Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: çocuk

Sanat Haberleri

Ayakkabının ‘pabuç’ hali

pabucİnsanlığa çok uzun bir süredir eşlik eden ayakkabının hikâyesi bir sergide anlatılıyor. Ayakkabının ‘pabuç’ hali ise güzellik ve estetikle buluşuyor.

Eski çağlardan bu yana soğuktan, sıcaktan, keskin yüzeylerden ve herhangi bir dış etkenden korunmak için ayaklarımızı sarıyoruz. Önceleri bir ihtiyaç olarak ortaya çıkan ‘ayakkabı’ zamanla bir var oluş nesnesine dönüştü. Bugün ihtiyaçla birlikte bir aksesuar, bir süs eşyası olarak da kullanılan ayakkabının hikayesi Sadberk Hanım Müzesi’nde sergilenmeye başlanacak. ‘Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ adını taşıyan sergi 27 Kasım’da başlayacak ve 31 Mayıs’a kadar da açık kalacak.

Ayakkabının bir süs eşyası olarak algılanmaya başlanması bilhassa 19. Yüzyılda başladı. Sergi kapsamında 19. ve 20. Yüzyıllardan 127 parçalık bir ayakkabı koleksiyonu ziyaretçilerle buluşacak. Orta Asya, Kuzey Afrika, Hindistan, İran ve Avrupa’nın çeşitli noktalarından toplanarak bir araya getirilen koleksiyon, ayakkabıda geleneksel batı anlayışını da ortaya koyuyor. Çizme, bot, ayakkabı, terlik ve nalın gibi farklı parçalardan oluşan sergide, ipek, gümüş, deri, keten gibi farklı malzemelerin de bir araya geldiği parçaları görmek mümkün.

‘Pabuç, Sadberk Hanım Koleksiyonundan’ sergisinde ayrıca tanınmış isimlerin ayakkabıları da sergilenecek. Mısır Hıdiv ailesinden Prenses Atiye’ye ait gelin ayakkabısı, Bursa Valisi Ahmet Münir Paşa ile Pervin Hanım’ın kızı Memduha Hanım’ın çocukluk potinleri gibi ayakkabılar, Osmanlı’nın son döneminde ayakkabıcılığın geldiği noktayı da anlatıyor.

‘Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ sergisinde; çoğunluğu Osmanlı’nın son döneminde üretilen ayakkabı ve terlikler oluştururken, Orta Asya, İran, Kuzey Afrika, Hindistan ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden de örnekler yer alıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında üretilen ayakkabıları da kapsayan 127 parçalık koleksiyon, geleneksel anlayışın yanı sıra Batı modasını yansıtan çizme, bot, ayakkabı, terlik ve nalın gibi çeşitli modelleri de bir araya getiriyor.

Deri ve kumaştan yapılmış, çoğu sırma, gümüş, tel, kılabdan ve boncuk ile süslenmiş ürünler arasında Mısır Hıdiv ailesinden Prenses Atiye’ye ait olan gelin ayakkabısından,Bursa Valisi Ahmet Münir Paşa ile Pervin Hanım’ın kızı Memduha Hanım’ın 3-4 yaşlarındayken giydiği çocuk potinine kadar ilginç hikâyelere sahip birçok eser bulunuyor. Ahşaptan oyularak yapılmış, sedef, fildişi ve gümüş malzemelerle süslenmiş nalınlar da sergide dikkat çekiyor. Koleksiyondaki etiketli ayakkabı örnekleri ise Osmanlı’nın son dönem ayakkabı üreticileri ve satıcıları hakkında bilgi veriyor.

‘ Pabuç, Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan’ sergisi, Çarşamba günleri hariç her gün 10:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.  

19 Kasım 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/11/pabuc.jpg 442 788 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-11-19 18:25:312014-11-19 18:30:02Ayakkabının ‘pabuç’ hali
Sanat Haberleri

“Çocuklar için sanat” demenin enaz 10 nedeni

Doğrular ve yanlışlar yoktur, hatalar da yoktur; sadece sanat vardır. Çocuklar yaratmayı öğrenir, hem de kuru bir “Aferin” almak için değil,  hoşlarına gittiği için yaratmayı…

çocuk- sanat-adımları

-1-

Doğrular ve yanlışlar yoktur, hatalar da yoktur; sadece sanat vardır. Çocuklar yaratmayı öğrenir, hem de kuru bir “Aferin” almak için değil,  hoşlarına gittiği için yaratmayı…

1-sanat-egitimi

-2-

İnsanın içinden geleni dışa vurmasıdır, çocuklara kendilerini ifade edebilmeleri  için içlerine dönebilme becerisini öğretir.  Zorluklarla karşılaştığımızda, bir karar vermek durumunda kaldığımızda aslında ne yapmak istediğimizi anlamak için içimize dönmeyi bilmek gerekmez mi? Peki bunu yapabilen kaç yetişkin tanıyorsunuz?

2-sanat-egitimi

-3-

Asla birbirinin aynısı olan iki şey üretemezsiniz! Farklılık burada her daim kabul görür, çünkü bu güzel bir şeydir ve değerlidir.

3-sanat-egitimi

-4-

Sınır tanımaz. Irk, dil, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum ne olursa olsun yaratmak herkes için özgürlüktür.

4-sanat-egitimi

-5-

Girdilerin, çıktıların, sonuçların diliyle konuşmaz. Aslolan deneyimdir.  Mutlu eden sürecin ta kendisidir.  Zamanı unutup anı yaşamaktan daha güzeli var mı? Ya bunu yaşayabilen kaç yetişkin tanıyorsunuz?

5-sanat-egitimi

-6-

Sanatçılar cesurdur, kendine özgü olanı yaratmak için hazır olana meydan okur. Tutkuludur, ilham geldi mi yerinde duramaz. Mutluluğu, para ve statü getiren “başarı hikayeleri” ile tanımlamaz, çocuklara bağımsız düşünmeyi öğretecek ilginç yol arkadaşlarıdır.

6-sanat-egitimi

-7-

Sanatçı dediğin çalışır da çalışır. Ne kadar çalışırsan, ne kadar yoğunlaşırsan vardığın yer o kadar derin olur. Tutkular sadece duygularını bastırmamayı değil, sabır ve sebatı da öğretir. Yapmak bazen bir saniye, bazen bir ömür sürer.

7-sanat-egitimi

-8-

Hangi dalı olursa olsun sanat, hayalgücünü harekete geçiren, çocukları farklı düşünmeye zorlayan koskoca bir alan açar. Küçük ya da büyük buluşlar bizi hayata bağlar, hatta bazen hayat kurtarır değil mi?

8-sanat-egitimi

-9-

Sanat okulda bitmez, evde devam eder. Ama eve getirilen şey asla ödev olmaz: Oyuna devam!

9-sanat-egitimi

-10-

Yapana da izleyene de heyecan verir. Evet çocuklara özgüven kazandırır ama başka bir şey daha öğretir: Başkalarını takdir etmeyi… Ve ikisinin birleşimine paha biçilemez.

10-sanat-egitimi

Hazırlayan : Handan Saatçıoğlu

Kaynak : [–]

11 Kasım 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/11/çocuk-sanat-adımları.jpg 2592 3456 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-11-11 15:56:222014-11-11 15:56:22“Çocuklar için sanat” demenin enaz 10 nedeni
Sanat Haberleri

Tiyatro hayatın kendisidir !

Bildiğiniz gibi Nar Sanat Tiyatro kurslarında sezon açıldı. Biz de birçok kez  gençlerimiz veya velilerimizden duyduğumuz soruyu Tiyatro Hocamız ve oyuncu sayın Esin KARAKAYA’ya sorduk ” ”Neden Tiyatro eğitimi?”  veya  “Çocuğumuz / gencimiz Tiyatro oyuncusu mu olacak? Ne gerek var ki şimdi ?” 

Nar Sanat Bakırköy

Bakalım tiyatro hocamız ne demiş. İyi okumalar!

İnsanın daha anne karnında oynamaya başladığınızı biliyor muydunuz?

Bilim adamları özellikle ikiz bebeklerde yansılanım(ultrason)  izlemelerinde bunu net bir şekilde görebileceğimiz belirtiliyor.

Oyun daha anne karnındayken bize bahşedilmiş bir armağandır. Doğumdan ölüme kadar da bu armağanı yaşamımızda zevkle kullanırız.  Bir çocuğu uzaktan izleyin. Tek başına bile elindeki bir objeyle ( hayalinde onu ne olarak canlandırıyorsa) saatlerce oynar değişik kahramanları canlandırır sesini değiştirerek karakterleri cezalandırır bazen bir hayvan olur bazen bir kral bazen bir asker bazen de kötüyü oynamayı dener. Sahnede oynanan “tek başına gösterinin” doğal halidir.

 

Yaşamı eğlenceli kılan ve zaman zamanda katlanmamızı kolaylaştıran bir eylemdir. İşte tiyatroda kaynağını bu oyunlarda bulur. İnsanı insana,insanla ve insanca anlatma sanatı diyoruz ya tiyatroya.

Tiyatro; eğitme görevinin yanı sıra öğrenme sanatıdır.

Nasıl Öğreniriz?

Öğrenmenin temeli  bakmak görmek anlamak ve biriktirmektir.  Tüm bunlara kafamızda dağınık bir şekilde avare avera dolanırken içlerimizde işimize yarayacak olanı çekip çıkartmak için zaman ve çaba harcarız işte tiyatro beyinde biriktirdiklerimizi en etkin bir biçimde ve hızlı biçimde kullanma becerimizi oluşturur ve geliştirir.

Tiyatroyu yaşamına sokmuş olan kişi, kendini ve etrafındaki bireyleri tanıma ve çözme eylemlerine daha kolay adapte olan ve becerebilme yeteneğine erişebilen kişidir.

Ebetteki Tiyatro evet bir meslektir ama bu mesleği seçmeyecek kişilerin de hayatta gerçekten çok işine yarayacağı ve kullanacağı ve faydalanacağı bir sanatsal eylemdir. Nedir mi bunlar?

