Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
Sanat Haberleri

Cadılar Bayramı’nın Tuhaf Gelenekleri ve Kökeni

Dünyanın farklı bölgelerinde hem ebeveynler hem de çocuklar Cadılar Bayramı için hazırlanıyorlar, kostümlere ve balkabağından yapılmış fenerlere son rötuşları yapmaya uğraşıyorlar. “şeker mi Şaka mı?” diye soranlara vermek için stoklanan şekerlerden bahsetmeye gerek bile yok. Fakat bazılarının nedeni bilinmeksizin yılın en ürkütücü günü saydıkları 31 Ekim’de birilerinin ödünü koparmadan önce, Cadılar Bayramı’nın tuhaf geleneklerinin ve kökenlerinin tümüne bir göz atalım.

Samhain

Azizler Günü’nün Arifesi olarak da bilinen Cadılar Bayramı’nın kökeni yaklaşık 2.000 yıl öncesine, 1 Kasım’da düzenlenen Hristiyan öncesi Kelt festivali olan Samhain’e dayanıyor; Samhain, Avrupa-Hint Etimolojik Sözlüklerine göre Galcede “yaz sonu” anlamına geliyor ve “sah-win” olarak telaffuz ediliyor.

Antik kayıtlar nadir ve bölük pörçük olduğu için Samhain’in gerçek niteliği tam olarak anlaşılabilmiş değil; fakat bilinen şu ki bu festival yılda bir kez, hasat zamanının sonunda gerçekleşen toplumsal bir buluşma niteliğindeydi ve kış ayları için kaynakların bir araya getirilmesi ile hayvanların otlaklardan geri getirilmesine işaret ediyordu. Ayrıca, folklorist (halk bilimci) John Santino’ya göre, Samhain’in ölülerle konuşma zamanı olduğu düşünülüyor.

Santino, “Samhain’in, ölülerin ruhlarının diğer dünyaya geçtiği gün olduğuna dair bir inanış vardı.” diyor ve ekliyor: “Yıl içindeki bu tür geçiş anlarının her daim özel ve doğaüstü olduğu düşünülmüştür.”

“Cadılar Bayramı, ölüm kavramıyla oynamanın güvenli bir yolu.” diyor Santino. “İnsanlar yaşayan ölüler gibi giyiniyorlar ve mezar taşları ön bahçeleri süslüyor; bunlar, yılın diğer zamanlarında tolere edilebilecek aktiviteler değil.”

“Halloween: From Pagan Ritual to Party Night” adlı kitabın yazarı, Toronto’daki York Üniversitesi’nden tarih profesörü Nicholas Rogers’a göre, Samhain’in özellikle atalara ve ölülere tapınmaya adandığına dair tam bir kanıt yok.

(İskoçya’da 300 Yıllık ‘Cadı’nın Yüzü Canlandırıldı)

“Antik efsanelere göre Samhain, kabile halklarının fatihlerine vergi ödediği ve antik höyüklerin, yeraltı dünyası tanrılarının görkemli saraylarını yeryüzüne çıkarmasının beklendiği zamandı.” diye yazıyor Rogers. “Samhain, kötülükler ya da ölüm ile ilgili olmaktan ziyade mevsimlerin, değişime ve yaz kışa döndüğünde doğanın uykuya (ve yeniden doğuşa) dalmasına kendini hazırlaması ile ilgiliydi.”

Cadılar Bayramı ile Samhain arasındaki doğrudan bağlantı henüz kanıtlanmamış olsa da çoğu bilim insanı bu bağlantının varlığına inanıyor; (1 Kasım’da kutlanan) Azizler Günü ile Samhain takvimde birbirinin o kadar yakınında yer alıyor ki ikisinin birbirini etkilediği ve daha sonraları Cadılar Bayramı olarak adlandırılan tek bir kutlama haline geldiği kabul ediliyor.

 

Kostümler ve “Şeker mi şaka mı?”

“Kostüm giyme ve kapı kapı dolaşıp ‘Şeker mi şaka mı?’ diye sorma geleneği; insanların farklı kılıklara bürünüp kapıdan kapıya dolaşarak yiyecek istedikleri, ‘kılık değiştirme’ ve ‘maske takma’ uygulamasına kadar geri götürülebilir.” diyor Santino. “En eski kostümler genellikle samandan dokunmuştu ve insanlar kostümleri bazen oyunlar veya skeçler sahnelemek için giyiyorlardı.”

Uygulama, aynı zamanda, İrlanda’nın ve Britanya “souling” adlı Orta Çağ geleneğine dayanıyor olabilir; bu geleneğe göre fakir insanlar, Azizler Yortusu’nda (1 Kasım) kapıları çalıyorlar ve ölüler için edecekleri dualara karşılık insanlardan yiyecek istiyorlardı.

Santino’nun söylediklerine göre, “Şeker mi şaka mı?” sorusu, II. Dünya Savaşı’na dek ABD’de hiç sorulmamıştı fakat II. Dünya Savaşı’ndan önce Amerikalı çocukların Şükran Günü’nde dışarı çıkıp insanlardan yiyecek istedikleri biliniyor ki bu uygulama “Şükran Günü dilenciliği” olarak adlandırılıyor.

“Toplu halde yapılan talep ritüelleri oldukça yaygın ve genellikle kış aylarındaki bayramlarla ilişkilendiriliyor.” diyor Santino. “Bir geleneğin diğerlerini tetiklemesi kaçınılmaz olmasa da gelenekler, birbirine benzer ve paraleldi.”

 

Şakalar ve Oyunlar

Bugünlerde “Şaka mı şeker mi?” cümlesinin “şaka” kısmı, çoğunlukla içi boş bir tehditten ibaret; ama eşek şakaları uzunca bir süre bu bayramın bir parçasıydı.

1800’lerin sonunda, Cadılar Bayramı’nda şaka yapma geleneği oldukça iyi yerleşmişti. Evlerin dışındaki tuvaletleri altüst etmek, çiftçilerin çitlerini açmak ve evlere yumurta fırlatmak ABD ve Kanada’da yapılan şakalar içinde yer alıyordu. Fakat 1920’ler ve 1930’larda kutlamalar, daha çok, başa çıkılmaz birer açık hava partisini andırıyordu ve vandalist eylemler daha ciddi bir hal almıştı.

“Bazı insanların inandığı düşünceye göre, eşek şakaları tehlikeli olmaya ve çığırından çıkmaya başladığı görüldüğünden, ebeveynler ve kasaba yöneticileri, giyinip kapı kapı dolaşarak ‘şaka ya da şeker’ demeyi, şaka yapmanın daha güvenli bir alternatifi olarak teşvik etmeye başladılar.” diyor Santino.

Yine de Cadılar Bayramı, şaka yapmanın ya da şeker istemenin zamanı olduğu kadar şenlikler ve oyunların da bayramıydı. Elma, Cadılar Bayramı ile ilişkilendirilir: Bir ikram olarak verilebileceği gibi, Kolonileşme Dönemi’nden beri Amerika’da falcılık amacıyla oynanan sudan elma toplama oyununda da kullanılabilir. Roseanne Montillo’nun “Halloween and Commemorations of the Dead” adlı kitabında yer alan efsane odur ki, ellerini kullanmadan su dolu bir kovadan elma yakalayabilmeyi başaran ilk kişi, gelecekte evlenecek olan ilk kişidir.

Elmalar ayrıca başka bir tür evlilik kehanetinin bir parçasıydı. Efsaneye göre genç kadınlar, bir elmanın kabuğunu tek bir şerit halinde soyup omuzlarının üzerinden fırlatırlardı. Elma kabuğu yere düştüğünde bir harf şeklini alırdı ki güya bu harf o kadının gelecekti eşinin isminin ilk harfini gösterirdi.

 

İrlanda/Hristiyan Etkisi

Bir diğer Cadılar Bayramı ritüeli ise gece yarısı mum ışığında aynaya bakmayı içeriyordu, böylece aynaya bakan kadın, aynada gelecekti eşinin yüzünün belirdiğini görüyordu. (Bunun korkutucu bir versiyonu, daha sonraları, okul çağındaki birçok çocuğa tanıdık gelecek olan “Bloody Mary” ritüeli halini aldı.) Bazı insanlar ciddiye alsa da, çocukluk oyunlarının çoğu gibi bu da muhtemelen eğlenme amaçlı yapılıyordu.

Bazı Evanjelik Hristiyanlar, Cadılar Bayramı’nın pagan ritüeline uzanan kökleri nedeniyle şeytani olduğuna dair kaygılarını dile getirdiler. Fakat antik Keltler, Hristiyanlıktaki şeytanı andıran hiçbir şeye tapmamışlardı ve lügatlarında böyle bir kavram yoktu. Hatta Katolik Kilisesi şeytani dümenler arayışında cadılara işkence etmeye başladığında, Samhain festivali çoktan ortadan kaybolmuştu. Ve tabii ki siyah kedilerin şeytani sayılmak için büyücülükle ilişkili olmasına gerek bile yoktu; basitçe yollarından gitmeleri, yılın herhangi bir zamanında kötü şans olarak kabul ediliyordu.

Santino, “American Folklore: An Encyclopedia” adlı kitabında modern Cadılar Bayramı için şöyle yazıyor: “Cadılar Bayramı gelenekleri ve inanışları  Kuzey Amerika’ya önce ilk İrlandalı göçmenlerle, daha sonra da 19. yüzyılın ilk yarısında kıtlıktan kaçan İrlandalı göçmen dalgasıyla bilrlikte gelmişti. Kuzey Amerika’da Kolonileşme Dönemi’nden beri bilinen Cadılar Bayramı, 20. yüzyıl ortalarında daha çok çocuklara hitap eden bir bayrama dönüştü.”

O zamandan itibaren yetişkinler, topluluklar ve kurumlar (okullar, kampüsler, ticari amaçla kullanılan perili köşkler vs.) bu etkinliği benimsedikçe, bayramın popülaritesi hızla arttı.

Asırlar boyunca, (periler ve cadılar gibi) çeşitli doğaüstü varlıklar, Cadılar Bayramı ile ilişkilendirildi ve yüz yıldan da uzun bir süre önce İrlanda’da Cadılar Bayramı’nın, ölülerin ruhlarının akıllarından çıkaramadıkları eski mülklerine dönecekleri zaman olduğu söylenmeye başladı. Hayalet veya cadı gibi giyinmek moda oldu; bununla birlikte bayram ticarileştirildikçe (ve seri üretim kostümlerin ortaya çıkmasıyla) ve yaygınlaştıkça çocuklar ve yetişkinlerin kıyafet seçimi yelpazesi canavarlardan süper kahramanlara, prenseslerden politikacılara kadar genişledi.

 

Kaynak: Live Science       Arkeofili

03 Kasım 2020/tarafından admin
Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2020/11/vintage-halloween-party-4-1-1280x1003-1.jpg 1003 1280 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2020-11-03 16:11:342020-11-03 16:11:34Cadılar Bayramı’nın Tuhaf Gelenekleri ve Kökeni

Archive

  • Haziran 2026
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Games
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri
  • Spiele

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Link to: KENDİNİZİ HOBİNİZLE GERÇEKLEŞTİRMENİZ İÇİN HAFTA İÇİ RESİM KURSUMUZ BAŞLADI Link to: KENDİNİZİ HOBİNİZLE GERÇEKLEŞTİRMENİZ İÇİN HAFTA İÇİ RESİM KURSUMUZ BAŞLADI KENDİNİZİ HOBİNİZLE GERÇEKLEŞTİRMENİZ İÇİN HAFTA İÇİ RESİM KURSUMUZ... Link to: Step İstanbul başlıyor Link to: Step İstanbul başlıyor Step İstanbul başlıyor
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön