Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: londra

Sanat Haberleri

44,9 Milyon Dolara Picasso

Londra’da düzenlenen müzayedede, Pablo Picasso’nun ”Pencerenin Yanında Oturan Kadın” adlı ünlü tablosu 44,9 milyon dolara alıcı buldu.

Dünyaca ünlü müzayede evi Sotheby’s’in, Londra’da düzenlediği Empresyonist ve Modern Sanat Müzayedesi’nde, Picasso’nun 1932 tarihli ”Pencerenin Yanında Oturan Kadın” olarak da bilinen, sevgilisi Marie-Therese Walter’dan esinlenerek yaptığı tablo, 44,9 milyon dolara satıldı.

Sotheby’s’in, Avrupa’daki Empresyonist ve Modern Sanat departmanı yöneticisi Helena Newman, Picasso’nun söz konusu tablosunu, ”çarpıcı ve muazzam bir resim” olarak niteledi.

Newman ayrıca, koleksiyoncuların son yıllarda Picasso’nun Walter’dan esinlenerek yaptığı resimlere ilgisinin arttığını, ünlü ressamın yine Walter’ı resmettiği ”La Lecture” adlı eserinin de 2011’de 40 milyon dolara alıcı bulduğunu belirtti.

Pablo Picasso, yaşamını dönüştüren gizli sevgilisi 17 yaşındaki Marie Therese Walter’la 1927 yılında Paris’te tanışmıştı.

06 Şubat 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/02/picasso-tablo.jpg 362 580 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-02-06 11:21:012013-02-06 11:21:0144,9 Milyon Dolara Picasso
Sanat Haberleri

“Çinli Kız” adı ile bilinen ve dünyada ençok kopyalanan tablo açık artırmada

Dünyada en çok kopyalanan ve yarım milyondan çok satan “Çinli Kız” tablosu, açık artırmada satılacak.

İngiltere’nin başkenti Londra’daki Bonhams Müzayede Evi, Rus ressam Vladimir Tretchikoff’un ünlü tablosunun 20 Mart’ta yapılacak Güney Afrika Sanatı açık artırmasında satışa çıkarılacağını açıkladı. Yeşil renkli teni ve kırmızı dudaklarıyla Çinli Kız’ın portresinin, en az 1 milyon dolara alıcı bulması bekleniyor.

Kitsch kralı

Rusya’da doğan ve Şanghay’da büyüyen Tretchikoff, 1946’da Güney Afrika’ya yerleşmiş ve amcasının Cape Town’daki çamaşırhanesinde çalışan 17 yaşındaki Monika Sing-Lee’nin portresini 1952’de tamamlamıştı. Ucuz sanat ve rüküş anlamına gelen ‘kitsch’in kralı olarak tanınan Tretchikoff, 2006 yılında 93 yaşındayken hayata veda etmişti.

 

27 Ocak 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/01/cinl-kız.jpg 298 290 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-01-27 15:24:192013-01-27 15:25:10“Çinli Kız” adı ile bilinen ve dünyada ençok kopyalanan tablo açık artırmada
Sanat Haberleri

Piyanonun Ying Yang’ı geliyor!

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) Ocak ayında piyano dünyasında enerjik ve uyumlu birliktelikleriyle bilinen, kariyerlerinin zirvesindeki piyano ikilisi Katia ve Marielle Labèque kardeşleri ağırlıyor.

BİFO’nun konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelen Labèque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetimindeki “Kentin Karmaşasında İki Piyano” konserinde, Poulenc’in “İki Piyano için Konçerto”sunu seslendirecekler. Gecede BİFO ayrıca Borusan Kültür Sanat tarafından ZeynepGedizlioğlu’na sipariş edilen yeni eserin de dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

İstanbullu müzikseverlerin de yakından tanıdığı, birbirlerini ying ve yang gibi tamamlayan karakterleri ve müzikaliteleri ile tüm dünyada ayakta alkışlanan Katie ve Marielle Labeque kardeşler, BİFO’nun konuğu olarak 17 Ocak Perşembe akşamı ilk kez İstanbul’da konser verecek. Labeque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetiminde, 20. yüzyılın dinamizmi ve heyecanını taşıyan, Poulenc’in İki Piyano için Konçertosu ile dinleyenleri büyüleyecek. Ardından özgün yapıtlarıyla dünyada adını başarıyla duyuran çağdaş bestecilerimizden Zeynep Gedizlioğlu’nun, Borusan Kültür Sanat’ın siparişi üzerine bestelediği yeni yapıtının dünya prömiyeri, Gürer Aykal yönetimindeki BİFO tarafından gerçekleştirecek. Konserin ikinci yarısında BİFO, Çaykovski’nin “Polonyalı” olarak bilinen 3. Senfoni’sini seslendirecek.

Katia & Marielle Labèque hakkında:

 Küçük yaştan bu yana tutkunu oldukları müziğin peşinden giden piyano ikilisi Katia & Marielle Labèque kardeşler, Semyon Bychkov, Sir Colin Davis, Charles Dutoit, Sir John Eliot Gardiner, Kristjan Järvi, Paavo Järvi, Zubin Mehta, Sir Simon Rattle ve Esa-Pekka Salonen gibi dünya çapında şeflerin yönetiminde, düzenli olarak Berlin Filarmoni, Bavyera Radyo Senfoni, BostonSenfoni, Chicago Senfoni, Cleveland Orkestrası, Londra Senfoni, Los Angeles Filarmoni gibi saygın orkestralarla çalıyorlar.  Yakın zamanda Gershwin’in Rhapsody in Blue’su ve Bernstein’ın Batı Yakası’nın Hikâyesi  kayıtlarını yayımlayan Labèque’ler, kurdukları KML Vakfı aracılığıyla iki piyano repertuarının geliştirilmesi üzerine çalışmalar yürütüyorlar. 2012 yılında Pedro Almodovar’ın yapımcılığını üstlendiği, Felix Cabez imzalı The Labèque Way müzikal-belgeseli büyük ilgi gören piyano ikilisi, solo kariyerleriyle de dikkat çekiyor. Katia Labèque, 2009 yılında yayınlandığı solo albümü Shape Of My Heart için Sting, Herbie Hancock, Chick Korea ve Gonzalo Rubalcaba gibi efsanevi müzisyenlerle çalışmıştı.

