çıkıyor

çıkıyor konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. çıkıyor konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. çıkıyor konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri çıkıyor konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

kan-kirmizi

Çağdaş Arap edebiyatının dünyaca en büyük şairi kabul edilen Adonis ile çağdaş Türk sanatının önde gelen sanatçısı Habip Aydoğdu’yu buluşturan “Kan Kırmızı” sergisi, resim ve şiiri etkili bir biçimde bir araya getirmesi bakımından önem taşıyor. Sergiyi üç ana temada değerlendirerek, göze çarpan benzerlikleri, ilgi çekici ayrıntıları ve tuvale yansıyan Ortadoğu gerçekliğini deneyimlemek ve bu patikada yürümek, Adonis ile Aydoğdu’nun ortak kaygılarını anlamak için iyi bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor.

kan-kirmizi

Direncin Adı: Kan Kırmızı

Serginin küratörlüğünü üstlenen Zeynep Yasa-Yaman, Aydoğdu’nun yapıtlarında başat bir rolde olan kırmızıyı, “sanatçı için eylem rengi” olarak  tanımlıyor ve bunun yanında Adonis ile Aydoğdu’yu bir araya getiren önemli bir bileşen olarak da vurgulamış oluyor. Bununla birlikte, siyah ve beyaz rengin varlığından da söz ederek;  kan, ölüm, yas, saflık ve bakireliğin bir arada olduğunun altını çiziyor. Buna ek olarak, üç renge odaklanıldığında Pan-Arabizm’in renklerini de görmek mümkün. Ayrıca, Adonis’in doğduğu ve büyüdüğü yer olan Suriye Arap Cumhuriyeti’nin bayrağında da bu renklerin bulunduğunu belirtmekte yarar var. Arap şiirinin kimliğini sağlamlaştırma amacı güden Adonis ile bu renk uyumunu da yine aynı düzlemde yorumlama fırsatı veren sergi, çoklu bakış açısı olanağını izleyiciye tanımış oluyor.

Kaosu kesen düzlemler üzerinde sanat üreten Aydoğdu’nun yanına, “Bedenim örtüdür, kanımla diktiğim kumaş” adlı dizeleriyle Adonis yardımcı oluyor. Başka bir deyişle bir sanatçının kestiğini diğer bir sanatçı dikerek tamamlamış oluyor. Bu bağlamda sergi, yalnızca ortak duyguları, düşünceleri ifade etmekle kalmıyor; zıtların birlikteliğine dikkati çekerek farklılaşıyor.

kan-kirmizi-sergi

Aydoğdu için kırmızı; daha çok öfkenin, cesaretin, eylemin rengidir. Adaletsizliğe, teröre, savaşa, deprem yıkımlarına, modernizmin ve postmodernizmin doğaya ihanetine karşı bir duruşu olan sanatçının Adonis gibi parçalanan Arap kuşağını, dağılan halkını betimleyen ve bunu bütün insanlık için genelleştirerek, insanlığın dramını toplumsal belleğin yüzeyine çıkaran bir şairle kotarmıştır. Aydoğdu’nun resimlerindeki şiirsel anlatım ile Adonis’in toplumsal içeriği yoğun şiirlerin özdeşleşmesi, Nazım Hikmet ile Abidin Dino arasındaki paylaşımları çağrıştırmaktadır.

kan-kirmizi-sergi-kitap

Sonsöz

Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz usta sanat eleştirmeni Kaya Özsezgin’in de, Aydoğdu’nun figür çalışmalarının soyut bir espasla kaynaştığını giderek eriyerek, şiirsel denilebilecek bir anlatımla bütünleştiğinden söz etmiştir. Bu şiirsel anlatımı, barış güvercininin, kan gölü haline gelmiş Ortadoğu coğrafyasına açılan beyaz sayfalar olarak tuvale aktarmıştır. Buna ek olarak, Adonis’in, Aydoğdu’nun resimlerine alışılmışın dışında şiirsel katkılarıyla farklı bir boyuta taşıdığı da görülmektedir.

Proje Direktörlüğünü Fahri Özdemir’in, küratörlüğünü ise Zeynep Yasa-Yaman’ın yaptığı  “Kan Kırmızı” Adonis-Habip Aydoğdu sergisi, mutlulukların ve kederin en yüksek seviyede yaşandığı Ortadoğu coğrafyasına ışık tutarak, lirik şiir ile lirik soyut resmin kavuşmasına uygun ortam sağlayan İzmir Folkart Gallery’de 26 Ekim – 25 Aralık 2016 tarihleri arasında ziyaret edilebilir.

kan-kirmizi-ortadogu

ensemble-rustavi-narsanat

Nar Sanat Eğitim Kursu bünyesinde Azerbaycan,  Gürcistan ve Türk Kafkas dansçıları Bakırköy Leyla Gencer’de sahneye çıkıyor.

Kafkas dans ve müzik toplulukları Türkiye’de buluşuyor.

Savaş ve aşk temaları üzerine yapılandırılmış muhteşem kareografilere ve müziklere sahip Kafkas danslarında dünyanın en ünlü ekipleri Nar Sanat öncülüğünde bir araya gelecek. Azerbaycan’da virtüoz yarışması birincisi Ramin Hüseynov ve Çahargah Grubu, Gürcistan’dan Ensemble Rustavi Grubu, Türkiye’den Yetenek Sizsiniz Türkiye ikincisi Kafkas Kartalları sahne alacak. Etkinlik Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği öncülüğünde Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde Gerçekleşecek.

Tarih: 28 Ocak 2017, Cumartesi

Saat:19:30

Kayıt ve biletler için: 0212 570 80 68 veya 0553-465-50-36

indian
Hindistan’ın Bombay şehrinde düzenlenen Indian Cine Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’yle dönüyor

Farklı ülkelerde açtığı uluslararası sergilerle ve avant-garde, belgesel, animasyon, klip, video-art ve deneysel film gibi çeşitli türlerde ödüllü kısa filmleriyle tanınan yönetmen ve senarist Ozan Adam’ın uzun metraj filmi “Körler / Jaluziler İçin”, Hindistan’ın Bombay şehrinde düzenlenen Indian Cine Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’yle dönüyor. Kült, animasyon, kopya veya komedi olmayan uluslararası ödüllü İlk Uzun Metraj Türk Bilim Kurgu Filmi olarak Türk sinema tarihine geçen “Körler / Jaluziler İçin” filmi Türkiye’de ilk kez 33. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşmuş ve film eleştirmenlerinin büyük beğenisini kazanmıştı.

indian

 

“‘Turist Ömer’ ve ‘Badi’ gibi kült motiflerin ötesine geçemeyen bilimkurgu üretimimiz, nasıl örneklerle karşılarsa karşılaşsın ‘yenilikçi’ olarak addedilebilir. “Körler-Jaluziler İçin”, bu avantajdan faydalanırken, Soğuk Savaş atmosferinde geçen ‘deneysel-gerilla dolgu bellek bilimkurgusu’ şablonuyla yol alıyor. Böylece bağımsız ruhuyla yerli bilimkurgu tarihimizin kilometre taşlarından birine dönüşüyor… Kısa filmlerindeki ‘deneysel’, ‘animasyon’ ve ‘video-art’ katkısıyla bilinen Ozan Adam, evrensel bir bilimkurgu filmine imza atıyor burada… Yönetmenin Chris Marker’ın “Dalgakıran”ında (“La Jetée”, 1962) fotoğraflarla yaptığını seviyor olması yüksek ihtimal. Stan Brakhage ve Maya Deren gibi deneysel sinemanın figürleriyle de haşır neşirdir… Filmini de anlar, ara yazılar ve birbirinden bağımsız sahneler üzerine inşa ediyor. 94 dakikada ise bunu finale ulaştırmayı beceriyor. Buradan yükselirken ise soruları ‘dolgu bellek’, ‘anı yaratımı’, ‘paralel evren’ gibi meselelerde arıyor.

O zamanlar çekilen “The Illustrated Man” (1969) ile ‘paralel evren’ kavramı ışığındaki akrabalık tartışılır. Ama sanki “Zardoz” (1974), “Sessiz Dünya” (“The Quiet Earth”, 1985), “Gerçeğe Çağrı” (“Total Recall”, 1990), “Aç Gözünü” (“Abre Los Ojos”, 1997) gibi eserlerle bildiğimiz ‘bilinçaltında gezinen bilimkurgu’ şablonuyla bağ kuruyor Ozan Adam… Buradan itibaren ise ‘clean slate’ (sil baştan) yapılan zihin, ‘mind resetter’ (beyin sıfırlama) ile parçalanıyor. Bunun sonucunda karşımıza rüyalardan karmaşık bir dünya tablosu çıkıyor. Araya giren uyarılar da bir süre sonra bir dedektiflik öyküsünü canlandırıyor… Adam, açılış ile kapanış arasındaki dengeyi de iyi kurmuş… Maya Deren ve Stan Brakhage usulü deneysel bir iş, eklemlenen incelikli hikaye ile yürüyor nihayetinde… En fazla “Upstream Color” (2013) ve “Başka Bir Dünya” (“Another Earth”, 2010) gibi gerilla bilimkurgu başarılarıyla akrabalık kuran bir yapıt bu.

“Körler-Jaluziler İçin”, “Gerçeğe Çağrı”nın aksiyon mizansenini bağımsız bir ruhla inşa etmesiyle değerli… Finaldeki bakış açısından ikiye bölünen ‘dürbünle perdeye bakma’ anı ise biraz “Kutsal Motorlar” (“Holy Motors”, 2012), biraz “Mulholland Çıkmazı”nı (“Mulholland Dr.”, 2001) çağrıştırıyor. Ama film, gerçek bir gizemin peşinde koşmuyor. Ne anlatacağını baştan büyük puntolarla söylüyor… Adeta Hal Hartley’nin bilimkurgu çekmesi ve “Gerçeğe Çağrı”ya imza atmasıyla oluşabilecek durum, 60’ların bağımsız yaklaşımıyla şekil alıyor. ‘Soğuk Savaş’ korkusunun oluşabilecek tek şirket bazlı bir rejimle gelebileceği noktaya dikkat çekiliyor.

” (Kerem Akça, film eleştirmeni). “KÖRLER / JALUZİLER İÇİN” Synopsis İnsanların sadece belli bir süre belli bir kişi ( karakter ) olarak paralel gerçekliklerde yaşadıkları bir dünyada herkesin hafızaları düzenli olarak silinmekte ve uyandıklarında yaşayacakları hayatın kendilerine uygun şekilde uyarlanmış hafızaları yüklenmektedir. Seintn ise hafızası tam olarak silinemediği için geçmişten kalan diğer karakterlerin kişiliklerinin hafızalarından kalıntılarla ve bu durumun getirdiği beklenmedik sonuçlarla yaşamaya mahkumdur. Bundan dolayı çok kişiliklilik sendromu, kişilik bölünmesi gibi pisikolojik sorunlarla mücadele etmek durumundadır fakat kendisi bu durumun farkında değildir ve dolayısıyla toplumun düzenini tehdit eden özelliklere sahip olduğu için bir suçlu olarak aranmaktadır

Yazan:

Ebru Erdemoğlu

Yöneten:

Halis Bayraktaroğlu

Oyuncularımız:

Ayhan Işık, Uhde Seçil (Seçil Özçakmak), Halis Bayraktaroğlu, Tolga Öz, Pelin Acar, .

Türü:

Komedi 2 Perde

Oyun Hakkında:el-ilani

Hayatınızda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… Cennete mi yoksa Cehenneme mi gidiyoruz ?

O da ne ? Bizler yıllardır sorgulamayı Melekler yapar biliyoruz, ya sorguya Zebani girerse.. her şey alt üst..
Bildiğimizi sandığımız cevaplar bizi Cennete götürmüyorsa ne yaparız? Araf’ı mı sorarız acaba ??

Sahi… Araf Ne Taraf ???

Mahmut ve Bilal çocukluktan beri arkadaş. Mahmut, ne kadar manevi duygularına bağlı, yardımsever, kendi halinde biri ise,
Bilal de o kadar maneviyattan uzak, gününü gün eden, daldan dala konmuş, her şeyi kendine yontan bencil bir adamdır.

Bu iki samimi arkadaşın yolları öteki dünyada kesişince, hele bir de aralarına güzel, hafif meşrep Hostes Şule’nin katılımıyla ortaya tadına doyulmayan bir komedi çıkıyor hiç bitmeyen tempolarıyla. Ya Zebani ve yardımcısı Zu ile olan amansız mücadeleri ?

Toplumun genel ahlak kuralları çerçevesindeki iyinin sıradanlığı ile kötünün uç noktalarının irdelendiği oyunda onlar Araf’ı arasınlar sizler gülme krizinden çıkmanın yollarını arayın…

 

25 Nisan Karabük  –  30 Nisan Hatay ‘dayız..

buzukinin-efsanesiistanbula-geliyor,zAjw2ZYluUGQOjjqJ4nTkA

Buzukinin en önemli virtüözlerinden Thanasis Polykandriotis ve Buzuki Orkestrası,Café Aman İstanbul grubunun solistleri Stelyo Berber ve Pelin Süer ile birlikte 2 Nisan 2016 Cumartesi gecesi TİM Show Center’da seyirciyle buluşuyor.

33 kişilik dev bir kadronun, Yunanlı dansçıların sergileyeceği dönem dansları eşliğinde sahne alacağı gecede günümüzün en önemli buzuki virtüözlerinden biri olan ve buzuki sazının sihirli tınısını tüm dünyaya taşıyan Polykandriotis, bu geceye özel orkestrasyonu ile ilk defa Türk seyircisi karşısına çıkıyor.

Buzukinin dünden bugüne müzikal yolculuğu olarak tasarlanan konserde, Türk ve Yunan müziğinin ortak ezgileri de seslendirilecek. Yunanistan’ın billur sesi Katerina Kouka farklı yorumuyla geceye renk katacak.

Buzuki üstadı Thanasis Polykandriotis’in, “EPOMENI” (Gelecek Nesil) adını verdiği, 16 buzuki ve 4 müzisyenden oluşan buzuki orkestrası ve gecenin solistleri eşliğinde vereceği‘BUZUKİNİN EFSANESİ’ konserinin ilk bölümünde eski dönem repertuarının en seçkin ve dinamik örnekleri sunulacaktır. İkinci bölümde ise Polykandriotis’in kendi bestelerinin yanı sıra, günümüz Yunan müziğinin en önemli bestecileri arasında yer alan Hacidakis,Teodorakis, Ksarhakos gibi isimlerin eserleriyle dinleyenler kendilerini Yunan ezgilerinin büyüsüne kaptıracaklar.

BUZUKİNİN EFSANESİ…

TİM Show Center ve Malou International ortaklığıyla gerçekleştirilecek ve buzukinin eşsiz tınısının damgasını vuracağı bu muhteşem konserde Türk dinleyicisi, dünyaya mal olmuş bir repertuarı,  daha önce karşılaşmadıkları bir lezzette, adeta bir müzikal tadında ilk defa dinleme fırsatını bulacak.

THANASIS POLYKANDRIOTIS

1948 yılında Atina’da doğan Thanasis Polykandriotis,  önemli bir icracı olan babası Theodoros Polykandriotis sayesinde 8 yaşında müzik dersi almaya başladı. Klasik gitara olan tutkusuna rağmen 1964 yazında buzuki enstrümanını keşfetti.

Genç yaşta çalışmaya başladığı çok önemli bestecilerle zaman içinde dönemin plak ve albümlerinin %90’ında yer alarak adını buzuki enstrümanının en değerli icracıları arasına yazdırdı. Çalıştığı önemli besteciler arasında Kaldaras, Mikrutsikos, Savopulos, Loizos, Kuyumcis, Plesas, Teodorakis, Hacidaskis, Mamagakis ve Panu sayılabilir.

1965 tarihinden bugüne 1000’in üzerinde şarkı besteleyen ve gelmiş gecmis en iyi buzuki üstatlarından biri kabul edilen sanatçı, 1971’de BBC kanalında yayınlanan bir programda Nana Muskuri ve Marinella ile birlikte yer aldı. Manos Hacidakis’in davetiyle solist olarak kendisine eşlik etti. Öte yandan Kazancidis, Dionisiou, Parios, Marinella, Voskopulos, Pulopulos gibi Yunanistan’ın en iyi ve güçlü sesleriyle çalıştı.

Dünyanın farklı ülkelerinde, Albert Hall (Londra), Opera House (Sidney), Kennedy Center ve Carnegie Hall (ABD), Shanghai Concert Hall (Çin), Linder Auditorium (Johannesburg) gibi en önemli salonlarda sahne aldı.

1996’da sanatçının senfonik orkestra için bir buzuki konçertosu besteleme rüyası gerçeğe dönüştü. Eserini Atina Herodion Antik Tiyatrosu’nda Budapeşte Opera’sına bağlı Devlet Senfoni Orkesttrası ile birlikte seslendirdi. 1 no.lu buzuki konçertosunun icrasıyla birbirinden farklı iki müzik türü olan klasik batı müziği ve yunan folk müziğinin uyum içinde biraraya gelebileceği kanıtlanmış oldu.

Aynı zamanda ,40 genç buzuki sanatçısından oluşan Epomeni topluluğunun kurucusudur. Epomeni 2004 yılında düzenlenen Atina 28.Olimpiyat Oyunları’nın açılış töreninde görev almıştır.

BUZUKİ ORKESTRASI EPOMENİ (GELECEK NESİL / THE NEXT GENERATION)

2003 yılında büyük buzuki üstadı Thanasis Polykandriotis’in öncülüğünde 40 genç müzisyenle kurulan topluluğun amacı Yunan müziğinin vazgeçilmez parçası olan buzuki enstrümanının gelecek nesillere de taşınabilmesidir. Buzuki, hak ettiği değeri ve saygıyı, Thanasis Polykandriotis’in 1993’ten beri buzuki eğitimine yaptığı büyük katkı ve uğraşlardan sonra bulmuş ve UNESCO’nun kültürel miraslar listesine girmeye aday gösterilmiştir.

Topluluk şu an Mihail Kokoyanni Vakfı çatısı altında çalışmalarını sürdürmekte olup Yunanistan’ın farklı bölgelerinden 40 buzukici dahil olmak üzere 280 genç müzisyeni çatısı altında toplamıştır. Genç müzisyenler her hafta müzik hakkında fikir alışverişlerinde bulunmak üzere ve konser hazırlıkları, provalar, seminerler için vakfın tesislerinde buluşmaktadırlar.

40 buzukiciden oluşan müzik topluluğu belirli zaman aralıklarında Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinden gelen yaşları 16 ile 35 arasında değişen yeni müzisyenlerle zenginleştirilmektedir.

KATERINA KOUKA 

Küçük yaşlardan itibaren müzik ve tiyatroya merak salan Katerina Kouka, 1992’de ilk albüm çalışması olan “İlk Randevu”yu çıkardı. Onu, 1993’te EMI plak şirketinden çıkan “İki Kalbim Olsaydı Seni Sevecek” ve 1994 yılında dinleyenlerle buluşan “Cennetin Güzellikleri” takip etti.

1995’te çıkan dördüncü albümü “Aşkı İlk Bahaneyle Öldüremezsin”i, 1997’de çıkan “Deli Bir Rüzgar Esiyor” izledi. Aynı yıl iki şarkıyla Mitropanos’un albümünde yer aldı.

2000’de “Hayaller Kavga Ediyor” albümü yayınlandı.

2001’de “En İyi Yunan Kadın Ses Sanatçısı” ödülüne aday oldu.

2002’de Yunanistan’ın ilk ses yarışması Famestory’de jüri üyeliği yaptı.

2008’de “Gecenin Sesleri” adlı albümünü çıkardı.

Birçok başarılı konser ve albüme imza atan sanatçı aynı zamanda oyunculuk alanında da adından söz ettirdi:

1994’te Aleksis Bistikas’ın yönetmenliğindeki bir filmde başrol oynadı. Aynı yıl Selanik Festivali’nde performansıyla büyük beğeni topladı.

2002’de Stamatis Kraounakis’in “Taboo” adlı müzikalinde başrol oynadı.

Çeşitli televizyon dizilerinde oyuncu olarak yer aldı. 2014’te “Şafak Vaktinden Önce” adlı müzikalde başrol oynayarak tüm Yunanistan’ı dolaştı.

CAFE  AMAN İSTANBUL

Stelyo Berber ve Pelin Suer tarafından kurulan Café Aman İstanbul, bir müzik atölyesi mantığıyla çalışıyor.

Müziğin sınır tanımayan evrensel yanına dikkat çeken grup, dinleyicilerini, yepyeni ezgilerle buluşturmayı hedefliyor.

Etnik müzik üzerine uzmanlaşmış olan grubun, 2012 başında Kalan Müzik’ten çıkan ilk albümü “Fasl-ı Rembetiko”, Türkiye’de olduğu gibi dünyada da dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.

Osmanlı fasıl müziği ile 19. yüzyıl rembetikolarının harmanlandığı “Fasl-ı Rembetiko”da, İstanbul ve İzmir’de şekillenen anonim halk müziklerinden örnekler sunan Café Aman İstanbul,dinleyicilerine özel bir müzik ziyafeti sunuyor.

Canlı performanslarda, özel dönem kostümleriyle sahneye çıkan grup, Türk ve Rum Müziği’nin unutulmaz dönem şarkılarını, hasapikodan zeybeğe keyifli dönem danslarıyla renklendiriyor.

Danslar zaman zaman tiyatral öğelerle de destekleniyor ve konserler görsel bir şölene dönüşüyor.

Geniş bir repertuara sahip olan grup, pek çok dilde şarkılar söylüyor. Rembetiko’yu uzun yıllar sonra kendi toprağında, yeniden gün yüzüne çıkaran Café Aman İstanbul, sevenlerini adeta 19. yüzyıla götürüyor. Repertuarını özel arşivlerden, taş plak kayıtlarından, yazılı kaynaklardan oluşturan grup zengin bir arşive sahip.

Yeni Dünya’ filmi Hindistan Goa Film Festivali’nde görücüye çıkacakYeni Dünya  Goa Film Festivali

Erkan Petekkaya ve Şükran Ovalı’nın rol aldığı ‘Yeni Dünya’ filmi, Hindistan’ın en büyük sinema etkinliği olan Goa Film Festivali’nde görücüye çıkacak.

Caner Erzincan’ın yazıp yönettiği film, Down sendromuna yönelik toplumsal duyarlılığı artırmayı amaçlıyor.