Şırnak’ta fırın işleten üç kardeş işten kalan zamanlarda kitap okuyor.
Aydınlıkevler Mahallesi’nde fırın işleten Hasan, Mehmet ve Hüseyin Barkın, tüm gün ekmek hazırlıyorlar, müşterilerin ise lahmacun ve pide siparişlerini hazırlıyor.
Barkın kardeşler işlerini bitirdiklerinde hazırladıkları çayı içerken hem dinleniyor hem de kitap okuyarak zamanlarını değerlendiriyor.
Kalan vakitlerini kitapla değerlendirerek farkındalık oluşturan kardeşler esnafa da örnek oldu.
Fırında kürek ustası olarak çalışan Hüseyin Barkın muhabire, hamur açıp fırında ekmek pişirdiğini belirterek işlerini bitirince kitaplarını okumaya başladıklarını söyledi.
“Bazen komşularımız ve müşterilerimiz de bize katılıyor.” diyen Barkın, kitap okumanın çok faydalı olduğunu dile getirdi.
Mehmet Barkın da hem fırında çalıştığını hem de lisede okuduğunu anlattı.
Önceleri fırında tek başına kitap okuduğunu, zamanla ağabeylerinin de bu alışkanlığı edindiğini söyleyen Barkın, “Daha sonra ağabeyim kitap okuma etkinliği başlattı. Fırında çalışan herkes kitap okumaya başladı. Kitap okuduğumuzu gören komşularımız da bize eşlik etmeye başladı. Zamanımızı sosyal medyada geçireceğimize burada kitap okuyarak değerlendiriyoruz.” diye konuştu
Antalya’da 13 yaşından bu zamana kadar yazdığı şiirleri bir kitapta toplayan Şevval Akkaş bedensel ve zihinsel engeline rağmen herkese umut olmak istiyor.
Muratpaşa ilçesinde ailesiyle yaşayan 21 yaşındaki Akkaş, 3 yaşında geçirdiği trafik kazasıyla hayatı değişti. Kazada kafatasından hasar alan Akkaş, 3 ay boyunca yoğun bakımda tedavi gördü. Yüzde 20 zihinsel ve yüzde 60 bedensel engelli olarak hastaneden çıkan Akkaş, uzun bir dönem vücudunun sağ tarafını kullanamadı.
Fizik tedaviyle vücudunun sağ tarafını hareket ettirmeye başlayan, sağlık problemlerinin bir kısmı düzelen Akkaş, bu süre içerisinde de şiir yazmaya başladı.
Yazdığı her dizede hayata bakış açısı değişen ve kendisini daha iyi hissetmeye başlayan Akkaş,duygularını, hayallerini, yaşadıklarını, mısralara döktü.
Akkaş 8 yılda binlerce şiir yazdı. Şiirlerini bir kitapta toplayan Akkaş yaşam mücadelesiyle de örnek oluyor.
Kitabının basımıyla en büyük hayallerinden birini gerçekleştiren Akkaş, kitabını internetten satışa sunup elde edeceği gelirlerin tamamını yardıma muhtaç çocuklara ve engelli bireylere bağışlayacağını bildirdi.
Başarının engel tanımadığını göstermek istiyor
Şiirlerinde zaman zaman kendisine de yer veren Akkaş, dizeleriyle başkalarına da umut olmak istediğini dile getirdi.
Zor dönemlerden geçtiğini dile getiren Akkaş, “Şiir benim bir diğer yanım gibi, hayata tutunmamı sağlıyor. İnsanların hayatlarına da bir nebze olsa dokunma isteğim olduğu için şiirlerimin bende kalmasını istemedim, onları bir kitapta toplayıp, herkese ulaşmasını istedim. Bu kitapla engelli bireylerde inandıkları takdirde hayallerini ve hedeflerini gerçekleştirebileceklerini göstermek istedim.” diye konuştu.
Bu düşüncenin bile kendisini mutlu ettiğine değinen Akkaş, “Engelli bir birey olduğum için başka insanlara umut olmak istiyorum. ‘Siz de yapabilirsiniz, siz de başarabilirsiniz.’ demek istiyorum.” ifadesini kullandı.
Anne Kamile Akkaş da kızının çok büyük zorluklar yaşadığını söyledi.
Kızının güçlü bir kişiliğe sahip olduğunu anlatan Akkaş”Kızım bir çok kişiye örnek davranış sergiliyor. Yıllardır kurduğu hayallerin bir çoğunu tek tek gerçekleştiriyor. Şair olmak istedi ve oldu. Engellerini yenmeyi bildi. Şimdi ise ihtiyaç sahibi, engelli insanlara yardım etmeyi hedefliyor. Bunu da en iyi şekilde yapacağına inanıyoruz. Kızımızla gurur duyuyoruz.” diye konuştu.
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2020/10/engelleri-asarak-yazdigi-siirleriyle-umut-olacak_d81f821.jpg852640adminhttps://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.pngadmin2020-10-23 14:03:092020-10-23 14:03:09Engelleri Aşarak Yazdığı Şiirlerle Umut Olmak İstiyor
Yeni Oscar adayı merakla beklenen Güney Kore, gelecek yılın aday filmini açıkladı.
Uluslararası Oscar ödülü için Kore Film Konseyi (KOFIC), Woo Min-ho’nun politik ve tarihi gerilim türünde olan “The Man Standing Next” filmini Oscar adayı olarak belirledi.
Film, pandemiden önce, Ocak ayında vizyona girdiği Güney Kore’de 36,4 milyon dolarlık gişe hasılatı elde ederek büyük bir başarı elde etti.
Film, 1970’ler Kore’sinde geçiyor. Ülkenin, tartışmalı lider Park Chung-hee’nin iktidarda olduğu dönemi ele alıyor. Yapım, başkanın, 1979’da yardımcılarından birinin eliyle öldürülmesine yol açan olayları anlatıyor.
2021 Oscar Ödülleri, pandemiden dolayı 25 Nisan’a ertelendi. Bugüne kadar Polonya ve Çek Cumhuriyeti ödül adaylarını belirlerken; Almanya, Danimarka Fransa…vb ülkeler ise önümüzdeki haftalarda kararlarını verecek. Türkiye daha henüz Oscar adayını açıklamadı.
92’nci Oscar Ödülleri’ne Güney Koreli yönetmen Bong Joon-ho’nun Parasite (Parazit) filmi damgasını vurmuştu.
İlk kez İngilizce dili olmayan bir film olarak En İyi Film seçilen Parasite (Parazit), Oscar tarihine geçmişti. Film ayrıca En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerini de almayı hak etti.
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2020/10/1ikfuP887UC14wgkYTtrlQ.jpg6671000adminhttps://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.pngadmin2020-10-23 11:12:292020-10-23 11:12:29Güney Kore’nin 2021 Oscar Adayı Belirlendi
Ressam Sultan Adler, Weilburg’da bulunan ünlü Rosenhang Müzesi’nde sergi açtı. ‘Göklerin Efendisi’ adlı sergide sanatçının kartal temalı tabloları sanatseverlerin beğenisine sunuldu.
Sanatçı Sultan Adler, Rosenhang Müzesi’nde çalışmalarının tamamını İstanbul’da ki atölyesinde hazırladı. Sanatçının sergisinde şahin ve yere bakan lale çalışmaları var.
Üç yıldır çalışmalarını İstanbul’da yürüttüğünü söyleyen Adler, “İstanbul’dan Almanya’ya çalışmaları taşımak benim için önemliydi. Pandemi dönemini İstanbul’da çok zor koşullarda yaşadık. Sıkı bir şekilde atölyede çalışırken ruhsal anlamda geçmişe yolculuk yaptım. Sergilenen eserler bir anlamda arşiv çalışması oldu. Kartal teması ise çocukluğumdan kalan bir etki. Küçükken babam, kardeşim ve bana yaşadığımız Bremen’de her gün bir mark verirdi. Paranın üzerinde olan kartal figürü beni çok etkilemişti. O günlerde yaşadığım duyguyu aktarmaya çalıştım. Kartal ile özgürlüğe uçtum. Salgın dönemini sert geçirmenin bir etkisi oldu sanırım.” dedi.
Sanatçının 18 Ekim’de açılan sergisi, Alman basınında yer aldı. Almanya’da doğup, İstanbul’da sanatını sürdüren Sultan Adler’in Almanya’da sergi açması basının yoğun ilgisini çekti. Gösterilen ilgiden memnun olan sanatçı, sergi açılışının ardından İstanbul’a dönüş yaptı. Sultan Adler, sanat eğitimine 2003 yılında Ottersberg Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde başladı. 2005-2009 yılları arasında Bremen Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde eğitim gören sanatçı, 2007 yılında Viyana Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde eğitimini devam etti. 2015 yılında Berlin’deki Weissensee Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı.
İlk kişisel sergisini 2009 yılında gerçekleştiren Adler, farklı sanat programlarında kişisel sergilerini açtı. Çok sayıda ülke ve şehirlerdeki sanat platformlarında 20’den fazla karma sergiye katılan Adler, 2012-2018 yılları arasında Berlin Kültür Senatörü tarafından düzenlenen Residance Berlin ve Karin Abt-Straubinger Vakfı ile Berlin Senatosu Kültür İşleri Şansölyesi’nin stüdyo programına misafir sanatçı olarak gitti. Yaşamı ve çalışmalarını İstanbul ile Berlin arasında sürdüren Adler, çalışmalarında kâğıt üzerine sulu boya ve tuval üzerine yağlı boya tekniklerini kullanıyor.
Manisa’nın Kargınışıklar Mahallesi’nde ahşap ve kerpiçten yapılan evler, dikkat çeken mimarisiyle fotoğraf tutkunlarının ortak buluşma noktası oldu.
1200 nüfuslu mahallede, özellikle hafta sonları ziyaretçi yoğunluğu yaşanıyor. Mahallede kayalık arazideki bitişik ahşap evleri fotoğraflamak isteyenlerin ilgisi yörede yaşayanları memnun ediyor.
Mahalle sakinlerinden Osman Altun, yaptığı açıklamada, ziyaretçilerin ilgisini çeken evlerin yaklaşık 300 yıllık olduğunu belirterek, “Burada kendi halinde yaşayan aileler var. Yıllar önce bu evler zamanın imkanları ile yapılmış. Bu görüntü gelen misafirlerin çok ilgisini çekiyor.” dedi.
Bölgede halıcılık ve çiftçilik yapıldığını aktaran Altun, “Köyümüz için ‘antik şehri andırıyor’ diyen de ‘Nepal ve Pakistan’daki evleri andırıyor’ diyen de var. Burada yaşayanlar hayatlarından memnun. Buranın koruma altına alınarak restore edilip ve daha güzel bir görünüm oluşmasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
İbrahim Yıldız ise ziyaretçilerin çektiği fotoğrafları internette paylaşmasıyla mahalleye ilginin arttığını dile getirerek, “İnternetten görenler merak edip buraya geliyor.” diye konuştu.
Erzurum’da yapay gölet, hayvanat bahçesi ve özellikle sonbahar aylarında farklı renk tonlarını içinde barındıran Ata Botanik Park, özel anlarını güzellikleriyle büyülüyor.
Yakutiye ilçesindeki Atatürk Üniversitesine ait olan parkta, farklı familyalardan ağaç, çalı ve çiçek olmak üzere 150 bitki çeşidi, yapay gölet, ahşap, köprü, pergola, kamelya, hayvanat bahçesi ve taşlı yollar yer alıyor. Botanik park, 2006 yılında 350 dönüm arazi üzerine kuruldu.
Her geçen gün insanların daha çok ilgisini çekebilen park, özellikle kış ve sonbahar aylarında akın akın gelen ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor.
Sonbahar aylarında kırmızı, yeşil, sarı ve mor ile renk cümbüşüne dönen ağaçlarıyla doğaya ayrı renk katan park, hafta sonu tatilini fırsat bilenlere sonbaharın renkleri içinde manzara izleme olanağı sağlıyor.
Parkın rengarenk doğası ve güzelliklerini değerlendirmek isteyen ziyaretçilerin yanı sıra fotoğrafçılar da “doğal stüdyo” olarak kullandıkları yüzlerce alanda insanların en mutlu anlarını güzelleştiriyor.
Fotoğraflarını arka fondaki tabiatla çektirmek istediklerini belirten Tedik, “Doğu Anadolu’da böyle bir yeri bulmak çok nadir. Burası tabiatı ve fotoğraf çekiminde tercihi. Biz de fotoğraflardaki anlarınızı ölümsüzleştirmek için buradayız. Burası adeta bulunmaz bir cennet.” dedi.
Tedik, parkta sonbaharın ayrı güzelliğine şahitlik ettiklerini ifade ederek, “Kışa hazırlık yapıyoruz ama şansımızla sonbaharın güzelliklerini yaşıyoruz. Gelecek olanlara tavsiye ediyorum. Çoğu yerde olmayan bitki çeşitleri, renk tonlamaları ve yapay havuzlar bunlar her yerde bulunacak şeyler değil.” diye konuştu.
Parkın görülmeye değer yerlerden bir tanesi olduğuna işaret eden Turgut, şöyle konuştu:
“Bu mevsimde buraya ilk defa geldik. Çevresi, ve peyzajıyla ilimize değer katan görülmeye,gezilmeye değer bir yer. Aileniz hafta sonu gelip burayı ziyaret etmelisiniz, sonbaharda gerçekten renk cümbüşü var. Küçük hayvanat bahçesi çocuklar için çok eğlenceli. Fotoğraf içinde ayrı ayrı mekanlar var. Burada her şey düşünülmüş.”
Turgut, farklı tonlarda renklerin başka bir güzellik kattığın ifade ederek, “Burada yeşilin bir çok tonunu görme imkanımız var. Botanik Park’taki ağaçların yeşili, sarısı çok güzel. Böyle bir parkın ilimizde olması keyif verici.” dedi.
Erzurum merkez Yakutiye ilçesi Gül Ahmet Caddesi üzerinde Derviş Ağa Camii karşısında Yeğen Ağa Mahallesi’nde bulunan Karanlık Kümbette devam eden restorasyon tamamlandı.
Erzurum Müze Müdürlüğü bünyesinde bulunan Karanlık Kümbet Emir Sadrettin tarafından 1308 yılında yapıldı. 712 yıldır ayakta durmaya çalışan kümbet yapılan restorasyon çalışmalarından sonra yeniden açıldı. Konik kubbeli çatısında deforme olan taşların yerine 500 yıla yakın ömrü olan taş döşendi.
Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Cemal Almaz, Karanlık Kümbette tamamlanan restorasyon çalışmaları hakkında, “Erzurum’un nadide ve güzide yerlerinden biri olan Karanlık Kümbet de bulunuyoruz. Diğer adıyla Sadrettin Baba Kümbeti de denilir. Erzurum’un her tarafı adeta açık hava müzesi durumundadır. Kümbetler tarihimizde bilindiği gibi anıt mezar olarak kullanılan bir yapı tarzıdır. İlmi kişiler ve gönül adamlarına böyle kümbet(anıt) mezarlar yaptırılarak hatıraları yad ediliyor. Erzurum kümbet anlamında çok zengin bir il durumundadır. Erzurum’da bulunan kümbet sayısı 20’dir. Karanlık Kümbet isminin neden Karanlık Kümbet denildiği bilinmeyen, halk arasında Sadrettin Baba Kümbeti diye bilinir. Erzurum Yakutiye ilçesi Gül Ahmet Caddesi Yeğen Ağa Mahallesi Derviş Ağa Camisi ile karşı karşıya bulunan bir kümbettir. Erzurum’da bulunan ilk kümbetlerden birisi durumundadır. Osmanlı ve Selçuklu döneminden kalma bir eserdir. Yalnızca 1950 yıllarında küçük çaplı bir onarım görmüştür. Bugün itibariyle elimizde yadigar olarak kalan kümbeti baştan aşağıya ciddi bir revizyona tabi tutuldu. orijinalini koruyarak yapılan Kubbesini bile yeniledik. Kırmızı bileziği görünmeyecek durumdaydı onu silerek görünür hale getirdik. Kümbetin iç boyasını yaptık, iki katlı kümbette üst kat mescit alt katta iki mezar bulunmaktadır. 700 yılı aşkın zamandır ayakta duran eser, 700 yılın sonunda Kümbeti kapsamlı bir Restorasyon yaptık. Erzurum halkı ve Erzurum’a gelen misafirlerimizi bu eserleri gezmeleri konusunda davet ediyoruz.” diye konuştu.
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2020/10/karanlik-kumbette-emir-sadrettin-baba-kumbeti-deva-1603348212804.jpg6661000adminhttps://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.pngadmin2020-10-22 11:25:082020-10-22 11:25:08Erzurum’da Tarihi Kümbet Restore Edildi
OSMANİYE’de 2 bin yıllık geçmişe sahip olan Kastabala Antik Kenti’nde bir süredir bekletilen kazı çalışmaları, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne bağlı Müze Müdürlüğü Başkanlığı tarafından yeniden başlatıldı.
Kent merkezine 12 kilometre mesafede, Cevdetiye- Karatepe yolunda, Kesmeburun, Bahçe ve Kazmaca köyleri arasında, Ceyhan Nehri’nin yakınlarında küçük bir ovaya hakim kaya çıkıntısı üzerinde yükselen ortaçağ kalesi çevresinde gelişen Kastabala Antik Kenti’nde ilk kez Bakanlar Kurulu Kararı izniyle 2009 yılında arkeolojik kazı çalışmaları başlatıldı. 5 yıl önce duran kazı çalışmalarına yeniden başlanıldığını söyleyen kazı sorumlusu Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Faris Demir, bu yıl antik tiyatronun tamamen gün yüzüne çıkartılmasının hedeflendiğini söyledi.
Dr. Faris Demir, antik kentteki kazı çalışmalarının, ziyaretçilerin bölgeyi daha rahat gezebilmesi için devam edeceğini söyledi. Çalışmalardaki ilk amacın kentin görünebilirliğini sağlamak olduğunu ifade eden Demir, brandaların kaldırılması ve bitki örtüsünün temizlenmesi çalışmalarının yapıldığını belirterek, “İstekler doğrultusunda büyük ilgi olunca kazı çalışmalarına da başlamamız istendi. Tiyatroda kazı çalışmalarına başladık. Burada başlamamızın nedeni o dönemdeki kentin kültür ve sanat merkezi tiyatrolardı. Tiyatroda büyük ölçüde ayakta. Çalışmalarımızı çok hızlı bir şekilde tamamlayarak ziyaretçilerimizin hizmetine sunmayı planlıyoruz” diye konuştu.
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2020/10/kastabala-antik-kenti-nde-kazi-calismalari-ye-7-13681031_o.jpg399600adminhttps://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.pngadmin2020-10-21 11:03:402020-10-21 11:03:40Kastabala Antik Kenti’nde kazı çalışmaları yeniden başladı.
Fişekhane, sinema günlerine ekim ayında da Başka Sinema’nın bağımsız film seçkisi ile devam edecek. Ekim ayının seçkileri arasında “Buena Vista Social Club”, “Palm Springs”, “Radyoaktif”,“David Copperfield’ın Çok Kişisel Hikayesi”, “8 Buçuk” ve “Peninsula” filmleri yer alıyor.
Fişekhane tarihi taş binasında, Başka Sinema iş birliği ile haftanın üç günü farklı kategorilerde bağımsız filmleri izleyiciye sunacak. 2020 yapımı fantastik komedi “Palm Springs”,Omara Portuondo, Compay Segundo,Ibrahim Ferrer, Ruben Gonzales, ve Eliades Ochoa ve kurdukları unutulmaz grup “Buena Vista Social Club” ödüllü belgeseli, 2019 yapımı “David Copperfield’ın Çok Kişisel Hikayesi”, 20 yüzyılda fizikte çığır açan bir kadının hikâyesini anlatan “Radyoaktif”, yönetmen Federico Fellini’nin başyapıtları arasında yer alan “8 Buçuk” ve yine 2020 yapımı aksiyon korku kategorisinde “Peninsula” Ekim ayının seçkileri içinde yer alıyor.
Taş Bina’da yer alan sinemada sınırlı sayıda misafir kabul ediliyor.
Program:
21 Ekim – Palm Springs
23 Ekim – Buena Vista Social Club
24 Ekim – David Coperfield’in Çok Kişisel Hikayesi
28 Ekim – Radyoaktif
30 Ekim – 8 Buçuk
31 Ekim – Peninsula
Detaylı program ve biletlere Biletix’ten ulaşılabilir.
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2020/10/d1637eaa3e35798d2c1404ec6178bf4d.jpg468640adminhttps://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.pngadmin2020-10-20 12:52:482020-10-20 12:52:48Fişekhane’de Sinema Günleri, Başka Sinema’nın Bağımsız Filmler seçkisiyle devam etmekte
Hititlerin kil tabletler üzerindeki çivi yazısı metinleri, 30.000 belgeye dayanarak çevrim içi olarak erişime açılıyor.
Geleneksel yönteme göre, manuel bir kopya yapıldıktan sonra, içerik dizin kartlarında belgelenir. C: Doris Prechel
Hititler hemen hemen 3.500 yıl önce Anadolu’da yaşadılar. Araştırmacıların yalnızca yaklaşık 100 yıl önce deşifre edebildikleri bir dili kullanarak, kararnamelerinin ve antlaşmalarının, mitlerin, duaların ve ritüellerin kayıtlarını tutmak için kil tabletler kullandılar.
Şimdi ise Hititlerin çivi yazısıyla yazılan metinleri artık tamamen online olarak erişilebilir hale getiriliyor. Koleksiyon, çoğu Hitit dilinde yazılmış 30.000 belgeye dayanacak, ancak Luvice ve Palaca gibi diğer dillerden de örnekler olacak.
(Hititlere Ait Yesemek Heykel Atölyesinde Gölet İnşaatı)
Ortak projeye Mainz, Marburg ve Würzburg üniversiteleri ile Mainz’daki Bilimler ve Edebiyat Akademisi’nden araştırmacılar katılıyor. Thesaurus Linguarum Hethaeorum digitalis (TLHdig) projesi, önümüzdeki üç yıl içinde Alman Araştırma Vakfı’ndan (DFG) yaklaşık 520.000 Euro fon alacak.
Mainz, Hititolojinin küresel merkezi olmak istiyor
Johannes Gutenberg Üniversitesi (JGU) Antik Araştırmalar Bölümü’nden Profesör Doris Prechel, “Bu muazzam finansman, Mainz’in, 1960’lardan beri Hittitoloji’nin dayanak noktası olduğu bir araştırma merkezi olarak tanınması olarak da görülebilir.” diyor.
Mainz Bilimler ve Edebiyat Akademisi Hititoloji Arşivi; dünyanın en büyük transliterasyonlu Hitit yazıları koleksiyonunu, yani orijinal çivi yazısından Latin alfabesine dönüştürülmüş metinleri barındırıyor.
Geleneksel yönteme göre, çivi yazısı metnin bir el kopyası kil tabletten yapılır. C: Doris Prechel
“Burada harika bir başlangıç noktamız var ve dijital kelime hazinesi ile dünya çapında Hititoloji için bir atılım gerçekleştirebiliriz.”
Prechel ve JGU’daki grubu, çağırma ritüelleri üzerine bir metin koleksiyonu derleyerek projeye katkıda bulunacak.
Bu ritüeller çoğunlukla, diğer şeylerin yanı sıra kraliyet ailesini, tanrıların iyi niyetini kazanmak veya siyasi sistemi tehlikeden korumak için tasarlanmış büyülü çağrılar şeklini aldı.
İşbirliği ortakları, Hitit kültürünün kalıntılarını 21. yüzyıla taşımayı hedefliyor. O zamanki Hitit başkenti Hattuşa’da bulunan ve bir milyondan fazla indeks kartında belgelenen 30.000 kil tabletin büyük bir kısmı dijitalleştirilmiş haliyle mevcut. Şimdi ise uygun şekilde uyarlanacak ve yorumlarla sunulacak.
Metin koleksiyonuna yeni Hititoloji Platformu Mainz aracılığıyla çevrimiçi olarak erişilebilecek. Ayrıca gelecekte Hitit bölgelerinde bulunan yeni çivi yazılı metinleri de entegre etmek mümkün olacak. Böylece yeni platform, çivi yazılı transkriptlerin canlı bir arşivi olacak ve Hititlerin kültür ve tarihini araştırmak için kaynak metinlere erişimin tamamen yeni bir yolunu sunacak.
Kundura Sinema, sinema tarihinin önemli edebiyat uyarlamalarına yer verecek. “Edebiyat uyarlamaları programı”, 15 Kasım’da başlayacak.
İstanbul Beykoz’da yaz ayları boyunca devam eden Bir Yaz Gecesi Sahnesi ve MUBI Türkiye seçkisi açık hava etkinliklerinin son bulmasının ardından kapalı salon etkinliklerine başlayan Kundura Sinema, Aralık – Kasım ayı programında sinema tarihinin önemli edebiyat uyarlamalarına yer vereceğini duyurdu.
“Edebiyat uyarlamaları programı” kapsamında Boris Pasternak’ın romanından uyarlanan Dr. Zhivago (Dr. Jivago), Hans Christian Andersen’in peri masallarından esinlenerek yazılan Red Shoes (Kırmızı Pabuçlar) ve çocuklara ve ailelerine özel, Fransız yazar Gilles Paris’in romanından uyarlanan Ma Vie de Courgette (Kabakçığın Hayatı) filmleri izleyicilerle buluşacak.
Kundura Sinema’nın Kasım – Aralık etkinlik takvimi şöyle:
15 Kasım 2020 – 17.00
Kabakçığın Hayatı / Claude Barras
21 Kasım 2020 – 17.00
Kırmızı Pabuçlar / Michael Powell, Emeric Pressburger
Yönetmen Deniz Tortum’un son filmi “Maddenin Halleri”, Engelsiz Filmler Festivali’nde iki ödül kazandı. Film, 23 Ekim’de New York’ta düzenlenen Imagine Science Film Festivali’nde A.B.D. prömiyerini yapacak.
Sanatçı ve yönetmen Deniz Tortum’un son filmi “Maddenin Halleri”, dün sona eren Engelsiz Filmler Festivali’nde festivalin yarışma seçkisi “Engelsiz Yarışma” kapsamında “Küçük Şeyler”, “Kız Kardeşler”, ”Bina” ve “Aether” filmleriyle birlikte yarışarak En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini kazandı.
Öykü Canlı ve Aslı Erdem’in, Yapımcılığını Anna Maria Aslanoğlu, ortak yapımcılığını Fırat Sezgin’in üstlendiği film, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni evi bellemiş doktor, hemşire ve tüm sağlık çalışanlarının gündelik hayatlarını takip ediyor ve hastanede akan yaşamı anlamaya çalışıyor.
MADDENİN HALLERİ 23 EKİM’DE NEW YORK’TA
Türkiye’de 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde prömiyerini yapan ve En İyi Belgesel seçilen film, 23 Ekim’de de New York’ta düzenlenen Imagine Science Film Festivali’nde A.B.D. prömiyerini yapacak. (KÜLTÜR SANAT SERVİSİ)