Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: Kırmızı

Sanat Haberleri

‘Abdi İpekçi Ödülü’ İsmail Saymaz’ın

Abdi İpekçi anısına Milliyet gazetesi tarafından düzenlenen Yılın Gazetecilik Ödülü’nün bu yıl ki sahibi, haber dalında Radikal Gazetesi’nden İsmail Saymaz, fotoğraf dalında ise Reuters Haber Ajansı’ndan Osman Örsal oldu.

ismail-saymaz

Sedat Ergin’in başkanlığında, Doğan Heper, Sami Kohen, Zeynep Göğüş, Hilmi Hacaloğlu, Namık Durukan, Ara Güler ve Sibel İpekçi’den oluşan Seçiciler Kurulu, değerlendirme sonrasında ödül kararını açıkladı.

Kurul, haber dalında ödülün Radikal Gazetesi’nde 23 Ağustos 2013 tarihinde yayımlanan “68 Saniyede Linç” başlıklı haberi ile İsmail Saymaz’a, fotoğraf dalında ödülün ise Gezi olayları sırasında çektiği “Kırmızılı Kadın” fotoğrafıyla Reuters Haber Ajansı’ndan Osman Örsal’a verilmesini oy çokluğuyla kararlaştırdı.

29 Nisan 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/04/ismail-saymaz.jpg 150 336 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-04-29 13:21:192014-04-29 13:21:19‘Abdi İpekçi Ödülü’ İsmail Saymaz’ın
Sanat Haberleri

Cannes’da yarışacak muhtemel filmler belli oldu

Dünyanın en büyük uluslararası sinema festivali sayılan Cannes Film Festivali yarışma filmlerine ait resmi liste perşembe günü düzenlenecek basın toplantısıyla kesinleşecek.

Nuri Bilge Ceylan

Nuri Bilge Ceylan

Dünyanın pek çok ünlü yönetmeninin birbirinden iddialı filminin yarışacağı Festival’e Türkiye’den ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” Fatih Akın’ın ise “The Cut” filmiyle yarışmaya katılması bekleniyordu fakat son anda yapılan açıklama ile yarışmadan çekildiğini belirtti.  Artık Cannes’ın önemli isimleri arasında yer alan ve ‘Bir Zamanlar Anadolu’ filmiyle Jüri Büyük Ödülü’nü alan Ceylan, Emir Kusturica, Ken Loach gibi dev aktörlerle yarışacak. Yarışma filmlerine ait resmi liste Perşembe günü düzenlenecek basın toplantısıyla kesinleşecek.

Dünya sinemasının kalbi Mayıs ayında iki hafta boyunca Cannes’da atacak. Uluslararası Cannes Film Festivali’nin 67’incisi bu sene yine 14-25 Mayıs tarihleri arasında Fransa’nın sahil kenti Cannes’da yapılacak. 25 Mayıs’taki Avrupa Parlamentosu seçimleri nedeniyle ödül töreni 24 Mayıs Cumartesi akşamı düzenlenecek. Her yıl büyük ilgi gören festival afişine bu yıl İtalyan aktör Marcello Mastroianni ilham kaynağı oldu. Festival, Mastroianni’nin, Federico Fellini’nin yönettiği ve 1963 yılında Cannes Film Festivali’nde gösterilen ‘Sekiz buçuk’ adlı filminden alınan fotoğrafıyla, bir yandan ‘dünyaya açık ve özgür İtalyan ve Avrupa sineması’, bir yandan da onun en büyük temsilcilerinden Marcello Mastrroianni’yi onurlandırmak istiyor.

6. kez kadın jüri başkanı

Jane Campion

Jane Campion

Geçtiğimiz yıl Fransız sinemasının genç ismi Audrey Tautou’nun sunduğu açılış seramonisini bu yıl Lambert Wilson sunacak.

Yine geçen yıl ünlü yönetmen Steven Spielberg’in üstlendiği Jüri Başkanlığını bu yıl Yeni Zelandalı kadın yönetmen Jane Campion yapacak. Festival’de 1993 yılında « Piyano dersleri » adlı filmiyle Altın Palmiye ödülü kazanan Campion Festival’e başkanlık eden 6’ıncı kadın olacak. Kısa film yarışma jürisine (Jury des courts métrages ) İranlı yönetmen Abbas Kiarostami, Eleştiri Haftası jürisine (Semaine de la critique) İngiliz Andrea Arnold, Belli Bir Bakış (Un Certain Regard) jürisine de Arjantinli yönetmen Pablo Trapero başkanlık edecek.

Tartışmalı ‘Grace de Monaco’ filmiyle açılış

Festival, Monaco Prensesi Grace’i anlatan ve Nicole Kidman’ın başrol oynadığı “Grace” filmi ile açılacak. Yönetmen Olivier Dahan ile yapımcısı Harvey Weinstein arasındaki tartışmalar nedeniyle bir türlü sinemalarda gösterime giremeyen film Festival’in açılış filmi olacak. Ancak senaryoya itiraz eden Monaco hanedanı Grimaldi ailesi, filmin gösterimine katılmayacak. Başrol oyuncusu Nicole Kidman ise, Festival’in 2001’deki açılış filmi olan ‘Moulin Rouge’ da olduğu gibi kırmızı halıda ilk boy gösteren sanatçı olacak. Festival’in müdavimlerinden biri haline gelen Kidman, geçtiğimiz yıl da jüri üyesi olmuştu.
Tartışmalı diğer filmlerden Abel Ferrera’nın, IMF eski Başkanı Dominique Strauss Kahn’ın seks skandalını anlatan ve Gerard Deaprdieu’nun başrolde oynadığı filmi ‘DSK, Welcome to New York’ ile Woody Allen’ın Cannes’da çektiği ‘Magic in the Moonlight’ filmlerinin listeye girmesi ise sürpriz olacak.

 Yarışacak muhtemel liste 

Dardenne Kardeşler : Deux jours, une nuit (başrolde Marion Cotillard),

David Cronenberg: Maps to the Stars (başrolde Robert Pattinson, Julianne Moore ve John Cusack)

Tommy Lee Jones : The Homesman,

Ryan Gosling : How to Catch a Monster (Eva Mendes ve Christina Hendricks),

Emir Kusturica (On The Milky Road : Başrolde Monica Bellucci

Nuri Bilge Ceylan : Kış Uykusu (Sommeil d’hiver)

Fatih Akın :The Cut , (Katılmayacağını açıkladı)

Ken Loach : Jimmy’s Hall,

Atom Egoyan : The Captive,

Xavier Dolan : The Mummy,

Denys Arcand: Le règne de la beauté,

Alejandro Gonzalez Inarritu : The Birdman,

David Michod : The Rover ,

Mike Leigh : Mr Turner,

Roy Anderson : A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence,

Thomas Vinterberg Far From the Madding Crowd

Mathieu Amalric : La Chambre bleue,

Benoit Jacquot 3Cœurs

Xavier Beauvois : La Rançon de la gloire,

Pascale Ferran : Bird People, Olivier Assayas : Clouds of Sils Maria

Michel Hazanavicius : The Search

Jean Luc Godard : L’Adieu (3D)

Kaynak :[-]

17 Nisan 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/04/Nuri-Bilge-Ceylan.jpg 1065 1600 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-04-17 14:47:032014-04-17 14:47:03Cannes’da yarışacak muhtemel filmler belli oldu
Sanat Haberleri

Türk sineması hafızasına kavuşuyor

Osmanlı döneminden günümüze Türk sineması bir arşivde toplanıyor. Proje tamamlandığında en kapsamlı veri tabanı ortaya çıkacak. Türk Sineması Araştırmaları projesinin bir uzantısı olarak gerçekleştirilen, Türk sinemasına dair yazılı, görsel ve işitsel bir hafıza oluşturmak adına hazırlanan arşiv çalışması, Haziran 2014’te bir internet sitesi üzerinden yayına girecek.

Sevmek_ZamaniBaşlangıcından bugüne Türk sinemasına dair neredeyse tüm materyallerin incelenerek hazırlandığı internet sitesi, www.tsa.org.tr adresinden yayın yapacak. Herkesin erişimine ücretsiz olarak sunulacak veri tabanında, telif hakkı problemi olmadan on binlerce filme, görsel dokümana, bilgiye, kitap, gazete ve dergi röportajlarına, tez çalışmalarına erişmek mümkün olacak. Bilim Sanat Vakfı (BİSAV) tarafından yürütülen ve İstanbul Şehir Üniversitesi Sinema Televizyon Bölümü ile birlikte İstanbul Kalkınma Ajansı’nın katkılarıyla hazırlanan internet sitesi için tasnif ve tespit çalışmaları hâlâ devam ediyor.

Proje koordinatörlüğünü sinemacı Murat Pay’ın yaptığı arşiv uygulaması sayesinde kültür zinciri içerisinde büyük bir yer tutan Türk sinemasının gelecek kuşaklara aktarılması da sağlanacak. Pay konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ‘Bugüne dek 8 özel, 2 devlet arşivi bu anlamda elden geçirildi. Meslek birlikleri, dernekler ve sektördeki firmalarla iletişime geçip, bilgi paylaşımında bulunmaya başladık. Yurt dışında 15 civarı sinematekle iletişim kurarak erken dönem Türk sinemasının izlerini araştırıyoruz. Bu kapsamda Taksim Atatürk Kitaplığı ve Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nden Osmanlı’dan günümüze sadece sinema konulu 60 farklı derginin 3 bin sayısı dijitalize edildi. Yine Beyazıt Devlet Kütüphanesi arşivinden yaklaşık 5 bin 300 afiş, 3 bin lobi fotoğraflandı’ dedi.

Haziran ayı içerisinde test yayınına başlayacak internet sitesinin danışma kurulunda, Giovanni Scognamillo, Burçak Evren, Semih Kaplanoğlu, Peyami Çelikcan, Yalçın Yelence, Abdülhamit Kırmızı, Celil Civan gibi isimler yer alıyor. Proje kapsamında, Agah Özgüç ve Vadullah Taş gibi koleksiyonerlerin arşivlerinden istifade ediliyor. 8 kişinin tam, 5 kişinin ise yarı zamanlı çalıştığı proje, birçok gönüllü tarafından da destekleniyor.

Kaynak :[-]

02 Nisan 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/04/Sevmek_Zamani.jpg 442 788 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-04-02 13:47:022014-04-02 13:47:02Türk sineması hafızasına kavuşuyor
Sanat Haberleri

Klasik Edebiyat Dünyasında geçmişten günümüze Magazinsel bakış

Klasikleri okudunuz, çok satanlar listelerini incelediniz, yazarların hayat hikayelerine gözattınız. Ama tüm bunları yapmanız, edebiyat dünyasının magazin haberlerine aşina olduğunuzu göstermez.

 sanat magazin

1- Vladimir Nabokov, Lolita ’yı Amerika’da kelebek toplamak üzere seyahat ederken kartların üzerine not alarak yazmıştı.

2- Karısı Vera Nabokov, yazarı Lolita ’nın tamamlanmamış taslaklarını yakmaktan vazgeçirmişti.

3- Gri’nin Elli Tonu , İngiltere’de tüm zamanların en çok satan kitabı.

4- Üstsüz bir kadın illüstrasyonuna yer verdiği için Waldo Nerede bir dönem ABD’de yasaklıydı.

5- Dan Brown, Da Vinci’nin Şifresi ’ni yazmadan önce pop şarkıcılığı ve söz yazarlığı yapıyordu.

6- Margaret ve H.A. Rey, topladıkları yedek parçalarla bir bisiklet yapıp, Nazi işgali altındaki Paris’ten kaçarken yanlarında Meraklı Maymun (Curious George) ’un taslağını da götürmüşlerdi.

7- Herman Melville’in Moby Dick ’in ilk baskısı matbaa hatası yüzünden sonsözü olmadan yayımlandı.

8- Fareler ve İnsanlar ’a verilen ilk isim Something that Happened idi.

9- Ayrıca Steinbeck’in köpeği eserin orijinal taslağını yemişti.

10- Alexandre Dumas, Üç Silahşörler ’i yazarken yardımcı olması için kendisine gölge bir yazar tutmuştu.

11- Franz Kafka bir arkadaşından bütün eserlerini yakmasını istemişti. Dava , Şato ve Amerika yazarın vasiyeti çiğnenerek yayınlandı.

12- İddiaya göre, Peter Pan, büyüdüklerinde Kayıp Çocuklar’ı öldürdü.

13- Adolf Hitler’in Kavgam eserinin telif ücretleri Bavyera Hükümeti’ne gidiyor.

14- Harry Potter kitapları ABD’de en çok yasaklanan seri.

15- Alice Harikalar Diyarında , eserdeki konuşan hayvanlar nedeniyle Çin’de yasaklanmıştı.

16- Binbir Gece Masalları ’ndaki Alaaddin aslında Çinli.

17- Zil Çalınca dizisindeki Lisa karakteri (Lark Voorhies) gramer hatalarıyla dolu bir roman yazmıştı.

18- Teeny Ted from Turnip Town dünyanın en küçük kitabı.

19- Noah Webster, ilk sözlüğünü 25 yılda yazdı.

20- Joseph Heller’ın Madde 22 kitabının ilk ismi Madde 18’di.

21- Muhteşem Gatsby ’nin ismi Altın Şapkalı Gatsby ile Kırmızı, Beyaz ve Mavinin Altında olarak düşünülmüştü.

22- 80 Günde Devri Alem , George Francis Train’den esinlenilmişti fakat adı hiçbir zaman anılmadı.

23- Sherlock Holmes bütün edebi karakterler arasında filmlerde ve dizilerde en çok yer alan isim oldu.

24- Tom Sawyer , daktiloda yazılan ilk kitap.

25- Wicked, cool, daiquiri ve T-shirt kelimeleri ilk kez Cennetin Bu Yanı’ nda kullanılmıştır.

26- Mars uydularının büyüklüğü ve dönüş hızları gökbilimcilerden yüz yıl önce Gulliver’in Gezileri ’nde tasvir edilmişti.

27- J.R.R. Toliken, Yüzüklerin Efendisi üçlemesini iki parmağıyla yazdı.

28- Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’nde insan derisine yazılmış dört hukuk kitabı bulunuyor.

29- Charlotte’un Sevgi Ağı ilk çıktığında Kansas’ta yasaklandı.

30- Ayrıca Winnie-the-Pooh da Birleşik Devletler, Türkiye ve Birleşik Krallık’ta bir dönem yasaklıydı.

31- The Bay Psalm Book , Amerika’da yazılan ilk eser ve dünyanın en pahalı kitabı.

32- Annie Allen , yazarı Afro Amerikan olan ve Pulitzer kazanan ilk kitap.

33- Dorothy Straight, How the World Began ’ı yazdığında dört yaşındaydı ve dünyanın en geç yazarı olarak anılıyordu.

34- Charles Dickens, Bir Noel Şarkısı ’nı altı haftada yazdı.

35- Aşk ve Gurur’ un ilk adı İlk İzlenimler’di.

36- Robinson Crusoe , İngilizce yazılan ilk roman olarak kabul edilir.

37- This The Prophet Mohamed dünyanın en büyük kitabı

38- Snooki, New York Times’ın en çok satan yazarları arasında yer alıyor.

39- Ayrıca Jessica Alba da bu listede.

40- Rapçi Common da.

41- Justin Bieber da çok satanlar listelerinde yer alıyor.

42- Nathanael West’in 1939 tarihli romanı The Day of the Locust ’ta Homer Simpson isimli bir karakter vardı.

43- Süpermen aslında kel ve megaloman.

44- Amazement, bedroom, advertising, blanket, bump, gloomy, puking, drugged, champion, accused ve addiction kelimelerini ilk kez William Shakespeare kullandı.

45- Joker karakteri aslında Batman ’in ilk sayısında öldürüldü.

46- Venom ilk olarak kadın bir karakter gibi tasarlandı.

47- Barbara Cartland, iki haftada bir roman bitirirdi.

48- Genji’nin Hikayesi yazılan ilk romandır ve tahminen 1007 yılında yazılmıştır.

49- Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık ’ın filme çekilmesine izin vermedi.

50- Elle yazılmış ilk İncil 8 milyon dolar değerinde ve tamamlanması 12 yıl sürmüştü.

Kaynak: BuzzFeed, Sabitfikir | Çeviri Sevgi Demir

 

 

28 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/sanat-magazin.jpg 1340 1000 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-28 18:40:272014-03-28 20:00:55Klasik Edebiyat Dünyasında geçmişten günümüze Magazinsel bakış
Sanat Haberleri

Romanya Büyükelçiliğinin geleneksel “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisinin ardından

6 Mart 2014 Tarihinde açılan Romanya Büyükelçiliğinin düzenlediği geleneksel “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisi 10 Mart’ta sona erdi.

Derneğimiz yönetim kurulu Başkanı ve Resim Eğitmeni Hale Şakar ÜRKMEZGİL verilen davet ve sergi hakkında bizleri bilgilendirdi.

Sol Baştan: Çiğdem Buçak TELLİ, Romanya Büyük Elçisi; Radu ONOFREİA, Hale Şakar ÜRKMEZGİL, Didem Durukan

Sol Baştan: Çiğdem Buçak TELLİ, Romanya Büyük Elçisi; Radu ONOFREI, Hale Şakar ÜRKMEZGİL, Didem Durukan

Geleneksel olarak kutlanan Martişor gününün üç kadın sanatçısından biri  olmak çok ama çok onur vericiydi. Geçen yıl Romanya ve Türkiye arasındaki kültürel bağın kurulmasına katkılarından dolayı onur ödülü alan Sanatçı Çiğdem Buçak TELLİ  ve genç nesil sanatçılardan Didem DURUKAN ile birlikte olmak ayriyeten güzel bir duyguydu.

Gerek Romanya Büyükelçisi, Sayın Radu ONOFREI  ve gerekse eşinin göstermiş olduğu misafirperverlik ve bizleri gerçekten onurlandırdı.

Romanya’nın sanat verdiği değeri pekçoğumuz biliriz ama özellikle büyükelçiliğin Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve  Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisinde heykel sanatına yer vermiş olması ve özellikle ülkem ve sanatım adına beni hem onurlandırdı hemde  çok mutlu etti.

Bu arada elbette öğrendiğim kadarıyla “Martişor Kutlamalarının” anlamını da sizlere aktarmak isterim.

Romanya’da Kadınlara ve baharın gelişine adanan, devamlı yenilenmeyi simgeleyen, erkeklerin sevgi ve saygılarını kadınlara anlatabilmek için, genç kızlara ‘Martişor’ adında hediyeler veriyor, sevdiklerinin bileklerine ince bir iple simgelenen bir folklorik festivaldir.  Bu hediyelerin bir yerinde mutlaka kırmızı beyaz birbirine dolanmış ip bulunuyor. Kızlar bu ipliği iki hafta boyunca üzerlerinde taşıyarak, yılın güçlü ve sağlıklı geçeceğine inanıyor.

 

Aşağıda sergiden fotoğrafları görebilirsiniz.





 

15 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/Martişor-gününü-6.jpg 4000 3000 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-15 17:29:322014-03-16 16:11:41Romanya Büyükelçiliğinin geleneksel “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisinin ardından
Sanat Haberleri

‘Altın Bamya’ sahibine kavuşuyor

Kadınlarla alakalı yanlış mitlerin, algıların, cinsiyetçi bakışın sinemada bir kez daha yorumlanıp üretilmesini ve cinsiyet ayrımcılığının normal kılınmasını eleştirmek için organize edilen Altın Bamya ödüllerinin bu seneki adayları duyuruldu.

altın bamya

Ezgi Mola, Fikret Kuşkan, Selma Ergeç, Ezgi Asaroğlu, Ali Poyrazoğlu, Tayanç Ayaydın ve Şahan Gökbakar’ın canlandırdığı karakterler aday listesinde.

Adaylıklarda ‘Aşk Kırmızı’, ‘Celal ile Ceren’ ve ‘Erkek’ler filmleri dikkat çekerken, ‘Senin Hikayen’ filminde canlandırdığı Esra karakteriyle Selma Ergeç de listede yer aldı. Diğer kadın oyuncular ise ‘Aşk Kırmızı’da Zeynep olarak izlediğimiz Ezgi Asaroğlu ve ‘Celan ile Ceren’in başrol oyuncusu Ezgi Mola. Erkek oyuncu kategorisinde ise ‘Celal ile Ceren’ ile Şahan Gökbakar, ‘Aşk Kırmızı’ ile Tayanç Ayaydın, ve ‘Erkekler’ filminin başrol oyuncuları Fikret Kuşkan- Ali Poyrazoğlu ikilisi.

Jüri oylamasının neticesi kategorisinde en çok oyu alanlara ödülleri, izleyici ve jüri özel ödülleriyle birlikte 24 Mart akşamı İsveç Konsolosluğu’nda düzenlenecek 6. Altın Bamya Ödül Töreni’ndetakdim edilecek.

Adaylar

Erkek Karakter: Aşk Kırmızı (Ferhat)

Celal ile Ceren (Celal ve arkadaşları)

Erkekler (Adem ve Nazım)

Kadın Karakter: Aşk Kırmızı (Zeynep)

Celal ile Ceren (Ceren ve arkadaşları)

Senin Hikayen (Meral ve Esra)

Senaryo:

Aşk Kırmızı

Celal ile Ceren

Erkekler

Film: Aşk Kırmızı

Celal ile Ceren

Erkekler

28 Şubat 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/02/altın-bamya.jpg 256 640 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-02-28 19:27:112014-03-09 13:01:34‘Altın Bamya’ sahibine kavuşuyor
Sanat Haberleri

Nar Sanat kabuk değiştiriyor

Bildiğiniz gibi 5 yıl önce 26 Ağustos 2009 tarihinde Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği kuruldu. Bir yıl sonra yani 2010 yılında ise Bakırköy’ün bir derneğe ait ilk M.E.B. Onaylı belge vermeye yetkili kursu olan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu kuruldu.

Nar Sanat kuruluş logoları

Nar Sanat Eski Logo

Her kurum gibi derneğimizin de bir logosu olmalıydı. Kurumsal kimliğin temelini oluşturan isim, amblem ya da logo seçiminde uzun düşünce ve tartışmalar sonrası “Nar Sanat ” adını almaya karar verdik. Çünkü bir kuruma isim verilirken düşünülmesi gereken pek çok etken vardır. Uzun vadeli düşünülerek, kısa, akılda kalıcı hedef odaklı, anlaşılır net olmalıdır v.b.. Bunu tüm işletmeciler ve reklamcılar bilir.

Kaldı ki zorluklarla kurulmuş bir sivil toplum örgütü dahi olsanız ilerde olası faaliyetleri gerçekleştirecek iktisadi teşekküllerde de bütünleyici olacak şekilde kullanılacak ve ilk bakışta anımsanacak gerek yazı karakteri ve gerekse logo ile dahi anımsanacak bir belirleyici unsur bulunup karar verilmesi şarttı.

Hele ki bir sanat kurumunun markası, logosu söz konusu ise bir isim bulmak daha da zor. Üstüne üstlük uzun vadeli hesapları olan bir kurum kurulacaksa isimi ve logo daha da önemli.

Pazarlama gurusu olarak bilinen Jack Trout’nun deyimi ile “Alabileceğiniz en önemli pazarlama kararı, bir ürüne ne ad vereceğinizdir.” Bu ürün ister ticari bir faaliyet olsun ister bir sivil toplum kuruluşu isterse holding veya hayır kurumu olsun ürün ve hizmete 1. Verilecek ad 2. Logo ve/veya yazı karakterini önemsemek gerekir.

Zaten pek çok kişi gibi bizde biliyorduk ki; isim gibi logo da kolay anlaşılır, sade, hatırlanması kolay, mümkün olduğunca az sayıda renkten oluşmalıdır. Her türlü baskı ve kesim tekniği ile sorunsuz kullanılabilir olmalı, hangi ölçüde kullanılırsa kullanılsın yani çok küçük ölçülerde ayrıntılar kaybolmamalı, çok büyük ölçülerde dağınık görünmemelidir. Her türlü ölçüde ve yüzeyde okunabilir ve özgün olmalıdır. Başka firma ya da ürünlere ait logolar ile karışıklığa sebep vermemeli, hatta çağrıştırmamalıdır, gibi pek çok özelliğe dikkat edilmeliydi.

İşinizin ruhunu çözmemiş, işinizi anlayamamış birinin logo veya yazı karakterini belirlemesi gerçekten imkansıza yakındır.

Dolaysıyla kuruluşta seçtiğimiz isim ve logonun doğru olduğunu biliyorduk. Fakat her kurumsal yapı gibi bir süre sonra logonun daha pratik, grafiksel ve simgesel hale dönüşmesi gerektiğini ve o hale dönüşmesi için doğru zamanı beklemek gerektiğinin de farkındaydık.

Başlarken simge ile anlatmak zor olacağı ve sözlü olarak da anlatmanın uzun olacağını düşünerek resimsel logo kullanma yolunu seçmiştik.

Zaman aktı ve günümüze geldi. Sonunda logomuzun daha grafiksel hale gelmesi için düşüncelerimiz netleşti ve son bir yıldır çalışma ve tartışmalarımız oldu. Ta ki 2 hafta öncesine kadar.

Bir hafta kadar önce yapılan beyin fırtınaları ve farklı çalışmalar doğrultusunda aşağıdaki logoyu, gerek dernek ve gerekse iktisadi teşekküllerde çeşitlendirerek kullanma kararı aldık. Bunu üyelerimiz ve kurucularımız ile paylaştık ve aldığımız etki çok olumlu oldu. Bu doğrultuda logomuzun son şeklinde karar kıldık.

Dileriz sizlerde beğenirsiniz.

Elbette Logomuzda birkaç unsurda vazgeçmedik.

1-Nar’ın simgeleşmesi

2-Ana rengimizin kırmızı olması

3- “Nokta Grafik” tarafından (Selami ŞENOĞLU ve Elİf ERSİN)  önerilen yazı karakterinin kalıcılığı

4-“İstanbul” ve “Nar” yazılarının birleşiminde ”N” harfinin alt kısmının ve “İ” harfinin noktasının mavi olması.

Bunlar değişmedi.

Aşağıda  yeni logomuzu beğeninize sunuyoruz.

Nar Sanat Yeni Logolar

Nar Sanat Yeni Logolar

 

 

 

15 Kasım 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/11/narsanat-yeni-logolar-yayın-icin.jpg 1200 3200 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-11-15 20:56:382013-11-23 13:23:10Nar Sanat kabuk değiştiriyor
Sanat Haberleri

“ Çin’e gitme… Çin seni yutar! ” Gitmeye gerek kalmadı ” o ” kitap fuarına geldi

Çin’e gitmeye ya da gitmemeye çalışmanın pek yararı yok, Çin zaten her anlamda gelmekte. Bunu bir “Çin Sendromu”na dönüştürmemenin yolu ise bu muazzam ülkeyi tanımaktan, anlamaktan, öğrenmekten geçiyor.

32 kitap fuarıBundan yüzyıllarca önce Bilge Kağan, Orhun Yazıtları’nda Türklere seslenmiş, “Çin’e gitme… Çin seni yutar!” diye uyarıda bulunmuştu. Çok sonraları Napolyon da benzer yaklaşımla, “Bırakın uyusun. Çin uyanırsa yer yerinden oynar!” demişti ama Batı, 19. yüzyılda tüm gücüyle son kez üzerine çullandığı Çin’in 20. yüzyıldaki uyanışını ve büyük silkinişini önleyemedi. Uyuyan dev çoktan uyandı, ayağa kalktı ve artık iyice belli oldu ki Çin’den kaçış yok.

Çin, yayılıyor… Aklınıza hemen dünyanın ikinci büyük ekonomisi ya da ticaret hacmi vb. kavramlar gelmesin. Örneğin denir ki Çin’deki ve yeryüzünün dört yanındaki tüm Çinliler, bir gece aynı anda evlerinin dışında yemek yemeye karar verse, dünyada hepsinin oturabileceği kadar çok sayıda sandalyeye sahip Çin lokantası mevcuttur… Dünyanın tartışmasız en zor dili olan Çincenin ABD ve Avrupa’daki çoğu lise ve üniversitede İspanyolcayı geride bırakıp birinci seçmeli dil dersi haline gelmesinden sayıları her kıtada giderek çoğalan Konfüçyus Enstitüleri’ne kadar, siyasi ve ekonomik alanların yanı sıra kültürel olarak da her geçen gün daha fazla hissedilen bir “Çin ağırlığı” söz konusu. Anlayacağınız, artık Çin’e gitmeye ya da gitmemeye çalışmanın pek yararı yok, Çin zaten her anlamda gelmekte. Bunu bir “Çin Sendromu”na dönüştürmemenin yolu ise bu muazzam ülkeyi tanımaktan, anlamaktan, öğrenmekten geçiyor.

Edebi ilişkiler güçlendirilmeli

Asya’nın en doğusundaki Çin ile batı ucundaki Türkiye arasında kurulan kültürel köprü, 2012’nin “Çin’de Türkiye Yılı” ve 2013’ün “Türkiye’de Çin Yılı” olarak kutlanmasıyla biraz daha sağlamlaştırıldı. Öte yandan Çin’in, bu yıl 32. kez düzenlenen TÜYAP İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı’nın konuk ülkesi olarak belirlenmesiyle iki ülke arasındaki karşılıklı ilişkiler zincirinin halen en zayıf halkalarından biri niteliğindeki edebiyat-yayıncılık alanında da çok ciddi bir adım atılmış olduğuna hiç kuşku yok. Türk edebiyatını 1970’li yılların başlarında Aziz Nesin öykülerinin çevirileriyle tanımaya başlayan (bu öyküler sonradan Nasılİntihar Ettim? başlıklı bir derleme haline getirildi) Çin’de, 1980’lerde de Yaşar Kemal ( İnce Memed ), Sabahattin Ali ( Kürk Mantolu Madonna ), Reşat Nuri Güntekin ( Çalıkuşu ) çevirileri yapılmıştı.

Son yıllarda ise Benim Adım Kırmızı ’nın 2006’da Çin’de Yılın En İyi Romanı seçilmesiyle başlayan süreçte Orhan Pamuk’un diğer kitaplarının ve Ahmet Hamdi Tanpınar ( Huzur ), Can Dündar ( Sarı Zeybek ), Orhan Kemal ( Bereketli Topraklar Üzerinde , Cemile , Avare Yıllar ), Tuna Kiremitçi ( Dualar Kalıcıdır ), Barış Müstecaplıoğlu ( Korkak ve Canavar ), Ahmet Ümit ( Patasana ) çevirileriyle Çinli okurların edebiyatımızı tanıma fırsatları çoğaldı ama bu tablo tabii ki yeterli sayılmamalı. Tabloyu daha da renklendirmek açısından, ajans ve yayınevlerimizin Çin’deki uluslararası kitap fuarlarının önemini biraz gecikerek de olsa anlamaya başlamaları sevindirici. Öte yandan başkentin merkezindeki Xidan semtinde bulunan, Asya’nın en büyük kitabevi niteliğindeki ve dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’de metrekareye düşen insan sayısının en fazla olduğu yerlerden biri “Beijing Books Building”in beş katının herhangi bir koridorunda herhangi bir rafın Türk edebiyatından çeviri eserlere ayrılması, biraz daha zaman alacak gibi.

Çinceden çevirmen ihtiyacı

Benzer durum, Çin edebiyatı ve kültürünün Türkiye’deki yansıması açısından da az çok geçerliyse de Çinli okurlar bize göre daha şanslı sayılabilir. Yazarlarımız Çinceye doğrudan Türkçeden çevrilirken biz Çin edebiyatını çok büyük oranda İngilizce, Fransızca ya da Almanca üzerinden yapılan çevirilerle tanımak zorundayız. Türkçeye edebi düzeyde hâkim “yeterince” Çinli çevirmen varken, Ankara Üniversitesi DTCF Sinoloji Bölümü’nün ünlü hocalarından Prof. Dr. Muhaddere Nabi Özerdim’in 1950’li yıllardaki kimi çevirileri ya da aynı bölümün günümüzdeki anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Bülent Okay’ın çalışmaları dışında, Çince çevirmen eksikliği hissettiğimiz çok açık. Elias Canetti’nin Körleşme ’sinin ünlü kahramanı Prof. Kien gibi olmasa da hayatını Çin dili, yazısı ve edebiyatını araştırmaya adamış bilim ve sanat insanlarımızı artırmaktan başka çaremiz yok.

Beden diliyle anlaşamayız!

Kitapların, bir ülkeyi ve insanını, kültürünü, tarihini, düşünme sistemini tanımak açısından, gezip görmek ve yerinde incelemek kadar verimli kaynaklar olduğuna kuşku yok.

Ancak söz konusu ülke Çin olunca iş biraz zorlaşıyor doğrusu, çünkü beden dilinin en basit örneklerinin bile evrensel olmadığını kanıtlayan, kimi sembollerin, mimiklerin, günlük davranış kalıplarının alabildiğine özgün kaldığı bir ülkeyle karşı karşıyayız. Şöyle söyleyeyim; örneğin iki elinizin avuç içlerini birkaç kez birbirine sürtmek Türkiye’de “İşler çok iyi” demekken, Çin’de “İflas ettim, işler çok kötü” anlamına geliyor! Dolayısıyla bir şiirin, romanın, şarkının ya da filmin içeriğinin tamamıyla anlaşılmasının dünyanın geri kalanı için nerdeyse imkânsız bulunduğu bir ülkeyle karşı karşıyayız. Batılılar boşuna “Çin’de hiçbir şey göründüğü gibi değildir!” demiyor ve Çin sinemasının ünlü temsilcilerinden Chen Kaige, “Çin’le ilgili konuların derinine inemezsiniz, yoksa yabancılar anlamaz. Hong Kong ve Tayvan’dakiler bile anlamıyor!” demekte çok haklı.

cin-li-edebiyatcilar-istanbul-kitap-fuari-ndaİlim Çin’de de olsa…

Yine de uzun yıllardır yalnızca kitaplar aracılığıyla tanıdık ve daha yakın kıldık Çin’i. Kanuni döneminde Çin’e gönderilen birkaç elçi dışında Osmanlı-Çin ilişkilerinin yok denecek kadar az olduğu söylenebilir. 17. yüzyılda Katip Çelebi’nin Cihannüma ’da Çin’e ayırdığı sayfaların dışında entelektüel-edebi ilgiye de hemen hiç rastlanmıyor. Başta İngiltere olmak üzere belli başlı Avrupa hükümetlerinin 1898’in yaz aylarında ülkede yaşanan sömürgecilik karşıtı ünlü Boxer İsyanı’ndan şaşırtıcı biçimde Osmanlı İmparatorluğu’nu sorumlu tutmalarının dışında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin 1971’de Birleşmiş Milletler’e kabulü ve Türkiye tarafından da tanınmasının öncesinde karşılıklı ilişki, her anlamda son derece zayıf. Ama bir yandan da “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” gerçeği var ve bu da günümüzde çok daha geçerli hale gelmiş durumda.

Romanlardaki Çin, savaş, devrim

Türk okuru, Çin gerçeğiyle öncelikle romanlar sayesinde tanıştı. Binlerce sayfa arasında çıkılacak bir “uzun yürüyüş”, çoğu klasikleşmiş bu romanların önemlerini günümüzde de koruduklarını, bu uzak ülkeyle yakınlaşmak açısından halen işlevsel olduklarını ortaya koyuyor.

Çinli baba ile Belçikalı anneden doğan Han Suyin’in 1955’te William Holden ve Jennifer Jones’lu bir Henry King filmine de dönüştürülmüş olan Aşk Güzel Şeydir romanı, 1956 yılında Altın Kitaplar tarafından sunulmuş okurlarımıza. Çin Devrimi’nin fırtınalı yıllarında Hong Kong’ta evli İngiliz erkek ve âşık olduğu Çinli kadının ilişkileri etrafında gelişen bir aşk öyküsü anlatan roman, yazarın yaşamından gerçeklikler de barındırıyor.

2012’de 86 yaşında ölen Han Suyin’i gene Çin dekorunda geçen Aşka Vakit Yok (Halk Kitabevi, 1967) romanı ve önce Hürriyet, sonra da Berfin Yayınları’nca yayımlanan, iki ciltlik çok başarılı bir Mao Zedung biyografisi olan Sabah Tufanı ’yla da tanımıştık.

Bir Çin köyünü ve kocası kaçıp gidince üç çocuğu ve ihtiyar kaynanasıyla kalan gencecik bir köylü kadını anlatan Pearl S. Buck romanı Ana (Remzi Kitabevi, 1943); devrim öncesinde savaş ağalarının talan ettiği köyünden kaçıp Pekin’e gelen bir çekçekçinin öyküsünün aktarıldığı Çekçek (Konuk Yay., 1975); Japon işgali ve sonrasındaki Kuomintang dönemi ile devrimi, Pekin’deki bir kukla ustasının gözünden öyküleyen enfes Paul Tillard romanı Kuklacı (Cem Yay., 1975), Agnes Smedley’den ünlü Çin Savaşıyor (Bora Yay., 1975), Luo Kuang ve Yang Yi’nin yazdığı, ülkemizde de bir kuşak üzerinde çok etkili olmuş Kızıl Kayalar (Aydınlık Yay., 1978), Attilâ İlhan çevirisiyle okuduğumuz müthiş Andre Malraux romanı Kanton’da İsyan (Yazko, 1981) ya da Bernardo Bertolucci’nin sinemaya da aktardığı, Çin’in sonradan bir yurttaş-bahçıvana dönüşen son imparatoru Pu Yi’nin anıları Son İmparator (Afa Yay., 1988), Çin’in yakın tarihini, Japon işgali, iç savaş, devrim ve Kültür Devrimi dönemlerini ele alarak anlatan yapıtlar olarak öne çıkıyorlar.

Eva Siao’nun Çin: Hayallerim, Hayatım (Afa Yay., 1994) başlıklı sarsıcı anıları da bu kapsamda mutlaka okunması gerekenlerden.

Nobelli iki yazar

Daha yakın dönemlerde, 1990’dan bu yana Fransa’da yaşayan 1972 Pekin doğumlu Shan Sa’nın, Çin tarihindeki tek kadın imparator Wu Zeitang’ın korkunç yaşamını ve 7. yüzyılda Yasak Şehir’de işlerin nasıl döndüğünü son derece etkileyici şekilde anlattığı İmparatoriçe (Doğan Kitap, 2003) ve gene aynı yazarın kaleme aldığı, 1930’larda Japonların işgali altındaki Mançurya’daki direnişçi bir genç kızın öyküsünü anlattığı Go Oyuncusu (Doğan Kitap, 2004) gibi romanlar da Çin tarihi ve kültürünü tanımak için zengin malzeme sunuyorlar.

Parisli bir gazeteci, Teksaslı bir edebiyat profesörü ve Alman bir Sinolog’un Pekin’de çok gizli bir elyazmasının peşine düşmelerini anlatan, Kolombiyalı yazar Santiago Gamboa’nın kaleminden çıkan, özellikle Pekin’i tanımak açısından yararlı Düzenbazlar (Doğan Kitap, 2002) ve “Çin’in yüksek yemek kültürünün gizli dünyasına bir yolculuk” öneren, “Gelenek ve modern dünya arasında sıkışmış bir ülkenin harika bir resmi olarak” nitelendirilebilecek Nicole Mones romanı Son Çinli Şef de (Doğan Kitap, 2007), aşk, yemek ve dostluk üzerine, günümüz Çin’inden çarpıcı kesitler aktaran keyifli bir roman olarak yer alıyorlar listemizde.

Dipnot Yayınları’nın küçük okurlar için hazırladığı masal dizisinin Çin Masalları (2008) durağına da uğrayalım ve kitapta yer alan 19 masalın çok şey anlattığını vurgulayalım.

2012’de Nobel Edebiyat Ödülü kazanan Mo Yan’ın, 1987’de Zhang Yimou tarafından beyazperdeye aktarılan, bir ailenin üç kuşağının öyküsünü anlatarak 1923-1976 arasında Çin’deki önemli toplumsal-siyasi olayları öykülediği Kızıl Darı Tarlaları da (Can Yay.) Çin edebiyatının zorlu lezzetini tatmak isteyenler için iyi bir fırsat.

Çin’e belirgin bir merak, heyecan ve sempatiyle yaklaşan bu örneklerin yanında, 1949’dan bu yana iktidarda bulunan Çin Komünist Partisi’ne açık bir nefretle yaklaşanlar da var. Rejim karşıtlarından, romanları 1989’dan bu yana yasaklı, Fransa’da yaşayan Nobel ödüllü (2000) Gao Xingjian’ın Doğan Kitap’tan çıkan Ruh Dağı (2002) ve Yalnız Bir Adamın Kitabı (2003) ile Anchee Min’in Madam Mao Olmak (Everest Yay., 2005) romanlarının da Çin’e eleştirel-muhalif yaklaşımlarıyla geniş yankı buldukları söylenebilir.

Şiirler ve ideogramlar

Eray Canberk’in titiz bir çalışmayla Türkçeleştirdiği Mao Zedung şiirleri (Cem Yay., 1976) ya da Celal Üster çevirisiyle yayımlanan Mao’nun Kültür Sanat ve Edebiyat Üzerine ’si (Aydınlık Yay., 1978, Berfin Yay., 2005),Klasik Çin Şiirinden Seçmeler (Çev: Erdem Kurtuldu, YKY, 2010), François Cheng’in Boşluk ve Doluluk: Çin Resim Sanatının Anlatım Biçimi (İmge Yay., 2006), “Çince, kaligrafi için yaratılmış dil. Esinli yolu izleyen, esinli yolu ortaya çıkartan dil” diyen Henri Michaux’nun Çince İdeogramlar ’ı (Norgunk Yay., 2010), Roland Barthes’ın 1979’da gittiği Çin’e dair “dağınık” notlarını bir araya getiren Çin Yolculuğu Defterleri (YKY, 2012) gibi kitaplar da Çin sanatının değişik boyutlarına derinlemesine dalan çalışmalar olarak zengin ve öğretici birikim oluşturuyorlar.

Öte yandan bu kapsamda üzerlerinde ayrıca durulması gereken, Çinlilerin nasıl düşündüğünü 5 bin yıllık bir tarih ve kültürün incelikleri üzerinden anlatan Çin Simgeleri Sözlüğü , Savaş Hileleri: Stratagemler veKadim Çin’in Askeri Klasikleri ’nin önemlerini vurgulamadan geçmeyelim.

Çin usulü sosyalizm

Çin’e yönelik genel ilgi her geçen gün biraz daha artmakla beraber, bilgi ve araştırma eksikliğinin en fazla görüldüğü alanın “sosyalizm tartışmaları” olduğu söylenebilir. 1949’un ardından 1966-1976 arasındaki Kültür Devrimi’yle de dünyayı etkileyen Çin, Mao’nun Marksizm-Leninizm’e teorik katkılarıyla birlikte 1970’lerin sonunda ortaya atılan ve Deng Siaoping tarafından geliştirilen “Dört Modernleşme” (tarım, sanayi, bilim, savunma) hareketiyle bugünlere kadar geldi ve uzay çalışmalarına kadar dayanan inanılmaz bir gelişme gösterdi. Çinli teorisyenler, başından beri, her şeyden önce bir geçiş süreci olan sosyalizmin her ülkenin kendi koşullarına göre yaşanması gerektiğini belirtiyor ve ısrarla “Çin Usulü Sosyalizm”e vurgu yapıyorlar. Başta yoksul ve açlık çeken nüfusun azaltılması olmak üzere, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bugünkü Hindistan seviyesinde olan bir ülkenin kaydettiği mucizevi başarıya tanıklık etmemizi sağlayan çok sayıda araştırma-inceleme-anı kitabından söz edilebilir.

Öncelik, efsaneleşmiş kitapların… Edgar Snow’un her ikisi de 1975’te Koral Yayınları’ndan çıkan Çin Üzerinde Kızıl Yıldız ve Uzun Devrim ’inden Alain Peyrefitte’nin Cemal Süreya çevirisi Çin Uyanınca (E Yayınları, 1975) ve M. Antonietta Macciocchi’nin Çin Deyince ’sine (1976), Jan Myrdal’ın Çin Raporu ’na (ABC Yay., 1977) kadar 70’li yıllarda yayımlanan çok sayıda “kızıl kitap” var bize Çin’i anlatan. Mao Zedung sonrası Çin sosyalizminin gidişatı konusunda ise ÇKP 11. Merkez Komitesi Genel Toplantısı tutanaklarını içeren Bugünkü Çin Hangi Yolu İzliyor? (Aydınlık Yay., 1980), özellikle son 30 yıla ışık tutması bakımından, en kısa tanımla temel kitap niteliğinde.

Son birkaç yılda yayımlanan, Çin’in Megatrendleri: Yeni Bir Toplumun Sekiz Dayanağı (Optimist Yay.), Çin’in ünlü milli lideri Sun Yat-sen’in Halkçılık Üzerine (Sadık Usta, Kaynak Yay.) gibi çalışmalar da aslında pek çok açıdan “bize benzeyen” bu ülke ve insanları konusunda bakış açımızı ve ufkumuzu genişletmemize yardımcı oldular hiç kuşku yok ki.

Evet, İtalyan sinemacı Marco Bellocchio’nun 1967 yapımı filmi “La Cina e vicina”nın Türkçe çevirisinde dendiği gibi, Çin yakındır! Kitaplarla ise çok daha yakın!

Türkiye’de Çin’i düşünmek

Kitaplığımızda yer bulan son inceleme-araştırma, Selçuk Esenbel, İsenbike Togan, Altay Atlı tarafından hazırlanan Türkiye’de Çin’i Düşünmek: Ekonomik, Siyasi ve Kültürel İlişkilere Yeni Yaklaşımlar (Boğaziçi Üniversitesi Yay.) oldu.

Tunca Arslan

Kaynak : [–]

02 Kasım 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/11/cin-li-edebiyatcilar-istanbul-kitap-fuari-nda.jpg 326 615 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-11-02 12:59:392013-11-02 12:59:39“ Çin’e gitme… Çin seni yutar! ” Gitmeye gerek kalmadı ” o ” kitap fuarına geldi
Sanat Haberleri

Dev Heykellerin Sanatçısı Anish KAPOOR İstanbul’da

İstanbul özel günler yaşıyor. Bir tarafta kapılarını yeni açan 13.Uluslararası İstanbul Bienali; diğer yanda Sakıp Sabancı Müzesi’nde, kentin tarihi dokusu ile manalı bir ahenk yakalayan, kavramsal sanatın büyük ismi Anish Kapoor’un Türkiye’deki ilk kişisel sergisi… 10 Eylül’de sanatçının katılımıyla açılışı gerçekleşen etkinlik, sıra dışı boyuttaki taş eserleriyle sanatseverleri sonsuzluk ve karşıtlık kavramı üzerine düşündürecek

Anis-KapoorGeçen hafta Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki katıldığım sergi ile ilgili basın toplantısında, yaşayan en ünlü ve yaratıcı sanatçılardan biri olan Anish Kapoor’u birebir görmek, düşüncelerini ve çalışmalarını sesinden duymak gerçekten büyük bir ayrıcalıktı.

Bir başka ayrıcalık da böylesi bir serginin ayağımıza kadar gelebilmiş olması! Uzun zamandan beri bu olayın hayalini kuran Sakıp Sabancı Müzesi yetkilileri sergiyi gerçekleştirmek için, Akbank’ın da desteğiyle müzeyi yıkıp adeta yeniden inşa ettiler. Tonlarca ağırlıktaki devasa taş eserleri (en büyüğü 12 ton) gördüğünüzde bunları buraya nasıl taşıdılar, nasıl binanın içine soktular diye hayret içinde düşünüyorsunuz. Dokuz tırla Türkiye’ye taşınan 32 eseri yerleştirmek için dört vinç çalıştı ve SSM adeta bir şantiye alanı haline geldi. Bu gayretli çaba sadece bizim değil, Kapoor’un ve “Elektrik direğinin kaldırılmasına bile itiraz etmediler” diyen sergi küratörü Sir Norman Rosenthal’in de haklı takdirini kazanmış. Bundan sonra SSM’nin altından kalkamayacağı hiçbir sergi olamaz bence.

Anish Kapoor’un “Enerjik, açık ve müthiş dinamiklere sahip bir yer” olarak tanımladığı İstanbul’a olan sevgisi, şehrin tarihi, mimari değerleri ve Bienal, şimdiye kadar hiçbir yerde sergilenmeyen bu eserleri kentimize getirmesine vesile olmuş. Kararını pekiştiren bir diğer nokta da; ölçeğinin kaybolacağı endişesiyle bu işlerinin açık havada sergilenmesini istememesi ve sanatçının kapalı mekân arzusunu kabul eden müzenin olumlu yaklaşımı olmuş.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-1Taş, eski ve hafızası olan bir materyal; nice olaya şahit olmuş ve nice sır barındırmakta… Sergideki eserlerin birçoğu farklı coğrafyalardan toplanan mermer, kaymaktaşı, oniks ve granit gibi malzemelerden oluşuyor. Bu arkaik dünyada, kendi deyimiyle taşı ‘taciz eden’, kötüye kullanan Kapoor, ondan harika formlar yaratıyor.

Binaya girdiğimde kendimi zamansız bir arkeoloji müzesinde hissettim. Boyutlarının yanı sıra abartıdan uzak ve yalın duruşları dikkatimi çekti heykellerin. Bir de o kadar uyumlu yerleştirilmişler ki, farklı malzemelerden ve farklı dönemlerde yapılmalarına rağmen bir bütünlük ve temasal bir birliktelik oluşturmuşlar.  Bazı formlar, özellikle de oyuklar sık sık karşınıza çıkıyor; zaten Kapoor da bunları tekrar etmekten sakınmadığını ifade ediyor. Sanatçı, her ne kadar çalışmalarının nasıl algılandığı ile ilgilenmediğini söylese de; sanırım maddeye odaklanıp manayı göz ardı etmememiz için benzer malzeme ve minimalist bir yaklaşımla gerçekleştirmiş yapıtlarını. Az sözle, geçmişten geleceğe uzanan bir sonsuzluk ve süreklilik kavramı içinde insanlık tarihine vurgu yaparken, madde ile maneviyat arasındaki karşıtlığı da ön plana çıkarıyor.

Seyircileri eserleriyle iletişime; soyut işlerini, anlamın tam sınırında (anlamla anlamsızlık arasında) tutarak manipüle ettiğini söyleyen sanatçının her yapıtını, gizini keşfetmek ister gibi uzun uzun seyretme ihtiyacı duyuyorsunuz. Özellikle derin delikler, yarıkların içindeki oyuklar, dehlizler esrarengiz bir dünyanın kodları gibi insanda merak ve hafif bir korku yaratıyor. Sanki bir girdaba yakalanıp döne döne o deliğin içinde kaybolacak gibi hissediyorsunuz. Hemen hemen herkes başını bu deliklere sokarak derinliğin sonunu görmeye çalışıyor.

Dolaşmaya devam ederken, insan bedeninin farklı organlarını andıran formlar, eril/dişil girinti ve çıkıntılar, parlak mermerlerde renk pigmentlerin oluşturduğu damarlar gözüme çarpıyor. Aklıma Norman Rosenthal’in “Anish önemlidir. O, hiçbir eserini önceden tasarlamaz, eskiz yapmaz. Onun sergisine bir roman, bir tiyatro eseri gibi bakmalısınız. Çok katarsis (ruhsal arınma) yaşanır sergilerinde” sözleri geliyor.

Anish-Kapoor-dev-heykelleri-2Optik illüzyon yaratan aynalar serginin en ilginç parçaları; sanatla teknolojiyi birleştiren, ünlü ‘Gök Ayna’, iç bükey formuyla müzenin bahçesinde yerini almış. Yanılsamalar yaratan ve sonsuzluk hissi veren bu objelerde bakanı kendisiyle karşılaştırıyor. Kapoor izleyiciyi yönlendirmeyi sevmiyor, onun eserle kendi deneyimini yaşamasını ve kendi evrenini kurmasını istiyor.

Sarı, Erdem, Kaçınılmazlık, Dil, Mezar, Sekiz, Çiçek, Ejderha çalışmalarından bazıları… Daha öncel Guggenheim Kraliyet Sanat Akademisi’nde de sergilenen ‘Sarı (Yellow/ 1999)’, serginin en etkileyici çalışması bana göre; cam elyafı ve pigmenten oluşan bu devasa yapıtı dakikalarca seyrederken o sonsuz sarı içinde kaybolduğumu hissettim.

Bu sergiyi, özel bir vakit ayırarak, tadını çıkararak gezin; taşın ne kadar kadim bir malzeme olduğunu, sadeliğin ne kadar çok şey anlatabileceğini tecrübe edin.  Kendi deneyimlerinizi yansıtın. Zaten sanat da en açık bir diyalog şekli değil midir?

 

 

Anish Kapoor kimdir?

1954 Mumbai doğumlu olan Anish Kapoor, 1970’li yıllardan bu yana sanat eğitimi için gittiği İngiltere’de yaşıyor. Londra’da Hornsey College of sanatçı-anish-kapoorArt ve Chelsea School of Art and Design’da sanat eğitimi gören sanatçı, bugün Kraliyet Akademisi üyesi ve Britanya İmparatorluk Nişanı sahibi. Kapoor, 1970’lerin sonunda ziyaret ettiği anavatanı Hindistan’da gördüğü boya pigmentlerinden etkilenerek yaptığı ‘pigment heykelleri’ ile dikkat çekti. 1980’lerden itibaren Yeni İngiliz Sanatı adı altında anılmaya başlayan ve Tony Cragg, Richard Deacon, Bill Woodrow gibi sanatçılardan oluşan grup içinde anıldı. 1990’da Venedik Bienali’nde, 1992’de Documenta’da İngiltere’yi temsil eden Kapoor, 1991 yılında aldığı Turner Ödülü’yle İngiliz sanat ortamının önde gelen sanatçılarından biri haline geldi. 1990’lı yıllardan itibaren malzeme dağarcığını büyük ölçüde genişleten ve yeni endüstriyel teknolojilerin kullanımını gerektiren büyük boyutlu projelere yönelen Kapoor’un İngiltere’de gerçekleştirdiği en dikkat çekici işler arasında, 2002 yılında Unilever Serisi kapsamında Tate Modern’de gerçekleştirdiği ‘Marsyas’ heykeliyle, 2012’de Londra Olimpiyatları sırasında gerçekleştirdiği Olimpiyat Kulesi ‘Arcelor Mittal Orbit’ yer aldı.

1990’lardan 2000’li yıllara uzanan süreçte dünya çapında birçok sergi gerçekleştiren Anish Kapoor’un dikkat çeken büyük boyutlu projeleri arasında, Kunsthaus Bregenz’de 20 tonluk kırmızı vazelin ve mumdan oluşan heykeli ‘Benim Kırmızı Yurdum’ (2003), Chicago’daki Millennium Park’ta 110 tonluk paslanmaz çelik heykeli ‘Bulut Geçit’ (2004), Viyana’da Museum fur Angewandte Kunst’ta ve Londra’da Royal Academy’de ‘Köşeye Ateş Etmek’ enstalasyonu (2009) ve Paris Grand Palais’de sergilediği ‘Leviathan’ heykeli bulunur.

 Haber : Tuna SAYLAĞ   

Kaynak : [–]

 

19 Eylül 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/09/sanatçı-anish-kapoor.jpg 1025 950 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-09-19 15:23:152013-09-19 15:23:15Dev Heykellerin Sanatçısı Anish KAPOOR İstanbul’da
Sanat Haberleri

” Özgürlük Ödülü ” Norveç’ten Aslı Erdoğan’a

Norveç 3. Sınırda Kelimeler Edebiyat Festivali’nde, kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 100. yıldönümünde bu yıl ilk kez verilen Özgürlük Ödülü Aslı Erdoğan’ın 

aslı-erdogan

Norveç’in Frederikstad şehrinde gerçekleşen ve 5 Eylül’de sona eren 3. “Ord i Grenseland” (Sınırda Kelimeler) Edebiyat Festivali’nde verilen “Özgürlük Ödülü’ü yazar Aslı Erdoğan’ın oldu.

Edebiyatın tarih boyunca sınırları zorlayan ve ortadan kaldıran bir eylem olduğu fikri üzerine temellendirilen festivalde, 2013 yılının Norveçli kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edişinin 100. yıldönümü nedeniyle ilk kez verilen Özgürlük Ödülü, görüşleri yüzünden baskılara maruz kalan, tutuklu ve ya tehdit altındaki kadın şair ve romancılara verilmesi kararlaştırılmış.

Aynı kategoride Aslı Erdoğan ile birlikte Mısırlı feminist yazar Nawal El Saadawi ve Hırvatistanlı Slavenka Drakulic de ödüle adaydı.

Aralarında uzun yıllar Uluslararası PEN örgütünün başkanlığını yapan Norveçli yazar Eugene Schoulgin ve İsveç’de yaşayan Türkiyeli Kürt yazar  Mustafa Can’ın da olduğu İsveç ve Norveçli yazarlardan oluşan juri, bu ödülü Erdoğan’a verme nedenlerini Erdoğan’ın hapse atılma riski, dışlanma ve sürgün gibi ödediği ağır bedellere rağmen tüm edebiyat hayatı boyunca haksızlık ve bastırılmışlığa karşı sergilediği kararlı duruşu ve anlattığı şiddet ve toplumsal ayrımcılığa maruz kalan kadınların hikayelerini dil getirdiği kendine has şiirsel ve büyülü yazım tarzı olduğunu açıkladı.

Norveç’te dinsel, sosyal ve kültürel gelenekleri kadın özgürlüğü açısından sorgulayan en başarılı yazarlardan biri olarak tanınan Aslı Erdoğan, ülkede ayrıca Modern Türkiye Edebiyatı’nın önde gelen isimlerinden biri olarak gösteriliyor.

Özgür Gündem gazetesinde de yazan Erdoğan, Norveç’te Kırmızı Pelerinli Kent ve Mucizevî Mandarin ve Taş Bina isimli kitaplarıyla tanınıyor.

Kaynak :[–]

ASLI ERDOĞAN BİYOGRAFİ

aslı-erdoğan-foto

1967 İstanbul doğumlu. Bilgisayar mühendisliği ve fizik okudu, yüksek lisansını CERN’de (Avrupa Yüksek Enerji Fiziği Labaratuarı) hazırladı. Rİo de Janeiro’da başladığı fizik doktorasını yarıda bırakarak yazmayı seçti, iki yıl Güney Amerika’da yaşadı. 

İlk romanı Kabuk Adam 1994’te, öykü kitabı Mucizevi Mandarin 1996’da yayınlandı. Tahta Kuşlar adlı öyküsü, Deustche Welle Ödülü kazandı, dokuz dile çevrildi. İkinci romanı Kırmızı Pelerinli Kent (1998), Fransızca, Norveççe’ye çevrilerek Astes Sud tarafından yayınlandı, Gyldendal Yayınları’nın ”Marg” (Omurilik) Serisi’ne seçildi. Radikal’de yazdığı köşe yazıları Bir Delinin Güncesi ve Bir Kez Daha adlı kitaplarında toplandı. 

Şu anda beş dile çevrilmekte olan Aslı Erdoğan, ”Geleceğin 50 Yazarı” arasında gösterildi. 2004’te Hayatın Sessizliği adlı çalışması yayınlandı. 2009’da çıkardığı son kitabı ise Taş Bina ve Dİğerleri.

17 Eylül 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/09/aslı-erdoğan-foto.jpg 413 640 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-09-17 16:41:072013-09-17 16:41:07” Özgürlük Ödülü ” Norveç’ten Aslı Erdoğan’a
Sanat Haberleri

12.Filmekimi’ne hazırlandınız mı?

İKSV tarafından 12. kez düzenlenen Filmekimi, 28 Eylül-6 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek. Biletler 21 Eylül Cumartesi günü satışa çıkacak.

12.filmekimi-2013

Filmekimi, on ikinci yılında da usta yönetmenlerin son yapıtlarının da aralarında bulunduğu çoğu ödüllü 40’a yakın filmi izleyicilerin karşısına çıkaracak.

Zengin programıyla Filmekimi, 28 Eylül-6 Ekim tarihlerinde,İstanbul’da 9 gün boyunca izleyicilerle buluşacak.

Filmekimi broşürleri Atlas, Beyoğlu ve Nişantaşı Citylife City’s sinemaları ile İKSV’den temin edilebilir.

Filmekimi biletleri, 21 Eylül Cumartesi günü 10.30’dan itibaren, Biletix satış noktaları, Biletix web sitesi (biletix.com), Biletix çağrı merkezi (216 556 98 00) ile Atlas ve Beyoğlu sinemalarında kurulacak ana gişelerden satın alınabilecek.

Lale Kart üyeleri için öncelikli satış dönemi 18 Eylül’de başlıyor: Siyah Lale Kart sahipleri 18 Eylül Çarşamba, Beyaz, Kırmızı ve Sarı Lale Kart sahipleri 19 Eylül Perşembe ve 20 Eylül Cuma günlerinde özel indirimlerle biletlerini alabilecek.

Filmekimi’nde hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30, 16.00) sadece 5 TL. Hafta içi 19.00 ve 21.30 seansları ile hafta sonu tüm seanslar tam 15, indirimli 10 TL. Filmekimi gösterimleri geçen yıllarda olduğu gibi 11.00, 13.30, 16.00, 19.00 ve 21.30’da yapılacak.

12-filmekimi-istanbul12- Filmekimi’nin sponsoru Vodafone FreeZone, sinema kampanyasını Filmekimi’nde de sürdürecek. Vodafone FreeZone’lu sinemaseverler, Filmekimi’nde bir bilet aldıklarında aynı seans için bir bilet de hediye kazanacak. Kampanyalı bilet satışları 21 Eylül Cumartesi gününden itibaren ana gişelere ek olarak biletix.com adresi üzerinden yapılacak.

Yasmine Hamdan 6 Ekim’de Salon’da

Filmekimi’nde bu yıl izleyicileri bir de konser bekliyor. 12. Filmekimi programında yer alan, yönetmen Jim Jarmusch’un son filmi Only Lovers Left Alive / Sadece Aşıklar Hayatta Kalır’da kamera karşısına geçen ve şarkı söyleyen, Beyrut doğumlu müzisyen Yasmine Hamdan, 6 Ekim Pazar akşamı 20.00’de Salon sahnesine konuk olacak.

Filistinli ünlü yönetmen Elia Suleiman’ın eşi Yasmine Hamdan, 1999 yılında kurduğu, Ortadoğu’nun Arapça müzik yapan ilk indie-elektronik topluluğu Soapkills ile tanındı.

Paris’e yerleştikten sonra Y.A.S. adını kullanarak Mirwais ve Cocorosie’yle işbirliği de yapan Yasmine Hamdan, 2013 yılında ilk solo albümü Ya Nass’ı yayımladı.

Hamdan, 6 Ekim Pazar günü Sadece Aşıklar Hayatta Kalır’ın Atlas sinemasında 16.00’daki gösteriminin ardından, 20.00’de Salon sahnesinde müzikseverlere etkileyici bir performans sunacak.

Konserin, tam 30, indirimli 20 TL olan biletleri de 21 Eylül Cumartesi günü Biletix satış sistemi, Atlas ve Beyoğlu sinemalarında kurulacak Filmekimi gişeleri ve İKSV’de yer alan Salon gişesinden satılacak.

16 Eylül 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/09/12-filmekimi-istanbul.jpg 571 400 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-09-16 18:41:452013-09-16 18:42:1912.Filmekimi’ne hazırlandınız mı?
Sanat Haberleri

Festival ve Konser sevenler için İstanbul’da Festival ve Konser Takvimi

Festival ve Konserler Nerede Ne Zaman?

Havaların ısınması ile birlikte İstanbullular müzik ve eğlencenin tadına doyacaklar. Her yaz birbirinden ünlü grupların geldiği festival ve konserler Mayıs ayından itibaren müzikseverler ile buluşacak.

 

Depeche Modekonserler

Müziği yeniden tanımlayan Depeche Mode 17 Mayıs Cuma günü KüçükÇiftlik Park’ta müzikseverler ile buluşacak.

 

Joe Satriani

Tüm zamanların en büyük gitar virtüözlerinden biri olarak kabul edilen Joe Satriani 18 Mayıs’ta Maçka’daki KüçükÇiftlik Park’ta hayranalarına unutamayacakları bir gece yaşatacak.

 

Chill-Out Festival İstanbul

Her sene Lounge FM tarafından gerçekleştirilen Chill-Out Festival İstanbul, 19 Mayıs Pazar günü her zaman ki yerinde Kemer Golf & Country Club’ta gerçekleşecek. Saat 12:00’den itibaren doğanın içinde dünya çapında isim yapmış birçok sanatçı sahnede yerini alacak.

Sahnede kimler olacak: Tindersticks (İngiltere) Quantic & Frente Cumbiero Present Ondatrópica (İngiltere / Kolombiya) Nouvelle Vague (Fransa) Gilles Peterson (İngiltere) The Archives (ABD) La Yegros (Arjantin) Gigamesh (ABD) Rayko (İspanya) Alp Ersönmez “Cereyanlı” (Türkiye) Mira (Türkiye) Rahat (Türkiye)

 

Babylon Soundgarden

Bu yılda Türkiye’nin farklı şehirlerine uğracak olan Babylon Soundgarden 2013’ün ilk durağı 25 Mayıs’ta İstanbul Park Orman olacak. Geçen sene Parov Stelar, Oi Va Voi gibi isimleri konuk eden etkinlik bu yılda birbirinden renkli isimlere ev sahipliği yapacak.

 

Program:

Kings of Convenience DeVotchka Molotov Jukebox İlhan Erşahin’s Istanbul Sessions BaBa ZuLa Sattas

 

Rihanna Diamonds

İstanbul’da ikinci konserini gerçekleştirecek olan süperstar 30 Mayıs tarihinde BJK İnönü Stadyumu’nda hayranları ile buluşacak.

 

Efes Pilse One Love Festivali 12

Her sene birçok kişinin katılım gösterdiği festival bu sene 20-22 Haziran tarihleri arasında Parkorman’da gerçekleşecek.

 

Program:

Blur The Foals Wax Tailor New Order Keane The Vaccines James Blake Gramatik

 

Indie Park: The National

Indie müziğin en iyi temsilcilerinden biri olan The National 23 Haziran’da Parkorman’da sahen alacak.

 

The Prodigy

Türkiye’de en son 2009 Rock’N Coke’da sahne alan grup bu yıl ise Vodafone Istanbul Calling kapsamında 29 Haziran tarihinde BJK İnönü Stadyumu’nda sahne alacak.

 

Hi-Voltage

Geçen sene Megadeth ve Trivium gibi dev grupları İstanbul’da ağırlayan Hi-Voltage festivali bu seneye de damgasını vurmaya hazırlanıyor. 29 Haziran günü İstanbul Life Park’ta gerçekleşecek festivalin programı şöyle: Slayer Cradle of Filth Stratovarius Kırmızı Chopstick Suicide

 

Alicia Keys

20- İstanbul Caz Festivali kapsamında İstanbul’da sahne alacak isimlerden biri olan R&B ve soul müziğin dünyaca ünlü vokali Alicia Keys 2 Temmuz günü KüçükÇiftlik Park’ta konser verecek.

Iron Maiden

 

33 yıllık kariyerleri boyunca toplam 90 milyon albüm satışı, 58 ülkede 2000’den fazla konser, 10 milyonlarca fan ve 15 stüdyo albümü ile gelmiş geçmiş en başarılı rock grubu olan Iron Maiden, Vodafone Istanbul Calling kapsamında 26 Temmuz tarihinde BJK İnönü Stadyumu’nda sahne alacak.

 

Roger Waters

Pink Floyd’un kurucusu rock müziğin efsane ismi Roger Waters 7 yıl sonra İstanbullu hayranları ile 4 Ağustos tarihinde İTÜ Stadyumu’nda buluşacak.

 

The XX

İngiliz indie pop grubu The XX’de Vodafone Istanbul Calling kapsamında sahne alacak gruplar arasında yer alıyor. Grup 7 Ağustos akşamı Parkorman’da hayranları ile buluşacak.

 

Placebo

2009 yazı İstanbul’da konser veren grup bu yıl da 16 Ağustos akşamı Parkorman’da sahne alacak.

Rock’N Coke

Yazın en çok beklenen festivallerinden biri olan ve ülkemizde milyonlarca kişinin katılım gösterdiği Rock’N Coke bu yıl 6-8 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek. Programı henüz belli olmayan festivalin avantajlı erken biletleri satışa sunuldu.

 

Tomorrowland

Avrupa’nın en büyük festivali olarak adlandırılan Tomorrowland bu sene 26-28 Temmuz tarihleri arasında Belçik’da gerçekleşecek.

Dünyaca ünlü gruplar ve DJ’leri konuk eden festivalin bu seneki konukları arasında Tiesto, Markus Schulz, Otto Knows, Hardwell, Carl Cox, Infected Mushroom gibi daha birçok isim var.

 

Sonar Festival

Her yaz İspanya’nın Barcelona şehrinde gerçekleştirilen festival bu yılda 13-15 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek.

Kraftwerk (3D Show), Two Door Cinema Club, Skrillex, Pet Shop Boys, Paul Kalkbrenner, Ed Banger 10, Soulwax, Nicholas Jaar festivalde yer alacak isimler arasında yer alıyor.

 

Ultra Music Festival

Avrupa’nın bir diğer ünlü müzik festivali olan Ultra Music Festival bu yıl 12-14 Temmuz tarihlerindeHırvatistan’da dünyaca ünlü birçok isme ev sahipliğ yapacak.

Armin Van Buuren, Afrojack, Chase And Status, Hardwell gibi isimlerin yer alacağı festivalde müzikseverler 3 gün boyunca müziğe doyacak.

 

Camp Bisco

New York’ta kamp kurarak gerçekleştirilen bu festival bu sene 11-13 Temmuz tarihleri arasında yapılacak.

Festivalde yer alacak birkaç isim şöyle: Aeroplane, The Disco Biscuits, Bassnectar, Animal Collective, Lotus, Flux Pavilion, Umphreys McGee, Baauer, Boys Noize, Tommy Trash.

 

09 Mayıs 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/05/konserler.jpg 299 756 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-05-09 15:38:462013-05-09 15:38:46Festival ve Konser sevenler için İstanbul’da Festival ve Konser Takvimi
Page 3 of 512345

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön