Sinema sanatı üzerinde kısa filmlerin etkin rolünün bilinciyle, Türkiye’de bu alanda bir platform oluşturan ve alanında öncü etkinliklerden biri haline gelen Akbank Kısa Film Festivali, 18-28 Mart 2019 tarihleri arasında 15. kez düzenlenecek. Festival’in en çok ilgi gören ve geçtiğimiz yıl 65 ülkeden toplam 1.342 filmin başvurduğu Yarışma Bölümü için son başvuru tarihi 30 Kasım 2018, Cuma olarak açıklandı.

Ulusal ve Uluslararası olmak üzere iki ayrı kategoride gerçekleştirilecek olan 15. Akbank Kısa Film Festivali Yarışma Bölümü’ne başvuran eserler arasından, festival jürisinin değerlendirmeleriyle belirlenecek olan en iyi filmlere 5.000 Dolar ödül verilecek. Yarışmayı kazanan filmler, Festival’in ardından Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki üniversite kampüslerinde düzenlenecek “Ödüllü Filmler Üniversitelerde” etkinliği kapsamında izleyiciyle buluşacak.

15. Akbank Kısa Film Festivali, “Festival Kısaları”, “Dünyadan Kısalar”, “Kısadan Uzuna”, “Deneyimler”, “Belgesel Sinema”, “Perspektif” “Özel Gösterim” ve “Akbank Kısa Film Forum” bölümleri yurt içi ve yurt dışından geniş katılımlı atölye çalışmaları ve söyleşileriyle 18-28 Mart 2019 tarihleri arasında sinemaseverlere keyifle izleyecekleri bir program sunacak.

15. Akbank Kısa Film Festivali yarışması başvuru formları, Akbank Sanat ya da www.akbankkisafilmfestivali.com ile www.akbanksanat.com adreslerinden temin edilebilir.

Resim ve heykel gibi branşlarda kendini geliştirmek isteyen veya bu branşlarda sınava girerek eğitim almayı hedefleyenlerin mutlaka ​Güzel sanatlar kurslarından faydalanması gerekiyor.

Hem teorik hem de uygulamalı eğitimlerin yer aldığı bu kurslarımız grup dersi şeklinde gerçekleşmektedir. Grup derslerimizde eğitmenlerimiz ilgi duyduğunuz ve hazırlanmak istediğiniz bölüme yönelik alana göre sizinle çalışmaktadır.

Herhangi bir yaş sınırı bulunmayan güzel sanat kurslarına var olan yeteneklerini geliştirmek isteyen veya herhangi bir hobi edinmeyi hedefleyenler katılım sağlayabilir.

Çocuklar ve yetişkinler için ayrı grupların oluşturulduğu derslerimiz hakkında detaylı bilgi sahibi olmak istiyorsanız ücretsiz tanışma derslerimize katılmanızı tavsiye ediyoruz.

Peki ama Güzel sanatlar kursunu seçerken nelere dikkat etmelisiniz?
Eğer bir kursa kayıt olmayı düşünüyorsanız mutlaka kursun, eğitmenlerin kalitesine, kursun içeriğine, teknik donanım ve gereksinimlere dikkat etmenizi öneriyoruz.

İlgilendiğiniz GÖRSEL SANATLAR KURSLARIMIZDAN linke tıklayarak seçebilirsiniz.

Çankaya Belediyesi Temizlik İşleri Şantiyesi’nde çöpe atılan kitaplarla Mayıs 2016’da oluşturulan 3 bin 500 kitaplık kütüphane, 20 bin kitaba ulaştı.

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, tüm Çankaya’yı temizlemekle yetinmeyerek kütüphane kuran çalışma arkadaşlarıyla gurur duyduğunu belirterek, kütüphaneye yapılan bağışların çok değerli olduğunu vurguladı.

Çankaya Belediyesi Temizlik İşçilerinin, çöp konteynerlerinin yanına bırakılan kitapları özenle biriktirip, dezenfekte etmelerinin ardından oluşturdukları kütüphane büyük ilgi gördü. Ulusal ve uluslararası basında birçok kez haber konusu olan kütüphane, Mayıs 2016’da 3 bin 500 kitapla açılmasının ardından bağışlarla birlikte 20 bin kitaba ulaştı.

Ansiklopedilerden, tarih kitaplarına; romanlardan kişisel gelişime kadar geniş bir yelpazede kitapların bulunduğu mekandan öncelikle şantiyeyi kullanan temizlik işçileri yararlanıyor. İşçiler kitapları ödünç alabildiği gibi, dinlenme saatlerinde diledikleri kitabı okuyabiliyor ya da satranç oynayabiliyor. İşçilerin çocukları da kendileri için oluşturulan çocuk kitapları bölümünü diledikleri gibi kullanabiliyor.

GEZİCİ KÜTÜPHANE YOLLARA ÇIKACAK
Kütüphanelerinin dileyen herkese açık olduğunu belirten şantiye yetkilileri, topladıkları kitapları, köy okullarına ve ilçe kütüphanelerine ulaştırmak üzere gezici araç çalışması da yapıyor.

İşçiler, restore edilmiş bir çöp kamyonunu gezici kütüphane haline getirerek, dünya klasikleri, Türk edebiyatı, siyaset, kişisel gelişim gibi 17 farklı kategorideki kitaplarla yollara çıkacak olmanın heyecanını yaşıyor. Özellikle köylere ve ilçe kütüphanelerine ulaşması hedeflenen gezici kütüphane, Çankaya Belediyesi’nin gerçekleştireceği açılış ve etkinliklerde de hazır bulunarak okurların kitapla buluşmasını kolaylaştıracak.

“KİTAP BAĞIŞLARI ÇOK DEĞERLİ”
Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, söz konusu kütüphanenin kurulmasının ardından yapılan kitap bağışlarının çok değerli olduğunu vurguladı. Taşdelen, tüm Çankaya’yı temizlemekle yetinmeyen, kütüphane kuran, bununla da yetinmeyerek, kütüphaneye gelemeyenlere kitap taşımak için harekete geçen çalışma arkadaşlarıyla gurur duyduğunu belirtti.

Adana Olgunlaşma Enstitüsü’nde klavyesinden faresine, ekran kartından monitörüne, sabit sürücüsünden kablolarına kadar 2 bin 500’den fazla parçasının kullanıldığı atıl durumdaki 300 bilgisayardan 25 tablo yapıldı.

Atölyelerinde, geleneksel el sanatlarını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için çeşitli çalışmalar yürütülen enstitüde, atıl durumdaki teknolojik aletlerin değerlendirilmesi amacıyla 2 yıl önce çalışma başlatıldı.

Bu kapsamda grafik ve tasarım ile fotoğraf atölyesinden 3’ü öğretmen ve 27’si öğrenci 30 kişi, çeşitli kurumlardan toplanan atık 300 bilgisayarın yaklaşık 2 bin 500 parçasıyla iki farklı temada proje geliştirdi.

Teknolojinin insanı yalnızlaştırması, ruhsuzlaştırması ve soyutlaştırması ele alınan ilk tema kapsamında 15, Osmanlı dönemi motiflerinin konu edinildiği ikinci tema için de 10 tablo yapıldı.

16. Uluslararası Bodrum Bale Festivali, 1-15 Ağustos 2018 tarihleri arasında, Bodrum Antik Tiyatrosu’nun tarihi atmosferinde gerçekleştirilecek.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından on altı yıldır düzenlenen ve tatil kültürüne bambaşka bir boyut getiren“Uluslararası Bodrum Bale Festivali”, 1 – 15 Ağustos 2018 tarihleri arasında, özenle seçilen seçkin bale yapıtlarıyla, Bodrum Antik Tiyatrosu’nun tarihi atmosferinde izleyicilerin beğenisine sunulacak.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün, sanatsal kalitesine, zengin repertuvarına, ulusal ve uluslararası sanatsal arenada ulaştığı başarılarına güvenle 2003’den beri kesintisiz her yıl, büyük bir sevgi ve disiplinle düzenlediği ve Bodrum’a armağan ettiği “Uluslararası Bodrum Bale Festivali”, her yıl olduğu gibi bu yıl da Bodrum Büyükşehir Belediyesi’nin değerli katkılarıyla Bodrum gecelerinde, yıldızları sahneye indirecek.

Açılış Dünyaca ünlü “Zorba” İle…
Bale sanatının uluslararası arenada başarılı temsilcilerini yakından izlemenin mümkün olduğu festivalin 01 Ağustos 2018 Çarşamba akşamı gerçekleştirilecek açılışı; dünyanın en beğenilen bale eserlerinden biri olan ve 35’ten fazla ülkede sergilenen“ZORBA” balesi ile gerçekleşecek.

Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen, NikosKazancakis’in dünyaca ünlü başyapıtı, MikisTheodorakis’in müziği, Lorca Massine’nin metni ve koreografisi ile hayat buluyor.

Festivalin Vazgeçilmezi Flamenko Rüzgarı
03 Ağustos 2018,Cuma akşamı Bodrumlu sanatseverler Flamenko rüzgarı ile coşacak.

İspanya’dan gelen ve üç kardeşin Rosario, Ricardo, JoséCastroRomero’nunkurduğu“CastroRomeroFlamenco” topluluğu, kendi müzikleri ve koreografileriyle “ESENCIA FLAMENCA” adlı performanslarını sahneye taşıyacaklar.

Balenin Yıldızları Bodrum’da Sahnede Olacak
08 Ağustos 2018, Çarşamba akşamı “VİYANA BALE YILDIZLARI AKŞAMI” ile festival devam ediyor.Viyana Devlet Opera Balesi Birliği“BALENİN EN İYİLERİ” ile klasik balenin en güzel örneklerinden bir performans sahneleyecekler. Birçok klasik baleyi sahneye taşıyan ünlü koreograf MariusPetipa’nın adımlarını sahneye koyan koregraf Mihail Sosnovschi imzası taşıyan performans baleseverlere beyaz balenin büyülü kapılarını açacak.

Yeldeğirmenleriyle Dans
Yine klasik bale ile devam eden festivali, 11 Ağustos 2018,Cumartesi akşamı İstanbul Devlet Opera ve Balesi bale sanatçıları tarafından sahnelenecek “DON KİŞOT” balesi ile devam ediyor.Miguel de Cervantes’in aynı adlı romanından hareketle MariusPetipa’nın adımları ilesahnelenen eser, Ludwig Minkus’un müzikleri ile estetiğin en rafinesi balenin büyüsünü sahneyetaşıyor.

Kapanış Frida ile
Festivalin kapanış gecesinin Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu tarafından, 2015-2016 DOB sanat sezonunda dünya prömiyeri gerçekleştirilen ve seyirciden büyük ilgi alan “Frida” seyirci karşısına çıkacak.15 Ağustos 2018, Çarşamba akşamı sahnelenecek bu eserin müzikleri Arturo Marquez,Jose Pablo Moncayo, Aksel Akın’a,koreografisi ise Özgür Adam İnanç’a ait.

Ülkemizin nadide tatil beldesi Bodrum’da bu yıl on altıncısı gerçekleştirilecek “Uluslararası Bodrum Uluslararası Bale Festivali”, sanatseverlerin yoğun talebi sayesinde her geçen yıl güçlenen sanatsal niteliği ile yoluna devam etmektedir.

Bu yıl ilk kez gerçekleştirilen Datça Tiyatro Festivali büyük bir ilgi gördü. Beş binden fazla katılımcının takip ettiği festivalde birbirinden değerli eserler izleyiciyle buluşurken, ünlü sanatçılar Erkan Oğur ve Birsen Tezer muhteşem şarkılarıyla izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.

İçinde tarihi, denizi, müziği, eğlenceyi ve daha birçok farklı deneyimi barındıran Datça Tiyatro Festivali sanatseverleri 15–18 Temmuz 2018 tarihleri arasında Datça’da ağırladı. Birçok konser, oyun, atölye çalışması ve söyleşinin gerçekleştirildiği festival, 15 Temmuz 2018 Pazar günü gerçekleştirilen açılış konseriyle başladı. Konserde Çiğdem Erken ve Güvenç Dağüstün’e Hatice Aslan, Ece Dizdar ve Serkan Keskin gibi ünlü oyuncular eşlik etti.

Cimri büyük ilgi gördü

Festival kapsamında düzenlenen Büşra Firidin’le ‘Oyuncular için Hareket ve Doğaçlama Atölyesi’nde katılımcılar üç saat boyunca kendi bedenlerini keşfedip, başka bedenlerle ilişki kurdu. Ünlü tiyatro grubu Semaver Kumpanya’nın Nasreddin Hoca çocuk oyunu büyük bir ilgiyle takip edildi. Sayısız ödül alan Şato’nun Altında oyunu ile Hızırşah Kültürevi’nde bambaşka bir atmosfer yakalandı. Festival kapsamında Amfi Tiyatro’da sergilenen ilk oyun Semaver Kumpanya’nın Cimri’si oldu. Oyunu binin üzerinde seyirci büyük bir beğeniyle takip etti.

Festivalde Yekta Kopan ile Dünyanın En Güzel Kalabalığı: Festival adlı söyleşi katılımcılardan büyük ilgi gördü. Festival kültürü ve bir arada olmayı konu alan söyleşide festivali organize eden genç ekip ile yeni neslin arayışları üzerine sohbet edildi.

Birsen Tezer konserine yoğun katılım

Festivalin üçüncü günü Semaver Kumpanya’nın çocuk oyunu Masal Masal İçinde izleyiciyle buluştu. Aynı gün katılımcılar; Ebru Nihan Celkan, Ece Dizdar, Funda Eryiğit ve Başak Daşman ile toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ‘Sahneyi Eşitlemek’ söyleşisinde masaya yatırdı. Yoğun istek üzerine Şato’nun Altında oyunu bir kez daha izleyiciyle buluştu. Amfi Tiyatro’yu dolduran bini aşkın katılımcı ise Sevgili Arsız Ölüm-Dirmit oyununu büyük bir merakla izledi. Aynı günün akşamı ise Panayır Alanı’nda gerçekleştirilen Birsen Tezer konseri üç bin katılımcı tarafından takip edildi.

Erkan Oğur’dan muhteşem kapanış

Festivalin son günü ‘Adım Adım Oyun Üretimi’ ve ‘Şiirden Sahneye’ üretim çalışmaları gösterimi panayır alanında katılımcılarla buluştu. Aynı günün akşamı Amfi Tiyatro’da İbrahim Selim’in tek kişilik oyunu Bunu Ben De Yaparım! sahnelendi. Panayır alanında beş bin kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Erkan Oğur’un muhteşem konseriyle festival son buldu.

Kadıköy Tiyatro Festivali, yoğun ilgi nedeniyle davetiyeli olarak izlenecek. Oyun davetiyeleri, her bir oyunun etkinlik günü 13:00 – 18:00 saatleri arasında, Kadıköy Belediyesi’nin Caddebostan Kültür Merkezi, Kozyatağı Kültür Merkezi, Süreyya Operası ve Halis Kurtça Çocuk Kültür Merkezi gişelerinden alınabilecek.

Bu yıl 16’ncısı düzenlenen festival Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da 2 Ağustos Perşembe akşamı başlayıp 15 Ağustos’ta sona erecek. Festivalde 14 gün boyunca yoğun ilgi gören oyunlar saat 21:00’de seyirciyle buluşacak. Tiyatro Festivali’nin açılışı, Genco Erkal’ın 50’inci Sanat Yılı kapsamında yönetip oynadığı ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ oyunu ile yapılacak. 15 Ağustos’ta Taşra Kabare’nin ‘Düşperest’ oyunuyla sona erecek festivalde klasiklerden yeni oyunlara büyük beğeni alan 14 oyun tiyatro seyircisi ile buluşacak.

Festival Programı şöyle:

02 Ağustos Perşembe “Bir Delinin Hatıra Defteri” Dostlar Tiyatrosu (10+)
03 Ağustos Cuma “İstila”B Planı (13+)
04 Ağustos Cumartesi “Masal Irmaklarında” İstanbul İmpro (10+)
05 Ağustos Pazar “İtaatsizler” Kaptan Yapım (7+)
06 Ağustos Pazartesi “Enver Aysever” Sgm Yapım (8+)
07 Ağustos Salı “Hüzzam” Prinkipo Sanat (7+)
08 Ağustos Çarşamba “Aşk Dersleri” Kollektif Sahne (14+)
09 Ağustos Perşembe “Mutluyduk Belki Bugüne Kadar” Two Two Yapım (18+)
10 Ağustos Cuma “Bunu Ben de Yaparım” Dot Sahne (14+)
11 Ağustos Cumartesi “Hamlet” Moda Sahnesi (12+)
12 Ağustos Pazar “Hayvan Çiftliği” Kumbaracı 50 (13+)
13 Ağustos Pazartesi “Ev’vel Zaman”Yapım: Gülce Uğurlu. 2016 Tiyatro Festivali Ortak Yapımı (11+)
14 Ağustos Salı “Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit” Tiyatro Hemhal (12+)
15 Ağustos Çarşamba “Düşperest” Taşra Kabare (15+)

İlk kez 2. Mahmut’un daha sonra da Abdülaziz’in ahşap olduğu gerekçesiyle yıktırarak 1865’te yeni baştan ve mermerden yaptırdığı Beylerbeyi Sarayı, Mimar Serkis Nalyan kalfanın eseridir.

Çoğunlukla yaz aylarında Abdülaziz’in oturduğu bu saray, Fransa imparatoriçesi Eugenie, Avusturya imparatoru Franz Jozef, Karadağ kralı Nikola, İran şahı Nasuriddin Şah gibi pek çok yabancı imparatoru, kralı ve şahı konuk etmiştir.

1877 yılında Türk Rus savaşının yenilgisinden sonra silahları bırakma konuşmaları sırasında Rus orduları başkomutanı Grandük Nikola da bu sarayın misafiri olmuştur.

2. Abdülhamit, tahttan indirilince önce Selanik’e gönderilerek Alatini köşkünde zorunlu tutulmuş, sonra da Balkan savaşının başlamasıyla birlikte Beylerbeyi Sarayı’na getirilerek ömrünü burada tamamlamıştır.

Fatih Sultan Mehmet tarafından Topkapı Sarayı’na ek olarak yaptırılmış köşklerden biri olan Çinili Köşk’ün mimarı bilinmemektedir. 1472 yılında inşası biten iç ve dış kısmını kaplayan firuze renkli çini ve mozaikleri sebebiyle Sırça Saray ya da Sırça Köşk olarak da isimlendirilen bu bina Türk süsleme sanatının en güzel örneklerinden biri sayılmaktadır.

İç ve dış süslemede kullanılan çiniler, Selçuklu sanatının izlerini taşımaktadır. Zaman içinde yıpranıp bozuldukları için 1910’da Kütahya çinileriyle değiştirilmiştir. Yapılan bazı incelemeler, köşkün vaktiyle bir de yangın geçirip onarıldığı ortaya çıkmıştır.

Arkeoloji müzesi olarak kullanılmasına karar verildikten sonra ne yazık ki Çinili Köşk kendine has özelliğini bir parçada olsa yitirmiş, ancak Cumhuriyet ile beraber geçirdiği onarımdan sonra yenide eskiye yakın niteliklerini kazanmıştır.

Çinili Köşk, 14 direkli bir galeri ile birlikte kubbeli bir alon, büyük pencereli iki dehliz, limanı gören yüzünde üç taraflı camlı ve havuzlu bir oda ile yine salonun yan taraflarında bulunan kubbeli dört odadan meydana gelmiştir.

Bir yüzey üzerinde yalnızca çizgilerden yararlanmak suretiyle medyana getirilen resme desen adı verilir. Desenin ana öğesi çizgidir. Ancak desende çizgi kadar gölge de önemli bir role sahiptir. Çizgi şeklin kenarlarını meydana getirir, gölge ise çoğu zaman biçimi ortaya koyar.

Desen çeşitli bölümlere ayrılır. Eşyanın çiziminde gölge kullanılmışsa yapılan desen çizgi resim olarak isimlendirilir. Işık ve gölgeye yer verilmesi halinde desen gölgeli desen ismini alırken, eşyanın geometrik karşılaştırımını veren desenlere ise geometrik desen denilir.

Çini mürekkebinden faydalanılarak fırça veya hem fırça hem de kalem ile yapılan desenlere ise yıkama çizgi adı verilir.

Desen hem eşyanın tamamen kağıda geçirilmesi ile meydana gelebileceği gibi hem de doğada var olan biçimleri hayal gücünün de yardımıyla (hayali desen) olarak ortaya çıkabilir.

Resim tarihindeki yeri çok eski olan desen, Altamira mağrası gibi mağaralarda bulunmuş olan duvarlara çizili hayvan siluetlerinde ilk olarak hayat bulmuştur.

Daha sonraki çağlarda ise özellikle Mısırlıların yazı resimleri, Yunanlıların vazoları, Bizanslıların mozaiklerinde hayat bulmuştur.

Giotto, Botticelli, Michelangelo, Raffaello, Leonardo Da Vinci, Tiziano gibi büyük ustaların desenleri, tarih boyunca desenin vazgeçilmez olduğunu ortaya koymuştur.

Hint, Çin ve Japon resmi deseninin meydana getirdiği çerçeveye büyük önem vermektedir.

Net ayarı yapmak, fotoğrafı çekilecek konunun veya en azından en önemli kısmının net bir görüntüsünü elde etmek demektir. Bu netleştirme bilgisini tam anlamıyla öğrenebilmek bize ilerde fotoğraf objektifinin odak uzunluğu kavramını açıklamamızda yardımcı olacaktır.

Fotoğraf makinelerinin en önemli parçasının objektif olduğu su götürmez bir gerçektir. Fotoğrafçılıkla profesyonel bir şekilde uğraşanlar çoğunlukla objektif için optik terimini de kullanırlar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bir objektifi diğerinden ayıran özelliklerin neler olduğudur.

Makinenin dipdüzeyindeki filmin duyarlı yüzeyinde beliren bir görüntünün az yada çok keskin oluşunu, aslında yakın oluşup oluşmamasını etkileyen niteliğidir. Burada ışığı kırma gücü, kesimi yani alan açısını belirleyen odak uzunluğundan bahsediyoruz. Parlaklıkta elbette önemli bir etkendir.

Alan derinliği veya hiperfokal uzaklık olarak isimlendirilen temel kavramları sizinle diğer bölümlerimizde paylaşacağız.

Fotoğraf makinesinin en son ele alacağımız parçası ise poz süresini belirleyen hızölçerdir.

Körebe

Oyuncular arasından bir ebe belirlenir ve gözleri bağlanır. Oyun, adını ebenin gözlerinin bağlanmasından alır. Oyuncular ebe ortada kalacak biçimde bir halka oluşturur.

“Türkü söyler döneriz,
Bil bakalım biz kimiz,
Göster bizi körebe”

sözlerini söyleyerek ve el çırparak ebenin çevresinde dönerler. Ebe bu sırada kollarını öne doğru uzatarak dokunduğu oyuncunun başını, yüzünü ve üstünü elleriyle yoklar. Kim olduğunu anlayabilirse adını söyler. Eğer tanırsa, dokunduğu oyuncu ebe olur. Tanıyamazsa, oyun aynı ebeyle sürer.

Arapsaçı

Oyuna başlamadan önce oyuncular bir daire oluşturacak şekilde yere oturur. Bir oyuncu, elindeki ip yumağını, ipin ucunu bırakmadan bir diğer oyuncuya atar. Yumağı yakalayan kişi ipi tutar ve yumağı başka birine atar. Böylece giderek büyüyen bir ağ oluşur. Oyunun ikinci bölümünde oyuncular düğümü çözmeye çalışır.

 

Çelik çomak

Biri uzun diğeri kısa iki sopa kullanılarak oynanır. Kısa olan ve sürekli yerde kalan sopa, uzun sopayla uç kısmına vurularak havalandırıldıktan sonra, en uzak noktaya ulaştırılmaya çalışılır. Kısa sopaya, üç kez havalandırıp vuramayan oyuncu, sırasını rakibine verir. Sopayı en uzak noktaya atan oyuncu, oyunu kazanmış olur.

 

Kukalı saklambaç

Tüm oyuncular oyun alanında toplanır. Aralarından bir ebe seçilir. Oyunculardan biri ortaya konan topa ya da teneke kutuya vurarak oyun alanından uzak bir noktaya atar. Tüm oyuncular ebe topu tekrar oyun alanına getirene kadar saklanır. Ebe, kukayı getirdikten sonra saklananları ararken, başka oyuncular yeniden kukayı uzağa atabilir. Ebe kimi görürse kukaya basar ve “kukaladım” der. Oyun bu şekilde devam eder.

 

Bülbül kafeste

Oyuncular el ele tutuşarak bir halka oluşturur. Bu halka bülbül kafesi olur. Oyuncular arasından iki-üç ‘bülbül’ seçilir. Bülbüller kafes içinde dolaşır. Oyun sırasında halkadaki oyuncular ellerini bırakarak, “bülbül kafeste” der. Bu sırada bülbüller halkanın dışına çıkmaya çalışır. Halkadaki çocuklar, bülbülleri dışarı çıkarmamak için hemen birbirlerinin ellerini tutar ve kafesin açık yerini kapatır. Kafesten kaçabilen oyuncular, oyunu kazanmış olur.

 Çatlak patlak (El elin üste, elin kimin üste)

Oyuncular ellerini, biri üstte, diğeri altta kalacak şekilde birbirlerinin avuçlarına koyarlar. Her kelimede bir oyuncu yanındaki arkadaşının avucuna vurur ve şu şarkı söylenir:

“Çatlak patlak,
yusyuvarlak,
kremalı börek,
sütlü çörek,
çek dostum çek,
arabanı yoldan çek,
çek amca çek,
burnun kanca,
al sana bir bulmaca,
bulmaca kaç parça,
veriyorum 5 parça,
1, 2, 3, 4, 5”

Birdir bir

Oyuna başlamadan önce bir ebe seçilir. Diğer 9 kişinin, ebeden 20-25 adım ötede duracakları yer belirlenir ve hepsi 3-4 adım aralıklarla dizilir. Ebe eğilip belini kamburlaştırır, atlama yapacak 9 çocuk tekerlemenin kendi numaralarına ait kısmını tam ebenin üzerinden atlarken söyler. Çocuk diğerlerinin üzerinden de atlar, en sona gelindiğinde kendisi de eğilir. Birinci sıradaki, ebenin üzerinden “birdir bir” deyip atlar ve 3-4 adım ileride o da eğilerek sırtını kamburlaştırır. Ardından ikinci sıradaki koşarak ebenin ve diğerinin üzerinden atlar ve en sona geldiğinde o da eğilir.

Devamında sırayla diğerleri de çocukların üzerinden atlar. Bu durum bir çocuğun atlamayı başaramamasına kadar devam eder. Atlayamayıp düşen, ebe seçilir.

İstop

Oyuncular bir daire oluşturur. Oyunu başlatmak için çocuklardan biri ebe olur. Ebe, oyunculardan birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Top yere düşerken, adı söylenen oyuncu topu havada yakalarsa, başka birinin adını söyleyerek topu yeniden havaya atar.

Topu havada tutamayan çocuk, topu yerden eline aldığında “istop” diye bağırır. Kaçışan oyuncular “istop” denildiği anda oldukları yerde durmak zorundadır. Bu durumda ebe, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Vurulan oyuncu 1 puan kaybeder ve ebe olur. Üç kere vurulmuş olana bir ad takılır ve oyun o isimle devam eder.

Aç kapıyı bezirgânbaşı kapı hakkı…

Bir zamanların en gözde çocuk oyunları arasında yer alır.

Oyuncular tekerleme aracılığıyla aralarından iki kişiyi seçerler. Bunlar bezirgânbaşı olur ve kendilerine bir isim verirler (kırmızı-yeşil, elma-armut, balık-kelebek vb.) Karşılılkı olarak el ele tutuşarak bir kapı oluştururlar.

Daha sonra diğer oyuncular bir kervan misali ardı ardına sıralanırlar ve bu kapının içinden geçerler. Bu sırada oyunun şarkısı söylenir:

“Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı…
Kapı hakkı ne alırsın, ne
verirsin, arkamdaki yadigâr olsun,
yadigâr olsun. 1 sıçan, 2 sıçan,
3’üncü de kapana kaçan.”

Bezirgânlar kapının içine aldığı oyuncuya sorarlar, “Balık mı, kelebek mi?” Kapının içindeki çocuk hangi bezirgânın adını söylerse onun arkasına geçer ve bu durum kervanın son oyuncusuna kadar devam eder.

Oyunun ikinci aşamasında bir halatı tutarak ya da birbirlerine kenetlenerek çekişmeye başlarlar. İlk hangi grup halatı bırakırsa, o grup oyunu kaybeder.

 

İp atlama

İki çocuk karşılıklı olarak ipin ucundan turarak çevirir. Çocuklar sırayla ipten atlamaya çalışırlar. İp atlarken şu tekerlemeleri söylerler:

“Laleli belkız,
İçeriye gir kız,
İpten çık kız,
Dışarıya çık kız.
Denizde dalga, hoş geldin abla,
Eteğini topla, rahat otur abla,
Etek bluz, İngiliz turist,
Nereden çıktı bu iki kız.”

Mendil kapmaca

Oyuncular iki eşit gruba ayrılır ve karşılıklı olarak sıra halinde dizilirler. İki sıranın ortasına çizgi çekilir ve kaptan seçilir. Kaptan bu çizginin üzerinde mendili elinde tutarak oyuncuların isimlerini veya sıra numaralarını söyler. İki gruptan da oyuncular koşar ve mendili kapmaya çalışır. Mendili kapamayan oyuncu mendili kapan oyuncuyu kovalar. Mendili kapan oyuncu yakalanmadan eski yerine dönerse, kovalayan oyuncu oyundan çıkar. Eğer yakalanır ve mendili kaptırırsa oyundan kendisi çıkar. Oyun belirlenen tur sayısında biter ve oyuncu sayısı daha fazla olan grup oyunu kazanır.

 Yedi kiremit

Oyuncular iki eşit gruba ayrılır ve ortaya yedi adet kiremit üst üste dizilir. Oyuna ilk başlayacak grup seçilir. Seçilen gruptaki oyuncu kiremitleri topla devirmeye çalışır. Eğer devirirse, oyuncu diğer grubu topla vurma hakkını kazanmış olur. Bu gruptaki oyuncular topla vurulmamaya çalışırlar ve oyunun sonunda en çok kişi vurmuş olan grup oyunu kazanmış olur. Eskiden beri oynanan ve özellikle erkek çocuklarının sevdiği geleneksel çocuk oyunlarından biridir.

 Kutu kutu pense

Özellikle okul öncesi çocukların rahatlıkla oynayabileceği oyunlardan biridir. Oyuncular halka şeklini alarak el ele tutuşurlar. Daha sonra oyunun şarkısını söyleyerek sağa ya da sola dönmeye başlarlar: “Kutu kutu pense, Elmayı yense, Arkadaşım (isim), Arkasını dönse”. İsmi söylenen oyuncu arkasını döner ve yine el ele tutuşarak oyuna arkası dönük devam eder. Bütün oyuncular arkasını döndükten sonra şarkı “Bütün çocuklar önüne dönse” şeklinde söylenir ve oyuncular önlerine dönerler. Bu oyunda kazanan/kaybeden olmaz.

Yerden yüksek

Bu oyun koşma ve kovalamaca içerdiğinden oldukça hareketlidir. Önce oyun için bir ebe seçilir. Ebe kendiyle aynı yükseklikte olanları ebelemeye çalışır. Kendinden yüksekte olanları ise ebeleyemez. Oyuncular sürekli yer değiştirip ebelenmeden yerden yüksek bir yere kaçmaya çalışırlar. Eğer ebe, oyunculardan birini yakalarsa, yeni ebe yakalanan oyuncu olur. Bu oyun, oyun parkı gibi farklı zemin yükseklikleri olan alanlarda rahatlıkla oynanabilir.

Misket

Misket geleneksel oyunların en sevilenlerinden biridir. Özellikle de erkek çocuklar cam veya mermerden yapılan misketlerle oynamayı severler. Bu oyunda oyuncu sınırı yoktur. Misket iki şekilde oynanabilir; yan yana dizmece veya kuyu. Dizmece türünde amaç arka arkaya dizilmiş misketleri bir adet misketle vurmaya çalışmaktır. Çoğunlukla sıranın en başındaki misketi vuran oyuncu, o sıradaki bütün misketleri kazanır. Kuyu türünde ise, toprağa ufak bir kuyu kazılır ve misketler içine yerleştirilir. Oyuncular bir adet misketle kuyunun içindeki misketleri vurarak dışarı çıkarmaya çalışır. Oyuncu dışarıya çıkarabildiği misketleri kazanır.

 Simit

Ebenin, kendine ayrılan alan içinde her türlü davranabildiği ancak alanından dışarı çıkarken nefesi yettiği kadar simit diye bağırarak diğer oyuncuları yakalamaya çalıştığı oyundur.

Uzun Eşek

4 ve daha fazla insanla oynanır. Ebeler 90 derece eğilip birbirine kenetlenir. En baştaki oyuncu, ayakta ve bir ağaca yada duvara yaslanmış durumdadır. Diğerleri karşıdan koşarak diğerlerinin sırtına binerler. Ve mani okuyarak 1 den 5 e kadar bir rakam tutarlar. Diğerleri rakamı bilirse yer değiştirilir.

Beştaş

En az iki kişiyle oynanır. Oyunun malzemesi 5 adet misket büyüklüğünde yuvarlak taştır. Oyuna başlayan oyuncu beş taşı iki avucunun içine alıp salladıktan sonra yere bırakır. İçlerinden bir tanesini eline aldıktan sonra havaya fırlatır, aynı anda yerdeki taşları birini yerden avuçla alır ve aynı eliyle yukarıya fırlattığı taşı tutar. Önce tüm taşları birer birer; ikinci turda ikişer ikişer; daha sonra üçünü bir, diğerini tek olarak alır. Sonunda da yerdeki dört taşın hepsini bir defa da alır. Sonra bir elinin baş ve orta parmaklarını yere koyarak bir köprü yapar, diğer eliyle taşları yere fırlatır. İçlerinden birini eline alır ve onu yine havaya atarken yerdeki taşları anlaşmalarına göre ( iki ya da üç ) hamlede eliyle kurduğu köprünün altından geçirir. Hepsini geçirdiğinde oyunu kazanır. Bunları yaparken havaya fırlattığı taşı düşürürse, ya da yerdeki taşları alırken diğerlerine temas ederse oyun sırası diğer oyuncuya geçer.