bizans

bizans konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. bizans konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. bizans konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri bizans konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

burcu-isil-oguz-erkan-basa

Marmara üniversitesinin topluma hizmet etkinliği kapsamında Kazım Karabekir (Erenköy) Kültür Sanat Merkezinde  Doç. Dr. Zuhal Özcengiz önderliğinde gerçekleştirilen “Geçmişten günümüze resim ve müzik alanındaki gelişmeler” adlı konser etkinliğinde piyano ve şan eğitmenimiz Işıl Oğuz ‘da yer almıştır. Kendisini Nar Sanat ailesi adına Etkinlik Koordinatörümüz Erkan Başa ziyaret etmiş ve sürpriz yapmıştır. Mart ve Nisan ayında da konserin tekrarı yapılacaktır. Hocamıza başarılarının ve sosyal projelerinin devamını dileriz..

 

KONSER İÇERİĞİ

İLKEL TOPLULUKLAR (ESAT MERT KOÇ Ortaçağ’ın sonuna kadar sunacak.)

İlkel topluluklarda yaratıcılığın temel ögesi doğaydı. İnsanlar hayvanların benzerlerini mağara duvarlarına ve kayalara resmediyorlardı. Taşlara ve kemik parçalarına vurarak değişik sesler çıkartıyorlardı. İlkel topluluklarda müzik ve resmin başlangıcı bu şekilde olmuştur.

ANTİK MISIR (İ.Ö 4000)

RESİM__Eski Mısır dünyasında resim sanatı edebi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerini, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur.

MÜZİK__ Mısır tarihinde müziğin önemini, kazılarda bulunmuş çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden öğreniyoruz. Mısırlıların gelişmiş bir dans kültürü olduğu,özellikle kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de belgeleniyor.

ANTİK YUNAN

RESİM__ M.Ö. 7. yy sonları ve 6. y.y. da siyah figür tekniği, sonraki dönemlerde ise kırmızı figür tekniği kullanılmıştır. Yunanlıların günlük ihtiyaçları için yapmış oldukları vazolarda, resim ve nakış sanatı için önemli belgelerdir.

MÜZİK__ Antik Yunanlıların müzikleri hakkında son yüzyılda pek çok malzeme ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemde müzik hastalıkların tedavisinde de kullanılıyordu. Hipokrates yaklaşık 2400 yıl önce bazı hastalıkların tedavisi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürüyordu.

ANTİK ROMA (M.Ö 9. yy -1453)

Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte “klasik antikite”ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk,savaş, sanat, edebiyat, mimari, teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

ORTA ÇAĞ (476-1400)

RESİM__ Ortaçağ’ın en belirli resim akımını Bizans sanatıdır. “İkon” adı verilen tablo halindeki aziz resimleri de Ortaçağ Avrupa resmi gelişmesini etkilemiştir.Ortaçağ resmi başlangıçta altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürleri ile Bizans sanatından gelme bir tabiat uzaklığı, dini-mistik hava içindeyken, yavaş yavaş bu resim akımlarında doğaya yaklaşma başlar

MÜZİK__Orta Çağ, Antik Çağ ile Rönesans’ın arasındaki dönemi kapsayan ve müziğin gelişimini etkileyen bir dönemdir. Bu dönem karanlık çağ olarakta adlandırılır.Bunun sebebi kilisenin aşırı baskısıdır.Bu dönemde en önemli çalgı insan sesidir ve şarkı sözleri incilden alınmıştır.

RÖNESANS (Yeniden Doğuş) –  (SEFER TURAN sunucak)

Avrupa’da 1000 yıllık karanlık Ortaçağ sonrası katolik kilisesinin acımasız hakimiyetini kaybettiği ve  insanların hümanizmayla birlikte özgürlüklerini yeniden kazandıkları ve bu özgürlükle birlikte özellikle sanatta baskıcılıktan ve yasaklardan dolayı bin yılın biriktirdiği sanat eserlerinin onlarca yıl içinde ortaya çıktığı bir dönemdir.

RESİM__ Leonardo Da VİNCİ (1452-1519) insanlık tarihinin şahit olduğu tüm çağlara hitap edebilen en önemli tasarım, ressam ve mucitlerindendir. Rönesans döneminde doğadaki altın oran düzenini sanatına yansıtarak insanlığın fikri ve sanatsal gelişiminin belkide en önemli ivmesini gerçekleştirmiştir.

MÜZİK__Guilio CACCİNİ (1550-1618) bu dönemde konusu ilk din dışı şarkılar olan madrigallerin en ünlü bestecilerindendir. Amarilli mia bella en ünlü madrigalidir. ( Sefer Turan AMARİLLİ eserini seslendirecek.)

BAROK  DÖNEM (1600-1750) (AYHAN DOĞAN sunacak)

RESİM__ Barok resimde ışık bütün resim yüzeyine aynı ölçüde dağılmaz ve parçalar halinde yansır. Savrulan uçuşan hareketli figürler , eğri çizgiler oluşturacak biçimde resme yerleştirilmiştir.

MÜZİK__Barok müzik , armoninin açık seçik olmadığı , modülasyonlar ve uyumsuzlukla dolu entonasyon güç ve hareketi zor olan müziktir. Müzikteki başlıca büyük yeniliği “fonksiyonel tonalite” kavramının çok geliştirilmesindedir.

GİOVANNİ PAOLO PANİNİ (1691-1765)

Barok Dönemde yaşamış ve o dönemin özelliklerini eserlerine yansıtarak günümüze kadar ulaştırabilmiş İtalyan ressamdır. Eserlerinde daha çok içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır. Roma Antigua adlı eserini birçok yap-bozun üstünde görmek mümkündür.

JOHANN SEBASTİAN BACH (1685-1750)

Alman barok müzik bestecisi Bach köklü Alman stillerini , özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritm, form, armoni ve kontrpuan birikimleri ile müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir. Eserleri arasında konçertoları , varyasyonları ,si minör missa , 2 çile ve 200 tanesi günümüze kadar ulaşmış 300 den fazla kantatı bulunmaktadır. (AYHAN DOĞAN Bach sol minör menüet çalacaktır.)

MİCHELANGELO CARAVAGGİO  (1573-1610) (MELİKE GÜZEL sunacak)

İtalyan ressam, aşırı gerçekçilikle yarattığı eserler dışında duygusal anlatımlı dinsel resimler de yapmıştır. Işığın kullanımında yenilik getirerek  karanlık alana, tek kaynaktan kuvvetli bir ışık vermeyi yeğlemiştir.

George Frideric Handel (1685-1759)

Alman bestecisidir, Su müziği, Havai Fişekler için müzik ve Mesih gibi eserleriyle Barok dönemin en büyük bestecilerinden biri sayılmıştır. Almira operasıyla  besteci olarak ilk başarılarını kazanmıştır. 40’tan fazla opera  ve oratoryo bestelemiş. Ayrıca orkestra müziği ve solo çalgılar için birçok eser yazmıştır. (Melike Güzel Handel sol minör sonata çalacak.)

 

KLASİK DÖNEM (1750-1827) (BURCU IŞIL OĞUZ sunacak)

RESİM__ Resimde insan, bir mekan içinde gösterilir. Yüzlerin ifadesi heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmaz. Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanır.

MÜZİK__ Barok müziğin süslü anlatımı yerini sadeliğe bırakmıştır. Kontrpuantal yazım yerini homophoneye bırakmıştır. Orkestra müziği gelişmiştir. Piyano icat edilmiş ve piyano için besteler yapılmıştır.

JACQUES-LOUİS DAVİD (1748-1825)

Dönemin önemli ressamlarından biridir. Döneme damgasını vuran rokaka akımının ve Fransız ihtilanin etkileri eserlerinde görülür.

WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756-1791)

Dönemin ünlü bestecilerindendir. Eserlerinde dönemin getirisi olan yalın müziği ve akıcı melodileri işleyişi göze çarpmaktadır. Opera buffa ve opera seria tarzlarında operalar yazmıştır. Senfoni, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Ömrüne 626 eser sığdırmıştır. ( Burcu Işıl Oğuz Mozart – Als Luise seslendirecek.)

ANTOİNE – JEAN GROS (1771-1835) (ESAT MERT KOÇ sunacak.)

Fransız asıllı ressamdır. Minyatür ressamı olan babası tarafından 6 yaşında eğitilmeye başladı. 1785’in sonuna doğru jacques Louis David’in atölyesine katıldı. Yaşadığı dönem ve siyasi durumdan kaynaklı olarak genellikle; devlet liderleri, savaşlar ve meclis üyelerinin portelerini çiziyordu.

LUDWIG VAN BEETHOVEN (1770-1827)

Alman besteci ve müzisyendir. Yaşamı boyunca çeşitli sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 yılında işitme problemleri yaşamaya başlamıştır. Bu süre zarfında çok sayıda piyano sonatı ve konçertolar bestelemiş bir de Fidelio adında opera yazmıştır. 1817’de tamamen sağır olan Beethoven yazdığı 9 senfoninin bir kısmını sağır olduğu zamanlarda yazmıştır. Hayatta çeşitli zorluklar yaşaması onun müzikal karakterini belirlemiştir. Besteleriyle kendinden sonraki dönem olan romantik dönem için önemli temeller atan Beethoven müziği aşırı belirgin duygu geçişleriyle, gerilen ve çözülen akorlarla bilinir.( Esat Mert Koç Beethoven – Pathetique sonat 2. bölüm çalacak.)

ROMANTİK DÖNEM (SEDEN CANALP sunacak.)

Romantizm dönem olarak, 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen süreyi kapsar. 19. yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardır. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpmaktadır.

JEAN AUGUSTE DOMİNİQUE INGRE

29 Ağustos 1780 yılında Toulouse yakınlarında Montauban’da dünyaya geldi. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylece Dominique İngres on yaşlarındayken babasın¬dan ilk resim derslerini aldı. Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bü¬tün çıplaklarını kapsayan  Türk Hamamı adlı tablosu oldu.

FRANZ SCHUBERT

Yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır.600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. (Seden Canalp Schubert – Sarabande çalacak.)

Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan1828) (SELİN ECE KARAAĞAÇ sunacak.)

Romantik dönemin en önemli ressamlarından biri olan Francisco Goya, 30 Mart 1746’da Zaragoza’da doğmuştur. İlk resim denemelerini  Zaragoza’da yapmıştır. Başlangıçta  portre çalışmalarını manzara resimlerine tercih eden Goya, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti. (Selin Ece Karaağaç Schubert – Die Forelle seslendirecek. Not : Seden de schubert çaldığı için ressam hakkında bilgi verip eserine bağlayacaktır. )

HENRİ MATİSSE (31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) (BURAK OTLU sunacak.)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Matisse renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir. Fovist akımın öncülerindendir.

SERGEY RAHMANİNOV (01 Nisan 1873 – 28 Mart 1943)

Sergey Rahmaninov, Sergey Rahmaninov 20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir.İlk önemli eseri 1895-1896’da yazdığı Re Minor 1. Senfoni’dir. (Burak Otlu Rachmaninov – Vocalise çalacak.)

PAUL CEZANNE (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906)  (GÜL SIVACI sunacak.)

30 mart 1746 da  Zaragoza da doğmuştur. İlk resim denemelerini Zaragoza da yapmıştır. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

CAMİLLE SAİNT SEANS (1835-1921)

Fransız bestecidir. Orkestra şefi ve piyanisttir. Saint-Seans’ in opera, senfoniler, konçerto, şarkılar, solo piyano ve oda müziği gibi neredeyse tüm türlerde yazdığı eserler 19. yüzyıl Fransız bestecileri arasında bir anormallikti. (Gül Sıvacı Camille – Kuğu çalacak.)

ÇAĞDAŞ DÖNEM (1900 ve Günümüz) (CEM ONAT TAYLAN sunacak.)

Resim : Birçok sanat akımının bir arada toplandığı dönemdir. Bu dönemde vurgulanan en önemli olgu resimde bulunan disiplinlerin kendine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğu ve bundaki amacın ise o  disiplini geliştirmek ve önemini arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda doğadaki görüntülerin takliti yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Gelinen en son nokta ise; insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylece içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.

Müzik: Bu dönem; teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm kuralların eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başladığı dönemdir. Belli bir stil veya kalıp yoktur. Birçok besteci müziğin kurallarını tekrar değiştirip farklı tekniklerde başarılı örnekler sunmuşlardır. Sadece orkestral müzikte değil, sahne müziklerinde de yenilikler yapılmıştır. Son olarak teknolojideki gelişmeler ile beraber müzik salona gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir.

PABLO PİCASSO (1881-1973)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de bilinmektedir. Picasso nun amacı tutarlılık portresi çıkarmak yerine, his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Kübizmin önemli bir temsilcisidir. Bu yüzden eserlerinde doğa olgusunun olduğu gibi yansıtılmaması gerektiğini öne süren, nesneleri geometrik bir biçimle yansıtan bir anlayışa sahiptir. Eserlerinde metaforlar kullanarak gizlenmiş şekilde hikayelerde anlatmaktadır.

FREDERICK LOEWE   (10 Haziran 1901-14 Şubat 1988)

Viyana müzikal stilini benimsemiştir. ‘Fritz’  15 yaşına geldiğinde popüler bir şarkı olan ‘Katrina’ yı bestelemiştir. Film müzikalin den 9 akademi ödülü kazanmıştır. (Cem Onat Taylan Loewe – Ascot Gavotte çalacak.)

MARC CHAGALL (1887- 1985) (ÖZLEM ASİLTÜRK sunacak.)

Rus asıllı Fransız ressam. 1.Dünya Savaşı öncesinde Paris’teki avangard akımlara dahil oldu, fakat çalışmaları, kübizm ve fovizm gibi akımlara daha yakındır. Eserlerinde ülkesine ait folklorik öğeler göze çarpar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’ te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı.

JUAN JOSE BUSCAGLİA (1893-1958)

Arjantin’ li gitarist ve şarkıcı. Chagall gibi, ülkesi Arjantin’in ulusal müzik türü olan ve folklorik motifler taşıyan milonga ve tango türünde besteler yapmıştır. (Özlem Asiltürk Buscaglia – Milonga çalacak.)

tarihte-bugun-ne-oldu14 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 104. (artık yıllarda 105.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 261 gün vardır.

Olaylar

  • 1205 – Bulgar çarı Kaloyan komutasındaki Bulgarlar ile Latin İmparatoru I. Baodouin komutasındaki Haçlılar arasında Adrianople Savaşı yaşandı.Kumanlar ve Bizanslı Yunanların desteği ile başarılı bir pusu kuran Bulgarlar tarafından savaş kazanılmıştır.
  • 1828 – Noah Webster ilk İngilizce sözlüğü olan An American Dictionary of the English Languageı yayımladı.
  • 1865 – ABD Başkanı Abraham Lincoln’e John Wilkes Booth tarafından suikast yapıldı, Lincoln ertesi sabah öldü.
  • 1894 – Thomas Edison, sinemanın bir öncüsü sayılabilecek kinetoscope adlı cihazının ilk gösterisini yaptı.
  • 1900 – Paris Uluslararası Fuarı açıldı. Fuarda Osmanlı Pavyonu da yer aldı.
  • 1912 – Bir Alman şirketine 1910’da ısmarlanan Galata Köprüsü hizmete girdi. Köprüden geçiş 1930’a kadar paralı olarak sağlandı. ‘Müruriye’ denilen geçiş parasını, önlükler giyen tahsildarlar topluyordu.
  • 1912 – Dönemin en büyük yolcu gemisi RMS Titanic gece yarısından önce 23:40 sularında bir buzdağı ile çarpıştı ve batmaya başladı.
  • 1928 – Eski Ticaret Bakanı Ali Cenani Bey, bakanlık bütçesinin kullanılmasında usulsüzlük yaptığı gerekçesiyle dokunulmazlığı kaldırılarakYüce Divan’a verildi.
  • 1931 – İspanya’da Kral XIII. Alfonso tahttan çekildi ve cumhuriyet ilan edildi.
  • 1944 – Hindistan’ın Bombay Limanındaki büyük patlama 300 kişinin ölümüne yol açtı.
  • 1947 – Güreşçi Yaşar Doğu Avrupa Şampiyonu oldu, Türkiye milli takımı Avrupa üçüncülüğünü kazandı.
  • 1956 – Chicago, Illinois’de video ilk kez halka tanıtıldı.
  • 1981 – Bülent Ersoy, Londra’da geçirdiği ameliyatla cinsiyet değiştirdi.
  • 1987 – Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu’na tam üyelik için resmen başvurdu. Türkiye’nin AET’ye tam üyelik başvurusu Devlet Bakanı Ali Bozer tarafından Belçika Dışişleri Bakanı ve AET Dönem Başkanı Leo Tindemans’a verildi.
  • 1992 – Başbakan Turgut Özal’a silahlı saldırıda bulunan ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılan Kartal Demirağ, şartlı tahliyeden yararlanarak serbest kaldı.
  • 1994 – ABD jetleri, Irak’ın kuzeyinde, üç Türk subayının da bulunduğu iki helikopteri yanlışlıkla düşürdü.
  • 1994 – Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın grup konuşması hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi, Ankara Cumhuriyet ve Yargıtay başsavcılıkları üç ayrı soruşturma açtı.
  • 1999 – NATO savaş uçakları yanlışlıkla Kosovalı Arnavut mültecilerin konvoyunu bombaladı, 75 kişi öldü.
  • 2000 – Rusya nükleer savaş başlığı sayısının indirimini öngören Start-II anlaşmasını onayladı.
  • 2007 – Ankara’nın Tandoğan meydanında Cumhuriyet Mitingi gerçekleştirildi
  • 2010 – Çin ‘in Çinghay eyaletinde 7.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.En az 600 ölü, 10.000 yaralı.

Doğumlar

  • 1629 – Christiaan Huygens, Hollanda’lı gökbilimci, matematikçi ve fizikçi (ö. 1695)
  • 1889 – Arnold Joseph Toynbee, İngiliz tarihçi (ö. 1975)
  • 1892 – Gordon Childe, Avustralyalı arkeolog (ö .1957)
  • 1904 – John Gielgud, İngiliz oyuncu (ö. 200)
  • 1925 – Rod Steiger, ABD’li aktör (ö. 2002)
  • 1935 – Erich von Däniken, İsviçreli yazar
  • 1938 – Mahmud Esad Coşan, Türk akademisyen, yazar, din adamı (ö. 2001)
  • 1940 – Valeri Brumel, Rus yüksek atlamacı (ö. 2003)
  • 1941 – Julie Christie, İngiliz aktris
  • 1965 – Ümit Ünal, Türk film yönetmeni ve senarist
  • 1968 – Anthony Michael Hall, ABD’li aktör
  • 1970 – Emre Altuğ, Türk pop/rock sanatçısı
  • 1973 – Adrien Brody, ABD’li aktör
  • 1973 – Roberto Ayala, Arjantinli futbolcu.
  • 1976 – Ali Lukunku, Kongolu eski millî futbolcu.
  • 1977 – Serkan Altuniğne, Türk karikatürist
  • 1979 – Kerem Tunçeri, Türk basketbolcu
  • 1982 – Uğur Boral, Türk futbolcu
  • 1996 – Abigail Breslin, Amerikalı aktris

Ölümler

  • 1759 – George Frideric Handel, Alman besteci (d. 1685).
  • 1930 – Vladimir Mayakovsky, Rus yazar (d. 1893)
  • 1935 – Amalie Emmy Noether, Alman matematikçi (d. 1882)
  • 1963 – Arthur Jonath, Alman atlet (d. 1909)
  • 1964 – Rachel Carson, ABD’li yazar (d. 1907)
  • 1975 – Fredric March, ABD’li aktör (d. 1897).
  • 1981 – Suavi Süalp, Türk mizahçı (d. 1926)
  • 1981 – Faik Kurdoğlu, Türk siyasetçi. (d. 1892)
  • 1986 – Simone de Beauvoir, Fransız feminist yazar (d. 1908)
  • 1995 – Burl Ives, ABD’li aktör ve şarkıcı (d. 1909).
  • 1997 – Seniye Fenmen, seramik sanatçısı
  • 2002 – Abdurrahman Palay, tiyatro ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı, yönetmen, senarist (d. 1923)
  • 2005 – Esen Ünür, gazeteci ve yazar (d. 1942)
  • 2009 – Salih Neftçi, ekonomist ve yazar (d. 1947)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Toptancılar Günü

6 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 96. (artık yıllarda 97.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 269 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

 

Olaylar

  • 1326 – Orhan Bey, kuşatma altında tutulan Bursa’yı Bizanslılardan aldı. Bursa, 1326-1361 arasında Osmanlılara başkentlik yaptı.
  • 1453 – İstanbul Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatıldı.
  • 1814 – Napolyon Bonapart, imparatorluk tahtını bırakarak Elba Adası’na sürgüne gönderildi.
  • 1830 – Joseph Smith, Jr. aracılığıyla İsa Mesih’in Son Zaman Azizler Kilisesi kuruldu.
  • 1869 – Selüloit’in patenti alındı.
  • 1872 – Pertevniyal Lisesi, ”Mahmudiye Rüştiyesi” adı altında eğitim-öğretime başladı.
  • 1896 – İlk modern Olimpiyat Oyunları Atina’da başladı.
  • 1909 – Robert Peary ve Matthew Henson’ın Kuzey Kutbu’na ulaştığı ileri sürüldü. Kayıtlarında titizlik göstermemiş olması ve bazı bilgilerin eksikliği uzmanlar arasında kuşkular yarattı ve Kuzey Kutbu’na ulaşıp ulaşmadığı tartışmalara yol açtı.
  • 1909 – ‘Serbesti’ gazetesinde, İttihat ve Terakki Cemiyeti karşıtı yazılar yazan gazeteci Hasan Fehmi öldürüldü.
  • 1917 – ABD, Almanya’ya savaş ilan etti ve Birinci Dünya Savaşı’na müttefiklerin yanında girdiğini açıkladı.
  • 1920 – Anadolu Ajansı kuruldu.
  • 1927 – Amerikalı yüzücü Johnny Weissmuller 100 metre mesafede üç stilde üç dünya rekoru kırdı.
  • 1941 – Mihver devletleri Yugoslavya’yı işgal etti. Almanlar Yunanistan’a girdi, Türk deniz sınırına kadar Doğu Akdeniz’i savaş bölgesi ilan etti. Türkiye, bunun üzerine Edirne ve Uzunköprü’de demiryolu köprülerini havaya uçurdu.
  • 1953 – Türkiye Genç Milli Futbol Takımı dünya üçüncüsü oldu.
  • 1956 – Hayat mecmuası’nın ilk sayısı çıktı.
  • 1972 – Anayasa Mahkemesi, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam kararlarını usulden iptal etti. TBMM’nin idamları yeniden görüşeceği açıklandı.
  • 1973 – Kontenjan senatörü emekli amiral Fahri Korutürk 15’inci turda 365 oyla Türkiye’nin altıncı cumhurbaşkanı seçildi
  • 1979 – Türk atlet Veli Ballı, Atina’da düzenlenen uluslararası maratonda birinci oldu.
  • 1980 – Görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Çankaya Köşkü’nden ayrıldı. Yerine Cumhuriyet Senatosu Başkanı İhsan Sabri Çağlayangil vekalet etmeye başladı.
  • 1980 – Eskişehir ‘de DİSK’in düzenlediği mitingte olaylar çıktı.5 kişi öldü,4 kişi yaralandı.
  • 1988 – Endonezya’da yapılan Camel Trophy yarışmasını Türkiye’yi temsil eden Ali Deveci-Galip Gürel ekibi kazandı.
  • 1994 – Ruanda Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana ve Burundi Devlet Başkanı Cyprien Ntaryamira’nın bindikleri uçak, bir roket saldırısı sonucu düştü. Suikastın ardından Hutu ve Tutsi kabileleri arasında çıkan çatışmalar, yaklaşık 1 milyon kişinin katledilmesiyle sonuçlandı.
  • 2005 – Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani, Irak cumhurbaşkanlığına getirildi.

Doğumlar

  • 1483 – Raphael, İtalyan ressam ve mimar (ö. 1520)
  • 1903 – Harold Edgerton, ABD’li elektrik mühendisi ve fotoğraf sanatçısı
  • 1915 – Tadeusz Kantor, Polonyalı ressam, asamblaj ressamı, tiyatro yönetmeni. (ö. 1990)
  • 1927 – Gerry Mulligan, (Gerald Joseph) ABD’li caz muzisyeni
  • 1928 – James Watson, DNA yapısını çözen bilimadamı
  • 1929 – Nancy MacKay, Kanadalı atlet.
  • 1941 – Zamfir, Rumen müzisyen.
  • 1969 – Paul Rudd, ABD’li aktör
  • 1975 – Zach Braff, ABD’li aktör, yönetmen ve senarist.
  • 1980 – Tommi Evilä, Finlandiyalı uzun atlamacı.
  • 1983 – Bobbi Starr, ABD’li porno oyuncusu.
  • 1983 – Diora Baird, Birleşik Amerikalı oyuncu ve model.

Ölümler

  • 1199 – I. Richard (Aslan Yürekli Rişar), İngiltere’nin Fransız asıllı kralı (d. 1157)
  • 1490 – Matthias Corvinus, Macaristan kralı (d. 1443)
  • 1520 – Raphael, İtalyan ressam ve mimar (d. 1483)
  • 1528 – Albrecht Dürer, Alman ressam (d. 1471)
  • 1600 – Bâki, Divan edebiyatı şairi (d. 1526)
  • 1828 – Niels Henrik Abel, Norveçli matematikçi (d. 1802)
  • 1886 – William Edward Forster, İngiliz siyaset adamı (d. 1818)
  • 1971 – Igor Stravinsky, Rus besteci (d. 1882)
  • 1992 – Isaac Asimov, ABD’li yazar (d. 1920)
  • 1996 – Greer Garson, İrlandalı aktris (d. 1904)
  • 2000 – Habib Burgiba, Tunus devlet başkanı (d. 1903)
  • 2001 – Haluk Afra, Türk diplomat. (d. 1925)
  • 2005 – III. Rainier, Monako prensi (d. 1923)

Rönesans bu değil. Rönesans yerden çıkan dev ellerin üzüm ve kayısı tuttuğu, dev sucuk ve sarımsakların şehre korku saldığı, dev köfte ve zeytinlerin şehri doyurmak için yola çıktığı bir dönem değil.

Rönesans bundan çok daha fazlası. Yarın öbür gün çocuğunuz olursa (ya da halihazırda varsa) ve olur da heykel yapmaya karar verirse bu listeyi gösterin. Vazgeçsin!

Aslında bu heykellerden (!) o kadar çok varmış ki sonunda “aaa bu kadar yeter” demek zorunda kalıp ancak aşağıdakileri koyabildik. Ama eminiz ki bulunduğunuz il veya ilçede de bu harika sanat eserlerini görmek mümkündür. Neyse bir öz demeyişle yazımızı sonlayalım! “Heykel sanatı; bu heykel Sanatçılarına bırakılamayacak kadar önemlidir!”

acibadem-kirmizi-fil-heykeli

Soyut bir çalışma! Yolunu kaybetmiş bir kırmızı fil. -Acıbadem

afyonkarahisar-sucuk-heykeli

Hepimize yetecek kadar sucuk! Hemde Kangal -Afyon

ankara-dev-kedi-heykeli

Melih Gökçek ile misket oynayan kedi işte bu. Ankara

ankara-kardes-sehir-seul-anisina-dikilen

Kardeş şehir Seoul için yaptırılan heykel.-Ankara

ankara-sauronun-gozu-ekmek-heykeli

ANKARA – Ekmek taklidi yapan dev “Sauron’un gözü” heykeli

antalya-ne-oldugu-belli-olmayan-heykel

ANTALYA – ??!*%&+*?

beypazari-havuz-heykeli

BEYPAZARI – Turp ile havuç arası bir çalışma.

bayrampasa-enginar-heykeli

İSTANBUL – Enginar güzellemesi, enginara ağıt.

bodrum-superman-heykeli

BODRUM – Süleyman

burdur-eller-heykeli

BURDUR – Muhafazakar milliyetçi kireç yığını. Rönesansın dibi.

bursa-mudanya-tek-kollu-patlak-toplu-futbolcu

BURSA – Topun patlak olduğunu fark eden kaç kişiyiz?

bursa-orhangazi-ishal-olmus-dunya

BURSA – “İshal olmuş dünya”

bursa-topu-izleyen-timsahlar

BURSA – Kafası dumanlı timsahlar.

bursa-yarim-seftali-heykeli

BURSA – Yarım şeftaliden heykel mi olur, OLUYORMUŞ.

erzurum-cift-basli-kartal-heykeli

ERZURUM – Çift başlı gövel kartal.

erzurum-oltu-tasi-tespih-heykeli

ERZURUM – Yine yerden çıkıveren dev el ama bu sefer tespih var neyse ki.

finike-portakal-tutan-kadin-eli-heykeli

FİNİKE – Ne kadar da kibar el.

gaziantep-fistik-heykeli

GAZİANTEP – Mutant fıstık.

gaziantep-ipekyolu-caddesi-kervan-heykeli

GAZİANTEP – Yolunu kaybetmiş deve kervanı.

gemlik-catalda-zeytin-heykeli

GEMLİK – Zeplin gibi zeytin.

gulsehir-gul-portali

KAPADOKYA – Boş zamanlarında paralel evrene geçişte portal olarak kullanılan.

igdir-milliyetci-leylek-heykeli

IĞDIR – Şehrin ortasında milliyetçi leylekler.

inegol-kofte-heykeli

İNEGÖL – Bir porsiyonu şehri doyuracak dev köfte.

isparta-demokrasi-meydani-heykeli

ISPARTA – Demokrasiden anladığımız çanak çömlek.

izmir-kulagin-icine-giren-adam-heykeli

İZMİR – Yerin kulağı varmış dediler girdik.

karaman-mum-heykelleri

KARAMAN – Şehrin ortasında yan yana, yana yakıla birkaç adet mum.

karsiyakadaki-evli-pelikanlar

KARŞIYAKA – Mutluluklarını evlenerek perçinleyen bir çift pelikan kadar doğal bir şey var mı? Yok.

kastamonu-sarimsak-heykeli

KASTAMONU – Bir dişiyle koca şehri bayıltacak dev sarımsak.

kayseri-bogachan-heykeli

KAYSERİ – Boğaç Han, destan yazmadan hemen önce.

kirkagac-dev-kavun

MANİSA – Kavun gibi kavun.

kirkagac-isiklandirmali-kavun-heykeli

MANİSA – Bu da fosforlu, eksik olmasın.

konya-mutlu-dis-heykeli

KONYA – Mutlu bir diş her şeye değer.

konya-sekerpancari-big-brother-watching-you-kamuflaji

KONYA – Big şekerpancarı is watching you.

kumluca-domates-biber-patlican-kabak-heykeli

KUMLUCA – Domates, biber, patlıcan, kabak. Bir de bebek.

kusadasi-tugla-tasiyan-adam-heykeli

KUŞADASI – TUĞLA TAŞIYAN ADAM????

libadiye-sari-ordek

İSTANBUL – Libadiye’ye şans getirdiğine inanılan.

malatya-kayisi-tutan-dev-eller

MALATYA – Kayısı tutan dev el.

manisa-uzum-tutan-eller

MANİSA – Yerden çıkmış olan 2.130.129’uncu büyük el. İşte Rönesans bu!

marmaris-ahtapot-heykeli

MARMARİS – Tarkan’daki katil ahtapotun amcasının kızı, ta kendisi.

marmaris-astronot-heykeli

MARMARİS – Yolunu kaybeden ve yazlıkçıların arasına düşen astronot.

marmaris-pacman-heykeli

MARMARİS – İlk pac-man.

mersin-baci-heykeli

MERSİN – Köylü güzeli olarak aramıza karışmış bir Bizans askeri heykeli.

mersin-hareket-yapan-insan-heykeli

MERSİN – Pis bir tezahürat yaparken taş kesilen taraftar.

nevsehir-dev-uzum-heykeli

NEVŞEHİR – Dünyayı ele geçirmesine çok az kalmış olan dev üzüm.

nizip-dev-antep-fistigi

NİZİP – Bu da yukarıdaki üzüme yardım eden dev fıstık.

osmaniye-turp-heykeli

OSMANİYE – Bu da bir başka yardım ve yataklık yapan, kod adı dev turp.

sanliurfa-isot-heykeli

ŞANLIURFA – Dünyayı yok olmaktan kurtaracak tek şey ise bu dev isot. Adeta Toy Story.

sivas-kangal-heykeli

SİVAS – Bu da yukarıdaki dev isot, fıstık, turp ve üzüme tek başına karşı duran dev kangal köpeği.

trabzon-kemence-heykeli

TRABZON – Şehrin anahtarı gibi görülen ve sevilen şehrin kemençesi.

van-gol-canavari-heykeli

VAN – Tabi Van Gölü Canavarı, milli gururumuz.

van-kefal-heykeli

VAN – Kefal.

 

zonguldak-baston-heykeli

ZONGULDAK – Tepesine kuş sıçan baston. Gitti rönesans.

BONUSLAR

bodrumsuperman-650x866

BODRUM: Muhteşem superman

ataturk

ÇANAKKALE: Atatürk’e benzeyen kişinin çocuklara kapıyı göstermesi temalı heykel

 

Kaynaklar : habermass.com ve listelist.com  ve muhtelif siteler.

yerebatan-sarniciYapımı asırlar öncesine dayanan İstanbul’daki sarnıçlara, yerli ve yabancı turistler büyük ilgi gösteriyor.

Binlerce yıllık tarihe sahip eserlerin bulunduğu İstanbul’da, Yerebatan, Binbirdirek, Nakkaş ve Nuruosmaniye gibi çok sayıda tarihi sarnıç da önemli kültürel miras arasında yer alıyor.

İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, İstanbul’un sarnıçları ve bu sarnıçların gelecek nesillere aktarımında yapılması gerekenler hakkında değerlendirmede bulundu.

Tarihte suyun çok stratejik unsur olduğunu dile getiren Bilgili, bu nedenle insanların suyu biriktirmek için çeşitli fikirler geliştirdiklerini söyledi.

Bunlardan birisinin sarnıçlar olduğunu ifade eden Bilgili, şu bilgileri verdi:

“Bugün suyu depolamak için başka teknolojiler kullanmamız gerekiyor. Ama sarnıçlar çok büyük kültürel miras. Bizim için öncelikli olan bunların korunmasıdır. Bu sarnıçlara tekrar su doldurup aynı fonksiyonu veremeyeceğimize göre başka fonksiyonlar düşünmemiz gerekir. Biz şunu da biliyoruz ki, kültürel miras restorasyonla beraber yaşıyor. Ama restorasyonla beraber fonksiyon veremediğiniz zaman yine yaşamıyor. Eskisinden daha da kötü olabiliyor. Dolayısıyla bu tarihi sarnıçların yaşaması için mutlaka bir fonksiyon vermemiz gerekiyor.”

“Koruma-kullanma” dengesi

Bilgili, sarnıçların gelecek nesillere aktarımında dikkat edilecek en önemli noktanın koruma ve kullanma dengesi olduğunu vurguladı.

Kullanmadan korumanın pek mümkün olmadığına dikkati çeken Bilgili, “Dolayısıyla koruma-kullanma dengesini iyi hesap ederek fonksiyonlar vermemiz gerekiyor. Bu sarnıcın yeri ve yapısına göre fonksiyonlar değişebilir. Turizm amaçlı kullanılabilir, müze yapılabilir, sarnıcın kendisi sergilenebilir, etkinlik alanı olabilir. Ama verdiğimiz fonksiyon ne olursa olsun mutlaka o sarnıcı, koruma kurallarına riayet ederek kullanmalıyız. Koruma-kullanma dengesine dikkat ettiğimiz takdirde bu yapılara bir şey olmaz” ifadelerini kullandı.

Bilgili, ticari kaygıların ön plana çıkmaması gerektiğini ifade ederek, “İstanbul’da çok sayıda sarnıç var. Yeni kazılarda ortaya çıkan sarnıçlar var. Çünkü sarnıç evde, küçük sarayda da kullanılabilen yapılardır. Asıl olan sarnıçların gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak” diye konuştu.

Turist ilgisi

İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, turistlerin sarnıçlara ilgisine değinerek, şöyle devam etti:

“Turistler buraları görmek istiyor. Bugün Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya Müzesi’nin yarısı kadar ziyaretçi alıyor. Yerebatan Sarnıcı’nı 2014’te 2 milyon 120 bin 862 kişi ziyaret etmiş. Bu demek ki sarnıçlara büyük ilgi var. Onun için bunları daha çok kültür, turizm amaçlı kullanmalıyız. Tabii ki farklı etkinliklerle de değerlendirilebilir ama asıl amacını hiçbir zaman unutmamalı ona göre hareket etmeliyiz.”

Bilgili, İstanbul’daki sarnıçların daha çok Bizans döneminde inşa edildiğinin altını çizerek, Osmanlı ile birlikte su kültürünün çeşmelerle sürdürüldüğünü dile getirdi.

İstanbul’da Yerebatan ve Binbirdirek sarnıçları en çok bilinen sarnıçlar arasında bulunurken, Aetios, Bizans, Bodrum Camisi, Cağaloğlu, Çukurbostan, Nakkaş, Nuruosmaniye, Şerefiye, Seferikoz, Myraleion, Üsküdar Mevlevihanesi, Yeşilköy, Şeyh Vefa Külliyesi sarnıçları yer alıyor.

Kaynak: TRT

Yazının binlerce yıllık tarihi. Nisan’da açılacak ‘Kayıp Dillerin Fısıldadıkları’ sergisi, doğuşundan bugüne yazının tarihini örnekleriyle anlatıyor.

Yazili Tugra-Assur Krali Sanherib Donemi. M.O 705-681

Yazili Tugra-Assur Krali Sanherib Donemi. M.O 705-681

Rezan Has Müzesi’nin yeni sergisi, resim olarak ortaya çıkışından bugün kullanılan farklı şekillerine kadar yazıya ilişken önemli bir kaynak niteliğinde. ‘Kayıp Dillerin Fısıldadıkları’ adlı sergi, 24 Nisan – 1 Temmuz 2014 tarihleri arasında ziyaret edilebilir.

Bakrac. Bizans Donemi. M.S 6-7. yyYazının keşfi MÖ. 6 bin yılının ortalarında, Anadolu halklarından biri olan Sümerler döneminde gerçekleşti. Yazıyla birlikte insanlık tarihinin de başladığı kabul ediliyor.

İnsanlığın ve medeniyetin izini sürmeyi mümkün kılan yazı, zaman içerisinde çok fazla değişime ve dönüşüme uğradı. Kurallar, kanunlar, günlük yaşam ve ticari ilişkilere dair pek çok bilginin yer aldığı eski yazıtlar, geçmiş ve bugünü birbirine bağlayan en önemli belgeler. Rezan Has Müzesi’ndeki sergiyle birlikte yazıyı farklı örnekleri ile birlikte görmek, hem karşılaştırma yapma olanağı sağlayacak hem de yazının gelişimiyle birlikte toplumların gelişimine dair bir fikir verecek.

Kayıp Dillerin Fısıldadıkları sergisinde, piktogramdan çivi yazısına; Hititçe’den Frigçe’ye; Urartuca’dan Likçe ve Karca’ya; Antik Yunanca’dan Latince’ye değin çözülen, çözülemeyen, bilinmeyen ve kaybolan pek çok dilin örnekleri yer alıyor.

Kaynak :[-]

 

 

 

Kardeş Türküler konseri bugün Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde.

kardes-turkuler

Sergi

İSTANBUL
nar sanat duyuru* Arslan Sükan’ın “Görünmeyen” isimlisergisi 11 Eylül – 12 Ekimtarihleri arasında Galerist’te.
* Hale Arpacıoğlu’nun “Manyetik Şiirler” isimlisergisi 11 Eylül – 13 Ekimtarihleri arasında Piramid Sanat’ta.
* Ali Kazma’nın “Kitap” isimli sergisi 11 Eylül – 26 Ekim tarihleri arasında Galeri Nev’de.
* Sohei Nishino’nun “Diorama Maps” isimli sergisi 11 Eylül – 12 Ekimtarihleri arasında Sanatorium’da.
* Apel 15isimli sergi 12 Eylül – 19 Ekim tarihleri arasında Galeri Apel’de.
* Meriç Algün Ringborg’un “Görünürdeki Yazar” isimli sergisi 12 Eylül – 2 Kasım tarihleri arasında Galeri NON’da.
* Volkan Kızıltuç’un “Eşikte” sergisi 13 Eylül – 19 Ekim tarihleri arasında MERKUR’de.
* Semiha Biçer’in sergisi 12 Eylül’e kadar İstanbul Sanayi Odası SanatGalerisi’nde.
* Mehtab Kardaş’ın “Mavi Sonsuzluk” isimli sergisi 13 Eylül’e kadar Cevahir Otel’de.
* Yaz Karma Sergisi 14 Eylül’e kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde.
* “Ara Yüzeyler”isimli karma sergi 15 Eylül’e kadar Kare SanatGalerisi’nde.
* Francesco Albano’nun “On the Eve” başlıklı sergisi 20 Eylül’e kadar GALERİST’te.
* Bilinmeyen Güçler isimli karma sergi 21 Eylül’e kadar Tophane-i Âmire’de.
* GÜNEY KORE&TÜRKİYE ÇAĞDAŞ SANATLAR SERGİSİ 22 Eylül’e kadar Cemal Reşit Rey fuayelerinde.
* Yaz Karma Sergisi 22 Eylül’e kadar Galeri Selvin’de.
* Geçmişten Geleceğe Balat isimli sergi 26 Eylül’e kadar Plato Sanat’ta.
* Karma resim, heykel, seramik ve cam sergisi 28 Eylül’e kadar Pirosmani Sanat Galerisi’nde.
* Merve Üstünalp’in “Biz vardık, biz yoktuk” isimli sergisi 28 Eylül’e kadar .artsümer’de.
* İmgenin İdeolojisi isimli karma sergi 28 Eylül’e kadar ALAN İstanbul’da.
* Ayşe Gül Süter’in sergisi 29 Eylül’e kadar Pg Art Gallery’de.
* İhtişam ve Zarafet: Kore’nin Sanatı isimli sergi 29 Eylül’e kadar Topkapı Sarayı’nda.
* 2013 Yaz Karma Sergisi 30 Eylül’e kadar Alta Sanat’ta.
* Tüm Zamanlarisimli karma sergi 30 Eylül’e kadar Teşvikiye Sanat Galerisi’nde.

* Işıl Eğrikavuk’un “Ters Köşe” isimli video yerleştirmesi 5 Ekim’e kadar Egeran Galeri’de.
* Samimiyetle Hacklendim isimli karma sergi 5 Ekim’e kadar ARK Kültür Cihangir’de.
* Ahmet Duru, Buğra Erol, Candan Öztürk, Deniz Rona ve Evrim Kavcar’ın “Kayıp” isimli sergisi 5 Ekim’e kadar Daire Galeri’de.
* Ege’den Karadeniz’e Ortaçağ Limanları isimli fotoğraf sergisi 6 Ekim’e kadar Rahmi Koç Müzesi’nde.
* Artamonoff: Bizans İstanbul’u İmgeleri, 1930-1947 isimli sergi 6 Ekim’e kadar Koç Üniversitesi Anadolu Araştırma Medeniyetleri Müzesi’nde.
* Karma resim heykel sergisi Şile Sanat işbirliğiyle 11 Ekim’e kadar E-lab’da.
* Ekrem Kahrama*’ın “Buluşma” isimli sergisi 11 Ekim’e kadar Medica Çağdaş Sanat’ta.
* Beş Asır Sonra Piri Reis Tersane-i Âmire’de sergisi 20 Ekim’e kadar Rahmi M. Koç Müzesi’nde.
* Mehmet Ali Uysal’ın sergisi 26 Ekim’e kadar Pi Artworks İstanbul’da.
* Yakın Menzil isimli karma fotoğraf sergisi 27 Ekim’e kadar İstanbul Modern’de.
* Balık Ağ(a)lara Takıldı isimli sergi 30 Ekim’e kadar Heybeliada İskele Açık Sergi Alanı’nda.
* Çağdaş Ustalardan Resim, Heykel ve Fotoğraf sergisi 31 Ekim’e kadar TEM Sanat Galerisi’nde.
* Göç Bağlantıları Sergisi 22 Aralık 2014’e kadar Adalar Müzesi’nde.
* Geçmiş ve Geleceksergisi İstanbul Modern’de.
BODRUM
* Muzaffer Akyol’un sergisi 14 Ekim’e kadar Casa dell’Arte’de.

ANKARA
* Yaz Karması – resim – 27 Eylül’e dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)
* Barış – resim, fotoğraf, heykel – 29 Eylül’e dek – Çankaya Belediyesi Galeri Uray’da. (0 312 458 89 00)
* Mexican Art – resim – 15 Kasım’a dek – Cermodern Sanatlar Merkezi’nde. (0 312 310 00 00)

Müzik

İSTANBUL
*Kardeş Türküler konseri bugün Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde.
*Göksel konseri yarın Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde.
*Ceyl’an Ertem konseri 11 Eylül’de Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde.
*Bülent Ersoy – Oya Aydoğan konseri 12 Eylül’de KüçükÇiftlik Park’ta.
*Allen Hulsey konseri 12 Eylül’de Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde.
*Lenka konseri 13 Eylül’de KüçükÇiftlik Park’ta.
*Redd konseri 13 Eylül’de Jolly Joker sahnesinde.
*Luxus konseri 13 Eylül’de Hayal Kahvesi Arena Park sahnesinde.
*Blonde Redhead konseri 14 Eylül’de KüçükÇiftlik Park’ta.
*Tuluyhan Uğurlu dinletisi 14 Eylül’de Galata Mevlevihanesi Müzesi’nde.
*Levent Yüksel konseri 14 Eylül’de Jolly Joker sahnesinde.

ANKARA

*Jolly Joker Ankara’da, Yeni Türkü konseri 13 Eylül’de saat 22.00’de,

Fettah Can konseri 14 Eylül’de saat 22.00’de,

Tan Taşçı konseri 20 Eylül’de saat 22.00’de,

Pentagram – Murder King konseri 21 Eylül’de saat 22.00’de,

Demet Akalın konseri 27 Eylül’de saat 22.00’de,

Levent Yüksel konseri 28 Eylül’de saat 22.00’de,

Redd konseri 4 Ekim’de saat 22.00’de,

Orphaned Land konseri 9 Ekim’de saat 21.00’de,

Cem Adrian konseri 11 Ekim’de saat 22.00’de,

Göksel konseri 12 Ekim’de saat 22.00’de. (0 312 424 11 11)

 Kaynak : [-]

Tarihi belgeler, kıyamet senaryolarının neredeyse insanlık tarihi kadar eski olduğunu, insanoğlunun Dünya’nın yok olmasından her zaman büyük bir dehşet duyduğunu gösteriyor.
Bilinen ilk kıyamet senaryosu, M.Ö. 2800 yılına ait bir Asur tabletinde yer alıyor. Kil tablet, gerçekleşmemiş kıyamet senaryosunu şöyle anlatıyor:“Dünyamız, son günlerde yozlaştı. Dünyanın hızla sonuna yaklaştığını gösteren işaretler var. Rüşvet ve yolsuzluk, aldı yürüdü. Çocuklar, artık ana babalarına itaat etmiyor. Tüm bunlar, Dünya’nın sonunun geldiğini gösteriyor.”

Ancak tablette yazanların aksine sonu gelen Dünya değil, Asur İmparatorluğu oldu. Yakın Doğu’da büyük bir imparatorluk kuran Asurlular, M.S. 612’de Babil ordusu tarafından tarihin karanlık sayfalarına gömüldü.
M.S. 1000

Dünya tarihinin en büyük çaplı kıyamet histerilerinden biri M.S. 1000 yılında yaşandı. Papa II. Sylvester, İsa Peygamber’in doğumunun 1000. yıl dönümünde dünyanın yok olacağını söyledi. Cennete gitmek isteyen Hristiyanlar, mallarını yoksullara dağıttı, günahlarının bağışlanması için kiliselere koştu. 1 Ocak 1000’de beklenen kıyamet kopmayınca Hristiyanlar, bu kez de İsa’nın öldüğü günün yıl dönümünü beklemeye başladı. Ama beklenen olmadı, kıyamet 1033’te de kopmadı.

Kıyameti kendi çıkarları için kullananlar da oldu. Papa III. Innocent, 1213’te Kudüs ve kutsal topraklara 5. Haçlı seferlerini düzenleyebilmek için kıyamet korkusundan yararlandı. Kıyametin İslam’ın yükselişinden 666 yıl sonrasına denk düşen 1284 yılında kopacağı kehanetinde bulunan Papa’ya inanan Hristiyanlar, kutsal toprakları alıp dünyayı kurtarmaya çalışken kendi canlarından oldu. 1284’te kıyamet kopmadı, ama 7 yıl sonra son Haçlı krallığı düştü ve Memluk Sultanı Halil Akka kentini aldı. Dünya ise dönmeye devam etti.
Kıyamet fikri sanatçıları da etkiledi. Sanatın altın çağı olarak bilinen Rönesans, kıyamet kehanetlerinin yeniden tırmanışa geçmesine de sahne oldu. Bu kehanetler, Bizans İmparatorluğu’nun kalbi İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethedilmesi gibi bazı “felaketlerin” takvimleri değiştirdiği fikrine dayanıyordu.

Dominikli keşiş Girolamo Savonarola’nın “Tanrı’nın kılıcının, kısa bir süre sonra savaş, veba ve açlık olarak Dünya’nın üstüne geleceği” kehanetinden etkilenen Rönesans’ın önde gelen ustalarından Sandro Botticelli, “Mistik Doğum” adlı tablosunda kayaların altına saklanıp bekleyen küçük iblisler resmetmiş ve resmin altına da kıyametin yakın olduğuna dair not düşmüştü.

Almanya’da inşa edilen tekneler

Bilim adamları da kıyamet fikrinden etkilendi. Alman matematikçi ve astronom Johannes Stöffler, 1499 yılında gezegenlerin hizalanmasını temel alarak yaptığı kehanette 20 Şubat 1524’te meydana gelecek tufanın dünyayı yok edeceğini söylüyordu. Stöffler’in kıyamet kehaneti, basılan 100 kitapçıkla tüm Avrupa’ya yayıldı. Yüzlerce tekne inşa edildi, Alman asilzadesi Kont von Iggleheim, Rhein Nehri’nde üç katlı bir gemi yaptırdı. Gel gör ki kıyamet, 20 Şubat’ta da kopmadı. Aksine 1524 yılı, oldukça kurak geçti. Iggleheim’ın gemisinde yer kapmaya çalışanlar arasında arbede çıktı, yüzlerce kişi öldü. Kalanlar, kıyametin kopmadığını görünce kontu taşlayarak öldürdü.
Stöffler, son bir çaba olarak 1528’i yeni kıyamet tarihi olarak belirledi. O gün de bir şey olmayınca, kendini evine kapattı.

Giza Piramidi’nde saklı kıyamet tarihi

Hem 1641’te İngiliz kahin “Shipton Ana”nın kehanetlerinden, hem de Mısır’daki Giza Piramidi’nin gizemlerinden etkilenen astronom Charles Piazzi Smyth, farklı bir kıyamet tarihi ortaya attı. Piramidin sadece Mısırlılar tarafından değil, aynı zamanda Nuh Peygamber tarafından inşa edildiğini ileri süren ve piramidin dört bir yanında dünyanın sonunu gösteren izler bulduğunu belirten Smyth’e binlerce insan inandı. 5 Ocak 1881’de New York Times, hem Smyth hem de ona inananlarla dalga geçen bir makale yayımladı: “Piramidin ortasındaki galeride tam 1881 çentik var. Bu da son senemize girdiğimizi gösteriyor.”

Halley, dünyaya çarpacak

Tufanlar ve piramitler dünyanın sonunu getirmeyince insanoğlu, umudunu uzaya bağladı.
1910’da Dünya’nın yakınından geçen Halley kuyrukluyıldızı, kıyameti bekleyenlerin ekmeğine yağ sürdü. İngiliz yazarlar, Halley’in Almanya’nın işgalinin habercisi olduğunu ileri sürerken Fransızlar, kuyrukluyıldızın dehşetli bir sele neden olacağını yazdı. ABD’nin Chicago’da kentinde bulunan Yerkez Rasathanesi’nin Şubat 1910’da Halley’in kuyruğunda siyanür olarak bilinen zehirli bir gaz bulunduğunu açıklaması, tuz biber oldu. Sonunda Mayıs ayında Halley, Dünya’nın yakından geçip gitti ve New York Times, “Hala buradayız” diye başlık attı.

Jüpiter Etkisi

1974’te John Gribbin ile Stephen Plagemann, “Jüpiter Etkisi” adlı çok satan kitaplarında gezegenlerin Mart 1982’de Güneş’in aynı tarafında hizalanacağını, bu gök olayının kozmik olaylara neden olacağını ileri sürdü. Böylece yeni bir kıyamet tarihi belirlendi. Gezegenlerin toplam çekim gücünün, Yeryüzü’nün dönüşünü değiştireceği ve yıkıcı depremler olacağı ileri sürülen kitabın, Cambridge mezunu astrofizikçiler tarafından yazılmış olması, güvenirliğini artırıyordu.

Korkulan tarih yaklaşırken, binlerce insan dehşete kapılarak olası çıkış yollarının peşine düştü.

Kıyamet, 1982’de de kopmadı. Gribbin ve Plagemann, 1983’te“Jüpiter’in Yeniden Gözden Geçirilmiş Etkisi” adlı kitaplarını yayımladılar ve yeniden çok satanlar listesine girdiler.
1999, ünlü kahin Nostradamus’un kitabında dünyanın sonu olarak betimleniyordu. Nostradamus, 1999’un yedinci ayında gökten Dehşet Kralının geleceğini ve dünyanın sonuna neden olacağını yazmıştı.

1 Ocak 2000: Elektronik Kıyamet

1 Ocak 2000’de yeni milenyumun başlangıcı da kıyamet iddialarının kurbanı oldu. Bilgisayarların “00” ile biten yılı anlayamayacağını ileri süren felaket tellalları, Dünya’da yaşamın duracağı, hatta nükleer savaşın başlayacağı kehanetinde bulundu. Independent gazetesi, Uluslararası Para Fonu’nun gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kaos yaşanacağını öngördüğünü yazdı. İnsanlar, 1 Ocak yaklaşırken alışveriş merkezlerine akın ederek yiyecek, su ve diğer malzemeleri depoladı. 1 Ocak 2000’de Dünya, tüm kehanetlerin tersine yeni bir yüzyıla girdi.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı

İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ndeki (CERN) Büyük Hadron Çarpıştırıcısı da kıyamet senaryolarından nasibini aldı.

İsviçre-Fransa sınırında yerin 100 metre altında kurulan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nın protonları ışık hızına çok yakın bir hıza ulaştırarak çarpıştıracağını öğrenen bazı kesimler, bu tür çarpışmaların mikro kara delikler oluşturarak dünyanın sonunu getireceğini ileri sürdü. Kuantum fizikçilerinin “asla asla deme” eğilimleri, kıyamet söylentilerinin daha da hız kazanmasına neden oldu. Her şeye karşın Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, 10 Eylül’de 2008’de çalıştırıldı. Kıyamet kopmadı, ancak çarpıştırıcı 9 gün sonra teknik bir arıza nedeniyle kapatıldı. İnsanlar, 20 Kasım 2009 ve 30 Mart 2010’daki deneylerden sonra çarpıştırıcının dünyanın sonunu getirmeyeceğine ikna oldu.

Maya takviminin sonu

2012’inin sonuna yaklaşırken yeni bir kıyamet senaryosu ortaya atıldı. Mayaların M.Ö. 3114’te başlayan ve “Baktun” olarak adlandırılan 394 yıllık dönemlere ayrılan takvimine göre 13. baktun, 21 Aralık’ta sona eriyor. 13. baktunun sona erişi, bazı kesimler tarafından Dünya’nın da sonu olarak yorumlanıyor.

Gelecek kıyametler

Eğer Dünya, 21 Aralık’ta da yok olmazsa yedekte tutulan tarihler de bulunuyor.
Örneğin Amerikalı astrolog Jeane Dixon, İsa’nın 2020’de geri gelerek kötülüğe karşı savaş açacağını ve bu savaşın 2037’de sona ereceğini, daha sonra da dünyanın yok olacağını ileri sürdü. Dixon, daha önce kıyametin 4 Şubat 1962’de kopacağını iddia etmişti.

31 Ocak 1990’da Mısır’da doğan, 1974’te KuranıKerim’de 19 Mucizesi olarak bilinen ve İslam dünyasında tartışmalara yola açan “matematiksel sistemi”ni ortaya koyan Mısırlı biyokimyacı Reşad Halife, Dünya’nın sonunun 2280 yılında geleceğini hesapladı.
Yahudilerin kutsal kabul ettiği Talmud kitabına göre ise Mesih, Adem’in yaradılışından 6 bin yıl sonra gelecek ve sonraki bin yıl içinde dünya yok olacak. Talmud’a göre Dünya’nın mahvı, 2240’ta başlayacak ve 3240’ta bitecek.

Bazı bilim adamları göre ise Büyük Patlama’dan 5 milyar yıl sonra Güneş kırmızı bir deve dönüşerek Dünya’yı yok edecek.

2003 yılında “Büyük Son” teorisini ileri süren bilim adamları ise sürekli genişleyen evrenin yaklaşık 22 milyar yıl sonra tamamen yok olacağını ileri sürüyor.

İçeriği itibariyle şehrin en sıradışı etkinliklerinden biri olan “Ölüm Sanat Mekan Sempozyumu” üçüncü kez Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi(MSGSÜ) Fındıklı Kampüsü’nde 5-7 Kasım günleri gerçekleşecek.

Sempozyumun düzenleyicisi Gevher Gökçe Acar’ın sunuş yazısında;

“Ölüm bilinci şüphesiz tarih boyunca kültür ve sanat yaratmasında insanoğlunu tetikleyen etkenlerin başında gelmiştir. Zygmunt Bauman kültürü “insanların farkında oldukları şeyi unutturmaya yönelik incelikli, karşı-anımsatıcı teknik bir aygıt” olarak tanımlarken, kaynağını ölüm bilincine ve ölüm gerçeğini unutma gereksinimine bağlar. Ölü gömme ritüelleri, mezar ve mezarlıkların ortaya çıkışı tarihöncesi uzmanları tarafından insanlık eşiğinden geçmenin önkoşulu olarak kabul edilir. Ölüm kavramı, insanı hayatın geçiciliği karşısında kalıcı bir şeyler yaratma konusunda uyarmış ve sanat yapıtının doğuşuna zemin hazırlayarak başta plastik sanatlar, edebiyat ve müzik gibi alanlarda olmak üzere sanat yaratımının bütün dallarında estetik yönden en etkileyici yapıtların oluşmasına aracı olmuştur. Öte yandan ölüm gerçekleştiğinde, ölüyü dini inançlar çerçevesinde öte dünyaya hazırlama ve aynı zamanda geride kalanların ölüm acısını hafifletme çabalarının sonucu olarak ortaya çıkan mezar anıtları da, gene ölüm ve yaratma arasındaki ilişkinin somut kanıtlarını oluşturur. “Ölüm Sanat ve Mekân III Sempozyumu’nun amacı, ölüm kavramının gerek birey ve toplumun yaşamındaki, gerekse sanat yaratımındaki yeri ve önemini felsefe, toplum bilimleri, mimarlık ve çeşitli sanat dalları üzerinden irdeleyerek bir kez daha vurgulamak”sözleriyle içeriği ve amacı özetliyor.

Sempozyumda; Levent Şentürk, Nurullah Ulutaş, Fatih Danacı, Gevher Gökçe Acar, Barış Özgen Şensoy, Erdem Ceylan, Mehmet Kerem Özel, Zeynep Sayın, Melih Başaran, Ahmet Erözenci, Buket Akgün, Tuna Erdem, Ercan Kesal, Can Denizci, Haluk Çetinkaya, Filiz Özer, Eva Aleksandru Şarlak, Yusuf Benli bildiri sunacaklar, film gösterimleri izlenecek ve Yusuf Benli, Kumru Dilber, Makbule Oral’ın ağıt icraları dinlenecek.

Sempozum programı

5 Kasım Pazartesi (Video Konferans Salonu – MSGSÜ Fındıklı Kampüsü)
11:00-11:15 Açılış
11:15-11:45 Levent Şentürk “Demirbaş Dolabından Dönme Dolaba: İktidar, Bellek ve Ölüm Katmanları Arasında”
11:45-12:15 Nurullah Ulutaş “Felsefî Bir Gerekçeyle Ölümü Estetize Etme Sanatı: Roman ve İntihar”
12:15-12:45 Fatih Danacı “Korku Sinemasında Yeniden Dirilme Konsepti”
14:00-14:30 Gevher Gökçe Acar “Orta Asya’dan İstanbul’a Şamanizm’den İslâm’a Türklerde Ölümün Değişen ve Değişmeyen Yüzü”
14:30-15:15 Belgesel Film Gösterimi: Tibet’in Ölüler Kitabı

6 Kasım Salı (Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu – MSGSÜ Fındıklı Kampüsü)
11:00-11.30 Barış Özgen Şensoy “Freud’da Ölüm ve Sanat: İmkânlar, Sınırlar ve Metodoloji”
11:30-12:00 Erdem Ceylan “Toten-Bau-haus: Bauhaus’ta Ölüm”
12:00-12:30 Mehmet Kerem Özel “Şehitlik Tasarımında İnsani Boyut: Muammer Onat’ın Girne Karaoğlanoğlu Şehitliği”
12:30-13:00 Zeynep Sayın “Çin’den Bizans’a Ölüm”
14:15-14:45 Melih Başaran “Maurice Blanchot’nun Yaşam-Ölümöyküsel (Biothanatographique) Metni: Ölüm Anım”
14:45-15:15 Ahmet Erözenci “Edebiyatta Ölüm-Bir Kişisel Yaklaşım”
15:15-15:45 Buket Akgün “Karanlık Ana Tanrıça’nın Soyundan Gelmek: Edebiyat ve Sanatta Cadılar ve Ölüm”

16:15-16:45 Film Gösterimi: Annabel Lee Animatör George Higham Kostnice [Kemiklik] Yönetmen Jan Švankmajer

 

7 Kasım Çarşamba (Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu – MSGSÜ Fındıklı Kampüsü) 10:30-11:00 Tuna Erdem “Sinema ve Televizyon Dizilerinde Nekrofili”
11:00-11:30 Ercan Kesal “Bir Zamanlar Anadolu’da Filminin Senaryo Yazım Sürecinde ‘Ölüm’ Üzerine Okumalar”
11:30-12:00 Can Denizci “Franz Schubert’in ‘Kış Yolculuğu’ Şarkı Dizisinde Simgesel Ev Olgusu: Yolculuk ve Ölüm Eğretilemeleri” 13:30-14:00 Haluk Çetinkaya “Antik Dünyada Ölüm Algısı ve Sanattaki Yansıması”
14:00-14:30 Filiz Özer “Ata Kültünün Antik Roma Sanatına Etkisi”
14:30-15:00 Eva Aleksandru Şarlak “Şişli Hristiyan Mezarlıklarında Üslup Çeşitliliği”
15:30-16:00 Yusuf Benli “Ozanların Dilinden: Halk Şiirinde Ölüm”
16:00-17:00 Ağıt icraları: Yusuf Benli, Kumru Dilber, Makbule Oral

İletişim: Gevher Gökçe Acar 0212 252 16 00/277

gevher.g@hotmail.com

olumsanatmekan@gmail.com

Kaynak : [-]

 

Türkiye, Anadolu’dan kaçırılan tarihi eserleri iade etmeyen ünlü İngiliz ve Amerikan müzelerinin geçici sergilerine parça vermeme kararı aldı. Bu kararla zora giren müzeler arasında Metropolitan ve British Museum var.

Yayın şirketi Umberto Allemandi bünyesindeki Londra merkezli kültür sanat dergisi The Art Newspaper, mart sayısında, Türkiye’nin geri istediği eserler iade edilene dek Amerikan ve İngiliz müzelerinin geçici sergilerine eser ödünç vermeyi durdurduğunu yazdı. Derginin haberine göre Londra’daki dünyaca ünlü British Museum, 15 Nisan 2012’ye kadar sürecek “Hac: İslam’ın Kalbine Yolculuk” sergisi için Topkapı Sarayı’ndan, Türbeler Müzesi’yle Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nden toplam 35 adet eseri geçici olarak sergilemek üzere istedi.

Varolan anlaşmalar aracılığıyla Türkiye’den geçici sergiler için ödünç eser alabilen müze, serginin açılmasına az bir zaman kala Türk resmi makamlarından “Hayır” cevabını aldı. Dergi, Kültür Bakanlığı’nın eserlerin gönderilmesini engellediğini öne sürerek “Türkiye’nin Anadolu’dan kaçırılan eserlerin iadesi konusunda giderek genişleyen kampanyasının bir parçası olarak, söz konusu eserleri koleksiyonunda bulunduran müzelere eser verilmesi önleniyor” dedi.
Türkiye, British Museum’un milattan önce birinci yüzyıla ait üzerinde Kral Antiochus’un Herakles-Verenthragna’yı selamlarken tasvir edildiği zeytinyağı üretmede kullanılan mermer silindiri istiyor. Adıyaman Selik beldesi yakınlarında bir tarlada 1882’de bulunan 1 metre 23 santim yüksekliğinde ortası delik silindir, bölgede çalışmasına izin verilen Mezopatamya uzmanı ünlü İngiliz arkeolog Leonard Woolley tarafından 1911’de satın alındı. Woolley, 1. Dünya Savaşı’nın karmaşası içerinde eseri Suriye götürdü. 1927’de Suriye’yi mandacı güç olarak yöneten Fransa’nın izniyle silindir British Museum’a satıldı.

Haberde “2005’te Türkiye eserin iadesini talep etse de bu talepte ısrarcı olunmadı. İki ülke arasında da eser ödünç verme işlemleri devam etti” ifadelerine yer verildi. Dergiye konuşan müzenin sözcüsü, uzun hazırlıkla meydana getirilen serginin başarısı için sorunu çözme yolundaki girişimleri şöyle anlattı: “Silindirin geri verilmesi için müze görüşmeye hazırdı. Fakat mütevelli heyeti mülkiyetin transferini istemedi.”

Sergiyi askıya aldılar
Londra’daki The Victoria and Albert Museum da Türkiye’den gelecek eserlerin kritik önemde olduğu “Osmanlılar” sergisini, anlaşmazlık nedeniyle askıya aldı. 2014’te açılması planlanan ve İstanbul’un fethinden 19. yüzyılın sonlarına dek Osmanlı sanatının gelişimini ele alacak serginin hazırlıklarının durdurulmasının nedeni; Sidamara lahitinden çalınan Eros’un başı… İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen, milattan önce üçüncü yüzyıla ait Sidamara lahitinden 1882’de İngiliz arkeolog Charles Wilson tarafından koparılan aşk tanrısı Eros’un başı, 1933’den beri Londra’daki müzede sergileniyor. Müze sözcüsü, Wilson’ın ailesinin Eros’un başını müzeye bağışladığını anımsatarak “müzenin eserin mülkiyetini devredemeyeceğini” öne sürdü. Sözcü, “iade sorununun halledilmesiyle serginin hazırlıklarının ilerleyeceğini umut ettiğini” belirtti.

Türkiye’nin Londra Kültür ve Turizm Müşaviri Tolga Tüylüoğlu, British Museum ve The Victoria and Albert Museum’dan iki eserin iadesinin istendiğini doğruladı. Tüylüoğlu, İngiliz ve Türk sanat kurumları arasındaki “iyi ilişkileri” vurgularken, Türk hükümetinin “sergilere ödünç eserleri tartışmadan önce” antik iki parçayla ilgili meselenin çözümünü istediğini belirtti.

Yunanistan’a yöneldi
New York’ta bulunan dünyanın en büyük müzelerinden The Metropolitan da 14 Mart’ta açılacak “Bizans ve İslam” sergisi için yaşanan sorunları gözönüne alıp Türkiye’den eser talep etmekten kaçındı. Dergiye konuşan bir müze yetkilisi, Türkiye’nin iadesini istediği antik döneme ait bir düzine eserini varlığını doğrularken parçaların ismini vermedi. Yetkili “Konu Türk makamlarıyla görüşülüyor”demekle yetinirken, müzenin sergi için pek çok parçayı Atina’daki Benaki müzesinden istediği öğrenildi.

Bakanlık: İade etmeyene eser yok
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’den götürülen eserleri,istenmesine rağmen iade etmeyen müzelere, geçici de olsatarihi eser verilmemesi kararı aldı.

Türkiye kaçırılan bu eserleri istiyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü verilerine göre ABD, Almanya, Rusya Federasyonu, Hırvatistan, Danimarka, İtalya, Fransa, İsviçre, Sırbistan-Karadağ, Bulgaristan, Ukrayna ve İngiltere gibi birçok ülkede Türkiye’den kaçırılan tarihi eserler bulunuyor. Kültür ve Turizm ile Dışişleri bakanlıklarının koordineli çalışmalarıyla, müzelerde sergilenen, müzayedelerde satışa çıkarılan veya gümrüklerde ele geçirilen eserlerin takibi yapılıyor, iadesi isteniyor, dava açılıyor ve satışlar durduruluyor.

Türkiye’ye getirilen eserler:
– Avusturya’da 2010’da bir otobüste ele geçirilen Roma ve Bizans dönemine ait 316 parça.
– Birleşik Arap Emirlikleri’nde bulunan ve Roma dönemine ait heykel, stel ve lahit parçalarından oluşan 23 eser.
– İngiltere’den getirilen, Efes Antik kentinden götürülmüş Roma dönemine ait 1 yüzük.
– Almanya’nın Münih kentinde ele geçirilen 4 adet sikke.
– Almanya Nünberg’de ele geçirilen 2 adet mermer stel parçası.
– İzmir’deki Agora deposundan 2004’te çalınan ve yine Almanya’da bulunan mermer erkek heykel başı.
– Denizli’deki Laodikya antik kentinden çalınan ve İsviçre’de buluhah bronz heykele ait el.
İadesi istenenler:
– Boğazköy Sfenksi: Osmanlı Devleti döneminde onarım için götürülen ve geri getirilmeyen sfenks Berlin Müzesi’nde bulunuyor.
– Bergama Zeus Sunağı: Alman arkeolog Human’ın 1871’de yaptığı izinsiz kazı sonucu Berlin’e götürüldü.
– Truva Hazineleri: Alman arkeolog Schliemann’ın 1869 – 1871 yıllarında yaptığı kazılarda bulunan hazine, Osmanlı makamlarının izni olmadan kaçırıldı. Eserler yaklaşık 20 yıldır Rusya’daki Puşkin Müzesi’nde.
– Lidya eserleri: New York Metropolitan Müzesi’nde sergileniyor. Geri alınması için açılan dava sonuçlanmadı.
– Kuran Sayfaları: Nuruosmaniye Kütüphanesi’nden çalınan 210 sayfa, Princeton Üniversitesi’nde tutuluyor. Ayrıca bir yaprağı Mısır’da, iki yaprağı Yfıskfujf/yfjs David Sampling Müzesi’nde, iki yaprağı İngiltere’de bir şahsın elinde bulunuyor.
– ABD’deki J. Paul Getty Müzesi’nde, Türkiye’den kaçırılmış çok sayıda eser bulunuyor.
– Paris Louvre Müzesi’nde olduğu tespit edilen Ayasofya Cami Haziresi’ndeki Sultan II. Selim Türbesi’nin girişindeki çiniler için dava açıldı.
– Afyonkarahisar’daki Tatarlı Tümülüsü’ne ait M.Ö. 453 tarihli 4 adet boyalı ahşap friz, Almanya’nın Münih şehrindeki Archaologische Staatssammlung Müzesi’nde teşhirde. Parçalarının iadesi için girişimler sürüyor.
– İtalya’da bulunan Lidya yazıtının geri getirilmesi işlemleri sürüyor.
– Rusya’da ele geçen, Türkiye kökenli Bizans dönemine ait gümüş haç ve altın bileziğin iadesi isteniyor.
– Antalya Kumluca’daki kiliseden 1963’te kaçırılan, çoğunluğunu dini amaçlı gümüş kapların oluşturduğu tarihi eserler, Washington’daki Dumbarton Oaks Müzesi’nde sergileniyor.
– Marmara Balıkesir Saraylı beldesindeki açık hava müzesinden çalınan mermer imparator heykel başı ile Kocaeli Müzesi Müdürlüğü fuar alanından çalınan heykel başı aranıyor.
– Almanya’da bir müzayedede satışa çıkarılan Hitit dönemine ait mezar steli parçası, orthostat parçası ve 3 adet minyatür Hitit arabası için dava açıldı.
– İngiltere’deki Bonham Müzayedeevi’ndeki satışı durdurulan Lidya dönemine ait gümüş “kyathosun”un (kepçe) iadesi için çalışmalar sürüyor.

UNESCO sözleşmesi iadeyi öngörüyor
Yurt dışına kaçak kazı ve yasadışı yollarla götürülen tarihi eserlerin iadesi, 1970 UNESCO sözleşmesi ve ikili görüşmelerle yapılıyor. İkili görüşmelerdeki iade talebi kabul edilmediği zaman, Dışişleri Bakanlığı tarafından sağlanan avukatlık firmaları aracılığıyla dava yoluna gidiliyor. Avrupa’da düzenlenen birçok müzayede de bakanlık tarafından takip ediliyor. Ayrıca, müze ve ören yerlerinden çalınan eserlerin yurt dışına çıkışlarının önlenmesi ve kaçakçıların yakalanması için fotoğraflı envanter bilgileri, Başbakanlık, Gümrük, Denizcilik müsteşarlıkları ve İçişleri ile Dışişleri gibi kurumlara gönderiliyor.

 

Kaynak: http://www.sabah.com.tr

İstanbul un Kızı, Kız Kulesi ve Bugünü

Efsanelere konu olan ve birçok medeniyete tanıklık eden 2 bin 500 yıllık Kız Kulesi’ni son 4 yılda 750 bin kişi ziyaret etti.

Efsanelere konu olan ve birçok medeniyete tanıklık eden 2 bin 500 yıllık Kız Kulesi’ni son 4 yılda 750 bin kişi ziyaret etti.

Kendine özgü kimliğine, geleneksel mimariye bağlı kalınarak 2000 yılında restorasyonu tamamlandıktan sonra kapılarını ziyaretçilere açan kule, kentin en gözde mekanları arasında bulunuyor.

İstanbul‘un sembollerinden birisi olan ve tarih içinde karantina odası, gözetleme kulesi, deniz feneri olarak kullanılan Kız Kulesi’ni sadece geçen yıl 305 bin kişi ziyaret etti. Kuleyi son 4 yılda ise yaklaşık 750 bin kişi gezdi.

Ulaşımın teknelerle yapıldığı gizemli yapıda, ziyaretçiler, İstanbul‘un doyumsuz manzarasını izleme imkanı buluyor. Üsküdar‘da Bizans devrinden kalan tek eser olan Karadeniz’in Marmaraile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde kurulan kule, şairlere, yazarlara, müzisyenlere, yönetmenlere, fotoğrafçılara ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

İstanbul’un tarihine zenginlik kazandıran Kız Kulesi, Antik Çağ’da başlayan geçmişiyle, Eski Yunan, Doğu Roma ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine tanıklık ederek günümüze kadar ulaştı.

İstanbullu bir Rum olan araştırmacı Evripidis’in tezinde, önceleri Asya sahillerinin bir çıkıntısı olan kara parçasının, zamanla sahilden koparak kulenin üzerinde bulunduğu adacığı oluşturduğu belirtiliyor.

OSMANLI DÖNEMİNDE KIZ KULESİ

Atinalı komutan Alkibiades, Boğaza girip çıkan gemileri denetlemek ve vergi almak amacıyla bu küçük ada üzerine M.Ö. 410 yılında bir kule inşa ettirdi.

Zaman zaman harap olan ve yeniden onarılan Kız Kulesi, İstanbul‘un fethi sırasında Venedikliler tarafından üs olarak kullanıldı. Fatih Sultan Mehmet İstanbul‘u kuşattığı sırada Bizans’a yardım etmek için Venedik’ten Gabriel Treviziano komutasında gelen bir filo burada üslendi.

İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, bu küçük kaleyi yıktırır ve yerine taştan, etrafı mazgallarla çevrili küçük bir kalecik yaptırdı ve buraya toplar yerleştirdi. Ancak kule, Osmanlı döneminde savunma kalesi olmaktan çok bir gösteri platformu olarak kullanıldı. Bugün görülen kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih devri yapısıdır. 1510 yılında meydana gelen depremde İstanbul‘daki pek çok yapı gibi kule de büyük hasar gördü ve onarımı Yavuz SultanSelim döneminde yapıldı. Çevresinin sığ olması sebebiyle 17. asırdan sonra kuleye bir de fener konuldu. Bu tarihten itibaren kule, artık bir kale değil bir deniz feneri olarak hizmet verdi.

KARANTİNA HASTANESİ

1719 yılında yağ kandilinin rüzgar etkisiyle etrafı tutuşturması sonucu çıkan yangında, tamamen yanan ahşap kulenin, 1725 yılında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından kapsamlı bir onarımdan geçirilmesi sağlandı.

Kule, 1830-1831’de ise kolera salgınının şehre yayılmaması için karantina hastanesine dönüştürüldü. Daha sonra 1836-1837’de görülen ve 20-30 bin kişinin öldüğü veba salgını sırasında hastaların bir kısmı burada kurulan hastanede tecrit edildi. Kız Kulesi’nde tesis edilen hastanede uygulanan karantina ile salgının yayılması önlendi.

Kız Kulesi’nin Osmanlı dönemindeki son büyük onarımı II. Mahmud döneminde yaptırıldı. Kulenin bugünkü şeklini veren 1832-33 yılındaki tadilat sonrasında, ünlü hattat Rakım’ın yazısı ile kulenin kapısının üzerindeki mermere Sultan II. Mahmut’un tuğrasını taşıyan bir kitabe yerleştirdi. Bu restorasyonda kuleye dilimli kubbe ve kubbe üzerinden yükselen bayrak direği ilave edildi. Ayrıca, 1857 yılında kuleye yeni bir fener yaptırıldı.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE VE BUGÜN KIZ KULESİ

İkinci Dünya Savaşı döneminde yenileme çalışması yapılan kulenin çürüyen ahşap kısımları tamir edildi ve bazı bölümleri yıkılarak betonarmeye çevrildi. 1943’de yeniden büyük bir onarım geçiren kulenin çevresine büyük kayalar yerleştirilerek denize kayması önlendi.

1959 yılında askeriyeye devredilen kule, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı olarak, boğazın deniz ve hava trafiğinin denetlenmesini sağlayan bir radar istasyonu olarak kullanıldı. 1983 yılında Denizcilik İşletmeleri’ne bırakılan kule, 1992 yılına kadar ara istasyon olarak kullanıldı.

Antik Çağ’da Arkla (küçük kale), Damialis (dana yavrusu) ve Leandros’un kulesi olarak anılan yapı, günümüzde ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşti.

Bir şirket tarafından 1995 yılında işletmesinin alınmasıyla Kız Kulesi’nin tekrar restorasyonu yapıldı. Binlerce yıllık gizemli bir tarihe sahip bu özel mekan, kendine özgü kimliğine ve geleneksel mimarisine bağlı kalınarak tamamlanan restorasyon çalışması sonrasında 2000 yılında kapılarını ziyaretçilere açtı.

YILANLI EFSANE

Kız Kulesi hakkında en çok bilinen efsaneye göre, kızının doğum gününü bayram ilan eden Bizans imparatoru, her yıl prensesin doğum gününü görkemli bir şekilde kutlardı.

Bilginlerden, kızının tahta hazırlanması için eğitilmesini isteyen imparatora, bilginlerin en yaşlısı, kızının 18 yaşına basmadan bir yılan tarafından sokularak öleceği kehanetini söyledi. Bunun üzerine imparator, denizin ortasındaki küçük bir adacık üzerinde yer alan kuleyi onararak kızını buraya yerleştirdi.

Ancak kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılanın, kuledeki prensesin tenine süzülerek zehirleyip ölümüne yol açtığına inanılıyor.

kaynak : http://www.beyazgazete.com