Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

deniz-baydar-bale-kursu

Genç ve güzel oyuncu Deniz Baydar, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Anabilim Dalı öğretim elemanı Özgürol Öztürk’ün hayata geçirdiği “Ballerina Project Turkey” için objektif karşısına geçti.

deniz-baydar-bale-kursu

Genç ve güzel oyuncu Deniz Baydar, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Anabilim Dalı öğretim elemanı Özgürol Öztürk’ün hayata geçirdiği “Ballerina Project Turkey” için objektif karşısına geçti.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Bale Bölümü mezunu olan Deniz Baydar, dünyada yirmiyi aşkın kentte farklı insiyatiflerce yürütülen Ballerina Project’in Türkiye ayağında yer aldı. Böyle uluslararası bir sanat projesinde yer almanın kendisi için çok anlamlı olduğunu belirten Baydar; “Ballerina Project, New York merkezli bir çalışma. Dilerim Türkiye’de de orijinali kadar uzun soluklu olur. İçinde yer almaktan dolayı çok mutluyum çünkü bale ilk göz ağrım. Bu projede baleyi/balerinleri çok sık görmeye alışık olmadığımız mekanlarda çekimler yapılıyor ve Türkiye’nin doğal, tarihi ve kentsel güzelliklerinin ön plana çıkarılması hedefleniyor. Hayatımda şu an oyunculuk daha ön planda ancak sanatla ilgili hiçbir projeye kayıtsız kalamıyorum” dedi.

“Ballerina Project Turkey”nin müzik koordinatörlüğünü ise İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü Başkanı Doç. Dr. Tolga Tüzün yürüttü.

 

Ludus Ensemble, 7 Mart Pazartesi günü Martı Klasiklerinde “Sıra dışı bir kadının müzikli dünyası: Clara Schumann” başlıklı dinleti-söyleşinin konuğu.

 Dinletinin söyleşi bölümünü Aydın Büke idare edecek.

Ludus Ensemble, Martı Klasikleri dahilinde, Dünya Kadınlar Günü için 7 Mart Pazartesi saat 20’de  Martı İstanbul Hotel’de düzenlenen müzikli söyleşide Clara Schumann’ın Piyano Trio’su ile kadın duyarlılığının izini sürüyor.

Dinletide Ludus Ensemble’ın üç değerli üyesi; Banu Selin Aşan- Keman & Seren Karabey – Viyolonsel & Elif Gökçe Tuğrul – Piyano yer alıyor.

“Romantizmin Işığı Clara ” kitabının yazarı Aydın Büke, “19.Yüzyılda Kadın Besteci” olmak üzerine müzisyenlerle sohbet ediyor.

Ludus Ensemble’ın muhteşem yorumu ve değerli müzisyen ve yazar Aydın Büke’nin genç müzisyenler ile sohbeti kaçırılmaz.  Anısı belleklerde kalacak bu harika geceye eşlik etmek isteyen müzikseverlerin biletleri Biletix ve konser öncesi Martı Otel’den temin etmeleri mümkün. Ludus Ensemble Dünya Kadınlar Günü konserinin  biletleri,  tüm kadın ve emekli dinleyeciler için indirimli!

“Ludus Ensemble, 2013 yılında, eğitimlerini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda almış dört genç müzisyen tarafından kuruldu. Banu Selin Aşan, Tuna Erten, Seren Karabey ve Elif Gökçe Tuğrul, Ludus Ensemble’ı kurarken, 2000li yıllarda İstanbul’da yaşayan genç klasik müzik yorumcuları olarak, ülkeler ve kültürler arası sınırların şeffaflaştığı, geçmiş ve günümüz sanatının birbirini zenginleştirdiği düşüncesini çıkış noktası edindiler.

 Dünyanın farklı coğrafyalarından ve zaman dilimlerinden bestecilerin eserlerini yorumlamak, Ludus Ensemble’ın üyelerine, zamanın ve mekanın sürekli değiştiği bir oyuna dahil olmak hissini verdiğinden, oluşumlarına isim olarak Latince ‘oyun’ anlamına gelen ‘ludus’u’ seçtiler.

Ludus Ensemble, dinleyicilerini zaman ve mekan ötesi yolculuklara davet ederek, klasik müziğin heyecan veren renkli dünyasını paylaşmayı hedefliyorlar. Ludus Ensemble üyeleri (keman,viyolonsel, piyano) 2014 Ekim’den beri Türk Eğitim Vakfı Güsel Bilal Yurt dışı Bursu ile Hamburg Hochschule für Musik und Theater’de Prof.Niklas Schmidt ile ‘Oda Müziği’ yüksek lisans çalışmalarına devam ediyorlar.”

Ludus Ensemble diğer konserleri:
– 12 Mart Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi Kış Konseri AIMA Yalısı

– 14 Mart Bodrum

– 16 Mart Summart Sanat Merkezi / İSTANBUL

Ludus Ensemble bu konserde Fransız besteci Jean Francaix’nin triosu, Arjantinli bandoneon sanatçısı ve besteci Astor Piazzolla’nın 4 Mevsim’i ve Amerikalı besteci Paul Schoenfield’in Cafe Music’ini seslendirecek olan Ludus Ensemble, Summart’ta gerçekleştireceği bu konserde dinleyicilerini caz etkilerinin hissedileceği farklı bir dünyaya çağırıyor.. 

7 Mart Pazartesi Ludus Ensemble Martı Klasiklerinde1

http://www.summart.org/tr/summart-sahne/gelecek-etkinlikler/ludus-ensemble/i-178
– 10 Nisan Jesteburg/Hamburg

– 19-20-21 Mayıs Avusturya Turnesi

– 31 Mayıs Süreyya Operası

– 16 Haziran Laeiszhalle/Hamburg

Evin Sanat Galerisi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, “Nuri İyem 100 Yaşında / Portre” sergisi kapsamında, 5 Ekim 2015 Pazartesi günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde bir sempozyum düzenliyor

nuri iyem

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Prof. Yalçın Karayağız’ın açılış konuşması ile başlayacak olan sempozyum, Sanat Tarihi Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep İnankur ve Prof. Dr. Nilüfer Öndin başkanlığında iki ayrı oturumda gerçekleştirelecek.

Sempozyumda “Nuri İyem 100 Yaşında / Portre” sergisinin direktörlerinden Feyyaz Yaman, sergi kapsamında yayımlanan kitabın yazarlarından Prof. Dr. Erhan Karaesmen ve Özcan Türkmen, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Doç. Dr. Burcu Pelvanoğlu ve Ali Kayaalp ve Resim Bölümü’nden Prof. Kemal İskender konuşmacı olarak yer alıyor. Konuşmacılar sempozyum kapsamında Türkiye sanatında modernleşme dönemi ve Nuri İyem’in figür resmi konularını irdeleyecek.

Sempozyum, 5 Ekim 2015 Pazartesi günü, saat 11:00 – 15:00 arasında, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fındıklı Kampüsü, Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek.

 

NURİ İYEM 100 YAŞINDA SERGİSİ

nuri iyem afiş

“Nuri İyem 100 Yaşında / Portre” sergisi, büyük usta için bugüne kadar düzenlenen sergiler arasında; Nuri İyem’in 68 yıllık sanat yaşamında ürettiği, farklı dönemlerini yansıtan ikonlaşmış portrelerinin yanı sıra, daha önce sergilenmemiş eserleri ve atölyesinden tamamlanmamış resimlerini de içeren en kapsamlı sergi. Nuri İyem’in portreleri kadar, bir sanatçı olarak öznel portresini de tanıtmak amacıyla, sergide yer alan Nuri İyem’in kişisel atölyesinin canlandırması, büyük ustanın kişisel eşyaları, kendi arşivinden belgeler, mektuplar, şahsi notlar ile sanatçının iç dünyasını görünür kılan bir arşiv-sergi niteliği taşıyor.

“Nuri İyem 100 Yaşında / Portre” sergisi 16 Eylül – 31 Ekim tarihleri arasında Pazar hariç her gün 11:00 – 19:00 saatleri arasında Evin Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

Nuri İYEM Kimdir?

nuri iyem portre

Nuri İyem toplumsal-gerçekçi sanat akımının önde gelen ressamlarındandır.

Anadolulu kadın portreleriyle tanınmıştır. 3500 civarında resmi vardır. 1941 yılında Avni Arbaş, Agop Arad, Turgut Atalay, Haşmet Akal, Kemal Sönmezler, Selim Turan, Fethi Karakaş, Ferruh Başağa, Mümtaz Yener ile beraber “Yeniler” grubunu oluşturmuş ve “Liman” adlı bir sergi ile toplumsal-gerçekçi sanat görüşünü ortaya koymuştur.

Hayatı

nuri-iyem-5

Henüz üç yaşında iken 1918 yılında annesi ve ablası ile birlikte babasının görevi gereği bulunduğu Mardin’e bağlı bir ilçe olanCizre’ye gitti. İleriki yıllarda gözleri sanat yaşamının portrelerine konu olacak ve kendisi ile çok yakından ilgilenen ablasını 1922yılında kaybetti. İlkokula Mardin’de başladı. Ailesiyle geldiği İstanbul’dan 1923 yılında annesi ve teyzesiyle gittiği Arnavutlukİşkodra’da mahalle mektebine ardından da İtalyan İlkokulu’na devam etti. Ortaokulu, tekrar döndüğü İstanbul’da okuyan Nuri İyem,Pertevniyal Lisesi öğrencisi iken yaptığı resimlerini dönemin Akademi hocası Nazmi Ziya Güran’a gösterince, Akademi’ye kabul edilebileceği yanıtını aldı. 1933 yılında girdiği Akademi’de öğreniminin ilk yılında Nazmi Ziya Güran’ın öğrencisi oldu. Daha sonraki yıllarda Hikmet Onat, İbrahim Çallı ve Leopold Levy ile çalıştı. Estetik derslerini ise daha sonraki yıllarda yakın dostu olacak olanAhmet Hamdi Tanpınar’dan aldı. 1937 yılında birinciliği dönem arkadaşı Ragıp Gürcan ile paylaşarak mezun oldu. 1938 yılında yaniII. Dünya Savaşı sıralarında asteğmen olarak Trakya’ya gitti. Askerliğini yaptıktan sonra Giresun’a resim öğretmeni olarak atandı. Mezun olduğu okula 1940 yılında “Yüksek Resim Bölümü”nde okumak üzere tekrar geri döndü. Leopold Levy’nin öğrencisi oldu.1944 yılında “Yüksek Resim Bölümü”nü Nalbant adlı çalışması ile ikinci kez birincikle ilk mezun olarak bitiren sanatçı, aynı yıl Nasip Özçapan’la evlendi.

1941 yılında Avni Arbaş, Agop Arad, Turgut Atalay, Haşmet Akal, Kemal Sönmezler, Selim Turan, Fethi Karakaş, Ferruh Başağa veMümtaz Yener gibi toplumcu-gerçekçi sanat anlayışını paylaştığı arkadaşları ile Yeniler Grubu’nun kurucusu oldu. Grup, “Liman Kenti İstanbul” konulu ilk sergisini Beyoğlu Matbuat Umum Müdürlüğü binasında açtı. Türkiye’nin ilk özel resim dersanesini Beyoğlu Asmalımescit S. Önay Apartmanı çatı katında Fethi Karakaş ve Ferruh Başağa ile birlikte kurdu. Buradan yetişen öğrencilerin ilerleyen yıllarda Tavanarası Ressamları adlı bir grup kurduklarına şahit oldu.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, Bir heykel kadar sımsıkı, yeşil mehtap aydınlığı kadar zarif, geçmiş zamanın havasını içinde taşıyan eskifresk ve ikonalar kadar yalın dediği kadın yüzleri, köyden kente göçün yoğunlaştığı, bireye ait sosyal hakların kadınlar aleyhine işlediği bir dönemin ürünüdür. Mahur, çekingen, güzel, utangaç ve melankolik halleri ile bu yüzler, hem ölen ablasının hayali imgesi hem de zamanı aşan ikonik bir sembol olarak Nuri İyem’in sanatının billurlaşmış bir örneğidir. Sanatçının aynı tarihlerde gerçekleştirdiği, Anadolu gerçeğine ulusalcı bir bakışla yaklaştığı ‘göç’ resimlerinde de, çalışan, emeğini topraktan çıkaran kadınlar sembolize edildi.

Boyut ve soyut sonrası olmak üzere iki dönem altında biçimlenen sanatı akademi merkezli sanat görüşlerine karşıt bir seçenek üzerinde kimliğini oluşturan sanatçının 2001 yılında Evin Sanat Galerisi tarafından resimlerinin yer aldığı koleksiyonlar tespit edilerek görselleri arşivledi. Projenin devamı olarak, 1504 resimden oluşan “Dünden Yarına Nuri İyem”” Retrospektif sergisi açılan ve sergiye gelen tüm yapıtların yer aldığı iki ciltlik kitabı yayımlanan sanatçı, Ulus’taki evinde 90 yaşında 18 Haziran 2005 tarihinde vefat etti.

Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilen sanatçının, aralarında kendisi gibi sanatçı eşi ve hayat arkadaşı Nasip İyem’in de bulunduğu cenaze törenine katılanların yakalarına, sanatçıyı “Anadolu Kadınları” temalı bir tablosunun önünde gösteren fotoğrafı takıldı.

Resim tutkusu

nuri iyem 2

Resme olan tutkusu ile anne ve babasının ona karşı olan tutumunu kendi sözleri ile şöyle aktarır:

Resme olan tutkum yüzünden babamdan yediğim tokatlarla , söze başlamam gerekiyor önce: Mardin’de ilkokuldaydım. Bir tatil günü evde renkli kalemlerle resim yapıyordum. O zamanlar kullandığımız renkli kalemler kalitesiz olduklarından uçları hemen kırılıyordu. Külüstür bir çakı ile kırılan uçları açmak için uğraşıyordum. Ama kalemleri yontmak çok zor oluyordu. İşte, tam bu sırada duvara gömülü dolap içinde bir kutuda duran babamın usturaları geldi, aklıma. Çoktandır o usturaları kullanmadığını da biliyordum. Ama usturaları almaya korkuyordum. Babam evde olmadığı zamanlar, berbere gittiğinde almak daha kolayıma geliyordu, tabii. Usturalarla, renkli uçları kırılıveren kalemleri daha kolay yontabiliyordum. Yontabiliyordum ama usturaların o keskin ağızları da çabucak kırılıyordu. Resim yaptıktan sonra usturaları kutuya koyup dolaba kaldırdım. Kopacak fırtınayı bekliyordum. Şimdi bunları hatırladığımda yaşananların üzerinden sadece bir iki ay geçmiş gibi geliyor, bana. Babam dolabın kapısın açmış, elinde usturalarla önünde durmuş ve beni çağırıyordu. Yanına gittiğimde hiçbir şey söylemeden tokatları indirmeye başladı. Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu. Olayı olduğu gibi anlattım. Usturaları çok uzun zaman önce gördüğümü, kalemlerin uçunu açarken bu kadar kolay kırılacaklarını hiç sanmadığımı ve kendisinin de kullanmadığına göre lüzumlu olmadığını düşündüğümü söyledim. Babamın usturalarını kullanarak yaptığım resme ne oldu şimdi hatırlamıyorum. Ama resim yapmak, öylesine heyecan ve keyif verici bir şeydi işte.

Ödülleri

Nuri iyem3

  • 1973 Cumhuriyet’in 50.Yılı Resim Ödülü,
  • 1989 Sedat Simavi Görsel Sanatlar Ödülü
  • 1997 Tüyap İstanbul Sanat Fuarı Onur Ödülü

    Ölümünden sonraki sergilerinden seçmeler

  • nuri iyem6
    • 2008 Doku Sanat Galerisi
    • 2008 Evin Sanat Galerisi
    • 2008 Derinlikler Sanat Merkezi
    • 2008 Olcay Art
    • 2008 Antik Park Fine Art and Antiques
    • 2007 Antik Park Fine Art and Antiques
    • 2007 Valör Sanat Galerisi, Artistanbul 2007, İstanbul
    • 2007 Evin Sanat Galerisi, Artist 2007, Tüyap-İstanbul
    • 2007 Evin Sanat Galerisi
    • 2007 Doku Sanat Galerisi
    • 2007 Rezan Has Müzesi
    • 2007 Mart Kolleksiyon
    • 2006 Evin Sanat Galerisi
    • 2006 Cumalı Sanat Galerisi
    • 2005 Artı Mezat
    • 2005 Evin Sanat Galerisi
    • 2005 Artı Mezat

Ölümünden bir yıl önceki sergileri

  • 2004 Evin Sanat Galerisi
  • 2004 Cream Art Gallery
  • 2004 Nurol Sanat Galerisi
  • 2004 Ada Antik
  • 2004 Galeri Ortaköy
  • Kanak : radikal.com.tr 
  •      wikipedia.com
43. istanbul müzik festivali

istanbul-muzik-festivali600’e yakın sanatçı eserleriyle İstanbul gecelerini daha anlamlı kılacak. O halde, İstanbul’u dinlemenin tam vakti…

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 43. İstanbul Müzik Festivali, yarın akşam gerçekleştirilecek açılış töreni ve konseriyle başlıyor. “Kültürel Manzaralar” temasıyla 29 Haziran tarihine kadar aralarında Yuri Bashmet, Fazıl Say, Gidon Kremer, Yuja Wang, Magdalena Koená, Emmanuelle Haïm ve festivalin bu yılki Yerleşik Konuk Orkestrası Deutsche Kammerphilharmonie Bremen’in de bulunduğu 600’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı Aya İrini Müzesi ve Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall gibi İstanbul’un 12 farklı mekânında ağırlayacak.

Festivalin mihenk taşlarının festival heyecanlarını ve festivalden beklentilerini sorduk. İlk olarak da İstanbul Müzik Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak’ın kapısını çaldık.

‘YILDIZ İSİMLERDEN ÇOK, İÇERİK ÖNEMLİ’

-Festival denince akla artık ilk olarak İKSV geliyor. Özellikle de İstanbul Müzik Festivali. Sizce uzun soluklu festival olmasının ardında ne var?

İstanbul Müzik Festivali’nin 43 yıldır hem sanatçılar hem de izleyiciler tarafından ilgiyle takip edilmesinin ve uluslararası alanda etkisini artırabilmesinin sırrı, yaratıcı programları, seyirciyi şaşırtabilmesi, sürekli yenilik peşinde koşması ve dünyada klasik müzikte olan gelişmeleri çok yakından takip edebilmesinde yatıyor. Bugün Türkiye’de pek çok özel kurum, klasik müziğin en büyük isimlerini sunabiliyor. Festivalin farkı burada ortaya çıkıyor. Bizim için artık ‘yıldız isim’lerden çok, projenin içeriği önemli. Bir festivalin en önemli görevi, sanatçılar ve projeleri için yaratıcı bir platform oluşturmaktır. Bir festival sanatçılara hayal kurabilecekleri yaratıcı bir ortam sağlamalı, hatta bir adım ötede yaratıcı anlamda riskler alabilmeleri için bir platform oluşturabilmeli. Seyirciler açısından baktığımızda ise, öncelikle onlar için bu festivalde nasıl sıra dışı ve özel anlar yaratabileceğimizi göz önünde bulundururuz. İstanbul Müzik Festivali olarak dinleyicilerimize mümkün olduğunca çeşitli yenilikler içeren ve sürprizlerle dolu anlar yaşatmayı, dağarcıklarına yeni eserler kazandırarak kimi zaman onları konfor alanlarından çıkarmayı ve özel anlar yaratmayı amaçlıyoruz.

-Bu yılki tema epey derin ve müzikseverler tarafından merakla bekleniyor. “Kültürel Manzaralar”ı etkinlik boyunca katılımcılar nerelerde yakalayacak?

Festivalin başından sonuna kadar pek çok “Kültürel Manzara” karşımıza çıkacak. İlk olarak müzikseverlerin kaçırmaması gereken günümüzün en büyük kemancılarından Gidon Kremer ve Kremerata Baltica’nın 1 Haziran tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde sunacakları “Rus ve Amerikan Mevsimleri” konserini saymak istiyorum. Astor Piazzolla’dan Philip Glass’a ulaşan muhteşem bir konser programı ve arkada gösterilecek olan özel video projeksiyonu kaçırmamalarını tavsiye ederim. Seyirciler için gerçek bir deneyim olacak bu konser. Tabii bunun dışında Angela Hewitt’den “İspanyol Manzaraları”, Alliage Quartet’ten “Paris Dans Ediyor” konseri, Schubertiade, Franz Liszt Oda Orkestrası, Borodin Quartet, Kim Kashkashian konserleri dünyanın pek çok yerinden manzaralar sunacak bizlere.

-İKSV her yıl çıtayı yükseltiyor. Genç müzisyenlere de el uzatıyor. Bu festivalin bir de misyon sırtlandığını düşünebiliriz sanırım.

Genç müzisyenler bizler için çok önemli, bu ülkenin geleceği onlar. Bu nedenle 9 yıldır festivalin açılış konserlerini ülkemizin gelecek vaat eden genç müzisyenleriyle gerçekleştiriyoruz. Bu yıl açılış konserinde dinleyeceğimiz genç piyanist Can Çakmur, gerçekten özel bir yetenek. Aynı zamanda her yıl festival genç solistini sunan projemiz var. Bu yıl genç solistimizi flüt dalında seçtik. Bengisu Kömürcü Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Orkestrası eşliğinde ilk kez festival izleyicileriyle buluşacak. Tabii Barış İçin Müzik Orkestrası’nı da unutmamamız gerekir. Onlar da küçük topluluklarıyla festival süresince konser öncesi etkinliklerimizde yer alacak.

NEREDE? NE ZAMAN?

29 Haziran’a kada rsürecek. 43. İstanbulMüzik Festivali programına ve biletlerine muzik.iksv.org adresinden ulaşılabilir.

SAYILARLA MÜZİK FESTIVALİ

-Festival 42 yılda 3 bine yakın etkinlik gerçekleştirdi.

-Bu yıl yaklaşık 25 bin seyirciye ulaşacak.

-İstanbul Müzik Festivali gençleri desteklemek ve müziğe teşvik etmek amacıyla, 2007 yılından bu yana festivalin açılış konserlerinde genç müzisyenlere programında yer veriyor.

-Aynı şekilde İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 40. yılında (2012), geleceğin sanatçılarının yetişmesine katkıda bulunmak amacıyla, vakfın kurucuları arasında yer alan ve Türkiye’de operanın gelişmesine büyük katkıda bulunan Aydın Gün anısına başlattığı teşvik ödülü, her yıl klasik müzik alanında bir gence veriliyor.

-İKSV, Barış İçin Müzik Vakfı’nın gelişimine, uluslararası arenada yer edinmesine ve sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar yürütecek; destekçi arayışı, iletişim çalışmaları ve organizasyona yönelik konularda da 2013 yılından beri kurumsal partnerliğini üstleniyor.

PROF. FİLİZ ALİ: BEREZOVSKY’NİN KONSERİ KAÇMAMALI

İstanbul Müzik Festivali Onur Ödülü’ne layık görülen Prof. Filiz Ali ödülünü yarın akşam alacak. Ali’den konserlerde en ön sıralarda olacağı, heyecanla beklediği konserleri aldık.

“Ödülü aldığımı duyduğumda benim için büyük bir sürpriz oldu. Ödül alma amacıyla değil, içtenlikle yaptığım ve bu nedenle ödüllendirildiğim için çok mutlu oldum. İKSV tarafından verilmesi benim için ayrıca anlamlı. Kurucularını da yakinen tanırım. İstanbul Müzik Festivali sayesinde dinleyebileceğimizi ummadığımız müzisyenler getirildi. Eskiden kaliteli müziğe ulaşmak gerçekten çok zordu.

Yaşam boyu başarı ödülü alacak olan Borodin kuarteti ile son zamanların en ilgi çeken piyanistlerinden Berezovsky’nin konserine gitmeyi çok istiyorum. Tabii AIMA Festival Orkestrası’nın Alexander Rudin ve Julian Milkis ile verecekleri konser de çok önemli. Ermeni bestecilerin eserlerinin de yorumlanacağı Kim Kashkashian & Peter Nagy konserine de gitmeyi çok isterim.”

ÇANAKKALE MUHAREBELERİNİN 100. YILI ŞEREFİNE

43. İstanbul Müzik Festivali, besteci, keman virtüözü ve şef Hasan Niyazi Tura’ya festival tarafından sipariş edilen “Şehidin Türküsü” eserinin dünya prömiyeriyle başlayacak. Tura şöyle diyor: “Festivalde dinleyicilerin duyacağı ilk notaların bestecisi olmak heyecan verici. İKSV’nin Çanakkale muharebelerinin 100. yılı şerefine bir eser ısmarlaması ve ortaya çıkan yeni eserimde Çanakkale gazisi büyükbabam Mustafa Niyazi Tura’nın, söz ve müziğini yazdığı türküsünü bir aile yadigârı olmaktan daha ileriye taşımam tarifi zor ama çok güzel duygular.”

“GENÇLERE BÜYÜK SALONLARDA ÇALMA İMKANI VERİLİYOR”

Türkiye’nin dört bir yanında ve yurtdışında eğitimlerini sürdüren 24 yaş altı flütçüler arasından Bengisu Kömürcü festivalde konuk olmaya hak kazandı. 22 yaşındaki Kömürcü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İstanbul Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası ve şef Antonio Pirolli ile aynı sahnede olacak. İleride eğitimci olmak isteyen Kömürcü, “İstanbul Müzik Festivali’nin çok dolu bir tarihi var. Her zaman önemli müzisyenleri ağırladı, bu sene de öyle olacak. Biz gençlere de yer veriliyor olması çok anlamlı. Çünkü maalesef bugün ülkemizde büyük bir kitleye haber verip, böyle salonlarda çalma imkânımız yok. 20 Haziran’daki konserim için de çok heyecanlıyım. Bunu bir başlangıç olarak görüyorum. Gelişmeye devam etmeyi ve ileride öğrenci yetiştirmeyi hedefliyorum” diyor.

PİYANİST ANGELA HEWİTT: BENCE HER ŞEY HARİKA OLACAK

“1700’lerde Domenico Scarlatti’nin yazdığı sonatlarının yanı sıra Albeniz’in süiti, Granados’un dansları ve Falla’nın fantezilerini çalmak ve dinlemek ilginç ve etkileyici bir deneyim. Bu isimler fevkalade eserler yazdı ve piyanistlerin neler yapabileceğini gözler önüne serdi. Bu konser için ben de çok heyecanlıyım. İstanbul’da birkaç kere çalmama rağmen İstanbul Müzik Festivali benim için ilk olacak, bu yüzden çok heyecanlıyım fakat bence harika olacak! Umarım dinleyiciler de memnun kalır.”

GABOR BOLDOCZKİ: YENİ TROMPET KONÇERTOLARI GEREK

“İstanbul’un görkemli Osmanlı saray ve bahçelerinin yanı sıra gece hayatı etkileyici. Fazıl Say ile birkaç kere çaldım, harikaydı. Gülsin Onay ile yeni bir müzikal işbirliği gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşıyorum. Yakında İstanbul’a yeni trompet konçertoları getirmek istiyorum.”

Kaynak: Habertürk

İstanbul, 8-9 Mart’ta Franz Kafka ile ilgili önemli bir konferansa evsahipliği yapacak. Konferansın konuşmacılarından Prof. Kathi Diamant, Kafka’nın 1933’te kaybolan ve bazıları yeni bulunan metinlerini anlatacak.

kafka

Ölümünün üzerinden doksan bir yıl geçmesine rağmen bütün dünyada her daim edebiyatın gündeminde olan Avusturyalı yazar Franz Kafka, (1883–1924) bu kez iki günlük bir etkinlikte İstanbul’daki okurlarıyla buluşuyor. Düşülke Yayıncılık ve Beylikdüzü Belediyesi işbirliği ile 8-9 Mart’ta uluslararası bir Franz Kafka konferansı düzenleniyor. 2015 Uluslararası Kafka Konferansı adlı etkinliğin kendisi bile oldukça heyecan verici bir proje iken, Düşülke Genel Yayın Yönetmeni Janset Karavin, önemli bir yapıtın yayınevi tarafından konferans çerçevesinde yayımlanacağının müjdesini veriyor.

Dora Diamant

Dora Diamant

 

İlk kez 2004’te İngiltere ve ABD’de yayımlanan, ardından İspanyolca, Fransızca, Rusça, Almanca ve Çince olmak üzere pek çok dile çevrilen Prof. Kathi Diamant’ın “Kafka’nın Son Aşkı: Dora Diamant” adlı eseri, Türkçede okurla buluşacak. Diamant’ın kitabı önemli; zira Kafka’nın son yıllarını geçirdiği sevgilisi Dora ile aralarındaki konuşmaların yer aldığı roman diliyle yazılmış akademik bir çalışma.

Kathi Diamant, öğrenciyken adını tesadüfen duyduğu Dora Diamant hakkında uzun yıllar boyunca gerek Dora’nın günlüklerinden gerekse Alman arşivlerinden elde ettiği bilgilerle yazmış Kafka’s Last Love: The Mystery of Dora Diamant’ı. Kafka son dönemini Berlin’de Dora ile birlikte geçiriyor ve beraber Filistin topraklarına yerleşme planı yapıyorlar. Fakat bu, Kafka’nın rahatsızlığı nedeniyle hiçbir zaman gerçekleşemiyor.

Prof. Dr. Ali Akay

Prof. Dr. Ali Akay

 

Kathi Diamant, aynı zamanda Kafka’nın 1933 yılında el konulan kayıp metinlerinin bulunabilmesi amacıyla 1998’de oluşturulan Kafka Project’in (Kafka Projesi) kurucusu ve başkanı. Kafka Project halen Doğu Avrupa’da Prag, Viyana ve Berlin’de araştırmalar yapıyor (birçok elyazmasının Nazi subaylarının eline geçmiş olma ihtimali var) Magical Mystery Literary History Tour adıyla edebiyat gezileri düzenliyor. İstanbul’daki konferansın ikinci gününde konuşacak olan Kathi Diamant’ın, bugüne kadar hiç yayımlanmamış metinlerden bahsetmesi ve bunları göstermesi bekleniyor.

Kathi Diamont

Kathi Diamont

 

Ana başlığı “Kafka, Aşk ve İktidar, Şiddet Toplumu ve Militarizm” olan konferansın Kathi Diamont dışında uluslararası başka bir katılımcısı maalesef yok. Mesela dünyanın sayılı Kafka uzmanlarından, 15 Mayıs 2013’te İstanbul’a küçük bir toplantı için gelenAlman yazar Reiner Stach, Columbia Üniversitesi’nden Kafka uzmanı Mark Anderson ve Kafka Project için araştırmalar yapan Çek gazeteci Judita Matyášová’yı da bu konferansta dinlemek isterdik fakat programları uymadığı için katılamayacaklarını bildirmişler. Konferansta dinleyebileceğiniz Türkiye’den isimler ise şöyle: Fransız Kültür Merkezi Çeviri ve Yayın Destek Programı Yöneticisi yazar ve çevirmen Ahmet Soysal, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Akay, yazar Aslı Erdoğan; yazar, şair, pantomim ve ipli kukla sanatçısı, Alengirli Mecmua ve Düşülke Genel Yayın Yönetmeni Janset Karavin. İki gün sürecek konferanstaki oturumlara Ezel Akay, Haldun Çubukçu, Eraslan Sağlam, Nur Yazgan, Nedim Gürsel, Zeliha Demirel, Latife Tekin, Öykü Didem Aydın, Altay Öktem, Hakan Akdoğan, Funda Önkol, Halil Emrah Macit ve Derya Alabora da konuk olacak.

Altay Öktem

Altay Öktem

Janset Karavin, Uluslararası Edebiyat Konferansları Dizisi Projesi kapsamında gerçekleştirilecek Kafka, Dostoyevski ve Proust konferansları ile amaçlarının Türkçede kaynak yaratmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Yayınlarımız ve önümüzdeki senelerde Dostoyevski ve Proust ile sürecek  uluslararası etkinliklerle Türkiye’nin yeni bir edebiyat odağı olmasına katkıda bulunmak istiyoruz. Bununla beraber edebiyatın, sanatın kapsam ve etki alanının da genişlemesini, halkla buluşmasını önemsiyoruz. Halka erişmeyen sanatın, yazı eyleminin, edebiyatın amacına erişemediğini, hedef şaşırdığını, anlam kaybına uğradığını savunuyoruz.” Konferans için Taksim, Kadıköy ve Bakırköy’den servisler kaldırılacak.

Detay: dusulke.com

orhan-pamukAydın Doğan Vakfı’nın kurucusu adına 1996 yılından bu yana düzenlediği Aydın Doğan Ödülü’nün, Vakıf Yönetim Kurulu 2015 yılında “Roman” dalında verilmesine karar verdi.

Doğan Hızlan Başkanlığında, Prof. Dr. İnci Enginün, Prof. Dr. Nüket Esen, Semih Gümüş, Prof. Dr. Handan İnci, Prof. Dr. Turan Karataş, Prof. Dr. Jale Parla, Ömer Türkeş ve Metin Celal Zeynioğlu’dan oluşan Seçici Kurul 6 Şubat 2015 Cuma günü, yaptığı toplantıda; Eserleri ile Türk edebiyatına romanın farklı türlerini getirdiği ve bu farklı türlerle kendisini izleyen genç romancılara yeni uygulama ufukları açtığı; burası ve ötesi, dünyevi ve uhrevi, Doğu ve Batı kutuplarını ustalıkla bir araya getirdiği; Türk romanını dünyada temsil eden ustalarımız arasında yer aldığından 2015 Aydın Doğan Ödülü’nün “Roman” dalında Orhan Pamuk’a verilmesine oy birliği ile karar verdi.

TÜRK İNSANININ KÜLTÜR VE YAŞAM KALİTESİNİ YÜKSELTMEK AMACIYLA VERİLİYOR

Aydın Doğan Ödülü, ülkemizde kültür, sanat, edebiyat ve bilim eserlerini yaratıcılarının kişiliğinde, çeşitli dallar için verilen uğraşları, özveriyi, kaliteyi ve mükemmelliğinin yanı sıra emek verenlerin çalışma ve birikimleri ile ulusal ve uluslararası platformda övgü kazananları, mesleklerine başladıkları günden bugüne kadar gösterdikleri başarılar doğrultusunda ödüllendirerek, Türk insanının kültürünü ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla verilmektedir.

ORHAN PAMUK

Orhan Pamuk 1952’de İstanbul’da doğdu. Cevdet Bey ve Oğulları ve Kara Kitap romanlarında anlattığına benzer kalabalık bir ailede, Nişantaşı’nda büyüdü. Otobiyografik kitabı İstanbul’da anlattığı gibi çocukluğundan yirmi iki yaşına kadar yoğun bir şekilde resim yaparak ve ileride ressam olacağını düşleyerek yaşadı. Liseyi İstanbul’daki Amerikan lisesi Robert Kolej’de okudu. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde üç yıl mimarlık okuduktan sonra, mimar ve ressam olmayacağına karar verip okulu bıraktı ve İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik okudu. Pamuk, yirmi üç yaşından sonra romancı olmaya karar vererek başka her şeyi bıraktı ve kendini evine kapatıp yazmaya başladı. İlk romanı “Cevdet Bey ve Oğulları” 1982’de yayımlandı ve Orhan Kemal Roman Armağanı’nı ve Milliyet Roman Ödülü’nü aldı. Pamuk ertesi yıl “Sessiz Ev” adlı romanını yayımladı ve bu kitabın Fransızca çevirisiyle 1991’de Prix de la Découverte Européenne’i kazandı. Venedikli bir köle ile bir Osmanlı âlimi arasındaki gerilimi ve dostluğu anlatan romanı Beyaz Kale (1985), pek çok dile çevrilerek Pamuk’a uluslararası ününü sağlayan ilk romanı oldu. Aynı yıl karısıyla Amerika’ya gitti ve 1985-88 arasında New York’ta Columbia Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. İstanbul’un sokaklarını, geçmişini, kimyasını ve dokusunu, kayıp karısını arayan bir avukat aracılığıyla anlatan “Kara Kitap”ı 1990’da yayımladı. Fransızca çevirisiyle France Culture Ödülü’nü kazanan bu roman, geçmişten ve bugünden aynı heyecanla söz edebilen bir yazar olarak Pamuk’un ününü hem Türkiye’de hem de yurtdışında genişletti. 1991’de, Pamuk’un Rüya adını verdiği bir kızı oldu.

1994’te, esrarengiz bir kitaptan etkilenen üniversiteli bir genci hikâye ettiği “Yeni Hayat” adlı şiirsel romanı yayımlandı. Osmanlı ve İran nakkaşlarını, Batı dışındaki dünyanın görme ve resmetme biçimlerini bir aşk ve aile romanının entrikasıyla hikâye ettiği “Benim Adım Kırmızı” adlı romanı 1998’de yayımlandı. Bu kitapla Fransa’da Prix du Meilleur livre étranger (2002), İtalya’da Grinzane Cavour (2002) ve İrlanda’da International Impac-Dublin (2003) ödüllerini kazandı. 1990’ların ortasından itibaren Pamuk, insan hakları ve düşünce özgürlüğü konularında yazdığı makalelerle Türkiye devletine karşı eleştirel bir tavır takındı. Yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli gazete ve dergilere yazdığı edebi, kültürel makalelerden oluşturduğu geniş bir seçmeyi 1999 yılında “Öteki Renkler” adıyla yayımladı. “İlk ve son siyasi romanım” dediği “Kar” adlı kitabını 2002’de yayımladı. Kars şehrinde, siyasal İslamcılar, askerler, laikler, Kürt ve Türk milliyetçileri arasındaki şiddeti ve gerilimi hikâye eden bu kitap, New York Times Book Review tarafından 2004 yılının en iyi 10 kitabından biri seçildi. Pamuk’un 2003 yılında yayımladığı “İstanbul”, yazarın hem yirmi iki yaşına kadar olan hatıralarını aktardığı bir hatıra kitabı, hem de kendi kişisel albümüyle, Batılı ressamların ve yerli fotoğrafçıların eserleriyle zenginleştirilmiş, İstanbul üzerine bir denemedir. Kitapları 62 dile çevrilmiş, bütün dünyada on iki milyon satmış olan Pamuk, pek çok üniversiteden şeref doktorası aldı. Alman Kitapçılar Birliği tarafından 1950 yılından beri verilmekte olan, Almanya’nın kültür alanındaki en seçkin ödülü olarak kabul edilen Barış Ödülü, 2005’te Orhan Pamuk’a verildi. Ayrıca “Kar” Fransa’da her yıl en iyi yabancı romana verilen Le Prix Médicis étranger ödülünü aldı. Aynı yıl Prospect dergisi tarafından dünyanın 100 entelektüeli arasında gösterildi ve 2006 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçildi. American Academy of Arts and Letters’ın ve Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nin şeref üyesi olan Pamuk, senede bir dönem Columbia Üniversitesi’nde ders veriyor.

NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜNÜ KAZANAN İLK TÜRK

Orhan Pamuk 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alarak bu ödülü kazanan ilk Türk oldu. Pamuk 2008’de aşk, evlilik, dostluk, mutluluk gibi konuları bireysel ve toplumsal boyutlarıyla işlediği “Masumiyet Müzesi” adlı romanını; 2010 yılında ise çocukluğundan başlayarak hayatını ve edebiyatla ilişkisini eksen alan yazı ve röportajlarından oluşan “Manzaradan Parçalar”ı yayımladı. Pamuk, 2009’da Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton derslerini 2011 yılında Saf ve Düşünceli Romancı adıyla kitaplaştırdı. 2012’de İstanbul’da Masumiyet Müzesi’ni açtı ve müzenin kataloğu “Şeylerin Masumiyeti”ni yayımladı. Aynı yıl Avrupa kültürüne olağanüstü katkılarından dolayı Danimarka’da Sonning Ödülü’nü aldı. 2013’te ise kitaplarından seçtiği en güzel parçalardan oluşan “Ben Bir Ağacım” ı yayımladı. Masumiyet Müzesi, Avrupa Müzeler Forumu tarafından 2014 yılında Avrupa’nın en iyi müzesi seçildi.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AYDIN DOĞAN ÖDÜLLERİ

1) 1997 Aydın Doğan Ödülü: Roman Adalet Ağaoğlu
2) 1998 Aydın Doğan Ödülü: Soysal ve Beşeri Bilimler Prof. Dr. Doğan Kuban ve Prof. Dr. Emre Kongar
3) 1999 Aydın Doğan Ödülü: Görsel Sanatlar Ara Güler
4) 2000 Aydın Doğan Ödülü: Şiir Melih Cevdet Anday
5) 2001 Aydın Doğan Ödülü: Tarih İlber Ortaylı
6) 2002 Aydın Doğan Ödülü: Klasik Batı Müziği Ankara Devlet Konservatuarı
7) 2003 Aydın Doğan Ödülü: Arkeoloji Ord. Prof. Dr. Sedat Alp ve Prof. Dr. Altan Çilingiroğlu
Hizmet Ödülü: Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü ve Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araşt. Enstitüsü
8) 2004 Aydın Doğan Ödülü: Türk Halk Müziği Yücel Paşmakçı
Hizmet Ödülü: İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuarı ile Folklor Kurumu
9) 2005 Aydın Doğan Ödülü: Kent Mimarisi, Kent Dokusu İzmir Konak Meydanı Düzenlemesi ve Kastamonu Tarihi Kent Dokusu İyileştirme Projeleri
10) 2006 Aydın Doğan Ödülü: Resim Adnan Varınca
11) 2007 Aydın Doğan Ödülü: Moda Tasarımı Özlem Süer ve Ümit Ünal
12) 2008 Aydın Doğan Ödülü: Heykel Seyhun Topuz
13) 2009 Aydın Doğan Ödülü: Tiyatro Genco Erkal
14) 2010 Aydın Doğan Ödülü: Sinema Nuri Bilge Ceylan
15) 2011 Aydın Doğan Ödülü: Türk Halk Müziği Mehmet Özbek
Hizmet Ödülü: Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı
16) 2012 Aydın Doğan Ödülü: Öykü Selim İleri
17) 2013 Aydın Doğan Ödülü: Türk Müziği Prof. Dr. Nevzat Atlığ Türk Musikisi Vakfı
18) 2014 Aydın Doğan Ödülü: Fotoğraf Ozan Sağdıç
Hizmet Ödülü: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü

Franz Kafkaİstanbul, 8-9 Mart’ta Franz Kafka ile ilgili önemli bir konferansa evsahipliği yapacak. Konferansın konuşmacılarından Prof. Kathi Diamant, Kafka’nın 1933’te kaybolan ve bazıları yeni bulunan metinlerini anlatacak.

Ölümünün üzerinden doksan bir yıl geçmesine rağmen bütün dünyada her daim edebiyatın gündeminde olan Avusturyalı yazar Franz Kafka, (1883–1924) bu kez iki günlük bir etkinlikte İstanbul’daki okurlarıyla buluşuyor. Düşülke Yayıncılık ve Beylikdüzü Belediyesi işbirliği ile 8-9 Mart’ta uluslararası bir Franz Kafka konferansı düzenleniyor. 2015 Uluslararası Kafka Konferansı adlı etkinliğin kendisi bile oldukça heyecan verici bir proje iken, Düşülke Genel Yayın Yönetmeni Janset Karavin, önemli bir yapıtın yayınevi tarafından konferans çerçevesinde yayımlanacağının müjdesini veriyor.

İlk kez 2004’te İngiltere ve ABD’de yayımlanan, ardından İspanyolca, Fransızca, Rusça, Almanca ve Çince olmak üzere pek çok dile çevrilen Prof. Kathi Diamant’ın “Kafka’nın Son Aşkı: Dora Diamant” adlı eseri, Türkçede okurla buluşacak. Diamant’ın kitabı önemli; zira Kafka’nın son yıllarını geçirdiği sevgilisi Dora ile aralarındaki konuşmaların yer aldığı roman diliyle yazılmış akademik bir çalışma.

Kathi Diamant, öğrenciyken adını tesadüfen duyduğu Dora Diamant hakkında uzun yıllar boyunca gerek Dora’nın günlüklerinden gerekse Alman arşivlerinden elde ettiği bilgilerle yazmış Kafka’s Last Love: The Mystery of Dora Diamant’ı. Kafka son dönemini Berlin’de Dora ile birlikte geçiriyor ve beraber Filistin topraklarına yerleşme planı yapıyorlar. Fakat bu, Kafka’nın rahatsızlığı nedeniyle hiçbir zaman gerçekleşemiyor.

Kathi Diamant, aynı zamanda Kafka’nın 1933 yılında el konulan kayıp metinlerinin bulunabilmesi amacıyla 1998’de oluşturulan Kafka Project’in (Kafka Projesi) kurucusu ve başkanı. Kafka Project halen Doğu Avrupa’da Prag, Viyana ve Berlin’de araştırmalar yapıyor (birçok elyazmasının Nazi subaylarının eline geçmiş olma ihtimali var) Magical Mystery Literary History Tour adıyla edebiyat gezileri düzenliyor. İstanbul’daki konferansın ikinci gününde konuşacak olan Kathi Diamant’ın, bugüne kadar hiç yayımlanmamış metinlerden bahsetmesi ve bunları göstermesi bekleniyor.

Ana başlığı “Kafka, Aşk ve İktidar, Şiddet Toplumu ve Militarizm” olan konferansın Kathi Diamont dışında uluslararası başka bir katılımcısı maalesef yok. Mesela dünyanın sayılı Kafka uzmanlarından, 15 Mayıs 2013’te İstanbul’a küçük bir toplantı için gelenAlman yazar Reiner Stach, Columbia Üniversitesi’nden Kafka uzmanı Mark Anderson ve Kafka Project için araştırmalar yapan Çek gazeteci Judita Matyášová’yı da bu konferansta dinlemek isterdik fakat programları uymadığı için katılamayacaklarını bildirmişler. Konferansta dinleyebileceğiniz Türkiye’den isimler ise şöyle: Fransız Kültür Merkezi Çeviri ve Yayın Destek Programı Yöneticisi yazar ve çevirmen Ahmet Soysal, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Akay, yazar Aslı Erdoğan; yazar, şair, pantomim ve ipli kukla sanatçısı, Alengirli Mecmua ve Düşülke Genel Yayın Yönetmeni Janset Karavin. İki gün sürecek konferanstaki oturumlara Ezel Akay, Haldun Çubukçu, Eraslan Sağlam, Nur Yazgan, Nedim Gürsel, Zeliha Demirel, Latife Tekin, Öykü Didem Aydın, Altay Öktem, Hakan Akdoğan, Funda Önkol, Halil Emrah Macit ve Derya Alabora da konuk olacak.

Janset Karavin, Uluslararası Edebiyat Konferansları Dizisi Projesi kapsamında gerçekleştirilecek Kafka, Dostoyevski ve Proust konferansları ile amaçlarının Türkçede kaynak yaratmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Yayınlarımız ve önümüzdeki senelerde Dostoyevski ve Proust ile sürecek  uluslararası etkinliklerle Türkiye’nin yeni bir edebiyat odağı olmasına katkıda bulunmak istiyoruz. Bununla beraber edebiyatın, sanatın kapsam ve etki alanının da genişlemesini, halkla buluşmasını önemsiyoruz. Halka erişmeyen sanatın, yazı eyleminin, edebiyatın amacına erişemediğini, hedef şaşırdığını, anlam kaybına uğradığını savunuyoruz.” Konferans için Taksim, Kadıköy ve Bakırköy’den servisler kaldırılacak.

Kaynak: dusulkesi

 Güzel sanatların tüm bölümleriyle ve sporla ilgilenen ve Y.G.S. sınavlarına giren  gençler şu sıralar büyük bir heyecan içindeler.Yetenek sınav tarihleri açıklanan üniversite güzel sanatlar veya spor bölümleri ya sınavlara başladılar yada hazırlık içindeler sınavlar aşamalı olarak yapılıyor birinci aşamada eleme, arkasından da kesin kabul sınavları ile sonuca varılıyor.

coskun-nehir-2            Sınava hazırlanan öğrenciler ise şanslarını biraz daha yükseltmek ve açıkta kalmamak için ülkemizin çeşitli illerindeki üniversitelerin eğitim fakültesi  müzik, resim , beden eğitimi bölümlerine ; konservatuarlarına koşturup duruyorlar. Sınav tarihleri birbirine çok yakın olan bu okullar en iyi öğrenci bizim olsun ,başka okullarda sınava girip de elenen öğrenci bize kalmasın diye onlar da kendi aralarında bir mücadele veriyorlar ; birbirlerinin sınav tarihlerini çok iyi takip ediyorlar hata ve hata aynı güne sınav tarihi koyup iyi öğrenci kapma yarışına giriyorlar.Olan bu bölümlere girmek isteyen öğrenci adaylarına oluyor.

Örneğin; yetenek sınavlarına giren yakın bir tanıdığımın kızı, önce Samsun Eğitim Fakültesine sonra,  Trabzon; (KTÜ)   Karadeniz  Teknik Üniversitesi, Eğitim Fakültesine arkasından, İstanbul Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Müzik bölümü sınavlarına en son da Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü sınavlarına girecek.

Diğer bir arkadaşımın Opera Sanatçısı olmak isteyen kızı;  İzmir 9 Eylül Üniversitesi Devlet konservatuarı Sınavına girdikten sonra İstanbul’a gelip Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi,  Devlet Konservatuarında sınava girdikten hemen sonra İzmir’e gidip oradaki üniversitesinde sınavı tamamlayacak. Bir düşünecek olursanız ne büyük yorgunluk, ne büyük masraf ve ne büyük bir stres .

       Bir de olayın diğer yönüne bakalım. Yüzlerce öğrenci üniversitelere müracaat ediyor alınacak öğrenci sayısı ise  Konservatuarlarda 10-20 kişi arasında; Eğitim fakültelerin de ise 40-50 kişi arasında  değişiyor. Üniversitelerdeki öğretim üyeleri ise zor durumda hak yememek için sağlıklı bir sınav yapmak zorundalar . Sınavları birkaç güne yayıyorlar ama öğrenci sayısı o kadar fazla ki  sabah 08 de başladıkları sınavı gece yarılarına kadar sürdürüyorlar.

Zamanı kısaltmak için 2-3 komisyona bölünseler de  komisyonlar arasındaki ufak görüş farklılıkları bazen sınava giren çocukları olumsuz olarak etkiliyor. Bir komisyon sınavında başarısız olan bir öğrenci diğer komisyonda sınava giren kendisinden başarısız bir öğrencinin kazandığını görünce çok üzülüyor.

yetenek sınavları

         Sınava girecek öğrenciyi sabah sınava çağrılıyor ve çok uzun bir süre sonra örneğin; akşam öğrenci  sınava alınıyor. Yorgun , bitkin stres içindeki bu öğrencinin nasıl verimli olacağını düşünebilirsiniz?

       Bir de  olayı diğer yönden düşünelim.İçeride sınav komisyonundaki öğretim üyelerini.   Öğrencilerin biri gidip diğeri geliyor sınava her öğrenciye aynı kalıptaki sorular soruluyor. Bir müddet sonra dikkat dağlıyor ve monotonluk başlıyor. Hele de çok geç zamanda biten sınavlarda bu daha da belirginleşiyor. Dikkat dağınıklığı ve yorgunluk belirtileri başladığı için iyi dinlenemeyen öğrencilerde az da olsa kulağı zayıf olan öğrenciler sınavı kazanıyorlar. Ondan sonra okulda öğrenime başlayan bu öğrenciler hem başkalarının hakkını yiyorlar hem de okulda çok zorlanıyorlar. Zaman zaman bu öğrenciler uzun senelerini mezun olmak için heba oluyor, öğretmenlerini üzüyorlar, büyük bir çoğunluğu da okulu bırakmak zorunda kalıyorlar.

                     Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi (Önceki yazı için TIKLAYINIZ)sınavlardaki soru tipleriyle sınav uygulamalarıyla yetenek sınavları adı altında yapılan bu sınavlar maalesef yeterli ve ölçülü değildir. Bir çok gencimiz bu sınavlar sonucu spordan ve müzikten uzaklaşmaktadırlar.

           Öğleyse bu sınav sistemleri acilen değiştirilmelidir.Üniversitelerimizin sanat kurumlarının ülkemizde bulunan DEVLET SENFONİ ORKESTRALARI, OPERA VE BALELERİ,TİYATROLARI VE SPOR KURULUŞLARI VE RESİM, FOTOĞRAF V.B. DALLARDA UZMAN KİŞİLERLE işbirliği içine girip bu soruna çare bulacağı inancını taşımaktayım.

Sevgi ve saygılarımla……

COŞKUN  NEHİR

İST. DEV. OPERASI SAN. VE MARMARA ÜNİV. ATATÜRK EĞ. FAK. MÜZİK BÖL. ÖĞ. ÜYESİ.

Nar Sanat Kursu Ses Terapisti ve Şan Eğitmeni (Özgeçmiş İçin Tıklayınız)

Eğitmen ve Sanatçının sitesi için lütfen www.coskunnehir.com.tr tıklayınız.

Datça’da ilk kez bir uluslararası kısa film festivali düzenlenecek

Datça-Uluslararası-Kısa-Film-Festivali1

Datça‘nın uluslararası ilk kısa film festivali bugün başlıyor. Bütün dünyadan yönetmenlerin posta yolu ile gönderdikleri ya da “www.isffdatca.org” sayfasına yükledikleri kısa filmler Palamutbükü, Eski Datça, Bülent Ecevit Kültür Merkezi ve Anfi Tiyatro’da 24 – 27 Nisan 2014 tarihlerinde gösterilecek.

Festival boyunca filmlerin yanı sıra çeşitli kültürel ve sanatsal etkinlikler de düzenlenecek. Bu etkinlikler arasında ‘video mapping’ gösterileri, yerleştirme sanatı, fotoğraf ve resim sergileri, konserler, dans gösterileri ve partiler yer alıyor. 26 Nisan 2014 Cumartesi akşamı da Datça merkezinde yapılacak karnaval yürüyüşüne tüm Datça halkı kendi kostüm ve müzik aletleriyle katılacak.

Datça uluslararası kısa film festivali aynı zamanda bir gençlik buluşması. 15 Nisan’da başlayan buluşmada ”Kafandakini Çek” başlıklı bir sinema atölyesi oluşturuldu. Başta Almanya ve Türkiye olmak üzere farklı ülkelerden sinema sevdalısı gençler, atölye çalışmalarına katılarak kısa film çekmeyi öğrendiler. Gençler, birbirleriyle fikir alışverişinde bulunarak proje oluşturdular ve bunları hayata geçirdiler. Avrupa Birliği Fonları tarafından finanse edilen gençlik buluşması asıl olarak katılımcı gençlerin sinemayı öğrenirken birbirlerini, kültürlerini tanıyıp kaynaşmasını hedefliyor. Ayrıca gençler Datça’ya gelen olan ödüllü filmlerin usta tanışma ve söyleşme imkânı bulacaklardır. Bu atölyede üretilen filmler Datça’dan sonra ilk olarak temmuz ayında Almanya’da ISFF Detmold Festivali’nde izleyici karşısına çıkacak.

Festivale katılacaklar arasında yer alan Berlin Brandenburg Film Destek Fonundan Veronika Grob da kendilerine başvurulacak film projelerine mali destek verme konusunda katılımcıları bilgilendiriyor.Barcelona’dan Bernat Mestres ve Berlin’den Sebastian Naumann’ın yönettiği atölye çalışmasına Reis Çelik, Atalay Taşdiken, Mehmet Eryılmaz reji, Mesut Ulutaş kurgu konusunda yardımcı oldular. Yanımızda olacak. Görüntü yönetmeni Serdar Özdemir kamera, Seçkin Özalp VFX SuperVisor olarak destek verdi. Detmold’tan Matthias Wilhelm, Barcelona’dan Maria Coma ve İstanbul’dan Cafer Ozan Türkyılmaz da müzik konusunda katkıda bulundu. Oyunculuk konusunda ise Ronja Klatt ve Alina Marise Soboth genç yönetmenlerin yanında yer aldı. Beykent Üniversitesi Sinema TV Bölüm Başkanı Burak Buyan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema TV Bölüm Başkan Yrd. Doç. Yüksel Aktaş da festivali destekleyen akademisyenler arasında.

Datça da yaşayan sanatçılar da gençlere el veriyor. Ünlü şair Can Yücel’in eşi Güler Yücel gençlerin yanından ayrılmıyor. İbrahim Çiftçioglu ise proje kapsamında sekiz ayrı Datçalı sanatçı ile bir film projesi gerçekleştirdi. Enstalasyon sanatçıları Monika Möller ve Birgit Christiane Sander yine Datça’lı sanatçıların kendilerine katılmalarıyla sahilden topladıkları doğal malzeme ile heykeller yaptılar. Jale Somer ise sahilden topladığı çöpler ile festivale renk katıyor.

Ressamlar Birgitta von Homeyer ve Tuğba Şimşek ise Berlin ve Cardiff’ten beraberlerinde getirdikleri eserlerini sergileyecekler. Paristen FIPRESCI üyesi Barbara Lorey de Lacharriere, İstanbul’dan Cüneyt Cebenoyan, Berlin’den Annette Koschmieder’in filmleri de festivalde gösterilecek. Datça gençlik buluşmasının ve film festivalinin her yıl tekrarlanması planlanıyor.

Sizler için 2014 yılında sizler için fotoğraf yarışmalarını derlemeye çalıştık. Tüm katılımcılara şimdiden başarılar diliyoruz.

 

Zorlu Center’ın gurme konulu fotoğraf yarışmasına katılın, sürpriz ödülleri kazanın…

zorlucenterdagurme

İstanbul’un gurme, moda ve sanattaki yeni merkezi Zorlu Center, Şubat 2014 itibariyle başlayan 3 ay boyunca farklı konseptlerde devam edecek instagram fotoğraf yarışmasında, belirlenen hashtaglere fotoğraflarını paylaşan ziyaretçilerine sürpriz ödüller kazandırıyor.

Şubat, Mart ve Nisan aylarında üç farklı konseptteki yarışmanın, Şubat ayı teması “gurme” olarak belirlendi.Zorlu Center’da yer alan restoranlarda mekan veya yemek fotoğraflarını instagramda #zorlucenterdagurme hashtagiyle paylaşan ziyaretçilerin fotoğrafları Murat Germen, Oğuz Meriç ve Sezgin Yilmaz’dan oluşan jüri tarafından değerlendirilecek. Değerlendirme sonucunda yarışmanın birincisi Zorlu Center Beymen mağazasından 1.000 TL’lik hediye çeki, ikincisi Zorlu Center PSM’den iki kişilik etkinlik bileti ve üçüncüsü ise Zorlu Center Jamie’s Italian restoranında iki kişilik yemek kazanacak.

Yarışma, aynı ödüllerle Mart ayında moda konsepti için #zorlucenterdamoda ve Nisan ayında ise sanat konseptleriyle #zorlucenterdasanat devam edecek.

www.zorlucenter.com

facebook.com/zorlucenter

twitter.com/zorlucenter

instagram.com/zorlucenter

Zorlu Gayrimenkul hakkında

Zorlu Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım AŞ, yurtiçinde ve yurtdışında değerli araziler üzerinde nitelikli konut, ofis, iş merkezi, alışveriş merkezi, hastane, otel ve ticari depolar geliştirmek, geliştirdiği gayrimenkuller üzerinde yatırımlar yaparak satmak, kiralamak veya işletimini gerçekleştirmek amacıyla 2006 yılında Zorlu Holding AŞ bünyesinde kurulmuştur. Zorlu Gayrimenkul’ün hedefi; piyasa beklentilerini, müşteri talep ve ihtiyaçlarını doğru analiz etmek suretiyle, değerli araziler üzerinde dünya standartlarında özgün projeler geliştirmek ve eksiksiz müşteri memnuniyeti sağlamaktır.

Bilgi için:

Hill + Knowlton Strategies: 0212 270 52 32

Elif Kupa – isil.kaya@hkstrategies.com

ATLAS HALI’DAN BOL ÖDÜLLÜ FOTOĞRAF YARIŞMASI

ATLAS HALI

RENKLERİ YAKALA, ATLAS HALI’YA YOLLA!

Atlas Halı, “Renkleri Yakala -Facebook Fotoğraf Yarışması” ile fotoğraf tutkunlarını hayatın renklerini yakalamaya çağırıyor! Kazananların kullanıcı beğenileri ile belirleneceği yarışmada birinci gelen fotoğrafın sahibi Apple IPhone 5s’in de sahibi olacak.

 Kendi kendini temizleyen ve leke barındırmayan nano halılarıyla doğanın tüm renklerini evinize getiren Atlas Halı, Facebook sayfasında renkli bir kampanya başlatıyor. 16 Mart’a kadar sürecek olan “Renkleri Yakala – Fotoğraf Yarışması”nda katılımcıları birbirinden değerli ödüller bekliyor. Yarışmada kazananı  ise beğeni sayıları belirleyecek.

20 Ocak tarihi itibariyle başlayan ve 18 yaşından büyük herkese açık olan “Renkleri Yakala – Fotoğraf Yarışması” Mart ayının ortasına kadar devam edecek. Katılımcılar, Atlas Halı’nın facebook sayfasında yer alan yarışma uygulamasındaki adımları takip ederek, “Renk” temasına uygun fotoğraflarını yükleyecekler. Katılımın tamamen ücretsiz olduğu ve ticari bir koşul bulunmayan uygulamaya katılım için sadece Atlas Halı’nın facebook sayfasını beğenmek yeterli olacak. Yarışmada oylama da yine facebook kullanıcılarının beğenileri doğrultusunda yapılacak.

 iPhone 5s ve değerli birçok ödül!

Yarışma kapsamında uygulamaya yüklenen fotoğraflar arasından en çok beğeni alan 1. fotoğrafın sahibi Apple iPhone 5s cep telefonu, en çok beğeni alan 2. fotoğrafın sahibi 500 TL değerinde Koçtaş hediye çeki, en çok beğeni alan 3. fotoğrafın sahibi ise 400 TL değerinde Atlas Halı hediye çeki kazanacak. 4. fotoğrafın sahibi Arzum Çaycı, 5. fotoğrafın sahibi Vestel Mix&Go, 6., 7. ve 8. fotoğrafların sahipleri de Schwarzkopf Saç Bakım Paketi kazanacak. Ayrıca her hafta jürinin en beğendiği bir fotoğrafa Atlas Halı hediye edilecek

Kadın Gözüyle Hayattan Kareler ’14 Fotoğraf Yarışmasına Başvurular Başladı

KADIN GÖZÜ İLE

Anadolu Hayat Emeklilik’in bu yıl sekizincisini düzenlediği ‘Kadın Gözüyle Hayattan KarelerFotoğraf Yarışması’na başvurular başladı. Türkiye’nin dört bir yanından kadınların katılabileceği yarışmaya başvurular 12 Mart’a kadar devam edecek.

‘Kadın Gözüyle Hayattan Kareler Fotoğraf Yarışması’na ilk düzenlendiği 2007 yılından bu yana 7 binden fazla kadın 32 bini aşkın fotoğrafla katıldı. Kadınların hayata ve dünyaya bakışlarını fotoğraf kareleri ile yansıtacakları bir platform yaratmak amacıyla düzenlenen yarışma Türkiye’nin en çok ilgi gören fotoğraf yarışmalarından biri haline geldi.

Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) danışmanlığında  ‘Hayata Dair’ teması ile düzenlenen yarışmaya 18 yaş ve üzeri tüm amatör ve profesyonel kadın fotoğrafçılar en fazla 5 adet fotoğrafla katılabiliyor. Bu yılki seçici kurulunda Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güler Ertan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nihal Kafalı, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oktay Çolak, Fotoğraf Sanatçısı İsa Çelik ve Anadolu Hayat Emeklilik İletişim Müşaviri Nihan Güney yer alıyor.

Sonuçları 2 Nisan tarihinde Anadolu Hayat Emeklilik’in web sayfasında yayınlanacak olan yarışmanın birincisi 5.000 TL, ikincisi 3.000 TL, üçüncüsü ise 1.000 TL ile ödüllendirilecek. Ayrıca sergilenmeye değer bulunan her esere de 250 TL telif ödenecek. Yarışmada derece

ye giren ve sergilenmeye değer bulunan eserler İstanbul’daki ve Anadolu’daki çeşitli mekanlarda fotoğrafseverlerle buluşacak.

Kadın Gözüyle Hayattan Kareler fotoğraf yarışması hakkında daha detaylı bilgi anadoluhayat.com.tr  adresinden veya0212 317 70 25 numaralı telefondan edinilebilir.

 Posta Adresi:                                                                    

Anadolu Hayat Emeklilik İletişim Müşavirliği İş Kuleleri Kule 2 K:18 Levent- İstanbul
E-posta:

iletisim@anadoluhayat.com.tr

Konu: Fotoğraf Yarışması

 Anadolu Hayat Emeklilik hakkında:

Bireysel Emeklilik ve Hayat Sigortaları alanlarında hizmet sunan Anadolu Hayat Emeklilik, 1990 yılında “Türkiye’nin ilk hayat sigortası şirketi” olarak kuruldu. Halka açık ilk ve tek emeklilik şirketi olan Anadolu Hayat Emeklilik, Birikimli Hayat Sigortaları ve Bireysel Emeklilik Sistemi ile en büyük fon yaratan şirket olma özelliğini taşıyor. 700 bini aşan katılımcı sayısıyla Anadolu Hayat Emeklilik, ulaştığı fon büyüklüğü ile Sistemdeki lider pozisyonunu güçlendirmeye devam ediyor. Sistemden emekli olan kişi sayısında da öncü konumunu koruyan Şirket, Sistem emeklilerinin yüzde 44’üne sahip.  Genel Müdürlüğü İstanbul’da bulunan Şirketin; İstanbul, Ankara, Adana, Bursa, İzmir ve Antalya’da Bölge Müdürlükleri ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Şubesi bulunuyor. Anadolu Hayat Emeklilik, direkt satış ekibi, 250’ye yakın özel acentesi ve Türkiye İş Bankası, Anadolubank ve Albaraka’nın toplam bin 800’ü aşan banka şubeleri aracılığıyla hizmet sunuyor.

“Tarımda Kadın” Temalı Basın Fotoğraf Yarışması

NE ÇEKERSEN ONU BİÇERSİN

Katılım Koşulları

Nasıl katılacaksınız?

Yarışmaya, bu site üzerinden elektronik ortamda yükleme yapacağınız fotoğraflarla katılabilirsiniz. Bir kişi, en çok 3 eserle yarışmaya katılabilir. Her bir eser için, bu sitede yer alan elektronik katılım formu, ayrı ayrı olarak doldurulup gönderilmelidir.
Kimler katılabilir?

Yarışma; yerel ve ulusal yayın organlarında halen kaşeli olarak çalışanlara, bu kuruluşlara dışarıdan hizmet verenlere veya bu kurumlardan emekli olan tüm gazeteci, muhabir ve foto muhabirlere açıktır.
Teknik bilgiler

  • Fotoğrafların, maksimum kalitesi (12) JPEG formatında, çözünürlük 300 dpi ve kısa kenarı ise en az 2500 piksel olmalıdır.
  • Fotoğraflar renkli ya da siyah beyaz olabilir.
  • Fotoğraflarda EXIF bilgilerinin (fotoğraf kimliği) bulunması zorunludur.
  • Fotoğraf üzerinde renk, kontrast ve kadraj düzenlemeleri dışında, photoshop ile dijital manipülasyon yapılamaz.

 Yarışma Şartnamesi

  • Katılımcı, daha önceden herhangi bir yarışmada ödül almamış ya da sergilenmemiş eserleriyle bu yarışmaya katılmalıdır.
  • Eserlerin her türlü hukuki sorumluluğu katılımcıya aittir. Katılımcı, yarışmaya gönderdiği eserin tümüyle kendisine ait olduğunu ve GÜBRETAŞ’a muvafakat ve kullanım tasarrufu izni verdiğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Ödül alan katılımcılardan bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettiği anlaşılanlardan elde ettikleri ödül ve her türlü kazanımlar geri alınır.
  • Yarışmaya katılan tüm görsel eserler, GÜBRETAŞ (Gübre Fabrikaları T.A.Ş.) firmasının kurumsal arşivine alınarak, şirketin uygun görmesi halinde bu yarışmayla ilgili veya diğer kurumsal sergi, afiş, katalog, broşür, kitap, kitapçık, gazete vb. her türlü tanıtım malzemesi ile kurumsal web sayfasında ayrıca bir izin ve muvafakat almaya gerek olmadan kullanılabilecektir. Ayrıca çeşitli platformlarda sergilenebilecektir.
  • Yarışmada dereceye giremeyen eserlerin bu yarışma dışında kurumsal bir tanıtım malzemesinde kullanımı halinde, GÜBRETAŞ eser sahibine FSEK çerçevesinde bunun için mutabık olunacak bir görsel kullanım telifi ödeyecektir.
  • Bir katılımcı, en çok 3 eserle yarışmaya başvuru yapabilir. Her bir eser için, bu sitede yer alan elektronik katılım başvuru formu, ayrı ayrı olarak doldurulup gönderilmelidir. Fotoğrafların, maksimum kalitesi (12) JPEG formatında, 300 dpi çözünürlüğünde ve kısa kenarı ise en az 2500 piksel olmalıdır. Fotoğraflar renkli ya da siyah beyaz olabilir. Fotoğraflarda EXIF bilgilerinin (fotoğraf kimliği) bulunması zorunludur. Fotoğraf üzerinde renk, kontrast ve kadraj düzenlemeleri dışında, photoshop ile dijital manipülasyon yapılamaz.
  • Yarışma; yerel ve ulusal yayın organlarında halen kaşeli olarak çalışanlara, bu kuruluşlara dışarıdan hizmet verenlere veya bu kurumlardan emekli olan tüm gazeteci, muhabir ve foto muhabirlere açıktır. Yarışmaya, seçici kurul üyeleri ve onların birinci derece yakınları dışında, Türkiye’de ikamet eden tüm gazeteci, muhabir ve foto muhabirleri katılabilir.
  • Yarışmaya son başvuru tarihi 30 Nisan 2014’tür. Bu tarihten sonra gelen eserler değerlendirmeye alınmaz.
  • Tüm yarışmacılar, yarışma koşullarını ve Seçici Kurul kararlarını istinasız kabul etmiş sayılır.
  • Şartnamede her türlü değişiklik hakkı GÜBRETAŞ’a aittir.
  • Yarışmaya katılanlar yukarıdaki şartların tamamını kabul etmiş sayılırlar.

Başvuru ve yarışmayla ilgili detaylar www.butopraginrenkleri.org adresinde yer alıyor.

 2014/5 Mimarlar Odası Bursa Şubesi “Kent Merkezini Yeniden Keşfetmek” Fotoğraf Yarışması – SKT: 20.03.2014  

Düzenleyen Kurum : Mimarlar Odası Bursa Şubesi
TFSF Onay No : 2014/5
Bölümler :
Son Katılım Tarihi : 20.03.2014
Seçici Kurul Toplanması : 22.03.2014
Sonuç Bildirim Tarihi 24.03.2014
İlgili Kişi : Ezgi TOLUNAY
Telefon No : 0 224 453 56 00
@ Posta : kentmerkeziniyenidenkesfetmek@bursamimar.org.tr
Tfsf Temsilcisi Selma Çubukçu
Tfsf Temsilci @ Posta
Türkçe Şartname Linki Katılım Formu (TR)

Yarışma afişi için lütfen TIKLAYINIZ

2014/16 TFSF adına AFSAD “AFSAD Fotoğraf Çalışmaları Yarışması” – SKT: 17.03.2014  

Düzenleyen Kurum : AFSAD
TFSF Onay No : 2014/16
Bölümler :
Son Katılım Tarihi : 17.03.2014
Seçici Kurul Toplanması : 22.03.2014
Sonuç Bildirim Tarihi 25.03.2014
İlgili Kişi :
Telefon No :
@ Posta :
Tfsf Temsilcisi Yunus TOPAL – Kamuran FEYZİOĞLU
Tfsf Temsilci @ Posta
Türkçe Şartname Linki Katılım Formu (TR)

 

‘Zaman Tünelinde Büyük Efes’ Fotoğraf Yarışması

efes oteli

Seçici kurul üyeliğini Yusuf Tuvi (AFIAP),Çerkes Karadağ (Fotoğraf sanatçısı),Gültekin Çizgen (Profesyonel Tanıtım Fotoğrafçıları Derneği),Tahir Ün (Fotoğraf sanatçısı),Salih Kalafatoğlu (Kültür Üniversitesi öğr. gör.),Ömer Vargı (Yönetmen),Ahmet İmançer (Yrd. Doç. Dr. Fotoğraf sanatçısı) ve Zafer Gazi Tunalı’nın (TFSF temsilcisi) yaptığı Büyük Efes Oteli’nin 50 yılını kapsayan süreç içerisinde,yaşanmışlıkları fotoğraf arşivlerinden ve güncel çekimlerden gün yüzüne çıkartmayı ve sergilemeyi amaçlayan “Zaman Tünelinde Büyük Efes” konulu ve 3.000 TL. para ödüllü ve 2 gece konaklamalı fotoğraf yarışması düzenlendi.

Sergi ve ödüller

24 Nisan 2014 saat 17.00′de sona erecek yarışmanın başvuru sonuçları,28 Nisan 2014′te açıklanacak.Birinci; 3.000 TL ve 2 gece konaklama (2 kişi oda+ kahvaltı),

ikinci; Samsung cep telefonu ve 1 gece konaklama (2 kişi oda+ kahvaltı),üçüncü; HTC cep telefonu ve Swissotel Büyük Efes Akvaryum Restaurant’ta 2 kişilik akşam yemeği kazanacak.

Mansiyon; Swissotel Büyük Efes Pürovel Spa & Sport kullanımı ve Swissotel Büyük Efes Akvaryum Restaurant’ta 2 kişilik akşam yemeği,sergileme kazanan 20 adet esere de 100′er TL

verilecek.Sergi açılışı ve ödül töreni de Mayıs 2014 yapılacak.

2008’den itibaren sanatı ve sanatçıyı desteklema kararı alarak çeşitli faaliyetlere başlayan ve yarışma düzenleyen Büyük Efes Oteli’ne rezervasyon yaptırılarak, fotoğraf çekimi de yapılabilen ve Meriç A. Ateş’in sanat yöneticiliğini,Ayşe Karpat’ın İzmir koordinasyonunu üstlendiği yarışma adres ve telefonu şöyle; Swissotel Büyük Efes, Büyük Efes Sanat, Kordon 1-2 Salonu-Gaziosmanpaşa Bulvarı, No.1,35210, Alsancak-İzmir,tel; +90-232-4145176,

E POSTA.yarisma@buyukefessanat.com

Katılım şartları

Fotoğraf yarışması, amatör ve profesyonel tüm fotoğrafçıların katılımına açık ve ücretsizdir. Jüri üyeleri,TFSF temsilcisi ve 1. dereceden akrabaları katılamaz.Yarışmaya en çok 4 adet fotoğraf gönderebililir.Katılımcı,gönderdiği yapıt(lar)ın tümüyle kendisine ait olduğunu, gerekli izinlerin alındığını, diğer hususlarla birlikte kabul ve beyan eder.Ödül kazanan fotoğrafçılardan bu beyan ve kabulleri dışında hareket ettiği anlaşılanların elde ettikleri ödül, unvan ve her türlü kazanımları geri alınır.

Yarışmada ödül almış fotoğraflar kabul edilmeyecektir.Gönderilen fotoğraf üzerinde, yapıt kendisine ait olmadığı halde, kendisininmiş gibi göstermeye ve seçici kurulu yanıltmaya yönelik her türlü müdahale ve değişikliği yapan; ödül almış fotoğrafların katılımının kısıtlandığı bu yarışmada, böyle bir fotoğraf ile ya da bu fotoğrafın ana unsur olarak kullanıldığı yapıtlarla katılımda bulunan kişilerin, yarışmalara katılımı TFSF yarışma ilkeleri gereğince bir yıl kısıtlanır..

Ad,soyad,adres, telefon, E-posta yazılacak

Her fotoğrafın kodlanmasında katılımcının ad ve soyadının baş harfleri ve T.C. numaranızın son 4 rakamdan oluşan bir “rumuz” ve fotoğrafın sıra numarası kullanılmalıdır. Örneğin:ALI UYANIK için; AU4545-1.jpg, buyukefessanat.com web adresi yarışma bölümünde kayıt yapılarak renkli, negatif veya saydam olarak çekilen fotoğraflar, sayısal ortama aktarılarak ya da sayısal makinelerle çekilen fotoğraf ile başvuru yapılabilir.Fotoğraflarınızı;

a) Sayısal ortamda http://www.buyukefessanat.com adresine uygun koşullarda yükleyebilir;

b) Posta/kargo yolu ile gönderebilirsiniz. Pakete “Sergi için fotoğraf kaydı içermektedir. Ticari değeri yoktur” ibaresi yazılmalıdır. İrtibat bilgileri (Ad, Soyad, Açık Adres, Telefon, E-posta)

yazılı şekilde katılım formunu içeren bir word dosyası oluşturulmalı;fotoğraflar kodlama sırasıyla CD/DVD’ye kayıtlı olarak, JPEG formatında, kısa kenarı en az 2300 piksel, 300 dpi çözünürlükte, kenar çerçevesi olmadan (paspartusuz), üzerinde imza ya da herhangi belirleyici bir not bulunmadan gönderilmelidir.

Nerede,ne zaman çekildiği ve hikâyesi verilecek

Fotoğraflara isim, ne zaman, nerede çekildiği ve hikâyesi ile ilgili kısa bir bilgi verilmeli; kimlik formu ve taahhütname eksiksiz doldurmalı ve imzalanmalıdır. Formlar buyukefessanat.com web veya tfsf.org.tr adresinden temin edilebilir.Eserler 24 Nisan 2014 saat 17.00’ye kadar http://www.buyukefessanat.com adresine yüklenilmeli veya gönderi adresine teslimat en geç,24 Nisan saat 17.00 olacak biçimde posta/kargo ile gönderilmelidir. Gecikmelerden kurum sorumlu değildir.Yarışma sonucunda jüri değerlendirmesi, ödül alan ve sergilenmeye değer görülen fotoğraflar, katılımcıların e-posta adreslerine gönderilerek bildirilecektir. Ayrıca sonuçlar www.buyukefessanat.com adresinde ve www.tfsf.org.tr adreslerinde de duyurulacaktır.

TFSF yayını Almanak 2014’te yer alacak

Ödül alan ve katalogda yer alacak fotoğrafların birer kopyası, bedelsiz olarak Büyük Efes Sanat arşivine alınacak ve gerekli görüldüğü durumlarda isim belirtilerek, afiş, broşür, dergi, kitap vb basılı materyaller ile web sitesi, tanıtım filmi vb prodüksiyonlarda; facebook, twitter vb sosyal medya mecralarında kullanılabilecektir.Yine ödül alan fotoğraflar, TFSF yayını olan Almanak 2014’te yer alacaktır.Tüm ulaşım/transfer ücretleri katılımcı tarafından karşılanacaktır.Yarışma için Büyük Efes Sanat’a (yarisma@buyukefessanat.com) rezervasyon yaptırılarak otel içinde fotoğraf çekimi gerçekleştirilebilir.

İstanbul Rotary Sanat Ödülü Yarışması 2014

İstanbul-Rotary-Sanat

İstanbul Rotary Kulübü’nün 2011 yılında başlattığı “İstanbul Rotary Sanat Ödülü Yarışması ve Sergisi” 2014 yılında da devam ediyor. Genç sanatçıların bu dönemde seçilecek yapıtları 15 Mayıs – 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında, Maslak’taki Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergilenecek. Yarışmada, bir kişiye 15.000.- TL’lık “Büyük Ödül”, üç kişiye ise kişi başına 5000.- TL “Sanat Başarı Ödülü” verilecek.

İstanbul Rotary Kulübü’nün, genç sanatçılarımızı teşvik etmek ve desteklemek amacıyla ilkini 2010-2011 döneminde gerçekleştirdiği İstanbul Rotary Sanat Ödülü Yarışması ve Sergisi’ne 84 genç sanatçı katılmış, bu sanatçılardan Elif Aydoğdu Ağatekin, Ozan Gezer, Seçkin Pirim ve Seyit Mehmet Buçukoğlu ilk dörde girmiş, büyük ödülü Seyit Mehmet Buçukoğlu almıştı.

2011-2012 döneminde ikincisi gerçekleştirilen yarışma ve sergiye ülkemizin dört bir yanından 201 genç sanatçımız başvurdu. Bu sanatçılardan Neda İsmail Atar, Çağdaş Erçelik, Çınar Eslek ve İhsan Oturmak ilk dörde girmiş, büyük ödül İsmail Oturmak’ın olmuştu. Genç sanatçının yapıtları Ekim 2012’de Paris’te Espace Culturel Louis Vuitton’da sergilendi.

2012-2013 döneminde, üçüncüsü gerçekleştirilen yarışmaya ise 239 genç sanatçımız katıldı. Bu sanatçılardan Murat Salcı, Emre – Yunus Tekin, Ahmet Özparlak ve Abdülkerim Bozan ilk dörde girdi, büyük ödül ise Murat Salcı’nın oldu.

2013-2104 döneminde, her yıl artan bir katılımla gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğin dördüncü gerçekleştiriyoruz. Genç sanatçılarımızın bu dönemde seçilecek yapıtları, 15 Mayıs – 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında, Maslak’taki Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde sergilenecek. Yarışmada, bir kişiye 15.000.- TL’lık “Büyük Ödül”, üç kişiye ise kişi başına 5000.- TL “Sanat Başarı Ödülü” verilecek.

2013-2014 Dönemi İstanbul Rotary

 Sanat Ödülü Yarışması ve Sergisi Şartnamesi

İstanbul Rotary Kulübü Derneği, genç sanatçıların tanıtım, kariyer ve eğitimlerine destek olmak ve ülkemizin sanat alanındaki gelişimine katkı sağlamak amacıyla “İstanbul Rotary Sanat Ödülü” yarışması düzenlemektedir. Yarışmaya katılarak ilk elemeyi geçen sanatçıların eserlerinden oluşacak “İstanbul Rotary Sanat Ödülü Sergisi”, en az 10 gün boyunca ziyarete açık tutulacaktır. Sergi açılışında yapılacak ödül töreni ile “İstanbul Rotary Sanat Büyük Ödülü” ve “İstanbul Rotary Sanat Başarı Ödülleri”ni kazananlar açıklanacaktır. Bu yıl seçici kurul (isme göre alfabetik sırayla) Ayşegül Sönmez, Başak Şenova, Can Elgiz, Haşim Nur Gürel, Prof. Dr. Kaya Özsezgin, Özalp Birol ve İstanbul Rotary Kulübü Derneği 2013-2014 Dönem Başkanı Prof. Dr. Serhat Kutlan’dan oluşacaktır. İşbu şartnamede bundan böyle; “İstanbul Rotary Sanat Ödülü Yarışması”na katılan kişiler

 “Aday” ya da “Adaylar”;

İşbu şartnamenin III. Maddesinde yer alan kişilerden oluşan kurul “Seçici Kurul”; olarak anılacaktır.

I. Yarışmaya Katılma Koşulları

• Adaylar, yarışmaya resim, heykel, fotoğraf, seramik, video-art, performans, dijital sanat, işitsel sanat gibi çağdaş sanatın birçok alanında üretilen tek bir yapıtla katılabilirler. Yapıtlar daha önce sergilenmemiş ve hiçbir yarışmaya katılmamış olmalıdır. Yapıtların daha önce sergilendiğinin ve/veya herhangi bir yarışmaya katılmış olduğunun tespiti halinde ilgili yapıtın adaylığı derhal iptal edilecektir. Bu hususun ödül kazanıldıktan sonra tespiti halinde aday kazandığı ödülü iade ile mükellef olacaktır.

• Kullanılan mecra, malzeme ya da teknikler için hiçbir sınırlama yoktur, eleme aşamasında değerlendirme dosya üzerinden yapılacaktır. Ancak yapıtın, sergilenme aşamasında kapalı bir mekânda yerleştirilebilecek ya da kapalı mekâna uygun olarak düzenlenebilecek boyutlarda olması gerekmektedir.

• Adayların 01 Ocak 1978 tarihinden sonra doğmuş, TC vatandaşı ve Türkiye’de mukim olmaları gerekmektedir.

• Adaylar yarışmaya tek başlarına veya ekip olarak katılabilirler.

• Adaylardan yarışmaya katılan yapıtlarının yanı sıra, önceki eserlerine ilişkin bir portfolyo istenmektedir. Bu portfolyoda resim, heykel, fotoğraf ve seramik alanlarında katılanların en az 10 adet; video-art, performans, dijital sanat, işitsel sanat gibi çağdaş sanatın diğer alanlarında katılanların ise en az 3 adet önceki eserlerine ait yeterli bilgi ve (fotoğraf, dia, CD, broşür, katalog vb.) belge bulunması gerekmektedir.

• Gönderilecek tüm doküman, bilgi, belge vs.nin aşağıda da daha detaylı açıklaması görüleceği üzere aynı CD içinde olması gerekmektedir.

• Yarışmaya ekip olarak katılanların portfolyosu ekip olarak yapılmış eserlerden oluşmalıdır.

• Teslim edilecek dosya dijital olarak hazırlanmalıdır. Adayın bu dosyada yer alan, mesleki ve sanatsal performansını örnekleyen yapıtlarının ve yarışmaya katılacağı yapıtın fotoğrafları jpg, png, tiff ya da PDF dosya olabilir. Önerdiği yapıtın ise mutlaka 2400 X 3500 PIXEL boyutunda, 300 DPI çözünürlükte imgesinin bulunması, hareketli görüntü ile katılıyorsa yine ekran görüntüsünün 2400 X 3500 PIXEL boyutunda, 300 DPI çözünürlükte bir imgesinin de yer alması gerekmektedir. Hareketli görüntüler herhangi bir formatta olabilir. Dosyada, adayın özgeçmişi, adresi, telefon/faks numarası ve e-posta adresinin de bulunduğu bir doküman yer almalıdır.

• Dosya teslimi suretiyle başvuru 01 Nisan 2014 tarihine kadar İstanbul Rotary Kulübü Derneği’nin aşağıdaki adresine elden ya da posta ile ulaştırılmış olmalıdır. Bu tarihten sonra yapılacak başvurular dikkate alınmayacaktır.

• İstanbul Rotary Kulübü Derneği üyelerinin birinci dereceden akrabaları ve yakınları bu yarışmaya katılamaz.

II. Sergilenecek Yapıtların Tespit ve Teslimi

• Seçici Kurul, 18 Nisan 2014 tarihine kadar değerlendirmesini tamamlayarak sergilenmeye değer gördüğü 20 adayı, sergi ve katalogda yer almak üzere davet edecek, yarışmaya katılan diğer adayları da bilgilendirecektir.

• Seçici Kurul’un yapıtlarını ödüle değer gördüğünü bildireceği dört sanatçı, sergiye birden çok yapıt ile katılabilecektir.

• Sergi, 15 Mayıs – 28 Mayıs 2014 tarihleri arasında, Maslak’taki Proje 4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde gerçekleştirilecektir. Serginin tanıtım ve duyurusu İstanbul Rotary Kulübü Derneği tarafından görsel ve yazılı basında yapılacaktır.

• Sergi kataloğu, davet edilen tüm yapıtları içerecek, yaygın tanıtım ve dağıtımı yapılacaktır. Katalog basımı için yapıtların basım kalitesindeki fotoğraflarının (3000 dpi ve 2400 x 3500 piksel çözünürlükte) JPEG dosyası olarak, en geç 30 Nisan 2014 tarihine kadar İstanbul Rotary Kulübü Derneği’ne elden ya da posta ile teslim edilmesi gereklidir.

• Sergiye davet edilen yapıtların, İstanbul Rotary Kulübü Derneği sekreterliği ile randevulaşmak suretiyle, 01-06 Mayıs 2014 tarihleri arasında sergi mekânına ulaştırılması gerekmektedir.

• Dijital sanat ya da işitsel sanat üzerine üretilen yapıtların CD olarak teslim edilmeleri gerekmektedir.

• Mekânsal yerleştirme ya da mekânsal proje önerileri projenin belirtilen tarihte biteceğini belgeleyen detaylı teknik bilgi ve kesin tarihler belirtilerek hazırlanmış proje takvimiyle sunulmalıdır.

III. Seçici Kurul (isme göre alfabetik sırayla)

• Ayşegül Sönmez Okan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi, Sanat Eleştirmeni, Gazeteci

• Başak Şenova Küratör, Koç Üniversitesi, İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, Medya ve Görsel Sanatlar Bölümü Öğretim Görevlisi

• Can Elgiz Mimar, Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi

• Haşim Nur Gürel Eleştirmen, AICA Türkiye

• Prof. Dr. Kaya Özsezgin Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi, Sanat Yazarı

• Özalp Birol Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi Genel Müdürü

• Prof. Dr. Serhat Kutlan İstanbul Rotary Kulübü 2013-2014 Dönem Başkanı

IV. Ödüller

• “İstanbul Rotary Sanat Büyük Ödülü” 15.000.- TL’dir (yalnız on beş bin Türk Lirası).

• Büyük ödülün yanı sıra üç adet 5.000.-TL (yalnız beş bin Türk Lirası) tutarında “İstanbul Rotary Sanat Başarı Ödülü” verilecektir. Beheri 5.000.-TL (yalnız beş bin Türk Lirası) tutarındaki üç adet “İstanbul Rotary Sanat Başarı Ödülü”, bütçeleri arzu eden İstanbul Rotary Kulübü üyeleri tarafından karşılanmak koşuluyla, sanatçılara, doğrudan bahse konu üyeler tarafından verilebilir. Böyle bir durumda, ilgili ödüllerin her biri ”İstanbul Rotary (İlgili üyenin adı ve soyadı) Sanat Başarı Ödülü” olarak anılır.

• Eseri kataloğa giren tüm sanatçılara “Katılım Belgesi” verilecektir.

• Ödül alan dört yapıt hukuken devri mümkün tüm haklarıyla birlikte İstanbul Rotary Kulübü Derneği’ne kalacaktır ve bu dört yapıt İstanbul Rotary Kulübü Derneği tarafından hukuken devri mümkün tüm haklarıyla satın alınmış gibi işlem görecektir. Aday, yarışmaya katılmak üzere başvurduğu andan itibaren, ödül kazanması halinde eserini hukuken devri mümkün tüm haklarıyla birlikte İstanbul Rotary Kulübü Derneği’ne devrettiğini gayrikabilirücu beyan ve kabul eder.

• İstanbul Rotary Kulübü Derneği, ödül alan yapıtları ve kataloğa giren diğer 16 yapıtın görsellerini etkinliklerde, eğitim faaliyetlerinde, katalog, broşür, afiş vb. her türlü tanıtım malzemelerinde kullanma ve gösterme, medyada yayınlama hakkı da dahil olmak üzere 5846 sayılı yasadan doğan tüm telif haklarına herhangi bir bedel ödemeksizin sahip olacaktır. Aday bu hususa herhangi bir itirazda bulunmayacağını ve yasal yollara başvurmak hakkından şimdiden gayri kabili rücu feregat ettiğini beyan, kabul ve taahhüt eder.

Dostluk Kareleri Fotoğraf Yarışması 2014

fotopya

Rönesans Gayrimenkul Yatırım bünyesindeki Alışveriş Merkezleri, Yaratıcı Çocuklar Derneği ve Fotopya işbirliği ile bu yıl ikinci kez fotoğraf yarışması düzenliyor. Bu yılki yarışmanın konusu ise: “Dostluk Kareleri” Yarışmada dereceye giren fotoğraflar Rönesans’ın ülke geneline yayılmış; Optimum Outlet (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana), Kozzy AVM (İstanbul) ve Piazza AVM (Samsun, Kahramanmaraş, Şanlıurfa)’lerinde sergilenecek. “

Geçtiğimiz sene “Gülümseten Kareler” konulu fotoğraf yarışmasına gösterilen yoğun katılım nedeniyle bu sene de yarışmanın ikincisinin düzenlenmesine karar veren Rönesans ve Yaratıcı Çocuklar Derneği, bu yılki yarışmanın konusunu ise “Dostluk Kareleri” olarak belirledi.

Dostlukları, dostluğu hep yaşamak, yaşatmak ve tüm dünya ile paylaşmayı amaçlayan “Dostluk Kareleri” isimli fotoğraf yarışması, üç farklı yaş grubuna yönelik düzenlenecek. “18 yaş üstü”, “Lise 9-12. sınıf öğrencileri” ve “Ortaokul 5-8. sınıf öğrencileri” kategorilerinde yarışacak eserler, “dostluk” kavramını yansıtan karelerden oluşacak. Yarışma sonucunda dereceye girecekler hediye çekleri ile ödüllendirilecek.

 Verilecek ödüller şu şekildedir;

 18 Yaş Üstü Katılımcılar İçin Ödüller:

Birinci : 3.500.- TL’lik Hediye Çeki

İkinci : 2.500.- TL’lik Hediye Çeki

Üçüncü: 1.500.- TL’lik Hediye Çeki

2 Adet Mansiyon Ödülü : 500.- TL’lik Hediye Çeki

20 Adet Sergileme Ödülü : 100.- TL’lik Hediye Çeki

Lise Öğrencileri (Hazırlık, 9 – 12. Sınıflar):

Birinci : 2.000.- TL’lik Hediye Çeki

İkinci : 1.500.- TL’lik Hediye Çeki

Üçüncü: 1.000.- TL’lik Hediye Çeki

2 Adet Mansiyon Ödülü : 250.- TL’lik Hediye Çeki

17 Adet Sergileme Ödülü : 100.- TL’lik Hediye Çeki

 Ortaokul Öğrencileri (5 – 8. Sınıflar):

Birinci : 1.500.- TL’lik Hediye Çeki

İkinci : 1.000.- TL’lik Hediye Çeki

Üçüncü: 750.- TL’lik Hediye Çeki

2 Adet Mansiyon Ödülü : 250.- TL’lik Hediye Çeki

17 Adet Sergileme Ödülü : 100.- TL’lik Hediye Çeki

Ulusal çapta düzenlenecek olan “Dostluk Kareleri” yarışmasına katılım ücretsiz olacak. Yarışmaya katılmak isteyenler eserlerini, www.fotopya.com adresine, 18 Nisan 2014 tarihine kadar gönderilebilecek. Yarışmaya katılmak isteyen çocuk ve gençler isterlerse, yarışmanın son katılım tarihine kadar her gün 1 adet farklı fotoğraf gönderebilecekler.

Yarışmacıların fotoğraflarının değerlendirmeye alınabilmesi için, gönderecekleri karelerin; uzun kenarlarının 1600 pikselden büyük, kısa kenarlarının da 1000 pikselden küçük olmaması gerekiyor. “Dostluk Kareleri” isimli fotoğraf yarışmasının sonuçları ise, seçici kurulun değerlendirmesinin ardından, 12 Mayıs 2014 tarihinde açıklanacak.

Yarışmanın seçici kurulunu oluşturan isimler arasında; Rönesans Holding Yönetim Kurulu Üyesi İpek ILICAK, Yaratıcı Çocuklar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Didem ÇAPA, Foto Muhabiri Ara GÜLER, Yaratıcı Çocuklar Derneği Fotoğraf Komisyonu Başkanı Tuncay BULUZ, Mimar Sinan Üniversitesi – GSF Fotoğraf Bölümü Öğretim Görevlisi Nadir EDE, Fotoğraf Sanatçısı İzzet KERİBAR, Fotopya Fotoğraf Sanatı Portalı Genel Koordinatörü Akın MISIRLIOĞLU, Fotoğraf Sanatçısı Melih AKOĞUL, Hürriyet Gazetesi Fotoğraf Editörü Sebati KARAKURT, Fotoğrafevi Genel Koordinatörü Gölnur CENGİZ ve İFSAK 2009-11/ 2011-13 Dönemi Başkanı Fotoğraf Sanatçısı Tanju AKLEMAN yer alıyor.

Dereceye giren fotoğraflar ve sahipleri, Fotopya-Mag, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu, Yaratıcı Çocuklar Derneği, Optimum Outlet, Kozzy AVM ve Piazza AVM facebook ve twitter sayfaları üzerinden duyurulacak. Ödül töreni ve sergileme ile ilgili detaylar ise, yarışma sonuçlarının açıklandığı tarihte, yer ve zaman belirtilerek Fotopya Fotoğraf Sanatı Portalı üzerinden bildirilecek.

Eskişehir, Türk dünyası sinemasına ev sahipliği yapacak. 24-27 Şubat tarihlerinde Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti faaliyetleri çerçevesinde, Uluslararası Turkuaz Sinema Günleri düzenleniyor.Eskişehir Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı tarafından organize edilen etkinlikte Türk dünyası coğrafyasından seçme 20 film gösterilecek, ayrıca sinema ve kültür dünyasını temsilen yurtdışından 20, yurtiçinden ise 50 konuk ağırlanacak. Festivali Medyaradar adına sinema yazarımız Murat Tolga Şen takip edecek.

turkuaz
Eskişehir’de gerçekleşecek olan Turkuaz Sinema Günleri süresince aynı zamanda atölye ve paneller de yer alacak. Türkmen sinemasının büyük ismi Hocakulu Narlıyev, sinemada senaryo kurmak üzerine senaryonun muhteviyatı hakkında ‘Senaryo Hikayeleri’ başlıklı bir atölye düzenleyecek. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu türkçe konuşan filmlerSinema-TV Merkezi’nden öğretim üyesi Yüksel Aktaş, sinemada makyajın sırlarını işleyeceği bir ‘Makyaj Atölyesi’ yapacak. Kırgız sinemasının büyük yönetmeni rahmetli Tolomuş Okeyev’in kızı Alima Okeyeva’nın katılacağı panelde ‘Tolomuş Okeyev Sineması’ enine boyuna ele alınacak. Türkçe konuşulan coğrafyalardan gelen konukların katılacağı ‘Türk Dünyası Sineması’ başlıklı panelde ise Türkçe konuşulan toplulukların ortaya koyduğu sinemanın mevcut durumu, sorunları ve geleceğe dönük çözümleri ve işbirliğine dönük imkanları masaya yatırılacak.

Turkuaz Sinema Günleri çerçevesinde ayrıca bir de sergi düzenlenecek. Sergi ‘Türk Dünyası Sinemasından Kareler ve Portreler’ başlığını taşıyor. Sergide Türk dünyası sinema tarihine bir yolculuk yapılarak, bu dünyayı meydana getiren ülkelerde çekilen filmlerden sahneler ve bu coğrafya sinemalarının önemli sanatçılarının portreleri sinema ilgililerinin alakasına sunulacak. Programda dağıtılacak olan Prof. Tevfik  İsmailov’un yazdığı ve MSGSÜ Güzel Sanatlar Vakfı’ndan yayınladığı üç ciltlik ansiklopedik ‘Türk Cumhuriyetleri Sinema Tarihi’, bu ülkelerin Sovyetler Birliği döneminde yaptıkları filmleri, sinema hayatını, yönetmenleri ve genel olarak sanatçıları ele alan ama bu dönemin öncesi ve sonrasına da değinen bir eser olarak göze çarpıyor.

Uygur Sinemasını temsilen gelen konuklar

Programa biraz erken gelen Çin Uygur Özerk Bölgesi’nden yönetmen ve eski Tanrıdağ Uygur Sinema Stüdyoları yöneticisi Firdevsi Azizi,

mutlaka Türkiye’yle sinemasal işbirliği yapılmasının önemine vurgu yapıyor. Her iki toplumun ortak kültürel değerlerinden hareketle, ortakyapımların çok verimli bir şekilde ortaya konabileceğini, ilk olarak da tarihi şahsiyetlerin bu çalışmalarda ele alınabileceğini ileri sürüyor. Bunun için de fon anlamında kaynak yaratılmasının önemli olduğunu ve her iki bölgedeki stüdyo ve plato imkanlarının gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyor.

 

Tolomush Okeyev

Tolomush Okeyev

Festival Direktörü İhsan Kabil, Turkuaz Sinema Günleri’nin hedefleri konusunda şunları söylüyor:

“Gerçekten de bunu diğer Türkçe ve lehçelerinin konuşulduğu bölgelere uyarladığımızda nasıl bir sinemasal ve kültürel potansiyelin ortaya çıkarılabileceğinin, hayata geçirilebileceğinin hayalini bile kurmak insana heyecan veriyor. Ortak kültürümüzün insani değerlerinin işleneceği, özel bir dilin ve estetiğin kurulacağı nitelikli bir sinema ortamı ve bunun yanısıra dağıtım ve sektörel işbirliğinin gerçekleştirileceği bir endüstriyel ve iktisadi çerçevenin, Türkiye’de festivaller de dahil olmak üzere sinema ortamına yeni alanlar, normlar ve kimlik temelinde bambaşka bir canlılık ve verimlilik getireceği ortadadır.”

Dünyanın çok renkli kültürel zemininde bulunduğumuza işaret eden İhsan Kabil, daha sonra şu bilgileri veriyor: “Kültürel olarak ilişkide olduğumuz Ortaasya coğrafyası ve İslam dünyasıyla gerçekleştireceğimiz sinema sahasındaki işbirlikleriyle, tüm dünyaya insanlık tarihinde ortaya koyduğumuz medeniyet anlayışımızın çeşitli donelerini estetik bir yaklaşımla sergilemek, içinde yaşadığımız sorunların giderilmesinde sanatın dilini kullanarak çözümlere dair ipuçları sunmak sinemanın işlevleri bakımından da yerinde veriler olarak görülebilir.”

Turkuaz Sinema Günleri etkinliğinin organizasyonu ise Hazar Film tarafından gerçekleştiriliyor. Hazar Film, daha önce de Az Gelişmiş Ülkeler Film Festivali ve Gelişen Ülkeler Film Festivali gibi etkinliklere imza atmıştı.

Sürrealist akımın öncü sanatçılarından Joan MIRÓ, Mourlot ve Maeght koleksiyonlarında yer alan 60 eseriyle 20 Kasım – 19 Ocak tarihleri arasında Mimar Sinan Üniversitesi Tophane-i Amire’de.

Joan_Miro2012 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen ve büyük ilgi görenSalvador Dali Sergisi ’nden sonra yine Kült işbirliğiyle 20. yüzyılın en ilham verici isimlerinden Joan MIRÓ , dünyaca tanınmış Mourlot ve Maeght koleksiyonlarında yer alan 60 eseriyle 20 Kasım 2013 / 19 Ocak 2014 tarihleri arasında Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde olacak.

1924 yılında Sürrealist Manifesto ’yu yayınlayan Andre Breton’un “içimizdeki en Sürrealist” diye tanımladığıJoan MIRÓ canlı renklerin, biomorfik yaratıkların, arabesklerin, kadınların, kuşların, güneşin ve yıldızların göksel bir mekana serpiştirildiği çocuksu ve nükteli resimleriyle izleyiciye fantastik bir dünya sunacak.

Büyük çağdaş ustalar arasında Joan MIRÓ eserlerine hakim olan hayat dolu şiirsel, ince zeka ürünü ve doğaçlama atmosferle ön plana çıkar.

İlk dönemlerinde Fovizm ve Kübizm etkisinde yaptığı Katalan manzaraları 1920’lerin başlarında sürrealizm etkisiyle “rüya resimlere” doğru yönelir. 1930’larda ise İspanya’daki iç savaşa dönüşen siyaset nedeniyleMIRÓ ’nun Katalan kimliği ve yaşadığı çelişkiler bu dönemde ürettiği eserlerde baskın hale gelir. Şiddetin ve ruhsal ıstırabın baskın olduğu bu yıllarda eski düşsel ortamın yerini vahşet, eğilip bükülmüş, biçimi bozulmuş figürler ve siyah renkler alır.

Bu ruh hali yine de MIRÓ ’nun sanatındaki en büyük özelliklerinden biri olan materyallerin alışılmadık kombinasyonları üzerinde deneme yapma ve birbiriyle bağlantısı olmayan imajları şaşırtıcı biçimde yan yana getirme arzusuna engel olmaz. Bu keşifler sonucu da MIRÓ ’nun sanata yaptığı en büyük katkılardan biri olan yeni bir işaret dili vücut bulur. “Resim mağara adamlarının çizimlerinden beri çöküş içerisindedir” diyen MIRÓ , işaret ve sembollerden oluşan evrenini hep ilkel bir ressamın doğallığıyla oluşturur ve ulaşmaya çalıştığı bu “saflık” onu çağdaşlarından ayıran en belirgin özelliği olur.

ÇOCUKLAR İÇİN MIRÓ

Çocuk Sanat Atölyesi

Sanatsal aktivitelere önem vererek bilinçli ve yetenekli nesiller yetiştirmeyi hedefleyen Doğa Koleji, MIRÓSergisi’nde çocuklar için özel bir “çocuk alanı” oluşturuyor.

Çocuk alanı, serginin geniş bir bölümünde yer alarak birçok çocuğa sanatla iç içe zaman geçirmelerini sağlayacak. Çocuklar bu özel alanda MIRÓ ’nun eserlerini boyama, duvar resimleri yapma ve eserlerini projeksiyonla sergileme imkânı yakalayacak. Böylece çocukların çalışmaları saflığın, ilk resmin, çocuksuluğun peşinden giden MIRÓ’nun eserleriyle ortak bir paydada buluşacak.

Birçok başarılı sergiye imza atan, sanatsal etkinliklerde yer alan deneyimli sanat ekibi, etkinlik alanında çocukları yalnız bırakmayacak. Çocukların yorum ve yaratıcılıklarını geliştirme imkânı yakalayacağı bu alanda, farklı yaş grupları, kendi renkli dünyalarını MIRÓ ’nun bir o kadar canlı evreniyle buluşturma şansı bulacaklar.

20. YÜZYILIN EN OLAĞANDIŞI SANATÇI-ŞAİRİ

dutchintJOAN MIRÓ

1893 yılında Katalonya’nın kalbi Barcelona’da doğan Joan MIRÓ özellikle kamusal alanlarında bulunan eserleriyle aynı Gaudi gibi şehre mimari kimliğini kazandırmış bir isimdir.

Joan MIRÓ uzun kariyeri boyunca yalnızca yağlıboya, baskı resim ve kitap resimleri üretmekle yetinmemiş; eskiz, kolaj, seramik, heykel, sahne tasarımı, duvar resmi ve dokuma alanlarında da çalışma yapmıştır.

“Kırsalda geçen ömrümün özeti ve peşinden gideceğim şeyin başlangıç noktası” dediği ilk önemli eseri “Çiftlik” ünlü yazar Ernest Hemingway tarafından satın alınır. Hemingway içinse bu eser şunu ifade etmektedir: “ Çiftlik ‘i dünyadaki hiçbir tabloya değişmem.”

1924 yılında Andre Breton Sürrealist Manifesto’yu yayınladığında, Andre Masson, Max Ernst, Louis Aragon ve Paul Elouard ile birlikte akıma ilk katılanlar arasındadır.

Paris’te geçen yıllarında en yakın dostlarından birisi İspanya’dan sürgündeki bir başka isim Pablo Picasso’dur.

İspanya İç Savaşı esnasında General Franco’ya tepkisini bu dönemde yaptığı, yumruğunu hiddetle sıkmış bir Katalan ırgatın faşizme başkaldırısını gösteren Aidez L’Espagne (İspanya’ya Yardım Edin) isimli çalışmasıyla gösterir.

1954 yılındaki Venedik Bienali’nde Grafik Sanat Büyük Ödülü’nü kazanır. Paris UNESCO binasındaki çalışmaları Uluslararası Guggenheim Ödülü’ne layık görülmüştür.

1974 yılında Dünya Ticaret Merkezi için yaptığı duvar çalışması 11 Eylül saldırılarında yok olan en değerli sanat eserlerinden biridir.

Katalan kimliğinin sembolü Barcelona futbol takımının 75. yılı adına bir afişe imza atmıştır.

1982’de İspanya’da düzenlenen Dünya Kupası’nın afişini tasarlamıştır.

MIRÓ denildiğinde akla gelen ilk çalışmalardan birisi de General Franco sonrasında dünyadaki imajını değiştirmeye çalışan İspanya için yaptığı ve hala kullanılan turizm logosudur