Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: Romanya

Sanat Haberleri

Artık var olmayan 10 Antik dönem medeniyetini bilmek ister misiniz?

Şimdilerde hiç bir izi kalmamış ama kendi zamanlarında bin yıllarca dünyaya hükmetmiş saklı medeniyetler. Elbette aşağıda saydıklarımızın dışında da medeniyetler var fakat bazıları neredeyse özel meraklılar ve ilgileri dışında pek bilinmiyor…

1  100

 

1- Vinka Medeniyeti

2 Vinka-Medeniyetijpg

İşte karşınızda hiç duymadığınız ama Avrupa’nın en eski tarih öncesi medeniyeti olan Vinkalar. Yaklaşık 1500 yıl bugünkü Sırbıstan ve Romanya topraklarında hüküm süren Vinkaların, milattan önce 5500 yıllarında kurulduğu tahmin ediliyor.

Haklarındaki ilk bulgulara 20. yüzyılda ulaşılan Vinkaların, metal işçiliğine ilgilerine, dünyanın ilk bakır işleyen medeniyeti olduklarına ve Avrupa’da ilk madencilik faaliyetlerini yürüttüklerine dair de güçlü kanılara varıldı.

Her ne kadar Vinka Medeniyeti’nin yazıyı kullandığına dair resmi bir bulgu olmasa da, yazı öncesi kullanılan sembollerin burada da yaygın olduğuna dair kanı uyandıran ve M.Ö. 4000 yılına tarihlenen birtakım taş tabletlere ulaşıldı. Bunların yanı sıra, bazı mezarlarda bulunan hayvan şekilli heykeller, Vinkaların hem çocuklara hem de sanata karşı özel bir ilgilerinin olduğunu gösterir nitekilteydi. Aynı zamanda çok da düzenli bir medeniyet kuran Vinkaların şehirlerinde çöp toplama alanları ve mezarlıklar bulunuyordu.

2-Harappan (İndus Vadisi) Uygarlığı

3 Harappan-İndus-Vadisi-Uygarlığı

İndus Vadisi Uygarlığı ya da Harappa Uygarlığı, İndus vadisinin bel kemiğini oluşturduğu çok geniş bir bölgeye yayılmış, Güney Asya’daki en eski kent uygarlığıdır. MÖ 3300 yılları dolaylarında bir kent uygarlığı şeklini aldığı kabul edilmektedir. Uygarlığa ilişkin ilk arkeolojik buluntular, 1921 yılında Pakistan’ın Pencap eyaletinde Harappa ve 1922 yılında Sind eyaletindeki Mohenco-daro antik yerleşimlerinde bulunmuştur.

Bu iki kentin dışında yüzün üstünde kent, kasaba ve köyde hüküm sürdüğü bilinen İndus Uygarlığı’nın 250-500 kadar karakterden oluştuğu sanılan yazı dili henüz çözülememiştir.

İndus Irmağı’nın verimli ovalarında taşkınları önleyecek, daha verimli tarım yapılmasını sağlayacak teknikleri geliştiren uygarlık, İndus Vadisi boyunca yayılmıştır. Ağırlıklı olarak buğday, arpa, bezelye, pamuk ve susam tarımı yapılmaktadır ve kedi, köpek, sığır, kümes hayvanları, manda, domuz ve deve evcilleştirilmiştir. Fildişi takılardan, filin de evcilleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir. Mühürlerde insan, hayvan ve Şiva figürleri kullanılmıştır. Bulgular, Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarıyla ticari ilişkilerde bulunulduğunu göstermektedir.

Uygarlık, MÖ 2. binyıl ortalarında kentlere saldıran Ari kabilelerce yıkılmıştır.

3-Norte Chico Uygarlığı

4 Norte-Chico-Uygarlığı

Modern Peru’nun kuzey sahillerinde yeşeren Norte Chico uygarlığı, M.Ö. 3000 yıllarında bugünkü Peru civarlarında Amerika kıtasının en sofistike medeniyetini kurmuştu. Bu uygarlığın, 1200 yılın ardından M.Ö. 1800 yıllarında gerilemeye başladığı sanılıyor. En net arkeolojik verilere ulaşılan kazı yeri olarak ise Supe Vadisi’ndeki Caral bölgesi olarak kabul görüyor.

Günümüz Peru’sunun olduğu alanda 20’den fazla büyük şehir kuran Norte Chicolular, gelişkin bir mimari ve tarım bilgisine de sahiptiler. Kurdukları inanılmaz karmaşık sulama sistemleri, o dönemlerde Amerika kıtasının başka hiçbir yerinde rastlanmayan bir yöntemle inşa edilmişti.

Norte Chico’nun bir medeniyet olarak kabul görüp görmemesi üzerine de bir tartışma bulunmaktadır. Bu her ne kadar aynı zamanda “medeniyet” tanımına dair bir tartışma da olsa, genellikle sanat formu veya şehirleşme olarak kabul edilen bulgular, bu konuda aydınlatıcı olarak kabul ediliyor; ki bu ikisi de Norte Chico’da bulunmuyor. Bu tartışmayı akademisyenlere bırakacak olursak, Norte Chico’nun kendinden sonra gelen Güney Amerika uygarlıklarına çok çeşitli konularda öncülük yaptığını kesinlikle söyleyebiliriz.

 4-Elam Ülkesi
5 Elam-Ülkesi

Elam Ülkesi, bugünkü İran topraklarının çoğu ve bir kısım Irak toprağında yeşeren bir uygarlıktı. Dünyanın da en eskilerden biri olan bu uygarlık, İran topraklarındaki en eski medeniyettir. Sümer ve Akat uygarlıklarıyla yakın komşu olan Elamlılar, kendilerine özgü bambaşka bir dil kullanıyorlardı.

Her ne kadar en az 1000 yıl bölgede varlıklarını korumuş olsalar da, bugün onlara dair bilgimiz çok çok az. Bunun en büyük sebebi de Elam kültüründe yazının bilgi toplama veya belgeleme aracı ya da edebi bir anlatım yolu olarak değil, sadece devlet büyüklerinin övüldüğü bir anlatım olarak kullanılmasıdır. Bu sebepten kendilerinden sonra gelen nesiller ve medeniyetler üzerindeki etkileri de çok azdır.

5-Dilmun Medeniyeti

6 Dilmun-Medeniyeti1

Dilmun uygarlığı, bölgede ilk izlerine milattan önce 4000 yıllarında rastlanan çok gelişmiş bir ticaret kolonisiydi. Sümer kaynakları, kentin bu uygarlığa ait çok zengin bir envanter kaynağı olduğunu gösteriyor. Antik kentin en önemli bölümüyse yapay tepelerin en üst kısmında yer alan ve yakın bir tarihe kadar Portekizliler tarafından kullanılmış olan göz kamaştırıcı tarihi liman.

Bahreyn’de bulunan Qal’at-al-Bahrain antik kenti, milattan önce 2300 yılında kurulmuş, bilinen en eski arkeolojik yerleşkelerden biri. İnsan eliyle oluşturulmuş yapay tepelerden meydana gelen kent, bölgedeki en önemli uygarlıklardan biri olan Dilmun uygarlığına da başkentlik yapmış.

6-Hatti İmparatorluğu

7 Hatti-İmparatorluğu

Hatti, MÖ 2500-2000/1700 yıllarında Anadolu’da yaşamış bir uygarlıktır ve hatta Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı Hatti Ülkesi’dir.

İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde kullanılan bu adlandırma, MÖ 7. yüzyıl Asur yıllıklarında görüldüğü üzere, MÖ 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Böylece Anadolu en az 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak tanındı. Bu ad o denli yerleşmişti ki Anadolu’da Hattilerden sonra yaşayan Hititler yaşadıkları ülkeden söz ederlerken, Hatti Ülkesi deyimini kullandılar. Bu ve bazı arkeolojik bulgular nedeniyle uzun yıllar boyunca Hititler ve Hattilerin aynı ırk ya da akraba ırklar oldukları varsayıldı.

Kültürel açıdan baktığımızda Anadolu Hatti sanatının Hititler tarafından alındığını ve köklü Hatti geleneğinin Hititler’de yaşadığını görürüz. Hatti yer isimleri, şahıs isimleri, efsaneleri Hitit kültüründe yer bulmuştur. Gerek Alaca Höyük gerekse son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar Hatti kültürünün gücünü ortaya koymaktadır. Anadolu’ya ne zaman geldikleri bilinmeyen, belki dağınık gruplar halinde gelmiş olan Hititler bu gücün bir parçası olmuşlardır.

7-Punt Ülkesi

8 Punt-Ülkesi

Kral Sahure’nin hükümdarlığından (İÖ yaklaşık 2450) III. Ramses zamanına kadar (İÖ yaklaşık 1170), en az bin üç yüz yıl eski Mısırlılar düzenli olarak Punt diye bildikleri bir bölgeye ticari seferler yapmışlardır. Punt’un Mısır’ın güneyinde bir yerde olduğu bilinmekteyse de çağdaş bilim adamları bunun tam yerini ve Mısır ticari heyetlerinin hangi kara ve deniz yolundan gittikleri konusunu uzun zamandır tartışmaktadırlar.

Punt Ülkesi ve halkı hakkındaki bilgimiz metinlerden ve resimlerden gelmektedir. Resimlerde çizilmiş sahneler ve kazınmış yazılar, tüccarların oraya altın, aromatik reçineler, ince tahtalar, fildişi ve vahşi hayvanlar (zürafa, maymun ve babunlar) gibi egzotik şeyler almak üzere gönderildiğini göstermektedir. Bazı Yeni Krallık tapınak ve mezarlarındaki resimlerde Puntlar, koyu kızıl tenli ve ince yüz hatlı insanlar olarak gösterilmiştir. Bunlar daha eski dönemlerden kalma resimlerde uzun saçlıyken, 18. Hanedan sonrasından başlayarak daha kısa saçlı olarak resmedilmişlerdir.

Punt, bir zamanlar günümüz Somali’si olarak düşünülmüşse de, artık Punt Ülkesi’nin, resimlerdeki ve rölyeflerdeki bitki ve hayvanların daha çok bulunduğu Güney Sudan’da ya da Etiyopya’nın Eritre bölgesinde olduğu iddia edilmektedir.

8-Hurri Uygarlığı

9 Hurri-Uygarlığı

Hititleri her yönden etkileyen bir diğer unutulmuş medeniyet ise Hurriler’di. Mezopotamya bölgesindeki bazı yer ve insan isimlerinin Hurri dilinde yazıldığına dair M.Ö. 3000 civarına tarihlenen kimi kayıtların ortaya çıkarılmasıyla, milattan önce 2000 dolaylarında Orta Doğu’nun büyük bir kesiminde hüküm süren Hurriler’in, bu tarihten önce de bölgede olduklarına dair kanılar giderek güçleniyor.

Bu medeniyete dair ulaşabildiğimiz tüm bilgilerin, komşu medeniyetler olan Sümer, Hitit ve Mısır’dan geliyor olması da bu konuda kafa karışıklıklarına yol açıyor.

En büyük şehirlerinden biri olan Urkeş, kuzeydoğu Suriye’de yer alıyordu ve Hurri dilinde yazılmış en eski tabletlerin yanı sıra ünlü “Louvre Aslanı” heykeli de burada bulundu.

9-Zapotekler

10 Zapotekler

Çoğu kişinin Mayalar ve Aztekler ile ilgili ufak da olsa fikri varken, Zapotek uygarlığı neredeyse tamamen unutulmuştur. Hem yazı hem de tarım alanlarında bölgelerinin lideri olan bu unutulmuş medeniyet, Kuzey Amerika’nın da ilk şehir devletlerinden biri olarak kabul edilen Monte Alban’ı kurmuşlardır. Milattan önce 5. yüzyılda bu şehir 25.000 dolaylarında bir nüfusa sahipti ve yaklaşık 1200 sene boyunca da ayakta kalmıştı.

Meksika ve Orta Amerika’yı savaş, diplomasi ve haraçlar yoluyla büyük oranda kontrolü altında tutan Zapotek medeniyetinin yok oluşuna dair pek bir bilgiye sahip değiliz ne yazık ki. Ancak en büyük şehirlerinin neredeyse hiç hasar almadan terk edilmiş olması, bize bu yok oluşun aniden gerçekleştiğini anlatıyor.

Zapotekler, günümüzde Meksika’daki bir etnik azınlık olarak varlıklarını sürdürmekte ve yaklaşık 400.000 kişi Zapotek dilini konuşmaktadır.

10-Nok Medeniyeti

11 Nok-Medeniyeti

İsimlerini, kültürlerine dair ilk kalıntıların bulunduğu Nijerya’daki bölgeden alan Nok Medeniyeti, yaklaşık 1200 yıl kadar Afrika’da yaşamış ve M.S. 200 dolaylarında da yok olmuştur.

İçinde bulundukları coğrafi bölgenin kaynaklarını, aynı onlardan önceki ve sonraki sayısız medeniyetin yaptığı gibi hunharca tüketen Nokluların sonunu bu tüketimin getirdiğine dair teoriler bulunuyor. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da Nok Medeniyeti’nin bölgedeki Yoruba ve Benin gibi diğer kültürleri oldukça fazla etkilediğidir.

En bilinen kültürel varlıkları, kilden ürettikleri heykeller olan Noklar, aynı zamanda demiri eritmeyi başaran ilk Afrika medeniyeti olma özelliğine de sahip. Ancak bunu kendilerinin bulmadığı ve Kartacalılardan öğrendikleri  düşünülmektedir, keza tarihsel olarak demirin eritilmesi bakırdan sonra gelir. Ayrıca bu topraklarda bakır eritildiğine dair hiçbir bulguya da rastlanmamıştır.

Kaynakça: dunyalilar.org

 

27 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/1-100.jpg 371 670 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-27 18:41:482015-02-27 18:41:48Artık var olmayan 10 Antik dönem medeniyetini bilmek ister misiniz?
Sanat Haberleri

Türkiye yeniden Eurovision Şarkı Yarışması’na katılma kararı aldı

Eurovision-sarki-yarismasiTürkiye yeniden Eurovision Şarkı Yarışması’na katılma kararı aldı. Türkiye 2016’de yeniden Eurovision’da.

2013’te oylama ve kura sistemini eleştiren TRT, Eurovision şarkı yarışmasına bir daha katılmama kararı almıştı. Ancak Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) özrü ve TRT’nin taleplerinin büyük oranda kabul edilmesinin ardından kurum, yarışmaya katılmaya yeniden sıcak baktı. TRT Genel Müdürü Şenol Göka, “Sadece oylama sistemi değil, ahlaki sisteme ilişkin de bazı sorunlar vardı. Bunlara ilişkin eleştirilerimiz vardı. Bunlar konusunda yol alındı” dedi.

Eurovision Şarkı Yarışması’nın önemli bir kaynak gerektirdiğini ve bu kaynakların doğru kullanılmasının şart olduğunu belirten Göka, “EBU’nun yönetiminden memnun değildik. Kaynaklar doğru kullanılmalı. İtalya gibi Romanya gibi ülkelerin de benzer eleştirileri var. Bulgaristan da çekilmeyi tartıştı. Talepler yerine getirilecek ve katılacağız” diye konuştu.

Kaynak: Medya

06 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/Eurovision-sarki-yarismasi.jpg 665 1497 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-06 11:24:232015-02-06 11:24:23Türkiye yeniden Eurovision Şarkı Yarışması’na katılma kararı aldı
Sanat Haberleri

Dünyada Atatürk anıtları ve adları

 10 Kasım 2014 Ülkemizin kurucusu ve önderi Mustafa Kemal Atatürk‘ü kaybetmemizin yıl dönümü. Minnetle anıyoruz. Onu hep özleyeceğiz. Onun sözüyle “BENİ GÖRMEK DEMEK, MUTLAKA YÜZÜMÜ GÖRMEK DEMEK DEĞİLDİR; BENİM FİKİRLERİMİ, BENİM DUYGULARIMI ANLIYORSANIZ VE HİSSEDİYORSANIZ, BU YETERLİDİR.” hüzünden daha çok sevgi ile anmalıyız. İyi vardın iyi ki önderimiz oldun. Hep bizimlesin biliyoruz… Alelade anmak istemedik. Dünyadaki yansımalarını paylaşalım istedik. Buyurun lütfen…

Türkiye’nin kurucusu ve kurtarıcısı Mustafa Kemal Atatürk’ün Dünya’nın her yerinde tanındığını ve hemen hemen her ülkede onun adına yaptırılan bir büst ya da heykel olduğunu biliyor muydunuz?

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 1-Belçika

Belçika`nın Almanya sınırı yakınında, Vise kentine bağlı Cheratte kasabasında bulunan Mustafa Kemal Atatürk`ün adını taşıyan meydan, bölgedeki Türkler`in gurur kaynağı. Maden ocaklarında çalışmak için Belçika`ya gelen Türk ailelerin yaşadığı bölgede, Türkiye ve Atatürk hayranı Vise Belediye Başkanı Marcel Neven`in girişimi ile 2003`te asılan 2002 yılında önce bir caddeye Atatürk adı verilmiş, bazı çevrelerden tepki gelmesi üzerine levha kaldırılmıştı. Bunun üzerine bir yıl sonra caddenin hemen yanındaki meydana Atatürk adı verilmişti.

1-Place Ataturk belçika

 

2-KEMAL ATATÜRK AVENUE – Dhaka / BANGLADESH

maps.google.com adresine gidin arama bölümüne üstteki adresi yazın harita da görebilirsiniz.

2-KEMAL ATATÜRK AVENUE – Dhaka

3-THE ATATÜRK AVENUE – İslamabad / PAKİSTAN

maps.google.com dan caddeleri görebiliyorsunuz.

3-THE ATATÜRK AVENUE – İslamabad

4-ATATÜRK STATUE – Mexico City / MEKSİKA

Meksika`da ki Atatürk Anıtı 2002 yılında Türkiye’nin Meksika Büyükelçisi Ergün Pelit tarafından yoğun girişimler sonucunda TİSK’in de katkılarıyla La Reforma caddesine yaptırılmış.

4-ATATÜRK STATUE mexico

Saat kulesinin, Meksika`nın bağımsızlığının 100. yıl dönümünü kutlamak üzere, Meksika`ya göç eden çoğu Lübnan ve Arap kökenli Osmanlı vatandaşı tarafından hediye edildiği belirtiliyor.

Saatinde hem Latince hem de Arapça sayıların kullanıldığı kulenin açılışının, 22 Eylül 1910 tarihinde, dönemin Meksika Cumhurbaşkanı Guillermo de Landa ile Osmanlı 100. Yıl Komitesi Başkanı, Osmanlı vatandaşı Antonio Letayf tarafından yapıldığı biliniyor.

1970`li yılların sonunda Lübnan asıllı Meksika vatandaşları, saat kulesinin atalarının mali katkısıyla yapıldığını ileri sürerek, levhadaki “Osmanlı” kelimesini “Lübnan” olarak değiştirtmiş, ancak Türk Büyükelçiliğinin çabaları sonucu 1986 yılında “Osmanlı” kelimesi levhaya yeniden yazdırılmıştır.

Meksika`da ki Atatürk Anıtı TİSK tarafından La Reforma caddesine yaptırılmış.

4-ATATÜRK STATUE – Mexico City

5-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK STREET – Santo Domingo / DOMİNİCAN REPUBLİC

Calle Mustafa Kemal Ataturk, Santo Domingo, Dominican Republic Dominik Cumhuriyeti (İspanyolca República Dominicana, okunuşu `Republika Dominikana`), Karayiplerdeki Hispanyola adasında yer alan bir ülkedir. Hispanyola, Porto Riko`nun batısında, Küba ve Jamaika`nın doğusunda yer alır. Venezuela ile deniz sınırı vardır.

Adanın batı kısmında Haiti bulunur. Dominik Cumhuriyeti Avrupalıların Amerika kıtalarında ilk oluşturdukları yerleşimdir. Başkenti, Santo Domingo da Amerika`lardaki ilk sömürge başkentiydi.

Bağımsızlığının büyük bir bölümünde ülkede siyasi buhran yaşanmış, halkı temsil etmeyen ve baskıcı pekçok hükümet tarafından idare edilmiştir. 1961`de diktatör Rafael Leonidas Trujillo Molina`nın ölümünden sonra Dominik Cumhuriyeti temsili demokrasiye geçmiştir.

Yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip.

5-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK STREET – Santo Domingo

6-ATATÜRK Statue – Be`er Sheva / ISRAİL

Sderot David Tuviyahu ile Ali Daivis caddelerinin kesiştiği yerde.

Sderot David Tuviyahu ile Ali Daivis caddelerinin kesiştiği yerde.

7-ATATÜRK MONUMENT – Amsterdam / HOLLANDA

AMSTERDAM`ın kuzeyinde ATATÜRK ANITI. 1964 yılından bu yana bir çok GURBETÇİ Amsterdam`a yerleşmişti.

Ford fabrikasına ve NDSM`in tersanelerinde çalışmak için buraya getirilen işçiler eskiden Klaprozenweg olan şimdi ise Atatürk sokağı olarak anılan bölgenin kuzeyindeki ahşap barakalara yerleştirildiler ve buraya halk arasında Türk köyü dediler.

Anısına buraya 1978`de bir Atatürk anıtı diktiler. Anıtta Hollandaca ve Türkçe olarak “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” yazılı. Amsterdam`da şu anda yaklaşık 40.000 “Türk” Hollandalı yaşamaktadır. (2012) ATATÜRK Straat Stadsdeel Noord, Tuindorp,Oostzaan Nederland Vanaf 1964 vestigden zich vele Turkse gastarbeiders in Amsterdam-Noord. Zij waren hier naar toe gehaald om te werken in de Fordfabriek en de scheepswerven van NDSM.

Ataturk straat monument Amsterdam-Noord

8-ATATÜRK ANITI – Wellington / YENİ ZELANDA

M. K. Atatürk Anıtı; Tarakina koyu, başkent Wellington`ta. Anıt Cook Boğazı`na bakıyor, burasını Gelibolu Yarımadası`na benzemesinden dolayı seçmişler.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

9-Mustafá Kemal Atatürk – Caracas / VENEZUELA 

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta bulunan bir parktaki heykelin altında ”Modern Türk Devletinin kurucusu Kemal Atatürk” yazısı bulunmaktadır.

KARAKAS

10-Havana, Küba

Küba’da Atatürk’ten başka hiçbir yabancı devlet adamının heykeli bulunmamaktadır.

İlk Atatürk Heykelinin altında Türkçe ve İspanyolca olarak ”Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu – Yurtta Barış, Dünyada Barış ” yazıyor. 2011 yılında Küba devlet yetkililerinin isteği üzerine heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılan yeni Atatürk heykeli de başkenti Havana’nın gözde mekânlarından olan, Puerto Caddesi’ndeki bir parka konuldu.

8-havana-kuba

 

11. Atatürk Bahçe Köyü – Oostzaan, Hollanda

11. Atatürk Bahçe Köyü - Oostzaan, Hollanda

12. Canberra, Avustralya

Anzac Savaş Anıtı karşısındaki Atatürk Anıtı.

Tarihte ilk defa bir savaş iki ülke arasında dostluk bağının kurulmasına neden olmuştur. Çanakkale Muharebesi’nde şehit düşen Türk ve Anzak askerlerinin anısını yaşatmak için iki ülke arasındaki görüşmeler sonucu Avustralya’da Atatürk Anıtının açılmasına karar verilmişt

9-Canberra-AVUSTRALYA

13. Albany, Batı Avustralya

Heykelin altında ”Kemal Atatürk’ün anısına” ve ”Anzac günü 25 Nisan 1985 ” yazmaktadır.

10-Albany-BATI AVUSTRALYA

14. Statuia lui Mustafa Kemal Ataturk – Bükreş, Romanya

Romanya’daki Atatürk Meydanı. Bu meydanda bir de Atatürk Büstü bulunmaktadır.

11-Bükreş-ROMANYA

15. Atatürk straat – Rotterdam, Hollanda

Hollanda`da iki farklı şehirde.ATATÜRKSTRAAT -3066 VS ROTTERDAM,

KEMAL ATATÜRKSTRAAT – 3573 PA UTRECHT

14-Rotterdam – Utrecht -HOLLANDA

16-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK MARG CADDESİ – Yeni Delhi /HİNDİSTAN

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK MARG CADDESİ,KONSOLOSLUKLAR BÖLGESİ – YENİ DELHİ / HİNDİSTAN

15-mustafa kemal caddedi – Yeni Delhi

17-Largo Mustafa Kemal Atatürk – Roma / İTALYA

Largo Mustafa Kemal Ataturk 00144 Roma, İtalya

16-Largo Mustafa Kemal Atatürk – Roma

18. Atatürk Park – New Jersey, ABD

Türk girişimcilerin çabaları sonucu Amerika’nın en çok Türk nüfusunun yaşadığı Paterson şehrindeki bir parka ‘Atatürk Parkı’ adı verildi.

Parka, Yalova Belediyesi’nin sponsorluğunda yapılan bir Atatürk heykelinin de dikileceği bildirildi. Paterson’da önümüzdeki aylarda başlayacak olan çevre düzenlemesi ile parkın yeni görünümü hazır hale gelecek. İlk etapta parkın peyzaj düzenlenmesine başlanılacak, ardından parkın duvar, ışıklandırma sistemi bitirilecek.

En son aşamada parka tahmini büyüklüğü kaide hariç 3,5 ton olan Atatürk heykeli dikilecek. Heykelin hazır olduğu ve ABD’ye gelmeyi beklediği belirtiliyor. Heykelin yapımından ABD’ye teslimine kadar tüm masraflarını Yalova Belediyesi karşılıyor.

atatürk hakkında

19. Yehud, İsrail

Mustafa Kemal Atatürk anısına yaptırılan bu anıtta da Atatürk’ün barışçıl anlayışını bir kez daha görüyoruz. “Yurtta sulh cihanda sulh” sözü ve hemen altındaki yazı: Türk Milleti ve Türkiye’yi seven İsrail Halkı sana ebediyen minnettar kalacaktır.

Mustafa_Kemal_Ataturk_Memorial_in_Yehud,_Israel

20. Karlovy Vary, Çek Cumhuriyeti

Atatürk 1918 senesinde o dönemde Avusturya-Macaristan imparatorluğu içinde yer alan Karlsbad”a gider. Böbrek tedavisi için Florencie isimli sanatoryumda kalır.
Avrupa”nın en eski lüks otellerinden biri olan Hotel Pupp”un yanıbaşında bulunan Florencie mütevazi bir otel görünümündedir, ve o dönemdeki ismi “Rudolf Hof” tur.
Ana kapı yanında bir levhada Türkiye Cumhuriyeti”nin kurucusu Kemal Atatürk’ün burada 1918 Temmuz’unda ikamet ettiğini belirten bir levha bulunmaktadır.
Daha sonra Florencie, Karlovy Vary”nin termal kentleri içinde nüfuzunun giderek artması ve kentin zengin turistlerin akınına uğraması sonucu, çevredeki tüm binalar da restore edilerek lüks bir otel kompleksine dönüştürülmüştür.

IMG_0402

21. Karlovy Vary’deki o levha..

Kaynak : Semra BAYRAKTAR ve farklı kaynaklar

10 Kasım 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/11/MUSTAFA-KEMAL-ATATÜRK.jpg 314 851 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-11-10 00:14:312014-11-10 00:25:02Dünyada Atatürk anıtları ve adları
Sanat Haberleri

Carole Turner ” Pofuduk “heykel sergisi sizleri bekliyor

İstanbul’a yerleşen Amerikalı heykeltıraş Carole Turner ’ın, yaptığı heykel sergisi açıldı.

Carole-Turner-Pofuduk

Sert malzemelerden, ‘yumuşak’ nesneler üretme fikrine duyduğu derin tutkusuyla tanınan sanatçı, İstanbul’daki ilk kişisel sergisinde de bu arayışına devam ediyor. “Pofuduk” isimli sergisinde Turner, yontma taş ve çelik sac kullanarak yarattığı, yumuşacık ve şehvetli figürler; göz alıcı ve kıvrımlı, kümelenmiş formlar ve dalga dalga bulutlardan oluşan bir koleksiyonla çıkıyor sanatseverlerin karşısına.

Carole Turner’ın heykelleri uluslararası organizasyonlarda sergilenmiş; sanatçı pek çok ülkede anıt heykeller yapmak üzere görev almıştır. Carole Turner’ın eserleri çeşitli müzelerin koleksiyonları, belediyeler, heykel parkları gibi kamusal alanların yanı sıra ve İtalya, Arjantin,Almanya, Vietnam, Rusya, Güney Kore, Polonya, Romanya, Meksika, Mısır, Türkiye, Çin, Avusturya, Bulgaristan, Costa Rica, ABD’deki çeşitli kurumlarda da görülebilir.

Carole Turner’ın “Pofuduk” isimli heykel sergisini 4-30 Haziran 2014 tarihleri arasında Galeri Selvin 2 ’de görebilirsiniz.

06 Haziran 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/06/Carole-Turner-Pofuduk.jpg 540 680 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-06-06 11:48:242014-06-06 11:48:24Carole Turner ” Pofuduk “heykel sergisi sizleri bekliyor
Sanat Haberleri

Romanya Büyükelçiliğinin geleneksel “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisinin ardından

6 Mart 2014 Tarihinde açılan Romanya Büyükelçiliğinin düzenlediği geleneksel “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisi 10 Mart’ta sona erdi.

Derneğimiz yönetim kurulu Başkanı ve Resim Eğitmeni Hale Şakar ÜRKMEZGİL verilen davet ve sergi hakkında bizleri bilgilendirdi.

Sol Baştan: Çiğdem Buçak TELLİ, Romanya Büyük Elçisi; Radu ONOFREİA, Hale Şakar ÜRKMEZGİL, Didem Durukan

Sol Baştan: Çiğdem Buçak TELLİ, Romanya Büyük Elçisi; Radu ONOFREI, Hale Şakar ÜRKMEZGİL, Didem Durukan

Geleneksel olarak kutlanan Martişor gününün üç kadın sanatçısından biri  olmak çok ama çok onur vericiydi. Geçen yıl Romanya ve Türkiye arasındaki kültürel bağın kurulmasına katkılarından dolayı onur ödülü alan Sanatçı Çiğdem Buçak TELLİ  ve genç nesil sanatçılardan Didem DURUKAN ile birlikte olmak ayriyeten güzel bir duyguydu.

Gerek Romanya Büyükelçisi, Sayın Radu ONOFREI  ve gerekse eşinin göstermiş olduğu misafirperverlik ve bizleri gerçekten onurlandırdı.

Romanya’nın sanat verdiği değeri pekçoğumuz biliriz ama özellikle büyükelçiliğin Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve  Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisinde heykel sanatına yer vermiş olması ve özellikle ülkem ve sanatım adına beni hem onurlandırdı hemde  çok mutlu etti.

Bu arada elbette öğrendiğim kadarıyla “Martişor Kutlamalarının” anlamını da sizlere aktarmak isterim.

Romanya’da Kadınlara ve baharın gelişine adanan, devamlı yenilenmeyi simgeleyen, erkeklerin sevgi ve saygılarını kadınlara anlatabilmek için, genç kızlara ‘Martişor’ adında hediyeler veriyor, sevdiklerinin bileklerine ince bir iple simgelenen bir folklorik festivaldir.  Bu hediyelerin bir yerinde mutlaka kırmızı beyaz birbirine dolanmış ip bulunuyor. Kızlar bu ipliği iki hafta boyunca üzerlerinde taşıyarak, yılın güçlü ve sağlıklı geçeceğine inanıyor.

 

Aşağıda sergiden fotoğrafları görebilirsiniz.





 

15 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/Martişor-gününü-6.jpg 4000 3000 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-15 17:29:322014-03-16 16:11:41Romanya Büyükelçiliğinin geleneksel “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisinin ardından
Sanat Haberleri

Romanya Büyükelçiliğinin geleneksel “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisine Dernek Başkanımız da katılıyor

Eğitim kurumumuzun sahibi olan ” Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği” Yönetim Kurulu Başkanı ve Resim Öğretmenimiz, Heykel Sanatçısı  Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL heykelleri ile Romanya Büyükelçiliğin düzenlediği; Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve  Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisine katılıyor.

hale ürkmezgil (2)

Romanya Büyükelçisi, Radu Onofreia ‘nın çıklaması şu şekilde; Büyükelçiliğimiz kapılarını ikinci defa 2014 Kadın Sanatçılar Günü Sergisini açmaktan son derece mutluyum.

Radu Onofrei

Romanya Büyükelçisi, Radu Onofreia

Bu etkinlik, Romen-Türk kültürel ve sosyal bir etkinlik olup, 1 Mart’ta kutlanan Romen Geleneksel Martişor gününe ve 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar gününe adanmıştır.
Her yıl düzenlenen bu etkinliğin maksadı kadınlar ve cinsiyet eşitliğine üzerine dikkat çekmek ve Romen kültürü ve uluslararası sembolleri estetik bir biçimde, Türk ilhamı ile birleştirerek tanıtmaktır.

Bu etkinliğin en önemli unDAVETİYEsurlarından bir tanesi kadınların yaratma gücünü ve onların insan mutuluğuna ne kadar büyük katkıları olduğunu göstermektir, yani Hayat ve Güzelliğin sesidir bir anlamda. Romen geleneksel Martişor gününü (kadınlara ve baharın gelişine adanan devamlı yenilenmeyi simgeleyen bir folklor festivalidir), üç seçkin Türk bayan sanatçıyı, İstanbullu heykeltıraş Hâle Şakar Ürkmezgil ve Ankaranın en ünlü ressamları olan Çiğdem Bucak Telli ve Didem Durukan‘ı sunmaktan onur duyuyorum.

Üç sanatçımız, kadınları sadece ismen  temsil etmediklerini, kadınsı yaratma gücü ve tarzlarından gelen dünyevi güzelliklerinden ve ilahi mükemmellikle birleşince yer çekiminin
kaybolduğunu hissedersin.  Bu yüzden, Martişor Günü ve Dünya Kadınlar Günü nedeniyle onlara duyduğum sınırsız hayranlığımı ve saygımı sunmak için en iyi fırsat olarak değerlendiriyorum ve tabi ki sanat vasıtası ile.

Katılan Sanatçılar ve haklarında bilgi davetiyede şu şekildedir.

Heykel Sanatçısı Hâle Şakar Ürkmezgil

hale ürkmezgil01949 Ankara doğumlu Hâle Şakar Ürkmezgil, 1973 Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Grafik-Serbest İllüstrasyon

Bölümü’nden mezun oldu. 1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreatif Direktör olarak çalıştı. 1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir. “Nar sanat Eğitim ve Kültür Sanat
Derneği” Kurucularından olup Halen Derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığını da yapmaktadır. Yurtiçinde 18 kişisel, yurtdışında Hannover, Köln, Lefkoşa ve Berlin’de olmak üzere kişisel ve karma sergiler açtı. Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı. Fransa ‘Roumaziéres-Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına(2003) katıldı. Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve
Heykel Müzesi koleksiyonunda ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

“Yeryüzü ile gökyüzü arasına sıkıştığımda duygumu formlaştırmak gibi bir üslubum var. İnsana dair ne varsa; acı, isyan, pişmanlık, muhabbet, sevgi, boşluk, alıp başını gitme, “gitme” hepsi var.” “Ellerimi yönlendiren gözlerim yüreğime “alet” oluyor. Ve kütlenin statik ağırlığı, böylece yer çekiminden arınıyor…İnsana, duygusuna, duyguma yenilmeyi seviyorum, yaşama öykünmem bu yüzden…”

Çiğdem Buçak Telli

Çiğdem Buçak TELLİ - Yüzüm Çiçek Açtı

Çiğdem Buçak TELLİ – Yüzüm Çiçek Açtı

1958 yılında Antakya’da doğdu. 1978 yılında  Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş  Bölümünden mezun oldu. 1975-76 yıllarında  Toprak Su İşlerinde Desinatör olarak çalıştı.  1992 yılında Talim Terbiye Kurulu Resim İhtisas Komisyonu üyeliği yaptı. 1994 yılında Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden Lisans tamamlama aldı. Birçok eğitim kurumunda resim öğretmenliği yapan sanatçı, 1990-2001 tarihleri  arasında Ankara Güzel Sanatlar Lisesinde
görev aldı. 2008– 2011 yıllarında Ankara Grup Sanat Galerisi’nin kurucu sanat yönetmenliği ve yöneticiliğini üstlendi. Birçok kişisel ve karma

çiğdem bucak tellisergisi olan sanatçının, yurt içi ve yurt dışından aldığı ödüller ile birçok koleksiyon ve müzede eserleri bulunmaktadır. Sanatçı, halen Ankara’da kendi atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Boğazımda düğümlenmiş, bir türlü atamadığım bir tıkaç var. Her biten resimde atma hissi ile rahatlıyorum. Doğuruyorum, doğuruyorum,… tekrar tıkanma,…. ve yeniden doğurganlık. Üretken bedenim ve üretken ellerim… Yaşadıklarımın resmini yapıyorum her seferinde. O resimler ki yaşanmışlığa ait plastik fotoğraflar gibi yeniden somutlaşıyor
hayatımda. Tutup, yaşadıklarımı duvarıma asıyorum, izleyip sorgulamak için yeniden kendimi.

 

 

Didem Durukan

didem durukan

Didem DURUKAN-Bir Erkek

1983 yılında Ankara’da doğdu. Ankara Anadolu  Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nü bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nü ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nü kazandı. Grafik Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra lisans üstü eğitimini Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik bölümünde yapmaya başladı ancak kendi isteğiyle yarıda bıraktı. Çocuk ders kitapları için illüstratörlük yaptı. Önemli ajanslarda tasarımcı olarak çalıştı. Altı sene boyunca reklam ajansı yöneticiliği ve art direktörlük yaptı.

kav sanat galerisi, adnan turani sergisi. mayatta.com/kultursanatİki buçuk yıl İstanbul’da çoğu önde gelen sanatçıların web sitelerini yaparak dünyanın çeşitli ülkelerinden ödüller kazandı. Birçok yurtiçi ve yurtdışı workshoplara katılan Didem Durukan halen tasarımcı ve ressam olarak, kendi atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.

04 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/DAVETİYE.jpg 567 416 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-04 18:31:282014-03-09 12:23:31Romanya Büyükelçiliğinin geleneksel “2014 Kadın Sanatçılar Günü” sergisine Dernek Başkanımız da katılıyor
Sanat Haberleri

2014 yılında 19.İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı açıklandı!

9 Mayıs-5 Haziran 2014 tarihleri arasında yapılacak İstanbul Tiyatro Festivali, bu yıl yurtdışından 7, Türkiye’den 35 tiyatro, dans ve performans topluluğunun 100’e yakın gösterisini 13 farklı mekânda sanatseverlerle buluşturacak.

19-istanbul-tiyatro-festivali19. İstanbul Tiyatro Festivali programında yer alan 33 yerli yapımın Türkiye prömiyeri yapılacak; bu projelerden üçü İstanbul Tiyatro Festivali’nin ortak yapımcılığında sahnelenecek.

Oyun, dans, performans ve etkinliklerden oluşan zengin bir programla tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanan  19. İstanbul Tiyatro Festivali, Bisahne, Cevahir Sahnesi, DOT, Haldun Taner Sahnesi, ikincikat-karaköy, Kenter Tiyatrosu, Moda Sahnesi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Sainte Pulcherie Fransız Lisesi, Salon, Şişli Blackout, Üsküdar Stüdyo ve Üsküdar Tekel sahneleri gibi şehrin farklı mekânlarında seyirciyle buluşacak. Festival kapsamında ayrıca, ünlü konukların ve uzmanların katılacağı söyleşi, gösteri, film ve belgesel gösterimleri ile atölye çalışmaları da gerçekleştirilecek.

19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı, Rahmi M. Koç Müzesi’nde düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı. Yekta Kopan’ın sunuculuğunu üstlendiği gecede, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Aygaz Genel Müdürü Yağız Eyüboğlu, Opet Genel Müdürü Cüneyt Ağca, Tüpraş Genel Müdürü Yavuz Erkut ve İstanbul Tiyatro Festivali Direktörü Leman Yılmaz birer konuşma yaptı.

19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin İlk Onur Ödülü Dikmen Gürün’e Takdim Edildi.  19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin ilk Onur Ödülü, 1993-2013 yılları arasında İstanbul Tiyatro Festivali’nin direktörlüğünü yürüten Prof. Dr. Dikmen Gürün’e takdim edildi. Ödülü, İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı verdi.

İKSV’de Tiyatro Festivali Direktörü olarak görev yaptığı 20 yıl boyunca 14 festival yöneten Gürün, bu süreçte öncelikle yerli yapımlarla işbirliği zeminleri oluşturdu, genç tiyatro ve dans topluluklarına alan açtı, eğitim projeleri üzerinde durdu, tiyatro sahnesinin farklı mekânlara taşınmasını destekledi. Dünya tiyatrosunun seçkin toplulukları ve çağdaş yorumcularını İstanbul’da ağırlayan festival, aynı zamanda pek çok uluslararası ortak projelere de bu dönemde imza attı.

dikmen-gürünİstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nda Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmeni olarak kısa bir süre görev yapan Dikmen Gürün, 2008 İstanbul Üniversiteleri Tiyatro Şenliği ve 2009 Türkiye Üniversiteleri Tiyatro Şenliği’ni hayata geçirdi. 1982 yılından bu yana “Cumhuriyet” gazetesinde ve çeşitli sanat dergilerinde tiyatro yazıları yazan Gürün, yerli ve yabancı kitaplarda bölüm yazarlığı yaptı, uluslararası tiyatro kongrelerinde bildiriler sundu. Gürün’ün Tiyatro Yazıları kitabı 1980’li yıllardan 2000’lere uzanan süreçte tiyatromuzun yapısal sorunlarını inceliyor. Geçmişten Geleceğe Perde Açan Gelenek proje sahibi ve sorumlusu olduğu üç ciltlik bir tiyatro mekânları araştırması ve sanatçı Semiha Berksoy’un hayatını yazdığı Ateş Kuşu kitabı bulunuyor. Halen Yıldız Kenter’in hayatını yazıyor.

Tiyatro dünyasına katkıları nedeniyle 1996’dan bu yana çeşitli ödüllere layık bulunan Dikmen Gürün, 2008’de İstanbul Üniversitesi’nden emekli olmuştur. Halen Kadir Has Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Tiyatro Bölümü öğretim üyesidir.

 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin Diğer Onur Ödülleri

tiyatro sahnesi görüntü

Festivalin ikinci Onur Ödülü, Polonya tiyatrosunun genç ve yenilikçi yönetmenlerinden Grzegorz Jarzyna’ya verilecek. 1998’den beri TR Warszawa’nın sanat yönetmenliğini üstlenen Grzegorz Jarzyna, aynı zamanda 2006’da başladığı kurumun genel müdürlüğü görevini de sürdürüyor. Klasik tiyatro yapıtlarının oldukça cesur denilebilecek yeni uyarlamalarıyla ünlenen Grzegorz Jarzyna, Avrupa’nın tanınmış romanlarını Varşova’da sahneye uyarlaması ve güncel “kışkırtıcı” metinleri sahnelemesiyle tanınıyor. Bugüne kadar yaptığı çalışmalarıyla birçok ödüle layık görülen Grzegorz Jarzyna, 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin Onur Ödülü’nü, TR Warszawa topluluğunun 9 Mayıs akşamı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yer alacak Ne Yaptıysak Nafile… oyunu sonrasında alacak.

19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin üçüncü Onur Ödülü ise, Shakespeare topluluğu denildiğinde akla gelen ilk isim olan Propeller Theatre Company’nin artistik direktörü Edward Hall’a verilecek. Royal Shakespeare Company’nin kurucularından Peter Hall’un oğlu olan Edward Hall, Propeller Theatre Company’nin yanı sıra Boston Huntington Theatre, Barbican, National Theatre, Old Vic Theatre olmak üzere çok sayıda önemli tiyatroda oyunlar yönetti. 2010 yılının Ocak ayında Hampstead Tiyatrosu’nun artistik direktörü olarak çalışmaya başlayan Edward Hall, aynı zamanda National Theatre, Old Vic ve Watermill Theatre’ın da artistik direktörlüğünü üstleniyor. Hall, 2002 yılında 13. İstanbul Tiyatro Festivali’ne The Watermill West Berkshire Playhouse “Gülün Öfkesi” (Rose Rage) ile konuk olmuştu. Edward Hall’a Onur Ödülü, British Council’ın değerli işbirliğiyle oyunlarını sahneleyen Propeller Theatre Company’nin 24 Mayıs akşamı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde gerçekleştireceği Bir Yaz Gecesi Rüyası oyunu sonrasında takdim edilecek.

 FESTİVALDE SHAKESPEARE YILI

macbeth

2014 yılının William Shakespeare’in 450. doğum yılı olması nedeniyle yapılan kutlamalar kapsamında 19. İstanbul Tiyatro Festivali programında yerli ve yabancı birçok yapımın yanı sıra söyleşi, panel, atölye çalışması ve belgesel gösterimi de yer alacak.  Shakespeare Oyunlarının Yenilikçi Topluluğu, Propeller Theatre Company

Festival, günümüzde Shakespeare’in oyunlarını sahneleyen topluluklar arasında önemli bir üne ve yere sahip olan Propeller Theatre Company’yi British Council’ın üç yıl sürecek Shakespeare Programı kapsamında ilk kez İstanbul’da ağırlayacak. 1990’lı yıllarda erkek oyunculardan oluşan bir kadroyla kurulan ve sadece Shakespeare oyunlarını sahneleyen topluluk, festival kapsamında Bir Yaz Gecesi Rüyası ve Yanlışlıklar Komedyası oyunlarıyla toplam beş gösteri gerçekleştirecek. Her iki oyunu da topluluğun aynı zamanda sanat yönetmeni olan, festivalin Onur Ödülü’nü alacak Edward Hall sahneye koyuyor.

Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda aşkın ve yanılsamanın çatışması, kraliyet düğünleri öncesinde birbirlerine âşık iki insanın hikâyesi anlatılıyor. Oyunlarda metin ile çağdaş estetik görünümü, çok titiz bir yaklaşımla birlikte ele alıp işleyen Propeller Theatre Company, bu oyun için sahnede maske, animasyon, her türlü klasik ve modern projeksiyonla her yaşa hitap eden müzik türleri kullanıyor. Bir Yaz Gecesi Rüyası, 20, 22 ve 24 Mayıs tarihlerinde 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak. 24 Mayıs’taki gösterim sonrası Edward Hall’a festivalin Onur Ödülü takdim edilecek.

Propeller Theatre Company’nin festival programında yer alan ikinci oyunu ise Yanlışlıklar Komedyası. Shakespeare’in eğlenceli ve akıl oyunlarıyla dolu bu oyununda, ikiz kardeşlerin birbiriyle ve aile bireyleriyle olan karmaşık ilişkisi anlatılıyor. Yanlışlıklar Komedyası, 21 ve 23 Mayıs tarihlerinde 20.30’da, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

Shakespeare Oyunlarının Yerli Uyarlamaları  Altıdan Sonra Tiyatro-Pangar, Kral (Soytarım) Lear oyunu ile festivalin konuklarından. İstanbul Tiyatro Festivali’nin ortak yapımcılığını üstlendiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği ve uyarladığı Shakespeare’in ünlü tragedyası, Lear’a en yakın kişi olan Soytarı’nın gözünden sahnelecek. Oyun, 15 ve 16 Mayıs’ta 20.30’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde sahnelenecek.

Oyunbaz topluluğu ise Abdullah Cabaluz yönetmenliğinde “insanlığın absürt trajedisi” Shakespeare’in Kral Lear oyununu sahneleyecek. Kral Lear, 25 ve 26 Mayıs’ta 20.30’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde olacak.

Bakırköy Belediye Tiyatroları, Mehmet Birkiye yönetmenliğinde Shakespeare’in, iki genç sevgilinin tutkulu aşkını ve ailelerinin düşmanlığından dolayı birbirlerine kavuşamama öyküsünü anlattığı Romeo & Juliet oyununu sahneliyor. Romeo & Juliet, 2 ve 3 Haziran’da 20.30’da Cevahir Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

Çiğdem Selışık Onat ve Hayati Çitaklar’ın Shakespeare’in Hamlet’inden uyarladığı Derme Çatma Hamlet ise sosyal kimlikleri meçhul olan birkaç kişinin, dağılmış halde buldukları Hamlet oyununu birleştirme sürecini anlatıyor.

Çiğdem Selışık Onat’ın yönetmenliğinde Derme Çatma Kolektif’in sahneleyeceği oyun, 23 Mayıs 20.30 ve 24 Mayıs 18.30’da Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde seyredilebilir.

 FESTİVALDE POLONYA-TÜRKİYE YILI GÖSTERİLERİ

19. İstanbul Tiyatro Festivali’nde, 2014 yılında kutlanan Polonya-Türkiye arası diplomatik ilişkilerin tesisinin 600. yıldönümü ile ilgili kutlamaların kültür programı çerçevesinde dört gösteri düzenlenecek.

Polonya tiyatrosunun genç ve yenilikçi yönetmenlerinden Grzegorz Jarzyna, Polonya edebiyatının ödüllü yazarı Dorota Maslowska’nın etkileyici romanından uyarlanan Ne Yaptıysak Nafile… oyunuyla festivale konuk oluyor. TR Warszawa topluluğu tarafından hazırlanan oyunda, yönetmen Grzegorz Jarzyna, ustaca bir hokkabazlıkla gerçekdışı olgularla istediği gibi oynuyor. Sosyalizmin adının bile anılmadığı fakat kapitalizmin tüm gerçekliklerinin gözler önüne serildiği, TR Warszawa ile Berlin Schaubühne am Lehniner Platz ortak yapımı olan Ne Yaptıysak Nafile…, ENKA Vakfı sponsorluğunda 9 ve 10 Mayıs’ta 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak. 9 Mayıs Cuma akşamı, gösteriden sonra yönetmen Grzegorz Jarzyna’ya festivalin Onur Ödülü takdim edilecek. 9 ve 10 Mayıs’ta sahnelenecek oyunun ardından yazar Dorota Maslowska seyircilerin sorularını yanıtlayacak.

Grzegorz Jarzyna’nın yazıp yönettiği ve TR Warszawa ve Teatr Narodowy w Warszawie tiyatrosunun sahneleyeceği bir diğer oyun ise Nosferatu olacak. Grzegorz Jarzyna’nın Bram Stoker’ın gotik öyküsü Dracula romanından esinlenerek sahneye aktardığı oyunda sahne diliyle gerçeklik ve bilinçaltı arasında yaşanan gelgitler ortaya koyuluyor. Popüler kültürün ikonuna dönüşen Dracula ve vampir öykülerinin bu kez tiyatro sahnesinde farklı bir dille seyircinin karşısına çıkacağı Nosferatu, 13 ve 14 Mayıs tarihlerinde 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.

2010 yılında dansçı ve koreograf Izadora Weiss’ın öncülüğünde genç ve yetenekli dansçıların girişimiyle kurulan Baltic Dance Theatre, Shakespeare’in “zamansız” olarak nitelenen ünlü komedisi Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda müziğin ve dansın diliyle, teknolojiye çok fazla başvurmadan nasıl da akıcı olarak sunulabileceğinin bir örneğini gösterecek. Ünlü müzisyen Goran Bregovic’in imza attığı film müziklerinin kullanıldığı, kostümlerini ise Polonyalı ünlü modacı Gosia Baczynska’nın tasarladığı gösteri, ENKA Vakfı sponsorluğunda 31 Mayıs tarihinde 18.00 ve 20.30’da yapılacak iki gösteri ile Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak.

Festival, Krzysztof Garbaczewski ile Emre Koyuncuoğlu’nun, Marcel Proust ve Orhan Pamuk’un romanlarından uyarlayarak yazıp yönettiği, Opole Theatre’ın Proust-Pamuk-Bellek başlıklı oyununun dünya prömiyerine ev sahipliği yapacak. Proust’un Kayıp Zamanın İzinde ve Pamuk’un Masumiyet Müzesi ile İstanbul Hatıralar ve Şehir metinlerinin ilham kaynağı olduğu oyun, Batı ve Doğu gelenekleri arasındaki kültürel farklara odaklanırken, günümüz Türkiye edebiyatıyla Avrupa edebiyatından yapıtların karşılaşmasına da sahne olacak. Proust-Pamuk-Bellek, 3 ve 4 Haziran tarihlerinde 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde seyredilebilir.

 FESTİVALDE YENİLİKÇİ YÖNETMEN THOMAS OSTERMEIER’DEN ÇARPICI BİR OYUN

Geçtiğimiz festivalde ünlü yönetmen Thomas Ostermeier’in Hamlet yorumuyla yer alarak seyircilerin hayranlığını kazanan Schaubühne Berlin, bu yıl da Henrik Ibsen’in yapıtı Bir Halk Düşmanı ile festivalin heyecanla beklenen konuklarından. Özellikle son çalışmalarıyla dünyada büyük bir beğeniyle takip edilen Thomas Ostermeier, çarpıcı, keskin ve son derece zekice ele aldığı Bir Halk Düşmanı’nda, dramaturg Florian Borchmeyer ile birlikte yazarın ruhuna tamamen sadık kalarak yapıtın eleştirel yönünü kusursuz bir biçimde günümüze taşıyor. Oyun, Goethe Institut’ün değerli işbirliğiyle Atabay sponsorluğunda, 27, 28 ve 29 Mayıs tarihlerinde 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak.

 FESTİVALDE YERLİ YAPIMLAR

19. İstanbul Tiyatro Festivali programında, ilk kez seyirciyle buluşacak, 35 yerli tiyatro, dans ve performans topluluğunun gösterilerine yer veriyor.

Çağımızın en büyük entelektüellerinden biri olan Heiner Müller’in Shakespeare’in Hamlet’inden esinlenerek yazdığı Hamlet Makinesi, İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahneleniyor. Yönetmenliğini Ayşe Emel Mesçi, dramaturjisini Füsun Ataman Berke’nin yaptığı oyun taşlaşmış tarih anlayışından diktatörlerin yıkımına, kadınlara uygulanan baskı ve şiddetten, devrimlere kadar pek çok temaya değiniyor. Hamlet Makinesi, 10 Mayıs’ta 20.30’da, 11 Mayıs’ta 15.00’te, 12 Mayıs’ta ise 20.30’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde olacak.

“Sözün büyücüsü” olarak anılan Boris Vian’ın son oyunu İmparatorluk Kuranlar Yahut Şümürz, kendi ihtiyaçları adına dünyayı reddeden kişilerin en gizli ve karanlık tutkularına yolculuk ederek, trajikomik karakterleri aracılığıyla kaybetmeyi ve son yüzleşmeye kadar her şeyin inkârını gözler önüne seriyor. Hayal Perdesi, kurucularından Selin İşcan’ın projelendirdiği bu ilk oyununu, ünlü Makedon yönetmen Aleksandar Popovski’nin yönetmenliğinde festivale hazırladı. İmparatorluk Kuranlar Yahut Şümürz, 11 ve 12 Mayıs tarihlerinde 20.30’da Şişli Blackout Sahnesi’nde.

Özgürlüğün Bedeli, Montserrat adlı bir subayın yardımıyla İspanyol askerlerinin elinden kaçmayı başaran özgürlük savaşçısı Simón Bolívar’ı ve ardından Montserrat’ya yapılan işkenceleri anlatıyor ve insanlığın özgürlüğüne kavuşabilmek için neleri feda edebileceğini sorguluyor. Barış Erdenk’in yönettiği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen oyun, 12 Mayıs’ta 20.30’da, 13 Mayıs’ta ise 18.30’da Haldun Taner Sahnesi’nde seyredilebilir.

Koreografisi Aslı Bostancı’ya ait olan The Last Unicorn, sahne üzerinde gerçeküstü bir varlık yaratmak üzerine odaklanıyor. Üst boyutlardan dünyamıza düşmüş bir varlığın insanlığa “Hiçbir şey için geç değil ya da hiçbir şey tamamen kaybedilmiş değildir” mesajını veren gösteri, 13 Mayıs’ta 20.30’da ve 14 Mayıs’ta 18.30’da Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde yer alacak.

Mesut Arslan’ın yönettiği Aldatma oyunu, Onderhetvel, Platform 0090, Toneelhuis, Dommelhof, ‘T Arsenaal, Wpzimmer ve İstanbul Tiyatro Festivali ortak yapımcığında 14, 15 ve 16 Mayıs tarihlerinde 18.30 ve 21.00’de Moda Sahnesi’nde sunulacak. Oyunun çıkış noktası görsel sanatçı Lawrence Malstaf’ın NEVEL adını verdiği enstalasyonu. Sürekli olarak değişen ve aynı zamanda ekseni etrafında dönen dokuz duvarın içinde, Pinter’ın Aldatma adlı oyununda yer alan ilişkiler üçgeni farklı bir biçimde sorgulanıyor.

Kent Oyuncuları’nın İlk Osmanlı Vampiri Latif Efendi’nin Sergüzeşti adlı oyunu, Tanzimat yıllarında yüksek memur Latif Efendi’nin Batılı kültür ve yaşam tarzını yerinde incelemek üzere gönderildiği Avrupa şehirlerinden Batı’nın bilimi ve sanatı yerine pek de tercih edilmeyecek bir şeyi “vampirlik müessesini” getirmesine odaklanıyor. Oyunda, Latif Efendi’nin başından geçenler mizahi bir dille anlatılırken Tanzimat yıllarının toplumsal panoraması da sergileniyor. Nermin Yıldırım’ın yazdığı, yönetmenliğini Ahmet Mümtaz Taylan’ın yaptığı oyun, 16 Mayıs’ta 20.30’da ve 17 Mayıs’ta 15.00’te Kenter Tiyatrosu’nda olacak.

Darülbedayi’nin sahnelediği ilk oyun olarak tarihe geçen Çürük Temel’in hikâyesi, birinin geleceği, diğerinin itibarı, bir başkasının intikamına dönüşmüş, aile yadigârı bir fabrikanın etrafında gelişiyor. İlk kez 1916’da Hüseyin Suat Yalçın adaptasyonuyla oynanan Çürük Temel, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın

100. yılında, farklı bir okuma, çağdaş bir yorumla bir kez daha perde açıyor. Engin Alkan’ın yönettiği oyun, 17 ve 18 Mayıs tarihlerinde 20.30’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde izlenebilir.

Konsept ve koreografisi Tuğçe Tuna’ya ait –. –. Gövde Gösterisi, farklı mekânlara özgü çalışmalarıyla tanınan Tuğçe Tuna ve RemDans Performans Kolektifi tarafından sahneleniyor. Bu çalışmasında Tuğçe Tuna, “gövde” teması üzerinden yola çıkarak, seyirciye farklı sorgulama alanları yaratmayı hedefliyor. Gösteri, 17 ve 18 Mayıs’ta 18.30’da Sainte Pulcherie Fransız Lisesi’nin bahçesinde seyirciyle buluşacak.

biriken’in yeni projesi Tatyana, Aleksey Sergeyeviç Suvorin ile Anton Çehov’un Tatyana Repina adlı oyunlarından esinlenerek oluşturuldu. Çehov, bu oyunu yakın dostu ve yayıncısı Suvorin’in aynı adlı oyununun devamı olarak, sahnede intihar eden oyuncu Evlalia Kadmina’nın hikâyesinden esinlenerek kaleme alır. biriken ise Tatyana’nın gerçek ile kurgu arasındaki intihar eyleminin ve geri dönüşünün izini sürerek unutulmaya çalışılanları su yüzüne çıkarıyor. Tatyana, 18 Mayıs’ta 20.30’da, 19 Mayıs’ta ise 15.00’te Üsküdar Stüdyo Sahnesi’nde olacak.

Aydın Orak’ın yazıp yönettiği, Tiyatro Avesta’nın sahneleyeceği Actor, bir aktörün oyun sahnelerken yaşadığı trajikomik durumları ve yaşanmış olayları anlatıyor. Grotesk ve kara komedi bir anlatımla sahneye taşınan oyunda, bir oyunun proje aşamasından, rejiye, oyunculuğa, turnelere ve seyircilere uzanan tiyatral yolculuğun tüm aşamaları aktarılıyor. Dünya prömiyerini Avustralya’nın Melbourne, Sydney ve Perth kentlerinde gerçekleştiren Actor, 19 Mayıs 20.30’da ve 20 Mayıs 18.30’da Şişli Blackout Sahnesi’nde.

Yazar ve yönetmen Yeşim Özsoy Gülan’ın festival için özel olarak tasarladığı yeni yaratısı, Aşk & Faşizm, Gülan da dahil olmak üzere dört farklı ülkede yaşayan yazarların, Romanya’dan Gianina Carbunariu, İskoçya’dan Linda McLean ve İspanya’dan Helena Tornero ile ortak bir çalışma yapılarak, bu isimlerin kendi deneyimlerinden yola çıkılarak kurgulandı. Birbirine zıt gibi görünen aşk ve faşizm başlıklarının günümüzde hayatımızı nasıl etkilediğine odaklanan oyun, GalataPerform ve İstanbul Tiyatro Festivali ortak yapımcılığında, 21 ve 22 Mayıs’ta 20.30’da Moda Sahnesi’nde olacak. İlk gösterinin ardından oyun yazarlarının katılımıyla seyirciyle soru-cevap gerçekleştirilecek.

Lillian, Amerikan edebiyatının önde gelen ismi Lillian Hellman’ın polisiye edebiyatın seçkin yazarı Dashiell Hammet’ın komada geçirdiği son saatlerinde hatırladığı, yazarın çocukluğunu ve hayatını ele alıyor. Orhan Alkaya’nın yönettiği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın sahneleyeceği oyun, 22 Mayıs’ta 20.30’da ve 23 Mayıs 18.30’da Haldun Taner Sahnesi’nde.

Çağdaş Amerikan tiyatrosunun önde gelen kadın yazarlarından, Pulitzer ödülü adayı ve PEN/Laura Pels International Foundation for Theater Award for an American Playwright ödüllü Theresa Rebeck, Göl Kıyısı oyununda Aeskhylos’un Oresteia tragedyasına modern bir uyarlama yapıyor. Mehmet Ergen’in yönettiği ve Talimhane Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu Göl Kıyısı, 24 Mayıs’ta 20.30’da ve 25 Mayıs’ta 18.30’da Şişli Blackout Sahnesi’nde seyredilebilir.

Aziz Nesin’in devlet ve birey ilişkisini mizahi bir üslupla sorguladığı Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz oyununda, “vatandaş” Yaşar’ın bürokrasi karşısındaki ezilmişliği anlatılıyor. Ferhat Keskin’in yönettiği ve Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nun sahneleyeceği oyun, 26 Mayıs’ta 20.30’da ve 27 Mayıs’ta 18.30’da Haldun Taner Sahnesi’nde.

İki Kapılı Ev, kanı kaynayan âşıklar, yanlış anlaşılmalar, gizli buluşmalar, esrarlı kayboluşlar, sır dolu suskunluklar, sevdanın kederiyle yüklü genç omuzlar, soylu beyzadeler ve cingöz uşaklar arasında cereyan eden fırtınalı bir eğlence sunuyor. İki Kapılı Ev, Cem Uslu yönetmenliğinde, Ekip Tiyatrosu tarafından, Banvit sponsorluğunda 28 ve 29 Mayıs tarihlerinde 20.30’da Moda Sahnesi’nde olacak.

Sami Berat Marçalı’nın yeni oyunu İn, her şeyi daha çok düşünen, hayatı daha çok sorgulayan, daha çok şikâyet eden ve her şeyin yok olmasını arzulayan bireyler haline dönüşmüş beş arkadaşın, mevcut sistemin küçük bir halini ortaya koyuyor. ikincikat’ın on sekizinci yapımı olan bu oyun, 30 Mayıs’ta 20.30’da ve 31 Mayıs’ta 15.30’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde.

Modern İngiliz tiyatrosunun en yetkin yazarlarından biri kabul edilen Edward Bond, Kırmızı Siyah ve Cahil’de nükleer bir patlamada ölü doğmuş bir insanın, yaşadığı halde yakın gelecekteki olası hayatını anlatıyor. Bitiyatro, Istanbul & L’àlarme-À-L’œil, Paris ortak yapımı Kırmızı Siyah ve Cahil, 31 Mayıs’ta 18.30’da ve 1 Haziran’da 20.30’da Bisahne’de olacak.

Her Yıl Kuşlar Geri Gelir, Ahmet Levendoğlu yönetmenliğinde Tiyatro Stüdyosu tarafından sahneleniyor. Oyunda, “yıkım uzmanı” olarak çalışan Ned görevi icabı gerek duyulmayan yapıları “patlatıp” yok eder. Bunların içinde hastanelerin ve eşinin de her gün uğradığı, semtin en sevilen buluşma yerlerinden birinin olduğunu umursamadan… Oyun, 1 Haziran’da 20.30’da ve 2 Haziran’da 18.30’da Kenter Tiyatrosu’nda olacak.

Yönetmeliğini Ata Ünal’ın, koreografisini ise Candaş Baş’ın üstlendiği Gertrude-Çığlık, Shakespeare’in Hamlet’inin ahlakçılığını ters yüz eden yeni bir yaklaşım sunarak, Hamlet yerine annesi Gertrude’u odağına alıyor. Gertrude-Çığlık, 3 ve 4 Haziran tarihlerinde 20.30’da Moda Sahnesi’nde.

Şahika Tekand tarafından ilk kez 1994’te kaleme alınan ve 1995/96 tiyatro sezonunda sahneye konan Gergedanlaşma, Tekand tarafından geliştirilen performatif sahneleme ve oyunculuk yönteminin ilk özgün oyunlarından. Oyun, Studio Oyuncuları topluluğunun kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla, Gergedanlaşma 2.014 adıyla Şahika Tekand tarafından güncellenmiş bir yeniden yazım ve sahnelemeyle, eğlenceli, yüksek ritimli bir çağdaş komedi olarak seyirci karşısına çıkıyor. Gergedanlaşma 2.014, 4 ve 5 Haziran tarihlerinde 20.30’da Üsküdar Tekel Sahnesi’nde seyredilebilir.

Genç Topluluklar ile Festivalde “Yeni Dalga”  İstanbul Tiyatro Festivali’nde, “Yeni Dalga” başlığı altında altı genç tiyatro ve dans topluluğunun gösterisi şehrin alternatif mekânlarından İkincikat-karaköy’de seyirciyle buluşacak.

Didaskali Tiyatro’nun sahneye koyacağı Maşenka oyunu, İkinci Dünya Savaşı sonrası İstanbul’a yerleşmiş Rus göçmenlerin kaldıkları pansiyonu ve bu insanların ilişkilerini anlatıyor. Oyun, Vladimir Nabokov’un kendi anılarını paylaştığı ilk romanından esinlenilerek Çisil Oğuz ve Berker Zor tarafından yeniden yazıldı. Oyun, 10 ve 11 Mayıs’ta 18.30’da İkincikat-karaköy’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Georges Perec’in aynı adlı romanından Tiyatro Öteki Hayatlar tarafından sahneye uyarlanan Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi oyununda, ücret artışı talebinde bulunmak için servis şefiyle görüşmek isteyen kahramanın yaşadıkları ve sekreterle olan absürt diyaloğu anlatılıyor. Oyun, 18 Mayıs’ta 15.00’te ve 19 Mayıs’ta 18.30’da İkincikat-karaköy’de olacak.

Koreografisini ve dans performansını Canan Yücel’in gerçekleştirdiği hayattaki olumlu-olumsuz aşırılıkların iki ara bir deresinde kalmaya zorlayan ikiliklerin anlatıldığı It’s Ok! gösterisi, 21 Mayıs’ta 18.30 ve 20.30’da İkincikat- karaköy’de.

Motto Dans Kolektif’in, odak noktası olarak “eşiktelik” kavramı üzerine geliştirdiği Hiatus gösterisi, dansçıların hareket ve durağanlığın eşiğinde kimi olasılıklara yapılacak yolculuğuna tanık olmamızı sağlamayı hedefliyor.

Gösteri, 28 ve 29 Mayıs tarihlerinde 18.30’da İkincikat-karaköy’de seyirciyle buluşacak.

Toksikoman Kolektif’in DNA’mı Muhafaza Et Ruhumu Yeniden Doğursunlar adlı oyunu bilincin sınırlarını zorlayan, kimin kim olduğunu bulmaya, araştırmaya çalışan sorgulamaları sahneye taşıyor. Gösteri, 31 Mayıs’ta 18.30’da ve 20.30’da İkincikat- karaköy’de sahnelenecek.

Budalasultan Kolektifi, Kara Düzen adlı oyununda “İnsan, politik iktidar tarafından tanımlanan sınırları, toplu halde ve aynı anda ihlal ederse, oluşan yeni tanımsız alanda kendisiyle, toplumla ve iktidarla nasıl ilişkilenir?” sorusuna yanıt arıyor. Kara Düzen, 1 Haziran’da 18.30’da ve 2 Haziran’da 20.30’da ikincikat-karaköy’de olacak.

Festivalde “Oyun Salonu”

Salon ve İstanbul Tiyatro Festivali ekiplerinin ortak çalışmaları sonucunda hayata geçirilen “Oyun Salonu” projesi, festivalde de devam ediyor. “Oyun Salonu” kapsamında dört genç tiyatro topluluğunun gösterisi Salon’da yer alacak.

Ceren Ercan ve Gülce Uğurlu tarafından kaleme alınan İstenmeyen, Mısırlı bir pilot ve İstanbul’da Batılı referanslarla yetişmiş genç bir Türk kadınının, kültürlerarası oluşan önyargılar ve değişen politik koşulların içinde aşkı sürdürmenin yollarını aramasını ve kendisini bir kimlik sorgulamasının içinde bulmasını konu alıyor. Yönetmenliğini Ceren Ercan’ın, koreografisini Aslı Bostancı’nın yaptığı gösteri, 14 ve 15 Mayıs’ta 20.30’da Salon’da.

Kadınların insan yerine konmadığı, şiddetin sıradan bir olay gibi yaşandığı, savaşın artık kanıksandığı bir ülkede bir kadının, hep bastırmak zorunda kaldığı duygularını, üzüntüsünü, kaygısını, öfkesini ilk kez dışa vuruşu ve hayatı sorgulayışını konu eden Sabır Taşı, Atiq Rahimi’nin aynı adlı romanından Iraz Yöntem tarafından uyarlanıyor ve yönetiliyor. Tiyatro(HÂL) tarafından sahnelenen oyun, 22 Mayıs’ta 20.30’da ve 23 Mayıs’ta 18.30’da Salon’da yer alacak.

Daha önce tek seyircilik oyun ve simülatif oyun kurgusu gibi türlerde denemeler gerçekleştiren Tiyatro Artı, Kalem’de seyir algısı üzerine yoğunlaşarak kurgusundan seyirciyi konumlandırmasına kadar farklı bir oyun düzeni yaratmayı hedefliyor. Ufuk Tan Altunkaya’nın yönetmenliğini üstlendiği Kalem, 3 Haziran’da 20.30’da ve 4 Haziran’da 18.30’da Salon’da sahnelenecek.

2011 yılında Ebru Nihan Celkan tarafından kurulan buluTiyatro, Kabuklu Sürprizli Hayvanlar’da su baronlarının ve uzaklarda daha güzel yaşam alanlarının varolduğu yeni bir dünya düzeni sunuyor. İnsanın yaptığı seçimlerde hayatta kalma güdüsü ve vicdanı arasında kalırken haklı olup olmadığına değinen, Özlem Karadağ’ın yönetmenliğini yaptığı Kabuklu Sürprizli Hayvanlar, 27 Mayıs’ta 20.30’da ve 28 Mayıs’ta 18.30’da Salon’da seyredilebilir.

Festivalde “Makas Oyunları, İstanbul Kısa Oyunlar Projesi”

2010 yılında İngiltere’de projenin yönetmenleri Emma Callander ve Hannah Price tarafından basit bir fikirden yola çıkılarak başlatılan Theatre Uncut, yönetmenler ve seçkin oyun yazarlarından güncel politik durumların ele alındığı kısa oyunları içeriyor. İlk üç yılında İngiltere, İskoçya, ABD, Arjantin, İspanya, Yunanistan, Suriye, İzlanda ve Mısır’dan oyun yazarlarının yer aldığı projenin oyunları on yedi ülkede sahnelendi. Proje, 2012 Edinburgh Festivali’nde, Theatre Uncut Fringe First, Herald Angel ve Scotsman Spirit ödüllerini aldı.

DOT, Theatre Uncut’ın kısa oyunlarından yaptığı özel seçkiyi Makas Oyunları ismiyle 2013/14 sezonunda İstanbul’da sahneledi. DOT, Theatre Uncut işbirliği ile gerçekleştirilen ve Şubat ayında İstanbul’da yapılan bir haftalık atölye çalışmasıyla başlayan Theatre Uncut İstanbul projesinin ilk okumaları ise festival kapsamında,

16 Mayıs’ta 18.30’da, 18 Mayıs’ta 15.00’de ve 20 Mayıs’da 18.30’da DOT sahnesinde yapılacak.

Murat Daltaban, Emma Callender ve Hannah Price’ın yönetmenliğinde gerçekleştirilecek Theatre Uncut İstanbul projesinin kısa oyunlarının yazarları İngiltere’den Davey Anderson, Stef Smith ve Türkiye’den Ayfer Tunç, Berkun Oya, Hakan Günday, Derem Çıray olacak.

 FESTİVALİN YAN ETKİNLİKLERİ

19. İstanbul Tiyatro Festivali, programında festival süresince ünlü konuklar ile uzmanların katılacağı ücretsiz söyleşi, gösteri, film gösterimi ve atölye çalışmalarına da yer verecek. Atölyelere başvuru 2 Nisan 2014 Çarşamba tarihinden itibaren tiyatro.iksv.org adresinde yayımlanacak başvuru formları üzerinden alınacak.

•Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> Performans ve Söyleşi: Koreografik Kesitler & Söze Dökülen Düşünceler

10 Mayıs Cumartesi, 12.00, Salon

Björn Säfsten, hareketten yola çıkarak insan bedenine yeni bir ışık tutuyor. Yaptığı çalışmalar gestus ve hareketin sınırlarında dolaşırken, koreografide kurgu ve kimliğin nasıl oluştuğu konusunda yol gösterici oluyor. İstanbul’a ilk kez İsveç Konsolosluğu’nun desteği ile gelecek olan Björn Säfsten, üzerine çalıştığı son projesiyle ilgili olarak dansçılarıyla açıklamalı bir performans gerçekleştirecek. Katılım için, [email protected] adresine e-posta göndererek onay almak gerekiyor.

• Söyleşi: İki Adam, İki Dünya, Tek Sahne: Muhsin Ertuğrul ve Vahram Papazyan  10 Mayıs Cumartesi, 17.00, Salon

Tiyatro Boğaziçi ve Berberyan Kumpanyası ortaklığıyla hazırlanan Muhsin ve Vahram adlı oyun İstanbul doğumlu ünlü Ermeni aktör Vahram Papazyan’ın 1964 yılında Muhsin Ertuğrul’a yazdığı bir mektupta bahsettiği İstanbul ya da Ankara’da sahneye çıkma isteği hikâyesinden yola çıkıyor. Boğos Levon Zekiyan, Ayşegül Çelik ve Artsvi Bakhchinyan’ın konuşmacı olarak katılacağı söyleşide oyun üzerine konuşulacak. Katılım için, [email protected] adresine e-posta göndererek onay almak gerekiyor.

• Söyleşi ve Gösterim: Polonya Tiyatrosu Demişken… 11 Mayıs Pazar, 17.30 (Söyleşi), 20.30 (Gösterim), Salon

19. İstanbul Tiyatro Festivali’ne iki oyunu ile konuk olan Polonyalı yönetmen Grzegorz Jarzyna’nın The Tropical Craze’den bölümlerin gösterileceği söyleşide, katılımcılar, sorularıyla hem Jarzyna’yı hem de son dönem Polonya tiyatrosunu daha yakından tanıma fırsatını yakalayabilecekler. Söyleşinin ardından Grzegorz Jarzyna’nın Edinburgh Festivali’nde büyük beğeni toplayan oyunu 2007: Macbeth’in de DVD gösterimi yapılacak. Katılım için, [email protected] adresine e-posta göndererek onay almak gerekiyor.

• Atölye Çalışması: “Kuram Atölyesi”  17 Mayıs Cumartesi, 14.00-17.00, Salon   24 Mayıs Cumartesi, 14.00-17.00, Salon

Kuram Atölyesi bireysel ya da kolektif soru sorma, fikir üretme, sorgulama ve tartışma süreçlerine özel bir önem atfeden akademi dışı bir girişim. 19. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Ata Ünal, Ayşe Draz ve Özlem Hemiş tarafından yürütülecek atölyede, kültürel, tarihsel, sosyal, sanatsal ve disiplinlerarası ilişkiler bağlamında tiyatro eleştirisini tüm yönleri, Türkiye ve dünyadaki durumuyla ele alınacak. Katılım için, [email protected] adresine e-posta göndererek onay almak gerekiyor.

• Belgesel Gösterimi ve Söyleşi: “Türkiye’de Şekspir Olmak” 19 Mayıs Pazartesi, 15.00 (Belgesel Gösterimi), 16.30 (Özdemir Nutku Söyleşisi), Salon

Gülşah Özdemir Koryürek tarafından hazırlanan, ülkemizin en yetkin akademisyen ve sanat insanlarının görüşlerinin seyirci yorumlarıyla harmanlandığı belgesel, 1800’lü yıllarda Osmanlı sınırlarında başlayan ve günümüze kadar uzanan bir yolculuğun hikâyesini anlatıyor. Belgesel gösteriminin ardından, doğumunun 450. yılında dünya tiyatro tarihinin mihenk taşı William Shakespeare, Prof. Dr. Özdemir Nutku ile yapılacak bir söyleşiyle anılacak. Katılım için, [email protected] adresine e-posta göndererek onay almak gerekiyor.

• Atölye Çalışması: “Sedef Ecer ile Yazarlık Atölyesi” 20- 24 Mayıs, 10.00-17.00, Atölye Çalışması, Fransız Kültür Merkezi  26 Mayıs Pazartesi, 19.00 Okuma, Fransız Kültür Merkezi

Yazdığı Fransızca oyunlarla pek çok ödül alan Sedef Ecer, Fransa’da düzenli olarak oyun yazarlığı atölyeleri gerçekleştiriyor. Yazarın İstanbul’da yapacağı atölye çalışması, altı yazara ve bu yazarların yazım aşamasına eşlik edecek altı oyuncuya açık olacak. Fransız Kültür Merkezi’nin desteğiyle gerçekleşen atölye çalışmasına, oyuncular ve yazarlar özgeçmişlerinin yanı sıra projeleri hakkında bir metinle (sinopsis, açıklama ya da diyaloglu bir bölüm) başvurabilirler. Atölye çalışması sonucu yazılan oyunlar, yapılacak okuma tiyatrosunda seyircilerle paylaşılacak. Okumaya katılım için, [email protected] adresine e-posta göndererek onay almak gerekiyor. Atölye çalışmasına başvuru için [email protected].

• Söyleşi: Farklı Disiplinlerde Shakespeare  25 Mayıs Pazar, 14.00-15.30 / 16.00-17.30 Salon

Tiyatro tarihinin üzerinde en çok konuşulan, yazılan ve araştırılan yazarı William Shakespeare, 19. İstanbul Tiyatro Festivali’nde İstanbul Üniversitesi Haldun Taner Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen panelle tartışmaya açılıyor. Panelin amacı, farklı alanlardan farklı yöntemlerle Shakespeare’e bakan sosyal bilimcileri bir araya getirerek, tiyatro kuramı dışında yazarın oyunlarının, oyunlarında dile getirdiği durumların üzerinden bir tartışma platformu yaratmak. Katılım için, [email protected] adresine e-posta göndererek onay almak gerekiyor.

• Atölye Çalışması: “Hareket ve Algılama”  23 Mayıs Cuma, 15.00-16.30, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

British Council’ın değerli işbirliğiyle düzenlenen atölye çalışması, Propeller Theatre Company’nin oyuncuları tarafından yürütülecek. Özellikle beden hareketi ve hareketin seyirci tarafından nasıl algılanacağı konusunda yönetmenin neye dayanarak seçki yaptığı, oyun sırasında neleri ön plana çıkardığı üzerine çalışılacak. Bu atölyede Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndan parçalar üzerinde durulacaktır. Katılımcıların eser hakkında bilgi sahibi olmaları yararlı olacaktır. Atölyeye başvuru 2 Nisan 2014 Çarşamba tarihinden itibaren tiyatro.iksv.org adresinde yayımlanacak başvuru formu üzerinden alınacak.

• Atölye Çalışması: “Sahnede Müzik Kullanımı”   24 Mayıs Cumartesi, 11.00-12.30, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi

British Council’ın değerli işbirliğiyle düzenlenen ve yine Propeller Theatre Company’nin oyuncuları tarafından gerçekleştirilecek bu atölyede, özellikle Shakespeare oyunlarında müziğin kullanımıyla ilgili çalışılacak. Her oyun için kendi müziklerini yapan topluluk, müzik ve oyun bağlamında katılımcılara sahne üzerinde örnekler sunacak. Propeller Theatre Company bir enstrümanınız varsa yanınızda getirmenizi tavsiye ediyor. Atölyeye başvuru

2 Nisan 2014 Çarşamba tarihinden itibaren tiyatro.iksv.org adresinde yayımlanacak başvuru formu üzerinden alınacak.

 FESTİVALİN AFİŞ GÖRSELİ ŞAHİKA TEKAND İMZALI

 19 İstanbul Tiyatro Festivali’nin afişi Şahika Tekand ile Bülent Erkmen işbirliğiyle hazırlandı. Tiyatro sanatının önemli isimlerinden, yönetmen, oyun yazarı, oyuncu Şahika Tekand’ın eskizleri, çiziktirmeleri ve elyazısı, İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla festivalin afişine dönüştürüldü.

İstanbul Tiyatro Festivali’nin afiş tasarımına katkı sağlamaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Şahika Tekand, “Aslında afiş tasarımı tümüyle sevgili Bülent Erkmen’in. Ben sadece bazı karalamalarımı, sahne eskizlerimi ve hareket planlarımı kendisine verdim o da bunları kendi tasarımı doğrultusunda bir seçime tâbi tuttu ve bu seçimin sonuçlarını sonra yeniden bir araya getirdi. Sadece afiş tasarımının malzemesinin bana ait olduğunu söyleyebiliriz. Yoksa afişte, malzemelerin bir araya getirilmesi tamamen Bülent Erkmen’in tasarımı doğrultusunda gerçekleşti. Bunca yıldır büyük bir onur ve keyifle parçası olduğum İstanbul Tiyatro Festivali’nin afiş tasarımına böylesi bir katkı yapma fırsatı bulmak beni hem onurlandırdı hem de çok mutlu etti. Bu güzel festival pek çoğumuz gibi benim de şahsi tarihimde büyük yer tutuyor çünkü” dedi.

Bülent Erkmen ise afiş ile ilgili şunları söyledi: “Şahika Tekand’ın sahneleme tasarımı yaparken oyunun işleyişini, oyuncunun ses ve hareket koreografisini anlatmak için çalakalem yaptığı eskizleri kullanmak istedim. Ayrıca bir de genellikle bir şey düşünürken yaptığı çiziktirmelerden, karalamalardan bir tanesini seçtim ve bu karalamayı Tekand’ın düş dünyasının zeminini oluşturan ‘sahne’nin karşılığı olarak kullandım. Eskizleri arasından seçtiğim beş karakter de bu sahnedeki yerlerini aldılar.”

 FESTİVAL KİTABI: “FESTİVAL METİN YAZARLARINI YETİŞTİRİYOR”

19. İstanbul Tiyatro Festivali, İstanbul Üniversitesi Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nün işbirliğiyle tiyatroyu “kayda alıyor”, tiyatroseverleri olduğu kadar arşivcileri de sevindirecek bir eğitim ve yayın projesine imza atıyor. Festivalin başlamasıyla birlikte seyirciyle buluşan festival kataloğu, bu yıl “Festival Metin Yazarlarını Yetiştiriyor” adlı eğitim projesi kapsamında festival kitabı olarak yayımlanacak. Projenin yürütücülüğünü, hem festivalin yayın koordinatörü hem de aynı bölümde misafir öğretim üyesi olan Dr. Evren Barın Egrik üstleniyor.

Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji Bölümü’nden seçilen ve bu proje için özel bir eğitim alan yedi lisans öğrencisinin, gösterim öncesinde yerli topluluklarla yapılan röportajlardan kurgulayıp kaleme aldıkları oyunların tanıtım metinleri kendi imzalarıyla festival kitabında yer alacak. Bölümlerinde aldıkları teorik eğitimin yanı sıra, festivalin bu proje kapsamında özel olarak düzenlediği, uzmanlar tarafından verilen editörlük, fotoğraf ve tasarım başlıklarını taşıyan bir eğitim ve söyleşi dizisine katılan öğrenciler, teori ve pratiğin buluştuğu bu özel projenin ürünü olan festival kitabını Mayıs ayında festival seyircileriyle buluşturacak. Festivale konuk olan tüm yerli toplulukların çalışma aşamalarını kayıt altına almanın yanı sıra oyunları tanıtma işlevi de üstlenen kitap, festival boyunca seyircilere rehberlik edecek.

 İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ’NİN DESTEKÇİLERİ

19. İstanbul Tiyatro Festivali’ne, festival sponsorları Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Opet ve Tüpraş’ın yanı sıra gösteri sponsorları ENKA Vakfı, Banvit ve Atabay destek veriyor.

19. İstanbul Tiyatro Festivali gösterileri, İstanbul Devlet Tiyatrosu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, British Council, Goethe Institut ve Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle gerçekleştiriliyor.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’na, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi de destek veriyor.

19. İstanbul Tiyatro Festivali’nde, 2014 yılında kutlanan Polonya-Türkiye arası diplomatik ilişkilerin tesisinin 600. yıldönümü ile ilgili kutlamaların kültür programı çerçevesinde düzenlenen dört gösteri Polonya Cumhuriyeti Kültür ve Miras Bakanlığı işbirliğinde gerçekleştiriliyor. (turkiye.culture.pl)

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın tüm festivallerine Öncü Sponsor Eczacıbaşı Holding, Resmi İletişim Sponsoru Vodafone, Resmi Taşıyıcı DHL, Resmi Konaklama Sponsoru Martı İstanbul Hotel ve Servis Sponsorları Zurich Sigorta A.Ş., GFK, directComn Marketing Group ve AGC destek veriyor.

19. İstanbul Tiyatro Festivali’nin tanıtım kampanyasını BEK hazırladı.

 İSTANBUL TİYATRO FESTİVALİ BİLETLERİ

19. İstanbul Tiyatro Festivali biletleri 8 Mart Cumartesi günü 10.00’dan itibaren:

• Biletix satış noktaları,

• Biletix Çağrı Merkezi (0216 556 98 00),

• Biletix web sitesi (www.biletix.com),

• Ana gişe İKSV (10.00–18.00 saatleri arasında açık olan ana gişe, 9 Mart hariç pazar günleri kapalıdır) alınabilecek.

Biletler, gösterim günlerinde gösteriden 2 saat önce etkinlik mekânındaki gişeden de alınabilir. Lale Kart sahipleri festival biletlerinde %20–25 oranındaki “Lale üyelerine özel indirim”lerden yararlanabilecekler. Bilet alımlarında kredi kartı da geçerli olacak ve her gösteride tam biletlerin yanı sıra öğrenciler için indirimli bilet de satılacak.

19. İstanbul Tiyatro Festivali broşürü İKSV’den (Nejat Eczacıbaşı Binası Sadi Konuralp Caddesi No:5, Şişhane) ve Biletix satış noktalarından temin edilebilir.

26 Şubat 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/02/19-istanbul-tiyatro-festivali.jpg 576 400 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-02-26 18:10:362014-03-09 13:27:232014 yılında 19.İstanbul Tiyatro Festivali’nin programı açıklandı!
Sanat Haberleri

Cumhuriyet Bayramı Google’un Doodle’ı

29 Ekim Cumhuriyet Bayramının İşte Google Logosu!

Pazarlama kaygısı olsa da her ülke için farklı dahi olsa,  yerli pek çok kurumun hatta “yerli hükümetin” (!) bile ihmal ettiği bir günü uluslar arası bir şirketin anımsayıp sürpriz yapması bizleri mutlu ediyor(!)…

cumhuriyet bayramı 2013

cumhuriyet bayramı için google’ın doodle’ı 2013

Cumhuriyet Bayramı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet yönetimi ilan etmesi anısına her yıl 29 Ekim günü Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs’ta[1] kutlanan bir millî bayramdır.

Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı ülkelerde 28 Ekim öğleden sonra ve 29 Ekim tam gün olmak üzere bir buçuk gün resmî tatildir. 29 Ekimlerde stadyumlardaşenlikler yapılır, akşam ise geleneksel olarak fener alayları düzenlenir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmiştir.

Osmanlı Devleti, hüküm sürdüğü 624 yılda 36 padişah tarafından yönetilmiştir.

Padişah, şah, kral, hakan, imparator, sultan gibi tek kişiye dayalı yönetim sistemine “mutlakiyet” adı verilmiştir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız, tek bir kişidedir.

Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde ülkeyi yöneten kişiye yardımcı olması için meclis kurulurdu. Meclis üyeleri halkın isteklerini yöneticiye duyurur, yasatasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları yönetici tarafından benimsendiğindeyasalaşırdı. Bu yönetim biçimi ise “meşrutiyet”tir. Meşrutiyette meclisin yetkileri sembolik düzeyde olabileceği gibi bir cumhuriyetteki kadar geniş de olabilir. Osmanlı Devleti’nde 1876 ve 1908 yıllarında olmak üzere iki kez meşrutiyet ilan edilmiştir.

İkinci Meşrutiyet’in ilanından 6 yıl sonra, 1914’te I. Dünya Savaşı başlamıştır. Dört yıl süren savaş, İttifak Devletleri ile birlikte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yenik sayılmasıyla sonuçlanmış ve Osmanlı toprakları İngiltere, Yunanistan, Fransa, İtalya gibi devletler tarafından işgal edilmeye başlamıştır.

 Cumhuriyetin ilanı

Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Osmanlı hükümeti tarafından, bölgede düzeni sağlaması için devletinin bir gemisi ile Samsun’a gönderilmiştir. Ülkenin çoğu ilinde kongreler düzenlemiş ve “Tek bir egemenlik var, o da milli egemenliktir. Milletin egemenliğini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” ilkesiyle, yurdun her tarafından gelen ulus temsilcilerini 23 Nisan 1920 günü Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde toplamıştır. Meclis Mustafa Kemal Paşa’yı ’Meclis Başkanı’ seçmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi, Türk Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır. Halk ve düzenli ordular düşman kuvvetlerine karşı savaş vermiş, omuz omuza mücadele etmiştir.

Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından TBMM 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırmıştır. Padişah Vahdettin, ’vatan haini’ ilan edilmiş ve yurdu terk etmiştir.

24 Temmuz 1923 günü İsviçre’nin Lozan şehrindeki Lozan Üniversitesi’nde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileri ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri Lozan Barış Antlaşması’nı imzalamıştır. Bu antlaşma ile yeni bir devletin temelleri atılmış fakat devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemiştir.

İkinci dönem Büyük Millet Meclisi, 11 Ağustos’ta ilk toplantısını yapmıştır ve 13 Ekim’de Ankara, başkent ilan edilmiştir. Bu dönemde Atatürk, egemenliğin ulusa dayandığı bir sistem olan cumhuriyet yönetiminin ilanı için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. Atatürk 28 Ekim akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırmış ve “Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz,” demiştir.

29 Ekim günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan “Cumhuriyet” önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne vermiştir. Meclis önergeyi kabul etmiştir ve böylece Türkiye Devleti’nin yeni yönetimi biçimi Cumhuriyet, yeni ismi “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak belirlenmiştir. Atatürk, kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Halk da cumhuriyetin ilanını sevinç ve coşku ile karşılamıştır.

Cumhuriyette, Atatürk’ün de söylediği gibi, egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus, kendini yönetme yetkisini, kendilerine temsil eden milletvekilleri aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde, yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler, yasaları tasarlar ve yöneticileri ulus adına denetler. Ulus, seçimle yöneticileri seçebilir.

 Bayram kabul edilmesi

29 Ekim 1923’te TBMM, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)’nda yaptığı değişiklikle, devletin yönetim biçimini cumhuriyet olarak ilan etmiştir. Aynı gece bu ilan, atılan 101 pare top ile kutlanmıştır. 1924 yılında ise cumhuriyetin ilanı şenliklerle kutlanmıştır.

2 Şubat 1925’te, Hariciye Vekaleti’nce (Dışişleri Bakanlığı) düzenlenen bir kanun teklifinde 29 Ekim’in bayram olması önerilmiştir.[2] Bu teklif Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelenmiş ve 18 Nisan’da karara bağlanmıştır. 19 Nisan’da ise teklif TBMM tarafından kabul edilmiştir. 628 sayılı bu kanun ile 29 Ekim, 1925’ten itibaren ülke içinde ve dış temsilciliklerde bayram olarak kutlanmaya başlamıştır

 

29 Ekim 2013/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2013/10/cumhuriyet-bayramı-2013.jpg 377 841 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2013-10-29 01:25:012013-10-29 01:31:00Cumhuriyet Bayramı Google’un Doodle’ı
Sanat Haberleri

Akbank Sanat Uluslararası Küratör yarışması sonuçlandı

Genç küratörlere destek vermek, güncel sanat alanında yeni projeleri teşvik etmek ve küratöryal çalışmalara olan ilgiyi arttırmak için gerçekleştirilen Akbank Sanat Uluslararası Küratör Yarışması 2012’yi Meksika’lı Alejandra Labastida kazandı.
Bu yıl ilk kez düzenlenen yarışmaya; Belçika, Bulgaristan, Finlandiya, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Polonya, Portekiz, Romanya, İskoçya, Sırbistan, İspanya, İsveç, İsviçre, Hollanda, Birleşik Krallık, Türkiye, Mısır, Fas, Senegal, İran, Rusya, Ukrayna, Avustralya, Yeni Zellanda, Brezilya, Guatemala Cumhuriyeti, Meksika, ABD, Kanada, Singapur, Tayvan ve Japonya gibi ülkelerden 100’ü aşkın küratör başvurdu.Kudüs Al-Ma’mal Güncel Sanat Vakfı Direktörü ve Darat Al Funun, Khalid Shoman Vakfı Sanat Direktörü Jack Persekian, CCA Glasgow Direktörü ve Glasgow School of Art Öğretim Görevlisi Francis McKee ve küratör Başak Şenova’dan oluşan yarışma jürisi tarafından yapılan değerlendirme sonucu, Alejandra Labastida birinciliğe layık görüldü.Alejandra Labastida’nın sunduğu sergi önerisinin kavramsal çerçevesinde yer alan fikirleri son derece zengin bulan jüri, projeyi öne çıkaran kavramların; kendine mal etme, olaylara atıfta bulunma, tarihsel parçalar ve olayları yorumlama olduğunu belirttu.Alejandra Labastida’nın yarışmada birincilik kazanan sergisi; 19 Şubat – 27 Nisan 2013 tarihleri arasında Akbank Sanat’da gerçekleştirilecek. Sergi kapsamında performanslar, konferanslar ve gösterimler düzenlenecek.

Alejandra Labastida 


Alejandra Labastida (Meksika, 1979) Iberoamericana Üniversitesi Tarih Bölümü mezunudur. Estetik, sanat kuramı ve felsefe konularındaki eğitimine devam ederken küratöryel araştırma ve çalışmaları, sanat ve siyasetin kesişme noktaları üzerine odaklanmaktadır. 54. Venedik Bienali’nde (2011) Meksika Pavyonu’nun asistan küratörlüğünü yapmıştır. 7. Berlin Bienali’nde (2012) “İhtiyaç Zamanlarında Küratörlük” başlıklı Küratöryel Çalıştay’a katılmıştır. Halen, 2008 yılından bu yana Küratörlük Bölümü’nde çalışmakta olduğu Meksika MUAC’ta (Üniversite Güncel Sanat Müzesi) Yardımcı Küratör olarak görev almaktadır. Yakın zamandaki küratöryel projeleri Petit mal, Ergo materia, Arte Povera, For the love of dissent ve A partir de mañana, Todo’yu içermektedir.
Kaynak :[-]
12 Aralık 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/12/akbank-kurator-yarismasi-2012.jpg 611 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-12-12 11:46:382012-12-12 11:50:29Akbank Sanat Uluslararası Küratör yarışması sonuçlandı
Sanat Haberleri

İnsan Hakları Film Günleri başladı !

Festival, 10-12 Aralık’ta 10 ilde eşzamanlı yapılacak

AB Delegasyonu tarafından Türkiye’deki AB Üye Devlet temsilcilikleri ve kültür merkezleri ile işbirliği içerisinde düzenlenen 2012 AB İnsan Hakları Film Günleri 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde başlıyor. Festival, 10-12 Aralık tarihleri arasında Türkiye’nin on ilinde eşzamanlı olarak düzenlenecek.

Film-severler, öğrenciler, insan hakları aktivistleri ile AB ve Türk sineması ile ilgilenen herkes Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Kayseri, Eskişehir, Trabzon, Konya, Gaziantep ve Diyarbakır’da ücretsiz halka açık gösterilecek filmleri izlemeye davetlidir.

Avrupa Birliği, Avrupa’da ve dünya genelinde barış, uzlaşma, demokrasi ve insan haklarının ilerletilmesine yaptığı katkılardan ötürü 2012 Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür. Ödül töreni 10 Aralık tarihinde Oslo’da gerçekleştirilecektir.
Ödül töreni münasebetiyle ve İnsan Hakları Günü’nün (10 Aralık) önemine istinaden 2012 “ABİnsan Hakları Film Günleri” 10–12 Aralık tarihleri arasında düzenlenecektir.
AB Delegasyonu tarafından Türkiye’deki AB Üye Devlet temsilcilikleri ve kültür merkezleri ile işbirliği içerisinde Türkiye genelinde on ilde düzenlenen 3 günlük halka açık Festival kapsamında, AB’ye üye 11 ülkeden 11 film gösterilecektir.
Bizim insan haklarımız, bizim bireysel haklarımız ve bizim insani deneyimimizi konu alan AB filmlerinin gösterileceği Festival, yaşamın tüm kesimlerinden izleyicileri düşündürmeyi, etkilemeyi ve onlara ilham vermeyi amaçlamaktadır. Bunlar millet, cinsiyet, yaş, cinsel tercih ya da etnik kökene bakılmaksızın hepimizi ilgilendiren konulardır.
Burada amaç kimlik, hoşgörü, saygı, haysiyet ve kültürler arası diyalog gibi çeşitli konulara ilişkin farkındalığın yaratılması ve basmakalıp düşüncülere meydan okunması için en iyi AB filmlerinin paylaşılmasıdır.
İyi seyirler!

AB İnsan Hakları Film Günleri Gösterim Programı:

10 Aralık, Pazartesi
12:30 Lotte ve Aytaşının Sırrı, ESTONYA
15:00 Denizdeki Adam, YUNANİSTAN
17:30 Islık Calmak İstersem Calarım, ROMANYA
19:30 Daha İyi Bir Dunyada, DANİMARKA

11 Aralık, Salı
12:30 Lotte ve Aytaşının Sırrı, ESTONYA
15:00 Kano, FRANSA
17:30 Sadece Ruzgar, MACARİSTAN
19:30 Cennetteki Copluk, ALMANYA

12 Aralık, Çarşamba
12:30 Umut Liman, FİNLANDİYA
15:00 Görünmez Adamlar, HOLLANDA
17:30 Adalar, İTALYA
19:30 Kuma, AVUSTURYA

Çocuklara yönelik “Lotte and the Moonstone Secret” dışındaki diğer filmler 15 yaş üstüne hitap etmektedir.. 

Film programları ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz:
www.avrupa.info.tr/hrfilmdays

10 Aralık 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/12/İnsan-Hakları-Film-Günleri-başladı.jpg 245 490 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-12-10 14:16:162012-12-10 14:16:16İnsan Hakları Film Günleri başladı !
Sanat Haberleri

Bosnalı Aida Begic’in “Çocuklar” ( Djeca ) adlı filmi Kahire’de

Mısır’ın başkenti Kahire, ” Kahire Avrupa Film Panoraması ” festivaline ev sahipliği yapıyor

Mısır’ın başkenti Kahire, bu yıl beşincisi düzenlenen, 22 Avrupa ülkesinden 26 film ve 30 animasyon filmi gösteriminin yapılacağı ”Kahire Avrupa Film Panoraması” festivaline ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin de Boşnak yönetmen Aida Begic’in “Çocuklar” (Djeca) adlı filmiyle katılacağı festival 3-9 Ekim tarihlerinde düzenlenecek.

Yapımcı ve aynı zamanda festivalin organizatörü Marianne Khoury ”Çocuklar” filminin Türkiye, Bosna, Almanya ve Fransa ortak yapımı, uzun metrajlı bir film olduğunu söyledi.

Cannes Film Festivali jüri özel ödülü ve Saraybosna Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazanan film, Bosnalı iki yetim çocuğun ahlaki değerlerini yitirmiş bir toplum içerisindeki hayat hikayelerini anlatıyor.

Khoury filmle ilgili yaptığı değerlendirmede “Film Bosnalı Müslümanların savaş sırasında yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Yönetmenin kullandığı gelişmiş ses teknolojileriyle silah ve patlama sesleri en güzel şekilde veriliyor. Bu seslerin çocukların psikolojisine yaptığı etkiler gözler önüne seriliyor” ifadelerine yer verdi.

Türk sinemasının uluslararası bir kaliteye ulaştığını ifade eden Khoury, Türk sinemacılarla birlikte çalışmak ve bu kaliteli filmleri Mısırlı sinemaseverlerle buluşturmak istediklerini söyledi.

İlk olarak 2004 yılında düzenlenen festivalle ulaşılmak istenen hedef konusunda “Mısır izleyicisini Amerikan filmleri dışında farklı kaliteli filmlerle buluşturmayı amaçlıyoruz. Cannes, Berlin ve Toronto gibi uluslararası film festivallerinde ödül kazanmış filmlerle sanatsal zevk düzeyini yükseltmeye çalışıyoruz” dedi.

Festivali düzenleyenlerin, kültürün, toplumun gelişmesi ve yaratıcı fikirlerin ortaya atılmasında çok önemli bir rol oynadığına inandıklarını söyleyen Khoury, “Uluslararası Mısır Filmleri” şirketinin 2004 yılında bu inançla yola çıktığını ifade etti.

Khoury, “Festivalle birlikte Mısır halkı dünya çapında düzenlenen festivallerde ödül almış en yenifilmleri ve belgeselleri izleme olanağı buluyor” dedi.

“Kahire Avrupa Film Panoraması” Ken Loach’ın yönetmenliğini yaptığı ve 2012  Cannes Film Festivali jüri ödülünü kazanan İngiliz yapımı “Meleklerin Payı” (The Angel’s Share) filmi ile açılacak.

Festival süresince gösterilecek filmler arasında Paulo Taviana ve Vittorio Taviana;nın yönettiği “Sezar Ölmeli” (Cesare deve morire) adlı hapishane ve mahkumları anlatan İtalyan filmi de yer alıyor.

Toplam 56 filmin gösteriminin yapılacağı festivale katılacak ülkeler arasında Türkiye, Fransa, Almanya, Hollanda, Bosna, Rusya, Belçika, İsviçre, İspanya, Norveç, İsveç, Romanya ve Polonya yer alıyor.

01 Ekim 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/10/aida_begic.jpg 270 480 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-10-01 13:07:342012-10-01 13:07:34Bosnalı Aida Begic’in “Çocuklar” ( Djeca ) adlı filmi Kahire’de
Sanat Haberleri

İsanbul’dan bir kaç sanat haberi

Reysi Kamhi, 27 Eylül – 24 Ekim tarihleri arasında ikinci kişisel sergisi ‘Tasvirleri Atlıyorum’ ile Pg Art Gallery’de izleyicilerle buluşuyor.

Sanatçı sergisinde kentsel deneyim, kentlerdeki kimi mekânlar ve bu mekânların içlerinde barındırdığı insan ve nesnelerin ilişkisi üzerinden çeşitli tasvirler oluşturuyor. Kamhi, çalışma pratiğinin önemli bir parçası olan, bir mekânın veya deneyimin fotoğraflarının tuvale aktarılması sürecini bu kez de sürdürüyor. ‘Tasvirleri Atlıyorum’, modern şehrin içinde hala yer almayı sürdüren mekânları bir anlamda tasvir ediyor. Sergide sanatçının, avukat Rita Ender’in Agos Gazetesi’nde yayınlanan ‘Kaybolan meslekler’ yazıları için çizdiği eserleri de görme fırsatı bulacağız. Açılış, 27 Eylül akşamı saat 18.30’da gerçekleşecek. Detay: www.pgartgallery.com

Simya Galeri’den haber var!

Simya Galeri, düşünen zihinler ve hobi severler için ekim ayında başlayacak birbirinden ilginç seminerler hazırladı. Farklı disiplinlerden beslenmek, yeni bakış açıları edinmek ya da zamanını sanat, edebiyat ve müzikle interaktif bir ortamda değerlendirmek isteyenler için bu kış doğru adres Simya Galeri.  Önümüzdeki ay, her konunun uzmanı tarafından verilecek etkinlikler için kayıtlar başladı. Sanat Tarihi okumaları (Serap Yüzgüller Arsal); Sanatın Yasak Tarihi (Seda Yavuz); Sanat Konuşmaları (Emre Zeytinoğlu); Karşılaştırmalı Edebiyat (Asuman Kafaoğlu Büke); Takı ve Heykel Atölyesi (Sabrina Fresko); Musica Nuova (Halit Suha Çelikkıran); Arkeoloji ve Anadolu Antik Kentleri (Nezih Başgelen); İspanya’da Sanat (Seda Yavuz); Cazın Farkına Varmak (Seda Binbaşgil) ve Cazın Tadına Varmak (Seda Binbaşgil) başlıklı seminerleri, 2012-2013 kış sezonu boyunca Simya’da takip edebilirsiniz.

Detay :  www.simyagaleri.com

Dünya çocukları ‘Shining Star’ festivalindeydi

Kartal Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen ‘Shining Star II. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Festivali’,  17-23 Eylül tarihleri arasında Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezinde gerçekleşti. Türkiye, İsrail, Bulgaristan, İtalya, İrlanda, İngiltere, Romanya, Rusya, Polonya dâhil on altı ülkenin katılımıyla düzenlenen festivale yaşları 9 ile 23 arasında değişen 40 genç katıldı. Aynı ülkelerden gelen ünlü sanatçı, jüri üyesi ve festival başkanlarının hazır bulunduğu yarışmanın İstanbul festival başkanlığını Tolga Gürdil, jüri başkanlığını Figen Çakmak, halkla ilişkiler koordinatörlüğünü ise Fani Hodora üstlendi. Festival, kendi ülkelerinin bayraklarını tutan çocukların seslendirdiği piyanist Fani Hodora’nın WAFA (Uluslararası Festivaller Organizasyonu) için bestelediği ve sözlerini Figen Çakmak’ın yazdığı ‘For  Wafa’ adlı şarkıyla açıldı. İsrailli şarkıcı Baruch Friedland, jüri üyesi olarak görev alırken konuk sanatçı olarak da sahne aldı. Festivalin bir diğer konuk sanatçısı da Türkiye’den Ediz Bahar oldu.  Bahar performansıyla büyük beğeni kazandı.

Enrique İglesias Ekim’de İstanbul’da

İstanbul yine bir dünya starını ağırlamaya hazırlanıyor. Babası Julio İglesias’ın yolundan yürüyen ve en az onun kadar şöhret olan Enrique İglesias, albümleriyle olduğu kadar, sahip olduğu onlarca Grammy ödülü ile de dikkat çekiyor. Sanatçı, muhteşem sahne şovu ve olağanüstü performansı ile 24 Ekim akşamı UNILIFE organizasyonuyla İstanbul Küçükçiftlik Park’ta sevenleriyle buluşacak. Kaçırmayın! İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nden Verdi’ye selam olsun! 2013, büyük opera bestecisi G. Verdi’nin 200. doğum yılı. İDOB’nin de açılış konserinin temasını oluşturan bu özel konsept, Nabucco operasıyla hayata dönen Verdi’nin; çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerine ait eserlerinden oluşan zengin bir programla 29 Eylül akşamı Aya İrini’de gerçekleşecek. Orkestrayı, İtalyan şef Gianluca Bianchi, koroyu ise Gökçen Koray yönetiyor.  Detay için: www.dobgm.gov.tr

Kaynak :[-]

Sara Baruh – Double Face – İki Yüzlü

Gallery Linart, Tarihler: 28 Eylül 2012 Cuma ~ 15 Ekim 2012 Pazartesi,

Adres: Abdi İpekçi Cad. Gülen Apt. No:24/4 Nişantaşı Şişli İstanbul,    Telefon: 0212 247 47 29 , Web Adresi: www.g-linart.com

Gallery Linart; Sara Baruh’un “Double Face – İki Yüzlü” adını verdiği sergisiyle sanatseverleri ağırlamaya devam ediyor! Eserlerinde dışavurumcu boya kullanımı ve “minimal anlatım” isteği hakim olan Sara Baruh’un; Japon kağıdı üzerine yaptığı çini mürekkebi çalışmaları ve likid asfalt kullandığı tuval üzerindeki “Double Face – İki Yüzlü” sergisi, 15 Ekim 2012 tarihlerine kadar Gallery Linart’ta sanatseverler tarafından görülebilir.

İstanbul’da doğan ve 1980 yılından beri Cenevre’de yaşayan Sara Baruh eğitimini, Atölye Jean-Luc Barbier,Akademi des Beaux-Arts Cenevre ve Ecole Martenot Cenevre’de tamamladı.

Sanatçı resimlerinde bir taraftan dışavurumcu boya kullanımı, diğer taraftan da “minimal anlatım’’ isteğine hakim. “Minimal anlatım”; soyut resim yapan sanatçıların varacakları en üst nokta olarak görülürken, bu aşamadaki eser ise, artık bakılacak olmanın ötesinde, “okunacak” bir eser olarak yorumlanıyor.

Sara Baruh’un “Double Face – İki Yüzlü” adını verdiği yeni sergisi iki kısımdan oluşuyor. Serginin birinci kısmında, sanatçının çok sevdiğini belirttiği, Japon kağıdı üzerine çini mürekkebi çalışmaları yer alırken, ikinci kısımda likit asfalt kullandığı tuval çalışmaları bulunuyor. Sara Baruh çini mürekkebiyle yaptığı çalışmalar için; “Çok ince Japon kağıdı üzerine çalıştığım çini mürekkebi, kağıdın arkasına geçiyor ve arkadan bakıldığında başka şekiller ve imgeler oluşuyor. Buradan yola çıkarak görüyoruz ki hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bakış açısı değiştiği zaman gördüğümüz imaj da değişir. Dolayısıyla eseri izleyen kişi; önyargılarının, düşüncelerinin ve karakterinin sınırlarını çizdiği bakış açısıyla kendi görmek istediğini görür. İzlenilen her objenin anlamı her birey için farklıdır.” diyor.

Baruh; tuval üzerinde likit asfalt kullanarak gerçekleştirdiği çalışmalar için ise yıllanmış, asırlık ağaçların seslenişini aktarmaya çalıştığını vurguluyor. Geçmiş zamana karşı içinde hep nostaljik duygular beslediğini, yaptığı eserlere de yaşanmışlık ve yıpranmışlığın sinmesini istediğini belirten sanatçı, bu yüzden likit asfalt ile yıllanmış ağaçlarıresmediyor.

Açıldığı günden bu güne her zaman birbirinden başarılı sanatçılarla çalışıp, sanatseverleri ilginç eserlerle bir araya getiren Gallery LiNART; Sara Baruh’un “Double Face – İki Yüzlü” isimli sergisi 15 Ekim 2012, Çarşamba gününe kadar sanatseverler tarafından ziyaret edilebilir.

 

29 Eylül 2012/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2012/09/Sara-Baruh.jpg 307 614 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2012-09-29 11:46:112012-09-29 11:52:47İsanbul’dan bir kaç sanat haberi
Page 2 of 3123

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön