Aşk Tesadüfleri Sever

Aşk Tesadüfleri Sever konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. Aşk Tesadüfleri Sever konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. Aşk Tesadüfleri Sever konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri Aşk Tesadüfleri Sever konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

!f İstanbul bağımsız sinemanın başarılı örneklerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music partileriyle İstanbul’un eğlence hayatına alternatif olacak, !f ² ile de 30 şehre film götürecek.

Npectacualr Now

Npectacualr Now

Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmleri de Türkiye’de ilk kez seyirciyle yine bu festivalde buluşacak.

“Galalar” bölümündeki filmlerden birkaçı şöyle:

The Hunting Party/Av Partisi, Amerikalı Richard Shepard’ın yazıp yönettiği, Jude Law’ı en sıra dışı rollerinden birinde görme imkanı sunacak suç komedisi

Dom Hemingway; arkadaşlıklar ve geçici aşklar üzerine eğlenceli hikayesiyle eleştirmenlerin gözdesi olmuş,

Tarantino’nun “2013’ün en iyi filmleri” listesinde de 5. sırada yer almış Joe Swanberg imzalı Drinking Buddies/Akşamdan Kalanlar;

San Sebastian’da Büyük Ödül’ün yanı sıra Özel Mansiyon ve Selanik’ten FIPRESCI ve Jüri Özel ödüllerini alan, Bad Hair/Kıvırcık Saç;

Locarno’da kadın oyuncu dahil dört ödül birden alan, Atina ve Valladolid’de seyircinin gönlünü kazanıp ödüllere boğulan Short Term 12/Kısa Dönem 12;

Louise Archambault’un Locarno’dan Seyirci Ödüllü aşk filmi Gabrielle;

Alex Gibney’nin Julian Assange ve Bradley Manning’in psikolojilerini ve onların etrafında yaratılan efsaneleri kurcalayan belgeseli We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks/Sırları Çalıyoruz: WikiLeaks’in Hikâyesi;

Ünlü İtalyan aktris Valeria Golino’nun yönettiği, yılın en ödüllü filmlerinden Honey/Bal;

ilk uzunu Reconstruction/Yeniden Sev Beni’den beri kendine sıkı hayranlar yaratan Christoffer Boe’nun yeni filmi Sex, Drugs & Taxation / Spies & Glistrup;

Amerikan bağımsız sinemasının gözde kadın yönetmenlerinden Kelly Reichardt’ın bir barajı havaya uçurmayı hedefleyen radikal çevreci üç aktivistin hikâyesine odaklandığı filmi Night Moves/Gece Planı;

Karl Lagerfeld, Tom Ford, Donatella Versace’nin arz-ı endam ettikleri, Fransız Vogue dergisinin eski editörü Carine Roitfeld’in hayatını anlatan Mademoiselle C/Matmazel C; aynı zamanda ünlü bir modacı olan Agnès B.’nin bir çocukluk travmasının çetin ve sinemasal olarak çok yönlü hikâyesini anlattığı filmi My Name is Hmmm…/Benim Adım Hmmm…;

2007’de çektiği Amal’la tanınan Hindistan asıllı Kanadalı yönetmen Richie Mehta’nın çalışmaya gönderdikleri çocukları Siddharth’ı kaybeden bir ailenin hikâyesini konu alan Siddharth;

Sundance’te oyuncu performanslarına Jüri Özel Ödülü getiren ve yılın en parlayan bağımsızlarından The Spectacular Now/Şu An Muhteşem;

Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlanan, James McAvoy’u seks düşkünü, alkolik ve uyuşturucu bağımlısı bir polis olarak izleyeceğimiz Filth/Pislik ve

sıkı sinefillerin ilk uzunu Abel’den beri takip ettikleri Hollandalı usta Alex van Warmerdam’ın son yapıtı Borgman/Bela.

Ayrıca, yılın beklenen filmlerinden Nymphomaniac, Dallas Buyers Club, The Double, Under the Skin, Is the Man Who Is Tall Happy?: An Animated Conversation with Noam Chomsky, The Wind Rises ve The Grandmaster da Türkiye galasını yapacak filmler arasında…

!f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin uluslararası yarışmalı bölümü Keş!f, altıncı yılında yılın ilham veren yönetmenini aramaya devam ediyor. İlk ya da ikinci filmini yönetmiş yönetmenlerin filmlerinin yarıştığı “Keş!f” bölümünde, ABD, Almanya, Fransa, Fas, Irak, İngiltere, İran, İsviçre, Nepal, Norveç, Sırbistan ve Türkiye’den toplam 9 film yarışacak.

Hamam, Hayal Kurma Oyunları, Anlat İstanbul, Ses, Aşk Tesadüfleri Sever filmlerinin oyuncusu, en son “Muhteşem Yüzyıl” adlı televizyon dizisinde Şehzade Mustafa rolünde izlediğimiz Mehmet Günsür; Silkwood, House of Games, Valmont ve The People vs. Larry Flynt gibi pek çok klasik filmde yapımcılık, Amadeus’tan Man on the Moon’a, Brokeback Mountain’dan Gangs of New York’a, birçok filmde yürütücü yapımcılık yapmış Michael Hausman; New York Film Festivali seçim komitesinde görev alan, aynı zamanda New Directors/New Films’in ortak direktörlüğünü ve Film Society of Lincoln Center’ın programlama direktörlüğünü de yürüten sinema yazarı ve film küratörü Dennis Lim; La Moitié gauche du frigo, Congorama, It’s Not Me, I Swear! gibi ödüllü filmlerin yanı sıra en son 2011’de Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adaylığı kazandığı Monsieur Lazhar’ın Kanadalı yönetmeni Philippe Falardeau ve Berlinale’nin yenilikçi filmleri öne çıkardığı Forum bölümünün direktörü Christoph Terhechte’den kurulu Keş!f jürisi, 2014’ün ilham veren yönetmenini seçecek.

Keş!f Uluslararası Yarışma filmleri ise şöyle: Ramon Zürcher’in Toronto, Cannes, Berlin gibi festivallerde büyük övgüyle karşılanan filmi The Strange Little Cat/Tuhaf Kedicik; İngiliz yönetmenler Stephanie Spray ve Pacho Velez’in Locarno’da En İyi İlk Film dalında özel mansiyon kazanan filmleri Manakamana; Clio Barnard’ın Cannes’da Label Europa Cinemas Ödülü’nü kazanmış, Stockholm ve Londra film festivallerinde ‘En İyi Film’ seçilmiş The Selfish Giant/Bencil Dev’i; İranlı Shahram Mokri’ye Venedik’te Orrizonti Jürisi’nden Teknik Başarı Ödülü’nü getiren Fish&Cat/Balık ve Kedi; Iraklı yönetmen Hisham Zaman’ın Kuzey Kürdistan’da başlayan ve İstanbul’a uğrayan, Tribeca’dan ödüllü filmi Before Snowfall/Kar Yağmadan Önce; Abdellah Taïa’nın bir gey çocuğun Arap toplumunda büyümesini anlattığı Salvation Army/Kurtuluş Ordusu; Narimane Mari’nin belgesel sinemanın kalesi sayılan CPH:DOX’dan en iyi belgesel ödüllü filmi Bloody Beans/Kahrolası Fasulyeler; Sırbistanlı kadın yönetmen Mina Djukic’in büyüme hikâyesi The Disobedient/Haylaz ve Türkiye’den Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın dünya prömiyerini Berlinale’nin Generation bölümünde yapacak, Altın Portakal’da ‘En İyi İlk Film’, ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Kurgu’ ödüllerini toplamış filmleri Mavi Dalga.

Keş!f bölümündeki filmler ayrıca, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisi tarafından değerlendirmeye alınacak. Burçin Yalçın, Cem Altınsaray ve Müge Turan’dan oluşan jüri, seçecekleri bir filme SİYAD Ödülü’nü verecek.

!f İstanbul’un bu yılki yenilikleri arasında ise, uluslararası yarışma “Keş!f”e kardeş gelen Aşk & Başka Bi’Dünya özellikle dikkat çekiyor. Filmleriyle yeni ve açık yollara, yöntemlere ve birlikteliklere işaret eden sinemacıları bir araya getirecek Aşk & Başka Bi’Dünya Yarışması, kamerayla dünyayı değiştirmeyi başarmış yönetmenleri İstanbul’da ağırlayacak ve “yılın en yaratıcı müdahalesini” arayacak. Aşk & Başka Bi’Dünya’yı yepyeni bir platforma dönüştürmeyi amaçlayan !f İstanbul, bu yarışma dışında ayrıca bir konuşma serisi ve aktivist sinemacılar buluşması da düzenleyecek.

!f İstanbul’un sinemada oyun alanı yaratan ve seyirciyi oynamaya davet eden filmleri bir araya getiren bölümü “Oyun” da ise, oyuncul belgeseller, kaçık bilimkurgular, kült adayı ilk filmler, Japonya’dan gerçeküstücü fanteziler ve animasyon dünyasının en son hitleri seyirciyi yeryüzünün ve insanlık tarihinin belki de en eski eylemiyle, ‘oyun’la baş başa bırakacak.

!f İstanbul, her yıl sinemanın değişik mıntıkalarında gezinen “Özel Gösterimler” bölümüne bu sefer iki ustanın işini konuk ediyor. Qatsi Üçlemesi’nin kült yönetmeni Godfrey Reggio’nun diyalogsuz bir modern yaşam portresiyle geri döndüğü Visitors/Ziyaretçiler ve sinemaseverleri usta yönetmen David Lynch’in bilinmeyen hayatına tanıklık ettirip meditasyon çalışmalarına göz attıracak, David Lynch: Meditation, Creativity, Peace/David Lynch: Meditasyon, Yaratıcılık, Huzur dikkat çeken yapımlardan.

!f İstanbul’un kemikleşen bölümlerinden “!f kült”e bu yıl Charles Laughton’ın 1955 tarihli klasiği The Night of the Hunter/Caniler Avcısı konuk oluyor. Aslen oyuncu olarak tanınan Laughton’ın ilk ve son yönetmenlik denemesi olan film, kendisine vaiz süsü veren ama aslında kendini kadınları öldürmeye adamış Powell’ın, hapishanede öğrendiği bir gerçekle bankadan soyulmuş paraların peşine düşmesini anlatıyor. Başroldeki Robert Mitchum’ın sinema tarihinin en etkileyici kötü karakterlerinden birine hayat verdiği bu kara film, döneminde değeri bilinmemiş olsa da zamanla kült mertebesine erişmiş ve kendine sıkı hayranlar edinmişti. Bu yıl içinde çeşitli ülkelerde yeniden gösterime girecek Caniler Avcısı, yenilenmiş kopyasıyla Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da olacak.

Yaratıcılığa ve deneyimlere açık sinemaseverlerin !f alanı “Karanlık & Köşeli” bölümünde bu yıl da, karanlık ve rahatsız edici yapımlardan yılın en çok konuşulan fantastik ve avangart filmlerine, seyircide ‘görme biçimleri’ni değiştirip, algının kapılarını sonuna kadar açmayı hedefleyen filmler toplanıyor.

Müzik filmlerini buluşturan !f music’in bu yılki seçkisinde yer alan filmler ise şöyle: 2009’da Cherrybomb’la dikkatleri çeken ikili Lisa Barros D’Sa ve Glenn Leyburn’un radikal, asi ve son derece tutkulu bir müziksever Terri Hooley’nin 70’lerin Belfast’ında plak dükkânı açmakla başlayan, İrlanda’nın punk babasına dönüşen hayatını anlattıkları Good Vibrations, Amerika’nın en iyi indie gruplarından The National’ı konu alan ama onun hakkında olmayan bir belgesel olma tuhaflığıyla grubun hayranlarının ilgisini hak eden Mistaken For Strangers; eskiden A Silver Mt. Zion olarak da bilinen Kanadalı ünlü post-rock grubu Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra’nın evcil çifti Efrim ve Jessica’nın bir yandan müzik, bir yandan da ev yaşamlarına eşlik etmememizi sağlayan Gel Bizimle Dertlen!; Küba’yı kasıp kavuran, hükümetin konser vermelerine ve hatta albüm yapmalarına izin vermediği underground rap grubu Los Aldeanos’la tanışmamıza vesile olan Viva Cuba Libre: Rap is War/Viva Cuba Libre: Rap Savaştır ve çağımızda müzisyen olmanın getirdiği zorluklara odaklanan, 15. yılına giren New York Red Bull Müzik Akademisi’nin eğitimlerinin yanı sıra, Brian Eno, Rakim ve Lee ‘Scratch’ Perry gibi isimleri de izleyeceğimiz Ne Fark Eder? Müzik Yapmaya Dair Bir Film.

!f music kapsamında ayrıca 3 özel etkinlik gerçekleşecek. !f istanbul’un açılış partisi için İstanbul’a gelecek olan İngiliz müzik prodüktörü, söz yazarı, remix sanatçısı Ewan Pearson; Protools, Logic ve Ableton Live yazılım programları üzerine çalışma tekniklerini anlatacağı “Dijitalden analoga, kendi sesini yaratmak” başlıklı bir sohbet düzenleyecek. (16 Şubat, 18.00 – 19.00)

!f music kapsamında bir de pop up etkinliği gerçekleşecek. 19 Şubat’ta Babylon’da yaşanacak sinema ve konser deneyiminde, görüntü ve müziğin sıradışı bir şekilde bir araya geldiği Jem Cohen’in filmlerine, Guy Pucciotto’nun (Fugazi) gitarı, Jim White’ın (Dirty Three) davulu ve George Xylouris’un udu eşlik edecek. Jem Cohen, bu performans için özel olarak bir araya getirdiği 3 yeni kısa filmiyle izleyicileri sağanak yağmurlu şehir manzaralarının, gece ve müzelerin gizemli dünyasına, müzisyen arkadaşlarının eşliğinde büyüleyici bir yolculuğa davet edecek. (19 Şubat Çarşamba / 21.00)

Dünyada ilk kez !f İstanbul tarafından gerçekleştirilen ‘alternatif dağıtım ve paylaşım’ projesi “!f ²’’ bu yıl beşinci kez yapılacak. Festivalin son üç günü olan 21-22-23 Şubat tarihlerinde İstanbul’da gösterilecek 5 film, 30 şehir ve 36 farklı noktada, 15 bin kişiye aynı anda ulaşacak. İstanbul’daki festival salonlarını Türkiye’nin 26 şehrinin yanı sıra Lefkoşa, Gümrü, Kudüs, Erivan ve Ramallah’a taşıyacak “!f ²’’de Tek Başına Dans, Gabrielle, Bad Hair/Kıvırcık Saç, Honey/Bal ve Everyday Rebellion/Her Gün İsyan filmleri gösterilecek.

!f İstanbul’un kısa metrajlı film üretimine dair son bir yıl içerisindeki eğilimlerin derlemesini yapmak amacıyla hazırladığı “Türkiye’den Kısalar”, bu yıl da yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlandı. !f İstanbul’un tematik olarak programladığı “Türkiye’den Kısalar” seçkileri İstanbul, Ankara ve İzmir’de çeşitli festival sinemaları ve mekanlarında ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak. İstanbul’daki gösterimler sırasında yapılacak “İzleyici Oylaması” sonucu bir kısa filmin yönetmeni uluslararası bir festivale izleyici olarak katılmaya hak kazanacak.

!f İstanbul’da tüm bu gösterimler ve etkinliklerin yanı sıra; Sundance Enstütüsü ile ortaklaşa yürütülen Sundance Senaryo Lab öncesi, Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın yönettiği Mavi Dalga’ya özel bir atölye gerçekleşecek.

SALT Beyoğlu, Açık Sinema, Cezayir; İzmir’de Fransız Kültür Merkezi ise, festivalin İstanbul’daki etkinlik ve atölye çalışmalarının mekanı olacak.

!f İstanbul’un 2014 kampanyasının yüzü olan “Acımadı ki!” adlı tanıtım filmi, “Rafineri” tarafından hazırlandı ve Walky Talky yönetmenliğinde, Anima tarafından çekildi.

!f İstanbul’un Kapanış Filmi Boyhood

boyhood

Richard Linklater’ın 12 yıla yayılan çekim sürecinde oyuncularını yaşlanırken ve büyürken çektiği, benzeri olmayan başyapıtı Boyhood/Çocukluk, Altın Ayı için yarışacağı Berlinale’in ardından ilk defa !f İstanbulda izleyicilerle buluşacak.

Before Sunrise, Before Sunset ve Before Sunset’ten oluşan üçlemesiyle sinemaseverlerin gönlünde taht kuran Richard Linklater’ın, 2002 yılından beri her sene 4 oyuncusuyla buluşarak çektiği Çocukluk, sinema tarihinde benzeri olmayan bir proje!

Ellar Coltrane’in canlandırdığı Mason adlı bir çocuğun ilk okul yıllarından koleje girmesine kadar olan süreçteki büyümesine tanıklık ettiğimiz film, onun bir yandan boşanmış anne ve babasıyla yaşadıklarına odaklanırken, bir taraftan Linklater’in kendi kızı Lorelei Linklater’ın canlandırdığı kız kardeşi Samantha ile olan ilişkisine odaklanıyor.

Çocukluk, 23 Şubat Pazar günü 22:00’de Cinemaximum Beyoğlu Fitaş’ta gösterilecek. Filmin biletleri ise 10 Şubat’tan itibaren biletix.com, biletix gişeleri ve çağrı merkezlerinin yanı sıra festival sinemalarındaki gişelerden satışa çıkarılacak.

Çin’de “Türkiye Kültürü Yılı” kutlamaları kapsamında Jackie Chan’in yönettiği ve rol aldığı Chinese Zodiac (CZ12) filminin galası ve Çin geleneksel Bahar Bayramı kutlamaları için Çin’den Başkente film yapımcıları geliyor.

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) Koordinatörü Ayşe Sönmez, yaptığı açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Radyo Televizyon İdaresi Bakan Yardımcısı H.E Zhang’ın beraberinde Çin’in önemli film yapımcılarının da Türkiye’ye gelerek Türkiye-Çin ortak işleri hakkında konuşacaklarını belirtti.

29 Ocak’ta Kentpark’ta gerçekleştirilecek filmin galasına Türkiye’den de film sektöründen katılımın olacağını söyleyen Sönmez, Çinli heyetin Türkiye’de ortak projelere imza atmak için temaslarda bulunacağını dile getirdi.

Çin’le ortak animasyon film yapılacak

Sönmez, Çin’in sinemaya çok önem verdiğini ve dünyada sinema sektöründe ikinci sıraya yükseldiğini, Çinlilerin bu gücü kaybetmemek için çok çalıştığını kaydetti.

Geçen sene Eskişehir’de gerçekleştirilen “Çin Animasyon Film Günleri”nden sonra Çinli heyetin ortak bir animasyon filmi çekmeyi kararlaştırdığını ifade eden Sönmez, Anadolu Üniversitesi işbirliğinde projeyi şekillendirmeye başladıklarını bildirdi.

Türkiye’de 2012 “Çin Kültürü Yılı” kapsamında Türkiye-Çin ortak yapımı ve Mustafa Altıoklar’ın yönetmenliğindeki “İzin Sırrı” adlı belgeselinin de tamamlandığını ifade eden Sönmez, Türkiye’ye gelen heyete belgeselden örnekler verip en kısa zamanda “İzin Sırrı”nı da düzenleyecekleri bir gala ile sunacaklarını anlattı.

Sönmez, belgesel çekerken Çin’in CCTV’nin arşivini ilk kez yabancı bir devlete açtığını, bu arşive Çinli yapımcıların bile girmesine izin verilmediğini, CCTV arşivine girebilmekten mutlu olduklarını belirtti.
Türkiye ve Çin arasındaki işbirliğin bu denli güven ve iyi niyete dayanmasının değeri animasyon filmiyle pekişeceğini vurguladı.

Türk filmleri Çin’de gezecek 

Sönmez, FİYAB’ın daha önce de Çin’de Türk filmleriyle yer aldığını hatırlatarak, Nisan ayındaki “Pekin Film Festivali”nde Türkiye panoraması yapacaklarını ve bunun için aralarında “Aşk Tesadüfleri Sever”, “Behzat Ç: Seni Kalbime Gömdüm”, “Adalet Oyunu”, “Zenne”, “Anadolu Kartalları”, “Çanakkale 1915” gibi filmlerin de bulunduğu 20 film seçkisi gönderdiklerini anlattı.

Çinlilerin Türk filmlerini başarılı bulduğunu, özellikle aksiyon ve komedi yapımlarını beğendiklerini söyleyen Sönmez, bu nedenle film festivalleri dışında, “Pekin, Şangay ve Gansu’da gezici Türk Film Günleri düzenleyeceklerini ifade etti.

Çinlilerin izledikleri filmden bir oyuncu görmeyi istediklerini, misafirperver olduklarını belirten Sönmez, gezici film günlerinde Türkiye’den de birçok oyuncuyu götüreceklerini sözlerine ekledi.

 

Kaynak : [-]  Tuğba Özgür Durmaz

izleyici, 2011 yılında beyazperdedeki tercihini gülümseten bir yapımdan yana kullandı. Trakyalı klarnetçi Hüseyin’in sevdiği kızın peşinden giderken yaşadıklarını anlatan neşeli yerli yapım ”Eyyvah Eyvah 2”, 3 milyon 947 bin 988 seyirciyle geride bırakmaya hazırlandığımız yılın en çok izlenen filmi oldu.

Türk sinema seyircisinin en çok izlediği ilk 10 filmden 3’ü yabancı yapımlar olurken, ”Eyyvah Eyvah” adlı film gişe yarışında ipi göğüsledi. Yönetmenliğini Hakan Algül’ün üstlendiği, başrolünde Ata Demirer, Demet Akbağ, Salih Kalyon, Bican Günalan, Özge Borak ve Tarık Ünlüoğlu’nun yer aldığı film, 3 milyon 947 bin 988 izleyiciyi sinema salonlarına çekti. Film, 36 milyon 678 bin 19 liralık toplam gişe hasılatı elde etti.

Küçük yaşta aynı mahallede birlikte oyun oynayıp tesadüfler sonucu yıllar sonra yolları kesişen iki sevgilinin öyküsünü anlatan ”Aşk Tesadüfleri Sever” 2 milyon 418 bin 90 seyirciye ulaştı. Filmin başrolünde Mehmet Günsur ile Belçim Bilgin izleyici karşısına çıkarken, sevinçle hüznü kesiştiren filmin yönetmeni Ömer Faruk Sorak.

Gazze’ye insani yardım götüren gemilere yapılan baskın sonrası Polat Alemdar ve arkadaşlarının Filistin’e gitmesini konu alan ”Kurtlar Vadisi: Filistin”, 2 milyon 28 bin 57 seyirci sayısıyla üçüncü sırada yer aldı. Televizyon dizisinde başrolü üstlenen Necati Şaşmaz, Gürkan Uygun ve Kenan Çoban üçlüsüne Erdal Beşikçioğlu, Nur Aysan, Ayten Uncuoğlu, Umut Karadağ gibi isimlerin eşlik ettiği filmin yönetmeni Zübeyr Şaşmaz.

”Allah’ın Sadık Kulu: Barla” adlı film, 1 milyon 988 bin 122 seyirci sayısıyla dördüncü sırada yer aldı. Esin Orhan’ın yönettiği üç boyutlu animasyon film, Said Nursi’nin hayatını işliyor.

-Türk seyircisi, ”Alacakaranlık”ı sevdi-

En çok izlenen 10 film içerisinde 3 yabancı yapım bulunurken, gişe yarışında yabancı filmlerin galibi listede beşinci sırada olan ”Alacakaranlık Efsanesi”.

Stephenie Meyer’in çok okunan roman serisinden sinemaya uyarlanan film, serinin diğer yapımları gibi izleyiciden büyük ilgi gördü. Yönetmenliğini Bill Condon’ın üstlendiği filmin başrolünde Robert Pattinson ile Kristen Stewart yer alıyor.

İddialı yapımlardan ”Dedemin İnsanları”, film üçüncü haftasında 836 bin 33 seyirciye ulaştı. Çağan Irmak’ın yönettiği ve seyircinin büyük ilgisini çeken filmin gösterimi sürüyor.

-”Endüstri olarak Türk filmi gündemde”-

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul, AA muhabirine 2011 yılında sinema sektörünü değerlendirirken, 2011 yılının sinema sektörü açısından ”kayıpsız” bir yıl olduğunu söyledi.

Türkiye’de sinema sektöründe taşların artık yerine oturduğunu, 2004 yılından bu yana büyük bir ivme yakalandığını dile getiren Erkul, şöylekonuştu:

”Bu yıl, 2010 yılına göre kayıpsız bir yıl. Seyirci sayısı ve hasılatta ufak bir azalış söz konusu ama film sayısında, vizyona giren film sayısında artış söz konusu. Türk filmlerine oranlarsak seyircide artıdayız 2010 yılına göre… Toplamda bakıldığı zaman başat filmlere giden seyircilerde 1-1,5 milyon civarında bir düşüş söz konusu, ama film sayısıyla orantıladığımızda Türk seyircisinde bir kaybımız yok. Tam tersi bir artışımız var. Hatta yüzde 20 bir artışımız var. Bu bence önemli.

Yani Türk filmi seyircisini kaybetmiyor. Sadece eser niteliğindeki sayı adetinde bir düşme. Bu da dağıtımla ilgili kaynaklar, üretimle ilgili sorunlar, işte biz bunları çözmeye çalışıyoruz. Küçük noktalardaki tıkanıkları da açarsak izleyiciye ulaşma konusunda biraz daha başarılı olacağız. 2010 bize bunu gösterdi. Artık sinema sektörü oturdu. Tüm dünyada Türk filmlerinden bahsediliyor. Türk filmi diye bir kavram yeniden gündemde. 1970’lerdeki Yeşilçam değil, artık endüstri olarak Türk filmi gündemde.”

Bazı filmlerin vizyona giriş tarihlerinin de önem taşıdığını, gösterime giriş tarihinin yıllık seyirci sayısını direkt etkilediğini belirten Erkul, ”Bu yıl, sinema sektörü açısından da kayıpsız değil, ama kayıp bir yıl da değil. Yani beklediğimiz 2010 yılına göre bir yüzde 10 daha fazlasıydı. Gelişmeler ve üretim, aşağı yukarı başabaş bir noktada kapatılacağını gösteriyor. 2012 daha iyi mi olacak? Bence daha iyi olacak. Eğer sinema sektörünü derinden etkileyecek bir sorunla karşılaşmazsak çok iyi olacağını düşünüyorum” dedi.

-”Avatar” gibi bir film olmadığı için…”-

Erkul, Amerikan sinemasının o yıl içinde gişe rekortmeni filmleri vizyona koymasının da yerli yapımları etkilediğini söyledi.

Bu yıl içinde Amerikan sinemasının ”Avatar” gibi çok büyük bir prodüksiyon çıkarmadığını dile getiren Erkul, ”Geçen sene bir ‘Avatar’ vardı. Bu sene öyle bir film yoktu. İkinci kez vizyona girme şansı olmuştu ‘Avatar’ın. Hatta bazı sinemalarda üçüncü, dördüncü kez gösterilmişti” diye konuştu.

Erkul, sinema sektöründe ve hatta televizyon dizilerinde ”gerçeküstücülük” teması üzeri yapımların izleyiciyle buluştuğunu ve bunu Amerikan sinemasının mekan ve konu yokluğundan ortaya çıkardığını belirterek, sinema sektöründe bu konuda yaşanan gelişmelerle ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

”Türk sineması bu gerçeküstü akıma ayak uydurmak zorunda kaldı mı? Hayır. Türk sineması daha önce de böyle filmler yapmıştı. Yeşilçam da yapmıştı. Hatırladı sadece. Belli bir yaş grubu bunlara teveccüh ediyor. Yani bu akımdan etkilenen grup aynı zamanda yabancı menşeli filmlerde de bu tip menşeli filmleri merakla izliyor. Ama genel izleyiciye baktığımız zaman toplam seyirci sayımıza baktığımızda böyle değil.

Bu sene ‘Eyyvah Eyvah 2’ en çok izlenen filmimiz. Hem bir Türk filmi, hem de konusu tamamen bu topraklara ait. Gerçeküstücülük yok. Tam tersine insanlık dışında başka bir öge barındırmıyor. Bu şudur, bu akımlar her zaman olacak. Bir ara çizgi filmlerin sinemaya taşınması akımı vardı. O da artık rayına oturdu. Daha büyük prodüksiyonlar yapılıyor. Daha ilgi çekici, daha gerçekçi prodüksiyonlar yapılıyor. Gerçek görüntülerle birleştiriliyor. Sinema sektörü bunun farkında. İnsana dair ögeler 2 saat boyunca ancak insanla beraber işlenirse izleyici buluyor.”

Türk sinema sektörünün giderek geliştiğini de vurgulayan Erkul, ”Şimdi ortada rakamlar var. Ama rakamın yanındakiler de var. Bu sektör büyüyen bir ağaç artık. Önce çok küçük bir tohumdu 2004 yılında, ürünü yoktu, hafif hafif dallandı, yapraklandı. Şimdi meyveye durdu, dalları da büyüyor, boyu posu da büyüyor. Doğal olarak meyvesi de artıyor” sözleriyle sektörün gelişmesini özetledi.

-Hangi film ne kadar izlendi?-

2011 yılı içerisinde en çok izlenen 10 filmin seyirci sayısına göre yapılan sıralaması ve elde ettikleri gişe hasılatları şöyle:

1  Eyyvah Eyvah 2 ……………………………… 36.678.019 TL      3.947.988
2  Aşk Tesadüfleri Sever………………………. 21.910.790 TL      2.418.090
3 Kurtlar Vadisi: Filistin………………………… 17.293.396 TL       2.028.057
4  Allah’ın Sadık Kulu: Barla……………………..14.152.755 TL       1.988.122
5  Alacakaranlık Kuşağı: Şafak Vakti ………… 11.168.736 TL      1.240.189
6  Anadolu Kartalları……………………………..  10.165.222 TL      1.171.619
7  Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde………13.168.062 TL      1.170.783
8  Şirinler …………………………………………..11.494.491 TL      1.140.489
9  Hür Adam……………………………………….   7.304.622 TL       952.405
10 Ya Sonra…………………………………….. …  7.559.500 TL       849.743

Kaynak: http://www.bursadabugun.com/haber/kultur-sanat/72738-2011-hangi-film-izlendi.html#ixzz1h4qKQXrk