danışmanlık

danışmanlık konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. danışmanlık konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. danışmanlık konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri danışmanlık konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

Nar sanat eğitim kursu olarak yeni eğitim dönemine (2016-2017) her yıl olduğu gibi bu yılda yaratıcı drama alanında  çocuklarımızın yaşam kalitesini yükseltmek için öğrenmede bilişsel, duyuşsal ve devinimsel gelişim alanları ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesini kolaylaştıran çağdaş  teknik ve yöntemlerle hazırlanmaktayız. Çocuklarımız bu yöntemlerle eğitimde yaratıcı drama ile kendilerinin merkezde olduğu drama çalışmalarının süreçlerinde yaşayarak çeşitli roller üstlenir, çevresini daha iyi tanır, algılar ve çeşitli öngörüler geliştirmeyi öğrenir.

yaratici_drama (14)

Çocuklarımızı yaş aralıklarına göre gruplandırdığımız derslerimiz; hafta sonu ve hafta içi olmak üzere velilerimizin talepleri doğrultusunda çoğunluk esas alınarak oluşturulmaktadır.

Eğitici ve yaratıcı drama derslerimizin sonunda 20 dk lık resim çalışmalarımız ile çocuklarımızın kendileri ve çevreleri ile ilgili duygularını, düşüncelerini, iç dünyalarını açığa çıkarmayı hedeflemekteyiz. Çocuklarımızın resimlerini okuyan çocuk gelişim uzmanımız gerektiği durumlarda ailelerimize rehberlik etmektedir.

Yaratıcı drama eğitmenimiz ile görüşmek ve tanışma dersimiz için bizimle iletişeme geçmeniz yeterli olacaktır.

Gizemi hâlâ çözülememiş olan kitaplar ve şifreleri yıllarca kafaları meşgul eden esrarengiz metinler.

Smithfield ya da Gregory Külliyatı

Bu kitabın esas gizemi metinlerinde değil de görsellerinde. Papa 9. Gregory tarafından dini hükümleri açıklamak için bastırılan bu kitapta, o zamanın modasına uygun olarak metinlere eşlik eden kaligrafiler ve illüstrasyonlar bulunuyor. İşte ilginçlik de burada başlıyor. Normalde Meryem Ana, İsa ve Azizlerin süslediği dini külliyat sayfalarının tersine bu külliyatta kılıçla kafa kesen dev tavşanlar, bir kurdu idam eden kazlar ve tek boynuzlu atlar gibi Hristiyan öğretileriyle (görselden de anlaşılacağı gibi) açıkça çelişen tasvirler bulunuyor. Bu metinleri inceleyen din adamları ve tarihçiler, Smithfield külliyatının gizemini hâlâ çözebilmiş değiller.1

Ripley Metinleri, 15. yüzyıl

Isaac Newton’ın bile bir dönem simyaya ve gizli bilimlere ilgi duyarak yakından takip ettiği büyük simyacı George Ripley, konusundaki en yetkin isimlerden biriydi. Yazdığı metinlerde gizemli felsefe taşının nasıl yapılacağını tarif ediyor, sıradan metalleri altına çevirmenin yollarını anlatıyordu. Belirsiz, şifreli bir yazı dili kullanan Ripley’in metinlerinde ölümsüzlüğün sırrını verdiği dahi söyleniyor. Ripley’in en gizemli metniyse, 6 metre uzunluğundaki parşömen tomarı. İlginç illüstrasyonlar barındıran bu metnin ne anlatıyor olabileceğine dair gizem hâlâ çözülebilmiş değil.

2

 

Voynich El Yazması, 15. yüzyıl

Yale Üniversitesi’nin bir parçası olan Beinecke Nadir Kitaplar ve El yazmaları Kütüphanesi’nde, şimdiye kadar hiç kimsenin okumayı başaramadığı bir kitap bulunuyor. Adını kitabı 1912’de bir şekilde eline geçiren Polonyalı sahaf Wilifrid Voynich’den alan, daha önce görülmemiş bir dilde kaleme alınmış bu el yazması yıllar süren çabalara rağmen bir türlü çözülemiyor.

Karbon 14 testi sonucunda 15. yüzyılda yazıldığı anlaşılan kitap, bulunmasının üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen hâlâ gizemini koruyor.

İçinde, astronomi ve botanik bilimleriyle ilgili bir şeyler anlatıyormuş gibi görünen garip illüstrasyonlar bulunan kitap, kimi akademisyenlere göre bir aldatmacadan ibaretken, kimilerine göre dünya ve evrenle ilgili hâlâ çözülmeyi bekleyen büyük sırlar taşıyor.3

 

Prodigiorum Ac Ostentorum Chronicon, 1557

Latince’den Alametler ve Kehanetler Kronolojisi olarak çevrilebilecek olan bu kitap Adem ve Havva’dan beri yaşanan bütün doğa üstü olayları anlatan bir ansiklopedi. Fransız hümanist Conrad Lycosthenes tarafından kaleme alınan kitapta, meteor yağmurlarından (Halley kuyruklu yıldızının belirişi de de dâhil), sellere ve depremlere kadar kehanet olarak görülmüş tüm doğa olaylarından kronolojik olarak bahsediliyor.

Bazı sayfalarında UFO benzeri çizimlere ve deniz canavarı tasvirlerine de rastlanan bu garip kitap, gizem avcılarını hâlâ hayrete düşürmeyi başaran nadir el yazmalarından biri.

4

 

 

Soyga Kitabı, 16. yüzyıl

6. yüzyılda yaşamış olan matematikçi, astrolog, simyacı ve okültist olan John Dee’ye atfedilen bu kitabın büyü tarifleri içerdiğine inanılıyor. İçindeki çizimlerin ve yazıların sırrı hâlâ çözülememiş olan kitap, bir dönem Kraliçe Elizabeth’e de danışmanlık yapmış olan Dee’nin geniş kütüphanesinin bir dönem en önemli parçasıydı.
Kitap, Dee’nin ölümünden sonra ortadan kaybolmuş, ardından şaşırtıcı bir biçimde 1994’de Deborah Harkness adlı bir akademisyen tarafından Britanya Ulusal Kitaplığı’nda bulunmuştu. Bazı din bilimcileri Soyga Kitabı’nın, Eski Ahit’ten önce şeytan tarafından indirilmiş olduğunu iddia ediyor. ‘Soyga’ antik Yunanca’da ‘kutsal’ anlamına geliyor.

5

 

Popol Vuh, 1701

Guatemala’da misyonerlik yapan Dominikan rahip Francisco Ximénez’in bulduğu bu metinler, Maya uygarlığının kullandığı Kiçe alfabesiyle yazılmış bir el yazmasıydı. “İnsanların Kitabı” anlamına gelen Popol Vuh yazması, rahip Ximénez tarafından İspanyolca’ya aktarıldı.

Mayaların binlerce yıllık sözlü geleneğinin yazıya aktarılmış hali olan bu el yazması dünyanın yaratılış hikâyesini ve diğer Orta Amerika mitolojilerinden örnekleri içeriyordu. Ximénez’in bu kitabı nasıl bulduğunu tam olarak açıklamaması kitabı daha da gizemli kılıyordu. Üstelik kitabı İspanyolca’ya çevirmek için kimden yardım aldığı da bilinmiyordu. Altın değerindeki bu yazıtlar, bugün Maya kültürüne ışık tutan en önemli belgeler olarak kabul ediliyor.

6

 

Rohonc Metinleri, 19. yüzyıl

Tartışmasız gelmiş geçmiş en gizemli el yazmalarından biri olan Rohonc Metinleri’nin ne anlattığı ya da nereden geldiği bilinmiyor. 19. yüzyılda kimliği belirsiz biri tarafından Macar Bilim Akademi’sine bağışlanan bu kitabın izi de sürülemiyor.

Birçok dilbilimci tarafından incelenen ve bir türlü çözülemeyen metin, alışılmışın çok dışında olan 200 farklı sembolden oluşan alfabesiyle günümüz dillerinden hiçbirine uymuyor. Ayrıca kitaptaki çizimlerden kitabın yazıldığı coğrafyaya dair de bir ip ucu yakalanamıyor. Sonunda çoğu dilbilimci ve tarihçi tarafından bir aldatmacadan ibaret olduğuna karar verilen kitabın tüm sayfalarına şuradan ulaşabilirsiniz. Olur da çözerseniz bize de haber verin.

7

 

Zodyak Katili’nin Mektupları, 1960-1970

1960 ve 1970 yılları arasında 20 ila 28 kişiyi öldürdüğü düşünülen seri katil Zodyak, cinayetlerden sonra gazetelere garip mektuplar gönderiyordu. Şifreli olan bu mektuplardan yalnızca bir tanesi çözülebildi. Mektuplarda katilin kurbanlarından bahsettiği ve kendi kimliği hakkında ipuçları verdiği düşünülüyor.

8

 

Vivian Kızlarının Hikâyesi, 1973

Henry Darger adında münzevi bir hastane hademesinin evinde bulunan bu kitap, benim gördüğüm en ürkütücü işlerden biri. Vivian Kızlarının Hikâyesi adlı bu eser, 40 yıl boyunca tek odalı bir apartman dairesinde yaşayan ve hiç kimseyle konuşmayan Henry Darger öldükten sonra, ev sahibi tarafından bulundu. Kitap, çoğu gazete ve dergilerden kesilen resimlerden yapılan kolajlardan oluşuyor. Sulu boyayla renklendirilen bu kolajların üzerine eklenen metinlerde anlatılan hikâyelerin fazlasıyla fantastik olduğu söyleniyor.

Tamamı 15.000 sayfa olan eserin çocuk köleliğini sona erdirmek için mücadele veren yedi küçük kızın hikâyesini anlattığı düşünülüyor. Bazı sayfalarda kırlarda koşuşan mutlu çocuklar tasvir edilirken, bazı sayfalarda işkence ve şiddet betimlemeleri yapılıyor. Çoğu hâlâ çözülemeyen metinler ve illüstrasyonlar kimilerine göre Art Brut (ham sanat) akımının en iyi örneklerinden biriyken, kimilerine göre düpedüz akıl hastalığının nişanesi.

9

 

Codex Seraphinianus, 1981

Hiç kimsenin çözemediği bir dilde yazılan bu kitap, gerçek dışı figürler ve garip illüstrasyonlarla dolu. Bir ansiklopedi formatında yazılmış olan kitabın yazarı İtalyan mimar Luigi Serafini, kitabın verilere dayalı, bilimsel bir çalışma olduğunu iddia ediyordu.

Çizimler de dâhil tamamı el yazması olan bu kitabı inceleyen akademisyenler ve bilim insanları fantezi ürünü olduğu çok aşikar bir işle karşılaşmışlardı. Yine de bazı dilbilimciler, şifreli yazılmış olduğunu düşünerek kitabın anlamını çözmeye gayret gösterdi. Sonunda çoğu eve eli boş dönmüş, ne yazılar, ne de garip illüstrasyonlardan bir anlam çıkarılabilmişti. Yine de bazı şifreciler, kitabın ve çizimlerin şifreli bir anlamı olduğu konusunda ısrarcı.

10

 

 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), mart ayını Dünya Kemanları Festivali ile açacak.

dunyanin-kemanlari-festivali

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu, mart ayının ilk haftasında İstanbulluları müzikal anlamda farklı kültürlerin lezzetleriyle buluşturmaya devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), mart ayını Dünya Kemanları Festivali ile açacak.

1 ve 2 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Dünya Kemanları Festivali birçok masterclassa sahne olacak. Festivale; Ara Malikian, Ayla Erduran, Ani Schnarch ve Yarub Smarait’in de içlerinde yer aldığı dünyaca ünlü keman virtüözleri katılacak. Cihat Aşkın’ın koordinatörlüğünü üstleneceği festivalin ilk akşamı Ayla Erduran şerefine Onur Gecesi düzenlenecek. Program, Grammy ödüllü Parker Quartet yaylı çalgılar dörtlüsünün kapanış konseriyle son bulacak.

‘Don’t worry, be happy’ şarkısıyla bir zamanlar tüm dünyaya ‘mutlu ol’ diyen Grammy Ödüllü sanatçı Bobby McFerrin, son albümü olan “Spirityouall” ve en güzel şarkıları ile 3 Mart Salı günü 20.00’de CRR’de İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. Dünyaca ünlü ses virtüözü McFerrin, eşsiz yorumu ve sahne performansı ile dinleyicilere uzun süre hafızalardan silinemeyecek büyülü bir akşam yaşatacak.

Piyano başında bir evliya olarak tanınan dünyanın en önde gelen piyanistlerinden Maria João Pires, önemli bir atılım gerçekleştiren genç kuşak sanatçılarından Miloš Popović ile birlikte 6 Mart Cuma günü 20.00’de CRR’de eşsiz bir resital sunacak. İkili, Schubert ve Beethoven’in piyano için yazılmış dünyaca ünlü unutulmaz eserlerini dinleyicilerle paylaşacak.

Türkiye’nin çeşitli orkestralarının önde gelen; solo, orkestra ve oda müziği kariyerlerine sahip ve alanında virtüöz sanatçılarından Muhittin Dürrüoğlu, Bülent Evcil, Selçuk Akyol, Cihangir Nuvasil, Engin Güngördü ve Cem Akçora’dan oluşan Troia Wind Ensemble, 7 Mart Cumartesi günü 20.00’de muhteşem bir oda müziği konseri sunacak.

Dünya Kadınlar Günü’nde ‘İstanbul’un Hanım Bestekârları’

Türk Sanat Müziği’ne özgün yorumlarıyla zenginlik katan İncesaz Grubu, Dünya Kadınlar Günü için hazırlanan ‘İstanbul’un Hanım Bestekârları’ programını 8 Mart Pazar günü 20.00’de İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda dinleyicilere sunacak. Konserde; Mehveş Hanım, Neveser Kökdeş ve Leyla Saz gibi İstanbul’un en önemli hanım bestekârlarının şarkılarına da yer verilecek. Programda, Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkılara viyolonselde Hakkı Öztürk ve klarnette Evrim Güvemli eşlik edecek.

İşte programın detayları:

1 Mart Pazar

Dünyanın Kemanları Festivali – 1. Gün

Festival Koordinatörü, Cihat Aşkın
Ani Schnarch Ustalık Sınıfı (Masterclass)
Saat:10.00

(Ustalık sınıfına katılım için, 26 Şubat Perşembe günü Saat:16.00’a kadar http://crrkonsersalonu.org/?p=iletisim adresinden müracat edebilirsiniz. Adaylar, yukarıda bulunan linke özgeçmişlerini göndererek katılabilirler, Ustalık sınıfında aktif olarak yer alacak adaylar ise 27 Şubat Cuma günü web sitemiz üzerinden açıklanacaktır. Katılım ücretsizdir.)

Ani Schnarch

Rumen – İsrailli – İngiliz kemancı, birçok prestijli ödülün sahibi olan Schnarch, kuşağının en heyecan verici ve çok yönlü kemancılarından biri olarak anılıyor.

İtalya ve İngiltere’de bulunan New Virtuosi Mastercourse & Festival’i Sanat Danşmanı olan Ani, İsrail’deki ünlü Keshet Eilon keman okulunun da kurucusu ve fakülte üyesi.

Dünyanın Kemanları Açılış Etkinliği
Saat: 14.00

Söyleşi: Dünyanın Kemanları
Moderatör: Cihat Aşkın
Katılımcılar: Emre Aracı, Ertuğ Korkmaz, Ani Schnarch, Amnon Weinstein, Ara Malikian, Yarub Smarait, Mehmet Emin Bitmez

(Dünyanın Kemanları Söyleşisi, Fuaye Alanında Gerçekleştirilecektir. Katılım Ücretsizdir.)

Sergi Açılışı: Kemençe’den Kemana Akdeniz’de Bir Yolculuk (Amnon ve Avshi Weinstein)
Saat: 15.00

Amnon Weinstein

Uluslararası üne sahip büyük usta, keman yapım üstadı ve restoratörü Amnon Weinstein dünyada pek çok yardım ve eğitim amaçlı projenin öncülüğünü yaptı. İsrail ve dünyada pek çok prestijli orkestra ve sanatçı ile çalıştı.
Viyola ve trompet sanatçısı olan Weinstein zanaatını çocukluk yıllarında kendisi gibi keman yapım üstadı olan babasından öğrendi.

Avshalom Weinstein

İsrailli usta bir keman yapımcısı olan babası Amnon Weinstein tarafından yetiştirilen Avhsalom Weinstein, 3. kuşak keman yapımcısıdır.

2006 yılında Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) projesine davet edildi ve o zamandan beri projede yer alıyor. Son iki yıldır usta bir keman ve yay yapımcısı olan Daniel Schmidt ile çalışan Avshalom, kendi atölyesini 2009 yılında İstanbul’da açtı. Atölyede keman, viyola, çello ve yay için satış, yapım, sertifika ve danışma hizmeti sunuluyor.

(Sergi Fuaye Alanında gerçekleştirilecektir. Festival boyunca, ücretsiz gezilebilir.)

Akdeniz’den Tatlar
Saat: 16.00

Ara Malikian, keman
Yarub Smarait, keman
Mehmet Emin Bitmez, ud
Cihat Aşkın, keman
(Konser ücretsizdir.)

Ara Malikian

Ara Malikian şüphesiz ki jenerasyonunun en zeki ve etkileyici kemancılarından biri. Sahip olduğu kendine özgü stili, kökeni ve zengin müzikal tecrübeleri onu müzik dünyasının en özgün ve yenilikçi seslerinden biri yapıyor.

Yarub M. Smarait

1988’de Ürdün’ün başkenti Amman’da doğmuş ve büyümüş olan keman sanatçısı Yarub Smarait, henüz 4 yaşındayken keman dersleri almaya başladı. Amman’daki Ulusal Müzik Konservatuvarı’nda başlamış olduğu derslerden sonra konservatuvar orkestrasına girdiğinde 11 yaşındaydı.
Aynı zamanda bir ses teknisyeni olan Yarub, İspanya’daki Berklee Müzik Okulu’nda modern enstalasyon alanında burslu olarak yüksek lisans yapıyor.

Mehmet Bitmez

Günümüzde dünyadaki ud virtüözlerinden biri olarak gösterilen Bitmez, öğrenim yılları ve sonrasında da Tanburi Cemil Bey’in makam ve icra anlayışını analiz ederek, ileri teknik, üslup ve tavrı üzerine kapsamlı araştırmalar yaptı.
İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak görevini sürdürmektedir.

Cihat Aşkın

Prof. Ayhan Turan’ın sınıfından mezun olan Cihat Aşkın, daha sonra Londra’da Royal College of Music ve The City University’de Mastır ve Doktora programlarını bitirerek yurda döndü.
CAKA, Andante’nin düzenlediği 2011 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’nde Yılın Klasik Müzik Etkinliği ödülüne layık görüldü. Basın tarafından “Bu toprağın kemancısı” olarak onurlandırılan sanatçı, konserlerinde Jean-Baptiste Vuillaume (1846) ve Joseph Gagliano (1796) kemanları ile çalmaktadır.

Vieuxtemps İstanbul’da
Saat: 18.00

19. yüzyılın en önemli keman virtüözlarından biri olan Henri Vieuxtemps’ın İstanbul seyahatinin müzikli anlatımı

Katılımcı Sanatçılar Emre Aracı ve Cihat Aşkın, Roberto Issoglio

(Etkinlik, Fuaye alanında gerçekleştirilecektir. Katılım ücretsizdir.)

Emre Aracı

Müzik tarihçisi, besteci ve orkestra şefi Emre Aracı Edinburgh Üniversitesi’nden BMus (Hons.) ve PhD dereceleri ile mezun oldu.
1987’den beri Birleşik Krallık’ta yaşamakta olan Dr Emre Aracı Türkiye-Avrupa müzik ilişkileri üzerine yoğunlaştığı araştırmalarını Nurol Holding ve Çarmıklı Ailesi desteği ile sürdürmektedir.

Roberto Issoglio

Müzisyen solist olarak ulusal ve uluslararası Oda Müziği topluluklarında çalışmış; 2002’de, BBC Orkestrası ve Londra Filarmoni Orkestrası ve daha sonra Berliner Philharmoniker’ın müzisyenleriyle birlikte çalmıştır.
Roberto Issoglio beş yıldır Pâques de Cervo (IM) Festivali’nin Oda Müziği Geliştirme Kursları’nın Sanat Yönetmenliği’ni ve Mozart İtalya Derneğinin Torino Kürsüsü Başkanlığı’nı yürütmekte, aynı zamanda Marcello Abbado ve çok ünlü başka yorumcularla birlikte ulusal danışmanlık yapmaktadır.

Ayla Erduran Onur Gecesi

Saat: 20.00

Ayla Erduran, keman
Cihat Aşkın, keman
Tatjana Masurenko, viyola
Can Okan, piyano
Rahşan Apay, viyolonsel
Yelda Özgen, viyolonsel

Ayla Erduran

İstanbul’da dünyaya gelen sanatçı, önce annesiyle kemana başlamış, dört yaşında Karl Berger’in öğrencisi olmuş, ilk resitalini on yaşında, Ferdi Ştatzer eşliğinde, Saray Sinemasında vermiştir. 1946-51 yılları arasında Paris Ulusal Konservatuvarı’nda Benedetti ve Benvenuti ile eğitim görerek keman bölümünden mezun olmuştur.

Erduran’ın yaşamını anlatan, Evin İlyasoğlu’nun yazdığı “Ayla’yı Dinler misiniz?” başlıklı biyografik roman Remzi Kitabevi tarafından 2002’de; Erhan Karaesmen’in yazdığı “Evrenimizi İç Işıklarıyla Aydınlatanlar: Ayla Erduran Müzik ve Keman” başlıklı kitap SCA tarafından 2007’de yayımlanmıştır. Amerika’dan Uzakdoğuya, dünyanın her yerinde CD’leri satılan Sanatçı’nın kayıtları ülkemizde “Ayla Erduran Arşiv Serisi” başlığı altında Lila Müzik’ten yayınlanmıştır.

Tatjana Masurenko

Müzik eleştirmenlerinden olumlu tepkiler alan viyola sanatçısı Masurenko, 15 yıldır hem solo hem de oda müziği sanatçısı olarak müziğin içinde.

Can Okan

25 Mart 1986 tarihinde İstanbul’da doğdu. Beylerbeyi Lütfi Erçin İlkokulu’nda öğrenim görmekteyken, piyano öğrenimine 1994 yılında Meliha Doğuduyal ile başladı.
Can Okan, MSGSÜ Devlet Konservatuari’nda Prof. Metin Ülkü ile piyano ana sanat dalındaki doktora eğitimine, orkestra şefliği bölümünde araştırma görevliliğine ve devlet sanatçısı İdil Biret ile düzenli çalışmalarına devam etmektedir.

Yelda Özgen Öztürk

Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel, oda müziği ve orkestra dersleri aldı. Halen İTÜ Türk Musiki Devlet Konservatuvarı’nda yardımcı doçent olarak çalışmakta ve İTÜ Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde Müdür Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

2 Mart Pazartesi
Dünyanın Kemanları Festivali

Dünyanın Kemanları Festivali – 2. Gün
Aşkın Ensemble
Saat: 18.00

Ertuğ Korkmaz, şef
Ani Schnarch, keman
Aşkın Ensemble
Aşkın Ensemble, günümüzün kaliteli müzik ihtiyacına cevap verebilmek, oda müziği projeleri oluşturmak, müziğe sıradışı bir yorum getirmek ve genç müzisyenlerin gelişimlerini desteklemek amacı ile Cihat Aşkın tarafından 09 Mart 2007 tarihinde kuruldu.
Müzik eleştirmenlerinden olumlu tepkiler alan Aşkın Ensemble, en büyük desteğini genç ve yaratıcı müzisyenlerinden almakta ve çalışmalarını bağımsız olarak sürdürmektedir.

Ertuğ Korkmaz

Orkestra Şefi – Kompozitör

11 yaşında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Prof. Mehmet ERTEN ile Trompet çalışmalarına başladı. 1975 yılında Kompozisyon bölümüne kabul edildi ve Prof. Erçivan SAYDAM ile Armoni, Kontrapuan çalışmalarına başladı. 2003 yılında International Rostrum of Composers jürisi seçilen Ertuğ Korkmaz aynı yılın Mart ayında Müzik ve Sahne Sanatları alanında kurucu üye olarak Başkent Üniversitesi kadrosuna katılmıştır. Sanatçı halen Orkestra Akademik Başkent Sanat Yönetmenliği ve Daimi Orkestra Şefliği görevlerini sürdürmektedir.

Ani Schnarch

Rumen – İsrailli – İngiliz kemancı, birçok prestijli ödülün sahibi olan Schnarch, kuşağının en heyecan verici ve çok yönlü kemancılarından biri olarak anılıyor. Romanya doğumlu Schnarch, kemana 7 yaşında başladı ve çalışmalarına İsrail’de devam etti. Bartok ve Ysaye ağırlıklı resital programları büyük alkış alan sanatçının, yine Bartok’un keman ve piyano için yazmış olduğu eşsiz eserlerini seslendirdiği performansı çeşitli ülkelerde radyo, TV ve web üzerinden yayınlanıyor. Yoğun konser takviminin yanı sıra, Ani aynı zamanda Londra Kraliyet Müzik Okulu’nda aranan bir profesör olarak, Avrupa, ABD, Kanada, İsrail ve Japonya’da ustalık sınıfları veriyor, sayısız uluslararası keman yarışmalarına jüri olarak davet ediliyor. İtalya ve İngiltere’de bulunan New Virtuosi Mastercourse & Festival’i Sanat Danşmanı olan Ani, İsrail’deki ünlü Keshet Eilon keman okulunun da kurucusu ve fakülte üyesi.

Dünyanın Kemanları Festivali Kapanış Konseri

Saat: 20.00

PARKER QUARTET

Daniel Chong, keman
Ying Xue, keman
Jessica Bodner, viyola
Kee-Hyun Kim, viyolonsel

Program

S.PROKOFIEV İki numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Fa Majör, Op.92
J. WIDMANN 3 Numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, “Jagdquartett”
J. BRAHMS Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Si bemol Majör, Op. 67

Muhteşem… (New York Times)

Hayal gücü ile dolu bir yorum anlayışı, olağanüstü bir virtüözite, (Washington Post)

Kusursuz bir mükemmeliyet (Boston Globe)

2002’de kurulan Parker Quartet “klasik müziğin laboratuarı” olarak bilinen yaylı çalgılar dörtlüsü oluşumunda, kısa sürede kuşağının önde gelen topluluklarından biri olmuş, başarılı çalışmaları büyük övgülerle, hattâ müzik endüstrisinin en prestijli ödüllerinden Grammy ile taçlandırılmış.
Gördükleri esaslı öğrenimi bir de Cleveland Quartet, Kim Kashkashian, György Kurtág, ve Rainer Schmidt gibi ustalarla pekiştiren topluluk üyeleri bu konserde yaylı çalgılar dörtlüsü için üretilmiş literatürden oldukça farklı kimliklerde üç eser sunacak: Prokofiev, Widmann ve Brahms müzikal gramerleri ve farklı deyişleriyle bu çeşitliliği yansıtacak üç isim.

3 Mart Salı / 20.00

Bobby McFerrin ‘spirityouall’

Bobby McFerrin, vokal
Gil Goldstein, piyano
David Mansfield, keman
Armanda Hirsch, gitar
Jeff Carney, bas
Louis Cato, davul
Madison McFerrin, vokal
Bir zamanlar tüm dünyaya ‘mutlu ol’ diyebilen adam, mesajını tekrarlamak üzere geliyor. Bobby McFerrin 3 Mart’ta İstanbul’da..

Onun davetkar müziğini, şifalı sesini duymak ve ruhlarımızı aydınlatmak için 3 Mart 2015’teki İstanbul konseri çok iyi bir şans.

6 Mart Cuma / 20.00

Maria João Pires, Miloš Popović Dört El ve Solo Piyano Resitali

Program

L.v.Beethoven Piyano Sonatı No 21 “ Op. 53 “Waldstein”
F. Schubert “Lebensstürme” D 947, 4 El Piyano için
F. Schubert “Fantazi” Fa minör, D 940, 4 El Piyano için
L.v.Beethoven Piyano Sonatı No 32 Op.111

Piyano başında bir evliya… Sadece çalışıyla değil, ona özünü veren duyarlılığı, kimliği, duruşuyla da apayrı bir yeri olan, dünyanın en önde gelen piyanistlerinden Maria João Pires, bu dikkat çekici buluşmada genç kuşaktan, 2000’li yıllarla birlikte önemli bir atılım gerçekleştiren Miloš Popović ile birlikte, aynı sahneyi paylaşacak.

Konserdeki partneri Miloš Popović ise, Haydn, Beethoven, Schumann ve Chopin gibi klasiklerin yanı sıra, keman sanatçısı Lorenzo Gatto ile kaydettiği, Enescu, Martinů ve Mokranjac’ın eserlerine yer verdikleri albümle dikkat çekiyor.

7 Mart Cumartesi / 20.00

Troia Wind Ensemble

Muhittin Dürrüoğlu, piyano
Bülent Evcil, flüt
Selçuk Akyol, obua
Cihangir Nuvasil, klarnet
Engin Güngördü, fagot
Cem Akçora, korno

Program

L. Van Beethoven Piyano ve üflemeli dörtlü için Beşli
F. Poulenc Piyano ve üflemeli beşli için Altılı
C. Nielsen Üfelemeli Beşli

Türkiye’nin çeşitli orkestralarının önde gelen; solo ,orkestra ve oda müziği kariyerlerine sahip ve alanında virtüöz sanatçılarından Bülent Evcil, Selçuk Akyol, Cihangir Nuvasil, Engin Güngördü ve Cem Akçora ‘dan oluşan oda müziği topluluğu, ilk kez 2009 yılında bir araya gelmiş ve çalışmalarına başlamıştır. Konserlerinde oda müziği repertuvarının önde gelen büyük bestecilerine yer veren topluluk, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı’nda profesör ve dünyaca ünlü Türk piyano sanatçısı Muhiddin Dürrüoğlu ile de performanslar sergilemektedir. Konser programına devam eden topluluk, İstanbul konseri için; içinde NIELSEN , POULENC ve BEETHOVEN ‘in eserlerinin yer aldığı bir program sergileyecektir.

8 Mart Pazar / 20.00

İncesaz

Ezgi Köker, solist
Bora Ebeoğlu, solist
Cengiz Onural, gitar
Murat Aydemir, tanbur
Taner Sayacıoğlu, kanun
Emre Erdal, klasik kemençe
Volkan Hürsever, kontrbas
Türker Çolak, ritim saz

“İstanbul’un Hanım Bestekârları”

İncesaz bu konserde Cengiz Onural ve Murat Aydemir’in bestelerinden oluşan klasik İncesaz repertuvarının yanı sıra Dünya Kadınlar Günü’ne özel Mehveş Hanım, Neveser Kökdeş, Leyla Saz gibi İstanbul’un en özel hanım bestekarlarının şarkılarına da yer verecek. Son albümleri Geçsin Günler’in solistleri Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkılara Hakkı Öztürk (Viyolonsel) ve Evrim Güvemli (Klarnet) konuk sanatçı olarak katılacak.

Bildiğiniz gibi sanatın pek çok dalında ciddi ve akademik eğitim veren kursumuzdan talepler doğrultusunda çocuk  drama eğitimlerinin yanı sıra “oyun grubu “ içinde gelen yoğun taleplere kayıtsız kalamadık ve 2-3 yaş aralığı oyun grubu oluşturmaya başladık. Çocuk gelişimi ve drama uzmanı eğitmenimizin denetim ve katkıları ile gerçekleştirilecek “oyun grubu” çalışmaları hakkında biraz bilgi vermenin  yararlı olacağına inanmaktayız.

 oyun grubu 2- 3 yaş

Bildiğini gibi; pek çok semtte farklı isim ve anlayışla oyun grupları faaliyet göstermektedir. Fakat gelen taleplerden de anlaşılacağı üzere velilerimiz bunların pek çoğundan memnun olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü drama ve çocuk psikolojisi ve çocuk gelişimi hakkında yeterli bilgi ve daha da önemlisi; yeterli deneyimi olmayan eğitmenler ile yapılan çalışmaların verimli olmadığı bir gerçektir.

Her şeyden önce “OYUN GRUBU” kavramı ile kastedilen çocukların sadece oyun oynamasını sağlamak değildir.

Unutulmamalıdır ki  oyun çocuklar için ciddi bir iştir. Çünkü çocuklar oyun oynarken hayatı tanır ve gerekli becerileri kazanırlar ve hayata hazırlanmaları, kişilik, motor hareketler, paylaşım v.b. pek çok konuda oyunun ciddiyetini anlamamıza yardımcı olabilir.

Çocuklar kendi yaşıtlarıyla birlikte olmaya ihtiyaç duyarlar.Şehir hayatında kendi sosyal alanlarını oluşturamayan çocuklar içine kapanık, utangaç,öz güveni eksik ya da bencil , saldırgan tutumlar sergileyen bireyler olmakla karşı karşıya kalmaktadırlar.

.Ailelerinden özellikle de annelerinden uzun süre ayrı kalmaları hayatlarını etkileyecek  olumsuz  izler bırakabilmektedir.Bu  sebeple okul adı altında 2-3 yaşlarında  ani kopuşlar  yaşamaları uygun değildir.Oyun grubu gerçekçi bir çözümdür.

Çünkü;

Oyun ve oyuncak çocukların yaşamı öğrenmesinde en önemli araçlardır. Yaş akranlarıyla birlikte oynayarak öğrenen çocuklar mutlu olurlar. Oyun grubu çocuğunuzun sağlıklı ve güvenli koşullarda, keşif yapmasına, deneyerek öğrenmesine yeni beceriler geliştirmesine olanak sağlar. Oyun gurupları sosyalleşme ve öğrenme sürecini beraber işler. Amaç sosyalleşme sürecinde ona yeni beceriler ve bilgiler kazandırmaktır.

Bebeğimiz hareketlenmeye başladığı, etrafındaki değişiklikleri algılamaya ve bu değişikliklere tepki vermeye başladığında aslında artık bir oyun gurubuna katılabilir demektir.
Oyun özellikle dil gelişiminin yeni geliştiği 1,5 yaş civarında çocukların sözel olarak anlatamadığı ihtiyaçlarını ifade etmesine imkân tanır. Yaşıtlarıyla zaman geçirmesi ve sosyalleşmesi adına iyi bir araçtır. İşbirliği ve sorumluluk duygularının gelişmesini sağlar. Bedensel ve ruhsal olarak biriken enerjinin en uygun şekilde boşaltılması sağlayan oyun aynı zamanda hamur, kil ve boya araçları sayesinde okul döneminde gerekli olan el kaslarının gelişmesine yardımcı olur.

Çocuklar, sosyal açıdan kabul görmeyen duygularını oyun esnasında özgürce ortaya koyabilirler. Böylece yaşanılan tüm gerilimler oyun sayesinde azalmış olur. Kısacası oyun, çocukların sosyal, bedensel ve ruhsal gelişimleri açısından sahip oldukları en doğal hazineleridir.

Oyun Grubunun Amacı;

oyun-grubu-bakırköy
Yukarıda da belirtildiği gibi; Oyun grubunun temel amacı; çocuğun tam zamanlı bir okul öncesi eğitimine hem ruhsal, hem de zihinsel açıdan en sağlıklı şekilde hazır olmasını sağlamaktır.

 Oyun Grubu ile yapılacak çalışmalar

1-Serbest etkinlik

2-çember zamanı

3-kurallı oyun

4-sanat etkinliğinden

oluşan programımız 2-3 yaş çocukların sosyal ve duygusal,zihinsel,fiziksel,dil gelişimlerini desteklemek  amacıyla oluşturulmuştur. Çocuk oyun grubunun ihtiyaçları doğrultusunda zaman zaman  Anneler etkinliklere katılırlar ve okul öncesi eğitim uzmanımızdan danışmanlık alabilirler.

Amacımız sağlıklı ve güvenli koşullarda çocuklara yaşıtlarıyla oynama fırsatı tanımak, sosyalleşme becerilerini arttırarak, sosyalleşme ve öğrenme sürecini beraber işlemektedir. 24 ile 35 ay aralığındaki gruplara özenle hazırlanmış bir eğitim-öğretim programı bulunmaktadır. Bu programda çocuğa yeni beceriler ve bilgiler kazandırmak, yeni kavramlar öğretmek, düşünme becerilerini geliştirmek ve motor gelişimlerini desteklemek genel hedeflerdir.

Oyun Grubunun Faydaları

» Çocuğunuz zeka gelişimi açısından gerekli olan değişik uyaranlarla dolu ortama gelir.
» Oyun grubu çocuğunuzun ortalama olarak 2 yaşında başlayan “Ben Çağı”nı destekler
» Güvenli geniş bir mekanda çok çeşitli oyun malzemeleri ile oynar.
» Çocuğunuz, oyun grubu içinde sosyal gelişimi için gerekli olan kendi yaşıtları ile beraber oynama imkanı bulur.
» Yeni arkadaşlar edinir, sahip olmayı, paylaşmayı, “hayır” demeyi, her istediğini alamamayı öğrenir.
» Oyun grubu belirli kurallara uyma açısından iyi bir başlangıçtır oluşturur.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Elbette zaman zaman  sanat ile ilgili minik dinletiler ve sanata yaklaştırma çalışmaları da yapılacak ve sanatın çocukların ruhuna yansıması ve duyguların gelişmesine de katkıda bulunulacaktır.

Sizleri ve çocukları da bekliyoruz. Sanat ile iç içe huzurlu bir ortamda çocuğunuzun gelişimine birlikte katkıda bulunmak için daha fazla gecikmeyin ve bizleri arayarak ders süre ve zamanı hakkında bilgi alabilirsiniz. Çocuğunuzun kişiliğini dolaysıyla geleceğini şimdiden planlayabilir, şehrin sıkışmış yaşantısı içersinde çocuğunuzun farkındalıklarını artırma yolunda bir adım daha önde olabilirsiniz.

Oyun grupları farklı zamanlarda farklı gruplarla olmaktadır. Arzu ederseniz çocuğunuzla birlikte misafirimiz olup ücretsiz tanışma dersine katılabilir, sanat dolu bir ortamda çayınızı kahvenizi yudumlayabilir, eğitmenimizle tanışabilirsiniz.

Cumartesi : 11:00 – 13:00 arası

Not: Hafta sonu grubunda kontenjan sınırlıdır.-Taleplere göre hafta içi gruplarda açılabilir.-

Bir telefon kadar yakınınızdayız. Adres ve telefon bilgilerimiz için TIKLAYINIZ.

 20’nci Altın Koza Film Festivali’nde geleneksel olarak verilen Yaşam Boyu Onur Ödülleri, bu yıl ünlü oyunculardan Çolpan İlhan, İzzet Günay ve Demir Görgün Karahan ile yapımcı Necip Sarıcı’ya verildi.

altın-koza-onur-odulleriŞarkıcı Şevval Sam, sevilen şarkılarıyla geceyi renklendirdi. Seyhan Baraj Gölü manzaralı Park Zirve Zaimoğlu Tesisleri’nde organize edilen ödül törenine festival konuğu beyazperdenin emekçileri ile kent protokolü ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Oyuncu Çolpan İlhan ile İzzet Günay ödülünü Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zihni Aldırmaz’dan Demir Karahan CHP Genel Başkan Yardımcısı Adana Milletvekili Faruk Loğoğlu’dan Yapımcı Necip Sarıcı ise ödülünü CHP Adana Milletvekili Ümit Özgümüş’ün elinden aldı.

ADANALILARA TEŞEKKÜR ETTİLER

Ödül alan sanatçılar, Altın Koza’nın Türk Sineması’nda çok önemli bir yeri olduğunu vurgulayıp, bu ödüle layık görüldükleri için Adanalılara teşekkür etti.

Ödülünü almak için Zihni Aldırmaz’ın elinden tuttuğu Çolpan İlhan, çok mutlu olduğunu vurgulayıp. “Daha nice ödüllereö dedi.

İzzet Günay ise sanat yaşamı boyunca kendisini el üstünde tutan Türk sinemaseyircisine minnet duyduğunu dile getirdi. Bu ödülde rol aldığı filmlere emek veren kişilerin de payı olduğunu kaydeden İzzet Günay, “Bu güzel ödülle birlikte beni en çok sevindiren hayatımı anlatan kitabın çıkmasıdır. Ödül kadar kitabı da çok önemsiyorum. Çünkü insanlar çabuk unutulur. Ama kitaplar oldukça içindeki insanlar da yaşıyor. Kitaplar içindeki insanları saklıyorö deyip kitabı kaleme alan Burçak Evren’e teşekkür etti.

Demir Karahan, Adanalı olduğunu hatırlatıp, buğday ve pamuk gibi bu topraklardan çıkan biri olduğunu kaydetti. Onur’un başucu kitabı olduğununun altını çizen Demir Karahan, aldığı ödülü torunu Eylül’ün başucuna koyacağını söyledi. Karahan, eşine de Nazım Hikmet’in ‘Karım’ adlı şiirini sahneden okudu.

Yapımcı Necip Sarıca ise Altın Koza’da 6 ödül aldığını, kendisi için bu festivalin çok özel yeri olduğunu ifade etti. Yılmaz Güney başta olmak üzere Adanalı sinemacılara ve Altın Koza’yı yaşatanlara teşekkür etti.

Törenin sonunda söz alan festivalin ev sahibi Zihni Aldırmaz ise önümüzdeki yıl Türk Sineması’nın 100 yılını kutlayacaklarını, buna kutlamalar gerçekleştirmek için çaba göstereceklerini söyledi.
Gecenin devamında sahne alan ünlü şarkıcı Şevval Sam, Türk Sanat Müziği’nin sevilen eserlerini seslendirdi.

20-altın-koza

ÇOLPAN İLHAN – ROL SEÇEN OYUNCU

77 yıllık hayatının 56 yılını sinema ve tiyatro sanatının içinde geçiren Çolpan İlhan, 200’e yakın filmde oyunculuk yaptı. 1970’e kadar bir çok filmde boş rol oynayan Çolpan İlhan, ‘rol seçen oyuncu’ unvanıyla tanındı. ‘Karakter oyuncusu’ sıfatıyla bilinen, farklı bir ‘Yeşilçam Starı’ çizgisi taşıyan Çolpan İlhan, sanat eğitiminin duyarlılığını beyazperdeye başarıyla yazdırdı. Çolpan İlhan, 1997’de Sadri Alışık Tiyatrosu’nu açarak tiyatro sanatına önemli katkılar sağladı. Halen oğlu Kerem Alışık ile Sadri Alışık Kültür Merkezi’nde gençlere tiyatro dersleri vermeyi sürdüren sanatçı, şu sıralar aynı tiyatroda sahnelediği ‘Sonbaharı Beklerken’ adlı oyunda Alzheimer hastalığından ölen İrlandalı filozof Iris Murdoch’ı canlandırıyor. Çolpan İlhan, şair Attila İlhan’ın kız kardeşi, sinema sanatçısı Sadri Alışık’ın karısıdır. Çolpan İlhan, tiyatro ve sinema oyunculuğunun yanı sıra moda tasarımcısı ve tiyatro eğitmeni olarak birçok alanda başarılara imza attı.

DEMİR KARAHAN – YAZDI, YÖNETTİ, OYNADI

69 yıl önce Adana’da dünyaya gelen Demir Karahan, tıp fakültesini okurken yönetmen ve senarist Duygu Sağıroğlu ile tanışınca okulu bırakıp, sinemaya gönül verdi. 40 yıllık sanat hayatında 59 yapımda roller aldı. Türk – Fransız ortak yapımı bir filmde oynamak üzere gittiği Fransa’da 4 filmde rol aldı, yönetmen asistanlığı yaptı. Sinemanın krize girdiği süreçte ticaret ve çiftçilikle uğraştı, politikayla ilgilenerek Adana DSP İl Başkanlığı görevinde bulundu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan Demir Karahan, sanat hayatında oyunculuk dışında ‘Çark’ adlı bir filmin senaryosu yazıp, aynı filmin yönetmenliğini de üstlendi.

İZZET GÜNAY: SİNEMA SEVDASI KIRIK PLAK’LA BAŞLADI

Türk Sineması’nın çınarlarından 79 yaşındaki İzzet Günay, lise yıllarında tiyatroya merak sardı, 1958’de Kemal Film yapımı ‘Kırık Plak’ adlı filmde, Zeki Müren’in şoförü rolüyle sinema oyunculuğuna başladı. 55 yıllık sanat hayatını 120 film sığdırdı. 1964’de Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde baş rolünü oynadığı ‘Ağaçlar Ayakta Ölür’ filmiyle ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü aldı. Türk sanat müziği solistliği yapan, televizyon dizilerinde de oynayan İzzet Günay, pul, para, madalya ve madalyon koleksiyonculuğu ilgi alanı içine girdi. 1985’te antika üzerine dükkan açan, İzzet Günay, uzmanlık alanı olan koleksiyonculuk ve antika konusunda danışmanlık yaptı.

NECİP SARICI – SİNEMANIN HAFIZASI

Necip Sarıcı, sinema sanatına 1949’da İzmir’deki sinema makineleri tamir atölyesinde çıraklık yaparak girdi. Üç yıl sonra ustalığa geçen Necip Sarıcı, İstanbul’da 1957’de Lale Film Stüdyosunda ‘ses mühendisi’ olarak işe alındı. Arzu Film, Erman Film, Uğur Film, Akün Film, Erler Film gibi Yeşilçam’ın önemli kuruluşlarıyla çalıştı. 1979’da Filmer ailesinin stüdyoculuğu devretmesiyle Lale Film Stüdyosu’nu Yeni Lale ismiyle devralarak seslendirme, emisyon, telesine, montaj gibi laboratuar çalışmalarını yeni bir düzenlemeyle işletmeye açtı. 64 yıldır sinema ve sanatın içinde yaşayan ve belgesel ve sinema film yapımcılığı da yapan Necip Arıcı, ‘önemli bir arşivci’ diye anılıyor. Sarıcı’nın arşivinde 65 bin fotoğraf negatifi, 5 bin’e yakın edebiyat, tarih, sanat, sinema ve mesleki kitaplar ile Türk sinema tarihinin önemli filmlerinin negatifleri, pozitif görsel kopyaları ve 5 bin adet orijinal Türk filmi afişi bulunuyor.

 

Son yıllarda hayli sıkça duyduğumuz terimlerinden olan “Yaşam Koçluğu”, “Öğrenci Koçluğu”,Kariyer Koçluğu”gibi terimlerin ne anlama geldiğini merak edenleriniz olduğuna eminiz..Çünkü biz de bu konunun tam olarak ne olduğunu merak ettik…Ve araştırdık…

Koçluk kavramının aslında fikir olarak çokta yeni olmadığını söylemek mümkün. Ancak koçluk kavramının da yerli yersiz ve gerekli gereksiz kullanıldığını da söylemek gerekli..Oyuncu koçluğu,imaj koçluğu,alışveriş koçluğu gibi….Hatta koçluğu falcılığa indirgemek bile olası gözüküyorken,bunun çok önemli bir hata olacağını da hemen belirtelim…
Çünkü Coaching-Koçluk özellikle iş dünyasının itibar ettiği ve çok ciddi olarak başvurduğu bir gelişim aracı.
Uluslar arası bir araştırma gösteriyor ki koçluk için yatırılan 1 dolar,5,76 dolar olarak geri dönüyor…Bu da iş dünyasının koçluğu neden bu kadar etkin biçimde kullandıklarını açıklıyor…
Koçluk kişilerin potansiyeline odaklanan , bu potansiyelle çalışan bir sistemdir ve yönü olumluya,geleceğe ve istenene doğrudur.
Koçluk, bir insanın gelişmesine, yeni bir beceri, yetkinlik veya davranış öğrenmesine, kendisi için koyduğu hedeflere ulaşmasına veya bir problemini çözmesine destek olmaktır.
Kimler koç ile çalışır?
•    Yaşamında kendini sorgulayan ve daha iyiyi isteyenler
•    Kaynaklarının neler olduğunu bilmek isteyenler,
•    Liderlik yönünü geliştirmek isteyenler,
•    Motivasyonu hayatlarında hissetmek isteyenler,
•    Kariyer ve özel yaşamlarında vizyon oluşturmak isteyenler,
•    Başarı, mutluluk, huzur, para ve iç sesi dinleme kavramları üzerinde duran ve düşünenler,
•    Potansiyelinin ne olduğu bilmek isteyenler,
•    Hayatının en az bir boyutunda değişiklik ihtiyacı duyanlar,
•    Hayatıyla ilgili eyleme geçmek isteyenler,
•    Risk almayı sevenler,
•    İlerlemeyi sevenler,
•    Kendini keşfetmeyi sevenler
•    Yapmak isteyip de yapamadıkları için nedenini, nasılını sorgulayanlar,
•    Odaklanma sorunu yaşayanlar,
•    İlişkilerinde hep aynı sorunla karşı karşıya kalanlar,
•    Kariyer planlamalarında arayış içinde olanlar,
•    Müşterileri ile ilişki kurmada zorlananlar,
•    Elemanları ile çalışmakta veya anlamakta zorlananlar,
•    Hedeflerini büyütmek isteyenler,
•    İş sahipleri, profesyoneller, öğrenciler, girişimciler, ev kadınları, ebeveynler…
•    Hayatın tüm kesiminden kişiler bir koçla çalışabilir.

Bir koçla çalışmak isteyebileceğiniz gibi bir koç olmak da isteyebilirsiniz…
Bir koçla çalışmak için de doğru bir Koç bulmak gerekir..Koçluk  eğitim,birikim, beceri,deneyim bileşenlerinin sonrasında oluşan bir yetkinliktir.Bu yetkinliğe sahip olmak ise kolay ve sıradan değildir.
Yaşamınıza dair olumlu bir adım atmak isterken bunu en doğru biçimde yapmalı ve huzurlu olmalısınız. Bu nedenle koçluk hizmeti alırken seçici davranmanızı öneririz…
Koç olmak isterseniz ne yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?
İşte bunun cevabı da aslında yukarıda verdiğimiz açıklamaların içinde gizli…
Koç olabilmek için mutlaka eğitim almak, kendinizi geliştirmek ve bu alanda yetkinleşmek durumundasınız. Ben koçum demek bu önemli işi hafife almak ve ciddiyetsiz davranmak olur…
Koçluk eğitimi almak isteyenler için de şöyle bir araştırma yaptık…
Hem eğitim kökenli, hem etik değerlere önem veren hem de farklı koçluk ekollerini harmanlamış bir eğitim programı sunan bir firmaya ulaştık sizin için…
http://www.iddanismanlik.net adresinden ayrıntılı bilgilere ulaşabilecek ve belki de en kısa zamanda koç olacaksınız…Hatta en kısa zaman 19 Şubat Cumartesi..
Unutmayın geleceğin meslekleri arasında sayılan koçluk hem maddi hem de manevi tatmin yarattığından koçluk yapan kişilerin kişisel tatmin düzeyleri oldukça yüksek olmaktadır…