Ünlü bir giyim firması, Vincent Van Gogh hayranlarını oldukça seveceği bir koleksiyon hazırladı. Artık Vincent Van Gogh eserlerini stilinizle birleştirebileceksiniz.

Ünlü bir giyim firması ile Amsterdam’da bulunan Van Gogh Müzesi’nin yaptığı işbirliği ile Van Gogh’un ölümsüz eserleri ayakkabılara taşındı.

Koleksiyondaki her bir parça Van Gogh’un 4 ünlü eserinden ilham alınarak hazırlandı: Skull, Sunflowers, Almond Blossom ve Van Gogh’un otoportresi…

Koleksiyon sadece ayakkabılarla sınırlı kalmayacak; tişörtler, gömlekler, çantalar, ceketler, sweatshirtler ve şapkaların üzerinde de sanatçının ünlü eserlerini göreceğiz.

Koleksiyonun satışları ise bugün internette ve Van Gogh Müzesi’nde başladı.

Satışlardan elde edilen gelirlerin bir kısmı eserlerin korunması için harcanacak.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği’ne bağlı Bakırköy’ün ilk sanat derneği kursu olma özelliğini taşıyan Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak sizlerle dikkat çeken bilgiler paylaşmaya devam ediyoruz.

Ünlü İngiliz antropoloğu Tylor kültürü bir toplumun üyesi olarak insanoğlunun kazandığı bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, görenek gibi tüm beceri ve alışkanlıklarını içeren karmaşık bir bütün olarak tanımlıyor.

Bu tanıma göre, ebeveynlerimizin, öteki aile büyüklerimizin, dostlarımızın ve iş arkadaşlarımızın yani içinde doğup büyüdüğümüz, gündelik hayatımızı sarıp kuşatan toplumunu oluşturan kişilerden kazandığımız becerilerimiz, inançlarımız ve davranışlarımız kültürü oluşturur.

Kültür bilerek veya farkında bile olmaksızın başkalarından öğrendiklerimizin bir bütünüdür. Kültür, içgüdüsel veya genetik koşullanmaya bağlı olmayandır.

Her insan grubunun kendine özgü farklı bir kültürü vardır. Bu nedenle başka kültürleri kendi ölçütlerimize göre yargılamamız gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Kültürdeki her bir nesne veya davranış örüntüsü, o kültürde yaşayan insanların maddi veya duygusal gereksinimleri ile bağlantılıdır.

Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nin en önemli etkinlikleri arasında yer alan Altınköprü Halk Dansları yarışması adım adım finale yaklaşıyor.

Gündüz Atatürk Kültür Merkezi’nde akşamları ise Kemal Sunal Amfi Tiyatro’da seçici kurul karşısında mücadele eden 28 ülkenin halk oyunları dansçıları adeta nefesleri kesiyor.

27 ülke mücadele ediyor

Dünyanın dört bir yanından festival için Büyükçekmece’ye gelen dansçılar hünerlerini Altınköprü Halk Dansları yarışmasında sergileyerek izleyicilere görsel bir şölen sunuyor. 27 ülkenin kıyasıya mücadelesi uluslararası jüri tarafından büyük bir titizlikle değerlendirilirken, bu yıl yarışmaya katılan ülkelerin ortaya koyduğu muhteşem performans zaman zaman seçisi kurulunda işini zorlaştırıyor.

4 Ağustos Cumartesi gecesi jürinin açıklayacağı sonuçlar sonrasında birinci, ikinci ve üçüncü olan ülkeler belli olurken ayrıca en iyi erkek dansçı, en iyi kadın dansçı, en iyi müzik, en iyi kostüm ve jüri özel ödülleri sahiplerini bulacak.

Yarışma 3 grup halinde sürdü

Üç grup halinde devam eden Altınköprü Halk Dansları Yarışması’nda gruplar şu ülkelerden oluşuyor: A Grubu’nda Arjantin, Kosta Rika, Güney Kore, İran, Bulgaristan, Bosna Hersek, Rusya, Macaristan ve Litvanya. B Grubu’nda Brezilya, Şili, Peru, Tayvan, İspanya, Makedonya, Romanya, Gürcistan ve Karadağ. C Grubu’nda ise Meksika, Kolombiya, Portekiz, Hindistan, Güney Afrika, KKTC, Sırbistan, Slovakya ve Ukrayna.

Seçici Kurul şu isimlerden oluşuyor

Yarışmanın seçici kurulu ise şu isimlerden oluşuyor: H. Gürhan Ozanoğlu (Türkiye), Cho Nam Gyu (Güney Kore), Catalin Oancea (Romanya), Regis E. Bastian (Brezilya), Suzie Benitez (Filipinler), Vincent Reyes (Glam), Alberto Rego (Portekiz), Nasr El Din Mohammed (Mısır), Gabriel Frontera (İspanya) ve Savaş Tuğsavul (Türkiye)

Diyarbakır 6. Kitap Fuarı, 25-30 Eylül 2018 tarihleri arasında TÜYAP Diyarbakır Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

120 yayınevinin katılımıyla hazırlanan Diyarbakır 6. Kitap Fuarı panel, söyleşi, atölye çalışmaları ve çocuk etkinliklerinden oluşan 60 kültür etkinliğine ev sahipliği yapacak. Altı gün boyunca düzenlenen etkinlikler ve imza günlerinde yüzlerce yazar okurlarıyla buluşma fırsatı yakalayacak.

Diyarbakır 6. Kitap Fuarı’nın onur konuğu yazar Mıgırdiç Margosyan olarak belirlendi. Fuar süresince düzenlenecek panel ve söyleşilerde Margosyan’ın edebiyatı, eserleri ve yaşamı ele alınacak.

Girişin ücretsiz olduğu Diyarbakır Kitap Fuarı her gün 10.00-19.30, kapanış günü 30 Eylül 2018 Pazar günü ise 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

İlkel toplumlarda sanatın yeri oldukça farklıydı. Topluluk üyelerinin mutlaka birkaç sanatı birden öğrenmesi beklenirdi. Eskimo kadınları, hava şartları açısından işlevsel sayılmayacak düzeyde güzel elbiseler diker, Sibirya kadınları küçük yaştan itibaren sepet örmeyi öğrenirdi.

Günümüzdekinin aksine kimse sanata ilgisiz kalmaz veya yeteneksiz sayılmazdı. Herkes yeteneği ölçüsünde bir şeyler yapardı. Yani ilkel toplumlarda herkes ‘sanatçı’ olarak görülürdü.

Elbetteki şu anda olduğu gibi tarihin her döneminde de sanat, toplumdan topluma değişiklik ve çeşitlik gösteriyordu ama şarkı, dans ve sözlü edebiyat gelenekleri evrenseldi.

Toplumda yaşayan sanatların, o toplumdaki en yararlı zanaatlarla ilişkili olduğunu söylersek hata yapmış olmayız. Kuyumculukta, oymacılıkta, çanak çömleğin bezenmesinde veya sepetçilikle yapılan iş toplumun kültürüne sıkı sıkıya bağlıydı.

Sanatın toplumsal işlevine bakıldığında, türlü sanatların farklı amaçlara hizmet edebileceği ve aynı sanatın farklı toplumlarda farklı biçimlerde kullanılabileceğini de altını çizmekte fayda var.

En temelde, sanat yapmak kişinin bilinçaltındaki gerilimlerini, sanatçı kişinin coşku ve heyecanlarını azaltıp gidermesine yaramaktadır. Stresin bu şekilde yok edilmesi, sanatçıya haz verirken, seyircilerin ise mutlu olmasını sağlar.

Toplumun sanatı, öteki kurum ve ilişkiler gibi, toplum yaşamının genel görüntü ve örüntüsü ile bütünleşecek biçimde örgütlenmiştir. Sanat, insan ilişkilerinin kesintisiz, çatışmasız ve mümkün olan hoşgörü ve barış içinde sürdürülmesini sağlayan yollardan biridir.

Sanatsal faaliyetlerin içinde olan çoğu kişi, derin bir haz duygusu içine girer ve yaşama sevinci ile dolar. Bu nedenle özellikle ilkel topluluklardaki sanat, bireyleri birbirine yaklaştıran, empati yeteneklerinin gelişmesini sağlayan bir işleve de sahiptir.

Özel Nar Sanat Eğitim kursu, alanında uzman eğitmenleriyle 10 yıldır sanatın hemen hemen tüm alanlarında faaliyet göstermekte ve öğrencilerine sanat sevgisini aşılamayı ve sanat duygusunu geliştirmeyi hedeflemektedir.

Sizde hem kendiniz hem de çocuklarınız için kursumuzda yer alan müzik, görsel sanatlar, sahne sanatları ve dans derslerinden birini seçebilir, hayatınıza sanatı sokarak daha da renkli bir hale getirebilirsiniz.

Özellikle piyano derslerimiz 4 buçuk yaşından itibaren (büyük ve küçük kasların motor gelişimini tamamlamış olan) tüm yaş gruplarında yapılabilmektedir.

Kursumuzda piyano dersi almaya başladığınız andan itibaren haftada bir gün 45 dakika birebir özel ders, haftada bir gün de grup dersi şeklinde solfej yani nota bilgisi derslerimize katılım sağladığınız bir program size sunulacaktır.

Piyano derslerimiz hakkında detaylı bilgi sahibi olmak ve ücretsiz tanışma derslerimizden yararlanmak için TIKLAYIN…

Elbette ki piyanoyu daha iyi öğrenebilmek, daha iyi ilerleyebilmek ve pekiştirebilmek için mutlaka bol bol pratik yapmanız gerekiyor.  Bunun için illa bir piyano almanız şart değil. Ders aldığınız sürece müsait olduğunuzda kurumumuzu arayarak sınıflarımızın durumunu sorup boş sınıflarımızı da kullanabilirsiniz.

Ancak evinizde bir akustik piyanoya ihtiyaç duyuyorsanız bu konuda sizlere kısaca bilgi vermek istiyoruz.

Akustik piyano seçerken marka ve model hayranlığına düşmeden dikkat etmeniz gereken bazı noktalar bulunuyor. Bunlar sırasıyla mekanizma ile ses tahtası, tuş ağırlığı, piyanonun kullanılacağı alanın büyüklüğü, piyanonun sesidir.

Eğer akustik piyano seçimi yapma aşamasındaysanız mutlaka bu haberimizi dikkatlice okumanızı tavsiye ediyoruz.

İşte dikkat etmeniz gereken noktalar ve detayları:

Ses tahtası ve mekanizma
Akustik piyanolarda en önemli noktalardan biri mekanizma ve ses tahtasıdır. Ses tahtalarına rezonans tahtası da denilmektedir.

Mekanizmanın kalitesi ise tuş takımlarını harekete geçiren çekiç ve tellerden oluşur. En iyi mekanizmanın Renner olduğunu belirtmekte fayda görüyoruz. İyi piyanoların çoğunda bu mekanizma kullanılır. Arka rezonans ağacı genellikle ladin ağacından yapılır. Akağaç ve akgürgen ağaçları da içindeki diğer tahta mekanizmada kullanılır.

Tuş ağırlığı
Akustik bir piyano almadan önce aslında karar vermeniz gereken nokta hafif mi yoksa ağır tuşlu bir piyano mu çalmak istediğinizdir.

Piyanonun kullanılacağı odanın büyüklüğü
Piyanonun kullanılacağı odanın büyüklüğüne göre boyutu seçilmelidir. İdeal odalar için kullanılan konsol piyano ölçüleri 110 ve 115 cm olmalıdır. Akustik piyano konulacak oda çok geniş ise 120 – 130 cm’lik bir piyano seçilmelidir.

Odanın genişliği kadar odanın doluluk oranı da mutlaka hesaba katılmalıdır. Biliyoruz ki piyanolarda tel uzunluğu ne kadar uzun olursa o kadar kaliteli bir piyano anlamını taşır. Fakat küçük bir odaya; yüksek bir piyano koymamız bizi rahatsız edecektir. Ses çok yankılanacak, çok yüksek olacak, piyano çınlayacak ve kuru bir ses ortaya çıkacaktır. Yani oda büyüklüğü ile doğru orantıda bir piyano seçmeliyiz. Büyük odalara yüksek piyanolar, küçük odalara alçak piyanolar…

Piyanonun sesi

Bir dikkat etmemiz gereken konu da piyanonun sesi. Çalacağımız ya da öğreneceğimiz müzik türüne göre seçeceğimiz piyanonun sesi farklı olmalıdır. Çoğunlukla caz piyanistleri daha keskin sese sahip piyanoları tercih ederken, klasik müzik piyanistleri daha yoğun ve dolu bir sese sahip piyanoları tercih etmektedirler.

