Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Frankfurt Belediyesi’nin katkılarıyla 1- 6 Kasım’da Almanya’da Frankfurt şehrinde gerçekleştirilecek.

Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali’nin jüri değerlendirmeleri sürüyor. Yeni tip korona virüsü (Covid-19) tedbirleri nedeniyle ödüllerin 2021’de verileceği festivalde ödül alan filmler özel gösterimle halkla buluşacak. Kısa film ve belgesel kategorisinde derece alan eserler online izlenebilecek.

Türk ve Alman üniversitelerinde sinema eğitimi almakta olan gençlerin yaratıcılıklarını desteklemek ve çalışmalarını uluslararası platforma ulaştırmak amacıyla düzenlenen Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali’nin bu yıl 12’ncisini düzenlediği “Üniversitelerarası Kısa Film Yarışması” da öğrencilerden yoğun ilgi gördü. Yarışmaya Türkiye’den 33, Almanya’daki üniversitelerden ise 11 film katıldı.

‘5 TÜRK KISA FİLMİ İLE 5 ALMAN KISA FİLMİNİ GÖSTERİME SUNULACAK’

Türkiye ve Almanya’da aynı alanda öğrenim gören gençlerin kendi ülkelerinin kültürel değerlerini çektikleri filmler aracılığıyla bir diğer kültüre yansıttığını ifade eden festival yönetimi, başarılı bulunan ilk 5 Türk kısa filmi ile 5 Alman kısa filmini festival süresince gösterime sunacağını belirtti.

Başkanlığını Prof. Dr. Gülseren Yücel’in üstlendiği, Dr. Cengis Asiltürk, Dr. Çağıl Ömerbaş, Özgür Özbalık, Eyşan Mert, Zehra Karadağ ve İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Özgür Evren Arık’tan oluşan kısa film jürisi, Türkiye’den katılan filmleri online izleyerek değerlendiriyor.

FRANKFURT’A DAVET EDİLECEKLER

Jürinin aldığı karar sonucunda Türkiye’den ve Almanya’dan birinci gelen filmlerin yönetmenleri festivalin gerçekleşeceği tarihlerde Frankfurt’a festival konuğu olarak davet edilecek. Dereceye giren ve kazananlar açılış gecesi ilan edilecek.

Kaynak:Duvar

Yönetmen Ferzan Özpetek, İtalya Sanat ve Deneme Sinemaları Federasyonu tarafından ödüle layık görüldü. Özpetek, Mantov’daki törende ödülünü aldı.

İtalya’nın önde gelen sinema yazarları ve eleştirmenlerinin oluşturduğu İtalya Sanat ve Deneme Sinemaları Federasyonu (FICE), eylül ayında bu yılki ödülünü yönetmen Ferzan Özpetek’e vereceğini açıkladı. Özpetek, Mantov’da gerçekleşen törende FICE Ödülü’nü aldı.

Özpetek, Instagram hesabından, Ralph Waldo Emerson’un sözünü yazarak, ödüllü fotoğrafı ile “Yol sizi nereye götürüyorsa oraya gitmeyin, yol olmayan yerden gidin ki; iz bırakın” notunu paylaştı.

Federasyon, Özpetek’in özellikle son çektiği, “Şans Tanrıçası” (La Dea Fortuna) filmi olmak üzere kariyeri boyunca tutarlı biçimde yazdığı kaliteli senaryolar ve bunları sahneleme becerisi, oyunculara yönelik yönlendirmeleri ile izleyicilerin itirazsız şekilde beğenisini kazanması nedeniyle ödüle layık görüldüğü belirtilmişti.

Kaynak: Duvar

Sinop´ta, Balatlar Yapı Topluluğundaki kazı çalışmalarında, Hz. İsa´nın çarmıha gerildiği haçın bir parçasının içinde olduğu tahmin edilen taş sandığın ardından bu kez de Bizans dönemine ait Zeugma Antik Kentindekilere benzer mozaikler bulundu. Kazı ekibi, mozaiklerin gün yüzüne çıkarılması için çalışma yürütüyor.

‘TÜRKİYE´DE MEZARLARIN ÜZERİNDE MOZAİĞE İLK KEZ RASTLANDI’

Kazı çalışmalarının bu yıl 13 Temmuz´da başladığını dile getiren Prof. Dr. Gülgün Köroğlu, “Bu sene ilk defa Türk Tarih Kurumu ve Sinop Belediyesi kazı çalışmalarını destekledi. Çalışmalar mükemmel gidiyor. Bu dönem ki kazı çalışmaları genel olarak bitti, şimdi de restorasyon çalışmaları devam ediyor. Özellikle mozaiklerle ilgili çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor. Restorasyonun ardından bu mozaikler için sergileme platformları hazırlanacak. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu alan ziyarete açılacak. Bu mozaikler Karadeniz Bölgesi için çok ilginç, çünkü bununla ilgili biz hep Antakya Zeugma´yı biliyoruz. Bu nedenle Karadeniz´in mozaikleri çok önemli. Bu mozaikler erken Bizans dönemine ait ‘mezar adak’ mozaikleridir. Bu mozaikler mezarların üzerindedir, o dönemin zengin kişilerinin mezarlarına bu mozaikler yapılmıştır. Mozaik çalışmaları tamamlandıktan sonra mezarlar da açığa çıkarılacak. Bu tip bir yapıyı ve mozaikleri Ürdün ve Suriye´de buluyoruz. Türkiye´de mezarların üzerine mozaik döşemelerini ilk kez Sinop´ta gördüm. Her mozaik panosunun üzerinde o mozaik kim için yapıldıysa ve kim tarafından yaptırıldıysa onun ismi yazıyor” dedi.
KAYNAK:HABERTÜRK

Çocukluk hayallerinize her yaşta kavuşabilirsiniz. Elbette kimse sizden Balerin olmanızı beklemiyor fakat Bale yapmak için de hiç geç sayılmaz.Dans etmeyi bilip bilmemeniz veya baleyi bilip bilmemeniz değil öğrenmeye istekli olup olmamanız önemli.

Klasik baleyi artık Nar Sanatta da öğrenebilirsiniz.

NEDEN BÜYÜKLERE BALE

 

Her yaşta olduğu gibi yetişkinler için bale eğitimi her şeyden önce farkındalığınızı artıracak ve beklide yapamadığınız sporun yerini bir nebze dolduracaktır. Bunu yaparken doğru duruş pozisyonunuzu süreç içerİsinde edinerek yürüyüşünüzü dahi değiştirecek ve özgüveninizle birlikte sağlığınızı da nekadar etkilediğini fark edeceksiniz.

Sadece duruş bozukluklarının giderilmesi değil aynı zamanda; hareketsizlikten ileri gelen yorgunluk, kronik baş ve kas ağrıları, sırt ve bel  deformasyonlarının azaltılması ve bunun yaratmış olduğu etkiyi tüm vücudunuzda hissedeceksiniz. Tüm bunları yaparken kilo dengesi ve hareketsizliğin vermiş olduğu sorunları giderecek ve daha esnek ve estetik bir duruş ve yürüyüş şekline de ulaşacaksınız.

Yukarıda sayılan yetişkin bale eğitiminin sizlere olacak katkısını  maddeler halinde sıralayacak olursak şu başlıklar altında toplamak mümkün.

·         Vücudunuzu ve vücudunuzun yapabileceklerine süreç içerİsinde tanık olabilirsiniz

·         Aerobik, veya step veya diğer spor dallarında olduğu gibi tek kas üzerine gidip bölgesel değil tüm vücudunuza              estetik ve değer katacaksınız

·         Sağlıklı ve uyumlu bir bedene kavuşabilirsiniz.

·         Omurilik sisteminizde ilerleyen yaşla beraber oluşabilecek rahatsızlıkların önüne geçmeniz mümkün olacaktır.

·         Vücudunuzda oluşabilecek kas rahatsızlıklarını belili ölçülerde azaltacaktır.

·         Esneklik, estetik ve güçlü bir beden yapısına kavuşabileceksiniz.

·         Kendinize olan güveniniz ve beden ifade yeteneğiniz artacaktır.

·         Müziğin bedende uyumlaşmasını ve rahatlamanın nasıl olacağını görecek ritmi fark edeceksiniz.

·         Takım çalışmasının yaratacağı uyum ve özgüvene sahip olacaksınız

·         Daha yaratıcı ve senkronize olmanızı sağlayacaktır.

·         Daha programlı ve disiplinli bir hayata doğru adım atacaksınız.

·         Müzik, dans arasındaki beden uyumu ile sanata bir adım daha yaklaşacaksınız

·         Tüm bunların yansımasını iş ve özel yaşamınızda da hissedeceksiniz.

 

 

Daha önce bale veya dans dersi almış veya hiç almamış olabilirsiniz sizler içinde artık bale eğitimi bir adım ötenizde.

Elbette küçültülmüş gruplarla ders almanın yanı sıra özel olarakda alabilirsiniz.

Gruplarımız hafta içi ve hafta sonu olarak açılacaktır.

Yetişkinler için bale eğitimimiz 80 dakikadır. Bilgi ve iletişim için lütfen TIKLAYINIZ

 

Sınırlandırılmış sayı ve sosyal mesafeye uyarak kayıtlı öğrencilerimize her eğitim döneminde olduğu gibi yine solfej derslerimiz 2020-2021 eğitim dönemi için önümüzdeki hafta başlayacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak, müzik eğitimi alan tüm öğrencilerimize bu eğitimin temelinde bulunması gereken solfeji yani nota bilgisini dersini ücretsiz olarak sunuyoruz.

Bakırköy’de bulunan kursumuzda özel ders olarak piyano, keman, çello, gitar, bağlama, bateri, akordeon, flüt, kanun, saksafon, ud, klarnet ve şan  v.b. eğitimleri verilirken, öğrencilerimizin müzik temellerinin de sağlam olması hedeflenmektedir.

Bu anlamda öğrencilerimizin öğrenme süreçleri daha da kolaylaşıp, hızlanacağına  hem de öğrendiklerini pekiştireceklerine eminiz.

Neden solfej eğitimi bu kadar önemli?

“Solfej” kelimesi İtalyanca bir terim olup kelimenin tam anlamıyla “notalarla şarkı söylemek” anlamına gelir. Bu, bir müzisyen ve vokalist için müzik kulağının geliştirilmesini hedefleyen bir disiplindir. Müziği bestelemek ve gerçekleştirmek için ses sanatından zevk almanızı sağlayan eylemdir..

Herhangi bir şarkıcı ve müzisyen için aktif Solfej dersleri geliştirilebilen, seslerin algılanması zorunlu bir durumdur, Notaların seslerini bilmez ve tanımazsanız herhangi bir müzik çalamaz, çalsanız da doğru ses ile yürüyemeyebilirsiniz. Aktif algı, çalışma ve sesi duyma kısa sürede yeni becerilere hakim olmanın garantisidir. Bu yüzden solfej derslerinin şarkıcılar ve müzisyenler için önemi küçümsenmemelidir.

Konuyu daha da açacak olursak; Müzikal dikteler. Bunların yerine getirilmesinin ilkesi, okuldaki yazım kurallarına benzerdir, nasıl ki yazım dilinde harfler doğru yerlerde olmazsa doğru bir okuma bekleyemezsek müzikte de notalar doğru yerlerde olmadığı taktirde doğru anlama okuma  ve seslendirme mümkün olmayacaktır. Bunun yanı sıra konuşma ve okumada olduğu gibi doğru yerlerde duraksama, uzatma vurgu  gibi sessel ve duyusal gelişimde aynı alfabedeki gibi solfej eğitimiyle daha kavranabilir olmaktadır. Bu anlamda İşitsel analizi öğrenmek Her müzisyen için, duyulan müziğin doğası, uyumu, hızı, ritmik özellikleri ve yapısıyla kulak tarafından belirlenebilmesi çok önemlidir. İşte tüm bunlar solfej eğitimi ile daha somut hale getirilmektedir.

Öğrencilerimizin solfej katılmasını bu yüzden önemsiyoruz.

İşte Özel Nar Sanat Eğitim Kursu solfej gruplarının gün ve saatleri:

·         Okul öncesi grubu Salı günleri saat 18.00 / Cumartesi 18:15

·         Yetişkin grubu Çarşamba saat 19.00 / Cumartesi 19:15

·         İlk-ortaokul grubu salı saat 18.00 / Pazar 18:15

Solfej gruplarında öğrenci sayısı arttıkça yeni gruplar açılacaktır.

Doğaya ve doğala olan özlem, seramik atölyelerine ilgiyi arttırdı. Seramik eğitmeni Sertuğ Dalyancıgil, “Seramik yaparken ruhumuz bir yandan dinlenirken bir yandan da terbiye oluyor…” diyor.

Binlerce yıllık tutkudur seramik. İnsanoğlunun yaklaşık 8 bin yıl önce kili günlük hayata katmasıyla başlayan ve gittikçe vazgeçilmez bir sanat dalına dönüşen bir tutku. Hammaddesi topraktır. Toprak su ile buluşur, el değer, yoğrulur, biçimlendirilir, kurur, ateşle pişer… Sırında sırlar saklıdır, gizemlidir. İnsanlığın binlerce yıllık yaşam yolculuğunda hep vazgeçilmez olmuştur.
İhtiyaçtan doğan ama bir yandan da duyguları içten dışa akıtmanın en saf ve tılsımlı hali olan seramik sanatına son günlerde ilgi çığ gibi büyüyor.
Bodrum Bitez’deki,” Sertug Ceramics “ atölyesinin sahibi, seramik eğitmeni Sertuğ Dalyancıgil bu ilginin nedenini “ Yorgun düşen, doğayı ve doğal olanı özleyen ruhlar, rahatlamak için sanata yöneliyor. Seramik sanatı ise doğadaki dört elementi her aşamasında barındıran tek sanat” diye açıklıyor.

Öyle ya, ateş, su, toprak ve hava seramik sanatının aşamalarında mutlaka olması gereken faktörler. Her aşamasında sakinlikle, sabırla ilerlenen bir süreç seramik. Günümüzde her şey çok çabuk üretilip, tüketilirken seramik doğası gereği kendine özgü kurallarıyla şekilleniyor, Dalyancıgil’in tanımıyla, “Seramiğin her aşaması sabrı öğretiyor.”
Sertuğ Dalyancıgil’i seramik sanatına doğaya olan tutkusu yönlendirmiş. İstanbul’da çok değerli sanatçıların atölyelerinde eğitim almış, değişik teknikler öğrenmiş. Yıllarca üreten olarak gönül verdiği sanatta yol alan Dalyancıgil çevresinden de gelen taleplerden sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Seramik ve Cam Teknolojisi” kursunu bitirerek eğitmen olmuş.
Bodrum, Bitez’deki atölyesinde seramik eğitimi de veren Dalyancıgil, “Talep çok ancak Covid-19 salgını nedeniyle tüm hijyen kurallarına uyarak ‘ tek kişilik” özel eğitim yapıyoruz. Kişiye özel eğitim olduğu için öğrencilerim de ben de memnunum” diyor.

“Seramikle uğraşmak size neler kattı?” sorusuna Dalyancıgil’in verdiği yanıt, yaşamın ipuçları aslında: “ Seramik bana sabrı öğretti. Bazen üzerinde çalıştığınız objenin tek bir bölümü için saatlerce uğraşmanız gerekebiliyor. Vazgeçmiyorsunuz. Çamura, tekniğe, bilgiye saygı duyuyorsunuz. Çamur size ‘ bekle’ diyor. Durmayı, beklemeyi, yeniden başlamayı öğreniyorsunuz. Kuruması için zaman veriyorsunuz, ‘ Yaptım, bitti hadi fırınlayayım’ demeniz mümkün değil. Fırın da ayrı bir süreç, en az 30 saat bekliyorsunuz. Sırladığınız ürün bazen sürprizlerle geri dönüyor size… Seramik hayatı öğretiyor aslında… Doğaya, doğadaki düzene saygı duyarak, onun kurallarıyla yol alıyorsunuz.”
Evinizde, masanızda kendi yaptığınız bir seramik obje olsun istiyorsanız, ruhunuzu dinlendirme arzunuz varsa bunun en kolay yolu bir seramik atölyesine uğramak…

Kaynak: Hürriyet

 

Bursa’da 35 yıldır eski radyo, televizyon ve gramofonları tamir ederek çalışır hale getiren Ahmet Ali Şağın’ın 100 parçadan oluşan sergisi, açıldı.

Bursa’da 35 yıldır eski radyo, televizyon ve gramofonları tamir ederek çalışır hale getiren Ahmet Ali Şağın’ın 100 parçadan oluşan sergisi, açıldı.

“Nostalji Doktoru” olarak bilinen koleksiyoner Şağın’ın Tayyare Kültür Merkezi’ndeki sergisinde, nostaljik radyolar, televizyonlar, müzik dolapları, gramofonlar, eski büfe konsolları ile plaklar yer alıyor.

Ziyaretçilerine 1930’lu yıllardan kalma radyolardan gelen müziklerle nostalji yaşatan sergide, siyah beyaz televizyon ekranından Charlie Chaplin’in filmlerini seyir keyfi de sunuluyor.

Serginin açılış töreninde konuşan Şağın, serginin açılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Uzun yıllardır topladığı ve tamir ettiği nadide eserlerin çok özel olduğunu belirten Şağın, “Nice tarihi olaylar, savaşlar, konuşmalar, eski radyolardan ve televizyonlardan dinlendi. Ben bu nadide eserleri tamir edip tekrar canlandırarak, ulaşılabilir hale getiriyorum.” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın katılımıyla açılış töreni gerçekleştirilen sergi, 31 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.

 

Kaynak: HABERLER.COM

Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi (MGÜ) bünyesinde kurulan sanat galerisi, “Rağmen” başlıklı karma sergiyle açıldı.

Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi (MGÜ) bünyesinde kurulan sanat galerisi, “Rağmen” başlıklı karma sergiyle açıldı.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, yeni tip koronavirüs tedbirleriyle (Kovid-19) yapılan açılış töreni, MGÜ Rektörü Prof. Erol Parlak ile Ressam Ahmet Güneştekin‘in katılımıyla gerçekleşti.

Açılışta, öğretim üyeleri Dr. F. Deniz Katıtaş ve Dr. Ceyla Ganioğlu, davetlilere müzik dinletisi sundu.

Sanatın iyileştirici gücüne vurgu yapılan sergide, MGÜ Güzel Sanatlar Eğitim Fakültesi Görsel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nden Doç. Dr. Aybige Demirci Şenkal, Doç. Dr. Güzin Ayrancıoğlu, öğretim üyeleri Dr. Sevinç Yanbeyi Beşer, Dr. Selin Güneştan ve Dr. Tuğba Çelebi ile Arş. Gör. Aylin Kara Işık’ın eserleri sergileniyor.

“Rağmen” başlıklı karma sergi, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Galerisi’nde 9 Ekim Cuma akşamına kadar sanatseverler tarafından gezilebilecek.

 

Kaynak: haberler.com

Anadolu’nun farklı köşelerinde yürütülen arkeolojik kazıların uzun soluklu destekçisi Türkiye İş Bankası pandemi koşullarına rağmen çalışmaların sürdüğü Teos ve Nysa antik kentlerindeki kazılara da desteğini sürdürüyor.

 

Roma döneminin mimari, şehir planlaması ve mühendisliğinin en etkileyici örneklerinden biri olan eğitim ve kültür kenti Nysa’daki kazılardaki çalışmalar T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına Doç. Dr. Serdar Hakan Öztaner başkanlığında yürütülüyor. Aydın’ın Sultanhisar ilçesindeki antik kentteki çalışmalara Türkiye İş Bankası geçen yıldan beri destek veriyor. Çalışmalar, arkeolog, sanat tarihçisi, numismat, epigraf, mimar, konservatör, restoratör, antropolog, arkeometrist, jeofizik uzmanlarından ve öğrencilerden oluşan bir ekip tarafından gerçekleştiriliyor. M.Ö. 3. yüzyıla tarihlenen Nysa’da kazı çalışmalarının odaklandığı Sütunlu Cadde’de M.S. 2. yüzyıla tarihlendirilen bir çeşme yapısı bulundu. Kentte yürütülen faaliyetler kapsamında Sütunlu Cadde kazılarının yanı sıra belgeleme, koruma, onarım, restorasyon çalışmaları gerçekleştiriliyor. Tiyatro sahne binasının birinci katının ayağa kaldırılması için başlatılan restorasyon çalışmaları ise devam ediyor. Anıtsal zeytin ağaçlarına ev sahipliği yapan Nysa, aynı zamanda engelli dostu parkurlarıyla kentin önemli yapılarına erişim imkânı sağlıyor.
Kazı çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Nysa Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Serdar Hakan Öztaner, “Kazılarımız pandemi nedeniyle alınan tedbirler doğrultusunda daha küçük bir ekiple temmuz başından bu yana sürüyor. 2013 yılında keşfedilen Sütunlu Cadde ile meclisle agora arasından gelen caddenin kavşak noktasındaki kazı çalışmalarında bu yaz anıtsal bir çeşme yapısı tespit ettik. Yaklaşık 14 metre ön cephe genişliği olan ve havuz derinliği 2,5 metreye ulaşan, Roma döneminde insanların serinlediği anıtsal çeşme M.S. 2. yüzyıla tarihlendiriliyor. Araştırmalarımıza devam ediyoruz. Kazı çalışmaları sonucunda anıtsal çeşmenin geneline dair önemli bilgilere ulaşabileceğiz” dedi.

 

ODAKTA DIONYSOS TAPINAĞI VAR
Türkiye’nin ilk sakin şehri Seferihisar’a 8 kilometre uzaklıkta yer alan Teos Antik Kenti’ndeki arkeolojik kazılara ise Türkiye İş Bankası 2018 yılından beri destek veriyor. Türk bilim insanlarının 1960’lı yıllardaki ilk araştırma ve kazı faaliyetlerinden sonra, 2010 yılında yeniden başlayan kazı ve restorasyon çalışmaları Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Musa Kadıoğlu başkanlığında yürütülüyor. Çalışmalar epigraf, seramik, sikke uzmanları ile arkeologlar, restorasyon, konservasyon uzmanları, mimarlar ve biyologlardan oluşan bir ekiple devam ediyor. 3 bin yıllık bir uygarlık mirasına ev sahipliği yapan Teos Antik Kenti’nde Anadolu’daki en büyük Dionysos Tapınağı’nın yanı sıra; Helenistik ve Roma dönemi kalıntıları, akropol, antik tiyatro, sarnıç, antik liman ve Dionysos Sanatçılar Birliği yer alıyor. Mimarı Prieneli Hermogenes olan Dionysos Tapınağı’nda süren çalışmalarla yapının tamamen gün yüzüne çıkarılması hedefleniyor.
Teos, tarihi ve kültürel zenginliğinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de dikkat çekiyor. Bölgenin biyolojik çeşitliliğini merak eden doğa gözlemcileri için kentin arkeolojik levhalarının arka yüzünde kent florasına ve faunasına dair bilgilere ulaşılabiliyor. Bugüne kadar 350’den fazla bitki türünün tespit edildiği antik kentte bin yaşını aşmış anıtsal zeytin ağaçları bulunuyor.
Teos’ta yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi veren Teos Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Musa Kadıoğlu, “Bu tapınak Helenistik Dönem’den günümüze ulaşan önemli yapılardan biri. Türkiye’deki en büyük Dionysos Tapınağı olması nedeniyle burada amacımız Romalı mimar ve mühendis Vitruvius’un, yapının mimarı olan Hermogenes hakkında söylediklerini teyit edebilmek, Hermogenes’in teoremlerinin ne kadar doğru olduğunu ve günümüze ulaştığını ortaya çıkarabilmektir. Pandemi sebebiyle daha küçük bir ekiple sürdürdüğümüz kazı çalışmalarımız kapsamında antik tiyatro ve meclis binasında da araştırmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

 

Kaynak: Hürriyet

Biliyoruz tatsız bir yazı başlığı fakat bazen gerçekleri yumuşatmak sadece olayı küçümsemektir ve bazı gerçekleri anlata bilmek için net söylemler gerekir.

Bir süre önce Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Müzik-Sen’in verilerine göre pandemi sürecinde 100’e yakın müzisyenin intihar ettiğini söyledi. Peki bu söylem yeterince ilgi çekti mi? Elbette Hayır!

Taşçıer’in söyledikleri kısaca şunlar; “Müzik-Sen’in verilerine göre pandemi başladığından bu yana intihar eden müzisyenlerin sayısı yüze yaklaşmış. Müzik aletlerini satarak eve ekmek götürmeye çalışan müzisyenler var. Bu insanların sigortaları yapılmadığı için hiçbir güvenceleri de yok” dedi.

Hani her şeye rağmen sizleri eğlendiren, mutlu olmanızı sağlayan, yeri geldi mi hüzünlendiren müzikleri yapan kişilerden bahsediyoruz. Hatırladınız mı? Ve sizlere/çocuklarınıza müzik eğitimi veren kişiler var ya onlardan bahsediyoruz. Hatırladınız mı? Zannetmeyin ki sadece müzisyenlerde durum bu? Tüm sanat dallarında durum aynı. (“Sanat/Müzik/müzisyen” derken milyonlar alıp kimsenin izlemediği ve sonrada aglak açıklamalar yapan şahsiyetlerden bahsetmiyoruz)

Resim, heykel, sahne sanatları v.b. tüm sanat dallarından bahsediyorum. Konunun temelinde ilk an sadece müzisyenler gibi görünmekle beraber konu aynı zamanda sanat eğitmenlerini de kapsıyor. 10 Binlerce kişi sanat eğitimi alıyor bunların pek çoğu sosyal güvenlikten yoksun tüm bunları geçtik sosyal güvenlikleri olsa ne olacak 1600-1100 tl arasında kısa çalışma ödeneği alarak kiralarını mı ödeyecek yoksa geçimlerini mi sağlayacaklar. Kaldı ki kaçak kursların durumu orada!

Bunu da geçtik Müzik ve pek çok sanat dalında eğitim veren yerlerin/Kursların tüm desteklerden mahrum kalmaları sanat kurslarının arasında birlik olmaması ve Yöneticilere ulaşamamaları zaten başlı başına bir sorun. Binlerle ifade edilen kurs olmasına rağmen hükumetler nezdinde girişimlerde bulunacak bir birlik dahi yok.

Birlik kurulması için Nar Sanat olarak pek çok defa girişimde bulunmamıza rağmen diğer kurumların duyarsızlığı bizleri bugüne getirdi.

Devletin sadece ceza ve denetim için Kursların varlığını kabul etmesi ve bunun dışında kursları yok saymaları, görmezden gelmeleri ve özel yasal düzenlemelerde özel sanat kurslarının fikrinin alınmaması zaten büyük sorunlar oluşturmakta. Bir motorlu taşıt kursu veya Üniversiteye hazırlık kursu ile aynı mantık ve statüde görülen sanat kurslarının yığılmış dağ gibi sorunları bulunmakta. Yasa ve yönetmelik çıkartırken Hürmetler bizleri görmezlikten gelmekte oysa anayasanın

64. Maddesinde şöyle der.:  XII. Sanatın ve Sanatçının Korunması
Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.

MADDE 73. — Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.

Der demesine ama neredeyse yok sayılır sanatçılar ve kurslar. Çünkü sanatçı denildiğinde anlaşılan sadece bir avuç icracı, sanat kurumu denilince de organizasyon ve menajerlik firması akla gelir oysa onlar zaten işin kaymak kısmını yemekte diğerleri de alçak sürünmeye devam!

Adı bilindik sanatçılar (!) dışında diğerlerinin ve özellikle sanat eğitimcilerinin durumu nedir diye ne devlet ne hükümet nede halk sormamakta. Nüfus 80 milyondan fazla 100 tanesini kaybetmişiz n’olur mantığı ile bakmak bizleri bitirmez belki ama  üzüntümüzü artırır. Bizlerde bu ülkenin vatandaşı vergi veren yaşayan ülkenin kültür ve sanatını ayakta tutan insanlarız hadi devleti hükümetleri hadi bir yerde haklıda geçtik ya siz sanat yapanlar, sanat eğitimi verenler sizlerde mi ölü toprağı serdiniz üzerinize?

Israrla söylüyoruz sanatçı demek sadece müzisyenler demek değil, tüm sanat dalları için durum benzer vaziyette. Biz hakkımızı savunmazsak kimse savunamaz bunun yolu da BİRLİK OLMAK.
Bu kadar dertten sonra haberimize geçelim.

Tüm bu olaylar yaşanırken BBCTÜRKÇE de Burak Abatay tarafından yapılan habere

Bir göz atalım.

Not: Haber elbette yine bir kesim sanatçıları ilgilendiriyor fakat “hiç yoktan iyidir” mantığıyla bakınca belki birilerinin dikkatini çeker.

“Koronavirüs Türkiye’de müzik sektörünü nasıl etkiledi, sorunlar nasıl çözülür?
Albüm satışları ya da dijital platformlardan elde edilen teliflerden kazançlar olsa da sektörün asıl geçim kaynağı konserler.

Orkestrasından sesçisine, ışıkçısından rodisine, menajerinden ulaşım görevlisine, mekân çalışanlarından mekân etrafındaki seyyar satıcılara kadar müzik sektörü pastasının pek çok dilimi var.

 

DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.

 

 

Stonehenge’deki dev kayaların kökenleri uzun zamandır bir gizemdi, ancak şimdi nereden getirildikleri ortaya çıktı.

 Sonunda Stonehenge’teki sarsen taşların çoğunun nereden geldiğini biliyoruz. C: Andre Pattenden

Brighton Üniversitesi’nden David Nash ve meslektaşları, anıtın ikonik taş çemberini oluşturan ve sarsen olarak bilinen 52 büyük kayanın 50’sinin kaynağını belirlediler.

Taşların kimyasal bileşimini analiz eden ekip, bunların kökenlerini anıttan 25 kilometre uzakta, Wiltshire’daki West Woods’a kadar izlemeyi başardı.

Sarsen taşları, Stonehenge’in dış çemberini ve at nalı şeklindeki bir iç çemberi içeriyor. Bunlardan birçoğu, iki dikey taş ve tepesinde yatay bir lento şeklinde düzenlenmiş.

Stonehenge, merkezine yakın, kökenleri daha önce Galler’e kadar izlenmiş olan mavitaş olarak bilinen daha küçük kayalar da içeriyor.

Araştırmacılar, portatif X-ışını floresans spektrometrisi, esasen el tipi bir X-ışını tabancası adı verilen bir teknikle saren taşlarının kimyasını analiz ettiler. Bununla her taş için farklı pozisyonlarda beş okuma yaptılar.

Bu analizler, 50 sarsen’in alüminyum, kalsiyum ve demir içeren eser elementlerle birlikte yüzde 99’dan fazla silika içeren ortak bir kimyayı paylaştığını ortaya koydu.

Nash, “Bunlardan ikisi bizim için sürprizdi, ana kümeden farklılardı, ama aynı zamanda birbirinden de farklılardı.” diyor. Bu durum onların iki ayrı kökenleri olduğunu gösteriyordu.

Daha sonra araştırmacılar, kayanın jeokimyasal bozunmasını elde etmek için 1958’de yeniden ayağa kaldırılan çökmüş bir sarsen’den alınan bir taş parçasını analiz ettiler. Bunu, İngiltere’nin güneyindeki benzer taş alanlarını örneklemek için kullandılar.

Marlborough Downs’ta örneklenen altı gruptan biri olan West Woods’taki kayalar örneklerle eşleşti.

Nash, “Orijinal kaynak bölgesini bulacağımızı hiç beklemiyorduk.” diyor.

Sarsenlerin kökenlerini belirlemek, Stonehenge’e taşınmış olabilecekleri yollar üzerinde gelecekteki arkeolojik araştırma olasılığını artırıyor.

Diğer iki sarsenin kökenleri ise henüz tanımlanamadı.


New Scientist. 29 Temmuz 2020.

Makale: David J. Nash et al.  (2020). Origins of the sarsen megaliths at Stonehenge. Science Advances.

Kaynak: Arkeofili

 

Borusan Müzik Evi, 10. yaşını kutlamaya devam ettiği yeni sezonda müzikseverleri yeni müzik, elektronik, dünya ve caz müziğinin öne çıkan temsilcileriyle buluşturacak. Sezon, 8-9 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Noise İstanbul Festivali’yle açılıyor.

Beyoğlu’nun ana müzik mekânlarından biri olan Borusan Müzik Evi, bu sezon da yeni müzik, elektronik, dünya ve caz müziğinin İstanbul’daki sahnesi olmak üzere sezonun ilk konserlerine geri sayıyor. Borusan Müzik Evi’nin ilk etkinliği, 8-9 Kasım tarihlerinde düzenlenecek Noise İstanbul Festivali olacak. Noise, deneysel, avangard müzik ve ses sanatı örneklerini bir araya getirecek festivalle, deneysel müzisyen Batur Sönmez 20 yıllık çalışmalarını taçlandırırken, Borusan Müzik Evi’nde ise benzersiz bir deneyimle tarihi bir ilke imza atılacak. Festival kapsamında, ilk gün Hiroshi HasegawaDominic Guerin a.k.a.Tone GeneratorFrancisco MeirinoODRZBatur Sönmez; ikinci gün KK NullRapoonAlexei BorisovHugo Paquete müzikseverlerle buluşacak.

 

Bu sezon Borusan Müzik Evi sahnesinde yer alacak diğer sanatçı ve topluluklar arasında, David Torn, Tim Berne, Chess Smith, Musica Sequenza “Hermes”, ANDRRA Live, Aïsha Devi, Emile Barret, Common Eider King Eider, Gravetemple, Sıfır, Timuçin Şahin Quartet, So Duo, Steve Gorn, Black Pencil, Hakan Ali Toker, Nona Ensemble, Otis-Öktem-Futacı Trio, İkiz Cabin Crew, Linet Şaul, Diego Leveric, Bülent Oral, Ayşe Lebriz Berkem, DİSKANT, Brassolist, Ceren Gündoğdu, Akın Sevgör, Lift Off ve Mercan Dede bulunuyor.

 

Nova Muzak serisi tam gaz devam!

Noise İstanbul Festivali’nin ardından Borusan Müzik Evi’nde kasım ayı etkinlikleri Kod Müzik işbirliğiyle düzenlenen Nova Muzak serisinin 30. konseriyle devam edecek. Bu kapsamda Borusan Müzik Evi, 15 Kasım Cuma akşamı avangard caz dünyasının üç yıldızının; David Torn, Tim Berne ve Chess Smith’in yeni projesi Sun of Goldfinger’a sahne olacak. Nova Muzak serisi 7 Aralık’ta elektronik müzik dünyasında bir benzerine rastlanmayan müziğiyle Aïsha Devi’yi ve Common Eider, King Eider’i konuk edecek. Serinin 14 Aralık’ta düzenlenecek bir diğer konserinde, sahnede drone, deneysel doom, noise gibi popüler müziğin sert ve uç taraflarında yer alan tür ya da stillerin bir birleşimi olan müzikler üreten Gravetemple sahnede olacak.

 

Borusan Müzik Evi’nde kasım ayında ayrıca, 16 Kasım Cumartesi akşamı, Burak Özdemir’in Berlin merkezli topluluk Musica Sequenza için ürettiği tarihi barok enstrümanlarıyla elektronik müziğin

 

birleşiminden oluşan Hermes adlı projesi sahnelenecek. 30 Kasım Cumartesi akşamı ise köklere ve aidiyete dair dünyaların birleştiği bir müzikal anlatı yaratan, Almanya doğumlu Kosova kökenli sanatçı ANDRRA sahnede olacak.

 

KAYNAK:Milliyet Sanat