Gençler ve yetişkinler için:

α) Dαуαnışmαуı öğretir ;
b) Düşünceуi eуleme ѕokmα уeteneğini geliştirir;
c) Düşünerek , уorumlαуαrαk okumαуı öğretir;
d) Topluluk içinde konuşmαуı öğretir;
e) Doğru νe güzel konuşmαуı ѕαğlαr;
f) Eѕtetik αlgılαmα уeteneğini geliştirir;
g) Çeşitli ѕαnαt dαllαrıуlα ilgiуi ѕαğlαr;
h) Sorumluluk duуguѕunu ѕαğlαr;
i) Toplumun , kişiliği ezmeѕini önler;
j) Çocuğun elini,kolunu kullαnmαѕını denetim αltınα αlır.

 

Tiyatronun Çocuklara Yararları İse;

1) Öğrenmede zorlanan çocuklαr için fαуdαlıdır.
2) Çocuğun αlgılαmα уeteneğinin geliştirilmeѕinde, ayrıca dikkatini toplamasında yardımcı olur.
3) Tiуαtro, hiperαktif çocuklαrın dengelenmelerine yardımcı olur.
4) Tiуαtro, çeνreѕiуle iletişim zorluğu çeken çocuklαrın gelişmesine ve başkalarıyla anlaşmasına yardımcı olur.
5) Tiуαtro, çocuğun çeνreѕine αdαpte olαbilmeѕine уαrdımcı olur.
6) Tiуαtro, çocuğun gerginlikten kurtulmαѕını ѕαğlαr.
7) Tiуαtroyla birlikte çocuk korumα duуguѕunu уαşαr.
8)Tiуαtro, çocuğα aidiyet duygusunu νe önemѕendiğini hiѕѕettirir.
9)Tiуαtro, korku içinde olαn çocukların kişiliğini oturtmasında oldukça faydalıdır.
10)Tiуαtro, çocuğun  αlgılama kabiliyetini geliştirir.
11)Tiуαtro çocuklαrdα, eğitimli, güçlü ve düzenli bir kişilik geliştirmesine fayda sağlar.

 

Dikkat ettiniz mi? Çocuklar ve gençler özellikle gelişim çağlarında kendilerinden asla memnun olmazlar hep bir başkasına benzeme, popüler insanların yerinde olma istekleri ağır basar. Bu istekler kontrol altına alınmadığı taktirde “ben” olmaktan çıkıp bir başkası gibi hareket etmeye başlarlar.

Bu aslında bir kaçıştır. İşte bu kaçışı sahnede bir başkasını canlandırırken yaşayan, oyuncu sonunda kendine kavuşmaktan müthiş haz duyacak ve kendi ile bir anlamda barışacaktır. Sahne sanatları ile uğraşmak bireye estetikte bir görüş açısı kazandıracaktır. Kendini geliştirmek ve topluma katkı sağlamak ihtiyacını hisseden her birey tiyatro ile tanışmalı diyoruz.

Zaten ciddiyet ile oynadığımız hayat oyununu daha kaliteli oynayabilmek adına sizi de aramızda görmek istiyoruz.

 Esin KARAKAYA  Oyuncu

ve

 Nar Sanat Tiyatro Eğitmeni

 Buyurun ziyaretimize gelin tanışalım. Kendi hayat okulunuzda daha iyi oyuncu olmanın anlamını bizimle keşfedin. Sanat dolu bir ortamda tiyatroya yıllarını vermiş tecrübeli eğitmenimiz eşliğinde sahnenin tozunu yutun ve hayata daha iyi hazırlanın. Nar Sanat sizi çağırıyor!

Not: Eğitmenimiz Sayın Esin KARAKAYA ‘nın sanat hayatını mı öğrenmek istediniz BUYURUN.

21 Ekim 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/10/tiyatro-sahnesi1.jpg 1162 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-10-21 18:54:402014-10-21 19:18:46Tiyatro hayatın kendisidir !
Sanat Haberleri

Okul öncesi eğitim neden önemli?

Sanat haberleri ile ilgili haber ararken aşağıda sizlerle paylaşmak istediğim iyi bir makale gözüme ilişti ve sizlerle paylaşmak istedim.  Yazar Sayın Ayla GÖKSEL’e teşekkür ederiz.

İyi okumalar.

Erken çocukluk yani 0-6 yaş arası hayatımızın en kritik dönemi. Nörobilim, ekonomi ve davranışsal bilimlerde yapılan son araştırmalar bunu gösteriyor. Okul öncesi eğitim, hayatta avantaj sağlıyor.

Türkiye’de okul öncesi eğitim alma oranı 2005’te yüzde 22’ydi. 2011’de yüzde 66’ya yükseldi, 2013’te yüzde 43,5 seviyesine düştü. [ANADOLU AJANSI]

 Erken yaşlarda beyin gelişiminin deneyimlere dayalı olduğu ve insanın yaşamı boyunca sağlığını, öğrenme ve davranışlarını belirlediği saptanmıştır. Örneğin hayatın ilk yıllarında, beyinde her saniyede 700 yeni nöron bağlantısı oluyor, çocuğun dil becerileri arasındaki farklılıklar 18’inci aydan itibaren kendini göstermeye başlıyor ve bu yıllarda çok sayıda olumsuzluğa maruz kalan çocuk bilişsel, dil ve duygusal açıdan gelişim riski ile karşı karşıya kalıyor. Kalp hastalıklarına yakalanma olasılığı üç kat artıyor.

PISA’ya (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 1997′de geliştirilen sınav uluslararası çapta üç yılda bir 15 yaşındaki öğrencilerin bilgi ve becerileri değerlendiriliyor.) Türkiye’den katılan öğrenciler arasında bir yıl ya da daha az okul öncesi eğitim alanların ortalama puanı, hiç okul öncesi eğitim almayanlara göre ortalama 42 puan daha yüksek (OECD, 2012). Türkiye’de araştırmalar okul öncesi eğitim alan çocukların okula her anlamda daha hazır başladıklarını, daha uzun süre okulda kaldıklarını, çoğunun üniversite öğrenimi aldıklarını ve daha yüksek statülü işlerde çalıştıklarını gösteriyor. (Ç. Kağıtçıbaşı, D. Sunar, S. Bekman, 2005).

Türkiye’de okul öncesi eğitim alma oranı 2005’te yüzde 22’ydi. 2011’de yüzde 66’ya yükseldi, 2013’te yüzde 43,5 seviyesine düştü. [ANADOLU AJANSI]

Türkiye’de okul öncesi eğitim alma oranı 2005’te yüzde 22’ydi. 2011’de yüzde 66’ya yükseldi, 2013’te yüzde 43,5 seviyesine düştü. [ANADOLU AJANSI]

Bu nedenle, çocukların bu yaşlarda hem yakın çevreleri tarafından desteklenmesi, hem de uygun eğitim olanaklarından faydalanması gelişimi açısından önemli. Özellikle de çevresi tarafından yeterince desteklenme fırsatı olamayan çocukların kaliteli bir okul öncesi eğitimden görecekleri fayda yaşamlarında çok olumlu değişikliklere neden olabiliyor.

Aynı zamanda ülke kalkınmasında en önemli unsur olan insan sermayesinin temeli okul öncesi dönemde atılıyor ve bireylere hayata başlarken fırsat eşitliği sağlamak açısından çok önemli. Konuyla ilgili olarak ulusal ve uluslararası çapta yapılan bilimsel araştırmalar okul öncesi dönemi de kapsayan erken çocukluktaki nitelikli müdahale çalışmalarının çocuğa, aileye, topluma ve ekonomiye yüksek getiriler sağlayan yatırımlar olduğunu gösteriyor. Maliyet etkinliği açısından en iyi çıktılara erken yaşta yapılan müdahalelerle ulaşıldığı görülüyor. (Heckman, 2008)

EN KALITELI OKUL AVRUPA'YA MODEL OLACAK

Erken çocukluk eğitimi hizmetlerine ‘fayda-maliyet analizi’ temelinde yaklaşıldığında, bu hizmetlerin yaygınlaştırılma yaygınlaştırılmasının Türkiye için ekonomik açıdan da büyük önemi olduğu görülmüştür. Prof. Dr. Mehmet Kaytaz tarafından gerçekleştirilen ‘Türkiye’de Okul Öncesi Eğitiminin Fayda-Maliyet Analizi’ araştırması, ülkemizde erken çocukluk eğitimine yapılacak her bir liralık yatırımın ekonomiye yedi liraya kadar kazanç olarak döneceğini gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında okul öncesi eğitim orta ve uzun vadede çok kazançlı bir kamu politikasıdır ve insan sermayesine yapılan yatırımların getiri oranının en yüksek olduğu eğitim dönemidir.

Toplumsal ve ekonomik kalkınma açısından temel gereklilik olduğu görülen kaliteli okul öncesi eğitimin tüm çocukların erişimine sunulması çok önemli. Okul öncesi eğitimin faydaları göz önüne alındığında, bu eğitimi alamayan dezavantajlı konumdaki çocukların, okulda akranları ile arasındaki farkın iyice açılacağını açıkça anlamak mümkün. Bu nedenle, konu çocuklar için fırsat eşitliği açısından da dikkate alınmalı ve ülkenin her yanına yaygınlaşmalıdır.

ANTALYA'NIN OKUL ONCESI OKULLASMADAKI BASARISI

Anne Çocuk Eğitim Vakfı(AÇEV) uzun yıllardır okul öncesi eğitim alanında yaptığı bilimsel çalışmalar ve uygulamalar ışığında Türkiye’de çocukların en az bir yıl okul öncesi eğitimden yararlanmaları için savunu faaliyetlerini sürdürüyor. 2005-2010 yılları arasında ‘7 Çok Geç’ Kampanyası ile kamu, sivil toplum, akademik kurumlar ve özel sektörün de katkısı ile çeşitli faaliyetler gerçekleştirmiştir.

Ülkemizde okul öncesi eğitim, son yıllarda hükumetin önemli eğitim önceliği. Milli Eğitim Bakanlığı’nın önderliğinde ve yatırımları sonucunda Türkiye’de okul öncesi eğitim önemli bir ivme kazanarak 2005 yılında 60-72 ay çocukları arasında yüzde 22 olan okullaşma oranı 2011 yılında yüzde 66’ya ulaştı.

Ancak 2012’de uygulamaya konulan 4+4+4 uygulamaları okul öncesi eğitimde arz ve talebi birlikte etkiledi. Aileler tarafından kırsal bölgelerde dahi talep edilmesine rağmen, okul öncesi eğitimin yaygınlaşma hızı azaldı ve okullaşma oranı 2013’te okul öncesine giden beş yaş grubu için yüzde 43,5 seviyesine indi. Velilerin özellikle ilk uygulama yılı olan 2012-2013 eğitim öğretim yılında kafaları karışmış ve bir kısmı çocuklarını zorunlu olarak ilkokula başlatmış veya zorunlu olduklarını düşünmüştür. Azalmadaki diğer önemli bir neden ise okul öncesi eğitim kurumlarında ailelerden katkı payı alınmasıdır. Velilerin bir kısmı ücretsiz olan ilkokul 1. sınıf ve ücretli ana sınıfı arasında seçim yapmak zorunda kalmış ve dar gelirli olan aileler haklı olarak ücretsiz olan ilkokul eğitim seçeneğine yönelmiştir.

Profesör Mehmet Kaytaz’ın ‘Okul Öncesi Eğitim Fayda – Maliyet Analizi’, okul öncesi eğitime her bir liralık yatırımın, ekonomiye yedi lira kazandırdığını gösteriyor. [ANADOLU AJANSI]

Profesör Mehmet Kaytaz’ın ‘Okul Öncesi Eğitim Fayda – Maliyet Analizi’, okul öncesi eğitime her bir liralık yatırımın, ekonomiye yedi lira kazandırdığını gösteriyor. [ANADOLU AJANSI]

Türkiye, Avrupa’da okul öncesi eğitimin hem ücretli olduğu hem de aileye bu alanda herhangi finansal desteğin sağlanmadığı tek ülke konumunda.

Beş yaş grubu çocukların bir kısmı ilkokula başlayarak okullaşma sağlanmış olsa da, bu yaş grubundaki çocukların yarısından fazlasının ya bir ana sınıfına devam edemediği ya da hiç okul öncesi eğitim alamadan ilköğretime başladığı görülüyor.

Hükümetin 4+4+4 ile beraber ortaya koyduğu zorunlu 12 yıl eğitim uygulaması önceliği, özellikle sekiz yıllık eğitimden mezun olanların ortaöğretime geçiş talepleri ile beraber yatırımların ortaöğretime kaydırılmasına neden oldu. Bu da hem öğretmen atama hem de derslik oluşturma gibi yatırım veya kaynak gerektiren konularda okul öncesi  eğitimi olumsuz etkiledi.

Diğer yandan, 2009-2011 yılları arasında yürütülen 60-72 ay çocuklar için yüzde 100 okullaşma hedefli pilot uygulama, özellikle yereldeki ilgili kurumları harekete geçirmiş ve bu hedefe ulaşmak için gayret sarf etmelerine önayak olmuştur. Ancak, 2012 yılından sonra kaynakların kısıtlı olduğu ortamlarda yereldeki yöneticiler okul öncesi eğitimi önceliklendirememiştir.

Dolayısıyla, 4+4+4 sadece beş yaş grubunu değil, genel olarak okul öncesi eğitim politikasını da etkilemiştir. Dört ve beş yaş grubu için 2011-2012 eğitim-öğretim yılında yüzde 44 olan okullaşma oranı 2013-2014 eğitim öğretim yılında yüzde 38’e inmiştir.

Bunların sonucunda risk altında bulunan, sosyo-ekonomik bakımdan dezavantajlı öğrenciler ile avantajlı öğrenciler arasında okul öncesi devam oranlarındaki fark büyümeye devam ediyor. 2012 PISA sonuçları gösteriyor ki ülkemizde dezavantajlı öğrenciler bu geliştirici eğitim fırsatından orantısız şekilde yoksun.

Farkı yaratan okul öncesi eğitimin kalitesi

Okul öncesi eğitimde yalnızca yeterli düzeyde kaliteye sahip uygulamaların çocukların farklı ihtiyaçlarını karşılamada, onlara temel alışkanlıklar kazandırmada ve uzun vadedeki bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimlerini desteklemede etkili olabileceğini gösteriyor. Bu koşulların istenilen düzeyde olmadığı kurumlara devam eden çocukların gelişimlerinin olumsuz etkilendiği, kaliteli eğitim içermeyen eğitimin çözüm oluşturmadığı ortaya konmuştur. Kaliteli bir okul öncesi eğitimin çocuklarda daha uzun süreli olumlu etkileri vardır.

Ekonomik durumu iyi olmayan ailelerin çocukları okul öncesi eğitime ulaşamıyor. [ANADOLU AJANSI]

Ekonomik durumu iyi olmayan ailelerin çocukları okul öncesi eğitime ulaşamıyor. [ANADOLU AJANSI]

Dolayısıyla okul öncesi eğitimin belirtilen faydaları sağlayabilmesi kaliteli bir eğitim sağlanması ile yakından ilgilidir. Kaliteli eğitimin en önemli unsurlarından biri ise nitelikli öğretmenler yetiştirmek. Alandan gelen, iyi yetişmiş okul öncesi öğretmenleri çocuğun hayatının en kritik döneminde çok önemli rol oynuyor. Ayrıca, kaliteli eğitimde; sınıf donanımı yani uygun bir fiziksel ortam, zenginleştirici eğitim materyalleri, aile katılımı ve yaşa, gelişime uygun eğitim programının da büyük önemi var.

Uzun yıllardır bu alanda çalışmalar yürüten AÇEV, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Okul Öncesi Eğitimin Güçlendirilmesi Projesi’ çerçevesinde UNICEF Türkiye Ofisi ile birlikte okul öncesi eğitimde kalite standartlarının geliştirilmesi ile ilgili iki yıllık önemli bir projeyi 2014’te tamamladı. Bu kalite standartlarının hayata geçirilmesi ve titizlikle uygulanması halinde Türkiye’de tüm çocuklar nitelikli okul öncesi eğitimden faydalanacak.

Okul öncesi eğitimin kalitesi önemli. Ehil öğretmenlerin vermediği eğitim faydadan çok zarar getirebilir. [ANADOLU AJANSI]

Okul öncesi eğitimin kalitesi önemli. Ehil öğretmenlerin vermediği eğitim faydadan çok zarar getirebilir. [ANADOLU AJANSI]

Okul öncesi eğitime katılımın avantajlı öğrenciler arasında dezavantajlı öğrencilere kıyasla daha hızlı yaygınlaşıyor olduğu gerçeği, hükümetlerin her aile için, özellikle de dezavantajlı öğrencilerin kaliteli okul öncesi eğitime ve yaşadıkları yere yakın eğitim programlarının bilgisine erişimini sağlamak için daha fazla çaba sarf etmesi gerektiğine işaret ediyor.

Bunlara ilaveten, okul öncesi eğitim çok boyutlu olarak ele alınmalı,yoksulluktan sağlığa, istihdamdan doğrudan destek çalışmalarına kadar pek çok konuda, farklı kurumların koordinasyonunda uzun vadeli ve sürdürülebilir çalışmalar yapılmalı. Türkiye’nin geleceği tasarlanırken doğru kaynak planlaması yapılarak, çocuklar için bir hak olarak nitelendirilen ve kadın istihdamını da destekleyen okul öncesi eğitime diğer eğitim kademelerinden daha fazla yatırım yapılması önemlidir.

Bu nedenle, yeni uygulamalarla uzağında kaldığımız yüzde 100 okullaşma hedeflerine yaklaşılması için okul öncesi eğitime gerekli kamu kaynaklarının ayrılması ve insana ve topluma yatırım için bu eğitimin zorunlu ve ücretsiz olması gerekiyor.

Kaynak :[-]

Yazar :    Ayla Göksel 

 aylagökselAyla Göksel, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı. İngiltere’de Bath Üniversitesi’nde Ekonomi ve Politika lisans eğitimini tamamladıktan sonra, London School of Economics’te Kalkınma Ekonomisi alanında lisansüstü derecesini aldı. John Hopkins Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi’nde burslu olarak sivil toplum üzerine araştırma çalışmalarında bulundu.
23 Eylül 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/09/anaokulu9.jpg 694 900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-09-23 16:07:252014-09-23 16:07:25Okul öncesi eğitim neden önemli?
Sanat Haberleri

Bağlama dersinden önce, bağlama çeşit ve boyutları hakkında bilginiz olmalı

Enstrüman eğitimi alırken veya çocuğunuz için böyle bir eğitim düşünürken, o enstrüman ve o enstrümanın icra edildiği müzik dalı hakkında bilgi edinmeniz gerekir. Öyle ki bu anlamda bilinçli hareket etmek, çocuğunuzun geleceği açısından da belirleyici olabileceği gibi, içindeki yeteneği ifade edeceği en iyi alanın da bulunmasını sağlar. Çocuğunuz için en doğru kararı almanıza yardımcı olmak adına, enstrümanlarımız hakkında bilgi vermeye ve fikir sahibi olmanızı sağlamaya devam ediyoruz.

bağlama çeşitleri

Kısaca çeşitleri ve boyutları hakkında bilgi vermeye çalışacağım enstrüman, Türk Halk Müziğinin icrasında/ifade edilmesinde asli unsur olan Bağlama.

Yaygın adıyla saz, ya da belli bir zamandan itibaren kullanılan adıyla Bağlama, göçebe müziğinin ürünü olan bir çalgı. Göçebe yaşam kültürü çerçevesinde boy ve ebat olarak belli bir ölçülerde kalmış ve değişiklik göstermemiş. Fakat yerleşik kültüre geçilmesinin ardından, özellikle Cumhuriyet sonrasında toplu çalma ihtiyacının duyulması, çalgıda değişik boyutlara gidilmesini sağlamış. Özellikle radyoların kurulmasıyla, toplu icralarda tıpkı keman ailesinde olduğu gibi, farklı boylarda bir bağlama ailesi oluşmuş. Yani bu, Bağlama dediğimiz zaman artık altı üyesi olan bir aileden bahsediyoruz anlamına geliyor.

Bu ailenin fertlerini, büyükten küçüğe doğru şöyle sıralamak mümkün;

– Meydan sazı

Meydan Sazı

Meydan Sazı

– Divan sazı

divan_sazi

Divan Sazı

– Bağlama

Bağlama

Bağlama

– Tambura

Tambura

Tambura

– Tambura curası

tambura _curası

Tambura Curası

– Bağlama curası

bağlama curası

Bağlama Curası

 

Meydan sazı, bağlama ailesinin en büyük üyesidir. Sırasıyla bu boyutları divan sazı, bağlama ve tambura kovalar. Bağlama ailesinin en küçük üyeleri ise, Bağlama curası ve Tambura curasıdır.

 Çalgıların boyutlarını ifade etmede, kimi müzikologlar tel boyunu esas alsalar da, halk arasında daha anlaşılır olması açısından, daha çok tekne ve sap boyutu belirleyici olur.

 

Buna göre, Bağlama ailesine ait sap boyutları aşağıdaki gibi olmalı;

– Meydan sazı: 55-56 cm

– Divan sazı: 50-52 cm

– Bağlama: 44-46 cm

– Tambura: 38-40 cm

– Bağlama curası: Oktav boyutu

– Tambura curası: Oktav boyutu

 

Türk Halk Müziğinin asli unsuru olan Bağlamanın, özellikle genç kuşaklar tarafından doğru anlaşılıp anlatılması, ülkemiz müziğinin korunup yaşatılması açısından faydalı olacaktır. Ailelere düşen ise, çocukları için doğru enstrümanı seçerken bilinçli ve araştırarak hareket etmektir.

 

Şu bir gerçek ki müzik, kişinin kendisini ifade etmesinde önemli unsurdur.

 

Nar Sanat Eğitim Kursu Bağlama Eğitmeni 

 Murat HASGÜN

 

 

20 Eylül 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/09/bağlama-çeşitleri.jpg 437 509 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-09-20 14:34:442014-09-20 14:37:30Bağlama dersinden önce, bağlama çeşit ve boyutları hakkında bilginiz olmalı
Sanat Haberleri

Okul dışı müzik eğitiminde veli ve öğrencilerin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri (3)

Birinci ve ikinci bölümünü daha önce yayınladığımız (1.Bölümü , 2.Bölümü okumak için Tıklayınız) yazımızın bugün üçüncü bölümü ile devam ediyoruz. İyi okumalar!

ÖĞRETMEN FAKTÖRÜ

Her alanda olduğu gibi çalgı eğitimine yönelik olarak da öğretmen faktörünün, eğitimin temel kalitesinde en  önemli unsurlardan biri olduğu belirtilebilir. Bu bağlamda, öğretmenin çalgı dersine yönelik yeterlilikleri  gündeme gelmektedir. Çalgı öğretmeninin kendi bilgi ve donanımının yanı sıra, dersteki tutum, davranış ve uygulamaları da eğitimin sonuçlarını etkilemektedir.

Öğretmenlik özel bilgi ve beceri isteyen önemli bir meslektir. Öğretmen, eğitim ortamında yol gösterici, tutarlı  bir orkestra şefi gibi davranmalıdır. Yoksa bilgi aktaran, bulan, yapan değil, bunlarla birlikte ve daha çok  bulduran, yaptıran, çözdürebilen olmalıdır. Hiçbir öğrencinin diğerinin özdeşi olmadığı unutulmamalı, bireysel  ayrılıklar göz önünde tutulmalı, eğitim öğretim ortamı buna göre düzenlenmelidir. Yeni çok seçenekli öğrenme öğretme yöntemleri işe koşulup, öğrencilerin yeteneklerini geliştirmelerine olanak tanınmalıdır. (Sönmez, 1994)

Öğretmenin çalgı çalmayla ilgili doğru bilgi ve becerilerle donanımlı olması, bir zorunluluk olmakla birlikte,  bireysel olarak yapılan çalgı eğitimi için bu bilgi ve becerilerin öğrenciye aktarılması, çoğu kez yeterli  olamamaktadır. Bu aşamada öğrencinin öğrenme kapasitesi kadar, öğretmenin her öğrenciye göre geliştireceği  öğretme yöntemleri üretme yeteneği de büyük önem taşımaktadır.( Uluç, 2006 ).

Çalgı eğitimi hangi ortamda yapılırsa yapılsın, eğitimin amaçlarını gerçekleştirebilecek yetkinlikte bir çalgı öğretmeninin varlığı gerekmektedir. Kurs dahi olsa çalgı eğitiminin yapıldığı kurumlarda, çalgı

öğretmeninin müziksel bilgi birikimi, sanatsal düzeyi, pedagojik formasyon bilgisi, müzik aletlerini çalma tekniklerine hakim olması, öğretim yöntem ve tekniklerini uygulayabiliyor olması oldukça önemlidir. Müzik aleti eğitimcisinin  çalgısını iyi düzeyde çalıyor ve derste kullanıyor olması, dersin verimli geçmesini etkileyen temel unsurlardandır.

Müzik aleti ile ilgili teknikleri ve çalma yöntemlerini iyi bilen ve öğreten, müzik  literatürünü iyi tanıyan, sanatçı kimliğini öğrencilere yansıtan, çalışılan etüt ve eserlerde doğru, temiz ve yorumlu çalma unsurlarını önemseyen öğretmenin başarılı olma olasılığı oldukça yüksektir.

Çalgı öğretmeninin eğitime dönük başarısında, öğrenci ile olan diyalogu, müziksel iletişimi ve paylaşımı oldukça önemlidir. Öğrenciye kendisini ve dersini sevdiren öğretmen, büyük ölçüde başarıyı yakalama fırsatı  bulacaktır. Öğrencinin derse yönelik güdülenmesinin ve motivasyonunun sağlanması öğretmen başarısıyla orantılıdır.

Nitelikli bir çalgı öğretmeni, mutlaka öğreteceği konuyu iyi bilmeli ve bunu öğretim ortamında dersine  yansıtabilmelidir. Öğretmen, canlı ve enerji dolu, ayrıca öğretme isteğine sahip olmalıdır. Öğretmen, öğrencisine yakın davranmalı, onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmalıdır.

Öğrencisine öz güven kazandıran, ders içi ve ders dışı yardımlarla öğrenciyi destekleyen, onu en üst düzeyde  yetiştirmeyi amaç edinen çalgı öğretmeni, nitelikli müzik enstrümanı eğitimi adına önemli bir sorumluluğu yerine getirmiş olacaktır.

MOTİVASYON FAKTÖRÜ

piyano öğrencisi narsanat.com

 

Çalgı  öğretiminde başarılı olabilmenin, öğrenci ve öğretmenin derse yönelik motivasyonlarıyla ilgili olduğu  belirtilebilir. Sosyal bir ortamda gerçekleşen müzik dersleri, öğrencinin bir diğerinden daha iyi olmak, öğretmen ve aile tarafından takdir görmek ve yeteneği karşısında alkış almak gibi faktörlerle motive olmasını sağlar(Baldassare, 1999).

Müzikal motivasyonu ele alan birçok çalışma, aileye ve daha az ölçüde öğretmene odaklanmıştır. Bir çok  konuda fedakar davranmaları gerekmesine rağmen, küçük çocukları neyin müziğe ittiği konusunda çok az  düşünülmüştür. Buna ek olarak yaşıtların rolü, okul çevresi ve motivasyon sağlayan daha geniş kavramlar gibi öğrencilerin potansiyelleri ve belirli bir uzmanlıkları olduğu halde, enstrüman çalmayı bırakmalarının nedenleri  ise çok az araştırılmıştır ( Hallam, 2002 ).

Çalgı eğitimi içsel davranış ve duygularla bağlantılı olduğu için, içsel motivasyonun oldukça önemli olduğu bilinmelidir.

İçsel motive olan öğrenciler, kendi tatminleri için bir görevi sürdürebilirler. Bu tür motivasyonda öğrenme, tek bir araç olmaktan daha ziyade zevk veren genel bir  deneyime dönüşür. Öğrenim yaşamlarının başlarında içsel motivasyon yönünde cesaretlendirilen öğrenciler, sonraki eğitimlerinde de içsel motivasyonu sürdürürler. Böylece, başarı motivasyonu için temeller oluşturulmuş  olur. Bunlara ek olarak içsel motivasyona sahip öğrenciler, dışsal motive olmuş akranlarıyla göreceli olarak karmaşık bir vazifeyi daha iyi icra etme yeteneğine sahip olurlar.

Bir de harekette bulunma isteğinden yoksun olma durumu vardır ki, bu da amotivasyon olarak adlandırılır.  Amotive olunduğu zaman, kişinin davranışları isteksizdir. Amotivasyon bir aktivitenin anlamsızlaşmasıyla sonuçlanır. ( Ryan, 1995 ) Kaynağı, etki alanı ve etki derecesi konusunda çeşitli tartışmalar yürütülürken,  motivasyonun öğrenmede önemli bir yere sahip olduğu, ortak kabul gören bir görüş olarak ortaya çıkmaktadır.

Yine öğrenme sürecindeki bazı sorunların kaynağının burada yattığı, başarı ve başarısızlıkların önemli bir  oranının motivasyonla açıklanabileceği genel kabul görmektedir. Çalgı eğitiminde kesintiye uğramamak adına  motivasyon yaratabilecek durumların tedbiri önceden alınmalıdır.

ÖZYETERLİK FAKTÖRÜ

Çalgı eğitiminin sağlıklı ve başarılı sürdürülebilmesi ile özyeterlik kavramının doğrudan bağlantısı bulunmaktadır.

Öğrenme sonuçları, bireyin öğreneceği konuyla ilgili yeterliliğini, anlayışını arttırır. Öğrenme amaçları, bilginin stratejik geçiş sürecinde derinleşmesiyle ilgilenir, bu da okul başarısını arttırır. Özyeterlik duygusu yüksek  bireylerin, başarı düzeylerinin de yükseldiği belirtilebilir (Açıkgöz Ün, 1996).

Özyeterlik, Bandura’nın sosyal öğrenme kuramında öne çıkan önemli bir kavram olup, bireylerin olası durumlar  ile başa çıkabilmek için gerekli olan eylemleri ne kadar iyi yapabildiklerine ilişkin bireysel yargılarıdır (Bandura 1982). Tschannen-Moren ve Woolfolk Hoy (2001:784) ise yaptıkları bir araştırmada, özyeterliğin “Kişinin yeni  bir durum karşısında, başarı düzeyinin ne olacağına ilişkin kendisi ile ilgili olan beklentileri” olduğunu  belirtmişleridir. Bu bilgiler ışığında çalgı çalmaya yönelik özyeterlik, çalgı çalma konusunda kişinin kendini  ne kadar yeterli hissettiğine dair bireysel yargıları olarak tanımlanabilir.

Kişinin yapacağı bir işe yönelik olan bireysel yargıları, içsel ve dışsal nedenler gibi farklı etmenlerden

etkilenebilir. Mathews, kişinin bir işi başarmasına yönelik motivasyonun ve becerinin tek başına yetenekten ve  bilgiden çok, o işe karşı geliştirilen özyeterlik algısı tarafından belirlendiğini belirtmiştir. Yapılacak olan işe dair bilgi ve beceri kazanımının da seviyesini, özyeterlik algıları belirlemektedir. Çalgı çalmaya yönelik öz yeterlik algısı da gerek teknik gerekse müzikal sorunların çözülmesinde büyük etkendir. Bireyin çalgı çalmaya yönelik sahip olduğu öz yeterlik algısı bireyin çalgı çalmak için ne kadar efor harcayacağını ve karşılaştığı bir sorunu çözmek için ne kadar zaman ayıracağını belirler. Kişinin kendisini çalgı çalmak konusunda yetersiz hissetmesi,çalgı çalışmalarına ayıracağı süreyi olumsuz yönde etkileyebilir. Kendisini çalgı çalmak için yeteneksiz hisseden birey ne kadar çalışırsa çalışsın başarıya ulaşamayacağını düşündüğü için çalgı çalışmayı bırakabilir.

(Şeker ve Bilen, 2010:116). Bu yaklaşımlardan, özyeterliğin bireye kazandırılmasının ne kadar önem taşıdığı anlaşılmaktadır.

AKTİF ÖĞRENME FAKTÖRÜ

Çalgı eğitiminde, eğitilene o eğitim sürecinin gerektirdiği sorumlulukları vererek, aktif öğrenme olarak tanımlanan öğrenme biçiminden yararlanılabilir.

Aktif öğrenme, öğrenenin öğrenme sürecinin sorumluluğunu taşıdığı, öğrenene öğrenme sürecinin çeşitli  yönleri ile ilgili karar alma ve karmaşık öğretimsel işlerle, öğrenenin öğrenme sırasında zihinsel yeteneklerini kullanmaya zorladığı bir öğrenme sürecidir(Açıkgöz, 2003: 17).

Aktif öğrenme anlayışına göre öğrenmenin nasıl gerçekleştirileceği, ne kadar öğrenildiği ve öğrenmeyle ilgili  eksiklerin neler olduğu gibi kararları öğrenen almalıdır. Öğrenme sürecinde, öğrenenin öğrenmeyi nasıl gerçekleştirdiği, ne kadar öğrendiği, eksiklerin neler olduğu, nasıl yoğunlaşacağı, ne zaman ve kimden yardım  isteyeceği, nasıl kavrayacağı, öğrenme süreçlerinin amaçları ile ilgili bir dizi karar alınır. Geleneksel öğretim  yöntemlerinde bu kararları öğretmen alırken, aktif öğrenmede bu kararlar öğrenci tarafından alınır(Sönmez, 2003: 114).

Çalgı üzerinde aktif öğrenmeye yönelik çalışmaların, yıllardır uygulanan ve bilimsel yanı bulunan öğretim  sistemlerini dışlayacağı düşünülmemelidir. Çalgı öğrencisinin, öğrenmesini kolaylaştırmak ve zevkli kılmak amacıyla, karşılaştığı problemleri nasıl çözeceğini düşünmesini sağlamak, aktif  öğrenmenin temel  ilkelerindendir.

Yazının 4. bölümü ve kaynaklar daha sonra yayınlanacaktır.

Diren C.

16 Eylül 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/09/piyano-öğrencisi-narsanat.com_.jpg 581 1032 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-09-16 19:54:062014-09-17 09:30:53Okul dışı müzik eğitiminde veli ve öğrencilerin karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerileri (3)
Sanat Haberleri

Nasıl bir piyano eğitimi ve nasıl bir piyano?

Piyano satınalma ve piyano eğitimi alma rehberi. Hangi piyanoyu almalıyım. Nasıl bir piyano almalıyım.

Sizler uzun yıllardır sanat eğitimi veren kurumumuzu süreç içerisinde pek çok kişi piyano ve piyano eğitimi konusunda bilgilenmek için ziyaret ediyor veya arıyor. İster öğrenci adayımız olsun isterse uzak yerlerde olup öğrencimiz olamayacak kişiler olsun pek çoğumuz;  “Piyano ve piyano eğitimi konusunda” bir takım merak edilen konular hakkında sağlıklı bilgi edinemediklerini dillendiriyor. Bizde sizler bir nebzede olsa yardımcı olmak amacıyla  aşağıdaki yazıyı kaleme aldık.

SONY DSC

Hayatınızın herhangi bir döneminde piyano ile tanışma fırsatı bulamamış olabilirsiniz. Ve bir gün siz veya yakınınıza  piyano dersi almaya karar verince sizin uzmanlık alanınız piyano olmadığı için, piyanoları birbirlerinden ayırt etmekte zorlanıyor ve “hangi piyanoyu almalıyım?” diye kafanızda soru işaretleri oluşuyorsa…  Elbette ki çaresiz değilsiniz…

Piyano eğitimini hangi kurumdan ve hangi öğretmenden almalıyız.

Etrafınızda çeşitli kurum ya da kuruluşlardan birinde,  değerli piyano hocası/eğitmeni/öğretmeni ile çalışma fırsatını yakaladınız. Tebrikler.. Ders alacağınız eğitmen hakkında bilgi sahibi olunuz. Tecrübesi, iş deneyimi, pedagojik bilgisi ve enstrüman hakimiyeti hakkında emin olunuz..( Enazından kuruma uğrayınız ve birkaç dakika eğitmenlerle sohbet ediniz hiçbir kurum buna hayır demez) Unutmayın!… Enstrüman eğitiminde yanlış alınan eğitimin düzeltilmesi çok uzun zaman alır ve bazen de öğrenme süreci kadar emek vermek gerekir. Dolaysıyla eğitim alacağınız eğitmen, kurumun motive etme ve donanımları ile sanata yaklaşımını da göz önüne almak gerekir.

Özellikle daha küçük yaştaki çocuklarda bu durum daha önem taşır lütfen eğitmenleri ve kurumu inceleyiniz. Yeterliliklerini ve kuruma çocuğunuzun ilk geldiği andaki intibasını önemseyiniz.

(Çocuğunuza eğitim verecek bir piyano eğitmeni ona sadece notasyon bilgisi vermeyecek, ona hayatı boyunca sahip olacağı bir değeri fark ettirecektir. Piyano çalmak, ciddi sabır gerektiren bir iş olduğu gibi küçük çocuklara piyano öğretmek de bir o kadar sabır gerektirir ve bu alanda öğretmen olmak ayrı bir sanat‘tır.)

Doğru piyano eğitmenini ve kurumu buldunuz, kayıt yaptırdınız. Ya şimdi?

Piyano dersine başladınız. İlk derste nota bilgisi ve piyanoya oturuş ve tuşlar hakkında bilgiler aldınız. Çoğu eğitmen ilk bir kaç ay evde piyano olmamasına pek ses çıkartmaz. Eğitime devam edilip edilmeyeceği konusunda öğrencinin kesin karar vermesini bekler.

– Hocam evde orgum var, tuşları zaten aynı, ne zaman piyano alabilirim bilmiyorum. Acaba piyano alana kadar orgla çalışsam olur mu?

Piyano yok org verelim?

örnek Org/Keybord

Örnek Org/Keybord

 

Çoğu piyano eğitmeni bu gibi sorularla hep karşılaşır. Aslında verilmesi gereken cevap kesinlikle HAYIR dır. (Unutmayınız ki dijital piyano veya klavye asla bir orgla kıyaslanamaz  gayet basit org farklı bir işlevselliğe sahiptir) Ama maddi imkansızlıklar, evin müsait olmayışı, komşuların rahatsız olmaları v.s. gibi bahaneler yüzünden çoğu eğitmen esnek davranmaya çalışır. Cevabın hayır olmasının aslı şudur: Piyano ve org arasında aslında çok fark vardır. Tek benzerlikleri tuş şeklidir. Standart bir piyano 7,5 oktav ve 88 tuştan oluşmaktadır. Orgların ise oktav ve tuş sayısı değişmektedir. Piyanolarda tuş hassasiyeti denilen bir özellik vardır. Eserleri seslendirirken nüans terimlerini bu özellik sayesinde uygulayabiliyoruz. Piyanoların tuşlarının dışı kaplamadır ama içi tamamen ağaçtır, bu önemli bir ayrıntıdır. Çünkü hem tuşların bir mekanizmaya bağlı oluşu ve bu mekanizma ile hareket edişi, hem de içlerinin ağaç olmasından dolayı, tuşlar olması gereken ağırlığa sahip olurlar. Ve bu ağırlık da parmaklarımıza zamanla bir güç ve esneklik kazandırır, bizi geliştirir.  Birkaç marka dışında orgların çoğunda bu özellik olmadığı gibi, çoğu orgların çıkardıkları piyano sesi oyuncağı andırmaktadır. Bu da piyano eğitimi alırken geliştirebileceğimiz kulak eğitimini olumsuz yönde etkilemektedir. Org eğitimi ve piyano eğitimi birbirinden farklı teknik ve metod gerektirir. İleri düzeylerde piyano çalarken işin içine pedal da girecektir ki, orgda pedal yoktur… Piyanolarda üç pedal vardır. Bunlardan en sağdaki sesi açan, yayan bir etki yaratan, tabiri caizse yankılandıran  pedal, ortadaki pedal, sesi %50-60 oranında azaltmaya yarayan susturucu bir pedaldır, en soldakiyse, bazı eserlerde nüansı (yorumu) etkileyen tuşeyi ve hissiyatı yumuşatan pedaldır.

İşin özü şu: Piyano eğitimi almaya kesin karar veren bir kişi en geç bir iki ay içerisinde özellikle kurum çalışma imkanı sunmuyor veya sizin çalışma imkanı sunan kuruma gidip çalışma için vakit ayıramıyorsanız evinize piyano almanız eğitimin ilerlemezsi anlamında gerçekten önemlidir.

Dijital Piyano alınır mı?             

dijital piyano örneği

Örnek dijital piyano

 

Piyano eğitimi alanların sıkça karşılaştığı bu soruna değinmeden geçemeyeceğiz. Elbette konum, maddi olanaklar ev ve gürültü ile bakım gibi konular devreye girince dijital piyano önplana çıkmaktadır. Tüm bu olanaklar değerlendirilip bakıldığında imkanlar el veriyorsa akustik piyano tercih edilebilir fakat akustik piyanoların fiyatının daha yüksek olması, akort, taşınma v.s. gibi sorunlar (bir sonraki paragraflarda detaylı olarak değineceğiz) bir çoğumuz için dijital piyano ön plana çıkmaktadır.

Dijital piyano alırken neye dikkat etmeliyiz :

Artık bir çok piyano satan galeri sahipleri, alıcıları için kolaylıklar sağlamaktadırlar. Yeni başlayanlar için ya da maddi durumları açısından çok temiz ikinci el piyanolar, komşuları rahatsız olanlar için kulaklıkla çalışılacak dijital piyanolar ( ki bu tarz piyanolar çok rağbet görüyor) mevcuttur. Hatta teknoloji o kadar gelişti ki tellerin üzerine yapılan küçük bir mekanizma ile akustik piyano, dijital hale getirilebiliyor. Yani bu sayede gecenin üçünde bile kulaklıkla akustik piyano çalışabiliyoruz… . (Unutmayınız; Nar Sanat, öğrencilerine  derslikler müsait olduğu sürece sabah 09:00-akşam 21:00 saatleri arsında hiçbir ücret almaksızın piyano ve derslikleri kullanıma açmaktadır.)

Dijital piyanolarda da akustiklerde olduğu gibi fiyat yelpazesi oldukça geniştir. Öncelikle elbette piyano eğitmeninizin önerisini dikkate alın fakat bunun yanı sıra satın alma sonrası teknik destek, tuşelerin sağlamlığı ve basma gücü, bilinirlilik ve daha önce alıp denemiş olanların tavsiyesine kulak asın. Gereksiz düğme kalabalığından uzak durmaya çalışın. (Çok düğme özellikle çocuklarda dikkatin tuşelerden uzaklaşmasına yol açabiliyor)  “Fiyatı daha yüksek olan daha iyidir” mantığının yanlış olabileceğini göz önüne alın. En son teknoloji en uygunu olmaya bilir hatta bazen son modelden öncekiler fiyat/kazanç oranına göre daha uygun bile olabilir. Önemli olan ses ve dokunuşta akustik piyanoya yakınlıktır. Kaldı ki özellikle çocuk öğrenci söz konusuysa piyano eğitiminden vazgeçmeyecek durumunda ise dah üst model veya akustiğe yönelmenizi tavsye ederiz malumunuz piyano gitar değildi çocuğumuz vazgeçerse duvara asalım.

Piyano almadan önce iyice araştırma yapın, marka, model ve fiyat karşılaştırması yapın. Bu işe yıllarını vermiş çok uzman galeriler var. Eğitmeninizin ve galeri sahiplerinin tavsiyelerine kulak verin. Size en uygun piyano elbette vardır.

Akustik piyano, yalnızca piyano çalmayı, olması gereken performansı elde etmeyi, el ve parmak gelişimini doğru düzeyde sağlamayı, gerçekten bir klasik piyanist yaratmayı amaçlar. Tek amaç doğru bir performans, doğru bir tuşe, doğru bir gelişimdir. Akustik bir piyanoda yapılabilecek tek şey çalmak ve çalışmaktır. Çok fazla boşa vakit geçirmezsiniz. Daha önceden öğrendiğiniz bir parçayı o anda çalmak bile parmaklarınızı çalıştırır, size pratik yaptırır.

Org da ise her şey çok farklıdır. Çünkü Org; tuşları son derece hafif olan ve popüler müzik yapmak için tasarlanmış bir enstrümandır. Piyano eğitiminde olduğu gibi 10 parmakla nota çalınmaz! Sağ elimiz notanın ana ezgisini çalarken, sol elimiz de orgun içerisindeki ritimlerle ana ezgiye eşlik edecek akorlara basar. Burada amaç tamamen eğlence müziği yapmaktır. Orgların bol bol düğmesi vardır çünkü içinde çeşitli enstrüman sesleri, çeşitli fonksiyonlar vardır. Bu fonksiyonların hiç birini piyano dersi alırken kullanmadığımızı tekrar hatırlatmak isterim.

Çalış stilleri de, teknik yapıları da, öğrenme şekilleri de birbirinden farklı olan bu iki alet nasıl olur da başlangıç aşamasında birbirlerine alternatif olabilirler? Nasıl çocuğunuz voleybolu basketbol topu ile oynayamazsa, piyano dersini de orgla çalışmak onu son derece yanlış yerlere sürükler. Yanlış teknik oturur, yerleşir ve bu çalışma şeklinin devamlılığı sürdükçe de, ya kolu sakatlanır, ya da bu işi doğru bir şekilde öğrenemez ve zamanla da bir şeyler öğrenemediği için piyano dersinden soğur. 

Orgla piyano çalışmanın sonucunda, yanlış oturmuş ve yerleşmiş bir tekniğe sahip olup, sonrasında onu değiştirmek ve düzeltmekle uğraşmaktansa, ya da çocuğunuzun bu işten soğuyup uzaklaşmasındansa, piyano alabileceğiniz süreye kadar, çocuğunuza piyano dersi aldırmayın, inanın bana çok daha doğru bir şey yapmış olursunuz.  Çünkü piyano çalmayı öğrenirken edinilmesi gereken bazı teknik bilgiler var. Öğrenilmesi ve alışılması gereken bazı temel kurallar var. Bunlar baştan doğru sağlanamazsa , sonrasında yanlışı düzeltmek ya da o yanlış teknikle piyano çalmak çok daha zor.

Akustik piyano alırken nelere dikkat etmeliyim, Nasıl bir piyano almalıyım?

Örnek Akustik Duvar/Konsol Piyano

Örnek Akustik Duvar/Konsol Piyano

Akustik piyanolar konsol ve kuyruklu olmak üzere ikiye ayrılır. Öncelikle konsol piyanolardan bahsedelim:  Konsol Piyano; duvar tipi piyanolara, yani sırtı duvara dayanan piyanolara denir. Tel boyları daha kısa oldukları için, kuyruklu piyanoların aksine dik bir şekilde durur ve daha az yer kaplarlar, sesleri de kuyruklu piyanolar gibi rahatsız edici yükseklikte değildir, ev ortamında rahat çalışabilmeniz için tasarlanmışlardır. Konsol Piyanoların Tel boyları/uzunlukları 108cm den başlar 135cm ye kadar çıkar. Zaten 135cm den sonra da, hem görsel açıdan gözü yormaması adına, hem de mekanizmanın daha sağlıklı işleyebilmesi için yatırılarak, kuyruklu piyano olarak üretilirler. Konsol piyanoların oldukça zengin çeşitleri vardır, her amaca uygun ölçüde ve fiyatlarda üretilmişlerdir. Eğer piyano eğitimini amatör olarak alacaksanız, ya da sadece hobi amaçlı devam ettirecekseniz, çok büyük ölçülerde ve profesyonel bir piyanoya ihtiyacınız olmadığını hatırlatalım. 108 ila 118cm arası konsol piyanolar size yeterli olacaktır. Ama ilerde bir ihtimalde olsa bu eğitimi profesyonel olarak devam ettirme durumu söz konusu ise, bir daha masraf yapmamanız için minimum 118cm lik bir piyano almanızı öneririz. Tabi bu durum piyanonun markasına ve modeline göre de değişiklik gösterecektir. Şöyle düşünün, her 1600 motorluk araba aynı performansı vermiyor öyle değil mi?

Konsol piyanonun seçimi aşamasında, ne kadar zamandır piyano  dersi aldığınızı, ya da bu işte ne kadar hevesli olduğunuzu, yaşınızı ve bu işe ayırdığınız bütçeyi vb. gibi detayları satış elemanlarına ya da piyano öğretmenlerimize anlatırsanız, sizi çok daha iyi yönlendireceklerdir ve sizin için en doğru seçimi göstereceklerdir.  Çünkü konsol piyanolar da kendi aralarında gruplanmaktalar. Sizin için en doğru yolu ancak bu şekilde gösterebiliriz. Bir kuyruklu piyanonun performansını veren konsol piyanolar bile bulunmakta. Amacınız sadece bir hobi eğitimi almak ise, yanlış ürüne yanlış yatırımlar yapmayınız. Apartmanda ses problemi yaşıyorsanız, akustik bir piyanoya silent sistem dediğimiz tamamen sessiz ve kulaklıkla çalışılabilen bir mekanizmayla da sahip olabilirsiniz. Değişik marka piyanolarını incelerken, aynı piyanoların silent olan versiyonlarını da inceleyebilirsiniz. Apartmanlardaki piyanodan kaynaklı ses problemleri silent piyanolar sayesinde artık yaşanmamaktadır. Türkiye’de akustik piyanolara sonradan silent piyano sistemi için makina takan firmalar da var, ama sakın sonradan bu işlemleri yaptırmayınız. Fabrika ortamında değil de sonradan takılan silent sistemlerde, hem piyanonuzun ana garantisini kaybedersiniz hem de piyanonuzun tamamen sökülüp baştan takılması gibi bir durum söz konusu olacağı için, bu aşamada yapılan hatalarda piyanonuzdan çalarken garip sesler (rezonans) elde edersiniz.

Elbette unutmayınız ki her taşınmanızda veya yer değiştirmenizde piyanonuzun akordu değişebilir veya zarar görebilir.  Uzman taşıyıcılardan yardım almanız gerekmektedir.

Akustik piyano çeşitleri hakkında da bilgi sahibi olalım :

Duvar (Konsol) piyanoları boyutlarına göre ayrılır:

  • Küçük piyano:

Küçük boyutlardaki spinet piyanoların boyutu 91.4 cm’dir.

  • Konsol piyano:

Uzunluğu yaklaşık 101.6 cm’dir.

  • Stüdyo piyano:

Uzunluğu yaklaşık 114.3 cm’dir.

  • Profesyonel piyano:

Profesyonel piyanolar 121.9 cm uzunluğunda ve yüksekliğindedir.

Kuyruklu piyano

  • Tam kuyruklu:

Tam kuyruklu piyanolar genellikle tavanı yüksek yerlerde, örneğin otellerde veya büyük sahnelerde kullanılır.

  • Yarım kuyruklu:

Tam kuyruklu ile benzerdir.

  • Çeyrek kuyruklu:

Çeyrek kuyruklu piyano ise evlere girebilir. Ancak kuyruklu piyanolar duvar piyanolarına göre sesi daha iyi ve kuvvetli verdiği için apartman dairelerinde tercih edilmemelidir.

kuyruklu piyano örneğiArtık bir piyanomuz var. Şimdi ne olacak?

(Akustik piyano  nereye nasıl yerleştirmeliyim, nasıl taşımalıyım, nasıl bakım yapılmalı)

Akustik  piyanoyu evde yerleştireceğimiz alana çok dikkat etmeliyiz.  Akustik Konsol Piyanoların ses tahtaları duvara dayandıkları yerde bulunduğundan, piyanonuzu aldıktan sonra duvara çok fazla sıfır gelecek şekilde dayamayınız. Piyanoyu dayadığınız duvarın içinden su borusu geçmemesine dikkat edin, rutubetten, sıcaktan ve soğuktan etkilenmemeleri içinde lütfen piyanonuzu binanızın dış cephe duvarına dayamayınız, iç cephe duvarı olmasına dikkat ediniz. Piyanonuzu peteklerin yada şöminelerin yanına koymayınız ve üstlerine klima çalıştırmayınız.  Piyanoyu, olanaklarınız el verdiği ölçüde yerinde tutun ve çok sık yer değiştirmeyiniz. Her taşınma ve yer değişikliği piyanonuz için bir risk oluşturur. Ama ille de taşınması gerekiyorsa, alanında uzman kişiler tarafından taşınmasına dikkat ediniz. İlk akort kısa sürede düşebilir. Bu akordu yapan kişinin yada galerinin hatası değildir, endişelenmeyin, bu piyanonun kalitesizliğini de göstermez. Sadece çalgının çok ince ayarlanması gereken tellerinin, henüz yerlerine alışamadıklarını gösterir. İlk dönemlerde piyano akordunuzu yılda 2 kere yaptırmanız piyanonuzun markası ne olursa olsun akort ömrünü uzatacaktır. Bir kaç yıl sonra akortlanmaya alışan piyano, daha uzun süre akortlu kalmaya başlayacaktır. Tüm bunlara dikkat ettikten sonra, piyanonuz da kesenize dikkat edecek ve sizi hiç üzmeyecektir.

Hayırlı olsun. Haydi şimdi piyano çalışmaya…

Not: Ürünleri alırken biliyoruz ki satış sonrası desteği de göz önüne alacaksınız.

Bu arada eğitimle ilgili sorularınız olursa istediğiniz zaman kurumumuzu ziyaret ederek destek alabilirsiniz. Yeter ki siz sanatla ilgilenin.

 

Nar Sanat Eğitim Kursu

Ersin SARACİK

Piyano Öğretmeni

 

02 Eylül 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/09/Nar-Sanat-piyano-kursu.jpg 1272 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-09-02 10:53:272014-09-05 15:46:01Nasıl bir piyano eğitimi ve nasıl bir piyano?
Sanat Haberleri

Çocukların – Gençlerin sanat eğitiminden öğrendiği 10 temel beceri

İnternette sanat ve çocuk/geç konusu ile ilgili gezinti yaparken bir yazıya  rastladım ve bunu sizlerle paylaşmak istedim. Zaman zaman İtalik olarak kendi görüşlerimin de ekli olduğunu yazara saygı anlamında bilmenizi isterim. Elbette ki çeviriyi yaparken temel kavramdan uzaklaşmadan kendi ülke koşullarımızı göz önüne alarak temel kavramları çevirmeye gayret ettim.

yaratici-drama-genc

İyi okumalar ve teşekkürler ; Valeri   Strauss (Orijinal yazı için lütfen tıklayınız)

“Eğitim üstadları (!) genel olarak fen, matematik, teknoloji ve mühendislik ile konularda yetişmiş eleman ihtiyacının fazla olduğunu dolaysıyla da bu konuda takıntı halde daha çok öğretmene ihtiyaç olduğundan bahsederler. (Öğretmen atamaları yapılmasa dahi-Editör notu) Tüm saygın insanlar konferanslar, söyleşiler ve makaleler yazar kararlar alırlar. Oysa sanat alanında eğitimcinin kalitesini artırmaya ya da daha fazla eğitmen/ öğretmen yetiştirmek ve görevlendirme konusu hep göz ardı edilir. (Editör: Ülkemizde daha ileri gidip müzik eğitim fakültelerinin kapatılması için gayretkeşlik yapanlarda cabacı, bu da yetmezmiş gibi resim, müzik gibi dallarda yeterince kadro açılmayarak bu derslerin tabiri caizse göstermelik olarak  programa konması gibi veya başka mesleklerden öğretmenlere  30 günlük müzik eğitimi(!) vererek müzik dersine sokmak gibi zekice şeylerde uygulanabilmekte )

Oysa çocuklar/gençler sanattan çok şey öğrenir. Sanat, kendi asıl değerleri dışında çocuklara akademik başarı ve genel anlamda hayatta başarı kazanmaları için çok önemli beceriler de kazandırır.

çocuk orkestra

1- Yaratıcılık – Kişisel zekalarını  kullanarak düşünmek, olaylara farklı bakış açılırı ile yaklaşmak ve “ resmin dışında çıkarak” düşünmek, çocuğunuzun diğer çocuklardan farklılaşması ve bireyselleşmesini sağlamak, farkındalığını artırmasını sağlayacaktır. Sanat eğitimi alacak çocuk/genç bir monoloğu,  örneğin resim dersinde; bir anısını çizgilere farklı şekillerde kağıda dökmeye çalışması veya bir ritimi “ben olsaydım” nasıl çalardım şeklinde düşünmeyi öğrenebilecek veya yorumlayabilecektir.. Yaratıcı düşünme pratiğini yeterli derecede tekrarlayan genç için bu durumu gelecekte kariyerine taşıyacak ve bu durum onun için doğal bir eylem olacaktır.

2-Özgüven – Tiyatro çalışmaları ile geliştirilen beceriler, sadece ikna edici bir mesaj iletmek için faydalı değildir, aynı zamanda  olası olayların kontrolünü ele almayı sağlayarak özgüveninin artmasını da sağlayacaktır. Tiyatro eğitimi, çocukların kendi güvenli bölgelerinden dışarı çıkmaları için bir anlamda alıştırma yapmalarını sağlar. Ayrıca bu çalışmalar esnasında hata yapmalarına imkan verirken, provalarda bu hatalardan ders çıkartarak öğrenmelerini de gerçekleştirir.

3-Problem Çözme – Sanatsal yaratıcılık çocuğun problem çözüm yöntemlerine sahip olmasını da sağlar. Örenğin eğer kil ile bir şeyler deneyecekse; “Bu kili nasıl heykele dönüştürebilirim?” “Belirli bir duyguyu dansa ile nasıl ifade edebilirim?, “Canlandıracağım karakter böyle bir durumda nasıl tepki verir?” Aslında çocuklar sanat ile ilgili çalışmaların içindeyken farkına bile varmadan sürekli olarak problem çözmeye teşvik edilirler. Tüm bu problem çözme pratiği elbette mantık yürütme ve anlama becerilerini de geliştirir.  Problem çözme becerisi, çocukların büyüyünce seçecekleri hemen her meslekte ihtiyaç duyabilecekleri yatsınamaz derecede önemli birbeceridir.

çocuk-müzik4-Kararlılık ve Azim – Çocuk eline ilk kez bir keman aldığında hemen Bach’ın bir eserini  çalamayacağının bilincine de varır. Çocuk öğrendiklerini tekrarladıkça, çalıştıkça çalma becerisini geliştirir. Bu sayede pes etmemek gerektiğini Bach’ın konçertosunun artık eskisi kadar kendisine uzak olmadığını keşfeder. Herkonuda rekabetin yoğun olduğu ve insanların sürekli yeni beceriler geliştirmesinin beklendiği bir dünyada, azim ve kararlılığın başarıya ulaşmakta çok hayati bir özellik olduğunu deneyimleyerek öğrenir.

5-Odaklanma – Odaklanmayı öğrenmen en güzel yollarından biri elbette bireysel olarak öğrendiği müzik aletinde belirli bir aşamadan sonra örneğin orkestra veya eşlikli çalışma ile bir gruba dahil olmak veya ortak çalışmalara katılmaktır.. Dinleme ile eşlik etme arasındaki dengeyi korumak, ciddi bir konsantrasyon ve odaklanma gerektirir. Bir grupta veya orkestrada ilerleyen zamanda  müzik çalışması yapmak, her öğrencinin sadece kendi rolünü düşünmesini değil, aynı zamanda kendi rolünün yaratılan eserin büyük resmine nasıl katkı yaptığını düşünmelerini de gerektirir veya etkinliklerde sahne alma ile de benzer duygu durum yaşanabilmekte. Yapılan araştırmalar, sanat çalışmalarına katılmanın, çocukların yaşamın farklı yönlerine odaklanma becerileri geliştirmelerini sağladığını ortaya koymaktadır

6-Sözsüz İletişim – Tiyatro ve dans eğitim ve çalışmaları ile çocuklar beden dili sistematiğini çözmeyi öğrenir ve pekiştirirler.  Birtakım hareketlerle iletişimin farklı boyutlarını ve yollarını keşfederler ve bu hareketlerin nasıl farklı duygularla iletişim kurmalarını sağladığını hissederler. Keşfettikleri bu algıyı  eğitmenlerin desteğiyle canlandırdıkları karakterleri etkili bir şekilde ortaya koyarak performans becerisine dönüştürüp aktarmayı öğrenirler..

resim çizen çocuk7-Yapıcı geri bildirim almak –  Her sanat eğitimin en olağan parçası bir performans ve ya görsel sanat eseri hakkında yapıcı geri bildirim almaktır. Çocuklar, geri bildirimin öğrenmenin bir parçası olduğunu, geri bildirim sonucu olası eleştiride gücenilecek bir şey olmadığını ve kişisel olarak algılanmaması gerektiğini öğrenirler. Geri bildirimin çok faydalı olduğu kavranılır. Geri bildirimle esas amaç, beceri geliştirmektir ve değerlendirme bu sürecin her adımına dahildir.

8-İşbirliği – Çoğu sanat dalının doğasında iş birliği yatar. Sanat sayesinde çocuklar birlikte çalışmayı, sorumluluk paylaşmayı, ortak bir hedefe ulaşmak için diğerleriyle uzlaşmayı öğrenirler. Bir çocuk bir müzik topluluğunda bir enstrüman çalıyorsa veya bir tiyatro ya da dans ekibinde bir rolü varsa, kendi katkılarının grubun başarısı için gerekli olduğunu anlamaya başlar. Bu deneyimler sayesinde çocuklar özgüven kazanır ve katkılarının değerli olduğunu öğrenirler.

9-Kendini adama Çocuklar çabalarının bitmiş bir esere ya da performansa dönüştüğünü gördüklerinde, bir işe kendini adamayı, başarı duygusuyla birleştirmeyi öğrenirler. Ayrıca provalara/derse zamanında katılmak, başkalarının katkılarına saygı duymak ve bir işin başarıyla sonuçlanması için emek vermek gibi oldukça sağlıklı çalışma ve disipline olma alışkanlıkları kazanırlar.

10-Sorumluluk üstlenme– Çocuklar iş birliği yaparak bir şeyler yaratma çalışması yaptıklarında, kendi eylemlerinin başka insanları etkilemesi fikrine de alışırlar. Sanat aracılığıyla çocuklar aynı zamanda hata yaptığını kabul etmenin önemli olduğunu ve hataların sorumluluğunu almayı öğrenirler. Hatalar, sanatta öğrenme sürecinin en olağan parçası olduğu için çocuklar hataların yapılabileceğini görmeye başlarlar. Hataları kabul ederiz, onlardan öğreniriz ve sonra yolumuza devam ederiz.   ”

 

 

31 Ağustos 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/08/çocuk-orkestra.jpg 200 960 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-08-31 19:22:592014-08-31 19:22:59Çocukların – Gençlerin sanat eğitiminden öğrendiği 10 temel beceri
Sanat Haberleri

İnönü Vakfı tarafından hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi 1 Eylül’de açılıyor.

Lozan sergisi açılıyor…

İnönü Vakfı tarafından hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi 1 Eylül’de açılıyor. Sergi Cumhuriyet’in ilk yıllarına dair birçok belge ve kaynağı barındırıyor.

lozan-antlaşması

Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının 90. yılı etkinlikleri kapsamında hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi, 1 Eylül – 11 Ekim tarihleri arasında FMV Galeri Işık’ta ziyaret edilebilecek. Geçtiğimiz yıl Türkiye’yi dolaşmaya Ankara’dan başlayan, ardından da Ankara, Antalya ve Eskişehir’e giden serginin son durağı İstanbul olacak.

Cumhuriyet’in ilk yıllarını İsmet İnönü perspektifinden ele alan sergi, toplumsal, kültürel ve ekonomik dönüşümleri belge, fotoğraf ve yazışmalarla anlatıyor. İsmet İnönü dönemine dair kitap, sergi ve seminer çalışmalarıyla bilinen İnönü Vakfı’nın hazırladığı sergi, iç ve dış politikada izlenen yol, Cumhuriyet rejimiyle birlikte Türkiye’de yaşananları tarih meraklılarına aktarıyor. Küratörlüğünü Prof. Dr. Zafer Toprak’ın, grafik tasarımını Ferah Perker, genel tasarımını ise Çağdaş Arpaç ve Dr. Fatma Türe’nin üstlendiği sergiye dokunmatik ekranlar, video enstalasyonları aracılığıyla ziyaretçiler interaktif olarak da katılabiliyor.

Atatürk ve İsmet İnönü arasındaki yazışmalar, telgraflar, dönemin gündelik yaşamına dair kamera görüntüleri, fotoğraflar, gazete ve dergi kapaklarının yanı sıra, sergi içerisinde mühürler, madalyalar, antlaşmalar, resmi yazışmalar gibi birçok belge de yer alıyor. ‘İsmet İnönü’nün Yaşamı’, ‘Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’, ‘Lozan Konferansı ve Antlaşması’, ‘İsmet İnönü ve İç-Dış Politika’ olarak dört ana başlığa ayrılan sergide Lozan Konferansı’na dair bugüne dek görülmemiş birçok fotoğraf da ziyaretçilerini bekliyor.

Sergide ayrıca çocuk ziyaretçiler için bir de çizgi film de gösteriliyor. Çizgi film, ‘Lozan Barış Antlaşması’ adını taşıyor. İstanbul Nişantaşı’da bulunan FMV Galeri Işık, pazar ve resmi tatil günleri dışında her gün açık.

27 Ağustos 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/08/lozan-antlaşması.jpg 442 788 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-08-27 14:15:022014-08-27 14:15:02İnönü Vakfı tarafından hazırlanan ‘Lozan’dan Cumhuriyet’e İsmet İnönü’ sergisi 1 Eylül’de açılıyor.
Sanat Haberleri

Nar Sanat 6.yılında sizlerle büyüyor

2009 yılından bu yana sizler için sanat adına faaliyet gösteren ” Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği” aynı zamanda Bakırköy’de M.E.B.’e bağlı olarak sadece sanat eğitimi veren ilk kurum olma niteliğindedir.

NAR_SANAT

 

Elbette gerek çocukların, gerek yetişkinlerin kaliteli, saygın, nitelikli eğitimler alacağı ve aynı zamanda bir STK olarak kültürel faaliyet ve gösteriler, sergiler gibi halkın kolaylıkla ulaşabileceği sanatsal faaliyetlerde bulunmak ve şimdiye kadar 6 yılda yaklaşık olarak 3500-4000 sanatsevere sanat eğitimi vermek ve sanatı sevdirmek bizleri mutlu ediyor.

Yeni bir eğitim dönemi daha başlıyor. Eğitim dönemi ile beraber, halkımıza sanat adına daha pek çok sürprizlerimiz olacak.

Tüm zorluklarda yanımızda olan üyelerimiz,  öğrencilerimiz ve velilerimize ve elbette sanatçı ve eğitmenlerimize minnettarız.

Nar Sanat Yönetim Kurulu

 

26 Ağustos 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/08/NAR_SANAT.jpg 800 1600 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-08-26 20:26:462014-08-26 20:46:57Nar Sanat 6.yılında sizlerle büyüyor
Sanat Haberleri

2014 – 2015 Sanat Eğitimi Kayıtları Başladı

İyi bir kursta en uygun gün ve saate çocuklarınızın veya sizin bir sanat eğitimine mi ihtiyacı var? O zaman elinizi çabuk tutun ve en uygun gün ve saat imkânını kaçırmayın. Eğer geç kalırsanız uygun saatler dolabilir ve elbette zaman sizleri zorlayıp sanat eğitiminden  uzak kalmanıza yol açabilir. Lütfen unutmayın! Haftanın 7 günü sabah 09:00- akşam 21:00 arasında açığız ve derslerimiz devam ediyor.

sanat-egitimi

Kaliteli bir ortamda, eğitimli ve işinin uzmanı eğitmenlerle pozitif bir yapı içerisinde siz veya çocuklarınız sanat ile tanışacak.

Huzurlu, bakımlı, samimi bir ortamda ister çocuğunuz dersteyken sizde bir başka derse girebilir, isterseniz çayınızı yudumlayarak müzik sesleri arasında diğer veliler ile sohbet edebilirsiniz.

Buyurun gelin tanışalım! Daha içeri adım atar atmaz huzur ve sanatı hissedeceğiniz kurumumuza misafir olun. Kayıt olma zorunluluğunuz elbette yok, gelip bilgi alabilir sohbet edebilirsiniz. Bir başka kurumda eğitim alacak olsanız dahi kurumumuza gelin merak ettiğiniz şeyleri sorun öğrenin. Nar Sanat bir sanat derneği kuruluşu ve sizlerin nerede olursa olsun sanat eğitimi almasını destekleyen bir kurum.

Tek beklentimiz özellikle çocuklarımızın doğru eğitmenler eşliğinde iyi bir eğitim alması. Çocuk drama eğitiminden, hobi veya akademiye hazırlık resim, piyano, gitar, bateri, bağlama, keman, tiyatro, bale, dans, diksiyon, fotoğraf ve daha nice sanat dalı konusunda her türlü bilgi desteğini vermeye hazırız, yeter ki çocuklarımız sanatın içerisinde olsun.

Lütfen unutmayın hangi kuruma giderseniz gidin kurum imkanlarına ve eğitmenlerin eğitim düzeyine bakınız ve özellikle M.E.B.’e bağlı olmasına dikkat ediniz!

Davetlimizsiniz bekleriz…

“Hep Sanat, Nar Sanat“

 0212 570 80 68

13 Ağustos 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2014/08/sanat-egitimi.jpg 300 715 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-08-13 18:31:042014-08-13 18:31:042014 – 2015 Sanat Eğitimi Kayıtları Başladı
Sanat Haberleri

2014 Basın fotoğrafları sergisi

2014 yılında çekilen en iyi basın fotoğrafları ‘World Press Photo-Dünya Basın Fotoğrafları 2014’ adı altında İstanbul’da sergilenecek.

JohnStanmeyer

John Stanmeyer’e ait fotoğraf Cibuti’de çekildi. Somali’deki yakınlarına ulaşmaya çalışan yerliler.

Bu yıl altıncısı gerçekleşen ‘World Press Photo-Dünya Basın Fotoğrafları’ sergisi, dünya çapında çekilmiş basın fotoğraflarından hazırlanan bir seçkiden oluşuyor. İnsanlığın 2014 yılı içerisindeki ortak hafızasını ve spordan ekonomiye, sanattan siyasete tüm gelişmelere dair bir kronoloji niteliğinde.

Bir yarışma ile hazırlanan sergi koleksiyonu, 98 bin 671 fotoğraf arasından 19 jüri üyesinin seçtiği 140 fotoğrafı görme imkanı veriyor. 132 ülkeden 5.754 katılımcının yer aldığı yarışmanın seçkisi 12 Ağustos-2 Eylül tarihleri arasında Forum İstanbul’da görülebilecek.

Kenya’daki alışveriş merkezi katliamından, albino oldukları için Hindistan’da özel bir eğitime tabi tutulan görme engelli çocuklara, Cibutili yerlilerin Somali’deki akrabalarına ulaşmak için deniz kenarlarında telefonlarının sinyali çekmesini beklemeleri gibi 2014’e dair birçok çarpıcı an bu sergide yer alıyor.

Handout/Reuters Batı Bengalden Albinolu çocuklar

Handout/Reuters Batı Bengalden Albinolu çocuklar

 

Daha Fazlası için lütfen LİNKE tıklayınız.

 

12 Ağustos 2014/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png 0 0 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2014-08-12 14:39:102014-08-12 14:48:372014 Basın fotoğrafları sergisi
Page 9 of 17«‹7891011›»

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön