Şunun için etiket arşivi: merkez
The New York Sun Gazetesi’nin “Dünyanın en sıra dışı enstrümantalistlerinden biri” dediği Xuefei Yang, İstanbul’a geliyor. Royal Academy of Music üyesi ve Çin’in ilk uluslararası kadın gitaristi olan Yang, 14 Şubat akşamı Sakıp Sabancı Müzesi “the Seed” salonunda konser verecek. Londra’da yaşayan Yang, 2009 yılında Classic FM tarafından günümüzün en iyi 100 sanatçısı arasında gösterildi. Yang bugüne kadar İngiltere, Avrupa ve Asya’dan Kuzey Amerika’ya uzanan 40’tan fazla ülkede konser verdi.
7 yaşında gitar çalmaya başlayan ve ilk kez 10 yaşında Çin Gitar Festivali’nde sahneye çıkan 1977 Pekin doğumlu Yang, 1991’de, Madrid’de aralarında gitar konçertosuyla ünlü İspanyol besteci Rodrigo’nun da (1901-1999) bulunduğu bir topluluğa konser vermeyi başardı. 17 yaşında John Williams ile tanıştı. Günümüzün efsanevi gitaristlerinden Williams, 1995 yılındaki Pekin ziyareti sırasında Yang’ı dinledikten sonra öyle çok etkilendi ki kendi Greg Smallman gitarlarından ikisini Pekin Merkez Konservatuvarı’na hediye etti. Yang, 2002 yılında Royal Academy of Music’ten akademinin en yüksek derecesi DipRAM ile mezun oldu ve olağanüstü başarıları nedeniyle Royal Academy of Music üyeliğine kabul edildi.
RODRIGO VE BACH’I DA YORUMLADI
Klasik gitar alanında dünya çapında yakaladığı başarılı kariyeri ile yeni klasik gitaristler için bir örnek olan Yang, “Yaşım ilerledikçe hayat daha yeni başlıyormuş gibi hissediyorum” diyor. Yoğun konser takvimi ve seyahatleri arasında yazdığı yeni düzenlemeler ile aynı zamanda klasik gitar repertuvarının gelişmesine de katkıda buluyor.
Yang, Barok ve Romantik dönemden ilham alarak günümüz modern müziğine uzanan bir derleme olan ilk albümünü 1999’da kaydetti. 2005’te “Si Ji” adı ile yayınlanan albümü Çin kültüründen ilham alan parçalardan oluşuyordu. Bir yıl sonra 2006’da “Romance de Amor” albümü yayınlandı. “40 Degrees North” albümünde Çin’den İspanya’ya uzanan müziklere yer verdi. Yang’ın 2010’da yayınlanan Rodrigo’nun gitar konçertoları albümü de olumlu tepkiler aldı. Londra’daki Abbey Road Stüdyoları’nda kaydedilen, Bach konçertolarından oluşan albümü ise 2012’de yayınlandı ve Gramophone’un “Specialist Classical” kategorisinde 6. sıraya, Amazon yaylı çalgı konçertoları listesinde ise bir numaraya yükseldi. Yang’ın yeni albümü “Sojourn” adını taşıyor.
Kaynak: Medya
05- 08 Şubat tarihleri arasında birçok yayınevinin katılımıyla gerçekleşecek şenlik Kozyatağı Kültür Merkezi’nde birbirinden keyifli atölye çalışmalarıyla renklenecek.
KATILIMCI YAYINEVLERİ
Doğan Egmont, Everest Yayınları, Can Yayınları, Nesin Yayınları, Yapı Kredi Yayınları, İş Kültür Yayınları, TübitakYayınları, Cumhuriyet Yayınları, NTV Yayınları, Altın Kitaplar, Remzi Yayınevi ,Çizmeli Kedi Yayınları, Red House Yayınları,O2 Yayınları, Beyaz Balina Yayınları, Cosmo Yayınları, Kırmızı Kedi Yayınları, Arunas Yayınları, Çikolata Yayınevi, Bulut Yayınları, ABM Yayınları, Çiçek Yayınları, 1001 Çiçek Yayınlar, Epsilon Yayınları
ATÖLYELER
05 ŞUBAT 2015 PERŞEMBE
11.00 MODERN DANS JAZZ DANS
13.15 PERKÜSYON-DAVULUMDAN MASALLAR
15.30 MÜZİKLE YARATICI YAZARLIK
17.00 MASAL MASAL İÇİNDE
06 ŞUBAT 2015 CUMA
11.00- VAN GOGH-AİT MİYİM?
12.00 KARİKATÜR ATÖLYESİ
13.15 TUVAL BEZ BOYAMA
15.00 PERKÜSYON – DAVULUMDAN MASALLAR
16.00 İNTERAKTİF DANS
17.00 MASAL MASAL İÇİNDE
07 ŞUBAT 2015 CUMARTESİ
12.15 KEDİ EVİ ATÖLYESİ
13.15 DALİASLINDA NE SÖYLÜYOR?
14.30 MÜZİKLE YARATICI YAZARLIK
17.00 MASAL MASAL İÇİNDE
08 ŞUBAT 2015 PAZAR
12.15 MASKE ATÖLYESİ
13.15 YARATICI DRAMA-BEN KİMİM?
14.30 SOLUCANLARLA TOPRAK YAPIMI
17.00 MASAL MASAL İÇİNDE
- Tarih : 05-08 Şubat 2015 (10.00-22.00)
- Yer : Kozyatağı Kültür Merkezi (Kozzy Avm 2. Kat)
- Bayar Cad. Buket Sok. No:16/1 Kozyatağı
- Bilgi için : 216 658 00 15 – 18
- www.kkm.gen.tr
Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği tek perdelik “Kelebekleri öldürmeyin” modern balesi ile ilk Türk bale suiti “Çeşmebaşı” sanatseverlerden büyük ilgi gördü. Haşim İşcan Kültür Merkezi’ndeki etkinlikte Antalya Devlet Opera ve Balesi dansçıları başarılı performanslarıyla büyük beğeni topladı. Koreografisi Uğur Seyrek’e, Librettosu ise Işık Noyan’a ait “Kelebekleri öldürmeyin” balesinde, tutkuyla başlayan bir aşkın nefrete dönüşmesi, ardından sıradanlaşıp yok olup gitmesi konu ediliyor.
“Kelebek ömrü gibi kısa olmayacak aşk” eserin çıkış noktasını oluşturuyor. Seyirciler baleyi izlerken bir kelebeğin ömrü kadar kısa olan aşk hikayesinde bir kadın ve bir erkeğin birbirini aşkla severken aşkı nasıl öldürdüklerine tanıklık oluyor. Ayakta alkışlanan gösterinin kostüm tasarımı Çimen Somuncuoğlu, ışık tasarımı ise Mustafa Eski imzasını taşıyor.
İlk Türk bale suiti “Çeşmebaşı”
Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçıları tarafından sergilenen ikinci balede ise Ferit Tüzün’ün ünlü yapıtı ve ilk koreografisi Dame Ninette de Valois tarafından yapılan ilk Türk bale suiti “Çeşmebaşı” balesi sahnelendi.
Antalyalı sanatseverlerin yakından tanıdığı ünlü koreograf Uğur Seyrek tarafından sahneye konulan eserde, “Çeşmebaşı’nda aşkın dışavurumu ve genel olarak insanların davranış ve yaşayış biçimleri modernleşmenin sancılı sürecinden nasibini alması” konu ediliyor.
Eserin yeni yorumda su, yeni bir umudu vadederken yine doğanın bir parçası olan papatyalarla kadınlar, sevgilileri tarafından kutsanıyor. Eserde dekor tasarım Gürcan Kubilay, kostüm tasarım Sevtaç Demirer ve ışık tasarım ise Mustafa Eski’ye ait. Baleler, 22 ve 29 Ocak Perşembe ve 31 Ocak Cumartesi 20.00’de Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde tekrar sahnelenecek.
Kaynak: Al Jazeera
4 yıl önce başlatılan “KısaKes Kısa Film Festivali” bu yıl ilk kez uluslararası arenaya taşınıyor. 26-2728 Ocak’ta gerçekleşecek olan festivale dünyadan ilgi büyük.
Arya Su Altıoklar ve Derya Tezcanlı, idealist ve heyecanlı 2 genç sosyoloji öğrencisi. Arya, Mustafa Altıoklar’ın kızı. Dolayısıyla sinemanın içine doğmuş. Ortaokulda çektiği filmleri paylaşacak bir platform bulamayınca işe kendisi girişmiş. “Sinemaya meraklı gençlerin kendilerini ifade edecekleri bir ortam sağlamak istedim ve ‘Neden böyle bir şey yapmıyoruz’ diye düşünerek yola çıktım” diye anlatıyor. Arya’yla üniversitede tanışan Derya da bu fikri hemen sahiplenmiş ve ortaya “KısaKes” çıkmış. Arya ve Derya, 20 yaşında olmalarına rağmen müthiş bir özgüven ve hâkimiyetle anlatıyorlar KısaKes’i. 2010’dan bu yana gerçekleşen organizasyona bu yıl ilk kez tüm dünyadan üniversite öğrencileri katılacak. Jüri koltuğunda da yurtdışından 2 önemli sinemacı var: Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson ve Venedik Film Festivali ana seçicilerinden Paolo Bertolin. Arya Su ve Derya, 26-27-28 Ocak tarihlerinde gerçekleşecek olan festivali anlattı.
■ Neden KısaKes gibi sert bir isim? Ödüller de Altın Makas, Gümüş Makas diye gidiyor…
Arya: Bir gün dişlerimi fırçalarken aklıma geldi. Sonra festivalin adı ne olsa diye düşünürken önerdim, herkes “İyi fikir” deyince öyle kaldı.
■ İlk 2 haftada tüm dünyadan 280 başvuru olmuş. Muazzam bir sayı bu, bekliyor muydunuz?
Derya: Sadece New York’ta belli başlı birkaç okula afiş göndermiştik. Onun dışında bir mailing yaptık. Bir de Cannes Film Festivali’ndeki Türkiye çadırına katılmıştık. Oraya da haber saldık, katkısı olmuştur mutlaka. Yine de bu denli bir ilgi beklemiyorduk.
Arya: Aslında Cannes’a kısa filmle ilgili gözlem yapmaya gittik. Oradaki sistemi görmek çok işimize yaradı. Nasıl bir kurgu var, uluslararası bir festival nasıl yapılıyor epey fikir sahibi olduk. Üstüne bir de Altın Portakal’a gittik.
■ İstanbul, Ankara ve İzmir’in yanı sıra Berlin’de de gösterimler olacak. Neden Berlin?
Arya: Ana sponsorumuz Bahçeşehir Üniversitesi’nin Washington, Berlin dahil birçok yerde kampusu var. Berlin’de gösterim yapılması Enver Yücel hocamızın fikriydi. “Madem uluslararası bir şey yapıyorsunuz, diğer kampusları neden kullanmıyorsunuz” dedi. Enver Hoca’nın vizyonuna hepimiz hayranız zaten, muazzam bir insan. Berlin’le başladık, zamanla daha da açılacağız.
■ Jüri üyeleriniz de iddialı isimler.
Evet. Paolo Bertolin var. Hem sinema eleştirmeni hem de Venedik Film Festivali’nin ana seçicilerinden. Yapımcı ve Guerilla Film’in kurucusu David Wilkinson, Zeynep Özbatur Atakan ve Rezan Yeşilbaş ve Özge Özpirinççi de diğer jüri üyelerimiz.
■ Eskiden ödül olarak burs ve ekipman sağlıyormuşsunuz, bu sene festival uluslararası, nasıl ödüllendireceksiniz kazananları?
Ödül olarak dünyadan 13 öğrenciyi İstanbul’a getiriyoruz ve onları 1 hafta boyunca burada ağırlıyoruz. Zaten Bangladeş’ten tutun Meksika’ya kadar birçok yerden öğrenci gelecek.
‘Kısa film şiire yakın’
■ Neden “kısa” sizce?
Arya: Teknolojinin gelişmesiyle birlikte tahammül eşiğimiz çok düştü. Her şey anında olsun bitsin istiyoruz. Sinema salonuna girdiğimizde bile telefonla oynamadan, kafamız dağılmadan duramaz hale geldik maalesef. Bu nedenle kısa filmin, içinde bulunduğumuz dönemde daha fazla öne çıkacağına inanıyoruz. Öte yandan kısa filminizi istediğiniz şeyle çekebiliyorsunuz. İster cep telefonu kamerasıyla çekin ister profesyonel kamera kullanın, bunun bizim için bir önemi yok. Fikrin ne olduğu önemli bizim için.
■ Kısa filmlerin ticari kaygısı olmadığı için sanatsal yönleri ön plana çıkıyor sanki. Roman ve öykü farkı gibi, öykü daha can alıcıdır ya bazen.
Arya: Daha çok şiire yakın gibi geliyor bana. Derya: Bir fikri ne kadar kısa sürede anlatırsan o kadar değerli diye düşünüyorum. Arya: Anlatmak istediğinizi 90’a atıp anlatmak zorundasınız çünkü.
‘Herkes dünyayı kurtarma derdinde’
■ Festivale 87 ülkeden toplam 1389 başvuru yapıldı.
■ En çok ilgi gösteren ülkeler sırasıyla ABD, İngiltere ve İran. Türkiye 6. sırada.
■ Arya ve Derya’yı en çok şaşırtan aşk üzerine hiç film gönderilmemiş olması. Daha çok toplumsal olayları konu alan, biraz da karamsar filmler öne çıkıyor. “Bireye odaklanan film neredeyse yok, herkes dünyayı kurtarma derdinde” diyor Arya ve Derya.
Diğer etkinlikler
KısaKes kapsamında Yekta Kopan, Meltem Cumbul, David Wilkinson ve daha birçok önemli ismin katıldığı atölyeler ve söyleşiler düzenlenecek. Ayrıntılı bilgi için kisakes.org’u ziyaret edebilirsiniz.
Program
KısaKes, 26-27-28 Ocak’ta Saint Benoit Lisesi’nde başlıyor, 2. gün Bahçeşehir Üniversitesi’nde ve Ortaköy Kültür Merkezi’nde film seçkisi var. 3. gün ise Feriye Sineması’nda kapanış kokteyli ve ödül töreni gerçekleşecek.
Kaynak : Gizem Sevinç SELVİ, Haberturk.com
Seramik sanatçısı Nuray Erden ve Görsev Bilkay’ın İdol Seramik Atölyesi İzmir’den İstanbul’a geldi. Türkiye de ilk kez geçtiğimiz yıl Haziran ayında İzmir’de açılan bu özel seramik sergisi Beyaz Baston Görme Engelliler Haftasında bu kez İstanbul’da bir ilke imza attı.
Tüm İdol sanatçılarının eserlerinden oluşan Seramik Sergisi Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı Derneği (TÜRGÖK ) yararına Gayrettepe Rotary Kulübü ve Rotary 2420 Bölge 4. Grup Kulüpler tarafından düzenlendi.
Sergiye katılımın yoğun olması dikkat çekerken, görme özürlülerin seramiklere elleriyle temas ederek eserleri incelemeleri çok özel görüntüler oluşmasına sebep oldu. Sergiye gelen görme özürlüler, sergilenen eserleri elleriyle tanırken, her eser ile ilgili bilgiyi ses kaydından dinleyerek ve kabartma Braille alfabesiyle yazılan tanıtım levhalarından öğrenebilme fırsatı buldular. Ayrıca seramik sanatçılarıyla tanışma ve görüşme olanağına da sahip oldular.
Sergi geliri “Görme Özürlüler Kitaplığı”’na
Serginin geliri Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı Derneği’ne bağışlanacak. Türkiye’nin ilk ve tek Görme Özürlüler Kitaplığı görme özürlülerin yazılı kaynaklardan yararlanmalarını sağlamak, onların eğitimine ve kültürel gelişimine katkıda bulunmak için 2004 yılında İzmir’de kurulmuştur. Bugüne kadar Türkiye’nin her yerine ve İngiltere Hollanda ve Kıbrıs, Amerika ve Almanya’daki görme özürlülerimize kabartma (Braille) harfleriyle yazılan kitaplar dergiler ve ses kayıtlarını ücretsiz ve iadesiz göndererek hizmet vermektedir. Bugüne kadar 6 bine yakın görme özürlüye hizmet verilmiştir.
Sergi 13-21 Ocak 2015 Saat 11.00 ile 19.00
Beşiktaş Belediyesi
Ortaköy Kültür Merkezi
Kaynak: Cumhuriyet
İstanbullular yeni bir etkinlikle buluşuyor. Metro istasyonlarından, havalimanı ekranlarına kadar bir ay süreyle her yerde kısa filmler gösterilecek.
Bu yıl beşinci kez düzenlenecek olan dünyanın en kapsamlı kamusal sanat etkinliklerinden biri olan ‘Art By Chance Ultra Kısa Film Festivali’ 15 Ocak’ta başlıyor. Aynı anda 20 ülkede ve 200 şehirde gerçekleştirilecek olan kısa film festivalinin mekanları ise şehrin her köşesi, her ekranı.
Uluslararası bir jüri tarafından seçilen ve süresi 30 saniye ile sınırlı tutulan ‘ultra kısa filmler’ sinema salonlarından şehrin dört bir yanındaki dijital ekranlara taşınıyor. Spor salonları, metrolar, otobüsler, deniz otobüsleri, trenler, cafe ve restoranlar, müzeler, alışveriş merkezleri, sanat galerileri ve havaalanlarında bulunan dijital ekranlarda gösterilecek olan filmler, bir ay süresince izleyicilerle buluşacak.
Türkiye ile aynı anda İngiltere, Fransa, İtalya ve İspanya gibi 20 ülkede gösterilecek olan filmler, şehrin ekranlarında 15 Ocak-15 Şubat tarihleri arasında izlenebilir.
Kaynak : Al Jazeera
Bilecik Belediyesi’nce bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Ulusal Bilecik Tiyatro Festivali “Annemin Şoförü” adlı oyunla sona erdi.
Belediye Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde 17 Kasım’da başlayan ve 14 gün süren festivalin son oyunu “Annemin Şoförü”nü Hakan Altıner’i yönetti. Suna Keskin, Atila Pekdemir, Selda Özbek ve Damla Cercişoğlu’nun oyunculuğunu üstlendiği oyunda birbirini çok seven ama bir o kadar da “dediğim dedik” dört kişinin öyküsü anlatıldı.
Oyun sonunda oyunculara ödüllerini veren Belediye Başkanı Selim Yağcı, festivalin 10. yılını uluslararası düzeyde olabilecek şekilde kutlayacaklarını ifade etti:
“Bu yolculuğa çıktığımız 2004 yılında bir taraftan mahallelerimizdeki altyapı eksikliklerini giderirken diğer taraftan da sanat anlamında bir eserin temellerini attık. O gün başlamasaydık bugün sanatsal anlamda ihtiyaç olan bu noktaya çıkmamız mümkün değildi. 2004 yılında başlattığımız yolculukta bir hedefi ortaya koymuştuk. O gün, ‘Festivalin 10’uncusuna geldiğimizde uluslararası düzeyde kutlayacağız’ dedik. Bunu yapacağız. Açılışı ve kapanışıyla, Türkiye gündeminde Bilecik daha fazla yer tutacak. Bilecik’in tanıtımı noktasında yapılan etkinlikler son derece önemli.’
Etkinlikte, hayatını kaybeden tiyatro sanatçısı Nejat Uygur’un oğulları Süheyl ve Behzat Uygur kardeşler, torunu Mana Uygur ile Wilma Elles, Cengiz Küçükayvaz, Ercüment Balakoğlu, Serpil Tamur, Özge Özder, Berke Üzrek, Onur Yaprakçı, Şahin Sekman, Barbaros Uzunöner, Merve Servi, Berke Hürcan, Can Törtop, Songül Öden, Levent Ülgen, Atila Pekdemir ve Suna Keskin’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 100 sanatçı sahne aldı. Necla Uygur, Serpil Tamur, Hakan Altıner ve Yalçın Menteş’e ‘Kristal çınar onur’ ödüllerinin verildiği festivalde, aralarında ‘Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye öğüdü’, ‘Dünyanın sonu.net’, ‘Haydi hayırlısı’, ‘Şenlik çıkmazı’, ‘Müziksiz evin konukları’, ‘Tuzak’, ‘Hz. Ömer, adalet mülkün temelidir’in bulunduğu birçok oyun sahnelendi.
Kaynak: Al Jazeera
Bursa’da 1933 yılında doğan Zeki Müren, yokluk içerisinde geçen çocukluğundan 1991 yılında ‘Devlet Sanatçısı’ seçilmesine kadarki süreçte, müzik, sinema ve şarkı sözleriyle sanata büyük katkılarda bulundu. Zeki Müren’in yaşamına dair bugüne dek hiç görülmemiş fotoğraflar ve yaşamından önemli notların yer aldığı ‘İşte Benim Zeki Müren’ sergisi Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açıldı.
Zeki Müren, 24 Eylül 1996’daki ölümünden önce mal varlığını ve mirasını Türk Eğitim Vakfı’na ve Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı’na bağışladığını açıklamış, ondan geriye kalan tüm eşyalar saklanmış ve bugüne dek ortaya çıkarılmamıştı. Dolayısıyla ‘İşte Benim Zeki Müren’ adlı sergi, Zeki Müren’le ilgili bugüne dek gerçekleştirilen en kapsamlı çalışmalardan biri olma özelliğine de sahip. 20 Aralık 2014’e kadar İstanbul Beyoğlu’ndaki İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açık kalacak olan sergide, Zeki Müren’e ait on bine yakın fotoğraf içinden hazırlanan bir seçki, özel eşyaları, arşiv videoları, el yazısı şiirleri, plakları yer alıyor.
Zeki Müren’in annesi ile mektuplaşmalarının da yer aldığı sergide, annesi, yazdığı mektuplardan birinde oğluna şöyle sesleniyor, ‘…insan gençken dinlenir ama yaşlanınca bizim gibi olmaması için kendine iyi bakman gerekir. Canım evladım beni dinle, zira gözümde tütüyorsun. Gurbet çok zor, aylardır seni görmedim, vallahi içim harıl harıl yanıyor. İnşallah İstanbul’a gelince hemen geleceğiz. Yavrum biz artık sonbahar olduk, bir gün Müren ağacının dibine düşmek üzereyiz.’
YAPI KREDİ KÜLTÜR MERKEZİ
Hafta içi: 10:00 – 19.00
Cts. 10:00-18:00 / Pz. 13:00 – 18:00
Adres: Yapı Kredi Kültür Merkezi,
İstiklal Caddesi, No: 161-161A
34433 Beyoğlu, İstanbul
Tel: (0212) 252 47 00 (pbx)
Faks: (0212) 293 07 23
Kaynak: Al Jazeera
T.C. M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencileri 16 Ekim 2014 tarihinde London College Of Music (LCM) sınavlarına katılmıştı. Bakırköy ve çevre ilçelerde ilk ve tek resmi LCM eğitim ve sınav merkezi olma özelliğini taşıyan kursumuzda yapılan sınav sonucunda, kursumuzda sınava giren öğrenciler % 100 başarı göstermiştir.

Öğrencilerimiz ve kursumuzda sınava giren diğer kurum öğrencilerinin % 100’ü tüm dünyada geçerli University Of West London akreditasyonuna sahip belge almaya hak kazanmıştır. Bilindiği üzere sınav İngiltere’de bulunan University Of West London ‘dan gelen gözlemciler eşliğinde yapılmaktadır. Kurumumuzda sınav olup başarı gösteren tüm öğrencilerimiz ve öğrencimiz olmayıp kurumumuzda sınava giren diğer kursların öğrencilerini kutluyoruz.
London College of Music eğitimi veren kurum olarak hedeflerimiz;
Enstrüman eğitimi alan öğrencinin,
•Teknik ve müzikal gelişimini sağlayarak, akademik seviyesine bilimsel katkı yapmak,
•Sanatsal vizyonunu geliştirmek,
•Müzik eğitimini Uluslararası sertifikalarla belgelendirerek nitelikli bir portfolyoya sahip olmasını sağlamaktır.
T.C. MEB Özel Nar Sanat Eğitim Kursu’nun LCM’e yönelik çalışma programları:
Piyano-Keman- Gitar-Flüt, Davul (Bateri), şan programlarıdır. Solfej-Duyuş-Teori dersi de ayrıca ve grup olarak uygulanmaktadır.
Sınava giren öğrencilerimizin in adları şu şekildedir.
| ADI SOYADI | BÖLÜM |
| Ahmed Doğukan Balık | PİANO |
| Aybike Su Duran | PİANO |
| Begüm Ayaz | PİANO |
| Berzah Aydemir | PİANO |
| Doğa Aynacı | PİANO |
| Ege Yılmaz | KEMAN |
| Faruk Baray Uludağ | PİANO |
| Ievsenıı Gostyshchev | PİANO |
| Jewahir Başak Sait | PİANO |
| Mehmet Efe Dülger | PİANO |
| Mert Taşdemir | PİANO |
| Yağmur Kozan | PİANO |
| Zehra Sümerkan | PİANO |
| Zeynep Beceren | PİANO |
LCM hakkında daha detaylı bilgi için lütfen TIKLAYINIZ.
Fotoğraf; belgeleme ile yorumlama arasındaki çizgide gidip gelerek gerçekliği kaydeden bireyin kendini ifade etmesini, kişisel bakış açısını ortaya çıkarmasını ve kendini bulmasını sağlayan önemli bir araçtır.
Peki akıllı telefonlar, dijital fotoğraf makineleri ya da tabletler ile herkesin kolaylıkla anı yakalayıp ölümsüzleştirdiği günümüzde fotoğraf eğitimi almak gerekli midir? İnsan neden fotoğraf eğitimine gereksinim duyar? Fotoğrafın sağladığı anı ölümsüzleştirme ve yaratıcılığı arttırma gibi yetenekleri insan kendi kendine edinemez mi? Bilgi teknolojilerinin doruk noktasına ulaştığı günümüzde bu eğitim için gerekli tüm materyal ve yardım online ya da yazılı yayınlar aracılığıyla edinilemez mi? Günümüzde fotoğraf eğitimi almayı planladığımızda kendimiz ya da çevremiz tarafından bize bu ve bunun gibi bir çok soru yöneltilmektedir.
Öncelikle tabiki de eğitimin genel anlamıyla her dalında olduğu gibi fotoğraf alanında da verimli, keyifli gerçekleşmesi için bireyin isteği alakası ve çabası gereklidir. Fakat kişiye özel profesyonel bir yardım tüm bu istek ve çabanın daha hızlı, kapsamlı şekilde gelişim göstermesine, bu alanda uzmanlaşılmasına olanak sağlamaktadır.
Herşeyin gitgide dijitalleşip, otomatikleştiği bu dönemde kullandığımız tablet, telefon ve dijital kameralarla fotoğraf çekerken karşılaşılan bir çok sorunun nedenlerinin anlaşılarak çözümlenirken görüntü oluşumundaki tüm evreleri öğrenme ve kameranın çalışma prensibinin baştan sona öğrenilmesini sağlar. Böylelikle edinilen bilgi ve birikim kişiyi fotoğraf alanında yetkin ve farklı kılar. Tüm bu öğrenme evresinde kişiye bireysel olarak karşılaştığı her problemde yardımcı olunması ve kişinin fotoğraf hakkında merak ettiği tüm soruların eksiksiz bir şekilde cevaplanabilmeside sanal olmayan profesyonel bir yardımı gerekli kılmaktadır.
Nar Sanat Merkezi’nde hayatına yeni bir ilgi alanı katmak isteyerek benzer,ortak bir amaç ile biraraya gelen kişilerden oluşan Fotoğraf sınıfları kişilerin birbirinden de birçok şey öğrenmesine olanak sağlamaktadır. Fotoğrafı A’dan Z’ye öğrenmek için bilmeniz gereken tüm konuları kapsayan eğitim programımız teori ile uygulamayı birleştiren bir içeriğe sahiptir. Bunun yanı sıra aylık çekim gezilerimiz ile kursiyerlerimize daha fazla uygulama fırsatı sunmaktayız. Her dönem sonunda tüm kursiyerlerimizin bu gezilerde ve bireysel olarak fotoğrafladığı çalışmalardan seçilen eserler ile dönem sonu sergimizi gerçekleştirmekteyiz.
Nar Sanat ailesi olarak fotoğraf çekerek yoğun hayat temposu içinde soluk alıp, kendisine yönelmek isteyen herkesi fotoğraf kurslarımızda görmekten mutluluk duyarız.
Yazan: Nar Sanat Fotoğrafçılık Kursu Eğitmeni Fulya BETEŞ
33. İstanbul Kitap Fuarı 8 Kasım’da başlıyor. Türkiye ve yurtdışından 850 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenencek fuarda, 270 de etkinlik gerçekleştirilecek.
Bu yıl 33’üncüsü düzenlenecek Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 8-16 Kasım tarihleri arasında ziyarete açık olacak. TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de kapılarını açmaya hazırlanan fuarda 850 yayınevi yer alacak. Türk sinemasının 100. yılı olması sebebiyle fuarın bu yılki temalarından biri de ‘Sinemamızın 100. Yılı’ olacak. Bu kapsamda onur yazarı olarak seçilen Atilla Dorsay’ın sinema eleştirmenliği, oyuncu, yönetmen ve sinema yazarlarının katılımıyla yapılacak söyleşilerle konuşulacak ve bunun yanı sıra yaklaşık 50 etkinlik de bu tema etrafında düzenlenecek.
Onur konuğu Macaristan
Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın ülke olarak onur konuğu ise Macaristan olarak belirlendi. ‘Macaristan: Bir Bahçeden Bir Bahçe’ye’ başlığı altında Macar edebiyatı ve Macar kültürünün tanıtılacağı etkinliklerde, Macar edebiyatının en tanınmış yazarlarından Péter Esterházy, László Darvas, Dóra Csányi, Katalin Szegedi, Péter Zilahy, Tóth Krisztina, Spiró György, Mihály Hoppál, Timur Davletov, Fodor Pál, Dávid Géza ve Zsofia Mautner de konuk olarak katılacak. Ayrıca fuar katılımcıları bu yıl Macar müzikleri eşliğinde, Macar yemeklerinden tatma imkanı da bulabilecek.
Marquez anılıyor
Bu yıl içinde ölen Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez, Kolombiya Büyükelçiliği’nin düzenleyeceği bir programla anılacak. ‘Hayatı, Eserleri ve Türk Halkının Marquez’e Bakışı’ başlığı altında düzenlenecek olan etkinlikte, Jaime Abello ve Seçkin Selvi konuşmacı olacak.
33. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, hafta içi 10:00-19:00, hafta sonu ise 10:00-20:00 arasında açık kalacak. Kitap fuarı ile eşzamanlı olarak 24. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı-ARTIST 2014 de gezilebilecek.
Kaynak: Al Jazeera
Bize Ulaşın
T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu
Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul Türkiye
( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )
Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü 09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.
+90 212 570 80 68
+90 530 880 71 80
