KENTİN KARMAŞASINDA İKİ PİYANO

Gürer Aykal şef

Katia & Marielle Labèque iki piyano

Program:

Gedizlioğlu: Yeni sipariş edilen yapıtın dünya prömiyeri

Poulenc: İki Piyano için Konçerto, Re minör

Çaykovski: 3. Senfoni, Re Majör, Op. 29, “Polonyalı”

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) konserlerinin biletleri tüm Biletix satış kanallarından temin edilebilir.

 Kaynak :[-]

11 Aralık 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/12/ikilisi-Katia-ve-Marielle-Labèque.jpg 300 620 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-12-11 13:00:132012-12-11 13:05:05Piyanonun Ying Yang’ı geliyor!
Sanat Haberleri

İstanbul tablolarına Londra’da rekor fiyat

Ünlü Rus ressam Ivan Ayvazovsky’nin İstanbul’u resmettiği üç tablosumüzayede salonu Sotheby’s’ün düzenlediği açık artırmada satışa çıktı. Tabloların ikisi toplam 2 milyon 654 bin TL’ye alıcı buldu.

İngiltere’nin başkenti Londra’daki ünlü müzayede salonu Sotheby’s’in düzenlediği “Önemli Rus Sanatı” müzayedesinde satışa çıkarılan Ayvazovzky’nin İstanbul’u resmettiği 3 tablosundan ikisi 922 bin 500 Sterlin (2 milyon 654 bin TL)’e satıldı.

Müzayedede, Ayvazovsky’nin 1845 yılında tamamladığı  “Ay Işığında Galata Kulesi”,  825 bin 250 Sterlin, (yaklaşık 2 milyon 374 bin TL), 1900 yılına ait  “Boğaziçi’nde Gemiler, Konstantinopolis”  tablosu 97 bin 250 Sterlin (yaklaşık 280 bin TL) satıldı. Başlangıç fiyatı 700 bin sterlin olan 1886 yılına ait “Haliç’te Ay Doğuşu” tablosu ise alıcı bulamadı. Tabloya verilen son fiyat 680 bin Sterlin oldu.

29 tablonun satışa çıktığı açık artırmaya telefondan ve internet üzerinden çok sayıda kişi katıldı. Tabloların alıcıları ise açıklanmadı.

Hayatı boyunca bir çok kez ziyaret ettiği İstanbul’u  resimlerine sık sık konu eden Rus ressam’ın sanatsal yetenegi 1874 senesinde Dolmabahçe Sarayı’nı süslemesi için İstanbul’un farklı manzaralarını resmetmesini isteyen Sultan Abdülaziz  tarafından da tanındı.

Ressamın ‘”Haliç’te Ay Doğuşu” adlı eseri  Eyüp’ten bakıldığında İstanbul’un en bilinen abide ve camilerini resmediyor.

Uzun seneler çok saygın bir özel koleksiyonda bulunduktan sonra ilk defa müzayedeye çıkan resim, Ayvazovsky’nin Türkiye resimleri  açısından da bilgiler veriyor.
Ayvazovsky’nin en son resimlerinden biri olan ‘Boğaziçi’nde Gemiler, Konstantinopolis’ ise tarihi Arnavutköy’ü resmediyor.

Boğaziçi tablosu rekor fiyata satılmıştı

Sotheby’s, sanatçının tablolarını geçen Nisan ayında tanıtmış ve 1856 yılı tarihini taşıyan, “Konstantinopolis ve Boğaziçi Manzarası”nı 3 milyon 233 bin 250 Sterlin’e satarak sanatçının Türkiye manzaraları arasında bir rekor elde etmişti.

Kaynak :[-]

27 Kasım 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/11/Ivan-Ayvazovski.jpg 182 292 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-11-27 13:54:022012-11-27 13:56:32İstanbul tablolarına Londra’da rekor fiyat
Sanat Haberleri

İlk kez 1952 ‘de sahnelenen ‘ Fare Kapanı ‘ 60 yılda 25 oyun sergiledi

İlk kez 1952’de sahnelenen ‘Fare Kapanı’, Winston Churchill’den David Cameron’a tam 12 İngiltere başbakanı gördü. Oyun, Kraliçe II. Elizabeth’in tahta çıkışıyla yaşıt.

“Polisiye roman ve tiyatronun kraliçesi” Agatha Christie’nin “Fare Kapanı” (Mousetrap) adlı oyunu, ilk kez, II. Elizabeth’in taç giydiği yıl, 1952’de sahnelenmişti.

Soğuk Savaş başladığında “Fare Kapanı”, Londra’daki Ambassadors Tiyatrosu’nda sahneleniyordu; Soğuk Savaş biteli yıllar oldu, “Fare Kapanı” hâlâ sahnede.

Şu sıralar 60. yılını kutlayan oyun, bugüne kadar Winston Churchill’den David Cameron’a tam 12 İngiltere başbakanı gördü.

Beklenmedik son

Christie’nin bir cinayeti ve karmaşık çözümünü işleyen oyunu, 18 Kasım 2012’de 25 bininci kez sergilendi. Dünyanın en uzun süre sahnede kalan oyunu olarak bilinen “Fare Kapanı”, hâlâ popülerliğinden bir şey yitirmiş değil ve kapalı gişe oynamayı sürdürüyor.

Oyun, ilk kez, 25 Kasım 1952’de Ambassadors Tiyatrosu’nda sahnelenmiş ve Richard Attenborough ile karısı Sheila Sim 21 yıl boyunca başrolleri üstlenmişlerdi.

“Fare Kapanı”nın ilk oynanışından bu yana, her oyunun sonunda oyunculardan biri seyircilerden “beklenmedik son”u kimseye açıklamamalarını istiyor: “Artık ‘Fare Kapanı’nı seyrettiğinize göre cinayetimize ortak oldunuz demektir. Sizden, cinayeti kimin işlediğini bir sır gibi saklamanızı rica ediyoruz…”

Seyircilerin oyunun sonunu sır gibi saklayıp saklamadıkları bilinmiyor, ama The Guardian’dan Stephen Moss, “Fare Kapanı”nı 60. yılında bir kez daha izlemeye gittiğinde tanık olduğu ilginç bir olayı aktarıyor:

Moss, tiyatronun kapısında, “Fare Kapanı”nı seyretmeye Birmingham’dan gelmiş bir Agatha Christie hayranına, gelmeden önce cinayeti kimin işlediğini araştırıp araştırmadığını sormuş. Adam, kısa bir duraksamadan sonra, “Yoksa seyircilerden biri mi!” deyivermiş.

‘8 ay oynanır’ demişti

Oyun, ilkin 1947’de “Üç Kör Fare” adıyla radyo tiyatrosu olarak yayımlanmış, daha sonra Shakespeare’in ünlü tragedyasında Hamlet’in bir sözünden esinlenilerek “Fare Kapanı” adını almıştı.

Ambassadors Tiyatrosu’nda 21 yıl boyunca 8.862 kez sahnelenerek bir dünya rekoru kıran “Fare Kapanı”, 1974’ten bu yana St. Martin’s Tiyatrosu’nda, yıllardır da David Turner’ın yönetmenliğinde oynanıyor.

Şu sıralar “Fare Kapanı”nın başlıca rollerini Hugh Bonneville, Patrick Stewart, Julie Walters ve Miranda Hart paylaşıyorlar.

Agatha Christie’nin, ilk sahnelendiği günlerde “En fazla 8 ay oynanır” dediği oyun, bakalım daha kaç yıl sahnede kalacak?

 

24 Kasım 2012/1 Yorum/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/11/mousetrap-masthead.jpg 270 564 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-11-24 16:10:582012-11-24 16:10:58İlk kez 1952 ‘de sahnelenen ‘ Fare Kapanı ‘ 60 yılda 25 oyun sergiledi
Sanat Haberleri

Mausolleum’un Türkiye’ye iade edilmesi için kampanyaya sanatçı desteği

British Museum’daki dünyanın yedi harikasından biri olan Mausolleum’un Türkiye’ye iade edilmesi için Ocak’ta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açılacak dava öncesinde başlatılan imza kampanyası internet ortamına taşında. www.askinmabedi.com sitesindeki kampanyaya en büyük destek ünlülerden geldi.

Ferhan Şensoy, Ali Poyrazoğlu, Merve İldeniz, Fedon ve Suavi başta olmak üzere birçok sanatçı Türkiye topraklarından götürülen tarihi hazinenin getirilmesi için dijital imza verdiler. Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ercan Karakaş, eski ANAP’lı bakanlardan İmren Aykut’un da katıldığı uluslararası kampanya bütün hızıyla sürüyor. Toplanan imzalar, Avukat Remzi Kazmaz’ın AİHM’de 30 avukat arkadaşıyla açacağı davanın dosyasına konulacak.

BU FİLMİ AİHM YARGIÇLARI DA İZLEYECEK

AİHM’e gidecek dava dosyasında bir de belgesel yer alacak. Yönetmenliğini Kazmaz’ın yaptığı Aşkın Mabedi– Maussolleion isimli filmde antik çağın hazinesi ve Türkiye’den götürülüşünün hüzünlü hikayesi anlatılıyor. 32 dakikalık belgeselin en dramatik sahnelerden birini eserin Anadolu’ya getirilmesi için Halikarnas Balıkçısı’nın (Cevat Şakir) yaptığı girişimin anlatıldığı bölüm oluşturuyor.

Dünyanın yedinci harikasının kendi doğal atmosferleri yerine, Londra’da olmasından büyük üzüntü duyan Şakir, İngiltere’ye Kraliçe’ye bir mektup gönderiyor. Şakir mektubunda “Londra’daki parçalar, Bodrum’un mavisiyle bütünleşmektedir. Londra’da kalmamaları gerekmektedir. Onları bütünleştikleri maviyle buluşturmak gerek” diyor. Türkiye’den gelen mektubu okuyan Kraliçe, daha sonra müze müdürüne havale ediyor. Birkaç ay sonra müze müdüründen Şakir’e şu yanıt geliyor:

“Önerinizi çok ciddiye aldık. Bilim insanlarına taşların yapısını incelettik; gerçekten de eserlerin maviyle bütünleştikleri doğrudur. Bu yüzden eserlerin müzede sergilendiği salonu Bodrum mavisine boyadık. Yakın ilginize teşekkür ederiz!”

SATIŞA SUNULDU

İngilizce versiyonu da bulunan filmde aşkın, acının, sadakatin, sanatın abidesi anlatılırken canlandırılan sahneler ve efektler izleyiciyi antik dönemin atmosferinde bir yolculuğa çıkarıyor. Tüm müzik marketlerde satışa sunulan filmi Ocak’ta AİHM yargıçları da izleyecek.

ROMANIN BASKISI TÜKENDİ

Yine Remzi Kazmaz tarafından kaleme alınan Kral Mausolos tarafından karısı Artemisia’ya duyduğu aşkı ölümsüzleştirmek amacıyla yapılan Mausolos’un Aşkın Mabedi isimli romanın 2’nci baskısı da tükendi. İngilizce ve Türkçe olmak üzere iki dilde yeniden baskıya giren roman, yakında bir kez daha okurlarıyla buluşacak.

