Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: çocuk

Sanat Haberleri

Çocuklar için Bağlama eğitimi ve önemi

baglama-cocuk3

Konfüçyüs, müziğin birleştirici yönüne, “gök ve toprak arasındaki uyumdur” diyerek vurgu yapmıştır.

Eğitim olarak ele alındığında müzik, bireyin yaratıcılığını arttırması ve sosyal yaşamını desteklemesi açısından önemlidir.

Bu bağlamda herhangi bir sanat dalıyla uğraşan çocukların, hiç bir sanat dalıyla ilgilenmeyen çocuklara göre gerek yaratıcılık, gerek kendini tanıma ve tanıtma, gerekse farkındalık anlamında daha aktif oldukları araştırmalarca kanıtlanmıştır. İşte tam da bu noktada, bu yazının da temasını oluşturan “kendini tanıma, tanıtma ve farkındalık” konusuna değinmek isterim.

Sanatın her dalının çocuğu bir adım ileri taşıyacağı gerçeğinin yanında, çocuğun sanatsal ve kültürel anlamda kendini tanıması, yaşadığı coğrafyaya ait olan müziğin ve bu müziğin icra edildiği enstrümanın farkında olması gerektiğini de göz ardı etmemek gerekir. Çocuğun kültürel anlamdaki gelişimi, öncelikle kendi müziğini ve enstrümanını tanımasıyla doğru orantılıdır. Yaşadığımız coğrafyanın belirleyici ve birleştirici ezgileri, halkın ortak değerlerle var ettiği Türk Halk Müziği’dir. Bu müziğin geleneksel enstrümanı da şüphesiz Bağlama’dır. Dolayısıyla çocuğun enstrüman olarak Bağlama’yı seçmesi, diğer bir çok sanat dalına da bakışını şekillendirecek, ileride farklı bir enstrüman veya sanat dalıyla ilgilenirken/ilgilenirse, daha emin ve bilinçli adımlar atmasını sağlayacaktır. Çocuklar için Bağlama eğitimi, kültürel fakındalığın yanı sıra diğer sanat dallarına açılan bir pencere olarak da düşünülebilir. baglama-cocuk

Yine Konfüçyüs; “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlak açısından yücelip yücelmediğini anlamak mı istiyorsunuz? O ülkenin müziğine bakınız.” diyerek bir ülkenin kendi müziğinin ne kadar belirleyici olduğunu belirtmiştir.

Ailelere düşen ise, çocukları için doğru enstrümanı seçerken bunları da düşünmeleridir.

Unutulmamalı, toprağı bilmeyen betonda yürüyemez.

Müzik eğitimi alanında zengin bir coğrafyada yaşıyoruz. Ülkemizde müzik eğitimi veren dernekler, kurslar, topluluklar var. Bu zincire konservatuarları da eklersek, kaliteli eğitimin hiç de zor olmadığını görebiliriz.

Genel olarak düşünüldüğünde müzik, bağlayıcı olduğu kadar şiddetten uzaklaştıran, eğiten, sosyal hayata katkı sağlayan, bireyin topluma bakışını değiştiren ve ufkunu açan bir olgu. Yerelde ise halk müziği, ait olduğu ülke halkının gerçek duygularını yansıtması açısından, özellikle çocuklar için sosyal ve kültürel değerlerin farkına varmak adına önemli ve belirleyici.

Özetleyip toparlamak gerekirse Halk Müziği ve bu güzel paydanın ürünü olan Bağlama; özellikle genç dimağlar tarafından doğru anlaşılıp anlatılırsa, ülkemiz müziğinin korunup yaşatılmasının yanısıra, yazıda genel olarak bahsetmeye çalıştığım kültürel farkındalık anlamında da olumlu bir gidişat sergileyecektir. Yani tek başına eğitimin yanında, doğru bir şekilde, bilinçli olarak alınan eğitim de önemlidir. Dolayısıyla müzik eğitiminde de doğru kararlar vermeli ve tercihlerimizi bu bilinçle yapmalıyız diye düşünüyorum.

Sözlerimi bitirirken, bu anlamda yapacağınız doğru tercihler için teşekkür ediyorum.

Nar Sanat Bağlama Eğitmeni
Murat HASGÜN

09 Temmuz 2014/tarafından
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/07/baglama-cocuk.jpg 166 300 https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png 2014-07-09 16:00:152014-07-26 16:26:04Çocuklar için Bağlama eğitimi ve önemi
Sanat Haberleri

Annelerimizi seviyoruz

Bir insanı sadece doğurmak değil aynı zamanda kendi hayatından fedakarlıklar yaparak yetiştiren, yeri geldi mi kendi canından dahi vazgeçebilecek kadar fedakar olan annelerimizin her gün olması gereken gününü bir gün de kutlamak elbette yetmez. Fakat bir sembol olarak gördüğümüz bu gününüzde “ANNEMİ ÇOK SEVİYORUM” demek biz çocukların en büyük borcudur. Tüm annelerin ve kendini anne hissedenlerin günü kutlu olsun.

anneler-gunu-nar

 

 

Anneler gününün Tarihçesi

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün. 

Anneler günü, anneleri onurlandıran özel bir gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır. Bu günü farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlarlar.

Anneler günü geleneği, Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa’nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.

ABD’de Anna Jarvis’in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi.

Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.

Kaynakça :[-]

10 Mayıs 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/05/anneler-gunu-nar.jpg 768 1024 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-05-10 19:25:492014-05-10 19:32:24Annelerimizi seviyoruz
Sanat Haberleri

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için öğrenci dinletisi

Atamızın kurduğu ve emanet ettiği Cumhuriyetin çocukları bugün sanatları ile Atalarına minnetlerini sunacak. Kimi bir kaç aydır kimi bir kaç yıldır aldıkları sanat eğitimlerini mini bir dinleti ile dinleyicilerine sunacak olan Cumhuriyet çocukları sizleri de arasında görmek istiyor.

23-nisan-çocuk-bayramı-Atatürk

 

23 Nisan günü okullarında görevli olan veya bayramlarını en iyi şekilde geçiren çocuklarımızın bir kısmı  aldıkları sanat eğitimlerini sizlere sergilemek üzere bu akşam sizleri bekliyor.

Yer    : Nar Sanat Dinleti Salonu (Adres için Lütfen TIKLAYINIZ)

Tarih: 26 Nisan 2014 (Bugün)

Saat  :  19:00

 

Eğitmen ve Öğrencilerimiz Listesi Aşağıdadır. Şimdiden tüm Eğitmen ve çocuklarımıza teşekkür ediyoruz.

ÖZDEMİR KALYONCU -Gitar Eğitmeni

Ömer GÜL –Gitar

Burak CANOL –Gitar

CAN BAŞARIR – Gitar ve Piyano Eğitmeni

Aslı DEMİROK-Piyano

Selin KÖSEOĞLU-Gitar

Özden GÜRSOY-Bas Gitar

SEREN KOÇOĞLU – Piyano Eğitmeni

Bilge KANDUR-Piyano

Dilara UZUNER-piyano

ERSİN SARACİK – Piyano Eğitmeni

Sinejan ERTEMİR-Piyano

Egecan BEYHAN-Piyano

Eda  KÖLÜKFAKI-Piyano

Aykun NERSESYAN- Piyano

Sude ALDATMAZ- Piyano

Başak SAİT- Piyano

Ecem Su ARI- Piyano

Zeynep Ece USTA- Piyano

ŞEYMA YÜREKİR -Keman ve Piyano Eğitmeni

Öykü BOYOĞLU- Piyano

Kayra EMİR- Piyano

Eliz Canse GÖYSAL- Piyano

Dilay SINANMIŞ- Piyano

Egemen HIZLIBAŞ- Piyano

Sudenaz GÜNEY- Piyano

İklim KELEŞ- Piyano

Sıla İNAL- Piyano

İnci SARACİK- Piyano

Melisa KAYA- Keman

Ceylin GÜNENÇ- Piyano

Öykü UFACIK- Piyano

Selin ERGÜL- Piyano

Merve AYANOĞLU- Piyano

Ayşe ÇAPKIN- Piyano

Selin ÖZ – Piyano

 

26 Nisan 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/04/23-nisan-çocuk-bayramı-Atatürk.jpg 1358 1831 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-04-26 12:55:492014-04-28 19:13:1823 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı için öğrenci dinletisi
Sanat Haberleri

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atamızdan siz çocuklarımıza

Atamızın tüm dünya çocuklarına hediyesi olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami

Hediye Çocuklara ise ve hediye eden Mustafa Kemal ATATÜRK olduktan sonra uzun cümleler kurmak yazıyı daha fazla değerli kılmaz. Bazen bir cümle bir hayatı anlatabilir.

Kimin neyi, nasıl kabullendiği veya anlamak istediği veya değersizleştirmeye çalışması veya görmezden gelmesi bizler için yok olması anlamına gelmiyor. Ölümsüz Mustafa Keman Atatürk‘ün çocuklarımıza hediyesi olan bu bayramı kutlamak ve elbette Büyük Millet Meclisinin açılışının 94 yılında Atamızı anmak  ve onun kurduğu cumhuriyetin değerlerine bağlı olarak yetişen sanat sever çocuklarımız Atasının değerini biliyor ve asla unutmayacak, unutturulmasına asla izin vermeyeceğiz. Nice 94 yıllara…

Bu bağlamada Nar Sanat olarak öğrencilerimiz “26 Nisan 2014 günü, Cumartesi Saat:19:00” ‘da siz halkımıza müzik dinletisi sunacaktır. Tüm halkımıza açık olan dinleti ücretsiz olarak yapılacaktır. (Adres için Lütfen Tıklayınız) Dinleti “Nar Sanat Dinleti Salonunda gerçekleşecektir.”

Dinletiye katılacak öğrencilerimizin adları daha sonra yayınlanacaktır.

Bir kez daha bize bu bayramı hediye eden ve ülkemizde, bayrağımız altında yaşamamızı sağlayan M.K. Atatürk’e sonsuz minnetimizle.

23 Nisan 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/04/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayrami.jpg 800 1280 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-04-23 13:10:292014-04-23 16:37:4523 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atamızdan siz çocuklarımıza
Sanat Haberleri

Uzun uzadıya değil kısa bir film, bir kaç kısa film, kısacık film, kısa film! İzleyelim mi?

Pazar günü evdesiniz ve Televizyondan sıkıldınız ve farklı bir şeyler izlemek ya da kafanızı dağıtmak istiyorsunuz. Sizi bilemeyiz fakat biz bunu zaman zaman istiyoruz. Bundan yola çıkarak hoşça biraz vakit geçirmeniz ama bunu yaparken çokta uzamasın düşüncesiyle kısa filmlerin ideal olduğunu düşünüyoruz. Buyurun buradan izleyin :) İyi seyirler…

kısa film

10. The Flying Man (Türkçe Altyazılı)

Bir suçlu mu, yoksa bir süper kahraman mı? Aniden ortaya çıkıp şehri birbirine katan bu adamın sırrı ne?

 

Yapım : ABD / 2013

Yönetmen : Marcus Alqueres

Senaryo : Marcus Alqueres (story), Henry Grazinoli

Oyuncular : Nick Smyth, Rick Cordeiro, Justin T. Lee

9. Loop

Bir adam uyandığında gördüklerine anlam vermeye çalışır. Anladığında artık çok geç olacaktır.

8. Inside (Türkçe Altyazılı)

Bir psikopatın zihninin içinde neler olduğunu asla bilemezsiniz.

Yapım : ABD / 2002
Süre : 5 dk
Yönetmen : Trevor Sands
Senaryo : Eric ‘Giz’ Gewirtz, Trevor Sands
Oyuncular : Jeremy Sisto, Reedy Gibbs, Michael Bailey Smith

7. Leave Me (Türkçe Altyazılı)

Eşini yeni kaybetmiş, genç bir adamın içine girdiği dünyaya inanamayacaksınız.

Yapım : ABD / 2009
Yönetmen : Dustin Ballard
Senaryo : Dustin Ballard, Ryan Dunlap
Oyuncular : Ryan Dunlap, Mark Gullickson, Sarah Van Eman

6. KARŞILAŞMA (CONFRONTATION)

İki insanın karşılaştıkları an ve birbirlerinin hayatlarına olan etkilerini tersten anlatmayı seçmiş olan film Sinepark ve Pam Kısa Film Festivali’nden “En İyi Kısa Film”, Yıldız Kısa Film Festivali’nden ise “New York’s Digital Film Academy Yaratıcılık Ödülü” kazanarak başarısını kanıtlamıştır.

Yönetmen : Selcen Ergun
Oyuncular : Saadet Işıl Aksoy, Cem Göknil

5. Quais de Seine (Türkçe Altyazılı)

François ve iki arkadaşı Seine nehri kıyısında oturmuş gelip geçen kızlara laf atarlarken ayağı taşa takılan güzel bir Müslüman kız sendeleyip, düşer. François, arkadaşlarının alay etmesine rağmen kızın hayatından çıkıp gitmesine izin veremeyeceğini fark eder.

Yönetmen : Paul Mayeda Berges
Oyuncular : Cyril Descours, Leïla Bekhti

4. Long Branch (Türkçe Altyazılı)

Yeni tanıştığınız biriyle yatmak için toplu taşıma ile sayısız aktarma yapıp 3 saat yol gider miydiniz? Süper bir romantik komediye hazır olun.

Yapım : Kanada / 2011
Yönetmen : Dane Clark, Linsey Stewart
Senaryo : Dane Clark, Linsey Stewart
Oyuncular : Alex House, Jenny Raven

3. The Last 3 Minutes

Ölüm döşeğindeyken William Turner’in hayatı gözlerinin önünden değil, bir kristalin içinden geçiyor.

Yapım : ABD / 2010
Yazan ve Yöneten : Po Chan
Oyuncular : Harwood Gordon, Eli Jane, Alex Weber

2. Kismet Diner

2013 yılında Cornetto için viral reklam amacıyla çekilen bu kısa film kısa bir süre içinde tüm dünyada büyük etki uyandırdı. Sıcacık bir aşk hikayesine hazır olun.

Yapım : UK / 2013
Yönetmen : Mark Nunneley
Senaryo : Mark Nunneley, Kitty Percy
Oyuncular : Ilinca Rae, Matt Kyle, Jean Paul Dal Monte

1. Picnic (Türkçe Altyazılı)

Bosna savaşının ardından ülkesine dönen Sasa, ailesi ile birlikte çocukken piknik yaptığı yerde piknik yapmak ister. Ancak savaştan sonra hiçbir şey kendi çocukluğundaki gibi değildir.

Yapım : İspanya / 2010
Dil : Boşnakça
Director : Gerardo Herrero Pereda
Writer : Gerardo Herrero Pereda
Stars : Sveta Zhukovska, Nacho Medina, Alejandro Rodríguez

 

Kaynak :[-]

06 Nisan 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/04/kısa-film.jpg 302 397 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-04-06 18:19:072014-04-06 18:19:07Uzun uzadıya değil kısa bir film, bir kaç kısa film, kısacık film, kısa film! İzleyelim mi?
Sanat Haberleri

33. İstanbul Film Festivali’nin Çocuk Mönüsü

33. İstanbul Film Festivali’nin çocuklara ayrılmış bölümünün kahramanları tavşanlar, maymunlar ve insanlar. Belgesel bölümündeki Dileğim Barış Olsun ise çocukların barış özlemini dile getiriyor.

tavşanlar

33. İstanbul Film Festivali bu gece gerçekleşecek  törenle başlıyor.

20 Nisan’a kadar sürecek festivalin çocuklar için ayrılmış Çocuk Mönüsü bölümünde üç film gösterilecek.

Annem Amerika´da Buffalo Bill´le Tanıştı, Amazonia ve Cesur Tavşanın Sihirli Macerası daha önce uluslararası çocuk filmi festivallerinde gösterildi.

Festivalin tanıtımında filmlerin “aile boyu izlenebilecek” nitelikte olduğu belirtiliyor.

Ancak elbette hepsi her boya hitap etmiyor. Amazonia 10 yaş ve üstü için, Cesur Tavşanın Sihirli Macerası altı yaş ve üstü için uygun.

Maymun Sai

Maymun Sai

 

Thierry Ragobert imzalı Amazonia Venedik Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilmişti.

Filmde insan eline doğmuş, insan elinde büyümüş kapuçin maymunu Sai’nin Amazon ormanlarında kaybolduktan sonra yaşadıklarını görürüz. Jaguarlar, timsahlar, dev susamurları… Sai hayatta kalmak için kendine benzeyen maymunları bulmak zorundadır…

83 dakikalı filmin konuşmasız olduğunu ve Nişantaşı City’s’deki 20 Nisan Pazar 13.30 seansında üç boyutlu gösterileceğini hatırlatalım.

Tavşan Johan

Tavşan Johan

 

Cesur Tavşanın Sihirli Macerası ise alışık olduğumuz gibi konuşmalı. İsveççe ama Türkçe simultane tercümeyle oynayacak.

Yönetmen koltuğunda Esben Toft Jacobsen’in bulunduğu film prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yaptı.

Yunan mitolojisi ve Kuzey ülkelerinin masallarından esinlenen filmde küçük tavşan Johan Tüy Kralının Diyarı’nın hayali dünyasındaki annesine yardım edecek, seyirci de bu hayal dünyasının çılgın yaratıklarıyla tanışacak.

78 dakikalı filmin Feriye sinemasındaki 5 Nisan Cumartesi 13.30 seans üç boyutlu gerçekleşecek.

İnsan Jean

İnsan Jean

 

Yönetmen olarak Marc Boreal ve Thibaut Chatel’in imzasını taşıyan Annem Amerika´da Buffalo Bill´le Tanıştı 70’li yıllarda Fransa’nın küçük bir kasabasındaki bir erkek çocuğunun büyüme sancılarını anlatıyor: Jean’ın hayatı birkaç kelimeyle özetlenebilir. Zor okul günleri, işkolik baba, şımarık ağabey, tatlı dadı… Ancak bir gün uzaklardaki annesinden kartpostallar almaya başlayınca annesini o müthiş diyarlarda hayal etmeye başlar ve hayatı aydınlanıverir…

Jean Regnaud ve çizer Emile Bravo’nun ödüllü çizgi romanından sinemaya uyarlanan Fransa yapımı bu canlandırma filmin süresi 75 dakika.

Çocukların barış özlemi

dileğin barış olsun

Belgesel bölümünde gösterilecek olan Dileğim Barış Olsun ise bir çocuk filmi değil, ancak çocukların da merkeze oturduğu yapımlardan biri.

Filmde Diyarbakır, Lice, Ergani, Cizre, Mardin, Nusaybin, Kızıltepe ve Varto’dan on çocuğun ve üç annenin barışı nasıl umutla beklediklerini anlatıyor. Ortak bir özlem, umut, dilek ve talep olarak barış!

43 dakikalık filmin yönetmenliğini Kıvılcım Akay yaptı. Türkçe – Kürtçe olan film Türkçe ve İngilizce altyazıyla gösterilecek.

Kaynak :[-]

06 Nisan 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/04/tavşanlar.jpg 330 510 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-04-06 11:48:442014-04-06 11:48:4433. İstanbul Film Festivali’nin Çocuk Mönüsü
Sanat Haberleri

Tüm oyuncuların ve tiyatro severlerin “27 Mart Dünya Tiyatro günü kutlu olsun” politikacılar hariç!

Sanat dünyası 27 Mart 2014 Dünya Tiyatrolar Günü’ne, TÜSAK tasarısının karamsar havası altında girse de, sanatçılar izleyicileri için morallerini yüksek tutmaya çalışıyor. Bugün yurt genelinde, tiyatro perdeleri 27 Mart onuruna ücretsiz gösteriler için açılacak.

tiyatro

27 MART ETKİNLİKLERİ

100. yılını kutlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü kutluyor. “Dünya Tiyatro Günü” vesilesiyle, 27 Mart’ta, Şehir Tiyatroları’nın 100. yılı nedeniyle hazırladığı bildirinin yanı sıra Brett Bailey’in hazırladığı Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi ve ITI-UNESCO Türkiye Merkezi İcra Komitesi tarafından hazırlanan Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi, Şehir Tiyatroları’nın bütün sahnelerinde saat 20.00’de oyun öncesi okunacak.

Şehir Tiyatrolarının hazırladığı Dünya Tiyatro Günü Bildirisi:

Bugün Dünya Tiyatro Günü… Tiyatroya her alanda emek veren tüm sahne insanlarının ve tiyatro severlerin Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun!

1914 yılında kurulan ve o günden bugüne tiyatro severlerin ve İstanbullular’ın vazgeçilmezi Şehir Tiyatroları 100 yaşında. ‘Güzellikler Evi’ anlamına gelen Darülbedayi adıyla kurulan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, hem kent içinde hem de turneleriyle İstanbul dışında tiyatronun insanlıkla yaşıt kültürel birikimini 100 yıldır paylaşmakta… Fatih’ten Ümraniye’ye, Kadıköy’den Kağıthane’ye, Üsküdar’dan Gaziosmanpaşa’ya, Harbiye’ye 8 tiyatro, 10 sahnede dünyanın insan manzaralarını salonlara taşıyor. Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerine düzenlediğimiz turnelerde, ses bayrağımızı umutla, sevgiyle, mesleğimize duyduğumuz inançla yüceltiyor.

Tiyatro sevgi isteyen, umut yitimine yer vermeyen, tarih boyunca en zorlu koşullarda ve dönemlerde yeniden ve yeniden kendine çıkış yolu bulan, ayağa kalkmasını bilen, kişiliğini ve kimliğini sanatçı insanın özverisinden ve seyredenin olumlu algısından oluşturan bir sanat. Şehir Tiyatroları da, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçirdiği tarihsel süreçlerin tümünde, sahne insanları ve İstanbullu tiyatro severlerle kentin kılcal damarları semtlerde, mahallelerde kendine yer açmış, büyük ve kadim bir sanatın anıtsal kurumu. Sahneden salona sanatsal varoluşun ve vazgeçilmezliğin karşılığı…

Ülkemizde tiyatronun her alanda kendine yer açması; çağdaş dünya sanat değerlerinin hem kurumsal hem de sahne uygulamalarında temel ve ana koşul olarak görülmesi; toplumsal, siyasal ve yaşamsal yaklaşımların tiyatroyu kurumsallaştırarak yüceltmesi, sanatımızı, doğal olarak Şehir Tiyatroları’nı güçlü ve etkin kılacaktır.

Biliyoruz ki, 100 yıldır İstanbul’un ve İstanbullu’nun kalbindeyiz. Tiyatro ateşini bizler kadar yüreğinde hisseden sizlere, tiyatromuzun dostlarına, tiyatronun yaşamın her alanındaki elçilerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Sağolun, varolun…

Şehir Tiyatroları’nda eş zamanlı olarak okunmaya başlanacak olan bildirileri, oyunlardaki sanatçılar, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Berrin Koper, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde Aslı Aybars, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde Bensu Orhunöz, Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde Uğur Arda Aydın, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde Caner Çandarlı, Ümraniye Sahnesi’nde Eraslan Sağlam, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde Emrah Özertem, Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde Tarık Şerbetçioğlu okuyacaklardır.

ŞEHRİN TİYATROSUNDA OYUNLAR ÜCRETSİZ

27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde oynanacak oyunlar her yıl olduğu gibi bu yıl da ücretsiz. Dünya Tiyatro Günü’nde Sahnelenecek Oyunların arasında; Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, Peter Horsler’in yazdığı Bora Seçkin’in yönettiği Kes ve Kaç, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde, Necip Fazıl Kısakürek’in yazdığı Engin Gürmen’in yönettiği Para, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde, A. Kadir Bozkurt’un yazdığı Zuhal Ergen’in yönettiği Sirke Tadında Böğürtlen Reçeli, Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde, Ziya Osman Saba’nın öykülerinden Hilmi Zafer Şahin’in uyarladığı, Can Doğan’ın yönettiği Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, Özgür Kaymak Tanık’ın yazıp yönettiği İsimsiz yer alıyor.

#ALTBİLET İLE SEYREDEBİLİR!

Alternatif Sahneler 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü “AltBilet” ile Kutluyor!
Alternatif Sahneler, Mart ayına özel AltBilet’le 27 Mart’ı kutluyor!

10 SAHNEDE, 23 OYUN

Asmalı Sahne, D22, Emek Sahnesi, ikincikat, KaraKutu, Kumbaracı50, Mekan Artı, Sahne Hâl, sekizincikat ve Şermola Performans’tan oluşan Alternatif Sahneler Birliği, Mart ayı boyunca geçerli olacak ortak bir uygulama gerçekleştiriyor.

Seyirciler; bu 10 sahnede oynayan bütün oyunlara aldıkları normal biletle birlikte, bir AltBilet’e sahip olacaklar. AltBilet’i aldıkları sahne dışındaki 9 sahnenin belirlediği oyun ve gösterimleri yalnızca 15 TL ödeyerek seyredebilecekler.

“Küskün Müzikal”, “Üç Kadın Bin Turna”, “Öldün, Duydun mu?”, “444”, “Katilcilik”, “Karabahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi”, “Talihsiz Çocuk Parkı Yaralanmaları”, “Kurabiye Ev”, “Sürpriz”, “Küçük”, “Sezonun Kabusu”, “Yirmi Beş”, “Bent”, “Yaka-Paça”, “Aile Mezarlığı”, “Sezonun Kabusu”, “Şahmeran’ın Bacakları”, “Sesler”, “Frida”, “Disko 5 no’lu”, “Gürültünün İçinde” ve “Kırık Merdiven”, “Doğal Seçilim Yoluyla Türlerin Kökeni” AltBilet’le seyredilebilecek oyunlar.

MKM, Med-Der ve Arzela Kültür Sanat Merkezinin 27 mart Dünya Tiyatrolar Günü vesilesiyle düzenleyeceği basın saat 11:30 da Galatasaray Lisesinin önünde yapılacak. Tiyatrocular meydanda kostümleriyle yerlerini alacak. Yine aynı gün akşam saatlerin de Bağcılar demir kapıda çocuklar için küçük gösteriler olacak.

Bilkent Üniversitesi öğrencilerimiz tiyatro oyunlarını yarın C-Blok Amfi’de 16:40’ta ve MSSF’de 18:00’de sahneleyecek.

Maltepe Üniversitesi, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü gün boyu süren etkinliklerle kutlayacak.

Bizim Tiyatro, Che Ve Ulrıke Ne Konuşuyorsunuz Öyle? oyununu Dünya Tiyatro Günü nedeniyle Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde saat 20.30’da ücretsiz sergileyecek…
Maya Sahnesinde ise Merve Engin tek kişilik gösterimiyle ‘Kıyıya oturmanın böylesi’ 100. kez sahnelenecek.

Hayal Perdesi El – Bohem Fikret Mualla oyununu 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde sahneliyor.

Çevre tiyatrosu yeni oyunu Veriler’i Dünya Tiyatro Günü nedeniyle ücretsiz sahneliyor.

Dünya Tiyatro Gününün tarihçesi

unesco

Dünya Tiyatro Günü 1961’de Uluslararası Tiyatrolar Birliği (International Theatre Institute) tarafından yaratıldı. Her yıl 27 Mart günü ITI merkezleri ve dünya çapında tiyatro grupları tarafından kutlanmaktadır. Pek çok ulusal ve uluslararası etkinlik kutlamalarda yer almaktadır. En önemli etkinliklerden biri, dünya çapında başarı kazanmış bir tiyatro oyuncusu, yönetmeni veya yazarın yazdığı evrensel bildirgedir. İlk bildirge 1962’de Jean Cocteau (Fransa) tarafından yazılmıştır.

Kabulü

Dönemin ITI başkanı olan Arvi Kivimaa tarafından önce Helsinki, sonra da Viyana’da yapılan 9. yüzyıla dayanır

atılan ‘tiyatrolar günü’ fikri, İskandinav ülkelerinden gelen desteğin de etkisiyle hayata geçirildi. Kabul edilişinden sonra her yıl, Paris’te 1962 tarihli Uluslar Tiyatrosu’nun (Theatre of Nations) da açılış günü olan 27 Mart günü, ITI’nin şu an sayısı 100’ü bulan dünya çapındaki merkezlerinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı.

Hedefi

UNESCO tarafından kurulan ITI’nin “sahne sanatları bağlamında, dünya çapında bilgi ve uygulama alışverişini arttırmak, gelişim sürecinde sanatsal yaratıcılığın ve üretimin gerekliliği konusunda toplumsal bilinci uyandırmak, insanlar arasındaki barış ve dostluğun sağlanması ve artmasını gerçekleştirmek adına karşılıklı anlayışı geliştirmek, UNESCO’nun hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunmak” gibi hedefleri, Dünya Tiyatro Günü’nde bir kez daha hatırlatılmaktadır. Her yıl tiyatro ve tiyatroyla ortak çalışan diğer sanat disiplinlerinden gelen üstün başarılı bir sanatçı bu gün için bir konuşma yapmaya davet edilmektedir. Uluslararası Bildirge olarak görülen bu konuşmanın metni 20’den fazla dile çevrilmekte, pek çok gazetede yayınlanmakta ve dünya üzerindeki pek çok tiyatro grubunun oyunundan önce okunmaktadır. Pek çok televizyon ve radyo kanalı bu bildirgeyi beş kıtanın her köşesindeki dinleyicilere ulaştırmaktadır.

Dünya Tiyatro Günü tiyatro dünyasındaki insanlar için sahne sanatlarının insanları bir araya getirici gücünü kutlamak, seyirciyle daha iyi bir iletişim kurmak ve insanlar arasındaki anlayış ve barışı arttırmak için bir fırsat olarak görülmektedir. Dünya Tiyatro Günü’nde yapılan etkinlikler, uluslararası işlevlerinin yanı sıra ulusal ve bölgesel tiyatro gruplarının bir araya gelmesinde de rol oynamaktadır.

Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirgesi

Jean Cocteau ilk bildirgenin yazarıdır. 1993’te Venezüella ITI Merkezi 1962’den 1993’e kadar yayınlanan tüm bildirgeleri biri özgün dillerinde, diğeri İspanyolca olmak üzere iki antoloji halinde yayımlamıştır.Uluslararası Bildirge’nin yanı sıra, ITI dünyanın hemen her yerinde büyük gösteriler ve festivaller düzenlemektedir. Bu etkinliklerin tamamı ITI Resmi Sitesi’nde görülebilir.

 Dünya Tiyatro Günü etkinlikleri

TÜRKİYE’DE İLK TİYATRO

Türkiye’de ilk tiyatro etkinlikleri, İngiliz Elçiliği’nin bir salonunda başlamıştır. Tiyatro etkinlikleri, 19. yüzyılda gelişme göstermiş ve Gedikpaşa, Naum ve Verdi gibi tiyatro yapıları yapılmıştır. Türkiye’de ilk tiyatro binası, 1840 yılında Bosco adında bir italyan tarafından yapıldı. Bu tiyatro salonunda metinleri Türkçeye çevrilen oyunlar ve operalar oynandı. Burada metinleri Türkçeye çevrilerek oynanan operaların ilki, Gaetano Donizetti’nin “Belisario” operasıydı.
Bosco’nun tiyatrosu, 1844’te Tütüncüoğlu Michael Naum Efendi’ye devredildi. Suriyeli Katolik bir ailenin oğlu olan Naum Efendi, 26 yıl İstanbullulara hizmet verdi. Bu tiyatroda ilk kez yabancı tiyatro kumpanyalarının temsilleri oynatıldı. Naum Tiyatrosu’nda oynanan ilk opera ise 29 Aralık 1844 tarihinde temsil edilen Gaetano Donizetti’nin “Lucrezia Borgia” adlı eseri oldu.
Türkiye’de ilk Türkçe oyun ise Güllü Agop’un tiyatrosunda oynanmıştır. “Sezar Borjiya” adındaki bu oyun, 1868 yılında sahnelendi. Namık Kemal ve Ali Bey’in de desteklediği Gedikpaşa Tiyatrosu, bir süre sonra yalnız yerli oyunları sergilemeye başladı.


27 MART TÜRKİYE ETKİNLİKLERİ

100. yılını kutlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü kutluyor. “Dünya Tiyatro Günü” vesilesiyle, 27 Mart’ta, Şehir Tiyatroları’nın 100. yılı nedeniyle hazırladığı bildirinin yanı sıra Brett Bailey’in hazırladığı Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi ve ITI-UNESCO Türkiye Merkezi İcra Komitesi tarafından hazırlanan Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi, Şehir Tiyatroları’nın bütün sahnelerinde saat 20.00’de oyunöncesi okunacak.
Şehir Tiyatrolarının hazırladığı Dünya Tiyatro Günü Bildirisi:
Bugün Dünya Tiyatro Günü… Tiyatroya her alanda emek veren tüm sahneinsanlarının ve tiyatro severlerin Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun!
1914 yılında kurulan ve o günden bugüne tiyatro severlerin ve İstanbullular’ın vazgeçilmezi Şehir Tiyatroları 100 yaşında. ‘Güzellikler Evi’ anlamına gelen Darülbedayi adıyla kurulan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, hem kent içinde hem de turneleriyle İstanbul dışında tiyatronun insanlıkla yaşıt kültürel birikimini 100 yıldır paylaşmakta… Fatih’ten Ümraniye’ye, Kadıköy’den Kağıthane’ye, Üsküdar’dan Gaziosmanpaşa’ya, Harbiye’ye 8 tiyatro, 10 sahnede dünyanın insan manzaralarını salonlara taşıyor. Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerine düzenlediğimiz turnelerde, ses bayrağımızı umutla, sevgiyle, mesleğimize duyduğumuz inançla yüceltiyor.
Tiyatro sevgi isteyen, umut yitimine yer vermeyen, tarih boyunca en zorlu koşullarda ve dönemlerde yeniden ve yeniden kendine çıkış yolu bulan, ayağa kalkmasını bilen, kişiliğini ve kimliğini sanatçı insanın özverisinden ve seyredenin olumlu algısından oluşturan bir sanat. Şehir Tiyatroları da, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçirdiği tarihsel süreçlerin tümünde, sahneinsanları ve İstanbullu tiyatro severlerle kentin kılcal damarları semtlerde, mahallelerde kendine yer açmış, büyük ve kadim bir sanatın anıtsal kurumu. Sahneden salona sanatsal varoluşun ve vazgeçilmezliğin karşılığı…
Ülkemizde tiyatronun her alanda kendine yer açması; çağdaş dünya sanat değerlerinin hem kurumsal hem de sahne uygulamalarında temel ve ana koşul olarak görülmesi; toplumsal, siyasal ve yaşamsal yaklaşımların tiyatroyu kurumsallaştırarak yüceltmesi, sanatımızı, doğal olarak Şehir Tiyatroları’nı güçlü ve etkin kılacaktır.
Biliyoruz ki, 100 yıldır İstanbul’un ve İstanbullu’nun kalbindeyiz. Tiyatro ateşini bizler kadar yüreğinde hisseden sizlere, tiyatromuzun dostlarına, tiyatronun yaşamın her alanındaki elçilerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Sağolun, varolun…
Şehir Tiyatroları’nda eş zamanlı olarak okunmaya başlanacak olan bildirileri, oyunlardakisanatçılar, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Berrin Koper, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde Aslı Aybars, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde Bensu Orhunöz, Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde Uğur Arda Aydın, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde Caner Çandarlı, Ümraniye Sahnesi’nde Eraslan Sağlam, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde Emrah Özertem, Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde Tarık Şerbetçioğlu okuyacaklardır.
ŞEHRİN TİYATROSUNDA OYUNLAR ÜCRETSİZ
27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde oynanacak oyunlar her yıl olduğu gibi bu yıl da ücretsiz. Dünya Tiyatro Günü’nde Sahnelenecek Oyunların arasında; Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, Peter Horsler’in yazdığı Bora Seçkin’in yönettiği Kes ve Kaç, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde, Necip Fazıl Kısakürek’in yazdığı Engin Gürmen’in yönettiği Para, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde, A. Kadir Bozkurt’un yazdığı Zuhal Ergen’in yönettiği Sirke TadındaBöğürtlen Reçeli, Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde, Ziya Osman Saba’nın öykülerinden Hilmi Zafer Şahin’in uyarladığı, Can Doğan’ın yönettiği Mesut İnsanlarFotoğrafhanesi, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, Özgür Kaymak Tanık’ın yazıp yönettiği İsimsiz yer alıyor.

 

27 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/tiyatro.jpg 250 560 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-27 12:35:552014-03-27 12:48:58Tüm oyuncuların ve tiyatro severlerin “27 Mart Dünya Tiyatro günü kutlu olsun” politikacılar hariç!
Sanat Haberleri

Bebeğiniz var fakat sinemaya mı gidemiyorsunuz ? Gidin !

Bebeğiniz var ama ağlamasında veya karnının acıkmasınından ya da mama istemesi ve oynamak istemesi durumunda ne yapacağınızı bilemediğiniz için Sinemaya mı gidemiyorsunuz?

Artık bu konuda “Çare Drogba” değil.

Dikkat sinemada bebek var!  Bağımsız sinema platformu ‘Başka Sinema’ anne ve bebeklerinin birlikte film izleyebileceği seanslar tasarladı.

Sinebebe-Film

Bağımsız sinema platformu ‘Başka Sinema’ anne ve bebeklerinin birlikte gidebileceği seanslar tasarladı. ‘Annelerin bebekleriyle gidebildikleri sinema salonu’ fikrinden yola çıkılarak anne-çocuk-sinematasarlanan seanslarda bebekli anneler vizyona yeni giren filmleri takip edebilecek.

‘Sinebebe’ seansları kapsamında sinema salonunda ışık ve ses tasarımaları bebeklerin ihtiyaçlarına göre ayarlanacak. Anneler 12 aylığa kadar olan bebekleri ile sinema salonuna gelebilecek.

Sinema salonunda bebek arabalarının, bebek ağlamasının, bebeklerin uyumasının, beslenmesinin, hatta oyuncakları ile oynamasının tamamen serbest olacağı gösterimlerin ilki, 25 Mart Salı günü, Beyoğlu Beyoğlu ve Kadıköy Rexx sinemalarında gerçekleştirilecek.

Detaylar için : www.baskasinema.com

 

22 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/anne-çocuk-sinema.jpg 276 460 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-22 16:34:412014-03-22 16:34:41Bebeğiniz var fakat sinemaya mı gidemiyorsunuz ? Gidin !
Sanat Haberleri

Van Gogh ve resimlerinden Gif formatına

Ünlü ressamlardan Van Gogh  , hakkında yazılar okurken gördüğüm bir haber sunucu ünlü ressamın eserlerinden yola çıkarak yapılmış gif formatlı (Hareketli) resimleri gördüm ve bununla ilgili biraz eğlenceli olması düşüncesi ile sizler için görüntüleri derlemeye çalıştık. Amacımız sanatçıyı hafife almak değil sanatın eğlenceli yüzünü göstermek. Bu arada elbette ünlü ressamın hayatı ve tarzını bir kez daha anlatmak isteriz.

 Sanatçının tam adı ” Vincent Willem Van Gogh”  

( D. 30 Mart 1853 – Ö. 29 Temmuz 1890),

van gogh

Vincent Willem Van Gogh
( D. 30 Mart 1853 – Ö. 29 Temmuz 1890),

 Hollandalı ard izlenimci [1] (Post Empresyonizm) ressam. Bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alır. Van Gogh, gençliğini bir sanat simsarlığı firmasında çalışarak geçirmiş, kısa süren bir öğretmenlik deneyiminden sonra da Belçika’da fakir bir madenci kasabasında misyoner olmuştur. Resim kariyerine 1880’den sonra başlamıştır. Başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışan Van Gogh, Paris’te tanıştığı izlenimcilik ve yeni izlenimcilik akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiş; Güney Fransa’da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını geliştirmiştir.

Van Gogh, ömrünün son on yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resmi ve 1100 karakalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise ömrünün son iki yılında yapmıştır. 1888’de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir. Kimi sanat tarihçileri Gauguin ile yaptıkları hareretli bir tartışma sonucu Gauguin’in isteyerek ya da kendini gard amaçlı olarak Van Gogh’un kulağını kestiğini de iddia ederler. Van Gogh, resim kariyeri boyunca kardeşi Theo’dan aldığı maddi destek sayesinde ayakta durabilmiştir. İki kardeşin arkadaşlığı, 1872’den itibaren birbirlerine yazdıkları mektuplarla belgelenmiştir. Van Gogh’un, Theo’ya yazdığı mektup sayısı 600’den fazla iken; Theo’nun, Van Gogh’a yazdığı sadece 40 mektup bulunabilmiştir. 20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve Empresyonizmin öncülerinden kabul edilir.

Mektupları

Vincent_van_Gogh_imzası

31 yaşındaki Theo van Gogh (1888). Theo, kardeşinin ömür boyu hem destekçisi hem de arkadaşı olmuştur. Her ikisinin de mezarları Fransa'nın Auvers-sur-Oise bölgesindedir.

31 yaşındaki Theo van Gogh (1888). Theo, kardeşinin ömür boyu hem destekçisi hem de arkadaşı olmuştur. Her ikisinin de mezarları Fransa’nın Auvers-sur-Oise bölgesindedir.

Van Gogh’un bir sanatçı olarak anlaşılabilmesi için mevcut olan en kapsamlı kaynak, kendisi ile sanat simsarı olan kardeşi Theo van Gogh arasındaki mektup yazışmalarından oluşan koleksiyondur. Sanatçının düşünce yapısı ve inançları hakkında bilinenlerin büyük bir kısmı için temel oluşturan bu mektuplardır. Theo, kardeşine hem finansal hem de duygusal yönden destek sağlamıştır. Onların hayat boyu süren dostlukları ve Van Gogh’un sanat ile ilgili bilinen düşünce ve teorilerinin büyük bir çoğunluğu, iki kardeşin 1872 ila 1890 yılları arasında birbirlerine gönderdikleri yüzlerce mektupta kaydolmuştur: 600’den fazla mektup Vincent’tan Theo’ya, 40 adet mektup Theo’dan Vincent’a.

Birçoğuna tarih atılmamış olmasına rağmen, sanat tarihçileri mektupları genel olarak kronolojik bir sıralamaya koymayı başarmışlardır. Arles’te yaşadığı dönemde arkadaşlarına Flemenkçe, Fransızca ve İngilizce’de 200 mektup yazmış olmasına rağmen, Arles başta olmak üzere, Van Gogh’un yaşamının belirli periyodlarıyla ilgili belirsizlik hala sürmektedir.Vincent’ın Paris’te kardeşi ile birlikte yaşadığı ve bu nedenle mektuplaşma ihtiyacı duymadıkları dönem ise tarihçilerin analiz etmekte en çok zorlandıkları dönemdir. Theo’ya gönderdiği ve Theo’dan gelen mektupların dışında geriye kalan diğer dökümanlar Anthon van Rappard, Émile Bernard, Van Gogh’un kız kardeşi Wil ve Wil’in arkadaşı Line Kruysse ile olan mektuplaşmalarını kapsamaktadır.[8] Mektuplar ilk defa 1913’te Theo’nun dul eşi Johanna van Gogh-Bonger tarafından açıklanmıştır. Bonger, sanatçının yaşamındaki dramın, çalışmalarını gölgelemesini istemediği için mektupları büyük bir korkuyla yayınladığını açıklamıştır.

Van Gogh, diğer sanatçıların biyografilerini okumaya çok düşkündü ve onların yaşamlarının, icra ettikleri sanatın karakteristik özellikleriyle tutarlılık içerisinde olması beklentisindeydi.

Yaşamı

İlk yıllar (1853 – 1869)

van goh gençlikVincent van Gogh, Hollanda’nın güneyindeki Noord-Braband bölgesinde bulunan Zundert kasabasında, Protestan rahibi Theodorus van Gogh ve Anna Cornelia van Gogh’un ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Van Gogh’un doğumundan bir yıl önce, annesi bir ölü doğum yapmıştı. Eğer bu bebek ölmeseydi Vincent ismi ona verilecekti. Bu olayın genç Van Gogh’u derinden etkilediği ve Van Gogh’un sanatındaki kimi öğelerin bu olaydan kaynaklandığı ileri sürülmüştür.Van Gogh dört yaşındayken kardeşi Theodorus (Theo) doğdu. Van Gogh’un Theo dışında bir erkek (Cornelius), üç de kız kardeşi (Elisabeth, Anna, Wil) vardı. Van Gogh, 1864’te Zundert’e 30 km uzaklıktaki Zevenbergen yatılı okuluna yazıldı. 1866’da ise ortaokul için Tinburg’a geçti. 1868’de eğitimini yarıda bırakarak Zundert’e döndü. Sonradan kardeşi Theo’ya yazacağı bir mektupta, çocukluk yıllarını “kasvetli, soğuk ve kısır” olarak betimleyecekti.

Sanat simsarı ve vaiz (1869 – 1889)

1869’da, henüz on beş yaşındayken, amcası Vincent (“Cent”) aracılığıyla Lahey’deki bir sanat simsarlığı firmasında iş buldu, Ocak 1873’te firmanın Brüksel ofisine geçti. Mayıs 1873’te ise firma Van Gogh’u İngiltere’ye yolladı. Londra’nın güneyindeki Brixton bölgesine yerleşen Van Gogh, işindeki başarısı sayesinde kısa sürede babasından çok para kazanmaya başladı. Ev sahibinin kızı Eugénie Loyer’den hoşlandı, fakat ona açıldığında, kız gizlice başka bir kiracıyla nişanlandığını söyleyerek Van Gogh’u reddetti.

İngiltere’de kaldığı süre boyunca giderek içine kapanan ve dindarlaşan Van Gogh, 1875’te firmanın Paris ofisine yollandı. 1876’da ise artık sevmediği simsarlık işini bırakarak İngiltere’ye döndü, ve Londra’nın güneydoğusundaki Ramsgate kasabasında bir yatılı okulda gönüllü öğretmenlik yapmaya başladı. Okul Middlesex’e taşınınca bir süre Isleworth’de başka bir okulda öğretmenlik yapan Van Gogh, Aralık 1876’da Hollanda’ya geri döndü, ve altı ay boyunca Dordrecht’te bir kitapçı dükkânında çalıştıktan sonra, Mayıs 1877’de teoloji okumak amacıyla Amsterdam’a geçti. Temmuz 1878’de bundan da vazgeçerek ailesinin yanına döndü.

Ocak 1879’da ise misyonerlik amacıyla Belçika’da fakir bir madenci bölgesi olan Borinage’a yerleşti. Buradaki madencilerin kötü yaşam koşullarından etkilenen Van Gogh, onlarla daha iyi iletişim kurabilmek için özellikle kötü koşullarda yaşadı, yemek ve kıyafetlerinin çoğunu işçilere verdi, yatak yerine saman üzerinde uyumaya başladı. Temmuz 1879’da, “rahiplik mesleğinin saygınlığını zedelediği” için kilise tarafından işine son verildi, ama Van Gogh bir yıl daha bölgeden ayrılmadı. 1880 sonbaharında, kardeşi Theo’nun tavsiyesine uyarak resimde kariyer yapmaya karar verdi ve sanat eğitimi almak için Brüksel’e gitti. Buradaki Güzel Sanatlar Okulu’na başvurduysa da sonradan fikrini değiştirerek Nisan 1881’de Etten’e, ailesinin yanına döndü.

Etten, Lahey ve Drenthe (1881 – 1883)

Kee Vos-Stricker

Kee Vos-Stricker

Etten’de resim sanatı üzerine kitaplar okuyan ve sık sık resim yapan Van Gogh, bir taraftan da kendisinden yedi yaş büyük olan dul kuzeni Kee Vos-Stricker’den hoşlanmaya başladı. Kee’ye evlenme teklif etti, fakat teklifi “hayır, asla, hiçbir zaman” (niet, nooit, nimmer) sözleriyle reddedildi.[15] Bunun üzerine aşkını saplantıya dönüştüren Van Gogh, Kee kendisini görmeyi reddedince Kee’nin babası (ve kendi eniştesi) Johannes Stricker’le defalarca kez görüşüp Kee’yi istedi, ama eniştesi kızının maddi anlamda bağımsız olmayan bir adamla evlenmesini istemiyordu. Bir keresinde Van Gogh, Kee’yi görebilmek için eniştesine baskı yaparken, elini bir mum alevi üzerinde tutarak “elimi alev üzerinde tutabildiğim müddetçe onu göreyim” dedi, ama eniştesi mumu üfleyerek söndürdü. Kee konusundaki ısrarı ve başka sebepler yüzünden babasıyla kavga eden Van Gogh, Aralık 1881’de bir kez daha aile evinden ayrılıp Lahey’e yerleşti. Van Gogh bir süre Lahey’de yaşayan kuzeni ressam Anton Mauve’un yanında çalıştıysa da Mauve çok geçmeden Van Gogh’la arasına mesafe koydu. Van Gogh’a göre bunun sebebi, kendisinin bir fahişeyle yaşamaya başlamasıydı.

Van Gogh, Sien ismiyle bilinen, fakat asıl adı Clasina Maria Hoornik olan bu hamile kadını Ocak 1882 sonlarında sokakta terk edilmiş bir şekilde bulmuş ve beş yaşındaki Maria isimli kız çocuğuyla beraber kendi evine almıştı. Dedikodular kısa bir sürede tüm kasabaya ulaştı. Vincent, çevresinden sert tepkiler almaya başladı. Bunun üzerine Vincent, kardeşi Theo’ya yazdığı bir mektubunda, şu sözleri ile olaylara sitem etmiştir:

“ İnsanlar beni bir şeylerle suçluyor… Bir şey saklıyor olmalıymışım… Vincent, arkasında utanılacak bir şey saklıyormuş… Pekala, bayım, sana ne sakladığımı anlatacağım: —sen ki ahlakını ve dürüstlüğünü kanıtlamış adam— soruyorum sana: bir kadını terk etmek mi daha erkekçe, ahlaklıca yoksa terk edileni korumak mı? ”

Clasina Maria Hoornik (Sien)'in "Sorrow" isimli resmi. 1882

Clasina Maria Hoornik (Sien)’in “Sorrow” isimli resmi. 1882

Sien Temmuz 1883’te bir erkek çocuk doğurunca (Willem), Van Gogh ona da bakmaya başladı. Willem, Van Gogh’a neşe getirmişti. (Willem sonradan Van Gogh’un oğlu olduğunu iddia etmişse de, tarihler bu iddiayı desteklememektedir.) Van Gogh’un Sien ile ilişkisine ailesi ve destekçileri karşı çıktı. Ailesi Van Gogh’a Sien’i bırakması yönünde baskı yapmaya başladı.

Van Gogh önceleri bu baskıya direndiyse de, Eylül 1883’te Sien ve çocuklarını bırakarak Lahey’den ayrıldı, ve altı hafta boyunca Hollanda’nın kuzeyindeki Drenthe’de dolaşıp resim çizerek yaşadı. 1883 sonlarında ise, Nuenen’e taşınmış olan ailesinin yanına döndü. Van Gogh, Sien ile beraber yaşadığı on dokuz ay boyunca, kadının ve çocuklarının düzinelerce resmini çizmiştir. Sien, Vincent gittikten sonra asıl mesleği olan terzilik yapmaya devam eder. 1901 yılında bir denizci ile evlenir ve 3 yıl sonra 1904 yılında (van Gogh’un intiharından 14 yıl sonra) 54 yaşında iken Rotterdam limanında intihar ederek yaşamına son verir.

Nuenen ve Anvers (Antwerpen) (1883 – 1886)

Van Gogh, Nuenen’de kendini resme verdi. Komşularını, tarlada çalışan işçileri, kulübelerinde kıyafet dokuyan dokumacıları çiziyordu. 1884’ün sonbaharında, Margot Begemann adlı bir komşu kızıyla ilişki yaşamaya başladı, fakat çiftin evlenmesine iki tarafın da ailesi karşı çıktı. Bunun üzerine striknin içerek intihar etmeye teşebbüs eden Margot’u Van Gogh hastaneye yetiştirdi. 26 Mart 1885’te babası bir inme sonucu hayatını kaybedince Van Gogh derin bir yasa girdi. Aynı sıralarda Paris’te Van Gogh’un resimleri ilgi çekmeye başlıyordu. 1885 baharında Van Gogh, bugün ilk önemli eseri kabul edilen Patates Yiyenler’i (De Aardappeleters) bitirdi. Ağustos’ta ise resimleri Lahey’deki bir galeride ilk kez sergilendi. Eylül’de model olarak kullandığı kızlardan birini hamile bırakmakla suçlanınca, kasabanın Katolik rahibi, kasabalıların Van Gogh’a modellik yapmalarını yasakladı. Van Gogh, Nuenen’de çizdiği resimlerde hep doğal ve karanlık renkler kullandı, daha sonraki eserlerinde ağırlıklı olarak kullanacağı canlı renklerden kaçındı. Kardeşi Theo’ya

Sigara İçen İskelet-kanvasa noktalarla yaılan Van Gogh resmi

Sigara İçen İskelet-Van Gogh resmi-1885

yeteri kadar resim satamadığı için sitem ettiğinde, Theo Paris’te renkli izlenimci resimlerin çok sattığını, Van Gogh’un resimlerinin ise fazla karanlık bulunduğunu yazdı.

Nuenen’de geçirdiği iki sene boyunca Van Gogh, pek çok karakalem ve suluboya çalışmanın yanı sıra, 200 kadar yağlıboya resim üretti. Kasım 1885’te Anvers’e taşınıp bir resim galerisinin üst katında yaşamaya başlayan Van Gogh, kardeşi Theo’dan gelen tüm parayı resim malzemelerine ve modellere harcayıp kendi sağlığını ihmal etmeye başladı. Günlerinin çoğunu ekmek, kahve ve sigarayla geçiriyor, bir taraftan da çok fazla absint içiyordu.Muhtemelen vitamin eksikliğinden dişleri gevşeyip ağrımaya başladı. Ocak 1886’da Antwerpen Güzel Sanatlar Okulu’na yazıldıysa da birkaç hafta sonra, kötüleşen sağlık durumu ve akademik sanat eğitimine duyduğu güvensizlik yüzünden okuldan ayrıldı. Şubat ayının çoğunu hasta geçirdikten sonra, Mart 1886’da Paris’e, kardeşi Theo’nun yanına taşındı. Van Gogh, Anvers’de geçirdiği dönemde pek çok müze gezip Peter Paul Rubens gibi eski ustaların resimlerini incelemiş, bu resimlerden etkilenerek paletini biraz genişletmiştir. Aynı dönemde, ukiyo-e adıyla bilinen Japon gravürlerine ilgi duymaya başlamış ve bu tarzı kendi resimlerinde de kullanmıştır.

Paris (1886 – 1888)774

Paris’te bir süre Theo’nun Montmartre’daki dairesinde beraber yaşayan iki kardeş, Haziran 1886’da Rue Lepic üzerinde daha büyük bir daireye taşındı. Bu dönemde iki kardeş arasında yazışma olmadığı için Van Gogh’un Paris’te geçirdiği zaman hakkında elimizde nispeten az bilgi vardır. Van Gogh Paris’te bir süre ressam Fernand Cormon’un atölyesinde çalıştı, ve atölyenin diğer öğrencileri Émile Bernard ve Henri de Toulouse-Lautrec ile yakın arkadaş oldu. Paris’te hakim sanat akımları, izlenimcilik ve henüz yeni filizlenmekte olan yeni izlenimcilik idi. Theo’nun galerisi, Claude Monet, Alfred Sisley, Edgar Degas ve Camille Pissarro gibi izlenimci ressamların eserleriyle doluydu.

Puantilist (noktacı) stilin ustaları Georges Seurat ve Paul Signac, şehrin en ünlü ressamlarıydı. Signac ile bizzat tanışan Van Gogh, arkadaşı Émile Bernard ile beraber noktacı stili denemeye başladı. Bu stilde resimler, çok sayıda ufak renk noktasının sabırla kanvasa işlenmesiyle oluşturuluyordu. Van Gogh kardeşlerin arası, beraber yaşamanın getirdiği problemler yüzünden bir ara açıldıysa da 1887 baharında tekrar düzeldi. Kasım 1887’de Van Gogh, Danimarka’dan Paris’e yeni gelmiş olan ressam Paul Gauguin ile tanıştı ve iki ressam bazı eserlerini değiş tokuş ettiler. Bu arkadaşlık, bir yıl kadar sonra dramatik bir biçimde sona erecekti. Şubat 1888’de, şehir hayatından ve Paris’in soğuk kışlarından bunalan Van Gogh, güneşli Güney Fransa kıyılarına doğru yola koyuldu. Paris’te geçirdiği iki yıl boyunca, yaklaşık 200 resim çizmişti.

Arles (1888 – 1889)

Vazoda Ayçiçekleri- Vincent Van Gogh

Vazoda Ayçiçekleri- Vincent Van Gogh-1888

Van Gogh, Güney Fransa’daki Arles kasabasına, burada ütopik bir sanat kolonisi kurma hayalleriyle yerleşti. Mart ayı boyunca manzara resimleri çizdi, bu resimlerinden üçü Paris Bağımsız Ressamlar Topluluğu’nun o yılki sergisinde sergilendi. Mayıs 1888’in başında, Şubat’tan beri kalmakta olduğu ve fazla pahalı bulduğu Hôtel Carrel’den çıkarak Café de la Gare adlı başka bir otele yerleşti. Yine Mayıs ayında, bugün “Sarı Ev” olarak bilinen boş evin dört odasını tuttu ve atölye olarak kullanmaya başladı. Ağustos ayı boyunca, bugün Ayçiçekleri ismiyle bilinen bir dizi vazolu ayçiçeği resmi yaptı.

Teras Kafe, 1888 Eylül ayında iki tane yatak satın alarak Sarı Ev’e yerleşen Van Gogh, aynı sıralarda Teras Kafe adlı meşhur eserini bitirdi. Sarı Ev’i, kurmak istediği sanat kolonisinin merkezi olarak düşünüyor, koloniye katılmaları için çevre kasabalarda yaşayan ressamlarla (Eugène Boch, Dodge MacKnight gibi) görüşüyordu. Arkadaşı Paul Gauguin’i de Arles’a davet etti. Uzun süre tereddüt ettikten sonra daveti kabul eden Gauguin, Theo’nun parasal desteğiyle Ekim 1888’de Arles’a geldi ve Sarı Ev’de Van Gogh’un kendisi için özel olarak hazırladığı odaya yerleşti. Gauguin ve Van Gogh, Kasım ayı boyunca beraber resim gezilerine çıktılar, değişik resim teknikleri ve anlayışları üzerine uzun tartışmalar yaptılar. İki ressamın da dengesiz duygusal yapısı sayesinde, resim tartışmaları giderek kızışmaya başladı, bozulan havalar ve dar alanda beraber yaşamak ise durumu daha kötü hale getirdi. Ruhsal sağlığı bozulmaya başlayan Van Gogh, Gauguin’in kendisini terk edeceğinden korkmaya başladı. Bu gergin durum, 23

Teras kafe-Van Ggogh

Teras kafe-Van Ggogh

Aralık 1888 gecesi bir krizle sonuçlandı. Bir kavga sonucu hışımla evden çıkan Gauguin’i bir süre takip eden Van Gogh, daha sonra eve döndü ve kendi sol kulağının alt kısmını kesip kopardı.

Kopardığı parçayı bir bez ya da kâğıt parçasına sarıp yerel bir genelevde çalışan Rachel adlı fahişeye verdi.[25] Geneleve çağrılan polisler, baygın halde buldukları Van Gogh’u hastaneye kaldırdılar. Olayı ertesi sabah öğrenen Gauguin, Theo’ya haber verdikten sonra Arles’dan ayrıldı ve bir daha Van Gogh’la görüşmedi. Van Gogh ise kan kaybı ve ruhsal bunalım sebebiyle birkaç hafta hastanede kaldı. Ocak 1889’da hastaneden çıkıp Sarı Ev’e yerleşen Van Gogh, halüsinasyonlar ve zehirlenme paranoyası sebebiyle, Şubat başında hastaneye geri döndü. On gün sonra hastaneden salıverildiyse de, endişeli kasabalıların baskısı sonucunda, Mart başında polis zoruyla tekrar hastaneye kapatıldı. Nisan ayında ise arkadaşı Paul Signac’ın gözetiminde evine dönmesine izin verildi. Kasabada istenmediğinin farkında olan Van Gogh, Theo’nun tavsiyesi üzerine, Arles’a 30 km uzaklıkta bulunan Saint-Rémy kasabasındaki Saint-Paul-de-Mausole akıl hastanesine geçmeyi kabul etti, ve 8 Mayıs 1889’da Arles’dan ayrıldı.

Saint-Rémy ve Auvers-sur-Oise (1889 – 1890)

Van Gogh, Saint-Rémy’de Dr. Théophile Peyron’un gözetiminde resim yapmaya devam etti. Haziran 1889’da en bilinen eserlerinden biri olan Yıldızlı Gece’yi yaptı. Van Gogh, bu eserinde, Güney Fransa’da yattığı akıl hastanesinin penceresinden gördüğü gökyüzündeki öğeleri abartılı bir şekilde resmetmiştir. Temmuz ortasında tekrar bir nöbet geçirip boyalarını yemeye kalkışınca[26] bir süre resim yapmasına izin verilmediyse de, durumu düzelince resim yapmaya devam etti. Zamanının çoğunu odasında geçiriyor, dışarıya ancak doktor gözetiminde kısa yürüyüşler için çıkabiliyordu. Bu yüzden resim konusu bulmakta zorlanınca, Jean-François Millet gibi başka ressamların veya kendisinin daha önceki eserlerinin yeni yorumlarını çizmeye başladı. 1889 sonu ve 1890 başında bir dizi yeni nöbet geçiren Van Gogh, aynı sıralarda Paris’te ünlenmeye başladı. Ocak 1890’da Mercure de France dergisinde çıkan bir yazıda, Van Gogh’dan “dahi” diye bahsediliyordu.

Mayıs 1890’da Van Gogh Saint-Rémy’den ayrılıp Paris yakınlarındaki Auvers-sur-Oise’a geldi. Burada, daha önce ruhsal problemli ressamlarla ilgilenmiş olan Dr. Paul Gachet’nin gözetiminde kalacak, kardeşi Theo’ya da yakın olacaktı. Van Gogh’un Dr. Gachet hakkındaki ilk yorumu “bence benden daha hasta ya da tam benim kadar hasta diyelim” oldu.[27] Fakat sonradan doktorla iyi geçinmeye başlayan Van Gogh, doktorun üç ayrı portresini çizdi. Auvers-sur-Oise’da kaldığı süre boyunca kendini tamamen resme veren Van Gogh, burada geçirdiği 70 günde yaklaşık 70 yağlıboya resim üretti. Annesi ve kızkardeşine yazdığı son mektupta, kafasının geçen yıla göre çok daha sakin ve huzurlu olduğunu yazdı.[28] 27 Temmuz 1890’da resim malzemelerini alıp bir tarlaya yürüyen Van Gogh, kendisini tabancayla göğsünden vurdu. Sendeleyerek kaldığı otele döndü ve yatağına uzandı. Kanamayı farkeden otel sahibi, kasaba doktoru Mazery’yi ve Van Gogh’un doktoru Gachet’yi çağırdı. Doktorlar, mermiyi çıkarmanın çok riskli olacağına kanaat getirip Theo’ya hemen gelmesi için haber yolladılar. Vincent Van Gogh, 29 Temmuz 1890 sabahı 1:30 sularında, kardeşi Theo’nun kollarında öldü, ve Auvers-sur-Oise’a gömüldü. “Mutsuzluğum sonsuza kadar sürer  Vincent van Gogh, ölmeden önce yatağında yatarken.” Vincent’tan altı ay sonra Theo da uzun süredir mücadele ettiği frengi hastalığına yenilerek hayata gözlerini yumdu. Theo’nun naaşı önce Utrecht’e gömüldüyse de, karısı Johanna’nın isteği üzerine 1914’te Auvers-sur-Oise’a getirildi ve Vincent’in mezarının yanına gömüldü. Dr. Gachet’nin bahçesinden alınarak mezar taşlarının arasına dikilen sarmaşık filizi, bugün iki kardeşin mezarlarını tamamen kaplamaktadır.

Hastalığı

Van Gogh’u özellikle hayatının son iki yılında ciddi şekilde etkilemiş olan akıl hastalığı için bugüne kadar 30’dan fazla teşhis veya olası sebep ileri sürülmüştür.[30] Bunlardan bazıları, şizofreni, bipolar bozukluk (eski adıyla manik depresyon), frengi, boya zehirlenmesi (soluma veya yutma yoluyla), Ménière hastalığı ve güneş çarpmasıdır. Kötü beslenme, aşırı çalışma, uykusuzluk ve alkol düşkünlüğü, muhtemelen hastalığın etkilerini artırmıştır. Van Gogh’un özellikle son dönem eserlerinde açıkça görülen sarı renk düşkünlüğünün de tıbbi bir bozukluktan kaynaklandığını ileri sürenler olmuştur. Bu konudaki teorilerden birine göre, Van Gogh’un bolca içtiği absintte bulunan tuyon adlı madde, zaman içinde Van Gogh’un görüşünü bozarak nesneleri sarımtrak renkte görmesine sebep olmuş, bu da ressamın eserlerine yansımıştır. Bir başka teoriye göre, Van Gogh’a hastalığının tedavisi için yüksek dozlarda yüksük otu verilmiştir, ve yüksük otunun sarımtrak görüşe veya sarı lekeler görmeye sebep olduğu bilinmektedir.

Satılan eserlerinin bazıları

Resim Ad Satış tarihi Fiyat Ayrıntılar
Dr. Gachet'nin Portesi Dr. Gachet’nin Portesi 15 Mayıs 1990 $ 82,54 milyon Aynı isimli iki tablo bulunmaktadır. Tablolardan biri Ryoei Saito adlı Japon işadamı tarafından satın alındı. Resme o kadar bağlanmıştı ki öldüğünde kendisi ile yakılmasını istemişti. Ancak sonra fikrini değiştirdi ve tablo devlete geçti.[32]
sakalsız oto portre Sakalsız otoportre 20 Kasım 1998 $ 71,5 milyon New York’taki Christie’s mezatevinde anonim satınalıcı tarafından satın alındı.
van-gogh-vincent-İrisler İrisler 11 Kasım 1987 $ 53,9 milyon New York’taki Sotheby’s mezatevinde satın alındı. Bir süre sonra J. Paul Getty Müzesi’ne tekrar satıldı.
 l Arlésienne Madame Ginoux l’Arlésienne, Madame Ginoux 2 Mayıs 2006 $ 40,3 milyon New York’taki Christie’s mezatevinde satın alındı.






[1] ard izlenimcilik :  Fransa’da, İzlenimciliğin kurallarına tepki olarak 19. yüzyılın sonlarına doğru doğdu. Ard İzlenimcilik’in temsilcileri olan sanatçılar, sanat yaşamlarına izlenimcilikle başlamışlardır. Ancak bu izlenimcilik akımının kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kendi kişiselliklerini katmak istiyorlardı. Zamanla kişisel anlatım resimlerine yansıdı. İzlenimciliğin canlı ve parlak renkleri yanında, gelenekselin dışına çıkan konu anlayışı da bu sanatçıları etkilemeyi sürdürdü. Ard izlenimcilik daha sonra yerini fovizm ve kübizm’e bırakarak bu yeni akımlara da öncülük etmiştir. Başlıca Temsilciler: Paul Cezanne (1839-1906) Georges Seurat (1859-1891) Paul Signac (1863-1935) Vincent van Gogh (1853-1890) Paul Gauguin (1848-1903) Henri de Toulouse-Lautrec

11 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/van-gogh.jpg 368 276 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-11 17:15:062014-03-12 14:59:02Van Gogh ve resimlerinden Gif formatına
Sanat Haberleri

CNR Kitap Fuarı 1-9 Mart tarihleri arasında CNR EXPO Yeşilköy’de

CNR Kitap Fuarı 1-9 Mart tarihleri arasında CNR EXPO Yeşilköy’de düzenlenen fuar alanında kitapseverle buluşacak. 150’nin üzerinde yayınevinin 250 marka ile katıldığı 20 bin metrekarelik fuar alanına 200 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor.

kitap fuarı

Basın Yayın Birliği işbirliğinde gerçekleşen fuar, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İBB Kültür AŞ tarafından destekleniyor.

ÇOCUKLAR KİTABA DOKUNSUN

Kitap fuarının ilk konuklarından biri olan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, okulları fuarlara katılım konusunda teşvik ettiklerini söyleyerek “Çocuklarımızın fuarı ziyaret etmesini, almasalar bile kitaplara dokunmasını istiyoruz. Ailelere, öğretmenlere çocuklara harçlıklarını verip, kitapları kendilerinin almalarını, onları serbest bırakarak hatta indirim için pazarlık etmeyi dahi kendilerinin yapmasını,  kitaba ilişkin böyle bir tat oluşsun istiyoruz” şeklinde konuştu.

HER YAŞA GÖRE KİTAP

Haftasonu ziyaretçi akını beklenen fuar alanına, daha rahat gezmek için erken geldiğini belirten bir okuyucu, “Erken gelelim, kalabalık olmasın’ dedik. Daha şimdiden 4 tane kitap aldım” diye konuştu. Fuardaki kitap fiyatlarının uygun olduğunu belirten bir ziyaretçi ise “Birçok kitabı aynı anda görme fırsatım oldu. Çok da uygun fiyatlar” dedi. Standlar arasında gezerek kitap seçenlerin yanı sıra fuara ellerinde kitap listesi ile gelenler de vardı. Çocuklar ise çocuk kitaplarının olduğu yayınevi standlarının önünde kitapları inceledi.

KİŞİ BAŞINA 7.2 KİTAP

CNR kitap fuarının 1,5 yıldır planlanan bir proje olduğunun altını çizen Basın Yayın Birliği Başkanı Münir Üstün, “Bundan 10 yıl önce 9 bin başlıkla kitap üretilirken, 2013 yılında 47 bin başlıkla kitap üretildi. Geçen sene üretilen kitap adeti 536 milyon. 2012 yılı rakamları 480 milyon civarında. Bu kişi başına 7.2 kitap düştüğü anlamına geliyor. Ama 17 milyonluk İstanbul’da sadece TÜYAP kitap fuarı vardı. Bundan sonra hem TÜYAP hem CNR olacak” dedi. İstanbul’da Anadolu yakasında da bir kitap fuarı olması gerektiğini vurgulayan Üstün, “İstanbul’a TÜYAP ve CNR da yeterli değil. Bir an önce Anadolu yakasına da bir fuar alanı istiyoruz. Anadolu yakasında da bir kitap fuarı olsun” şeklinde konuştu.

ÜNLÜ İSİMLER CNR KİTAP FUARINDA 

İlk kez düzenlenen fuarda Ahmet Ümit, Ataol Behramoğlu, Ayşe Kulin, Cem Mumcu, Doğan Yurdakul, Ediz Hun, Engin Noyan, Erdal Sarızeybek, Fikri Sağlar, Prof.Dr.İlber Ortaylı, İpek Ongun, İskender Pala, Prof.Dr.Mim Kemal Öke, Mustafa Mutlu, Nevzat Tarhan, Sinan Akyüz, Ümit Zileli, Yalvaç Ural, Prof.Dr. Zekeriya Beyaz gibi isimler yer alacak. Kitap satışının yanı sıra imza günleri, tiyatro gösterileri, konferans ve söyleşiler düzenlenecek. Fuar 1-9 Mart tarihlerinde saat 10:00-19:00 arasında ziyaret edilebilir.

01 Mart 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/03/kitap-fuarı.jpg 380 980 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-03-01 16:41:472014-03-09 12:53:54CNR Kitap Fuarı 1-9 Mart tarihleri arasında CNR EXPO Yeşilköy’de
Sanat Haberleri

Sanat kurumlarına yeniden çeki(ç) düzen!

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sanat kurumlarıyla ilgili yasa tasarısı belli oldu. Tasarıya göre birçok ildeki sanat kurumu tehlike altında. Hangi ilde, kaç tane sanat kurumunun kapatılacağı bilinmiyor. Ayrıca, devlet bünyesindeki sanatçılar ne kadar tecrübeli olursa olsun yeniden bir elemeye tabi tutulacak.

tüsak

Kültür ve Turizm Bakanlığı 3 Mart’ta sivil toplum kuruluşları ile bir araya geleceği toplantı davetiyle birlikte bir de yasa tasarısı taslağı gönderdi. Al Jazeera, Bakanlığın bünyesinde kurulacak yeni bir sanat kurulu olan Türkiye Sanat Kurumu’nun (TÜSAK) yeni sanat yasasıyla ilgili taslağını inceledi.

1. Kapanma söylentileri:

ağlayan maskBakanlığın ilk ifadesi ‘kapanma’ söylentilerine karşı: ‘’Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve Balesi’nin kapatılacağına ilişkin söylentiler, söylentiler sonrası ele geçirerek yayımladığımız taslağa yönelik itirazlar sona erdi ve  Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül tarafından resmi olarak açıklanan TÜSAK taslağı 3 Mart Pazartesi günü Ankara’da davet edilen kuruluşların görüşlerine sunulacak.’’

2. Her kurumdan bir tane kalacak:
Yasa tasarısının en çarpıcı ve en tartışmalı maddesi sanat kurumlarının akıbetine dair. Buna göre, her sanat dalında en az birer adet kurulacak orkestra, koro ve topluluklar kalacak. Ancak en az bir olarak belirlenen sanat kurumlarının sayısına veya hangi şehir veya şehirlerde kalacağına dair bir madde bulunmuyor.

3. Sanatçıları Bakanlık seçecek: Mevcut sanat kurumlarında çalışanlar ‘Bakanlık Sahne Sanatları Genel Müdürlüğü’ne devredilecek ve eğer bir önceki maddede sıraladığımız kurum ve topluluklardan birinde yer almak isterlerse önce Bakanlığın oluşturacağı komisyonlarda seçilmeleri gerekecek. Bu komisyonların kim tarafından, hangi şartlarla oluşturulacağı ise henüz belirsiz. Bu kurumlara seçilmeyenlerin kadroları Bakanlık Kültür ve Sanat Araştırmaları Genel Müdürlüğü’ne devredilecek.

4. İkramiye ve teşvikler ödenmeyecek: Sözleşmeli çalışan ve Bakanlık Sahne Sanatları Genel Müdürlüğü’ne devredilmeyecek, yani komisyonlarca en az bir orkestra, tiyatro, koro ve benzeri topluluklara seçilmeyen kişilerin teşvik ve ikramiyeleri ödenmeyecek. Bu personel içerisinden farklı bir ilde görevlendirilmek isteyenler Bakanlık onayı alacak. İzin almak kaydıyla sanatsal faaliyetlerde çalışabilecek.

5. Kendi biletini kendin sat
Bakanlık bünyesinde çalışan sanatçılar kendi projelerini TÜSAK’a götürebilecek ve bilet geliri üzerinden pay alabilecek.

6. Tasarının amacı: 
yeni düzenlemeSanatçıların itiraz noktalarından biri sanatın halihazırda toplumun her kesimine hitap etmek için icra ediliyor olmasına karşın tasarıda ‘’… görsel-işitsel yapımlar ile sahne sanatlarının, müzik, edebiyat, görsel sanatlar ve geleneksel sanatların geliştirilip güçlendirilmesi, tanıtılması, yaygınlaştırılması, toplumun her kesiminin sanat ürünlerinden verimli şekilde yararlanması…’’ ifadeleri bulunuyor.

7. TÜSAK nedir? 
TÜSAK, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacak yeni bir sanat kurulu. Türkiye Sanat Kurumu’nun kısaltılmış hali TÜSAK. 11 kişilik bir heyetten oluşacak kuruldakilerin en az 6’sı, ilgili sanat alanlarında (tiyatro, opera, bale, dans, müzik, edebiyat, görsel sanatlar ve geleneksel sanatlar) eğitim almış ve özel ya da devlet kurumlarında en az on yıl deneyim sahibi olan kişilerden seçilecek. Merkezi Ankara olacak bu kurul sanat projelerini değerlendirecek ve Bakanlık tarafından destek verilip verilmeyeceğine karar verecek.

8. Kurul üyelerini Bakan ve Bakanlar Kurulu seçecek: 
TÜSAK üyeleri Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile atanacak. Kurul üyelerinin süresi iki yıl olacak ancak bir kişi kurul üyeliğine birden çok kez atanabilecek.

9. Kurum bağımsız mı? 
Tasarının ikinci bölümünde yer alan bir ifadede ‘Kurum görevini yerine getirirken bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci ve kişi Kurumun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremez’’ deniyor.

10. Kuruldan sıkı denetim: 
TÜSAK bundan böyle sanat projelerini denetleyecek. İlgili madde şöyle: ‘’Görsel-işitsel yapımlar ile sahne sanatlarının müzik, edebiyat, görsel sanatlar ve geleneksel sanat dallarında kültür ve sanatımıza katkı sağlayacak nitelikteki projelerinin desteklenmesi ile desteklenen projelerin amacına uygun gerçekleşip gerçekleşmediği hakkında karar vermek.’’

11. Hangi projeler desteklenecek? 
Hangi alanda hangi projenin destekleneceğine TÜSAK karar verecek. Üç ile yedi kişi arasında değişecek olan farklı alanlardaki proje grupları ön elemeyi yaptıktan sonra TÜSAK devreye girecek. İlgili maddede sanat alanları sayıldıktan sonra dördüncü bölümün b maddesi şu şekilde: ‘’Sanat ürün, üretim ve faaliyetlerinden toplumun her kesiminin yararlanması yoluyla ülkemiz genelinde çağdaş, verimli ve etkin bir iletişim ortamının yaratılması.’’

yüzde 5012. Ne kadar destek verilecek?
TÜSAK onayladığı takdirde bir projeye verilecek destek projenin bütçesinin yüzde 50’sini aşmayacak. Yani bir proje için çıkarılan bütçenin en fazla yüzde 50’sini Bakanlık karşılayacak. İstisnai durumlarda kurul sanat dalları ve projenin niteliğine göre bu oranı artırma yetkisine sahip olacak.

13. Edebiyat ve yazım alanında destek:
TÜSAK yasa tasarısında, Bakanlığın desteğini öngören edebiyat ve yazım çalışmalarıyla ilgili bir madde de bulunuyor. Buna göre, tiyatro, opera, bale, dans gibi sahne sanatları ile müzik, edebiyat ve benzeri alanlara yeni ve nitelikli eserler kazandırmak amacıyla yeni yazılmış eserler için yerli sanatçılara destek sağlanacak.

14. Sahne ve sergilemeye nasıl destek olunacak?
Yeni sahneler kazandırmak için Bakanlık bir çalışma yapacak. Buna göre örneğin bir kişi veya kurumun sahip olduğu veya kiraladığı bir binayı sahne ve sergi salonu olarak düzenlemesi, işletmesi durumunda kira, tadilat, bakım, onarım, aydınlatma, ısınma veya personel giderlerinden Kurum projelerinin kullanımına açılması halinde destek alabilecek. Ayrıca büyük prodüksiyon gerektiren opera, bale gibi alanların sahnelenmesi sürecinde de TÜSAK destek olabilecek.

BAKANLIK POLİTİKASIYLA ÇELİŞEN MADDE

15. Geleneksel Türk Tiyatrosu desteği:
Bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 15 özel tiyatroya devlet yardımı yapmadı. Bunlar arasında Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun son temsilcilerinden biri olan Ferhan Şensoy ve Ses-Ortaoyuncular Tiyatrosu da bulunuyor. Ancak TÜSAK yasasında bu durumla çelişen bir madde bulunuyor. Buna göre Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun yaşatılması, yaygınlaştırılması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla gerçekleştirilecek faaliyetlere destek olunacağı belirtilmiş.

17. Üstün yetenekli çocuklara yardım:
Bakanlık, bir süre önce yürürlükten kalkan bir uygulamaya da geri dönüyor ve üstün yetenekli çocukların yurtiçinde ve yurtdışında eğitimlerine destek olacağını yasa tasarısında açıklıyor.

18. Emeklilik nasıl olacak?
Yasa tasarısının yürürlüğe girdiği tarihte emekli aylığı bağlanmasına hak kazanmış olan ve bu tarihten itibaren 2014 yılı sonuna kadar emeklilik başvurusunda bulunanların emeklilik ikramiyeleri; yaş haddinden emekliliğine en fazla üç yıl kalanlar için yüzde otuz, üç-altı yıl kalanlar için yüzde kırk, altı yıldan fazla kalanlar için de yüzde elli fazlasıyla ödenecek.

Kaynak:[-]

Muhabir :  Bedia Ceylan Güzelce

28 Şubat 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/02/yüzde-50.jpg 500 500 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-02-28 21:24:392014-03-09 13:00:27Sanat kurumlarına yeniden çeki(ç) düzen!
Sanat Haberleri

Akademi ve Güzel Sanatların resim, heykel iç mimari, grafik tasarım gibi bölümlerinin sınavları için hazır mısınız?

Çağın yaşam kültürü ve stili konusunda bir yol haritası sunabilecek beceriye sahip olmak ve farklılıklar yaratacak bir ressam, heykel sanatçısı, grafik tasarımcı ya da çizimle ilgili bir meslek edinmek sizlere, geleceğin özgün mekanlarını, özgür sanatını üretebilecek becerileri taşımak için bir akademi veye okulda okumak istiyorsunuz ve bunun için eğitime ihtiyacınız var. İşte tam da bu noktada tüm diğer sanat eğitimleri gibi resim eğitimi konusunda da  ” Nar Sanat” yanınızda.

akademilere, iç mmarlığa hazırlık kursu 

Artık Lisedesiniz ve sanat eğitimi alarak bunu bir meslek haline getirmek istiyorsunuz. Veya Lise 3 ya da Lise sondasınız ve Güzel Sanatlar akademisinin resim, heykel, iç mimarlık, grafik tasarım bölümlerine girmek istiyorsunuz ama nasıl bir eğitim almak istediğinizi bilemiyor, başlangıcı nerede, nasıl yapmanız gerektiği konusunda kafanız mı karışıyor?

Ya da çocuğunuz ortaokulu bitirdi ve Güzel Sanatlar Lisesinin yetenek sınavlarına hazırlanmasını istiyorsunuz.

Hiç üzülmeyin “Nar Sanat” sizler için ve sizlere en iyi eğitimi vermeye hazır.

Seçtiğiniz bu yolda vaktinizin kısıtlı olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sınava hazırlık süreci aynı zamanda kendi yeteneğinizi tanıma ve geliştirme sürecidir. Bu süreçte sadece sınava değil aynı zamanda seçeceğiniz bölümlere de hazırlanabilmelisiniz. Bu  renkli yolculuğa birlikte hazırlanabilmek için hepinizi Nar Sanat’ta bekliyoruz.

Siz en iyisi olmaya layıksınız.

Huzurlu ve sanat dolu bir ortamda bir yandan tiyatro, keman, piyano, gitar çalışan çocuk ve gençler, bir yandan hobisini gerçekleştirmek için farklı faaliyetler yapan öğrencilerimiz diğer taraftan 9-10 kişilik sınıflarda yetenek sınavlarına hazırlanan gençlerimiz.

Sanat ile iç içe olmak için sizlerin ortamı görmesi ve hocalarla tanışması amacıyla bir ders konuk olmanızı bekliyoruz. Biliyoruz ki stres yüklüsünüz. Stresinizden kurtulmak ve konusunda yetkin eğitmenlerle yetenek sınavlarına hazırlanmak için bir telefon kadar yakın ve bir adım kadar uzağız.

Ailemize katılmanız için sizleri bekliyoruz.

Not:  Aşağıda başarılı, hatalı ve hatasız ayrımı yapmadan öğrencilerimizin yaptığı çalışmalardan bazı örnekleri bulabilirsiniz.

 


















22 Şubat 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2011/09/akademiler-için-kurs-ilanı.jpg 565 800 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-02-22 16:00:562014-03-09 15:50:41Akademi ve Güzel Sanatların resim, heykel iç mimari, grafik tasarım gibi bölümlerinin sınavları için hazır mısınız?
Page 10 of 17«‹89101112›»

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön