Romantik Komedi

Romantik Komedi konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Romantik Komedi konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Romantik Komedi konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Romantik Komedi konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

14. Filmekimi, her yıl olduğu gibi merakla beklenen göz alıcı filmleri bu yıl da izleyiciyle buluşturacak.

2015 film ekimi

 

3-11 Ekim tarihlerinde İstanbul’da yapılacak, ardından Ankara, İzmir, Trabzon, Bursa ve Edirne’yi ziyaret edecek 14. Filmekimi’nin programı açıklandı. Sundance, Berlin, Cannes, Venedik, Toronto gibi saygın festivallerde adından söz ettiren, aralarında Woody Allen, Noah Baumbach, Stephen Frears, Michel Gondry, Todd Haynes, Nanni Moretti, Paolo Sorrentino gibi usta yönetmenlerin son yapıtlarının da olduğu ‘yolunu gözlediğimiz’ 46 film programda.
filmekimi 2015

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından Vodafone FreeZone sponsorluğunda gerçekleştirilecek 14. Filmekimi, her yıl olduğu gibi yolunu gözlediğimiz filmleri sinemaseverlerle buluşturacak.İstanbul ayağı 3-11 Ekim tarihleri arasında yapılacak, ardından Ankara, İzmir, Trabzon, Bursa ve Edirne’yi ziyaret edecek 14. Filmekimi’nde, Sundance, Berlin, Cannes, Venedik, Toronto gibi saygın uluslararası festivallerde adından söz ettiren Woody Allen, Noah Baumbach, Stephen Frears, Michel Gondry, Todd Haynes, Hirokazu Kore-eda, Nanni Moretti, Paolo Sorrentino gibi usta yönetmenlerin son yapıtlarının da aralarında bulunduğu 46 film beyazperdede izlenebilecek. Birkaç gün önce 72. Venedik Film Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan kazanan ‘Uzaktan’ın (Desde Alla) da gösterileceği Filmekimi’nde Can Evrenol’un ‘Baskın’ ve Ben Hopkins’in Hasret filmlerinin Türkiye prömiyerleri yapılacak.

FİLMEKİMİ PROGRAMINDA NELER VAR?
Mantıksız Adam / Irrational Man / Woody Allen
Başrollerini Emma Stone, Joaquin Phoenix ve Parker Posey’nin paylaştığı Woody Allen’ın son filmi Mantıksız Adam / Irrational Man’in merkezinde yaşama arzusunu yeniden kazanmak isteyen felsefe profesörü Abe Lucas var. Hayatta ne zevk ne de bir anlam bulamayan Abe, duygusal açıdan dibe vurmuştur. Ders vermeye başladığı küçük bir kasabadaki üniversitede iki kadınla yakınlaşır: Mutsuz evliliğinde debelenen öğretim üyesi Rita ile en iyi öğrencisi Jill. Talihin bir oyunuyla Abe öyle bir karar vermek zorunda kalır ki tüm dengeleri ve ilişkileri alt üst olur. Mantıksız Adam ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nde yaptı.

Dheepan / Jacques Audiard
Cannes’ın en büyük ödülü Altın Palmiye’yi kazanan Pas ve Kemik ile Yeraltı Peygamberi filmleriyle tanıdığımız Jacques Audiard’ın son filmi Dheepan Paris’te Sri Lankalı üç mülteci üzerinden tüm dünyadaki sığınmacıların çektiği zorlukları ele alıyor. Filme adını veren Dheepan’ı 1980’lerde Tamil Kaplanları’nda çocuk asker olan romancı Antonythasan Jesuthasan canlandırıyor. Sri Lanka’da sona eren iç savaştan kaçabilmek için Dheepan, bir kadın ve bir kız çocuğuyla bir aileymiş gibi davranarak mülteci olarak Fransa’ya gider. Paris dışında bir toplu konuta yerleştirilen üçlü, bir yandan göçmen olarak kültür çatışmasını aşmaya çalışırken bir yandan da gündelik şiddetle ve “ailevi” meselelerle uğraşmak zorunda kalacaktır.

Bayan Amerika / Mistress America / Noah Baumbach
Bu yılki İstanbul Film Festivali’nin en çok izlenen filmlerinden While We Are Young’dan sonra bağımsız yönetmen Noah Baumbach, Frances Ha’nın hem başrol oyuncusu hem de ortak senaristi Greta Gerwig ile birlikte Bayan Amerika’yı yarattı. Başrollerinde Greta Gerwig, Loka Kirke, Heather Lind’in yer aldığı film, efsane bir şehir komedisi olmayı vaat ediyor. İlk gösterimini Sundance’te gerçekleştiren Bayan Amerika, Baumbach’ın en eğlenceli filmi olarak görülüyor. Baumbach ve Gerwig işbirliğiyle ortaya çıkan hınzır senaryosu ve sivri diyaloglarıyla dikkat çeken film, kendi halinde, henüz New York’un ışıltılı hayatına girememiş Tracy ile şehri çok iyi bilen ve maceracı bir kız olan Brooke’un ilişkisini anlatıyor.

İnsanın Değeri / The Measure of a Man / Stephane Brize
Cannes Film Festivali’nde Vincent Lindon’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran İnsanın Değeri / The Measure of a Man, işçi sınıfının sosyolojik yapısını anlatan sosyal gerçekçi dram. Yönetmenliğini Stephane Brize’nin yaptığı film, birden bildiği tüm ahlaki değerlere karşı durmak zorunda kalan bir fabrika işçisinin hikâyesini anlatırken “aslında, insanın değeri nedir?”i sorguluyor. Dardenne Biraderler’i anımsatan açık bir kapitalizm eleştirisi yapan film, özellikle başrolündeki Vincent Lindon’un performansıyla büyük övgü aldı.

Ixcanul / Ixcanul Volcano / Jayro Bustamante
Jayro Bustamante’nin ilk uzun metrajlı filmi olan Ixcanul Guatemala’da gerçek ve aktif bir volkanın eteklerinde çekildi. Kaqchikel Mayaları’ndan, ailesiyle birlikte bir kahve plantasyonunda yaşayan 17 yaşındaki Maria’nın ekseninde gelişen öyküsüyle izleyiciyi, şu ana kadar yılda en fazla 6 film çekilebilmiş Guatemala’dan gelen; gerçek bir karakterin yaşadıklarına dayanan etkileyici ve alışılmışın dışında bir kadın öyküsü. İzleyiciyi Maya kültürü ve gelenekleriyle tanıştıran Ixcanul’un başrollerinde Maria Mercedes Coroy ve Maria Telon var. Film, 2015 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülüne layık görüldü, Guadalajara’da ise En İyi Latin Amerika Filmi seçildi.

Life / Anton Corbijn
Fotoğrafçı ve yönetmen olan Anton Corbijn’ın son filmi Life, Hollywood efsanesi James Dean ile Magnum fotoğrafçılarından Dennis Stock’un, Dean henüz dünya çapında bir yıldız olmadan, 1955 yılındaki yakın arkadaşlığının hikâyesini anlatıyor. Stock, bu başına buyruk, çılgın, neşeli ve yaramaz yeni aktörün fotoğra?arını çekmek için LIFE dergisini ikna eder. İkili, Los Angeles’tan New York’a oradan da Dean’in Indiana’daki aile çiftliğine doğru, kıtayı boydan boya geçen bir fotoğraf gezisine çıkar. Stock’un hayatını değiştirecek bu geziden geriye çağımızın en unutulmaz fotoğra?arı kalacaktır. Berlin Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan Life’ın müzikleri ise geçtiğimiz Aralık ayında Salon’da konser veren Owen Pallett tarafından bestelendi.

Lolo / Julie Delpy
Paris’te İki Gün, New York’ta İki Gün ve Skylab ile sevdiğimiz, en Amerikalı Fransız yönetmen Julie Delpy, başrollerini Dany Boon, Vincent Lacoste ve Karın Viard ile paylaştığı bu romantik komediyle beyazperdeye dönüyor. Lolo, dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nin Venedik Günleri bölümünün ardından Toronto Film Festivali’nde de gösterilecek. Filme adını veren Lolo, annesini aşırı sahiplenen ve bu yüzden de annesinin yeni sevgilisine zorluk çıkartan ergen bir genç.

En Güzel Günlerim / My Golden Days / Arnaud Desplechin
A Christmas Tale ve My Sex Life or How I Got Into an Argument gibi duygusal filmlerin yönetmeni Fransız Arnaud Desplechin’in senaryosunu da kendi yazdığı yeni filmi En Güzel Günlerim / My Golden Days, ergenlik çağındaki gençlerin romantik hikâyesini anlatıyor. Cannes Film Festivali Eleştirmenler Haftasında En İyi Senaryo ödülü alan, Quentin Dolmaire, Lou Roy-Lecollinet gibi isimlerin oyunculuğu ile En Güzel Günlerim hem dokunaklı bir büyüme hikâyesi, hem de sıcacık, hayat dolu, hüzünlü ve nüktedan bir ilk aşk hikâyesi anlatıyor.

The Witch / Robert Eggers
The Witch ile Sundance Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü alan Robert Eggers, insanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden, New England’daki cadı avlarından esinleniyor. Hıristiyan inançlarına sıkı sıkıya bağlı William ve Katherine, beş çocuğuyla birlikte, geçit vermez bir ormanın yamacında yaşamlarını sürdürmektedir. Yeni doğan oğulları sırra kadem basıp bir de ekinleri solunca, aile batıl inançlar ile kendi korku ve kaygılarının esiri olur. Başrollerini Anya Taylor Joy, Ralph Ineson’ın paylaştığı ve Sundance’in en ürkütücü filmi olarak övülen The Witch, korku ve endişenin işlendiği, etkileyici bir yapıt. 1922 yılında çekilen ünlü korku filmi Nosferatu’nun yeniden çevrimini Robert Eggers’ın üstleneceği de açıklandı.

Baskın / Can Evrenol
Baskın, beş polisin gece devriyesi sırasında gelen bir yardım çağrısı üzerine destek için gittikleri terk edilmiş tarihi bir Osmanlı karakolunda başlarına gelenleri konu eden bir geceyarısı filmi. Dünya prömiyerini bu ay Toronto Film Festivali’nin “Midnight Madness” seçkisi kapsamında gerçekleştiren Baskın, Can Evrenol’un aynı adlı ödüllü kısa filminden uyarlandı. Baskın’ın Türkiye prömiyeri, Filmekimi’nde yapılıyor.

Kronik / Chronic / Michel Franco
Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun senaristliğini de üstlendiği Kronik, izleyiciyle ilk kez buluştuğu Cannes Film Festivali’nden En İyi Senaryo ödülüyle ayrıldı. Filmin başrollerinde, Reservoir Dogs, Pulp Fiction gibi filmlerde rol alan benzersiz oyuncu Tim Roth, 5 sezondur devam eden Grimm’den hatırlayacağımız Bitsie Tulloch ve ilk kez 2008 yılında Kara Şövalye’de ‘Joker’s Thug’ olarak izlediğimiz David Dastmalchian yer alıyor. Kronik, Tim Roth’un canlandırdığı, bir bakımevinde ölüm döşeğindeki hastalarla ilgilenen bir erkek hemşirenin portresini çiziyor. Sakince akan bu keskin dram, Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun 2012’de Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünün galibi olan ve İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen Lucia’dan Sonra filminden sonraki çalışması.

Son Efsane / The Program / Stephen Frears
Gazeteci David Walsh’ın Seven Deadly Sins kitabından uyarlanan Son Efsane / The Program’ın yönetmen koltuğunda Stephen Frears oturuyor. Ünlü bisikletçi Lance Armstong’un hayatının beyazperdeye aktarıldığı filmde Armstrong’un hakkında çıkan doping haberlerinin ardından 7 kez kazandığı Tour de France şampiyonluklarının elinden alınması ve spordan men edilmesine kadar devam eden tartışmalı süreçleri konu edilmiş. Başrollerini Ben Foster ve Chris O’Dowd’ın paylaştığı Son Efsane kadrosunda Dustin Hoffman, Guillaume Canet ve Jesse Plemons gibi isimler de yer alıyor. Son Efsane, ilk gösterimini bu ay Toronto Film Festivali’nde yapıyor.

Ex Machina / Alex Garland
Never Let Me Go, Gün Işığı, 28 Gün Sonra filmlerinin senaryolarına imza atan, The Beach / Kumsal, Tesseract / Hiper Küp romanlarının yazarı Alex Garland bu kez Ex Machina’da hem yönetmen hem de senarist olarak karşımıza çıkıyor. Yılın en merakla beklenen filmlerinden Ex Machina, “insanlık sonrası fütüristik şok filmi” ve “vizyoner bir bilimkurgu” olarak şimdiden kült filmler arasına girdi. Filmin başrollerinde Oscar Isaac, Domhnall Gleeson ve Alicia Vikander yer alıyor. Yapay zekâ ürünü bir “kadın robot deneyi”ni test eden bilim adamlarının hikâyesini anlatan Ex Machina, çağdaş bir Frankenstein yorumu olarak tanımlanıyor. Müziklerini Ben Salisbury ile Portishead kurucularından Geoff Barrow’un bestelediği filmin ilham kaynakları arasında 2001: A Space Odyssey / 2001: Uzay Macerası (Stanley Kubrick) ile Altered States / Gerçeğin Ötesinde (Ken Russell) yer alıyor.

Bir Varmış Bir Yokmuş / Tale of Tales / Matteo Garrone

Tale-of-Tales

 

İlk gösterimini Cannes’da gerçekleşen, epik bir sinema vizyonuyla Ortaçağ Napoli’si hikâyelerinden esinlenen Bir Varmış Bir Yokmuş / Tale of Tales’in başrollerinde Salma Hayek ve Vincent Cassel yer alıyor. Kendisini çok seven kocasını feda etmeye hazır bir Kraliçe’nin savaşımından, bir Kral’ı baştan çıkarmaya çalışan iki gizemli kız kardeşe, dev bir pireyle uğraşırken kızının kalbini kıran başka bir Kral’a, güzellikle groteski katıştıran bu hikâyeler gotik bir hayal dünyasını çarpıcı ve benzersiz bir şekilde beyazperdeye taşıyor.

Marguerite / Xavier Giannoli
Eylül ayında Venedik Film Festivali’nde ilk gösterimini yapan Marguerite, Fransız yönetmen Xavier Giannoli’nin son filmi. detone soprano Florence Foster Jenkins’in hikayesinden esinlenen film 1921 yılının Paris’inde geçiyor. Marguerite Dumont’un şatosundaki bir partide, müthiş bir hevesle arya söyleyen Marguerite Marguerite o kadar detone ve kendi durumundan o kadar bihaber ki, dinleyiciler gülmemek için kendilerini zor tutuyorlar. Kışkırtıcı bir gazeteci son performansı hakkında övgü dolu bir yazı yazınca Marguerite de büyük bir resital vermeye ikna oluyor. Filmin oyuncuları arasında Catherine Frot, Andre Marco, Michel Fau ve Christa Theret var.

Ben, Earl & Ölen Kız / Me and Earl and the Dying Girl / Alfonso Gomez
Amerikalı yazar Jesse Andrews’ın aynı adlı romanından uyarlanan, yönetmen koltuğunda Glee ve American Horror Story gibi başarılı dizilerde yönetmen olarak karşımıza çıkan Alfonso Gomez’in olduğu Ben, Earl & Ölen Kız’ın oyuncu kadrosunda Bates Motel’den tanıdığımız Olivia Cooke, Thomas Mann ve RJ Cyler yer alıyor. Sundance Film Festivali’nden, Jüri Büyük Ödülü ve İzleyici Ödülü ile dönen film, lise son sınıfta olan ve okulunu huzurla bitirmek uğruna kimseyle yakınlaşmamayı tercih eden Greg’in kanser hastası sınıf arkadaşı Rachel’a yardımcı olmasıyla birlikte gerçek dostluğu keşfetmesini konu alıyor. Film, Rolling Stone dergisi tarafından şimdiden 2015 yılının en iyi 7 filmi arasında gösteriliyor.

Microbe & Gasoline / Michel Gondry
Michel Gondry’nin Versailles’da geçirdiği çocukluk günlerinden esinlendiği Microbe & Gasoline, geçen Filmekimi’nde de gösterilen Biz ve Ben’deki gibi ergenlerin dünyasına dalan tatlı bir fantezi, ev yapımı bir karavanla Fransız taşrasını kat eden iki ergenin büyüme hikâyesi. Uyumsuz liseliler Mikrop ile Gazolin yakın arkadaş olurlar. Okul bitip yaz tatili başladığında ilk işleri derme çatma bir “tekerlekli ev” inşa edip kendilerini yollara vurmak olur. Elbette yolda hem tuhaf tiplerle karşılaşır hem de ilginç maceralar yaşarlar.

İnatçılar / Rams / Grimur Hakonarson
40 yıldır birbiriyle konuşmayan, hayvancılık yapan iki kardeş, Gummi ve Kiddi’nin koyunlarını kurtarmak amacıyla bir araya geldiği bu film, dokunaklı, insancıl ve kuzeyli mizahını esirgemeyen bir dram. İzlandalı yönetmen Grimur Hakonarson’un kendi ülkesinde yaptığı doğa çekimleriyle birleşen belgesel tadındaki İnatçılar, 2015 Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış ödülüne layık görüldü. Başrollerini Sigurður Sigurjónsson ve Theodór Júlíusson’ın paylaştığı İnatçılar İzlanda’nın Oscar adayı.

Carol / Todd Haynes
Suç ve gerilim romanlarının usta yazarı Patricia Highsmith’in kendi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı 1952 tarihli romanı, 11 yıllık bir yapım sürecinden sonra beyazperdede. Amerika’da insan ilişkilerinin karanlık yüzüne bakan yönetmen Todd Haynes, şahane kadrosu ve olağanüstü sanat tasarımıyla yılın bu en çok övülen filminde 1950’lerin New York’unda iki kadının yasak aşkını anlatıyor. 2015 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday olan, En İyi Kadın Oyuncu (R. Mara) ve Kuir Palmiye ödülleri kazanan filmin başrollerinde Cate Blanchett ve Rooney Mara yer alıyor.

Hasret / Yearning / Ben Hopkins
Yönetmen Ben Hopkins’in filmi Hasret / Yearning, İstanbul’a film çekmeye gelen küçük bir çekim ekibinin hikâyesini anlatıyor. Yönetmen Hopkins, günden karanlığa, yaşayan şehirden geçmişin şehrine doğru geçerken İstanbul’un birçok yönüne değiniyor. Hasret / Yearning, eski mahallelerin yıkılması ve yenilenmesi, göçmen işçiler, hükümete karşı direniş, şehirde yaşayan çok çeşitli dinler ve topluluklar, İstanbul’un tuhaf derecede melankolik özüne değiniyor.

Emanet / Coin Locker Girl / Han Jun-Hee
Han Jun-Hee’nin ilk yönetmenlik denemesi olan Emanet, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası bölümünde yaptı. Metro istasyonunda terk edilen bir bebeğin bir mafya örgütünün lideri olan kadın tarafından sahiplenilmesini ve kızın yıllar sonra kadının otoritesini ve yetiştirilişini sorgulamasını konu alan bu sert film Kore’de Bucheon Film Festivali ile İtalya’da Griffoni Film Festivali’nde ödüller kazandı.

Umudun Tarifi / An / Naomi Kawase
Geçen yıl Filmekimi’nde gösterilen Dingin Sular filmiyle hatırladığımız Japon yönetmen Naomi Kawase’nin yeni filmi Umudun Tarifi’nin çekimleri Japonya, Fransa, Almanya olmak üzere üç farklı ülkede yapıldı. Küçük bir fırın mutfağında “an” adı verilen fasulye ezmesinin Tokue adında yaşlı bir kadın tarafından yapılmasıyla başlayan bu hikâye, gün geçtikçe fırının sahibi Senataro ile Tokue arasında farklı dostluklara ve geçmişe yapılan yolcuklara kapısını aralıyor. 2015 Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünün açılışını yapan Umudun Tarifi, sunduğu eşsiz görüntüler ile izleyicilere farklı bir atmosfer yaşatıyor.

Küçük Kız Kardeşim / Our Little Sister / Hirokazu Kore-eda
Çağdaş Japon sinemasının ustası Kore-eda’nın son filmi Küçük Kız Kardeşim, Yoshida Akimi’nin aynı adlı çoksatar çizgi romanından uyarlanmış. Büyükannelerine ait bir evde oturan üç yetişkin kız kardeş, yıllardır görmedikleri babalarının cenazesinde onlu yaşlarındaki utangaç üvey kız kardeşleri Suzu’yla tanışırlar. Kızı çok sevip yanların alan kızkardeşler, ailelerine yeni katılan bu kızla gitgide yakınlaşırlar. Klasik Japon tarzını benimseyen bu sakin ve dokunaklı aile dramı, Cannes’da Altın Palmiye için yarışmıştı.

The Lobster / Yorgos Lanthimos
Köpek Dişi, Attenberg ve Alpler’de toplumsal kodları yıkarken izleyicinin aklını karıştıran Yunanlı yönetmen Yorgos Lanthimos’un ülkesi dışında çektiği ilk filmi The Lobster, sinemaseverleri distopik bir geleceğe götürüyor. Hollywood’un en parlak yıldızlarından Colin Farrell, Rachel Weisz, Ben Whishaw, Olivia Colman’ı oyuncu kadrosuna dahil eden The Lobster, dünya prömiyerini yaptığı Cannes Festivali’nden Jüri Ödülü ve Kuir Palmiye Özel Mansiyonu ile döndü. Film, bekâr olmanın yasadışı olduğu ve bu suçu işleyenlerin seçtikleri bir hayvana dönüştürüldüğü tuhaf, gerçeküstü, sıra dışı bir dünyada geçiyor.

El Club / The Club / Pablo Larrain
Berlin’de Büyük Jüri Ödülü alan El Club’un yönetmen koltuğunda Pablo Larrain oturuyor. Oscar’lı No, Altın Lale’li Tony Manero ve Post Mortem filmlerinden tanıdığımız Larrain, bu filmde Katolik Kilisesi’ne sert bir eleştiri yöneltiyor. Filmin başrolünde, Larrain’in önceki filmlerinde de birlikte çalıştığı Alfredo Castro rol alıyor. El Club, Şili’de bir sahil kasabasında işledikleri suçlar yüzünden Kilise’den uzaklaştırılmış bir grup rahibin günahlarıyla yüzleşmesini, karanlık bir atmosfer ve sakince açılan bir hikâye örgüsüyle anlatıyor. Çoğu eleştirmenin özellikle oyunculuk performanslarını övdüğü El Club için Larrain birçok eski kilise yetkilisi ve eski rahiple görüşmeler yapmış.

Mükemmel Bir Gün / A Perfect Day / Fernando León de Aranoa

Perfect_Day

 

Kadrosunda Benicio Del Toro, Tim Robbins, Olga Kurylenko gibi yıldız isimlerin yer aldığı Mükemmel Bir Gün, silahlı çatışmanın sürdüğü bir bölgede, bir su kuyusundan bir cesedi çıkarmaya çalışan insani yardım işçilerini konu eder. Savaşın ortasında kalan işçiler için, kobay fareler gibi çıkış yoktur sanki. Belirsizlik içinde tehlikenin tam ortasındaki işçiler, savaş içinde savaş yaşarlar: Mizah, dram, tehlike, umut… İlk kez Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterilen Mükemmel Bir Gün için yönetmen León de Aranoa şöyle diyor: “Bu filmin kaybedecek, durup düşünecek hiç vakti yok. Müzik olsaydı punk rock olurdu.”

Sakin Batı / Slow West / John Maclean
Sundance Film Festivali’nden Jüri Büyük Ödülü’yle dönen Sakin Batı’nın yönetmen koltuğunda, indie rock grubu Beta Band müzisyenlerinden John Maclean oturuyor. 19. Yüzyılın sonlarında, Vahşi Batı’da geçen filmde, sevdiği kadının peşinden Amerika’ya seyahat eden aristokrat bir İskoç ailesinin 16 yaşındaki genç oğulları, bölgenin zorlu şartlarında ona eşlik etmesi için gizemli ve güçlü bir gezginle anlaşır. Filmde, Hunger / Açlık, Shame / Utanç, X-Men ve Soysuzlar Çetesi’nden tanıdığımız çok yönlü oyuncu Michael Fassbender, genç yetenek Kodi Smith-McPhee ve Kara Şövalye Yükseliyor’dan hatırladığımız Ben Mendelsohn yer alıyor.

Knight of Cups / Terrence Malik

Terrence Malick’in Tree of Life / Hayat Ağacı ve To the Wonder / Aşkın İzleri’nin ardından çektiği Knight of Cups’ın ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nde ana yarışmada yapıldı. Oyuncu kadrosunda Hollywood yıldızları Christian Bale, Cate Blanchett, Natalie Portman, Freida Pinto, Imogen Poots, Antonio Banderas’ın yer aldığı filmin ana karakteri Rick, Los Angeles’ta yaşayan, etrafında olup bitene anlam vermeye çalışan bir senaryo yazarıdır. Knight of Cups, kendini sisteme kaptırmış umutsuz bir adamın hikâyesini, nasıl ayartıldığını, şöhretini ve aşırılığı anlatıyor.

Güneş Tepedeyken / The High Sun / Dalibor Matanic
Yönetmen Dalibor Matanic’e Cannes’da Jüri Ödülü kazandıran ve Hırvatistan’ın Oscar adayı olan Güneş Tepedeyken, Yugoslavya iç savaşının üç ardışık döneminde aynı oyuncuların farklı karakterleri canlandırdığı üç imkânsız aşk hikâyesini anlatıyor. Farklı etnik kökenler ve savaşın birbirine yabancılaştırdığı karakterlerin öyküsü, 20 yıllık karşılıklı öfkenin ve geride bıraktığı izlerin bir özeti niteliğinde. Güneş Tepedeyken yakın tarihin belki de en karmaşık kimlik arayışının sınırlarını çiziyor.

Paulina / La Patota / Santiago Mitre
Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası bölümünde Büyük Ödül’e layık görülen Paulina’nın yönetmen koltuğunda Arjantinli yönetmen Santiago Mitre oturuyor. Aldığı ödülün yanı sıra bu yıl Cannes’ın en heyecan verici keşiflerinden olan Paulina, fedakâr ve idealist bir kadın öğretmenin Arjantin’in ücra bir bölgesinde başından geçen olayları anlatan; adalet, dirayet ve fedakârlık kavramlarının sınırlarını yoklayan, cesur bir siyasal gerilim. Paulina’nın oyuncu kadrosunda performansıyla büyük övgü toplayan Dolores Fonzi, Oscar Martinez ve Esteban Lamothe var

Annem / Mia Madre / My Mother / Nanni Moretti
Ferzan Özpetek filmlerinden Cahil Periler, Bir Ömür Yetmez, Şahane Misafir’den hatırladığımız İtalyan oyuncu Margherita Buy ile Amerikalı oyuncu ve yönetmen John Turturro’nun rol aldığı, Cannes’dan Ekümenik Jüri Ödülü’yle dönen Annem / Mia Madre’nin yönetmen koltuğunda ödüllü İtalyan yönetmen Nanni Moretti oturuyor. Film, varoluşsal bir krizin ortasında kalan yönetmen Margherita’nın ölümcül bir hastalıkla uğraşan annesi, huysuz başrol oyuncusu ve ergenlik çağındaki kızıyla baş etmeye çalışmasını izliyor. Nanni Moretti’nin The Guardian’a göre “samimi, hınzır ve akıl çelici” olan bu yarı-otobiyografik filmi, dramla mizahı ustaca harmanlıyor.

Babam / Babai / Visar Morina
Bu yıl Karlovy Vary ve Münih film festivallerinden En İyi Yönetmen ödülü kazanan Visar Morina, Kosova savaşı öncesinde hayatlarını sigara satarak geçindiren bir baba-oğulun hikayesini anlatıyor. Babam, farklı ülkelerde yapılan çekimleri, yönetmen Morina’nın kullandığı sinema dili ve başarılı hikâye anlatımı ile izleyiciden büyük beğeni topluyor. Kosova’nın Oscar adayı film, karmaşık bir düzen içinde aile olmanın önemini vurgulayan bir yapım.

Annemle Geçen Yaz / The Second Mother / Anna Muylaert
Saõ Paulo’da zengin bir evde hizmetçilik yapan Val, mükemmel kanepeler hazırlamaktan evin yeniyetme oğluna dadılık yapmaya kadar, işini son derece ciddiye almaktadır. 13 yıl önce kızını büyükannesi ile bırakıp iş bulmak için Sao Paulo’a gelen Val’in hırslı ve akıllı kızının tekrar hayatına girişiyle evin hassas dengeleri alt-üst olur. İnsanın içini ısıtan Annemle Geçen Yaz, Brezilya’da aile ve sınıf meselelerini yeni, çağdaş ve tempolu bir tarzda ele alıyor. Sundance’te başrollerindeki Regina Casé ve Camila Márdila’ya Jüri Oyunculuk Özel Ödülü kazandıran film, Berlin Panorama bölümünde de İzleyici Ödülü kazanmıştı.

Saul’un Oğlu / Son of Saul / Laszlo Nemes

Cannes’dan Büyük Ödül ve FIPRESCI dahil dört ödülle ayrılan Saul’un Oğlu / Son of Saul, Macar yönetmen Laszlo Nemes’in ilk uzun metraj denemesi. Kısa filmleriyle birçok festivalden ödüle layık görülen Nemes, ilk uzun metrajlı filminde izleyiciyi 1944 yılına, Auschwitz imha kampına götürüyor. Kampta Nazilerle işbirliği yapmaya zorlanan Yahudi mahkûmlardan Saul’un görevi, cesetleri yakmaktır. Bir gün, temizlediği imha fırınında, bir oğlan çocuğunun cesedini görür. O an olanaksız bir ödev üstlenir: Çocuğun cesedini yakılmaktan kurtaracak ve usulünce toprağa verecektir. Başrollerinde Geza Röhrig, Levente Molnar, Urs Rechen’in bulunduğu Saul’un Oğlu, Macaristan’ın 2016 Oscar adayı olarak açıklandı. Saul Ausländer rolünde ilk kez kamera önüne geçen Geza Röhrig, Macar bir yazar ve şair. 35 mm çekilen ve Cannes’da 35 mm kopyasından gösterilen Son of Saul kötülük kavramını benzersiz bir bakış açısıyla sorguluyor.

Aşk Vadisi / Valley of Love / Guillaume Nicloux
Fransa’nın en ünlü ve önemli oyuncularından Isabelle Huppert ile Gérard Depardieu, romancı, yönetmen ve oyuncu Guillaume Nicloux’nun son filminde 35 yıl sonra ilk kez yeniden bir araya geliyor. Huppert ve Dépardieu, kendi adlarını taşıyan, yıllar önce birbirlerinden ayrılmış, çok ünlü bir oyuncu çifti canlandırıyorlar. Filmde, intihar eden oğulları Michael’dan bir mektup alınca yıllar sonra yeniden buluşmayı kabul eden bu acılı çiftin hikâyesi anlatılıyor. Olağanüstü görselliğiyle dikkatleri çeken Aşk Vadisi, bu yıl Cannes’da dünya prömiyerini yaptı ve büyük ilgi topladı.

London Road / Rufus Norris
London Road, 2006 yılında Ipswich’te beş genç kadının canice öldürüldüğü ‘Suffolk Canisi’ cinayetlerinin yankılarını ve etkilerini ele alıyor. Alecky Blythe, mahalle sakinleriyle (yani bir nevi Küçük Britanya ile) yaklaşık 100 saatlik röportajlar yaptı; 2011’de de röportajda sarfedilen sözleri aynen kullanarak müziklerini Adam Cork’un bestelediği ve yine Rufus Norris tarafından sahneye konan bir müzikale dönüştürdü. Müzikalle aynı adı taşıyan beyazperde uyarlaması da aralarından birinin tutuklanmasıyla kendilerini bu trajik olayların tam merkezinde buluveren sıradan insanların hikâyesini müzikle ve kendi sözleriyle anlatıyor. Film ilk gösterimini San Sebastian ve Toronto ?lm festivallerinde yaptı.

Nahid / Ida Panahandeh
2015 Cannes Film Festivali’nde Gelecek Vaad Eden Film Ödülü’ne layık görülen Ida Panahandeh’in ilk uzun metrajlı filmi İran’daki boşanmış kadınların çocukların velayeti ve hülle nikâhı gibi sorunlarını ele alıyor. Bir yandan da Ortadoğu kültürünü, kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi de yansıtan Nahid, İran toplumundaki güçlü kadınların ortak hikâyesi. İranlı yeni nesil yönetmenlerin ödüllü yapıtlarına yepyeni bu örnek, başrolünde Bir Ayrılık filminden hatırladığımız Sareh Bayart dramatik performansıyla büyük övgü aldı.

Hazine / The Treasure / Corneliu Porumboiu
Bükreş’in Doğusu, Bükreş’e Gece Çöktüğünde ya da Metabolizma, Polis, Sıfat filmlerinin yönetmeni Corneliu Proumboiu’nun alaycı dramlarındaki sıradan kahramanlar, küçük bürokratlar ve Romanya’nın komünist geçmişinin uzun gölgelerini sevenler bu sevimli ve minimalist taşlamadan büyük keyif alacaklar. Hazine’nin ilham kaynağı, filmde Adrian’ı canlandıran Adrian Purcarescu’nun gerçek hazine arama hikâyesi. Romanya’da komünist dönem öncesi arka bahçelerine gömülmüş bir hazineyi bulmak için iki komşunun yaptığı iş birliğini konu alan film, karakterlerin motivasyonlarına karşın olayları ilerleyişinin gösterdiği farklılık ahlak anlayışı, devlet ve bürokrasi gibi birçok etkeni gözler önüne seriyor.

Arjantin / Zonda: Folclore Argentino / Carlos Saura
Kanlı Düğün, Tango, Iberia, Fadolar ve Flamenko, Flamenko gibi müzik ve dans filmlerinde bizi kendine hayran bırakan Carlos Saura, bu kez geleneksel Arjantin müziğinin yüreğini açan bir belgesel sunuyor. Arjantin’in farklı bölgelerinde çekilmiş görüntüler ve ülkenin en iyi müzisyenleri tarafından seslendirilen geleneksel şarkılar sayesinde Arjantin şiirsel, büyüleyici bir nitelik kazanıyor; hem kulaklara hem gözlere hitap ediyor.

Aşka Özgürlük / Freeheld / Peter Sollett

Peter Sollett’in Eylül ayında Toronto Film Festivali’nde prömiyer yapan son filmi Aşka Özgürlük, Laurel Hester ile Stacie Andree’nin gerçek aşk hikâyesiyle eşitlik, adalet ve medeni haklar mücadelesini anlatıyor.. Hem kişisel hem de siyasal bir mücadeleyi ele alan bu dokunaklı cesaret hikayesinin başrollerini Julianne Moore, Ellen Page, Michael Shannon, Steve Carell ve Josh Charles paylaşıyorlar.

Gençlik / Youth / La Giovinezza / Paolo Sorrentino

Youth-la-giovinezza

Paolo Sorrentino’nun, Oscar ödüllü Muhteşem Güzellik filminden sonra çektiği Gençlik, iki eski arkadaşın ilişkileri, gençlik anıları ve hayatlarını gözlerinden geçirmesini anlatıyor. Dünya prömiyerini Cannes’da yapan Gençlik, Sorrentino’nun farklı kamera açıları, çarpık yüzler, stilize görseller ve olağanüstü müzikler geçidiyle izleyiciye nefes kesici bir seyirlik sunuyor. Filmin başrollerini Oscar’lı aktör Michael Caine, 2006’da İstanbul Film Festivali’nde Sinema Onur Ödülü alan Harvey Keitel ve Rachel Weisz paylaşıyor.

Sessiz Çığlık / Louder Than Bombs / Joachim Trier
Tekrar ve Oslo, 31 Ağustos filmleriyle tanıdığımız Joachim Trier’in Cannes’da Altın Palmiye için yarışan son filmi Sessiz Çığlık etkileyici bir psikolojik dram. Üç yıl önce ölen ünlü fotoğrafçı Isabelle’in büyük oğlu Jonah, annesinin anısına düzenlenen bir sergiye katılmak için evine geri döner. Jonah, kardeşi Conrad ve babaları Gene yıllar sonra ilk kez aynı çatı altında zaman geçirecektir. Gene oğullarıyla yeniden yakınlaşmak istese de Isabelle’e karşı besledikleri karmaşık duygular ve farklı anıları durumu zorlaştıracaktır. Senaryosunu Trier ve Eskil Vogt’un ortaklaşa yazdığı Sessiz Çığlık, bir ailenin hayalleri, düş kırıklıkları ve sırlarının portresini çiziyor.

Yeni Ahit / The Brand New Testament / Jaco Van Dormael
Belçikalı oyun yazarı, senarist ve yönetmen Jaco Van Dormael’in 2009 tarihli filmi Bay Hiçkimse’den sonra çektiği ilk film olan bu gerçeküstü komedi, ilk kez Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gösterildi ve büyük beğeni topladı. Yeni Ahit filminin başrolünde Coco Before Channel filminde performans sergileyen Belçikjalı yönetmen, oyuncu ve komedyen Benoît Poelvoorde yer alıyor. Filmde Tanrı’nın Brüksel’de yaşadığı ve on yaşındaki kızı Ea ile arasındaki huzursuzluğun sıra dışı ve eğlenceli hikâyesine tanıklık ediyoruz.

Saltanatın Mezarlığı / Cemetery of Splendour / Apichatpong Weerasethakul
Altın Palmiye ödüllü Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives / Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor filminin yönetmeni ve 7. İstanbul Bienali sanatçılarından Apichatpong Weerasethakul’un yeni filmi Saltanatın Mezarlığı’nda da gerçeklik, fantastik öğeler, rüyalar, hayaletler ve bilinçaltı iç içe geçiyor. Oyuncu kadrosunda yönetmenin daha önce de beraber çalıştığı Jnejira Pongpas ve Banlop Lomnai’nin yer aldığı filmde Khon Kaen’da yaşayan orta yaşlı bir ev kadınının bir klinikte gizemli bir uyku hastalığına kapılan askerlerle ilgilenmesi konu alınıyor. Prömiyerini Cannes’da yapan filmde yönetmen Weerasethakul, yine çocukluk anılarından, ülkesi Tayland’ın acı olaylarla dolu geçmişinden ve ailesinden ilham alıyor.

Darmadağın / Disorder / Maryland / Alice Winocour
Genç Fransız yönetmen ve senarist Alice Winocour’un ikinci filmi Darmadağın, ilk kez Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış bölümünde izleyiciyle buluştu. Bu psikolojik gerilimin başrollerini, Diane Kruger ile bu yıl İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen Çılgın Kalabalıktan Uzak’ta izlediğimiz başarılı oyuncu Matthias Schoenaerts paylaşıyor. Filmde, eski bir paralı asker olan Vincent’ın Lübnanlı bir işadamının eşini ve çocuğunu korumak için işe alınması, Vincent’ın savaş travmasıyla paranoyaya kapılması ve sonrasında gelişen olaylar ele alınıyor. Bütün film, Vincent’ın bakış açısından izleniyor. Yönetmen Alice Winocour, aynı zamanda Deniz Gamze Ergüven’in ödüllü Mustang filminin senaristlerinden. Hitchcockvari bir gerilim olarak övgü toplayan filmde kamera tek bir bakış açısını izliyor. Winocour, filmin ilham kaynakları arasında Antonioni’nin filmleri, The Conversation (Coppola) ve Take Shelter (Jeff Nichols) filmlerini sayıyor.

Uzaktan / Desde Alla / Lozenzo Vigas
72. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan’a layık görülen Uzaktan / Desde Alla Filmekimi programında. 50 yaşındaki bir adamın 17 yaşındaki bir gençle tanıştıktan sonra hayatındaki sonsuza kadar değişen hayatını konu alan film, Guillermo Arriaga’nın hikayesinden uyarlanıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ilk yönetmenlik deneyimine imza atan Lorenzo Vigas bulunuyor. Filmin rollerini ise Alfredo Castro, Luis Silva ve Jericó Montilla paylaşıyor.

Dağlar Uzaklaştığında / Mountains May Depart / Jia Zhang-ke
Çinli yönetmen ve senarist Jia Zhang-ke’nin hem yönetmenliğini yaptığı hem de senaryosunu yazdığı filmi Dağlar Uzaklaştığında, ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nde gerçekleştirdi. Başrollerinde Tao Zhao, Yi Zhang ve Jing Dong Liang’ın olduğu film geçmişten günümüze ve geleceğe uzanıyor. 1999, 2014 ve 2025 yıllarında Çin ve Avustralya’da geçen film, parçalanan bir aile üzerinden kültürel değişim ve tüketici hırsının izlerini sürerek Çin’in ekonomik ve toplumsal dönüşümünü ele alıyor. Dağlar Uzaklaştığında’nın çekimlerine on yıl önce başlandı. Çin’in en önemli çağdaş yönetmenlerinden Jia Zhang-ke’nin bir önceki filmi, “yeni Çin’in” vahşi ve sert bir portresini çizen Günahın Dokunuşu, 2013 Filmekimi’nde gösterilmişti.

BİLETLER 19 EYLÜL CUMARTESİ SABAHI SATIŞTA
İstanbul’da Filmekimi biletleri, 19 Eylül Cumartesi günü 10.30’dan itibaren, Biletix satış noktaları, Biletix internet sitesi (biletix.com), Biletix çağrı merkezi (216 556 98 00) ile Atlas ve Rexx sinemalarında kurulacak gişelerden satın alınabilecek. 24-27 Eylül’de Kurban Bayramı dolayısıyla tüm gişeler kapalı olacak.
Filmekimi’nin Beyoğlu’nda Beyoğlu, Atlas sinemaları, Kadıköy Rexx Sineması’nın yanı sıra Ortaköy’de Feriye Sineması’nda yapılacak İstanbul ayağının biletleri hafta içi gündüz seanslarında (11.00, 13.30, 16.00) sadece 7 TL, hafta sonu gündüz seansları ve tüm 19.00 ve 21.30 seanslarında tam 17, indirimli 12 TL. Tüm 21.30 seansları 17 TL.
Lale Kart üyeleri için ön satış dönemi 16 Eylül’de başlıyor. Siyah ve Beyaz Lale Kart üyeleri 16 Eylül Çarşamba; Kırmızı ve Sarı Lale Kart üyeleri 17 Eylül Perşembe ve 18 Eylül Cuma günlerinde özel indirimlerle biletlerini alabilecek.

BİR BİLET ALANA İKİNCİ BİLET HEDİYE
14. Filmekimi’nin sponsoru Vodafone FreeZone, sinema kampanyasını bu yıl da sürdürecek. Vodafone FreeZone’lu sinemaseverler, Filmekimi’nde bir bilet aldıklarında aynı seans için bir bilet hediye kazanacaklar. Kampanyalı bilet satışları 19 Eylül gününden itibaren Filmekimi ana gişeleri ve biletix.com adresi üzerinden yapılacak. Kampanya koşulları hakkında ayrıntılı bilgi vodafonefreezone.com sitesinde yer alıyor.

TÜRKİYE’Yİ DOLAŞACAK
Filmekimi sadece İstanbul’da değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinde de sinema ruhunu yaşatmaya devam edecek. 2011 yılından bu yana gittiği her şehirde büyük ilgi gören Filmekimi, bu yıl da Ankara, İzmir, Trabzon, Bursa ve Edirne’ye uğrayacak.
Filmekimi Ankara Büyülü Fener Kızılay Sineması’nda 2-4 Ekim’de; İzmir Karaca Sineması’nda 9-12 Ekim’de; Trabzon Atapark Avşar Sinemaları’nda 16-18 Ekim’de; Bursa Cinetech Korupark Sinemaları’nda 23-25 Ekim’de ve Edirne Cinemarine Sinemaları Margi Outlet’te 23-25 Ekim’de gerçekleşecek.

Pazar günü evdesiniz ve Televizyondan sıkıldınız ve farklı bir şeyler izlemek ya da kafanızı dağıtmak istiyorsunuz. Sizi bilemeyiz fakat biz bunu zaman zaman istiyoruz. Bundan yola çıkarak hoşça biraz vakit geçirmeniz ama bunu yaparken çokta uzamasın düşüncesiyle kısa filmlerin ideal olduğunu düşünüyoruz. Buyurun buradan izleyin 🙂 İyi seyirler…

kısa film

10. The Flying Man (Türkçe Altyazılı)

Bir suçlu mu, yoksa bir süper kahraman mı? Aniden ortaya çıkıp şehri birbirine katan bu adamın sırrı ne?

 

Yapım : ABD / 2013

Yönetmen : Marcus Alqueres

Senaryo : Marcus Alqueres (story), Henry Grazinoli

Oyuncular : Nick Smyth, Rick Cordeiro, Justin T. Lee

9. Loop

Bir adam uyandığında gördüklerine anlam vermeye çalışır. Anladığında artık çok geç olacaktır.

8. Inside (Türkçe Altyazılı)

Bir psikopatın zihninin içinde neler olduğunu asla bilemezsiniz.

Yapım : ABD / 2002
Süre : 5 dk
Yönetmen : Trevor Sands
Senaryo : Eric ‘Giz’ Gewirtz, Trevor Sands
Oyuncular : Jeremy Sisto, Reedy Gibbs, Michael Bailey Smith

7. Leave Me (Türkçe Altyazılı)

Eşini yeni kaybetmiş, genç bir adamın içine girdiği dünyaya inanamayacaksınız.

Yapım : ABD / 2009
Yönetmen : Dustin Ballard
Senaryo : Dustin Ballard, Ryan Dunlap
Oyuncular : Ryan Dunlap, Mark Gullickson, Sarah Van Eman

6. KARŞILAŞMA (CONFRONTATION)

İki insanın karşılaştıkları an ve birbirlerinin hayatlarına olan etkilerini tersten anlatmayı seçmiş olan film Sinepark ve Pam Kısa Film Festivali’nden “En İyi Kısa Film”, Yıldız Kısa Film Festivali’nden ise “New York’s Digital Film Academy Yaratıcılık Ödülü” kazanarak başarısını kanıtlamıştır.

Yönetmen : Selcen Ergun
Oyuncular : Saadet Işıl Aksoy, Cem Göknil

5. Quais de Seine (Türkçe Altyazılı)

François ve iki arkadaşı Seine nehri kıyısında oturmuş gelip geçen kızlara laf atarlarken ayağı taşa takılan güzel bir Müslüman kız sendeleyip, düşer. François, arkadaşlarının alay etmesine rağmen kızın hayatından çıkıp gitmesine izin veremeyeceğini fark eder.

Yönetmen : Paul Mayeda Berges
Oyuncular : Cyril Descours, Leïla Bekhti

4. Long Branch (Türkçe Altyazılı)

Yeni tanıştığınız biriyle yatmak için toplu taşıma ile sayısız aktarma yapıp 3 saat yol gider miydiniz? Süper bir romantik komediye hazır olun.

Yapım : Kanada / 2011
Yönetmen : Dane Clark, Linsey Stewart
Senaryo : Dane Clark, Linsey Stewart
Oyuncular : Alex House, Jenny Raven

3. The Last 3 Minutes

Ölüm döşeğindeyken William Turner’in hayatı gözlerinin önünden değil, bir kristalin içinden geçiyor.

Yapım : ABD / 2010
Yazan ve Yöneten : Po Chan
Oyuncular : Harwood Gordon, Eli Jane, Alex Weber

2. Kismet Diner

2013 yılında Cornetto için viral reklam amacıyla çekilen bu kısa film kısa bir süre içinde tüm dünyada büyük etki uyandırdı. Sıcacık bir aşk hikayesine hazır olun.

Yapım : UK / 2013
Yönetmen : Mark Nunneley
Senaryo : Mark Nunneley, Kitty Percy
Oyuncular : Ilinca Rae, Matt Kyle, Jean Paul Dal Monte

1. Picnic (Türkçe Altyazılı)

Bosna savaşının ardından ülkesine dönen Sasa, ailesi ile birlikte çocukken piknik yaptığı yerde piknik yapmak ister. Ancak savaştan sonra hiçbir şey kendi çocukluğundaki gibi değildir.

Yapım : İspanya / 2010
Dil : Boşnakça
Director : Gerardo Herrero Pereda
Writer : Gerardo Herrero Pereda
Stars : Sveta Zhukovska, Nacho Medina, Alejandro Rodríguez

 

Kaynak :[-]

Antalya

sanat duyuru

 

3. Uluslararası Tiyatro Festivali, 19. Liselerarası Ulusal Tiyatro Şenliği ve 15. Uluslararası AkdenizGençlik Şenliği kapsamında çeşitli etkinliklerdüzenleniyor

Türkiye’nin tarihi ve sanatsal dokusunu uluslararasıplatformda paylaşmayı amaçlayan 3. Uluslararası Tiyatro Festivali, Antalya Devlet Tiyatrosu’nun evsahipliğinde devam ediyor.

Festivalin açık hava etkinlikleri kapsamında, yat limanındaki sahnede, İstanbul Devlet Tiyatrosu, 23 Mayıs’ta “Benerci Kendini Niçin Öldürdü-” oyunuyla izleyenlerin karşısına çıkacak.

Haşim İşcan Kültür Merkezi Büyük Salon’da bugün ve yarın Rusya’dan Vakhtangov Tiyatrosu “Vanya Dayı” ile sahne alacak. İstanbul Devlet Tiyatrosu 19 ve 20 Mayıs’ta “Ölüleri Gömün” oyununu sahneleyecek, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun Haldun Dormen imzalı oyunu “Kantocu” 21 ve 22 Mayıs’ta sanatseverlerle buluşacak. Ankara Devlet Tiyatrosu, ünlü çocuk klasiği “Pal Sokağı Çocukları”nı sahneleyecek. Oyun, 23 ve 24 Mayıs’ta çocukların beğenisine sunulacak.

Kültür merkezinin küçük salonunda yarın ve 19 Mayıs’ta KKTC’den Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, Yiğit Sertdemir’in komplo teorisi üzerine kurulu “Ortak Bölenlerin En Büyüğü” isimli komedisiyle sahne alacak. 22 ve 23 Mayıs’ta, Trabzon Devlet Tiyatrosu “Ben Feuarbach” oyununu sahneleyecek.

Romanya Deva’s Art Tiyatrosu, ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun hayatından yola çıkan “Frida” dans gösterisiyle 20 ve 21 Mayıs’ta sanatseverlerle buluşacak.

Kepez Belediyesi Tiyatrosu, yarın “Buzlar Çözülmeden” adlı eseri sahneleyecek. Cemal Fehmi Başkut’un yazdığı, Abdullah Sürekli’nin yönettiği eserde, akıl hastanesinden kaçan bir delinin geldiği kasabada kaymakam sanılmasıyla başlayan trajikomik bir hikaye anlatılıyor.

19 Mayıs’ta Yunus Emre’nin sevgiyi, aşkı ve gerçeği arama öyküsünün anlatıldığı tek kişilik “Yunus Emre Aşk Ateşi” adlı eser izleyiciyle buluşacak. Hüseyin Erdoğan’ın yazdığı ve yönettiği oyunda Yunus Emre, yüzlerce yıl öncesinden bugüne barış mesajını iletecek.

Topluluk, aynı gün Tülin Tümtürk Yılmaz’ın “Ağaç Ev” adlı çocuk oyununu da sahneleyecek.

Eserler, Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde izlenebilecek.

-19. Liselerarası Ulusal Tiyatro Şenliği-

Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosu’nun Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle düzenlediği 19. Liselerarası Ulusal Tiyatro Şenliği sürüyor.

Şenlik kapsamında bugün İstanbul Sabancı 50. Yıl Lisesi “Ölü Ozanlar Derneği”ni, yarın Antalya Hızır Reis Ticaret Meslek Lisesi “Aşkımızın Gemisi Fındık Kabuğu” oyununu sahneleyecek.

Antalya Anadolu Sağlık Meslek Lisesi “Pembe Kadın” adlı oyunuyla 21 Mayıs’ta, Bursa Nilüfer Feriha Uyar Kız Teknik ve Meslek Lisesi “Görünmez” ile 22 Mayıs’ta sahne alacak.

-15. Uluslararası Akdeniz Gençlik Şenliği-

Akdeniz Üniversitesi’nce üniversite yerleşkesi içinde düzenlenen 15. Uluslararası Akdeniz Gençlik Şenliği devam ediyor.

Yurt içi ve dışından 15’er üniversiteden 400’ün üzerinde öğrencinin katıldığı şenlik kapsamında bugün Trakya Üniversitesi Düşünce ve Edebiyat Tiyatro Topluluğu, Atatürk Konferans Salonu’nda “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı”, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Drama ve Müzikal Topluluğu da Olbia Kültür Merkezi’nde “Dede Ben Nerden Bileyim-” oyunlarını sahneleyecek.

Şenlik alanında bu akşam “Duman” grubu konser verecek.

Şenlikte, yarın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Atatürk Konferans Salonu’nda “Gerçek Kurbanın Acısı” adlı oyunu sahneleyecek, akşam Hadise konser verecek.

Şanlıurfa

Şanlıurfa bu hafta 3 konser ile bir tiyatro oyununaev sahipliği yapacak.

Şanlıurfa bu hafta 3 konser ile bir tiyatro oyununa evsahipliği yapacak.

Harran Üniversitesi (HRÜ) geleneksel “Bahar Şenlikleri” kapsamında Osmanbey Yerleşkesi’ndeki şenlik alanında sanatçılar Zeynep Dizdar 17 Mayıs Perşembe günü saat 20.00’de, Mahmut Tuncer 18 Mayıs Cuma günü saat 20.00’da, Feridun Düzağaç ise 20 MayısPazar günü saat 20.00’da birer konser verecek.

Şanlıurfa Belediyesi tiyatro ekibi de 19 Mayıs Cumartesi günü, “Urfa’dan Manzaralar” adlı tiyatro oyununu saat 15.30’da sahneleyecek.

İzmir

İZDSO, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle iki konser verecek

Sanat kurumlarının bu ay itibarıyla 2011-2012 sezonunu kapatmaya hazırlandığı İzmir’de sanatseverleri, Alsancak Şenliğikapsamında ve 19 Mayıs için hazırlanan özel etkinliklerin yer alacağı yoğun bir hafta bekliyor. İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) ve Doğanata Kültür ve Eğitim Vakfı İzmir Özel Fatih Koleji iş birliğiyle 18-19 Mayıs’ta Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde iki konser düzenleniyor.

İZDSO’nun 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı özel konserlerinde şef Burak Tüzün ile Genç Solistler Haftası Dinletisi’nde başarılı bulunan genç solistler görev alıyor. Konsere ayrıca Ali Hoca yönetimindeki İzmir Sanat Korosu eşlik edecek.Sanatseverler, yarın akşamki konserde piyanoda Cem Babacan, kemanda Alkım Berk Önoğlu, fagotta Tuğce Palabıyık ve Oğuzhan Güner’i, 19 Mayıs’taki konserde ise piyanoda Orçun Yıldıran, kemanda Deniz İspir, arpte İdil ve Pınar Sivritepe ile klarnette Onur Ustabaş’ı dinleyecek. İki konser de 20.30’da başlayacak.

İZMİR DEVLET OPERA VE BALESİ

İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), bu akşam Elhamra Sahnesi’nde ”Zorba” balesinin İzmir prömiyerini yapacak.Mikis Theodorakis’in müziği, Lorca Massine’in koreografisiyle sunulacak iki perdelik baleyi, İzmir’de Polonyalı koreograf Anna Krzyskow sahneye koyacak. Dekor tasarımını Gülden Sayıl, kostüm tasarımını Sevtaç Demirer, koro şefliğini Ali Hoca, ışık tasarımını da Oktay Kanca’nın üstlendiği balede, orkestrayı şef İbrahim Yazıcı yönetecek. ”Zorba” balesinde rolleri Kıvanç Ekin, Emre Kaynarsu, Dolun Doyran, Çağın Hazar Özideş, Aslı Kaynarsu, Burcu Olguner, Özgür Tuncay, Olcay Tunceli, Yağızhan Danış, Banu Dağcıoğlu ve Yarın Mançe paylaşıyor.

Eserde mezzosoprano soloyu Evrim Keskin ve Zafer Rengin Baykal dönüşümlü seslendirecek. Yunanlı yazar, şair ve düşünürlerinden biri olan Nikos Kazancakis’in aynı adlı romanından uyarlanan, Mikis Theodorakis’in Ege ezgileriyle süslü müziğiyle izleyicilere keyifli dakikalar vadeden ”Zorba” balesinin konusu ise şöyle: ”John adında bir Amerikalı, Yunan geleneklerinin cazibesine kapılarak küçük bir Yunan kasabasına yerleşir, kasabanın güzel dulu Marina’ya aşık olur. Marina’nın köyün yakışıklı delikanlısının aşkını reddederek John’un aşkına karşılık vermesi kasabalılarca kabul görmez. Bu aşkı kabul eden tek kişi kimsesiz, ancak güçlü ve özgür bir adam olan Zorba’dır. Zorba, John’u kızgınköylülerin elinden kurtarmayı başarsa da Marina, intikam almak isteyen kalabalığın kurbanı olacaktır.” İzmir’de prömiyerin ardından 22 ve 26 Mayıs’ta yeniden sahnelenecek ”Zorba”, 10. Uluslararası Bodrum Bale Festivali kapsamında 14 ve 15 Ağustos’ta Bodrum’da sanatseverlerle buluşacak.

ALSANCAK ŞENLİĞİ

İzmirliler bugün ve yarın, 11’incisi düzenlenen ”Alsancak Şenliği”nde, konserler başta olmak üzere çeşitli sanat etkinliklerini izleme imkanı bulacak. Gündoğdu Meydanı’ndan Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne bugün yapılacak kortejyürüyüşüyle başlayacak şenlik, şarkıcı Kenan Doğulu’nun konseriyle devam edecek.

ETKİNLİKLER

Turgay Pura Vakfı Resim Heykel Atölyesi Sergisi İzmir Sanat’ta, Gülnu Koran, Nejla Koral ve Şafak Attaroğlu’nun resim sergisi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi Avni Anıl Sahnesi’nde yer alacak. İzmir Sanat Büyük Salon, 21 Mayıs akşamı, ”Andantesimmo Chamber Orchestra”nın konserine ev sahipliği yapacak. Hüseyin Çebi yönetimindeki orkestra, Serkan Gürkan, Handan Gürkan Vardallı, Taner Tanrıkulu, Ayşegül Erözkan, Canan Ünlü, Fazıl Hakan Gürkan ile solist Irmak Temizer’den oluşuyor.

İzmirli sanatseverler, yarın akşam Fuar Açıkhava’da Zülfü Livaneli konserini izleyebilecek. Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Sanat Merkezi Sanat Galerisi, 19 Mayıs haftası nedeniyle yarından itibaren Hayriye Yardımcı’nın ”İlmik İlmik Atatürk Sevgisi” adlı resim sergisine ev sahipliği yapacak. İzmir Resim Heykel Müzesi Özgün Baskı Resim Atölyesi sanatçılarının eserlerinden oluşan sergi, Selçuk Yaşar Sanat Galerisi’nde gezilebilecek.

Türkiye turunu sürdüren Atlantis Sirki, 27 Mayıs’a kadar İzmir’e konuk oluyor. Sirkte akrobasi gösterileri, fanatik köpeklerin futbol şovu, nefes kesen köpekbalıkları, akıllı foklar ve sevimli penguenler çocuklara eğlenceli dakikalaryaşatacak. BKM Mutfak ekibi, hiçbir yerde yayınlanmamış yeni skeçleriyle çıktığı 11 duraklı turne kapsamında, 19 Mayıs akşamı Fuar Açıkhava’da olacak. Konak Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Sanat Merkezi Sanat Galerisi’nde bu akşamdan itibaren Filiz Pelit’in ”Gökkuşağı” isimli karma sergisi sanatseverlerle buluşacak.

Ankara

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası,19 Mayıs‘ta Gençlik ve Spor BayramıKonseri ile izleyici karşısına çıkacak.

Bilkent Senfoni Orkestrası, Bilkent ve Yale öğrencilerinin 2012 Ustalık Sınıfı Kapanış Konseri’ne eşlik edecek.

Ankara Devlet Opera ve Balesi, 2konserle izleyiciyi selamlayacak.

Başkentte hafta boyunca gerçekleştirilecek kültür sanatetkinliklerinden bazıları şöyle:

-Opera-bale

Operet Sahnesi: “Selva Erdener ve Turkuvaz Quartet” konseri 20 Mayıs’ta seyredilebilir.

Leyla Gencer Sahnesi: Devlet Opera ve Balesi Çocuk Korosu 31 Mayıs’ta yıl sonu konseri verecek.

-Konser-

CSO: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, 19 Mayıs‘ta Atatürk Spor Salonu’nda, Şef Emin GüvenYaşlıçam yönetiminde Gençlik ve Spor Bayramı Konseri’nde dinleyiciyle buluşacak. Atatürk Spor Salonu’ndaki konserde orkestrayı Şef Emin Güven Yaşlıçam yönetecek. Konserde, soprano Selva Erdener, tenor Murat Karahan ile Soprano Selva Erdener sahne alacak.

BSO: Bilkent Senfoni Orkestrası, 22 Mayıs’ta Işın Metin yönetiminde sahne alacak. Bilkent ve Yale üniversiteleri piyano öğrencilerinin 2012 Ustalık Sınıfı Kapanış Konseri’ne eşlik edecek.

-Sinema-

Başkent sinemalarında bu hafta 6 film seyirciyle buluşacak.

Kirk Jones’un Yönetmen koltuğuna oturduğu “Dikkat Bebek Var” vizyona girecek. Film, Heidi Murkoff’un kaleme aldığı ve dünya çapında çok satan kitaplar arasında gösterilen “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” adlı kitaptan Shauna Cross ve Heather Hac tarafından uyarlanmış. Romantik komedide Elizabeth Banks, Brooklyn Decker, Genesis Rodriguez, Jennifer LopezDennis QuaidCameron Diaz, Anna Kendrick gibi yıldızlar bir araya geliyor.

Komedi filmi “Diktatör” seyirciyle buluşacak. Amerikan televizyon dünyasının çılgın Borat’ı Sacha Baron Cohen, son bombası Brüno’dan sonra

“Diktatör” ile sinema perdesine dönüyor. Tiranlık kuran bir diktatörün yapabileceği olayları işleyen filmin yönetmenliğini ve yapımcılığını önceki filmlerinde de beraber çalıştığı Larry Charles üstleniyor. Sacha Baron Cohen, Alec Berg, Jeff Schaffer ve David Mandel’dan oluşan kalabalık bir yazar kadrosuna sahip filmde Cohen dışında Megan Fox, Anna Faris, Ben Kingsley ve Jason Mantzoukas gibi isimleri görmek mümkün.

Yerli yapım “Öz Hakiki Karakol”, haftanın üçüncü yeni filmi. Bir kumarhaneyi soymak için sahte bir karakol kuran Hasan ve arkadaşlarının hikayesini anlatan filmin başrollerini Emin Maltepe, Cengiz Bozkurt, Oktay Gürsoy ile Serkan Genç, Sezgin Cengiz ve Hasan Demirtaş paylaşıyor.

Bu hafta yerli yapım olan “Sağ Salim” adlı bir film daha izleyicinin beğenisine sunuluyor. Filmde hem ölümden hem de ölülerden çok korkan saf bir Anadolu köylüsü olan Salim’in, köy muhtarının ricasıyla Mersin’den Sivas’a bir cenazeyle çıktığı komedi dolu yolculuk anlatılıyor. Yapımcılı ve yönetmenliğini Ersoy Güler’in üstlendiği filmin yazar kadrosunda Güler’in yanı sıra Alper Erze, Korhan Uğur, Şeyda Delibaşı isimleri yer alıyor. Filmin oyuncu kadrosunda ise Burçin Bildik, Fulya ZenginerAlper Saldıran gibi isimler yer alıyor.

Monica Bellucci‘nin oynadığı dramatik komedi türündeki “Dramatik Bir Yaz” adlı film gösterime giriyor. Philippe Garrel’in son filmi Monica Bellucci ile Louis Garrel’i bir araya getiren film, 68. Venedik Film Festivali’nde yarışma filmi olarak gösterilmişti.

Disney’in 1990’lı yılların başında imza attığı klasiklerden olan animasyon türündeki film “Güzel ve Çirkin” şimdi 3D teknolojisiyle beyazperdeye geri dönüyor. Filmde, çirkin bir yaratığın bir şatoya hapsettiği güzeller güzeli Belle’nin hikayesi ve burada çaydanlık, şamdan ve masa saatiyle arkadaş olduktan sonra canavar sandığı yaratığın iç yüzünü keşfetme macerası anlatılıyor.

-Sinemalar-

Metropol: “Diktatör”, “Yenilmezler”, “Can Dostum”, “İkizler Firarda”, “Kuzgun”, “Sağ Salim”, “Koruyucu”, “Öz Hakiki Karakol”,

“Dehşet Kapanı.

Optimum: “GÜzel ve Çirkin”, “Yenilmezler”, “Paris’te Çılgın Macera”,

“Koruyucu”, “Kuzgun”, “Sağ Salim”, “Dehşet Kapanı”, “Öz Hakiki Karakol”, “İkizler Firarda”.

Kızılay Büyülü Fener: “Dikkat Bebek Var”, “Diktatör”, “Açlık Oyunları”, “Yenilmezler”, “Aşk ve Para”, “Sağ Salim”, “Koruyucu”,

“Hayatımın Tatili”, “Can”, “Öz Hakiki Karakol”, “Can Dostum”.

Bahçelievler Büyülü Fener: “Aşkın Renkleri”, “İkizler Firarda”, “Can”,

“Sağ Salim”, “Aşk ve Para”.

 

‘İpek Yolu’nun Başlangıcı: Büyüleyici Çin’ temasıyla resmen başlayan ve bir yıl sürecek ‘2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı’ etkinlikleri sesini duyurmaya başladı. Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek film ve tiyatro festivallerinde hatırı sayılır bir Çin etkisi var. İstanbul Film Festivali, Çin sinemasını özel bir bölümle ağırlayacak.

Türkiye Çin Kültür Yılı 2012

Çorap 2007 yılında sökülmeye başladı. İnsanların, ülkelerin, kültürlerin birbirlerini tanıması için en etkili yolun karşı tarafın sanatını yakından izlemek olduğuna inanan MORI Sanat Müzesi, 2007 yılında David Elliot küratörlüğünde çok ses getiren bir Çağdaş Çin Sanatı sergisi yaptı. O sırada Çin, 2008 Pekin Olimpiyatlarına hazırlanıyordu, ama ne hazırlanma… İşin ucunda dünya önünde görücüye çıkmak vardı ne de olsa… Yıllarca kendini dünyanın geri kalanından soyutlayan Çin için vakit, esrarengiz örtüleri kaldırıp efsaneleri anlatma vaktiydi. İstenen oldu: Tüm dünya olimpiyatların açılışını izledi ve herkes Çin’in gösterilerini, efsanelerini ve masallarını konuşmaya başladı.

Tam o sırada dünyanın öteki ucunda; UniCredit Art Banking Sorumlu Direktörü Domenico Filipponi’nin anlattığı üzere: “Lehman Brothers çöktü, kriz büyüdü, büyüdü… Ve 2008 sonunda sanat piyasasında büyük bir çöküş görüldü. Ama birileri bu krizi fırsata çevirdi. O birileri Çin’di. Hatta mesela, Çinli sanatçı Takashi Murakami’nin bir işi 12 Kasım 2008’de Christie’s New York’ta 3.442.500 dolara satıldı. Artık Avrupa ve ABD ana pazarlar değildi; üzerlerine 2007’de ilk üçe bile giremeyen Çin sanat piyasasının gölgesi yerleşti. Yoksa hâlâ Çinli ustaları tanımıyor musunuz? Artık zamanı; hatta sanatla ilgiliyseniz artık bu sizin için şart!”

70’TEN FAZLA ETKİNLİK

2012 Türkiye'de Çin Kültür Yılı

Ve şans ayağımıza geldi! Çinli ustaları, daha geniş bir ifadeyle Çin sanatını tanımamız için fırsat: ‘2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı’. ‘İpek Yolu’nun Başlangıcı: Büyüleyici Çin’ temasıyla geçtiğimiz aylarda resmen başlayan ve bir yıl sürecek dev ‘Kültür Yılı’ boyunca edebiyat, sanat, kültürel miras, sinema, akrobasi ve kukla sanatı gibi alanlarda İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Mersin ve Trabzon’da 70’den fazla etkinlik gerçekleşecek. Eylül’deki ‘Çin Modern Sanatlar Sergisi’ ile ‘Dunhuang Duvar Resimleri Sergisi’ne daha çok var ama İstanbul Modern Sinema’daki ‘Ejderha Yılı’ kutlamaları kapsamında Çin sinemasından 7 ayrı örnek mevcut. Film gösterimleri için yarın son gün. Programda Mai Jia’nın kitabından uyarlanan Kuo-Fu Chen’in casus filmi ‘Mesajlar’ (2009), yönetmen Teddy Chan’in Çin’in ilk başbakanını Hong Kong ziyareti sırasında korumak için girişilen operasyonu anlatan ‘Fedailer ve Suikastçiler’ (2009), Li Ke’nin popüler romanından Jinglei Xu yönetiminde sinemaya aktarılan romantik komedi ‘Du Lala’nın Terfisi’ (2010) ve bencil bir okul öğrencisi olan Long’un hayatının, zaman tünelinden geçerek 3.500 yıl öncesindeki Jinsha Krallığı’na yaptığı yolculukla nasıl değiştiğini anlatan, Daming Chen’in sevilen animasyonu ‘Jinsha Rüyası’ (2010) var.

Film festivalinde

özel bölüm

İstanbul Film Festivali programında ‘Çin Kültürü Yılı’na özel bir bölüm var. Dövüş sanatçılarının maceralarına odaklanan bölümün adı: ‘Bir Çin Sinema Geleneği: WuXia’. İzleyiciyle buluşacak 8 ayrı film arasında; Wong Kar-Wai’nin filmografisinde yer alan tek dövüş sanatı filmi ‘Zamanın Külleri’ dikkat çekiyor. 1994 yapımı film, eleştirmenlerce “fırça darbeleriyle yapılan bir tablo” olarak niteleniyor. Bir diğer yapım Ang Lee’nin 2001 yılında Altın Küre’de En İyi Yönetmen, Oscar’larda En İyi Görüntü, En İyi Müzik, Yabancı Dilde En İyi Film, En İyi Sanat Tasarımı ödüllerini alan ‘Kaplan ve Ejderha’. Bölüm kapsamında Zhang Yimou’nun iki filmi birden gösterilecek: 2004 yapımı ‘Parlayan Hançerler’ ve 2002 yapımı ‘Kahraman’.

Tiyatro festivalini

Çinli topluluk açacak

18. İstanbul Tiyatro Festivali, ön açılışını Çinli bir toplulukla yapıyor: Şanghay Şarkı ve Dans Topluluğu, 5 ve 6 Mayıs akşamları Fulya Sanat Merkezi’nde olacak. Pekin Operası ise 7-8 Mayıs akşamları Fulya Sanat Merkezi’nde sahneye çıkacak. 10 Mayıs Perşembe günü saat 18.00’de İstiklal Caddesi Tünel Meydanı’ndan başlayarak Galatasaray’a uzanacak Pekin Ejderha ve Aslan Sokak Tiyatrosu Gösterisi gerçekleşecek. Uçan ejderhalar ve aslanlarla yapılacak yürüyüşü, ilerleyen günlerde, Uçurtma Atölyesi izleyecek. Pekin’den gelecek üç ustanın yürüteceği Atölye başvuruları 15 Nisan’dan itibaren tiyatro.iksv.org adresinde yayımlanacak formlarla alınacak.

 

JÜLİDE KARAHAN –  www.zaman.com.tr

Sanat ve sizin için çalışıyoruz!

 

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği girişimi ile M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrenci ve velileri ve Sağlık Ordusu üyeleri ile Tüm Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği üyelerine, Bakırköy Büyülü Sahne de oynanacak olan “ Ömürsün Doktor ” adlı oyun % 50 İNDİRİMLİ.

Yapmanız gereken tek şey ekteki 4 kuruma ait logonun çıktısını almak veya Nar Sanat Kitap ayraçlarından biri ile gişeye gitmek.

Yer : Bakırköy Büyülü Sahne (Eski 74 Sineması) Tel : 0212 572 0 444

Tarih : 30 Ekim 2011 Pazar

Saat : 18:00

OYUNDAN :     ÖMÜRSÜN DOKTOR

Öyküler: Anton ÇEHOV

Kurgulayan – Yöneten: Kubilay ZERENER

Oynayanlar: Levent Ünsal, Somer Karvan, Rüzgâr Aksoy, Kerim Yağcı, Nejmi Aykar, Gümeç Alpay, Sedanur Özgün

Anton Çehov, yaşadıklarını ve öykülerini büyük bir samimiyetle seyircisiyle paylaşıyor… Değişik öykülerde, Çehov’un hayatın içinden çıkmış renkli karakterleri eşliğinde yapılan keyifli bir tiyatro yolculuğu… Birbirinden güzel müzikler eşliğinde sergilenen, son derece sıcak ve duygusal bir komedi şöleni… Olaylar Rusya’da mı geçiyor, yoksa Türkiye’de mi? İyi bir yazarın elinden çıkmış iyi bir öykü, yer ve zaman tanımaz. Rusya’da da geçebilir, Türkiye’de de! Çehov’un öyküleri hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı nitekim…