 

Kaynak :[-]

21 Kasım 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/11/halicarnassus.jpg 486 720 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-11-21 15:11:392012-11-21 15:11:39Mausolleum’un Türkiye’ye iade edilmesi için kampanyaya sanatçı desteği
Sanat Haberleri

Dünya alkışlıyor, ülkesi yargılıyor

Almanya’nın başka kentlerinden, dahası Avrupa’nın başka ülkelerinden gelen ‘Fazıl Say hastaları’nın sayısı hiç de az değil. Onlarla biraz konuştuğunuzda, yıl boyunca Say’ın konserlerininizini sürdüklerini anlıyorsunuz. Say nereye, onlar da oraya…

Oteldeki odam Main Irmağı’na bakıyor. Duvarda ise Alman dışavurumcu Schmidt-Rottluff’tan iki manzara. Schmidt-Rottluff, Naziler Almanya’da iktidara gelince resim yapması yasaklanmış bir ressam. Main, sessiz sakin akıyor.

Her yolculuk yanına bir kitap ister bir başka yolculuğa kapı açsın diye. İki saat kadar sonra, Fazıl Say’ın menajeri Kadir Dursun’la otelin lobisinde buluşup “Fazıl Say Gecesi”ne gideceğim. Beklerken,Leonardo Sciascia’nın beni Sicilya’ya götüren “Şarap RengiDeniz”ini okuyorum. Main, bozbulanık akıyor.

Maestro Griffiths

Lobiye indiğimde beni bir sürpriz bekliyor. Kadir Dursun’un yanında, gecede Hessen Radyosu Senfoni Orkestrası’nı yönetecek olan Howard Griffiths. Griffiths hiç yabancımız değil.

On yıl kadar Zürih Oda Orkestrası’nın sanat yönetmenliğini üstlenen, Kraliyet Filarmoni Orkestrası, Fransa Ulusal Orkestrası, Moskova Radyosu’nun Çaykovski Senfoni Orkestrası, Varşova FilarmoniOrkestrası, Basel Senfoni Orkestrası, Londra Mozart Players gibi saygın toplulukları yöneten Griffiths, uzun yıllardır Türk viyolacı Semra Griffiths’le evli ve bir ayağı hep Türkiye’de. Uzun süredir ülkemizde dekonserler yönetiyor, Türk bestecilerin yapıtlarının seslendirilmesine özel bir önem veriyor.

Ama beni asıl şaşırtan, Griffiths’in yeni kitabı oluyor. Maestro, çocuklariçin bir müzik kitabı yazmış: “Cadı ile Maestro.” Almancası yeniyayımlanmış. İngilizcesi de 2013’te çıkacak. Karin Hellert-Knappe’nin nefis resimleri ve Fabian Künzli’nin bu kitap için bestelediği müziği içeren bir CD eşliğinde.

“Fazıl Say Gecesi”ne doğru yola çıkmadan bir şeyler atıştırmak zorundayız, çünkü gerçek anlamda bir müzik maratonu bizi bekliyor: Say’ın “Hezarfen” Ney Konçertosu, “İstanbul Senfonisi”, Türkiye’de henüz seslendirilmeyen “Uzay Senfonisi” ve Say’ın yorumuylaBeethoven’ın “Ayışığı Sonatı”, ardından Chopin’den 3 Gece Müziği.

Arte’den canlı yayın

Hessen Radyosu Senfoni Orkestrası’nın konser salonu çok özel bir salon. Çünkü aynı zamanda “tam teşekküllü” dev bir kayıt stüdyosu. Bin kadar dinleyici alıyor, ama Gece’nin burada yapılmasının ayrı bir anlamı var: Avrupa’nın en saygın kültür-sanat TV kanallarından Arte, konseri canlı olarak yayınlıyor. Arte kameramanlarının kameralarına iliştirilmiş nota sayfaları hemen dikkati çekiyor. O zaman, bu tür konser çekimlerindeki zamanlamanın kusursuzluğunu daha iyi anlıyorum…

Salon, kuşkusuz, dolu. Kuşkusuz, Türkler de var. Ama büyük çoğunluk Alman. Belki çok daha ilginci, dinleyiciler arasında, Almanya’nın başka kentlerinden, dahası Avrupa’nın başka ülkelerinden gelen “Fazıl Say hastaları”nın sayısının hiç de az olmaması. Onlarla biraz konuştuğunuzda, yıl boyunca Say’ın Avrupa konserlerinin izini sürdüklerini anlıyorsunuz. Fazıl Say nereye, onlar da oraya…

Orkestranın yanı başında

Say, Griffiths’in alıp götürdüğü orkestranın “Uzay Senfonisi”ni,“İstanbul Senfonisi”ni, “Hezarfen Ney Konçertosu”nu yorumlayışını salonda, onların yanı başında izliyor, dinliyor. Ben de zaman zaman onun dinleyişini izliyorum. Kimileyin, bu yapıtları sanki ilk kez dinliyormuşçasına çocuksu bir saflık beliriyor bakışlarında. Kimileyin, orkestranın ustalığından duyduğu coşkulu hoşnutluk okunuyor yüzünde.

Besteleriyle kendi ruh yapısı arasında yakınlıklar kuruyorum. Büyük coşkunluklar, cezbeler, çalkantılarla dinginlikler, sessizlikler hep iç içe.

Hezarfen’in düş gücü!

Çalınıştan önce Hezarfen Ahmed Çelebi’ye adadığı Ney Konçertosu’yla ilgili açıklama yaparken, sonsuz düş gücüyle yerçekimine direnmeye kalkarken aslında insanlığın “geriye çekimi”ne baş kaldıran o “bin fenli”, “bin bilimli” geliyor gözümün önüne.

“Hezarfen”i dinlerken, “çok şey bildiği” için Cezayir’e sürülen Çelebi’yi düşünüyorum ve Hayyam’ın “Var mı dünyada günah işlemeyen, söyle; / Yaşanır mı hiç günah işlemeden, söyle; / Bana kötü deyip kötülük edeceksen, / Yüce Tanrı, ne farkın kalır benden, söyle!” dizeleri geçiyor aklımdan.

Dört saatlik konser çılgınca alkışlarla son bulduğunda, bakıyorum, yüzlerde en küçük bir yorgunluk belirtisi yok. Yorgunluk ne söz, daha şimdiden ertesi günkü öğle konserine hazırlıyorlar kendilerini. “Fazıl Say’la bir hafta sonu yaşama”nın keyfini bu kez Mozart’la, Haydn’la, Erkin’le, Say’ın “Boşanma” adlı yaylı çalgılar dörtlüsüyle katmerleştirmek üzere.

Rushdie, Hayyam ve Say

İstanbul’a dönerken, uçakta, Salman Rushdie’nin son kitabını düşünüyorum. “Şeytan Âyetleri” adlı romanı yüzünden Humeyni’nin hakkında “ölüm fetvası” verdiği yıllar boyunca yaşadıklarını anlattığı“Joseph Anton” adlı kitabını. “Joseph Anton”, Rushdie’nin gizlilikte yaşamak zorunda kaldığı o yıllarda kullandığı takma ad. Sevdiği iki yazarın, Joseph Conrad ve Anton Çehov’un adlarından oluşuyor.

Birkaç hafta önce Cumhuriyet Kitap’a yazdığım bir yazı düşüyor aklıma.“Nasıl bir ülkedeyiz!” diyorum kendi kendime. “Hayyam’ın birkaç dizesi yüzünden Fazıl Say yargılanıyor ülkemizde. Dünya alkışlıyor, ülkesi yargılıyor! Rushdie’nin ‘Joseph Anton’u yayımlanmalı ve okunmalı ki, Türkiye’de Joseph Anton’lar olmasın. Fazıl Say, on yıl sonra, sözgelimi Cemal Reşit Rey ve Adnan Saygun adlarından esinli ‘Cemal Saygun’ adlı bir kitap yazmak zorunda kalmasın…”

 

Kaynak : [-]

14 Kasım 2012/15 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/11/fazil-say.jpg 352 564 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-11-14 15:50:362012-11-14 16:15:53Dünya alkışlıyor, ülkesi yargılıyor
Sanat Haberleri

Çeviri ödülleri onların oldu

Türkçe’den İngilizce’ye çevrilen edebiyat kitaplarının sayısını artırmak için genç çevirmenlerin teşvik edilmesini ve daha fazla nitelikli çevirmenin sektöre kazandırılmasını amaçlayan British Council’ın genç çevirmenlere yönelik düzenlediği Çeviri Yarışması 8 Kasım’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Düzyazı kategorisinde John Angliss, şiirde ise Derick Mattern Çeviri Ödülü’nün sahibi oldular.

 British Council’ın, Everest Yayınları iş birliğiyle düzenlediği Çeviri Günü etkinlikleri kapsamında yarışmada finale kalan adaylara özel, şiir ve düzyazı alanlarında çeviri atölyeleri düzenlendi.

Ayrıca edebiyatseverlere ve çeviriyle ilgilenenlere yönelik gerçekleştirilen söyleşide, Güven Turan (Şair, yazar ve çevirmen), Maureen Freely (Yazar ve çevirmen), ve Murat Belge (Akademisyen, çevirmen ve eleştirmen), Sırma Köksal’ın (Everest Yayınları Baş Editörü) moderatörlüğünde edebiyat çevirisiyle ilgili tecrübelerini ve bu alanda karşılaştırkları sorunlar üzerine görüşlerini paylaştılar.

Açılıs konusmasını yapan British Council Türkiye Direktörü Margaret Jack, “Londra Kitap Fuarı’nın altı yıldır kültürel programları ortağıyız. Önümüzdeki yıl fuarın odak ülke olarak Türkiye’yi belirlemesi üzerine düzenlediğimiz paralel etkinliklerden biri olan Çeviri Günü ve Çeviri Ödülü’ne gösterilen ilgiden çok mutluyuz” dedi.

Projeye jüri üyesi, eğitmen ve panelist olarak katılan Maureen Freely ise yarışmayla ilgili olarak, “Türkiye’de yayınlanan edebiyat eserlerinin yüzde 50’si çeviri eser iken bu rakam İngiltere’de yalnızca yüzde 3. Bugün burada karşılastığım pek çok yetenekli genç çevirmenin önümüzdeki yıllarda pek çok değerli Türkçe edebiyat eserinin İngilizce yayınlanmasına katkıda bulunacaklarına inanıyorum” dedi.

Angliss ve Mattern, İngiltere’de düzenlenecek eğitim programıyla ödüllendirildiler.

 Kaynak : [-]

10 Kasım 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/11/ceviri-odulleri1.jpg 327 450 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-11-10 15:07:122012-11-10 15:07:12Çeviri ödülleri onların oldu
Sanat Haberleri

Uluslararası Sanatçı Filmleri, 20-25 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da

Uluslararası Sanatçı Filmleri, 20-25 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da Belleğin Kırılmaları, İlişkisel Bellek ve Tektipleşmebaşlıklı üç tematik gösterim programıyla izleyiciyle buluşuyor.

İstanbul Modern, güncel video, animasyon ve kısa filmleri dünyanın farklı köşelerine taşıyan Uluslararası Sanatçı Filmleri (Artists’ Film International) programını sunuyor. Dünyanın farklı bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla yürütülen gösterim programı, ortak kurumlar tarafından davet edilen 19 sanatçının güncel video, animasyon ve kısa filmlerinden oluşuyor.

Üç farklı başlıktan oluşan Uluslararası Sanatçı Filmleri özel gösterim programlarında Sefer Memişoğlu, Alejandro Cesarco, Corin Sworn, Nguyen Trinh Thi, Liu Chuang, Sriwhana Spong, Liu Chuang, Aleksandar Jestrovic Jamesdin, Aslı Çavuşoğlu, Camila Rocha, Karim Debbagh, Ben Hagari, Bengü Karaduman, Anetta Mona Chişa & Lucia Tkacova, Hatice Güleryüz,  Berat Işık ve Özlem Günyol & Mustafa Kunt’un çalışmaları yer alıyor.

2008 yılında Art in the Auditorium adıyla Londra’nın köklü sanat kurumu Whitechapel Gallery tarafından başlatılan projeye İstanbul Modern, geçmiş yıllarda İnci Eviner, Ergin Çavuşoğlu ve Ali Kazma’nın çalışmalarıyla katılmıştı.  Bu yıl dünyanın farklı  bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla gerçekleştirilen Uluslararası Sanatçı Filmleri için her ortak kendi ülkesinden bir sanatçının video, film veya animasyon çalışmasını seçti. Bu şekilde oluşturulan uluslararası video havuzu, yıl içinde ortak kurumlarda düzenlenen gösterim programları ya da sergilerle izleyiciyle buluşuyor.

Bu yıl Sefer Memişoğlu ve 2011 yapımı BREEZE adlı videosunu seçen İstanbul Modern, proje ortaklarından gelen çalışmalara ek olarak, Türkiye’den başka sanatçıların videolarına da programda yer verdi. Programın küratöryal çalışmasını İstanbul Modern’den Çelenk Bafra ve asistan küratör Senem Sekban yaptı. Ayrıca, 24 Kasım Cumartesi günü saat 16:00’da İstanbul Modern’in konuğu Sefer Memişoğlu’nun videolarının toplu gösterimi yapılacak ve sanatçıyla bir söyleşi düzenlenecek.

Uluslararası Sanatçı Filmleri programının 2012 yılı ortakları arasında, İstanbul Modern’in yanı sıra Whitechapel Gallery, Londra, İngiltere, GAMeC /Galleria d’Arte Moderna, Bergamo, İtalya, Fundacion Proa, Buenos Aires, Arjantin, Ballroom Marfa, Marfa, Texas, ABD, City Gallery Wellington, Wellington, Yeni Zelanda, San Art, Ho Chi Minh City, Vietnam, Para/Site, Hong Kong, Çin, Belgrade Cultural Centre, Belgrad, Sırbistan, Cinematheque de Tanger, Tangier, Fas, New Media Center, Haifa, İsrail, Neuer Berliner Kunstverein Video-Forum, Berlin, Almanya bulunuyor.

09 Kasım 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/11/Uluslararası-Sanatçı-Filmleri.jpg 244 716 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-11-09 10:42:592012-11-09 10:42:59Uluslararası Sanatçı Filmleri, 20-25 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da
Sanat Haberleri

Beyoğlu’nun sinemaları AVM’lere yenildi

Tarihi sinemalara ve sanat filmlerine olan ilgi, AVM’lerdeki sinemalar nedeniyle her geçen gün azalıyor

stiklal Caddesi’ndeki ”Cadde-i Kebir Sinemaları” olarak anılan tarihi sinemalar, AVM sinemaları rekabet edemeyerek kapanmaya yüz tuttu. Adı Beyoğlu ile özdeşleşen sinemalardan biri olanSinepop, kasımda kapısına kilit vurarak, AVM’lere yenilen ”sanat sinemaları” arasındaki yerini alacak.

Tarihi Beyoğlu Sineması’nda soruları yanıtlayan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Kurucu Üyesi ve Onursal Başkanı Atilla Dorsay, gidişatın kötü olduğunu ama geleceğe dair umutlarını koruduğunu söyledi.

Beyoğlu, Atlas ve FİTAŞ gibi salonların sinemaseverleri ağırlamaya devam ettiğini hatırlatan Dorsay, Emek ve Alkazar sinemalarının da zamanla açılarak Beyoğlu’nun eski sinemasal havasına katkıda bulunacağını aktardı.

Dorsay, tarihi sinemaların kapatılarak yerlerine AVM yapılması konusunda, ”Bütün şehirler rantable. Paris, Londra, New York değil mi? Ama Paris’te hala ‘Rue Champollion’ verilen yerde hala eski sinema salonları vardır. Kimse onları yıkılarak yerlerine AVM veya multipleks yapmayı düşünmüyor” diye konuştu.

Beyoğlu’nda kapanmak üzere olan sinemaların iyi tanıtımlarla bu sıkıntıları aşabilecekleri tespitinde bulunan Dorsay, sinemaların teknik olarak da kendilerini yenilemeleri gerektiğini belirtti. Dorsay, sinemaların korunması için kamuoyu gücüne gereksinim duyduğunu anlatarak, Emek Sineması’nın bu yolla yok olmaktan kurtulduğunu söyledi.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’dan, arkeolojik eserlere gösterdiği hassasiyeti sinemalara da göstermesini isteyen Dorsay, ”Ertuğrul Bey çok iyi çalışmalar gerçekleştiriyor, umarım ki bu konuda da gerekeni yapar” diye konuştu.

Kapanan sinemaların ”repertuar sinema” haline getirilerek klasik filmleri göstermekle işe başlayabileceği önerisini getiren Dorsay, ”Fransa’da bunun örnekleri var. Klasik filmleri ithal edip, haftanın belli günlerinde sinema-tek gibi çalışsalar, önemli bir adım atılmış olur. O filmlerin getirilmesi de bir maliyet, bunun da farkındayım ama blu-ray kopyalarının getirilmesiyle maliyet düşürülebilir. Gösterim hakları kolayca alınan bu tür klasiklerin gösterilmesi, bu sinemalar için önemli bir etkinlik olabilir. Hatta Alkazar açılacaksa ilk olarak bu şekilde hizmet vermelidir” dedi.