İKİNCİ EL AKUSTİK PİYANO ALMAYI DÜŞÜNÜYORSANIZ AMAN DİKKAT!
Eğer işin mali boyutu sizi zorluyorsa ve ikinci el bir piyano almak zorundaysanız dikkatli bir araştırma yapmanız şart. Alacağınız piyanonun ne kadar süre kullanıldığı, kullanan kişinin müzik seviyesi, doğru kullanıp kullanmadığı, nasıl bir ortamda muhafaza edildiği ve yapılan bakımlar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. İyi bakılmamış, telleri oksitlenmiş piyanoda ses kalitesi olumsuz etkilenir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 1610 yaşındaki Boukoleon Sarayını restore edecek. 1610 yaşındaki Boukoleon Sarayı, adım adım İstanbul’un tarihi dokusu içindeki yerini almaya hazırlanıyor.

Koruma Kurulu’na önerilen Restorasyon Projesi’nde, Boukoleon Sarayı, Açık Hava Müzesi olarak fonksiyonlandırıldı.

Boukoleon Sarayı; İstanbul’da, Tarihî Yarımadanın Marmara Denizi kıyısında, Fatih-Küçük Ayasofya Mahallesi’nde, Küçük Ayasofya’nın hemen doğusunda /Çatladıkapı Mevkii’nde, 86 Ada, 37 Parselde bulunan, Orta Bizans Dönemi’ne (9. yüzyıl ortası- 13. yüzyıl başı) ait, İmparator II. Theodosios (408-450) tarafından yaptırılan ve bazı bölümleri de İmparator Teofilos zamanında (829-842) eklenmiş, günümüze yalnızca kalıntıları ulaşmış bir Bizans sahil sarayıdır. Latince ismi Buccoleonis Majus Palatium’dur.

Boukoleon Sarayı; Gayri Menkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun, 10 Eylül 1982 tarihli kararıyla, tescil edilmiştir.

Mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Bizans Sarayı’nın Restorasyonu için, Fatih Belediyesi’ne muvafakat verilmiş ve Fatih Belediyesi de, İstanbul Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’nca sağlanan ödenek ile “Fatih İlçesi, Sultanahmet Mahallesi, 86 Ada 37 Parselde Bulunan Bukoleon Sarayı’nın Rölöve, Restitüsyon, Rekonstrüksiyon, İnşaat, Elektrik, Makine Projeleri ve Çevre Düzenleme Projesi İşi’ni ihale etmiştir.

Fatih (Tarihi Yarımada) Kentsel Arkeolojik, I. Derece Arkeolojik Sit Alanı içinde kalan Boukoleon Sarayı ile ilgili her türlü fiziki inşai uygulama için Koruma Kurul Kararı gerekmektedir. Bu sebeple; Boukoleon Sarayı’nın Rölöve Projelerinin hazırlanabilmesi için, İstanbul IV Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından, Arkeoloji Müze Müdürlüğü denetiminde yüzey temizliğinin yapılabileceği kararı alınmış, 29 Mart 2017 tarihli İstanbul Arkeoloji Müze Müdürlüğü yazısı ile de yüzey temizliği çalışmalarının gerçekleştirildiği kayıt altına alınmıştır.

Fatih Belediyesi’nce hazırlanan Rölöve ve Restitüsyon Projeleri, 27 Haziran 2018 tarihli Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü kararı ile onaylanmıştır.

Alanda yapılan, zemin etüdü çalışmaları ve jeo-radar raporu verileri neticesinde hazırlanan, Restorasyon Projesi de, mülkiyet sahibi kurumumuz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı-Kültür Varlıkları Projeler Dairesi Başkanlığı-Kültür Varlıkları Projeler Müdürlüğü tarafından incelenerek muvafakat verilmiş ve bu uygun görüşü ile, Boukoleon Sarayı Restorasyon Projesi, 25 Temmuz 2018 tarihinde (önceki gün), İstanbul IV Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne iletilmiştir.

İstanbul IV Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’ne sunulan Restorasyon Projesi’nin onayını müteakip, Bizans Sarayı’nın Restorasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi –Yapı İşleri Müdürlüğü’nce yapılacaktır..

Koruma Kurulu’na önerilen Restorasyon Projesi’nde, Boukoleon Sarayı, Açık Hava Müzesi olarak fonksiyonlandırıldı.

Koruma Kurulu’na sunulan Restorasyon Projesi Raporu kapsamında yapılması önerilen çalışmalar;

-Çimento esaslı harç, dolgu malzemesi ve derzler; yapı üzerindeki kablo ve boru gibi tesisat malzemeleri, demir doğrama kapı, parmaklık, bitişik inşa edilmiş duvar vb. muhdes (sonradan yapılan) elemanların kaldırılarak temizlenmesi,

-Yapının duvarlarında, zemininde ve üst örtüsünde görülen odunsu ve otsu bitkisel oluşumlar ve sarmaşıkların müdahale kararlarında anlatıldığı şekilde temizlenmesi,

Malzeme ve Yüzey Kayıplarının Önlenmesi için de;

-Yapının duvarlarında ve üst örtüsünde meydana gelen derz boşalmaları, malzeme ve yüzey kayıplarının durdurulması ve önlenebilmesi için yapının özgün dokusuna en az müdahale ile aslına uygun malzeme ile güçlendirme ve sağlamlaştırma yapılması önerilmiştir.

-Sonradan yapılmış olan tüm demir imalatlar kaldırılacaktır.

-Tüm mermer yüzeylerde temizlik yapılacaktır.

– Parça kopması görülen bölümlerde veya yapı elemanlarında onarım yapılacaktır.

-Malzeme kaybı olan bölümlerde tamamlama yapılacaktır

– Erime ve aşınma gözlemlenen yerlerde onarım yapılacaktır

-Boukoleon Sarayı ile demiryolu arasında bulunan, üzeri çimento sıvalı moloz taş duvar kaldırılacaktır. Yerine projede belirtilen ölçülerde ferforje korkuluk yapılacaktır.

– Ziyaretçilerin yapıya zarar vermeden ve güvenle dolaşabilmeleri için projede belirtilen şekilde ve güzergahta ahşap yürüyüş yolu yapılacaktır.

-Faros Kulesi’nin cephelerinde yüzey ve malzeme kaybı olan bölümler, yapının statik durumu da dikkate alınmak suretiyle, aslına uygun şekilde kesme taş ile tamamlanacaktır.

-Boukoleon Sarayının zemininde bulunan molozlar kaldırılacaktır.

-İmparator İskelesi bölümünde büyük kemerlerin altında, toprak altında bulunan özgün cepheye ait mermer paye ve sütunlar, bu bölümlerde arkeolojik kazı yapılarak (sütun ve payeler) açığa çıkarılacaktır.

-Muhdes (sonradan yapılan) olan tüm imalatlar (Tel çit, demir parmaklık, boşlukları kapamak için kullanılan saclar vb.) kaldırılacaktır.

-İmparator İskelesinin doğu cephesinde, projede belirtilen konumda, ölçülerde ve derinlikte havuz yapılacaktır.

– Sarnıcın giriş bölümüne denk gelen yerde, geçiş için ahşap köprü yapılacaktır.

-Boukoleon Sarayı’nın önünde bulunan park kaldırılacak, Projede belirtilen konumda ve ölçüde, yeraltında bir müze yapısı inşa edilecektir. Ayrıca ziyaretçilerin dolaşımı için projede gösterildiği şekilde çevre düzenlemesi ve taş döşeme gezi yolu yapılacaktır.

-Boukoleon Sarayı’nın çevresinde bulunan tel çitler kaldırılacak, yerine projede belirtilen şekilde ve konumlarda ferforje korkuluklar yapılacaktır.

-Ana giriş kapısında yerde ters olarak bulunan, ön yüzünde İmparator Justinianus’un monogramının da bulunduğu mermer blok kaldırılarak özgün yerine konacaktır.

İnsanların ilk kez konuşmaya ne zaman ve nasıl başladığı net bir şekilde ortaya konulamadığı gibi sanatın kökeni de aydınlatılabilmiş değildir.

Biyolojik açıdan ele alındığında insanlar sanatsız yaşayabilirdi fakat yeryüzünde sanatsız bir toplum yok. Konuşmak, alet yapmak gibi insanca bir olgu olan sanatın belki de insanoğlunun boş durmaktan sıkılması sonucu ortaya çıktığını düşünebiliriz. Ancak sanatın ortaya çıkışında yalnızca can sıkıntısını etken görmek hata olacaktır. Çünkü canı sıkılan bir kişi sanatın yerine başka işlerde bulabilir.

İlk sanat örnekleri resim ve yontulardan oluşmaktadır. Doğanın etkilerinden iyi korunarak günümüze kadar gelen bu örneklerdeki yüksek olgunluk düzeyi ve anlatım gücü, sanata sıradan bir başlangıç yapılmadığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ağaç yontma, süslü sepetler örme, vücut boyama, dövme yapma, deniz kabukları ve tüylerle karışık desenler çizme gibi sanat örnekleri, ‘ilkel sanat’ olarak tanımlanabilir. Buradaki ilkellik zamansal olarak kullanılması, yanıltıcı anlamlar yüklenmemelidir.

Bunların dışında sanatsal evrimi başlatmış olabilecek başka türde sanatlarda mevcuttur. Dünyamızın her yöresinde müzik ve dans bulunmaktadır. Tüm ilkel toplumlarda basit olsa da kendilerine has müzik aletleri bulunur.

Arizona’daki halk ev işlerinde kullandıkları sepetleri birbirine vurarak, İpurina halkı ağaç kabuklarını burarak yaptıkları üflemeli müzik aleti ile müzikte kendilerine yer bulmuşlardır. Müziği olmayan toplum olmadığı gibi dansı olmayan ve dans etmeyen toplumda yoktur. Pek çoğu son derece karışık olmakla birlikte tragedya ve gülmece türü tiyatro oyunlarıyla bütünleşmiştir.

“ilkel sanat”ın bir başka türü de sözlü edebiyattır. Öykü anlatmak, destansı kurtuluş – yaradılış masalları söylemek sözlü edebiyatı oluşturur.

Kırşehir Belediyesi, 2’nci Neşet Ertaş Kültür Sanat Festivali için özel pul bastırdı.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kırşehir Valiliği, Kırşehir Belediyesi, Ankara Güzel Sanatlar ve Müzik Üniversitesi’nin organize ettiği 3-4-5 Ağustos 2018 tarihlerinde düzenlenecek 2’nci Neşet Ertaş Kültür Sanat Festivali anısına ve posta hizmetlerinde kullanılmak üzere PTT işbirliği ile özel tasarlanmış pul bastırdı.

Festivalin tanıtımına katkı sağlaması hedeflenen pullar, PTT Başmüdürlüğü tarafından Kırşehir Belediyesi’ne teslim edildi.

Belediyenin posta hizmetlerinde kullanılmak üzere özel tasarlanmış ve Kırşehir Belediyesi logolu posta pulunun önemini vurgulayan Başkan Bahçeci, “Bu yıl 2’ncisini düzenleyeceğimiz Neşet Ertaş Kültür Sanat Festivali anısında büyük ozan Neşet Ertaş’ın da resminin bulunduğu bir pul basımı gerçekleştirdik. Belediye olarak gönderdiğimiz mektup, tebrik kartlarında ve diğer posta işlerinde bastırdığımız pulları kullanacağız. Festivalimizin tanıtımına da katkısı olacağını düşündüğümüz pulların basımında emeği geçen PTT yetkililerine teşekkür ediyorum” dedi.

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle hazırlanan 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 10-18 Kasım 2018 tarihleri arasında her yıl olduğu gibi TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de düzenlenecek.

Yurt içi ve yurt dışından 800’ün üzerinde yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımı beklenen fuarda, dokuz gün boyunca panel, söyleşi, şiir dinletisi ve çocuk atölyelerinden oluşan kültür etkinliklerinde ve imza günlerinde yazarlar okurlarıyla buluşacak.

Onur Yazarı ve Tema Belirlendi
TÜYAP Kültür Fuarları Danışma Kurulu kararıyla yazar Sayın Selim İleri 37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı “Onur Yazarı” olarak belirlenmiştir. Fuar süresince İleri’nin yaşamı ve eserleri üzerine, kendisinin de katılımıyla çeşitli panel ve söyleşiler düzenlenecek.

Fuarın teması ise “Hayatı Edebiyatla Kuşatmak” olacaktır. İstanbul Kitap Fuarı tema kapsamında yurt içinden ve yurt dışından birbirinden değerli konukların ve Onur Yazarı Selim İleri’nin katılımıyla düzenlenecek kültür etkinliklerine ev sahipliği yapacak.

37. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, ARTİST 2018 / 28. İstanbul Sanat Fuarı ile eş zamanlı gerçekleştirilecektir. Girişin öğrenci, öğretmen, emekli ve engellilere ücretsiz olduğu fuar, hafta içi 10.00-19.00, hafta sonu 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek; fuarın son günü 18 Kasım Pazar akşamı ise 19.00’da sona erecek.

Bu yıl ikincisi düzenlenen Şile Kitap Festivali sayesinde Şileliler güncel yayınların yanı sıra sahaf standlarında dikkatlerini çeken kitaplara da ulaşabiliyor. 5 Ağustos’a kadar sürecek festivale 75 yayınevi katılıyor.

İstanbul’un tatil beldesi Şile’de gerçekleşen bu festival sayesinde hem tatil yapmak ve dinlenmek için bölgede bulunanlar hem de yerli halk büyük bir fırsat elde etmiş oluyor. Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu düzenledikleri bu festival sayesinde okuyan, araştıran, istediği kitaplara ulaşabilen, denize girerken yanında kitabını da götüren, denizden çıktığında dinlenirken kitabını okuyan bir profil oluşturmayı hedeflediklerinin altını çiziyor.

Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nin en önemli ayaklarından olan “Atölye Bayramı” bu yıl Her Şey Doğadan Geleneksel El Sanatları Sergisi ile sanatseverden büyük ilgi görüyor.

Unutulmaya yüz tutmuş sanatların yeniden canlandırılması ve doğayı sanata dönüştüren zanaatkarların hünerleriyle ortaya çıkan birbirinden özel eserler Kültürpark Kurşunluhan’da sergileniyor.

Her şey doğadan

Uluslararası El Sanatları Sergisi kapsamında bu yıl Uluslararası Kök Boya ve Echoprint Çalıştayı gerçekleştiriliyor. Sergide en dikkat çeken çalışmalardan bir tanesi de bitki ve meyve köklerinden kumaş boyamaları yapan Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim görevlisi Mustafa Genç oldu. Hiçbir kimyasal madde kullanmadan yüzde yüz doğal ürünlerle halı, kilim, kumaş ve deri üzerine renklendirmeler yapan Mustafa Genç festivalde yer alan en dikkat çekici çalışmalardan birisini sergiliyor.

“Kullandığımız tüm malzemeler doğal”

19. Uluslararası Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenen El Sanatları Sergisi’ne katılan öğretim görevlisi Mustafa Genç şu şekilde konuştu: “Mimarsinan Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim görevlisi Reyhan Polat ile bu yılki temaya uygun olarak bitkilerle boyama ve bitki yapraklarından doğal baskı yöntemleri için Büyükçekmece’ye geldik. Bazı bitkilerin köklerinden, yapraklarından, kabuklarından ve meyvelerinden boyama yapıyoruz. Yapmış olduğumuz boyamalarla da yün liflerini renklendirerek kumaşlara doku veriyoruz. Halı, kilim, kumaş ve deri üzerine boyamalar yapıyoruz. Özellikle Anadolu’da Osmanlı döneminde Edirne kırmızısı ve Türk kırmızısı diye bildiğimiz rengin kaynağı olan kök boya bitkisi kırmızı renk verir. Meşe palamudunun kabuğundan krem ve siyah rengi, ceviz kabuğundan kahverengi ve tonlarını, kök boya bitkisinden kırmızı ve tonlarını, indigo bitkisinden ise mavi ve tonlarını elde edebiliriz. Kullandığımız tüm malzemeler doğaldır. Asla kimyasal bir ürün kullanmıyoruz. Amacımız geçmişteki geleneksel yöntemleri bugüne taşımak ve bu yöntemleri gençlere tanıtmaktır.”

Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali’nde gerçekten kültürün ve sanatın yoğun bir şekilde yaşandığını belirten Mustafa Genç, Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün’e ev sahipliğinden ötürü teşekkürlerini iletti.