Şunun için etiket arşivi: sanat

Türkiye’nin önde gelen psikedelik folk gruplarından Baba ZuLa, Ekümenopolis’ belgeseline yaptığı müziklerden ilham alarak 1 Şubat’ta başladığı “Ekümenopolis İstanbul” dünya turnesine devam ediyor.

baba zulaDünya turnesine 1 Şubat’ta Tokyo’da başlayan Baba ZuLa sırasıyla Japonya, Kıbrıs, Türkiye, Almanya, Belçika, İsviçre, Danimarka, Avusturya, İtalya, Sırbistan ve İsrail’de oryantal rock’n roll tarzıyla hem dinleyicilere müzik şöleni sunucak hem de “Ekümenopolis İstanbul” konusuyla dinleyicileri düşündürecek.

Eşsiz sahne şovları, ilginç kostümleri ve şiirsel müzikleriyle rock’n roll’u yeniden yorumlayan Baba ZuLa neoliberal kentleşmenin fotoğrafı olan ve çizgi film bölümünün müziklerini bestelediği Ekümenopolis belgesinden ilham alarak dünyanın birçok ülkesinde konserveriyor.

Şimdiye kadar çıkardıkları 7 albüm, besteledikleri film müzikleri ve verdikleri sayısız konser ile dünya çapında tanınan ekip, bu kez psychedelic folk tarzını 26 gün boyunca tüm dünyaya duyurmaya, hazırlanıyor.

Farklı tarzıyla yıllardır Babylon’un vazgeçilmez grubu olan ve özellikle yabancılar ve gençlerden büyük ilgi gören Baba ZuLa en son albümü “Gecekondu”yu 2010 yılında yayınladıktan sonra geçtiğimiz sene Ekümenopolis belgesine bir parça yaptı ve Hindistan’da canlı konser albümünü yayınladı.

01.02.13. // Tokyo, Japonya

02.02.13. // Tokyo, Japonya

03.02.13 // Kumamoto, Japonya

09.02.13. // Lefkoşa, Kıbrıs

16.02.13 // İstanbul,Türkiye

20.02.13 // Antalya, Türkiye

21.02.13 // İzmir,Türkiye

22.02.13 // Denizli, Türkiye

02.03.13 // İstanbul, Türkiye

06.03.13 // İstanbul, Türkiye

07.03.13 // Ankara, Türkiye

08.03.13 // Eskişehir, Türkiye

12.03.13 // Frankfurt, Almanya

13.03.13 // Leipzig, Almanya

15.03.13 // Köln, Almanya

16.03.13 // Gent, Belçika

17.03.13 // Bochum, Almanya

20.03.13 // Karlsruhe, Almanya

21.03.13 // Zürih, İsviçre

22.03.13 // Stuttgart, Almanya

23.03.13 // Kopenhag, Danimarka

24.03.13 // Berlin, Almanya

26.03.13 // Kassel, Almanya

27.03.13 // Graz, Avusturya

28.03.13 // Viyana, Avusturya

29.03.13 // Triest, İtalya

30.03.13 // Genk, Belçika

04.04.2013 // İstanbul, Türkiye

20.04.2013 // Belgrade, Sırbistan

26.04.2013 // Trento, İtalya

27.04.2013 // İstanbul, Türkiye

05.05.2013 // İstanbul, Türkiye

25.05.2013 // İstanbul, Türkiye

30.05.2013 // Tel Aviv, İsrail

Kaynak :[-]

“Doodle 4 Google Logo Yarışması”nda son dönemece girildi. Finale kalan 10 logo için halk oylaması başladı.

gooogle-doodle Mart ayı başında duyurulan “Türkiye’nin Harikaları” temalı Doodle 4 Google logo yarışmasında finale kalan son 10 logo için halk oylaması başladı.

Genç yeteneklerin ülkemizin benzersiz doğal güzelliklerini anlatan veya tarihi ve turistik yerlerini konu alan Doodle’larını tasarlayarak yarışmaya katılabildiği yarışmada 12 Nisan tarihine kadar devam edecek oylamada Doodle’lar 1-4 ve 5-8. Sınıflar olmak üzere iki ayrı grup kategorisinde değerlendiriliyor.

“Türkiye’nin Harikaları” temasıyla ülkemizin benzersiz doğal güzellikleri ile tarihi ve turistik yerlerini anlatan en iyi Doodle’ın sahibi olan öğrenci 10.000 TL tutarında burs almaya hak kazanırken, öğrencinin okuluna da 15.000 TL değerinde ayni teknoloji teşviki sağlanacak.

Google sayfasından

Dünya tarihine mal olmuş kişilerin doğum günlerini, ülkelerin festival ve bayramlarını kutlamak amacıyla ana sayfamızda Doodle adını verdiğimiz özel logoları kullanmaktayız. Google Türkiye olarak Türkiye’deki, 1. sınıftan 8. sınıfa kadar olan tüm öğrencileri, kendi ‘Doodle’ tasarımlarını sergileyecekleri M.E.B destekli Google Doodle yarışmasına katılmaya davet ediyoruz.

Bu yılın teması “Türkiye’nin Harikaları”. Ülkemizin benzersiz doğal güzelliklerini anlatan veya tarihi ve turistik yerlerini konu alan Doodle’larınızı bizimle paylaşmanızı istiyoruz. Tasarlayacağınız logoda, gizemli gezegen olarak da anılan Kapadokya’daki Peribacaları, bilim ve kültür merkezi Hasankeyf, akustiği hala bir sır olan Aspendos Antik Tiyatrosu ya da Mimar Sinan’ın 7 senede tamamladığı Süleymaniye Camisi gibi Türkiye’nin Harikalarını yansıtabilirsiniz.

Birinci seçilen Doodle tasarımı, Google Türkiye ana sayfasında bir gün boyunca Google logosu olarak yayınlanacak ve milyonlarca kişi tarafından görüntülenecektir. Öğrenciler için 10.000 TL tutarında burs, okulları için 15.000 TL değerinde aynî teknoloji yardımı ve ilk 10 finalist öğrenci ve öğretmenlerine Nexus 7 tablet ödülü verilecektir.

Oylama için TIKLA

İSTANBUL  BAHÇELİEVLER BELEDİYESİ

Son Başvuru : 10 Nisan 2013

Bahçelievler “Nurettin Topçu” – “Necip Fazıl Kısakürek”

kültür merkezleri

Bahçelievler Belediyesi’nin 7 yıldır aralıksız olarak düzenlediği “Genç Sahne Tiyatro Festivali” bu yıl 3 – 13 Mayıs tarihlerinde Bahçelievler Belediyesi – Nurettin Topçu ve Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezleri’nde gerçekleşecek. Ulusal nitelikli festival;7genç-sahne tiyatro festivali Profesyonel, Amatör, Üniversite Topluluklarını ağırlayacak.

Genç Sahne Tiyatro Festivali bu yıl “Kendini Sahneye Bırak!” sloganı ile yola çıkıyor.

Bahçelievler Belediyesi’nin 10 gün boyunca ev sahipliği yapacağı festival, gençlerin sahnelerdeki varlığına tanık olmayı ve izleyiciyi genç sanatçılarla ve sanatçı adaylarıyla buluşturmayı hedefliyor. Ayrıca zor şartlara rağmen ayakta durmaya çalışan genç sanatçılara bir teşekkür niteliğinde olacak olan bu organizasyonda, gençlere “genç sahneyle” kendini tanıtma imkânı sunulması da amaçlanmaktadır.

Birbirinden farklı yerli ve yabancı metinlerle, izleyiciye değişik lezzetler tattıracağına inanılan “Genç Sahne” Tiyatro Festivali’nin profesyonel ve amatör genç tiyatrocular için de tanışma imkânı olacağı düşünülmektedir.

Katılımın ve gösterimlerin ücretsiz olacağı festival, Bahçelievler Belediyesi’nin, son yıllarda tiyatroya verdiği desteğin devamı niteliğinde olan bir kültür hizmetidir.
KATILIM KOŞULLARI İÇİN TIKLAYIN
BAŞVURU FORMU İÇİN TIKLAYIN

İletişim

Telefon         : 0212 441 98 93

E – Posta      : [email protected]

İnternet       : www.gencsahne.com

01 Mayıs – 30 Ağustos arasına yayılan 120 günlük bir müzik maratonu! Pozitif Live tarafından gerçekleşecek olan Vodafone İstanbul Calling, İstanbul’un en uzun soluklu şehir festivali olmaya hazırlanıyor.

 

istanbul-calling-vodafoneDünyaca ünlü isimlerin konser vereceği ”Vodafoneİstanbul Calling” Festivali, 1 Mayıs-30 Ağustostarihleri arasında gerçekleştirilecek. Festivalkapsamında 30 Mayıs’ta Rihanna konser verecek.

Pozitif Live’dan yapılan açıklamaya göre,Vodafone ana sponsorluğunda ve Garanti Bankası resmi sponsorluğunda düzenlenecek festival,farklı müzik türlerini buluşturacak. BJK İnönü Stadyumu ve Parkorman gibi mekanların yanı sıra Babylon, Salon İKSV, Maçka Parkı, Göztepe Parkı ve Pera Müzesi gibi mekanların da yan etkinlikler için kullanılacağı festivalde, 4 ay boyunca konserler, paneller,atölye çalışmaları, partiler ve çeşitli etkinlikler İstanbullular ile buluşacak.

Festival kapsamında, BJK İnönü Stadyumu‘nda 30 Mayıs’ta Rihanna, 7Haziran’da Tiesto, 29 Haziran’da The Prodigy, Basement Jaxx&Jaguar Skills, 7 Temmuz’da Snoop Dogg, Cee-Lo Green&Nas ve 26Temmuz’da Iron Maiden, Anthrax&Voo Doo Six konserleridüzenlenecek.

Parkorman’da 23 Haziran’da The National, 30 Haziran’da Thirty Seconds to Mars, 2 Temmuz’da Sigur Ros, 21 Temmuz’da Kesha ve 16Ağustos’ta Placebo, sahneye çıkacak.
Çok sayıda yan etkinliğin düzenleneceği festivalle ilgili ayrıntılı bilgiyewww.istanbulcalling.com” ve www.pozitiflive.com” adreslerinden ulaşılabilecek.

Onlarca dünya starı, 20’ye yakın etkinlik, şehre yayılan pek çok önemli mekanda konser, panel, atölye çalışmaları, partiler ve daha pek çok fazlası bu sene festival bünyesinde şehri ele geçirecek. Vodafone ana sponsorluğu ve Garanti Bankası resmi sponsorluğunda dört aya yayılan ve farklı müzik türlerini bünyesinde barındıracak olan festival 2013 yazında Türkiye’nin kültür-sanat gündemine oturmaya hazırlanıyor.

Konserler vediğer etkinlikler için TIKLAYINIZ.

 

 

Gitar alanında ismi en önde gelen isimlerden Joe Satriani yeniden İstanbul’da olacak

Gitar tarihinin Jimi Hendrix ve Eddie Van Halen ile birlikte en büyük isimlerinden biri olan, enstrümantal rock tarihinde yeni bir yol açmış Joe Satriani altı yıl aradan sonra Kod Müzik organizasyonuyla 18 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak.

Joe SatrianiMüzikle içli dışlı bir aileden gelen Joe Satriani müziğe davul çalarak başladığı sanat hayatını, Tony Iommi, Jimmy Page, Jeff Beck ve en çok Jimi Hendrix’i dinleyerek şekillendirdi. 1970’li yılların başında önemli caz ustaları Billy Bauer ve Lennie Tristano ile çalışan, dersler alan Satriani ardından 10 yıl süren bir öğretmenlik macerasına başladı.

Kaliforniya’daki Berklee Müzik Okulu’ndaki eğitmenliği sırasında Steve Vai, Metallica’nın gitaristi Kirk Hammett, Primus’dan Larry LaLonde, Testament’dan Alex Skolnick, Charlie Hunter gibi gitar dünyasında önemli sanatçılar öğrencisi oldu.

Kendine özgü beste anlayışı, gitar tekniği ve ‘sound’uyla tüm zamanların en değerli gitarcılarından biri olduğunu kanıtlayan Joe Satriani, 1986 yılında başlayan profesyonel müzik hayatına 10 milyonun üzerinde albüm satışı ve 14 Grammy adaylığı sığdırdı. 2008’de çıkardığı “Professor Satchafunkilus And The Musterion Of Rock” albümünde Satriani’nin doğu ritimlerine daha çok yer verdiği dikkat çekerken, Aşık Veysel’in “Kara Toprak” türküsünü de kendi üslubuyla yorumladı.

18 Mayıs’ta KüçükÇiftlik Park’ta hayranlarıyla buluşacak olan sanatçının ülkemizde oldukça geniş bir hayran kitlesi bulunuyor.

 Çankaya Mizah Festivali 2. yılında yine Ankaralıların yüzünü güldürecek.

Bu yıl 25-28 Nisan tarihleri arasında 2. kez düzenlenecek olan Çankaya Mizah Festivali, Ankara sokaklarında barışın, ötekinin, umudun gülen yüzü olacak. Yine oldukça dolu bir programla hazırlanan festivalin sloganı ise:”Nanik!”

Geçtiğimiz yıl büyük usta Sadri Alışık mizah festivalianısına düzenl
enen festival bu kez bir başka büyük isme, Aziz Nesin’e ithaf ediliyor. Nesin Vakfı ile birlikte hazırlanan çok özel “Aziz Nesin Hakkında Her Şey Sergisi”, Aziz Nesin ile ilgili söyleşiler ve oyunlarında yer alacağı festival çok önemli konukları Ankara’da ağırlayacak.

Festivalin tüm etkinlikleri bu yılda ücretsiz.

Festival programı ve tüm detaylar yakında www.mizahfest.com adresinde olacak.

 

Fotoğraf paylaşım uygulaması Instagram’da dünya çapında ün kazanan Mustafa Seven’in fotograf sergisi “Tek”, 7 Mart’ta Galeri Eksen’de…

Fotoğraflarını uzun yıllar gazete ve dergilerde görmeye alıştığımız Mustafa Seven’in “Tek” isimli fotoğraf  sergisi yaşamın içinden farklı anları içeren ve Seven’in fotoğrafik dilinin ipuçlarını barındıran fotoğrafları biraraya getiriyor.

Mustafa Seven, uzun yıllar fotoğrafın birçok alanında üretim yapmış ve bunları farklı mecralarda bizlere sunmuş bir fotoğrafçı.

Seven’in son yılardaki yayın mecrası ise Instagram. Instagram kullancıları arasında Türkiye’de en fazla takipçi sayısına sahip Seven’in fotoğrafları dünyanın birçok yerindeki hayran kitlesi tarafından da takip ediliyor.

Mustafa Seven’in 7 Mart’tan itibaren Nişantaşı Galeri Eksen’de izleyicilerle buluşacak “Tek” fotoğraf sergisi, Seven’in son dönem çalışmalarının içinden bir seçkiyi barındırıyor.

Foto-muhabirliğinden reklam fotoğrafçılığına dek geniş bir yelpazede üretim yapan Seven’in son yıllarda ticari işler dışında ürettiği ve takipçileriyle paylaştığı fotoğraflardan yapılan seçki aynı zamanda Instagram’da paylaşılan kare formatların kimilerinin tam kadrajlarını barındırıyor.

Sergi, 7-28 Mart 2013 tarihleri arasında pazar günleri hariç her gün 10:00-19:00 saatleri arasında gezilebilir.

Mustafa Seven kimdir?

1974 yılında Sivas’da doğan Seven, 1995 yılında Sabah Gazetesi Dergi Grubu’nda başladığı foto-muhabirliğini sırasıyla Hürriyet Dergi Grubu, Gazete Pazar, Milliyet ve son olarak da fotoğraf editörü olarak Akşam Gazetesi’nde sürdürdü.

Foto-muhabirliği yıllarından sonra 2006 yılında GİF’i (Güzel İşler Fotoğrafhanesi) kuran Seven, çalışmalarını reklam alanında ve özel projeler ile GİF çatısı altında yürütüyor.

“Normallik ve Delilik Arasındaki Sanatçılar: Bosh’dan Dali’ye Ham Sanat’tan Basquiat’ya” adı altında Ravenna Sanat Müzesi’nde açılan sergi, yaratıcılığın sınırlarında gezinen “borderline” diye tanımlanan sanatçıların dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor ziyaretçiyi.

Ferrara’daki müzede topluca sunulan 200 yapıt, uçurumların kıyısında süregelen sonu olmayan bir yolculuğa eşlik ediyor. Geceyle gündüzün, gerçekle düşün birbirine karıştığı bu yolculukta, deliliğin sınırlarındaki sanatçılar, ziyaretçiyi kaosa sürüklüyor. Bu serginin küratörlüğünü üstlenen Ravenna Sanat Müzesi’nin (Mar) müdürü Claudio Spadoni, serginin katoloğunu yayımlayan Gabriele Mazotta ve psikiyatr Giorgio Bedoni’nin amacı da borderline sanatçıların fırçasından çıkan yapıtlar aracılığıyla her türden sınırı aşmak.

Çocuksu yaratıcılık
Fransızcada “Art Brut” diye tanımlanan, “Ham Sanat”ın temsilcisi sayılan sanatçıların yapıtlarıyla düzenlenen serginin ana teması, Paul Klee ve Jean Dubuffet’nin ”ilkel bir içgüdü” diye yorumladıkları esinlenme konusuna odaklanıyor. Tek başlarına, sessiz bir ortamda, psikiyatrik sorunları nedeniyle yaşamın kıyısına itilen yaratıcıların yapıtlarıyla karşı karşıya geliyor bu sergide ziyaretçi. “Art Brut” bu sıra dışı yaşamlarda, İsviçre’deki psikiyatri kliniklerinde yıllar süren bir yaşam süren Dubuffet’nin vurguladığı gibi primitif ve çocuksu bir nitelik ve yaratıcılık barındırıyor.

Sıra dışı bir dünyanın kapılarını aralayan Ferrara’daki sergide sanat dünyasında Pontormo diye anılan melankolik Jacopo Carrucci’nin uyguladığı diyet ve sürekli şikayet ettiği bağırsak rahatsızlığıyla ilgili yakınmalarını not düştüğü hüzünlü günlüğe de yer veriliyor. Carrucci bu günlüğü, 1554’de Floransa’daki San Lorenzo kilisesindeki bir iskeleden düşmesinin hemen ardından tutmaya başlıyor.

Müzikle terapi
Art Brut akımının bir başka önemli temsilcisi Hugo van der Goes da melankolik ve acaip davranışlarıyla dikkat çeken bir sanatçıydı. Sanat kariyerinin zirvesindeyken Brüksel’deki Roode Kloster manastırına kapanmaya karar verdi. Gerçek dışı şeyler gördüğünü söylüyor ver bağrıyordu. Yunanlı hekimlerin yolundan giden dönemin doktorları, Goes’u müzikle tedavi ediyordu.

talyan Annibale Carracci ile Carlo Dolci de melankolik karakterleriyle tanınan iki sanatçıydı. Her iki sanatçının özyaşam öykülerini kaleme alan biyografi yazarları, Carracci’nin yaşadığı aşklarla ilgili derin bir depresyona sürüklendiğini, Dolci’nin ise konuşmayı kestiğini, iletişim kurmaktan kaçındığını aktarıyor.

Viyana’da sanat tarihi mezunu olan, ardından Londra’da müzik ve tıp eğitimi alan 1886 doğumlu Hans Prinzhorn, psikanalist olmuştu. Ayrıca Heidelberg üniversitesinde ünlü bir psikiyatrın asistanlığını yapıyordu.

Prinzhorm’un “Akıl Hastalarında Plastik Faaliyet” başlıklı ilk kitabı 1922’de yayımlandı. Prinzhorm Almanya’dan Latin Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada çeşitli kliniklere yatırılan akıl hastalarının farklı niteliklerdeki yapıtlarını inceliyordu.

Psikopatolojik sanat
1923 tarihli Venedik Bienali ile 1900 Paris Uluslararası Sergisi’nde, Afrikalı sanatçıların işleri olan heykellerden bir retrospektif düzenlemişti. Avrupa dışı kültürlerden gelen sanatçıların yapıtları ilk kez sunuluyordu. Aynı yıllarda primitifler ve çocukların yaptıkları resimleri çağrıştıran “ Art Brut/Ham Sanat” da modaydı.

Blaue Reiter’in Münih’de açılan bir sergisi üzerine “Die Alpen” dergisinde bir yazı yazan Paul Klee, “Çocuklar özgür bırakıldıkları sürece çok sayıda birçok ayrıntı aktaran resim yapıyor” diye not düşmüştü. Klee’nin meslektaşı Gabriele Münter, o yıllarda çocuk resimlerinin koleksiyonunu yapıyordu.

Birinci dünya savaşı sırasında İsviçre’deki kahvelerde bir araya gelen militarizm karşıtı ve anarşist Dada akımının temsilcileri, primitifler ve çocukların resimlerini çağrıştıran Art Brut akımını taklit etmişti. Öte yandan psikanalist Prinzhorm’un koleksiyonu gitgide büyüyerek 5 bin yapıta ulaşmıştı. “Psikopatolojik sanat” diye anılan kavram da bu dönemde ortaya çıkmıştı.

Jean Dubuffet 1945’de “Ham Sanat”ı, toplumdan dışlanmış ya da kendini bilinçli şekilde toplum dışına atmiş kişilerin sanatı olarak tanımlamıştı. “Art Brut”, hem ham hem de şampanya gibi “köpüklü” biir akımdı. Kendisi aynı zamanda şarap tüccarı olan Dubuffet, “Art Brut” sanatçılarını bir çatı altında bir araya getiren bir şirket de kurmuştu.

Ravenna Sanat Müzesi’nde “Borderline, Normallik ve Delilik Arasındaki sanatçılar: Bosch’dan Dali’ye, Ham Sanat”tan Basquiat”ya başlıklı sergi, 16 hazirana kadar sanat dünyasının “çılgınları”nın portreleri ile sıra dışı işlerini bir araya getiriyor.

“Art Brut” akımının takipçileri portreye çok önem veriyordu. Bu obsesif seçimin ilk örneği Van Gogh’da izleniyor. Francis Bacon, “Sevilmek için sanatçı oldum” diyordu. Gerçeküstü resmin ünlü ismi Salvador Dali’yle noktalayalım, “Bir deliyle aramda tek bir fark var; ben deli değilim!”

Kaynak : Aslı Kayabal [-]

Küçükçekmece Arena, sanatseverlerle 1 Nisan’da buluşuyor. Mimarisiyle fark oluşturan merkez, dünyanın kültür ve sanat faaliyetlerine ev sahipliği yapacak

Avrasya’nın en büyük gösteri merkezi Küçükçekmece Arena, 1 Nisan’da sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. 70 milyon TL’lik bütçeyle 30 bin metrekare alan üzerine kurulan, modern mimarisiyle fark oluşturan merkez dünyanın kültür ve sanat faaliyetlerine ev sahipliği yapacak. Merkezin son halini gezen Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, merkezin Türkiye’yi ve İstanbul’u dünyada sanatın farklı bir noktasına taşıyacağını söyledi. Küçükçekmece Arena’nın 1 Nisan’da sanatsevere kapısını açacağını belirten Yeniay, “Perde demeye çok az zamanımız kaldı. Son bir ayın içindeyiz. Hummalı çalışmalar devam ediyor” diye konuştu.

TÜRK MİMARLARIN BAŞARISI 

Yeniay, sahne sanatları ve müzik için Türkiye’de dizayn edilmiş tek merkezin burası olduğunu belirterek şunları söyledi: “Müziği statlar ve kapalı spor salonlarından çıkarmak için, akustiği, efektleri, ışık sistemleri ona göre dizayn edilmiş bir merkez hedefliyoruz. Bu eser Türk mühendis, mimarlarının ve Türk işçisinin bir başarısıdır. Sadece çatıda kullandığımız malzeme miktarı Eyfel Kulesi’nde kullanılan malzeme miktarından fazla. İnanıyorum ki, bölgemizin gelişimine çok ciddi katkı sağlayacak.” Merkezde, spor aktivitelerine de yer vereceklerini belirten Yeniay, “Burada ihtisas kulüplerimiz olacak. Güreş, tekvando, judo kulüplerimiz alt katta yer alacak. Birkaç bin sporcusuyla yarının olimpiyatlarına talip olacağız” dedi.

Güzel Sanatlar Fakülteleri veya Akademilerin Resim, Heykel, İç Mimarlık, Grafik Tasarım, Geleneksel Türk Sanatları, Tekstil Ve Moda Tasarımı, Seramik Ve Cam Tasarımı ve yetenek sınavı ile öğrenci alan okulların sınavlarına hazırlık amacıyla Talep üzerine  Pazar günü için yeni sınıf açılacaktır.

 

Talebin yoğunlaştığı saat olan 15:00 – 19:00 arası için öğrenci kayıtları başlamıştır.

Adres bilgimize ve telefonlarımıza ulaşmak için” İletişim” ‘e tıklayınız.  Bizleri ziyaret ederek bilgi alabilir veya telefonla görüşebilirsiniz. Arzu ediyorsanız bir Pazar günü kağıt ve kalemlerinizi alarak bir ders misafirimiz olup kendinizi deneyebilirsiniz.

Bildiğiniz gibi hazırlık eğitimlerimizi Heykel sanatçısı ve Temel sanat eğitmeni  Ş.Hale ÜRKMEZGİL vermektedir.

 

YAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenen Bursa 11. Kitap Fuarı, 9-17 Mart 2013 tarihleri arasında Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını okurlara açmaya hazırlanıyor.

Bursa’da “Kitap Baharı”nı estirecek olan fuara bu yıl 240 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken imza günleri ve etkinliklerde 500 yazar okurlarıyla buluşacak. Dokuz gün süresince söyleşi, panel, şiir dinletisi, okuma saatleri ve çocuk etkinlikleri gibi 70 kültür etkinliği gerçekleştirilecek.

Bursa 11. Kitap Fuarı, 9-16 Mart 2013 tarihleri arasında 10.00-19.30, kapanış günü olan 17 Mart 2013 tarihinde ise 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Fuara giriş ücretsiz.

Kaynak:[-]  [-]

Umudu ve gücünü kadınlardan alan, kadınlar tarafından kadınlar için yapılan, bu yıl hırpalanan-susturulan-görmezden gelinen tüm kadınlara ithaf edilen festival, on dokuz ülkeden kadınlar ve filmlerini ağırlayacak.

 

Festival, tema bölümleri, toplu gösterimler, açılış, kapanış etkinlikleri, 5. Altın Bamya Ödülleri, söyleşiler ve atölyelerle, 15-23 Mart’ta İstanbul’da, 30-31 Mart’ta İzmir, 6-7 Nisan’da Sinop, 13-14 Nisan’da Bitlis’te sizlerle olacak!

Festivalde Neler Var:

Kadınların Sineması bölümünde dünyadan ve Türkiye’den, kadınların son yıl-larda yaptığı her türdenfilmleri derledik.

Bedenimiz Bizimdir bölümünde dünyanın dört bir yanından kadınların bedenimiz bizimdir diyen filmleri yer alıyor.

Kendine Ait Bir Cüzdan bölümünde kadınların cüzdanlarıyla da kendi ayakları üzerinde durma hikayelerini derlediğimiz filmler izleyeceksiniz.

Cins-iyet-ler bölümünde ise cinsiyet ve cinsel kimlik meselelerine dair filmlere yer verdik.

Women Make Movies seçkisi Filmmor-Women Make Movies dayanışmasının ürünü, birlikte hazırladığımız özel bir seçki.

 

Mor Kamera Umut Veren Kadın Sinemacı Ödülü: 10 yıldır kadınların yarışmaya değil dayanışmaya, yan yana olmaya ihtiyacı var diyerek yarışma yapmaktan imtina eden festivalimizde yine yarışma yok ama artık bir dayanışma ödülü var. Bu dayanışma ödülü:

– Kadınların edilgen, geleneksel, cinsiyetçi olmayan temsillerine,

– Muhafazakar/ataerkil baskının kıskacında kadınların öznelik, öznellik, direnç, eylem ve düşlerine alan açan filmlerin yönetmenlerine verilecek.

Toplu Gösterimler: Kadınların sinemasının ilham ve güç veren iki özgün yönetmeni: Yeni Türkiye sinemasının “auteur”lerinden Yeşim Ustaoğlu ve filmlerinde kadın erkek ilişkilerini mizahi bir dille yeniden yapılandıran Doris Dörrie toplu gösterimleriyle festivalde.

Dört ilde bir ay boyunca sizlerle birlikte olacak festivalin programı daha sonra yayınlanacaktır.