 

SİNEPOP SİNEMASI DA KASIM SONUNDA KAPANIYOR

Beyoğlu ile özdeşleşen sinemalardan Sinepop da kasım ayı sonunda sinemaseverlere veda edecek. Kapanan Emek Sineması ile aynı sokakta bulunan Sinepop’un en çok Emek’in kapanmasından etkilendiğini ifade eden Dorsay, kapanan birçok sinemanın tarihi yapılar içinde yer almasını, tekrar açılmaları için bir umut olarak niteledi.
Sinema ve sanat eğitimi veren kurumlara ve okullara da önemli görevler düştüğünün altını çizen Atilla Dorsay, ”Sadece sinema, sanat ve iletişim fakülteleri öğrencileri bile ‘Biz filmlerimizi AVM’lerde değil de bu salonlarda göstereceğiz’ deseler bu salonlar dolar. Nitekim festivaller sırasında bu salonlar doluyordu. 15 günlük bir doluluk yaşanıyor ama hak verirsiniz ki bu da yeterli değil” dedi.

Sinepop çalışanlarından Adnan Şapçı ise, ”Destek konusunda işleyen çarkta bir sakatlık var” diyerek devletin sanat filmleri kadar onların gösterileceği sinemalara destek vermesini istedi.

Sinepop’un kapanacağını belirten Şapçı, ilgisizlikten yakınırken, ”O kadar ki İl Kültür Müdürlüğü’nde (İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü) çalışıp Atlas Sineması’nın yerini soranlar var, durumumuz maalesef bu” diyerek içinde örnek verdi.

SON KALE BEYOĞLU SİNEMASI DA DÜŞMEK ÜZERE

Beyoğlu Sineması Müdürü Temel Kerimoğlu, kendilerini AVM sinemalarına direnen son kale olarak niteleyerek, dev firmalar karşısında yenilmek üzere olduklarını söyledi. ”Sinemaların kapanmaması için gazetelerde yazılar yazılsın, duyarlılık oluşsun istiyoruz ama görünen o ki ceketimizi alıp gideceğiz”

 

06 Kasım 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/11/beyoglu-sinemasi.jpg 1425 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-11-06 15:23:062012-11-06 15:23:06Beyoğlu’nun sinemaları AVM’lere yenildi
Sanat Haberleri

Saatchi Gallery ilk defa bir Türk sanatçıyı ağırlayacak

Çağdaş Türk sanatının önde gelen isimlerinden Seçkin Pirim’in  “Disiplin Fabrikası”, Matraş ve TLS’nin destekleri ve MERKUR organizasyonuyla 29 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında Londra  Saatchi Gallery’de dünya sanatının vitrinine çıkacak.

Seçkin Pirim, Damien Hirst gibi modern sanatın yıldızlarını dünyaya kazandırmasıyla ünlü, dünyada sanata yön veren en önemli merkezlerden kabul edilen Saatchi Gallery’de kişisel sergi açan ilk Türk sanatçı olacak.

Modern sanatın genç, yeni ve inovatif temsilcilerinin eserlerini sergileyebilmesi ve dünya çapında sanatseverlerle buluşabilmesi amacıyla 27 yıl önce kurulan, o günden bu güne modern sanatın çekim merkezi haline gelen Saatchi Gallery, kuruluşundan bu yana ilk kez bir Türk sanatçısını kişisel sergisiyle ağırlıyor.

Seçkin Pirim’in son dönem heykel ve kağıt çalışmalarını kapsayan “Disiplin Fabrikası” başlıklı kişisel sergisi, 29 Ekim’de Saatchi Gallery’de açılacak ve 4 Kasım’a kadar izlenebilecek.

Seçkin Pirim’in, Saatchi Gallery’de kişisel sergi açacak olması, sanatçının dünya sanat çevrelerince daha yakından ve dikkatle izlenmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Zira her yıl 1,2 milyondan fazla ziyaretçisi olan ve 2009, 2010, 2011 yıllarında Londra’nın en fazla gezilen 10 sergisinden 7’sine ev sahipliği yapan Saatchi Gallery, son derece özenli seçim kriterlerine bağlı olarak her yıl dünyanın dört bir yanından sınırlı sayıda sanatçıyı kişisel sergi açmak üzere kabul ediyor.

“Disiplin Fabrikası” heykelleri Pirim’in, içinde olduğumuz sosyolojik, toplumsal ve de kişisel yapıların, kontrol altına alınma çabasına karşı gösterilmiş tepkinin kendi sanatsal anlayışının çerçevesinde boyut bulmuş halleri olarak karşımıza çıkıyor. Pirim’in heykellerindeki formlar, dış sınırları belirlenmiş bir dünyanın içinde, sınırları görmezden gelerek hareket etmeye çalışan bireyin verdiği savaşı simgeliyor. Heykeller, hayatın biri daha kaygan ve özgür, diğeri daha düzenli ve sistematik iki tarafını temsil eden katmanlardan oluşuyor. Pirim’in eserleri doğaya referansta bulunmak yerine, insan hayatının makineler, bilgisayarlar ve robotlar üzerine kurulu olduğu endüstri sonrası dünya ile bağlar kuruyor.

Saatchi Gallery’deki sergide bu konsepte ek olarak, zaman, değişim ve bütünleşme kelimelerinin sonucu olan eserler de yer alacak. 12’li bir seriden oluşan ve zamanın insana yaptıklarının sonucunu gösteren bir kağıt iş, sistemdeki yumuşatılma ya da tam tersi sert bir ruha dönüştürülme halini yansıtan triptik bir duvar heykeli, insanın yasam boyunca içinde savaş verdiği diğer yarısı ile olan sorgulamalarının karşılığını bulduğu 3 boyutlu akrilik 2’li bir heykel bunlardan bir kaçı.

Seçkin Pirim Hakkında:

1977 Ankara doğumlu sanatçı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel Bölümü mezunu. İstanbul, Frankfurt, New York, Şangay başta olmak üzere farklı şehirlerde 20’nin üzerine kişisel ve karma sergiyle sanatseverlerle buluşan, müze koleksiyonlarında yer alan Pirim, çağdaş tasarımları ve heykelleriyle günümüzün en önemli heykel sanatçılarından kabul ediliyor. Pirim, çalışmalarını Beyoğlu’ndaki atölyesinde sürdürüyor.

MERKUR hakkında:

Galeri Merkur, İstanbul Nişantaşı semtinde Sabiha Kurtulmuş tarafından 2010 yılında kurulmuştur. Merkur özellikle resim, fotoğraf, heykel, video başta olmak üzere uluslararası güncel ve çağdaş sanatı desteklemektedir. Merkur, Türkiye’nin en önemli sanatçılarıyla çalışmaktadır. Aynı zamanda genç sanatçıların eserlerini sergileyerek Türk ve dünya çağdaş sanat ortamına yeni soluklar kazandırmayı hedefle hedefliyor.

 

Kaynak : [-]

20 Ekim 2012/4 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/10/Seçkim-Pirim-Saatchi-Poster.jpg 378 292 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-10-20 13:05:252012-10-20 14:04:01Saatchi Gallery ilk defa bir Türk sanatçıyı ağırlayacak
Sanat Haberleri

Sanat yeniden ” yükleniyor ” !

Doğan Arslan, “Sanat dijital platformlarda üretilmeye başlandı. Facebook ulusal bir haber kanalı. Ok yaydan çıktı. Sanat da daha rahat ulaşılan bir şey haline geldi” diyor.

Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nda birinciliği paylaşan Doğan Arslan, görsel sanatlarla ifade gücünün arttığını söylüyor. “ Türkiye ekonomik durumu düzelir düzelmez, tasarımı keşfetti” diyen Arslan’a göre, ‘‘Gelecek dünyanın tasarım hayatı da dijital ortamda şekillenecek.’’

ABD ’ye giderek orada tasarımcı olarak hayatınızı sürdürdünüz, dışardan Türkiye nasıl görünüyor?

Türkiye’de son dönemde gözle görünür bir iyileşme var. Çeşitli festivallere merkez, bienaller burada. Bu da bir enerji oluşturuyor. Türkiye’deki gelişim yurtdışındaki eğitimli insanları da çekmeye başladı. Kendimizi daha rahat hissettiğimiz bir yer Türkiye.

Siz nasıl gittiniz?

1995’te Marmara Güzel Sanatlar Grafik Bölümü’nde master yapıyordum. Milli Eğitim Bakanlığı ’nın yurtdışı sınavına girdim. New York ’a gittim, orada mastırımı yaptım. Doktora için de Londra ’da bulundum. Tasarım, sanat, fotoğraf gibi farklı alanlarda çalıştım. Doktoram bitince New York’a geri döndüm, art direktör olarak çalıştım. Türkiye’den teklif gelince, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde İnteraktif Tasarım Bölümü’nü kurmak için geri döndüm.

Tasarım Türkiye’de yeni bir kavram. İnsanlar tasarımın neleri değiştirdiğini yeni yeni fark ediyor…

Tasarım bence estetik ifadedir. Tasarımda her eğitim ufak objelerle başlar. Tasarım sizi yeni bir sandalye almaya sevkeder. Kendini iyi ifade eden bir bardak, fincan, elbise tasarımın bir parçasıdır. Moda da bir tasarımdır. Tasarımı bu şekilde düşünürsek, bu bir endüstridir. Farklı tasarımcılar her alanda yeni bir şeyler yaratmaya çalışıyor. Türkiye’de bu çok yeni. Türkiye ekonomi alanında kendisini düzelttikçe, estetikle, sanatla uğraşmaya başladı. Ben Türkiye’den ayrıldığımda Türkiye’de birtakım semboller vardı. Nazar boncuğu gibi. Son zamanlarda daha farklı işler yapılmaya başlandığını görüyorum.

 

“Aydın Doğan ödülleri globalleşti”

Aydın Doğan Karikatür Ödülleri’nde birincilik aldınız…

Aydın Doğan Karikatür Ödülleri artık globalleşti. Karikatür sanat mıdır değil midir tartışmaları sürerken bu tür yarışmalar karikatürü merkeze getiriyor. Karikatür söze gerek kalmadan, mizah, sanat, felsefenin girdiği bir alan. Sembolleri bilmeniz gerekiyor, düşünmeye sevk ediyor sizi. Bu yarışma dolaylı yönden felsefe ve eleştiriye, demokrasiye kapı açıyor.

Karikatür Türkiye’de sansür dönemlerinin en etkin muhalefet aracı…

Daha çarpıcı şekilde ifade eder. Karikatür aynı zamanda bir konuyu görsel olarak sunar. Karikatür zor bir sanattır, sorumluluğu vardır. Son zamanlarda karikatürün Hz. Muhammed’e hakaretle gündeme gelmesi de bunun devamı. Espri kalbe dokunur. Provokasyon oluşturan karikatürler o yüzden insanları üzebilir, riski vardır. Edebiyatla da, şiirle de provoke edebilirsiniz. İnsanın damarına dokunduğunuz gibi kalbine de dokunursunuz.

‘O an’ artık çok önemli “Kâğıt bitmez ama formlar değişiyor. ABD’de, İngiltere ’de gazetelerin satışı düştü. Dergiler dijital platformalara geçmeye başladı. İster istemez sanat da dijital platformlarda üretilmeye başlandı. (Üniversitede) İnteraktif tasarım bölümünü kurma sürecinde de biz oraya yöneleceğiz. Bu yeni trend. ‘O an’ çok önemli artık. Haberin de sanatın da hızlı olması da önem taşıyor artık. Facebook global bir haber kanalı. Ok yaydan çıktı. Sanat da bu platformlar üzerinden daha rahat ulaşılan bir şey hale geldi. Ben de çalışmamda yeni teknolojiyi gösterdim.”

 Kaynak : [-]

14 Ekim 2012/7 Yorumlar/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/10/dijital-sanat.jpeg 325 480 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-10-14 15:25:392012-10-14 15:25:39Sanat yeniden ” yükleniyor ” !
Page 4 of 6«‹23456›»

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön