elazığ

elazığ konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. elazığ konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. elazığ konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri elazığ konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Elazığ’ın tarihi Harput Mahallesi’nde ‘Ejderha Taşı’ olarak bilinen ve efsaneye konu olan dev kaya bloğu, turizme açılacak.

Elazığ’ın tarihi Harput Mahallesi’ne 2 kilometre uzaklıkta bulunan, görünümüyle bir ejderhaya benzetildiği için Ejderha Taşı olarak adlandırılan 520 metrekarelik alanı kaplayan kaya bloğu, Elazığ Belediyesi Koruma Uygulama ve Denetim Bürosu (KUDEB) tarafından koruma altına alındı.

Yöre insanı tarafından hakkında anlatılan efsane, kitaplara da konu olan taşın, yapılacak çalışmanın ardından turizme kazandırılması hedefleniyor.

KUDEB sorumlusu ve sanat tarihi uzmanı Kadir Atıcı, yaptığı açıklamada, antik çağlardan itibaren Anadolu’nun önemli yerleşim merkezlerinden biri olan Harput’un Urartu, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi medeniyetlere ev sahipliği yaptığını belirtti.

Bu yönüyle Harput’un asırlar öncesinden bugüne uzanan tarihi dokusunun yanında çok zengin yazılı ve sözlü kültürel bir mirasa da sahip olduğunu ifade eden Atıcı, tarihi mahalledeki Ejderha Taşı ve buna dair efsanenin bu durumun bir yansıması olduğunu kaydetti.

Yöre halkı tarafından bir efsaneye konu edilen taşın zamanla tahrip olması ve üzerinin toprakla örtülmesi üzerine çevresini temizleyerek koruma altına aldıklarını ifade eden Atıcı, şöyle konuştu:

“Ejderha Taşı doğal kaya olması sebebiyle yıllardır yerinde mevcut duruyordu fakat üzerinde çok ciddi bir şekilde toprağın yığılması ve bugüne kadar koruma altına alınmaması sebebiyle yok olmaya yüz tutmuştu. Elazığ Belediyesi olarak unutulan sözlü kültürümüzden bir nebze de olsa istifade edebilmemiz için hemen çevresinde bir düzenleme çalışması yaptık. Üzerindeki dolgu toprağı tamamen aldık, Ejderha Taşı’nı görünür hale getirdik.”

Topladığı metal parçalar ile sanat eserleri yaratan Elazığ Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü öğretim görevlisi Rüçhan Keçeçi’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal heykeli de dikkatleri üzerine çekiyor.

Hurdacı gibi metal parçalar topladığını dile getiren Rüçhan Keçeci, atık malzemeleri kullanarak, insan figürleri ve film karakterlerinden sıra dışı çalışmalar yapıyor.

Rüçhan Keçeçi, metal parçalardan yaptığı sanat eserlerini şehir şehir gezerek, alışveriş merkezlerinde ve sanat galerilerinde sergiliyor.

Yaklaşık 30 yıldan beri bu sanatla uğraştığını anlatan Keçeci, son 12 yıldır da atık metallerle ilgilendiğini belirterek, “Metallere şekil vererek, değişik tasarımlar yapıyorum. Yaptığım tasarımlarda atık endüstriyel metalleri kullanıyorum. Gündelik yaşamda yıpranmış ve çöpe gidecek metalleri kullanarak, heykeller yapıyorum. Yapmış olduğum heykellerin sayısı çok arttı. Önceden 20 ve 30 civarı heykel yapıyordum. Şimdilerde ise artık sayısını bile unuttum. Yapmış olduğum sergiler de çok fazla ilgi görüyor” dedi.

‘HURDACI GİBİ METAL TOPLUYORUM’

Yaptığı işin yorucu olduğunu ve hurdacı gibi metal topladığını anlatan Keçeci, “Şimdiye kadar çok farklı tasarımlar yaptım. Ambulansı, akvaryuma dönüştürdüm. Atıklardan kadın figürleri, yeniçeri, Nasreddin Hoca’nın eşeği gibi değişik tasarımlar yaptım. Yaklaşık 12 metre yüksekliğinde Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi içinde çınar ağacı yaptım. Üzerinde kitaplar ve insanlar olan ağaç oldu. Bunun amacı, insanların kitap okumaya teşvik etmekti. Farklı tasarım teklifleri geliyor. Bu tasarım teklifleriyle kendimi daha da geliştirmeye başladım” diye konuştu.

ÖZAL HEYKELİNE İNCE İŞÇİLİK

Son olarak 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın heykelini yaptığını anlatan Rüçhan Keçeci, “Malatyalı olmamdan dolayı rahmetli Turgut Özal’a ayrı sevgi ve saygım olması dolayısıyla metallerden heykelini yaptım. Bu heykeli tam 4 ayda bitirdim. Binlerce malzemeyi birleştirdim. Saçlarında çivi tellerinden oluşan 3 bin civarında tel kullandım. Tek tek, kuaför gibi bunları işledim. Ayakkabısını yaparken, kunduracı edasıyla çalıştım. Aslında tüm heykellerimde aynı yöntemle çalışıyorum. Mesela yeleği bile kaportacı gibi çekiç işçiliğiyle yaparak, şekillendiriyorum” dedi.