Şunun için etiket arşivi: Sinema

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da “Yaz Geçer” programıyla birbirinden değerli filmlerin ücretsiz gösterimleri yapılacak

Salt Afiş

SALT Beyoğlu Açık Sinema Temmuz ayı boyunca sinemaseverleri farklı filmlerle buluşturacak.

PROGRAM

10 Temmuz Salı
14.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
15.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
16.00 The Man in the Background
18.00 Berlinmuren
18.30 Berlinmuren

11 Temmuz Çarşamba
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background
(20.00’ye kadar tekrarlı gösterim)

12 Temmuz Perşembe
14.00 The Man in the Background
16.00 Berlinmuren
18.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

13 Temmuz Cuma
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
18.00 The Man in the Background

14 Temmuz Cumartesi
12.00 Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

15 Temmuz Pazar
12.00 The Man in the Background
14.00 Berlinmuren
16.00 Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache

19 Temmuz Perşembe
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

21 Temmuz Cumartesi
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

22 Temmuz Pazar
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

25 Temmuz Çarşamba
Restricted Sensation
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

26 Temmuz Perşembe
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

27 Temmuz Cuma
Magical World
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

31 Temmuz Salı
Dammi i colori
(Tüm gün tekrarlı gösterim)

Restricted Sensation
Deimantas Narkevičius
2011, 45’26”
Litvanyaca, Rusça ve Lehçe; İngilizce altyazılı

Orta Avrupa’da cinsel ve etnik azınlıklar hâlen yaygın şekilde halkın tepkisiyle karşı karşıya. Süregelen siyasi reformlar, kuşaktan kuşağa aktarılan homofobi ve genel anlamda ötekiliğe yönelik hoşgörüsüzlük sorununa çözüm getirmiyor. Sovyet dönemini yaşamış eşcinsellerin tanıklığına dayalı kurgusal bir hikâye olan film, çıkış noktasını bu gerçeklikten alıyor.

Eşcinselliğin suç sayıldığı 1970’lerin Sovyet Litvanya’sı… Filmin ana karakteri Laimonas, eşcinsel olduğundan kuşkulanıldığı için sahne direktörlüğü yaptığı tiyatrodan kovulur. Sovyet Ceza Kanunu’nun 122. Maddesi’ne göre, “iki erkek arasındaki cinsel ilişki” üç yıl hapisle cezalandırılmaktadır. Laimonas tutuklanır ve karakola götürülür. KGB memuru bir müfettiş, sorgulamasını yaparak dava dosyasını hazırlayacağı gözaltındaki bu gence aşık olur.

The Man in the Background
Lene Berg
2006, 20’
Norveççe, İngilizce; İngilizce altyazılı

“Kültürel Özgürlük Kongresi (Congress for Cultural Freedom/CCF), CIA’in Soğuk Savaş dönemindeki gizli operasyonlarının en cesur ve etkili olanlarından biri sayılmaktadır. CCF, Encounter gibi edebi ve politik dergiler yayımlamış, dönemin önde gelen kimi Batılı düşünürlerini bir araya getiren onlarca konferans düzenlemiştir… Egoist, özgür düşünceli ve hatta Amerikan karşıtı görüşlere sahip akademisyen ve sanatçılardan oluşan bu organizasyon bir şekilde, Komünizm’in -tüm iltifatlarına rağmen- sanat ve düşüncenin ölümcül bir düşmanı olduğunu duyurmak üzere Paris’teki merkezinden kitlelere ulaşmayı başarmıştır.”
-CIA’in web sitesi, “On Intelligence”tan alıntı

The Man in the Background, CCF Direktörü Michael Josselson ve eşi Diana’nın 1958’de 8 mm filmle çektiği bir dizi görüntü üzerine kuruludur. Çift, Batı Avrupa seyahatindedir; son durakları, dünyanın her yerinden arkadaşları ve meslektaşlarıyla bir seminere katıldıkları Rodos’tur. Görüntüler her ne kadar birer tatil anısı gibi dursa da, ifşa etmedikleri unsurlar onları sıradan olmaktan çıkarır: Josselson, kültür ve sanat alanında çalışan bir CIA ajanıdır ve çiftin katıldığı seminer CIA tarafından finanse edilmektedir; tıpkı CCF’in 1950 ve 1960’lardaki pek çok etkinliği gibi.

Peki, izleyici bir aşk hikâyesine mi tanıklık etmektedir; yoksa bir gerilim, tarihi bir dram, absürt bir komedi ya da felsefi ve/veya politik bir ikileme mi? Josselson bir kahraman olarak mı addedilir; ya da bir hain, bir kurban, bir dolandırıcı veya gözüpek bir maceraperest mi?

Stalin by Picasso or Portrait of Woman with Moustache
Lene Berg
2008, 31’
İngilizce; altyazısız

Pablo Picasso, arkadaşı Louis Aragon’un isteği üzerine Mart 1953’te Josef Stalin’in bir portresini çizer. Çizim, Les lettres françaises adlı haftalık Fransız komünist dergisinde, aynı tarihe yaşamını yitiren Sovyet liderini öven çeşitli metinler eşliğinde yayımlanır. Bu video, çok sade yöntemler ile çoğunlukla kolaj ve seslendirmeler aracılığıyla az çok hatırlanan bu çizimi ve sebep olduklarını anlatır.

Bir açıdan bakıldığında bu film, 20. yüzyılın görünürde iki karşıt ikonunun, Pablo Picasso ve Josef Stalin’in ortak olan ya da olmayan yönleri çerçevesinde gelişen bir hikâyedir. Başka bir açıdansa, sanat ve sanatsal özgürlük ya da özgür olmayış ile imgelerin, özellikle de tarihi isimlerin görüntülerinin okunma ve kullanılma yöntemlerini ele almaktadır. Soğuk Savaş’ın ilk yıllarından kalma bu anekdotun belki de en ilginç yanı, böyle basit bir karakalem çizimin nasıl bu kadar çok duygu, tartışma ve gizeme yol açmış olduğudur.

Berlinmuren
Lars Laumann
2008, 23’56”
İngilizce; altyazısız

Bu video, oldukça olağandışı bir ilişkinin, İsveçli Eija-Riita Berliner-Mauer’in Berlin Duvarı’na duyduğu aşkın hikâyesidir. 9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılışını hayatının en acı günü sayan kadın, İsveç’in kuzeyindeki Liden’de yaşamakta; giyotin ve Berlin Duvarı modelleri sergileyen bir müzenin yöneticiliğini yapmakta; Berlin Duvarı ile insanların nesnelere duydukları aşkı konu alan çeşitli internet sitelerinin moderatörlüğünü yürütmektedir.

Magical World
Johanna Billing
2005, DVD, 06.12’ (Tekrarlı gösterim)
Diyalogsuz

Bu video, 2005 yılında bir Yaz günü, Zagreb’in banliyölerinden Dubrava’da, ücretsiz bir okul sonrası eğitim merkezinde çekilmiştir. Rotary Connection’ın “Magical World” (1968) adlı, sözleri Sidney Barnes tarafından yazılmış şarkısının provasını yapan çocukların tekrarlı, adeta sonu gelmez görüntüleri belirsiz bir gelecek için bir tür marş, dönüşüm sürecindeki bir ülkeden bir kesit niteliğindedir.

Tamamı 1990’ların başındaki Yugoslav savaşlarından sonra doğmuş olan çocuklar, sadelik ve gururla etkileyici ve umut dolu bir performans sergiler. Hırvat çocuklardan biri, yeni öğrendiği ve zar zor konuştuğu İngilizcesiyle gizemli ve meydan okuyan ilk dizeleri söyler: “Beni böyle güzel bir rüyadan neden uyandırmak istiyorsunuz? Uyuduğumu görmüyor musunuz? Büyülü bir dünyada yaşıyoruz…” Kamera, müzik odasının dışına çıkar; eski Yugoslavya’nın yıkılmasından bu yana hâlen toparlanmaya çalışan toplumu yansıtır şekilde görüntülerde, inşasına 1980’lerde başlanan ama tamamlanmadan bırakılan kültür merkezinin yıkık dökük çevresi vardır.

Dammi i colori
Anri Sala
2003, 15’25”
Arnavutça; İngilizce altyazılı
(Edi Rama ile)

“Kent görüntülerini Poughkeepsie’de ilk kez gösterdiğimde, Liam Gillick, ‘Anri, bana gerçeği söyle. Bana bu şehrin var olmadığını söyle. Lütfen bana sanatçı-belediye başkanı bir arkadaşının olmadığını söyle’ demişti.

Kent ölüydü. Sadece bir şeyleri bekleyen birilerinin görülebileceği bir geçiş istasyonuna benziyordu. Sessizce yaşlanan bir bedeni anımsatıyordu; sanki tüm ayaklanmalar, yaşanan her şey yabancı bir ortamda meydana gelmişti. Etrafındakilerden etkilenmeden her şeyi yutan bir yere benziyordu.

Bu çalışma, böyle bir kentin nasıl yaşanabilir bir yer olabileceği ve yaşamaya mahkum olduğun bir yerden yaşamayı seçtiğin bir yere nasıl dönüşebileceğine ilişkin bir sorudur.”
-Anri Sala

Marian Goodman Gallery (New York), Galerie Chantal Crousel (Paris), Hauser & Wirth (Zürih, Londra), Johnen/Schöttle (Berlin, Köln, Münih) izniyle

Salt sitesi için TIKLAYINIZ 

 

Kaynak : [-]  


Bugün başlayacak Avignon Tiyatro Festivali bu yıl 66.yaşına basarken aynı zamanda kurucusu Jean Vilar’ın da 100. Yaşını kutlayacak.

Avignon: Fransa’nın Provence-Alpes-Côte d’Azur bölgesinde Vaucluse departmaninda, Rhône Nehri’nin kıyısında bulunan şehir

 Dünyanın en saygın ve büyük tiyatro festivallerinden 7-28 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecekAvignon Tiyatro Festivali 66. yaşında şenliğin kurucusu tiyatro yönetmen ve oyuncusu Jean Vilar’ın (1912-1971) Yüzüncü yaşını da anacak. 2004 yılında başlayan ortak yönetici (*) uygulamasının bu seneki kişiliği İngiliz rejisör, tiyatro ve sinema oyuncusu Simon McBurney(1957 – Cambridge). Fransız ve dünya tiyatrosunun önemli kişiliklerinden Vilar’ın (özellikle de direnişçi şair René Char 1907-1988) bir avuç arkadaşıyla 1947 yılında başlattığı sanat ve

sanatçıyla seyirciyi yakınlaştırmak, sanatların anası tiyatroyu yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığın eğlence aracı olmaktan çıkartıp kitlelerle buluşturmak girişimi sağlam adımlarla yürüyüşünü sürüdürüyor. Bu amaç zaman zaman dans, sirk gibi farklı alanlara açılan festivale yelpazesini genişleterek deneysel, öncü ve ilerici nitelikteki eserler ve yorumlar kazandırma olanağını da sağladı. Sergi, konferans, film gibi faaliyetlerle hatırlanan Vilar’a en büyük saygı ve katkı İngiliz yönetmen McBurney’in festivale daha ziyade metinsel yani tiyatro eserler seçmesiyle geldi. AyrıcaKompleXKapharnaüM isimli bir kolektif Jean Vilar’a özel, çok yönlü bir “Kamu Meydanı” başlıklı ‘olay’ bir gösteri sunacak.

“In” Tiyatro zengini
Resmi, “In” programında yer alan 53 eser 330 sefer sahnelenecek. Festival 7 Temmuz akşamı, her zaman olduğu gibi Avignon Papalar Sarayı Şeref Avlusu’nda Simon McBurney’in topluluğu “Complicite”nin yorumladığı

Kerem Gelebek

tanınmış Rus yazar Mihail Bulgakov’un (1891-1940) “Usta ve Margarita” klasiğiyle açılacak. McBurney’in sürprizleri arasında dünyaca ünlü edip, kültür ve eylem adamı John Berger de var. Berger Juliette Binoche ve McBurney eşliğinde “A’dan X’e” ve eşi Katya Berger eşliğinde de “Uyuyor musun?” başlıklı metin ve mektuplarını okuyacak. Arthur Nauzyciel Çehov, Stéphane Braunschweig Pirandello, Katie Mitchel Sebald, Thomas Ostermeier İbsen gibi klasik oyun ve metinlerin özgün yorumlarıyla has tiyatroseverleri sevindirirken Christophe Martaler, Sophie Call, Suzanne Andrade-Paul Barritt, Fanny Bouyagui, Nicolas Stemann, Christophe Honoré, Steven Cohen, Romeo Castelluccitiyatronun sınırlarını zorlayan yaratılarıyla Avignon’un değişik işlev misyonlarını da yerine getirmiş olacaklar. Sidi Larbi Cherkaoui, Olivier Dubois, Josej Nadj, Nacera Belaza gibi koreograf ve dansçılar şenliğin yöneticileri Hortense Archambaultve Vincent Baudriller’in fetiş tercihi dansın da ihmal edilmediğini kanıtlıyacaklar. Festivalde nadir rastlanan bir sürpriz gösteri de koreografisini Christian Rizzo’nun yaptığı orijinal başlığıyla “Sakınan Göze Çöp Batar” şeklinde programa giren Türk dançıKerem Gelebek’in tek başına yorumladığı bir göç ve sürgün şiirsel baleyle yaşanacak.

“In” programını geçen yıl yüzde 94 doluluk oranıyla 130 bin biletli seyirci izlemişti.

OFF yine yüklü
Bir de bu işin “Off”u var. “Off” demek resmi “In” gösterilerinin dışında kalan her türlü programlı gösteriler demek. Piyesler, okumalar, sokak gösterileri; kukla, dans, müzik, sirk… “Off”da öngörülen 1161 gösteri her yaştan, her çağdan, her soydan ve boydan ilgili ilgisiz seyirciye, Avignon ziyaretçilerine hitap ediyor. 114’ü Fransa dışında, 25 ayrı ülkeden toplam 975 topluluk, yaklaşık 6000 oyuncu-sanatçı 104 ayrı mekânda bu benzersiz kenti muhteşem ve dev bir sahneye çeviriyor. “Off”un Off’larını katarsak Avignon neredeyse her biri 24 saat süren 22 gün süresince tiyatroyu taçlandırıyor, dünyayı şenlendiriyor. Geçen yıl 1,3

 

Festivalin daha önceki yıllarda ağırladığı ortak festival yöneticileri şöyle: milyon kişinin izlediği “Off” programı bu yıl 1,4 milyon seyirci bekliyor.
…………………………………………………………………..

Thomas Ostermeier (2004), Jan Fabre (2005), Josef Nadj (2006), Frédéric Fisbach (2007),Valérie Dréville ve Romeo Castellucci (2008), Wajdi Mouawad (2009), Olivier Cadiot veChristoph Marthaler (2010) ve Boris Charmatz (2011)

 

Kaynak : [-]

Türkiye en çok bilet satan ülkeler arasında…

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) tarafından düzenlenen, İstanbul Kalkınma Ajansı tarafında finanse edilen, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ”Telif Hakkı Kimde? Görsel-İşitsel Sektörde Telif Haklarının Hayata Geçirilmesi Destek Projesi”nin sonuç çalıştayı, İstanbul Modern’de yapıldı.

Fiyab Logo

Çalıştayın açılışında konuşan Telif Hakları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Bilge Kılıç, sinema sektöründe kişilerin haklarını toplu bir şekilde aramamasının yanlış olduğunu belirterek, ”Bu alanda kurulmuş meslek birliklerimiz iyi niyetlerine rağmen, bu kadar çalışmalarına rağmen sinema sektörünün mensupları bunlara üye olmuyorlar” dedi.

Telif Hakları yasasında yapılacak yeni düzenlemeler arasında yer alacak ”Yeniden iletim hakkı” kapsamında genişletilmiş lisanslarla bazı alanları meslek birliklerine bağlamak niyetinde olduklarını anlatan Kılıç, ”Sinema sadece sanat anlamında değil, kültürel ürün olarak da çok değerli. Ülkemiz dizi ihracatında sayılı ülke haline gelmeye başladı. Bu işin artık bir mali değeri de var” diye konuştu.

AÇIK VE ADELETLİ TELİF DAĞITIMI
FİYAB Yönetim Kurulu Başkanı Galip Gültekin de sinema alanında faaliyet gösteren meslek birlikleri olarak bu alanda teliflerin alınabilmesi için uzun yıllardır mücadele verdiklerini hatırlatarak, bu projeyle yasal süreci etkileyecek bir başarıya ulaştıklarını kaydetti.

Telif Hakkı Kimde?

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yapılacak değişikliklerle ilgili yasa tasarısının yürürlüğe girmesiyle birlikte Özel Kopyalama Harçları’nın dağıtımı ve Yeniden İletim’den doğan telifin toplanmasının mümkün olacağını belirten Gültekin, ”Meslek birlikleri olarak projemiz kapsamında incelediğimiz örneklerdeki gibi açık ve adaletli sistemlerle telif gelirlerinin dağıtılmasını sağlayacağız” dedi.

Gültekin, oluşturacakları yeni sistemlerle sadece Türkiye içindeki değil, yurt dışındaki teliflerin de hak sahiplerine ulaştırılabileceğini bildirdi.

TÜRKİYE AVRUPA SİNEMA PAZARINDA EN ÇOK BİLET SATILA 6.ÜLKE
Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY) Dış İlişkiler Sorumlusu Derya Durmaz da Avrupa Konseyi Görsel ve İşitsel Yayınlar Gözlemevi’nin Avrupa’daki sinema gişe hasılatları ile ilgili son raporlarına ilişkin bilgi verdi.

Durmaz, bu rapora göre Türkiye’nin Avrupa sinema pazarında en çok bilet satılan 6. ülke olduğunu belirterek, şunları söyledi:”Türkiye’de sinema bileti satışlarından elde edilen gelir, 380 milyon liralara ulaşıyor. Türkiye aynı zamanda, yüzde 52,9’luk bir oranla ‘sinema piyasasında ulusal filmlerin en fazla paya sahip olduğu Avrupa ülkesi’ unvanını da korumaktadır.”

Sinemanın yanı sıra, Türkiye’de üretilen dizilerin uluslararası başarı kazandığına ve yurt dışı satışlarından büyük gelir elde edildiğine işaret eden Durmaz, ”Böylesine büyük atılımlar kaydeden söz konusu sektörün kurumsallaşması, sektörel üretim ve pazarlama alanında sağlam modeller gelişmesi ve dolayısıyla sektörün sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından ‘Fikri mülkiyet hakları’ hayati önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Kaynak : [-]

 

“ Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi” Yayın Kurulunun yaptığı bir açıklama olduğu gibi aşağıda dikkatinize sunuyoruz. Yorum sizin.

“Yorum sizin” dedik, fakat birkaç yıl önce başımıza gelen bir olayı aktarmadan edemeyeceğim…

4 yıl kadar önce Bakırköy’de bulunan bir sanatçı derneğinde sanat söyleşileri ve tartışma programı yönetiyorduk.

Genel beklenti nedir? 800 üyesi olan bir sanatçılar (!) derneğinden beklenti;  yapılan programın vasatın üzerinde ve dolaysıyla entelektüel düzeyinin  yüksek olmasıdır. Elbette bu bize göre böyleydi.

Bu beklentiden yola çıkarak o hafta yapacağımız tartışma programının konusunu  “Sanat ve Erotizm” olarak saptayıp ilan ettik. Buraya kadar her şey normal.  Bir sanat derneğinde tartışılmasının çok doğal olduğunu düşündüğümüz konu için hazırlıklarımızı yaparken pek çoğumuzu şaşkınlığa iten olaylar gelişti.

Önce derneğin yönetim kurulu üyesi olan Devlet Tiyatrolarının bir kaç yönetmeninden bir olan şahsiyet “ Konunun ne kadar vahim ve ayıp, tu kaka bir konu olduğunu, ahlaksızca bir tartışma olabileceğini ve hatta halkın dernek binasını taşlayabileceğini…”belirterek bir an önce programın iptal edilmesi gerektiğini talep etti. Hatta Talep etmekle de kalmayıp kulis çalışmaları yaparak dernek başkanı ve dernek yönetimine etkili olabileceğini düşündüğü Üniversitede hocalık yapmış etkin kişileri ve yine derneğin kurucuları olan eski oyuncuları (!) arayarak ve bizzat ziyaret ederek kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Yönetim kurulunun sağduyulu yaklaşımı ve programı yapacak olan bizlerin inat etmesi sayesinde söz konusu program yapıldı.

Ne mi oldu?  Ne bir kavga, ne bir taşkınlık, ne de kimse kimseye erotik olarak bakmadan (!) ve medeni bir tartışma ile 3-4 saat sonra sağ ve salim olarak program bitirildi. Bizim için değil ama farklı beklentileri olanlar için şaşkınlık yaratmıştı böyle bir program. Çünkü Sanatçıların kurup yönettiği bir dernekte “Sanat ve Erotizm” ilişkisini konuşmak taşlanma ile son bulabilir hatta linçle dahi bitebilirdi değil mi? (!)

Tors

Ne kadar şanslıyız ki kayda değer vahim bir şey olmadan (!) medeni insanlar gibi “Erotizm ve Sanat” tartışıldı. Oysa resim derslerinde çizime yardımcı olmak amacıyla aynı dernekte tors bulunmakta ve açılan resim sergilerinde de nü resimler bulunabilirdi. Kaldı ki sanat ve erotizm de ne demek koca devlet tiyatroları yönetmeninden veya koca hocalardan daha mı iyi bileceğiz? Hele ki bir sanat derneğinde bunları konuşmak mı asla…

Örneğin; erotizm ve sanat konusu Bakırköy gibi ülkemizin en çok sanatçı yetiştiren ilçesinde sözde sanatçılar derneğinde konuşulmamalı, üniversitedeler de asla olmamalı, hele ki insanların bir şeyler araştırmak için kaynak aradığı kütüphanede bilimsel makaleler gibi tehlikeli kaynakların yer aldığı kütüphanelerde bu tür yazıların olduğu kitaplar hiç olmamalı… Sanat derneğinde erotizm ve sanat ilişkisi irdelenmeyecekse sinemada, tiyatroda, şiirde, heykelde, romanda kısaca sanatın hiçbir dalında, asla sözü dahi edilmemeli. Bu bir bilimsel makale olsa bile!

Hele ki tarih süreci içersinde bu tür şeyler olmamıştır. Erotizm İnsan yaşamına dair bir şey değildir, hatta eski çağlarda insanlar kendiliğinden çoğalarak meydana gelmiştir. Bundan dolayıdır ki” Mimesis’in suçu nedir? “ Sorusunu sormak dahi ayıptır. Sanatçılar(!) bunu yapıyorsa kütüphanelerinde bunu yapması doğaldır… Hatta bilimsel çalışmalarda dahi bu şeylere dikkat etmek lazımdır değil mi efendim?

Başınızı mı ağrıttık?

Buyurun Mimesis’in açıklaması…

 Kamuoyuna;

Mimesis Dergisi

Kültür Bakanlığı`nın Türkiye´nin farklı şehirlerinde il ve ilçe kütüphanelerine dağıttığı Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi, Elazığ İl Halk Kütüphanesi tarafından müstehcen içerikli olduğu gerekçesi ile iade edildi.

Elazığ İl Halk Kütüphanesi Müdürü Ahmet Pirinççi tarafından Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’ne gönderilen resmi yazıda, “MİMESİS adlı tiyatro /çeviri araştırma dergisinin 19. sayısının içeriğinde müstehcen resim ve çizgilerin bulunduğu okuyucularımız tarafından tespit edilmiştir” deniliyor.

Yazının devamında, bu tür yayınların okuyucuların ve çocukların ahlaki değerlerini bozduğu iddiası ile Elazığ İl Halk Kütüphanesi`ne veliler tarafından şikayet dilekçesi ile müracaat edildiği belirtiliyor. Elazığ İl Halk Kütüphanesi müstehcen içerikli bulduğu derginin Elazığ İl ve İlçe Kütüphanelerine bağış yolu ile olsa dahi gönderilmemesini talep ediyor.

Mimesis Dergisi Yayın Kurulu olarak belirtmek isteriz ki, müstehcen olduğu iddia edilen makale Antik Yunan komedyası hakkında bir çeviri-araştırma dosyası olan “Aristophanes Üzerine” adlı dosyada yer almaktadır. Kadının Tasviri: Aristophanes’in Lysistrata’sı ve Yunan Eşlerinin ‘Hetairalaştırılması’ adlı makale Washington Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Sarah Culpepper Stroup tarafından 2004 yılında kaleme alınmıştır.

20 yılı aşkın süredir yayınlanan ve danışma kurulunda Dikmen Gürün, Murat Tuncay, Zehra İpşiroğlu, Selda Öndül, Güngör Dilmen gibi tiyatro alanında önemli çalışmalarda bulunan akademisyen ve yazarların da sorumluluklar aldığı bir dergi, neden ahlaka aykırı bulunduğu konusunda açıklama bile yapılmadan, ”müstehcen” ilan edilmiştir. Akademik-bilimsel bir makalenin içeriği kaale alınmaksızın, ilişiğindeki M.Ö. 5. yüzyıla ait görseller bağlamlarından koparılarak “ahlaka aykırı” bulunup, raflardan kaldırılmıştır.

“Müstehcenlik”, “muhafazakar” duyarlılık adına yayın ve tiyatro dünyasının düzenli olarak maruz kaldığı ithamlardan birisi. Mimesis Dergisi’ne dönük müstehcenlik ithamını da aynı sansürcü zihniyetin bir çeşitlemesi ve yasaklaması olarak görüyoruz. Kültür Bakanlığı tarafından onlarca il ve ilçe kütüphanesi raflarına yerleştirilen akademik-bilimsel bir derginin, yine ona bağlı bir kuruluş tarafından raftan kaldırılmasını ise tek kelimeyle “absürd” buluyoruz.

Mimesis Tiyatro Çeviri Araştırma Dergisi Yayın Kurulu

 

Mimesis’in sitesi için TIKLAYINIZ.

Sinema sezonu kapandı ama ekim ayında Altın Portakal Film Festivali’nde yarışan 13 filmden 6’sı ilgi görmeyeceği için gösterime girmedi

geriye kalan

Geçtiğimiz yıl ekim ayında düzenlenen 48. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nin ‘Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 13 film yarışmıştı. Festivalin bitiminden bu yana 13 filmden 7’si izleyiciyle buluştu. Diğer 6 film ise sezonun kapanmasına rağmen gösterime girmedi. İlgi görmeyecekleri için sinema salonları tarafından talep edilmeyen bu 6 film festivalde yarıştığıyla kaldı.

ÖDÜLLERİ VAR AMA… 
Gösterime girmeyen filmler arasında ‘En İyi Yönetmen’ ve Devin Özgür Çınar ile ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü kazanan ‘Geriye Kalan’ ile ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’ ve ‘Behlül Dal Jüri Ödülü’ verilen ‘Lüks Otel’ de bulunuyor. ‘Geriye Kalan’ın yönetmeni Çiğdem Vitrinel 50 bin TL, 10 bin TL bütçesi olan ‘Lüks Otel’in görüntü yönetmeni Kenan Korkmaz ise 30 bin TL parasal ödül kazanmıştı. Gösterime giren 7 filmin gişesi ise 528 bin 416’sı ‘Behzat Ç.: Seni Kalbime Gömdüm’ün olmak üzere toplam 674 bin 658 olarak gerçekleşti.

Kaynak : [-]  Mehmet Çalışkan 

Trabzon Sanatevi’nin düzenlediği ve yarın başlayacak olan 4. Sanat Günleri’nde, Türk mizahı ve karikatürünün büyük ustalarından Turhan Selçuk’un çalışmalarını yansıtan iki de sergi açılacak

Turhan Selçuk

Sanat Günleri’nde resim, heykel, karikatür, fotoğraf, el sanatları sergisi, belgesel, sinema etkinlikleri, tiyatro, Türk Halk ve Türk Sanat Müziği konserleri, müzik dinletileri, söyleşi, panel, şiir dinletileri, atölye çalışmaları, imza günleri ve folklor gösterileri sunulacak.

Tüm profesyonel sanatçı, sanat grupları ve derneklere açık olan etkinlik yarın saat 18.00’de Trabzon Müzik ve Halkoyunları Gençlik Spor Kulübü Derneği’nin gösterisiyle başlayacak. Gösterinin ardından saat 18.30’da da ressam-heykeltıraş Hasan Fehmi Hızal’ın hazırladığı “Turhan Selçuk Çizgi Kahramanları Heykel Sergisi” ile Mizah Sanatı Derneği’nin hazırladığı “Turhan SelçukÖzgün Baskı Karikatür Sergisi” açılışı yapılacak.

Karikatür ve heykel sergisi, Turhan Selçuk’un kızı Aslı Selçuk, Belgesel film yönetmeni-İstanbul Uluslararası Kısa Film Festivali Yönetmeni Hilmi Etikan ve Yıldız Etikan, Yunanlı Görüntü Yönetmeni Andreas Sinanos’un katılımlarıyla gerçekleşiyor. Etkinlik 10 Haziran’a dek sürecek.

 Kaynak : [-]

 

Bu yıl ilk kez düzenlenen Varşova Türk Filmleri Haftası dün aksam Varşova’daki Muranow Sinemaları’nda başladı.

Varşova Türk Filmleri Haftası

Bu yıl ilk kez düzenlenen Varşova Türk Filmleri Haftası dün aksam Varşova’daki Muranow Sinemaları’nda başladı.

Polonyalı sinemaseverlerle buluşan ilk Türk filmi, usta Yönetmen Reis Çelik’in birçok uluslararası ödülün sahibi olan, 2012 yılı yapımı “Lal Gece”ydi. Varşovalıların yoğun ilgi gösterdiği gecede çocuk gelinleri anlatan ‘Lal Gece’ filmi büyük beğeni topladı.

Açılış gecesine ev sahipliği yapan isimlerden Türkiye’nin Polonya Büyükelçisi Reşit Uman, Türk filmlerinin yurtdışı pazarlarına açılmasının önemini vurgulayarak, etkinliği düzenleyen Büyülü Fener Kültür Sanat Derneği’ne teşekkürlerini iletti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Zekeriya Batmazoğlu ve Büyülü Fener Kültür Sanat Derneği Başkanı İrfan Demirkol’un da konuşma yaptığı gecede teşekkür plaketleri verildi.

Ünlu oyuncu Serhat Tutumluer ile usta Yönetmen Reis Çelik sponsorlara ve etkinliğe destek veren tüm katılımcılara teşekkür plaketlerini takdim etti

Film gösteriminin ardından geleneksel Türk mutfağından örneklerin sunulduğu açılış resepsiyonu verildi.

30 Mayıs’a kadar devam edecek olan Varşova’daki Türk Sineması Haftası’nda son iki yılda ödül kazanan birçok başarılı Türk filmi gösterime girecek.

Ayrıca etkinlik boyunca Polonyalı film alıcıları ile Türk yapımcılar film alışverişi için Varşova Türk Filmleri Pazarı’nda buluşacak.

Kaynak : [-]

İstanbul’74 tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen ‘İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali-Istancool’ bugün başlıyor.

istancool

Festival

25.05.2012 – 27.05.2012
Istanbul

Istanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali
25-27 Mayıs 2012, İstanbulTürkiye

www.istanbul’74.com

İstancool

ISTANBUL’74, Uluslararası yayın grubuVisionaire’in katkılarıyla ’İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali’nde yine Türkiye’nin ve dünyanın en önde gelen yaratıcı isimlerini İstanbul’da buluşturuyor. The Istanbul Edition Hotel’in festival konaklama sponsoru olarak  uluslararası konukları ağırlayacağı organizasyon için heyecanlı bekleyiş ve geri sayım başladı.

Festival kurucu ortağı ve kreatif başkanı Demet Müftüğlu Eşeli ile festival kurucu ortağı ve kuratörüAlphan Eşeli, Sanat ve Kültür Platformu“ISTANBUL’74” çatısı altında, 2010 ve 2011 yıllarında organize ettikleri festivalin üçüncüsünü yine moda, sanat, yayıncılık, müzik, mimari ve sinema alanlarında dünya’nın en yenilikçi ve üretken kurumların işbirliğiyle, içeriği daha da kuvvetlenmiş bir programla, ücretsiz ve herkesin katılımına açık bir etkinlik olarak gerçekleştireceklerdir. 

“İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali”, uluslararası sanatçı, yayıncı, yazar, yönetmen, tasarımcı, oyuncu, müzisyen, mimar ve moda tasarımcılarını, Türkiye’deki meslektaşları ile buluşturarak kültürel bir alışverişin sağlanması, evrensel anlamda zihinleri açmak ve İstanbul’dan farklı ülkelere ilham vermek için çalışmaktadır. Sanatsal deneyimlemeler, yaratıcı keşifler, sergiler, film gösterimleri, söyleşiler ve paneller ile yaşadığımız çağın en önemli ve kritik konularını ele alan ve üzerinde fikir üretmeye yol açan bir dünya festivali olarak, İstanbul’un her anlamda  marka kimliğini güçlendirecek bir amaca yöneliktir.

Festivalde,  dünya sinemasında Türkiye’yi başarıyla temsil eden usta yönetmen FERZAN ÖZPETEK, gerek Türkiye gerek uluslararası alanda ses getiren projelerin sahibi mimar EMRE AROLAT, edebiyat dünyamızın en değerli yazarlarından AYŞE KULİN; ünlü besteci ve piyanist TULUĞ TIRPAN, Türkiye’nin en başarılı oyuncularından MELTEM CUMBUL gibi isimler, başarılı oyuncu PELİN BATU’nun sunumuyla ve moderatörlüğü’nde gerçekleştirilecek panellerde, festivalin uluslararası konukları KARL LAGERFELD, MARIO SORRENTI, RICCARDO TISCI, NATE LOWMAN, CHARLIE SIEM, CARINE ROITFELD, MARK ROMANEK, ZOE CASSAVETES gibi sinema, moda, tasarım ve daha bir çok sanat dalında dünyanın önde gelen isimleriyle festival kapsamında İstanbul’da biraraya gelecek.

Festivalin 2011 yılındaki katılımcıları arasında; Terry Gilliam, Reha Erdem, Tilda Swinton, Riccardo Tisci, Dan Colen, Venice Film Festival director Marco Mueller, Reha Erdem, Courtney Love, Sophie Calle, Murathan Mungan, Ryan McGinley, Haider Ackermann, Michael Stipe, Serra Yilmaz, Jefferson Hack, Sam Taylor-Wood and Kirsten Dunst gibi isimler bulunmaktadır.

2012 yılı için,  önceki yılların başarılarından yola çıkarak İstanbul’un ufku açık bir dünya şehri profilini destekler nitelikte, geniş bir yelpazeye yayılan ve iddialı içeriğe sahip, 3 günlük bir kültürel buluşma programı, sanat ve kültür alanında Türkiye’nin ve dünyanın en önde gelen isimlerini 25 – 27 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da buluşturacak.

 İstanbul Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali 2012 sponsorları:

VAKKO – Ana Sponsor;

Turizim ve Kültür Bakanlığı – Desteği ile;

Istanbul EDITION – Resmi Konaklama Sponsoru;

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi‘nin Desteği ile;

Vakko Moda Merkezi, Tophane-i Amire – Mekan Sponsorları;

Hallas, Selamlique Istanbul, Ultra RPM – Festival Destekçileri;

Audi – Ulaşım Sponsoru;

Toles Event and Congress – Lojistik;

Prime Class – CIP Servisi;

Basın Ofisi Türkiye: SRP İSTANBUL

Zeynep Sungur / +90 534 826 47 00 / [email protected]

 Detaylı bilgi ve görsel için:

Hande Yedidal / [email protected] / 0212 243 3948 / www.istanbul74.com.

 Basın Ofisi Uluslararası: Adam Abdalla // Erika Oman

Nadine Johnson & Associates, Inc.

T: +1 212 228 5555 E: [email protected] / [email protected]

Daha fazla bilgi için :  www.istanbul74.com

Festivalin konusu “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” oldu

2. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Adem Sözüer’in öncülüğünde, Başakşehir Belediyesiişbirliğiyle düzenlenen adalet, sinema ilişkisini çok kapsamlı bir kültürel etkinlikle gündeme getirmeyi hedefleyen Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nin ikincisi 27 Eylül – 4 Ekim 2012 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşmek üzere hazırlıklarını sürdürüyor.

Geçen yıl “Darbeler” olan festivalin bu yılki teması, toplumumuzda ve dünyada en önemli sorunlardan biri olması nedeniyle, “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” olarak belirlendi. Festival geçen yıldan farklı olarak bu yıl iki uluslararası yarışma ile programını genişletiyor.

Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması: Festivalin ana teması olan “Kadına Yönelik Şiddet ve Ayrımcılık” ile bağlantılı kısa filmlerin katılabileceği “Uluslararası Altın Terazi Kısa Film Yarışması”, 01 Ocak 2011 tarihinden sonra çekilmiş tüm kısa filmleri bekliyor. Yarışma kapsamında oluşturulacak jüri kurulu tarafından belirlenecek en iyi kısa filme 6.000 Amerikan Doları para ödülü veriliyor.

Uluslararası Altın Terazi Uzun Metraj Film Yarışması: Suç, ceza ve adalet ilişkili uzun metraj filmlerin katılabileceği yarışmaya 01 Ocak 2011 tarihinden sonra çekilmiş uzun metraj filmler başvurabiliyor. Yarışma kapsamında oluşturulacak jüri kurulu tarafından belirlenecek en iyi filme 20.000 Amerikan Doları para ödülü veriliyor.

Festivalin yarışmalı bölümlerine başvuruda bulunacak katılımcıların, internet sitesindeki başvuru formunu doldurarak, ön izleme kopyalarını en geç 16 Temmuz 2012 tarihine kadar festival merkezine ulaştırması gerekiyor.

Kaynaka : [-]


“Can”, “İkizler Firarda”, “Can Dostum”, “Koruyucu”, “Aşk ve Para” ve “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” bu hafta vizyona girecek filmler…

İkizler FirardaBu hafta üçü yerli olmak üzere toplam 6 yeni film vizyona girecek.

Can

Raşit Çelikezer’in yazıp yönettiği “Can” filmi, anne-baba olmayı, sabretmeyi, sevgiyi, gururu ve pişman olmayı anlatıyor.

Selen Uçer, Serdar Orçin, Yusuf Berkan Demirbağ, Erkan Avcı, Zeynep Yalçın, Cengiz Bozkurt ve İdil Yener’in oyuncuları arasında yer aldığı filmin konusu şöyle:

“Mutlu bir evlilik yapan Ayşe ve Cemal, normal yollardan çocuk sahibi olamayınca Cemal’in zoruyla illegal yollara başvururlar. Başından beri bu duruma karşı tavır alan Ayşe, çocuğu bir türlü bağrına basamaz ve çocuk 1 yaşına gelirken Cemal evi terk eder. Çocukla bir başına kalan Ayşe, ondan kurtulmak için her yolu dener, ancak başarılı olamaz. Cemal’in ise artık bambaşka bir hayatı vardır.”

 

İkizler Firarda

Yönetmenliğini Yusuf Füven’in yaptığı bir aile komedisi olan “İkizler Firarda” filmi, iki kızın annelerini arama maceralarını beyaz perdeye taşıyor.

Bir sohbet sırasında babalarının konuşmalarını yanlış anlayan ikiz kardeşler, yıllar önce ölen annelerinin yaşadığını zannederek, Bursa’ya onu aramaya gider. Muhtardan aldıkları adresleri gezerken başlarından pek çok olay geçer.

Çekimleri Bursa’da gerçekleştirilen filmde, Necmi Yıldırım, İkranur Demirtaş, Ferganur Demirtaş, Nagehan Başer, Sümer Tilmaç, Cengiz Küçükayvaz, Oya Aydoğan ve Seda Sayan rol alıyor.

Can Dostum

Bugüne kadar gösterildiği ülkelerde elde ettiği yüksek gişe hasılatı ile dikkati çeken Fransız yapımı “Can Dostum” (Intouchables), hikayesini gerçek bir olaydan alıyor.

Geçirdiği bir kazadan sonra boynundan aşağısı felç olan zengin aristokrat Philippe, cezaevinden henüz salınmış genç göçmen Driss’i bakıcısı olarak işe alır. Herkes Driss’in bu iş için uygun olmayacağını düşünürken, Philippe ona inanır ve bir şans vermek ister.

Dünya dursa yan yana gelmeyecek olan bu iki karşıt dünya görüşünün çarpışmasının ve zamanla çılgın bir dostluğa dönüşmesinin komik, duygusal ve insanı derinden etkileyen hikayesini anlatan film, hayatın daha önce görmezden gelinmiş olan güzelliklerinin fark edilmesini sağlıyor.

Yönetmenliğini Olivier Nakache ve Eric Toledano’nun üstlendiği filmde François Cluzet, Omar Sy, Anne Le Ny ve Audrey Fleurot rol alıyor.

Koruyucu

Haftanın tek aksiyon filmi, Boaz Yakin’in yönetmenliğini gerçekleştirdiği “Koruyucu” (Safe).
Jason Statham, Chris Sarandon, James Hong, Anson Mount, Robert John Burke, Reggie Lee ve Catherine Chan’in rol aldığı filmin konusu şöyle:
“Çinli yeraltı suç örgütü Triadlar, 10 yaşındaki Çinli matematik dahisi Mei’yi memleketi Nanjing’den kaçırarak, örgütün rüşvet ve haraç çarkının kasası olarak kullanılmak üzere Amerika’ya gönderir. Böylece örgüt tek bir bilgisayar ya da yazılı belge kullanmayacak, bütün sayılar küçük kızın aklında olacaktır.

Rus mafyasıyla başı derde giren ikinci sınıf bir kafes dövüşçüsü olan Luke Wright, evsiz, beş parasız ve toplumdan soyutlanmış halde New York sokaklarında yaşamaktadır. Olaylar sonucu Rus mafyası, polis ve Triadlar arasında kalan Mei’yi, Luke Wright kurtarır ve kendi yok edilen hayatını da geri almak için şehrin altını üstüne getirir.”

Aşk ve Para

“Aşk ve Para” filminin (One for the Money) başrolünde oynayan Katherine Heigl, Janet Evanovich’in on sekiz ciltlik polisiye romanının sevilen kadın kahramanı Stephanie Plum’ı canlandırıyor.

Yönetmenliğini Julie Anne Robinson’ın yaptığı filmin konusu şöyle:
“New Jersey’de doğup büyüyen, gururlu bir kadın olan Stephanie, acilen nakit paraya ihtiyaç duymaktadır. Son çare olarak kefalet senedi veren şirketinde tahsilat ajanı olarak çalışmak için kuzenini ikna eder.

İlk olarak Vinny’nin en büyük borçlusu olan eski polis memuru, cinayet zanlısı ve geçmişte sonu kötü biten bir aşk macerası yaşadığı Joe Morelli hedefindedir. Ancak işin içine girdikçe Morelli’ye yöneltilen suçlamaların sağlam temelli olmadığını anlayan Stephanie, işine burnunu sokan ailesi, cinayete meyilli bir boksör, arka arkaya ölen tanıklar ve Morelli’yi bulduğunda ondan etkilenmesi gibi sorunların da devreye girmesiyle, yeni işinin düşündüğü kadar kolay olmadığını görür.”

Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi

Mustafa Erdoğan’ın genel sanat yönetmenliğini yaptığı ve 85’den fazla ülkede 30 milyon kişi tarafından izlenen “Anadolu Ateşi” gösterisi, “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” adıyla üç boyutlu olarak beyaz perdeye aktarıldı.

Çekimleri geçen yıl ağustos ayında Aspendos’ta yapılan dans gösterisinin 3D sinema filmi, detaylı ve titiz çalışmalar sonucunda 100 kişilik bir animasyon ve profesyonel 3D çekim ekibi tarafından 6 ayda gerçekleştirildi.

Akbank Sanat, Türkiye-Hollanda diplomatik ilişkilerinin 400. yılı etkinlikleri kapsamında Eye Film Institute işbirliği ile mayıs ayı boyuncaOscar ödüllü veya Oscar adaylığına layık görülmüş Hollanda sinemasından örnekleri izleyici ile buluşturacak.

Etkinlik kapsamında Marleen Gorris’in gözüyle güçlü bir feminist bakışın ürünü olan ve 1995 yılında Yabancı Dilde En İyi Film ödülü alan “Antonia’nın Yazgısı”, 1998 En İyi Yabancı Film ödüllü, bir baba ile oğulun acımasız ve karmaşık ilişkisini konu edinen “Karakter” filmi sergilenecek.

Ayrıca Oscar’a aday gösterilen, mizahi öğeleriyle dikkat çeken Paula van Der Oest imzalı 2001 yapımı “Zus and Zo”, Naziler tarafından işgal edilmiş Hollanda’da “çocuk” cesaretiyle direnen Michiel’in öyküsünü anlatan Martin Koolhoven imzalı 2008 yapımı “Oorglogswinter” (Winter in Wartime) ve Maria Peters’in yönettiği 2011 yapımı “Sonny Boy” filmleri etniklikte yer alacak.

SONNY BOY

SONNY BOY

Tarih: 5 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 14.00

Gerçek bir hikayeden yola çıkan Sonny Boy Surinamlı bir adam ile Hollandalı bir kadının yasak aşk ilişkisini konu ediyor. 20. yüzyılın ilk yarısına dair bir Hollanda portresinin görülebileceği film Annejet van der Zijl’in best-seller romanından bir uyarlama.

KARAKTER

Tarih: 12 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 14.00

Oscar ödüllü Karakter, yirmili yılların sonunda Rotterdam’da genç bir avukat adayı olan Jacob Katadreuffe’in yargıç babası Dreverhaven’a karşı verdiği zorlu mücadeleyi konu ediniyor. Joba ve Dreverhaven gayrimeşru çocuğu olan Jacop Dreverhaven’in ölü bulunması sonucunda şüpheli olarak tutuklanır. Jacop çocukluğuna doğru yaptığı bir yolculuk ve iç hesaplaşmanın sonucunda babasıyla olan karmaşık ilişkisinde zorlukla da olsa bir çıkış yolu bulur.

ZUS AND ZO

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 12.00

Yabancı Dilde En İyi Film Akademi Ödülü’ne aday gösterilen film, eğlenceli hikayesiyle dikkat çekiyor. Birbirinden oldukça farklı üç kızkardeş,

ZUS AND ZO

eşcinsel erkek kardeşleri Nino’ya karşı tek vücut olurlar. Bunun tek nedeni Nino’nun ailenin Portekiz sahilindeki şahane Hotel Paraiso’yu ele geçirebilmek için bir kadınla evlenmeye karar vermesidir. Kızkardeşlerin oteli ellerinde tutmak için verdikleri mücadele filme mizahi bir tat katıyor.

ANTONİA’NIN YAZGISI

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat:14.30

Antonia’nın bir sabah uyanıp o gün öleceğini hisseder ve tüm sevdikleri etrafında toplanır. Yabancı dilde en iyi Oscar ödülü alan film feminist bir yönetmenin güçlü bakışıyla, üç nesli; Antonia, kızı ve torununu, bir çiftlik evinde bir araya getiriyor. Antonia, 2. Dünya Savaşı’nın ardından doğduğu ülke olan Hollanda’ya dönüş yapar. Etrafında aynen kendisi gibi cesur ve kararlı kadınları toplamıştır. Kırk yıllık bir sürede aşk, nefret, cesaret, intikam, din, felsefe, şiir ve ölüm bir arada harmanlanır.

SAVAŞ ZAMANINDA KIŞ

Tarih: 26 Mayıs 2012 Cumartesi – Saat: 17.00

Oscar adayı olan bu film İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1945 yılında Nazilerce işgal edilmiş karlarla kaplı bir Hollanda’da ülkesini nazizmden kurtarmak için direnişe geçmiş 13 yaşındaki Michiel’in hikayesini anlatıyor. Savaşın maceracı doğasının bu küçük çocukta yarattığı cesaret kısa sürede onu tehlikeye götürecek ve umutsuzluğa sürükleyecektir.

Etkinlikler ücretsiz!..

 

 

Kaynak: [-]

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Sinematek gösterimleri, cuma akşamı başlayacak 

İzmir'de Macera Filmleri

İzmir Büyükşehir Belediyesi, 3 yıldan bu yana sürdürdüğü ve gelenekselleşen, “Yeniden Sinematek” etkinliklerine “macera filmleri klasikleri” temasıyla devam ediyor. Gösterimler, her cuma akşamı saat 20.00’de İzmir Sanat’ta başlayacak ve yine ücretsiz olacak.


İlk olarak 4 Mayıs cuma akşamı, 1959 yılı ABD yapımı “Gizli teşkilat” (North by NorthWest) isimli film gösterilecek. Alfred Hitchcock tarafından yönetilen filmde, Cary Grant, Eva Marie Saint ve James Mason gibi dönemin ünlü isimleri rol alıyor.

11 Mayıs cuma akşamı, 1948 ABD yapımı “Sierra Madre hazineleri” (The Treasure of the Sierra Madre) İzmirlilerle buluşacak. Humphrey Bogart’ın başrolde olduğu film, yönetmen John Huston ve babası Walter Huston’a birer Oscar Ödülü kazandırmıştı. Başarılı konusu ve Bogart’ın olağanüstü oyunculuğuyla ses getiren film, sinema tarihinde aynı filmle bir baba-oğla Oscar kazandıran tek film olma özelliğini taşıyor.

18 Mayıs cuma akşamı ise 1961 yılı Japonya yapımı “Yojimbo” isimli film gösterilecek. Japonlar’ın dünyaca ünlü başarılı yönetmenleri Akira Kurusawa’nın yönettiği film, 1800’lerin Japonyası’nda “Sanjuro” adındaki gezgin bir samurayı ve yaşadıklarını anlatıyor.

İzmirliler “Sinematek” sayesinde; Ekim-Kasım ayında “Komedi Filmleri”, Aralık ayında “Fantastik Filmler”, ocak ayında “Japon Sineması”, şubat ayında “Müzik ve Dansın Büyüsü” ile buluşan İzmirliler, mart ayında “Şehir hikayeleri”, nisan ayında ise “Sesin gölgesinde” temalı filmleri ücretsiz olarak izleme şansı bulmuştu