Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: SALT

Sanat Haberleri

“5. Hangi İnsan Hakları Film Festivali” 14-18 Aralık 2013’de

Documentarist tarafından 5. düzenlenen “Hangi İnsan Hakları? Film Festivali” 14-18 Aralık tarihinde başlıyor.

5.insanhakları film festivali

Gezi Parkı direnişi ile ilgili filmlere geniş bir bölümün ayrılacağı festivalin programında bu sene ayrıca, “göçmenlik” ve “kadın hakları” temalı filmlere de yer verilecek.

documentarist giriş

Hafta boyunca bir çok yan etkinliğin gerçekleşeceği festivalde gösterimler SALT Beyoğlu, Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı ve Dutch Chapel’de gerçekleşecek.

Festival kapsamında 14-15 Aralık tarihlerinde Gezi’nin esini ve deneyimiyle Dijital Aktivizm Atölyesi gerçekleştirilecek. Gezi süreci pek çok şeyi olduğu gibi “dijital aktivizm mi yoksa aktivizm mi” tartışmasını da eskitti. Anaakım medyanın sustuğu yerde her eylemci aynı zamanda bir haberciydi. Sokağın ve sanal âlemin mutlu ve tutkulu birlikteliği böylece yaratıldı.

Bu sene çini herkes #bencedireniş hashtag’ine uygun biçimde doldurabilir.

Dileyenler boş halini çıktı alabilir ve ‘kendi direniş’ini postere dönüştürebilir. Ortaya çıkan posterle birlikte fotoğraf çekip festival ekibine yollarsanız sosyal medya sayfalarında paylaşıyorlar.

Detaylı bilgi için festivalin sitesi ziyaret edilebilir: Hangi İnsan Hakları? Film Festivali detayı için lütfen TIKLAYINIZ.

Festival posterini birlikte yapıyoruz! 

Bu sene #direniş temasına yoğunlaşan 5. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’nin posteri herkesin kişisel yaratıcılığına açık olarak tasarlandı. Çerçeve içinde beyaz bir zemin olarak basılan posterin içini herkes #bencedireniş hashtag’ine uygun biçimde doldurabilir.

 Dilerseniz boş halini indirip [PDF veya JPG] çıktı alabilir ve ‘kendi direniş’inizi postere dönüştürebilirsiniz. Ortaya çıkan posterle birlikte fotoğraf çekip bize yollarsanız sosyal medya sayfalarımızda paylaşıyoruz.

 Şu ana kadar bize ulaşan posterlerden bir seçkiyi buraya TIKLAYARAK  görebilirsiniz.

 

 

poster_duvarda.

11 Aralık 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/12/5.insanhakları-film-festivali.jpg 260 737 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-12-11 18:12:532013-12-11 18:12:53“5. Hangi İnsan Hakları Film Festivali” 14-18 Aralık 2013’de
Sanat Haberleri

Kaçırılmaması gereken Görsav sergisinde pek çok sanatçıyı bir arada görebileceksiniz.

GÖRSAV kısa adıyla anılan ” Görsel Sanatlar Vakfı ” tarafından “BULUŞMA” adı ile açılacak olan sergide Pek çok sanatçı eserlerini sergileyecek. Aynı zamanda Derneğimizin Kurucusu ve Genel Başkanı olan Heykel Sanatçısı ve Resim Eğitmenimiz Sayın Ş.Hale  ÜRKMEZGİL’in de eserlerinin de yer alacağı sergiye Ünlü Cam ve vitray sanatçısı İzzettin BAKİ ile ressam Reha YALNIZCIK ‘ın eserlerini de görmeniz mümkün olacak.

GÖRSAV LOGO

 

hale hoca haber

 

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin sanatçı öğretim görevlileri tarafından, 1990 yılında kurulan GÖRSAV Görsel Sanatlar Vakfı, bugüne kadar faaliyetlerini sürdürerek aygın bir isme sahip olmuştur.23 yılını dolduran vakfı yaşatmaya devam etmek için yeni yönetim hizmet bayrağını

Heykel Sanatçısı Ş.Hale ÜRKMEZGİL

Heykel Sanatçısı
Ş.Hale ÜRKMEZGİL

devralmıştır. İlk icraati, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin 6.Trieanali’nin sponsorluğu olmuştur. Şu anda 42 öğrenciye de burs verilmektedir.

BULUŞMA sergisi; GÖRSAV’ın yenilenmiş enerjisiyle, kültür, sanat, eğitim ve sosyal hayatımıza katkılar sunmak üzere, sanatçılarla, sanatseverlerle, gençlerle buluşmasıdır.

BULUŞMA sergisi; katılan sanatçıların satılan eserlerinin gelirini GÖRSAV’a bağış olarak bırakacakları bir dayanışma buluşmasıdır… da aynı zamanda.

İzzettin Baki Görsel Sanatlar Atölyesi

Cam ve Vitray Sanatçısı
İzzettin BAKİ

BULUŞMA sergisiyle GÖRSAV’a destek vermek isteyen tüm sanatçılarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunarız….

Bu ilk buluşmamızda, katılım sırasına göre belli sayıda eseri sergileyebildik.

Sanatın; insanlığın ilerlemesindeki öneminin bilinciyle, bundan sonraki sergilerimizde ve faaliyetlerimizde, tüm sanatçılarımızla, sanatın aydınlatacağı yarınlarda buluşmak ve sizleri de buluşturmak dileğiyle

 

GÖRSAV, Görsel Sanatlar Vakfı

Hakkında

GÖRSEL SANAT KOLLARINA DESTEK AMACIYLA 1990 YILINDA KURULMUŞ VAKIFTIR.
Açıklama
Kısaltılmış adı Görsav olan ¨GÖRSEL SANATLAR VAKFI¨, kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşu olarak, 1990 yılında, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun daha sonra Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi’ne dönüşmesi sonucunda, bu okulun 41 öğretim üyesi adına 3 kurucu üye tarafından kurulmuştur.
Ressam  Reha YALNIZCIK

Ressam
Reha YALNIZCIK

Vakfın amacı, 

-Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunları ve mensupları arasındaki dayanışmanın ve sosyal bağın yaratılmasını sağlamak,
-Ülke sanatının gelişmesi için, görsel sanatların her alanında çeşitli faaliyetlerde bulunmak, projeler üretmek, toplumun kültürünü geliştirme, sanata olan ilgisini, sevgisini arttırmaya yönelik her türlü girişimde bulunmak,
-Üke ekonomisine ve sanatın gelişmesine yardımcı olacak her türlü araştırma ve çalışmaları desteklemek,
-Üyelerin, sanatçıların, sanat, sosyal ve sağlık konularıyla ilgili projeler geliştirmek ve gerçekleştirmek,
-Sanatla ilgilenen yetenekli gençlere sanat, eğitim, sosyal alanlarda gelişmelerini sağlayacak etkinlikler gerçekleştirmek.
Bu amaçlar doğrultusunda;
-kültürel ve sanatsal etkinlikler konusunda kamu ya da özel kurumlarla işbirliği yapmak,
– yurt içinde ve yurt dışında sergi, kongre, konferans, toplantı ve geziler düzenlemek,
-doğal çevrenin, kültürel ve tarihi değerlerin, sanat eserlerinin korunması için çaba göstermek,
-sanat yapıtlarının bakım ve onarımını yapacak birimlerle arşivler, müzeler kurmak,
-her türlü öğretim kademesinde sanat eğitim kurumlarını kurmak,
-görsel sanatlar ve kültürel değerlerle ilgili belge toplamak, yayınlar yapmak,
-yaratıcıları desteklemek amacıyla kurslar ve burslar verme, yarışmalar düzenlemek, jüriler oluşturmak ve oluşturulan jürilere katılmak,
-Gençlere yönelik;
-kurslar açmak,
-yurt içi ve yurt dışında staj olanakları sağlamak,
-kafeterya, kantin, vb. işleri yapmak,Üye, sanatçılara, sosyal konutlar, çalışma atölyeleri, sanatçı tatil köyleri, turistik amaçlı sanatçılarla ilgili kuruluşlar kurmak, sanatçıların sağlık sorunları ile ilgili gerekli sağlık merkezleri kurmak, uluslararası sanat kuruluşları ile bağlantı kurmak ve ortak çalışmalar yapmaktır.

Görsav, bugüne kadar çeşitli faaliyetlerde bulunarak sanat çevrelerinde saygın bir isim yapmıştır.
Bu faaliyetleri arasında;
yurt içi ve yurt dışı sanat gezileri, güzel sanatlara hazırlık kursları, Kadıköy Belediyesi’yle birlikte halka açık yetenek geliştirme kursları, vs. düzenlenmiş,
1995 yılında faaliyet göstermeye başlayan Dragos Sosyal Tesisi’nde çeşitli toplantılar, yemekler, etkinlikler, vs. düzenlenmiş,
Marmara Güzel Sanatlar Fakültesi’nin yaptığı sempozyum, konferans, sergi, mezunlar günü, vs. gibi etkinliklerde, maddi ve organizasyon desteği vermiştir.

En son olarak Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin 2013’de düzenlediği ‘’6. ULUSLARARASI ÖĞRENCİ TRİENALİ’’nin sponsorluğunu yapmıştır.

09 Aralık 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/12/hale-hoca-haber.png 735 772 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-12-09 17:32:352013-12-09 17:35:26Kaçırılmaması gereken Görsav sergisinde pek çok sanatçıyı bir arada görebileceksiniz.
Sanat Haberleri

“Gitar çeşitleri nedir, ne değildir ?” konusunda merak ettikleriniz

 5 yıldır Bakırköy’de bulunan  kursumuzda pek çok sanat dalında eğitimler vermekteyiz. Zaman zaman eğitim verilen dallar konusunda sorularla karşılaşmaktayız. Bugün gitarın tarihçesi, gitar türleri, farklılıkları, özellikleri ve daha pek çok konuda kısa kısa bilgilenecek, belkide merak ettiğiniz konularla karşılaşıp merakınızı giderebileceksiniz. İyi okumalar.

Nedir Bu Gitar?

Gitar Tarihi ve Gelişimi

Gitarın ilk atası Orta Asya’da yapılmış olan udtur. İlk başlarda ud gibi olurken Orta Asya’dan göç edip Avrupa’ya giden Orta Doğu Türkleri udu değiştirip başka bir hal almasına neden olmuştur. Gitarın ilk örnekleri İspanya’da ve parmakla çalınırdı. Daha sonra gitara 5 tel takıldı, daha önce sayısı az olan perdeler 10’a çıkarıldı. Teller pesten tize doru “la-re-sol-si-mi” olarak akortlanmaya başlandı. 18.yy’ın sonlarına doğru pes tarafa kalın bir “mi teli” daha eklenerek tel sayısı 6 ya çıkarıldı.

Daha sonra 19. yy. ortalarında Antonio de Torres enstrümana yeni bir biçim verdi. Enstrümanı daha belirgin bir hale getirdi (büyüttü ). Vidalı burgular takıldı; saptaki perde sayısı (fret) arttı; sesi güçlendi, göğüs içindeki balkonlar tek bir merkezden çıkan seslere daha net yön verir oldu.

Daha sonra da gitar şekil olarak değişimlere uğradı. Folk ve caz müziğinde kullanılan gitarlara çelik teller takıldı. 1920 yılında elektro gitar doğdu. Elektro gitar sayesinde gövde rezonans kutusu olmaktan çıkmış enstrümanla dinleyici arasına, amplifikatör denen elektronik bir yükseltici girmiştir. Elektronik gitar doğduktan sonrada Gitarın çeşitleri artmaya başlamıştır. Kendi üzerinde Amplifikatör bulunduran gitarlar,12 telli gitarlar, çiftli gitarlar(üstte 12 telli altta 6-7 telli), 7 telli gitarlar, perdesiz gitarlar, Headless(kafasız) gitarlar çıkmıştır. 16.yy’ a kadar uzanan geçmişi olan klasik gitar, İspanyolların Flamenko tarzında bir enstrümanı olarak ortaya çıkmıştır. Klasik gitarın asıl bugünkü şekliyle popüler olması,19. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır.

Klasik Gitar Bestecileri

Johann Sebastian Bach (1685-1750)

Ferdinando Carulli (1770-1841)

Mauro Giuliani (1781-1828)

Fernando Sorr (1778-1839)

Matteo Carcassi. (1792-1853)

Agustin Barrios (1885-1944)

Heitor Villa-Lobos (1887-1959)

Andres Segovia (1893-1987)

Joaquín Rodrigo Vidre (1901 -1999)

Klasik Gitarın Türkiye’ye Girişi ve Gelişimi

Gitarın ülkemize girişinin çok eskilere dayanmadığı bilinmektedir. Konser vermek için gelen gitaristler, radyo yayınları, çeşitli notaların ve plakların gelmesi gitarın ülkemizde yaygınlaşmasına vesile olmuştur. İlk olarak 1930’lu yıllarda ciddi olarak gitar çalan ve eğitimini veren isimlere rastlanmaktadır. Bunlar arasında Dr. Fazıl Abrak, İlya Ksantapulos, Mario Parodi, Andrea Paleologo, Ertuğrul Şatıroğlu, Can Aybars ve Rıfat Esenbel gibi isimler bulunmaktadır. Andrea Paleologo’nun öğrencilerinden olan Ziya Aydıntan (1904-1980) Ankara’da kurduğu “Gitar Sevenler Derneği” ile ülkemizde gitarın gelişimi adına önemli çalışmalar yapmıştır (Elmas, 2003). Ziya Aydıntan aynı zamanda gitar için yazdığı “Başlangıç Metotları I ve II”, “Konser Albümü”, “Klasik Gitar Albümü”, “Klasik Armoni (Gitar uygulamalı)”, “Okul Şarkıları (çok kolay eşlikli)” gibi çalışmalarını yayınlamıştır (Kanneci, 2001).

 

klasik-gitar

akustik-gitar

Akustik Gitar

Görünüş itibariyle klasik gitarı andıran akustik gitarın gövdesi klasik gitardan biraz daha şişman ve basıktır. Daha dar bir sapa ve çelikten yapılmış tellere sahip olması klasik gitarla arasındaki en büyük farktır. Tellerin çelikten olması akustik gitarın klasik gitardan daha basınçlı gergin bir sapa sahip olmasının nedenidir. Bundan dolayı akustik gitar biraz daha sağlam kasaya sahiptir klasik gitardan ağırdır ve tuşe yapısı daha farklıdır.

Elektro Gitar

elektro-gitar

Elektro Gitar

Katı ve oyulmamış gövdeye sahip olan elektro gitarda tellerden gelen ses manyetikler tarafından elektrik sinyallerine dönüştürülüp yükselticiye yollanır. Genellikle pena ile çalınır. Manyetiklerin titreşimi algılayabilmesi için çelik tel kullanılır.

Elektro gitar çok basit bir tanımla tellerin titreşimini gövdesinde bulunan manyetikler sayesinde elektriğe çeviren ve böylece amfiye bağlandığında yüksek miktarda ses alınabilen gitardır. Diğer gitarlar gibi elektrogitarlar da sap, gövde ve bas olmak üzere üç ana bölümden oluşur. Bu arada bazı elektrogitarlarda bas bulunmayabilmektedir. Gitarda gövde, manyetikleri, sesin tonu ve seviyesini ayarlayan kontrol devrelerini içeren ve tellerin bir ucunun bağlandığı bölümdür. Teller, köprü ad verilen metal bir donanım üstünden geçerek ya gövdeye doğrudan ya da köprünün kendisine bağlanmaktadır. Tellerin hemen altında, köprüyle sap arasında yer alan, tellerin mekanik titreşimini elektriğe çeviren manyetikler, gövdenin içine yerleştirilen elektronik sesi -ton kontrol devresine bağlıdır. Bu devre, manyetiklerden gelen sinyalin, amplifikatöre gitmeden önce tonunda ve ses seviyesinde değişiklik yapmak için kullanılır. Ayrıca yine gövdedeki manyetik seçici anahtar, sesin rengini değiştirmek için istenilen manyetik veya manyetiklerin seçilmesini sağlar. Gövdenin sapla birleştiği yerin alt taraf, sapın gövde içindeki perdelerine kolay ulaşılması için, içeri doğru oyuk olarak yapılabilir (Single Cutaway). Bazı gitarlarda bu oyuk hem altta hem de üstte olabilmektedir (Double cutaway). Gövdenin sekli, gitar oturarak veya ayakta çalınırken en iyi dengeyi sağlayacak şekilde tasarlanır. Daha çok rock müzikte kullanılır, çoğu rockçı elektro gitar kullanır.

Bas Gitar

Bas Gitar

Bas Gitar

Çalışma prensibi elektro gitara benzer. Fakat sesi normal gitarlardan 1 oktav kalındır. Portede bas gitar için Fa anahtarı kullanılır. Değişik çeşitlerde bas gitarlarda bulunmaktadır: 12 telli, 6 telli, 5 telli, perdesiz, kafasız.

7 Telli Gitar

7 telli gitar

Klasik 6 telli gitarlardan pek bir farkı yoktur. Ancak tek nihai fark en üstte bulunan E (mi) telinden sonra B (si) telinin konulmasıdır. Bu sayede gitarda boş tel dizilimi aşağıdan yukarıya E(ince mi) B (Si) G (Sol) D (Re) A (La) E (Kalın Mi) ve “kalın” B (Si) dir.

Klasik Gitar ve Akustik Gitar arasındaki farklar

Klasik gitarı akustik gitardan ayıran en temel özellik ;akustik gitarın bütün tellerinin metal, klasik gitar ın üstteki 3 telinin metal, alt 3 telinin plastik olmasıdır. Diğer bariz bir özellik ise akustik gitar ın gövdesinin klasik gitar a nazaran biraz daha büyük olmasıdır. Tabi ki bu ayırıcı özelliklerinden dolayıdır ki, akustik gitar da çalındığı an metalimsi bir tını gelir, klasik gitar da ise daha soft (yumuşak) bir ses elde edilir.

Klasik Gitar alırken dikkat edilmesi gereken konular

Klasik gitar alınırken bazı konulara dikkat edilmesi gerekmektedir ;bunların asıl olanı mutlaka bir bilen ile almaktır, ancak böyle bir imkan yok ise ;Gitar tellerinin gövdeye yakın olanı tercih edilmelidir,bildik markalar alınması gerekir,tellere vurulduğunda tınlama sesinin odunsu bir ses yerine daha çok tellere vurulma yani metalimsi bir ses olmalı, tını yani sesin bir süre yankılanması gerekir,tellere sırası ile perde perde çalındığında parazit yada cızırtı olmamalı.

Klasik Gitar eğitim yöntemleri ve aşamaları

Klasik gitar eğitimi, müzik eğitiminde olduğu gibi, kişilerin müzik kulağı dediğimiz müzik öğrenme yeteneğine bağlı olmakla beraber, kişinin çalışma ortamına, ders ortamına da bağlıdır.Ancak bütün bunları göz önünde bulundurarak, temel gitar eğitimi 3-4 aylık bir dönemi kapsar, orta seviyedeki bir eğitim ise 6-8 aylık bir dönemi ileri seviyede bir gitar eğitimi bir yıldan fazla bir eğitim devresinde gerçekleşir.Bu verilen süreler genel bir süre olup öğrenciden öğrenciye başarı sonucu olarak değişmektedir.

Klasik gitar egitimi, müzik eğitiminde olduğu gibi, kişilerin müzik kulağı dediğimiz müzik öğrenme yeteneğine bağlı olmakla beraber,kişinin çalışma ortamına,ders ortamınada bağlıdır.Ancak bütün bunları göz önünde bulundurarak, temel gitar eğitimi 3-4 aylık bir dönemi kapsar, orta seviyedeki bir eğitim ise 6-8 aylık bir dönemi ileri seviyede bir gitar egitimi bir yıldan fazla bir eğitim devresinde gerçekleşir.Bu verilen süreler genel bir süre olup öğrenciden öğrenciye başarı sonucu olarak değişmektedir.

Başlangıç/Fundamental Evre üzerine;

Geçtiğimiz yüzyılın sonunda “begin

ner – intermediate – advanced”  (başlangıç – gelişmiş – ileri duzey) olarak üç dalda incelenen geleneksel eğitim bakışına “Asal (fundamental) , Geçitsel (Transitional), Kişiye Özgü (self-acutating)” şeklinde bir alternatif bakış getirildi.

Asal (Fundamental) Evre

Bu etapta öğrencide ilerisi için sağlam bir müzikal ve teknik altyapının oluşturulması esastır ve öğretmen öğrenciden daha fazla yükümlülüğe sahiptir.

Birincil öneme sahip başlıklar sıralarsak:

Postür (enstruman tutuşu ve pozisyon)

Apoyando tekniğinin tanınması

Tirando tekniğinin tanınması (arpej ve akorlar. pim, pima, pmi, pami.)

2 ve 3 katmanlı yazım: melodi, eşlik ve bas çizgilerinin tanınması

Birinci pozisyonda deşifre

Kendini dinleyebilme

Postür

Aslında “tutmak” kelimesinin olayın doğasına aykırı tınladığını düşünüyorum. Çünkü tutma fiili bir güç harcama ifadesi besliyor.Enstrumanlar tutulmaktan ziyade vücudun bir parçası halinde düşünülmelidir.Kolumuzu vücudumuzda tutmak için bir kuvvet harcamadığımız gibi enstrumanımızın da kucağımızda durması için bir kuvvet sarfetmemiz gerekmez.

Bel ve omuzlar için 90 derece kuralına dikkat edilmeli, ayaklık kesinlikle kullanılmalı ve ayna karşısında çalışmanın verimi artıracağı unutulmamalıdır.

Unutmayin ki en iyi metod bile bazen yetersizdir, ogrenciler genelde takviye ogretiye ihtiyac duyarlar.

Fundamental etapta temel olan pratik yapmaktır.

Parçaların kısa olması sürekli tekrarları getireceği için öğrencilerin zorlandıklari noktaları işaretleyip ayrık pasajları calışma disiplinine sahip olmaları için hocaları tarafindan yonlendirilmeleri gerekmektedir.

Öğrencinin gelişme hızının ‘yetenek ve beceriden’ ziyade ‘motivasyon ve olgunlaşmadan’ geçtiğini unutmayın.

Bu etapta tek prensip odaklanmış çalışmadır.

Gitar Akortlama

Gitarı akort etmek için diapazon denilen (bütün sazlara LA sesi veren alet)bir alet kullanılır. Bundan başka ,piyano,org,akordeon v.b. gibi sabit sesli bir sazdan da LA sesi alınabilir.Alınan LA sesine gitarın 5.teli uydurulur. Butelin 5. perdesine basılarak ondan alınacak RE sesiyle 4.tel RE olarak ayarlanır 4.telin 5.perdeside SOL sesini verir. 3.telin doğal olarak vermesi gereken ses de bu SOL sesidir. 3. telin 4. perdesi ikinci telin doğal sesi olan Sİ yi verir. 2.telin 5.perdesi de en alttaki Mİ sesini verir. En kalın tel olan kalın Mİ teli de en alttaki Mİ teline göre 2 oktav pes olarak akortlanır.

Ritm ve Solfej

Muzikte şarkı söylemek esastır..Her enstruman sesimizi taklit etmeye yarayan bir araçtır.Batı dilinde “instrument” kelimesinin araç-gereç anlamına geldiğini de hatırlatayım.

İyi bir performans, kafamızda mırıldandığımız müziğin enstrumanımıza en başarılı şekilde yansıtılmış halinden fazlası olamaz.O yüzden önce sarki söyleyebilmeliyiz, ki bu daha cok solfej derslerinin konusu olsa da gitarcılar çok sesli bir saza sahip olmalarından dolayı çaldıkları parçaların ezgilerini okuyup gitarlarında akorlarla eşlik edebilirler.

Öğrencilerin enstrumanlarında rahat hissetmeleriyle birlikte solfej,  çaldıkları parçalar içinde degerlendirilerek ele alinmalidir. Ses aralıklarını tanıdıktan sonra temel gam arpejler ve akor dereceleri hakkında da bilgilendirmeliler.

Teori ve Yorumlama

Teori işin bir diğer tarafi ve tarih içinde enstrumanlarin gelişimi, muzik tarihi coğrafya, sanat tarihi ve estetik gibi dallarla birlikte incelenmelidir. Öğrenci, çaldığı parçaya yorum katma adına teknik unsurlar dışında eser bestecisinin milliyeti, estetik anlayışı gibi konularda önbilgiye sahip olmalıdır.

Bu etapta öğrenciyle sohbetlere başlamak icin çok uygundur.Unutmayın ki ne yaştan olursa olsun herkesin muzik hakkında söyleyecek birşeyleri vardır.

Öğrencinin ilk çalıştığı eserde dahi soru-cevapları, nefes alma yerlerini gösterebileceğini, hatta AB, ABA çatı formlarını bile işaretleyebileceğini göreceksiniz.

Performans

Hiç bir zaman bir kitleye çalmak için erken değildir.

Diğer teknik unsurlardan ayrı olarak başlı başına ele alınması gereken ve öğrenilmekten ziyade tecrübe edilen bir konu. Öğrencinin öğrendiklerini sergilemesi mutlaka gereklidir.

Son olarak sıkça sorulan gitar ile ilgili soruları başlıklar halinde özetle cevaplamaya çalışalım.

AKORT NEDEN BOZULUR?

Gitar akordunun bozulması için birçok neden olmasına rağmen genellikle gitara yeni başlayan öğrencilerde bu durumla karşılaşılır. Öğrenim döneminde gitar haddinden fazla hırpalandığı için akordun daha çabuk bozulması mümkündür.

Eğer gitar çok sert kullanılıyorsa, bu durum tellerin esnemesine neden olur. Bununla birlikte gitarın çalındığı ve muhafaza edildiği ortam da akort için hayli önemlidir.

Gitarın akort tutmamasının bir diğer sebebi ise; gitarın yapım aşamasında ortaya çıkan problemlerdir. Enstrümanın akort tutmamasının nedeni; gövde, sap ve hatta baş kısmında mevcut olan sorunlar olabilir. Bu durumla karşılaşıldığında profesyonel birinden yardım almak en mantıklısıdır.

GİTAR RİTİMLERİ NELERDİR?

Herhangi bir notada belirli bir tartım kalıbı ve metronomla düzenli bir şekilde tekrarlanan düzene ritim denilmektedir. Gitarda uygulanabilecek ritimlerden bazıları; Vals 1, Vals 2, Folk, Beş Sekizlik, Calipso, Beat, Cha Cha, Boogie, Zeybek, Slow Rock, Swing, Pasadople, Bolero olarak sıralanabilir.

GİTAR TABLARI NASIL OKUNUR?

Tablature kelimesinin kısaltılmış hali; tab’dır. En sağlıklı yol nota okur-yazarlığına kavuşmak olsa da, gitara yeni başlayan birey tab okuyarak çalmaya başlayabilir.

Birçok popüler parçanın tablarını internet üstünde bulmak hayli kolay olsa da, tab okuyabilmek için öncelikle ya tab okumayı öğrenmek ya da tab okuyan bir müzik programı kullanmak gerekir.

Gitardaki altı telin simgesi olarak tabda da altı tane çizgi bulunur. Çizgilerin gitar telindeki karşılığı; E, B, G, D, A, E olarak sıralanır. Bununla birlikte tabların üzerinde görülen numaraların da ayrı bir anlamı vardır. Örneğin; görülen “0” rakamı boş tel tınlatılmasını gerektiğini vurgularken, “3” rakamı o teldeki 3. perdeye basılması gerektiğini gösterir.

BARE NE DEMEKTİR?

Aynı perdedeyken tüm tellere basılmasına bare denilmektedir. Bu sesi/akoru elde etmek için bütün parmakları kullanmak yerine sadece işaret parmağını işlevsel olarak kullanmak gerekir. Barenin iki çeşidi vardır; küçük bare 2 ya da 3 teli kapsarken, büyük bare tellerin tamamını kapsar. Gitar dersi ne yeni başlayanlar için bare basmak zor bir aşamadır. Temiz ses elde edilene kadar, gerekli pratik ve egzersizlerin uygunlanması önemlidir.

BAS GİTAR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Akustik ve elektronik bas olmak üzere bas gitarlar ikiye ayrılır. Bas gitar derslerine elektronik bas gitarla başlamak gerekir. Elektro bas gitarda teller sayesinde amfiye gönderilen elektronik sesler, amfide yeniden sese çevrilerek işitilir.

Akustik bas gitar, aynı akustik gitar gibi büyük ve oyuk bir gövdeye sahiptir. Bu oyuk gövde, sesin güçlenmesini sağlar.

Bas gitarın sesi kontrbastan ince, diğer gitarlardan ise kalındır. Diğer gitarlardan daha kalın tellere ve uzun ölçeğe sahiptir. Ses ve tonu değiştirmeye yarayan araçlar elektro basta önde, akustik basta ise enstrümanın yanındadır.

Sık olarak kullanılan elektro bas, 4 telli ve perdelidir. 12 tele kadar üretimi mevcut olan bas gitarın ince ve kalın ses isteğine göre tel sayısı değişmektedir.

GAM NEDİR?

Majör ve minör kalıpların armonik kurallarına göre sekiz notanın ardışık olarak sıralanmasına gam denir. Sekizinci nota, birinci notanın 6 perde üstünde ya da altında yer almalı, birinci notayla aynı ismi taşıyan notaya ulaşılmalıdır. Gitara yeni başlamış bireyler için gam, biraz daha ileri bir seviye olarak görülür.

GİTAR PARMAKLA MI, PENAYLA MI ÇALINIR?

Bu durum gitaristin çaldığı müzik tarzıyla alakalı olarak farklılık gösterir. Parmakla çalmanın avantajı; aynı anda birçok telden ses elde edebilmektir. Başlangıç aşamasında iken ham parmaklara sahip olan bireyler ise arpej çalmak ya da solo seslendirmek adına penadan yardım alabilirler.

GİTARLA PARMAK ALIŞTIRMASI NASIL YAPILMALIDIR?

Birçok enstrümanda olduğu gibi gitardaki öğrenme aşamasında sabırlı ve gayretli olmak gerekir. Gitardaki parmak alıştırmaları başlangıçta sıkıcı gelse de, gereklidir. Gitarda sol el tutuşunu öğrendikten sonra, bolca parmak egzersizi yapılması önemlidir. Perdelere basıldığında tam ve doğru sesi elde etmeye çalışılmalıdır. Perdeler arasında yukarı-aşağı, sağa-sola olmak üzere çalışmak gerekir. Sağ elin senkronizesi de sol ele eşit gitmelidir. Seviye ilerledikçe, parmak egzersizleri de farklılık gösterir.

GİTARDA MAJÖR AKOR NEDİR?

Klasik batı armonisi kurallarına göre belirlenen ton sisteminden birisi; majör ton sistemidir. Majör akorlar, başladıkları sesin adını taşırlar. Eğer majör dizi do notası ise başlıyorsa, dizi do majör adını alır. Majör dizi kavramını anlamak için, başlangıç seviyesinde armoni bilgisi edinmek gerekir. Uluslararası olarak notalara verilen harflerin büyük karakterle kullanılması ise, o akorun majör basılması gerektiğini gösterir. Örneğin; A harfi la majör tonunu simgeler. Am simgesi ise, la minör akoruna denk düşmektedir.

GİTARDA MİNÖR AKOR NEDİR?

Gitar kursu nda öğreneceğiniz bu akor Klasik batı armonisinde belirlenmiş kurallara göre ton sistemlerinden bir diğeri ise; minör ton sistemidir. Minör tonlar, dizinin başladıkları sesin adını alırlar. Örneğin; dizi mi notası ile başlıyor ise, o tonun ismi mi minör olur. Akor sesleri ise, başlangıç sesinin üzerine 3. ve 5. seslerin eklenmesi ve aynı anda tınlatılmasıyla elde edilir. Yine aynı örnek üzerinden gidilirse; mi notasının ardından 3. ses sol, 5. ses ise si’ye denk gelir.

GİTARDA ARPEJ NASIL YAPILIR?

Akor seslerinin ardı ardına, melodik şekilde çalınmasına arpej ismi verilir. Arpej kelimesi, İtalyanca “arpeggio” kelimesinden evrenselleşmiştir. Gitar üzerinde akor seslerine basılırken, sağ el ile bu sesler teker teker tınlatıldığında arpej sesler elde edilmiş olur.

GİTARDA AKOR NEDİR?

İki ve daha fazla sesin aynı anda seslendirilmesine akor denilmektedir. Hangi akorların, diğerlerini takip edeceği gibi armonik bilgiler ya belirli kurallara ya da kişinin kendi yaratıcılığına göre belirlenir.

Klasik batı armonisine göre akorlar, dizinin başlangıç sesinin üzerine 3. ve 5. sesinin eklenmesiyle elde edilir. Bu üç sesin ton olarak büyük olarak nitelendirilen dizisine majör, küçük olarak nitelendirilen dizisine ise minör ismi verilir. Üç sesli akorlar için gitar üzerinde dört farklı akor çevrimi uygulanabilir.

GİTAR ÇALMAK İÇİN NOTA BİLMEK ŞART MIDIR?

Nota; dünya üzerinde nereye gidilirse gidilsin, önünüze konulduğunda aynı şekilde okunan ve çalınan evrensel bir dilin oluşmasına yarayan sembollerdir. Ülkelere ve ırklara göre farklılık göstermez. Bu açıdan, enstrüman çalan her bireyin, önüne konulan partisyonu çalabilmesi için nota okur-yazarlığına kavuşmuş olması önemlidir.

ELEKTRO GİTAR ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Elektro gitarlar, katı ve boş gövdeli olmak üzere iki çeşittir. Katı gövdeli gitarlardan amfi yardımı olmadan ses elde edilmez. Daha ince olmalarına rağmen daha ağırdırlar. Boş gövdeli gitarlarda ise, üzerlerindeki manyetikler sayesinde amfiye ihtiyaç duymadan ses elde edilebilir. Boş gövdeli gitarlar aynı zamanda amfiye de bağlanabilir. Katı gövdeli gitarlara kıyasla, boş gövdeli gitarlar daha hafif ve geniştirler.

PERDELİ VE PERDESİZ GİTAR ARASINDA NE GİBİ FARKLAR VARDIR?

Klasik gitarların sap kısmında görmeye alışık olduğumuz perdelerin kullanılmamasıyla elde edilen bir diğer çeşit; perdesiz gitardır. Perdeli gitarlara kıyasla, perdesiz gitarlarda mikro sesler elde edilir.

Perdesiz gitarlarda kullanılan değişik yöntemlerle yaylı tambur, klasik kemençe, ney gibi enstrümanların tonlarına yakın sesler üretilmiştir. Buğulu ve yüksek tonlu sesler perdesiz gitarlar için aranılan özelliklerdir.

ELEKTRO GİTARLARIN YAPISI NASILDIR?

Bu gitarlar sap, köprü, eşik, manyetik ve tremola kolundan oluşur. Enstrümanın sap kısmında klavye bulunur. Sapların incelik ve kalınlıkları her modele göre değişim gösterir. Köprü ise, tellerin ga bağlandığı kısma verilen addır. Köprü kısmı ise oynayabilir yahut sabir kalabilir. Eşik; gitarların sap kısmında yer alır ve tellerin burgulara gitmeden önce geçtikleri son bölgedir. Manyetik diye adlandırılan kısım ise, sesi elektronik sinyallere çevirip amfiye göndermeye yarar. Tremola koluyla, tellerden farklı sesler elde edilebilir.

GİTARDA DISTORTION NEDİR?

Değişme, bozulma, deformasyon gibi bir anlama sahip olan bu kelime, İngilizce kökenlidir. Rock ve metal müziğin vazgeçilmez unsuru olan distortion, doğal sesin bozulması olarak nitelendirilir. Distortion ses pedallar sayesinde elde edilir. Pedallar ise, gitara sonradan eklenip çıkarılabilen, ayakla kontrol altına alınan parçalardır. İcra edilen müzik türüne göre birçok pedal çeşidi bulunur. Kısacası; distortion pedalı bir efekt aletidir.

BAS GİTARDA TEL SAYISI FAZLALIĞININ NE GİBİ FARKLILIKLARI VARDIR?

On iki tele kadar bas gitar bulunsa bile genellikle kullanılan bas gitarlar dört tellidir. Orkestra adına yardımcı bir enstrüman olarak görülen bas gitar, sonradan ön çalgı olarak değer görmeye başlamıştır. Bas gitarlar orkestranın ritmini belirleyen enstrümanlardan biri olarak da özellik taşıdığı ve aynı zamanda ses ürettiği için çalımı daha zordur.

Genelde jazz ve progressive müzik icracıları tarafından tercih edilen çok telli bas gitarlarla, daha çok ince ve kalın nota elde etmek mümkündür. Bu ses genişliğine rağmen, her müzik tarzında tercih edilmezler.

ELEKTRO GİTARDA TREMOLA KOLU NE İŞE YARAR?

Tellerin gevşemesine ve gerilmesine yarayan yaylı mekanizmaya verilen isimdir. Kol gerildiğinde ses incelir ve gevşetildiğinde ise kalınlaşır. Kolun tele yaslanıp çekilmesi şeklinde kullanılır.

Gitara yeni başlamış olan bireyler, bu kolu aşırı ve bilinçsiz kullandıklarında teli koparabilir ya da akort bozulmasına neden olabilir.

GİTARDA WAH PEDALI NE İŞE YARAR?

Gitara takılı iken boğuk bir ses elde edilmesine neden olan bu pedal, güzel, etkili, sıkça kullanılır. Pedala hafifçe basılıp indirildiğinde sesin inceldiği ve daraldığı gözlenir. Pedala sonuna kadar basıldığında ise, sesin inceldiği fark edilir. Bu pedalı kullanırken önemli olan; nota vuruşlarıyla pedal kullanımının eş zamanlı uygulanmasıdır.

ELEKTRO GİTARDA ENTONASYON AYARI NEDİR?

Entonasyon, enstrüman çalarken basılan notaların doğru ve olması gerektiği gibi tınlaması durumudur.

Profesyonel kişiler tarafından yapılan entonasyon ayarı ise, basılan perdede elde edilmesi gereken sesin ayarlanması durumudur. Ölçekli bir tuner yardımıyla yapılan bu ayar, tellere basılmadan elde edilen sesin, o telin 12. perdesiyle aynı tınlaması sonucu tamamlanır. Küçücük bir kayma bile dalgalanmaya neden olduğu için entonasyon ayarını yapmak kolay değildir.

ELEKTRO GİTAR ÜZERİNDEKİ DÜĞMELERİN İŞLEVİ NEDİR?

Gövdenin alt kısmında yer alan bu düğmeler, volüm ve ton ayarlamaya yarar. Volume düğmesi, gitardaki ses seviyesini dengeler. Elektro gitaristler genellikle bu düğmeyi sonuna kadar kullanır ve yüksek ses elde ederler.

Diğer düğmeler ise, ton ayarlaması için bulunur. Seviyelerine göre ton ve efekt verirler.

ELEKTRO GİTAR ÜZERİNDEKİ SWITCH NE İŞE YARAR?

Elektro gitarların tone ve volume düğmelerinin yanında yer alan switch’in görevi; sesi elektronik sinyallere çeviren manyetiklerin hangisinin çalışması gerektiğini belirlemektir. Çünkü genellikle gitar üzerinde üç manyetik bulunur. Gitara yeni başlayan öğrenciler, üç manyetiği birden kullanmalıdır.

GİTARDA SAP AYARI NASIL YAPILIR?

Gitarın sap kısmının içerisinde demir bir çubuk bulunmaktadır. Bu çubuğa yapılan ayara verilen isim; sap ayarıdır. Sap ayarı, bu demir çubuğun milimetrelerle sıkılaştırılıp gevşetilmesi işlemidir. Her gitarda farklı bir noktadan sap ayarı yapılmaktadır. Bu sap ayarını yapabilmek için gerekli olan aletin ismi ise; Allen Wrench’tir.

Bu aleti edinilmiş olunsa bile, gitara yeni başlanıldıysa sap ayarı yapılması önerilmez. Çünkü enstrüman kullanılmaz hale gelebilir.

ELEKTRO GİTAR TELLERİ NASIL SEÇİLİR?

Tellerin kalitesiyle birlikte seste de farklılıklar gözlenir. Bununla birlikte en ince yani en alttaki telin kalınlığı 0,09 inç olmalıdır. Bu teli takip eden teller sırasıyla 0,11 – 0,14 – 0,28 – 0,38 – 0,49 inç olarak sıralanır. Bu tellerin isimleri ise; mi, si, sol, re, la, mi olarak sıralanır. Düzgün bir ses elde edebilmek için, doğru tel seçimi kadar tellerin doğru takılmış olması da önemlidir.

ELEKTRO GİTARA BAŞLARKEN NASIL BİR GİTAR ALINMALI?

Elektro gitar alırken bütçeniz kadar önemli olan bir detay; çalmak istediğiniz müzik tarzıdır. Çünkü müzik tarzlarına göre üretilen elektro gitarlar, ağaç ve manyetik farkı gösterirler. Enstrümanda aldanılmaması gerekilen durum ise; gitarın şeklidir. Gitara yeni başlayan birisi için orta karar bir elektro gitar yeterli olmaktadır.

BAS GİTAR NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Orkestralarda çalınan kontrbastan esinlenerek ortaya çıkan ilk bas gitar 1951’de, Leo FENDER tarafından Presicion Bass ismiyle üretildi. Bu enstrüman, gitar ailesinden sayılsa da, yaylı çalgılar ailesiyle benzerlikler gösterir.

GİTAR NASIL MUHAFAZA EDİLMELİDİR?

İklim koşulları enstrümanları fazlasıyla etkiler. Sıcak, soğuk, nem, hatta rüzgar bile enstrümanın hassas yapısını etkiler. Nem oranı % 55-75 arasında ise, gitar için mükemmel muhafaza ortamı sağlanmış olur. Nem, enstrümandaki birleşme noktalarının zedelenmesini önler.

Seyahat esnasında ise, gitar özel kılıf ya da çantalarla taşınmalıdır. “Hard case” olarak nitelendirilen sert kalıba sahip çantalar, gitarın dışarıdan gelecek darbelere karşı korunmasını sağlar. Taşınma esnasında hafifliği sebebiyle ”Soft case” lerde tercihler arasındadır.

GİTARIN TELLERİ NEDEN DEĞİŞMELİDİR?

Gitar telleri bulunduğu ortama ve çalınma sıklığına göre dayanıklılık gösterir. Tel kopmaları genellikle gitara yeni başlayan acemi bireyler tarafından gözlenir. Çalış stilinin sert olmasından dolayı teller deformasyon gösterir ve kopar. Deforme olan teller ise, akort bile tutmaz.

Gitar üzerinde 2-4 saat arasında her gün çalışma sergileniyorsa, iki haftada bir tellerin değişmesi sağlıklıdır.

GİTARDA PENA NASIL KULLANILIR?

Gitar gövdesine dik tutularak kullanılan pena, işaret ve baş parmakla tutulur. Çalma esnasında telin alt ve üstüne vurularak ses elde edilir. Pena, ne çok gevşek ne de çok sıkı tutulmalıdır. Bu sırada diğer parmaklar avuç içine kıvrılır ve parmakların tele değmesi önlenir.

BÜTÜN GİTAR ÇEŞİTLERİNİN NOTALARI, KLAVYELERİ VE AKORLARI AYNI MIDIR?

Gitarlardaki perde aralıkları ve akort düzenleri farklılık göstermez. Eğitim sürecinde izlenilen yol da aynıdır. Bu süreçte sadece bas gitara has teknik ve etütler farklılık gösterir. Klasik ve akustik gitar ise, en çok benzerlik gösteren iki gitar çeşididir. Elektro gitar da, klasik ve akustik gitara yakın eğitim süreci izler. Bas gitar ise, bu çeşitlerden en çok elektro gitara yakındır. Yine de, enstrümanların oluşum nedenleriyle alakalı olarak farklı yol ve teknikleri bulunmaktadır.

GİTAR ÇALARKEN NEDEN ELLERDE YARA OLUŞUR?

Öğrenme aşamasında sabır ve özveri gerektiren bu enstrümanda, birçok alıştırma ve etütle birlikte seviye ilerlemesi sağlanır.

Parmak alıştırmalarıyla birlikte, tellere temas eden parmak uçlarından nasırlar oluşmaya başlar. Nasır oluşumu sırasında acı hissedilse bile, sonrasında bu acı ortadan yok olur; nasırlar parmak uçlarında yerleşmiş olur. Diğer gitarlara kıyasla klasik gitarla çalışmalara başlamak daha rahattır; klasik tellerin naylondan elde edilmesi diğer sert tellere alışma sürecinde yardımcı olur.

GİTARDA NASIL SOLO ATILIR?

Solo melodileri oluşturmak için belirli notaların melodik şekilde çalınması gerekir. Bireyin gitarda solo çalabilecek kıvama gelebilmesi için, her iki elini de hızlı kullanabilmesi önemlidir. Enstrümanda belli bir seviyeye geldikten sonra herkes, gitarda solo çalabilir.

 

Sanatla Kalın…

İBRAHİM CAN BAŞARIR

Nar SanatEğitim Kursu

Gitar Eğitmeni

 

KAYNAKÇA

CARCASSİ Matteo- Gitar Metodu

PİŞMİŞOĞLU Raci- Bass Gitar Metod Volume 1

YALÇIN Gökhan Halk Müziğine Dayalı Gitar Eğitimi (Yüksek Lisans) Konya Selçuk Üniversitesi, 2004

http://seratto.wordpress.com

http://www.frmtr.com

 

 

 

04 Kasım 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/11/klasik-gitar1.jpg 343 937 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-11-04 17:41:472013-11-30 13:31:10“Gitar çeşitleri nedir, ne değildir ?” konusunda merak ettikleriniz
Sanat Haberleri

Tuluyhan Uğurlu Sirkeci Garı’nda konser verecek

Piyano virtüözü Tuluyhan Uğurlu, ”Kara Trenden Hızlı Trene Tarihi Garlarda Buluşma” etkinliği kapsamında, 15-16 Aralık’ta Sirkeci Garı’nda konser verecek.

Piyano virtüözü Tuluyhan Uğurlu, Sirkeci Garı bekleme salonunda, 15-16 Aralık’taki konserinde, 19. yüzyıldan başlayarak insanın raylar üzerinde geçen serüveninin hikayesini,fotoğraflar ve şiirsel metinlerle ortaya koyacak.

Türkiye’nin dört bir yanındaki tarihi garlarda verilecek konserlerde, maden ocaklarında döşenen ilk raylar, buharlı trenle mesafeleri kısaltan tren yolculukları,Amerika kıtasını Doğu’dan Batı’ya bağlayan, Kızılderili ırkını yok eden demiryolunun hikayesinin yanı sıra tarihi Orient Express’ten de bahsedilecek.

Uğurlu, Haydarpaşa, Sirkeci Garları ve Hicaz Demiryolu’nun ”hüzünlü”hikayesiyle Cumhuriyet trenlerinin anlatılacağı konserde, seyircileri tarihte yolculuğa çıkaracak.

Kaynak :[-]

11 Aralık 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/12/tuluyhan-ugurlu.jpg 416 590 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-12-11 13:38:152012-12-11 14:29:09Tuluyhan Uğurlu Sirkeci Garı’nda konser verecek
Sanat Haberleri

Sinema kuramı ve bir dahi; Sergey Eisenstein ‘ın Biyografisi

Sergei M. Eisenstein bir film yönetmeni ve kuramcısı olarak her iki alanda da bir dahi olduğunu kanıtlamış bir sanatçıdır.

Eisenstein, diğer insanların göremediği, etrafındaki ışığı görme yetisine sahiptir. Bunu kendisi şöyle tanımlamaktadır:

 

“Bir şey okuduğum ya da düşündüğüm zamanlarda zihnimde, diğer insanlardan farklı olarak bazı canlı resimler belirmektedir. Bunlar genel olarak görsel görüntülerin geniş bir bileşimi olarak karşımıza çıkar. Keskin görsel bir bellek ve uzun, şiddetli bir gündüz rüyası pratiği, sizi düşüncelerinizi ve belleğinizi resimsel görüntüler içinde izlemeye zorlayacaktır. Şimdi bile, yazı yazarken, bundan farklı bir şey yapmıyorum. Görüşlerimin önünde görsel görüntü ve olayların aralıksız geçişi canlanıyor. İlk ve önde gelen bu izlenimler aracı, çektirici bir yoğunluk ile yeniden üretilirler. Yeniden üretim gibi bir konu ve nesne hakkında yazarken bunları düşünüyorum. Şimdi yaklaşık üç yüz tane insan birimi bana bu şekilde yardım etmektedir. Yeniden üretim konusunda çok ender olarak duygularımla yetinirim. Benim mizansenlerim ya da çerçeve kompozisyonumun ayırt edici görsel yoğunluğunun büyük ölçüde bu pratiğe bağlı olduğuna kuşku yoktur.”

Eisenstein, henüz küçük bir çocukken bile keskin zekasıyla –ve bilinçsizce yaptığı mizah- ile ilgi çekmeye başlamıştı. Henüz sekiz yaşında bir çocukken sözcüklere dayanan mizah öğelerini yerli yerinde kullanmaya başlamıştı. Onun sözcüklerle erken başlayan diyalogu, daha sonraki yıllarda özellikle kurgu çalışmalarında kendini belli edecektir.

Yine işitsel-müzikal kurgu buluşu daha sonra onun tarafından gerçekleştirilecektir.

 

Anne ve babasından sonra, Eisenstein’ın üzerinde en fazla etkide bulunan kişi bakıcısıdır. Onu perili masalların ve efsanelerin büyülü dünyasını tanıtıyor ve onu Riya’daki sinemalar götürüyordu.

Birinci Dünya savaşı sırasında 16 yaşında iken, yerel hastaneleri ziyaret ederek yaralı askerlerin çizimlerini yapmaya başladı. Çizimleri, onun çocukluğundan beri en büyük eğlencesi olmuştu.

Çocukluk yıllarında, çizime ek olarak sisli havalarda alan derinliği üzerine çalışmalarda bulunmuştur. Yakın çekim, alan yerleştirmesi, gibi bir film öğelerinin temel olgularını bu dönemde yaptığı çalışmaları esas olarak gerçekleştirmiştir.

O, çocukken yaşadığı bir çok deneyimini, daha sonra filmlerine de yansıtacaktır.

Eisenstein filmlerinin diğer bir karakteristik özelliğinin çıkış noktası “Bu onun tarafından (zalimlik okyanusu) olarak adlandırılır.” Çok küçükken gördüğü ilk filmlerinden birinden kaynaklanmaktadır. Barbarca öldürmeler onun kendi filmlerinin ortak noktasıdır. Grev Filmi’ndeki işçiler bir mezbahadaki öküzler gibi öldürülmekte ve çocuklar çatıdan fırlatılmaktadır. Potemkin Zırhlısı’nda kalabalık bir bütün olarak katledilmektir. Alexander Nevsky filminde adamlar ve çocuklar ateşin içine atılmaktadır. Korkunç İvan’da ise zehirlenmekte ve hançerlenmektedir. Bezhin Çayırı’nda da bir çocuk öz babası tarafından öldürülür.

 

Eisenstein sadece yaşadıklarının değil aynı zamanda okuduğu kitaplarının da etkisinde kalmıştır. Onu etkileyen kitapların başında genel olarak Fransız Devrimi’ni konu alan Dumas’ın romanları gelmektedir. Miğret’in iki ciltlik “history of frenc revolution” kitabı onun Devrim ile olan ilk doğrudan ilişkisidir. Daha sonra Victor Hugo’nun Les Miserable (sefiller) gelecektir. Eisenstein Riga’da düzenli olarak tiyatro ve operalara gitmiş, bu sayede Hansel ve Gratel, Götz van Berlichinson ve Wallenstein’den Madame Sans-Geneye kadar tüm oyun ve operaları bilgi dağarcığına eklemiştir. 1913 yılında, turnedeki Nezlobin Tiyatrosu’nun yapımı olan Turandot oyununu görmesi onun için dönüm noktası olmuştur. “Ondan sonra, tiyatro benim için karşı konulmaz heyecan veren bir tutkuya dönüştü.” Ancak babasının kendisi için seçmiş olduğu mühendislik okuluna kaydoldu. Bu eğitim 1915 sonbaharına kadar devam etmiştir. Devrim eğitimini yarıda bırakmasına neden olmuştur.

 

DEVRİM

Eisenstein’ın Devrim’e kadar lan öğrencilik dönemi olaysız geçmiştir. Mühendisliği bırakmasına karşın “disiplinli bir düşünme yöntemi” ve “matematiksel kesinlik” olgusunu her zaman taşımıştır.

İÇ SAVAŞ

İç savaş sırasında aldığı ilk görev Pedrograd’ın dış bölgelerindeki hemen hemen kullanım dışı kalmış telefon ağlarını yeniden oluşturmaktı. Onun kamptaki görevlerinden biri Neva üzerinde bir köprü inşa etmekti. Eisenstein’ın erken dönem estetik düşüncesi yavaş yavaş belirmeye başlayacaktır.

TİYATRODAN FİLME GEÇİŞ

Eisenstein 22 yaşında idi ve kendisini tiyatroya admış durumdaydı. The Mexican’ın provaları sırasında işinden başka hiçbir şeyle ilgilenmezdi. Bu dönemlerde çok çalışıyordu, gördüğü her şeye ilgi duyuyor, izlenimler ediniyordu, kendisini her alanda yetiştiriyordu. Dolayısıyla da başka sanat dallarında eğilim içine girmişti. Ve çalışmalarını gittikçe artırıyordu. Bir sonraki yapı, Pletynov’un Precipice’ydi. Eisenstein görevi bir önceki oyunda olduğu gibi oyunun dekor ve kostüm tasarımını yapmaktı. Kendisini ifade edebilmek için yeni yollar arıyordu. Bu sayede sinemaya doğru birkaç adım daha atmış olacaktı. Son keşfi ile sahne mucidi olarak sivrilecekti.

1921 yılında sahne yönetimi ile ilgili bir devlet okulu açılır. Eisenstein sınavlarda başarı kazanarak Meyerhold’un öğrencisi olur. Meyerhold Eisenstein üzerinde büyük bir etkide bulunacak ve onun yaratıcı çalışmalar yapmasına ön ayak olacaktır. Onun hazırlıksız konuşması ve bilimsel olarak hesaplı planlaması daha sonra Potemkin Zırhlısı filminin fenomenini oluşturacaktır.

1923 yılında “çarpıcı kurgu” kuramının evrimi sanatın etkin gücünün ölçüm birimini oluşturmaya yöneliktir.

GREV

Eisenstein film yapımına başladığında, sinema tarihinin henüz 30 yıllık bir geçmişi vardır. Bu dönemde filmin, yalnızca teknik açıdan bir saygınlığı vardı ve diğer sanatlar arsında yeni yeni sivrilmeye başlıyordu. Fransa’da George Meles kendi filmlerini yaratmıştır. Max Linder ülkesinde ve yurt dışında onun izinden ilerliyordu. Feuillade’nin filmleri ortaya çıkmış ve Abel Gance, film dünyasında adını duyurmaya başlamıştır. Almanya göz alıcı bir ilerleme içindeydi. Dışavurumculuk akım doğmuştu ve varlığını kabul ettirmeye çalışıyordu. ABD’de ise yılda ortalama 467 film yapılmaktaydı.

 

Eisenstein yaratıcı bir sanatçı olarak gelişimi üzerinde önemli rol oynayan üç öğe mevcuttur. Bunlar:

 

Amerikan yönetmen David Wark Griffith “Sovyet sinemasında kurgu gelişimi konusunda büyük bir rol “oynamıştır. O yakın çekim ve paralel kurguyu kullanmıştır. Eisenstein ise yakın çekimi daha ileri götürerek sembolik anlamlar yüklemiştir. İkincisi ise Alman dışavurumcu filmler ve son olarak Sovyet sinemasının kendisidir.

O DÖNEMDEKİ SOVYET SİNEMASI:

Birinci Dünya savaşında bile Rus sineması uluslar arası bir süre sahipti. Savaş sona erdiğinde Rusya’da iki binin üzerinde sinema salonu vardı. Evlere dağıtılan yaklaşık on iki milyon metre filmin yalnızca %30’u dışarıdan gelmekte idi.

Devrimden sonra film endüstrisinin ulusallaşması için bir girişim başlatıldı. Böylece yurtdışına karşı sistematik bir direnç sağlanmış oldu. Yabancı filmlerin gösterimleri yasaklandı. Komünist kurallar işlerlik kazanmaya başladı. Filmlerde devrimsel bir içerik görülmeye başlandı. Kuleşov, 1920’de ünlü atölyesini oluşturmuştur. Dziga Vertov, Kino-Pravda (sinema-gerçek) haber-gerçek dizisine başlamıştır. Lef dergisinde Vertov’un Kino glaz (sinema-göz) manifestosu ile birlikte Eisenstein’ın çarpıcı kurgu üzerine yazıları yayınladı.

Grev filmi “diktatörlüğe doğru” dizisindeki filmlerin birisidir. Dizi, sekiz filmden oluşmaktadır. Filmler, sürgünler ve kaçışlarla sonuçlanan, yasaklanmış politik yayınları kendisine malzeme olarak almıştır. Grev üzerine yapılacak olan film, dizi içinde beşincisidir. Başlangıçtan itibaren filmin üç temel özelliğinin sınırları çizilmiştir. Gerçek bir tarihi olay olarak değil, grevin genel bir resminin sunulması; bireysel kahramanlar yerine, işçilerin kapitalistlerle çatışma içinde olarak topluca kahramanlaştırılması; filmin oluşum yönteminin çarpıcı kurgu temeline göre yapılması.

Grev, Eisenstein’ın kurgu yöntemi gelişimindeki ilk basamaktır. O, birleşen görüntülerin yeni bir fikri oluşturması temeline dayanır. Jean Mitry bunu şöyle tanımlamaktadır:

“Ona göre kurgu, iki görüntü arasındaki ilişkinin kullanılarak bir şok etkisi yaratmaktır. Böylece tek bir düşünceye sahip olan izleyiciye karmaşık bir fikir aktarılabilir. Bu yapılırken izleyici duyumsal ve diyalektik olarak en üst noktaya çıkarılır.

POTEMKİN ZIRHLISI

 

Potemkin Zırhlısı filmi Eisenstein’ın yaratıcı bir sanatçı olarak yazdığı evrimde çok önemli bir yet tutmaktadır. Onun çalışmaları yine iki görünüme aktarmak gerekir. Filmin kendisi yaratımı ve onun hemen sonrasında ayrıntılı bir şekilde çözümlenmesi Eisenstein matematik ve fizik kurallarını uygulayarak film çözümlemesini son derece bilimsel olara yapmaktadır. Eisenstein’a göre Potemkin Zırhlısı filminin etrafındaki doğrulardan biri onun sanatsal ve entelektüel yeterliliğidir.

Eisenstein Potemkin Zırhlısı filmini yaparken tutku derecesinde film sanatını oluşumunun yeni sanatsal teknikler arayışı içindedir. O devrimsel düşüncelerini sinematografik araçlarla ifade edebilmek için sabırsızlanmaktadır. Picaso ile ortak bir düşüncesi vardır.”Ben bakmıyorum, buluyorum” Daha sonra Picaso’ya ekleme yapacaktır. “Bulduktan sonra bakıyorum”

OLAYLARIN BELİRLENMESİ

1905 devriminin yıldönümü için yapımı planlanan dizideki başlıca filmlerin ikisi “Ocak’ın Dokuzu ve 1905 Yılı” isimlerini taşıyordu. Onlar Haziran 1924’te gerçekleşecekti. Ancak 1925 yılının bahar aylarına yaklaşılmış olmasına rağmen filmlerin yönetimi için henüz kimse atanmamıştı. Grev filminin bitmesinden sonra komite üyeleri bu görevi Eisenstein’a vermek istediler. Eisenstein filmi istedikten sonra hemen çalışmalara başlar. O, 1905’teki olayların devrimsel kayıtlarını çok iyi biliyordu.

1905’in özgün senaryosunda Potemkin İsyanı küçük bir bölüm olarak yerini almıştı. Yarım sayfalık bu bölüm tüm film için gerçekleştirilecek sekiz yüz çekimin yalnızca 44 çekimini oluşturuyordu.

Çekim 31 Mart 1925’te Leninstad Nevsky görünümü sahnesiyle başlıyordu. 1905’teki Grev’de olduğu gibi buradaki elektrik jeneratör ünitesi yakılmıştı. Film kötü bir havada çekiliyordu. Değerli zamanı boşa harcamamak için gün batımıyla güneye yönelmişti. Eisenstein ekibini Odesa ve Sivastopol’a kaydırdı. Burada yerleşim çekimi yapılacaktı. Tüm devrimi özetleyen Potemkin isyanı burada çekilecekti.

UZAMIN PARADİGMASI VE ZAMANIN PENÇESİ

Film için gerekli ilk şey Potemkin’i temsil edecek olan bir zırhlının bulunmasıydı. Gerçek gemi sökülüp parçalara ayrılmıştı. Karadeniz be Batlık Donanması içinde böyle bir zırhlıyı bulabilmek olanaklı değildi. Ancak Eisenstein’ın yönetmen yardımcısı Lİyasha Kriyukov On iki Havari adlı bir kardeş gemi buldu. Bu Sivastopol açıklarında demirlenmiş olan silahsız bir zırhlı idi. Eksikleri vardı tamir edildi. Tüm bölümler On iki havarinin güvertesinde çekilecekti. Buna şiddetli isyan tasviri bölümü de dahildir. Film zor şartlar altında gerçekleştiriliyordu, film güverte açısıyla çekilirken çerçevede, arkadaki kayalar görülüyordu. Sorunu çözen yine Kriyukov oldu. Gemiyi 90 derece döndürerek mutlak bir şekilde durağan olması gerekiyordu., “film kadrosu hem uzam hem de zamanın prangası ve zamanın penceresi bizim serbestçe hareket etmemizi engelliyordu” diyecekti.

Bütün olumsuzluklara rağmen, film rekor kabul edilebilecek bir hızla ilerliyordu. Örneğin 75 çekimden oluşan Odesa’daki basamak sekansı tek bir günde çekildi. Filmin tamamı 5200m. idi ve kurgu dahil, film üç ay içinde bitirildi. “Bir hayal gibi görülüyor fakat doğru” diyecekti Eisenstein.

Oyunculuk sorununu, Eisenstein’ın tiyatrocu arkadaşı Strach’a verdi. Strach, her yeri dolaştı. Onun getirdiklerini Eisenstein beğenmemişti, ancak gemide film çalışmalarına devam ederken otelde ateşçi olan daha sonra film kadrosuna elektrikçi olarak alındı. Ve bu adamı doktor rolüne aldı. Bahçivan’da aynı şekilde bulundu.

Eisenstein’ın daha sonra söylediğine göre film, başlangıçtaki çıkış noktasından tamamen farklı bir yapıda ilerliyordu. Her bir basamağı kendi yaratıcı yeteneğine bağlı olarak oluşturmaya başlamıştı.

Strach’un yayınlamış anılarında Eisenstein’ın kurguyu film çekimi bitmeden yaptığı ifadesi yer almaktadır.

Kurtlu-çürümüş et bölümü, senaryoda olduğu gibidir. Dr. Smirnov’un otantik konuşmaları gerçeğe uygun bir şekilde oluşturulmuştur. Benzer olarak papazın düşerek ölmesi de gerçeğe uygundur.

Daha sonra taştan yapılmış aslanların ünlü kurgu sekansı gelir. Buradaki değişik görünümdeki üç heykel aslanın peş peşe gösterilmesi, katliamı protesto etmek için kitlelerin uyanışı şeklinde tek bir düşünceyi temsil etmektedir.

Filmdeki diğer üç önemli sekans, Eisenstein’ın yaratıcı yöntemlerini anlamada değerli bir yardımcı olacaktır; bunlar katran, basamaklar ve deniz sekanslarıdır.

Odesa Basamakları’ndaki katliam sahnesi, bu yine olayın gerçek bir temsilidir.- Diğer katliam sahnelerinde olduğu gibi Eisenstein kendisine göre temellendirmiştir. Sekans, birkaç kademe tüm senaryodan farklı olarak gerçekleştirilmiştir. Bunun nedeni daha önce görmüş olduğumuz, onun çocukluk ve gençlik yıllarından gelen bir düşünce yapısı olarak, bu sahnenin duyumsal temelinin oluşturulmasıdır.

-Merdivenlerin görünümü bende bir sahne görünümü fikri yarattı. Yönetmenlik hayal gücüm ile yeni bir görünüm oluşturacaktır. Kalabalığın panik halinde basamaklardan inmesi merdivenin kendisi hakkında edindiğim ilk izlenimlerin bir şekilde işlenmesinde başka bir şey değildi.

Üçüncü evre –kurgu evresi- filmdeki yoğunluk ve duyum yüklü atmosferin yeniden yaratımı ile ilgili idi. Strauch’un belirttiğine göre, Eisenstein basamaklarda ilgili sahneyi üç gün boyunca yazmış ve yalnızca bir günde çekimini tamamlamıştır.

Odesa basamakları sekansında heyecanlı ve öngörülemeyen bir koşul bulunmaktadır. –Her şeyin daha önceden kesin bir şekilde hesaplandığını ve acelesi olmayan bir soğukkanlılıkla optimum koşullara ulaşıldığı izlenimi vermektedir. Bu, filmin en göz alıcı özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun kompozisyonun ve duyumsal kalitesinin organik birliği. Eisenstein, çözümlemesinde insanların ve kitlelerin çılgın koşulların duyumsal etkisinin nasıl olduğunu göstermektedir.

Estetik alanında “altın orta” olarak bilinen ilke üzerinde meydana gelen ara vermeler ile başarıya başarıya ulaşır. Ayrıntıların bu kesinliği ve tam oluşumu kendiliğinden meydana gelen şaşırtıcı bir oluşumdur.

Son olarak deniz sisi sekansı, Vakulinçuk’un vücudunun etrafındaki ağlaşmaların bir sahnesinin özgün algılaması beklenmedik birisinin limana çöreklenmesi ve çekimin durmasına yol açması ile tamamen şans eseri genişletilmiştir. Odesa’daki diğer film birimleri hava şartlarının çekim yapmaya olanak tanımadığını düşünerek otellerine kapanıp domino oyunu oynamaya koyulmuşken, Eisenstein ve Tusebir kayık kiralamışlar ve tüm karşı çıkmalara karşın, sisle kaplı limanda çekime başlamışlardı. Sonu. Aşırı derecede şaşırtıcı olmuştur. Ve kurguya gelindiği zaman Eisenstein onu muhteşem bir etki için kullanmıştır- sis, sembolik cenaze töreninde tüm ağıt sekansının duygusal yoğunluğunu artırmak için kullanılacaktır.

Filmin ilk kesim gösterimi yazarlar, gazeteciler, donanma liderleri ve Lunachorsky’nında bulunduğu seçkin bir izleyici topluluğu için bir stüdyoda geçekleştirilmiştir.

Gösterimin sonunda Lunachorsky’ın konuşması: “Bizler tarihi kültürel bir olaya tanıklık ediyoruz. Yeni bir sanat doğmuştur. Bugünden sonra geleceğin büyük sanatı olan film sanatından söz edilecektir…”

Film, Eisenstein’ın sonsuz ayrıntılı çözümlemesini içermektedir. Eisenstein kendisi romantik geleneğin içinde görülür, ancak yapı olarak “Gerçekçi” yapıya sahiptir.

Potemkin zırhlısı, Eisenstein’ın daha önceki çalışmalarının bir sonucu olarak görülmektedir. Tiyatro çalışmalarında duyumun yükseltilmesi yöntemini özümsemiştir.

Kurgu tekniğinden bir dil oluşumuna geçilirken, Eisenstein selülid üzerindeki tek bir fikrin genel düşünceden, tür içerikten soyutlanamayacağını keşfetmiştir.

O, kurguyu “bağımsız çekimlerin çarpışmasından oluşan bir fikir” olarak tanımlamaktadır. Bu çekimler birbirlerine karşıt yapıdadır. Onun çalışmalarını anlayabilmek için çarpışan-kurgu fikrini özümsemek gerekir. Eisenstein, kurgu parçalarının ardıllığını öne doğru hareket eden makinenin motorunun içsel yanmasının patlama dizisine benzetmektedir. Kesişen iki çekim arasındaki çarpışma, aynı zamanda kompozisyon içinde bir çatışmaya yol açacaktır. İli çarpışan çekimin bu kesişmesi, dünyada “Rus Kesimi” olarak bilinen “çarpıcı” kurgu oluşumudur.

Potemkin zırhlısı filmi aynı zamanda karşı süremli (kontrapuantal) bir temele dayana diğer bir yeni kurgu biçimini de içermektedir. Eisenstein bunu “tonal” (titremsel) kurgu terimi ile ifade eder.

Potemkin Zırhlısı filminin diğer bir özelliği yakın çekimlerin ve ayrıntılı çekimlerin etkin bir şekilde kullanılmasıdır. Eisenstein, Griffith’sen farklı olarak “yakın çekim yöntemi” kesinlik temeline oturtmaktadır.Onun yakın çekim düşüncesinin çocukluğunda odasındaki lale ve iç savaş sırasındaki Kholm yakınındaki köyde geçirdiği gecelerde belirginlik kazandığını daha önce belirtmiştir.

Son olarak, Potemkin Zırhlısı filmindeki önemli sanatsal buluşları arasında Eisenstein’ın zamanı dramatik bir şekilde ele almasının belirtilmesi gerekmektedir. Bu, bağlı olduğu sekanslara dinamizm katmaktadır.

EKİM

Ekim filminin çekim senaryosunun hazırlanma aşamaları, Potemkin Zırhlısı filminden daha ayrıntılı olarak yapılmıtşır.Ekim filmi, çıkış noktası açısından Diktatörlüğe Doğru dizisinin bir yapımı olan Grev filmi ile bağlantılıdır. Herkes başka bir Potemkin beklentisi içindeyken, Eisenstein’ın niyeti tamamen farklı olmuştur. Her ne kadar Ekim filminde, Potemkin gibi tarihi olayların sıralanması temeline dayanıyorsa da, Eisenstein, olayları abartmadan özgürce bir film denetimine girişmek istemiştir. Kendi buluş ve sistemini bu filme uygulama amacı taşıyordu. Böylece “arı sinema anahtarını” kullanabileceğini düşünmektedir.

Ekim filminde, Potemkin’den farklı olarak yeni sinematografik öğeler tanıtılmıştı. Ekim filmi, soyut fikirlerin ifade edilmesi için bir dizi formüller bütünü içermektedir.

Petrograd’da Kornilov’un marşı sekansı, en açıklayıcı örneklerden birisidir. Eisenstein, burada Kornilov2un temel askerlik düşüncesini yansıtmak istemiştir. Bunu “tanrı adına” bolşevizme karşı olarak General’in “kutsal savaşı” mitinin açıklama şeklinde görülür.’ Dinsel görüntülerin kurgu sekansı’.

Ekim filmi “entelektüel kurgu”nun örneklerinin tam bir farklılığını içermektedir, bu metafizik formüllerin bir bütün alanıdır. Örnek olarak Kevensky’nın gücünün artması. Kış Sarayı’nın basamaklarını, tamamen aynı adım atma biçemiyle hicvetmektedir.

Eisenstein, duyumsal etki oluşturma amacı ile belgesel olayları “dinamikleştirme” girişiminde bulunmaktadır. Böylece Sovyetler Kongresi ile Motosiklet Bataryasının birliği, bisiklet tekerlerinin soyut bir şekilde dönmesinin çekimleriyle dinamikleştirilmiştir.

Ekim filminin diğer bir özelliği, Eisenstein’ın ses etkisini görsel olarak kullanma girişiminde bulunduğu bir yapım olmuştur. Aurora zırhlısından ateş edilmesi, ritmik bir açılış ve diyaframın kapanması ile filmleştirilmiştir.

Ekim sayısız oranlamanın bulunduğu bir deneysel film olarak kalmaktadır. Ancak Eisenstein, her zaman için yaşamdan daha büyük terimlerle düşündüğü için bu göz alıcı bir yapım olara karşımıza çıkar.

1928

Eisenstein, Ekim filminde kurguya değinmiş olmasına rağmen, onun gizil güçlerini ortaya koymamıştı henüz. Madem ki “entelektüel film “olanaklıydı, öyleyse neden Marx’ın kapital kitabının ekran gösterimi yapılmasın. Ekim 1927, mart 1928 aralığında bu olanakları araştırdı. Ekim filmindeki sinematografik dili “felsefe alanına” kaydırmayı amaçlıyordu.

Bu dönemde Eisenstein’ın Sovyet sinemasındaki konumu çok sağlam değildi, lef dergisi işle çatışma içindeydi.

GENEL ÇİZGİ (GENERALNAYA LINYA)

1928 Haziran’ında, Eisenstein, Genel Çizgi filminin yapımına kaldığı yerden devam etmeye başlayacaktır.

Yeniden bir deney filmi yapmaya niyetlidir. Fakat bu kez kitlesel izleyicilerin kolayca anlayabilecekleri bir yapım gerçekleştirilecektir. Film ilk biçimde, köylerdeki koşullar hakkında bir matem niteliği taşımaktadır. Tarımsal yapımın değişim dönemi.

Eisenstein, filmin olaylarının odak noktası olarak ilk kez bir kahramana –Marfa Lapkina- yer verecektir.

Boğanın inekle çiftleştiği sahne –öncelsiz ve fantastik bir sahne olarak ilkel barbarlığı içinde görkemli bir şekilde barındırmaktadır.

 

Filmin üç merkezi simgesi, bilgisizlik ve yoksulluk simgesine karşıt bir inanç zeminine oturtulmaktadır. Filmin kavramları üzerinde başka bir etki, Eisenstein’ın kendinden geçme biçimlerine ilgisidir. Bu ara, Potemkin Zırhlısı yapımından miras kalmıştır.

Eisenstein’ın kurgu fikirleri üzerindeki önemli bir etki Japonların Kabuki tiyatrosundan gelmektedir.

YURT DIŞINDA

Acıyı bilen yolculuğu çekendir,

Bugün, dünya monoton ve küçük
Dün, bugün, her zaman, bize hayalimizi gördürür
Sıkıntı çölünün ortasında bir vaha korkusu!

BAUDELAIRE

Sovyetler Birliği’nden ayrılan Eisenstein’ın elinde yalnızca Genel Çizgi filminin kopyası ve nakit olarak yirmi beş dolar bulunuyordu. Önce Almanya’ya ardından İsviçre’ye ve daha sonra Hollwood’a gitmeyi planlıyordu.

Berlin!de görkemli bir şekilde karşılandı. Buradan İsviçre’ye geçerek Sinema üzerine uluslar arası bir kongreye katıldı. Kası ayının başında Paris’e gitti. Eisenstein’ın Paris’te tanıştığı kişiler içinde en önemli buluşması James Joyce ile olmuştur. Geleneksel edebiyat kalıplarını kıran bir yazar olarak ona hayranlık duymaktadır.

Eisenstein Paris’te kaldığı sıralarda en etkin film şirketlerinden biri için film yapmanın olanaklarını araştırdı. Fransa’ya onların daveti üzerine gelmişti. Ancak yapımcılarla anlaşmaya varamadı. Ticari sinemaya karşıydı.

AMERİKA YOLUNDA

Eisenstein, ABD’ye vardığında, daha önceden umduğu gibi en iyi oteller, “doğru” insanlarla toplantılar, halkla ilişkiler fotoğrafları gibi şeylerin hiçbiri ile karşılanmadı. Ancak onu en çok şaşırtan şey çok geniş bir izleyici kitlesinden varlığı idi.

Kaldığı otelden çıktıktan sonra yaptığı ilk iş Broadway’in kalabalık caddelerinde yürümekti; şehrin atmosferini özümsemeye buradan başlayacaktı. Her zamanki gibi, yalnızca zihni ile değil, tüm duyumlarıyla etrafında olup bitenleri algılıyordu.

Eisenstein kendisini hayal kırıklığına uğratan deneyimler nedeniyle kırgındır. Ancak yine de kendinde yeni bir maceraya atılacak gücü bulmaktadır.

Meksika onun Flaherty ile karşılaşmadan önce de çok ilgisini çeken bir ülke olagelmiştir. John Reed’in röportajlarından, Amerikalı yazar Albert Rhys Williams öykülerine kadar konuyla ilgili sayısız kitap okumuştur. Diego Rivera’nın fresk yeniden yapımları ve öyküler onu Meksika’da Yaşam konulu bir film yapmaya itmektedir. Eisenstein, Charlie Chaplin’den sponsor bulma konusunda yardım ister. Chaplin ona Upton Sinclair’i önerecektir.

5 Aralık 1930’da Tisse ve Alexzandrov ile birlikte Meksika sınırını geçerler.

YAŞASIN MEKSİKA!

Eisenstein, Meksika’da Ölüm Günü Karnavalına tanık olacaktı. Ülkenin tanıtımı üzerine bir film yapmayı planlıyordu.

Yolculuğu boyunca yaşadığı güçlüklere karşı yaşamın ve tarihin gizemlerini ortaya çıkarıyordu: Horoz dövüşleri, pagan Kızılderili dansları, Katolik papazlara adaklar, keşişlerin koyu sofulukları, tarihi piramitler ve daha sayısız ilgi çekici özellikleri tanıyordu.

Onu hayran bırakan Meksika’nın diğer bir görünümü ise geçmiş ile geleceğin birbirine karışmasıydı. Meksika’nın olağanüstü lineer bir yapısı vardır. Çevrenizdeki her şeyde grafiksel bir şiddet ve saflık bulabilirsiniz: askerlerin beyaz gömleklerinin kare kesimi ve şapkalarının eğriliği simgeler olarak gözükür. Her şeyde grafiksel bir tamlık bulunur.

Eisenstein yaşantısının bu döneminde ölümle her zaman olduğun dan daha fazla ilgilenmektedir. Meksika’daki her şey onu birincil öğeler götürmektedir.

Ölüm düşüncesi Meksika var olduğundan beri mevcuttur. Başlangıçta Eisenstein’nı çeken Ölüm Günü olmuştur. Ancak her yerde ölümün üzerinde zafer kazanan yaşamdan izler görülmektedir. Eisenstein, destansı filmlerde duyumların yorumlamasını yaparken burada edindiği deneyimleri kullanacaktır.

Eisenstein’ın düşüncesine göre, Que Viva Mexico! (yaşasın Meksika) dikey düzlemde kronolojik sıraya göre değil, yatay düzlemde ardıl uygarlıkların tarihini simgelemektedir. Onun genel düşüncesine göre, film eski Aztek ve Maya kültürlerinde kullanılan ölüm inancı simgeleriyle yüklü olmalıdır. Filmin sonunda ise Ölüm Günü karnavalının alaycı şenlikleri vurgulanmalıdır.

MEKSİKA ÇARMIHI

Yaşasın Meksika! Filminin senaryosu yapı ve karakter açısından Eisenstein’ın daha önceki çalışmalarından farklıdır: Senaryo şiirsellik, romantizm ve yaşamın duyumsal sevgisi ile doludur.

Yaşasın Meksika’ filmi, Eisesntein’ın çerçeve içinde kompozisyon oluşturma alanında doruğa çıktığı yapım olmuştur. Bir heykel ya da yavaşça hareket eden bir nesnenin çekimi yapılırken, Eisenstein en vurgulayıcı açılardan ve kompozisyon düzenlemelerinin gerçekleşebilmesi için yoğun bir çaba sarf etmektedir.

Ancak film istenildiği zamanda bitmediği için Amerikan yapımcıları onu ABD’ye geri çağırırlar. orada kendisine karşıt bir kampanya ile karşılaşacaktır. Daha önce kendisine bu konuda söz verilmiş olmasına rağmen filmin kurgusunun SSCB’de yapılmasına izin vermezler. Eisenstein mayıs 1932’de Moskova’ya geri dönmüştür. Amerikalı yapımcılar onun ününü karalamak için Sovyet yetkilileriyle görüşmelerde bulunmuşlardır. Bir süre sonra bundan da kötüsünü yaparak filmin kurgu işini Sol Ester’e –Tarzan filmlerinin yapımcısı- vereceklerdir. Böylece Yaşasın Meksika! Filmi Thunder Över Mexico (Meksika üzerinde fırtına) ismi ile kurgulanmış oluyordu. Eisenstein bu filmin negatiflerini geri almak için yaptığı tüm çabalarının haya kırıklığı ile sonuçlanması üzerine bir sanatoryuma yatırılacaktır.

Eisenstein arkadaşı Augustin Aragon Leiva’dan bir mektup alır:

Eisenstein nerede?… Tetlepayac onu bekliyor… köşedeki oda onun fikirleri ve görkemli şeytanca rüyalarıyla dolu… odanın perdeli pencerelerinden garip bir ışık sızıyor. Onun zihninin ışığı… fakat nerede o?… Telepayac onu bekliyor ve insanlar dua okur gibi ona şarkılar mırıldanıyorlar… Eisenstein, sen neredesin…?

ALEXANDER NEVSKY

Görüntü ile ses arasındaki, görünen dünya ile duyulan dünya arasındaki engelleri ortadan kaldırmak! Bu iki karşıt küre arasındaki bir birlik ve bir uyum sağlamak. Ne zor bir görev!

EİSENSTEİN

1937 yılında Eisenstein’a Nazi Almanyası’nın yükselen tehditleri kapsamında politik bir görünüme sahip, tarihsel bir film yapması teklifinde bulunuldu: Rus birliklerinin Prens Alexander Nevsky komutasındaki vatanseverlik ve ulusal birlik duyguları içinde işgalci Töton ordusuna saldırmasını konu alan bir on üçüncü yüzyıl öyküsüydü bu.

NEVSKY İÇİN BİR ELMA

Senaryonun baş karakteri olan Alexander Nevsky’ye kutsal bir kişilik bulunması gerekiyordu. Akla gelen ilk şey onun insanüstü niteliklere büründürülmesiydi.

Başlıca sorunlardan birisi Nevsky’nin savaş taktiği dehasının nasıl yoğrumsal bir ifade ile vurgulanacağı idi. Acaba Nevsky Tötonların gücünü ikiye bölerek mi başarılı olmalıydı? Bunun çözümü için Newton’un yer çekimi kanununu bulmasının önceliği olan ağaçtan elma düşmesine benzer bir olayın meydana gelmesi gerekiyordu. Sorun bir elmayı bulmakla çözüme kavuşacaktı. Günler boyunca Eisenstein ve senaryo yardımcısı Pavlenko bu sorunun üzerine kafa yordular. Sonunda mücadelenin bir kedinin ağırlığı ile bile kırılabilen buzun üzerinde gerçekleştirilmesi sonucuna vardılar. Uykusuz geçen birkaç geceden sonra Eisenstein çözümü folklordan esinlenerek bulmuştu; bu, tilki ile yaban tavşanının öyküsüdür. Yaban tavşanı zekasını kullanarak kendisinden büyük olan tilkiyi dar bir yarıktan geçerek iki ağaç arasına sıkıştırmıştır.

Eisenstein kurgu aşamasında Töton Şövalyelerinin saldırılarının yarattığı kompozisyonel etkiyi şöyle açıklayacaktır:

Bu bölümde dehşet gitgide artıyordu ve yaklaşan tehlike kalp atışlarının ve nefes alıp vermelerinin düzensizleşmesine neden oluyordu. Böyle bir deneyim içsel oluşum olarak Alexander Nevsky örnek olarak veriliyordu. Sekansın ritimleri, eylemin hızlanmasına ve yavaşlamamasına uygun olarak değişim gösteriyordu. Heyecan dolu kalbin atışları buna göre belirleniyordu. Dört nala giden şövalyelerin sıçrayışları heyecanlı kalbin küt küt atması ile paralellik taşıyordu.

PROKOFIEV İLE KARŞILAŞMA

Eisenstein ve Prokofiev arasındaki işbirliği sanat tarihi konusunda yoğunlaşmaktadır. İki sanatçı yeteneklerini mükemmel bir şekilde birleştirirler.

Tanıştıktan sonra birbirlerini anlayabilmek için yalnızca birkaç sözcük yeterli olmuştur. Prokofiev daha önce Eisenstein tarafından gönderilmiş olan ortaçağ müzikleri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Zihninde konuya uygun temel malzemeleri taşımaktadır. Eisenstein da fikirlerini aktarmak için çok sayıda taslak ve çizim hazırlamıştır.

Çalışmaların ilerlemesinden sonra Prokofiev, Ruslar ve Tötonlar için ayrı ayrı müzikler kullanılmasının gerektiğini söyler. Filmin müziğinin Rus dinleyicinin kulak alışkanlıklarına uygun olarak yapılması gerekmektedir. Onlar arsında özel ses efektleri kullanılacaktır. Daha sonra Rusları zaferi vurgulanacaktır.

KOMPOZİSYON KATILIKLARI

Tamamlanan Alexander Nvsky güçlü bir yapımdı. Eisenstein, “filmimdeki her şey tek bir fikir üzerine kurulu… düşman ve onun yenilmesinin gerekliliği “diyerek filmi özetleyecek-tir. Bir başka yayınlanmamış yazısında ise “vatanseverlik konusu üzerine bir füg” tanımlaması yapacaktı.

Eisenstein’ın biçimci kesinliği, yoğrumsal kompozisyonun mükemmelleştirilmesi alanında yeni bir seviyeye ulaşmıştı. Yaşasın Meksika! Ve Bezhin Çayırı filmlerindeki tekniklerini geliştirmişti.

Töton şövalyeleri her zaman için keskin geometrik formasyon içinde görünmektedir. Bunun tersine Rus birliklerinde bir düzensizlik hakimdir. Mitry, “beyaz” Tötonlar ve “siyah” Rusların eylemleriyle Eisenstein’ın “eylemin tek senfonisini ortaya koyan çizgiler, biçimler ve renkler senfonisi içinde yoğrumsal uyaklar” yarattığını ifade etmektedir. Buz teması Tötonlaral ilgili bir simgedir.

KORKUNÇ IVAN

Eisenstein, Korkunç Ivan filmi üzerine çalışırken, “benim sahip olduğum en önemli şey önsezimdir” diye yazmıştı. O, görkemli yaratıcılığını bu önseziye borçluydu.

Eisenstein film üzerinde çalışırken öncelikle Çar’ı ele alır. Onun zalimliklerine ve barbarlıklarına kendisini alıştırmaya çalışır. Büyük ve birleşik Rusya’nın yaratılması için bu zorunluluktur. Eisenstein, temel çıkış noktasının ayrıntılı ve karmaşık bir şekilde işlenmesiyle en umulmadık yönlendirmelerde bulunur.

O’nun hayal gücünde şekillenen ilk sahne –filmin sonuna doğru yer almasına karşın- itiraf sahnesidir. Ve bu sahne filmin bir bütün olarak biçimsel ve duyu

msal bir ton içinde olmasını sağlayacaktır. Bu sahnede Çar Uspensky Katedralinde, zehirlenen Çariçe’nin tabu-tunun önündedir.

Birbirini çağrıştıran fikirlerin dışında, filmin geleceği yavaş yavaş şekil almaktadır. Senaryonun ana yönü belirgin öğelere göre şekillenecektir. Bu öğeler çok çeşitlidir.

Bunların başında Eisenstein’ın kuramsal çalışmaları gelmektedir. 1941’in yaz sonlarında El Greco resimleri onu derinden etkiler. Bir diğer öğe onun o döneme kadarki birikimidir. Daha önceki yaratıcı çalışmalarının ışığında yeni oluşumlar meydana getirecektir.

Korkunç Ivan filmi üzerine çalıştığı dönemde anıları gözünün önünde canlanmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, Korkunç Ivan bir otobiyografik çalışmadır. Eisenstein kendini özgürleştirmeye çalıştırmaktadır. Bu film, Eisenstein’ın daha önceki yaratıcılık deneyiminin damıtılmış sonucudur. Çalışma sırasında, daha önceki filmlerinden sayısız teknikler kullanılarak üstün bir biçime ulaşılmaktadır.

Eisenstein zor koşullar altında filmin gerçekleştirilmesi ile uğraşırken bir yandan da kuramsal çalışmalarını sürdürmektedir. Ağustos 1942’de ilk kitabı olan The Film Sense (film duyumu) ABD’de yayınlanmıştır.[1]

1944 Aralık ayında, Eisenstein Korkunç Ivan filminin birinci bölümünü bitirir. İlk gösterim 1945’in başında olacaktır. Daha sonra başarılı bulunur ve Stalin ödülüne layık görülür. Kutlama telefonlarının ardı arkası kesilmez. Vishnevsky, Pravda gazetesine övücü bir yazı yazar. Eisenstein son derece memnundur. Yurtdışından da benzer tebrikler gelmektedir. Chaplin 1946 tarihli telgrafında filmi “o zamana dek yapılan en büyük tarihsel yapım” olarak niteler.

Ancak Eisenstein’ın mutluluğu kısa ömürlü olacaktır. Korkunç Ivan filminin ikinci bölümünü bambaşka bir yazgı beklemektedir.

 

RÜYANIN SONA ERMESİ

Eisenstein, 1945 yılı boyunca ikinci bölüm üzerinde çalıştı. İkinci Dünya Savaşı koşulları ister istemez film üzerine etkili oluyordu. Jay Leyda’nın gözlemlerine göre filmin ilk iki bölümü beraber görüldüğü zaman “1. bölümün haşmetli, törensel niteliğinin artan bir tutku ile sonuca yaklaşması be ikinci bölümde acı veren ve fiziksel bir şiddete dönüşmesinin” nasıl olduğunu ortaya koymaktadır.

Eisenstein’ın temel ilkesi renklerin belirli nesnelerden ayrılması ve onların genelleştirilmiş ruh yapısı ya da duyum ile bir nesneye yeniden birleştirilmesidir. O, filmlerinde renk tasarımını işlemektedir. Şamdanları yakarak Oprinçik’in kostümünün kırmızı rengini vurgular;tören giysisi altın rengindedir; Çar’ın ve Oprinçek renklerin kullanılması niyetini ortaya koyar. İkinci aşamada renkler genelleştirilmiş bir fikir olarak bulunmaktadır. Kırmızı, entrika ve intikam temasını simgeler. Altın rengi gösterişli yaşam, siyah ise ölümü temsil eder. Üçüncü aşamada, Eisenstein’ın “rengin dramaturgisi” olarak adlandırdığı karşı süremli bir oluşum söz konusudur. Renk bir kez daha nesne ile birleştirilmiştir. Renkler Korkunç Van’da bu şekilde kullanılarak, Ivan’ın iç dünyasına girmenin bir aracı olurlar. Ve böylece psikolojik araştırmanın dinamik bir aracı olurlar. Ivan’ın içindeki fırtınalar renk yankılanmasının dinamiği ile kesin olarak ortaya konmaktadır.

AĞIT

Eisenstein filmlerinde her zaman, her şeyin özüne inmeyi amaçlamıştır. Her zaman varolan üç temel öğe bulunmaktadır: Su (Potemkin Zırhlısında deniz; Genel Çizgi Filminde yağmur; Alexander Nevsky Filminde kar ve Tötonlar ın düştükleri göl; Şairin Aşkı filminde kar; Korkunç Ivan’da deniz teması.

Günümüz çağdaş filmleriyle karşılaştırma yapıldığında Eisenstein’ın sinema kuram ve pratiğinin niteliksel olarak aşılabileceği düşünülebilir. Ancak bu noktada birkaç doğruyu incelemekte fayda vardır. Orson Welles, Eisnstein’ın temel ilkeleri konusunda uzun ve ciddi bir uygunluk dönemi yaşamıştır ve Eisenstein’dan her zaman saygıyla bahsetmiştir; Elia Kazan, Eisenstein’dan her zaman saygıyla bahsetmiştir. Jean-Luc Godard Les Carabniers filmi de dahil olmak üzere tüm çekimlerinde Potemkin Zırhlısı filmindeki öğeleri kullanmıştır. İtalya’da onun çalışmaları Umberto Barbaro ve onun film konusundaki öğrencilerini etkilemiştir. Henri Colpi, Une Aussi Longue Absance ve Codine filmlerindeki temel sanatsal tekniklerin birkaçında Eisenstein’dan etkilenmiştir. Alain Resnais, Eisenstein’a olan hayranlığını söylemekle yetinmeyip, onun” a la Nevsky” ya da “a la Ivan” gibi bir sinematografik tarz yarattığını vurgular. Antonioni, farklı bir seviyede olarak film oluşumunda Eisenstein’ın katı kurallarını uygulamaktadır. Bu nedenle L’Avventure filminde çarpıcı kurgu yankısını bulmak şaşırtıcı olmamalıdır. Ayrıca II Desreto Rosso (Kızıl Çöl) filminde de Eisenstein’ın renk konusundaki fikirlerini kullanmıştır.

Eisenstein!a olan bu bağlılık örneklerini çoğaltmak olasıdır. Sessiz filmler de dahil olmak üzere bugün pek çok yapım onun izlerini taşımaktadır. Baş yapıtların ölmez başarısı Eisensteinm’ı ulaşılması çok zor bir seviyeye taşımıştır.

SİNEMA KURAMI

Sergei Eisenstein’ın kuramına geçmeden önce belirtmeliyiz ki onun geliştirmiş olduğu görüşler diğer biçimci geleneği temsil eden hem Arnheim’den, hem de Muntesterberg’in sinema görüşlerinden daha zengin ve daha karmaşıktır. Eisenstein, ölçülemez yeteneğe sahip hem bir film yapımcısı hem de bir film kuramcısıdır.Eisenstein felsefe ile yakından ilgilidir öyle ki be felsefeyi onun kuramında görmek son derece kolaydır. Entelektüel olduğu kadar diğer dünya görüşlerini de yakinen takip etmiş ve bunların ışığında edindiği bilgileri yaşam deneyimi ile birleştirerek kendi kuramını hazırlamıştır.

Marx ve Lenin’e olan hayranlığını sürdürerek, teorilerini onların ortaya koydukları görüşler etrafında düzenlemiştir. O çok yönlü bir düşünürdür. Araştırma dönemi boyunca birçok kaynaktan yararlanır, her türlü varsayımları dikkate alır, sonucunda ortaya atmış olduğu tezi ispatıyla ortaya koyardı. Tüm bu çalışmalar ve geçen süre sonucunda kendi özel tutkusunun film olduğuna karar vermiştir. Daha sonra bu üstün çabaları ona yüksek dereceli bir kuram oluşturma yeteneği kazandıracaktır.

Onun Film Duyumu kitabında yer alan “Renk ve Anlam” makalesi oldukça ilginçtir. Renk kuramı hakkında çok geniş ve ünlü tanımlamaların yaygın olduğu bir liste ile karşılaşırız. Bu konudaki yazılar, renk estetiği kuramı konusunda çok önemli bir kaynaktır. Onun renk ve sineme ile ilgili sezgileri topladığı kaynaklarla birleşmiş ve kuramını oluşturmasına yardımcı olmuştur. Bu ona özgü bir kuramdır. Kuramı, tarih ekonomi, sanat tarihi, psikoloji, antropoloji ve sayısız diğer alanlarda yapılan çalışmaları kapsamakla, sezgi gücünün yanında bu bilim dalları da yer almaktadır. Onun “umulmayan” adlı makalesinde (Film Biçimi kitabında) “Kabuki tiyatrosu tarafından ziyaret edildik” diye başlar ve tiyatroyu seyrederken onu etkileyen görünümlerle film kuramını oluşturmayı sürdürür.

Film yapımı sırasında onu etkileyen şokların kalitesi, onun film kuramı yazma taktiğinin bütünsel bir parçasını oluşturmaktadır. (film biçimi kitabında) “Film Biçimine Diyalektik Bir Yaklaşım” makalesine şöyle bir göz atıldığında Eiesnstein’ın düz mantığını oluşturabilmek için grafiklerle çalışmalar yaptığını da görürüz.

Öncelikle onu, aracın temel maddesini algılamasını görmemiz gerekir. Basit bir düşünceden yola çıkarak oluşturulan tek çekim, binanın temel taşlarından birisi konumundadır. Buradan daha karmaşık bir algılamaya geçilir. Bu “atraksiyon”dur. Bu algı, çekimden daha az mekaniktir. İzleyicilerin zihninde belli bir faaliyet oluşturur.

Daha sonra, yaratıcı oluşum seviyesinde, kurguya karşı tutumunun ne olduğunu görürüz. Genel olarak, boyun eğmez ve dogmatik bir görüşe sahiptir. Başlangıç noktasındaki yönünü değiştirerek, daha dramatik bir yola yönelir. Eisenstein’ın tereddütlü kurgu görüşleri arasındaki mücadele en iyi şekilde, bu kapsamın belli psikoloji türleriyle olan değişim ilgisinde görülmektedir. Eisenstein, KURGUYU Pavlov’un psikolojik modelleri içinde algıladığı düşünülürken, onun konuyla ilgili daha sonraki yazılarından Jean Piaget’in gelişimsel psikolojisine daha yakın olduğu görülmektedir.

Basit, öngörülebilen, mekanik film yapımı oluşumu arasındaki gerilim ve filmin gelişimsel deneyimi, Eisenstein’ın çift görüşünü açık bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. Bunların birincisi, filmin biçimi, diğeri ise filmin amacı ile ilgilidir. Birleştirilmiş filmin bazen bir makine, bazen de bir organizma olduğunu düşünür. Filmi bazen ikna etmenin retorik, güçlü bir araç bazen de daha yüksek seviyeye çıkarak evreni anlamanın mistik bir aracı olarak görür. Ondan otonom (yerel) bir sanat olarak bahseder. Bu iki çift diyalektik aykırılıkları ayrı ayrı görülecektir. Eisenstein ‘n birbirine karşıt görüşleri bir arada bulundurma denemsi, onun otuz yıldan fazla bir süre üretken bir kuramcı olarak kalmasını sağlayacaktır. Onun makaleleri, her zaman için göz alıcı olarak görünmektedir çünkü her biri, karşıt eğilimlerin birleşim noktasından elde edilen enerji ile oluşturulmuştur.

FİLMİN HAMMADDESİ

Eisenstein, Moskova sanat çevresine girmeden önceki yıllarda mekanik mühendisliği alanında çalışmalar yapıyordu. Eisenstein, başlangıçtan itibaren, sanatsal faaliyetin bir “yapma” veya daha belirgin olarak inşa etme eylemi olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle “hammadde” sorusu onun zihninde her zaman için çok önemli bir yer işgal etmiştir.

Eisenstein’ın filmler hakkında sıkıntı duymasına neden olan şey, onların etkinlikten yoksun olmalarını görmekti. Film yapımcısı gerçekliği yeniden oluşturabilmelidir ona göre. Eisenstein, birincil film parçacıkları olarak bireysel çekimin, bir ton veya sesten farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu, izleyicilerin duygularına olduğu kadar aniden onların zihinlerine de ulaşan bir yapıdır. Bir besteci veya ressamın sahip olduğu gücü film yapımcısına da verebilmek için, Eisenstein çekimlerin nötrleştirilmesi gerektiğini düşünmektedir. Böylece yönetmenin istediği biçimsel prensiplere göre, temel biçimsel unsurlar oluşturulmuş olur.

Eisenstein filmin en küçük biriminin çekim olduğuna ve her bir çekimin bir sirk atraksiyonu gibi hareket ettiğine inanıyordu. Bütün filmin oluşumu için komşu çekimlerin birleşerek, belirgin psikolojik bir dürtü oluşturması gerektiğini düşünmüştür. O, daha sonra, çekimin kendi içindeki unsurlarının olanaklarıyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Bununla sempatik gelen veya çatışma yaratan atraksiyonlar sağlanabiliyordu. Her durumda, Eisenstein filmin, ancak kendisini atraksiyonlar yığınına indirgediği zaman bir sanat olarak var olabildiğini düşünmektedir. Bu, müzikal notaların ritmik ve temasal olarak tüm deneyimin zengin metinler şeklinde biçimlendirilmesi gibidir.

O hiçbir zaman hayatı sinematik olarak kaydetmekle yetinmemiştir. Kariyerinin başlarında uzun çekimleri kullanan filmcileri eleştirmiştir. Hiçbir uzun çekimin, olaya şöyle bir göz atmaktan daha etkileyici olmayacağını düşünürdü. Ona göre filmin hammaddesi, izleyiciler arasında çarpıcı bir tepkiye yol açan unsurların içindedir.

Unsurları bu şekilde nötrleştirilmesinin esas değeri, hislerin psikolojik olarak bir başkasına yönelmesidir. Basit bir efektin yönelimi çok sayıda farklı unsurlarla oluşturulabilir. Bir filmde, ekranda aynı anda çok sayıda unsur bulunur. Onların her biri diğerini kuvvetlendirir, birbirlerinin etkisini yükseltirler; unsurlar birbirleri arasında çatışma içinde olabilir ve yeni bir etki yaratabilir. Bu, geçişin yüksekliğini göstermektedir. Potemkin Zırhlısı (1925) filminden örnek vermek gerekirse, bir burjuva bayan, Odesa basamaklarında “onlara yalvaralım” der. O, söylediğine herhangi bir konuşma, yazı veya hareket ile karşılı bulamayacaktır. Bunun yerine sessizce, sürekli olarak ve uğursuzca merdivenlerden aşağı inmeye devam eden askerlerin gölgesi görülür. Burada konuşma unsuru diyalogun içinde bulunmaktadır ve etki geçişi sağlanmış olur.

Eisenstein, film yapımcısının ressam, besteci ve heykeltıraş ile aynı düzeye getirebilmek için Pudovkin’in düşüncelerini ileri noktalar taşır. Pudovkin film üretisini çekimin ortasına yerleştirir ve uygun seçimlerle yaratıcı bir filmin ortaya çıkışını ister. Bu gerçeklik parçasının düzenlenmesinin belli bir güce sahip olduğunu düşünmektedir. Film yapımcısından tarih ve psikolojiyi birleştirerek konulu bir olaya doğru yol alan yumuşak bir görüntü treni oluşturmasını ister.Pudovkin, izleyici gizemliliğini, bir olayın, bir öykünün veya bir temanın kabullenişine yönlendirmek için çekimleri birbirine bağlamak istemektedir. Eisenstein ise bir bağlantı değil, bir çatışma talebinde bulunur. Edilgen bir izleyici yerine, olaylarla işbirliği içinde bulunan bir izleyici topluluğu arzulamaktadır.

Bu iki çağdaş düşünce adamı, hammaddenin kapsamı konusunda derin görüş ayrılıklarına sahiptir. Eisenstein, hiçbir zaman çekimi, film yapımcısının topladığı gerçekliğin bir parçası olarak görmemektedir. Çekimin, ışık, hat eylem ve ses gibi biçimsel unsurların mevkisinde bulunan bir unsur olarak kabul etmektedir. Çekimin doğal duyumu deneyimlerimizi kontrol altına tutma gereksinimi hissetmemeli ve bunu yapmamalıdır. Eğer film yapımcısı gerçekten yaratıcı ise, bu hammadde üzerine kendi duygulanımlarını yansıtabilecektir; çekimin anlamında açıkça bulunmayan ilişkiler oluşturulacaktır.

Eisenstein, yeni bir dünya oluşumu için bir hayal gücü ortaya koymaktadır. Onun hammadde kuramı, kesin olarak, Pudovkin’in teorisinden daha karmaşıktır. O, maddesi bir yön içinde ve zihinsel bir yön ve hatta ruhsal bir yön içinde bulunmaktadır. Çekim, film üretiminde yalnızca teknik bir basamaktır. Diğer taraftan bir şok veya atraksiyon, zihin ile madde arsındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır; bu bir izleyici deneyimini daha zengin bir kapsama ulaştırma sorunu olarak karşımıza çıkar.

SİNEMATİK ARAÇLAR:
KURGU (MONTAJ) İLE YARATIM

Filmin hammaddesi çekimlerin içindeki farklı dürtülere göre belirginlik kazanmaktadır. Ancak Eisenstein’ın yaptığı gibi bu dürtülerin sinemanın kendisine denk olduğu sonucuna varılmamalıdır. Bu, daha çok binanın yapı taşları gibidir. Buna “hücre” diyebiliriz. Sinema bu bağımsız hücreleri, bir prensip içinde bir arada bulunmasından oluşmuştur. Bu dürtülere hayat veren şey nedir? Burada kurgunun ünlü ve temel içeriğine ulaşırız.

Eisenstein Kabuki tiyatrosunu örnek vererek hammaddeyi açıklarken, kurguyu da Japon Haiku şiirini örnek vererek açıklama yoluna gitmiştir. O daha yolun başındayken bile Japon dilinin alfabesinde sinema dinamiklerinin temelini görmüştür. İki fikrin çatışması olmadan bir işaret dili yaratılması nasıl olmaktadır diye sorar. Bir kuş ve bir ağız resmi”şarkı söylemek” anlamına gelmektedir. Bir çocuk ve bir ağız ise “bağırmak” anlamındadır.burada yalnız bir unsur değiştirilerek tamamen yeni bir gösterge oluşturulmuştur.filmdeki duygular atraksiyonu algılamaktadır.

Haiku şiiri, ideogramlardan (işaret dili) yapılmıştır ve benzer bir şekilde işlerliliğini sürdürmektedir.

Bu şiirin her bir ifadesi bir atraksiyon olarak görülebilir. İfadelerin birleşimi kurgu ile olacaktır. Dize dize atraksiyon karşıtlığı, birleşik psikolojik bir etki oluşturacaktır. Haiku ile kurgunun değerini gösteren şey budur.

Haiku durumuna işaret eder ki Eisenstein film yapımcısının karşılaşabildiği atraksiyonlar arasındaki çatışma türlerinin listesini yapmaya çalışır: Grafik yönü, dereceleme hacim, kütle, derinlik, parlaklık, odaksal derinlik, vb. çatışması. Tamamen matematiksel metrik kurgudan, burada çatışma çekim süresi uzunlukları ile yaratılmaktadır, entelektüel kurguya kadar beş “kurgu yöntemi” olduğunu bulur. Entelektüel kurguda görsel metafor veya figürün iki terimi arasında izleyici tarafından oluşturulan bilincin sonucu olan anlam vardır. Eisenstein’ın yöntemlerinin çoğu bu iki uç kurgu kurgu yöntemi ile ilgilidir.

O, kurgu ile ilk çalışmalarının büyük bir bölümünü sinema kariyerinin ilk yıllarında yapmış olmasına karşın, bu konuya olan ilgisini tüm yaşantısı boyunca sürdürmüştür.

Pudovkin ve Grigori Alexandrov’un düşüncelerini birleştirerek yazdığı ünlü “Ses üzerindeki ifade” makalesi onon kurgu kuramının uyumluluğunun mükemmel bir örneğini oluşturur. Eisenstein’ın filmin hammaddesi ve kurgu oluşumu hakkındaki fikirleri, sesin henüz filme eklenmediği dönemde yazılmıştır.

Ses durumu, Eisenstein‘ın ortaya koyduğu gerçekçi teknolojinin “kurgu” kullanımındaki çok sayıdaki örnekten yalnızca birisidir.

Eisenstein’ın kurgu düşüncesinin çok sayıda kaynağı vardır. Ondaki yasalcılık estetiği anlayışı, filmin teorisinin diğer hiçbir bölümünde bu kadar belirgin olarak görülmez. Hegel, Marx ve Eisenstein’ın sosyo-kültürel çevresindeki hemen hemen herkes ortaya konan diyalektik düşünme kuramlarına çok şey borçludur.

Eisenstein’ın kurgu kuramı onu, yirmili yılların Gestalt psikolojisini benimseyen Arnheim’den ayıran önemli bir göstergedir. Eisenstein’ın, Pavlov ile olan bağı, onu Arnheim’den uzaklaştırmak için yeterlidir Gestalt psikolojisi “alan” ve “bütün” üzerinde yoğunlaşırken, Pavlov bireysel dürtü ile ilgilenmektedir. Eisenstein’ın kurgu düşüncesi, Pavlov’un kapsamının ötesine geçmektedir.

Ancak, Eisenstein’ın kuramına paralel bir psikolojik kurama sahip kişi ünlü çocuk psikologu Jean Piaget olmuştur. Eisenstein o dönemin Piaget’e yakın olan Rus psikologu Lev Vygotsky’den daha fazla olarak bu İsviçreli düşünürle yakın fikirlere sahip olmuştur. Eisenstein ile Piaget ekolü arsındaki yakın ilişkiyi ortaya koyan çok sayıda ortak düşünceden söz etmeğe değer bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

1. Benmerkezcilik

Piaget’in 2-7 yaş arası çocuklar şeması ön işlemsel düşüncesinin kendilerinden farklılaştırılamadığını ortaya koymaktadır. Eisenstein, pek çok şekilde, görmede deneyimini benmerkeziyetçi bir faaliyet olarak ele almıştır. İzleyiciler, ekrandaki görüntüleri, onların kendi kavrama öncesi deneyiymiş gibi kabullenirler.

2. Öncel hissetme sembolü

2-7 yaş döneminde, Piaget hissetme sembolünün, düzenli bir işlem olarak ön baskınlığının bulunduğunu söylemektedir. Bu tür semboller doğada kutsalmış gibi bulunmaktadırlar; bu semboller, fiziksel karakterlerine mümkün olduğu kadar yaklaşmıştır ve onların önüne geçmeye çalışmaktadırlar.[2]

3. Kurgu düşünüşü

Piaget, genç çocukları iki uç durum arasındaki farkı inceleyerek anlam ölçümünde bulunduklarını ortaya koymuştur. Birbiriyle bağlantılı etkileşim dikkat etmeden oluşumun uç durumları incelemektedir. Eisenstein’ın kurgulama kuramlarının çoğunda uç durumlara olan bu tür dikkatler göz önünde bulundurulmaktadır. Olayların gözler önüne serilmesi için gerekli olan film tarzının çok güçlü olması gerekir. O, olayların statik fragmanını ele almayı tercih etmektedir. Dinamik bir kurgulama prensibi ile enerji yüklenmektedir. Piaget’in temasındaki bir çocuk ve Eisenstein’ın kuramındaki bir izleyici için, çabuk bir çekimle her biri statik olan, her biri değişik bir konumda bulunan fakat beraber düşünüldüğünde bir şiddetin yükselişini tanımlayan üç aslanı göstermek, kavgaya hazır gerçek bir aslanı göstermekten daha anlamlıdır.

4. İçsel konuşma

Eisenstein, Film Biçimi kitabında yer alna “yeni sorunlar” adlı makalesinde, içsel konuşmanın söz dizimine karşılık olan sinema yeterliliğinden bahsetmektedir. Görüntü söz dizimi, parçalanır ve daha sonra ağızdan çıkan konuşmanın mantığına dönüştürülür. Piaget tahmin edileceği gibi, çocukların içsel konuşmalarının, dışsal durumla uyum içinde olmadığı zamanlarda, kişisel dünyalarını tanımlamayı öğreneceklerdir. İçsel konuşmalar, genel olarak yedi yaş dolayında işlemsel halk sözdizimi ile yer değiştirir. Bu, Eisenstein’ın film kuramıyla ilintili olan birkaç görünüm ile karakterize edilir.ilk olarak görüntü diziminden görüntü dizimine “bilinçsiz bir eylem” içinde meydana gelir. İkinci olarak, çocuk birleşim noktasında, görülen birleşik unsurların nedenselliği konusunda “geçişken”dir. Son olarak, çok sayıda unsur tek bir olaya dönüştürülerek temel bir özellik sağlanır.

Eisenstein, Piaget’in sözcüklerinin hiçbirini kullanmaz. Ancak onun sinemada içsel konuşmayı yeniden canlandırmak istediğini söyleyebiliriz. İçsel konuşma akışını kurgu ile harekete geçirmek ister.

Grev, Eisenstein’ın kurgu yöntemi gelişimindeki ilk basamaktır. O, birleşen görüntülerin yeni bir fikir oluşturması temeline dayanır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, kurgu, iki görüntü arasındaki ilişkinin kullanılarak bir şok etkisi (bu doğal olarak, eylemin dramatik duyumu ile uyum içinde olmalıdır) yaratmaktır. Böylece tek bir düşünceye sahip olan izleyiciye karmaşık bir fikir aktarılabilir. Bu yapılırken izleyici duyumsal ve diyalektik olarak en üst noktaya çıkarılır.

Eisenstein, gerçekten de, genel duyumların tüm bir bilimini keşfetmiştir. Grev ile başladığı yaratıcı çalışmalarının etkin çözümlemesine ömrü boyunca devam etmiş ve genel olarak sanat çalışmaları üzerine temel kanunlar keşfetmiştir.

Bilinen kurgu sınıfları şunlardır:

Ölçümlü (METRİC) Kurgu

Bu kuruluşun temel ölçütü (criterion), parçaların salt uzunluğudur. Bu parçalar birbirine bir müzik ölçüsüne uygun kalıp içinde, uzunluklarına göre eklenir. Gerçekleştirme, bu “ölçüler” in yinelenmesiyle ortaya çıkar.

Gerilim, bir yandan formülün asıl orantıları korunurken, öte yandan parçaların kısaltılması sonunda ortaya çıkan mekanik ivmenin etkisiyle sağlanır.Yöntemin ilkel biçimi: Kuleşov’un kullandığı çeyrek ölçü, marş ölçüsü, vals ölçüsü (3/4, 2/4, ¼ vb.) yöntemin yozlaşması: Çapraşık düzensizlikteki bir ölçüyü (16/17, 22/57, vb.) kullanan ölçümlü kurgu.

Böyle bir ölçü basit sayılar bağıntı yasasına aykırı olduğundan, fizyolojik bir etkide bulunma durumu ortadan kalkar. Bundan dolayı, en geniş ölçüdeki etkililiği sağlamak için, bir izlenim seçikliği veren basit bağıntı zorunludur. Yine bundan dolayı bu çeşit ilişkilere her alandaki sağlam klasiklerde rastlanır: mimarlık ; bir resimdeki renk; Skriyabin’in çapraşık bestesi (bölümleri arasındaki bağıntı hep kırılca (kristal)arılığındadır) geometrik görünçlüklemeler; açık ve seçik devlet planlaması, vb.

Dizemsel (RİTMİK) Kurgu

Burada, parçaların uzunluklarını belirlemede, görüntüdeki içerik, göz önüne alınmakta eşit hakları olan bir etkendir. Parça uzunluklarının soyut belirlenmesi, yerini gerçek uzunlukların esnek bağıntısına bırakır. Burada gerçek uzunluk, ölçümlü bir formüle göre matematik yönden belirlenmiş parça uzunluğuna uygun düşmez.

Burada parçalar ile bu parçaların dizemsel ölçülerinin tam ölçümlü özdeşlik durumlarını bulmak eldedir. Bu dizemsel ölçüler de, parçaların, içeriklerine göre düzenlenmesiyle sağlanır.

Potemkin’deki Odesa Merdivenleri ayrımı bunun açık bir örneğidir. Burada askerlerin ayaklarının merdivenleri inerkenki dizemsel çarpışı, bütün ölçümlü isterleri çiğner.

Titremsel (TONAL) Kurgu

Bu terim ilk kez kullanılmaktadır. Bu terim, dizemsel kurgunun ötesindeki bir aşamayı anlatır.

Dizemsel kurguda, kurgu devinimini görüntüden görüntüye sürükleyen, görüntü içindeki devinimdir. Görüntü içindeki bu devinim, devinimli cisimlerin yer değiştirmesi olabilir ya da izleyicinin, herhangi bir devinimsiz cismin çizgisi boyunca yönelen gözünün devinimi olabilir.

Titremsel kurguda devinim geniş bir anlamda algılanıştır. Devinim kavramı kurgu parçasının bütün duygularını kapsar. Burada kurgu, parçanın özellik taşıyan coşkusal sesi’ne, parçanın egmen öğesine dayanır. Parçanın genel ritmine.

Parçanın coşkusal sesinin izlenimci yoldan ölçülebileceğini söylemek doğru olur. Ancak ölçü birimleri değişiktir ve ölçülecek nicelikler de başkadır.

Örneğin bir parçadaki ışık titreşimi derecesi, ışığa duyarlığı olan selenyum elementiyle ölçülmekle kalmaz, bu titreşimlerin her kertelenmesi çıplak gözle de algılanabilir. Bir parçaya daha loş gibi üstünlük ve coşkusal nitemini (sıfatını) verirsek, aynı zamanda bu parçanın aydınlama derecesi için matematik bir katsayı da bulabiliriz. Bu bir ışık titremselliği olayıdır. Ya da parça tiz sesli diye nitelendirilmişse, bu nitelemenin ardında, görüntü içindeki öbür biçimdeki öğelerle karşılaştırıldığında birçok keskin açılı öğeleri bulmak eldedir.

Üsttitremsel (OVERTONAL) Kurgu

Üsttitremsel kurgu, örgensel yönden titremsel kurgu çizgisindeki yeni bir gelişmedir. Üsttitremsel kurgudan, parçanın bütün çekiciliklerinin topluca hesaplanmasıyla ayırt edilebilir.

Bu nitelik, ezgi yönünden coşkusal bir renklendirmeden alınan izlenimi doğrudan doğruya fizyolojik bir algılamaya yükseltir. Bu da, daha önceki düzeylere göre yeni bir düzey demektir. Bu dört sınıf, kurgu yöntemleridir. Bunlar, yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, birbirleriyle çatışma ilişkilerine girdiklerinde doğrudan doğruya kurgu yapılarıdır.

Anlıksal (INTELLECTUAL) Kurgu

Anlıksal kurgu, genellikle fizyolojik yönden üsttitremsel seslerin değil, anlıksal çeşitten seslerin ve üsttitremlerin kurgusudur, yani kendine uygun düşen anlıksal duygulanmaların birbiriyle çatışacak biçimde yan yana getirilmesidir.

Burada kertelemeli nitelik, tümüyle ölçümlü kurgunun etkisi altında sallanan bir insanın devinimi ile bunun içindeki anlıksal süreç arsında ilke olarak herhangi bir başkalık bulunmamasıyla belirlenir; çünkü anlıksal süreç aynı taşkınlıktır, ama daha yüksek sinir özekleri alanında yer alır.

Caz kurgusunun etkisi altında, insanın elleri ve dizleri dizemsel olarak titrerse,ikinci durumda böyle bir titreyiş, daha aykırı bir anlıksal çağrının etkisi altında, düşünce aygıtının sinir dizgesindeki daha yüksek dokuları içinde aynı yolda ortaya çıkar.

FİLM BİÇİMİ

1920’lerde, Eisenstein bireysel atraksiyonların hiçbir zaman sinemada bir anlam olarak kabul edilmeyeceğinin farkına vardı ve kurgunun birleştirici ve dinamik oluşumunu açıkladı. O, basit kurgudan, film biçimi düzeyine geçmenin mücadelesini verdi. Çekim birleşiminin hayat veren enerjisine karşın, yalnızca birleşim noktasının tek başına tüm filmin etkisini belirleyemeyeceğini anlamıştı. Kurgunun bölgesel düzeyde bir anlamı bulunmasına karşın tüm görünüm içinde böyle bir etkinliği yoktu.

Film biçimi sorunu, onun baskın olarak adlandırdığı bir sorun olarak kurgunun kendi içinde bulunmaktaydı. Verilen herhangi bir çekimde, çok sayıda atraksiyon bulunmaktadır; bunların birleşim noktası türü olarak kabul edilmeleri gerekli midir?

Baskın olma düşüncesi yirmili yıllarda Rusya’da çok geniş yankılara neden olmuş ve kuşkusuz Eisenstein!ın 1927 yılında yazdığı “Baskın” makalesi yaygın şekilde okunmuştur.

Eisenstein, yardımcı kodlara ağırlık vererek müzikal karşılaştırımına geri dönmüştür. Burada her bir çekimin baskın olanın yanında ton ve ahenklerden yapılmış olduğunu söylemektedir. Baskın kod, izleyicinin dikkatini en fazla çeken koddur. Ton ve ahenk ise “ikincil dürtü”ye sahiptir ve izleyicinin bilincinde ve görüntüsünde yan etkide bulunur.

Eisenstein, film deneyiminin bütünleyici çizgilerin bir bağı olduğunu düşünmeye başlamıştır. Bunu ayrı dürtülerin bir sistemi olarak düşünmemektedir artık. Müzikal biçim uyarımı ile “tüm deneyim” ve “bütün hissedilmesi” için bir ilgi kurmaya başlamıştır. Film yapımcısı, baskın çizgi boyunca kurgu parçalarını birleştirmekle yetinmemelidir. Duyarlı bir yönetim ile, düşüncesindeki farklı dürtüleri bütünün oluşumu için kullanmamalı, bütünlük hissi içinde bir sonuç izlenimi yaratabilmelidir. Böylesine bağlantılı bir kurgu düşüncesi “çok sesli kurgu”dur ve onun sonucu “sentez birliği”dir.

Eisenstein’ın sürekli olarak tekrarladığı film biçimi ve birlik, “sanat makinesi” ve “sanat organizması” görüntüleri arasında bulunan bir karşılıklı etkileşime indirgenebilir. Sanatın, doğa ve endüstrinin ara noktası olması gerektiğini tekrar tekrar söylemiştir.

Eisenstein’ın karakteristik tarzı, sanat makinesi ile organik dünyanın karşı karşıya olma durumunu ortaya koymaktadır. Bu gençlik iyimserliği çok sayıda kuşku yaratmaktadır ve bu görünümlerin sürekli olarak tekrar gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır.

Bu konudaki görüşlerini daha iyi anlayabilmek için, Eisenstein’ın film biçimini kapsayan tamamlanmış görüşlerini bu iki görüntü ayrımı içinde gözden geçirme k doğru olacaktır.

SANAT MAKİNESİ

Sanatın bir makine olarak görünümü, hiç kuşkusuz ilk olarak çok sayıdaki klasik konuşma ustalarının, izleyiciye karşılıklarını kontrol altına almak için sanatı bir araç olarak kullanmaları ile ortaya çıkmıştır.

Sanatın bir makine olarak görünümü, hiç kuşkusuz, ilk olarak çok sayıdaki klasik konuşma ustalarının, izleyici karşılıklarını kontrol altına almak için sanatı bir araç olarak kullanmaları ile ortaya çıkmıştır. Daha yakın bir zaman olan 19. yy gerçekçileri, özellikle Taine ve Zola, bu görünümlerin,inceden inceye işlenmesine katkıda bulun muşlardır. Ancak Eisenstein, sanatın bir makine olarak görünüm fikrini, daha çok beraber çalıştığı yapısalcılar grubuna borçludur. Marx ve Lenin’in hükümlerini göz önünde bulundurarak sanatın, diğer işler gibi bir iş olduğunu belirtir. Bu fikrini dönemin resimlerin ve yazılarını örnek göstererek pekiştirir. Eisesntein, bio-mekanizma olarak adlandırılan oyunculuk alanının yeni bir kuramının da savunucusudur. 20’li yıllarda, Stanislavski yöntemi ile başarılı bir şekilde mücadele etmiştir. Stanislavski, Moskava sanat tiyatrosunun doğalcılığını küçük görmektedir. Bio-mekanizmanın öncü isimleri 20’li yıllarda avan-garde akımının ortaya çıkışı üzerine etkide bulunmuş.

Sanat çalışmasını oluşturan bu makinenin özellikleri nelerdir? Her şeyden önce zihinde belirli bir amaçla tasarlanan bir oluşumdur. Bir amaç veya bir sorunun çözümü hedeflenmektedir. Oluşturulmadan önce tüm tasarımı tamamlanmıştır. Tüm safları amacı uygun mühendislik yöntemiyle ortaya çıkarılır. Makinenin oluşturulması ve işlevleri büyük ölçüde daha önceden tahmin edilen bir yapıdadır. Mühendisler daha önce benzer işlerde denenerek yararlanılan parçaları makine bütünlüğüne benzer amaçlarla kullanılması için oluşturmaktadır. Makinenin kendisi, işlemini etkin ve iyi bir şekilde yerine getirebilmesi için oluşturulmuştur. Yapılan eğer bir makine ise performansı ön görülebilecektir. Makine teklemeye başlarsa, sorun yaratılan parçalar değiştirilerek tamir edilecektir. Zaman geçtikçe etkinliğini kaybetmesi durumunda daha yeni bir modeli tasarlanacak,aynı işlevi daha etkin bir şekilde yerine getirmesi sağlanacaktır. Bilim ve teknoloji bu alanda çalışmalarını sürdürmektedir.

Makinenin bu görünümlerinin pek çoğu, Eisenstein’ın film amaç ve doğası ile ilintilidir. Onun film hammaddesinin ‘atraksiyon’ olduğunu söylemiştik. Film ise psikolojik bir makine türü olarak bunların izleyicide bir şaşkınlık uyandıran dizisidir. Film biçimi, film yapımcısının istek ve deneyimlerine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır: gerçeğin içindeki yaratıcı oluşum, sanatçının kendisinin sonun varlığından tamamen haberdar yapması, daha sonra en olanaklı araçlar ile bu sona ulaşmayla gerçekleşir.

ORGANİK KARŞILAŞTIRMA

Eisenstein, hiçbir zaman kendisini yukarıda ana hatlarıyla çizilen mekanik kurama tamamen kaptırmamıştır başlangıçtan itibaren yazılarında karşıt kuramın ip uçları verilmiştir. Bu organik kuramdır. Organik kuramı hakkındaki fikirlerin kaynakları burada sayamayacağımız kadar fazladır. Organik kuram 19. yy başlangıcından itibaren batı uygarlığındaki sanatsal yaratımın en etkin modeli olmuştur.[3] Eisenstein, gençliğinin radikal yapısalcılık fikirleri ile bu geleneğin fikirlerini doğal bir potada eritmek istemektedir.

Bu organizmayı sanat çalışmalarıyla karşılaştırabilir görünüm yapan nedir? Daha merkezi olarak, organizmanın her bir parçası içinde yaşayan hayat prensibi ve ruh vardır. Bu durum, onun uygun bir şekilde almasına neden olur. Bu organizma değişik bir çevreye taşındığı zaman, kimliğini kaybetmeden, uyum sağlayabilmek için kendisini değiştirecektir. Organizmanın kendi yetersizliklerini düzeltebileceği, kendi, kendine onların düşüncesi bulunmaktadır. Organizmanın kendi kendine yaratmanın ötesinde genel bir görünümü vardır. Makine, ön varlığının sonunun ilerlemesiyle var olurken, organizma yalnızca kendi sürekliliği içinde yaşamaktadır. Bu Eisenstein’ın hayranlık duyduğu ve bir hayat prensibi haline getirdiği bir görünümdür.

Eisenstein’ın mekaniklik yönü, oyuncunun başlangıçtan itibaren ne yapmak istediğini ve bunun için zorunlu olan gereksinimlerini bilmesi gerektiğini savunur. İzleyici karşısına en etkin ve güçlü çıkmanın yolu budur. Eisenstein’ın organik yönü ise buna karşı çıkmakta ve temanın, oyuncu için bile görünemez olması gerektiğini düşünmektedir.

Eisenstein’ın kendi çalışmasından belirgin bir örnek bize yardımcı olacaktır. 1905’te, Potemkin zırhlısında ir isyan olmaktadır. Bu o yılın vaktinden önce doğan devrimsel hareketin bir parçasıdır. Bir süre için, isyan, Odesa’daki insanları ve yakında bulunan gemilerdeki diğer denizcileri harekete geçirir. Eisenstein bu olayın sayısız şekilde filme alınabileceğini düşünmektedir. Ancak yalnızca bir şekilde olayın doğru biçimi ortaya konabilecektir. Sadece bir film organik olarak tarih gerçekliğine bağlıdır.

Özet olarak, organik karşılaştırma film yapımcısından, film biçiminin çıkış noktası genişletmesini ister.

Eisenstein “organik-makine”si ile yetiniyor görünmektedir. O, filmin izleyici üzerindeki etkisini araştırdığı zaman, makinenin görüntüsüne doğru sıçramıştır.

Özetlemek gerekirse, Eisenstein basit olarak filmin bir makine gibi nesneleri algılamasını istemiştir. Ancak bu makinenin eski parçalardan yapılmış olmasını istemez. Bazıları plan üzerinde mühendislik çalışmalarını yürütürken, diğerleri başka alanlara el atacaktır.

 

FİLMİN SONUÇ AMACI

Eisenstein’ın film biçimi hakkındaki görüşlerinden bahsederken, filmin amacı konusunda düşündüklerini de ele almak gerekir. Eisenstein’ın kuramı retorik ile otonom sanat arsındaki ilişkileri ve sorunları da kapsamaktadır. Bu terimler pek çok kuramda birbirine zıt kutuplar olarak değerlendirilir. Eisenstein kuramlarını oluştururken bunların birer sanat kuramı olduğunu düşünmektedir. Bunu bir retorik araç olarak kullandığına dair en ufak bir ipucu dahi bulunmaz. Her ne kadar geçmişte birkaç yazar onu bir retorik kuramcısı olmakla suçlamış olsa bile, diğerleri onun filmlerinin çözümlemesini birer propaganda metini olarak yapmışlar ve Eisenstein’ı bu konuda desteklemişlerdir.

RETORİK

Henüz estetik bilimi veya sanat fikirleri doğmamış iken yunanlılar retorik kuramlarını özenle oluşturmuşlardır. Geniş anlamda düşünüldüğünde, retorik büyük dil ve iletişim bilimidir. Daha dar kapsamda, karşılıklı konuşmanın sonuçları, yöntemleri ve etkileri olarak değerlendirilebilir.

Sanatın bir makine olduğu inancı, klasik retorik durumu ortaya koymaktadır. Filmin sanat çalışması gerçek bir araç olmaktadır. Üzerinde ayarlama ve değişiklikler yapılabilmektedir. Retoriği ortaya koyan kişi veya film yapımcısı fikirlerini güçlü ve açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Böyle bir durumun amacı entelektüel veya duygusal olarak izleyici etkisini sağlayabilmektir.

Film durumunu doğal yapısı gereği olarak izleticiler üzerinde bir baskın olma durumu bulunur. İzleyicilerin, diyalogun normal durumuna yanıt verme olanakları bulunur. Film makinesinin oluşturduğu etkilere açık bir konumdadır.

Eisenstein’ın kuramı ko0laylıkla bir propaganda kuramı olarak kabul edilebilir. Propaganda filmleri ve TV ticari yapımlarının amacı, seyircilerin zihninde ve duygularında akıllıca görüntü ayarlamaları yaparak onlar üzerinde en yücel duygusal etki oluşturmaktır. Bu etki sanat çalışmasının varlık nedeni (raison d’etre) olacaktır.

Filmlerin bir tipolojisi gönderilen mesajların önem ve karmaşıklığı üzerine yapılabilir. Filmlerin bu mesajlara uygunluğu önem taşımaktadır. Film amacının böyle bir kuramı, sinemasal me-tinlerin büyük bölümü için geçerlidir.

Eisenstein’ın bu sinema görüşünü kabul etmesinin boyutlarını kestirmek kolay değildir. sanatın bu tür etki ve mesajlardan korunması gerektiğini düşünüp düşünmediğini anlamak zordur.

 

SANAT

Eisenstein, hiçbir zaman için retorik ve sanat terimleriyle sorunları çözme yoluna gitmemiştir. Söylem veya iç söylem terimleriyle sorunları kavramak ve çözüm yolları aramak onun daha yatkın olduğu yoldur. Tüm ifadeler izleyiciyi etkiler ancak bazıları bunu izleyicilerin özel zihinsel dünyalarına diğerlerinden daha fazla saldırarak etkide bulunmaktadır. Tüm filmlerin bir ereği olmasına rağmen, yalnızca büyük filmler konuşma tarzında ileri gider, ön plana çıkan basit bir retorikten kaçınmaktadır. Burada kurgu basit bir söz dizimi kuramıdır. Bu aynı kurgu kuramları içsel söylemin gizemli bir oluşumunu tanımlamaktadır. Fenomenin bu ön dilsel örneklemesi çarpıcı kurgunun ortaya çıkmasının birleşim noktasında olmaktadır. Büyük filmler, konvansiyonel dili es geçerek, tümdengelimi dilbilgisel görünümün zincirlerine, öncel bir gösterim zorlamasında bulunmaktadır. Eisenstein, “film duyumu” kitabının başlangıç kısımlarında bu konu ile ilgili olarak şöyle yazmıştır:

Her bir kurgu parçası artık ilgisiz bir şey olarak var olur. Ancak genel temanın verilen belirli bir gösterimi (rep-resention) olarak vardır. Bu tema tüm çekim parçalarının içine eşit olarak nüfuz etmiştir. Verilen bir kurgu yapımındaki bu parçalı ayrıntıların birleşim noktaları yaşama çağırmasıdır. Her bir ayrıntı genel kali- te içinde katılımda bulunmaktadır. Tüm detaylar bir araya gelerek bütünü oluştururlar. Bu yaratıcılığın genelleştirdiği görüntüdür.

Eisenstein, sanatın Romantik kuramcıları gibi, öncel ve doğal olarak kendisine bağlı olan bir şeyin doğruya bağlı olduğunu düşünmektedir. Ona göre, bir filmdeki hem yöntem (gösterimler arasına temasal olarak nüfuz etmiş bulunan diyalektik birleşim noktası), hem de yöntemi yaratan sonuç görünümü,yaratıcıları sanatçı ve izleyicileri) doğru bir oluşum ve yaşantının teması için birleştirmektir. Eisenstein, yaşam halinin, Marksist bin yıl düşüncesine doğru diyalektik bir eylem olarak, tarih ve doğanın gerçek oluşumları ile iç içe olduğunu savunmaktadır. Öyleyse sanat retorikten daha farklı bir görev üstlenmiştir. O, temel insan algılamasıyla tarih ve doğanın temek oluşumları arasında uygunluğu protesto etmek için vardır. Bu dikkatli bir mantık sistemiyle açıklanamaz. Sanat çalışması kendisini neredeyse gizemli bir şekilde göstermektedir. Bunu kendisini mükemmelleştirerek, insan oğlu ile doğa arasında aracılık ederek yapmaktadır.

Marksist durumda, Eisenstein, sanatın kültürü kuvvetlendirdiğini hissetmektedir. Çünkü bu kültür, uygun diyalektik ilkeler üzerine temellenmiştir. Zihin ve doğa oluşumlarıyla uyum halindedir. Devrim öncesi toplumlarda, gerçek sanat, protesto amaçlı başkaldıran bir güç olmalıdır. Sanat, algılamaları değiştirerek, davranış değişikliklerini sağlayabilir. Bunu kendi içindeki yapısıyla dolaylı olarak yapabilmektedir. Diğer taraftan, retorik bilgi ve tutumda belirle değişimler yapmaktan başka bir amaca sahip değildir.

Eisenstein, ümitsiz bir şekilde, bu değişimi istemektedir. O, film sanatı düşüncesinin bunu derece derece yerine getirmesini ister. Doğrunun dağıtımını (retorik) değil, doğrunun genel görünümünü (sanat) arzulamaktadır.

Eisenstein’ın film kuramının gerçek bir duyumundan, makineyle organizmanın bu diyalektik şekillenmesi vardır. Onun makalelerinin çoğu, Rusya’daki estetik savaşın bir parçası olarak yazılmıştır. Film yapımının belli türleri yüceltilirken, diğerlerine karşın bir savaşım verilmektedir. Onlar, kelimenin tam anlamıyla retoriktir. Kuram, bir bütün olarak organik bir yaşantıya sahip görünmektedir.

Bunun en çarpıcı örneği, Eisenstein’ın kuramının günümüz Fransız film kültürünün gücüne dayanmasıdır. 1960’ın ortalarına kadar daha çok tanınan ve kabul gören Andre Bazin bu yıllardan sonra geçerliliğini büyük ölçüde Eisenstein’a bırakmıştır.

Yazan :Kasım TOPDEMİR

 

Kaynakça:

  • Film Biçimi “Sergey M. Eisenstein” Çeviren: Nijat Özön
  • Eisenstein, Yaşam Öyküsü ve Yapıtları “Yon Barna” – İzdüşüm,
  • Sinema Kuramları “J. Dudley Andrew” İzdüşüm Yayınları

 

Dipnotlar:

  1. Film Duyumu, Çev: Nijat Özön, Payel Yayınevi
  2. (Film Biçimi – Film Form, s.135)
  3. Film Duyumu kitabı


Kaynak :  http://www.7sanat.com

18 Şubat 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/02/Sergei-Eisenstein.jpg 450 346 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-02-18 13:38:112012-02-18 13:41:46Sinema kuramı ve bir dahi; Sergey Eisenstein ‘ın Biyografisi
Sanat Haberleri

Nerede Olursanız Olun; 29 Ocak – 05 Şubat arası Sanatla Olun !

Ocak ayını sonlandırıp yeni bir aya girdiğimiz bu haftada sanatseverleri yine yoğun bir etkinlik programı bekliyor.

 Müzik

İSTANBUL

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “Piyanolu Kuartet Akşamı” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da “Ayşegül İnci Project”, yarın saat 22.30’da “Bulutsuzluk Özlemi”, çarşamba günü saat 22.30’da “Akustikler”, perşembe günü saat 22.30’da “Doa Band”, cuma günü saat 22.30’da “Metropolis” konseri izlenebilir.

(0 212 244 25 58)

■ ‘Alt.’ta bugün saat 22.30’da “Mercedes Casali Quartet”, yarın saat 22.30’da “Yaşar Kurt” konseri izlenebilir. (0 212 244 85 67)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Serbest Müzisyenler ve Yapımcılar Derneği Destek Konseri”, çarşamba günü saat 21.30’da “Luis Ernesto Gomez – Gülseren & La Descarga”, perşembe günü saat 21.30’da “Kolektif İstanbul”, cuma günü saat 23.00’te “Nekropsi”, cumartesi günü saat 24.30’da “DJ Sarıyılan aka Kaan Sezyum DJ Set” ve saat 20.00’de “Bob Marley Birthday Celebration” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Akbank Sanat’ta yarın saat 20.00’de “Emre Elivar” konseri izlenebilir. (0 212 252 35 00)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta çarşamba günü saat 21.00’de “Model”, cuma günü saat 22.00’de “Gökhan Türkmen”, cumartesi günü saat 22.00’de “Emre Aydın” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde çarşamba günü saat 20.00’de “MFÖ”, perşembe günü saat 21.00’de “Moğollar” konseri izlenebilir.

(0 212 316 10 83)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “solardip”, perşembe günü saat 21.30’da “Nu Park”, cuma günü saat 22.30’da “Mor ve Ötesi AKUSTİK Özel Konuklarla”, cumartesi günü saat 22.30’da “Müslüm Gürses: Meyhanede” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde perşembe günü saat 20.00’de “N-Fesli Quartet – Dört Element”, cuma günü saat 21.30’da “İmer Demirer Ensemble”, cumartesi günü saat 20.00’de “Banu Sözüar – Fantezi ve Prelüdler” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Fulya Sanat’ta perşembe günü saat 20.00’de Fulya Sanat Resitalleri kapsamında “Ensemble Kheops’tan Trio Gecesi” konseri izlenebilir.

(0 212 215 60 29)

■ ‘Caddebostan Kültür Merkezi’nde cuma günü saat 20.00’de “İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası” konseri izlenebilir. (0 216 386 29 49)

■ ‘Roxy’de cuma günü saat 21.30’da “The Jimi Hendrix Show feat Leon Hendrix” konseri izlenebilir. (0 212 249 12 83)

■ ‘Salon’da cuma günü saat 22.30’da “Göksel” konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’nde cumartesi günü saat 20.30’da “Fatih Erkoç” konseri izlenebilir. (0 216 658 00 15)

■ ‘Bostancı Gösteri Merkezi’nde cumartesi günü saat 21.00’de “Kıraç” konseri izlenebilir.

(0 216 384 72 10)

ANKARA

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Rengim Gökmen yönetiminde vereceği, Stefan Dohr’un (korno) solist olarak katılacağı konser 2, 3 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)

■ Jolly Joker Ankara’da, MFÖ konseri 3 Şubat’ta saat 22.00’de, Yaşar konseri 4 Şubat’ta saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Re Majör Yaylı Çalgılar Dörtlüsü’nün vereceği konser 4 Şubat’ta saat 13.00’te.

(0 312 442 30 50)

İZMİR

■ Bornova Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün düzenlediği Kurtalan Ekspres “Cem Karaca ve Barış Manço Anma Konseri” 1 Şubat’ta saat 20.00’de Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar MÖTBE Kültür Merkezi’nde.

Sergi

İSTANBUL

■ Hayvan isimli karma kukla sergi 1-26 Şubat tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire binasında.

■ Tan Oral’ın “Kıkırdak” isimli sergisi bugün sona eriyor. Schneidertempel Sanat Merkezi’nde.

■ Didem Dayı’nın “Ne Yazık ki Milyonlarca Kadının Yaptığını Yapmada Tereddüt Ediyordum” isimli sergisi bugün sona eriyor. İMOGA İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Galerisi’nde.

■ Taze Kâğıt İşler 5isimli karma sergi bugün sona eriyor. UPSD Sanat Galerisi’nde. (0212 24762 83)

■ Gogi Çagelişvili’nin sergisi bugün sona eriyor. Pirosmani Sanat Galerisi’nde. (0212 2526812)

■ Yapı Kredi Resim Koleksiyonu / Modern Dönem sergisi bugün sona eriyor. Caddebostan Kültür Merkezi’nde. (0 216 3862681)

■ Volkan Aslan’ın “VOLKAN” adlı sergisi yarına kadar Maçka Sanat Galerisi’nde. (0212 240 80 23)

■ Demir Kardaş’ın “Unique Prints” adlı sergisi yarına kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Fevzi Karakoç’un “Köprü II Sergisi” adlı sergisi yarına kadar Çırağan Palaca Kempinski Sanat Galerisi’nde.

■ Argun Okumuşoğlu’nun “Frottage II” adlı sergisi yarına kadar 44A Sanat Galerisi’nde. (0212 233 33 80)

■ Mahmut Celayir, Mehmet Kısmet’in “Pastoral Diyaloglar” adlı sergisi yarına kadar C.A.M Galeri’de.

■ Şebnem Somel ve Şive Neşe BAYDAR’ın sergisi yarına kadar Mabeyn Gallery’de. (0212 261 6060)

■ Müge Biçen’in “Tuval” isimli sergisi 2 Şubat’a kadar Ütopya Platform Sanat Galerisi’nde. (0216 414 11 87 )

■ Gizem Bentürk – Tara Demircioğlu’nun fotoğraf sergisi 3 Şubat’a kadar Galatea Art Sanat Galerisi’nde. (0212 245 80 38)

■ Kazım Şahbudak’ın “Kalenin Çocukları” fotoğraf sergisi 3 Şubat’a kadar Fotofilm Sanat Merkezi’nde. (0 212 2440495)

■ Hikmet Andaç’ın sergisi 3 Şubat’a kadar TGC Basın Müzesi’nde. (0 212 513 84 58)

■ Hüseyin Ertunç’un sergisi 4 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde. (0212 247 08 99)

■ Naile Akıncı’nın “Hesaplaşmalarım’’ sergisi 4 Şubat’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde. (0212 265 81 58)

■ Sıdıka Atalay’ın “Yılların Getirdikleri” isimli sergisi 4 Şubat’a kadar Artisan Sanat Galerisi’nde. (0212 247 90 81)

■ Gülfidan Özmen’in “Görsel Hafıza II” isimli sergisi 4 Şubat’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde.

■ Süheyla Sabır’ın “Sonsuz Sezgi ve Arada Durumlar” sergisi 4 Şubat’a kadar Art Gallery Niş İstanbul’da. (0212 232 88 48)

■ Sayat Uşaklıgil’in “Yıldızlar Geçidi” adlı kişisel sergisi 5 Şubat’a kadar Artgalerim Nişantaşı Sanat Galerisi’nde.

■ Meltem Yaşar’ın “Afrika’nın Gülen Yüzü” Fotoğraf Sergisi 5 Şubat’a kadar Art & Life Sanat Galerisi’nde.(0212 293 91 50)

■ Selahattin Yıldırım’ın “Şimdi Mümkün” isimli sergisi 5 Şubat’a kadar arte İstanbul’da. (0212 292 8045)

■ Pınar Du Pre’nin “Devam Ettiği Sürece Güzeldi” sergisi 7 Şubat’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Ebru Uygun’un “In Time in Rhythm” sergisi 7 Şubat’a kadar Dirimart’ta. (0 212 291 34 34)

■ Döngüsel Yansımalar isimli karma sergi 8 Şubat’a kadar Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212) 245 02 29)

■ Cenk Akaltun’un “Suda Yaratılışlar” isimli sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0212) 251 91 63)

■ Şaziye Erel ve Atölye Baraka 15’in karma sergisi 8 Şubat’a kadar Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi’nde.

■ Jale Çelik’in sergisi 8 Şubat’a kadar Galeri Artist’te. (0212 227 6852)

■ Sema Öcal ’ın “kimsecik” başlıklı sergisi 9 Şubat’a kadar Galeri Espas’da. (02122277017)

■ Sefer Öztürk’ün keçe ve resim sergisi 10 Şubat’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (216 – 362 18 26)

■ A. Halim Kulaksız’ın “Döngü” isimli sergisi 11 Şubat’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15)

■ Cemil Güç’ün “Elma” isimli heykel sergisi 11 Şubat’a kadar Galeri Selvin’de.

■ Ahmet Sel’in “Oryantal İllüzyonlar” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Pi Artworks Galatasaray’da. (0212 2454087)

■ Sami Solmaz’ın “Adalılar” adlı fotoğraf sergisi 12 Şubat’a kadar Beyoğlu Sismanoglio Megaro (Şişmanoğlu) Binası’nda. (212 219 29 71)

■ Erdinç Babat’ın “Müşkülpesent” adlı sergisi 12 Şubat’a kadar Cep Sanat Galerisi’nde. (0212 292 00 38)

■ Ahmet Merey’in “Serbest Tırmanış” isimli sergisi 12 Şubat’a kadar ART SUİTES Gallery’de. (0 212 251 5561)

■ İbrahim Balaban’ın “Balabanizm” isimli sergisi 14 Şubat’a kadar International Art Center’da. (0 216 310 83 94)

■ Aradığın şeyin ta kendisi isimli karma sergi 15 Şubat’a kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 04 58)

■ Hülya Düzenli’nin “Ortak Bir Acı” isimli sergisi 15 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 212 232 38 13)

■ Yeni İşler isimli sergi 15 Şubat’a kadar Kare Sanat Galerisi’nde. (0212 240 44 48)

■ Züleyha Akbaş’ın sergisi 17 Şubat’a kadar Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nde.

■ Ertuğrul Ateş’in sergisi 18 Şubat’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Sevim Çizer, Zehra Çobanlı, Meltem Kaya Erti, Candan Güngör ve Sibel Sevim’in seramik sergisi 18 Şubat’a kadar Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde.(02123510060)

■ Georgios Maroudas’ın sergisi 19 Şubat’a kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde. (0212-438 63 50 )

■ İkametgâh Kadıköy isimli karma sergi 19 Şubat’a kadar KargART, Hush Galeri, Piha Kolektif Sanat, Asfalt Art Gallery’de. (0216.3371513)

■ Ferda Pulhan’ın sergisi 21 Şubat’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde. (0 212 225 23 37)

■ Sevgililere Çizgiler ve Renklerbaşlıklı karma sergi 23 Şubat’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Karlı Oda 2 başlıklı karma resim sergisi 24 Şubat’a kadar Galeri Oda’da. (0 212 259 22 08)

■ Elvan Alpay’ın “Kirpi” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Tunca Subaşı’nın “Kalıntı” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar PiArtworks’te. (0212 245 40 87)

■ Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun “Kâğıt Üzerinde Gezinti” adlı sergisi 25 Şubat’a kadar füsuninanartgallery’de. (0212 232 40 49)

■ Aslımay Altay Göney’in “İstif” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Galeri Apel’de.

■ Michael Snow’un “Solosnow” isimli sergisi 25 Şubat’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Salvador Dali’nin “İlahi Komedya”, “Gala ile Akşam Yemeği”, “Sürrealizm İzleri” adlı üç ayrı başlıktaki eserlerinden oluşan sergi 26 Şubat’a kadar MSGSÜ Tophane-i Âmire’de.

■ Berna Erkün’ün “Yakın uçtuk uzaktık, uzaktık yakın geçtik” adlı sergisi 26 Şubat’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0216 385 12 03)

■ Selçuk Erez Fotoğraf Koleksiyonu’ndan “Görünenler Görünmeyenler” isimli sergi 26 Şubat’a kadar Galeri G-art’ta. (0212 2960876)

■ Sevinç Altan’ın “Ayrıntı’nın Sevinç’li Kapakları” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde. (0212 393 81 11)

■ Tonguç Yaşar’ın “Renkahenk” adlı sergisi 29 Şubat’a kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Karikatür ve Mizah Merkezi’nde. (0212 256 42 58)

■ Adile Gülan, Tülay Oskay Işın, Yusuf Özsarfati, Evrensel Derman ve Nihat Evren Derman’ın karma sergisi 29 Şubat’a kadar Tolga Eti Sanat Evi’nde. (0216 368 26 79)

■ Jose Maria Mellado’nun “Esrarengiz Manzaralar” adlı sergisi 10 Mart’a kadar Elipsis Gallery’de. (0212 244 89 00)

■ Halil’in “Tepme” isimli sergisi 31 Mart’a kadar The Empire Project’te. (0 212 292 5968)

■ Sultanlar, Tüccarlar, Ressamlar ve Konstantiniyye’den İstanbul’a Boğaziçi Anadolu yakası fotoğrafları sergisi 1 Nisan’a kadar Pera Müzesi’nde. (212 211 41 00)

■ İnci Eviner’in sergisi 6 Nisan’a kadar Salt Galata’da.

■ Kilden Suretler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan Antik Çağ Terrakotta Figürinleri sergisi 15 Nisan’a kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 284 63 63)

■ Musevitoğlu Atölyesi Resim Sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

ANKARA

■ Gür Dalkıran/60 Yıldan Yansıyanlar – resim – 2 Şubat’a dek Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)

■ İrfan Dönmez – resim – 3 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

■ Güldeste VIII – resim – 4 Şubat’a dek – Helikon Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 78 01)

■ Asiye Aytan – resim – 4 Şubat’a dek – Altanay Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 30 76)

■ Ustalar II – resim – 4 Şubat’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

■ Karma sergi – resim – 5 Şubat’a dek – Valör Resim Galerisi’nde. (0 312 442 00 72)

■ World Press Photo 2011/Dünya Basın Fotoğrafları 2011 – fotoğraf – 5 Şubat’a dek – Forum Ankara Outlet’te. (0 312 567 64 00)

■ İmkânsız Galeri – resim – 7 Şubat’a dek – Galeri Kara’da. (0 312 433 12 35)

■ Osman Akbay&Mustafa Cinel&Mustafa Hikmet Malkoç – karma resim – 9 Şubat’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

■ Suat Arıkan – resim – 10 Şubat’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ Malik Bulut/Yüzleşme – resim – 11 Şubat’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

■ Osman Kerkütlü – resim – 18 Şubat’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Ercan Gülen – resim – 18 Şubat’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Hüseyin Şahbudak – resim – 18 Şubat’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

■ Baran Kamiloğlu – resim – 19 Şubat’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0 312 285 89 98)

■ Serdar Leblebici – resim – 22 Şubat’a değin – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ İbrahim Örs – resim – 25 Şubat’a dek – Takıantika Sanat Galerisi’nde. (0 312 436 37 88)

■ Habip Aydoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Canan Atalay/İçsel Manzaralar – resim – 2 Mart’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

İZMİR

■ Karacasu Vakfı’nın kurduğu Aphrodisias Sanat Merkezi, 4 Şubat’a dek İFOD (İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği) Doğa Fotoğrafı Atölyesi Sergisi, Beytullah Şavkın’ın Türkiye ve İsviçre’den manzaralar içeren sulu boya resim sergisi ve Ayla Gedik’in yağlıboya resim sergisini ağırlayacak.

■ Elvin Öztürk’ün “Kumsal Yansımalarda Aşk” adlı resim sergisi, 2 Şubat’a dek TÖMER İzmir Şubesi Sergi Salonu’nda izlenimde.

■ Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi, Aysen Yılmazu’nun özgün baskı resim sergisini ağırlıyor.

■ Ceyda Kiraz’ın “Koza Mucizesi” adlı resim sergisi 12 Şubat’a dek EÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde izlenimde. Aynı mekân 11 Şubat’a dek Nedim Sönmez’in ebru sergisine de ev sahipliği yapacak.

■ Ege Üniversitesi Prof. Dr. Yusuf Vardar-MÖTBE Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde Erkuter Leblebici’nin seramik sergisi 17 Şubat’a dek görülebilecek.

■ Kedi Kültür Sanat Merkezi yarına dek Prof. Dr. Bedri Karayağmurlar’ın “EL İM DİL İM” resim sergisini ağırlıyor.

■ Reha Yalnızcık Resim Sergisi Selçuk Yaşar Sanat Galerisi’nde 4 Şubat’a dek izlenimde.

■ İzmir Suluboyacılar Derneği Profesyoneller Grubu’nun resim sergisi 25 Şubat’a dek Karabağlar Belediyesi Çalıkuşu Sergi ve Kongre Salonu’nda görülebilir.

■ İzmir Sanat Merkezi 13 Şubat’a dek Sevim Çınar’ın “İçimizdeki Kanatlar” adlı seramik sergisini ağırlayacak.

MERSİN

■ Oberhausen-Arttwin Genç Sanat Yarışması Sergisi, bugün 17.00’de İçel Sanat Kulübü’nde açılacak. Ayşe Uğural-Müfide İlhan Sanat Galerisi’ndeki sergi 17 Şubat’a dek izlenime açık olacak. (0324 238 10 88)

Tiyatro

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Sezuan’ın İyi İnsanı” cuma, cumartesi 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahnesi Salon 1’de “Sidikli Kasabası” yarın, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahnesi Salon 2’de “Vahşet Tanrısı” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Beyoğlu Küçük Sahne’de “Profesyonel” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Kırmızı” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar” çarşamba, cuma 20.00, cumartesi 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “At” perşembe, cumartesi 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Perşembenin Hanımları”, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Tehlikeli İlişkiler”, Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Sevgili Doktor”, Haldun Taner Sahnesi’nde “Yüzleşme”, Ümraniye Sahnesi’nde “Lüküs Hayat”, Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “İntiharın Genel Provası”, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde “Mutfak Söyleşileri” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Deniz Kızı” perşembe, cuma 10.30 ve 13.30, Kâğ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Boncuk” perşembe, cuma 10.30 ve 13.30. K.Çekmece Sef. KSM’de “Çığ” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.30. (0 212 455 39 00)

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Tersine Dünya” perşembe 20.30, “Hangisi Babası” cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00, “Külhanbeyli Müzikali” cumartesi 20.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” pazar 11.00, “Aklı Havada” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Medeni Hali: Kadın” çarşamba 20.30. (0 212 661 38 94)

■ Tiyatro Pera’da “Kazaen (Beyoğlu’nda Çarpışmalar)” cuma 20.00, cumartesi 20.30, pazar 18.30

■ Dostlar Tiyatrosunun “Kerem Gibi” oyunu çarşamba 20.30, Yunus Emre Kültür Merkezi, cuma 20.30 Muammer Karaca Tiyatrosu, “Marx’ın Dönüşü” cumartesi 20.30, C.K.M, (0 212 252 59 35)

■ Oyun Atölyesi’nde “Kıyıya Oturmanın Böylesi” yarın 20.30. “Don Juan’ın Gecesi” perşembe, cuma, cumartesi 20.30, pazar 16.00. (0 216 345 39 39)

■ Kumbaracı50’de “Cam Adımlar” bugün 20.30, “444” yarın 20.30 (0 212 243 50 51)

■ Dot’ta DOT’un yeni oyunu “Süpernova” çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi 21.00. (0 212 232 44 40)

■ Kenter Tiyatrosu’nda Kenter Oyuncuları “Zorla Güzellik” perşembe 20.30 Caddebostan Kültür Merkezi, cuma 20.30 Kenter Tiyatrosu, “Çirkin Ördek Yavrusu Müzikali” pazar. (0 212 246 3589)

■ Semaver Kumpanya’nın “Nasreddin Hoca” oyunu pazar 13.00 Çevre Tiyatrosu . (0 212 585 59 35)

■ Tiyatro Kedinin “Koca Sinan” oyunu salı 20.30 Bahçeşehir Kültür Merkezi, “Kaplan Maplan” cumartesi, Pazar 13.00 “Koca Sinan” cumartesi 20.30, pazar 18.30 Tiyatro Kedi Blackout Sahnesi (0 212 257 79 36)

■ İkincikat’ta bugün “Bulanık”, “Cam Yapraklar” yarın, “Yalnız Batı” Çarşamba, “Yok Oğlum, Biz Evdeyiz” perşembe, “Limonata” cuma, cumartesi, “Kainatın En Hızlı Saati” pazar 21.00. (0 212 292 32 47)

■ Maya Sahnesi’nde “Ford Mach 1 Bağdat Caddesi’nde” salı 20.30, “Hastalık Hastası” çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” perşembe, cumartesi 20.30, “Yeni Bir Hayat İçin” cuma 20.30, “Selam Sana Shakespeare” cumartesi 16.00. “Cimri” pazar 18.00. (0 212 252 74 52)

■ Ak’la Kara Tiyatro’da “Sihirbaz” yarın 20.30, “Fare Kapanı” çarşamba, perşembe 20.30, “Tom, Dick & Harry” cuma, cumartesi 20.30, pazar 15.00, “Pizza Ülkesi” cumartesi, pazar 12.00. (0 216 541 43 59)

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde, “Gizler Çarşısı” yarın ve 1-5 Şubat tarihleri arasında, cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Rab Şeytana Dedi ki” 7-12 Şubat tarihleri arasında, cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Kafes Arkasında” yarın ve 1-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 12 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Genç Osman” 3 Şubat’ta saat 20.00’de, 5 Şubat’ta saat 15.00’te, “Kerbela” 7, 10 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Barış” yarın ve 1-4 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Benim Tatlı Meleğim/çocuk oyunu” 5, 12 Şubat tarihlerinde saat 11.00’de, “Kantocu” 7-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Figaro” yarın ve 1-11 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 5 ve 12 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” yarın ve 1-4 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da, “Hüzzam” 7-11 Şubat tarihleri arasında saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ Stüdyo Sahne’de, “Üç Yönetmen Üç Oyun” yarın ve 3, 7, 10, Şubat’ta saat 20.00’de, 5, 12 Şubat’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

■ Şinasi Sahnesi’nde, “Sırça Kümes” yarın ve 1-5 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Elma Hırsızları” 7-12 Şubat tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 467 17 44)

■ Mavi Sahne’de, “Oyunun Oyunu” 8, 9, 10, 11, 15, 16, 17, 18, 29 Şubat’ta saat 20.00’de, 12 ve 19 Şubat’ta saat 17.00’de, “Tuluatmasyon/Her şey doğaçlama komik gösteri” 1, 4, 22, 25 Şubat tarihlerinde saat 20.00’de, “Hiç/Neyzen Tevfik” 24 Şubat’ta saat 20.00’de, 26 Şubat’ta saat 17.00’de, “Cin Fikir/Her şey doğaçlama çocuk oyunu” 4, 11, 18, 25 Şubat tarihlerinde saat 12.00’de. (0 312 241 02 33)

ADANA

■ Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Üstün Dökmen’in yazdığı ve Ali Hürol’un yönettiği ‘Komşu Köyün Delisi’ adlı oyunu yarın seyirciyle buluşturacak. (0322 458 93 47)

SAMSUN

■ Samsun Devlet Tiyatrosu’nda Yarın ve 1 Şubat Çarşamba akşamı, Ankara Devlet Tiyatrosu’nca hazırlanan “Soğuk Bir Berlin Gecesi” isimli Oyun sahnelenecek. Barış Eren’in yazdığı ve sahneye koyduğu oyunda, Avrupa’nın ortasında uygar bir kente, uygar insanlar arasında dili, kültürü farklı olduğu için yabancı konumuna düşürülen ve ötekileştirilen Tarık’ın Avrupa insanını sorgulaması anlatılıyor.

■ Samsun Düşevi Oyuncuları, 1 Şubat Çarşamba günü 20.00’de Gazi Sahnesi’nde, “Süreyya” isimli oyunu tekrar sahnelenecek. Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Cem Kaynar’ın sahneye koyduğu oyunda, hayatının sonuna gelmiş bir kadının yarım bıraktığı birçok şeyi ölmeden önce tamamlama çabası anlatılıyor.

Opera-Bale

İSTANBUL

■ Kadıköy Süreyya Operası’nda cumartesi günü saat 16.00’da “Don Kişot” adlı bale gösterisi sahnelenecek. Pazar günü saat 11.00’de ise “Bremen Mızıkacıları” adlı çocuk müzikali seslendirilecek. (0216 346 15 31)

ANKARA

■ Operet Sahnesi’nde, “Özsoy Quartet/konser” yarın saat 20.00’de, “Bir Tenor Aranıyor/müzikal komedi” 5 Şubat’ta saat 16.00’da, “Şarkılarla Yaşamak/müzikli oyun” 7 Şubat’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

■ Leyla Gencer Sahnesi’nde, “Sihirli Dünya/çocuk müzikali” 5 Şubat’ta saat 11.00’de. (0 312 324 68 01)

Gösteri-Söyleşi

İSTANBUL

■ İstanbul Modern Sinema’da “George Lucas ve SİYAD’ın seçtiği beş film” başlıklı seçki, perşembe ve pazar günleri gösterilecek. (0212 334 73 41)

ANKARA

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Prof. Dr. Alpaslan Işıklı’nın vereceği, “Neoliberalizm ve 3. Dünya Savaşı?” başlıklı söyleşi, 4 Şubat’ta saat 14.30’da. (0 312 442 30 50)

 

30 Ocak 2012/34 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2011/12/Kültür-ve-sanat-nar-sanat1.jpg 271 271 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-01-30 13:46:372012-01-30 13:46:37Nerede Olursanız Olun; 29 Ocak – 05 Şubat arası Sanatla Olun !
Sanat Haberleri

!F İstanbul Bağımsız Filmler Festivali İzmir ’de!

Yılın en çok konuşulan ödüllü bağımsız filmleri ve yönetmenlerini izleyiciler ile buluşturacak olan festival, her zamanki gibi ilginç konukları, renkli partileri ve eylem-odaklı atölye çalışmaları ile dolu bir program sunuyor. Üstelik filmler bu yıl İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir’e de gidiyor!

Tahrir’den Occupy’a kadar dünyayı çalkalayan sokak hareketlerinin damgasını vurduğu bir yılın ardından 11. si yapılacak olan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali de seyircisini ‘Hareket’e davet ediyor! Yılın en çok konuşulan ödüllü bağımsız filmleri ve yönetmenlerini izleyiciler ile buluşturacak olan festival, her zamanki gibi ilginç konukları, renkli partileri ve eylem-odaklı atölye çalışmaları ile dolu bir program sunuyor. Üstelik filmler bu yıl İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir’e de gidiyor!

The Descendants, Take Shelter ve Bellflower gibi yılın en çok konuşulan bol ödüllü filmleri Hit Filmler bölümünde Digitürk işbirliğinde yerini aldı. 2012 senesine özel yeni bölümleri arasında NTV işbirliğinde People Power/Arka Bahçe, CNBC-e ortaklığında e-şıkkı ve Turkcell Profesyoneller Kulübü’nun sunduğu Yol bölümü var. !f İstanbul klasiklerinden olan Fantastik Filmler ise gnctrkcll ortaklığında.

!f İstanbul’un bu seneki sürprizlerinden biri ise müzik filmleri, partileri ve etkinliklerini Adidas Originals ana sponsorluğunda !f Music başlığı altında toplaması ve ünlü İngiliz besteci Micheal Nyman gibi konukların da katılımıyla genişletmesi.

Festival 16-26 Şubat tarihleri arasında AFM Fitaş Beyoğlu, Maçka G-Mall, AFM İstinye Park ve AFM Caddebostan Budak, 1-4 Mart tarihlerinde Ankara CEPA’da, 2-4 Mart tarihlerinde İzmir Balçova KİPA’da gerçekleşecek.

Festivalin biletleri 3 Şubat’ta Mybilet’ten indirimli ön satışa çıkıyor.

13 Ocak’tan itibaren satışa çıkacak sınırlı sayıdaki G!ft Card ile hafta içi gündüz seanslarına 10 bilet ve 1 gece yarısı seansı bileti 40 TL olacak.

 

İşte 2012 festivalinden bazı ana başlıklar:

Sundance Yine !f İstanbul’u Global Merkezlerinden Biri Seçti

Robert Redford’un bağımsız filmlere ve yönetmenlere bir yuva olarak yarattığı Sundance Enstitüsü !f İstanbul ile olan ortaklığının 2. senesinde yine Sundance Lab’in senaryo yazım eğitimlerini, taze Sundance filmlerinden bazıları ile birlikte !f İstanbul’a getiriyor.

Ünlü Mısırlı Aktivist ve Oyuncu Khaled Abdol Naga Keşif Jürisinde

Festivalin uluslararası yarışması Keş!f yine genç yönetmenlerin ilham veren filmlerinden oluşan bir seçki ve bu senenin jüri üyeleri Yeşim Ustaoğlu, Andrea Picard, Mark Adams, Jonathan Cauoette, Khaled Abdol Naga ile cesaret ve yenilik dolu filmlerle İstanbul’da olacak. Bağımsız sinemanın yeni yeteneklerini, sinemanın ustalarıyla bir araya getiren !f İstanbul festivalin son hafta sonunda dünyanın farklı yerlerinden genç sinemacıları ve sinema duayeni ustaları buluşturuyor.

Jacques Nolot İstanbul’da! Fransız L’ACID 20. Yılını !f İstanbul ile Kutluyor

Bağımsız sinemanın Paris merkezli kuruluşu L’ACID 20. yılını kutlarken gözden kaçmış modern klasiklerden ve yeni yapımlardan oluşan bir seçkiyi !f İstanbul ortaklığında festival kapsamında bağımsız sinema severlere ulaştıracak.

Seçkide yer alan filmler bol ödüllü Blissfully Yours (Apichatpong Weerasethakul), aykırı İsrailli yönetmen Avi Mograbi’den Avenge But One of My Two Eyes, Locarno’da Gümüş Leopar ödüllü Curling (Denis Côté) ve Cannes En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu ödüllü L’humanite (Bruno Dumont).

Program kapsamında ayrıca ünlü oyuncu Jacques Nolot, Avant Que J’oublie adlı meşhur filmini sunmak üzere İstanbul’da olacak.

İlk kez verilecek Yeni bir Dünya için Sinema ödülünü almak üzere Rupert Everett !f istanbul’da!

Ünlü İngiliz oyuncu hem Zenne filminin özel bir gösterimini sunacak, hem de festivalin Yeni bir Dünya İçin Sinema ödülünün ilk sahibi olacak.

Gey olduğunu açıklayıp Hollywood’da başarılı bir oyunculuk kariyerine imza atan ilk oyuncu olarak bilinen Everett bu anlamda eşcinsellerin görünürlüğü için verilen mücadelede özel bir yere sahip.

!f’in verdiği ödül, Everett’ın ‘herkesin korkusuzca kendisi olabileceği bir dünyaya sinema yoluyla yaptığı katkılar’ için 26 Şubat’ta özel bir tören ile verilecek.

AHMET YILDIZ’IN DAVASINI YAKINDAN TAKIP ETTI

Everett, Lord Byron hakkında televizyon için çekilen bir belgesel nedeniyle Türkiye’de bulunduğu sıralarda Ahmet Yıldız’ın babası tarafından gey olduğu için öldürüldüğünü öğrendi. Zenne filmine konu olan bu cinayet hakkında ‘Türkiye’de eşcinsel olarak yaşamanın kolay olduğunu sanmıyorum’ demişti o sırada. Olaydan 5 yıl sonra, Everett bu kez Zenne filminin özel bir gösterimini sunmak üzere İstanbul’a geliyor.

Ünlü oyuncu Rupert Everett ilk kez 1981 yılında Another Country filmindeki öğrenci rolüyle tanındı. Dokuz sene sonra, Paris’te bir röportajda gey olduğunu açıkladı ve o günden beri eşcinsel hakları ve bu konudaki önyargıları yıkmak için mücadele ediyor.

Everett’ın bir oyuncu olarak ünlenmesi 90larda The Madness of King George, Robert Altman’ın Ready to Wear gibi filmlerin ardından Julia Roberts ile birlikte oynadığı My Best Friend’s Wedding ile oldu. Ardından John Schlesinger’ın The Next Best Thing ve Oskar ödüllü Shakespeare in Love gibi filmlerde oynadı.

Everett’ın Türkiye ziyareti British Council tarafından destekleniyor.

Dünyanın Büyük Festivallerinden Topladıkları Ödüllerle !f’e Gelen Hit Filmler

Her sene olduğu gibi bu sene de Toronto, Venedik, Cannes, Sundance, Independent Spirit, Golden Globe ödüllü ve festival gezgini filmler Digitürk işbirliği ile !f İstanbul programında yerini aldı.

Alexander Payne’in senenin en çok konuşulan ödül rekortmeni filmi The Descendants / Senden Bana Kalan, Jeff Nichols yönetmenliğindeki Cannes dahil 10 ödüllü Take Shelter / Sığınak, Evan Glodell’in mucize yönetmen olarak tanınmasını sağlayan Bellflower / Arıza Aşk, Jonathan Levine ve Seth Rogen’ı gerçek bir kanser hikayesinin komediyle karışık dram uyarlamasında bir araya getiren 50/50 / Şansa Bak Hit Filmler’den sadece bazıları. Michelle Williams’ın iki aşk arasında kaldığı Take This Waltz / Bu Dans Senin , tarihimizin en radikal çevreci grubunun hikayesini anlatan If A Tree Falls: A Story Of The Earth Liberation Front / Eğer Bir Ağaç Devrilirse: Yeryüzü Özgürlük Cephesi’nin Hikayesi , 60’ların ve Ken Kesey ile Marry Pranksters’ın ruhunu orjinal görüntülerle belgeselleyen Magic Trip / Sihirli Yolculuk , Todd Solondz’un Venedik, Locarno ve Toronto’dan ödülle gelen yeni filmi Dark Horse / Kara At, Sundance, SXSW ve Locarno gezgini Azazel Jacobs filmi Terri / Terri de Hit Filmler arasında.

11. Senenin Yeni Bölümleri – Dünyaya Kapalı Kalamazdık

Bu sene Mısır’dan Amerika’ya uzanan hareketlenmeler ve yeni bir dünya düzeni isteyen insanların eylemleriyle geçti. Bu hareketlerden esinlenen NTV işbirliğindeki People Power / Arka Bahçe bölümünün ön plandaki filmleri arasında Tahrir 2011: The Good, The Bad And The Politician ve Pockets of Resistance var. Bölümün yönetmenleri de konuklarımız arasında olacak.

Diğer yeni bölümümüz e-xperiments / e-şıkkı, sınırların muğlaklaştığı, tabuların ortadan kalktığı denemeye korkmayan karakterlerin hikayelerini perdeye taşıyor. CNBC-e işbirliğindeki bölümün ön plana çıkan filmleri arasında 17 Girls / 17 Kız, People I Could Have Been And Maybe Am / Olabileceğim Belki De Olduğum İnsanlar, Empire North / Empire North var.

Bir başka yeni bölüm olan Turkcell Profesyoneller Kulübü işbirliğindeki The Trip / Yol bölümündeki filmler sadece uzaklara yapılan yolculukların değil, aynı zamanda insanın kendi içinde ve kafasında yaptığı yolculukların da filmleri. Çok ses getiren Tarnation filminin yönetmeni Jonathan Cauoette’in son filmi Walk Away Renee ve Radiohead’in Meeting People is Easy ve Joy Division filmlerinin ünlü yönetmeni Grant Gee’nin son filmi Patience After Sebald / Sabır (Sebald’in İzinde), bu bölümde.

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da Ücretsiz Sinema ve Konuşmalar

Sinefilleri sinema salonlarından çıkartıp buluşturan !f İstanbul’un 2012’deki etkinlik merkezi SALT. Festival süresince ücretsiz film gösterimleri ve konuşmalar burada gerçekleşecek.

Radiohead ve Joy Division Filmlerinin Yönetmeni Grant Gee Anlatıyor
Radiohead ve Joy Division gibi gruplar hakkındaki ödüllü belgesellerinden tanıdığımız yönetmen Grant Gee tarafından çekilen Sabır (Sebald’in İzinde) filminde Sebald’ın bir yayıncısı, yazarın İngiltere kıyısında yaptığı bir yürüşün etrafında anı, kurgu, sanat, tarih, bellek arasında dolanan belki de en tanınmış kitabı Satürn’ün Halkaları’nı nasıl sınıflandıracağını bilemediğini anlatıyor. Kitap roman mıdır, düzyazı mı, seyahatname mi, yoksa tarih mi? Emre Ayvaz’ın Gee ile uyarlama üzerine yapacağı sohbeti kaçırmayın!

Ünlü Besteci Michael Nyman İle Buluşmak
Piyano, The End of the Affair, Gattaca ve Peter Greenaway filmlerine yaptığı bestelerle sayısız ödül kazanan besteci Michael Nyman ilk filmi Kameralı Nyman’ı festivalde sunduktan sonra, !f Music kapsamında sesle görüntü arasındaki ilişkiyi keşfettiği bir konuşma yapıp, kısa filmlerinden parçalar gösterecek. British Council desteği ile konuk olan müzisyen ve yönetmen Nyman, birçok festivalde ödül almış filmlerin bestecisi olarak edindiği deneyimleri aktaracak.

!f İstanbul Yeni Bir Mini-Festivalle Geliyor – !f Music

2012 senesinde 16-26 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek 11. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali yeni bir sürprizle geliyor. adidas Originals ana sponsorluğundaki mini-festival !f Music, müziğin tüm yansımalarını bir araya getiriyor. !f Music ile müzik filmleri, müziğin mutfağından etkinlikler ve partiler bir arada !f İstanbul’da.

!f Music filmleri, Chemical Brothers’dan Devendra Banhart’a, Courtney Love Curt Cobain ilişkisinden erkek egemen müzik dünyasında kadın olmayı anlatan Patty Schemel’e, Le Tigre’ye ve Japonya’nın mistik seslerine uzanıyor. !f Music Partileri’nde, Kate Simko Nisan 2011’de Berlin’de yarattığı çığır açan canlı ‘A/V’ şovu ile !f Music Açılış Partisi’nde Ghetto’da! 3 mekana birden yayılacak olan Gökkuşağı Partisi’nde ana sahnede Nomi Ruiz (Jessica 6) DJ setinin ardından sürpriz bir PA performansı da yapacak.

!f Music’in ilk sürprizi Chemical Brothers’ın filmi Don’t Think’in dünyanın sayılı şehirlerinde eş zamanlı yapılacak olan gösterimine İstanbul’u da eklemek oldu. 26 Ocak gecesi seçilmiş 26 şehirde yapılacak eşzamanlı gösterimin bir ayağı da İstanbul’da gerçekleşecek. Tüm dünyada sayılı insanın parçası olabileceği bu canlı sinema olayı adidas Originals ana sponsorluğundaki !f Music kapsamında!

!f Music Partileri

!f İstanbul’un adidas Originals ana sponsorluğundaki ve Tuborg ortaklığındaki yeni festivali !f Music sadece Sesli Yaşam filmleri ve müzik etkinlikleri ile değil partileriyle de çok konuşulacak.

!f Music Açılış Partisi / !f Istanbul Opening Party

18 Şubat Cumartesi

Feat. Kate Simko (US) Live + DJ Set
Warm up- Close up : Dearhead
Visuals by Jeffrey Weeter

Jeffrey Weeter’ın gerçek zamanlı video kurgusu ile Kate Simko’nun canlı performansı birleşiyor ve ‘Canlı Sinema’ adını verdikleri 2011 şovu İstanbul’lu müzikseverlerle buluşuyor. Kendine özgü canlı bir sinematik deneyime dönüşecek performans daha önce Asya, Avrupa ve Amerika’da Fabric, Verboten (New York), Culture Box (Kopenhag), Cocoliche (Buenos Aires), Rex Club (Paris) gibi kulüplerde gerçekleşti, şimdi ise !f İstanbul ile ilk defa GHETTO’da ! Gecenin açılışını ve kapanışını Dearhead yapacak.
!f Music Gökkuşağı Partisi / !f Rainbow Party
24 Şubat Cuma

Feat. Jessica 6, Barış K, Dearhead, Mr.Sür, Elif & Duygu

!f İstanbul’un gelenekselleşen, rengârenk partisi yine sevenlerinin gözünü arkada bırakmıyor! Babylon’un ev sahipliğinde gerçekleşecek ve 3 mekana birden yayılacak olan partide ana sahnede DJ setinin ardından sürpriz bir PA performansı da yapacak olan Nomi Ruiz (Jessica 6), ve hemen sonrasında seti devralacak Barış K, Dearhead, Mr. Sür, Elif & Duygu tüm gece ana sahnedeki herkesi dans ettiriyor olacak.

!f İzmir programı 3 Şubat 2012 tarihinde açıklanacaktır.

 

http://www.izmirdesanat.org

27 Ocak 2012/24 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/01/f-izmir.jpg 300 520 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-01-27 12:36:242012-01-27 12:39:52!F İstanbul Bağımsız Filmler Festivali İzmir ’de!
Sanat Haberleri

Nerede Olursanız Olun; 12 Aralık – 18 Aralık, Arası Sanatla Olun !

Kumbaracı50’de ‘O.B.E.B’ bugün 20.30, ‘444’ Salı 20.30, ‘Kebap’ Çarşamba 20.30, ‘Merdivenden İnen Sanatçı’ Perşembe 20.30, ‘Beraber ve Solo Şarkılar’ Cuma 20.30, ‘O.B.E.B’ cumartesi 20.30, ‘Lahana Sarma’ Pazar 13.00’de izlenebilir.

Sergi

İstanbul

■ Neren Alpar’ın “Düş Zamanı” isimli resim sergisi 14 Aralık – 6 Ocak 2012 tarihleri arasında GALATEAART’ta. (0212 245 33 20)

■ Ahmet Umur Deniz’in sergisi 14 Aralık – 14 Ocak 2012 tarihleri arasında Karşı Sanat Çalışmaları’nda. (0212 245 71 53 – 54)

■ Ahmet Sel’in “Oryantal İllüzyonlar” adlı sergisi 15 Aralık 2011 – 12 Şubat 2012 tarihleri arasında Pi Artworks Galatasaray’da. (0212 245 40 87)

■ Aylin Zaptçıoğlu’nun resim sergisi 15 Aralık – 5 Ocak 2012 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde. (0212 265 81 58)

■ küçük şeyler isimli sergi 15 Aralık – 14 Ocak 2012 tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 251 00 60)

■ Özlem Paker ve Elçin Acun’un sergileri 15 Aralık – 9 Ocak 2012 tarihleri arasında Gallery LiNART’ta. (0 212 281 12 00)

■ Lalehan Günev’in Türk Bezeme Sanatları motifleriyle kuru yaprakları renklendirdiği sergisi 16 – 31 Aralık tarihleri arasında Veni Vidi Göz Sağlığı Merkezi’nde. (0216 444 00 01)

■ Yusuf Şengür’ün “Geçmiş Zaman Kahramanları” isimli sergisi 16 Aralık – 7 Ocak tarihleri arasında Ormo Sanat Galerisi’nde. (0212 252 00 47)

■ Burak Arıkan’ın “BURAK” isimli sergisi 13 Aralık’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde. (0212 240 80 23)

■ Ergin İnan – Emiel Hoorne – Enk De Kramer’in sergisi 13 Aralık’a kadar Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde. (0212 327 00 12)

■ Bihrat Mavitan’ın “2B+3B = 2B” isimli resim sergisi 13 Aralık’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. (0216 418 38 06)

■ Ilgın Seymen’in “Mutluluğun Mini Marketi” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Art ON’da. (0 2122591543)

■ Türkiye’de Zaman / Time in Turkey isimli sergi 15 Aralık’a kadar Taksim, Galatarasay ve Tünel meydanları ile Sismanoglio Megaro, Fotografevi, Fototrek Fotoğraf Merkezi ve Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde. (0212 249 45 46)

■ Nejat Satı’nın “DRUGSTORE” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Art ON’da. (0 2122591543)

■ Bahar Kocaman’ın “Haller” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Galeri Espas’ta. (0 212 227 70 17)

■ Canan Aydoğan ’ın “Sesleri Arayış” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi’nde. (0216 3862949)

■ Dana Kyndrova’nın “İlk Nefesten Son Nefese Kadınlar” fotoğraf sergisi 15 Aralık’a kadar İFSAK’ta. (0212 292 42 01)

■ Zahit Büyükişleyen’in “Déja vu” isimli resim sergisi 16 Aralık’a kadar Maçka Modern Sanat Galerisi’nde. (0212 259 45 13)

■ Emre Arolat Architects’in “An/Moment” isimli sergisi 16 Aralık’a kadar İstanbul Kültür Üniversitesi’nde.

■ Ebülfez Ferecoğlu’nun resim sergisi 16 Aralık’a kadar Vakıfbank İstanbul Genel Müdürlük Fuayesi’nde. (0212 316 70 79)

■ Kemal Kara’nın “Efekte Efekt” isimli sergisi 16 Aralık’a kadar İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde. (0 212 288 48 48)

■ Dolanbay’ın “Heavy Paintings – Beyond Traces” sergisi 17 Aralık’a kadar Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Mehmet Turgut’un “5199” başlıklı sergisi 17 Aralık’a kadar Nişantaşı City’s Sergi Alanı’nda. (0 212 281 12 00)

■ Eren Eyüboğlu’nun Retrospektif Sergisi 17 Aralık’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde. (0 212 438 63 50)

■ Sadi Öziş ve Kare Metal Atölyesi’nin sergisi 17 Aralık’a kadar Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde. (0 212 243 20 48)

■ Murat Germen’in “Meta-morfoz” isimli sergisi 17 Aralık’a kadar C.A.M Galeri’de. (0212 245 79 75)

■ Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Pesen, Reha Yalnızcık, Işıl Özışık resimleri, Kamil Masaracı’nın karikatürlerinden oluşan karma sergi 17 Aralık’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Sabri Berkel’in sergisi 18 Aralık’a kadar Art Suites Gallery’de. (212 251 55 61)

■ Koç Üniversitesi’nden 14 öğrencinin “İstanbul’la Bakmak” isimli fotoğraf sergisi 18 Aralık’a kadar ENKA Okulları Dr. Clinton Vickers Sanat Galerisi’nde.

■ Safiye Mine Erdurak’ın “Hayata Gel” isimli sergisi 19 Aralık’a kadar UPSD Sanat Galerisi’nde. (0212 347 62 83)

■ Coca-Cola ile Mutluluk Yolculuğu Sergisi 21 Aralık’a kadar santralistanbul Galeri 1’de. (0212 343 67 68)

■ Turgut Mutlugöz’ün sergisi 22 Aralık’a kadar Harmony Sanat Galerisi’nde. (0216 553 21 67)

■ Ozan Türkkan’ın “Fraktal Boyutlar” sergisi 22 Aralık’a kadar IAP Galeri’de. (0212 221 41 42)

■ Ahmet Akgün ve M. Emin Kayserili’nin sergisi 23 Aralık’a kadar Ziraat İstanbul Tünel Sanat Galerisi’nde.

■ Exlibris Bosco Stregato – Büyülü Orman isimli Exlibris Özgün Baskı Sergisi 23 Aralık’a kadar Soroptimistlerin Balat Kültür Evi’nde.

■ Evren Tekinoktay’ın “Mor Kafa” başlıklı sergisi 24 Aralık’a kadar GALERİST Akaretler’de. (0212 244 8230)

■ Dilara Akay’ın “Arklar 2011” sergisi 24 Aralık’a kadar Galeri G – Art’ta. (0212 296 08 76)

■ Çınar Eslek’in sergisi 25 Aralık’a kadar Pi Artworks Tophane’de. (0212 245 40 87)

■ İbrahim Çiftçioğlu’nun sergisi 26 Aralık’a kadar Leonardo Sanat Galerisi’nde. (0212 280 83 94)

■ Axel Hütte’nin “Emerald Woods” sergisi 27 Aralık’a kadar Dirimart’ta. (0 212 2913434)

■ Seçkin Pirim’in heykel sergisi 27 Aralık’a kadar Borusan Müzik Evi’nde. (0 216 310 54 04)

■ Ana Tzarev’in sergisi 28 Aralık’a kadar santralistanbul’da. (0 212 311 78 78)

■ Michael Kenna’nın “Magnum Silentium” sergisi 30 Aralık’a kadar Elipsis Gallery’de. (0212 244 89 00)

■ Şerif Kino’nun “Don Kişot Teşvikiye’de” isimli sergisi 30 Aralık’a kadar Galeri Oda’da. (0 212 259 22 08)

■ Şeyma Oktuğ’un sergisi 30 Aralık’a kadar Troy Sanat’ta. (0212 327 99 99)

■ Defne Küçük ve Turgay Karadağ’ın sergisi 30 Aralık’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0 212 249 01 50)

■ Aynur Ocak’ın Camaltı gesim sergisi 30 Aralık’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde.

■ Sadık Kınıkoğlu’nun sergisi 30 Aralık’a kadar Marmara Üniversitesi Rektörlüğü Cumhuriyet Müzesi Sanat Galerisi’nde. (0212 518 16 00)

■ Nil Yalter’in “20.yy / 21.yy” başlıklı kişisel sergisi 30 Aralık’a kadar Galerist Tepebaşı’nda. (0212 252 18 96)

■ İbrahim Ethem Temo’nun “Uzak Yüzler” başlıklı fotoğraf sergisi 30 Aralık’a kadar Avusturya Kültür Ofisi’nde.

■ İstanbullaşmak Yapım Aşaması: Beyoğlu isimli sergi 31 Aralık’a kadar SALT’ta. (0212 377 42 00)

■ Ceren Oykut’un “Mayom İçimde” isimli sergisi 31 Aralık’a kadar artSümer’de. (0212 249 10 35)

■ Gazi Sansoy’un “Yüzsüzler” isimli resim sergisi 31 Aralık’a kadar Galeri İlayda’da. (0 212 227 92 92)

■ Çiğdem Yapanar’ın “EXODO” isimli heykel sergisi 31 Aralık’a kadar Nişantaşı Kare Sanat Galerisi’nde. (0 212 249 01 50)

■ Osman Kehri’nin suluboya resim sergisi 31 Aralık’a kadar Tolga Eti Galeri’de. (0216 368 26 79)

■ Süreyya Uygun’un sergisi 31 Aralık’a kadar Tatbiki Sanat Galerisi’nde. (0216 338 98 37)

■ Adnan Varınca, Ömer Kaleşi, Alecos Fassianos, Abdulkadir Öztürk, Gökşin Sipahioğlu’nun sergisi 31 Aralık’a kadar TEM Sanat Galerisi’nde. (0212 247 08 99)

■ Gazi Sansoy’un “Yüzsüzler” isimli sergisi 31 Aralık’a kadar Galeri İlayda’da. (0 212 227 92 92)

■ Ayşegül Yeşilnil’in sergisi 31 Aralık’a kadar Tuzla Belediyesi Sanat Galerisi’nde. (0216 446 19 35)

■ Alper Bıçaklıoğlu’nun “Ademler ve Havvalar” isimli sergisi 31 Aralık’a kadar Füsun Inan Art Gallery’de. (0212 232 40 49)

■ Emre Tandırlı’nın “Sürpriztepe” isimli sergi 31 Aralık’a kadar Mabeyn Gallery’de. (0212 261 6060)

■ Johan Tahon’un “Beyaz Tohumlayıcılar” isimli sergisi 31 Aralık’a kadar Akbank Sanat’ta. (0212 275 01 45)

■ Mehmet Ayanoğlu’nun “GRID” başlıklı sergisi 31 Aralık’a kadar Kare Sanat Galerisi’nde. (0 212 240 44 48)

■ Akgün Akova’nın “Yolda Sevince Rastladım” adlı sergisi 31 Aralık’a kadar Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi’nde.

■ Sophie Calle’nin “Son Kez, İlk Kez” isimli sergisi 31 Aralık’a kadar Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde. (0212 277 22 00)

■ Sevinç Altan’ın “Ayrıntı’nın SEVİNÇ’li Kapakları” 31 Aralık’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde. (0212 512 15 00)

■ Suretin Sireti: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu’ndan Bir Seçki isimli sergi 31 Aralık’a kadar Pera Müzesi’nde. (0212 211 41 00)

■ Ice Station Antarcticae isimli sergisi 2 Ocak 2012’ye kadar Akbatı Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde. (0212 397 70 70)

■ Ziya Tacir’in “Bomonti” isimli sergisi 2 Ocak’ kadar MERKUR’de. (0 212 225 37 37)

■ Yunus Emre Dokumacı’nın “Dokunuşlar” isimli sergisi 2 Ocak’a kadar İstanbul Kültür Üniversitesi’nde. (0 212 498 41 46)

■ Diana Page ve Joicy Koothur’un “Between Colour and Line” isimli sergisi 2 Ocak’a kadar Sainte Pulchérie Lisesi’nde. (0 212 244 25 36)

■ Lale Temelkuran’ın sergisi 3 Ocak’a kadar Almelek Sanat Galerisi’nde. (0212 265 3851)

■ Bahri Genç’in “Yüzlerden Gizler” başlıklı sergisi 4 Ocak’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15-20-21)

■ Emre Çalış’ın sergisi 5 Ocak’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da. (0 212 251 91 63)

■ Nadia Arditti ve Mahmut Karatoprak’ın sergisi 6 Ocak’a kadar dem-art Sanat Galerisi’nde. (0212 287 7867)

■ Halil Akdeniz, Muzaffer Akyol, Adem Genç’in “Başka Dünyalar” isimli sergisi 7 Ocak’a kadar Tunca Sanat’ta. (0212 282 01 70)

■ Leyla Gediz’in sergisi 7 Ocak’a kadar Rampa’da. (0 212 327 08 00)

■ Mustafa Duymaz’ın “Panokent” isimli sergisi 7 Ocak’a kadar Galeri/Miz’de. (0 212 241 76 66)

■ Nesli Türk’ün “Bedenin Hafızası” isimli sergisi 7 Ocak’a kadar Akademililer Sanat Merkezi’nde. (0212 245 02 29)

■ Raziye Kubat’ın “Kimlerdensiniz?” isimli sergisi 7 Ocak’a kadar Galeri Kent’te. (0 212 225 67 15)

■ Bahram Hajou’nun “Diyalog” isimli sergisi 7 Ocak’a kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde. (0 212 241 04 58)

■ Osman Hamdi Bey ve Amerikalılar: Arkeoloji, Diplomasi, Sanat sergisi 8 Ocak’a kadar Pera Müzesi’nde. (212 211 41 00)

■ H. Avni Öztopçu’nun sergisi 8 Ocak’a kadar Mine Sanat Galerisi Nişantaşı’nda.

■ Abraham David Christian’ın sergisi 11 Ocak’a kadar Galeri Artist’te. (0 212 227 68 52)

■ Tayfun Erdoğmuş’un sergisi 14 Ocak’a kadar Galeri Nev’de. (0 212 252 15 25)

■ İklim Değişikliği Sergisi 15 Ocak 2012’ye kadar santralistanbul Ana Galeri’de. (0 212 346 41 42)

■ ‘Dikkat! Kadın’ isimli karma sergi 15 Ocak’a kadar Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Ayşen Urfalıoğlu, Florencia Almirón ve Ragıp Basmazölmez’in “Vurgu ve Sessiz Kalış” adlı sergisi 22 Ocak’a kadar Siemens Sanat’ta. (0212 334 11 04)

■ Türkiye’den modern ve çağdaş kadın sanatçıların “Hayal ve Hakikat” isimli sergisi 22 Ocak’a kadar İstanbul Modern’de. (0212.334 73 31)

■ Foto Galatasaray isimli sergi 22 Ocak’a kadar SALT Galata’da. (0212 334 22 00)

■ Leonardo Da Vinci’nin “Kadınlar ve Manzaralar” isimli reprodüksiyon sergisi 22 Ocak’a kadar Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde. (212 219 16 97)

■ Sabrina Fresko’nun sergisi 28 Ocak’a kadar Simya Galeri’de. (0212 259 77 40)

■ Sevginin Resimleri isimli karma sergi 28 Ocak’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Kilden Suretler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan Antik Çağ Terrakotta Figürinleri sergisi 15 Nisan’a kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 284 63 63)

■ Musevitoğlu Atölyesi Resim Sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

Ankara

■ Yaprak Aktimur – resim – 16 Aralık’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ Erdal Ateş – resim – 17 Aralık’a dek – Galeri Akdeniz’de. (0 312 231 45 43)

■ Tayyar Eren – resim – 17 Aralık’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Bruno Pollacci – dijital art – 17 Aralık’a dek – Sevgi Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 26 34)

■ Fatma Fatoş Günönü – resim – 18 Aralık’a dek – Atakule Vakıfbank Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 90 67)

■ Nuran Konuralp – patchwork (parça çalışması) – 18 Aralık’a dek – Atakule Vakıfbank Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 90 67)

■ Basın Şehitleri Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir Anısına/Van-İnsan Manzaraları – fotoğraf – 22 Aralık’a dek – Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde. (0 312 442 30 50)

■ Aykut Öz – heykel – 23 Aralık’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

■ İbrahim Demirel Resim Koleksiyonu 3 – resim – 23 Aralık’a dek – Galeri Sanatyapım’da. (0 312 222 19 06)

■ Tansel Çeber – heykel – 27 Aralık’a dek – Çankaya Belediyesi Galeri Kara’da. (0 312 433 12 35)

■ Sezai Kara/Kadın ve Çiçeklere Güzelleme – resim – 28 Aralık’a dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0 312 418 02 53)

■ Cemal Güvenç – retrospektif – 30 Aralık’a dek – Gazi Üniversitesi Resim Heykel Müzesi’nde. (0 312 202 20 21)

■ Hüseyin Yıldırım – resim – 2 Ocak’a dek – Fırça Sanat Galerisi’nde. (0 312 438 60 08)

■ Fevzi Karakoç – resim – 2 Ocak’a dek – Arete Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Canan Berber&Rıfat Koçak – resim, heykel – 7 Ocak’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

■ İnsan Hakları/Kadın Hakları – karikatür – 10 Ocak’a dek – Türkiye Barolar Birliği Avukat Özdemir Özok Kültür ve Kongre Merkezi’nde. (0 312 292 59 00)

■ Yalçın Gökçebağ – resim – 12 Ocak’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

İzmir

■ Nedim Sönmez’in ebru sergisi, 26 Aralık’a dek Norm Sanat Galerisi’nde.

■ Kainat Barkan Pajonk’un resim sergisi Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı Selçuk Yaşar Sanat Galerisi’nde izlenimde.

■ Rahime Günkurt’un resim sergisi İzmir Sanat Merkezi’nde bugün sona eriyor.

■ A.Kadir Ekinci’nin doğum yeri olan Kars’ta çektiği fotoğrafların yer alacağı “Uzak Işık” adlı sergi, 13 Aralık 2011- 2 Ocak 2012 tarihlerinde İzmir Sanat merkezinde izlenecek. Ekinci’nin ikinci kişisel sergisinde Kars’a ait otuz iki siyah beyaz fotoğraf bulunuyor.

■ Art Shop Sanat Galerisi, 81 sanatçının eserlerinden oluşan “Küçük Şeyler” adlı karma resim sergisini 16 Ocak’a dek ağırlayacak.

■ Eren Eyüboğlu Resim Sergisi 31 Aralık’a dek Kedi Kültür Sanat Merkezi’nde.

■ Urla Belediyesi Meclis Üyesi Diş Hekimi Ali Yıldıray Varol ilk kişisel fotoğraf sergisini Urla Belediyesi Fotoğraf Sanat Evi’nde açtı. Sergi 30 Aralık’a dek görülebilecek.

Adana

■ Derya Eğilmez, Saadet Beyaz, Türkan Altınkaynak ve Bilal Geniş’in yağlıboya çalışmalarının yer aldığı, “Karma Resim Sergisi” bugün 17.30’da Hacı Ömer Sabancı Kültür Sarayı’ndaki Adana Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde açılıyor. Sergi hafta boyu izlenebilecek. (0322 3524674)

■ Ressam Erdal Ateş’in, yağlıboya resim çalışmalarının yer aldığı, “Karşı Duvarlar” adlı sergisi Altan Kitabevi Sanat Galerisi’nde sürüyor. Ateş’in sergisi 31 Aralık tarihine dek izlenime açık olacak. (0322 4593458)

Antakya
■ Gazeteci Ramazan Şanıvar’ın, “Hatay Tadında 6 Yılda 66 Kare Fotoğraf” adlı sergisi 23 Aralık cuma günü Eski Antakya Belediyesi binasında açılacak. Sergi, hafta boyu izlenime açık tutulacak.

(0535 3757711)

Cumhuriyet 12.12.2011

Gösteri Söyleşi

İstanbul

■ Cermodern Sanatlar Merkezi’nde, Milli Kütüphane Başkanlığı’nın Turizm ve Ticaret AŞ (TURAŞ) ile ortaklaşa düzenlediği Şiir Söyleşileri etkinlikleri kapsamında, 30 Aralık’ta, saat 16.00’da, gerçekleştirilecek “Şiirimizde Yaşanmış Duyarlık” başlıklı şiirli söyleşide, gazetemiz yazarı Mustafa Şerif Onaran, tiyatro oyuncuları Rüştü Asyalı ve Berin Ötenel’in okuyacağı şiirler üzerine söyleşi yapacak.

(0 312 310 00 00)

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın ve CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun konuşmacı olarak yer alacağı “Deniz Feneri Dosyasındakiler” başlıklı söyleşi, 14 Aralık’ta saat 18.30’da. (0 312 442 30 50)

Opera Bale

İstanbul

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası’nda yarın ve çarşamba günü saat 20.00’de “Şen Dul” adlı opera, pazar günü saat 11.00’de “Heidi” adlı çocuk müzikali seslendirilecek. (0216 346 15 31)

■ ‘Fulya Sanat’ta çarşamba günü saat 20.00’de “Dört Duvar” adlı bale gösterisi sahnelenecek.

(0212 215 60 37-38)

Ankara

■ Opera Sahnesi’nde, “Ali Baba ve Kırk Haramiler/opera” 21Aralık’ta saat 20.00’de, “Tosca/opera” 14 Aralık’ta saat 20.00’de, “Uyuyan Güzel/bale” 17, 22, 29 Aralık’ta saat 20.00’de, “Çakırcalı Efe/dans tiyatrosu” 19 Aralık’ta saat 20.00’de, “Gecenin Rengi/modern dans” 24 Aralık’ta saat 20.00’de, “Macbeth/opera” 28 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

■ Operet Sahnesi’nde, “Seslerle Anadolu/müzikli gösteri” bugün ve 25 Aralık’ta saat 16.00’da, “Şarkılarla Yaşamak/müzikli oyun” 18 Aralık’ta saat 16.00’da, “Winterreise/konser” 20 Aralık’ta saat 20.00’de.

(0 312 324 68 01)

Müzik

İstanbul

■ ‘WOMİST – İstanbul Dünya Müzikleri Festivali’ kapsamında yarın saat 21.00’de TİM Show Center’da “Eleftheria Arvanitaki”, saat 20.00’de Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde “Sevda” ve perşembe günü saat 20.30’da Fulya Sanat’ta “Martin Lubenov ‘Jazzta Prasta’” konseri izlenebilir. (0 212 243 64 83)

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “İdil Biret” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bugün saat 20.00’de “Soo Cho Quartet”, yarın saat 20.00’de “Venice Baroque Orkestra”, çarşamba günü saat 20.00’de “Fahreddin Dede’nin Bahâriyesi ve Neyzenler”, cuma günü saat 20.00’de “Alim & Fargana Qasimov Ensemble”, pazar günü saat 11.30’da “İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği” konseri izlenebilir. (0 212 231 54 97)

■ ‘Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da “Serdar Barçın Band”, yarın saat 22.30’da “Aklan Akdağ”, çarşamba günü saat 22.30’da “Melis Danişmend”, perşembe günü saat 22.30’da “Gevende”, cuma günü saat 22.30’da “Aylin Aslım” konseri izlenebilir. (0 212 244 25 58)

■ ‘Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da bugün saat 21.00’de “Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı – 40 Yıllık Bir Akşam”, cuma ve cumartesi günü saat 20.00’de “Bilkent Senfoni Orkestra İstanbul’da”, pazar günü saat 19.00’da “İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası” konseri izlenebilir. (0 212 373 11 00)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Andreya Triana”, çarşamba günü saat 21.30’da “Mabel Matiz”, perşembe günü saat 21.30’da ve cuma günü saat 23.00’te “Apparat Band”, cumartesi günü saat 23.00’te “Electro Swing Night featuring KKC Orchestra” ve saat 23.59’da “Senior Zazou (KKC Orchestra) DJ Set”, pazar günü saat 20.00’de “Milow” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘ENKA Oditoryum’da yarın saat 20.30’da “Yaylılar ve Sesler Buluşması” konseri izlenebilir. (0 212 276 22 14)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde yarın ve çarşamba günü saat 20.00’de “Yılbaşı Konseri: Strauss Gecesi – Strauss Festival Orchestra Vienna” konseri izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta yarın saat 21.00’de “Karmate”, çarşamba günü saat 21.00’de “Geveze ve Fazla Mesai”, perşembe günü saat 21.00’de “Hüsnü Şenlendirici Ensemble”, cuma günü saat 22.00’de “Mor ve Ötesi” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘BÜ Albert Long Hall’da çarşamba günü saat 19.30’da “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Piyano Müziği” konseri izlenebilir. (0 212 359 58 00)

■ ‘Salon’da çarşamba günü saat 22.00’de “Junior Boys”, cuma günü saat 21.30’da “Şirin Soysal”konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “123”, cuma günü saat 22.30’da “Büyük Ev Ablukada”, cumartesi günü saat 23.00’da “Pink Amsterdam” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘The Seed’de perşembe günü saat 20.00’de İstanbul Resitalleri kapsamında “Igor Levit” piyano konseri izlenebilir. (0 212 323 60 50)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde perşembe günü saat 20.00’de “Şirin Pancaroğlu – Elif Yurdakul Arp Flüt Resitali”, cuma günü saat 21.30’da “Auditive Connection”, cumartesi günü saat 21.30’da “Nova Muzak Series: Vladislav Delay” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Garajistanbul’da cuma günü saat 21.00’de Avea Escape To Music Konserleri kapsamında “Rox” konseri izlenebilir. (0 212 244 44 99)

■ ‘İstanbul Live’da perşembe günü saat 21.00’de “Öykü Gürman – Albüm Lansman Konseri”, cuma günü saat 21.00’de “Flört” konseri izlenebilir. (0 541 889 10 90)

■ ‘Akbank Sanat’ta perşembe günü saat 20.00’de “Jerfi Aji” konseri izlenebilir. (0 212 252 35 00)

■ ‘Aya İrini Müzesi’nde “3. Avea Sıra Dışı Müzik Konserleri” kapsamında cumartesi günü saat 20.00’de “Diego El Cigala” konseri izlenebilir.

(0 212 522 17 50)

Ankara

■ Congresium Ankara ATO Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) dünyaca ünlü şef Ari Rasilainen yönetiminde vereceği ve dünyaca ünlü keman virtüözü Sarah Chang’in solist olarak yer aldığı konser 16 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 309 13 43)

Tiyatro

İstanbul

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde çocuk oyunu “Kırmızı Şemsiye” cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 20.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Ölüleri Gömün” çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Aşkın Sıradanlığı”  salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, Beyoğlu Küçük Sahne’de “Profesyonel” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Karanlık İşler” perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar” salı, perşembe 20.00, cumartesi 15.00, Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Birdy” çarşamba, cuma 20.00, cumartesi 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Ufak Bir Hata” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Boncuk” perşembe, cuma 10.30 ve 13.30. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Tehlikeli İlişkiler” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Tarla Kuşuydu Juliet” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30. Kağ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Uğur Böceği” perşembe, cuma 10.30 ve 13.30. K. Çekmece Sef. KSM Sahnesi’nde “Gönlümdeki Osman Bey” cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Haldun Taner Sahnesi’nde “Mutfak Söyleşileri” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Lüküs Hayat” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30. Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Sevgili Doktor” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Günlük Müstehcen Sırlar” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00.  (0 212 455 39 00)

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Aklı Havada” perşembe 20.30, “Tersine Dünya” cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00, “Külhanbeyli Müzikali” cumartesi 20.30, pazar 15.30 “Benim Güzel Pabuçlarım” pazar 11.00. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Medeni Hali: Kadın” çarşamba 20.30. (0 212 661 38 94)

■ Dostlar Tiyatrosu’nun “Kerem Gibi” oyunu Kozzy Kültür Merkezi Salı 20.00, “Nereye Gidiyoruz” cuma 20.30 Muammer Karaca Tiyatrosu. (0 212 252 59 35)

■ Ortaoyuncular’da Nöbetçi Tiyatro “Aynasızlara Karşı Aynalı Şarkı” perşembe 20.00, cumartesi 16.30, Ortaoyuncular “Ferhangi Şeyler” Cuma 20.00, “İşsizler Cennete Gider” cumartesi 20.00, pazar 18.00.  (0 212 251 18 65)

■ Oyun Atölyesi’nde “Testosteron” salı, çarşamba 20.30, “Don Juan’ın Gecesi” perşembe, cuma, cumartesi 20.30, pazar 16.00.  (0 216 345 39 39

■ Tiyatro Pera’nın oyunu “Kazaen (Beyoğlu’nda Çarpışmalar)”

Salı 20.30 Caddebostan Kültür Merkezi, Tiyatro Pera “Venedik Taciri” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.30 Tiyatro Pera’da.

■ Dot’ta DOT’un yeni oyunu Öksüzler Dotmarsta Salonu’nda perşembe, cuma, cumartesi 21.00, pazar 17.00 (0 212 232 44 40)

■ Kumbaracı50’de “O.B.E.B” bugün 20.30, “444” Salı 20.30, “Kebap” Çarşamba 20.30, “Merdivenden İnen Sanatçı” Perşembe 20.30, “Beraber ve Solo Şarkılar” Cuma 20.30, “O.B.E.B” cumartesi 20.30, “Lahana Sarma” Pazar 13.00,

(0 212 243 50 51)

■ Tiyatro Kedi’nin “Don Kişot” oyunu cumartesi 20.30 Akatlar Kültür Merkezi, Pazar 16.30 Caddebostan Kültür Merkezi. (0 212 257 79 36)

■ İKSV Salon’da “Dans Etmek ya da” bugün 20.30. (0 212 334 07 52)

■ Kozzy Alışveriş Kültür Merkezi Gazanfer Özcan Sahnesi’nde “Şems!.. Unutma!..” bugün 20.30, “İyi Günde Kötü Günde” Salı 20.30 (0 216 658 00 00)

■ Yunus Emre Kültür Merkezi Büyük Salon’da “Leyla’nın Evi” Salı 20.30 (0 212 661 38 95)

■ Caddebostan Kültür Merkezi’nde “Düğün” cuma 20.30 (0 216 467 25 68)

■ Muammer Karaca Tiyatrosu’nda “Basit Bir Ev Kazası” perşembe 20.30 (0 212 252 59 35)

Ankara

■ Akün Sahnesi’nde, “Nâzım Hikmet’in İnsan Manzaraları’ndan On Bir Tablo” yarından itibaren 17 Aralık’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Camdan Kalp/çocuk oyunu” 18, 25 Aralık tarihlerinde saat 11.00’de, “Gizler Çarşısı” 20-24 Aralık tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Fosforlu Cevriye” 27, 28, 29, 30 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Sönmüş Yıldızlar” yarından itibaren 24 Aralık’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 25 Aralık’ta saat 11.00’de, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” 27, 28, 29, 30 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Bir Tayyare Serüveni” yarın saat 20.00’de, 18 Aralık’ta saat 15.00’te, “Genç Osman” 20, 23 Aralık’ta saat 20.00’de, 25 Aralık’ta saat 15.00’te, “Kerbela” 27 ve 30 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Genç Osman” yarın ve 14, 15, 16, 27, 28, 29, 30 Aralık’ta saat 20.00’de, 17 Aralık’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Narnia Günleri/çocuk oyunu” 16, 18 Aralık’ta saat 11.00’de, “Kerbela” 20, 21, 22, 23 Aralık’ta saat 20.00’de, 24 Aralık’ta saat 15.00 ve 20.00’de, “Benim Tatlı Meleğim” 23 Aralık’ta saat 11.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “Soğuk Bir Berlin Gecesi” yarından itibaren 17 Aralık’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 14, 18, 21, 25 Aralık’ta saat 11.00’de, “George Dandin” 20-24 Aralık tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Figaro” 27, 28, 29, 30 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Dönülmez Akşamın Ufkundayız” yarından itibaren 24 Aralık’a dek saat 18.30’da, “Hüzzam” 27, 28, 29, 30 Aralık’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ Stüdyo Sahne’de, “Üç Yönetmen Üç Oyun” 13, 16 Aralık’ta saat 20.00’de, 18 Aralık’ta saat 15.00’te, “Bir Delinin Hatıra Defteri” 20, 23 Aralık’ta saat 20.00’de, 25 Aralık’ta saat 15.00’te, “İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar” 27, 30 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)

■ İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Orkestra” 14-24 Aralık tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Yastık Adam” 27, 28 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)

■ Şinasi Sahnesi’nde, “Sırça Kümes” yarından itibaren 18 Aralık’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. “Elma Hırsızları” 20-25 Aralık tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Tek Kişilik Şehir” 27, 28, 29, 30 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 467 17 44)

■ Mavi Sahne’de, “Oyunun Oyunu/prömiyer” 14 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 241 02 33)

■ Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Zübük” 16, 23 Aralık’ta saat 20.00’de, 17, 24 Aralık’ta saat 18.30’da, 25 Aralık’ta saat 15.30’da, “Giderayak” 18 Aralık’ta saat 15.30’da, 30 Aralık’ta saat 20.00’de, “Sihirli Parmaklar/çocuk oyunu” 17, 18, 24 ve 25 Aralık’ta saat 13.00’te. (0 312 417 76 76)
■ Bilkent Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın şef Işın Metin yönetiminde vereceği, Emre Elivar’ın (piyano) solist olarak yer alacağı konser, 19 Aralık’ta saat 18.30’da. (0 312 290 17 75)

■ Jolly Joker Ankara’da, Manga konseri 16 Aralık’ta saat 22.00’de, Levent Yüksel konseri 17 Aralık’ta saat 22.00’de, Nilüfer konseri 23 Aralık’ta saat 22.00’de, Emre Aydın konseri 24 Aralık’ta saat 22.00’de, Gripin konseri 30 Aralık’ta saat 22.00’de, MFÖ konseri 7 Ocak 2012’de saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

■ If Performance Hall’de, Orçun Babak konseri yarın saat 22.00’de, Zakkum konseri 22 Aralık’ta saat 22.00’de. (0 312 418 95 06)

Kaynak : http://www.cumhuriyet.com

12 Aralık 2011/92 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2011/12/Kültür-ve-sanat-nar-sanat1.jpg 271 271 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2011-12-12 16:27:002011-12-12 16:33:33Nerede Olursanız Olun; 12 Aralık – 18 Aralık, Arası Sanatla Olun !
Sanat Haberleri

Nerede Olursanız Olun; 28 Kasım-05 Aralık, Arası Sanatla Olun !

 Dostlar Tiyatrosu’nun “Nereye Gidiyoruz” oyunu Çarşamba 20.30 Kozzy Kozyatağı Kültür Merkezi’nde seyirciyle buluşuyor.

SERGİ

İSTANBUL

■ ‘Dikkat! Kadın’ isimli karma sergi 29 Kasım – 15 Ocak tarihleri arasında Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Halil Akdeniz, Muzaffer Akyol, Adem Genç’in “Başka Dünyalar” isimli sergisi 29 Kasım – 7 Ocak tarihleri arasında Tunca Sanat’ta. (0212 282 01 70)

■ Ceren Oykut’un “Mayom İçimde” isimli sergisi 29 Kasım – 31 Aralık tarihleri arasında artSümer’de. (0212 249 10 35)

■ Adnan Varınca, Ömer Kaleşi, Alecos Fassianos, Abdulkadir Öztürk, Gökşin Sipahioğlu’nun sergisi 1 – 31 Aralık tarihleri arasında TEM Sanat Galerisi’nde. (0212 247 08 99)

■ Gazi Sansoy’un “Yüzsüzler” isimli sergisi 1 – 31 Aralık tarihleri arasında Galeri İlayda’da. (0 212 227 92 92)

■ Ayşegül Yeşilnil’in sergisi 1 – 31 Aralık tarihleri arasında Tuzla Belediyesi Sanat Galerisi’nde. (0216 446 19 35)

■ Alper Bıçaklıoğlu’nun “Âdemler ve Havvalar” isimli sergisi 2 – 31 Aralık tarihleri arasında Füsun Inan Art Gallery’de. (0212 232 40 49)

■ No More Luggage isimli sergi 28 Kasım’a kadar Tophane-i Amire Kültür Merkezi Sarnıç Galerileri ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Osman Hamdi Bey Salonu’nda. (0212 278 03 07)

■ Ahmet Can Mocan’ın “Beyaz Perde” adlı sergisi 29 Kasım’a kadar Tarık Zafer Tunaya Sanat Galerisi’nde.

■ Sevcan Çerkez’in “Ödüm Koptu” başlıklı sergisi 30 Kasım’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0 212 249 01 50)

■ Tomur Atagök’ün “Doğanın Çağrısı” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar Kare Sanat Galerisi’nde. (0212 240 44 48)

■ Aydın Erkmen’in illüstrasyon sergisi 30 Kasım’a kadar Tatbiki Sanat Galerisi’nde. (0216 338 98 37)

■ Bir Galeri Bir Galerist Melda Kaptana sergisi 30 Kasım’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde.

■ Ful Duran’ın “Origami Ful” isimli sergisi 30 Kasım’a kadar ArkeoPera Sanat Galerisi’nde. (0212 249 92 26)

■ Enk De Kramer’in gravür sergisi 30 Kasım’a kadar Füsun Inan Art Gallery’de. (0212 232 40 49)

■ Naile Yılmaz’ın resim sergisi 2 Aralık’a kadar Basın Müzesi’nde. (0212 513 84 58)

■ Ahmet Sayar’ın sergisi 2 Aralık’a kadar İstasyon Sanat Galerisi’nde. (0212 252 92 22)

■ Rüçhan Şahinoğlu’nun “Dışarda” isimli sergisi 3 Aralık’a kadar Galeri Apel’de. (0 212 292 72 36)

■ Bülent Turan’ın resim sergisi 3 Aralık’a kadar Galeri Oda’da. (0212 259 22 08)

■ Komet’in “O Değilse Başkasıdır Neş’e” başlıklı sergisi 3 Aralık’a kadar Artisan Sanat Galerisi’nde. (0 212 247 90 81)

■ Ertem Ertunga’nın “Mimariden Renk ve Desene” isimli sergisi 3 Aralık’a kadar Galeri Işık’ta. (0212 233 12 03)

■ Komet’in “Neriman Tuna’ya Saygı” isimli sergisi 3 Aralık’a kadar Hayaka Artı’da. (0 212 219 42 46)

■ Seyhun Topuz’un “Düğümler” isimli sergisi 3 Aralık’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Bedri Baykam’ın “Ressamdan Masallar” başlıklı sergisi 5 Aralık’a kadar MERKUR’de. (0 212 225 37 37)

■ Bakırköy Halk Eğitim Merkezi’nin karma resim sergisi 5 Aralık’a kadar Bakırköy Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi’nde. (0212 414 96 47)

■ Anadolu Sanatçılar Derneği’nin her yıl düzenlediği Öğretmenler Sergisi 6 Aralık’a kadar Kartal Hasan Âli Yücel Kültür Merkezi’nde. (0216 5170896)

■ Perincan Yalnızcık, Reha Yalnızcık ve Murat Tolga’nın sergileri 7 Aralık’a kadar Doku Sanat Galerisi’nde. (0 212 246 24 96)

■ Orkide Akkoç Sabit’in “Tatlı Rüyalar” isimli sergisi 8 Aralık’a kadar Mac Art Gallery’de. (0212 343 85 40)

■ Serdar Akkılıç’ın “Starfall” isimli sergisi 8 Aralık’a kadar Artium Art Gallery’de. (0212 227 75 93-94)

■ Feridun Fikri Uğur ’un sergisi 9 Aralık’a kadar Bakraç Sanat Galerisi’nde. (0216 362 18 26)

■ Ahmet Süreyya Koçtürk’ün “Hayaller, Rüyalar, Gerçekler” sergisi 9 Aralık’a kadar İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde. (0212 540 96 96)

■ Ebru Ceylan’ın “dünya içimde karanlık oyunlar oynuyor anne” isimli sergisi 10 Aralık’a kadar Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde. (0212 230 19 76)

■ Periferiden Bellek Kayıtları isimli karma sergi 10 Aralık’a kadar Gallery LiNART’ta. (0 212 281 12 00)

■ Orhan Taylan’ın sergisi 10 Aralık tarihleri arasında Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde. (0212 351 00 60)

■ Füsun Sağlam’ın “Bumerang” başlıklı sergisi 10 Aralık’a kadar Galeri Selvin’de. (0212 263 74 81)

■ Nurettin Akkaya’nın “Saray Günceleri – Harem” başlıklı sergisi 10 Aralık’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)

■ Turan Aksoy’un “Toz ve Telaş” isimli sergisi 11 Aralık’a kadar Pi Artworks’te. (0212 293 71 03)

■ Burak Arıkan’ın “BURAK” isimli sergisi 13 Aralık’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde. (0212 240 80 23)

■ Ergin İnan – Emiel Hoorne – Enk De Kramer’in sergisi 13 Aralık’a kadar Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde. (0212 327 00 12)

■ Ilgın Seymen ’in “Mutluluğun Mini Marketi” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Art ON’da. (0 2122591543)

■ Türkiye’de Zaman / Time in Turkey isimli sergi 15 Aralık’a kadar Taksim, Galatarasay ve Tünel meydanları ile Sismanoglio Megaro, Fotografevi, Fototrek Fotoğraf Merkezi ve Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde. (0212 249 45 46)

■ Nejat Satı’nın “DRUGSTORE” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Art ON’da. (0 2122591543)

■ Bahar Kocaman’ın “Haller” isimli sergisi 15 Aralık’a kadar Galeri Espas’ta. (0 212 227 70 17)

■ Dana Kyndrova’nın “İlk Nefesten Son Nefese Kadınlar” fotoğraf sergisi 15 Aralık’a kadar tarihleri arasında İFSAK’ta. (0212 292 42 01)

■ Zahit Büyükişleyen’in “Déja vu” isimli resim sergisi 16 Aralık’a kadar Maçka Modern Sanat Galerisi’nde. (0212 259 45 13)

■ Emre Arolat Architects’in “An/Moment” isimli sergisi 16 Aralık’a kadar İstanbul KültürÜniversitesi’nde.

■ Kemal Kara’nın “Efekte Efekt” isimli sergisi 16 Aralık’a kadar İstanbul Modern Sanatlar Galerisi’nde. (0 212 288 48 48)

■ Dolanbay’ın “Heavy Paintings – Beyond Traces,” sergisi 17 Aralık’a kadar Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Eren Eyüboğlu’nun Retrospektif Sergisi 17 Aralık’a kadar İş Sanat Kibele Galerisi’nde. (0 212 438 63 50)

■ Murat Germen’in “Muta-morfoz” isimli sergisi 17 Aralık’a kadar C.A.M Galeri’de. (0212 245 79 75)

■ Bedri Rahmi Eyüboğlu, Mehmet Pesen, Reha Yalnızcık, Işıl Özışık resimleri, Kamil Masaracı ’nın karikatürlerinden oluşan karma sergi 17 Aralık’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Sabri Berkel’in sergisi 18 Aralık’a kadar Art Suites Gallery’de. (212 251 55 61)

■ Koç Üniversitesi’nden 14 öğrencinin “İstanbul’la Bakmak” isimli fotoğraf sergisi 18 Aralık tarihleri arasında ENKA Okulları Dr. Clinton Vickers Sanat Galerisi’nde.

■ Safiye Mine Erdurak’ın “Hayata Gel” isimli sergisi 19 Aralık’a kadar UPSD Sanat Galerisi’nde. (0212 347 62 83)

■ Evren Tekinoktay’ın “Mor Kafa” başlıklı sergisi 24 Aralık’a kadar GALERİST Akaretler’de. (0212 244 8230)

■ Dilara Akay’ın “Arklar 2011” sergisi 24 Aralık’a kadar Galeri G – Art’ta. (0212 296 08 76)

■ Çınar Eslek’in sergisi 25 Aralık’a kadar Pi Artworks Tophane’de. (0212 2454087)

■ İbrahim Çiftçioğlu’nun sergisi 26 Aralık’a kadar Leonardo Sanat Galerisi’nde. (0212 280 83 94)

■ Axel Hütte’nin “Emerald Woods” sergisi 27 Aralık tarihleri arasında Dirimart’ta. (0 212 2913434)

■ Ana Tzarev’in sergisi 28 Aralık’a kadar Santral İstanbul’da. (0 212 311 78 78)

■ Michael Kenna‘nın “Magnum Silentium” sergisi 30 Aralık’a kadar Elipsis Gallery’de. (0212 244 89 00)

■ Şeyma Oktuğ’un sergisi 30 Aralık’a kadar Troy Sanat’ta. (0212 327 99 99)

■ Nil Yalter’in “20.yy / 21.yy” başlıklı kişisel sergisi 30 Aralık’a kadar Galerist Tepebaşı’nda. (0212 252 18 96)

■ İstanbullaşmak Yapım Aşaması: Beyoğlu isimli sergi 31 Aralık’a kadar SALT’ta. (0212 377 42 00)

■ Emre Tandırlı’nın “Sürpriztepe” isimli sergi 31 Aralık’a kadar Mabeyn Gallery’de. (0212 261 6060)

■ Johan Tahon’un “Beyaz Tohumlayıcılar” isimli sergisi 31 Aralık’a kadar Akbank Sanat’ta. (0212 275 01 45)

■ Akgün Akova’nın “Yolda Sevince Rastladım” adlı sergisi 31 Aralık’a kadar Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi’nde.

■ Sophie Calle’nin “Son Kez, İlk Kez” isimli sergisi 31 Aralık’a kadar Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde. (0212 277 22 00)

■ Sevinç Altan’ın “Ayrıntı’nın SEVİNÇ’li Kapakları” 31 Aralık’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde. (0212 512 15 00)

■ Suretin Sireti: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu’ndan Bir Seçki isimli sergi 31 Aralıka kadar Pera Müzesi’nde. (0212 211 41 00)

■ Ice Station Antarcticae isimli sergisi 2 Ocak 2012’ye kadar Akbatı Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nde. (0212 397 70 70)

■ Bahri Genç’in “Yüzlerden Gizler” başlıklı sergisi 4 Ocak’a kadar Piramid Sanat’ta. (0212 297 31 15-20-21)

■ Nadia Arditti ve Mahmut Karatoprak’ın sergisi 6 Ocak’a kadar dem-art Sanat Galerisi’nde. (0212 287 7867)

■ Leyla Gediz’in sergisi 7 Ocak tarihleri arasında Rampa’da. (0 212 327 08 00)

■ Osman Hamdi Bey ve Amerikalılar: Arkeoloji, Diplomasi, Sanat sergisi 8 Ocak’a kadar Pera Müzesi’nde. (212 211 41 00)

■ H. Avni Öztopçu’nun sergisi 8 Ocak’a kadar Mine Sanat Galerisi Nişantaşı’nda.

■ İklim Değişikliği Sergisi 15 Ocak 2012’ye kadar Santralistanbul Ana Galeri’de. (0 212 346 41 42)

■ Türkiye’den modern ve çağdaş kadın sanatçıların “Hayal ve Hakikat” isimli sergisi 22 Ocak’a kadar İstanbul Modern’de. (0212 334 73 31)

■ Sabrina Fresko’nun sergisi 28 Ocak’a kadar Simya Galeri’de. (0212 259 77 40)

■ Kilden Suretler, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu’ndan Antik Çağ Terrakotta Figürinleri sergisi 15 Nisana kadar Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’nde. (0212 284 63 63)

■ Musevitoğlu Atölyesi Resim Sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

ANKARA

■ İlke Veral Coşkuner – fotoğraf – 2 Aralık’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

■ SAKÜDER Renkler ve Çizgiler Buluşuyor – resim – 3 Aralık’a dek – Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 468 21 05)

■ 1. Gençler Arası Resim Yarışması Sergisi – resim – 4 Aralık’a dek – Mustafa Ayaz Sanat Galerisi’nde. (0 312 285 89 98)

■ Bellek / 18 Ressam – resim – 7 Aralık’a dek – Galeri Kara’da. (0 312 433 12 35)

■ Semih Poroy – karikatür – 9 Aralık’a dek – Cumhuriyet Gazetesi Kültür Merkezi’nde. (0 312 442 30 50)

■ Ergin İnan – ilk desenler – 10 Aralık’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Lütfü Günay – resim – 10 Aralık’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

■ Burhan Alkar&Vedat Can&Hayati Misman&Hasan Pekmezci/Hoca ve Öğrencileri – resim, heykel – 10 Aralık’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

■ Serpil Suda&Yüksel Kenaroğlu – resim – 10 Aralık’a dek – Milli Piyango Talih Kuşu Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 11 29)

■ Gavin Turk – resim, heykel – 13 Aralık’a dek – Galeri Artist Ankara’da. (0 312 311 93 63)

■ Görsel Sanatlar Eğitimi Derneği – resim – 13 Aralık’a dek – Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde. (0 312 229 30 37)

■ Ahmet Merey – resim – 15 Aralık’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ Adnan Yalım – imaj – 15 Aralık’a dek – Galeri Soyut’ta. (0 312 438 86 70)

■ Yaprak Aktimur – resim – 16 Aralık’a dek – Ziraat Bankası Mithatpaşa Sanat Galerisi’nde. (0 312 417 84 58)

■ Erdal Ateş – resim – 17 Aralık’a dek – Galeri Akdeniz’de. (0 312 231 45 43)

■ Tayyar Eren – resim – 17 Aralık’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Sezai Kara/Kadın ve Çiçeklere Güzelleme – resim – 28 Aralık’a dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0 312 418 02 53)

■ Cemal Güvenç – retrospektif – 30 Aralık’a dek – Gazi Üniversitesi Resim Heykel Müzesi’nde. (0 312 202 20 21)

İZMİR

■ İş Bankası İzmir Sanat Galerisi, 3 Aralık’a dek karikatür ve grafik sanatçısı Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun eserlerini ağırlıyor.

■ Ege Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Sanat Galerisi’nde 4 Aralık’a dek Aysu Günay’ın resim sergisi gezilebilecek.

GÖSTERİ SÖYLEŞİ

■ SALT Beyoğlu’nda çarşamba günü saat 18.30’da film gösterimleri gerçekleştiriliyor. (0212 292 76 05)

■ Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi’nde çarşamba günü saat 20.00’de “Şehir – Orman” başlıklı dans gösterisi gerçekleştiriliyor. (0216 483 90 00)

 OPERA BALE

İSTANBUL

■ Beşiktaş Fulya Sanat’ta çarşamba günü saat 20.00’de “Concerto Barocco / Mi Favorita / Creatures” adlı bale gösterileri sahneleniyor. (0212 215 60 37-38)

■  Kadıköy Süreyya Operası’nda yarın saat 20.00’de “Kötülüğün Döngüsü” adlı opera seslendirilecek. (0216 346 15 31)

ANKARA

■ Opera Sahnesi’nde, “Notre Dame’ın Kamburu/bale” 1 Aralık’ta saat 20.00’de, “Tannhauser/opera” 3, 10 Aralık’ta saat 19.00’da, “Harem/bale” 5 Aralık’ta saat 20.00’de, “Başlangıç/modern dans” 6 Aralık’ta saat 20.00’de, “Ali Baba ve Kırk Haramiler/opera” 7, 21Aralık’ta saat 20.00’de, “Tosca/opera” 14 Aralık’ta saat 20.00’de, “Uyuyan Güzel/bale” 17, 22, 29 Aralık’ta saat 20.00’de, “Çakırcalı Efe/dans tiyatrosu” 19 Aralık’ta saat 20.00’de, “Gecenin Rengi/modern dans” 24 Aralık’ta saat 20.00’de, “Macbeth/opera” 28 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 324 68 01)

 

MÜZİK

 

İSTANBUL

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de Ignace Jang ve Şirin Pancaroğlu’nun “Kuyruklu Yıldız Altında” adlı konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da “Bilal Karaman ‘Bahane’”, yarın saat 22.30’da “Bulutsuzluk Özlemi”, çarşamba günü saat 22.30’da “Ete Kurttekin”, perşembe günü saat 22.30’da “Mara”, cuma günü saat 22.30’da “Mabel Matiz” konseri izlenebilir. (0 212 244 25 58)

■ ‘Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda bugün saat 20.00’de “Mayra: Cabo Verde’nin İncisi”, yarın saat 20.00’de “Türk Musikisi Vakfı – 250. Yaşında 3. Selim ve Dönemi”, çarşamba ve perşembe günü saat 20.00’de “Pat Metheny Trio”, cuma günü saat 20.00’de “Xavier Phillips & Tchetuev” konseri izlenebilir. (0 212 231 54 97)

■ ‘Caddebostan Kültür Merkezi’nde bugün saat 20.00’de “Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası – Tüm Zamanlar İçin Klasik Müzik”, cuma günü saat 20.00’de “İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası” konseri izlenebilir. (0 216 386 29 49)

■ Varta Pilleri ve Remington’un Türkiye Genel Müdürü Devrim Altanay, Cem Karaca şarkılarından oluşan repertuvarıyla 1 Aralık’ta Taksim Romeo Juliet Bar’da sahnede olacak. (0212 243 85 80)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta yarın saat 20.30’da “Steve Lukather”, çarşamba günü saat 22.00’de “Yaşar Kurt”, perşembe günü saat 21.00’de “Yonca Lodi”, cuma günü saat 22.00’de “Halil Sezai”, cumartesi günü saat 22.00’de “Model” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘Akbank Sanat’ta yarın saat 20.00’de “Aydın Esen” konseri izlenebilir. (0 212 252 35 00)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Wild Beasts”, çarşamba günü saat 21.30’da “SERBEST/Yasemin Mori + Kolektif İstanbul + Korhan Futacı + Fairuz Derin Bulut”, perşembe günü saat 21.30’da “The Maccabees” ve saat 23.00’te “Club Bangkok”, cuma günü saat 21.30’da “Wax Tailor” ve saat 23.30’da “dZihan & Kamien” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde yarın saat 20.00’de “Paco De Lucia” izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘BÜ Albert Long Hall’da çarşamba günü “Gençlik Fırtınası” konseri izlenebilir. (0 212 359 58 00)

■ ‘Ghetto’da çarşamba günü saat 21.30’da “The Beatles Tribute Band: Meet The Beetles”, cuma günü saat 22.30’da “Red Snapper”, cumartesi günü saat 22.30’da “Betamax Soundtrack Party” konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde perşembe günü saat 20.00’de “SA.NE.NA” ve cuma günü saat 20.00’de “Esra Berkman & Nazlı Işıldak” konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Bostancı Gösteri Merkezi ’nde cuma günü saat 21.00’de “Gazino Show”, cumartesi günü saat 20.00’de “Şebnem Ferah” konseri izlenebilir. (0 216 384 72 10)

■ ‘Fulya Sanat’ta cumartesi günü saat 20.00’de “Cihat Aşkın & Cana Gürmen” konseri izlenebilir. (0 212 215 60 29)

■ ‘Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da cumartesi günü saat 20.30’da Şefika Kutluer ve Kremlin Oda Orkestrası’nın “Dostumuz Mozart” konseri izlenebilir. (0 212 286 66 86)

ANKARA

■ CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) şef Erol Erdinç yönetiminde vereceği, Zenitsa Korosu’nun solist olarak katılacağı konser 1, 2 Aralık’ta saat 20.00’de, şef Tadeusz Strugala yönetiminde vereceği, Szczepan Konczal’ın (piyano) solist olarak katılacağı “Polonya Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı Konseri”, 8, 9 Aralık’ta saat 20.00’de. (0 312 310 72 90)

■ Jolly Joker Ankara’da, Işın Karaca konseri 2 Aralık’ta saat 22.00’de, Duman konseri 3 Aralık’ta saat 22.00’de, Hüsnü Şenlendirici konseri 8 Aralık’ta saat 21.00’de, Halil Sezai konseri 9 Aralık’ta saat 22.00’de, Yaşar konseri 10 Aralık’ta saat 22.00’de, Manga konseri 16 Aralık’ta saat 22.00’de, Levent Yüksel konseri 17 Aralık’ta saat 22.00’de, Nilüfer konseri 23 Aralık’ta saat 22.00’de, Emre Aydın konseri 24 Aralık’ta saat 22.00’de, Gripin konseri 30 Aralık’ta saat 22.00’de, MFÖ konseri 7 Ocak 2012’de saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

TİYATRO

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Birdy” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Sidikli Kasabası”, Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Opera Komik”, Beyoğlu Küçük Sahne’de “Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk”, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “At” perşembe, cuma 20.00, pazar 15.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Binali ile Temir”, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Lüküs Hayat”, Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Romeo ve Juliet”, Haldun Taner Sahnesi’nde “Toros Canavarı”, Ümraniye Sahnesi’nde “Doğum Günü Partisi”, Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Alemdar (Tohum ve Toprak)”, Üsküdar K. Yılmazer Sahnesi’nde “Kadın Hayattır Memattır Kadın” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30. GOP Ferih Egemen Sahnesi’nde “Boncuk” perşembe 10.30 ve 13.30. Kağ. Küçük Kemal Sahnesi’nde “Uğur Böceği” perşembe, cuma 10.30 ve 13.30. (0 212 455 39 00)

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Tersine Dünya” perşembe 20.30, “Şişman Domuz” cuma 20.30, “Hoşu’nun Utancı” cumartesi 11.00, “Aklı Havada” cumartesi 20.30, pazar 15.30, “Benim Güzel Pabuçlarım” pazar 11.00. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” salı 20.30, “Medeni Hali Kadın” çarşamba 20.30. (0 212 661 38 94)

■ Tiyatro Pera’da “Kazaen (Beyoğlu’nda Çarpışmalar)” cuma, cumartesi 20.00.

■ Kumbaracı50’de Mine Söğüt “Sinekler Sevişirken” Perşembe 20.30, Tiyatro Bereze “Hikâyeden Memurlar” Cuma 20.30, Altıdan Sonra Tiyatro “Öldün, Duydun mu?” cumartesi 20.30.(0 212 243 50 51)

■ Dostlar Tiyatrosu’nun “Nereye Gidiyoruz” oyunu Çarşamba 20.30 Kozzy Kozyatağı Kültür Merkezi. “Nereye Gidiyoruz” Cuma 20.30 Muammer Karaca Tiyatrosu. (0 212 252 59 35)

■ Dot’ta DOT’un yeni oyunu Öksüzler Dotmarsta Salonu’nda perşembe, cuma, cumartesi 21.00, pazar 17.00 (0 212 232 44 40)

■ Oyun Atölyesi’nde ‘Don Juan’ın Gecesi’ perşembe, cuma, cumartesi saat 20.30’da, pazar saat 16.00, yarın saat 20.30’da “Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu -Basit Bir Ev Kazası”, çarşamba günü saat 20.30’da “Tiyatroadam-Generaller, Savaş ve Barbekü”

ANKARA

■ Akün Sahnesi’nde, “Barış” yarından itibaren 11 Aralık’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Camdan Kalp/çocuk oyunu” 4 Aralık’ta saat 11.00’de. (0 312 427 19 71)

■ Şinasi Sahnesi’nde, “Sırça Kümes” 6-11 Aralık tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 467 17 44)

■ Altındağ Tiyatrosu’nda, “Sinek Kadar Kocam Olsun, Başımda Bulunsun” yarından itibaren 3 Aralık’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Boğaç Han/çocuk oyunu” 4, 11 Aralık’ta saat 11.00’de, “Elma Hırsızları” 6-10 Aralık tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 316 59 02)

■ Büyük Tiyatro’da, “Kerbela” yarın ve 2, 9 Aralık’ta saat 20.00’de, 4, 11 Aralık’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Benim Tatlı Meleğim/çocuk oyunu” yarın ve 2, 4 Aralık’ta saat 11.00’de, “Kantocu” yarından itibaren 11 Aralık’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Narnia Günleri/çocuk oyunu” 9 Aralık’ta saat 11.00’de. (0 312 240 00 91)

■ Küçük Tiyatro’da, “George Dandin” yarından itibaren 10 Aralık’a dek cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan/çocuk oyunu” 4, 7, 11 Aralık’ta saat 11.00’de. (0 312 311 11 69)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Kontrabas” yarından itibaren 3 Aralık’a dek saat 18.30’da, “Krem Karamel” 6-10 Aralık tarihleri arasında saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Yastık Adam” 30 Kasım-10 Aralık tarihleri arasında cumartesi günleri saat 15.00 ve 20.00’de, pazar günleri saat 15.00’te, diğer günlerde de saat 20.00’de. (0 312 397 30 24)

■ Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Zübük” 2, 9, 16, 23 Aralık’ta saat 20.00’de, 3, 17, 24 Aralık’ta saat 18.30’da, 4, 11, 25 Aralık’ta saat 15.30’da, “Giderayak” 10 Aralık’ta saat 18.30’da, 18 Aralık’ta saat 15.30’da, 30 Aralık’ta saat 20.00’de, “Sihirli Parmaklar/çocuk oyunu” 3, 4, 10, 11, 17, 18, 24 ve 25 Aralık’ta saat 13.00’te. (0 312 417 76 76)

ADANA

■ Adana Devlet Tiyatrosu, Recep Bilginer’in, “Yunus Emre” adlı oyununu bu hafta da sahneleyecek. Oyunu yarından itibaren hergün 20.00’de, cumartesi ise 15.00 ve 20.00’de yineleyecek olan ADT oyuncuları, Tuncer Cücenoğlu’nun yazdığı, Derya Keyf ve Gökhan Doğan ikilisinin rol aldığı, “Matruşka” adlı oyunu da yine Fuaye Sahne’de çarşamba, perşembe ve cuma günleri 18.00’da tiyatroseverlere sunacak. “KayıpBolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu ise küçük izleyiciler için çarşamba günü 14.00’te yinelenecek. (0322 3523355)

 Kaynak : Cumhuriyet

29 Kasım 2011/4 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2011/11/Kültür-ve-sanat-nar-sanat.jpg 271 271 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2011-11-29 14:12:032011-11-29 14:23:19Nerede Olursanız Olun; 28 Kasım-05 Aralık, Arası Sanatla Olun !
Page 2 of 212

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön