konsey

konsey konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. konsey konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. konsey konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri konsey konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

23-nisan-cocuk-bayrami-2017

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şerefine 26 Nisan Çarşamba günü saat 19:00 ‘da Öğrenci Dinleti Programımız yapılacaktır. Bu etkinlikte öğrencilerimiz ve eğitmenlerimiz milli bayramımızı hatırlatmak amacıyla sizler için performans sergileyecektir. Etkinliğimize herkes davetlidir!

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

23-nisan-cocuk-bayrami-2017Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmi bayramlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

Bu bayram, TBMM’nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935’te 23 Nisan Millî Bayramı’yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 1927’de ilan ettiği ve ilki Atatürk’ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı‘nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu. 1980 darbesi döneminde Milli Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını verdi.

Hakimiyet-i Milliye Bayramı (önceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM’nin açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO’nun 1979’u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır. Günümüzde bayrama birçok ülkeden çocuklar katılmakta, çeşitli gösteriler hazırlanmakta, okullarda törenler ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ayrıca 1933’te Atatürk’le başlayan çocukları makama kabul etme geleneği günümüzde çocukların kısa süreliğine devlet kurumlarının başındaki memurların yerine geçmesi şeklinde devam etmektedir.

 

Tarihçe

TBMM’nin açılması

Ana madde: TBMM 1. dönem milletvekilleri listesi

23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmış olmasıdır. Milletvekillerinin belirlenişi ve Ankara’ya gelişi çok kısa bir zamanda gerçekleşmiştir. Milletvekili seçimleri Atatürk’ün Ankara’da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başlamış, yine Atatürk’ün 21 Nisan’daki genelgesiyle de meclisin açılacağı tarih duyurulmuş ve milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi istenmiştir. 23 Nisan1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. O günkü ilk toplantıya daha önce belirlenen 337 milletvekilinden sadece 115’i katılabilmiştir.

Bayram olması

TBMM’nin açılışından 2000’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bu ulusal bayram konusunda eksik bilgilenme ve yanlış tarihlendirmeye çokça rastlanmıştır. Hatta bazı tarihçilerce böyle bir günün tarihinin genişçe araştırılmamış olması büyük bir eksiklikti. Yrd. Doç. Dr. Veysi Akın 1997’de yayımlanan bir makalesiyle bu eksikliği gidermeye çalışmıştır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ortaya çıkışında 3 ayrı bayramın payı vardır. Çocuk Bayramı tamamen ayrı bir kavram olarak gelişirken, Ulusal Egemenlik ve 23 Nisan Bayramları baştan ayrı bayramlarken, birleşmişler; en son da onlara Çocuk Bayramı katılmıştır.

Hâkimiyet-i Milliye

“23 Nisan”, 1921’de çıkarılan 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun ile, Türkiye’nin ilk ulusal bayramı olmuştur. İlk kez ortaya çıkan bu bayramda ne ulusal egemenlikten ne de çocuklardan söz edilmekteydi.Zaten daha o yıllarda Osmanlı saltanatı hala kanunen hüküm sürmekteydi. 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla 1 Kasım, Hakimiyet-i Milliye Bayramı (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kabul edilmiştir.Daha sonraki yıllarda, TBMM’nin açılış tarihi olan 23 Nisan “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kutlamış ve bu durum 1 Kasım’ın uzun vadede bayram olarak unutulmasına neden olmuştur. 1935’te bayramlar ve tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilmiş ve “23 Nisan Millî Bayramı”nın adı “Millî Hakimiyet Bayramı” haline getirilmiş, böylece 1 Kasım Hakimiyet-i Millîye Bayramı ile 23 Nisan Millî Bayramı birleştirilmiştir.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM’nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. Bu Bayram 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır ve hatta çocuklardan da söz edilmiştir. Kurum, 23 Nisan 1923’te millî bayram için pullar bastırmış ve satmıştır. 23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer almış, 23 Nisan 1926’da da yine aynı gazetede “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve bu yazıda cemiyetin bu günü çocuk günü yapmaya çalışarak doğru yolda olduğu ve para kazanan herkesin bu gün cemiyete çocuklar için bağışta bulunması gerektiği vurgulanmıştır.Nihayet 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti o günü Çocuk Bayramı olarak şöyle duyurmuştur:

Millet Meclisimizle millî devletimizin Ankara’da ilk teşkile günü olan Millî bayram Cemiyetimizce çocuk günü olarak tesbii edilmiştir. Bize yeni bir vatan veyeni bir tarih yaratıp bırakan mübarek şehitlerle fedakar gazilerin yavruları fakir ve ıstırabın evladları ve nihayet alelıtlak bütün muhtac-ı himaye-i vatan çocukları namına milletin şevkatli ve alicenab hissiyatına müracaat ediyoruz. Kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta vakti ve hali müsait çocuklardan mini mini vatandaşlar için yardım bekliyoruz. Her sayfası başka bir şan ve muvaffakiyetle temevvüç eden milletimizin, yarın azami derecede muavenet göstermekle beraber, çocuk gününün layıkı veçhiyle neşeli ve parlak geçirilmesi için aynı derecede alaka ve müzaheret göstereceğinden emin olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, şimdiden arz-ı şükran eder.

Bu tarihten itibaren bu üç kavram, aynı gün üzerinde birleşecek ve çocuk bayramı olma konusunda bir kanunla belirlenmişlik olmaksızın kutlanmaya başlanacaktır. Cemiyeti buna iten neden ise cemiyetin yetim çocukları için gelir kaydetme anlayışıdır. Böylece çocuk bayramı ortaya çıkmıştır. Çocuk bayramı adı daha resmiyet kazanmamış olsa da, bundan sonra 23 Nisan “Millî Hâkimiyet Bayramı”nın yanı sıra “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanacaktı.

1927’de ilk kez kez kutlanan çocuk bayramı, başta kaynak oluşturma olmak üzere, çocuklara neşeli bir gün geçirtmeyi hedeflerinde bulunduruyordu. 23 Nisan 1927’deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu’nun konser vermesini sağlamıştır. O yıl cemiyetin Ankara’daki binalarından birine Çocuk Sarayı adı verilmiş ve burada düzenlenen çocuk balosuna İsmet (İnönü) Bey’in çocukları da katılmıştır.

1929’da çocuklara ilgi daha da artmış ve o yıl ve daha sonraki yıllarda 23-30 Nisan haftası “çocuk haftası” olarak kutlanmıştır. Daha sonraları, 70’li yıllara kadar ulusal boyutta ünlenerek ve katılımı artırarak ilerleyen 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına 1975’te Türkiye Radyo Televizyon Kurumu da katılmış ve bir hafta çocuk programları yayımlamıştır. 1978’de Meclis Başkanlığı’nın izniyle meclisteki törenlere çocukların da katılması sağlandı. 1979’da bu uygulama Ankara ilkokullarından gelen çocuklarla düzenli olarak başlatıldı, 1980’de de bütün illerden gelen çocuklarla “Çocuk Parlamentosu” oluşturuldu. 1979 yılının UNESCO tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak duyurulması üzerine, TRT tarafından dünyanın bütün çocuklarını kucaklamayı amaçlayan bir proje hazırlandı ve 1979 yılından itibaren TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği adıyla uygulamaya kondu.

Bayramın en son şeklini alışı ise 1981’de gerçekleşmiştir. Darbe döneminde Milli Güvenlik Konseyi bayramlar ve tatillerle ilgili kanunda yaptığı değişiklikle o güne kadar kanunen adı konmamış bir şekilde kutlanan bayrama “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını vermiştir.

Kutlanışı

23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulur.

Yeni uygulamaya konulan yönetmeliğe göre, önceki yıllarda uygulanan koltuk devri uygulamasına son verildi. Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklara koltuk devretme uygulaması kaldırıldı.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olarak kutlanışı 23 Nisan 1927’de Atatürk’ün himayesinde başlamış, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser vermiş ve Ankara’da çocuk balosu düzenlenmiştir. 1928’de Dr. Fuat (Umay) Bey’in teklifiyle daha geniş içerikli bir program hazırlanmış, ilanlar verilmiş, halk davet edilmiş, çocuk alayları oluşturulmuş, yarışmalar ve geziler düzenlenmiştir. 1929’daki 23 Nisan’dan önce HEC 23-30 Nisan haftasını çocuk haftası olarak duyurmuş, etkinlikler çoğaltılarak bir haftaya yayılmıştır. Asıl bayram yine 23 Nisan’da kutlanmış, çocuk balosu yine Atatürk tarafından himaye edilmiştir. Yine de HEC ve Türk Ocağı’nın bütün çabalarına rağmen ülke çapına yayılmada sorunlar yaşanmıştır. Birkaç yıl böyle gitmesi üzerine, Kırklareli milletvekili Dr. Fuat Umay’ın teklifiyle 20-30 Nisan arasında tüm telgraf ve mektuplara Himaye-i Etfal Şefkat Pulu yapıştırılması mecliste onaylandı. Yasa, 14 Nisan 1932’de yürürlüğe girdi.

1933 23 Nisan’ında Atatürk yeni bir gelenek başlattı. O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti. Aynı yıl stadyumlarda beden hareketi gösterileri yapılmaya başlandı. O bayram, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey’in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okundu. 1933’te artık Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştu. Yine de 1935’teki yasa değişikliğinde çocuk bayramında hiç söz edilmedi. Yalnız resmî ismi konmamış olsa da, Milli Hâkimiyet Bayramı’nın yanında “23 Nisan Çocuk Bayramı”, devlet ve toplum örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı programlarla kutlanmaya devam edildi.

1970’lerde artık 23 Nisan Çocuk Bayramı tüm ulustan katılım alan bir bayram halini almıştı. 1975’ten itibaren TRT de programlarıyla destek vermiş, 1979’da resmî Millî Hakimiyet Bayramı törenlerine çocukların da katılmasına karar verilmiş, 1980’de de “Çocuk Parlamentosu” oluşturulmuştur.Böylece 23 Nisan Çocuk Bayramı, Millî Hakimiyet Bayramı’yla tamamen aynı etkinliklerde kutlanmış oluyordu. Nitekim 1981’de birleştirilecekti.

Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır. Önceden belirlenmiş öğrenciler kısa bir süreliğine kurumlardaki devlet memurlarının makamlarına oturur, onlarla orada sohbet edilir. Ayrıca 23 Nisan günü Türkiye’de resmî tatil günüdür. İlköğretim öğrencilerine 24 Nisan günü de tatildir.

 

tarihte-bugun-ne-oldu421 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 141. (artık yıllarda 142.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 224 gün vardır.

Olaylar

  • 996 – III. Otto, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu tacını giydi. 16 yaşındaki Otto, 3 yaşından beri Almanya kralıydı. İmparatorluğu 6 sene sürdü.
  • 1847 – Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü (Defterhane-iş Amire Kalemi) kuruldu.
  • 1864 – Kuzey Kafkasyalılar-Çerkesler’in anavatanları olan Kuzey Kafkasya’dan Ruslar tarafından Osmanlı topraklarına sürgün edilmesi
  • 1881 – Amerikan Kızılhaçı Clara Barton tarafından kuruldu.
  • 1900 – Rusya, Çin’deki Boxer ayaklanmasını bahane ederek Mançurya’yı işgale başladı.
  • 1904 – FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) Paris’te kuruldu.
  • 1927 – ABD’li havacı Charles Lindbergh, ‘Sprit of St. Louis’ adlı uçağıyla New York’tan Paris’e uçarak, Atlas Okyanusu’nu geçen ilk pilot oldu.
  • 1950 – Demokrat Parti’nin 14 Mayıs’taki seçimlerden galibiyetle çıkmasıyla Adnan Menderes Başbakan, Celâl Bayar Cumhurbaşkanı oldu.
  • 1960 – Harp Okulu öğrencileri, Hükumet aleyhine sessiz yürüyüş yaptı.
  • 1963 – Harp Okulu Komutanı Talat Aydemir Anayasa’nın önerdiği bazı reformların gerçekleştirilmediği gerekçesiyle ikinci bir darbe girişiminde bulundu, fakat başarılı olamadı.
  • 1979 – San Francisco, California’da Dan White’ın Harvey Milk ve George Moscone cinayetlerinden minimum cezayı almasına karşı ‘White Night Riots'(Beyaz Gece Ayaklanması) yaşandı.
  • 1981 – Atatürk’ün 100’üncü doğum yıl dönümü törenlerle kutlandı.
  • 1983 – Avrupa Konseyi’nin, Avrupa medeniyetinin zenginliğini oluşturan kültürleri tanıtmak amacıyla düzenlediği sergilerden 18’incisi İstanbul’da Anadolu Medeniyetleri Sergisi adıyla açıldı.
  • 1991 – Hindistan Başbakanı Rajiv Gandhi öldürüldü.
  • 1994 – Hacda şeytan taşlama sırasında izdiham çıktı: Yedisi Türk olmak üzere 185 hacı öldü.
  • 1996 – Örtülü ödenekten 5.5 milyar lira ile bazı kişi ve kuruluşları dolandırdığı öne sürülen Selçuk Parsadan, Balıkesir’in Altınoluk beldesinde yakalandı.
  • 1997 – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, Refah Partisi’nin Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle sürekli kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açtı.
  • 2004 – Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Anayasa değişikliğini onayladı ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) kaldırıldı.

Doğumlar

  • 1471 – Albrecht Dürer, Alman ressam, matematikçi (ö. 1528)
  • 1688 – Alexander Pope, İngiliz şair
  • 1855 – Émile Verhaeren, Belçikalı şair (ö. 1916)
  • 1902 – Marcel Breuer, ABD’li mimar ve tasarımcı (ö. 1981)
  • 1947 – İlber Ortaylı, Tarih Profesörü-Akademisyen
  • 1980 – Aydın Çetin, Türk futbolcu
  • 1982 – Saygın Soysal, Türk sinema ve dizi oyuncusu
  • 1987 – Mateus de Souza, Brezilyalı Futbolcu
  • 1994 – Tom Daley, İngiliz dalgıç

Ölümler

  • 1895 – Franz von Suppé, Avusturyalı besteci (d. 1819)
  • 1935 – Jane Addams, ABD’li toplumsal reformcu, Nobel Barış Ödülü sahibi (d. 1860)
  • 1952 – John Garfield, ABD’li aktör (d. 1913)
  • 1965 – Geoffrey de Havilland, İngiliz uçak tasarımcısı (d. 1882)
  • 1971 – Avni Dilligil, Türk tiyatro sanatçısı (d. 1908)
  • 1983 – Eric Hoffer, ABD’li yazar (d. 1902)
  • 1991 – Rajiv Gandhi, Hindistan başbakanı (d. 1944)
  • 1997 – Mustafa Ekmekçi, Türk gazeteci ve yazar (d. 1924)
  • 2000 – John Gielgud, İngiliz oyuncu (d. 1904)
  • 2000 – Barbara Cartland, İngiliz yazar (d. 1901)
  • 2005 – Şevki Şenlen, Türk eski milli futbolcu ve spor yazarı (d. 1949)
  • 2008 – Cengiz Keskinkılıç, Türk tiyatro ve dizi oyuncusu, seslendirme sanatçısı, yönetmen (d. 1938)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Süt Günü
  • Diyalog ve Kalkınma için Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü
  • Fırtına : Ülker Fırtınası

tarihte-bugun-ne-oldu1 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 91. (artık yıllarda 92.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 274 gün vardır.

Olaylar

  • 527 – Bizans İmparatoru I. Justin, yeğeni I. Justinian’ı veliahtı ilan etti.
  • 1564 – İlk “1 Nisan” şakaları Fransa’da yapılmaya başlandı. Bu yıl değiştirilen takvime göre, eski yılbaşı sayılan Nisan’ın 1’i, yerini yeni yılbaşı 1 Ocaka bırakmaktaydı. Nisan’ın ilk günü yeni yıl kutlamaya alışmış olan halk ve yeni takvim uygulamasını beğenmeyenler, çeşitli şakalar yapmaya başladılar. Fransızlar, bu şakalaraPoisson D’avril (Nisan balığı) adını verdiler.
  • 1778 – Oliver Pollock, doların simgesini yarattı.
  • 1826 – Samuel Morey İçten yanmalı motorun patentini aldı.
  • 1867 – Singapur, Britanyalı kolonisi oldu.
  • 1873 – İngiliz buharlı gemisi “SS Atlantic”, İskoçya açıklarında battı: 547 kişi öldü.
  • 1873 – Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre adlı oyunun ilk temsili İstanbul’daki Gedikpaşa Tiyatrosu’nda gerçekleşti.
  • 1916 – Mustafa Kemal, Miralaylığa (Albaylığa) yükseltildi.
  • 1921 – Metristepe’deki 10’uncu Yunan Tümeni’nin geri çekilmesinin ardından taarruza geçen Türk birlikleri, İkinci İnönü Muharebesi’ni kazandı.
  • 1924 – Münih’teki darbe girişimi dolayısıyla Nazi lideri Adolf Hitler 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Fakat sadece 9 ay hapis kaldı ve bu sırada Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabını yazdı.
  • 1926 – 30 Ağustos’un, Zafer Bayramı olarak kutlanması hakkındaki kanun kabul edildi.
  • 1928 – Ankara Borsası Maliye Bakanı Fuat Ağralı tarafından açıldı.
  • 1939 – İspanya’da milliyetçiler İspanya İç Savaşı’nın resmi olarak bittiğini açıkladılar.
  • 1948 – Soğuk Savaş: Sovyetler Birliği’nin direktifleri doğrultusunda Doğu Almanya hükûmetine bağlı askeri güçler Batı Berlin’i karadan ablukaya aldı.
  • 1948 – İstanbul Fındıklı’daki Güzel Sanatlar Akademisi binası yandı.
  • 1949 – Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine katıldı.
  • 1949 – İrlanda Bağımsız Devleti ni oluşturan Güneydeki 26 vilâyet birleşerek İrlanda Cumhuriyeti’ni oluşturdu.
  • 1949 – Newfoundland, Kanada’ya katıldı.
  • 1950 – BM, Kudüs’ün ikiye bölünmesi planını kabul etti.
  • 1954 – Migros şirketi kuruldu.
  • 1955 – Kıbrıs’lı Rumlar, adanın İngiltere’den bağımsız olmasını öngören EOKA hareketini başlattılar.
  • 1955 – Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı faaliyete geçti
  • 1957 – Batı Almanya’da bilim adamları nükleer silahlar üzerine çalışmayı reddetti.
  • 1958 – Kıbrıs’ta EOKA’cılar İngilizlere savaş ilan etti. EOKA’nın lideri Grivas Türklere de gözdağı verdi.
  • 1961 – 27 Mayıs’tan sonra faaliyetleri yasaklanan siyasi partilerin faaliyetleri kısmen serbest bırakıldı.
  • 1963 – Eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar intihar edeceğini açıkladı.
  • 1964 – Başpiskopos Makarios’un Kıbrıs Türk Alayı’nın garnizonuna dönmesi önerisi Türk hükümetince reddedildi.
  • 1969 – Münir Nurettin Selçuk’un Amerika’da verdiği konser 525 televizyon tarafından naklen yayınladı.
  • 1970 – Richard Nixon, ABD’de satılan tütün ürünlerinde uyarı yazılarının yer almasını öngören ve televizyon ve radyoda tütün ürünlerinin reklamlarının yapılmasını yasaklayan kararnameyi imzaladı.
  • 1971 – Robert Kolej olaylar nedeniyle 4 günlüğüne kapatıldı.
  • 1975 – Ondokuz Mayıs Üniversitesi kuruldu.
  • 1976 – Apple Computer, Steve Jobs ve Steve Wozniak tarafından kuruldu.
  • 1979 – Humeyni, İran İslam Cumhuriyeti’ni ilan etti.
  • 1979 – Balıkçılar 1 Nisan gününü Balık Bayramı ilan etti. Kumkapı’da 2 saat içinde halka 1,5 ton balık dağıtıldı.
  • 1980 – May Yayınları sahibi Mehmet Ali Yalçın yayıncıların kâğıt sorunuyla ilgili olarak Ankara’da Sanayi ve Teknoloji bakanıyla görüştüğü sırada kalp krizi geçirerek öldü.
  • 1981 – Milli Güvenlik Konseyi emniyet mensuplarıyla çarşı ve mahalle bekçilerinin dernek kurmasını yasakladı.
  • 1981 – Yaz saati uygulaması ilk kez Sovyetler Birliği’nde de hayata geçirildi.
  • 1988 – Mardin’e bağlı Nusaybin ilçesinin dağlık kesiminde çıkan çatışmada 20 PKK militanı ile bir binbaşı ve bir er öldü.
  • 1991 – Varşova Paktı feshedildi.
  • 2001 – Yugoslavya’nın eski başkanı Slobodan Miloşeviç, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmak üzere polise teslim oldu.
  • 2001 – Hollanda, eşcinsel evliliği yasallaştıran dünyanın ilk ülkesi oldu.
  • 2002 – Genelkurmay başkanlığı genel sekreterliği, hükümetin Afganistan’da görev yapan ISAF’ın komutasının devralınmasını ilke olarak benimsediğini, Tümgeneral Akın Zorlubaşkanlığında bir keşif heyetinin bu ülkeye gönderileceğini bildirdi.
  • 2002 – Ötanazi Hollanda’da yasallaştı.
  • 2005 – 24. Uluslararası İstanbul Film Festivali “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, sinema sanatçısı Sophia Loren’e verildi.
  • 2005 – 10 yıldır süren 61 sanıklı Hizbullah davasında 22 tetikçi ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
  • 2009 – Hırvatistan ve Arnavutluk NATO’ya katıldı.

Doğumlar

  • 1220 – Go-Saga, Japonya imparatoru (ö. 1272)
  • 1578 – William Harvey, İngiliz tıp doktoru (ö. 1657)
  • 1815 – Otto von Bismarck, Alman politikacı (ö. 1898)
  • 1831 – Albert Anker, İsviçreli ressam (ö. 1910)
  • 1852 – Edwin Austin Abbey, ABD’li ressam (ö. 1911)
  • 1868 – Edmond Rostand, Fransız tiyatrocu (ö. 1918)
  • 1873 – Sergey Rahmaninov, Rus piyanist ve besteci (ö. 1943)
  • 1902 – Maria Poliduri, Yunan şair (ö. 1930)
  • 1906 – Alekzander Sergeyeviç Yakovlev, Rus mühendis ve uçak tasarımcısı (ö. 1989)
  • 1920 – Toşiro Mifune, Japon oyuncu (ö. 1997)
  • 1926 – Reha Yurdakul, Türk sinema oyuncusu (ö. 1988)
  • 1929 – Milan Kundera, Çek yazar
  • 1932 – Debbie Reynolds, Amerikalı oyuncu, dansçı ve şarkıcıdır
  • 1933 – Pars Tuğlacı, Ermeni asıllı Türk yazar
  • 1937 – Yılmaz Güney, oyuncu, yönetmen (ö. 1984)
  • 1938 – Ali MacGraw, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1942 – Savaş Dinçel, Türk oyuncu, karikatürist ve film yönetmeni. (ö. 2007)
  • 1947 – Neşe Karaböcek, Türk şarkıcı
  • 1955 – İlhan İrem, Türk ses sanatçısı ve besteci
  • 1958 – Hüseyin Altın,Türk Şarkıcı ve oyuncu
  • 1959 – Helmuth Duckadam, Rumen futbolcu
  • 1960 – Yalçın Menteş, tiyatro sanatçısı ve televizyon yıldızı
  • 1966 – Mehmet Özdilek, Türk eski futbolcu ve teknik direktör
  • 1967 – Mehmet Taştan, hukukçu ve şair.
  • 1976 – Clarence Seedorf, Surinam doğumlu Hollandalı futbolcu
  • 1976 – Asım Pars, Boşnak asıllı Türk basketbolcu
  • 1980 – Randy Orton, ABD’li profesyonel güreşçi
  • 1986 – Haminu Dramani, Ganalı futbolcu

Ölümler

  • 1528 – Francisco de Peñalosa, İspanyol yazar (d. 1470)
  • 1865 – Giuditta Negri Pasta, İtalyan şarkıcı (d. 1798)
  • 1910 – Andreas Achenbach, Alman manzara ressamı (d. 1815)
  • 1918 – Nigâr Hanım, Türk şair (d. 1856)
  • 1930 – Cosima Wagner, Alman piyanist ve besteci (d. 1837)
  • 1944 – Hazım Körmükçü, Türk tiyatrocu (d. 1898)
  • 1950 – Recep Peker, Türk politikacı ve eski başbakan (d. 1889)
  • 1976 – Max Ernst, Alman gerçeküstücü ressam (d. 1891)
  • 1978 – İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Cumhuriyet döneminin ilk rektörü, eğitimci, yazar, hattat, siyasetçi (d. 1886)
  • 1984 – Marvin Gaye, ABD’li şarkıcı (d. 1939)
  • 1991 – Martha Graham, ABD’li dansçı (d. 1894)
  • 2002 – Aptullah Kuran, Mimar Sinan konusunda yaptığı araştırmalarla tanınan mimarlık tarihçisi (d. 1927)
  • 2005 – Naci Tanrısever (Karamanoğlu Naci Bey), Cumhuriyetin Tapu Kadastrosunu kuran, 16 eski dil bilen hayattaki tek kişi sıfatıyla ölene kadar emekliliği yasakolan Milli Savunma Bakanlığı uzman bilirkişisi, şair, İstiklal Madalyası sahibi (d. 1901)
  • 2012 – Ekrem Bora, Türk sinema oyuncusu (d. 1932)

Tatiller ve Özel Günler

  • 1-7 Nisan: Kanserle savaş haftası
  • 1 Nisan Şaka Günü

Düzenledikleri gezi ile Latmos Dağı’na giden Assos Doğa Gezginleri Grubu’nda yer alan bazı kimseler, 8 bin yıllık kaya resimlerinin bulunduğu bölgedeki kayaların üzerine sprey boyayla adlarını yazdılar.

kaya_resimlerie_sprey.-assospeg

Muğla ve Aydın il sınırları içerisinde yer alan Beşparmak (Latmos) Dağı’ndaki 8 bin yıllık kaya resimlerinin bulunduğu bölgeye, bazı kayaların üzerine sprey boyayla bir gezgin grubunun adının yazılıp, fotoğraf ve görüntülerinin sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılması, tepkilere neden oldu. Bodrum Kent Konseyi Kültür ve Sanat Meclisi Başkanı Ayşe Temiz, yapılanı çirkinlik olarak nitelendirirken; Merkezi İzmir’ de bulunan Assos Doğa Gezginleri Grubu, tepkiler üzerine fotoğraf ve görüntüleri sayfadan kaldırıp, özür diledi.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi eski müdürü ve arkeolog Ayşe Temiz, başkanı olduğu Bodrum Kent Konseyi Kültür ve Sanat Meclisi binasındaki basın açıklamasıyla Latmos’taki tarih kaya resimlerine sprey boyalı tahribat nedeniyle gezginleri eleştirdi.

Temiz, “Biz, Bafa Gölü ve etrafını  taş ocakları ve cehalete karşı korurken, gezginlerin (Assos Doğa Gezginleri) korunması gerekli kayalara kırmızı sprey boya ile verdikleri zarar ve çirkinlik olacak iş değil. Filmin 2.53. dakikasına bakınız. Bir bölümü Aydın bir bölümü Muğla il sınırları içinde bulunan, antik dönemde ‘Latmos’ adını taşıyan Beşparmak Dağı, insanoğlunun göçebelikten yerleşik düzene geçmesine koşut olarak gelişmiş, değişen yaşam biçiminin ifadesi olarak yorumlanan ve şimdiye dek tüm kaya resmi sanatı içinde, konu ve resim dili açısından tek olma özelliğine sahip tarih öncesi kaya resimlerini bünyesinde bulundurmaktadır. En erken dönemlerden itibaren Latmos kutsal dağlar arasında yerini almıştır. Bizler buranın milli park olması için tüm hazırlıklarımızı sürdürürken bir grup gezgin, gezeceğiz diye bölgeye gitmiş ve on bin yıllık antik resimlerin bulunduğu kayalıklara marifetmiş gibi sprey boya ile grubun adını yazmışlar; yetmemiş fotoğraf ve video çekip facebookta paylaşmışlar. Yetmemiş bir de ‘İşte biz her yerde böyle adımızı yazarız iz bırakırız’ diyorlar. Lanet olsun sizin bıraktığınız ize. Bu ayıptır, cehalet diyemeyeceğim çünkü grubun çoğu kültürlü insanlardan oluşuyor. Bizler Bafa Gölü ve etrafındaki on binlerce yıllık tarih ve kültürü, taş ocakları ve cehalete karşı korumaya çalışırken, ‘Gezeceğiz’ diye bölgeye gidenlerin ve kayaları boyayanların taş devri kafasından farkı var mı?” dedi.

Assos Doğa Gezginleri Grubu Kurucusu ve Sözcüsü Gökhan Çapkın ise tepkiler üzerine yaptığı açıklamada, “Durumu Bafa gezisinden sonra fark ettik. Gruptan bazıları kayalara boya ile yazı yazmışlar. Bunu affetmek mümkün değil. Gösterilen tepkilere biz de tamamen katılıyoruz ve bugün Bafa Gölü’ndeki dostlarımıza telefon ederek boyanan kayanın hemen temizlenmesi konusunda istekte bulundum. Kaya, bugün temizlenecek. Böyle bir hatayı kabul etmemiz ve tasvip etmemiz söz konusu değil. Tepki gösteren değerli arkeologumuz ve tarih severlerden çok çok özür diliyoruz. Doğa ve tarihe zarar veren bir grup olarak bilinmek istemiyoruz. Çünkü gerçekten böyle değiliz. Sadece bölgedeki değerlerimizi tanımak, korumak ve tanıtmak için sık sık geziler düzenliyoruz. Böyle bir hata için ne kadar özür dilense azdır. Grup liderleri olarak bu tür tarihe zarar verenlere müdahale etmek öncelikle bizim görevimizdir. Bu bilinci taşıyoruz ancak alan çok büyük olduğu için bunu fark edemedik” dedi.

Editör: Kısaca “doğa gezginleri” nin tabiatı çok sevmelerinden dolayı kültür ve eğitim seviyelerinin çok yüksek olduğuna inanmamız lazım. O kadar yüksek ki bunu sloganlarla ölümsüzleştirmişler…Ne var yani!

Kaynak : haber.sol.org.tr

Bursa 13. Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılacak.

Bursa-13.-Kitap-Fuari

Bu yıl onüçüncü kez kapılarını açmaya hazırlanan Bursa Kitap Fuarı, 14-22 Mart 2015 tarihleri arasında dolu dolu bir programla kitapseverleri konuk edecek. Aralarında İlber Ortaylı, Gülten Dayıoğlu, Can Dündar, Doğan Hızlan, İnci Enginün, Deniz Kavukçuoğlu, Hakan Bıçakçı, Doğu Yücel, Zeynep Oral, Ahmet Şık, Buket Uzuner, Yalvaç Ural, Bengi Semerci, Yekta Kopan, Hakan Akdoğan ve Üstün Dökmen’in de bulunduğu pek çok değerli yazar, şair ve bilim insanı fuar süresince okurlarıyla buluşacak.

300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilecek Bursa Kitap Fuarı’nda dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleriyle birlikte 80 kültür etkinliği düzenlenecektir.

Çanakkale’nin 100. Yılı

Bursa Kitap Fuarı, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılını çeşitli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Uluslararası basında Çanakkale Zaferi’nin yansımaları üzerine Timaş Yayınları tarafından “Yüzyıl Öncesinde Dünya Medyasında Çanakkale Savaşları Sergisi” düzenlenecek ve fuar boyunca çeşitli paneller gerçekleştirilecektir.

Haldun Taner 100 Yaşında

haldun taner

Türk tiyatrosunun önemli ismi Haldun Taner’in 100. yaşı Bursa Kitap Fuarı’nda çeşitli etkinliklerle kutlanacak. 14 Mart Cumartesi günü Haldun Taner’in öykücülüğü Doğan Hızlan, Yavuz Ekinci ve Faruk Duman’ın katılımıyla ele alınacaktır. 21 Mart Cumartesi günü düzenlenecek Haldun Taner’in yaşamı, eserleri, tiyatrosu ve her yönüyle ele alınacağı panele ise eşi Demet Taner, Zeynep Oral, Ömer Naci Topçu ve Kazım Güçlü konuşmacı olarak katılacaklardır. Nilüfer Belediyesi Kent Konseyi Okuma Grubu tarafından 15 Mart Pazar günü Haldun Taner’in “Timsah” oyunu okunacaktır.

TÜYAP tarafından, tasarımını Sadık Karamustafa’nın üstlendiği bir sergi de düzenlenecektir. Haldun Taner 100 Yaşında “Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım” sergisinde yazarın yaşamı, fotoğrafları, aile albümü ve eserlerinden metinler okurlarla buluşacaktır.

Yayınlama Özgürlüğü Yolunda

Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP’ın da destekçilerinden biri olduğu “Avrupa Birliği’ne Giriş Sürecinde Yayınlama Özgürlüğü Alanında Farkındalık Yaratma” projesi kapsamında 15 Mart Pazar günü düzenlenecek “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda” paneline Buket Uzuner, Ahmet Şık, Turhan Günay ve Fatih Erdoğan konuşmacı olarak katılacaktır.

Müzeyyen Senar’ın Ardından

Yakın zamanda kaybettiğimiz Müzeyyen Senar’ı doğum yeri Bursa’da bir panelle anıyoruz. Sanatçının biyografisini yazan Radi Dikici’nin konuşmacı olarak katılacağı söyleşide Müzeyyen Senar’ın yaşamı ve eserleri kitapseverlerle paylaşılacak.

Edebiyatımızda Mehmet Kaplan

Türk edebiyatına önemli katkıları bulunan akademisyen, eleştirmen Mehmet Kaplan, 100. yaşında 14 Mart Cumartesi günü bir panelle Bursa’da anılıyor. İnci Enginün, Zeynep Kerman, Kelime Erdal’ın konuşmacı olarak katılacakları ve Alev Sınar Uğurlu’nun yöneteceği panelde Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatına katkıları ele alınacaktır.

Kadına Karşı Şiddete Karşı Dur-abilmek

Bursa Kitap Fuarı’nda Avukat Hülya Gülbahar ve Hürriyet Gazetesi Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Koordinatörü Neşe Hacısalihoğlu’nun konuşmacı olarak katılacakları panelde Kadına Karşı Şiddete Karşı Durabilmek hukuki ve pratik boyutlarıyla ele alınacaktır.

Girişin ücretsiz olduğu fuar her gün 10.00-19.30 saatleri arasında (22 Mart 2015 tarihinde saat 19.00’da sona erecektir) ziyaret edilebilir.

 

Fuat hakkında daha fazla detay öğrenmek için lütfen tıklayınız: www.bursakitapfuari.com

Fransa’da 2014 yılı ‘Seligmann Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Sema Kılıçkaya’ya ödülü törenle verildi.

sema kılıçkaya

Sorbonne Üniversitesinde düzenlenen törende Kılıçkaya’ya ödülünü Seligmann Vakfı Başkanı ve eski bakan Pierre Joxe takdim etti. Ödül töreninde jüride yer alan eski Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoe ve Paris Üniversiteleri Yüksek Konseyi Başkanı François Weil de hazır bulundu.

Törende konuşan Kılıçkaya, “Hümanizm ve hoşgörü gibi değerleri savunan bir vakıftan böyle bir ödüle layık görüldüğüm için yoğun bir hissiyat içindeyim” dedi. Kitabında kendi tecrübesini yansıtarak bir göç hikayesi anlattığına değinen Kılıçkaya, ödülün jürinin göç gerçeğine duyarlılığını gösterdiğini vurguladı.

sema-kılıçkaya-edebiyat-odulu_m1

Kılıçkaya ayrıca 7 Ocak’ta Paris’te düzenlenen terör saldırılarının hiçbir dinin affedemeyeceğini ve olayların Fransa toplumunun yıllardır gerçekleştirmeye çalıştığı “birlikte yaşama” kapasitesi hakkındaki şüpheleri güçlendirdiğini ifade etti.

Kılıçkaya, Paris Üniversiteleri Yüksek Konseyinin 2003 yılından bu yana verdiği ödülünü “Köksüz Krallık” (Le Royaume Sans Racines) kitabı ile kazanmıştı.

Antakya’da 1968 yılında doğan, 4 yaşında Fransa’ya ailesi ile göç eden Kılıçkaya, romanlarını Fransızca yazıyor. İngilizce öğretmenliği yapan yazarın 2004 yılında “Anadolu”, 2009 yılında “Kumruların Türküsü” (Le chant des tourterelles) adlı kitapları yayımlandı.

Kılıçkaya kariyerinde daha önce de Fransa’daki Bretonya Yazarlar Birliği tarafından da verilen “en iyi yazar” ödülüne layık görüldü.

Bayburt’ta kurduğu Baksı Müzesi ile geçtiğimiz 2014 yılında Avrupa Konseyi Müze Ödülü’nü kazanan Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, TBMM tarafından bu yıl beşincisi verilecek olan ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi Onur Ödülü’nü almaya hak kazandı. Hüsamettin Koçan, ödülünü 1 Ekim Çarşamba günü, TBMM’nin açılış töreninde Meclis Başkanı Cemil Çiçek’ten teslim alacak.

Bayraktar köyü ve baksı müzesi

Bayraktar köyü ve baksı müzesi

Kendi çabaları ve gönüllülerin katkılarıyla, hiçbir devlet yardımı almadan, 2010 yılında Bayburt’ta açtığı Baksı Müzesi ile bugüne dek birçok ödüle layık görülen Hüsamettin Koçan, ulusal ve uluslararası müzecilik anlayışına da yeni bir bakış açısı getirmiş oldu. Bölgede yarattığı istihdam olanaklarının yanı sıra güncel sanat koleksiyonuyla da büyük ilgi gören Baksı Müzesi’nde orijinal bir Joan Miro heykelciği bulunuyor.

Türkiye’nin temsil ve tanıtımına katkı gösteren kişilere verilen ödül için 103 aday arasından iki isim belirlendi. Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın yanı sıra Ankara Üniversitesi Hematoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Demirer’e de ödülü 1 Ekim’de takdim edilecek.

Geçen yıl 14 Şubat’ta binlerce kişinin katılımıyla Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen “One Billion Rising” (Bir Milyar Yükseliyor) etkinliği bu yıl da 14 Şubat’ta Barbaros Meydanı’nda tüm dünya ile eşzamanlı olarak gerçekleşecek.

kadına şiddete hayır

Beşiktaş Kent Konseyi Kadın Meclisi’yle birlikte düzenlenen etkinlik dahilinde 14 Şubat 2014 saat 14.00’te Barbaros Meydanı’nda binlerce kişi aynı koreografiyle dans ederek kadına şiddeti…

Binlerce kişi dünya ile aynı anda Beşiktaş’ta dans edecek. “One Billion Rising”in bu yılki teması “Adalet” Geçtiğimiz yıl 14 Şubat’ta binlerce kişinin katılımıyla Beşiktaş Belediyesi 1 millay dans ediyortarafından düzenlenen “One Billion Rising” (Bir Milyar Yükseliyor) etkinliği bu yıl da 14 Şubat’ta Barbaros Meydanı’nda tüm dünya ile eşzamanlı olarak gerçekleşecek. Etkinliğe katılmak isteyenler için ücretsiz dans dersleri Beşiktaş Belediyesi hizmet binasında 27 Ocak 2014 Pazartesi günü başlıyor. Tüm dünyada kadınlara karşı uygulanan şiddeti protesto etmek amacıyla düzenlenen “One Billion Rising” (Bir Milyar Yükseliyor) etkinliği bu yıl da Beşiktaş Belediyesi tarafından gerçekleştirilecek. Beşiktaş Kent Konseyi Kadın Meclisi’yle birlikte düzenlenen etkinlik kapsamında 14 Şubat 2014 saat 14.00’te Barbaros Meydanı’nda binlerce kişi aynı koreografiyle dans ederek kadına şiddeti protesto edecek. Parmaklar “ADALET” için gökyüzüne doğru yükselecek. Dünyanın farklı metropollerinde toplam 1 milyar kişinin katılması hedeflenen etkinlikte, kadına karşı şiddet dansla protesto edilecek. ”One Billion Rising” etkinliğinin bu yılki teması “adalet”. Dans ederken katılımcıların parmakları kadına şiddete karşı “adalet” istemek için gökyüzüne doğru yükselecek. Ücretsiz dans dersleri Etkinliğe katılmak isteyenler için dans eğitimi Beşiktaş Belediyesi Giriş Salonu’nda dans eğitmeni Umur Can Erşahin tarafından verilecek. Herkese açık olan ücretsiz dersler 27 Ocak 2014 tarihinden itibaren pazartesi ve çarşamba günleri 17.00-19.00, cumartesi günü ise 14.00-16.00 saatleri arasında düzenlenecek. Dersler etkinlik gününe kadar 3 hafta boyunca devam edecek. Bir milyar insan dans edecek! Beşiktaş Belediyesi ve Beşiktaş Kent Konseyi Kadın Meclisi bu etkinlikle, kadına şiddetin, dünya için en az açlık kadar üzerinde durulması gereken bir sorun olduğunu hatırlatmayı amaçlıyor. Dans eğitimi ve etkinlikle ilgili ayrıntılı bilgi için 444 44 55 numaralı Beşiktaş Belediyesi çağrı merkezinden destek alınabilir.

Doğu Karadeniz’de, Bayburt’un 45 km dışında, Çoruh Vadisi’ne bakan bir tepenin üzerinde kurulu bir müze… Eski adıyla Baksı, bugünkü adıyla Bayraktar köyünde yükselen bu müze, çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarına aynı çatı altında yer veriyor.

Baksı Müzesinden

Baksı Müzesinden

 

Prf. Dr.Hüsamettin Koçan

Prf. Dr.Hüsamettin Koçan

Baksı Müzesi, Bayburt doğumlu sanatçı ve akademisyen Hüsamettin Koçan’ın bir düşü ve bu düş 2010 yılında hayata geçti. Hüsamettin Koçan şu sıralar Avrupa Konseyi tarafından verilen 2014 Yılı Avrupa Müze Ödülü’ne değer görülmenin heyecanını yaşıyor.

40 dönümlük bir araziye yayılan Baksı Müzesi’ni bir “kültürel etkileşim noktası” olarak tanımlayan jüri üyeleri, müzenin geleneksel kültürleri güncel hayat tarzları ile birleştiren konseptinden etkilendiklerini belirtti.

Avrupa Konseyi Müze Ödülü, Baksı Müzesi için ne anlama geliyor? 

Ödül, Avrupa ölçeğinde verilen en büyük müzecilik ödüllerinden biri. Bu ödül, bildiğim kadarı ile daha önce, Türkiye’den İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne verildi. Yurtdışında ise bu ödülü alan kurumlar arasında, Liverpool Müzesi, Joan Miro Müzesi gibi önemli müzeler bulunuyor. Bu açıdan Baksı bu ödülle dünyanın önemli müzeleri arasında yer almış oldu. Bunun müzecilik ve Türkiye açısından büyük bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Kültür Komisyonu tarafından verilen “Avrupa Konseyi Müze Ödülü” Baksı Müzesi’ni uluslararası platforma taşımada çok önemli bir basamaktır.

Bu müzeyle kendi toprağınıza sanatla kök saldınız. Peki Baksılıların yerel sanatı müzeye kök salıyor mu?

Bayraktar köyü ve baksı müzesi

Bayraktar köyü ve baksı müzesi

Küçük ölçekte Baksılılar, orta ölçekte Bayburt, büyük ölçekte bulunduğumuz coğrafi bölge Baksı Müzesi’ni içtenlikle benimsediler. O bölge insanı kendisine sunulan her imkânı bir armağan olarak görür. Müzenin bulunduğu köy-kent bu anlamda Baksı’ya her zaman büyük ilgi gösterdi. Bir örnek verecek olursam; bölgeden yurtdışına giden işçilerin çocukları Baksı Müzesi’ni görmek için Baksı’ya, kendi topraklarına sık sık gelmeye, bu vesileyle ailelerini ziyaret etmeye başladılar. 

Baksı köyü restore edilecek

Yeni projeler var mı?

2014 yılı içerisinde ana binada büyük bir sergi açma çalışmalarını yoğun bir biçimde sürdürüyoruz. Bu sergi bir kadın küratör tarafından yürütülsün istiyoruz, bu nedenle Baksı’ya bazı seyahatler düzenledik. Kurumsallaşma yolundaki çalışmalarımız da devam ediyor. Bir sponsorluk geliştirme projesi üzerinde çalışıyoruz. Müzenin 40 yatak kapasiteli konukevini ve öteki hizmet birimlerini kültür turizmine açıyoruz. Bu doğrultuda Baksı köyünün restorasyon çalışmaları da gündeme gelecek. Baksı köyünü, uzmanların önerileri doğrultusunda geleneksel omurgasını koruyarak örnek bir köy olarak yeniden tasarlama projemiz var.

Baksı’nın diğer müzelerden farkı ne?

Baksı tüm öteki müzelerden çok farklı bir kurum. Her şeyden önce bulunduğu konum nedeniyle farklı. Baksı seyirlik bir müze değil, aynı zamanda insanların ürettikleri, paylaştıkları kültürel ve ekonomik sorunlarını çözebildikleri bir müze. Üretim atölyelerimiz var. Sanat ve zanaat ayrımını bir kenara bırakıp insanoğlunun yaratma eylemi için bir ortak zemin oluşturuyoruz. O nedenle geleneksel olanla güncel olan bu müzede aynı platformda buluşabiliyor. Bir başka farkımız da müze yönetiminin tümünün kadınlardan oluşması; kadın duyarlılığının müze yapısına çok değerli katkıları olduğuna inanıyoruz.        Kaynak : []

Baksı Müzesi ile ilgili Önceki Haberimiz için lütfen TIKLAYINIZ.

Baksı Müzesi  Fotoğraf Galerisi :

Müzik ve önyargı

Toplum olarak ön yargılarımızdan kurtulamadığımız sürece bırakın bir arpa boyu yol almayı, ayağımızı yerden kaldıracak mecalimiz bile kalmaz.

murat hasgünÜlke olarak bizi yönetenlerin kültür düzeyine göre konuşuyoruz. Öyle ki her gelen yönetim kendi istediği gibi konuşmamızı, kendi istediği gibi inanmamızı, ne bileyim, kendi istediği gibi gülüp ağlamamızı istedi ve istiyor. Böyle olduğu için de kendimizi, kendi gelişimimizi bağlayıverdik bizi yönetenlerin ‘muazzam’ dimağına.

Konuyu en geveze olduğum konu olan müziğe getireceğim tabi ki…

Kendi ülkesinde hak ettiği değeri görmeyen, hatta kendi insanı tarafından resmen bilinmeyen Türk Halk Müziğinden bahsediyorum. Bunun nedenlerinden biri ve en önemlisi medya. Anlayacağınız kendi medyasından da hak ettiği değeri göremiyor müziğimiz.

Öyle ki geçtiğimiz günlerde Berlin Şehri Müzik Konseyi bağlamayı Almanya’da yılın enstrümanı seçti ve bundan bağlamanın ait olduğu toprakların doğru düzgün haberi bile olmadı. Almanya’da, Berlin’de bağlamamız böyle bir ilgiye, böyle bir payeye layık görülüyor, orada basın konuyu el üstünde tutuyor, fakat biz, haberi görmüyoruz bile. Görmediğimiz için de kendi sazımız hakkında, kendi topraklarımızdan çıkan bu zengin müzik hakkında bilgi sahibi olmadığımız gibi, hakkında söyleyecek iki çift sözümüz bile olmuyor ne yazık ki.

Zaten durum böyleyken bir de kendi müziğimize, kendi sazımıza olan aşırı ön yargılı tutum ve işin en acı tarafı aşağılayıcı yaklaşımlar, bizi git gide uzaklaştırıyor kendi değerlerimizden.

Bizi yönetenlerin düzeyine göre hareket ediyoruz demiştim. Öyle ki bizi yönetenler müzikten anlıyorsa evet, kendi müziğimizi olması gerektiği gibi tanıyor ve tanıtabiliyoruz. Fakat bırakın müzikten anlamayı, sanata karşı resmen düşmanlık besliyorsa, yani sanata saygı sıfırsa, işte o zaman koca bir ülkenin kaybolan zamanıyla birlikte müziği de gün geçtikçe geriliyor, eriyor.

Tüm bunlar, bizim bize ait olanı küçük görmemizden, aciz görmemizden ve onunla alay etmekteki muazzam yeteneğimizden kaynaklanıyor. Bu zengin kültürü bize sunan ‘insan’ı küçük görmemizden kaynaklanıyor. Sanki küçük gördüğümüz o kültür hakkında bir şey biliyoruz gibi… Öyle ya, bir şey hakkında iyi ya da kötü yorum yapabilmek için, o şeyin ilkel ya da modern olduğunu iddia edebilmek için, öncelikle bilgi sahibi olmak gerekir. Etnomüzikolojide ‘ilkel’ diye bir kavram yoktur. Hatta yasaktır.

necibe teyze

Resimde iki farklı insanın, iki farklı ama aslında aynı anlama gelen sözü yer alıyor. Şimdi bundan yola çıkarak, soldaki vatandaşa modern, sağdaki teyzemize ilkel demek doğru olur mu? Ben söyleyeyim, saçmalığın daniskası olur.

Demek istediğim, bu birbirini asla görmemiş, tanımamış ve resmen farklı boyutlardaki iki insan, bir cümleyle aynı anlamı verebiliyorsa, o zaman aralarına böyle saçma bir ayrımı koymak, birini en tepede tutarken ötekini küçük görmek abesle iştigaldir.

Müzikte de durum aynıdır. Fakat hala dağdaki çobanın koyun otlatırken çaldığı kavalla, büyük bir orkestrada çalınan müziği birbirinden, hemde diğerini küçümsemek suretiyle ayırıyorsak, çok şey bildiğini sanan ama aslında hiç bir şey bilmeyenlerin arasındaki yerimizi çoktan almışız demektir. Böyle bir ayrım yoktur sevgili okur. Koskoca müziği, koskoca kültürü, koskoca sazı bir cümleyle, hadi bir kaç cümle olsun, böyle küçük görmek, alay etmek, aciz görmek, öncelikle bizim yetersizliğimizi gösterir.

Özetle bugün bir Almanya, bizim enstrümanımızı yılın enstrümanı payesine layık görüyor, fakat biz aval aval bakıyorsak, burada bir eksiklik vardır. Eksiklik toprağı bilmememize rağmen betonda yürümeye çalışmamızdır. Kendimizi tanımak ve ifade etmek noktasında sürekli tökezlememizin nedeni bu.

Bizi başkaları bizden daha iyi tanıyor iyi mi? İşte bunun olmaması için kendi kültürümüzle ilgili söz sahibi olabilmeliyiz. Bunun için de kendi sazımızı, kendi sözümüzü, kendi müziğimizi, kendi kültürümüzü tanımalıyız. Ancak o zaman kendimizi ifade ederken başkalarının cümleleriyle değil, kendi cümlelerimizi kurarak konuşabiliriz.

Bizi yönetenlerin sanata bakışı ortada. Gelin en azından biz bu anlamda bir şeyler yapalım. Zor değil, kendimizi tanıyalım yeter.

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni
Murat HASGÜN

Almanya’nın başkenti Berlin’de Türk Halk Müziği’nin yapı taşı Bağlama, 2013 yılının müzik aleti seçildi.

Düzenlenen basın toplantısında bağlamanın tanıtımı yer aldı. Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen toplantıya, Berlin Sanat Üniversitesi Başkanı Prof. Martin Renner, Berlin Başkonsolosu Ahmet Başar Şen, Berlin Eyaleti Müzik Konseyi (Landes Musikrat Berlin) Başkanı Dr. Hubert Kolland, Berlin Eyaleti Müzik Konseyi Proje Koordinatörü Nevzat Çiftçi, Berlin Sanat Üniversitesi’nden Profesör Joël Betton ve genç müzisyenlerin yanı sıra bazı müzik öğretmenleri katıldı. Berlin Eyaleti Müzik Konseyi, etkinlikler kapsamında farklı tanıtım programları hazırlarken, konsey bağlamanın konser ve sempozyumlarla farklı kültürlere tanıtılabileceğini belirtti.

Berlin Eyaleti Müzik Konseyi Başkanı Dr. Hubert Kolland, İHA’ya yaptığı açıklamada, “Geçmişi itibariyle bize güven veren, fakat fazla tanınmamış bağlamayı tanıtma kararı aldık. Çünkü müzik piyasasında olması gereken bir enstrüman diyerek çok kültürlü kentte Bağlama da olmalı dedik” dedi.

Berlin Başkonsolosu Ahmet Başar Şen, “Almanya Berlin Eyaleti Müzik Konseyi’nin bağlamayı 2013 yılının müzik enstrümanı seçmesi dolayısıyla burada bulunmaktayız. Bu çok sevindirici bir olay. Bizim insanımızın Almanya’da kabul görüldüğünü gösteren adımlardan bir tanesi” dedi.

Müzisyen Haydar Selçuk da, bağlamanın yüzyıllardır Anadolu’yu anlatan bir enstrüman olduğunu belirterek, “Asırlardır, bin yıllardır Anadolu’ya has bir enstrüman. Almanların el atması bizim için acı bir olay, bizim yapamadığımızı onlar yapıyor şimdi” şeklinde konuştu.

Berlin’de yılın enstrümanı seçilen Bağlama ile ilgili etkinlikler yıl boyunca devam edecek. – BERLİN