Etkinlik kapsamında Avrupa’nın farklı ülkelerinde 50 şair ve yazar çalıştaylara katılacak, öğrencilerle buluşacak.

54-saraybosna-siir-gunleri-basladi

Avrupa’nın farklı ülkelerinden şair ve yazarları bir araya getiren 54. Saraybosna Şiir Günleri başladı.

Saraybosna’daki milli kütüphane binasında gerçekleştirilen açılış töreninde konuşan Bosna Hersek Yazarlar Birliği Başkanı Dzevad Karahasan, farklı Avrupa ülkelerinden yazar ve şairlerin beş gün boyunca Saraybosna’da “edebiyat konuşacağını” belirtti.

Konuk yazar ve şairlerin farklı kültürlerden ve dillerden geldiğini anımsatan Karahasan, “Farklı kültürlerde gelen bu kimselerin, farklılıkları dolayısıyla üretici olacağına inanıyorum” dedi.

Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya gibi bölge ülkelerinin yanı sıra Almanya ve İsveç’ten de 50 şair ve yazarın katılacağı etkinlik kapsamında edebiyat çalıştayları ve öğrenci buluşmaları düzenlenecek.

Saraybosna Şiir Günleri etkinliği ilk kez 1962’de, Bosna Hersek’teki edebi değerlerin korunması amacıyla düzenlenmişti. Bu yıl 54’üncüsü düzenlenen geleneksel etkinlik, 1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşı döneminde dahi kesintiye uğramadan devam etmişti.

Kaynak : ntv.com.tr

Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenmekte olan Kurmaca Kısa Film ve Belgesel Yarışması başladı. Yarışmacılar, Kurmaca Kısa Film kategorisinin yanı sıra Belgesel filmleriyle de 7 Aralık 2015 tarihine kadar başvuruda bulunabilecek.
Kars, Ardahan, Iğdır ve Ağrı illerinde faaliyet yürüten Serhat Kalkınma Ajansı tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenecek olan Kurmaca Kısa Film ve Belgesel Yarışması’na başvurular başladı. “Serhat illerindeki sosyal ve kültürel yaşamı çocukların gözüyle anlamaya çalışmak” temasıyla düzenlenen yarışma, bölge illerinde yaşayan çocukların yaşama dair düşleri, sahip oldukları olanaklar ve düşlerine yürürken karşılaştıkları engellere dikkat çekmeyi hedefliyor. Kurmaca kısa filmlerde 15 dakikalık süre sınırlaması bulunurken belgesellerde süre serbest bırakıldı.

serka 4. yarışma
Kurmaca Film ve Belgesellerin Ajansın faaliyet yürüttüğü Ağrı, Ardahan, Iğdır ve Kars illerinde çekilme şartı bulunuyor. Yarışmacılar bu dört ilden birinde çekecekleri kurmaca filmler ve belgesellerle 7 Aralık 2015 tarihine kadar başvuruda bulunabilecekler. Toplam 30 bin TL ödülün dağıtılacağı yarışmada, her iki kategoride birincilere 6.000 TL, ikincilere 4.500 TL ve üçüncülere de 3.000 TL ödül verilecek. Jürinin uygun görmesi durumunda kurmaca dalında 1, belgesel dalında da 1 olmak üzere toplam 2 filme de özendirme ödülü verilecek. Yarışmacılar her iki dala birden başvuruda bulunamayacak. Yarışmacılar kurmaca film veya belgesel dalından birinde en fazla iki filmle yarışmaya katılabilecek. Yarışmaya son başvuru tarihinin 7 Aralık 2015 olduğu bildirildi.

Detaylı bilgi için tıklayınız.

Kemal Sunal sergisi açıldı

Kemal Sunal’ın filmlerde kullandığı kostüm ve aksesuarlarla özel hayatına dair mektup ve fotoğrafların yer aldığı sergi Sultanbeyli’deki Atlas Park AVM’de Açıldı.

Sunal ailesi tarafından özel bir çalışmayla hazırlanan sergiye ilişkin konuşan Kemal Sunal’ın eşi Gül Sunal, sergi düzenleme fikrinin kendisinden çıktığını belirtti.

Tanıştıklarından itibaren eşinin özel bir dolabı olduğunu dile getiren Sunal, “Dolabın içinde küçük küçük bir şeyler saklardı ve onların karıştırılmasını istemezdi. Bazen birlikte onları temizler ve toplardık. Tiyatroda ilk kullandığı sakal, bıyık duruyor. Evlenmeden önce meşhur olacağını hayal bile edemezken, kullandığı ne varsa hepsini bir çantanın içine biriktirmiş. İlkokul karneleri, okul için aldığı ikametgah belgesi falan var. İlkokul arkadaşlarımın, anneannemin bana yazdığı mektupları bile o çantada bulduk ölümünden sonra. Kemal’le karşılıklı mektuplarımız da o çantadan çıktı” dedi.

Gül Sunal, eşinin film çekerken 1 ay boyunca o filmdeki kostümüyle dolaştığını ifade ederek, “Boş günü varsa temizlenir, diğer günler sabahtan gece yatıncaya kadar o elbise sırtında olurdu. Sanırım o karaktere giriyordu” diye konuştu.

Sergideki eşyaların sayısını bilmediğini ifade eden Sunal, “Bu sergi bir insanın kendine ve hayatına verdiği değeri yansıtıyor. Genç oyunculara örnek olsun istiyorum. Siz kendinize değer verirseniz herkes size değer veriyor. Bu sergiyle Anadolu’ya gitmek istiyorum. Sergi kurulurken de toplarken de gece geç saatlere kadar Kemal’in eşyalarıyla bazen hüzünle bazen de mutluluk duyarak kendim ilgileniyorum. Bir çok duyguyu bir arada yaşıyorum” ifadelerine yer verdi.

Sergi, 25 Ekim’de sona erecek.

8 Kasım’a kadar sürecek olan uluslararası fotoğraf festivali Fotoİstanbul Beşiktaş dünyadan hikayeleri İstanbul’a taşıyor.

“Başka Hayatlar” İstanbul’a taşındı

Fotoİstanbul Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali, başladı. Beşiktaş Barbaros Meydanı, Beşiktaş Demokrasi Parkı, Ortaköy Yetimhanesi ve Ortaköy Kültür Merkezi’nde yer alacak festival; ABD, Asya, Avrupa ve Türkiye’den 60’a yakın sanatçıyı bir araya getiriyor. Fotoİstanbul, 8 Kasım’a kadar dünyadan hikâyeleri İstanbul’a taşıyor.

Bu yılki teması “Başka Hayatlar” olan Fotoİstanbul; yaşayan en önemli fotoğraf sanatçılarından biri olan Joseph Koudelka başta olmak üzere, Anders Petersen, Atta Kim ve Stanley Greene gibi dünyaca ünlü isimlerin de yer aldığı 20’ye yakın yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlıyor. Festivalde Türkiye’den ise, aralarında Sıtkı Kösemen, Haluk Çobanoğlu, Laleper Aytek, Kürşat Bayhan, Meltem Işık ve Cemre Yeşil gibi isimlerin bulunduğu 25 fotoğraf sanatçısı yer alıyor.

Bu yıl “Ustalara Saygı” etkinliği çerçevesinde Ara Güler’e özel bir bölüm hazırlayan Fotoİstanbul, ustanın bugüne kadar görülmemiş fotoğrafl arının da yer alacağı kapsamlı serginin yanı sıra Ara Güler fotoğrafı üzerine bir panel düzenliyor. Yine bu çerçevede fotoğraf tarihinin akışını değiştiren Amerikalı fotoğrafçı Robert Frank’in çalışmalarını yansıtan önemli bir sergi, Fotoİstanbul’da özel bir bölümde fotoğrafseverlerin beğenisine sunuluyor.

İKSV organizasyonuyla İstanbul’a konuk olan The Tiger Lillies-Theatre Republique ortak yapımı “Hamlet”, bugüne kadar izlediğimiz hiçbir yoruma benzemeyen bir prodüksiyon. Drama, kabare, video, kukla, palyaço, sirk, akrobasi tekmil-i birden…

Kederli bir kabare: Hamlet

Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Düşüncemizin katlanması mı güzel, zalim kaderin yumruklarına, oklarına… Yoksa diretip bela denizlerine karşı, ‘Dur, yeter!’ Demesi mi?” Ne dersiniz, zor soru değil mi? Zor olmasa, yazıldığından bu yana 400’ü aşkın yıl geçmesine rağmen, hâlâ dünyanın dört bir yanında bu kadar çok, bu kadar tutkuyla sormaya devam eder mi en seçkin aktörler? Zor olmasa, her aktörün düşünü birgün Hamlet olmak, her rejisörün hayalini bir Hamlet yorumu sahnelemek süsler mi?

Shakespeare’in Danimarka’nın bahtsız prensinin öyküsü üzerinden ihanet, intikam, iktidar, aile, aşk, delilik, huzursuzluk gibi insanın gündeminden bir türlü düşmeyen daha onlarca konuyu, gerçek bir deha eseri olarak tek metne sığdırdığı “Hamlet”, klasik okumalardan ziyade, “neler yapılabilir?” derdine düşmüş tiyatrocuların ilgisini çekiyor daima. İKSV, işte bu yorumlardan birini konuk etti geçen hafta. Daha önce İstanbul’da dinleme olanağı bulduğumuz marjinal müzik grubu The Tiger Lillies’in, Danimarkalı tiyatro topluluğu Theatre Republique ile birlikte oluşturduğu “kederli bir kabare” niteliğindeki “Hamlet” bir türler buluşması, âdeta “Hamlet”e sanatlar aracılığıyla bir güzellemeydi.

The Tiger Lillies, bilen biliyor, türler arası müzik yapan, son derece ilginç bir topluluk. Müziğinde Brechtyen kabarenin izleri de var, bolca rock da, hatta opera tınıları da… Solist, piyanist ve akordionistleri -aynı zamanda besteci ve sözyazarları- Martyn Jacques kolay kolay duyamayacağınız kadar ilginç bir sese sahip (castrato.) Ve bir o kadar sarsıcı bir yoruma: Öyle ki şarkı söyleme şekline çok rahat tekinsiz ya da vahşi, denebilir. Çaldıkları aletler arasında testere de -evet bildiğiniz testere- bulunan bu üç kişilik “grotesk” grup, “Hamlet”in bir baba-oğul-amca hikâyesinin çok ötesinde olan, döküldüğü her kabı alabilen öyküsünden ve direkt metninden yola çıkarak iki CD’lik bir albüm hazırladılar 2012’de. Ödüllü rejisör Martin Tulinius’un sanat yönetmenliğini üstlendiği Theatre Republique ile bu albümden yola çıkan bir röpriz hazırlama fikrinin sonucu işte, izlediğimiz “Hamlet.” Peki bu ilginç işbirliğinin sonucu nasıldı, diye sorarsanız, tek kelimelik bir yanıtım var aslında: Sarsıcı. The Tiger Lillies elemanları da dahil olmak üzere tüm sanatçıların -Hamlet daha az- grotesk, hatta yer yer palyaçoyu andıran makyajlarla çıktıkları sahnede; oyunculuk vardı, akrobasi hatta sirk vardı, “canlı oyuncularla” oynatılan kukla vardı, kolları her şeye uzanan Polinius’un kişiliğinde 3-4 metre kollu kuklalar vardı, hayaletin görünüşü ya da Ophelia’nın ölümü gibi sahnelerde son derece etkileyici video tasarımları vardı ve hatta topuklu ayakkabıyla karyola demirinde yapılan cambazlık bile vardı. Eklemeden bitirmek istemiyorum, ayrıca bu bugüne kadar izlediğim, “Ophelia”nın dramını en öne çıkaran röprizlerden biriydi.

Gruplardan biri diğerine biraz ağır bassa; “Hamlet” temalı şarkılar konserine çekilmiş bir klip ya da akrobatik bir “Hamlet” için yapılan ve uzun tutulan sahne müziklerine dönüşebilecek olan bu gösterinin en büyük başarısı, bence son derece zor bir dengeyi tutturmuş olmasıydı. Yine de şarkılar o kadar iyiydi ki, zaman zaman oyunu gölgede bıraktı doğrusu.

Fotoğraf çekmek isteyenlere tavsiyelerde bulunan fotoğraf sanatçısı Güler, “Önce bu memleketi anlamak lazım. Bu memleketi anlamak içinse kültürlü olmak lazım” dedi.

"Önce bu memleketi anlamak lazım"

Bu yılki teması “Başka Hayatlar” olarak belirlenen festival kapsamında, Pera Müzesi’nde gerçekleşen panele dinleyici olarak katılan Ara Güler, yaptığı açıklamada, Fotoİstanbul’un düzenlediği festival etkinliklerini ziyaret ettiğini ve beğendiğini kaydetti.
Fotoğraf çekmek isteyenlere tavsiyelerde bulunan sanatçı, “Önce bu memleketi anlamak lazım. Bu memleketi anlamak içinse kültürlü olmak lazım. Dokuz tane medeniyeti bilmek gerekiyor. Urartu’yu, Sümer’i, hepsini bilmeli. Enternasyonal dünyada bütün bunların bilinmesi gerekiyor” diye konuştu.
Panelde konuşan İrlandalı fotoğraf sanatçısı Paul Mc Millen da Ara Güler’in kitaplarına dikkati çekerek, “Fotoğraflarında sosyoloji ve antropoloji dahil birçok perspektif var. Bunların uzmanlar tarafından incelenmesi ve fotoğraflara ilişkin yazılar yazılması ve kitap olarak yayımlanması lazım. Yazılmadığı takdirde bence büyük bir ayıp olur” ifadelerini kullandı.
“İlk ideali sinemacı olmak”
Savaş fotoğrafçısı Coşkun Aral da “Ara Güler benim için bir fotoğrafçı, fotoğraf sanatçısı değil, gazeteci, haberci. Bütün bu toprakların, yerelin, en ince, en ayrıntılı dokusunu, ulusaldan da atlatıp, evrensele ulaştıran bir usta” dedi. Aral, Güler’in geçmişindeki ilk idealinin de sinemacı olmak olduğunu dtile getirdi.
“Bu mükemmeliyetçilik içinde, sanatçı olmanın anlamı yok”
Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Simber Atay da Ara Güler’in “Ben sanatçı değilim” sözünü hatırlatarak, “Gayet tabii. Sanatçı olmak nedir ki? Fotoğraf sanatı nedir ki? Bu mükemmeliyetçilik içinde, sanatçı olmanın hiçbir anlamı yok” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf sanatçısı Özcan Yurdalan ise Ara Güler’i anlamak için sadece fotoğraflarına bakmanın yeterli olmadığını söyledi.
Etkinlik, 8 Kasım’a kadar İstanbullularla fotoğrafı buluşturacak.
bakirkoy belediyesi muhtarlar günü narsanat

 


Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği‘nin kursu olan Özel Nar Sanat Eğitim Kursu eğitmenleri Bakırköy İlçemizin Muhtarları için müzik dinletisi gerçekleştirdi.

[supsystic-gallery id=’15’ position=’center’]

Bakırköy ilçesi Mahalle muhtarları için 19 Ekim 2016 tarihinde Bakırköy Belediyesinin düzenlemiş olduğu muhtarlar günü çerçevesinde yapılan toplantı ve  ardından müzik ziyafetini muhtarlarımız için Derneğimiz eğitmenleri gerçekleştirmiştir. Bu çerçevede eğitmenlerimiz Kemanda Reşat Tokatlı, Aslı Gürbüz,Gitarda Onur Güner, ile Müzik ziyafeti veren öğretmenlerimiz yoğun ilgi ile karşılanmıştır. Bildiğiniz gibi Bakırköy ilçemizde 15 Mahalle bulunmakta olup mahallelerimiz ve Muhtarlarımızın adları aşağıdaki gibidir.

MAHALLENİN ADI MUHTARI MUHTARLIK ADRES
ATAKÖY 1. KISIM MUAMMER AKSU Zübeyde Hanım Cad. D4 Çıkmazı No.15
ATAKÖY 2-5-6. KISIM HÜLYA ÇELİK Dumlupınar Sokak No.6
ATAKÖY 3-4-11.KISIM FEHAMET BERK Cevat Dursunoğlu Caddesi
ATAKÖY 7-8-9-10. KISIM AYLİN KESERKAYA Karanfil Sokak No.11
BASINKÖY MAH. EROL İNAN Ahmet Cevdet İkdam Caddesi No.27
CEVİZLİK MAH. GÖNÜL ÇAVUŞOĞLU Kartopu Sokak No.15-1
KARTALTEPE MAH. YILMAZ UFUK Terakki Caddesi No:1
OSMANİYE MAH. SERDAR UZUNOĞLU Sığırtmaç Sokak No.1/C
SAKIZAĞACI MAH. SABRİ AMANAT Heyet Sok. No:11
ŞENLİKKÖY MAH. MÜMİN SAVAŞ GÖKTAŞ Florya Caddesi Asfaltı No:46
YEŞİLKÖY MAH. BÜLENT YURTSEVER Serbesti Cad. No:12
YEŞİLYURT MAH. SEDAT MUMCUOĞLU İstasyon Caddesi No.1/E
YENİMAHALLE NİHAT ŞAHİN Mektep Arkası Sokak No.17/
ZEYTİNLİK MAH. EMEL ÇELİK Ekrembey Sokak No.1
ZUHURATBABA MAH. MUSTAFA AYKUT İNCESARAÇ Bakır Sok. No:6

 

 


 

 


 


 

yetiskin egitimi narsanat

Yetişkinler için sanat eğitimi,  hizmet içi eğitimler kapsamında Yönetim kurulu Üyesi Yardımcı Doçent Doktor Günay Deniz Dursun tarafından verildi. 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde eğitmenlerimize yetişkinlere eğitim verilmesi anlamında  daha çok fayda sağlamak için “Yetişkin Eğitimin için Eğitmen Eğitimi” konulu hizmet içi eğitimi başlatmış bulunuyoruz.

Sanat adına herşeyin iyisini yapmaya çalışan kurumumuz pek çok konuda olduğu gibi bir yeniliğe daha imza atarak. Ülkemizde ilk defa bir sanat kursu öğretmenlerinin verecekleri eğitimin kalitesini artırmak ve doğru yaklaşımlar geliştirmek anlamında hizmetiçi eğitimlere başlamıştır. Hizmetiçi eğitimlerde konu yelpazesi gittikçe genişleyerek daha kaliteli ve daha bilinçli eğitmenlerle hizmet vermek için, Hizmetiçi eğitimlerin çerçevesi genişletilecektir.

Sanat eğitiminin pedegojik yapısı konusunda “Çocuklarına Sanat eğitimi aldıran ailelere yaklaşım ve çoçuklarda sanat eğitimi”ana başlığı konulu Hizmetiçi eğitimlerimizle devam edecek olan eğitimlerimizin ardından ilk yardım, iş güvenliği ve kalite eğitimleri ve elbette “Çocuklarına sanat Eğitimi aldıran veli ve aileler için de eğitimlerimiz süreç içinde ilan edilecektir. Çocuklarına sanat eğitimi aldıran ailelerin ilerleyen zamanlarda açılacak “Çocuklarına sanat eğitimi aldıran aileler” için yapılacak çalışmalarda tüm velilerimiz ve çocuk sahibi sanatseverlerin katılması amaçlanmaktadır.

Bizi izlemeye devam edin… “Her yerde Sanat Nar Sanat”

[supsystic-gallery id=’14’ position=’center’]

kamera onu

16 haftalık Kamera Önü Oyunculuk Atölyesi 1. dönem kursumuz Halis Bayraktaroğlu yönetiminde ve diğer misafir yetkin eğitimcilerin katılımıyla kayıtlarımız başlamıştır. Bu atölye çalışmamızda kursiyerlerimiz;

  • Temel Oyunculuk
  • Metod Oyunculuk
  • Doğaçlama
  • Konuşma Eğitimi
  • Kamera Karşısında Oyunculuk
  • İmaj Oluşturma

[supsystic-gallery id=’13’ position=’center’]

gibi ana başlık çalışmaları, sahne ve teknik malzeme desteği ile göreceklerdir.


 

Ayrıca her ay 1 yönetmen ve oyuncu konuk olarak derslerimize katılacaktır. 


 

bale

baleNar Sanat Eğitim Kursu kapsamında Bale derslerimiz başladı. Bale tanışma derslerimiz;

Her Cumartesi saat 11.00-11.30 arasında,

Her Pazar saat 17.30-18.00 saatleri arasındadır.

Tanışma dersinden sonra tercih edeceğiniz günde derslerinize başlayabilirsiniz. Deneyimli, Mimar Sinan ve Devlet Opera Balesinde sanatçısı hocalar eşliğinde derslerimiz başlamıştır.


Bildiğiniz gibi Bakırköy ve çevre ilçelerde M.E.B. Onaylı belge vermeye yetkili ilk dernek kuruluşu olan kurumumuz pek çok dalda olduğu gibi Bale konusunda da uzun yıllardır eğitim vermektedir. 


 

sanat

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2015-2016 sezonunun ilk toplantısını yapmış bulunuyoruz. Sezon için; istekli, konusunda uzman ve tecrübeli eğitmenlerimiz ile kurslarımız ve öğrenci yapılarımız,ders programlarımız ve hizmet içi eğitim konuları tartışılarak yeni eğitim dönemine hazırlıklar yapıldı.

[supsystic-gallery id=’12’ position=’center’]

Erkan Başa – Eğitmen Koordinatörü, Şan ve Piyano Öğretmeni,

Reşat Tokatlı – Etkinlik Koordinatörü, Keman ve Piyano Öğretmeni,

Aslı Gürbüz – Keman ve Piyano Öğretmeni,

Caner Şahin – Gitar Öğretmeni,

Deniz İme – Halk Oyunları Öğretmeni,

Eren Demir – Şan ve Piyano Öğretmeni,

Esin Karakaya – Tiyatro Öğretmeni,

Hale Şakar Ürkmezgil – Resim Öğretmeni,

Halis Bayraktaroğlu – Tiyatro Öğretmeni,

Hüseyin Man – Bateri Öğretmeni,

Burcu Işıl Oğuz – Piyano Öğretmeni,

Kamuran Terzioğlu – Akordeon Öğretmeni,

Murat Hasgün – Bağlama Öğretmeni,

Özgür Oruçoğlu – Gitar Öğretmeni

Sena Sevim – Piyano, Flüt ve Kanun Öğretmeni,

Tarık Karakoç – Saksafon, Piyano ve Flüt Öğretmeni,

Zuhal Sevim – Keman ve Piyano Öğretmeni

Coşkun Nehir – Şan Öğretmeni,

Naz Kurtuluş – Bale Öğretmeni,

Gülşah Nilüfer Tınaz – Oryantal ve Zumba Öğretmeni,

Erhan Karaca – Bateri Öğretmeni,

Elif Uncu – Viyolonsel (Çello) Öğretmeni,

Cem Cücenoğlu – Tiyatro, Piyano ve Org Öğretmeni,

Banu Çavuş – Yaratıcı Drama Öğretmeni,

Feride Doğan – Viyolonsel (Çello) Öğretmeni,

Sevgi Gencan – Resim Öğretmeni,

Onur Güner – Gitar Öğretmeni,

Fulya Beteş – Fotoğraf Öğretmeni

 

 

'14. İstanbul Bienali' sanatseverleri ağırlıyor

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Koç Holding sponsorluğunda gerçekleştirilen, “14. İstanbul Bienali” çok sayıda sanat eserini ve sanatçıyı, sanatseverlerle buluşturuyor.

İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer, yaptığı açıklamada, bienalin“Tuzlu Su: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori” başlığıyla düzenlendiğini dile getirerek, “Bu bienal İstanbul Boğaziçi’nden ilham alan bir sergi. Boğaz ekseninde, şehrin kuzeyinden Rumeli Feneri‘nden ve Riva kumsalından, güneyde Büyükada ve Sivriada‘ya kadar yayılıyor” dedi.

“Çözmekte zorlandığımız, belirli travmaların üzerine düşünüyor”

Bige Örer, bienalin düğümlerle de ilgili olduğunun altını çizerek, “Hem kişisel hem toplumsal yaşantımızda, çözmekte zorlandığımız, belirli travmaların üzerine düşünüyor. Bu travmaları iyileştirebilmek için sanatın nasıl bir rol oynayabileceği üzerine de düşünen bir sergi” ifadelerini kullandı.

Bige Örer, ziyaretçilerin her mekanda çok farklı çalışmaları izleyebileceklerine değinerek şöyle konuştu:

‘İstanbul Modern’de karma sergimiz var. Bienalin temel meselelerini bir araya getirdiğimiz resim, heykel, video çalışmaları ve yerleştirmelerin olduğu bir sergi görecekler. Bunların içinde Avustralya’dan Aborjinlerin yaptıkları çizimlerden, Lübnan’da çok ünlü bir resim sanatçısına, Türkiye’den Sarkis, Elmas Deniz, Bedri Rahmi Eyüboğlu‘na, Orhan Pamuk‘un çizimlerinden beyin ve nörobilim alanında kullanılan aynalı kutulara kadar, çok farklı eserlerle karşılaşacak izleyicilerimiz.”

Bienalin açılış haftasında uluslararası sanat dünyasından 5 bin kişinin geldiğine işaret eden Örer, 500’e yakın uluslararası yabancı basın mensubunun da bienali izlemek üzere İstanbul’u ziyaret ettiğini söyledi.

Bienal, 1 Kasım’da sona erecek.