"Uyuyan Güzel" balesinin gösterimini gerçekleştirdi.

Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), “Uyuyan Güzel” balesinin gösterimini gerçekleştirdi.

Haşim İşcan Kültür Merkezi’ndeki gösteri öncesi, Ankara’daki terör saldırısında hayatı kaybedenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Daha sonra sahnelenen ve “kötü kalpli büyücünün 100 yıl uyuttuğu prensesin öyküsü”nün anlatıldığı, Tchaikovsky‘nin kaleme aldığı iki perdelik eserin orkestra şefliğini, Hakan Kalkan üstlendi.

Koreografisi Marius Petipa’ya ait eseri, Armağan Davran ve Volkan Ersoy kendi düzenlemeleriyle sundu.

Grimm Kardeşler masalının Tchaikovsky’nin notalarıyla süslendiği balenin dekoru Nihat Kahraman, kostümleri Nursun Ünlü, ışık tasarımı ise Fuat Gök imzasını taşıdı.

Doğal Boyadan Fırça Darbelerine

Maddalena Forcella tarafından hazırlanan “Doğal Boyadan Fırça Darbelerine” sergisi, 22 Ekim’de Meksika Ankara Büyükelçiliği’nin katkılarıyla CerModern’de açılıyor.

İki ülkenin derin bağlarının ve iki toplumun özellikle tekstil, renk kullanımı ve modern sanat eserleri üretiminde başvurulan geleneksel teknik kullanma anlayışındaki benzerliklerinin bir örneği olacak serginin ilk uluslararası ayağı Türkiye, Ankara.

“Doğal Boyadan Fırça Darbelerine” ilk olarak aynı zamanda tasarım yeri olan Oaxaca tekstil müzesinde sergilendi.

Meksikalı bir tekstil tasarımcısı olan Maddalena Forcella,eserlerinde doğal boyalar tercih etmesiyle tanınıyor. Deneysel boyama yöntemlerini benimseyen sanatçıya bitkiler, kabuklar, çiçekler ve böcekler limitsiz renk izgeleri oluşturmasında aracı oluyor. Özellikle Oaxaca eyaleti ve Chipas’la beraber tüm Meksika’da yerel dokumacı ve zanaatkarlarla çalışma geçmişi olan Forcella, bu deneyimini doğal boyalarla harmanlıyor ve çeşitli kurum ve organizasyonlar adına tasarım danışmanlığı yapıyor.

“Doğal Boyadan Fırça Darbelerine” sergisi” CerModern’de 23 Ekim – 22 Kasım 2015 tarihleri arasında ziyarete açık olacak.

300 çocuktan barış için müzik

Barış İçin Müzik Vakfı’nın 10. yılında 300 çocuk aynı sahnede barış için çalacak.

Eskişehir’in Tepebaşı Belediyesi Çocuk Senfoni Orkestrası, Barış İçin Müzik Vakfı’nın 10. yıl kutlamaları kapsamında 15 Kasım Pazar günü, saat 17.00’de Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin desteği ve ev sahipliğinde özel bir konserle “barış” için sahneye çıkacak.

300 çocuğun aynı sahnede buluşacağı konserin repertuvarında Mozart, Vivaldi, Brahms, Strauss gibi bestecilerin eserleri yer alacak. Konserde Barış İçin Müzik Vakfı’nın Vivaldi (7-12 yaş), Mozart (10- 18 yaş) ve Beethoven (14-19 yaş) orkestralarını, 5 farklı şef yönetecek. Vakfın sanat yönetmeni Sascha Goetzel, sürekli şefi Samuel Matus’un yanı sıra vakıf eğitmenlerinden Özmen Genç, Nihan Türkyılmaz (viyola) ile Ebru Kara (keman) sahnede şef olarak yer alacak.

Edebiyat mevsimi başlıyor

İBB Kültür Daire Başkanlığı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü, İstanbullu edebiyatsever ve araştırmacıları mutlu etmeye devam ediyor.

Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü ile Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi’nce bu yıl yedincisi düzenlenen İstanbul Edebiyat Mevsimi‘nde “Edebiyatın Ses Bayrağı: Dergiler” konusu işlenecek. Geleneksel hâle gelen program, 19-25 Ekim tarihleri arasında Sultanahmet’te bulunan tarihi Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleşecek.

Bu yılki konusu “dergiler” olarak belirlenen programda, geçmişten günümüze edebiyat dergileri kapsamında zengin muhtevalı konular 70’i aşkın yazar, şair ve alanında uzman akademisyenler tarafından tartışılacak. Edebiyat dünyasından seçkin kişileri buluşturan bu festivale Mehmet Doğan, Beşir Ayvazoğlu, Ali Haydar Haksal, Ali Ural, Hüseyin Su, Belkıs İbrahimhakkıoğlu, İbrahim Tüzer, Celal Fedai, Bahtiyar Aslan, Ali Ayçil, Ali Özcan, Yıldız Ramazanoğlu, Osman Özbahçe, Osman Bayraktar ve Turan Karataş dâhil birçok sanatçı katılacak.

Kuşakları besleyen dergiler, dergi editörlüğü, öykü ve şiir dergiciliğinin de ele alınıp tartışılacağı etkinliğin basın kahvaltısı ve tanıtım toplantısı, 17 Ekim Cumartesi günü saat 11.00’de yapılacak.

“7. İstanbul Edebiyat Mevsimi” programı, 19 Ekim Pazartesi günü saat 13.30’da yapılacak olan açılış konuşmalarıyla başlayacak. Akabinde davetlilere konuyla ilgili bir tanıtım filmi izlettirilecek.

Programın ilk gününde, “Dergilerin Misyonu Geçmişten Bugüne Edebiyat Dergileri” başlıklı birinci oturumla geçmişle günümüz arasında edebiyatın aynası görevi gören dergiler irdelenerek önemli veriler elde edilecek. Ardından programa katılan günümüzün ünlü şairleri, dergilerde yayınlanan ilk şiirlerini okuyacak. Etkinliğin ikinci gününde, döneminin siyasal ve kültürel konjonktürü dâhilinde “Kuşakları Besleyen Dergiler” konusu işlenilecek. “Dergilerden Kısa Öyküler” adı altında gerçekleşecek özel oturumda ise konuşmacılar öykü okumaları yaparak edebiyatseverlere keyifli anlar yaşatacak. Dergi editörlüğünün nasıl icra edilmesi gerektiği konusunda katılımcıları aydınlatacak nitelikteki “Dergi Editörlüğü: Editör Okur ve Editör Yazar İlişkisi” başlıklı oturum,

21 Ekim Çarşamba günü düzenlenecek. Öykü dergiciliğinin önemi ve edebiyata katkısına değinileceği “Dergilerde Öykü ve Öykü Dergiciliği” adlı oturum, 22 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek.

Programın son gününde yapılacak olan “Taşradan Ses Veren Dergiler” konulu oturumda ise “Bizim Külliye”, “Aşkar” ve ” Mahalle Mektebi” dergileri hakkında davetlilere bilgi verilecek. Program, “Son Sayı (Yarım Kalan Serüvenler)” adlı oturumla son bulacak.

Festival tadındaki bu edebiyat şenliğinde, edebiyat dünyasının önemli dergi ve dergicilerinin konuşulacağı özel oturumlar yapılacak. Araştırmacılar için kaynak niteliğindeki bu özel oturumların başlıkları ise şu şekildedir: “Nurettin Topçu Hareket Dergisi”; “Ahmet Kabaklı ve Dergiciliği”; “İsmet Özel ve Dergiciliği”; “Necip Fazıl ve Büyük Doğu Dergisi”, “Osman Yüksel ve Serdengeçti Dergisi”; “Dergiler Şiir ve Şiir Dergiciliği”; “Dergiler ve Hatıralar”; “Nurettin Durman ve Düş Çınarı Dergisi”; “Sezai Karakoç ve Diriliş Dergisi”; “İkindi Yazıları” ve “Nuri Pakdil ve Dergiciliği”.

Üsküdar'da sanat sezonu açıldı.

Üsküdar Belediyesi 2015-2016 kültür-sanat sezonuna besteci-piyanist Tuluyhan Uğurlu’nun mini konseri eşliğinde başladı.

Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen 2015-2016 Yılı Kültür ve Sanat Sezonu açılışı, Bağlarbaşı Kongre Merkezinde düzenlenen törenle yapıldı. Gecede Piyanist Tuluyhan Uğurluda sahne aldı.
Üsküdar Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nın bu yıl ‘Kahraman Şehitlerimize Minnetle’ temasıyla oluşturduğu 2015-2016 Yılı Kültür- Sanat sezonunun açılış programı gerçekleştirildi. Gecede Besteci-Piyanist Tuluyhan Uğurlu da sahne aldı, Piyanosuyla sevilen eserlerini etkinliğe katılan vatandaşlar için seslendiren usta isim, izleyicilerden büyük beğeni topladı.
Sezon boyunca gerçekleştirilecek farklı konulardaki seminerler, dinletiler, sergi, anma ve saygı günlerinden oluşan tanıtım filmi gösteriminin ardından kürsüye gelen Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, 2015- 2016 sezonunda belediyenin kültür sanata bakışı ve vizyonunu anlattı. Yıl boyunca gerçekleştirilecek etkinliklere ilişkin genel bilgiler veren, Başkan Hilmi Türkmen, Üsküdar’da kültür sanat sezonunun dolu dolu geçeceğini vurguladı.

Yetkin eğitmenler eşliğinde tiyatrodan-piyanoya, piyanodan-bateriye kadar pek çok dalda faaliyet gösteren kursumuzda  çocuk korosu için kayıt almaya başladı. Çocukların hem eğleneceği hem de şarkılar söyleyip kulaklarını geliştirebileceği koro çalışmalarımız için hazır mısınız?

çocuk-korosu

Bakırköy’ün merkezine; Otobüs duraklarına 5 dakika minibüslere ise 1 dakika mesafede olması açısından sizleri yormayacak ve kolay ulaşabileceğiniz bir sanat merkezi konumundadır. Örneğin Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Sefaköy, Küçükçekmece, Halkalı toplu konutlar, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı, Cennet Mahallesi, Avcılar, Başakşehir, Bahçeşehir gibi semtlerden kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir konumda olan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’ne bağlı faaliyet gösteren “Milli Eğitim Bakanlığı Özel Nar Sanat Eğitim Kursumuzun; Çok Sesli Çocuk Korosu kayıtları başladı.

“Adım adım sanat, Nar Sanat” cümlesi ile özetlenebilecek kursumuzda çocukların şarkı söylerken eğleneceği ve birlikte daha güzel vakit geçireceği  sanat ile iç içe olacağı Nar Sanat Merkezimize çocuklarımızı bekliyoruz.

5-13 yaş aralığı çocuklardan oluşacak olan “Nar Sanat Çocuk Korosu“nda çocuklarımız ezgilerle eğlenecek ve sene sonunda kulaklarımızın pası silinecek.

Bekliyoruz. İLETİŞİM

İngiltere’nin en saygın edebiyat ödülü Man Booker’ı sahibini buldu.  “A Brief History of Seven Killings” adlı romanı ile  Jamaikalı yazar Marlon James ödülün sahibi oldu.

marlon-james

İngiltere’nin en saygın edebiyat ödülü Man Booker’ın bu yılki sahibi, Jamaikalı yazar Marlon James oldu.

Jamaikalı şarkıcı Bob Marley’e 1970’li yıllarda düzenlenen suikast girişiminden esinlendiği “A Brief History of Seven Killings” isimli romanıyla bu ödüle layık görülen James, aynı zamanda 50 bin sterlin para ödülünün de sahibi oldu.

Londra’nın tarihi ve görkemli belediye binası Guildhall’da yapılan törenle açıklanan ödüle, 6 yazar ve eseri adaydı. 44 yaşındaki Marlon James’e ödülünü, Cornwall Düşesi Camilla takdim etti.

Adaylar arasında James’in yanı sıra, “Satin Island” romanıyla İngiliz yazar Tom McCarthy, “The Fishermen” romanıyla Nijeryalı yazar Chigozie Obiomo, “The Year of the Runaways” romanıyla İngiliz yazar Sunjeev Sahota, “A Spool of Blue Thread” romanıyla Amerikalı yazar Anne Tyler ve “A Little Life” romanıyla Amerikalı yazar Hanya Yanagihara bulunuyordu.

Man Booker Ödülü, geçen yıla kadar İngiliz, İngiliz Milletler Topluluğu veya İrlanda vatandaşı olan bir yazara İngilizce kaleme aldığı bir romanı dolayısıyla veriliyordu. Man Booker ödülü geçen yıldan bu yana, milliyet gözetmeksizin İngilizce yazan ve İngiltere’de kitabı basılan tüm yazarlara verilebiliyor.

2. İstanbul Tasarım Bienali, bu yıl da etkinlikleriyle İstanbul’u bir tasarım kentine dönüştürüyor. Bu ilginç deneyimi kaçırmayın…

İstanbul tasarım kentine dönüşüyor!

Bienal kapsamında düzenlenen Tasarım Rotaları, ziyaretçilere 17 Ekim tarihinden itibaren kentin farklı bölgelerindeki tasarım odaklı ofis, mağaza, atölye, imalathane ve yapıların yanı sıra, çeşitli bölgelerin kendine has dokularının inceleneceği tematik yürüyüşler sunuyor.
Tasarım Rotaları, kentin Asya ve Avrupa yakalarındaki farklı bölgeleri kapsayan 12 rotadan oluşuyor. Rotalarda, Kuzguncuk, Çemberlitaş-Kapalıçarşı-Sultanahmet, Galata-Şişhane, Fener-Balat, Beyoğlu-Galatasaray-Cihangir, Moda bölgeleri, tematik rotalar kapsamında ise Kadıköy Koku Tasarım Rotası, Kadıköy Font Rotası, Kadıköy Ses Rotası, Kadıköy Ağaç Rotası ve Kadıköy Sivil Mimari Rotası ve 2014 Maslak: Çeperde Archi-Walk yer alıyor.
Tasarımın farklı disiplinlerine ve dair bilgi edinme ve gözlem yapma olanağı sağlayan rotalar, Müstesna İstanbul: Küçük Dükkânlar Kitabı’nın yazarı Ilgın Yorulmaz’ın işbirliğiyle sunuluyor. Tasarım Rotaları’na ek olarak gerçekleştirilen tematik yürüyüşler TAK Kadıköy ve İstanbul’un önde gelen tasarımcı ve mimar, akademisyen ve kültür kurumlarının işbirliğiyle oluşturuldu.
Tasarım Rotaları, Cuma ve Cumartesi günleri rehberler eşliğinde 20 kişilik gruplar halinde 14 Aralık’a kadar devam edecek. Tasarım Rotaları için biletler, 35 TL (tam) ve 25 TL (öğrenci) üzerinden temin edilebilir. Biletler, Biletix satış noktaları ve Biletix internet sitesi (biletix.com) üzerinden ve ana gişe İKSV’den (pazar hariç 10.00-18.00 arası) satın alınabilir. Ayrıntılı bilgilere tasarimbienali.iksv.org adresinden ulaşılabilir.
Tasarım Rotaları
Kuzguncuk Tasarım Rotası
Rota günleri:  24 Ekim, 7 Kasım, 14 Kasım, 28 Kasım, 5 Aralık, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Kuzguncuk İskelesi, 11.00
Cami ve kilisenin sırt sırta verdiği, farklı inanışların hoşgörü içinde yaşadığı Kuzguncuk; mimar, ressam ve fotoğrafçı sakinleri ile İstanbul’da mahalle havasını koruyan ender semtlerden. Merkezine çok yönlü sanat alanı Simotas Binası’nı alan rota; takı tasarımcısı, şef, aromaterapist ve heykeltraşlarla sohbet eşliğinde gerçekleştirilecek.
Çemberlitaş – Kapalıçarşı – Sultanahmet Tasarım Rotası
Rota günleri: 25 Ekim, 14 Kasım, 22 Kasım, 28 Kasım, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): İstanbul Büyük Saray Mozaikleri Müzesi önü, 11.00
Sekiz bin yıllık Tarihi Yarımada’da en az yüz yıllık meslekler icra eden zanaatkârların bulunduğu bu güzergâhta; halıcı, gümüşçü, kavaf, bakırcı ve daha pek çok eski/yeni dönem tasarımcının konuşlandığı rota takip ediliyor.
Galata – Şişhane Tasarım Rotası
Rota günleri: 17 Ekim, 7 Kasım, 22 Kasım, 6 Aralık, 12 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): İKSV Tasarım Mağazası önü, 11.00
Rota, bohem şıklığın yansıdığı sokaklarında özgün mekânların yer aldığı Tophane-Galata hattındaki butikler, sanat ve sergi alanları, ağaç tasarımcısı mobilyacıları ile takı tasarımcısı sanatçıların dükkânları gibi özellikli mekânlar arasında gerçekleştirilecek bir gezintiyi kapsıyor.
Fener – Balat Tasarım Rotası
Rota günleri: 18 Ekim, 1 Kasım, 8 Kasım, 15 Kasım, 29 Kasım, 13 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Rezan Has Müzesi önü, 11.00
Fener – Balat Patrikhanesi, kilisesi ve camisiyle tam bir İstanbul kültür mozaiğini yansıtan bu rota, ruhani havaya eşlik eden derviş kahvehanesi çevresinde konuşlanmış cam ustaları, seramik atölyeleri ve ayakkabı tasarımcılarının içinden geçiyor.
Beyoğlu – Galatasaray – cihangir Tasarım Rotası
Rota günleri: 25 Ekim, 1 Kasım,15 Kasım, 21 Kasım, 5 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Cihangir Meydan-Akbank önü (Akarsu Caddesi No: 53), 11.00
Eski İstanbul’un tartışmasız en nezih yerlerinden biri olan Beyoğlu, şimdilerde antikacı, galeri, tasarımcı, moda evi ve diğer yaratıcı formlardaki müstesna mekânlarıyla karşımıza çıkıyor. Beyoğlu – Galatasaray – Cihangir rotası, semtin modern bir panoramasını vaat ediyor.
Moda Tasarım Rotası
Rota günleri: 17 Ekim, 8 Kasım, 21 Kasım, 13 Aralık
Başlangıç noktası: Eski Moda İskelesi Önü, 11.00
Anadolu yakasının Karaköy’ü olma yolundaki Moda, genç neslin hep canlı tuttuğu bir semt. Bu gençlerin tasarım ve sanat alanında neler yaptıklarını stüdyolarına girerek bizzat kendilerinden dinleme olanağı sağlayan rota, şehrin en orijinal çikolata dükkânına yapılacak ziyareti de kapsıyor.
Tematik Rotalar
Koku Tasarım Rotası
Yürütücü: Cansu Şekular
Katılım şartı: Yürüyüşe kokulu herhangi bir kozmetik ürünü kullanmadan gelinmesi önemle rica olunur.
Rota I: Gedikpaşa Ayakkabı Üreticileri 
Rota günü: 15 Kasım
Başlangıç noktası:  Çemberlitaş Hamamı, 10.00
Koku yönünden değişik bir profile sahip olan bu rota, her sokak geçişinde farklı bir duyusal deneyim sunuyor. Bu rota, İstanbul ticareti ve günlük yaşamının izinde bölgeyi bu sefer koku ve gündelik yaşam ekseninde arşınlama imkânı sunuyor.
Rota II: Kadıköy’den Moda’ya 
Rota günü: 13 Aralık
Başlangıç noktası: Kadıköy’deki Karaköy-Eminönü İskelesi, 10.00
Kadıköy’ü bir de kokularıyla keşfetmeyi amaçlayan bu rota, sokaklarından her gün geçtiğimiz Khalkedonya üzerinde gizli bir deneyim sunuyor.
Kadıköy Font Rotası
Yürütücüler: Doç. Dr. Gülname Turan, Koray Gelmez, Emrah Özturan, Can Güvenir
Rota günleri: 1 Kasım, 22 Kasım
Başlangıç noktası (her rota günü): Haydarpaşa Tren İstasyonu, 10.00
Kent iletişiminde önemli bir yere sahip olan harfler, yazılar, ikonlar ve semboller gibi tipografik unsurları içeren yapılar aynı zamanda kent tarihi ve kent kimliği açısından önemli ipuçları içeriyor. Kadıköy’ün fontlar üzerinden fark edilmesini amaçlayan bu rota, gündelik hayatta bilgilenmek için başvurulan bina isimliklerini, tabelaları ve levhaları kapsayacak ve Kadıköy’e ait görsel değerler yorumlanacak.
Kadıköy Ses Rotası
Yürütücüler: Oğuz Öner, Didem Duman
Rota günleri: 14 Kasım, 5 Aralık
Başlangıç noktası (her rota günü): Kadıköy’deki Eminönü-Karaköy İskelesi, 10.00
Bu rotada sembol sesler (soundmark) açısından zengin ve kaotik bir kentsel mekân olan Kadıköy Meydanı’ndaki çiçekçiler, konservatuardaki opera & klasik müzik dersleri, büfeciler, vapur ve giriş-çıkış yapan yolcular, Akbil, ezan, tramvay, martı, trafik, deniz gibi ses kaynakları, yapılaşmış çevre sesleri vs. incelenecek. Kullanıcının bu seslerle ilişkisi, bu sesler ve mekânla ilgili algısı araştırılarak katılımcıların mekânın okunmasına yönelik farklı bir algılama yöntemi deneyimlemesi sağlanacak.
Kadıköy Ağaç Rotası
Yürütücü: Seda Kurt Şengün
Rota 1: Fenerbahçe
Rota günü: 22 Kasım
Başlangıç noktası: İETT Cemil Topuzlu Durağı-Dalyan Blokları-Sahil Yolu Feneryolu Işıklar Durağı, 10.00
Rota 2: Suadiye
Rota günü: 29 Kasım
Başlangıç noktası: İETT Tan sokak Durağı-Remzi Kitabevi önü, 10.00
Kadıköy Ağaç Rotası kapsamında iki farklı parkurda, kentsel bilgiler için park ve bahçe müdürlükleri, valilik tabiat varlıkları birimlerine; botanik bilgiler için yazılı-elektronik kaynaklara ve gündelik bilgiler için ise parkurların sakinlerine başvurulacak. Ağaçlar bir envanter olarak ele alınıp incelenecek ve kente olan fiziki ve estetik katkıları tartışılacak.
Kadıköy Sivil Mimari Rotası
Yürütücüler: İdil Erkol, Şebnem Şoher
Rota günü: 15 Kasım
Başlangıç noktası: Kadıköy Haldun Taner Sahnesi, 10.00
 “Kadıköy’de Modernin İzleri” yürüyüş rotası Kadıköy ilçesindeki modern mimarlık mirasına bakıyor. Bahariye ve Moda semtleri ile sınırlı olan yürüyüş 1923-1980 zaman aralığına göz atıyor. Bu rota kapsamında katılımcılar yürüyüş sırasında çektikleri fotoğrafları oluşturulacak internet sayfasında ve sosyal medya üzerinden paylaşabilecek. Böylece modern mimarlığın yapılarının belgelenmesine yardımcı olunurken Kadıköy’ün mimarlık arşivinin oluşmasına da katkıda bulunulacak.
2014 Maslak: Çeperde Archi-Walk
Yürütücüler: Ali Bakova, Gökhan Karakuş
Rota günü: 15 Kasım, 6 Aralık
Başlangıç noktası: Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, 10.00
Bir kent bölgesi olarak Maslak deneyimi 21. yüzyıl distopik kentleşmesini birinci elden anlamak için bir fırsat teşkil ediyor. Psikografik bir yürüyüş, ‘dérive’ yoluyla tasarımcı Ali Bakova ve mimari teorisyen/eleştirmen Gökhan Karakuş, katılımcıları bugünün Maslak gerçeği içinde gezdirecekler. Bu yürüyüşün bir parçası olarak tasarım, mimari ve kentleşmenin sembolik doğası, İstanbul’un peyzaj deneyiminin kişisel ve sosyal dinamiklerine dair derin bir anlayışa katkıda bulunacak.

Zaman zaman sizlerle internet veya basılı yayınlarda bulduğumuz yazı ve makaleleri sizlerle paylaşıyoruz. Yine sanat okumalarımızın birinde bulduğumuz yayını sizlerle paylaşmak istiyoruz. İyi okumalar.

 

Photo by David Morand.

Photo by David Morand.

Araştırmalara göre, küçük yaşta piyano çalmaya başlamak zihinsel gelişimi olumlu yönde etkiliyor.

Bir piyano görüp de tuşlarına basarak farklı sesler çıkarmaktan hoşlanmayan çocuk neredeyse yok gibidir… Piyano çalmaya başlayan bir çocuk için piyanosu, basit bir müzik aletinden çok daha fazla şey ifade eder. Çünkü o her çocuğun kendini anlatabileceği eşsiz bir araç…

Uzmanlar piyano çalmanın saymakla bitmeyen artıları olduğunu vurguluyor. Kendine olan güveni artan çocuk, aynı zamanda en çok ihtiyacı olan şeye kavuşuyor, yani farkediliyor. Bunun dışında son zamanlarda Amerika’da yapılan bir araştırmanın ortaya çıkardığı sonuçlar da piyano ve zeka arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koydu. Fizikçi Gordon L. Shaw ve psikolog Frances H. Rauscher’in 78 çocuk üzerinde yaptığı araştırmaya göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların zihinsel yapısını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle matematik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor. Deney küçük çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin zekanın gelişiminde aynı etkiyi yaratacağı belirtiliyor.

Çoğu piyano öğretmeni, piyanoya küçük yaşta başlanması konusunda hemfikir. Çocuğun küçük yaşta öğrendikleri hem daha iyi yerleşiyor hem de zihinsel gelişimine katkıda bulunuyor. Ayrıca yaş büyüyüp, gençlik yılları başladıkça okul ve kulüp aktiviteleri, sevgililer, bilgisayar oyunları, diskolar, seyahatler gibi pek çok etken çocuğun ilgi alanının dağılmasına ve yeteri kadar olaya konsantre olamamasına neden oluyor. Ama piyano ve müzik sevgisi çocuğun ruhuna küçük yaşta işlendiğinde, sonradan gelen tüm aktiviteler ikinci derecede önem taşıyor. İster ünlü bir piyanist olsun, isterse piyanoyu bir hobi olarak devam ettirsin, piyano çalacak olan çocuğun yaşının çok ilerlemeden piyano başına oturması öneriliyor.

Piyano Eğitiminde öğretmenin önemi

piyano ve öğretmen

Herşeyde olduğu gibi piyano eğitimine verilen tepki de çocuktan çocuğa büyük farklılıklar gösteriyor. Kimileri sabırlı ve çalışkan olurken, kimi çocuk da çok kabiliyetli olduğu halde çabuk sıkılabiliyor. Bu konuda ailelere düşen görev özellikle küçük yaşlardaki çocukları gereksiz yere hırpalamamaları. Yani olayın kilit noktası çocuklara aşırı yüklenmemekte. Her çocuk mükemmel piyano çalacak diye birşey yok. Zaten müzik eğitimi alması için çocuğun ille de çok yetenekli olması gerekmiyor. Ama bir virtüöz olmasalar bile piyano çalan çocukların ileriki yaşamlarında pek çok alanda daha başarılı olacakları, algılama ve öğrenme kapasitelerinin artacağı, koordinasyon kurma yeteneklerinin ve yaratıcılıklarının gelişeceği de gözden çıkarılmaması gereken gerçekler arasında…

Bu yeni girişimdeki en önemli unsurlardan biri hiç kuşkusuz çocuk ve piyano öğretmeni arasında kurulan ilişki. Piyanoya yeni başlayan bir çocuk için en önemli ders, piyano ve öğretmeniyle tanıştığı ilk ders… Öğretmen kendini çocuğa nasıl tanıtırsa, sonraki dersler de o yolda devam ediyor. Piyano öğretmenleri bir sanat öğretmeni olarak, çocuğun müziksel potansiyelinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. İşte bu nedenle de çocuğun kendini öğretmenin yanında rahat hissetmesi, onun kendisini anladığına inanması gerekiyor.

Öğretmenler biraz da öğrencilerin yaşına göre davranmak zorunda. Küçük çocuklara ders veren bir öğretmenin çocuğun limitlerini iyi algılayarak gereksiz yere zorlamaması gerekiyor. Çocuğa piyano çalmanın nasıl eğlenceli olabileceğinin öğretilmesi şart. Öğrenciler, yaşları büyüdükçe öğretmenden ona saygı duymasını ve doğru ile yanlışı kendisine göstermesini bekliyorlar. Öğretmen gerçekten çok önemli, çünkü öğrenme isteği, öğretmenin öğretme isteği ile çok yakından ilgili.

Neden Klasik Piyano

piyANO VE COCUK

Günümüzde piyano eğitimi denince akla hemen klasik piyano eğitimi geliyor. Oysa radyoyu ya da televizyonu açtığımızda klasik müziğe çok nadiren rastlanıyor. Genelde hep pop, rock ya da alternatif müzikler duyan çocuklar neden Bach, Chopin ya daBeethoven çalmaya zorlanıyor? Klasik müzik eğtimi veren öğretmenler bunun çok önemli nedenleri olduğunu söylüyor. Bir kere klasik müzik son derece matematiksel bir yapı içeriyor. Uzmanların zihinsel gelişimi sağladığını söyledikleri tüm matematiksel yapı bu müziğin içinde var. Günümüzün stillerinin çoğunun çıkış noktası da klasik müzik. Bu nedenle müzik aleti çalmada ve bestelemede klasik metodların kullanımı son derece etkili oluyor. Popüler bir şarkıyı çalan birinin klasik müzik geçmişi olması büyük bir avantaj sağlıyor. Çünkü, klasik müzik çalmış biri çalarken daha gelişmiş teknikleri kullanabiliyor ve daha iyi sesler çıkarabiliyor.

Çocukların piyano öğrenmelerindeki en önemli unsurlardan biri de evdeki piyanonun akordu… Çocuğun aldığı dersten ve çaldıklarından zevk alıp, motive olabilmesi için piyanosundan doğru seslerin çıkması gerekiyor.

Müzik eğitiminin en önemli kısımlarından birisi de kulak eğitimi… Bu nedenle piyanonun akort edilmesi önemli bir etken. Bir piyanonun hangi sıklıkta akort edilmesi gerektiğni bulunduğu ortamın nemliliği belirliyor. Ortamın ne çok kuru ne de çok nemli olması gerekiyor. İklim etkilerini en aza indirmenin bir yolu da piyanoyu sık sık açılıp kapanan kapılardan ve pencerelerden uzak bir yere koymak. Doğrudan güneş ışığı alan yerler, şömine ve havalandırma yanları da piyanonun durması için uygun olmayan yerlerin başında geliyor.

NE DÜŞÜNÜYORLAR

Her çocuğa farklı yaklaşım

M.S.Ü Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Filiz Ali:

‘‘Piyano çalmak bir koordinasyon meselesi. Çocuk ergenlik çağına geldiğinde, küçükken otomatik olarak öğrenilen şeylerin öğretilmesi de zorlaşıyor. Piyanoya başlanması için en ideal yaş bence 5-7 arası. Tabii ki 3-4 yaşlarındayken evlerinde piyano olup da bu müzik aletiyle erken tanışan çocuklar da olabilir. Bunlarda o yaşlarda üstün bir yetenek görülürse, birşeyler öğretilmeye başlayabilir. Çocuklara piyano öğretmenin çeşitli metodları var. Yıllarca ders vermiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, her çocuğa aynı metodu uygulamak imkansız. Her çocuğa farklı yaklaşmalı.’’

6-8 yaş daha başarılı

Müzik araştırmacısı, piyano öğretmeni Leyla Pamir:

‘‘35 yıldır piyano dersi veriyorum ve pek çok öğrencim oldu. Heidenberg Üniversitesi’nde okuduğum sırada piyano pedagojisi dersleri de aldım. Çok iyi Almanca bildiğim için sonradan orada da hocalık yaptım. Ama şimdiki ortam zor. Farklı müzikler, seyahatler, diskolor, eğlence hayatı falan filan derken çocukların köklü bir müzik eğitimi alabilmeleri giderek zorlaşıyor. Herkes harika çocuk olmadığından dört yaştaki her çocuktan mucize beklememek gerekiyor. Onlara öncelikle melodiyi doğru algılamaları öğretilmeli. Çocuğun kulağı olmadığı durumlarda bile istekli bir çocuksa kulağı geliştirilebilir. Normalde 6-8 yaşlarındaki çocuklardan daha iyi performans alıyorum. 4-5 yaş için başlanmaz demiyorum, ama kabiliyet ve isteğin olması lazım, aksi takdirde çocuk çalışmayabiliyor ve problem çıkıyor. İstisnalar da çıkmıyor değil elbette.’’

Üç yaşında başlayabilir

Çocuk Psikoloğu Murat Güvençer: ‘‘

Sadece piyano değil, başka müzik aletlerinin öğrenilmesi de çocuklar için büyük faydalar sağlıyor. Sinir sisteminde sinaps denilen bağlantı noktaları var. Herşey orada birleşiyor. Bu bağlantılar ne kadar çok artarsa, çocuk zihinsel olarak da o kadar gelişmiş oluyor. Ancak piyano eğitiminin özellikle küçük çocuklarda baskıyla yapılmaması gerekiyor. M İnce motor denilen parmak becerisi üç yaş civarında kazanılıyor. Buradan yola çıkarsak bir çocuğun üç yaşından itibaren piyano çalabileceğini söyleyebiliriz.’’

Okul öncesi

okul öncesi piyano

çocukların piyano dersi alması, çocukların zihinsel yapılarını geliştiriyor ve bu çocuklar öncelikle metametik ve fen dallarında olmak üzere pek çok alanda diğerlerine göre daha başarılı oluyor.

Kimileri yuva ve kimileriyse ilkokul çağında olan bu minikler, sınavla girdikleri İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Bölümü’ne yarı zamanlı olarak devam ediyorlar.

 

Kaynak: Hürriyet Gazetesi

ayse gunay

 

AYŞE GÜNAY

09 Ekim 2015/23Ekim 2015

Açılış: 09 Ekim 2015 Cuma Saat: 18.00 – 20.00

Tasarımcı Ayşe Günay’ın tekstil malzemeleri ile tasarladığı eserleri “Tekstiller” isimli sergi ile 09-23 Ekim 2015 tarihlerinde İstasyon Sanat Akademisi’nde sergileniyor.

Lisansını Orta Doğu Sanatta Yeterliğini Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nde giysi, tasarım ve sanat ekseninde yaptığı çalışmalar ile tamamlayan tasarımcı halen Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Sergide tekstil malzemeleri ile sanatsal bir dil yaratmayı amaçlayan tasarımcı kullandığı renkler ve kumaş katmanları ile derinlik ve saydamlığın etkilerini araştırırken bir taraftan da yapısal vurgusu yüksek üç boyutlu biçimler yaratmayı amaçlıyor. Bu sebeple; tül, vual gibi saydam ve yarı saydam malzemelerin yanı sıra kadife, poplin gibi tok tekstil malzemelerini kâğıt, metal, boncuk, pat gibi tekstilde deneysel etkiler yaratacak malzemeler ile birleştiriyor.

İki boyutlu tasarımların yanı sıra yapısal denemeler yaptığı üç boyutlu tasarımlarında heykelsi etkileri olan ve çoğunlukla tekstil malzemeleri ile yaratılmış eserlerinde boşluğun tasarımına dair denemeler ve önermelerde bulunuyor. Bu önermelerin ışık/gölge ilişkisi ile yorumlandığı ve fotoğraflandığı işleri ise sergiye fotoğraf kareleri olarak yansımakta. Sanatsal ve deneysel giysi tasarımı ile yüzey ve doku tasarımı üzerinde duran tasarımcının sergideki eserleri daha çok yüzey tasarımına odaklandığı çalışmalarından oluşmakta.

İstasyon Sanat Galerisi

İstiklal Caddesi Bekâr Sokak No: 19 Beyoğlu

Sanatçılardan 'teröre hayır kardeşliğe evet' kampanyası

Türkiye’nin önde gelen sanat kuruluşları, “Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet” başlıklı imza kampanyası düzenledi. Kampanyaya, aralarında Bennu Yıldırımlar, Cihan Ünal, Zeliha Berksoy, Cihat Tamer, Dilek Türker, Ferhan Şensoy, Tarık Akan, Ediz Hun, Fikret Hakan, Sevinç Erbulak, Timur Selçuk, Onur Akın ve Müjdat Gezen’in de bulunduğu 283 sanatçı imza atarak destek verdi.

Türkiye ’nin önde gelen sanat kuruluşlarından İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği, Türkiye Sanatçılar Birliği, Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vafı, Kültür ve Sanat İşgörenleri Sendikası, Devlet Konservatuvarları Mezunları Dayanışma Derneği ile Opera Solistleri Derneği’nin ortak girişimiyle, “Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet” başlıklı imza kampanyası başlatıldı.

Şimdiye kadar 283 sanatçının imza attığı kampanya kapsamında, sanatçılar bugün Beyoğlu SES Tiyatrosu’nda bir basın açıklaması yaptı.
Ortak girişim adına hazırlanan basın açıklamasını, tiyatro ve sinemasanatçısı Cihat Tamer okudu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bugün burada sanatçılar olarak ‘Teröre Hayır, Kardeşliğe Evet’ demek için toplandık. Biz sanatçılar, vatan mücadelesi veren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin (TSK) ve Mehmetçiğimizin yanında olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Bugün tarih, terörle mücadele sorumluluğunu yalnızca TSK’ya değil, sanatçılarımızın, aydınlarımızın ve milletimizin omuzlarına da yüklemiştir. Teröre diz çöktürülmeden, iç çatışma tehdidinin ortadan kalkması olanaksızdır. Emperyalizme karşı vatan savaşı, sanatçının vicdan, onur ve varolma savaşıdır. Bu amaçla binlerce sanatçıyı temsil eden sanat kuruluşları olarak, ülkemizi yangın yerine çeviren bölücü teröre karşı birleşiyoruz. Tüm sanatçı dostlarımızı, yazarlarımızı ve aydınlarımızı Mehmetçik ile omuz omuza olmaya çağırıyoruz.”

26 EKİM’DE ‘MEHMETÇİK İÇİN CUMHURİYET’ KONSERİ DÜZENLENECEK

Öte yandan, açıklamada, başlatılan imza kampanyası kapsamında 26 Ekim’de Ankara’da sanatçıların katılımıyla ‘Mehmetçik için Cumhuriyet Konseri’ adlı büyük bir konser düzenleneceği duyuruldu.
Toplantıda, imza kampanyası kapsamında hazırlanan bir metin de tiyatro sanatçısı Dilek Türker tarafından okundu.
Kampanyaya, aralarında Bennu Yıldırımlar, Cihan Ünal, Zeliha Berksoy, Cihat Tamer, Dilek Türker, Ferhan Şensoy, Tarık Akan, Ediz Hun, Fikret Hakan, Sevinç Erbulak, Timur Selçuk, Onur Akın ve Müjdat Gezen’in de bulunduğu 283 sanatçı imza atarak destek verdi.

ZEYTİNBURNU’NDA KÜLTÜR SANAT SEZONU MİNYATÜR SERGİSİYLE AÇILIYOR

ZEYTİNBURNU’NDA KÜLTÜR SANAT SEZONU MİNYATÜR SERGİSİYLE AÇILIYOR

Zeytinburnu Belediyesi, 2015-2016 kültür sanat sezonunu, 9 Ekim Cuma günü Cahide Keskiner’in “Kültürel Semboller” adlı Karma Minyatür Sergisi ve Göksel Baktagir’in dinletisiyle açıyor.
İstanbul’un kültür ve sanat hayatına 2009 yılından beri nitelikli katkılar sağlayan Zeytinburnu Belediyesi, 2015-2016 kültür sanat sezonuna Cahide Keskiner ve öğrencilerinin çalışmalarından meydana gelen “Kültürel Semboller” adlı Karma Minyatür Sergisi’yle merhaba diyecek. Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde birçok sanatçı ve sanatseverin katılımıyla 9 Ekim Cuma günü saat 19.00’da gerçekleşecek sergi açılışının ardından, 19.30’da Göksel Baktagir dinletisiyle katılımcılara müzik ziyafeti yaşatılacak.
CAHİDE KESKİNER’DEN KARMA “MİNYATÜR” SERGİSİ
Cahide Keskiner’in “Kültürel Semboller” adlı Karma Minyatür Sergisi’nde, 19 sanatçının bir yılı aşkın çalışmalarından ortaya çıkan 30 eser sergilenecek. Küratörlüğünü Mehmet Lütfi Şen’in yaptığı ve kültürel sembollerin minyatür yorumu ile izleyiciye sunulacağı sergide, ayrıca Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi Yayınları tarafından hazırlanan 60 sayfalık katalog, sergiyi ziyaret edenlere hediye edilecek. Sergi, 10 Kasım tarihinde sona erecek.
BİR KÜLTÜR DİLİ OLARAK SEMBOLLER
Prof. Dr. Selçuk Mülayim ise sergiyle ilgili olarak, “Gelişigüzel ve bütünüyle serbest şekillerin ancak modern çağlarda ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Eski çağlara doğru inildikçe her şeklin bir inanç sistemi veya ruhsal bir modeli ifade etmek üzere çizildiği, yine buna göre renklendirildiği örneklerden anlaşılıyor. Şu halde, şekilde, resimde ve heykelde olduğu gibi, sembollerde de anlam boyutunu aramak, tarihin o derinliğindeki insan ruhunu irdelemek, bir düşünce arkeolojisini çalıştırmak demek oluyor. Böylece, ‘Onlar bu şekillerle ne demek istediler?’ sorusunun cevabını aramaya koyuluyoruz” dedi.
“19 MİNYATÜR SANATÇIMIZ, SERGİ İÇİN BİR YILI AŞKIN BİR SÜRE ÇALIŞTI”
Serginin küratörlüğünü yürüten Mehmet Lütfi Şen ise, “Kültürel Semboller Cahide Keskiner Atölyesi Karma Minyatür Sergisi için 19 minyatür sanatçımız bir yılı aşkın bir süre çalıştı ve 30 eserden oluşan bir koleksiyon çıktı ortaya. Bana her zaman Merhum A. Süheyl Ünver’i ve medeniyetimizin kurtarılmış sayfalarını hatırlatan Sayın Cahide Keskiner’e, birlikte çalıştığımız Sayın Sabiha Koç ve Zehra Çekin’e ve sergi için eser ortaya koyan sanatçı dostlarıma çok teşekkür ediyorum. Yine bu sergi için bir makale yazan Prof. Dr. Selçuk Mulayim’e ve sergimizin ev sahibi Zeytinburnu Belediye Başkanı Sayın Murat Aydın’a şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.
SERGİDE ESERİYLE YER ALAN SANATÇILAR:
Cahide Keskiner, Arzu Mert, Asiye Okumuş, Asuman Tunçel Bozyiğit, Ayla Çolak, Aynur Gürsoy, Ayşe Güres, Bahriye Balkaç, Çiğdem Mercan, Ebru Kızılırmak, Esra Altındoğan, Fisun Eroğlu, Gül Vardar Tezbora, Gülcan Pasin, Nukhet Sağıroğlu, Olcay Çetinok, Sabiha Bayhan Koç, Sıdıka Betül Başbuğ, Zehra Çekin.
CAHİDE KESKİNER ATÖLYESİ HAKKINDA
Keskiner Atölyesi, 1989 yılında Kadıköy Moda Caddesi’nde ahşap bir evde az sayıda öğrenciyle klasik Türk sanatları eğitimine başlamıştır. Birkaç yıl sonra Cahide Keskiner’in baba evi olan Devrim Apartmanı bahçe katına taşınan atölye, bugüne kadar aralıksız faaliyet göstermiştir.
Hocası Süheyl Ünver’den aldığı bayrağı yeni nesle devretmek için büyük gayret gösteren ve heyecanını hiç kaybetmeyen Cahide Hoca, öğrencilerine yalnız tezhip ve minyatür değil, kültür ve sanat tarihi ve milli şuur eğitimi vermeyi görev bilmiştir. Cahide Keskiner, zengin arşivi ve metod bilgisi ile öğrencilerine araştırmayı öğretir. Klasik sanatı öğrenen öğrenciler, zaman içinde özgün eserler vermek için teşvik edilir. Cahide Hoca’nın rahle-i tedrisinden geçen, eserlerinden ve yayınladığı kitaplardan ilham alan sanatçılar ‘gelenekten geleceğe’ anlayışıyla Türk sanatına hizmet etmektedir.