Başar – Köksüz

En iyi yardımcı erkek oyuncu performansı
Ayberk Pekcan – Kış Uykusu

En iyi müzik

Kenan Doğulu – Unutursam Fısılda
En iyi görüntü yönetimi
Gökhan Tiryaki – Kış Uykusu

En iyi kurgu
Yorgos Mavropsaridis – Sivas

En iyi sanat yönetimi
Soydan Kuş – Unutursam Fısılda

En iyi belgesel film adayları
Tepecik Hayal Okulu, Güliz Sağlam

En iyi kısa film adayları
Müjdeler Var Yurdumun Toprağına Taşına, Erdi Sinemam 100 Şeref Yaşına!, Melik Saraçoğlu & Hakkı Kurtuluş

Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivali’nden büyük ödülle ayrılan filmi ‘Kış Uykusu’ Oscar yarışında elendi. Film, Oscar için yarışamayacak.

Nuri Bilge Ceylan'ın (solda) yönetmenliğini yaptığı 'Kış Uykusu'nun başrolleri arasında Haluk Bilginer yer alıyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın (solda) yönetmenliğini yaptığı ‘Kış Uykusu’nun başrolleri arasında Haluk Bilginer yer alıyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” filmi 87’nci Oscar Ödülleri’nden elendi.

87’nci Oscar adayları için yapılan ön elemede belirlenen 9 yabancı film Los Angeles’ta açıklandı.

Kazanan adaylar arasında, Yabancı Film katagorisinde Oscar’da aday gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da büyük ödül Altın Palmiye kazanan Kış Uykusu filmi yer alamadı.

kış_uykusu

Oscar başvuruları, 1 Ekim-15 Aralık tarihleri arasında yapılmıştı.

Oscar’da yarışacak 9 yabancı film ve yönetmenleri şunlar (Alfabetik sırayla):

Arjantin’den “Wild Tales”, Damián Szifrón,

Estonya’dan “Tangerines,” Zaza Urushadze,

Gürcistan’dan “Corn Island,” George Ovashvili,

Moritanya’dan “Timbuktu,” Abderrahmane Sissako,

Hollanda “Accused,” Paula van der Oest,

Polonya’dan “Ida” Paweł Pawlikowski,

Rusya’dan “Leviathan” Andrey Zvyagintsev,

İsveç’ten “Force Majeure” Ruben Östlund,

Venezuela’dan “The Liberator”, Alberto Arvelo.

Oscar’da yarışacak adaylar 5 Ocak’ta Los Angeles’taki Samuel Goldwyn Tiyatrosu’nda canlı olarak duyurulacak.

87’nci Oscar Ödülleri 22 Şubat 2015 Hollywood’taki Dolby Tiyatrosu’nda yapılacak törenle sahiplerini bulacak. Tören 225 ülkede ve bölgede televizyondan canlı yayınlanacak.

Kaynak:http://www.aljazeera.com.tr

Nuri Bilge Ceylan, “Ödülümü son bir yılda hayatını kaybeden Türk gençlerine adıyorum” dedi. Ceylan, “Bu sene Türk sinemasının 100. yıldönümü. İnanılmaz güzel bir tesadüf. Thierry Fremaux, Gilles Jacob ve Jane Chanpion’a çok teşekkür ediyorum. Bu ödülü son bir yıl boyunca hayatını kaybeden tüm Türk gençlerine hediye ediyorum” diye konuştu.

 

Büyük ödül “Altın Palmiye” için 18 film yarıştı.

nuri bilge ceylanödül töreni

CANNES’DA DİĞER ÖDÜLLER

İkinci en iyi film:  “Le Meraviglie”, Yön. Alice Rohrwatcher, İtalya
En İyi Yönetmen: “Foxcatcher”,  Yön. Benett Miller, ABD
Jüri Özel Ödülü: “Mommy”,  Yön,  Xavier Dolan, Kanada.
En İyi Senaryo: Leviathan, Yön. Andrey Zvyagintsev, Rusya
En İyi Erkek Oyuncu:  Timothy Spall, “Mr Turner”, İngiltere
En İyi Kadın Oyuncu: Julianne Moore, “Maps to the Stars”, ABD

BAŞBAKAN ERDOĞAN, CEYLAN’I KUTLADI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 67. Cannes Film Festivali’nde “Kış Uykusu” filmiyle Altın Palmiye Ödülü’nü kazanan Nuri Bilge Ceylan’ı kutladı.

Başbakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre Erdoğan, Köln’den İstanbul’a dönüşünün ardından yönetmen Ceylan ile telefonda görüştü.

Erdoğan’ın Ceylan’ı Cannes’da kazandığı ödülden ve Türk sinemasına sağladığı önemli katkılardan dolayı kutladığı öğrenildi.

Başbakan Erdoğan’ın bugüne kadar birçok ulusal ve uluslararası ödül alan Ceylan’ı, “Altın Palmiye” ödülü sayesinde “aziz milletimize yeni bir gurur yaşatmasından” dolayı tebrik ederek, başarılarının devamını dilediği de ifade edildi.

kış uykusu poster

BAKAN ÇELİK’TEN KUTLAMA

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 67. Cannes Film Festivali’nde “Kış Uykusu” filmiyle Altın Palmiye Ödülü’nü kazanan yönetmen ve senarist Nuri Bilge Ceylan’ı kutladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Çelik, Altın Palmiye’yi alan Ceylan’ı telefonla aradı.

Bakan Çelik, Türk sinemasının 100’ncü yılında “Kış Uykusu” adlı filmiyle önemli bir başarıya imza atan ve ülkesini onurlandıran Ceylan ile filmde emeği geçenleri kutladı.

NURİ BİLGE CEYLAN KİMDİR?

BNuri Bilge Ceylan (d. 1959İstanbul) Türk yönetmensenarist ve fotoğraf sanatçısı.

Hayatı

Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi’nde iki yıl sinemaeğitimi gördü. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitimi sırasında üniversitenin fotoğrafçılık (BÜFOK), dağcılık ve mağaracılık kulüplerine katılarak, doğa etkinlikleri ile ilgilendi. 1980’lerde kimi portföyleri Gergedan gibi dönemin nitelikli kültür ve sanat dergilerinde yayınlanan Ceylan, yaptığı dört filmin de, yönetmenliğini, senaryo yazarlığını ve yapımcılığını üstlendi. Sinemaya Koza adlı kısa filmiyle adımını atan Ceylan bu filmiyle, Cannes Film Festivali’nin ilgili bölümüne katılma başarısını gösterdi. Ceylan 1997’de ilk uzun metrajlı filmi olan ve başta Berlin Film Festivali olarak pek çok dünya festivalinde gösterilen üç bölümlü, otobiyografik ve pastoral Kasabafilmini, 1999 yılında da bir meta-film olan ve ilk iki filmdeki otobiyografik izleği sürdüren ve büyük başarı kazanan Mayıs Sıkıntısı’nı çekti. Film, Berlin Film Festivali’nin yarışmalı bölümünde gösterilmişti.

56. Cannes Film Festivali’nde yarışan ve favori filmler arasında gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın 2002 yapımlı dram filmi Uzak, Altın Palmiye’den sonra festivalin ikinci önemli ödülü olan ‘Büyük Jüri Ödülü’nü (‘Grand Prix’) aldı. Filmde yalnız ve yabancılaşmış iki kuzeni oynayan filmin başrol oyuncuları Muzaffer Özdemir ve film tamamlandıktan hemen sonra bir trafik kazasında ölen Mehmet Emin Toprak da ‘En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü paylaşarak Türk sinema tarihinin en parlak başarılarından birine imza attılar.

Ceylan’ın dördüncü uzun metrajlı filmi olan İklimler, 2006 Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümüne kabul edildi. Ceylan’ın o güne kadar çektiği en büyük bütçeli eser olan film, dijital görüntü teknolojisiyle kotarıldı ve görüntü yönetmenliğini Ceylan’ın kendisinin üstlenmediği ilk filmi olma özelliğini kazandı. Filmin bir diğer önemli özelliği ise, Nuri Bilge Ceylan’ın bu kez kamera önüne de geçerek, eşi Ebru Ceylan’la başrolleri paylaşmış olmasıdır.

2008 Cannes Film Festivali’nde küçük zaafların büyük yalanları doğurmasıyla parçalanan bir ailenin, gerçeklerin üzerini örterek bir arada kalma çabasını anlatan Üç Maymun filmiyle “En İyi Yönetmen Ödülü”nü aldı. Ödülü aldıktan sonra yaptığı teşekkür konuşmasında “Bu ödülü birisine adamak istiyorum: Tutkuyla sevdiğim, yalnız ve güzel ülkeme…” dedi.[1] 64.Cannes Film Festivalinde Bir Zamanlar Anadolu’da filmiyle Büyük jüri ödülüne layık görüldü.

Ceylan’ın 2013 yılı içerisinde Kış Uykusu isimli yeni bir filme başlaması bekleniyor. Filmin başrollerinde Demet Akbağ, Haluk Bilginer ve Melisa Sözen gibi isimler yer alacak.

Filmografi ve Ödüller

Koza (1995)

1995 Cannes Film Festivali Uluslararası Kısa Film Yarışması

Kasaba (1997)

  • 17. Uluslararası İstanbul Film Festivali (1998)
    • “Fipresci Ödülü”

Berlin Film Festivali (1998)

  • “Caligari Ödülü” Nuri Bilge Ceylan

Köln Film Festivali (1999)

  • “En İyi Film”
  • “En İyi Görüntü Yönetmeni” (Nuri Bilge Ceylan)

Mayıs Sıkıntısı (1999)

21. Siyad Türk Sineması Ödülleri, 1999

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “En İyi Film”

36. Antalya Altın Portakal Film Festivali (1999)

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Nuri Bilge Ceylan – Dr. Avni Tolunay Özel Ödülü”
  • “En İyi 2. Film”

19. Uluslararası İstanbul Film Festivali 2000

  • “Altın Lale”
  • “En İyi Türk Filmi”
  • “Fipresci Ödülü (Uluslararası)”
  • “Halk Jürisi Ödülü”

Buenos Aires Uluslararası Film Festivali, 2001

  • Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen

12. Ankara Film Festivali 2000

  • En İyi Film

İskenderiye Film Festivali 2000

  • “Jüri Özel Ödülü”
  • “Mehmet Emin Ceylan” – En İyi Erkek Oyuncu
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Kurgu”

Uzak (2002)

56. Cannes Film Festivali, 2003

  • “Nuri Bilge Ceylan – Büyük Jüri Ödülü”
  • “Mehmet Emin Toprak – En İyi Erkek Oyuncu”
  • “Muzaffer Özdemir – En İyi Erkek Oyuncu”

39. Antalya Altın Portakal Film Festivali 2002

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Senaryo”
  • “Mehmet Emin Toprak – En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”
  • “En İyi Film”

14. Ankara Film Festivali 2002

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Görüntü Yönetmeni”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Kurgu” “Zuhal Gencer Erkaya – En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu”

24. Siyad Türk Sineması Ödülleri, 2002

  • “En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Görüntü Yönetmeni”

22. Uluslararası İstanbul Film Festivali 2003

  • “En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Yılın En İyi Türk Yönetmeni”
  • “FIPRESCI Ödülü”

Cinemaya Film Festivali 2003

  • “En İyi Film”
  • “Büyük Ödül”

13. Orhan Arıburnu Ödülleri 2002

  • “En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Muzaffer Özdemir – En İyi Erkek Oyuncu”

39. Chicago Uluslararası Film Festivali, 2003

  • Nuri Bilge Ceylan – En İyi 2. Film

25. Montpellier Film Festivali 2003

  • “Nuri Bilge Ceylan – Altın Antigone”
  • “Nuri Bilge Ceylan – Eleştirmenler Birliği Ödülü”

Beyrut Film Festivali 2003

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Film”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Senaryo”

16. Trieste Film Festivali, 2004

  • Nuri Bilge Ceylan – En İyi Film

Mexico City Film Festivali, 2004

  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Yönetmen”
  • “Nuri Bilge Ceylan – En İyi Görüntü Yönetmeni”

İklimler (2006)

43. Antalya Film Festivali, 2006 [1]

  • En İyi Laboratuar Sinefekt
  • En İyi Ses Tasarımı (İsmail Karadaş)
  • En İyi Kurgu (Ayhan Ergürsel)
  • En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Nazan Kırılmış)
  • En İyi Yönetmen (Nuri Bilge Ceylan)

59. Cannes Film Festivali, 2006

  • FIPRESCI Ödülü

26. Uluslararası İstanbul Film Festivali, 2007

  • En İyi Film

Skip City Uluslararası Dijital Sinema Festivali, Japonya, 2007 [2]

  • En İyi Dijital Film

Üç Maymun (2008)

61. Cannes Film Festivali Altın Palmiye

  • En İyi Yönetmen Ödülü

2. Yeşilçam Ödülleri

  • En iyi film
  • En iyi yönetmen
  • En iyi senaryo
  • En iyi kadın oyuncu
  • En iyi görüntü yönetmeni
  • Genç yetenek özel ödülü

41. Siyad Ödülleri;

  • En iyi kurgu
  • En iyi kadın oyuncu performansı
  • En iyi yardımcı erkek oyuncu performansı
  • En iyi yönetmen

Osian’s Cinefan Film Festivali

  • En iyi yönetmen

Haifa Film Festivali

  • En iyi film(Golden Anchos)

Asia Pasific Screen Awards

  • En iyi yönetmen
  • En iyi film (Tulpan)

“Manaki Brothers” Film Camera Festivali

  • Mosfilm Awards
  • Special Mention(Özel Mansiyon)

Bir Zamanlar Anadolu’da (2011)

64. Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü

Asia Pasific Screen Awards

  • En iyi yönetmen
  • Büyük Jüri Ödülü
  • En iyi görüntü yönetmeni – Gökhan Tiryaki

Kış Uykusu (2014)

2014 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı.

Yayınlanan Senaryoları

  • Kasaba, Norgunk Yayıncılık, 2007.
  • Mayıs Sıkıntısı, Norgunk Yayıncılık, 2003.
  • Uzak, Norgunk Yayıncılık, 2004.
  • İklimler, Norgunk Yayıncılık, 2009.

FESTİVALDE YILDIZLAR GEÇİDİ 

Festival, her yıl olduğu gibi bu yıl da yıldızlar geçidine sahne oldu.

Nicole Kidman, Justine Tautou, Jane Fonda, Selma Hayek-Pinault, Eva Longoria, Mel Gibson, Sylvester Stallone, Harrison Ford, Adriana Lima, Gerard Depardieu, Monica Bellucci, Sophia Loren, Sharon Stone, Catherine Deneuve kırmızı halıdan geçen ünlü sinema yıldızları arasındaydı.

Cannes Film Festivali, yarışma içi ve yarışma dışı gösterilen filmlerin dışında, festival sarayında 13 metrekarelik alanda kurulan sinema pazarıyla her yıl olduğu gibi yine bu alanda önemli bir etkinliğe evsahipliği yaptı.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 100’ün üstünde ülkeden gelen yapımcı ve dağıtım şirketi, yaklaşık 5 bin civarında filmi pazarlamak için çalıştı.

Yetkililer, sinema pazarında alınıp satılan filmlerin cirosunun 800 milyon Euro civarında olduğu tahmininde bulunuyor.

Cannes Film Festivali, 14 Mayıs’ta “Grace of Monaco” filminin gösterimiyle başlamıştı.

 

Filmin fragmanını izlemek için lütfen tıklayınız.

İstanbul Modern Sinema, 19-29 Eylül tarihleri arasında “Ölesiye” başlıklı programla, tutkunun hükmettiği hayatların geçtiği 11 filmlik bir seçki sunuyor.

İrade ve yargıları aşan güçlü ihtirasların yaşandığı kara sevdalara, tutkudaki teslimiyet kavramına, tutkuyla tutsaklığın arasındaki çizginin kaybolduğu farklı kaderlere bakan programda, sinema tarihinin farklı dönem ve coğrafyalarından örnekler yer alıyor.

“Ölesiye” programı kapsamında Steven Soderbergh’in Cannes’da Altın Palmiye alan ve James Spader’a da En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandıran Seks Yalanları, Andrey Tarkovski’den Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük ödülü ve FIPRESCI ödülünü kazanan Solaris, Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile dönen Rainer Werner Fassbinder’in Veronika Voss’u, Jean-Jacques Beineix’nin ilk filmi Diva, Luis Buñuel’in Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü alan Viridiana, Zeki Demirkubuz’un Altın Portakal’da En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alan filmi Kader yer alıyor.

Programda Sam Peckinpah’ın kült yapıtı Bana Alfredo Garcia’nın Kellesini Getirin, Atom Egoyan’ın Oscar’a aday olan filmi Başka bir Dünya, Kim ki-duk’tan Yay, Roger Michell’in Ian McEwan’ın romanından uyarlanan filmi Dayanılmaz Aşk ve Peter Brosens ile Jessica Hope Woodworth’ün Beşinci Mevsim  adlı uzun metrajı da bulunuyor.

Solaris, 1972

Solaris2Sovyetler Birliği, 35mm, 167’, Rusça
Yönetmen: Andrey Tarkovski
Oyuncular: Natalya Bondarchuk, Donatas Banionis
Solaris isimli uzay istasyonundan tuhaf sinyaller gelmektedir. Kozmonot ve psikolog Kris Kelvin bu sorunla ilgilenmek üzere oraya gönderilir. Ancak kendisi de bu büyülü, okyanusa benzer gezegende yaşanan doğaüstü olaylara maruz kalacak, yıllar önce ölmüş karısına kavuşarak kendi bilincinin en karanlık katmanlarına doğru bir yolculuğa çıkacaktır. Rus yönetmen Tarkovski, bilim kurgu yazarı Stanislaw Lem’in romanındaki bilimkurgu şablonunu kırarak insan-doğa ve hakikat kavramları üzerine kendi fikir ve duygularını aşılayarak bir başyapıt yaratmıştır. Vicdan muhasebesi üzerine derin bir gerilim filmi olan Solaris, Cannes’da hem Jüri Büyük ödülü’nü, hem de FIPRESCI ödülünü kazandı.

Seks Yalanları (Sex, Lies and Videotape), 1989  

Sex-Lies-and-VideotapeA.B.D., 35mm, Renkli, 100’, İngilizce
Yönetmen: Steven Soderbergh
Oyuncular: Andy McDowell, James Spader, Peter Galagher
Los Angeles’ta geçen bu film cinsel hayatları karmaşık dört kişinin hikâyesini anlatıyor. Çiftimizin ilişkilerindeki denge, geçmişten bir arkadaşın hayatlarına girmesiyle değişiyor. Cinsel fantezilerin videoya çekilmesi, yalanlar ve sırlarla ilişkiler daha da girift bir hâl alıyor. Seks Yalanları, 29 yaşındaki Steven Soderbergh tarafından Los Angeles’a yaptığı bir seyahat sırasında sekiz günde yazıldı ve çekildi. Film beklenmedik bir gişe başarısı yakaladı ve Cannes’da Altın Palmiye ve Spader’a da En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandırdı.

Kader, 2006  

kader-zekidemirTürkiye, 35mm, 103’, Türkçe
Yönetmen: Zeki Demirkubuz
Oyuncular:  Vildan Atasever, Ufuk Bayraktar, Settar Tanrıöğen
Altın Portakal’da En İyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini alan Kader’de, Demirkubuz’un 1997 filmi Masumiyet’teki Bekir ve Uğur karakterlerinin geçmişlerine, onları ömürleri boyunca tutsak eden duyguların başlangıcına gidiyoruz. Tanışmalarından başlayarak uzun yıllara yayılan bu tutku ve teslimiyet hikayesinde Bekir’in Uğur’a olan umutsuz aşkı hayatını kemirerek onu tam bir ‘tutunamayan’a çevirirken, Uğur ise körü körüne bir hapishane tutkunu olan Zagor’a aşıktır. Kader, izleyicinin yüreğini yakan, ölesiye tutkunun ağırlığını omuzlarımıza yükleyen gerçek anlamda bir kara sevda filmidir.

Veronika Voss (Die Sensucht der Veronika Voss)

Die-Sensucht-der-Veronika-Voss1982, Batı Almanya, DVD, 104’, Almanca
Yönetmen: Rainer Werner Fassbinder
Oyuncular:Rosel Zech, Hilmar Thate, Cornelia Froboess
Fassbinder’in ‘BRD Üçlemesi’nin ikinci filmi olan Veronika Voss, ‘50’li yıllardan – özellikle de UFA Stüdyoları’nın ürettiği – bir melodram kılığına bürünmüşse de, aslında ülkesine dair sert bir hicivdir. Bir zamanların gözde aktrisi Veronika Voss savaş sonrası bir uyuşturucu bağımlısı olarak Münih’te yaşamaktadır. Sinemadaki geçmiş zaferlerinin gölgesinde hayatta kalmak için mücadele ederken bir spor yazarı olan Krohn ile tanışır. Veronika esrarengiz güzelliğiyle onu etkiler, ancak ilişkileri geliştikçe geçmişindeki karanlık sırlar ortaya çıkar. Gerçek bir hikayeden yola çıkan bu melankolik film hem savaş sonrası Batı Almanya’nın ekonomik mucizesine bakıyor, hem de kadın karakteri üzerinden ülkesindeki ahlak ve dürüstlüğü sorguluyor. Bu film katıldığı yıl Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ile dönmüş, Fassbinder birkaç ay sonra odasında ölü bulunmuştu.

Diva, 1981

diva-Jean-Jacques-BeineixFransa, 35mm, 123’, Fransızca
Yönetmen:  Jean-Jacques Beineix
Oyuncular:  Frédéric Andréi, Wilhelmenia Wiggins Fernandez
Fransız Neo-Barok döneminin de ilk örneklerinden olan, Jean-Jacques Beineix’nin bu ilk filmi, gösterişli, stilize bir polisiyedir. Opera tutkunu bir postacı olan Jules, özellikle de Amerikalı diva Cynthia Hawkins’e saplantıyla bağlıdır. Konserinden gizli bir ses kaydı alınca işin içine müzik piyasasındaki korsan çeteler girer. Çürümüş polis teşkilatının olaya karışmasıyla işler iyice içinden çıkılmaz bir hal alır.  Bu rengarenk, romantiklikten de vazgeçmeyen distopyada aksiyondan kara filme birçok tür bir arada. Filme ruhunu veren en etkileyici unsur ise Vladimir Cosma’nın operaya çalan müzikleri.

Viridiana, 1961  

viridiana-luis-bunuelİspanya/Meksika, DVD, 90’, İspanyolca
Yönetmen: Luis Buñuel
Oyuncular:Silvia Pinal, Francisco Rabal, Fernando Rey
Gündüz Güzeli’nin iffetli ama düşmüş sarışını, burada Viridiana’yı oynuyor. Viridiana kendini ebediyen Kilise’ye adamak üzereyken başrahibe eğitimi için gereken masrafları karşılamış olan zengin amcası Don Jaime’ye bir veda ziyareti yapar. Önce ondan kuşkulansa da Jaime masum yeğenine o kadar nazikçe davranır ki, kız onun kendisini baştan çıkarmaya niyetlendiğinden şüphelenmez. Ancak, Viridiana ilaçlı kahveyi içip kendinden geçince, Jaime’nin yüreği ona tecavüz etmeye elvermez. Yine de, kendisini bırakıp manastıra dönmesin diye Viridiana’ya artık bakire olmadığını söyler. Fetişi ve taşlamayı seven bir yönetmen olan Buñuel’den tanıdık bir kara komedi.İnsan doğası üzerine alaycı ve bozguncu film, yetkililerden habersiz olarak İspanya adına Cannes Film Festivali’ne katılarak Altın Palmiye’yi kazanmıştı.

 Bana Alfredo Garcia’nın Kellesini Getirin (Bring me the Head of Alfredo Garcia), 1974

Bring-me-the-Head-of-Alfredo-GarciaABD/Meksika, 35mm, 112’, İspanyolca/İngilizce
Yönetmen:Sam Peckinpah
Oyuncular: Silvia Pinal, Francisco Rabal, Fernando Rey
Zengin ve güçlü çiftlik sahibi bağırır: “Bana Alfredo Garcia’nın kellesini bulun!” İki ödül avcısı yola koyulur ve asıl kahramanımız, piyanist barmen Bennie ile bir salonda karşılaşırlar. Film Bennie’nin kelleyi teslim ettiğinde bir milyon dolar ödül kazanacağını inanarak kız arkadaşıyla birlikte çıktığı sarhoş ve şiddetli Meksika yolculuğunu anlatır. Yıllar sonra kült film olarak anılacak bu yolculuk kan ve tekila kokacak, Peckinpah çaresiz anti-kahramanını sevse de ona acımayacak, filmini Western gibi başlatıp daha karanlık bir anlatıma gidecek, tutku ve saplantının sınırlarını sorgulatacaktır.

Yay (Hwal), 2005  

hwal-yayGüney Kore / Japonya, 35mm, 90’, Korece
Yönetmen: Kim ki-duk
Oyuncular: Yeo-reum Han, Si-jeok Seo, Gook-hwan Jeon
Çocukluğundan beri büyüttüğü genç bir kızla birlikte okyanusun orta yerinde, teknede yaşayan 60 yaşlarındaki bir balıkçının hikayesini anlatıyor Yay. Dış dünyaya kapalı  yaşayan bu ikilinin geçim kaynağı teknede balıkçılara ev sahipliği yapmak ve ok atarak fal bakmaktır. Genç kız için hayatın anlamı o tekne ve engin sularken, balıkçı kızı babacan bir tavırla kollar, ona bakar ve evlenecekleri gün için hediyeler alır. Sabır ve bilgelikle kız 18’ine varınca onunla evlenmeyi hayal ederken genç bir delikanlının kızın gönlünü çalmasıyla işler planladığı gibi olmaz. Ahlak, sevgi, tutku, bağlanma ve öldürme derken hikaye kendini mistik bir sona doğru taşır.
Başka bir Dünya (The Sweet Hereafter), 1997
Kanada,Bluray, 112’, İngilizce
Yönetmen: Atom Egoyan
Oyuncular: Ian Holm, Caerthan Banks, Sarah Polley
Holm’un oynadığı büyük şehir avukatı Mitchell Stephens küçük bir Kanada kasabasına gelir. Kasaba halkının başına büyük bir trajedi gelmiş, 14 çocuk bir otobüs kazasında feci şekilde ölmüştür. Stephens kalan ebeveynlere giderek onları birleştirmeye ve suçluya karşı dava açmalarına ikna etmeye çalışır. Bir yandan da kendi kızının uyuşturucu problemiyle uğraşmakta, onu neredeyse kaybetmek üzeredir. Kazadan kurtulan tek tanık Nicole, bu dava için kilittir. Egoyan metaforik mikroskobundan suçun özüne, insan ilişkilerindeki çetrefilliğe bakıyor. Ölümün trajedisinden çok hayatta kalmanın yasıyla ilgilenen yönetmen, ustalığını parlattığı bu filmle Oscar’a aday olmuştu.

Beşinci Mevsim (La Cinquième Saison), 2013 

La-Cinquième-SaisonBelçika, Hollanda, Fransa, Bluray, 93’, Fransızca-Flamanca
Yönetmen:  Peter Brosens, Jessica Hope Woodworth
Oyuncular: Aurélia Poirier, Django Schrevens
İsimsiz, sıradan bir Belçika köyü gizemli bir afetin etkisi altında kalır ve köye o yıl bahar gelmez. Belli ki, doğanın döngüsünde bir sorun vardır. Her yıl kış sonu kutlanan şenlik ateşinde otlar alev almayınca tohumlar da büyümemeye, inekler süt vermemeye başlar. Köy halkı panik ve husumetle bir araya gelir; kısa sürede bir günah keçisi aramaktan da çekinmeyecektir. Doğa adeta insanoğlunu cezalandırmaya karar verdiğinde, köyün üç çocuğu Alice, Thomas ve Octave olan biten karşısında hayatta kalmaya çalışırlar. Bu tüyler ürpertici kıyamet filminin ilk gösterimi Venedik Film Festivali’nin yarışmasında yapıldı.

Dayanılmaz Aşk (Enduring Love), 2004

Enduring-LoveBirleşik Krallık, 35mm, 100’, İngilizce
Yönetmen:Roger Michell
Oyuncular: Rhys Ifans, Daniel Craig, Samantha Morton
Zekice yazılmış, dramatik bir gerilim. Akademisyen Joe’nun hayatı, bir gün piknikte kurtarmaya çalıştığı başka bir adamın ölümüne sebep olan bir balon kazasından sonra değişir. Joe, tanık olduğu kazanın kötü anılarını ve ölümün etkisini üzerinden atmakta zorlanır ve kendi rolünü sorguladığı olayda balonun ipini tutarak yardım etmeye çalışanlardan biri olan Jed, onu bulur. Aralarında “Tanrı sevgisi” ile birlikte tuhaf bir bağ oluşur. Aşk, kader ve tutkuyu inceleyen film için iki erkek arasında geçen bir tür Öldüren Cazibe, denilebilir. Ian McEwan’ın romanından uyarlanan filmin özellikle nefes kesen açılışına dikkat!

 

 29 Eylül 7 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Filmekimi’nde, usta yönetmenlerin dünya genelindeki festivallerde gösterilmiş, ödüller kazanmış son yapıtlarının da aralarında bulunduğu 39 film izleyici karşısına çıkacak.

 Önümüzdeki günlerde sinema ortamı hayli hareketli ve bereketli geçecek. Önce, 17-23 Eylül tarihleri arasında sinemanın kalbi Adana Altın Koza Film Festivali’nde atacak. Ardından 6-12 Ekim’de Antalya Altın Portakal Film Festivali başlayacak. Ancak sanatın başkenti İstanbul da boş durmuyor. 29 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek olan ‘Filmekimi’ de adeta alternatif bir mini festival niteliğinde. Zira dünya sinemasının en iyi filmlerinden oluşan 39 filmlik bir seçki İstanbullu sinemaseverleri bekliyor olacak. Kimler yok ki Filmekimi programında… Geçen hafta sonu Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ödülünü kucaklayan Kim Ki Duk’un Acı’sı, İranlı yönetmen Abbas Kiarostami’nin Cannes’da yarışan son filmi ‘Sevmek Gibi’si, ünlü İngiliz yönetmen Ken Loach’ın Cannes’dan jüri özel ödülü kazanan ‘Meleklerin Payı’, Michael Haneke’nin bu senenin Altın Palmiye’sini alan filmi ‘Aşk’ ve daha niceleri… Sundance ve Cannes’da büyük ses getiren Benh Zeitlin’in ‘Düşler Diyarı’ da programın parlak filmlerinden biri. Film bu yıl Cannes’da en iyi ilk filme verilen Altın Kamera ve FIPRESCI, Sundance’te ise Jüri Büyük Ödülü’nün yanı sıra görüntü ödüllerini kazanmıştı. Vodafone sponsorluğunda IKSV tarafından düzenlenen Filmekimi porgramına bakıldığında İstanbul’u da bir sinema şenliğinin/şöleninin beklediğini söylemek mümkün.

BİLETLER 22 EYLÜL’DE

Filmekimi, İstanbul’da 9 gün boyunca Atlas, Beyoğlu ve Nişantaşı Citylife City’s’de izleyicilerle buluşacak. Biletler, 22 Eylül’den itibaren Biletix ile Atlas ve Beyoğlu sinemaları gişelerinde satışa sunulacak.

SEKİZ ŞEHİRDE FİLMEKİMİ

Bu yıl 11.’si düzenlenen Filmekimi, İstanbul sınırlarını aşarak Türkiye’nin 8 farklı kentine sinemanın ‘’en iyi’’ ve ‘’en güncel’’ örneklerini götürecek. Filmekimi gösterimleri, bu yıl Bursa (29 Eylül-1Ekim Korupark Sineması), İzmir (5-7 Ekim-Karaca Sineması), Ankara (12-14 Ekim-Büyülü Fener Kızılay), Erzurum (12-14 Ekim-Cinotekno Sineması), Diyarbakır (19-21 Ekim-Avrupa Sineması) ve Gaziantep’te (19-21 Ekim- Sinepark Nakıp Ali Sineması) gerçekleştirilecek. Ayrıca Van ve Batman’da da ücretsiz gösterimler yapılacak.

KAYNAK :  TUNA ACAR [-]

Sekiz yıldır kısa film severler için üretimin, bilginin paylaşıldığı platform olma amacıyla düzenlenen ve bu yıl 19-29 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen  Akbank 8. Kısa Film Festivali filmleri, kaçıranlar için Temmuz ayında yeniden gösteriliyor.

“Festival Kısaları” adı ile 11 Temmuz ve 18 Temmuztarihlerinde Akbank Sanat’ta ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlikte, aralarında Altın Palmiye ödüllü Rezan Yeşilbaş’ın “Sessiz” filminin de yer aldığı 30 kısa film izleyici ile buluşacak.

ETKİNLİK: Akbank 8. Film Festivali’nden Seçkiler- “Festival Kısaları”

YER: Akbank Sanat 

PROGRAM:

  • 11 Temmuz 2012, Çarşamba

Saat: 15.00

Gerayîş – 16’

Korkuluk – 10’

Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmıştır – 19’

Susmaz Sokak – 24’

Ekmeğin Hakkı – 10’

Saat: 18.00

Asker – 13’

Saman Makinesı – 10’

Tam Ekran – 11’

Yalnızlığın İki Yüzü – 24’

Kadîm – 30’

18 Temmuz 2012, Çarşamba

Saat: 15.00

Mi Hatice – 19’

Başlangıç– 15’

La Quatorziéme – 11’

Bağ – 12’

Pantolon Balığı – 28’

Saat: 18.00

Onaksibir – 20’

Baydara “Edra’nın Kaderi” – 14’

Ali Ata Bak – 12’

Alala – 10’

Sahnenin Haykırışı – 30’

Kaynak : [-]  

65. Cannes Film Festivali yarın akşamı Wes Anderson’un “Moonrise Kingdom” isimli filminin gösterimiyle başlıyor.

65.Cannes Film Festivali Afişi

Festival, Claude Miller’ın “Therese Desqueyroux” isimli filminin gösterimiyle 27 Mayıs’ta sona erecek.

Festivalde “Altın Palmiye” için 4 bin 300 film arasından seçilen 22 film yarışacak.
Başkanlığını İtalyan Nanni Moretti’nin üstleneceği bu yılki jüride Filistinli oyuncu ve yönetmen Hiam Abbass, İngiliz yönetmenAndrea Arnold, Fransız oyuncu Emmanuelle Devos, Alman oyuncuDiane Kruger, İngiliz oyuncu Ewan Mc Gregor, ABD’li yapımcıAlexander Payne, Haitili yönetmen ve yapımcı Raoul Peck yer alıyor.

Monnrise Kingdom Film Afişi

Festivalde 30’a yakın ülkeden 91 film gösterilecek. Festival her yıl olduğu gibi yıldızlar geçidine sahne olacak. Nicole Kidman, Brad Pitt, Bruce Willis gibi yıldızların “kırmızı halıdan” geçeceği festivalin bu yılki logosu 1962’de hayatını kaybeden Hollywood’un efsanevi oyuncusu Marilyn Monroe’un siyah beyaz fotoğrafı olacak.

Kısa metrajlı Türk filmi

Rezan Yeşilbaş

Bu yılki festival, Türk sineması için de ayrı bir önem taşıyan etkinliklere sahne olacak.
65. Cannes Film Festivalinde, kısa metrajlı filmler kategorisinde yarışacak eserler arasına Türk yönetmen Rezan Yeşilbaş‘ın “Sessiz”isimli filmi de yer alıyor. “Sessiz”, yarışmaya gönderilen 4 bin 500 film içinden jürinin seçtiği 10 kısa metrajlı film arasına girmeyi başardı.

Bu arada Fransa’daki Sinema Yönetmen ve Yapımcıları Derneği, festival sırasında 17 Mayıs’ta düzenlenecek bir etkinlikle yönetmen Nuri Bilge Ceylan’a 2012 “Carossee d’or” sinema ödülünü takdim edecek. Ödül öncesi Ceylan’ın Fransa’da ve Avrupa’da tanınmasını sağlayan “Mayıs Sıkıntısı” filmi de gösterilecek.

Festivalde Türkiye açısından diğer önemli bir gelişmeyse, Türk kökenli Alman yönetmen Fatih Akın’ın “Polluting Paradise” isimli filminin, 18 Mayıs’ta yarışma dışı “özel gösterimler” bölümünde izleyiciyle buluşacak olması.
Festivalin önemli etkinlikleri

Ünlü Amerikalı sinema yönetmeni ve oyuncusu olan aynı zamanda siyasi kimliğiyle tanınan Sean Penn, Haiti’ye yapılacak bağışlarla ilgili düzenlenecek özel bir geceye katılmak üzere Cannes’a gelecek. Fransa’nın ünlü felsefecisi Bernard-Henri Levy, festival sırasında hazırladığı Libya konulu belgeselin gösterimi için festivale katılacak.

Festivalin ‘‘klasikler” bölümünde, yeni tekniklerle çekim kaliteleri düzeltilerek tekrar vizyona sokulan ”Bir Zamanlar Amerika” ve”Tess”in yeniden gösterimi için Robert De Niro, Roman Polanski ve Nastassja Kinski gibi yıldızlar yine Cannes’da olacak.

Ünlü kozmetik devi l’Oreal’in düzenlediği bir etkinlikte Jane Fonda da yine, festivalde boy gösterecek yıldızlar arasında yer alıyor.

Dünyanın en önemli sinema pazarı

Cannes film festivali, ”Altın Palmiye” ve yarışma dışı gösterilecek yeni filmlerin dışında, dünyanın en önemli sinema pazarı olma özelliği taşıyor.

Festival dolayısıyla kurulan 13 bin metrekare genişliğindeki sinema pazarına ise 100’ü aşkın ülkeden 10 bin kişinin katılması bekleniyor. Festival dolayısıyla kurulacak 600 stantta dünyanın dört bir yanından gelen filmler yeni pazarlar için ”görücüye çıkma” şansı bulacak.

Festivali, dünyanın dört bir yanından gelen 4 bin 600 gazetecinin takip etmesi bekleniyor. Festival dolayısıyla 73 bin olan Cannes kentinin nüfusu, iki hafta boyunca yaklaşık 200 bine çıkacak.
 

MONA HATOUM TÜRKİYE’DE

Emre Baykal küratörlüğünde gerçekleşen sergi, sanatçının 1990’lardan bu yana ürettiği 30’dan fazla işi bir araya getiriyor.

Hatoum ayrıca İstanbul’da bir süre kalıp yerel üreticiler ve atölyelerle işbirliği yaparak, bu sergi için, Vehbi Koç Vakfı desteğiyle yeni işler de üretti. Beyrut’ta doğmuş Filistin kökenli bir İngiliz sanatçı olan Mona Hatoum; yerleştirme, heykel, video, fotoğraf ve kağıt üzerine çalışmalar gibi çeşitli mecralar ve çoğunlukla alışılmışın dışında yöntemler kullanıyor. Günümüz dünyasını kuşatan tedirginlik hissini araştıran şiirsel ve bir o kadar da politik işler üretiyor. Sanatçının Türkiye’deki ilk kişisel sergisi, 27 Mayıs Pazar gününe dek ücretsiz olarak izlenebilir.

Adres: İstiklal Caddesi No. 211, Beyoğlu.

 

 

 

 

İSTANBUL MODERN SİNEMA, EJDERHA YILI’NIÇİN SİNEMASINDAN 7 FİLMLE KUTLUYOR.

İstanbul Modern Sinema, Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçiliği işbirliğiyle ve 2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı kapsamında, Ejderha Yılı’nı Çin sinemasından yedi filmi bir araya getiren bir programla kutluyor. 
Romantik komedi, animasyon, Pekin Operası ve Çin kültürünün önemli isimlerinden Konfüçyüs gibi farklı öğeleri içeren filmler 22 – 29 Mart tarihleri arasında izlenebilecek.

İstanbul Modern Sinema’daki Çin Filmleri Haftası, 22 Mart Perşembe günü saat 19:00’da, nefes kesici gösterileriyle bütün dünyayı hayran bırakan Çinakrobasi topluluğu Çin Masalı’nın gösterisiyle açılacak.

Peng Chen ve Peng Jiahuang kardeşlerin, genç bir yabancının Çin’in taşra geleneklerini modernleştirmesi temasını dile getiren ve gösterildiği birçok çocuk festivalinde ödül kazanan filmleri “Okula Yürümek” (2009) ve Mai Jia’nın kitabından uyarlanan, Tayvan’daki Altın At başta olmak üzere birçok festivalden ödülle dönen Kuo-Fu Chen’in casus filmi “Mesajlar” (2009) festival kapsamında gösterilecek ödüllü filmler arasında yer alıyor.

Li Ke’nin popüler romanından Jinglei Xu’nun yönetiminde sinemaya aktarılan ve ülkesinde büyük bir gişe hasılatı yapan romantik komedi “Du Lala’nın Terfisi”(2010) ve bencil bir okul öğrencisi olan Long’un hayatının, zaman tünelinden geçerek 3.500 yıl öncesindeki muhteşem Jinsha Krallığı’na yaptığı yolculukla nasıl değiştiğini anlatan, Daming Chen’in çok sevilen animasyonu “Jinsha Rüyası” (2010), izleyicilere Çinsinemasından güzel tatlar bırakacak filmler arasında.

Yönetmen Teddy Chan’in Çin’in ilk başbakanını Hong Kong ziyareti sırasında korumak için girişilen operasyonu anlatan aksiyon yüklü tarihi ve politik dramı “Fedailer ve Suikastçiler” (2009), Çin sinemasının ünlü yıldızlarını bir araya getiriyor.

Festivalde 1993’te Elveda Cariyem filmiyle 46. Cannes Uluslararası Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazanan ünlü yönetmen Chen Kaige’nin 2009 Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan “Sonsuza Dek Büyülenmiş” adlı filmi bulunuyor. Başrolünde Ziyi Zhang’ın yer aldığı, Pekin Operası’na dair film, sanat yönetimiyle öne çıkıyor.

BOBBY MCFERRİN KONSERİNE SAYILI GÜNLER KALDI

Dünya müziğinde nadir bulunabilecek, müzik stil ve genellemelerin çok ötesine geçmiş efsane bir ses olan Bobby McFerren, mükemmel müziğiyle müzikseverlerle buluşuyor.

On Grammy ödüllü, yenilikçi tarzı, kucaklayıcı yapısı, neşeli ve esprili mizacı, inanılmaz ses ve ses tekniğiyle milyonları binlerce kez coşturmuş, büyülemiş bir sanatçı olarak Bobby McFerrin 27 Mart Salı aksamı  “Congresium Ankara”da başkentliler ile buluşuyor.

Bobby McFerrin’a bu konserde önemli müzisyenlerimizden Kanun üstadı Tahir Aydoğdu ve Neyzen Bilgin Canaz ile Orfeon Oda Korosu eşlik ediyor. Saz üstadlarımız ile eşsiz doğaçlamalara imza atacak olan Sanatçı, Türk Koro Müziğinin başarılı temsilcilerinin başında gelen ve dünyaca ünlü vokal topluluklarından Swingle Singers ve Cantabile ile başarılı konserlere imza atan Orfeon Oda Korosu ile birlikte kendi kompozisyonlarını ve Türk bestelerini yeniden yorumlayacak.

İTALYAN BASINI ”İYİ” NOTU VERDİ

Roma’daki Barberini Sinema Salonu’nda dün akşam galası yapılan, başrollerinde Elio Germano, Margeritha Buy, Cem Yılmaz, Beppe Fiorello’nun yer aldığı ”Şahane Misafir”e İtalyan basını ”iyi” notu verdi.

”La Stampa” gazetesinde yayımlanan makalede, “Roma’ya aşık İstanbullu yönetmenin”, Akdeniz etkilerini kullanarak, belirsizliği, büyüyü, cinselliği, ölümü, hatıraları, nostaljiyi kullanarak, başarılı bir işe imza attığı yorumunda bulunuldu. Gazete, ”Şahane Misafir”e 5 üzerinden 4 yıldızla ”iyi” notu verdi.

”Il Messaggero” gazetesinde çıkan makalede ise Özpetek’in filmlerinin adı gibi olduğu, keskin çizgiler yokmuş gibi göründüğünü, ancak keskinliğin var olduğu belirtildi. Gazete, Türk yönetmenin 9. filmine, 4 üzerinden 3 yıldız verdi.

“Il Giornale” gazetesinde de Özpetek’in yeni filminde, bir yalnızlık hikayesini, bastırılmış duyguları, arzuları ve nostaljiyi anlattığı belirtildi.

”Corriere della Sera” gazetesi de filme 4 üzerinden 3,5 yıldız verdi.

Aktör olma hevesiyle Roma’ya taşınan ve hamur yoğurarak, kruvasan yaparak, geçimini sağlayan Sicilyalı Pietro’nun yeni evinde başına gelenlerin anlatıldığı ”Şahane Misafir”, 6 Nisan’da Türkiye’deki sinemaseverlerle buluşacak.

Shakespeare, Londra’da Türkçe de oynanacak

Dünyaca ünlü İngiliz oyun yazarı ve şair William Shakespeare’in oyunları, İngiltere’nin başkenti Londra’da aralarında Türkçe’nin de bulunduğu 37 farklı dilde sahneye konulacak.

Olimpiyat oyunlarına bu yaz ev sahipliği yapacak Londra’da, çeşitli kültür ve sanat etkinlikleri de düzenlenecek. Bu çerçevede, oyunlar Londra’daki “Shakespeare Globe”da 21 Nisan’da sahneye konulmaya başlanacak.

Türkçe olarak ise, 26-27 Mayıs tarihlerinde Shakespeare’in “Antonius ile Kleopatra” oyunu sahnelenecek. Üç gösterimin yapılacağı oyunda, Antonuius’u Haluk Bilginer, Kleopatra’yı Zerrin Tekindor, Pompeius’u Emre Karayel, Cesar’ı ise Mert Fırat oynayacak.

Shakespeare’in oyunları altı hafta boyunca, 37 farklı dilde, 37 farklı oyunla sahneye konulacak.
DÜNYANIN EN İYİ KEMANCISI 21 MART’TA CRR’DE!

Dünyanın en iyi kemancısı Gidon Kremer İstanbul’da konser vermeye hazırlanıyor

Herbert von Karajan’ın dünyanın en iyi kemancısı olarak nitelendirdiği, Letonyalı ünlü kemancı Gidon Kremer, Baltık ülkelerinin en iyi genç müzisyenlerinden oluşan orkestrası Kremerata Baltica ile 21 Mart’ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sahne alacak. Konserde Astor Piazzolla, Richard Strauss, Nino Rota,  Giya Kancheli ve Mieczyslaw Weinberg’den eserlerin seslendirileceği belirtildi. Kremer konserin “önyargılarını pekiştirmek isteyenler” ya da “sadece eğlenmek isteyenler” için gereksiz bir yorgunluk olacağını söylüyor.

Üç kuşak kemancı

The Guardian gazetesinin “Dünyada Kremer’den daha heyecan verici ve yaratıcı bir kemancı yok…” ifadesiyle tanımladığı sanatçı üç kuşak kemancı yetiştiren bir aileden geliyor. Gidon Kremer’in dedesi ve babası da Latviya’nın ünlü kemancıları arasında yer alıyor.

100’ün üzerinde albümü var

7 yaşında Riga Müzik Okulu’nda başladığı müzik yaşamına Moskova Konservatuvarı’nda kemanın büyük ustası David Oistrakh’la devam eden Kremer, klasik müzik dünyasının “Oscar”ları sayılabilecek Kraliçe Elizabeth, Paganini ve Çaykovski yarışmalarından ödüller kazanarak uluslararası müzik dünyasının dikkatini çekti. Dünyanın neredeyse tüm önemli orkestralarıyla konserler veren Gidon Kremer, Leonard Bernstein, Herbert von Karajan, Christopher Eschenbach, Riccardo Muti, Zubin Mehta, Claudio Abbado gibi pek çok önemli şefle çalıştı. Çağdaş bestecilere son zamanlarda en çok önem veren keman virtüözü olarak da dikkat çeken Kremer’in kaydettiği 100’ü aşkın albüm ve “Grand Prix du Disque”, “Deutsche Schallplattenpreis”, “Ernst von Siemens Musikpreis” ve “Premio dell’Accademia Musicale Chigiana”gibi ödülleri bulunuyor.

50. doğum gününde orkestra kurdu…

Son yirmi yıldır zamanının önemli bölümünü müzik dostlarını buluşturan festivallere ayıran sanatçı, 1981’de Lockenhaus Oda Müziği Festivali’nin kurucusu oldu, 1997-98 yılları arasında ise Gstaad Festivali’nin sanat yönetmenliğini üstlendi. Müzik yaşamında yaptığı en iyi işlerden biri olarak gösterdiği Kremerata Baltica Oda Orkestrası’nı 1997’de, 50. doğum gününde kuran sanatçı, bu oluşumla zengin sanat deneyimlerini Baltık ülkelerindeki genç müzisyenlerle paylaşıyor ve ekonomik zorluklar yaşayan Letonya, Estonya ve Litvanya’daki zengin müzik yaşamına dikkat çekmeyi amaçlıyor.

SANATÇILARDAN ÖRNEK DAYANIŞMA

 Konferans salonları olmadığı için kültür sanat etkinliklerini okulun koridorunda gerçekleştiren Salih Dede Lisesi öğrencileri için İzmirli sanatçı örgütlerinden örnek dayanışma. İzmir de bulunan Liseler arasında en çok kültür sanat etkinliği düzenleyen ve Sanatçılardan Örnek Dayanışma

Konferans salonları olmadığı için kültür sanat etkinliklerini okulun koridorunda gerçekleştiren Salih Dede Lisesi öğrencileri için İzmirli sanatçı örgütlerinden örnek dayanışma. İzmir de bulunan Liseler arasında en çok kültür sanat etkinliği düzenleyen ve

Konferans salonları olmadığı için kültür sanat etkinliklerini okulun koridorunda gerçekleştiren Salih Dede Lisesi öğrencileri için İzmirli sanatçı örgütlerinden örnek dayanışma. İzmir de bulunan Liseler arasında en çok kültür sanat etkinliği düzenleyen ve bu etkinliklerini konferans salonları olmadığı için okulun daracık koridorlarında gerçekleştirmeleri nedeniyle Okul Müdürü Mehmet Öztürk’ ün katkı talebi İzmirli sanatçı örgütlerini harekete geçirdi. İzmirli sanatçı örgütlerinden;Uluslar arası Aktivist Sanatçılar Birliği başkanı Şair – Yazar Ümit Yaşar Işıkhan,Türkiye Yazarlar Sendikası İzmir temsilcisi şair – yazar Namık Kuyumcu ve BESAM İzmir ve Homeros kültür platformu temsilcisi şair – yazar Recai Atalay, Dünya Sanat Olimpiyatları Başkanı Derya Var, Femin & Art İzmir temsilcisi Hülya Sezgin ve Aktivist ressam Zeynep aslı Köstepen’ ın öncülüğünde birçok aydın, Salih Dede Lisesinde yapılacak konferans Salonu için bir araya geldi. Örgüt temsilcileri, Salih Dede Lisesi öğrencileri arasında şiir ve Resim yarışması düzenlenmesine, katılımcı ressamların geliri okula kalacak şekilde bağışlayacağı tablolardan karma sergi açılmasına ve dönem sonunda düzenlenecek şenliklerde konser ve dinleti – imza günleri düzenleyerek gelirinin okul konferans salonu yapımı için kullanılmasına karar verdiler

Konu ile ilgili okul Müdürü Mehmet Öztürk ve sanatçı sivil örgütleri adına Uluslar arası Aktivist Sanatçılar Birliği Başkanı şair-yazar Ümit Yaşar Işıkhan, bu örnek girişimin İzmir Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü, Balçova Belediye Başkanlığı, kardeş okul statüsünde bulunan Ekonomi Üniversitesi Dekanlığı ile Balçova da faaliyet gösteren mesleki örgüt kuruluşlarından salonun yapımı için katkıda bulunmaları halinde 2012-2013 öğrenim yılına söz konusu konferans salonunun yetişebileceğini, aydınlık bir gelecek için çocuklarımıza yapılacak olan bu yatırıma bütün duyarlı vatandaşlarımızın katkısını beklediklerini söylediler.

BATMAN’DA YAZAR OKUMALARI ETKİNLİĞİ

 

Batman’da Tandem Projesi kapsamında LesArt ve Batman Kültür Sanat Derneği (BART)’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Yazar Okumaları’ programının konuğu Ralf Thenior oldu. Etkinliğe yoğun ilgi gösteren…

Batman’da Tandem Projesi kapsamında LesArt ve Batman Kültür Sanat Derneği (BART)’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Yazar Okumaları’ programının konuğu Ralf Thenior oldu. Etkinliğe yoğun ilgi gösteren edebiyatseverler, Alman yazara kitaplarını imzalattı.

BART’ın merkezinden yapılan söyleşide şair, yazar, editör, tercüman ve radyo oyunu yazarı, Ralf Thenior, kendisi ve kitapları hakkında bilgi verdi. Thenior, edebiyatseverlerin dünya ve Avrupa yazarları hakkındaki sorularını da cevapladı. Program sonunda Batman’a gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Ralf Thenior, kitaplarını imzaladı.

Etkinliğinin çok güzel, keyifli ve doyurucugeçtiğini belirten Batmanlı yazar Yavuz Ekinci, şunları ifade etti. “Bu projeyi hayata geçirirken şunu düşünmüştük; Almanca yazan bir yazarın gelip Batmanlı okuyucularla, Türkçe ya da Kürtçe yazan bir yazarın Almanya’ya gidip oradaki okuyucularla buluşmasını sağlamak istiyorduk. Böylece hem yazarlar birbirini tanımış olur hem de okuyucular farklı yazarları tanımış olur. Bizim için şöyle bir katkısı olduğunu düşünüyorum. Almanca çeviri metin çok okuduk ama Almanca yazan bir yazarla söyleşi yapmamıştık. Oradaki bir yazarın ilham kaynağı nedir. Başlangıç noktası nedir. Eseri nasıl ortaya atıyor, nasıl yazıyor. Okuyucuyla nasıl buluşuyor bunları öğrendik ve kendi sesinden şiir okumasını dinledik.” dedi.

RALF THENİOR KİMDİR

Ralf Thenior, 1945’te Silezya da Bad Kudowa’da doğdu. Şair, yazar, editör, tercüman ve radyo oyunu yazarı. Çocuklar ve gençler üzerine birçok kitap yazdı. Şimdiye kadar ‘İblis Aynası’, ‘Sonbahar Arabası’ gibi şiir kitapları yayınlandı. 2009 yılında bir dakikalık hikayeleriyle Salon Kaplanları Ödülü’ne layık görüldü.

 

YENİ BAŞLAYANLAR VE HÂLÂ ANLAMAMIŞ OLANLAR İÇİN ALTIN BAMYA !

Altın Bamya Ödülleri pazartesi akşamı bir kez daha verilecek. Ödüllerin niyetini çözememiş olanlar için rehber niteliğinde 10 soru hazırladık, Altın Bamya Akademisi’nden Alin Taşçıyan yanıtladı

Pazartesi akşamı dördüncü kez dağıtılacak Altın Bamya Ödülleri, başından beri türlü tepkilerle karşılaştı. Manzara o ki, özetle sinemada erkek egemen bakışa mizahi bir dille dikkat çekmek niyetiyle dağıtılan ödüllerin ne demek istediğini anlamamış ya da anlamazdan gelenlerin sayısı az değil. “Ne yani, gerçek hayattaki şiddeti, tecavüzü göstermesin mi sinema? Bu sansürcülük değil de nedir?” diyen köşe yazarı da var, ödülü almaya gelip de “Biz de anlamadık neden ödül aldığımızı” diyen sinemacı da… Doğrusu; Altın Bamya Akademisi’nin bunları dert ettiği yoktu, kafaya takan ben oldum. “Sinemada erkek egemen bakış ne demektir, nasıl anlaşılır, cinsiyetçi dil nedir?” diye başlayıp, basit, net sorular sordum; Akademi adına sinema yazarı üyesi Alin Taşçıyan yanıtladı…

Sinemada ‘erkek egemen bakışa’ karşı ödüller verdiğiniz, hakkınızda en çok yazılan ‘bilgi cümlesi’. Ne demek ‘sinemada erkek egemen bakış?’
Bütün kahramanların erkek, bütün kadınların da onun sevgilisi / karısı, kurtardığı kişi ya da onu ağına düşürmeye çalışan dişi örümcek olduğu filmlerle dolu; bütün filmlerin erkeklerin öykülerini anlattığı bir dünyada ‘erkek egemen bakışın’ ne olduğunu ‘gerçekten’ anlamayan olabilir mi? Kadına biçilen bütün dramatik roller damsel in distress, femme fatale, Kutsal Meryem gibi klişelerden ibaret! İlk ikisi bütün seksapelleriyle nesneleştirilir üçüncüsü bakireymişçesine cinselliği görmezlikten gelinen anne.

Kadına karşı şiddeti, tecavüzü gösteren bir film otomatik olarak ‘kadın düşmanı’ mıdır? Altın Bamya “Şiddeti göstermeyin” mi demektedir?
Hiç ilgisi yok. Zaten Altın Bamya alan filmlerde pek az açık şiddet temsiline rastladık. Derdimiz sinemada cinsiyetçi yaklaşımda bulunan, erkek olmayana ayrımcılık uygulayan, yönetmenin eril tahakkümü bir dil olarak kurduğu, kadını ve LGBTT bireyleri kötülük kaynağı olarak damgalayan filmler. Şiddet bunun içinde yer alabilir de almayabilir de. Mesele şiddetin nasıl gösterildiğidir; olumlanarak mı eleştirilerek mi? Bir tecavüz sahnesi özendirici şekilde çekilir, cezalandırma şekli olarak mazur gösterilir, tecavüzcüyü haklı çıkarırsa AltınBamya’yı hak eder.

Kadın ve erkek karakterlerin gerçek hayattaki gibi temsil edildiği bir film ‘Bamya’lık mıdır? Altın Bamya “Gerçek hayatı göstermeyin” mi der?
Yönetmenin kendini nereye konumladığı, kamerasını nereye koyduğu, bakışını kime ve nasıl yönelttiği, gerçek hayattan bir kesit aktarmakla ne amaçladığı bizi ilgilendirir. Kadını bir kişilik olarak yaratabiliyor, onun kişilik özelliklerinden ya da toplumsal yapının yanlışlığından dolayı ezildiğini söylüyorsa, kadını eleştiriyor ama hakkını teslim ediyorsa sorun yok. Ama “Çektiklerini kadın olduğu için hak ediyor, erkek erkek olduğu için haklı” demeye getiriyorsa bu gerçek hayat kesiti falan değil cinsiyetçiliktir.

Altın Bamya ‘cinsiyetçi dile’ karşı çıkarken sinemanın özgürlüğünü kısıtlamış oluyor mu? “Öyle film yapma” demek sansürcülük müdür?
Böyle bakabilen birine bir sözlük hediye etmek gerek. Sansürün, özgürlüğün ve cinsiyetçiliğin anlamlarına bakıp öğrensin diye. Biz tahakküme karşıyız, yani özgürlükçüyüz. Sansür aklımızın ucundan geçmez, kaldı ki resmi otoritelerin elindeki bir yetkidir. Cinsiyetçilik, nefret suçunun bir parçasıdır. “Erkek olmayanlar ikinci sınıftır, onlarla alay etmek mübahtır” diye düşünen kafaların sinemada nefret suçu işlenmemesini istemek ve cinsiyetçi filmleriyle kadınları ve LGBTT bireyleri rencide edenleri eleştirmek hakkımız. Ki bunu mizahla yapıyoruz.

Altın Bamya Akademisi feminist kadınlardan mı oluşur? Ekipte erkek var mıdır?
Kendimize ‘Bamya Kardeşleri’ diyoruz. Bamya Kardeşliği içinde herkes eşittir. Birbirimizi kadın – erkek, feminist – feminist olmayan diye ayırmıyoruz.

Bir filmdeki cinsiyet eşitsizliğini görmek için illa kadın olmak mı gerekir?
Elbette hayır ama bizim duyularımız biraz daha bilenmiş olabilir… Ama bence en radikalimiz Cüneyt Cebenoyan! Birkaç kadın sinemacının da erkek egemen sisteme entegre olduğunuAltın Bamyalık işler ürettiğini de anımsatayım.

‘Karakter ödülleri’ kime gitmektedir? Kişi, ‘kötü oynadığı’ için mi layık görülür ödüle?
Karakter, senarist ile yönetmenin eseri. Oyuncuyu sorumlu tutmuyoruz, adını anmıyoruz. Magazin basını onları kışkırtıp haber üretmek için olsa gerek oyuncunun adını andığı başlıklar atıyor bazen. Oyuncu karaktere can veriyor, yorumunu katıyor ama onun Altın Bamya’ya değer görülecek bir karakter oluşturmada birinci derecede rolü yok.

Bir eşcinsel karaktere Altın Bamya verilirse bu ‘eşcinselliğe’ karşı olduğunuz manasına mı gelir? Yoksa nedir?
Altın Bamya doğası itibariyle bir karşı–ödül. Dolayısıyla tam tersi anlama gelir. Nitekim homofobik yaklaşıma sahip filmlere ‘Üç Buçuk Bamya Ödülü’ veriyoruz. Eşcinselliğin erkek egemen bakışla hor görülmesi, alay konusu yapılması, hastalık gibi gösterilmesi gibi durumlara tepki gösteriyoruz

Ödülün adı neden ‘Bamya’? Bamya da bir cinsiyetçi argo değil midir?
Cinsiyetçi değil, çocuksu ve masum. Fallik takıntı nedeniyle hemen bu yorumlara saptırıldı. Altın Patlıcan gibi bir simge bulsak asıl cinsiyetçilik bu olmaz mıydı? Bamya en sevilmeyen sebzelerdendir. İtibarı yoktur, misafire yapılmaz. Tek cinsel çağrışımı çocukların falluslarına bazen bamya denmesidir küçük ve sevimli oldukları için! Yani masum bir erkeklik tasviri, iktidardan, tahakkümden, şiddetten âri bir erkeklik simgesi.

Cinsiyetçi film yapılmadığı bir çağ gelirse Altın Bamya kendini fesh mi edecektir?
Hiç tereddütsüz! “İlk ve son olsun” diye başlamıştık, aynı kafada devam ediyoruz.

Kaynaklar :

haberler.com , birincikuvvet.com , cnnturk.com.tr , medya73.com , radikal.com.tr , mynet.com

‘Bir Zamanlar Anadolu’da’, ‘Basın’ ve ‘Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir’ Hamburg Film Festivali’nde gösterilecek.

HAMBURG – Almanya’nın Hamburg kentinde 29 Eylül-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan Hamburg Film Festivalinde 3 Türk filmi gösterilecek.

 

Festival kapsamında “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Once Upon A Time in Anatolia), “Basın” (The Press) ve “Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir” (Ecumenopolis: Stadt Ohne Grenzen) adlı Türk filmleri de gösterilecek.

 

Nuri Bilge Ceylan’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği, başrollerini Yılmaz Erdoğan ve Taner Birsel’in paylaştığı “Bir Zamanlar Anadolu’da” adlı film, bir doktorla cinayet soruşturması yürüten bir savcının 12 saatlik gerilimli hikayesini konu alıyor.

Bosna-Hersek ve Türkiye ortak yapımı olan film, 11-22 Mayıs arasında gerçekleştirilen 64. Cannes Film Festivalinde büyük ödül olan “Altın Palmiye” için yarışacak filmler arasına girmiş ve “Jüri Büyük Ödülü”nü kazanmıştı.

Yönetmenliğini İmre Azem’in yaptığı ve İstanbul’daki değişim kadar bu şehrin dinamiklerini de sorgulayan “Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir” adlı film de belgesel dalda daha önce İnsan Hakları Ödülü’nü almıştı.

Senaryosunu ve yönetmenliğini Sedat Yılmaz’ın yaptığı “Basın” adlı film ise, basın özgürlüğünü ve bu özgürlük uğruna mücadele eden bir grup gazetecinin yaşantısını konu alıyor.

Hamburg Film Festivalinde ağırlığı bu yıl Paris’i konu olan filmler oluşturuyor. Bu kapsamda Paris’i tanıtan fotoğraf sergileri de açılacak.  NTV.