Tarık Akan

Tarık Akan konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Tarık Akan konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Tarık Akan konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Tarık Akan konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Yeşilçam’ın yakışıklı ve usta oyuncusu olan Tarık Akan, ölümünden 1 yıl sonra ‘Tarık Akan Ülkemin Gülen Yüzü’ isimli kitapla anılacak.

Tarık Akanı’ın ölümünden 1 yıl sonra çıkarılan kitapta Tarık Akan’ın hayatı, sineması, eğitimciliği, dostlarının kendisiyle ilgili düşünceleri ve fotoğraflar yer alıyor.

Tarık Akan’ın vefatının birinci yılında çıkarılan ‘Tarık Akan Ülkemin Gülen Yüzü’ isimli kitap Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı adına Kıymet Coşkun tarafından hazırlandı.

Ölümünün 1. yılında Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nda gerçekleşen anma törenine Rutkay Aziz başta olmak üzere bir çok ünlü katıldı. Gece de Tarık Akan’ın anısına çıkarılacak olan ‘Tarık Akan Ülkemin Gülen Yüzü’ kitabı da tanıtıldı.

Tarık Akan’ın dostları, Tarık Akan ile ilgili anılarını paylaşırken, hazırlanan kitaba dair de düşüncelerini belirtti.

Etkinlikte Çellistanbul grubundan Melih Kara ile Murat Berk, Tarık Akan’ın sevdiği müziklerden oluşan bir dinleti sundular.

dunya-kanser-gunu

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu ‘nun da katkılarıyla 4 Şubat Dünya Kanser Gününde saat 12:00 ‘da Tarık Akan Konferans Salonunda Kansere İnat Yaşasın Hayat Semineri etkinliği gerçekleştirilecektir.

 

ETKİNLİK PROGRAMI

12:00 – 13:00 Resepsiyon ve İkramlar

13:00 – 13:15 Açılış – Dr. Bülent Kerimoğlu – Bakırköy Belediye Başkanı

13:15 – 13:45 Kanser Bilinçlendirme – Op. Dr. Murat Atay – F.Nightingale Hastanesi

13:45 – 14:15 Sağlıklı Besinler ve Saklama Önerileri – USLA Mutfak Akademisi

14:15 – 14:45 Doğru Nefes Alma Teknikleri – Nefes Akademisi

14:45 – 15:30 Kapanış – Bakırköy Nar Sanat Kursu Müzik Dinletisi

nazim-hikmetÇağdaş Türkçe şiirin kurucularından biri olan Nazım Hikmet’in kültür mirasını devam ettirmek adına Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’ açıldı. Açılışa Orhan Pamuk görüntülü bir konuşma ile katıldı.

Türkiye’de bir üniversite bünyesinde ilk kez Nazım Hikmet adına bir merkez kuruldu. Yazar Murat Gülsoy’un öncülüğünde başlatılan proje, uzun bir araştırma ve ön çalışma sürecinin sonunda tamamlandı ve 15 Aralık’ta hayata geçirildi.

Buna göre Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nde özgün araştırmaların desteklenmesi planlanıyor. Ayrıca baraşırılı çalışmalar Nazım Hikmet Tez Ödülü ile onurlandırılacak.

Pamuk video konferansla katıldı

Merkezin açılışında görüntülü konferans yoluyla katılan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Nazım Hikmet’i şu sözlerle anlattı:

“Nâzım Hikmet’i anlamak onu tabu ve yasaklarla korunan bir başka put haline getirmek değil; onun bu olağanüstü yeteneğini nasıl büyük bir edebiyat haline getirdiğini adım adım görmektir.”

Ayrıca Nazım Hikmet’in kişiliğinden de etkilendiğini ve 1970’li yıllarda onun gibi şiirler yazmayı denediğini de belirten Pamuk konuşmasına şöyle devam etti:

“Benim şiirlerim çok kötüydü ama onun gibi olmak heyecanı vardı bende. Ben Lise 2’de okurken yayınlanan, Nâzım Hikmet’in hapishaneden Kemal Tahir’e gönderdiği mektuplar hayat yolunda bana çok yardımcı olmuştur. Nâzım Hikmet’in Orhan Kemal’e yazdığı mektupları da aynı heyecanla okurdum. Bu mektuplar beni toplumsal, eleştirel Türk edebiyatına da açmıştır.”

Nazım Hikmet’in kahramanlaştırılmasından da bahseden Pamuk bu konuya dair düşüncelerini şöyle aktardı:

“Biz kahramanlarımızı anlamak değil; onlara hayran olmak isteriz. Çoğumuzun menkıbename’leri tercih etmesi bu nedenledir. Kahramanlarımız hakkında tabular icat ederiz. Nâzım Hikmet’in hayatı da eserleri de bu türden tabu ve yasaklarla doludur. Atatürk döneminde Nâzım Hikmet hakkında açılan davalar, şairin çeşitli defalar sürgüne veya hapse gönderilmesine rağmen Atatürk’ü sevmeye devam etmesi; ancak hapisten çıkar çıkmaz Kuvayı Milliye Destanı’nı yarım bırakması böyle tabu bir konudur.”

Tarık Akan, Rutkay Aziz, Oya Baydar, Altan Öymen gibi tanınmış isimlerin yanı sıra akademik dünyadan, yayınevlerinden ve basından da pek çok kişi merkezin açılışında hazır bulundu.

Merkezde neler yapılacak?

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, edebiyat, tarih, sanat ve sosyal bilimler alanlarında disiplinler arası çalışmalar yapmak ve çağdaş Türkçe şiirin kurucu şairi şair Nazım Hikmet’i tanıtmayı planlıyor. Bu kapsamda Merkez, Türkiye’nin kültür ve sanat birikimi üzerine yapılacak özgün çalışmaları destekleyecek, araştırmacılar için uygun bir ortam hazırlayacak, ulusal ve uluslararası ölçekte bilgi paylaşımını sağlayan bir yapı oluşturacak. Ayrıca Türkiye’nin son iki yüzyıllık kültür ve sanat birikimi üzerine yapılan özgün akademik çalışmaları desteklemek üzere ‘Nâzım Hikmet Tez Ödülü’nün de her yıl verilmesi planlanıyor.

Kaynak: Al Jazeera

Bildiğiniz gibi Bakırköy’ün adı pek çok özelliğinden dolayı geçmişte olduğu gibi günümüzde de sıkça anılır. En büyük özelliklerinden biride pek çok sanatçı yetiştirmiş olması veya pek çok ünlü kişinin yolunun Bakırköy’den geçmiş olmasıdır. Hatta ülkemizin beklide Dünyanın en çok sanatçı yetiştiren ilçesi olması özelliği de vardır dememiz mümkündür.

tiyatro dersleriiiiiiiii

Yaşayan ve  kaybettiğimiz pek çok ünlü Bakırköy’de doğdu, büyüdü veya yaşadı.Örneğin; Münir ÖZKUL, Tarık AKAN, Ahmet SEZGİN, Suna PEKUYSAL, Sırrı GÜLTEKİN, Bülent ORAN, Cem KARACA, Kenan PARS, Altan ERBULAK, Cihat TAMER,Erdoğan SICAK, Ergün KÖKNAR, Yurdaer DOĞULU, Boran Mutlu KAYA Kenan DOĞULU ve daha niceleri.

Hatta Bakırköy Mezarlığında yatan Cenap ŞAHABETTİN ve Halid Ziya UŞAKLIGÜL’i de saymak lazım elbette.

Son yıllarda hatta uzun yıllardır Bakırköy’ümüze ait bir profesyonel özel tiyatromuz olmamıştı. Kuruluş amacında sanatı yaygınlaştırmak, sevdirmek v.s. gibi bir takım sanat faaliyetleri olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği bu amacını gerçekleştirmek için kurulduğu yer olan Bakırköy’de yıllardır süren sessizliği bozarak Profesyonel tiyatrosunu kurdu.

Uzun süredir çalışmalarına devam eden “NAR SANAT TİYATROSU” yeni sezona yoğun bir çalışma ile hazır.

Ebru ERDEMOĞLU’nun “ARAF NE TARAF” adlı 2 perdelik oyununu hazırlayan “Nar Sanat Tiyatrosu” İstanbul başta olmak üzere pek çok yerde oyununu sergileyecek.

Oyuncu Kadrosunda : Cumhur SARI, Halis BAYRAKTAROĞLU, Oğuz ÖZTAŞ, Nalan BAŞARAN, Ebru SARITAŞ gibi tecrübeli oyuncuları barındıran Nar Sanat Tiyatrosunun birde oldukça tanınan ve sevilen sürpriz bir oyuncusu da var kadroda. Bu sürpriz ismi şimdilik açıklamıyoruz.

Elbette Nurgül YEZİZ’in emeklerini unutmamak gerekli Nurgül hanım Nar Sanat Proje koordinatörlüğünü üstlenmiş durumda aktaralım.

arafffff Sizlere kısaca oyundan bahsedelim isterseniz.

“Sizi bir zebani sorgulasaydı eğer, zebaninin kadın mı olmasını isterdiniz, erkek mi?”

Şeytanla yapılan anlaşma asla unutulmaz.

Pardon Zebani Bey, Araf ne taraf?

Birbirinden çok farklı iki arkadaş cennet ve cehennem arasında ilginç bir sınava tabi tutuluyor ancak sorular bu kez sıcak taraftan geliyor. Soruları doğru yanıtlamak mı daha kolay, yoksa yanıtlayamamak mı? Bu tuhaf sınavdan kaçış Araf’ta mı? Peki, Araf Ne Taraf?

Mahmut ve Bilal’in Zebani ile olan amansız ve komik mücadelesine güzel  Hostes Şule de katılınca olaylar daha da şenleniyor. Peki, Zebaninin yardımcısı Zu boş duruyor mu? Tabi ki hayır.  Cennet Cehennem Yerleştirme Sınavı için geçen yılın sorularının peşine düşmüş yeni merhum,  şaşkın üç komik karakter ve hiç bitmeyen bir tempo…

Sizleri de bekleriz. Pek yakında hangi sahnede ve hangi günler ile saatler olacağını elbette açıklayacağız…

 

 

 

Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY), 1995 yılı öncesinde çekilen 3 bin 500 filmde rol alan 107 oyuncunun, televizyon yayınlarından doğan telif haklarının ödenmesi için dava açmaya hazırlanıyor.

 BİROY avukatı Sedef Erken Sanlısoy, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda, meslek birliklerinin bir araya gelerek belirledikleri ortak tarife üzerinden oyuncuların da içinde yer aldığı eser sahiplerine, yayından doğan lisans bedellerinin, yani telif hakkının ödenmesi zorunluluğu getirildiğini ancak bugüne değin hiçbir televizyon kuruluşunun bu yolla bir oyuncuya telif hakkı ödemediğini söyledi.

Yargıtay’ın içtihadına göre 12 Haziran 1995 öncesi sinema eserleri üzerinde sanatçıların telif hakkı bulunduğunu, Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’nda da, “Meslek birliklerince belirlenen tarife veya ortak tarifeler üzerinden sözleşmenin yapılmaması halinde, taraflar yargı yoluna başvurabilirler” şeklinde ibarenin yer aldığını dile getiren Sedef Erken Sanlısoy, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Herhangi bir alışveriş merkezinden, Filiz Akın’ın, Tarık Akan’ın, Türkan Şoray’ın tüm filmlerini bir arada satın alabiliyorsunuz. Hala bu filmler satılıyor, televizyonlarda gösterilmeye devam ediliyor. DVD, CD satışından, reklam gelirlerinden yayıncılar büyük paralar kazandılar ama bu oyuncular 1 lira dahi telif hakkı elde edemediler. Bugün Avrupa Birliği ve dünyada oyuncunun telif hakkı alamaması söz konusu olamaz ancak Türkiye’de oyuncular hala teliflerini alamıyorlar. BİROY olarak, çoğunluğu Yeşilçam oyuncularının oluşturduğu 107 oyuncu ve 3 bin 500 film üzerinden yayıncılara, Türkiye’de telif haklarıyla ilgili en büyük davayı açıyoruz. Bu sadece maddiyatla ilgili bir dava da değil. Bu bir hakkın ihlali. Yayınlar izinsiz yapılıyor. Bunun cezai yaptırımı da yasada açıkça belirtilmiş. Dolayısıyla maddi taleplerin yanı sıra suç duyurusunda da bulunacağız. Çünkü lisanslamalarla ilgili yasa maddelerine uyulmadan yapılan bu yayınlar yasaya aykırıdır.

Oyuncularla yayıncılar arasındaki telif hakkı sorununun çözümü için girişimlerinin sonuç vermediğini dile getiren Sanlısoy, “Sorunun diyalogla çözülmesini isteriz. Ancak yayıncılara çektiğimiz ihtarnameler ve çağrıların tamamen cevapsız kalması sonrasında oyuncuların haklarını almak için artık dava kaçınılmaz oldu. Dileriz dava sonuçlanmadan bu konuda gerekli adımlar atılır ve oyuncular teliflerine kavuşurlar” diye konuştu.

Sanlısoy, Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından Kemal Sunal’ın ve çocuklarının yürüttüğü hukuk mücadelesinin diğer oyunculara örnek olduğunu ifade etti.

BİROY BAŞKANI JANSET

Sinema ve dizi film oyuncusu Janset, AA muhabirine yaptığı açıklamada, başkanı olduğu BİROY’u, 3 yıl önce, oyuncuların telif haklarını takip etmek için kurduklarını belirtti.

Bugüne kadar filmleri yayınlanan oyuncuların telif sorununun çözümü için bir çok görüşme yaptıklarını ancak hiçbir netice alamadıklarını dile getiren Janset, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Oyuncuların telif hakkını takip etmek ve usulüne uygun olarak dağıtılmak üzere kurulmuş bir örgütüz ama ne yazık ki bugüne kadar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ‘Şu kadar telif topladık ve dağıttık’ diye bir rapor sunamadık. Muhatabımız olan neredeyse herkesle görüştük. Ilımlı yaklaşımlar oldu ama sonuca ulaşamadık. Geçen yıl oyuncularımızın filmlerini gösteren 20 televizyon kanalına, ‘Oyuncularımıza telif haklarını ödeyin’ diyerek, ihtarname çektik. Bundan da bir sonuç alamadık. Artık dava dışında bir seçenek kalmadı. Artık Türkiye’de oyuncular olarak bu utancı yaşamak istemiyoruz. Zaten bizim olması gereken, kağıt üzerindeki haklarımızın ödenmesi için televizyonlara çıkıp şikayet etmekten yorulduk. ‘Ne kadar geç ödersek o kadar iyi’ gibi bir yaklaşım var ancak biz 107 oyuncumuz adına 1995 öncesi çekilen 3 bin 500 film için, hukuki haklarımızı kullanacağız ve ne gerekiyorsa yapacağız. Bizler uyanıklık yapıp daha fazla kazanç elde etmeye çalışmıyoruz, yasada belirtilen ve sadece kağıt üzerinde kalan haklarımızı istiyoruz.”

Janset, yapımcı şirketlerin artık, oyuncuların yasal yollara başvurmalarını önlemek ve bütün yasal haklarını kendilerine devreder nitelikte maddeler içeren sözleşmeler imzalattırdığını da belirterek, “Hatta oyuncuların meslek birliklerine ve sendikalara üyeliklerini engellemeye dönük dahi maddeler bulunduğunu görüyoruz. Sözleşme maddelerinin hukuka aykırılığı için de hukuki girişimleri başlatacağız” diye konuştu.

Janset, 107 oyuncunun dışındaki oyuncuları da yargı sürecine dahil etmek için birliklerine üye olmaya çağırdı.

 

o 59 Film, 49 gala gösterisi, 9 canlı müzik etkinliğinin yer aldığı festivalde Türkiye’den 65, Almanya’dan 50 sanatçıyla söyleşi yapılacak.

Festivalin onur konuğu bu yıl BakırköylüTarık Akan. Akan’a Türkiye’de sinema sanatının gelişimine ve uluslararası alanda tanınmasına yaptığı kalıcı katkılarından ötürü onur ödülü verilecek.

Festival Komitesi Başkanı Adil Kaya yaptığı açıklamada, festivalin 11 Mart’a kadar süreceğini belirterek, “59 filmin yer aldığı festival kapsamında gösterilen filmlerin 6’sı uluslararası prömiyer, 17’si Almanya prömiyeri ve 26’sı ise Nürnberg prömiyeri olacak. İki kültür arasında köprü görevi gören festival, içerdiği konuları bakımından Almanya’nın en dikkat çekici önemli festivali konumundadır” dedi.

Kaya neonazi terör örgütünün Almanya’da işlediği cinayetlerinin Nürnberg’te yaşayanları tedirgin ettiğini ancak bu etkinliğin dostlukların pekişmesinde önemli rol oynamakta olduğunu kaydetti.

Türk-Alman Film Festival komite üyesi Ayten Akyıldız ise, Türk-Alman Film Festivali’nin Türk-Alman filmlerini ve sanatçılarını tanımak açısından önemli olduğunu vurgulayarak, “Nuri Bilge Ceylan, Christian Petzold ve Fatih Akın gibi ünlü yönetmenler festivali desteklemektedir” dedi.

Akyıldız, festivale Türk ve Alman seyircilerin büyük ilgi gösterdiğinine işaret ederek, “Zenne, Mar, Bu son olsun, Güzel Günler Göreceğiz ve Geriye Kalan gibi filmlerin uluslararası prömiyerlerini sunmaktan özellikle gurur duymaktayız” diye konuştu.

Festivalde uzun metraj film kategorisinde Almanya’dan 5, Türkiye;den 3 film yer alıyor. Bunların arasında ünlü yönetmenlerin eserleri kadar ilk filmlerine imza atan genç yeteneklerin eserleri de bulunuyor.

Alman sinemasının uluslararası alanda tanınan başarılı yönetmeni Christian Petzold bu yıl da festivale katılıyor. Yönetmen Petzold son filmi “Barbara” ile Uluslararası Berlin Film Festivali’nde en iyi yönetmen kategorisinde Gümüş Ayı ile ödüllendirilmişti.

Yarışmada Türkiye’den de üç film var. Yönetmen Reis Çelik’in Uluslararası Berlin Film Festivali’nde ödül kazanan eseri “Lal Gece”, Derviş Zaim’in Almanya prömiyeri olarak festivali seçtiği “Gölgeler ve Suretler” ve Nürnberg’de uluslararası prömiyerini gerçekleştirecek olan “Zenne”.

Yarışmada yer alan Almanya yapımları ise şöyle: Töte Mich (Öldür Beni), Kaddisch für einen Freund (Bir Dost İçin Hayır Duası), Frankfurt Coincidences (Frankfurt Tesadüfleri), Einer wie Bruno (Bruno Gibi Biri), Barbara.

Festivale Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Federal Almanya Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanlığı, InterForum Sanat ve Kültür Derneği, Robert-Bosch Vakfı, Nürnberg Şehir Belediyesi Kültür Dairesi ile Bavyera Eyaleti Başbakanlık Dairesi, tarafında destek veriliyor.

Nürnberg’de 1992 yılında Türkiye Sinema Günleri adı altında başlayan festival, zamanla Türk Alman Film Festivali adını aldı.

Çok sayıda sanatçının, ülkenin içinde bulunduğu durumdan yola çıkarak biraraya geldiği “Sanatçılar Girişimi” 29 Şubat Çarşamba günü saat 12.00’de bir basın açıklaması gerçekleştirecek. Sanatçılar, “ülkemizin geleceği için kaygılıyız” diyor.

Birçok alandan sanatçının biraraya gelerek oluşturduğu “Sanatçılar Girişimi” bir çağrıda bulundu.

“Ülkemizin geleceği için kaygılıyız” diyen sanatçılar, kaygılarını dile getirmek amacıyla bir basın açıklaması gerçekleştirecek. 29 Şubat Çarşamba günü, saat 12.00’de, İstanbul Beyoğlu’nda bulunan Ses Tiyatrosu’nda gerçekleşecek basın açıklaması için çağrıda bulunan sanatçılar, “Evrensel aydınlanma değerleri, Cumhuriyetimizin kazanımları yok ediliyor” diyor.

Sanatçılar Girişimi tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

Bizler, Türkiye’nin yazarları, şairleri, ressamları , heykeltraşları, sinema ve tiyatro sanatçıları, karikatüristleri, fotoğraf sanatçıları, tüm sanat insanları, ülkemizin geleceği için kaygılıyız.

Evrensel aydınlanma değerleri, Cumhuriyetimizin kazanımları yok ediliyor.

Bağımsız düşünce, demir parmaklıklar arkasında.

Sanatsal yaratma özgürlüğü tehdit altında.

Türkiye, sadece Cumhuriyet tarihinin değil, birkaç yüzyıllık demokrasi, bağımsızlık ve uygarlık savaşımları tarihimizin yörüngesinden koparılarak, emperyalist çıkarların Ortadoğu’daki işbirlikçisi olmaya sürükleniyor.

Doğal ve kültürel doku katlediliyor.

Ülke zenginlikleri yağmalanıyor.

Kaygılarımızı Türkiye ve dünya kamuoyuyla paylaşacağımız basın açıklamamıza, yerli ve yabancı medya mensupları ve tüm sanatçı dostlarımız davetlidir.

Sanatçılar Girişimi

Sanatçılar Girişimi’nde kimler var
Birçok alandan sanatçının biraraya gelerek oluşturduğu Sanatçılar Girişimi’nin açıklamasında, Tarık Akan, Edip Akbayram, Onur Akın, Sunay Akın, Üstün Akmen, Alaattin Aksoy, Mehmet Aksoy, Aytaç Arman, Hayati Asılyazıcı, Semir Aslanyürek, Engin Ayça, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Kürşat Başar, Cezmi Baskın, Bedri Baykam, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Cahit Berktay, Metin Coşkun, Tuncer Cücenoğlu, İsa Çelik, Nevzat Çelik, Haluk Çetin, Meral Çetinkaya, İsmail Hakkı Demircioğlu, Metin Demirtaş, Nuri Dikeç, Atilla Dorsay, Leyla Erbil, Bilgesu Erenus, Genco Erkal, Altan Erkekli, Erdal Erzincan, Mert Fırat, Müjdat Gezen, Altan Gördüm, Mehmet Güleryüz, Tarık Günersel, Hüseyin Haydar, Emin İgüs, Levent İnanır, Özdemir İnce, İlhan İrem, Ekrem Kahraman, Bülent Kayabaş,Yıldız Kenter, Erol Keskin, Suna Keskin, Tuğrul Keskin, Arif Keskiner, Levent Kırca, Mine Kırıkkanat, Nuri Kurtcebe, Mustafa Köz, Küçük İskender, Yılmaz Onay, Zeynep Oral, Yılmaz Onay, Nedim Saban, Vedat Sakman, Sali, Menderes Samancılar, Ferhan Şensoy, Burhan Şeşen, Cihat Tamer, Yavuz Top, Gülsen Tuncer, Cüneyt Türel, Yaman Tüzcet, Metin Uca, Ersan Uysal ve Nejat Yavaşoğulları’nın imzası bulunuyor.