Cumhuriyetimizin; Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Önderliğinde kurulduğu ve ilan edildiği 29 Ekim 1923 Tarihinden buyana 97. yıl geçti.

Her an ve her an daha bir özlemle andığımız; Atamız ve kuruluşta görev alan arkadaşlarını minnetle anarken Nar Sanat Eğitim ve Kültür Sanat Derneği olarak bulaştan uzak kalmanız , sizleri bir nebze de olsa mutlu etmek ve bizleri var edenleri anma adına Eğitmenlerimizin müzik dinletisine ONLINE olarak davet ediyoruz. Facebook ve Instagramda canlı olarak yayınlanacak etkinliğimize davetlisiniz.

Tarih ve Saat: 28 Ekim 2020 Cumhuriyet Bayramı

Saat 19:00

Program Akışı

Ahmet Baki FİGENGİL                                                       Altın kafeste

Hivİdar GÖKÇE                                                                   Çalın Davulları

Mini Konuşma

Aida  Pulake ALTINBÜKEN / Gül Bengisu ÖZCAN –  Düet Keman Performansı

Ahmet Baki Figengil                                                             İzmir’in Kavakları

Hividar Gökçe                                                                        Bir Fırtına Tuttu Bizi

Murat HASGÜN                                                                     Sabah Seherinde ötüyor kuşlar   / Neredesin sen

 

SAZENDELER :

Ahmet Baki FİGENGİL                      Klarnet

Mazlum ARDIÇ                                   Kanun

Ender ERCİYES                                   Gitar

Aida  Pulake ALTINBÜKEN             Keman

Hividar Gökçe                                     Flüt

Gül Bengisu ÖZCAN                           Keman

 

 

 

Derneğimiz çatısı altında faaliyet ve hizmetlerimiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TUNCELİ’de, yaklaşık 20 yıldır resim çizen Murat Ozan (43), sonbaharın gelmesiyle birlikte renk cümbüşüne dönen Munzur Vadisi’ni tuvale işliyor.

 

Tunceli’de sonbaharın gelişiyle Munzur Vadisi Milli Parkı, izlemeye doyamayacağınız bir manzara oluşturdu. Ortaokul öğretmeninin teşviği dışında resim alanında hiçbir eğitim almayan ve kentte yaklaşık 20 yıldır sokak ressamlığı yapan Murat Ozan, fırçalarını ve boyalarını alarak sonbaharın renklerinin yoğun olduğu Munzur Vadisi Milli Parkı’nı resmediyor. Hem doğada gezip stres attığını hem de gördüğünü tuvallerinde ölümsüzleştirdiğini söyleyen Ozan, yüksek rakımlı dağ yamaçlarında gün boyunca çizim yaptığını anlattı.

 

Munzur dağların ve nehrin dışında, tuz ihtiyaçlarını karşılamak için patika yollardan vadi tabanına inen yaban keçilerini de tuvaline yansıttığını belirten Ozan, “Ortaokul yıllarında resim çizmeye başladım. Lise yıllarımda resim öğretmenimden heveslendim. Kendi geliştirme yeteneğimle birleştirerek yıllarca resimler çizerek zaman geçirdim. Tunceli’nin muhteşem doğal güzellikleri bir ressam için yeterli. Gölge, ışık, renkler, dağlar, ağaçlar ve Munzur nehri çok güzel malzeme oluyor insana. Doğada resim yaparken gölgeyi ve ışığı takip ediyorum. Doğada her şey daha nettir. Doğanın içinde oldukça doğa sanat atölyesi oluyor ve tabiatta çizilen resmin kalitesi daha iyi oluyor. Şu ana kadar yaptığım tabloların sayısı 100’e ulaşmıştır. İnsanların çizdiğim eserlere ilgisi güzel” dedi.

 

Kaynak: Hürriyet

24. İstanbul Tiyatro Festivali bu sene 14 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında hem çevrimiçi platformlarda hemde sahnelerde tiyatroseverlerle buluşacak. Festival, dördü yurtdışından olmak üzere toplam 29 tiyatro, performans ve dans topluluğunun gösterisine ev sahipliği yapacak.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Opet, Aygaz ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenen festivalin fiziki performansları Koronavirüs önlemleri altında Fişekhane, DasDas, Moda Sahnesi, Babylon, Zorlu PSM, Yapı Kredi bomontiada, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Caddebostan Kültür Merkezi, Surp Vortvots Vorodman Kilisesi gibi mekânlarda gerçekleşecek. Festival programındaki çevrimiçi performanslar ise 14 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında, festival süresince online.iksv.org adresinde izlenebilecek. Festival biletleri 23 Ekim Cuma günü 10.30’dan itibaren biletix üzerinden satın alınabilecek. Festivalde dansçı, koreograf Geyvan McMillen, yönetmen Işıl Kasapoğlu ve Belçikalı yönetmen Ivo van Hove’a onur ödülü sunulacak.

 

ODAKTA ‘KADIN’ VAR
Programda kadınları odağa alan oyunlar dikkat çekiyor. Meltem Cumbul’un oynadığı, Milena Jesenská ve Franz Kafka aşkının günümüze ulaşmamış ‘eksik parçaları’nı tamamlayan Ben ‘Sevgili Milena’, Fransız Devrimi’nin bir parçası olmuş ve giyotinle idam edilmiş dört kadını sahnede buluşturan ‘Madam Giyotin’, Deniz Kaptan’ın ‘Kadın Hikâyeleri’ kitabından uyarlanan ‘Tut! Bırak!’, erkekler tarafından katledilen kadınların sesini öbür dünyadan duyuran ‘Ölü Kadınlar Diyarı’, Yıldız Kenter anısına öğrencileri Mam’Art Tiyatro, Ayça Bingöl ve Görkem Yeltan tarafından sahneye taşınan ‘Ben Anadolu’ ve yedi kadının, yedi Koronavirüs öyküsü anlattığı ‘Her Güne Bir Vaka’ bu yapımlardan.

 

DÖRT ULUSLARARASI YAPIM
Festivalin açılış gösterisi 14 Kasım Cumartesi akşamı Yapı Kredi bomontiada’da, Fransız Retouramont topluluğu tarafından hayata geçirilen dans projesi ‘Diagonale Ascendante’ olacak. Fanny Gombert ve Nathalie Tedesco bedenin yükselişteki sınırlarını, bedenlerinin enerjisini dik bir yapıya tırmanarak sorguluyor. Dansçıların bu düeti, onların hareket ettiği yapıya yansıtılan projeksiyonla pekiştiriliyor.

Klasik baleye getirdikleri özgün yorumlarıyla bilinen uluslararası dans topluluğu Club Guy&Roni, son çalışmaları ‘Kuğu Gölü’yle 18-19 Kasım’da Hollanda’dan canlı yayınla izleyiciyle buluşacak. Internationaal Theater Amsterdam yapımı ‘Babamı Kim Öldürdü?’ ve izleyiciyle online olarak buluşacak olan, Pippo Delbono’nun ‘Dopo La Battaglia’sı (Savaştan Sonra) festivalin diğer iki uluslararası konuğu.

Metin Akpınar’ın altmış yıla yaklaşan kariyerini ekrana taşıyan ‘İyi ki Yapmışım’ belgeseli de festival kapsamında seyirciyle buluşacak.

 

Kaynak: Hürriyet

Bu yıl, 20 – 26 Kasım arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek olan Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin jüri üyeleri belirlendi. Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması’nın jüri başkanı Leena Yadav, Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması’nın jüri başkanlığını ise Ruth Gabriel yapacak.

Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali‘nin 10’uncu yılında Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması‘nın ve Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması‘nın jüri üyeleri açıklandı. Adalet temalı filmlerin yarışmacı olarak katılacağı festivalin uzun metraj jüri başkanlığını, ‘Teen Patti’ ve ‘Parched’ gibi ödüllü filmlerin yönetmeni ve yapımcısı Leena Yadav yapacak.

 

Leena Yadav

Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması’nın jürisi Leena Yadav’in başkanlığında şu isimlerden oluşuyor; Ömür Atay (yönetmen)Rodd Rathjen(yönetmen)Alin Taşçıyan (film eleştirmeni) ve Tuba Ünsal (oyuncu). Jüri üyesi Rodd Rathjen, ‘Batmadan’ adlı filmiyle geçtiğimiz yıl Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması ‘En İyi Film Ödülü’nü kazanmıştı.

 

Ruth Gabriel 

 

Altın Terazi Kısa Metraj Film Yarışması’nın jüri başkanlığını ise yönetmen Ruth Gabriel gerçekleştirecek. Gabriel’in yanı sıra; Vuslat Saraçoğlu (yönetmen) ve Alican Yücesoy (oyuncu) da jüri ekibinde yer alacak. Jüri başkanı Ruth Gabriel, film yapımcısı, ödüllü şiir yazarlığı ve iletişim uzmanlığı ile de tanınıyor.

 

KAYNAK:HaberTürk

Koronavirüs salgını hayatın alışık olduğumuz akışını altüst etti ama neyse ki sevdiğimiz kültür-sanat etkinlikleri yerli yerinde… Şehrin en önemli sanat buluşmalarından 5. İstanbul Tasarım Bienali bu yıl da çok iddialı. Sergi mekânlarında ve şehrin farklı yerlerindeki kaçırılmaması gereken işleri sanat yazarlarına sorduk.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen Tasarım Bienali bu yıl ‘Empatiye Dönüş; birden fazlası için tasarım’ başlığını taşıyor. Eserler Pera Müzesi, Ark Kültür gibi sergi mekânlarının yanı sıra İstanbul sokaklarında ve dijital ortamda da sanatseverlerle buluşacak. Farklı ülkelerden ve disiplinlerden projelere ev sahipliği yapan etkinlik 15 Kasım’a kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek. İstanbul sokaklarındaki müdahaleler, araştırma projeleri, video serileriyse 30 Nisan’a kadar sürecek.

 

KAYNAK:Hürriyet

Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından gerçekleştirilen 8. Boğaziçi Film Festivali’nin açılış filmi, Majid Majidi’nin son filmi “Sun Children” oldu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkıları, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansı’nın destekleriyle bu yıl 23 – 30 Ekim’de düzenlenecek festivalin açılışı Majid Majidi’nin dünya prömiyerini 77. Venedik Film Festivali Ana Yarışma bölümünde gerçekleştiren ve Rouhollah Zamani’ye Marcello Mastroianni En İyi Genç Oyuncu Ödülü’nü kazandıran filmi “Sun Children” ile yapılacak.

“Beyond The Clouds” filmiyle 5. Boğaziçi Film Festivali’nin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması’nda Türkiye prömiyerini yaparak festivalden En İyi Kurgu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleriyle ayrılan Majid Majidi’nin son filmi “Sun Children”, geçimlerini zorlukla sağlayan Ali ve üç arkadaşının hikayesini konu almakta.

12 yaşındaki Ali ve arkadaşları para kazanmak için ufak bazı suçlar işler ve bir garajda küçük işler yapar. Ailelerinin geçimine katkı sağlamak için verdikleri mücadeleyi izleyen filmde dört arkadaşın bir yeraltı hazinesinin peşindeki macerasına tanıklık ediliyor.

Children of Heaven ile Oscar adayı ilk İranlı yönetmen olan ve “Baran”, “The Colour of Paradise”, “The Song of Sparrows” gibi filmleriyle Türk sinemaseverlerin yakından takip ettiği Majid Majidi’nin son filmi “Sun Children”, Türkiye prömiyerini 8. Boğaziçi Film Festivali’nde gerçekleştiriyor.

Oyuncu kadrosunda Ali Nasirian, Javad Ezzati, Tannaz Tabatabaie, Rouhollah Zamani, Mehdi Mousavi ve Shamila Shirzad gibi isimlerin yer aldığı film, Fajr Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Senaryo ve En İyi Prodüksiyon Tasarımı ödüllerinin de sahibi oldu.

8. Boğaziçi Film Festivali, Boğaziçi Kültür Sanat Vakfı tarafından 23 – 30 Ekim’de İstanbul’da gerçekleştirilecektir.

 

KAYNAK:Hürriyet

Balkan Savaşları’nda Edirne savunma hattının en önemli askeri alanlarından Hıdırlık Tabya, müze olarak düzenlenmekte.

Edirne’deki Hıdırlık Tabya, Türklerin Balkanlar’daki 600 yıllık tarihini anlatan Balkan Tarihi Müzesi olarak kapılarını açacağı günü bekliyor.
Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, Hıdırlık Tabya’nın, Şükrüpaşa komutasındaki Türk ordusunun destansı direniş gösterdiği bir yer olduğunu söyledi.

Tabyanın restorasyonunun, Kültür ve Turizm Bakanlığının Edirne’deki en önemli yatırımlarından olduğunu belirten Soytürk, tarihi yapının kasım ayında Balkan Tarihi Müzesi olarak yerli ve yabancı ziyaretçilerin beğenisine sunulacağını ifade etti.

MÜZEDE NELER OLACAK?

Balkan Tarihi Müzesi’nde “karargah odası”, “18 topçu odası”, “120 metrelik bir tünel” ve “4 dehliz odası”nın yer alacağını belirten Soytürk, “Bunların hepsinde geleneksel müzeciliğin, teşhir ve tanzim ürünlerinin dışında interaktif bir müze şeklinde dijital uygulamalarla gelen ziyaretçiler bilgilendirilecek. 1361 yılında Edirne’nin fethinden başlayıp, Balkan Savaşı sonrasına kadar Türklerin Balkanlar’daki 600 yıllık tarihini anlatacak Balkan Tarihi Müzesi’nin açılışını hasretle bekliyoruz” diye konuştu.

Soytürk, müzenin dış çevre ve peyzaj düzenlemelerinin yapıldığını, teşhir ve tanzim kapsamında içeride sergilenecek ürünlerin getirildiğini söyledi.

Her bir odada bir savaşı anlatan interaktif bir tema olacağını söyleyen Soytürk, “Son çalışmalar yapılıyor. Kontrolörler tarafından geçtiğimiz hafta burada sıkı bir çalışma yapıldı. Hıdırlık Tabya, Balkan Tarihi Müzesi olarak Balkan coğrafyasında yaşananları da anlatabilecek. Bu coğrafyada ciddi bir müzeyi şehrimize ve ülkemize kazandırılmış olacağız” diye konuştu.
Müzenin, Edirne’nin düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olan 25 Kasım’da açılması planlanmakta.

 

KAYNAK:NTV

Artvin’in Şavşat ilçesinde 6 buçuk metre genişliği, 2.1 metre çapındaki yaklaşık 2000 yıllık armut ağacının tescili için çalışma başlatıldı. Dünyanın en yaşlı armut ağacı olduğu değerlendirilen ağaç, koruma altına alınacak.

Şavşat ilçesi Yoncalı köyünde yaşayan Güllizar Altun’un bahçesinde yüzyıllardır meyve veren armut ağacının tescili için harekete geçildi. Artvin Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı uzmanlar, 6 buçuk metre genişliği, 2.1 metre çapındaki yaklaşık 2000 yıllık olduğu değerlendirilen armut ağacı ile ilgili tespit yaptı. Bazı parçaları laboratuvarda incelenerek, kesin yaşı belirlenecek ağaç tescil edilecek. Köy sakinlerinin ‘Yeşil armut’ adını verdiği ağaç, koruma altına alınacak.

‘KORUMA ALTINA ALINACAK’

Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Tüfekçioğlu, Yoncalı köyündeki ağacın dünyadaki en yaşlı armut ağaçlarından biri olduğunu söyledi. Tüfekçioğlu, “En yaşlı armut ağacı olarak ABD’de 410 yaşında, Romanya’da 610 yaşında bir armut ağacının bilgileri mevcut. Bizim bulabildiklerimiz dahilinde dünyadaki en yaşlı armut ağacı olarak görünüyor. İç kısmı kovuk, hala canlı ve armut vermeye devam ediyor. Korunmuş ve kesilmemiş olması büyük bir şans. Genetik kaynak olarak da çok önemli. Meyve ağaçlarının uzun yıllardan beri genleri taşıyor olmaları tohum alma ve genetik çalışmalar yapmak için de çok önemli. Bizim için bir gurur kaynağı. Tescillenip koruma altına alınması için gerekli girişimlerde bulunacağız. Bu bölge için bence önemli bir değer ve korunması gerekiyor. Ağaç sağlıklı görünüyor, herhangi bir kuruma belirtisi yok” dedi.

‘DÜNYANIN EN YAŞLI AĞACI OLACAK’

Tüfekçioğlu, ağaçtan alınan ilk örnekler ışığındaki tahminlere göre, yaşının 1500 ile 2000 arasında olduğunu söyleyerek, “Aldığımız burgu kalemine göre tahminde bulunduk ama laboratuvarda hassas sayımla beraber tam yaşını belirleyeceğiz. Şu andaki yaşı itibariyle dünyanın en yaşlı armut ağacı olarak görünüyor. Kastamonu’da ‘burgulu armut’ olarak tescil altına alınmış 200 yaşında bir ağacımız var. Bilinen başka tescilli armut ağacı yok. Şu haliyle dünyada en yaşlı hem de 6 buçuk metre çevresi, 2.1 metre çapıyla dünyadaki en büyük çapa sahip armut ağacı olarak görünüyor” diye konuştu.

 

KAYNAK:NTV

Halk Ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun foto muhabirliğini yapan gazeteci Yücel Yönal, fotoğrafladığı tüm kareleri evinin bodrum katındaki arşivinde saklıyor.

Sivas’ta yarım asırdan fazla gazetecilik yapan 78 yaşındaki Yücel Yönal, 16 yıl boyunca dünyaca ünlü Halk Ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun foto muhabirliğini yaptı. Gazeteci Yönal, aynı zamanda Şatıroğlu’na yakınlığı ile de adından söz ettirdi. Aşık Veysel Şatıroğlu’nun yıllarca fotoğraflarını çeken Yönal, Şatıroğlu’nun son günlerini de çektiği son fotoğrafları ile tarihe geçirdi.

Hasta yatağında son günlerini yaşayan halk ozanının vefatını da dünyaya Yücel Yönal duyurdu. Gazeteci Yönal, meslek hayatı boyunca fotoğrafladığı tüm kareleri evinde ve evinin bodrum katında müzeyi andıran arşivinde saklıyor.

Titizlikle sakladığı fotoğraflarının arasında Aşık Veysel Şatıroğlu’nun fotoğraflarının bulunduğu farklı bölüm de yer alıyor. Gazeteci Yönal, 2017 yılında Aşık Veysel Şatıroğlu’un ölümünün 44. yıl dönümünde kendi objektifinden oluşan fotoğraflarla sergi açmıştı.Aşık Veysel Şatıroğlu ile anılarından bahseden Yönal, “Ben Aşık Veysel’i 1957’den vefat edene kadar ilgiyle izlemenin ve foto muhabirliğini yapmanın gururunu yaşıyorum. Defalarca bana fotoğrafını çektiğim için, görmeyen gözleriyle fotoğraflarımı beğendiği için fotoğraf makinesi kazandırmıştır. Bu da benim meslek gururumdur. 1967’de çalışma ofisi açtım. Kendisi hayırlı olsuna geldi. Makine almıştı. Benim makinemle çekeceksin dedi. Biz atölye makinesiyle çektik’’ şeklinde konuştu.

Şatıroğlu’nun son isteği Yönal, Şatıroğlu’nun son isteğinin Kızılırmak üstüne köprü yapılması olduğunu belirterek, “Bir duyum aldım. Bu duyumda Aşık Veysel’in ağır hasta olduğu söyleniyordu. Bunun üzerine o yıllarda çok şiddetli bir kar fırtınası vardı. Buna rağmen ben kuş uçmaz kervan geçmez hesabından özel arabayla Sivrialana’a ulaştım. Aşık Veysel, ‘kuş yuvasından uçmuyor sen niye geldin Yücel. Aklını mı oynattın’ dedi. Tek bir arzusu vardı. Kızılırmak üzerine köprü yapılmasını istedi. Vali Celal Kayacan’da söz verdi. Fakat bir türlü nasip olmadı. Köprü yapıldı’’ dedi.

 

KAYNAK:NTV

Kalyon Kültür’ün Her Yerde Sanat Derneği ile birlikte gerçekleştirdiği yeni sergisi Bir De Buradan Bak, 30 Ekim Cuma günü açılıyor. Sergi, farklı yaşlardan ve etnik kökenlerden gelen, çoğunluğu mülteci çocukların çektikleri analog fotoğraflara odaklanıyor.

Mardin’de yaşayan yerli ve mülteci çocuklara sanatsal bir buluşma alanı sunma amacıyla kurulan ”Her Yerde Sanat” Derneği, sirk sanatlarına odaklanan Sirkhane, müzikal çalışmalara odaklanan Müzikhane ve fotoğraf çalışmalarına odaklanan DARKROOM projelerini 2012’den beri sürdürmekte. Bir De Buradan Bak sergisi, fotoğrafçı Serbest Salih tarafından yürütülen DARKROOM projesinde farklı yaşlardan ve etnik kökenlerden gelen, çoğunluğu mülteci olan çocukların çektikleri analog fotoğraflara odaklanmakta.

Kalyon Kültür’ün tarihi binasının iki katına yayılan Bir De Buradan Bak, çocukluk dönemini ve çocukların bakışını yine çocukların gözünden, olduğu gibi sergi mekânına taşırken; izleyicilerine ev, yabancı, ortasında ve bir arada temaları üzerinden kurgulanan yeni bir deneyim alanı sunuyor.

Küratörlüğünü Sezgi Abalı ve Sinan Eren Erk’in üstlendiği Bir De Buradan Bak, 30 Ekim 2020 ile 3 Ocak 2021 tarihleri arasında, Pazartesi hariç her gün 11:00 19:00 saatleri arasında Kalyon Kültür’de gezilebilir.
KAYNAK:NTV
Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde geçmişi 5 bin yıl öncesine uzanan Aizanoi Antik Kenti’ndeki tiyatroda yürütülen çalışmalarda, tiyatroyu inşa eden taş ustalarına loca ayrılarak isimlerinin yazıldığı belirlendi.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesi’ne 2012’de dahil edilen, “İkinci Efes” olarak da nitelendirilen Aizanoi Antik Kenti’nde kazı ve alan araştırması, Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Elif Özer başkanlığında 9 yıldır sürmekte.
Roma dönemine ait 20 bin kişilik tiyatro ile bitişiğindeki 13 bin 500 kişilik stadyumun restorasyonu, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kütahyalı iş insanı Rıza Güral arasında imzalanan sponsorluk protokolü kapsamında yürütülüyor.

Kazı Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Türkan, bu yıl 16 Haziran’da başlayan çalışmalarda alan araştırmalarının yapıldığını ayrıca yazılı eserlerin de ayrıntılı incelendiğini söyledi.

Bugüne kadar gerçekleştirilen kazılarda tiyatronun antik dönemdeki kullanımıyla ilgili önemli bulgulara ulaştıklarını belirten Türkan, şöyle konuştu:

“Antik tiyatrolar toplumsal farklılığın, sınıf ayrımının oldukça fazla hissedildiği yerlerdir. Yani zengin ile fakir, kadın ile erkek, genç ile yaşlı ayrımlarının hissedildiği alanlardır. Örneğin, tiyatronun sahneyi en iyi gören yerlerinde, ön sıralarında her zaman kent meclisi üyeleri, bugün protokol dediğimiz önemli kişiler oturur. Onların arkalarında ise önde gelen devlet görevlileri ve yaş gruplarına göre kentin ileri gelen ailelerinin bireyleri bulunur. Bunlarda önde oturanların çocukları yani daha genç kesim oturur. Tiyatronun doğu ve batı bölümleri ise yani ikinci katı, toplumun alt kesimleri, kadınlar, köleler ve yabancılara aittir. Bunları nereden biliyoruz? Bu kazdığımız, ortaya çıkardığımız oturma bloklarının üstünde yazılan yazılardan anlıyoruz çünkü o bloklar isimleri yazılan kentin önemli kişilerine ayrılıyordu. Bunların yanı sıra örneklerine bu sene rastladığımız, bu tiyatroda çalışmış, emeği geçmiş taş ustalarının gösterileri izlemesi için loca ayrıldığını, üzerlerine isimlerinin yazıldığını belirledik. Bu durum, böyle bir anıtsal yapıda emeği geçenlerin onurlandırılması açısından önemlidir.”

Türkan, bu sezon antik tiyatroda devam eden ön restorasyon ve kazı çalışmalarının, kentin toplumsal yapısına da ışık tuttuğunu vurguladı.

Anadolu’da örneği az olmakla birlikte, Aizanoi’deki tiyatronun doğusundaki bazı oturma alanlarının, o alanın yapımına katkı sağlayan zenginler tarafından halka bağışlandığının görüldüğüne değinen Türkan, “Önemli bir bulgu da oturma alanlarının kentteki kabilelere tahsis edilmesidir. Şimdiye kadar kentin iki büyük kabilesi Hadrianis ve Asklepias için ayrılan yerler tespit edilmiştir” dedi.

‘ANADOLU’NUN EN İYİ KORUNMUŞ ZEUS TAPINAĞI’ AİZANOİ’DE

Kütahya il merkezine 57 kilometre uzaklıkta yer alan ve Frigya’ya bağlı Aizanitislerin ana yerleşim merkezlerinden biri kabul edilen Aizanoi kent alanının, milattan önce 3000’li yıllardan itibaren kullanıldığı tahmin ediliyor.

Milattan önce 133’te Roma egemenliğine giren, bir piskoposluk merkezi de olan kentin, erken Bizans döneminde önemini yitirdiği belirtiliyor. 13’üncü yüzyılda Çavdar Tatarlarının üssü olan, sonraları Çavdarhisar ismini alan kent, Avrupalı gezginlerce 1824 yılında keşfedildi.

Aizanoi’de, Alman Arkeoloji Enstitüsünce 1970-2011 yıllarında yapılan kazılarda “Anadolu’nun en iyi korunmuş Zeus tapınağı”, tiyatro, stadyum, iki hamam, dünyanın ilk borsa yapısı, sütunlu cadde, Kocaçay üzerinde 5 köprü, “Meter Steunene” kutsal alanı, nekropoller, bent ve su yolları gün ışığına çıkarıldı. Tapınağın çevresinde milattan önce 3000’li yıllara ait yerleşim tabakaları bulundu.

Antik kentte 1970’ten itibaren 41 yıl yaz aylarında çalışma yürüten Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün lisansı Bakanlar Kurulu kararıyla 2011’de iptal edilerek kazı görevi Türk arkeologlara verildi.

KAYNAK:NTV

İletişim Başkanlığı, çağdaş Türk resim sanatının ve müzeciliğinin öncüsü Osman Hamdi Bey’in 50’ye yakın özel eseri ve bilinmeyen yönlerini üç boyutlu hologram ve özel projeksiyon cihazlarıyla ‘360 Kültür Sanat Gösterimi’ altında sanatseverlerle buluşturacak

Eserleriyle Türk sanat tarihine damga vuran sanatçı Osman Hamdi Bey’in anısına hazırlanan dijital serginin bugün Marmara Üniversitesi Sultanahmet Yerleşkesi’nde açılacağı bildirilerek, şu ifadeler kullanıldı:

“Çağdaş Türk resim sanatının ve müzeciliğinin öncüsü Osman Hamdi Bey’in 50’ye yakın özel eseri ve bilinmeyen yönleri üç boyutlu hologram ve özel projeksiyon cihazlarıyla ‘360 Kültür Sanat Gösterimi’ altında sanatseverlerle buluşacak. Sergide yeteneğiyle bugün bile tüm dünyayı kendisine hayran bırakan Osman Hamdi Bey’in paha biçilemez eserleri, hayatı ve yaşadığı dönem, özel olarak tasarlanan gösterim tekniklerinin kullanılacağı dijital ortamda görülebilecek.”Osman Hamdi Bey Dijital Sergisi, 9 Kasım’a kadar 11.00-18.00 saatlerinde ziyaret edilebilecek.

 

KAYNAK:Hürriyet