Shakespeare

Shakespeare konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Shakespeare konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Shakespeare konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Shakespeare konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Ölümünün 400. yılında, tüm zamanların en büyük ozanı William Shakespeare’in üzerinden dönen bir gizem hikâyesi “Bir Zamanlar Londra’da”…

“William Ireland için çok tuhaf bir duyguydu bu – William Shakespeare’in doğduğu varsayılan evde olmak, binlerce kez yürüdüğü odada oturmak, bu kasabın yüzünde ünlü ailesinin hatlarını görmek… Yine de hiçbir şey hissetmemek, bir aşinalık sezmemek, bütün cazibeden sıyrılmış olmak – en esrarengiz tarafı da buydu.”bir-zamanlar-londrada,4dO-txZge0WkXLl2cIlixA

Mary Lamb, deli bir baba, baskıcı bir anne ve aklı havada bir kardeşle tıkılı kaldığı evde yitip gitmektedir. William Ireland’la tanışınca, ona bir kurtarıcıya sarılır gibi yapışır. William, babasının kitapçısında çalışan silik bir gençtir. Ne Mary’nin kardeşi Charles Lamb ile Charles’ın Doğu Hindistan Şirketi’ndeki iş arkadaşlarının arasına kaynaşabilmektedir ne de hayatı boyunca gururlandırmaya çalıştığı babasının gözüne girebilmektedir. Tesadüfen tanıştığı bir kadının, merhum eşinin terekesinde bulduğu, Shakespeare’in imzasını taşıyan senedin babasının ve edebiyatseverlerin nazarında kendisine saygınlık kazandıracağını ummaktadır. Senedi mektuplardan şiirlere Shakespeare’in çeşit çeşit belgesinin keşfi izlerken Mary ile William kendilerini etrafları büyük ozanla sarılmış, hayaller içinde yüzerken bulurlar. Asıl soru, bu hayallerin asılsız olup olmadığıdır…

Peter Ackroyd, Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti,Dickens, Poe: Kısacık Bir Hayat gibi kitaplarında İngiliz edebiyatının büyüklerine, The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını) ve London: The Biography’deyse (Londra: Biyografi) bu büyük şehre saygı duruşunda bulunuyor. Bir Zamanlar Londra’da, bu ikisini, Ackroyd’un edebiyat tutkusu ile Londra sevgisini bir araya getiriyor. Ölümünün 600. Yılında Shakespeare’in kitaplarından alıntılar ve büyük ozana göndermelerle dolu kitap aynı zamanda hem on dokuzuncu yüzyıl Londra’sını hem de  Shakespeare dönemini yakından tanıma fırsatı veriyor.

“Shakespeare’in en büyük, en cesur, en deli hayranlarıyla ilgili zarif bir tarihî roman… Tuhaf bir şekilde etkileyici ve bütünüyle eğlenceli.”—The Washington Post Book World

“Döneme sadık kalan ama akıcılığını koruyan harikulade eğlenceli bir kitap… Bu dünyayı Peter Ackroyd’dan iyi tanıyan kimse yok ve geçmişin Londra’sına yaptığı bu son yolculukta kalemi her zamankinden güçlü.”—The Sunday Telegraph

“Dâhice ve büyüleyici… Yanlış gerçekler ve gerçek görünen yalanlarla ilgili baş döndürücü bir roman.”—The San Francisco Chronicle

PETER ACKROYD KİMDİR?

Peter Ackroyd, İngiliz biyografi yazarı, romancı, eleştirmen. 1949’da Londra’dadoğan Ackroyd eğitimini Cambridge Üniversitesi’nde tamamladı. Daha sonra özel bir bursla iki yıl Yale Üniversitesi’ne gitti. Ackroyd, başta Londra olmak üzere İngiliz tarihi ve kültürü üzerine kurgu ve kurgu dışı eserleriyle tanınır. Somerset Maugham, Guardian ve Booker ödülleri gibi birçok ödül kazanan yazarın romanları arasında The Great Fire of London (Büyük Londra Yangını), Oscar Wilde’ın Son Vasiyeti, Doktor Dee’nin Evi, kurgu dışı kitaplarının arasında iseDickens, London: The Biography (Londra: Biyografi), Shakespeare: A Biography(Shakespeare: Bir Biyografi) ve Poe: Kısacık Bir Hayat sayılabilir.

Dünyaca ünlü İngiliz oyun yazarı Shakespeare’in doğum yeri olan Stratford-upon-Avon’da öğrenim gördüğü sınıf ziyaretçilere açılacak.

BBC’nin haberinde, Shakespeare’in 1570’lerde öğrenim gördüğü sınıfın günümüzde Kral 6’ıncı Edward Okuluna ait olduğu ve onarımı için 1,8 milyon sterlin harcandığı belirtildi.

Stratford-upon-Avon kasabasında, Ortaçağ’dan kalma ve yarısı ahşap belediye binasının üst katında bulunan sınıfın, Shakespeare’in 400’üncü ölüm yıl dönümü olan cumartesi günü ziyaretçilere açılacağı kaydedildi.

Shakespeare’in 7 yaşından itibaren bu sınıfta dil bilgisi öğrenimi gördüğü sanılırken, 16. yüzyılda öğrencilerin bilgilerini içeren herhangi bir belge bulunmadığı ifade edildi.

Warwick Üniversitesinden Profesör Ronnie Mulryne, sınıfın, “neredeyse kesinlikle” Shakespeare’in okulu olduğunu belirterek ünlü oyun yazarının 14 ya da 15 yaşına kadar burada öğrenim gördüğünü söyledi.

Yazarın iş adamı ve belediye meclisi üyesi babası John Shakespeare’in de binanın alt katında çalıştığı tahmin ediliyor.

Sınıfta o dönemde 7’den 15 yaşına kadar 40 erkek çocuğuna bir öğretmen tarafından dil bilgisi eğitimi verildiği, derslerin sabah 6’dan öğleden sonra 6’ya kadar sürdüğü sanılıyor.

Üniversiteye gitmediği bilinen Shakespeare’in tüm eğitiminin bu sınıftan ibaret olduğu, ünlü oyun yazarının aynı zamanda turneye çıkan oyuncuların sahnelediği bir oyunu ilk kez burada izlemiş olabileceği belirtildi.

shakespearein-sinifi-ziyaretcilere-aciliyor,Xh5lQ-jeb0iWTbc_YSl6dw

yeni yıl

16 Ocak Cumartesi günü Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2016 nın ilk etkinliği gerçekleştirdik. Etkinliğin görüntülerini buradan inceleyebilirsiniz.

19.00 – 20.00 Programı

Dinleti:

Özgür Yahya Oruçoğlu,

Tuğba Seher Karanfil – Bartalome Calatayud (Vals) ,  Joseph Wanders (Rumba) –

Sena Sevim

Selinsu Ökdemir – Beethoven Sonatin (Piyano)

Reşat Tokatlı,

Zehra Mina Fırıncı – Jean (Philippe Romeau), Tambourine

Onur Güner

Sarp Kılıç – La Sautillante (Beste: Ferdinando Carulli) , İzmir Marşı (Beste: anonim)

Zuhal Sevim

Dilşah Aker – Mozart Sonatina

Lara  Sadi – Vals

Kayra Demir Mirza – Mary’nin Minik Kuzusu

Reşat Tokatlı

Berkin Ay – Enver Tufan (Oyun)

Sena Sevim

Elif Gürel – Enver Tufan, Eskiye Dönüş (Piyano),

Reşat Tokatlı

Melisa Kaya – Historia De un Amor

Onur Güner

Bade Kırkgöz – Divertissement (Beste: Antonio Cano)

Zuhal Sevim

Tülay Naz Çakır – Ömer Can (58. Etüt)

Reşat Tokatlı

Tan Onur – Yanni (Until the last moment , River flows in your)

Ege Yılmaz – God Father

Sena Sevim

Eylül Gülenç – Bach Menuet (Piyano, Flüt)

Onur Güner

Batuhan Doksanbir – Hoşgeldin (Beste: Birsen Kozer)

Zuhal Sevim

Gabriella Özcan – Hasat Vakti (Enver Tufan)

Reşat Tokatlı

Jbid Göktaş – A. Piazzola, Libertango

Reşat Tokatlı

Mahir Erbulan – Enver Tufan (Lokamotif)

Onur Güner 

Bahar Ece Sarsın – Window (Murat İşbilen) , Waltz in C (Ferdinando Carulli)

Reşat Tokatlı

Öykü Güleç – O. Rieding (Si Minör Keman Konçertosu 1. Bölüm) –

20.00 – 21.00 Programı

Skeç : (Tiyatro grubu)

(Bir sabah Shakespeare yine yazmaya çalışıyordu.) – (Oyuncular: William shakespeare – Doğukan Yiğitler
Romeo ve Juliet -Ibrahim Tütüncü,Ece Evler
Lady Macbeth -Gabriella Özcan
Hircin kiz Katherina – Zeynep Gürsoy
Petruchio – Mert Gümrü, Hamlet – Armağan Korucu),

Dinleti:

Burcu Işıl Oğuz

Merve Ayanoğlu – Fenerbahçe Marşı – Odet to Joy (Beethoven)

Aysara Özenç – Tirve Spent (Deaf Center) , Polovetzian Dance (Alexander Borodin)

Aslı Gürbüz

Ecem Eren Koca – Artık Sevmeyeceğim (Suat Sayın – Keman)

Erkan Başa

İdil Deniz Bakır – Lirik (Fikret Amirov) , Night and Day (Cole Porlan)

Burcu Işıl Oğuz

Nil Sahra Aksal – Savaş Dansı (Michael AAR), Arie (Mozart)

Aslı Gürbüz

Zeynep Ada Uç – Old Mcdonald (F.T. Nettleingham – Piyano)

Erkan Başa

Su Azra Dayıoğlu – Bahar Yağmuru, Orada bir köy var uzakta, Für Elise (Enver Tufan)

Burcu Işıl Oğuz

Zeynep Ceylin Günenç – Alman Dansı (Joseph Hayoln), İskoç Dansı (Oscar Beringer)

Deniz Kaplan – Çekirge, Yansıma, Dolaptaki Sır (Enver Tufan – Piyano)

Burcu Işıl Oğuz

İklim Keleş – SonatinaIop.36 No.2 (Muzıo Clementi), TangoIESeiber

Erkan Başa

Burcu Bozkurt – Dalgalara Şarkısı, Lokomotif , Jingle Belss Amerikan Halk Şarkısı

Burcu Işıl Oğuz

Aleyna Güloğlu – Rüya (Barış Manço), Happy Together (The Turtles)

Erkan Başa

Mert Güney – Musetta, Yavaşça Kürek Çekelim

Burcu Işıl Oğuz

Mina Bayhoca – Hatırla Sevgili

Erkan Başa,

Meriç Gürcan – Kuş Uçar, La-si-do, Kızılderelilerin Savaş Dansı –

Burcu Işıl Oğuz,

Nil Ergül – Ode To Joy (Beethoven), Lokomotif (Enver Tufan)

Erkan Başa

Defne Nedim – Prensesin Valsi, Trambon Çalgıcısı (Enver Tufan)

Burcu Işıl Oğuz

Yasemin Özyiğit- Jingle Bells (Amerika Ezgisi düz. – Y. İman), Dalgaların Şarkısı (Enver Tufan)

Erkan Başa

Aslı Demirok – Allepro (S. Suzuki), Melodi (Maxwell Eckstain)

Nehir Ergün – Lokomotif (Enver Tufan), Jingle Bells Amerikan Halk Ezgi./ Y. İman, Ode To JoyL.D. Beethoven

Berat Şerif – Çanlar Çalıyor (J. Thompson)

yeni yıl

16 Ocak Cumartesi günü Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2016 nın ilk etkinliği gerçekleştireceğiz. Yeni Yıl Etkinliğimizde Nar Sanat öğrencileri performanslarını ortaya koyacak. Saat 19.00 ‘da başlayacak etkinlik programı şu şekilde;

19.00 – 20.00 Programı

Dinleti:

Özgür Yahya Oruçoğlu,

Tuğba Seher Karanfil – Bartalome Calatayud (Vals) ,  Joseph Wanders (Rumba) –

Sena Sevim

Selinsu Ökdemir – Beethoven Sonatin (Piyano)

Reşat Tokatlı,

Zehra Mina Fırıncı – Jean (Philippe Romeau), Tambourine

Onur Güner

Sarp Kılıç – La Sautillante (Beste: Ferdinando Carulli) , İzmir Marşı (Beste: anonim)

Zuhal Sevim

Dilşah Aker – Mozart Sonatina

Lara  Sadi – Vals

Kayra Demir Mirza – Mary’nin Minik Kuzusu

Reşat Tokatlı

Berkin Ay – Enver Tufan (Oyun)

Sena Sevim

Elif Gürel – Enver Tufan, Eskiye Dönüş (Piyano),

Reşat Tokatlı

Melisa Kaya – Historia De un Amor

Onur Güner

Bade Kırkgöz – Divertissement (Beste: Antonio Cano)

Zuhal Sevim

Tülay Naz Çakır – Ömer Can (58. Etüt)

Reşat Tokatlı

Tan Onur – Yanni (Until the last moment , River flows in your)

Ege Yılmaz – God Father

Sena Sevim

Eylül Gülenç – Bach Menuet (Piyano, Flüt)

Onur Güner

Batuhan Doksanbir – Hoşgeldin (Beste: Birsen Kozer)

Zuhal Sevim

Gabriella Özcan – Hasat Vakti (Enver Tufan)

Reşat Tokatlı

Jbid Göktaş – A. Piazzola, Libertango

Reşat Tokatlı

Mahir Erbulan – Enver Tufan (Lokamotif)

Onur Güner 

Bahar Ece Sarsın – Window (Murat İşbilen) , Waltz in C (Ferdinando Carulli)

Reşat Tokatlı

Öykü Güleç – O. Rieding (Si Minör Keman Konçertosu 1. Bölüm) –

20.00 – 21.00 Programı

Skeç : (Tiyatro grubu)

(Bir sabah Shakespeare yine yazmaya çalışıyordu.) – (Oyuncular: William shakespeare – Doğukan Yiğitler
Romeo ve Juliet -Ibrahim Tütüncü,Ece Evler
Lady Macbeth -Gabriella Özcan
Hircin kiz Katherina – Zeynep Gürsoy
Petruchio – Mert Gümrü, Hamlet – Armağan Korucu),

Dinleti:

Burcu Işıl Oğuz

Merve Ayanoğlu – Fenerbahçe Marşı – Odet to Joy (Beethoven)

Aysara Özenç – Tirve Spent (Deaf Center) , Polovetzian Dance (Alexander Borodin)

Aslı Gürbüz

Ecem Eren Koca – Artık Sevmeyeceğim (Suat Sayın – Keman)

Erkan Başa

İdil Deniz Bakır – Lirik (Fikret Amirov) , Night and Day (Cole Porlan)

Burcu Işıl Oğuz

Nil Sahra Aksal – Savaş Dansı (Michael AAR), Arie (Mozart)

Aslı Gürbüz

Zeynep Ada Uç – Old Mcdonald (F.T. Nettleingham – Piyano)

Erkan Başa

Su Azra Dayıoğlu – Bahar Yağmuru, Orada bir köy var uzakta, Für Elise (Enver Tufan)

Burcu Işıl Oğuz

Zeynep Ceylin Günenç – Alman Dansı (Joseph Hayoln), İskoç Dansı (Oscar Beringer)

Deniz Kaplan – Çekirge, Yansıma, Dolaptaki Sır (Enver Tufan – Piyano)

Burcu Işıl Oğuz

İklim Keleş – SonatinaIop.36 No.2 (Muzıo Clementi), TangoIESeiber

Erkan Başa

Burcu Bozkurt – Dalgalara Şarkısı, Lokomotif , Jingle Belss Amerikan Halk Şarkısı

Burcu Işıl Oğuz

Aleyna Güloğlu – Rüya (Barış Manço), Happy Together (The Turtles)

Erkan Başa

Mert Güney – Musetta, Yavaşça Kürek Çekelim

Burcu Işıl Oğuz

Mina Bayhoca – Hatırla Sevgili

Erkan Başa,

Meriç Gürcan – Kuş Uçar, La-si-do, Kızılderelilerin Savaş Dansı –

Burcu Işıl Oğuz,

Nil Ergül – Ode To Joy (Beethoven), Lokomotif (Enver Tufan)

Erkan Başa

Defne Nedim – Prensesin Valsi, Trambon Çalgıcısı (Enver Tufan)

Burcu Işıl Oğuz

Yasemin Özyiğit- Jingle Bells (Amerika Ezgisi düz. – Y. İman), Dalgaların Şarkısı (Enver Tufan)

Erkan Başa

Aslı Demirok – Allepro (S. Suzuki), Melodi (Maxwell Eckstain)

Nehir Ergün – Lokomotif (Enver Tufan), Jingle Bells Amerikan Halk Ezgi./ Y. İman, Ode To JoyL.D. Beethoven

Berat Şerif – Çanlar Çalıyor (J. Thompson)

Not: Dinletimiz Ücretsizdir.

William Shakespeare’in ünlü aşk öyküsü “Romeo ve Juliet”, 3-8 Kasım arasında sanatseverlerle buluşacak.

romeo ve juliet

Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, İtalyan yapımcı David Zard‘ın modern yorumu, Giuliano Peparini’nin özgün rejisi, Gerard Presgurvic’in besteleri ve Vincenzo Incenzo’nun sözleriyle yorumlanan müzikal, Zorlu Center PSM‘de sahnelenecek.

Bugüne kadar bir çok kez bale, film, müzikal ve opera olarak sahnelenen “Romeo e Giulietta, Ama e Cambia il Mondo” müzikali, 8 gösteri yapmak üzere Türkiye’ye gelecek.

IEG Live ve Luce StageArt ortak organizasyonuyla sahnelenecek gösteride 45 sanatçı rol alırken, 40 teknisyen, 6 kişilik iletişim ekibi ve 15 kişilik yapım ekibi görev yapacak.

Dekor, kostüm ve teknik malzemenin yer aldığı 13 Tırın İstanbul‘a geleceği gösteride ayrıca 270’ten fazla kostüm kullanılacak.

Aforizmaların ruhu burada atıyor bugün sıra Honoré de Balzac’da. Elbette Aforizmaların ardından Honoré de Balzac’ın hayat hikayesine ulaşabilirsiniz.

Balzac

*    Altından zincirler en ağır olan zincirlerdir.
*    Ancak en son katedralin en son tuğlası en son papazın kafasına düşüp ezdiği zaman insanlık gerçekten özgür olabilecektir.
*    Ayakkabılarım olmadığı için üzülürdüm. Ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar.
*    Bilginin efendisi olmak için çalışmanın kölesi olmak gerekir.
*    Bir kadın sevdiği adamın yüzünü ,bir denizcinin açık denizi bildiği kadar iyi bilir.
*    Bir kelimenin insanın hayatını değiştirdiği çok görülmüştür.
*    Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.
*    Dünyada bir kadın için, herhangi bir erkeği etkisi altına aldığını bilmesi kadar zevkli bir şey yoktur.
*    Dünya zevkleri acıdan başka bir şey doğurmaz.
*    Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz.
*    Evliliğin, her şeyi kemiren bir canavarla bıkıp usanmadan boğuşması gerekir: Alışkanlık.
*    Felaketin iyiliği varsa, hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.
*    Gençlik adaletsizliğe doğru yöneldiği zaman, bilincin aynasına bakmayı göze alamaz. Oysa olgunluk çağı kendini bu aynada görür. Yaşamın bu iki evresindeki tüm ayrım buradadır.
*    Gözle görülür bir nedeni bulunmayan servetlerin gizi, temiz yapıldığı için unutulmuş birer cinayettir.
*    Her servetin arkasında bir suç vardır.
*    Istırapların en gizlileri dayanılması en güç olanlardır.
*    İnsan ya acılarını unutmasını, ya da kendi mezarını kazmasını bilmeli.
*    İnsanın en zor katlandığı duygu acımadır, hele hak edince.
*    İnsanlara, onları size nankörlük yapmaya mecbur bırakacak kadar büyük iyiliklerde bulunma!
*    İyi dostluklar temiz hesaplarla kurulur.
*    İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç bahsetmeyiniz.
*    Kadınlara hangi erkekleri aradıklarını sorun, “Hırslıları” derler. Öteki erkeklere göre, hırslıların belleri daha güçlü, yürekleri daha sıcaktır, kanlarında daha çok demir vardır. Kadın da güçlü olduğu sıralarda kendini öyle mutlu, öyle güzel bulur ki, parçalanmak tehlikesi altında da olsa, üstün bir gücü olanı, bütün erkeklere yeğ tutar.
*    Kendisi artık mutlu olamayacaklar için sevdiğinin mutluluğu sevinç olur…
*    Mektup bir ruhtur. Konuşan sesin çok sadık bir yankısıdır. Bu nedenle ince düşünceli kişiler onu aşkın en zengin gömüleri arasında sayarlar.
*    Sanatın vazifesi, tabiatı kopya etmek değil, tabiatı ifade etmektir.
*    Sevilen kadın bütün kadınların en güzeli değil midir?
*    Sıkıntınızın sırrı sizin elinizde değil, başkalarının elindedir.
*    Şöhret, uzaktan güneş gibi parlak ve ısıtıcı; yaklaştınız zaman, bir dağ tepesi gibi soğuktur
*    Şöhret, ancak küçücük dozlarla alındığında faydalı bir zehirdir.
*    Toprağa ekilen tohumlar içinde en çabuk mahsul veren fedailerin döktükleri kandır.
*    Zeka dünyayı yerinden oynatmaya yarayan maniveladır.
*    Umutsuz sevmek de bir mutluluktur…
*    Uykunun yenemediği hiçbir acı yoktur.
*    Vicdanımız yanılmaz bir yargıçtır, biz onu öldürmedikçe.

Honoré de Balzac’da 

Honoré de Balzac

Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours – 18 Ağustos 1850),Fransız yazar.

Hayatı

Asıl adı Honore Balssa’dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve De ön takısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome’da College des Oratoriens’te öğrenim gördü. Napolyon’un devrilmesinden sonra ailesi Paris’e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819’da yazılmış “Cromwell” başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede satılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.

Edebiyat kariyeri

1829’da yazdığı “Les Chouans” isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante’yi anımsatan bir başlık koydu: “İnsanlık Komedisi”. 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834’te yayınlanan “Goriot Baba”da uyguladı. 1836 ve 1837’de İtalya gezisine çıktı. 1828’de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy’de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.

1847’de Polonya’da sevgilisi Eveline Hanska’nın şatosunda kaldı. 1850’de Eveline ile evlendi Paris’e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli “klasik roman tekniğini” Balzac’ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle “romanın Shakespeare’i sayılır.

1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları.

İnsanlık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belki de 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçinleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.

Eserleri

-Başlıca eserleri-

  • Les Chouans (1828; Köylü İsyanı, 1974)
  • La Peau de chagrin (1830; Tılsımlı Deri, 1940, 1968)
  • Le Chef-d’œuvre inconnu (1831; Mahvolan Şaheser, 1944/Bilinmeyen Şaheser, 1945)
  • Le Colonel Chabert (1832; Kolonel Şabert, 1938/ Albay Chabert, 1944, 1974)
  • Le Médecin de campagne (1832; Köy Hekimi, 1942, 1979)
  • Eugénie Grandet (1833; Eugénie Grandet, 1938, 1991)
  • Histoire des Treize, comprenant :
    • Ferragus, 1833
    • La Duchesse de Langeais, 1833, 1839
    • La Fille aux yeux d’or, 1835
  • La Recherche de l’absolu (1834; Mutlak Peşinde, 1945, 1965)
  • Le Père Goriot, (1835; Goriot Baba; 1943, 1991)
  • Le Lys dans la vallée (1835; Vadideki Zambak, 1941, 1990)
  • La Vieille Fille (1836; )
  • César Birotteau (1837; César Birotteau, 1945, 1990)
  • La Maison Nucingen (1838; Nucingen Bankası, 1950)
  • Les Secrets de la princesse de Cadignan (1839)
  • Béatrix (1839)
  • Illusions perdues (I, 1837; II, 1839; III, 1843; Sönmüş Hayaller, 1949)
  • La Rabouilleuse (1842)
  • Modeste Mignon (1844; Modeste Mignon, 1947)
  • La Cousine Bette (1846; Bette Abla, 1977)
  • Le Cousin Pons (1847)
  • Splendeurs et misères des courtisanes (1838-1847; Kibar Fahişelerin İhtişamı ve Sefaleti, 1946/Kibar Fahişeler, 1972, 1990)
  • Ursule Mirouët (1841; Ursule Mirouët, 1849)

Türkçeye çevrilmiş diğer eserler

  • Tours Papazı (1949)
  • Otuz Yaşındaki Kadın (1963)
  • Vandetta (1943)
  • Tefeci Gobseck (1947-1961)
  • Kırmızı Han (1946)
  • Terör Devrinde (1979)
  • Lois Lambert (1946)
  • Bir Havva Kızı (1970)
  • Onüçlerin Romanı (1945)
  • Altın Gözlü Kız (1943)
  • Kötü Kadınların Parlayış, Düşüşü (1981)
  • Köy Papazı (1952)
  • Karanlık Bir İş (1947)
  • Esrarlı Bir Vaka (1949-1964)
  • İki Gelinin Hatıraları (Mémoires de deux jeunes Mariées) (Letters of Two Brides) (1940 – 1983)
  • Köylüler (1845, 1976-1985)
  • Gizli Başyapıt (Le Chef-d’oeuvre İnconnu) (2007 Samih Rıfat)
  • Evde Kalmış Kız (La Vieille Fille) (2008 Yaşar Avunç)

 

Kaynaklar :  Wikipedia / narteks

 

William Shakespeare’in ölümsüz aşk öyküsü ‘Romeo ve Juliet’, 21 Şubat’ta İstanbul’da sahnelenecek. Gösteri için 13 tır dolusu dekor, kostüm ve teknik donanım İstanbul’a getirilecek.

William Shakespeare Romeo ve Juliet

Gösteri ve sahne sanatları örneklerinin sınırlarını zorlayan bir proje olarak gösterilen ‘Romeo ve Juliet’ Şubat ayında İstanbul’a geliyor. 45 oyuncunun rol aldığı ve büyük bir teknik ekiple İstanbul’da sahne almaya hazırlanan ‘Romeo ve Juliet’ ekibi oyuncuların yanı sıra 40 teknisyen, 6 kişilik iletişim ekibi, 15 kişilik yapım sorumlusundan oluşuyor.

Bugüne dek sayısız kez bale, film, müzikal ve opera olarak sahnelenen William Shakespeare’in ölümsüz eseri, 3 boyutlu dijital sahne tasarımıyla ve orijinal dilinde sahnelenecek. Temsil sırasında 23 sahne değişimi ve 270’ten fazla kostümün kullanıldığı oyun için 13 tır dolusu dekor, kostüm ve teknik donanım İstanbul’a getiriliyor. Yönetmenliğini Giuliano Peparini’nin üstlendiği, besteleri Gerard Presgurvic, şarkı sözleri ise Vincenzo Incenzo’e ait oyun, 1 Mart’a kadar Zorlu PSM’de izlenebilecek.

Romeo e Giulietta

Etkinlik Hakkında

Shakespeare’in 420 yıl önceki hayali,
bugünün hayal gücüyle İstanbul’da…

Sonsuz aşkın müzikle dansı
Romeo & Giulietta

Cesur bir prodüktör, çılgın bir yönetmen ve 45 eşsiz oyuncu, dansçı ve akrobat; Shakespeare’in o günlerde hayal bile edemeyeceği 3 boyutlu dijital bir sahnede bu unutulmaz hikayeye yeniden hayat veriyor.

İtalya’da 8 ay gibi kısa bir sürede 400.000 kişiyi büyüleyen Romeo e Giulietta, Ama e Cambia il Mondo 270’ten fazla benzersiz kostüm, 23 sahne değişimi ve üstün teknolojik alt yapısıyla İstanbullu sanatseverlere bugüne kadar yaşamadıkları bir deneyim yaşatmak için geliyor.

İtalya’da gelmiş geçmiş en görkemli gösteri olarak adlandırılan bu muhteşem show 21 Şubat’ta Zorlu Center PSM’de perdelerini açıyor.

Aşkla değişir dünya

Verona’nın iki soylu ailesi, Montegue ve Capuleti’lerin ölümcül nefretleri iki gencin ilk görüşte başlayan ve kaderlerini mühürleyecek olan aşkına engel olamaz. Aşıkların trajik intiharıyla ölüm aşkı ebediyete yüceltirken, düşman aileleri vicdan azabıyla tüketir.

Shakespeare’in eserinde aşk, insani bir tecrübeden tüm evreni içine alacak evrensel bir boyuta taşınıyor. Shakespeare karanlığın ve ışığın üzerinde duruyor.

Romeo e Giulietta, Ama e Cambia il Mondo’da müzik, hikayeyi yeniden yaratıyor. Her özgün yorumunda olduğu gibi klasik eserin özüne hem saygı duyuyor hem ihanet ediyor.

Çatışmaları aydınlatan, tutkuları gizleyen ışık bu özgün yorumda bize müzikle dönüyor ve kötülüğün renklerini güçle doldururken, iyiliğin çerçevesini yumuşak tonlarla çiziyor.

Müzikler ve ritim kimi zaman deliliği, kimi zaman ahlakın terk edilişini simgeliyor. Aşk resmedilirken ise bunun aksine iki aşığın tutkusunun, sonsuz bekleyişinin ve çektikleri işkencenin altını çiziyor.

Vincenzo Incenzo

Yazar William Shakespeare,
Yapımcı David Zard,
Müzik Gérard Presgurvic,
Italyanca Uyarlama Vincenzo Incenzo,
Yönetmen Giuliano Peparini

Bu yıl 26-28 Eylül tarihlerinde gerçekleşecek uluslararası sanat fuarı ArtInternational, geçen yıl olduğu gibi ziyaretçileri Haliç Kongre Merkezi’nin terasında karşılayacak.

jaume-plensa

Fuarın “By The Waterside” bölümünde sergilenecek heykeller arasında ünlü Katalan sanatçı Jaume Plensa’nın işi de bulunuyor.
Uluslararası sanat fuarı ArtInternational’ın Haliç Kongre Merkezi’nin terasına özel hazırlanan açık hava heykel galerisi “By The Waterside”, bu yıl da dünyaca ünlü sanatçıların çalışmalarını bir araya getiriyor.
Birbirinden etkileyici 9 heykeli Haliç’in eşsiz görüntüsüyle bütünleştirecek “By The Waterside”da yer alacak sanatçılardan biri de Katalan sanatçı Jaume Plensa olacak. Kamusal alanlara yerleştirilen devasa heykelleriyle çok konuşulan Plensa’nın, meditasyon yapan ve harflerden oluşan bir insan figüründen oluşan heykeli “TRIPTYCH”, Mario Mauroner Gallery ile İstanbul’a gelecek ve fuarın terasında sergilenecek.
Harflerin büyücüsü Plensa
Görenleri adeta büyüleyen ve şoke eden işlere imza atan Piensa, Latinceden Yunancaya, İbraniceden Arapça ve Japoncaya, dünyanın tüm dillerini insan bedeninde topladığı heykelleriyle de tanınıyor. Çocukluğundan beri edebiyata düşkün olan sanatçı, bu çalışmalarında Shakespeare, Oscar Wilde, Baudelaire, Edgar Allan Poe gibi hayran olduğu şair ve yazarların cümlelerini kullanıyor.
Piensa’nın ArtInternational’ın terasında sergilenecek “TRIPTYCH” adlı 3 metre uzunluğundaki heykeli de harflerden oluşuyor. İnsanların esas iletişim aracı olan harflerin ülkeler ve sınırlar üstü olduğunu ve onları bir arada kullanmanın barış için bir umut taşıdığını düşünen sanatçı, insan bedeninin umutlarımız, rüyalarımız ve arzularımızı toplayan ideal bir kap, mimari için de ideal bir biçim olduğunu söylüyor.
Sanatseverler “By The Waterside”da ayrıca; Galerie Lelong’dan Joan Miró, PİLOT Galeri’den Ali Miharbi, waterside contemporary’den Libia Castro ve Ólafur Ólafsson, Weingrüll’den Benjamin Appel, Lisabird Gallery’den Karl Karner, Rosenfeld Porcini’den Keita Miyazaki, Louise Alexander’dan Laurent Bolognini, Leila Heller’dan Steven Naifeh’ın heykellerini görme şansı yakalayacak.
ArtInternational sanat fuarı 26-28 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.

Alman besteci Mendelssohn tarafından bestelenen bir şarkı 140 yıl önce ortadan kaybolmasının ardından ilk kez seslendirildi.

Özel olarak sipariş edildiği belirtilen ve hiç yayınlanmamış olan şarkı 1842’de bestelendi. Şarkının orijinal notaları Amerika Birleşik Devletleri’nde bir özel koleksiyonda ortaya çıktı. Önümüzdeki günlerde Christie’s Müzayede Salonu’nda satışa çıkacak olan notaların 15 bin ila 25 bin dolar arasında alıcı bulması bekleniyor. Kraliyet Müzik Akademisi’nden Christopher Glynn ve Amy Williamson bu şarkıyı BBC için özel olarak seslendirdi.

mendelssohbn

Mendelssohn’un, özel istek üzerine 1842’de bestelediği “The Heart of Man is Like a Mine” (İnsanın Yüreği Madene Benzer) adlı eserinin elyazması, ABD’de özel bir koleksiyonda ortaya çıkarıldı.

Elyazması, gelecek günlerde Christie’s Müzayede Evi’nde yapılacak açık artırmada satılacak.

Mendelssohn’un imzasını taşıyan eserin 25 ila 45 bin dolara alıcı bulması bekleniyor.

Eserin Friedrich Ruckert’in “Das Unveraenderliche” adlı şiirinin ikinci kıtasından alınan sözleri, insan yüreğini bir madene benzetiyor ve kalbin sadece içindekini verebileceğini belirtiyor.

Christie’s Müzayede Evi Elyazmaları Bölümü uzmanlarından Thomas Venning, ünlü bestecinin, sadece bir kez özel bir toplantıda çalınan eserin yayılmasını kasten engellediğini söyledi.

Önce 1862’de, daha sonra da 1872’de açık artırmada satılan ve o zamandan bu yana kayıp olan elyazmasının ABD’ye nasıl gittiği ise gizemini koruyor.

Mendelssohn, tiyatro müdürü Johann Valentin Teichmann için bestelediği eserin elyazmasına iliştirdiği notta, bunu yaymaması ricasında bulunuyor.

1809’da Hamburg’da dünyaya gelen Mendelssohn, Alman romantizm döneminin en ünlü bestecisi olarak kabul ediliyor. Bach’ı yeniden hayata döndüren Mendelssohn, Goethe ve Shakespeare’in eserlerinden esinlenmişti. 

Ünlü bestecinin 1841’de Leipzig’de kurduğu konservatuvar Avrupa’nın en önemli müzik okullarından biri olmuştu.


Mendelssohnun 140 yllk kayp bestesi paylaşan: NarSanat

Baltık Dans Tiyatrosu Bir Yaz Gecesi Rüyası ile 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin konuğu oluyor.Gösterinin Baş Dansçısı Radoslaw Palutkiewicz, 4 ve 5 Şubat tarihinde Dans Tiyatrosu Atölyesi için İstanbul’da.

Radoslaw-Palutkiewicz

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından 2004 yılından bu yana Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Opet ve Tüpraş’ın sponsorluğunda düzenlenen 19. İstanbul Tiyatro Festivali, 9 Mayıs-5 Haziran 2014 tarihleri arasında oyun, gösteri, performans ve etkinliklerden oluşan zengin bir programla tiyatroseverlerle buluşacak.

19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin ilk sürprizlerinden biri Polonyalı dans topluluğu Baltık Dans Tiyatrosu olacak.
2010 yılında dansçı ve koreograf Izadora Weiss’ın öncülüğünde genç ve yetenekli dansçıların girişimiyle kurulan Baltık Dans Tiyatrosu, Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı yapıtının farklı bir yorumuyla, ENKA Vakfı sponsorluğunda 31 Mayıs 2014 tarihinde yapılacak iki gösteri ile Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak.

Müziklerini ünlü sanatçı Goran Bregovic’in hazırladığı, kostümlerini ise Polonyalı ünlü modacı Gosia Baczyńska’nın tasarladığı Bir Yaz Gecesi Rüyası, Dance Europe Magazine tarafından 2013’ün En İyi Prömiyeri ödülüne layık görüldü. Bünyesinde klasik baleden, ritmik jimnastiğe ya da sokak dansına kadar farklı alanlardan gelen dansçılar bulunduran Baltık Dans Tiyatrosu, son yıllarda sahneye koyduğu Bahar Ayini ve Shakespeare’in ünlü eseri Romeo ve Juliet ile eleştirmenlerden övgü topladı.

Radosław Palutkiewicz ile Dans Tiyatrosu Atölyesi 4 Şubat Salı-5 Şubat Çarşamba, ENKA

Radosław-Palutkiewicz1ENKA Kültür Sanat ve İstanbul Tiyatro Festivali ortaklığı ile Baltık Dans Tiyatrosu’nda solist dansçı ve Bir Yaz Gecesi Rüyası’nın baş dansçısı da olan Radosław Palutkiewicz, iki günlük bir atölye çalışması gerçekleştirmek üzere Şubat ayında İstanbul’a gelecek.

Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek Radosław Palutkiewicz  Dans Tiyatrosu Atölyesi, 4 Şubat Salı ve 5 Şubat Çarşamba günlerinde 11.00-13.00 ile 15.00-18.00 saatleri arasında ENKA İbrahim Betil Oditoryumu’nda düzenlenecek. Sınırlı sayıda kapasiteye sahip atölye çalışmasına başvurular 20 Ocak Pazartesi gününe kadar enkasanat.org adresi üzerinden yapılabilir.

Baltık Dans Tiyatrosu’nun Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı gösterisi, 2014 yılında Polonya ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 600. yıldönümü kutlamaları için düzenlenecek kültürel etkinlikler kapsamında gerçekleştirilecek. Bu kutlamalar kapsamında 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nde başka gösteriler de yer alacak. 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin detaylı programı Şubat ayında yapılacak basın toplantısıyla duyurulacak.

İngiliz ve dünya edebiyatının mihenk taşlarından ünlü yazar William Shakespeare, genel olarak kabul olan biyografisine göre 2014 yılında 450. yaşına girecek. Bu sebeple, dünya sahnelerinin en başarılı isimlerinden olan yazar, tüm dünyada ve Türkiye’de çeşitli etkinliklerle anılacak.

ShakespeareHer yıl olduğu gibi bu yıl da yurt dışında, ünlü aktörlerin âdeta imtihan verdiği Shakespeare oyunları sahnelenecek. Jude Law, 15 Şubat’a kadar “V. Henry” ile West End’de sahnede olacak. Kevin Spaceyli “III. Richard” ile başarılı bir başlangıç yakalayan Sam Mendes’in “Kral Learı” da, yaklaşık bir ay sonra perdelerini açacak.

Yurt içinde Kent Oyuncuları, Şehir Tiyatroları ve İstanbul Devlet Tiyaroları kutlamalara için özel olarak Shakespeare oyunlarından bazılarını sahneleyecek. Ayrıca “Titus Androcinus”, Semaver Kumpanya’nın ses getiren yorumuyla ve yenilenen kadrosu tarafından sergilenirken sezon açılışında da Tiyatro Pera tarafından sergilenecek “Kısasa Kısas” sanatseverlerle buluşacak. Tüm bunlara ek olarak Devlet Tiyatroları, Shakespeare’i Anadolu sahnelerine taşıyacak. Moda Sahnesi’nde açılış oyunu olarak sergilenmeye devam edilen ve kadrosunda Onur Ünsal’ın da yer aldığı “Hamlet”; 4 Ocak Cumartesi, 5 Ocak Pazar, 9 Ocak Perşembe ve 10 Ocak Cuma 2014 tarihlerinde seyirciyle tekrar buluşacak.

64 yıldır milyonlarca seyirciyi tiyatro sanatının farklı örnekleriyle buluşturan Devlet Tiyatroları, çoğu ilk kez sahnelenecek 150 eserle yeni sanat sezonunu 1 Ekim’de açacak.tiyatro-sahnesi-dt

 

64 yıldır milyonlarca seyirciyi tiyatro sanatının farklı örnekleriyle buluşturan Devlet Tiyatroları (DT), çoğu ilk kez sahnelenecek 150 eserle yeni sanat sezonunu 1 Ekim’de açacak.

Yaşar Kemal’den Necip Fazıl’a, Reşat Nuri Güntekin’den Orhan Kemal’e çok sayıda yerli eserle 7’den 70’e herkesi salonlara çekecek DT, yaklaşık 100 yeni eseri de ilk kez sahneleyecek.

Sezonda hem yerli eserlere hem de tarihi eserlere daha fazla ağırlık veren DT, yine bu yıl da Türkiye’nin en ücra köşelerine kadar giderek, yüz binlerce seyirciyi tiyatronun etkileyici atmosferiyle buluşturacak.

Geçen sezon yaklaşık 2 milyon seyirciye ulaşan DT, bu yıl daha fazla izleyiciyi salonlara çekebilmek amacıyla hem eser sayısını artırdı hem de repertuvara, her yaştan kişiye hitap edebilecek yeni yapımlar ekledi.

İstanbul Devlet Tiyatrosu 

16 Ekim’de prömiyer yapacak, Tuncer Cücenoğlu’nun yazdığı, Galip Erdal’ın yönettiği “Kızılırmak” 17-31 Ekim’de Cevahir Salon 1’de görülebilecek.

22 Ekim’de prömiyer yapacak, Özcan Özer’in yazdığı, Murat Sarı’nın yönettiği “Son Tango”, 23-31 Ekim’de  Cevahir Salon 2’de seyircinin beğenisine sunulacak.

Sanatseverler, Matei Visniec’in yazdığı, Müge Gürman’ın yönettiği “Çehov Makinesi” 12-20 Ekim’de Üsküdar Tekel Sahnesi’nde izleyebilecek.

Irmak Bahçeci’nin yazdığı, Saydam Yeniay’ın yönettiği “Michelangelo” 1-11 Ekim’de; 24 Ekim’de prömiyer yapacak Ali Cüneyt Kılıçoğlu’nun yazdığı, Zafer Algöz’ün yönettiği “İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı” 25-31 Ekim’de Üsküdar Stüdyo Sahne’de sanatseverlerin karşısına çıkacak.

1 Ekim’de prömiyer yapacak, Muzaffer İzgü’nün yazdığı, Mutlu Güney’in yönettiği “Lütfen Kızımla Evlenir Misin?” 2-13 Ekim’de Küçük Sahne’de, 18-20 Ekim’de Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi Feridun Karakaya Sahnesi’nde ve 24-7 Ekim’de Küçükçekmece Kültür Sahnesi’nde izlenebilecek.

Mario Fratti’nin yazdığı, Saydam Yeniay’ın yönettiği “Kurban” 16-20 Ekim’de Küçük Sahne’de ve 4-6 Ekim’de Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi Feridun Karakaya Sahnesi’nde perde diyecek.

Patrick Süskind’in yazdığı, Metin Belgin’in yönettiği “Kontrabas” 22-27 Ekim’de Küçük Sahne’de; Duşan Kovaçeviç’in yazdığı, Işıl Kasapoğlu’nun rejisörlüğünü üstlendiği  “Profesyonel” 29-31 Ekim’de Küçük Sahne ve 25-27 Ekim’de Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi Feridun Karakaya Sahnesi’nde; Yavuz Özkan’ın yazdığı, Hidayet Erdinç’in yönettiği “Herkesin Bildiği Sırlar” 11-13 Ekim’de Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi Feridun Karakaya Sahnesi’nde temsil verecek.

İzmir Devlet Tiyatrosu

“Arap Abdo” 1 Ekim’de prömiyer yapacak. Necmi Onur’un yazdığı, Metin Oyman’ın yönettiği eser 2-20 Ekim’de Konak Sahnesi’nde ve 25 Ekim’de Gaziemir Belediyesi’nde; 22 Ekim’de prömiyer yapacak, Ayşe Emel Mesci’nin rejisörlüğünü yaptığı “Son Çığlık”, 23-31 Ekim’de Konak Sahnesi’nde izlenebilecek.

Bursa Devlet Tiyatrosu

Orhan Asena’nın yazdığı, Tayfun Eraslan’ın yönettiği “Tohum ve Toprak”, 1 Ekim’de prömiyer yapacak.

Murat Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Ali Volkan Çetinkaya’nın yönettiği çocuk oyunu “Kaçaklar”, 6-13 Ekim’de;  Reşat Nuri Güntekin’in yazdığı, Turgut Özakman’ın oyunlaştırdığı, Mustafa Kurt’un rejisörlüğünü üstlendiği “Sarıpınar 1914”, 16-19 Ekim’de; Berrin Kulya Balkanlar’ın yönettiği çocuk oyunu “Çizmeli Kedi”, 20 ve 27 Ekim’de; 29 Ekim’de prömiyer yapacak Anton Çehov’un yazdığı, Ataol Behramoğlu’nun çevirdiği, “Martı”, 30-31 Ekim’de Ahmet Vefik Paşa Sahnesi’nde izleyicinin karşısında olacak.

31 Ekim’de prömiyer yapacak Şahin Örgel’in yazdığı, Ali Volkan Çetinkaya’nın yönettiği “Aşk Bir Şey Değildir”,Feraizcizade Oda Tiyatrosu’nda temsil verecek.

Adana Devlet Tiyatrosu

8 Ekim’de prömiyer yapacak diğer bir eser olan olan, Orhan Asena’nın yazdığı “Fadik Kız”, 9-12 Ekim’de Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde ve 30-31 Ekim’de Çukurova Sahnesi’nde tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.

Alfonso Paso’nun yazdığı “Kırkından Sonra”, 17-19 Ekim’de ve 22 Ekim’de; prömiyer yapacak, Turgay Nar’ın yazdığı, Edip Tümerkan’ın yönettiği “Çöplük” 23-31 Ekim’de Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi Sahnesi’nde görülebilecek.

Trabzon Devlet Tiyatrosu

Civan Canova’nın yazdığı, Doğan Yağcı’nın yönettiği “Sokağa Çıkma Yasağı”, 3 Ekim’de prömiyer yapacak.  Eser 4-31 Ekim’de Atapark Haluk Ongan Sahnesi’nde temsil verecek.

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu

Murathan Mungan’ın yazdığı, Yurdaer Okur’un yönettiği “Taziye”, 3 Ekim’de Orhan Asena Sahnesi’nde prömiyer yapacak.

17 Ekim’de prömiyeri gerçekleştirilecek Neil Simon’ın yazdığı, İskender Altın’ın yönettiği “Bak Bizim Şarkımızı Çalıyorlar” ile 31 Ekim’ de prömiyer yapacak, Cuma Boynukara’nın yazdığı, Yüksel Memiş’in yönettiği “Beceriksizler” Orhan Asena Sahnesi’nde temsil verecek.

Antalya Devlet Tiyatrosu

Tarık Buğra’nın yazdığı, Selim Gürata’nın yönettiği “Ayakta Durmak İstiyorum”, 2 Ekim’de prömiyer yapacak. Eser 3-19 Ekim’de, Haşim İşcan Kültür Merkezi Küçük Salon’da sahnelenecek.

Kazım Güçlü’nün yazdığı, Mustafa Gürkan Görbil’in yönettiği çocuk oyunu “Tıngır Mıngır Ülke”, 6-8-13 Ekim’de; 23 Ekim’de prömiyer yapacak, Kemal Şerif Öztürk’ün yazdığı “Kurtuluş”,  24-31 Ekim’de ve Aslıhan Ünlü’nün yazdığı çocuk oyunu “Şahmeran Hikayesi”, 27-29 Ekim’de Haşim İşcan Kültür Merkezi Küçük Salon’da görülebilecek.

Erzurum Devlet Tiyatrosu

3 Ekim’de prömiyer yapacak, Jean Baptiste Poquelin Moliere’in yazdığı, Ahmet Vefik Paşa’nın uyarladığı, Ömer Naci Topçu’nun yönettiği “Meraki”; Neil Simon’un yazdığı, Esen Özman’ın yönettiği “Otel Plaza’da Bir Oda”, 24-26 Ekim’de ile William Shakespeare’in yazdığı, Zurab Sikharulidze’nin yönettiği “Onikinci Gece”, 31 Ekim’de Erzurum Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde tiyatroseverler için temsil verecek.

Konya Devlet Tiyatrosu

Ali Bey’in yazdığı, Mustafa Gürkan Görbil’in yönettiği “Ayyar Hamza”, 3 Ekim’de Konya Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde prömiyer yapacak.

Ali Meriç’in yazdığı, Boğaçhan Sözmen’in yönettiği çocuk oyunu “Nasrettin Hoca Bir Gün”, 8-9 Ekim’de; Willy Russell’ın yazdığı, Bengisu Gürbüzer Doğru’nun yönettiği “Shirley Valentine”  24-26 Ekim’de Konya Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde temsil verecek.

Sivas Devlet Tiyatrosu

3 Ekim’de prömiyeri gerçekleştirilecek, Recep Bilginer’in yazdığı, Nurullah Tuncer’in yönettiği “Yunus Emre”, 4-31 Ekim’de Atatürk Kültür Merkezi Sahnesi’nde izlenebilecek.

 Van Devlet Tiyatrosu

Erhan Gökgücü’nün yazdığı, Burak Karaman’ın yönettiği “İki Kalas Bir Heves”in 3 Ekim’de Van Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde prömiyeri yapılacak.

Haluk Işık’ın yazdığı, Can Ali Çalışandemir’in yönettiği çocuk oyunu “Kurşun Askerin Utancı”, 6-13-16-20-23-27 ve 30 Ekim’de; Umut Uğur’un yazdığı, Emin Gürsoy’un yönettiği “Evham”, 17-19 Ekim’de; Necati Cumalı’nın yazdığı, Volkan Benli’nin yönettiği Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı “Nalınlar” ise 24-26 Ekim’de Van Devlet Tiyatrosu Sahnesi’nde seyirciyi selamlayacak.

Yazar: Şenay Ünal -Kaynak : onedio.com